Загрузка видео...

Не удалось загрузить видео

На главную

#KemalKurkut Ercan Kurkut Ahmet abi "Ahmet Oruç" malesef coğrafya kaderdirin gerçek örneklerinden bu yeteneği bu becerisi kanıtıdır profesyonel olarak eleştiriye açık değil karşınızda doğuştan yetenekli biri var çünkü alaylı. #KemalSenBaharinAcmamisCicegisin

32,016 просмотров • 1 год назад •via X (Twitter)

Комментарии: 1

Фото профиля Fractured Light
Fractured Light1 год назад

📢 My Favorite Video Yet! 📢 "Their efforts were as futile as their understanding was limited." ✝️ Want to know the truth they couldn’t erase? ⬇️ 🙏 Please subscribe if this resonates with you. Let’s spread the word. Christ is KING! ✝️

Похожие видео

Osmanlı hanedanı adıyla ortada dolaşan “Sina Osmanoğlu” isimli tiyatronun ipliği yeniden pazara çıktı! Gerçek adı Ahmet Memecan olan bu sahte figürün, yıllardır milleti oyaladığı, hanedan unvanını kendi çıkarı için kullandığı ve şaibeli geçmişi nedeniyle Türkiye’ye dahi yaklaşamadığı ortada. Ama ibretlik olan tek kişi o değil. Asıl büyük maskeyi düşürenler, bu sahtekârlığı bahane edip Osmanlı’ya, hanedana ve ecdadımızın mirasına saldırıya koşan ideolojik çevrelerdir. Gerçekleri bile bile, belgeleri göre göre, defalarca yalanlanmış bir ismi alıp “saldırı malzemesi” olarak kullanmaları onların zihniyetinin özeti: Hakikati boğup kendi kurgularıyla ayakta durmaya çalışan bir propaganda düzeni. Kamuoyuna yansıyan açık bilgiler ortada: Bu şahsın aileyle hiçbir bağı yok. Soyla, tarihle, gerçeklikle hiçbir ilişkisi yok. Ama sadece isminde “Osmanoğlu” geçiyor diye üzerine atladılar; çünkü onların derdi doğruluk değil, ecdad düşmanlığını diri tutmak. Bu taktiği kırk yıl aynı yerden denediler: Sahte figür üret → Çarpıtmayı köpürt → Hanedana saldır → Algıya yatırım yap… Hepsinin ömrü bir yalanın çürüdüğü ana kadar. Bilsinler ki: Sahtekârın maskesi düşer, propaganda çöker; ama Osmanlı’nın itibarı çökmeyecek tek şeydir. Ecdadın adı sizin ideolojik tezgâhınıza dekor olmayacak. Oyun bitti. Gerçek konuşmaya başladı.

Abdülhamid Kayıhan OSMANOĞLU

182,193 просмотров • 8 месяцев назад

Ahmet Ercanlar'ın Bütün Algılarını Yerin dibine Sokan Adam Helal Olsun Ali Naci Küçük: Ahmet abi çok güzel gelişi güzel konuştu. Yine Fenerbahçe'yi konuşurken tabii ki Galatasaray pasajına yer verdi. Artık ben Fenerbahçe kulübünün bu başarısızlık hikayesine obsesif, komplesif, bozukluk diyorum. Yani takıntılı düşüncelerin günlük hayatı ötüleyecek düzeye gelmesi ve başarısızlıklarını sürekli olarak bir yere ihale etmesi. Şimdi hakem tarafından operasyon çekilen bir kulüp, geçtiğimiz hafta olduğu gibi 90 artı 8'de 40 metreden Şahingöz'de o penaltıyı alamaz. Bu bir gerçek. Aynı zamanda çok açık bir şekilde rakipleri de hedef alıyor. Ahmet abi ve Fenerbahçe camiası. Mesela Göztepe kulübü. Faul sayıları veriliyor. Peki Benzer istatistik Fenerbahçe'ye karşı da var. Mesela önümüzdeki haftalarda Fenerbahçe'nin oynayacağı rakiplerden bir tanesi Çaykur Rizespor. Rizespor 10'da 0 Fenerbahçe'ye karşı. Son 10 maç 0 galibiyet 10 mağlubiyet. Sadece Okan Buruk yönetimindeyken mi kazanmıştı? Evet en son. Şimdi ikinci yarı Göztepe istatistiklerini sayacağım size. 1.72 gol ortalaması. X'ci gol beklentisi 0-0-9 Galatasaray. 14 şut, 5'i isabetli. 15 kez rakip ceza sahasında buluşma, 2 kaçan net pozisyon. Gözsep'in ikinci yarı ortaya koyduğu futbolu hepimiz izledik. Ve nitekim de zaten Galatasaray'ın 3-1 kazandığı karşılaşmada maçın oyuncusu Uğurcan Çakır seçildi. Yani o sümeni yoksa Uğurcan var dedik. Galatasaray'ın ikinci yarıdaki kötü futbolunu herkes ön plana çıkarmıştır. Yani artık bu noktada Fenerbahçe'nin hatalarına konsantre olmak ya da ne diyeyim şu anda puan farkı kaç? Bir. Bugün itibariyle değil mi? Galatasaray'ı konuşmak yerine kendisi konuşması lazım. Kendini konuşması lazım daha doğrusu. Ben bugün Osman'la oynuyorum. Sen Sidiki Şerif'le oynuyorsun. Ben yıllardır Lamina Lucas'la oynuyorum. Sen daha yeniken Kante Genduzi'ye terfi ettin. Ben yıllardır Mustera ile oynuyorum. Sen yeni Ederson'a geldin. Yani kadrosal anlamda zaten sahada güçlü olan taraf Galatasaray. Ama Galatasaray'ın her kazandığı başarıyı sürekli olarak hakemlere bağlamak. Peki evet hakemlere bağlıyorsan, hakemler sana operasyon çekiyorsa sen 90 artı 8'de Türkiye'nin tartıştığı günlerdir konuştuğumuz pozisyonda o penaltıyı 40 metreden... Maçın hakeminden alamazsın. Ya da ben günlerdir bu pozisyonu tartışıyorsam hakem de affedersiniz ama neyi tartışıyoruz? Penaltı mı değil mi? Hamle içeride mi dışarıda mı? Var hiç tartışmadı hakemle. Var kayıtları çıktı mı ortaya? Yok. Çünkü vara gitmedi hakem. Ama ben günlerdir tartışıyorum Türkiye'de o pozisyonu. Penaltı diyen de var. Değil diyen de var. Yani şimdi kalkıp böyle bir tablo varken kafa diyor. Ahmet abi. En nesile geçen sezon Eyüp spor maçında kafayı attı. Kırmızı kartta görmedi. Evet bence bugünkü kırmızı kart mıydı? Bence de kırmızı karttı. Ne olursa olsun. Şiddeti önemli değil. Bir kafa vuruşu yaptı mı Kayseri sporlu oyuncu? Yaptı. Art niyetli davrandı mı? Davrandı. Ama sen kalkıp bu pozisyondan dolayı Galatasaray'ı konuşuyorsan ben hiçbir şey söylemiyorum. Pes. Durmak yok. Yola devam. Devam edin. Şimdi ben bir şey söyleyeceğim.

Galatasarayultrataraftar

13,241 просмотров • 4 месяцев назад

Varan-175 Zeynel Abidin Beyazgül Şanlıurfa’ya Neler mi yaptı? Şanlıurfa’ya Nefes Olan Dokunuş: Zeynel Abidin Beyazgül Önceki dönem Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Zeynel Abidin Beyazgül, görev süresi boyunca ortaya koyduğu vizyon projelerle Şanlıurfa’nın çehresini değiştiren önemli çalışmalara imza attı. Bu çalışmaların en anlamlılarından biri ise yıllarca beton yapı olarak hizmet veren Büyükşehir Belediye binasının yıkılarak halkın kullanımına açık yeşil alana dönüştürülmesi oldu. Birçok yönetici beton binalarla iz bırakmaya çalışırken, Zeynel Abidin Beyazgül şehre nefes aldırmayı tercih etti. Şanlıurfa’nın merkezinde yükselen beton yapının yerine; insanların huzurla oturabileceği, aileleriyle vakit geçirebileceği modern bir belediye kafe ve yemyeşil sosyal yaşam alanı kazandırıldı. Bu proje sadece bir yıkım değil, aynı zamanda bir vizyonun eseridir. Çünkü yapılan çalışma; “betona değil insana yatırım” anlayışının en güçlü örneklerinden biri olmuştur. Şehrin tam kalbinde oluşturulan bu alan, vatandaşların dinlenebildiği, çocukların güvenle vakit geçirebildiği ve Şanlıurfa’ya estetik bir değer katan yeni bir yaşam merkezine dönüşmüştür. Zeynel Abidin Beyazgül, bu projeyle sadece bir binayı kaldırmadı; Şanlıurfa’nın geleceğine yeşil bir miras bıraktı. Şehrin ruhuna dokunan bu hizmet, uzun yıllar boyunca takdirle anılacak vizyon projeler arasında yerini aldı. #Şanlıurfaiçinçokşeyyaptık BİZ YAPACAĞİZ DEMEDİK YAPTIK AK PARTİ BELEDİYECİLİĞİ! #şanlıurfa #urfa #urfahaber #sanlıurfa Mehmet Ali KURT Ahmet Büyükgümüş Zeynel Abidin BEYAZGÜL AK PARTİ ŞANLIURFA AK Parti CEVAHİR ASUMAN YAZMACI Av.İbrahim EYYÜPOĞLU Cevdet Yılmaz Bekir Bozdağ M.İlhami GÜNBEGİ Mehmet CANPOLAT 🇹🇷 Mehmet Kuş 🇹🇷 Recep Tayyip Erdoğan Hikmet Başak Fırat KÖRAN 🇹🇷 MUSTAFA BAĞMANCI Zehra Ay Suleyman Elgün 🇹🇷🌹 Av. Orhan ÇELİK Numan Kurtulmuş Abdullah Beyazgül

Mehmet Sinan Şeker

59,929 просмотров • 3 месяцев назад

Gelin bu örnek üzerinden eleştirel düşünmenin önemine bakalım. Zira her şeyi anlıyorum. Ama göz göre göre yalan söylemeyi anlayamıyorum. Tenkit'te sadece bir kısmını göstermiştim fakat ısrarla devam ediyor. Şu iki cümledeki çelişkiyi bularak başlayabilirsiniz: 1. "Evrim salt biyoloji olarak konuşulmaya müsait bit alan değil. Sosyal darwinizmi evrimden ayırarak konuşamazsın. Bu kuramın bir tarihi var ve sen bir kültür tarihiyle birlikte geliyorsun. O kültür tarihinin her bir cüzünü reddediyorum. Araştırmaya gerek duymaksızın reddediyorum. Evrim bize paket olarak geliyor. Biyolojisi sosyal darwinizimden ayrılabilir gelmiyor bana." 2. "Evrimsel ahlak anlatıyosun bana. Bu sosyal darwinizm çağırıyor diyorum. Bu kısmı kesip sosyal darwinizm evrimden çıkmaz anlatıyosun. Boş manipülasyon bu." Eğer çelişkiyi basitçe görmediyseniz tanımları netleştirerek göstereyim: p = “Evrim doğrudur”, q = “Sosyal Darwinizm doğrudur” olmak üzere... İlk cümlede savunulan tez, “evrim bize paket olarak gelir” iddiasına dayanıyor ve bu, mantıksal biçimde p → q önermesine karşılık geliyor; yani evrim doğruysa, sosyal Darwinizm de doğrudur. Bu, evrimin doğruluğunu sosyal Darwinizmin doğruluğu için yeter koşul haline getiren bir ifade. Ancak ikinci cümlede, evrimsel ahlak anlatısının sosyal Darwinizme yol açtığı söylenirken bu çıkarım “manipülasyon” olarak reddediliyor. Bu itiraz, fiilen ¬(p → q) ya da en azından p ∧ ¬q konumunu varsayar; yani evrim doğru olabilir, fakat sosyal Darwinizm doğru değildir. Dolayısıyla aynı söylem içinde bir yandan p → q savunulurken, diğer yandan p ∧ ¬q iddia ediliyor. Klasik mantıkta p → q ile p ∧ ¬q birlikte kabul edilemez; çünkü p doğru ve q yanlışken p → q zorunlu olarak yanlış olur. Yani iki ifade aynı anda doğru olamaz. Ortada evrimsel ahlak anlatısı olmayışını, buna rağmen yalan söylemesini, evrim konusu konuşulurken bir anda sosyal darwinizm konusunu açanın kendisi oluşunu es geçiyorum. Dün söylediği şeyi bugün inkar eden, bir de kitlesini buna inandırmayı beceren biri de her zaman güvenilmez gelir bana. Eleştirel düşünme becerisi de bu yüzden gerekli zaten. Bu sayede insanların sizi açık açık kandırmasının önüne geçmiş olursunuz. Holigan olup olmayacağınız, yanlışı sevdiğiniz yapsa bile yanlış olduğunu itiraf edebilmenize bağlı.

Mehmet Mirioğlu

29,726 просмотров • 8 месяцев назад

📺 HT Spor Gündem 🎙️Ahmet Selim Kul: Fenerbahçe camiasında da sürekli camianın değerlerine, Fenerbahçeliymiş gibi gözüküp sürekli saldıran sosyal medyada bir çete var. Artık bunu Fenerbahçelilerin hepsi biliyor. Bunlar da saldırmış, etmiş; çok önemli değil ama şunu anlatmam gerekiyor: Şimdi biliyorsunuz arkadaşlar, herkes kendine göre iyidir. Mahallede tanıdıklarınız vardır, kimse kendine kötü demez ama birisi birisinden daha iyi insandır, değil mi? Diğer insan da kötü değildir; o da ailesinde iyi olarak tanımlanır. Ama tabii ki mahallede, işte, diğerini seven farklı bir insana göre diğeri daha iyi olabilir. Fenerbahçe'de de tabii ki herkesin fikri var. İnsanlar bildikleri ve gördükleri çerçevesinde bir analiz yapıyorlar ama Fenerbahçe'de iyi ve doğru çok geri planda kalmış durumda. Bu kaleme siyah diyen de olur, gri diyen de olur ama bu işte ara bir renk var. Ama buna siyah diyene göre de der ki: “Ya siyah desen ne olacak ya?” der. İşte Fenerbahçe'de de bunun gerçek rengini söyleyenler, yani en doğruyu söyleyenler çok geri planda kalmış durumda. “Ya ne olacak, rakip buna siyah diyor, biz de siyah diyelim, bu konuyu geçelim” gibi fikirler 15 yıldır iktidarda. Fenerbahçe 15 yıldır dibe gittikçe dibe gidiyor. Herkes konuyu bir yerlere bağlıyor ama iyi ve kötünün dengesi kaybolmuş durumda. Bu nasıl değişir? Açık konuşuyorum; bunlara odaklı söz sahibi olmasıyla, insanların söz sahibi olmasıyla değişir.

HT Spor

13,020 просмотров • 3 месяцев назад

Narin'nin cansız bedeninin günlerce neden bulunmadığını ve delillerin nasıl karartılarak yok edildiğini bu görüntülere bakarak çok rahat anlayabilirsiniz... Salim Güran'ın avukatı Onur Akdağ'ın sosyal medya hesabında yaptığı bu açıklamalar tam bir skandal niteliğinde. Merak ediyorum T.C. Diyarbakır Valiliği'i ve Diyarbakır İl Jandarma Komutanlığı avukatın bu açıklamalarından sonra bir soruşturma açacak mı? Bu toplantıya katılanları gözaltına alacak mı? Kolluğun yapması gereken sorguyu Güran ailesi üyeleri yapmış ve bir de sorguladıkları adamı konuşmasın diye dövüyorlar... Bu gücü nerden alıyor bu adamlar? Salim Güran'ın Avukatı Onur Akdağ bir avukat olarak bu skandal açıklamayı yaparken bile gerçekleri ters düz etmek ve olayı çıkmaz bir hale sokmak için inanılmaz bir algı yapmaya çalışmış ancak bu kez duvara çarpmış... -Onur bey şöyle diyor: görüntüler Erhan Güran'ın evindeki güvenlik kamerasından alınmış. Bu görüntüler zaten dosyada var yeni ortaya çıkmış gibi lanse ediliyor demiş.. -Onur bey gerçekleri yazmak size zor geliyor değil mi? Madem sen yazmadın gerçeği ben sana yazayım herkes öğrensin: Evet bu görüntüler Erhan Güran'ın eve taktırdığı kameradan alınmış. Ama Jandarma 8 Eylül'de evde arama yaparken bu görüntüler Hard Disk'te yoktu silinmişti. Hard Disk içinde görüntüler silindiği için Jandarma bu hard Disk'i TÜBİTAK'a yolladı ve görüntüler orada geri getirildi. Bunu neden söyleme gereği duymadınız. Bu görüntülerde madem bir şey yoktu Erhan Güran bu görüntüleri neden sildi? -Onur Bey birde şunu yazmış; Gizli toplantı diye bazı manipülatif haberler yapılmışsa da bu görüşme jandarma komutanının bilgisi ve bizzat talimatı dahilinde gerçekleşmiştir. -Jandarma size kendi aranızda gizli toplantı yapın delilleri nasıl karartacağınızı mı tartışın dedi_ Jandarma olayı bilen duyan biri varsa çağırıp sorgulayın tehdit edin mi dedi? -Sonra şunu da yazmış Avukat Onur Akdağ; Bir istihbaratçının Nevzat Bahtiyar'ın dayısının oğlu olan çoban Ahmet Akgün'ün çelişkili beyanlarından ve hareketlerinden şüphelenmesi üzerine. Jandarma, Güran ailesini bu şahısla konuşmalarını istemiş. Zaten ayrıca söz konusu şahsın jandarmada ifadesi alınmıştır.. -Onur bey üstteki cümleniz inanılmaz bir skandal. Jandarma istihbarat elamanı size yardım mı ediyor delilleri karartmak için size bilgi mi veriyor. Ahmet Akgün nasıl bir çelişkili ifade vermiş ne demiş bir açıklayın bakalım. Jandarma istihbarattan size bilgi geliyor kişi size bildiriliyor sorgusunu siz yapıyorsunuz yani öyle mi? - Bu görüntüler gerçekten skandal ötesi.. Jandarma komutanı talimat verdi, Jandarma istihbarattan bir askerin verdiği bilgi ile sorgulama yapıldı diyor Onur Akdağ... - Kolluğun, var olduğu yerde, soruşturmayı yürüten 4 Cumhuriyet savcısının var olduğu yerde, türkiye7nin konuştuğu bir gerçek ortada iken Jandarma Ahmet Akgün'ün sorgu işini Güran ailesine mi veriyor... -Şimdi merakla süreci izleyeceğiz. Salim Güran7ın Avukatı Onur Akdağ'ın bu açıklamasından sonra Diyarbakır valiliği nasıl bir tutum alacak, Jandarma komutanlığı bu konuya bir açıklık getirip gerçekleri açıklayacak mı? Cumhuriyet Başsavcılığı bu konunun soruşturulması ve oradaki kişilerin gözaltına alınıp sorgulanması için talimat verecek mi bekleyip göreceğiz...

Ferit Demir

448,983 просмотров • 1 год назад

Basına ve Kamuoyuna - Bir kısım basın organlarında, şehrimizde yapımına başladığımı “Millet Hamamı” üzerinden gerçek dışı ve maksatlı haberler yer aldığını gördüğümden dolayı siz kıymetli hemşehrilerimi bilgilendirme gereği duydum. - Haberde geçen “çalışırken değil, hamamda terleyecekler” ve “hamam sevdası” gibi ifadeler; hem yöre halkının değerlerini hafife almakta hem de yerel gerçeklikten bihaber bir bakışı ortaya koymaktadır. Siverek’te hamam, lüks değil; zorunlu bir ihtiyaçtır. Kadınların, çocukların, yaşlıların sosyal ve hijyenik koşullarda faydalanabileceği kamuya açık bir hamam tesisi, uzun yıllardır eksikliği hissedilen bir yatırımdır. - 514 m² büyüklüğünde planlanan bu hamam, sadece banyo değil; sauna, buhar odası ve havuz alanlarından oluşan bir sosyal sağlık kompleksi olarak tasarlanmıştır. Bu yatırım, özel sektörün değil; kamunun görevidir ve belediyemizin sosyal belediyecilik anlayışının bir gereğidir. - Bölgede özel sektörün hamam yatırımı yapmadığı, ticari işletmelerin bu sosyal yükü taşımadığı herkesin malumudur. Eğer vatandaşlarımızın yıllardır beklediği bu hizmet kamu eliyle sunulmayacaksa, bu durum yöneticilik değil; duyarsızlık olurdu. - Belediyemiz, tasarruf tedbirlerine sadıktır. Ancak tasarruf, halkın temel sosyal ihtiyaçlarını göz ardı etmek anlamına gelmez. Suyu israf eden değil; verimli kullanan bir sistem kurulmaktadır. Tesis, enerji verimli ve sürdürülebilir altyapıyla inşa edilecektir. Ayrıca, hamamın yapımı için açıklanan rakamlarla, teknik şartnamemize uygun şekilde aynı maliyette yapabilecek başka bir resmi kurum örneğine rastlamak mümkün değildir. - Siverek halkının kültürünü, örfünü ve gerçek ihtiyaçlarını bilmeyen; Anadolu insanının değerlerinden bir haber olan, sadece eleştirmek için klavye başına geçen kalemşörleri, vicdan sahibi halkımızın takdirine bırakıyorum. Saygılarımla. Recep Tayyip Erdoğan AK Parti Eyyüp Kadir İnan Mustafa Demir 🇹🇷 Tuğba IŞIK ERCAN Ahmet Büyükgümüş Yusuf İBİŞ M.İlhami GÜNBEGİ CENGİZ ÖZEYRANOĞLU AK PARTİ ŞANLIURFA AK PARTİ SİVEREK Bekir Bozdağ Abdulkadir Emin Önen Prof Dr Abdurrahim Dusak 𝐃𝐫. 𝐌𝐞𝐡𝐦𝐞𝐭 𝐀𝐥𝐢 𝐂𝐞𝐯𝐡𝐞𝐫𝐢 CEVAHİR ASUMAN YAZMACI Av.İbrahim EYYÜPOĞLU Hikmet Başak Av.M.Faruk Pınarbaşı #Siverek

Ali Murat Bucak

11,087 просмотров • 1 год назад

🔴Esenyurt Belediye Başkanımız #AhmetÖzer, 10 yıldır süren bir soruşturma gerekçe gösterilerek gözaltına alınıyor. Tek başına bu ibare bile soruşturmanın ne kadar hukuk dışı olduğunu gösterir. 📌 10 yıl süren soruşturma mı olur? Hukukta bunun yeri yok. Bir insanı teknik takip veya dinleme olarak 3 ay dinlersiniz, 3 ay da ek süre alabilirsiniz; eğer bir suç isnadı ile ilgili bir durum söz konusuysa bunları savcılığa teslim edersiniz ve savcılık da soruşturma başlatır, iddianame düzenler veya takipsizlik kararı verir ama 10 yıl olamaz. 📌 Ahmet Özer, rektörlük, rektör yardımcılığı, dekanlık, öğretim üyeliği, devlet memurluğu gibi üst görevlerde bulunmuş, resmi görevler yapmış; dolayısıyla kamuoyuna açık bir kimliği var. 📌 Bir savcının bürokraside ulaşabileceği en üst görev Bakan yardımcılığıdır. Geçtiğimiz ay, hakimken İstanbul’dan Ankara’ya Bakan Yardımcısı olarak atanan bir hakim, şimdi İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı oldu. Bu atamanın normal bir atama olmadığını söylemiştim. 📌 Geçen hafta yine doğrudan doğruya İBB Başkanı Sayın #Ekremİmamoğlu’yla ilgili bir davada önemli bir karar verildi. Kürt mellelerle ilgili DİAYDER davası. 14. Ağır Ceza Mahkemesi bu davayı sonuçlandırdı ve çok ağır cezalar verildi. 📌 Bu dava doğrudan doğruya 2019’daki İstanbul’da Ekrem İmamoğlu’nun kazandığı İstanbul seçimleriyle bağlantılıydı. O davanın başkanı, şimdiki başsavcıydı. Bakan Yardımcısı oldu, başsavcılığa döndü ve o dava savcının mütaalasından çok üstünde kararla sonuçlandı. 📌 Bir taraftan #Ankara’da Kürt Meselesiyle ilgili yürütülen bir süreç var, diğer taraftan da Kürt siyasetinde, akademide bilinen bir belediye başkanımız, tam da bu nedenle “10 yıllık deliller” gerekçe gösterilerek gözaltına alınıyor. Adalet ve Kalkınma Partisi, CHP’nin birinci parti olmasından rahatsız, ikincisi Ekrem İmamoğlu’ndan daha fazla rahatsız. İstanbul’dan ve İstanbul’un başarısından rahatsız. 📌 Dolayısıyla yargı eliyle yapılan operasyonlarla Sayın İmamoğlu’yla ilgili adımlar atıp etrafını dağıtıp, farklı bir algı yaratmak istiyorlar. Hem CHP’den rahatsızlık var hem de Sayın İmamoğlu’nun gösterdiği başarıdan, yürüdüğü yoldan rahatsızlık var. 📌 Dün Sayın İmamoğlu, Yenikapı’da bir siyasetçi olarak bambaşka bir vizyon koydu ve sabahında bu operasyon geldi. 📌 Tanıdığım Ahmet Özer örgüt üyesi değildir. Öğretim üyesidir. Her teması örgütle ilişkilendiremezsiniz. Siyasetçiler tam da bu nedenle, yani sahte itirafçıların, sahte belgelerin düzenlenmesiyle cezaevindeler. 📌 Bunlara inanmamız mümkün değil; çünkü hukuki değil. Bir de bu kadar kamuoyu önünde olan siyasetçiyi 10 yıl takip etmişsiniz. Böyle bir şey olabilir mi? Bu soru bir hukuk öğrencisine bile sorulsa sınıfta kalır.

Sezgin Tanrıkulu

148,779 просмотров • 1 год назад

Bir Rolex saatin orijinal olup olmadığını anlamak için saniye ibresinin akışına, tarih büyütecine, ağırlığına ve kadran işçiliğine dikkat etmelisiniz. Üst düzey kaliteli bazı replikaları çıplak gözle ayırt etmek zor olsa da, aşağıdaki detaylar size en büyük ipuçlarını verecektir: 🔸 "Kart gerçek çünkü her yerde Rolex görüyorsunuz, ama bu konuda şüphemiz var, bezelin gerçek olmadığını düşünüyoruz." 🔸 "Çünkü makineye koyduk ve 16 buçuk ayar dedi, Rolex'in güçlü bir 18 ayar yapması gerekir." 🔸 "Kartın gerçek olup olmadığını bu şekilde kontrol ediyoruz." 🔸 "Referans numarası dört ile bitiyor, bu yüzden normalde yivli (fluted) bezel olması gerekiyor." 🔸 "Şimdi bezel konusunda şüphemiz var çünkü 18 ayar değil." 🔸 "Dürüst olmak gerekirse, bunu saatçiye götürüp saati açacağım." 🔸 "Çizmemi ister misin?" 🔸 "Evet, hadi çizelim." 🔸 "Evet, bekle." 🔸 "Yani 18 ayar altın." 🔸 "Peki şüpheniz nedir?" 🔸 "Saatin içinin yeniden kazındığını mı düşünüyorsunuz?" 🔸 "Evet, şüphem bu." 🔸 "Aynı şirket içinde iki şirketimiz var." 🔸 "Diğer şirket saati müşterilerinden satın aldı ancak saati saatçiye kontrol ettirmediler." 🔸 "Görünüşe göre Ariel saatte bir sorun olduğunu söylüyor." 🔸 "Referans numarasını kontrol ettik, doğruydu." 🔸 "Mekanizmayı kontrol etmemiz ve profesyonel biri olarak bakmamız gerekiyor çünkü saati satmadan önce kontrol etmedim." 🔸 "Saat, söylediğim gibi %100 orijinal mi diye emin olmak için kontrol etmem gerekiyor." 🔸 "Ariel'in bu konuda bir şüphesi var." 🔸 "Referans numarasını görmek için burayı açıyoruz." 🔸 "Doğruydu ama numaraların kazınma şeklini beğenmedi." 🔸 "Görüşünüze ihtiyacım var." 🔸 "Kazıma bana düzgün görünüyor." 🔸 "Düzgün mü görünüyor?" 🔸 "Mekanizmayı açıp bakabilir misin?" 🔸 "Buradaki kazıma da düzgün görünüyor." 🔸 "Sorun yok gibi." 🔸 "Tamam, şimdi mekanizmayı aç." 🔸 "Buradaki her şey düzgün görünüyor, rotor biraz yuvarlaklaşmaya başlamış ama onun dışında iyi görünüyor." 🔸 "Yani 'koşer' mi?" 🔸 "Koşer yemeyi seviyoruz." 🔸 "Bu yüzden koşer satmayı seviyoruz." 🔸 "Hahaha, biz böyle çalışıyoruz, helal yemeyi seviyoruz." 🔸 "Helal satmayı seviyoruz, hem koşer hem helal." 🔸 "Koşer veya helal." 🔸 "Mutluyum." 🔸 "İyi." 🔸 "Biliyorsun bir şüphemiz vardı." 🔸 "Şahsen ben, küçük detaylar konusunda uzman değilim ama kontrol etmen gerekiyor." 🔸 "Emin olmalısın." 🔸 "Şöyle denir ya, 'tedbirli olmak pişman olmaktan iyidir', evet, tedbirli olmak pişman olmaktan iyidir."

Netlog Medya

18,391 просмотров • 1 месяц назад

ABD'nin sömürge valisi kılıklı büyükelçisi Tom Barrack, bir yandan Türkiye'nin laik ve üniter yapısına savaş ilan ederken bir yandan da Suriye'de özerkliği ilan etmeye hazırlanıyor. Tom Barrack, ilk fırsatta ülkeden kovulması gereken son derece tehlikeli ve bölücü bir şahsiyet. Bunu anlayabilmek için son hafta içerisinde yaşanan bazı gelişmeleri incelemek gerekiyor. İlham Ahmet, PYD sözde özerk yönetiminin dış işleri bakanı. 25 Temmuz'da son derece kritik açıklamalar yaptı. İlham Ahmet, Şara ile yaptıkları görüşmeyi "Toplumdaki çok renkliliği anlayacak yeni bir Suriye inşası" olarak niteliyor. Sadece buradaki "çok renkli" kavramının bile Irak ve Lübnan'daki gibi konfesyonizmi işaret ettiğini anlamak kolay. İlham Ahmet, sözlerinin devamında sürecin "ABD arabuluculuğunda ilerlediğini" söylüyor. Yani "çok renkli" Suriye'yi esasen ABD inşa ediyor. Bununla görevlendirilen kişinin Tom Barrack olduğunu anlamak zor değil. Yani Tom Barrack bir yandan Türkiye'deki laik düzeni ve üniter yapıyı yıkmakla bir yandan da Suriye'yi çok parçalı özerk yapılara ayırmakla görevli sömürge valisidir. Bu misyonun hedefinin "böl ve yönet" olduğunu herhalde herkes kestirir. İlham Ahmet, Şara ile yapılan toplantının çıkmaza girdiğinden bahsediyor. Sebebi açık, entegrasyon meselesi... Yani özerklik... İlham Ahmet diyor ki "Entegrasyon, karşılıklı bir tanımayı gerektirmelidir. Yani Şam hükümeti de bizi tanımalı, itiraf etmeli, biz de onları kabul etmeliyiz." Yani Şara, Kürt kimliğini itiraf edecek. Burada itiraf kavramı neden kullanılmış olabilir? İtiraf bilinen ama söylenmesi istenmeyen anlamda ele alınıyor. Özetle, Şara, PYD'nin özerklik istediğini biliyor fakat bunu kabul edemiyor. Ülkesinin parçalanacağını anlıyor olmalı. İlham Ahmet sözlerinin devamında özerklik üzerindeki anlaşmazlığı açıyor. Diyor ki "Öyle gelip silahları teslim et ya da yanındaki bütün savaşçıları getir teslim et, hoşça kal, bitti gitti demekle olmaz." Burası önemli. Ahmet'e göre PYD silahları bırakamaz. Öyle ya, silahlı güç bir teminattır. Yarın ülke karışınca o silahlı güçle bağımsızlık elde etmek bile mümkün. Ahmet, kafasındaki düşünceyi aktarıyor, diyor ki: Bahsettiğimiz entegrasyon, Şam yönetiminin buradaki halkın iradesini tanıması gerektiğidir. Güvenlik açısından, bu halk kendini nasıl koruyacak? Yani ülkenin adı Suriye olacak ama Kürt özerk yönetimi olacak. Bunun silahı olacak. Kendini koruyacak. Kime karşı? Mesela yarın bir gün Şara niyeti bozup da özerkliği tanımam derse, PYD kendi ordusuyla kendisini koruyacak. Halbuki Şara, tek ordu istiyor. Tek yönetim istiyor. Entegrasyon adı altında özerkliğe pek sıcak bakmıyor. Belki sadece göstermelik bir "kimlik tanıma" ile yetinmelerini istiyor. Ama İlham Ahmet bundan şikayetçi, diyor ki: Diyorlar ki: "Bunlar bugün bu kurumlarda, biz gelip devralacağız, biz yöneteceğiz, artık bitti, sizin bir işiniz yok." Bu doğru değil. Konuşmanın devamında konu özerklik meselesine geliyor. Muhabir açıkça özerkliğin bölücülük olup olmadığını soruyor. İlham Ahmet "Eğer merkez gerçekten bu toplumun hakkını tanırsa, eşit bir şekilde yaklaşırsa, iradesine saygı gösterirse, o zaman neden ayrılsın" diyor. Buradaki merkez kavramı Şam'ı ifade ediyor. Yani Şam, Kürtlere saygılı olursa, Kürtler ayrılmak istemez diyor. Bu cümlelerin manası açık, Kürtlere özerklik verilsin, ordu verilsin, yani PYD ayrılığa karar verdiğinde bunu sağlayacak güç verilsin. Kürtler ayrılmak istemediği sürece sorun olmasın ama ayrılığa karar verdiğinde de önünde hiçbir güç duramasın. Bu talep teorik olarak ayrılma hakkı saklı tutulan özerk yönetim talebidir. Muhabir bu açıklama üzerine İlham Ahmet'e açıkça "Federal bir Suriye mi, otonomi mi, merkezi olmayan bir Suriye mi istiyorsunuz" diye soruyor. Ahmet de "merkezi devlet" modelinin iç savaşa neden olduğunu belirtip "adem-i merkeziyetçi" bir yönetim istediğini itiraf ediyor. Ardından kültür, dil, eğitim gibi konuların da adem-i merkeziyetçi olması gerektiğini ekliyor. Tüm bu açıklamalar, PYD'nin açık açık Kuzey Irak'taki gibi askeri gücü olan özerk yönetim amaçladığını kanıtlamaya yeter. Şimdi durup düşünmek lazım, İlham Ahmet'in söylediği şeyler büyük oranda Türkiye'deki açılım için de söyleniyor. Tek eksik, silahlı güç... Onun dışındaki tüm talepler neredeyse aynı... Aslında buradan şunu da anlıyoruz, Türkiye'de "demokratikleşme" adı altında sunulan paketin gittiği yer de özerklik... Neyse, geliyoruz Mazlum Abdi'ye... İlham Ahmet'ten birkaç gün sonra da o da önemli açıklamalar yapıyor. Sözlerinin başında Tom Barrack için "Suriye’nin tek elden yönetilemeyeceğini de anlamış durumda" diyor. Bu lafın manası basit. Suriye'nin adem-i merkeziyetçi bir yönetime yani özerkliğe bürünmesi gerektiğini hususunda Tom Barrack kendileriyle hemfikir. Mazlum Abdi, İlham Ahmet'in aksine silahlı bir gücün başında olduğu için daha kesin ve net konuşuyor. "Suriye’nin eski haline dönmesi imkansız" diyor. Yani özerkliği öyle veya böyle alacağından emin. Daha da ileri gidiyor. İç savaşın merkeziyetçi model nedeniyle çıktığını söylüyor ve "köklü değişimler yapılmalı" diye ekliyor. Mazlum Abdi'ye göre Suriye'de iki güç var. Biri Şam silahlı gücü diğeri de PYD gücü... Yani iki ordu var ve bunların anlaşması gerekecek. Mazlum Abdi o kadar cüretkar ki Suriye'de milliyetçi dönemin bittiğini ilan ediyor. Bunu ifade ederken de milliyetçi dönemi İslamcılığın bitirdiğini söylüyor: Suriye milliyetçilik ideolojisi üzerine kurulmuştu. Şimdi milliyetçi İslamcı bir ideolojiye geçti. Aslında bu ifadenin derin bir anlamı var. Milliyetçi modeli bitirmek için bu modeli çözmek için din faktörü oldukça cazip. Milliyetçiliği İslamcılıkla çürütürseniz, geriye Abdi'nin hayal ettiği parçalanmış ve özerk yapılara bölünmüş bitik bir ülke kalır. Ne kadar tanıdık geliyor değil mi? Bu noktada sormak lazım, Tom Barrack, Türkiye'de "Osmanlı millet sistemi" yani dini kimliklerin tanındığı bir sistem hayal ederek aslında milliyetçi modeli yok etmeye niyetlenmiş olmuyor mu? Belli ki Mazlum Abdi gibi PYD öncüleri, ilhamlarını ABD'den ve Tom Barrack'tan alarak ilerliyor. Tüm projenin odağındaki isim olan Tom Barrack ise Suriye'de olan biten için "süreç başarılı ilerliyor" diyerek aslında Suriye'yi parçalama görevini yerine getirdiğini ifade ediyor. Ve kuklalarını övüyor: Mazlum Abdi süreci akıllı yürütüyor. Onunla gurur duyuyorum. Cümlelerinin devamında diyor ki: Mazlum Abdi, Türkiye'ye karşı tehdit oluşturmuyor... İşte kilit cümle bu. Türkiye başından beri PYD'ye karşı çıkarken ve özerkliğe müsaade etmeyeceğini söylerken şimdi nasıl oluyor da Mazlum Abdi açık açık özerkliği alacağını söylerken Türkiye'ye tehdit oluşturmamış oluyor? Orası, Tom Barrack'ın kerameti... Boşuna söylemiyoruz, memleketten kovulması gereken ilk isim Tom Barrack diye...

Con Sinov

76,061 просмотров • 1 год назад

Çocuk Yaşta Fiilen Çalıştık… Recep Tayyip Erdoğan Erdoğan Dijital Medya Cevdet Yılmaz Numan Kurtulmuş Mehmet Uçum Oktay SARAL Ejder AÇIKKAPI🇹🇷 Mahinur Özdemir Göktaş Orhan Ateş Dr. Hasan Arslan Abdullah Erdem Cantimur Zeki Korkutata Prof. Dr. Vedat Işıkhan Vedat Bilgin Av. M.Emin AKBAŞOĞLU 🇹🇷 Dr. Nazım Maviş Dr. Leyla Şahin Usta 🇹🇷 Doç. Dr. Resul Kurt Vedat Bilgin Prof.Dr.Kürşad ZORLU Ahmet Büyükgümüş Mehmet Simsek Feyzi Berdibek🇹🇷 Yusuf Tekin Mehmet Emin Öz Zehranur Aydemir Radiye Sezer KATIRCIOĞLU Cemil YAMAN Mehmet Akif YILMAZ Sadettin HÜLAGÜ Veysel TİPİOĞLU🇹🇷 AK Parti Av. Özlem Zengin 🇹🇷 ERCAN ÖZTÜRK 🇹🇷 Kemal Karahan Latif Selvi Ibrahim Ufuk Kaynak Rukiye Genç Toy Yılmaz Büyükaydın T.C. Cumhurbaşkanlığı T.C. İletişim Başkanlığı AK Parti T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı T.C. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı AK Parti Yerel Yönetimler Başkanlığı TBMM AK Parti Grup Başkanlığı AK Parti Teşkilat Başkanlığı Staj ve çıraklık adı altında milyonlarca insan yıllarca fiilen çalıştırıldı. Atölyelerde, fabrikalarda, sanayide üretimin yükünü omuzladı. Mesai yaptı, sorumluluk aldı, alın teri döktü. Ama bugün bu emekler yok sayılıyor. Sigorta başlangıcı kabul edilmiyor, yıllar görmezden geliniyor. Bu durum bir teknik eksiklik değil, açık bir adaletsizliktir. İktidar temsilcilerimiz bu sorunu biliyor. Biliyor çünkü defalarca dile getirildi. Biliyor çünkü seçim dönemlerinde bu mağduriyet için sözler verildi. Ancak verilen sözler tutulmadı, umutlar ertelendi. Sosyal devlet, çalışanın hakkını erteleyemez. Fiilen çalışanın sigortası tam olur. Emek yarım olmaz, sigorta yarım olmaz! Bugün beklentimiz nettir: Staj ve çıraklık sigortası başlangıcı SGK başlangıcı olarak kabul edilmelidir. Bu, bir ayrıcalık değil; yıllardır görmezden gelinen bir hakkın iadesidir. İktidarı, bu adaletsizliği daha fazla büyütmeden sorumluluk almaya ve gereğini yapmaya çağırıyoruz. Yarım Sigorta Olmaz #StajÇıraklıkSigortasıMağdurlarıFiilenÇalıştı

STAJ VE ÇIRAKLIK SİGORTASI MAĞDURLARI FEDERASYONU

19,787 просмотров • 6 месяцев назад

Varan-209 Zeynel Abidin Beyazgül Şanlıurfa’ya Neler mi yaptı? “Bizim dönemimizde alımlar tamamen şeffaftı.” Bu söz, sadece bir söylem değil, uygulamayla ispatlanmış bir yönetim anlayışıydı. Önceki dönem Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Zeynel Abidin Beyazgül döneminde gerçekleştirilen şoför alımları, adaletin, şeffaflığın ve liyakatin en güzel örneklerinden biri olarak hafızalarda yer aldı. Süreç, herkesin gözü önünde yürütüldü. İlk olarak müracaat eden adayların isimleri tek tek okunuyor, ismi okunmayan ya da eksik yazılan varsa anında itiraz etme hakkı tanınıyordu. Daha sonra sabıka kaydı veya şartnameye uymadığı için değerlendirme dışı kalan başvurular açıkça ilan ediliyor, herhangi bir hata olması durumunda yine itiraz hakkı veriliyordu. En dikkat çeken bölüm ise kura aşamasıydı. Numaralı kâğıtlar, görevliler tarafından değil, bizzat müracaat sahipleri tarafından topların içerisine yerleştirilip kavanoza atılıyor, ardından yine adaylar kendi kuralarını kendi elleriyle çekiyordu. Böylece sürecin hiçbir aşamasında en küçük bir şüpheye dahi yer bırakılmıyordu. Şeffaflığın sözde değil, özde yaşandığı; hakkın, hukukun ve fırsat eşitliğinin esas alındığı bu uygulama, Zeynel Abidin Beyazgül döneminde belediyeciliğin nasıl olması gerektiğini ortaya koyan örneklerden biri oldu. Güven veren yönetim anlayışı, vatandaşın iradesine ve emeğine duyulan saygının en açık göstergesi olarak hafızalarda yaşamaya devam ediyor. #Şanlıurfaiçinçokşeyyaptık BİZ YAPACAĞİZ DEMEDİK YAPTIK AK PARTİ BELEDİYECİLİĞİ! DERDİMİZ MEMLEKET SEVDAMIZ ŞANLI URFA #şanlıurfa #urfa #urfahaber #sanlıurfa Mehmet Ali KURT Ahmet Büyükgümüş Zeynel Abidin BEYAZGÜL AK PARTİ ŞANLIURFA AK Parti CEVAHİR ASUMAN YAZMACI Av.İbrahim EYYÜPOĞLU Cevdet Yılmaz Bekir Bozdağ M.İlhami GÜNBEGİ Mehmet CANPOLAT 🇹🇷 Mehmet Kuş 🇹🇷 Recep Tayyip Erdoğan Hikmet Başak Fırat KÖRAN 🇹🇷 MUSTAFA BAĞMANCI Zehra Ay Suleyman Elgün 🇹🇷🌹 Av. Orhan ÇELİK Numan Kurtulmuş Abdullah Beyazgül

Mehmet Sinan Şeker

125,107 просмотров • 22 дней назад

Helal olsun Ahmet çakar'ı susturdu Ali Naci küçük: Ahmet Çakar ustamız. Estağfurullah ya. Bu müessese yıllarca hizmet vermiş bir isim. O yüzden saygıyla karşılıyoruz. Doğru da. Yani Leroy Sene'ye bence hakem kırmızı kart çıkarsa 30. dakika bence açıkçası çok da fazla itiraz edecek bir konu olmaz da. Ama bir standartları yok hakemlerin. Onu söylemek lazım. Şimdi Galatasaylı da... Ya da Galatasaray kulübü de yönetimi de taraftarı da ya da ben de Galatasaray medyası da şu açıdan bakar. Şimdi benzer pozisyon hatta aynı pozisyon neredeyse belki de bir tık daha serti. Orkun Trabzonspor deplasmanı da Serdar Saatçı'ya yapıyor. Direkt bileğe basma sarı kart görüyor. Kadıköy'de Şikrinyer Saray'a yapıyor. Foğol dahi vermiyor hakem. Bırak sarı kartı foğol dahi vermiyor geçiyor. Şimdi ister istemez bir standard olmadığı için hakemlerin bu... Bu pozisyon üzerinden de Beşiktaş'ın yangın yapması ya da bu kadar çok Galatasaray'ın bir oyun ortaya koyarak, bir plan ortaya koyarak bence... Şunu diyorsun sen. Bu ne şimdi? Bu ne? Bence bu daha sert. Leroy Senen'in hareketinden daha sert. Net bir baskı var burada. Mesela Ahmet Hoca yıllarını verdi bu işe. O ayrı bir şey. Ama Kletenburg mesela çok saygın bir hakem değil mi? O da şöyle yorumlamış. Dikkatsiz bir foul Leroy Hüsen'in. Ben de orada kasıtlı olarak bastığını düşünmüyorum Leroy Hüsen'in. O zaman Freltenburg'un dikkatsiz foul ise Sanen'in gerçek gördüğü kırmızı kartla kırmızı kart değil. İlki daha kırmızı kart. Dikkatsizlik orada mesela Juventus maçında da. Kardeşim tekrar söylüyorum. Dikkatsizlik kırmızı kartı. Dikkatsizlikten dolayı kırmızı kart verilir ve tartışması Sanen'in ilk pozisyonu değil. Bilerek, isteyerek rakibini görüyor. Basıyor. Ötekinde atıldığı pozisyonda ise amacı basmak değil. Topu soluna çekiyor. Giderken sol ayağını atarken Rıdvan'ın ayağı orada kalmış oluyor. Vahiy bir şekilde basıyor. Galatasaray maçındaki Yüventuslu oyuncunun barışın üstüne düşüp devam etmesi gibi. Tabii sıyırma yapıyor. O da kırmızı. Bu da kırmızı. Tamam Ali Naci kardeşim diğer maçlarda atılma verilmeyen kırmızı ama şu var. Kötü örnek doğru örnek değildir. Yani 10 kişi. Bakkal soyuyor yakalanmıyor. Bir kişi onlar da soydular. Yok öyle bir şey. Sen yakalandığın an senin cezam belli hırsızlık. Şu an ikili takımında sosyal medyasına bakıyorum ben. Beşiktaş'ta isyan ediyor. Galatasaray'da isyan ediyor. Ne için isyan ediyor? Galatasaray'ın işte maçın başına murucu basması. Hemen aktarayım mı? Şimdi mesela. Bir kere ben şuna karşıyım. Öncelikle altını çizmek istiyorum. Galatasaray'ın haklı şekilde elde ettiği bu galibiyeti hakem hatasına ya da o pozisyona indirgemeye çalışanlara açıkçası karşıyım. Niye karşıyım? Galatasaray ilk 45 dakikada belli bir oyun ortaya kayarak sahada Beşiktaş'ı ezerek. Açıkçası bir üstünlük kurdu. Ve nitekim de belli bir oyun planında sağ kulvarı kullanarak, sağ koridoru kullanarak, zaman zaman barışı atarak, Sane'yi atarak Rıdvan Yılmaz'ın olduğu kanattan, zayıf olduğu yerden vurmaya çalıştı Okan Buruk. Ve nitekim de o ataklar en sonunda golü getirdi Sane Osman ikilisiyle birlikte. Şimdi hakem hatasına gelince Galatasaray'ın isyan ettiği noktalar. Barış Alper'in pozisyonunda topu kaybettikten sonra orada Udakay'ın hamlesine penaltı diyor Galatasaraylar. Penaltı mı? Bence değil. Bence değil. Tartışılabilir. Barış Alper'in pozisyonu. İki. Hemen sayın. Aynen Barış Alper'in. Penaltı değil diyorsun. Ben penaltı değil diyorum. Doğru söylüyorsun. Ama Galatasaraylar tartışıyor. İkinci nokta. İkinci nokta. Çünkü benzerliğine penaltı verildi. Udakay'ın darbesi var ama önce Barış topu basıp. Topu basıp dengesi. Aynen. İkinci nokta. O Simene maçın başında 5. dakikada kasıt yok. Herhangi bir bilinçli olarak Ersin'in ayağına uygulanan bir darbe yok. Sarıkart çıkıyor ama 2. dakikada mırıyor. Alenen arkadan gelip Barış Alper'i düşürüyor. Sarıkart pas geçiliyor. Niye? Oyunun başı diye. Halbuki aradan 3 dakika geçmiş. Galatasaraylıların tepki gösterdiği 2. nokta. 3. pozisyon 45-2. Agbatu. Topa hamle yaparken arada, bilmiyorum siz gördünüz mü o pozisyonu, yayına iniyordunuz. Direkt olarak Osümen'in ayağına basıyor. Bu da sarı kart. İki tane sarı kartı pas geçti. Bir tane de tartışmalı penaltı pozisyonu. Şimdi o yüzden Leroy Sanayi'nin pozisyonuna indirgeyip buradan Galatasaray'ın galibiyetini gölgelemek. Buna karşıyım. Niye? Çünkü ilk 45 dakikada Beşiktaş'a bu ligin şu anda en formda takımlarından biri olan 13 maçtır kaybetmeyen Beşiktaş'a karşı bana göre Galatasaray ilk 45 dakikada oyunuyla 10 kişi kaldıktan sonra da o başaramadığı bir türlü yapamadığı dediğimiz oyunu tutma konusunda bu kez başarılı olarak Kazandı. Bir de Uğurcan faktörü. Beşiktaş deplasmanlarına ayrı oynuyor ve bugün de ayrı oynuyor. Hatta sana yazı gösterdim. 75 falandı. Ya Uğurcan'ı abartıyorsun Naci dedi. Herhalde geleceği gördüm. Çünkü Uğurcan bence büyük takım kalecisi...

Galatasarayultrataraftar

267,722 просмотров • 5 месяцев назад

bölümde en verim aldığım sahne ordil sahnesi olması bana da sürpriz oldu bu konuşma tam anlamıyla son türküden izler taşıyor, sevdalık zor kelime ama henüz daha birilerine kolay olan bir konuşma. ama gelen tepkilere birazcık şaşırdım, ben de kendi yorumumu yapmak istiyorum yani en azından bana geçen şeklinde.. öncelikle adil-oruç konuşmasında adil tarafından oruçu düşürmek için kullanılan cümle görmedim yani adil ve oruç konuşması eleninin babası-abisi gibi değil de bu sevdalık ne demek bilen birisi ve yolun çok daha başında olan birisinin konuşmasıydı, onlara baktığımda furtuna koçari değil de aralarında kocaman bir yirmi yıl olan iki sevdalı gördüm. adilin cümleye bu konularda yasak olmaz diyerek başlaması bile aslında konuşmanın gidişatının üstten bir konuşma değil de aksine tecrübelerini oruça aktarmak istermişçesine bir giriş olduğunu düşünüyorum, söz söylemeye hakkım yok demesi vs. cidden adilin bütün gardını indirerek yapacağı bir konuşma olacağının da sinyallerini veriyor. gelelim oruç tarafına orucun adile eleninin onunlayken mutsuz olup olmayacağını sormasının asıl sebebinin aslında bir abi olarak gördüğü adilin ağzından onunla mutlu olacağını söylemesini istediğinden bunu umut etmesinden kaynaklandığını düşünüyorum, yani bir sitem değil aslında gerçekten yanında birisinin olup ona yol göstereceğini düşündüğü ve desteklemesini istediği bi soruydu. adilse bir cevap vermedi, mutsuz olmaz mı diye tekrar bir soru yöneltti, onu düşürmeye yönelik değil sadece içinde bulunduğu durumun çok farkında olan birisinin aynı soruları kendisinin yine kendine 100 kere sorup sürekli aynı cevabı aldığını ama her seferinde cevabın farklı olmasını istediğini gördüğü birine. adil bu soruya bir cevap vermedi, mutsuz olur demedi. o orucun eleninin gönül bağı olduğunu ilk fark eden insan bile olabilir çünkü. ikisi birbirlerini yaralarından tanıyorlar. oruca onunla mutsuz olur demedi ama ailesinin onun kanını emeceğini de söyledi yani sorunun o değil onun ailesi olduğunu söyledi. en can alıcı kısım da en sonu, arkadaş kalacaklarını söylediğinde oruca kavuşmak istemeyecek misin diye sorarken o kadar yaşlı geldi ki gözüme ama bunun yaşla hiçbir alakası yok sadece yaşanmışlıklarla alakası var, adilin ilk defa gardını bu kadar indirdiğini görüyorum ya da ilk defa bana bu kadar geçen.. zaten adilin orucun sorduğu sorulardan cevapladığı tek soru da kavuşamamanın zor olup olmasınına dair verdiği cevap, adilin 20 yılda öğrendiği tek kelimelik cevap. orucun 20 yıl dayanmışsın o kadar da zor değil demek ki demesine cevap vermemesi hele ama attığı bakış o kadar yeterliydi ki o kadar şey anlattı ki çünkü dil, kelimeler pek çok şeyi açıklar ama aşk üzerine kelimeler düşmediğinde daha berraktır. oruç neden bencil olamıyor neden hala eleninin onunla mutsuz olacağını düşünüyor diye sorguluyoruz ama kendisi sorumluluk bilinci had safhada yetiştirilmiş, bencil olmayan biri, sürekli diğerlerini düşünmek zorunda kalmış, bu empoze edilmiş. hatta bu sevdalık ‘işinde’ bile önce eleniyi düşünüyor, onun iyiliğini düşünüyor ama onun istediği şeyin kendi olduğunu göremiyor, bencil olamıyor.. eleninin oruca hep onu düşündüğü ama onları düşünmediğini söylediği bir çıkışın orucun bazı şeylen idrakını varabileceği güzel bir nokta olacağını düşünüyorum

feride

46,143 просмотров • 5 месяцев назад

Henüz çocuk sayılacak yaşta işe başlatılan meslek liseliler ve çıraklar...! CHP 🇹🇷 İYİ Parti Yeniden Refah Partisi Anahtar Parti Gelecek Partisi DEVA Partisi Saadet Partisi Demokratik Sol Parti Demokrat Parti Zafer Partisi Özgür Özel Müsavat Dervişoğlu Dr. Fatih Erbakan Yavuz Ağıralioğlu Ahmet Davutoğlu Ali Babacan Mahmut Arıkan Önder Aksakal Gültekin Uysal Ümit Özdağ Ömer Fethi Gürer Cemal Enginyurt Melih Meriç Prof. Dr. Mühip Kanko Av.Mahmut TANAL Dr. Erhan Usta Levent Gök @bulenttezcanchp M. Akif Hamzaçebi Sezgin Tanrıkulu @ednanarslanchp Ali KEVEN Süleyman Girgin Kemal Kılıçdaroğlu Nurhayat ALTACA KAYIŞOĞLU Engin ALTAY Lütfü Türkkan Turhan Çömez Dr. Ayyüce Türkeş Taş Hayati Çetin Hasan BİLİCİ Şenol Sunat Mehmet Akif Cenkci Burhanettin Kocamaz Selçuk Türkoğlu Doğan Bekin Mehmet Aşıla Suat KILIÇ Murat Şahin Atölyede, dükkânda, fabrikada fiilen çalışan stajyer ve çıraklar… Çalışma vardı, emek vardı, alın teri vardı; Ama karşılığında gerçek bir sigorta yoktu. Emek verip karşılığını alamamak, insanın içini en çok acıtan adaletsizliktir. “Sigortan yapıldı” denildi. Yıllar sonra anlaşıldı ki bu, sadece kâğıt üzerinde kalan bir işlemmiş. Günler çalışılmış ama prim yazılmamış. Gençlikte fark edilmeyen bu haksızlık, bugün emeklilik kapısında ağır bir yük oldu. İnsanı en çok yoran çalışmak değil, çalıştığının yok sayılmasıdır. Bu mesele siyaset üstü bir meseledir. Bu, kimlik ya da ideoloji değil; hak ve adalet meselesidir. Staj ve çıraklık başlangıcının sigorta başlangıcı sayılması, bir ayrıcalık değil; gecikmiş bir adaletin yerine gelmesidir. Buradan başta CHP olmak üzere, muhalefette yer alan tüm partilere açık bir çağrı var: Bu sesi duyun. Bu mağduriyeti görmezden gelmeyin. Meclis’te çözüm için yan yana gelin. Adalet, ertelendiği her gün biraz daha yaralanır. Kimse fazlasını istemiyor Yarım sigortaya razı olunmadığı söyleniyor sadece. Çünkü emeğin yarımı olmaz, hakkın da. Çocuk denecek yaşta yok sayılan emek, yıllar sonra bir vicdan sınavına dönüşür. Bu dosya kapanmadı. Bu konu unutulmadı. Ve adalet yerini bulana kadar da gündemden düşmeyecek. Meslek Liseliler Kandırılıyor #ÇırakStajyereSahteSigortaYapılıyor

STAJ VE ÇIRAKLIK SİGORTASI MAĞDURLARI FEDERASYONU

12,656 просмотров • 7 месяцев назад