Loading video...

Video Failed to Load

Go Home

Kolombiya’da Rojava’yı savunmak için faaliyetler başlıyor Rojava Devrimi’ni savunmak için ilan edilen seferberliğe Latin Amerika halkları kıtanın farklı şehir ve bölgelerinden katılmaya başladı. Kolombıyalı devrimciler Rojava’ya destek mesajı gönderdi.

63,934 views • 7 months ago •via X (Twitter)

0 Comments

No comments available

Comments from the original post will appear here

Related Videos

Nusaybin’de Qamişlo sınırında Rojava’ya dönük saldırıları kınadık. Rojava’da Kürt halkına yönelik saldırıları en güçlü şekilde kınıyorum. Çok iyi biliyoruz ki bu saldırılar halkların ortak yaşam umudunu ve özgürlük mücadelesini hedef almaktadır. Rojava, tüm baskı ve kuşatmalara rağmen; halkların eşitliği, kadın özgürlüğü, demokratik özerklik ve birlikte yaşam temelinde inşa edilen tarihsel bir kazanımdır. Ortadoğu’nun karanlığına karşı yakılmış bir ışıktır. Kadınların öncülüğü, halkların ortak iradesi ve bedel ödeyerek yaratılan bu deneyim, sadece Kürt halkı için değil, tüm insanlık için büyük bir değerdir. Bugün Rojava’ya yönelen saldırılar, bu kazanımları yok etmeyi, halkların kendi kaderini tayin etme hakkını bastırmayı amaçlamaktadır. Aynı şekilde Rojhilat’ta Kürt halkına uygulanan baskı ve şiddet, inkâr ve imha politikalarının devamıdır. Sessizlik suça ortaklıktır. Rojava’nın kazanımlarını savunmak, Rojhilat’taki direnişle dayanışmak; özgürlükten, eşitlikten ve adaletten yana olan herkesin sorumluluğudur. Tüm dünyada demokrasiye, özgürlüğe, halkların eşitliğine ve barış içinde bir arada yaşama ilkesine inanan kamuoyunu; uluslararası kurumları, sivil toplum örgütlerini, insan hakları savunucularını ve vicdan sahibi herkesi Kürt halkıyla dayanışmaya çağırıyoruz. Rojava Vicdandır, Özgürlüktür, Direniştir; Teslim Alınamaz..

Devrim Demir

15,930 views • 7 months ago

DÜNYA YENİ BİR "BARBARLIĞA" UYANDI! YENİ BİR HIRSIZLIK, YENİ BİR TALAN BAŞLADI. ABD VENEZUELA'YI BOMBALANIYOR! SADECE PETROLÜNE ÇÖKMEK İÇİN 1- Dünya bir barbarlığa daha tanık oluyor. ABD ordusu bu sabah Venezuela’yı bombalamaya başladı. Sürü halinde ABD helikopterleri başkent Karakaş’ı vuruyor. Birini Körfez Savaşı'nda Bağdat'tan yansıtılan görüntülerin bir benzerini izliyoruz. 2- ABD’ye hiçbir zararı olmayan bu ülke, sadece zengin petrol kaynaklarını talan etmek için bombalanıyor. Hiçbir siyasi gerekçe yok, sadece petrol var. Ve ABD bunu almak için bir ülkeye savaş ilan etti. Ve hiç utanmadan Başkent Karakaş'ı bombalamaya başladı. 3- Venezuela, ABD’nin ikinci bir Vietnam ve Afganistan yaşayacağını açıkladı. Komşu Kolombiya da ABD saldırısına sert tepki verdi. Diğerlerinden de tepki gelecektir. 4- Ne kadar güçleri yeter bilinmez ama Venezuela-Kolombiya hattında uzun soluklu gerilla savaşları ortaya çıkabilir. Ve bu ABD’yi usun yıllar bunaltacaktır. 5- Kendisine Nobel Ödülü verilen muhalefetteki Maria Corina Machado, "Gelin ülkemi işgal edin" diye ABD'ye çağrı yapıyordu. Bir siyasetçinin alçalmasının örneğini, Nobel ödülünün yağma ve hırsızlık için nasıl kapıları açtığını burada da görüyoruz. 6- ABD’nin “yakın çevresi” Orta Afrika’da başka ülkelere de Venezuela örneğinde olduğu gibi saldıracağı, Latin Amerika’ya bir dizi “ayar verme” yoluna gideceği söyleniyor. Yani sırada saldırı yapılacak başka ülkeler de var. 7- Böyle devam ederse, Latin Amerika’da ABD karşı blok, cephe oluşması ihtimal dahilinde. Bir çok ülke, ABD saldırısı öncesi hazırlık yapıyor. Belki ortak bir dayanışma geliştirilir. Belki Çin ve Rusya desteği ile ABD’nin yanıbaşında büyük ve kalıcı bir kriz demirler. 8- “Tehdidin genelleşmesi”, ABD’yi Latin Amerika’da içinden çıkamayacağı bir batağa sürükleyebilir. Özellikle Çin ve Rusya gibi ülkeler, “ABD’nin burnunun sürtülmesi” için uzun “soluklu bir meşguliyet”e mahkum edilmesini, zayıflatılmasına öncelik bir yöntem olarak görüyor. Bu yüzden de bölgeye yoğun destek verecektir. 9- Bu sabah ABD barbarlığı olarak başlayan saldırı, yıllar sonra ABD’nin burnunun dibinde bir savaşa dönüşebilir. “Savaşları ABD’nin uzağına taşıma tezi” çöktü. Savaş Amerika kıtasına taşındı. Bunun onlara maliyeti çok yüksek olacaktır. 10- Ukrayna savaşı ile savaşlar Avrupa sınırlarına taşındı. Venezuela saldırısı ile savaşlar, ABD kıtasına da taşınıyor. Bunun en büyük zararını ABD ödeyecektir. Şuan yaptıkları aptallığın yol açacağı zararın petrolden önemli olduğunu geç anlayacaklar. 11- Ve ABD’nin yakın çevresine saldırmaya başlaması, Çin’in de yakın çevresine saldırıları ile devam edecektir. Pekin’in Tayan’a müdahale için süre kısalmıştır.

İbrahim Karagül

24,798 views • 7 months ago

İsveç’te yaşayan 33 yaşındaki Ala Al Amin, evlendiği eşini almak için Qamişlo'ya gidiyor. Gece saat 1 sularında Rojava Kadın Savunma birlikleri tarafından eve yapılan bir operasyonla gözaltına alınıyor. Ailesi nedenini soruyor, hiçbir açıklama yapılmıyor. Aile, olay gecesine ait video görüntülerini Asayiş’e gönderip “Bunlar sizin güçleriniz mi?” diye soruyor. Asayiş, bu güçlerin Rojava Kadın İstihbarat" ekibi bunu söylüyor. Fakat genç adamın akıbeti hakkında tam altı ay boyunca hiçbir bilgi verilmiyor. Sonunda ortaya çıkan tablo ise dehşet verici. Ala Al Amin’in gözaltına alındığından beri ağır işkence sonucu hayatını kaybettiği anlaşılıyor. Üstelik Rojava yönetimine bağlı bir hastane ve doktor tarafından “kalp krizi” geçirdiği raporu hazırlanıyor. Ancak aile cesedi bağımsız doktorlara incelettiğinde gerçek ortaya çıkıyor. Alaa yaşadığı işkencelere dayanamamış ve yaklaşık iki ay önce son nefesini vermiş. Buna rağmen cansız bedeni ailesine teslim edilmemiş. Kaburgalarda kırıklar, kafatasında ve burunda kırıklar, yüzünde ve sırtında ağır darp izleri, ayaklarında yanıklar ve morluklar tespit edilmiş Alaa'nın bedeninde. Yani açık bir şekilde çok ağır bir işkenceyle hayatı elinden alınmış bir genç. Bazı Rojavalı sosyal medya kullanıcılarının anlattıklarına göre Ala Al Amin’in tek “suçu”, sosyal medyada Rojava yönetimine yönelik eleştirilerde bulunması. Rojava özgürleşsin, Kürtler Suriye rejiminden zulüm görmesin, kendi topraklarında onurlu bir yaşam kurabilsin diye yirmi binden fazla Kürt genci hayatını kaybetti. Avrupa’dan, dört parçadan, farklı düşüncelerde olmasına rağmen bütün Kürtler tek yürek oldu bu küçük parçayı savunmak için. Peki bugün bir Kürt gencinin sadece düşüncelerini paylaştığı için, hiçbir mahkeme, yargı, ceza, hiçbir şeffaf soruşturma olmadan “ajan” yaftasıyla alınıp işkenceyle hayattan koparılması mıdır bu fedakârlığın karşılığı ? Üstelik bir aylık evli, aile kurma hayali olan bir gencin böyle bir işkenceyle hayattan koparılması hangi vicdana sığar? Daha da acısı bu gencin ölümünün yaklaşık iki ay önce gerçekleştiği anlaşılıyor fakat açıklama 8 Mart’ta yapılıyor. Yani dünya emekçi kadınlar gününde, hayatını Kürt mücadelesine adamış fedakâr bir Kürt annenin yüreğine ateş düşürülüyor. Bu nasıl bir politik ve ahlaki sorumluluk anlayışıdır? Rojava’da onlarca televizyon, gazete ve radyo var. Fakat bu olay hakkında hala neredeyse hiçbir medya kuruluşu araştırma yapmıyor, yetkililere soru sormuyor, ailenin acısını kamuoyuna taşımıyor. Sanki bu olay hiç yaşanmamış gibi davranılıyor. Olayı yine daha önce aylarca Rojava'ya girişi yasaklanan Rûdaw haber ajasından öğreniyoruz. Binlerce Kürd gencinin katili olan ve düşmanlıklarını da açıktan ifade eden siyasi ve askeri çevrelerle iş birliği yapan, el sıkışan Kürt siyasi otorite, ne yapmış olabilir de bir Kürt gencinin ağır işkencelerle canına kast etmiş, hayattan koparmış olabilir? Kürtlere vaat edilen özgür yönetim modeli bu mudur? Farklı düşündüğü için bir genci işkenceyle hayattan koparmak hangi evrensel hukuka ve hangi ahlaka sığar? Şimdi bir aylık damat olan evladı hayattan koparılmış bir annenin yüreğine düşen ateşi hangi gerekçe, hangi teselli söndürebilir?

Azad Penaber

205,371 views • 5 months ago

Davos'tan bir Trump geçti! İşte konuşmadan çarpıcı bölümler... BİRLEŞİK KRALLIK EN BÜYÜK PETROL REZERVLERİNİN ÜZERİNDE OTURUYOR AMA ÇIKARILMASINA İZİN VERMİYOR "Avrupa'da, radikal solun Amerika'ya dayatmaya çalıştığı kaderi gördük. Çok uğraştılar. Almanya şu anda 2017'de ürettiğinden yüzde yirmi iki daha az elektrik üretiyor ve bu mevcut şansölyenin hatası değil. O sorunu çözüyor. Harika bir iş çıkaracak. Ama oraya gelmeden önce yaptıkları, sanırım bu yüzden oraya geldi. Ve elektrik fiyatları yüzde altmış dört daha yüksek. Birleşik Krallık, 1999'da ürettiği tüm kaynaklardan gelen toplam enerjinin sadece üçte birini üretiyor. Düşünün, üçte bir ve Kuzey Denizi'nin üzerinde oturuyorlar, dünyanın her yerindeki en büyük rezervlerden biri, ama kullanmıyorlar ve bu onların enerjisinin eşit derecede yüksek fiyatlarla felaket derecede düşük seviyelere ulaşmasının bir nedeni. Yüksek fiyatlar, çok düşük seviyeler. Düşünün, üçte bir ve Kuzey Denizi'nin üzerinde oturuyorsunuz ve şöyle demeyi seviyorlar: "Bilirsin, enerji tükendi." Tükenmedi. Beş yüz yılı var. Daha petrolü bile bulmadılar. Kuzey Denizi inanılmaz. Kimsenin sondaj yapmasına izin vermiyorlar. Çevresel olarak, sondaj yapmalarına izin vermiyorlar. Petrol şirketlerinin gitmesini imkansız hale getiriyorlar. Gelirin yüzde doksan ikisini alıyorlar, bu yüzden petrol şirketleri "Bunu yapamayız" diyorlar. (Petrol şirketleri) Beni görmeye geldiler: "Yapabileceğiniz bir şey var mı?" Avrupa'nın harika olmasını istiyorum. Birleşik Krallık'ın harika olmasını istiyorum. Dünyadaki en büyük enerji kaynaklarından birinin üzerinde oturuyorlar ve kullanmıyorlar. Aslında elektrik fiyatları yüzde yüz otuz dokuz fırladı. Avrupa'nın her yerinde yel değirmenleri var. Her yerde yel değirmenleri var ve kaybediciler. Fark ettiğim bir şey, bir ülkede ne kadar çok yel değirmeni varsa, o ülke o kadar çok para kaybediyor ve o ülke o kadar kötü durumda. Çin neredeyse tüm yel değirmenlerini yapıyor, ama ben Çin'de hiç rüzgar çiftliği bulamadım. Bunu hiç düşündünüz mü? Çinlilerin akıllı olduğunu görmenin iyi bir yolu. Akıllılar. Çin çok akıllı. Onları yapıyorlar, bir servet karşılığında satıyorlar. Onları satın alan aptal insanlara satıyorlar, ama kendileri kullanmıyorlar. Birkaç büyük rüzgar çiftliği kurdular, ama kullanmıyorlar. İnsanlara nasıl göründüklerini göstermek için onları koydular. Oradaki rüzgar gülleri dönmüyor." BİZ OLMASAYDIK HEPİNİZ ALMANCA VEYA JAPONCA KONUŞUYOR OLURDUNUZ. GRÖNLAND'I VERİSENİZ MİNNETTAR OLURUZ, VERMEZSENİZ BUNU UNUTMAYIZ "Nihayetinde, bunlar ulusal güvenlik meseleleridir ve belki de mevcut hiçbir konu, durumu şu anda Grönland ile olanlardan daha net hale getirmiyor. Grönland hakkında birkaç kelime söylememi ister misiniz? Ben, bunu konuşmadan çıkaracaktım, ama düşündüm ki... Sanırım çok olumsuz değerlendirilirdim. Hem Grönland halkına hem de Danimarka halkına muazzam saygım var, muazzam saygım var. Ama her NATO müttefikinin kendi topraklarını savunabilme yükümlülüğü var ve gerçek şu ki, Amerika Birleşik Devletleri dışında hiçbir ulus veya ulus grubu Grönland'ı güvence altına alma konumunda değil. Biz büyük bir güçüz, insanların anladığından çok daha büyük. Sanırım bunu iki hafta önce Venezuela'da öğrendiler. Bunu İkinci Dünya Savaşı'nda gördük, Danimarka sadece altı saatlik savaştan sonra Almanya'ya düştü ve ne kendisini ne de Grönland'ı savunamadı. Bu yüzden Amerika Birleşik Devletleri o zaman Grönland topraklarını tutmak için kendi güçlerimizi göndermeye mecbur kaldı, yaptık, bunu yapmak için bir yükümlülük hissettik, ve tuttuk, büyük maliyet ve masrafla. Oraya girme şansları yoktu ve denediler. Danimarka bunu biliyor. Kelimenin tam anlamıyla Grönland'da Danimarka için üsler kurduk. Danimarka için savaştık. Başka kimse için savaşmıyorduk. Onu kurtarmak için, Danimarka için savaşıyorduk. Büyük, güzel bir buz parçası. Ona toprak demek zor. Büyük bir buz parçası. Ama Grönland'ı kurtardık ve düşmanlarımızın yarımküremizde ayak basmasını başarıyla önledik, bu yüzden bunu kendimiz için de yaptık. Ve sonra savaştan sonra, ki biz kazandık, büyük kazandık. Şu anda biz olmasaydık, hepiniz Almanca ve biraz Japonca konuşuyor olurdunuz belki. Savaştan sonra Grönland'ı Danimarka'ya geri verdik. Bunu yapmak ne kadar aptallıktı! Ama yaptık. Ama geri verdik. Ama şimdi ne kadar nankörlük ediyorlar? Hiçbir şey talep etmedik ve hiçbir şey almadık. Açıkçası durdurulamaz olacağımız bu noktada aşırı güç ve kuvvet kullanmaya karar vermedikçe muhtemelen hiçbir şey alamayacağız. Ama bunu yapmayacağım, tamam mı? Şimdi herkes "Oh, iyi" diyor. Bu muhtemelen yaptığım en büyük açıklama çünkü insanlar güç kullanacağımı düşünüyordu. Ben, ben güç kullanmak zorunda değilim. Güç kullanmak istemiyorum. Güç kullanmayacağım. Amerika Birleşik Devletleri'nin istediği tek şey Grönland adında bir yer, zaten onu vasi olarak elimizde bulundurmuştuk ama 2. Dünya Savaşı'nda Almanları, Japonları, İtalyanları ve diğerlerini yendikten sonra, çok uzun zaman önce değil, saygıyla Danimarka'ya geri verdik. Onlara geri verdik. Yani NATO'dan elde ettiğimiz şey Avrupa'yı Sovyetler Birliği'nden ve şimdi Rusya'dan korumak dışında hiçbir şey. Yani, onlara yıllarca yardım ettik. Hiçbir şey almadık, NATO için ödeme yaptık dışında ve ben gelene kadar yıllarca ödeme yaptık. NATO'nun yüzde yüzü için ödeme yaptık, bence, çünkü faturalarını ödemiyorlardı. Ve tek istediğimiz Grönland'ı almak, tam mülkiyet hakkı ve sahiplik dahil, çünkü onu savunmak için sahipliğe ihtiyacınız var. Bir kiralama üzerinden onu savunamazsınız. Birincisi, yasal olarak, bu şekilde savunulabilir değil, kesinlikle. Ve ikincisi, psikolojik olarak, kim bir lisans anlaşmasını veya kiralamayı savunmak ister ki, okyanusun ortasında büyük bir buz parçası, eğer bir savaş olursa, eylemin çoğu o buz parçası üzerinde gerçekleşecek? Bir düşünün. O füzeler o buz parçasının tam merkezinin üzerinden uçacak. Danimarka'dan ulusal ve uluslararası güvenlik için ve çok enerjik ve tehlikeli potansiyel düşmanlarımızı uzak tutmak için, istediğimiz tek şey üzerine şimdiye kadar inşa edilmiş en büyük altın kubbeyi inşa etmek için bu toprak. Yani dünyayı korumak için bir buz parçası istiyoruz ve vermiyorlar. Başka hiçbir şey istemedik ve o toprak parçasını tutabilirdik ve tutmadık. Yani bir seçenekleri var. Evet diyebilirsiniz ve çok minnettar olacağız, ya da hayır diyebilirsiniz ve hatırlayacağız." MACRON'U O GÜZEL GÜNEŞ GÖZLÜKLERİYLE İZLEDİM, NE OLMUŞ ÖYLE İlaç fiyatları için en çok tercih edilen ulus politikam altında, reçeteli ilaçların maliyeti hesaplama şeklinize bağlı olarak % 90’a kadar düşüyor. Beş, altı, yedi, sekiz yüz yüzde de diyebilirsiniz. Bunu hesaplamanın iki yolu var. Ama her başkanın istediği bir tercih edilen uluslar politikamız var, hiçbir başkan alamadı. Ben aldım ve diğer uluslar onayladı ve bunu almak için tarifeleri kullanmak zorunda kaldım, çünkü "Asla!" dediler. Başka bir deyişle, Londra'da on dolar olan bir hap, yüz otuz dolar. Londra'da on dolar, New York'ta veya Los Angeles'ta yüz otuz dolar ve "Vay canına, bu kötü" dedim. Arkadaşlarım derdi, "Biliyorsunuz, Londra'ya gidiyoruz, bu şeyleri neredeyse bedava satın alabiliyorsunuz. Dünyanın her yerine gidiyoruz, neredeyse bedava satın alabiliyoruz." Çünkü temelde, Amerika tüm dünyayı sübvanse ediyordu çünkü başkanlar bundan kurtulmalarına izin verdi. Çok zor oldu. Bu yüzden Emmanuel Macron'u aradığımda, dün onu o güzel güneş gözlükleriyle izledim. Ne halt oldu? [gülüyor] Onu biraz sert tavırlarıyla izledim, ama bir hap için on dolardaydı ve dedim ki, "Emmanuel..." Ve... tüm büyük ilaç şirketleri tam mutabakat halinde. Bu arada kolay değildi. Serttirler, akıllıdırlar. Bu dolandırıcılıktan uzun zamandır kurtuluyorlardı, ama vazgeçtiler. Ama dediler ki, "Ülkelerin bunu onaylamasını asla sağlayamazsınız." "Neden?" dedim. "Çünkü sağlayamazsınız. Her zaman dediler ki, 'Daha fazla ödemiyoruz. Geri kalanını Amerika Birleşik Devletleri'nden alın.'" Yani yıllar içinde, aynı kaldılar. Biz sadece yukarı, yukarı, yukarı gittik ve, yani, on üç, on dört, on beş kat daha fazla öderdik belirli ülkelerin ödediğinden. Ben de dedim ki, "Hayır, yüzde yüz onaylayacaklar." "Efendim, onaylamalarını asla sağlayamazsınız." "Garanti ediyorum" dedim. Ama aslında Emmanuel ile başladım, muhtemelen odada da var ve onu seviyorum. Aslında onu seviyorum. İnanması zor, değil mi? Ve dedim ki, "Emmanuel, o hapın fiyatını yirmi dolara, belki otuz dolara çıkarmak zorunda kalacaksın." Düşünün. Yani bu, bu demek oluyor ki reçeteli ilaçlar iki katına çıkıyor. Üç katına çıkabilir, dört katına çıkabilir. Kolay değil. "Hayır, hayır, hayır, Donald, bunu yapmayacağım." "Evet, yapacaksın, yüzde yüz" dedim. "Hayır, hayır, hayır. Benden iki katına çıkarmamı istiyorsun" dedi. "Emmanuel, otuz yıldır reçeteli ilaçlarla Amerika Birleşik Devletleri'nden faydalanıyorsun. Gerçekten yapmalısın ve yapacaksın, hiç şüphem yok. Aslında, yüzde yüz eminim sen-" "Hayır, hayır, hayır, bunu yapmayacağım." Çünkü, evet, ona karşı adil olmak gerekirse, iki katına veya üç katına çıkarmak zorunda, çünkü dünya Amerika Birleşik Devletleri'nden daha büyük bir yer olduğu için, ortada buluşmanız değil, sadece biraz yukarı çıkmanız gerekiyor ve biz çok aşağı iniyoruz. Onlar biraz yukarı çıkıyor, biz çok aşağı iniyoruz. Yani biz yüz otuz dolardayız, onlar on dolarda, bu yüzden yirmi veya otuza çıkmak zorunda kalabilirler, bundan fazla değil. "Emmanuel, iki katına veya üç katına çıkartacaksın" dedim. "Hayır, hayır, hayır." "İşte hikaye, Emmanuel. Cevap, bunu yapacaksın, hızlı yapacaksın. Ve eğer yapmazsan, Amerika Birleşik Devletleri'ne sattığın her şeye yüzde yirmi beş tarife koyuyorum ve şaraplarına ve şampanyalarına yüzde yüz tarife, ve bu istediğimin yaklaşık on katı. Ve yapacaksın. Bunu halka açıklamak istemiyorum, ama beni bunu yapmaya zorlayabilirsin." "Hayır, hayır, Donald, yapacağım. Yapacağım." Ülke başına ortalama üç dakika sürdü, aynı şeyi söyleyerek, "Yapacaksın." Hepsi "Hayır, hayır, hayır, yapmayacağım. Benden reçeteli ilaç maliyetini iki katına çıkarmamı istiyorsun-" dediler. "Doğru, çünkü otuz yıldır bizi kandırıyorsun" dedim. Ve "Bunu yapmayacağız" dediler. "Sorun değil. Pazartesi sabahı, yirmi beş, otuz, elli..." Farklı ülkeler için farklı rakamlar verdim. Bu da ulusal güvenlik hakkında konuşuyoruz. Olamaz-- Adil değil. Tüm dünyayı sübvanse etmeyeceğiz ve bu ülkelerin her biri bunu yapmayı kabul etti. JEROME 'TOO LATE (ÇOK GEÇ)' POWELL Çok uzak olmayan bir gelecekte yeni bir Fed başkanı açıklayacağım. Sanırım çok iyi bir iş çıkaracak. Bakın, bazılarını verdim. Elimizde bir şey var ama çok saygı duyulan bir isim. Hepsi saygın. Onlar, onlar harikalar. Görüştüğüm herkes (adaylar) harika. Hepsinin sanırım harika bir iş yapabileceğini düşünüyorum. Sorun şu ki işi aldıktan sonra değişiyorlar. Yapıyorlar. Bilirsiniz, duymak istediğim her şeyi söylüyorlar ve sonra işi alıyorlar. Altı yıllığına kilitleniyorlar. İşi alıyorlar ve bir anda, "Hadi oranları biraz yükseltelim." Onları arıyorum, "Efendim, bunun hakkında konuşmamayı tercih ederiz." İnsanların işi aldıklarında nasıl değiştikleri inanılmaz. Çok kötü. Bir tür sadakatsizlik, ama doğru olduğunu düşündüklerini yapmalılar. Şu anda korkunç bir başkanımız var, Jerome "Çok Geç" Powell. Her zaman çok geç kalıyor ve faiz oranlarında çok geç kalıyor, seçimden önce hariç. O zaman diğer taraf için gayet iyiydi. Yani biz, harika birini atacağız ve umarız doğru işi yapar." İSVİÇRE'YE TARİFEYİ YÜZDE 30 YAPTIM, BAŞBAKANI ARADI. TARİFEYİ YÜZDE 39'A ÇIKARDIM, ORTALIK KARIŞTI. ROLEX BENİ ZİYARETE GELDİ İ"sviçre ile bir vaka yaşadım. İsviçre'de olmamız tesadüf oldu. Belki size kısa bir hikaye anlatırım. Ama hiçbir şey ödemiyorlardı. Güzel saatler, harika saatler yapıyorlar, Rolex, hepsi. Ürünlerini gönderdiklerinde Amerika Birleşik Devletleri'ne hiçbir şey ödemiyorlardı ve 41 milyar dolarlık bir açığımız vardı. 41 milyar bu güzel yerle. Üzerinden uçtuk. Güzel değil mi? Ben de dedim ki, "Hadi onlara yüzde 30 tarife koyalım ki bir kısmını geri alalım," hiç değilse. Hala büyük bir açığımız olurdu. 41 milyar $. Bu büyük bir açık ve dedim ki, "Hadi bir tarife koyalım..." Farklı tarifeler, farklı yerler. Hepiniz bunlara tarafsınız, bazı durumlarda kurbanısınız, ama sonunda adil bir şey ve çoğunuz bunu fark ediyor. Ama İsviçre'ye % 30 tarife koyduk ve ortalık karıştı. Arıyorlardı, yani inanmazsınız ve İsviçre'den çok fazla insan tanıyorum, inanılmaz yer, inanılmaz, zeki yer. Ama fark etmedim ki... Onlar sadece bizim sayemizde iyiler ve başka pek çok örnek var. Yani, biz, muhtemelen başka yerler, ama kazandıkları paranın çoğunluğu bizim sayemizde, çünkü onlardan asla bir şey almadık. Yani geliyorlar, saatlerini satıyorlar, tarife yok, hiçbir şey yok. Çekip gidiyorlar, sadece bizden kırk bir milyar dolar kazanıyorlar. Ben de dedim ki, "Hayır, bunu yapamayız, bu yüzden artıracağım." Hala bir açığım olurdu, oldukça önemli, ama yüzde otuza çıkardım ve, sanırım başbakan, başkan olduğunu sanmıyorum, başbakan olduğunu düşünüyorum aradı, bir kadın ve çok tekrar ediciydi. "Hayır, hayır, hayır, bunu yapamazsınız, % 30. Bunu yapamazsınız. Biz küçük, küçük bir ülkeyiz" dedi. Dedim ki, "Evet, ama büyük, büyük bir açığınız var. Küçük olabilirsiniz ama büyük ülkelerden daha büyük bir açığınız var." "Hayır, hayır, hayır, lütfen, bunu yapamazsınız" dedi. Aynı şeyi tekrar tekrar söylemeye devam etti. "Biz küçük bir ülkeyiz." Dedim ki, "Ama açısından büyük bir ülkesiniz..." Ve açıkçası beni yanlış yönden ovdu. Ve dedim ki, "Tamam. Teşekkür ederim, hanımefendi. Takdir ediyorum. Bunu yapmayın. Çok teşekkür ederim, hanımefendi." Ve tarifeyi % 39 yaptım ve sonra gerçekten ortalık karıştı ve herkes beni ziyaret etti. Rolex beni görmeye geldi. Hepsi beni görmeye geldi. Ama fark ettim ve azalttım, çünkü insanlara zarar vermek istemiyorum. Onlara zarar vermek istemiyorum. Ve daha düşük bir seviyeye indirdik. Yükselmeyeceği anlamına gelmiyor, ama daha düşük bir seviyeye indirdik. Ama şimdi tarife ödüyorlar. Ama, ama fark ettim ki birçok böyle yerimiz var, Amerika Birleşik Devletleri sayesinde servet yapan yerler. Amerika Birleşik Devletleri olmadan, hiçbir şey kazanmazlardı. Düşünün, İsviçre bizden 41 milyar dolar kazandı ve dediği gibi, küçük bir yer."

CNBC-e

34,242 views • 7 months ago

■ RUSYA'DAN TÜRKİYE'YE TEHDİT ! PANDORA'NIN KUTUSUNU AÇIYORUZ. ▪︎ Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zaharova, " Türkiye'nin Ukrayna'ya silah verme kararına Rusya'da açık uyarı! Pandora'nın kutusu açılır." Dedi ... Rusya, Türkiye'de depolanan ABD menşeli misket mühimmatların Ukrayna'ya transfer edilmesine yönelik hazırlıklar karşısında Washington ve Ankara yönetimine uyarıda bulundu. Moskova, barış söylemlerine rağmen Kiev'e silah tedarik edilmesinin "Pandora'nın kutusunu açmak" anlamına geldiğini ve ikili ilişkilerdeki karşılıklı güveni kaçınılmaz olarak sarsacağını bildirdi. ▪︎ ANALİZ : Türkiye için RUSYA cephesi açılıyor. ■ YUNANİSTAN - TÜRKİYE 'YE karşı ASKERİ SEÇENEĞİ devreye sokabilir. Fransa ve AB destekli bir çatışma söz konusu. Kıbrıs Rum Kesimi ile beraber EGE VE AKDENİZ hattında yoğunluklu çatışma riski yüksek . ▪︎ Türkiye, Meis adası'nın Yunanistan'la deniz bağlantısını sınırladı. Türkiye, 15 Ağustos 2026 tarihli ve 11626 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'yla Muğla-Fethiye ve Antalya-Kaş açıklarındaki geniş bir deniz alanını "Fethiye-Kaş Deniz Milli Parkı" olarak ilan etti. Karar, 16 Ağustos 2026 tarihli ve 33342 sayılı Resmi Gazete'de yayımlandı. Aynı kararla Kuzey Ege'de Gelibolu, Gökçeada ve Tekirdağ kıyılarını kapsayan ikinci bir deniz milli parkı daha oluşturuldu. Türk medyasında ilk günlerde beklenenin altında yer bulan karar, ilan edilen alanın sınırının Meis Adası'nın kuzeyinden geçmesi nedeniyle giderek daha fazla dikkat çekmeye başladı . ANALİZ : YUNAN BASINI ve HÜKÜMET çevreleri durumla ilgili RUSYA - İSRAİL - KIBRIS RUM KESİMİ - FRANSA destekli bir savaş planını devreye sokabilir. Rusya Dışişleri Bakanlığı açıklaması PANDORA'NIN kutusu açılacak beyanıyla farklı bir planın varlığına işaret ediyor. ■ İRAN - TÜRKİYE ile KATAR üzerinden karşılaşabilir . ▪︎ İran, üç pilotunun Katar'ın elinde olduğunu ve pilotların aileleri dahil kimseyle görüştürülmediğini açıkladı. Katar ise İran'a ait 2 savaş uçağının vurulduğunu doğruladı. Ancak sadece bir pilotun cansız bedenine ulaşıldığını duyurdu. ▪︎ Katar, İranlı pilotların alıkonulduğuna ilişkin iddiaları reddetti. ▪︎ Bu açıklamalar ! Türkiye'nin Pakistan ve Suudi Arabistan ile imzaladığı ASKERİ - Mekke Mutabakatından sonra yapılması dikkat çekici . ▪︎ Ayrıca , MEKKE mutabakatına MISIR'IN katılmasını talep eden TÜRKİYE'YE , MISIR hükümeti RED cevabı vermişti. ▪︎ İran : Mekke Ortak Savunma Anlaşması'ndan endişe duymamız için bir neden bulunmuyor derken , bu anlaşmanın SUUDİ ARABİSTAN 'I hedef olmaktan çıkartmayacağını açıklamıştı. ▪︎ HAKAN FİDAN :İsrail’in ateşkesin ikinci aşamasında adım atmaması halinde “Türkiye, Katar ve Mısır olarak atmamız gereken radikal adımlar olacak. Bu bizim milletimize, halkımıza karşı ve Filistin'e karşı borcumuz” demişti. ANALİZ : Mısır bu açıklamalarda görünür gibi hareket ediyor. İş Savunma ve Askeri alana gelince çekiliyor. Sebebi ne olabilir? SEBEBİ , İSRAİL ! ▪︎ İSRAİL :İsrail Savunma Bakanı Katz: " Müslüman Kardeşler ekseni, zamanla daha tehlikeli hale gelebilir. Türkiye ve Katar bu eksenin birer parçasıdır. Müslüman Kardeşler sadece İsrail'e karşı faaliyet göstermekle kalmıyor, aynı zamanda Mısır'da Başkan Sisi'yi ve Ürdün'de Kral Abdullah'ı devirmek için de çalışıyor." Açıklaması İsrail 'in bölge politikasını ve diğer ülkeleri etkiliyor. ■ "ABD Temsilciler Meclisi Eski Üyesi Marjorie Taylor Greene: Strateji toplantılarında İran'da nükleer silah kullanmayı tartışıyorlar.Bunu biliyoruz. ■ Ukrayna'dan Moskova'ya yüzlerce İHA ile saldırı: Rusya, Kiev'e misilleme yaptı. RUSYA - UKRAYNA savaşı şiddetleniyor. ■ TÜRKİYE dört bir yandan ciddi olarak sorunlarla sıkıştırılıyor. Bu sorunlar SAVAŞ üzerine kurgulanıyor.İçerde devam eden krizler artarak toplumu iyice moralsizleştiriyor. DÖRT TARAFI olan bir cephedeyiz. Her savaş BİR MERMİ ile başlıyor. #Atabey19HHK #HüseyinHakkıKahveci #OndokuzBiziz #SonDakika #UkabPartisi

Atabey Hüseyin Hakkı Kahveci

330,750 views • 9 days ago

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, basın ve yayın organlarının Ankara Temsilcileri ile bir araya geldi. Millî Savunma Bakanlığındaki buluşmada Bakan Yaşar Güler terörle mücadele başta olmak üzere 2024 yılında icra edilen faaliyetleri anlattı. Bakan Yaşar Güler basın mensuplarına şu bilgileri verdi: EN YOĞUN, EN KAPSAMLI VE EN ETKİLİ FAALİYETLERİ İCRA EDİYORUZ Ülkemizin savunma ve güvenliğini sağlamak için görevlerimizi en iyi şekilde yapmaya çalıştığımız yoğun ve başarılı bir yılı geride bırakmanın haklı gururunu yaşıyor, artan bir azim ve kararlılıkla yeni yıla hazırlanıyoruz. Hakiki ve güvenilir bilgiye ulaşmanın her zamankinden daha önemli hâle geldiği, dezenformasyon ile mücadelenin kritik öneme sahip olduğu günümüzde; tüm faaliyetlerimizi büyük bir şeffaflık içinde icra ediyor, kamuoyunu sizlerin aracılığıyla ilk elden bilgilendiriyoruz. Bugün de 2024 yılında gerçekleştirdiğimiz faaliyetler hakkında sizleri bilgilendirecek, değerli görüşlerinizi alacak ve sorularınızı cevaplayacağız. Stratejik önemi yüksek olan ülkemiz; aynı zamanda çatışma ve ihtilafların çevrelediği bölgenin tam kalbinde yer almaktadır. Yakın coğrafyamızdan başlamak üzere bölgesel ve küresel gerilimlerin arttığı, istikrarsızlığın ve belirsizliğin hat safhaya çıktığı bir güvenlik ortamından geçiyoruz. Bu kritik dönemde ülkemiz; güvenlik, huzur ve barışı önde tutan çok yönlü ve etkin bir savunma ve güvenlik politikası takip ediyor. Çok boyutlu ve karmaşık hâle gelen mevcut güvenlik ortamı ve bölgemizdeki kaotik gelişmeler, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin her an harekâta hazır, etkin ve caydırıcı bir güç olmasını ve bu gücünü pekiştirmesini zorunlu kılmaktadır. Böylesine hassas bir süreçte, görev ve sorumlulukları artan Millî Savunma Bakanlığımız ve Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; - Tüm tehdit ve tehlikelere karşı ülkemizin ve asil milletimizin savunma ve güvenliğini sağlamak için aralıksız çalışmakta, - İstiklal Harbimizden bu yana en yoğun, en kapsamlı ve en etkili faaliyetlerini icra etmekte, - Terörle mücadelede, hudut güvenliğinde, yurt içi ve yurt dışında icra edilen faaliyetlerde elde edilen başarı ve etkinliğin çıtasını, her geçen gün daha da yukarılara taşımaktadır. YILBAŞINDAN BU YANA 2 BİN 939 TERÖRİSTİ ETKİSİZ HÂLE GETİRDİK Sizlerin de bildiği gibi Silahlı Kuvvetlerimizin en çok odaklandığı, enerjisini ve zamanını en çok harcadığı konu terörizmle mücadeledir. Terörle mücadelede yaptığımız konsept değişikliğiyle “terörü kaynağında yok etme” anlayışını uygulamaya koyduk. Geçmişte yürütülen “sınırlı hedefli ve süreli” askerî harekâtların yerine bugün artık, “sürekli ve kapsamlı” operasyonlarla terör örgütüne ağır darbeler vuruyoruz. Sahanın gerekliliğine uygun, alışılmadık, öngörülemez, süratli ve sürekli icra esaslarında gerçekleştirdiğimiz operasyonlarla; Irak ve Suriye’nin kuzeyi dâhil bu yılın başından itibaren 2.939 teröristi etkisiz hâle getirdik. Ayrıca, yıl içerisinde 99 terörist de teslim olmuştur. Terör örgütünün eylem ve hareket kapasitesinin sıfırlanması için gözümüzün değmediği, ayağımızın basmadığı yer bırakmıyor, alandaki hâkimiyetimizi her geçen gün geliştiriyoruz. Nihai hedefimiz; Irak ve Suriye sınırlarımız boyunca Türkiye’ye tehdit olabilecek tüm terörist faaliyetleri kaynağında yok etmek ve terör belasını milletimizin gündeminden tamamen çıkarmaktır. Bu vesileyle - Terörle mücadelede elde edilen başarılarda en büyük paya sahip olan aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyor, - Bugüne kadar terörle mücadelede emeği geçen, katkı sağlayan bütün devlet büyüklerimize, komutanlarımıza, Türk Silahlı Kuvvetleri personeline teşekkür ediyor, saygı ve şükranlarımı sunuyorum. PENÇE-KİLİT OPERASYONU İLE 1.136 TERÖRİST ETKİSİZ HÂLE GETİRİLDİ 17 Nisan 2022’de Irak’ın kuzeyinde başlatılan Pençe-Kilit Operasyonu’nda kahraman ordumuzun büyük cesaret, fedakârlık ve yoğun gayretleriyle Zap’ta kilidi kapattık. Irak sınırımızın tamamının emniyetini sınır ötesinden tesis ettik. Terör örgütü tarafından önemsenen ve Suriye ile Kandil arasında kilit konumda olan bu bölgede 1.136 teröristi etkisiz hâle getirdik. Ayrıca, Pençe-Kilit Harekâtı’nda bugüne kadar toplam 3.158 Mayın ve El Yapımı Patlayıcı imha edilmiş, 1.327 mağara ve sığınak kullanılamaz hâle getirilmiş, 957’si ağır silah olmak üzere 2.421 muhtelif silah ve bu silahlara ait 910 binden fazla mühimmat ele geçirilmiştir. Bölgedeki operasyon ve faaliyetlerimiz aynı azim ve kararlılıkla devam etmektedir. Öte yandan Sayın Cumhurbaşkanımızın 22 Nisan’da Bağdat ve Erbil’e gerçekleştirdiği ziyaretlerin, Türkiye-Irak ilişkilerinde bir dönüm noktası olduğunu düşünüyoruz. Terörle mücadelede ülkelerimiz arasındaki iş birliğini kalıcı hâle getirmek için görüşmelere devam ediyoruz. Bu kapsamda ülkemiz ile Irak arasında sonuncusu Bağdat’ta düzenlenen Yüksek Düzeyli Güvenlik Mekanizması toplantılarının dördüncüsünü, 15 Ağustos’ta Ankara’da icra ettik. Irak Savunma Bakanı ile “Askerî, Güvenlik İş Birliği ve Terörle Mücadeleye Dair Mutabakat Zaptı”nı imzaladık. PKK’yı kendi problemi olarak da görmeye başlayan Irak’ın PKK terör örgütünü “yasaklı örgüt” ilan etmesi yönünde aldığı kararı memnuniyetle karşılıyor, en kısa sürede “terör örgütü” olarak da ilan etmesini bekliyoruz. SURİYE’NİN BİRLİĞİNİ VE TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜNÜ DESTEKLİYORUZ Öncelikle belirtmek isterim ki, Suriye’de yaşanan olayların maddi, manevi, sosyal ve toplumsal yükünü en fazla çeken ülke Türkiye’dir. Malumunuz DEAŞ, ardından da PKK/KCK-PYD/YPG-SDG terör örgütü Suriye’deki güç boşluğundan yararlanarak bölgede terör devleti kurmaya çalıştılar. Suriye’de icra ettiğimiz harekâtlarla terör örgütünü engelledik ve sınırlarımızın güvenliğini sağladık. Bölgede yaşayan veya göç etmiş olan Suriye vatandaşları için güvenli ve istikrarlı bir yaşam alanı oluşturduk. Suriye’deki son gelişmeleri en başından itibaren bölgedeki muhataplarımızla iş birliği ve koordinasyon içerisinde yakından takip ediyoruz. Suriye’nin birliği ve toprak bütünlüğünü destekliyor, terörle mücadeleye ise büyük önem ve öncelik veriyoruz. SURİYE’DEKİ SON GELİŞMELERDE BİR DAHLİMİZ YOK Yaşanan son gelişmeler ve ortaya çıkan durum; muhalefetin talepleri ve rejimin bunları dikkate almaması, keza rejimin kendisine iyi niyetle uzatılan eli tutmaması nedeniyle uzun süredir çözülemeyen ve Suriye’nin iç dinamiklerinden kaynaklanan sorunlardı. Yerel unsurların bu faaliyetlerinin öncesinde veya herhangi bir aşamasında ülkemizin bir dahli olmamıştır. Ayrıca Suriye Millî Ordusunun Suriyeli muhaliflerden meydana geldiğini, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarında Suriye’deki ihtilafın bir tarafı olarak açıkça kabul edilen Suriye Geçici Hükümetinin bir parçası olduğunu ve bu hükümetin Savunma Bakanlığının emri altında çalıştığını da vurgulamakta yarar var. Bu kapsamda; - Suriye’nin toprak bütünlüğüne, egemenliğine ve bölgemizin güvenliğine yönelik ağır tehdit oluşturan PKK/YPG terör örgütünün bölgedeki belirsizlikten faydalanmasına asla izin vermeyeceğimizi, Bölgede varlık gösteren terör örgütleriyle mücadele konusundaki tutumumuzun net olduğunu bir kez daha ifade etmek istiyorum. SURİYE’NİN ARTIK MÜREFFEH BİR ÜLKE OLMA VAKTİ GELDİ Şimdi Suriye’de ortaya yeni bir durum ve gerçeklik çıktı. Suriye’nin artık; istikrarlı, demokratik ve siyasi açıdan birleşmiş müreffeh bir ülke olma vakti gelmiştir. Bunun için bizler de Suriye’de kapsayıcı bir anayasanın kabulü, serbest seçimlerin yapılması, tam normalleşme ve güvenlik ortamının sağlanması konusunda elimizden gelen her türlü desteği vereceğiz. Bu çerçevede Suriye’de 2254 sayılı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Kararı temelinde kalıcı siyasi çözüme ulaşılacağına da inanıyoruz. HUDUTLARDA 93 BİN 349 KİŞİNİN GEÇİŞİ ENGELLENDİ Hudut hattımızda dünya standartlarında ve teknoloji yoğunluklu sistemler etkin şekilde kullanılıyor. Meydana gelen teknolojik gelişmeler ile tedbirlerimizi geliştiriyoruz. Böylelikle hudutlarımızda kaçak geçişlere asla imkân tanımıyoruz. Hâlen hudutlarımızda 8 Hudut Tugayımız, 6 Hudut Alayımız olmak üzere toplam 60 bin personel de görev yapıyor. 1 Ocak 2024’ten itibaren hudutlarımızda 93 bin 349 kişinin geçişi engellenmiş, yakalanan 13 bin 551 düzensiz göçmen ile 280 terörist ve 801 kilogram uyuşturucu madde kolluk kuvvetlerine teslim edilmiştir. Tüm bunlara rağmen hudutlarımızla ilgili daha önce de karşılaştığımız gibi farklı ülke ve zamanlarda çekilmiş, eski ve benzer görüntülerle özellikle sosyal medya üzerinden kamuoyu yanıltılmaya ve Türk Silahlı Kuvvetlerimiz yıpratılmaya çalışılmıştır. Yakın zamanda Van-İran sınırımıza bir basın turu düzenledik. Katılan tüm basın mensupları alınan tedbirlerden çok etkilendiklerini belirttiler. TÜRKİYE İLE BİRLİKTE OLANLAR KAZANDI Türkiye; Sayın Cumhurbaşkanımızın stratejik öngörüsü ile son yıllarda savunma ve güvenlik alanında önemli adımlar atarak bölgesinde ve dünyada etkin bir konuma ulaştı. Bölgesel ve küresel barış için öncü bir rol üstlenen Türk Silahlı Kuvvetlerimiz de birçok coğrafyada kardeş, dost ve müttefik ülkelerin haklı davalarına destek olmayı sürdürmektedir. Samimi bir yaklaşımla desteklediğimiz kardeş ve dost ülkeler, Türkiye benzeri bir silahlı kuvvetler yapısını kurmamızı talep ediyorlar. Dostlarımızın bu tutumları, güvenlik ve istikrarın tesisine yönelik küresel ölçekte ortaya koyduğumuz gayretin ne denli başarılı olduğunun da bir göstergesidir. Türkiye ile birlikte olanlar kazanacak demiştik. 2024, Türkiye ile birlikte olanların kazandığı bir yıl oldu. 2025, bu gerçeğin perçinlendiği bir yıl olacak diye düşünüyoruz. AZERBAYCAN’A HER TÜRLÜ DESTEĞİ VERİYORUZ İfade etmiş olduğum uluslararası misyonlarımız çerçevesinde en başta kederde ve kıvançta bir ve beraber olduğumuz Can Azerbaycanlı kardeşlerimizin haklı davalarına her türlü desteği verdik, veriyoruz. Bugün, Karabağ’ın tamamında şanlı Azerbaycan bayrağının dalgalanmasından büyük bir memnuniyet duyuruyoruz. “Tek Millet, İki Devlet” anlayışıyla sarsılmaz bağlara sahip ilişkilerimizi, başta savunma sanayi ve askerî iş birliği olmak üzere, daha üst seviyelere taşımak için aralıksız gayret gösteriyoruz. Öte yandan Kafkasya’da güvenlik ve huzurun tesisi, Azerbaycan ve Ermenistan arasında kapsamlı ve kalıcı bir barış antlaşmasından geçmektedir. Bu konuda iki ülkenin gösterdikleri çabayı ve son dönemde katettikleri ilerlemeyi memnuniyetle karşılıyoruz. AMACIMIZ İSTİKRAR İÇİNDE TEK BİR LİBYA’NIN OLUŞUMUNA KATKI SUNMAK Yakın bağlarımızın olduğu bir diğer ülke ise Libya’dır. Dost ve kardeş Libya ile son yıllardaki iş birliğimiz artarak devam etmektedir. Bu kapsamda askerî eğitim, yardım, iş birliği ve danışmanlık faaliyetleriyle Libyalı kardeşlerimize destek sağlıyoruz. Amacımız, toprak bütünlüğünü ve siyasi birliğini sağlamış; barış, huzur ve istikrar içerisinde yaşayan tek bir Libya’nın oluşumuna katkıda bulunmaktır. Tek Libya hedefine katkı sağlayan her adımı önemli ve değerli buluyoruz. Nitekim son olarak 28 Kasım’da davetimiz üzerine 5+5 Ortak Askerî Komisyonu ile Ankara’da heyetler arası bir görüşme gerçekleştirdik. SOMALİ’YE DENİZ GÜVENLİĞİ ALANINDA DA DESTEK VERECEĞİZ Türkiye olarak Afrika’nın huzur ve istikrarına büyük önem veriyor, Afrikalı dostlarımızla ilişkilerimizi daha da geliştirmeyi hedefliyoruz. Dost ve kardeş ülke olarak gördüğümüz Somali’de güvenlik ve istikrarın sağlanmasına yönelik olarak eğitim, danışmanlık ve destek kapsamında icra ettiğimiz faaliyetler artarak devam ediyor. Somali ile 8 Şubat’ta imzaladığımız İş Birliği Anlaşması ile şu ana kadar yapılan faaliyetlerimizin geliştirilmesi hedeflenmektedir. Somali’nin isteği üzerine terörle mücadele konusunda kendilerine verdiğimiz desteği deniz güvenliği alanında da vermeye başlayacağız. Bu amaçla Oruç Reis Sismik Araştırma Gemimiz, donanma gemilerimizin (TCG Gökova ve TCG Gediz, TCG Ütğm. Arif Ekmekçi) refakat ve korumasında Somali’de görevlerine devam etmektedir. Öte yandan Çarşamba günü, Sayın Cumhurbaşkanımızın arabuluculuğunda Somali ve Etiyopya arasında tarihî bir uzlaşmaya da ev sahipliği yaptık. KATAR’DA DENİZ VE HAVA UNSUR KOMUTANLIKLARIMIZI TEŞKİL ETTİK Etkin bir şekilde faaliyetlerimizi yürüttüğümüz bölgelerden biri de Basra Körfezi’dir. Nitekim dost ve kardeş ülke Katar’da konuşlu Türk-Katar Birleşik Müşterek Kuvvet Komutanlığımız vasıtasıyla Katar Silahlı Kuvvetlerinin savunma kabiliyetlerinin geliştirilmesini desteklemeye devam ediyoruz. Son olarak Katar’da Deniz ve Hava Unsur Komutanlıklarımızı teşkil ederek bölgede yeni bir sorumluluk üstlendik. Böylece birliklerimiz; bölgesel deniz ve hava güvenliği için caydırıcı bir unsur olurken, aynı zamanda dost Katar Deniz ve Hava Kuvvetlerinin imkân ve kapasitesini daha da geliştirecektir. 89 ÜLKE İLE ASKERÎ ANLAŞMALAR YAPTIK Bu çalışmalarımızın yanı sıra millî menfaatlerimiz doğrultusunda ve ikili ilişkilerimizin geliştirilmesi kapsamında çok sayıda kardeş, dost ve müttefik ülke ile askerî çerçeve, eğitim, iş birliği ve yardım anlaşmaları da imzaladık. Bu bağlamda, bugüne kadar 89 ülke ile Askerî Çerçeve Anlaşması, 65 ülke ile Askerî Eğitim İş Birliği Anlaşması, 33 ülke ile Askerî Mali İş Birliği Anlaşması ve Nakdî Yardım Uygulama Protokolü imzalanmıştır. Ayrıca, 42 ülke ile Askerî Çerçeve Anlaşması ve 13 ülke ile Askerî Eğitim İş Birliği Anlaşması ve 14 ülke ile de Askerî Mali İş Birliği Anlaşması ve Nakdî Yardım Uygulama Protokolü’nün imzalanmasına yönelik müzakere süreci devam etmektedir. Bunların yanı sıra yeni anlaşmalar imzalamaya ve eski tarihli anlaşmaları güncellemeye yönelik gayretlerimiz de devam etmektedir. 2024’TE 74 ÜLKE İLE 216 GÖRÜŞME YAPTIK Tüm bunlarla birlikte 74 ülke ile ikili ve çoklu yüz yüze ve telefon görüşmeleri olarak 216 görüşme gerçekleştirildi. 28 yurt dışı ziyaret icra edildi, 24’ü Savunma Bakanı olmak üzere 55 görüşme yapıldı. 158 yabancı zevatı kabul ettik. 3 Savunma Bakanı ile telefon görüşmesi gerçekleştirdik. Ayrıca, 3 yurt dışı, 21 yurt içi olmak üzere 24 birlik ziyareti gerçekleştirdik. YUNANİSTAN İLE İLİŞKİLERDE TANSİYONUN YÜKSELMEMESİ İÇİN GAYRET SARF EDİYORUZ Yunanistan ile ilişkilerimize baktığımızda ise son dönemde iki ülke arasındaki ilişkileri yapıcı bir yaklaşımla ilerletmeyi hedefleyen ortak bir tutum mevcuttur. Biz de bu sürecin barış ve huzur içinde devamına yönelik gerekli tedbirleri alıyor, tansiyonun yükselmemesi için gayret sarf ediyoruz. Diğer yandan, Yunanistan ile aramızdaki güveni artırmayı amaçlayan Güven Artırıcı Önlemler Toplantıları ve bunun sonucu olarak gerçekleştirilen karşılıklı üst düzey ziyaret ve faaliyetler de devam etmektedir. Akdeniz ve Ege Denizi’ni ilgili tüm tarafların meşru menfaatlerine saygı duyulan, iş birliği içerisinde bir istikrar ve refah bölgesi olarak görmek istiyoruz. Tabii barışçıl bir çözüm için çaba gösterirken millî menfaatlerimizden asla taviz vermeyeceğimizi ve bu konuda kararlılığımızın tam olduğunu da vurgulamak isterim. KIBRIS TÜRKÜ’NÜN GÜVENLİĞİ İÇİN HER TÜRLÜ TEDBİRİ ALMA KARARLILIĞIMIZ TAMDIR Millî meselemiz olan Kıbrıs konusunda ise bugüne kadar ortaya konulan çözüm yöntemlerinden, maalesef bir sonuç elde edilememiştir. Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 50’nci yıl dönümünde şunu rahatlıkla ifade edebiliriz ki, 50 yıldır Ada'ya (hem soydaşlarımıza hem de Rumlara) barış ve huzur ortamı gelmiş, akan kan durmuştur. Kıbrıs Adası’nda dengeleri bozabilecek ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin güvenliğine tehdit oluşturabilecek her türlü gelişmeyi yakından takip ediyoruz. Orta Doğu’da yaşananlar sonrası Kıbrıs adasında son dönemde artan hareketlilik ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin silahlanma faaliyetleri Ada’daki hassas dengeye zarar vermektedir. Malumunuz son olarak ABD ile GKRY arasında “Savunma İş Birliğine İlişkin Yol Haritası” anlaşması yapıldı. Bu tutum ABD’nin Kıbrıs Adası’na yönelik tarafsızlığına zarar vermektedir. ABD’nin 2020 yılında aldığı, 2022’de kapsamını genişlettiği ve 2023’te uzattığı GKRY’ye yönelik silah ambargosunu kaldırma kararını, 1 Ekim 2024 itibarıyla bir yıllığına yeniden uzatacağını açıklaması da kabul edilemez bir durumdur. Ada’da tek ve kesin çözüm; Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsünün tescil edilmesidir. Türkiye’nin; geçmişte olduğu gibi bugün ve yarın da Kıbrıs Türklerinin güvenliğini, huzurunu ve refahını korumak için her türlü askerî ve siyasi tedbiri alma kararlılığı tamdır. İSRAİL DEVLET TERÖRÜ UYGULUYOR Krizin en başından bugüne kadar, yalnızca bölgedeki değil dünyadaki herkesin güven ve huzuru için acil ve kalıcı ateşkes sağlanarak çatışmaların bir an önce sona erdirilmesi gerektiğini savunuyoruz. İsrail bugüne kadar alınmış kararlara rağmen, bölgede haksız ve hukuksuz uygulamalarına, masum sivilleri, özellikle çocukları hedef alan katliamlarına devam etmekte, Filistinlilere devlet terörü uygulamaktadır. Öte yandan, İsrail’in Lübnan’a yönelik son saldırıları ve İran ile yaşadığı gerginlik tüm bölgenin kaosa sürüklenme tehlikesini artırmış, İsrail saldırılarının Gazze ile sınırlı kalmayacağı, bölge geneline yayılacağı endişemizin ne kadar haklı olduğunu da göstermiştir. Zira İsrail, işgalci zihniyetini her fırsatta ve gittikçe artan bir saldırganlık ve hukuk tanımazlıkla ortaya koymaktadır. Öyle ki Suriye’de meydana gelen son gelişmeler sonrası İsrail’in Golan tepeleri bölgesindeki yeşil hattı işgali ve Şam’a yönelik saldırıları, bu konudaki haklılığımızın son göstergeleridir. Uluslararası camianın bölgeyi büyük bir tehlikeye sürükleyen bu saldırgan devlete karşı daha da somut adımları bir an önce atması gerekmektedir. Bir kez daha vurgulamak isterim ki; Orta Doğu’da kalıcı barış ve istikrar için 1967 sınırları temelinde başkenti Doğu Kudüs olan egemen, bağımsız ve coğrafya bütünlüğüne sahip bir Filistin Devleti’nin kurulması şarttır. Öte yandan İsrail’in saldırganlığı altında zor durumda kalan Gazze’ye ve Lübnan’a insani yardımlarımızı ulaştırmaya devam ediyoruz. Bu kapsamda, 19 uçak ve 11 gemi ile 275 bin ton yardım malzemesi bölgeye gönderilmiştir. Ayrıca 10 Ekim’de, çok az sayıda ülkenin yapabileceği çok önemli bir tahliye operasyonunu, Beyrut Limanı’ndan gerçekleştirdik. RUSYA-UKRAYNA SAVAŞININ SONLANDIRILMASI İÇİN ÇOK YÖNLÜ ÇABALARIMIZI SÜRDÜRÜYORUZ Karadeniz’de ise Rusya ve Ukrayna arasındaki savaş nedeniyle hassasiyet devam etmektedir. İki komşumuz arasındaki bu savaşın sonlandırılması için Türkiye olarak en başından itibaren ortaya koyduğumuz çok yönlü çabalarımızı sürdürüyoruz. Barış olacaksa yine iki tarafla da görüşebilen tek lider olan Sayın Cumhurbaşkanımızın girişimleriyle olacaktır. Karadeniz’e en uzun kıyı şeridine sahip ülke olarak bölgesel sahiplik yaklaşımımızın her zaman altını çiziyor, bu yaklaşımımız çerçevesinde faaliyetlerimizi yürütüyoruz. Bu doğrultuda Karadeniz’de gerginliği azaltan ve dengeyi tesis eden Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni dikkatle, sorumlu, tarafsız ve tavizsiz bir biçimde uyguladık, uygulamaya devam ediyoruz. Aynı şekilde NATO Müttefiklerimiz; Bulgaristan ve Romanya ile birlikte tesis ettiğimiz Karadeniz Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu ile Karadeniz’deki güvenliğe katkılar sağlıyoruz. Temennimiz, tüm dünyayı etkileyen ve yaklaşık üç yıldır devam eden bu savaşın bir an önce son bulmasıdır. NATO’YA KATKI SAĞLAMAYA DEVAM EDİYORUZ Türkiye; NATO İttifakı’na katıldığı günden bu yana üstlenmiş olduğu tüm görevleri başarıyla yerine getirmeye; NATO’nun ikinci büyük ordusu olarak NATO kuvvet yapısına, misyon, operasyon ve karargâhlarına katkı sağlamaya devam etmektedir. Bu kapsamda Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; - 10 Ekim 2023’te bir yıl süreyle komutasını devraldığı Kosova Barış Gücü (KFOR) Komutanlığı görevini uluslararası sorumluluğun gerektirdiği tam bir tarafsızlık ve şeffaflık içerisinde başarıyla yerine getirmiş, - 18 Ekim 2024’te üstlendiği KFOR Komutan Yardımcılığı görevini devralmış, - 1 Aralık 2024-1 Aralık 2025 tarihleri arasında 65’inci Mekanize Piyade Tugayı Komando Taburumuz ile KFOR İhtiyat Taburu görevini, - 1 Temmuz 2024’te; 4 yıl süreyle üstlendiğimiz Karadeniz Müşterek Görev Kuvveti (CTF BLACK) ile yine 1 yıl süreyle üstlendiğimiz Akdeniz Müşterek Görev Kuvveti (CTF MED) Komutanlıklarını, - 24 Temmuz 2024’te 7’nci kez devraldığı deniz haydutluğuna karşı Birleşik Görev Kuvveti (CTF-151) komutasını, - 3 Aralık 2024’te Kanada Deniz Kuvvetlerinden devraldığı NATO Daimî Deniz Görev Grubu-2’nin komutasını başarıyla sürdürülmektedir. Ayrıca, NATO Daimî Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu-2’nin komutasını da 16 Aralık’ta, 6 aylığına devralınacaktır. Bosna Hersek’teki Avrupa Birliği Gücü Althea Harekâtı Manevra Bölüğü rotasyonu kapsamında ise bir motorlu piyade bölüğümüz 1 Ocak 2025 tarihi itibarıyla İtalya’dan görevi devralacak ve 30 Haziran 2026’ya kadar 18 ay süreyle görevini sürdürecektir. TSK 2024’TE 140 TATBİKATI BAŞARIYLA İCRA ETTİ Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, hâlihazırda yürüttüğü tüm operasyonları ve görevlerinin yanı sıra; etkinlik ve caydırıcılığını daha da artırmak için ulusal ve uluslararası eğitim ve tatbikat faaliyetlerini de aralıksız sürdürmektedir. 1 Ocak’tan itibaren 39’u NATO, 32’si Millî, 48’i Davet ve 21’i Özel olmak üzere toplam 140 tatbikat başarıyla icra edilmiştir. 2024 yılında; Kara Kuvvetlerimiz, 10 bölgede aynı anda harekât icra etmiş ve etmekte, Deniz Kuvvetlerimiz, 125 bin 766 saat seyir gerçekleştirmiş, Hava Kuvvetlerimiz, 72 bin 965 sorti, 143 bin 726 saat uçuş yapmış, Farklı coğrafyalarda 70 bin personel ile 20 görev icra edilmektedir. 35 BÜYÜK ORMAN YANGINI SÖNDÜRMEK İÇİN 114 HELİKOPTER İLE DESTEK SAĞLADIK Bakanlığımız tüm bu faaliyetlerinin yanı sıra, yaşanan afet ve acil durumlarda, diğer kamu kurum ve kuruluşlarından gelen talepler çerçevesinde arama, kurtarma, ulaştırma, güvenlik, barınma ve iaşe desteği de sağlamaktadır. 1 Mayıs-30 Kasım 2024 (yangın mevsimi) tarihleri arasında Orman Genel Müdürlüğünün talebine istinaden 35 büyük orman yangınına 114 helikopter ile 3.558 sorti ve 7 bin tondan fazla su atımı yapılarak destek sağlanmıştır. MİLLÎ TEKNOLOJİ HAMLESİ, ÜLKEMİZ İÇİN ELZEMDİR Savunma sanayii alanında güçlü ve bağımsız olmayan milletlerin geleceğe güvenle bakabilmeleri mümkün değildir. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliği ve teşvikiyle mütemadiyen geliştirilen yerli ve millî savunma sanayii ürünü silah sistemleriyle Türk Silahlı Kuvvetlerimizin imkân ve kabiliyetleri her geçen gün daha da artırılmaktadır. Bu anlayışla başlatılan ve üzerinde hassasiyetle durduğumuz “Millî Teknoloji Hamlesi”, egemenlik ve bağımsızlığımız için vazgeçilmez olduğu gibi ülkemizin jeopolitik ve stratejik konumu itibarıyla da elzemdir. Savunmamız ne kadar güçlü ve bağımsızsa, yarınlarımız o kadar güvenlidir. Bugün insansız kara, deniz ve hava araçlarından helikopterlere, silah ve akıllı mühimmatlardan füzelere, hava savunma ve elektronik harp sistemlerine kadar geniş bir yelpazede ihtiyacımız olan teknolojileri, yerli ve millî olarak tasarlayıp üretiyor ve çok sayıda ülkeye de ihraç ediyoruz. Tasarımdan üretime kendi imkânlarımızla geliştirdiğimiz sistemleri kardeş, dost ve müttefik ülkelere de ihraç ederek ekonomimize de önemli katkılar sağlıyoruz. Bu kapsamda büyük bir başarıyla hizmet veren ve dünya klasmanında takdir gören silahlı/silahsız insansız hava sistemlerimiz; Akıncı, TB-2,TB-3, Aksungur, Anka ve üretimi devam eden Kızılelma ve Anka-3’ün yanı sıra; - Temel eğitim ve hafif taarruz uçağımız “HÜRKUŞ”, - Jet eğitim uçağımız “HÜRJET”, - Genel maksat helikopterimiz “GÖKBEY” ve taarruz helikopterimiz ATAK, - İlk yerli ve millî savaş uçağımız KAAN, - Ana Muharebe Tankımız ALTAY, - MİLGEM projesi kapsamında üretilen korvetler, - Millî Denizaltı (MİLDEN Projesi), - İSTİF sınıfı fırkateynler ve özellikle TCG ANADOLU ülkemizin savunma sanayi atılımlarının en somut örnekleridir. Son olarak geçtiğimiz ay Bayraktar TB-3’ün, millî gururumuz ve donanmamızın amiral gemisi TCG Anadolu’dan ilk kalkış ve inişini başarıyla gerçekleştirmesi de / yerli ve millî savunma sanayindeki adımlarımızın en son örneğidir. Ayrıca, Dizayn Proje Ofisimiz tarafından, yerli ve millî olarak tasarlanan ve üretilen Ada Sınıfı korvetlerimiz ve İstanbul firkateynimizden sonra / 3’üncü proje olan TF-2000 hava savunma harbi muhribi ile 4’üncü proje olan millî uçak gemisinin tasarım faaliyetleri de başarıyla devam etmektedir. Önümüzdeki yılın ilk aylarında, bu iki proje kapsamında sac kesme faaliyetlerinin de yapılmasını planlıyoruz. Öte yandan uzun menzilli hava savunma sistemleri (SİPER), füze teknolojileri ve elektronik harp sistemleri gibi kritik savunma sanayi projelerimizde de önemli aşamalar kaydedilmiştir. Türk savunma sanayisinin önemli bir yapıtaşı olarak hayata geçirilmekte olan Çelik Kubbe; kısa, orta ve uzun menzilli hava savunma silah sistemlerimizin (KORKUT, HİSAR-A/HİSAR-O, GÖKDEMİR, SİPER) entegre biçimde görev yapmasını sağlayan, günümüzün tehditlerini bertaraf etme kabiliyetine sahip etkili ve katmanlı bir hava savunma mimarisidir. Bu “güvenlik şemsiyesi”ni inşa edecek teknolojik olgunluğa erişmiş durumdayız. #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

51,702 views • 1 year ago

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Katar Türk Birleşik Müşterek Kuvvet Komutanlığında Mehmetçiklerimizle akşam yemeği yedi. Yemeğin ardından kahraman personelimize hitaben bir konuşma yaptı. Bakan Yaşar Güler şunları söyledi: DOSTLARIMIZA GÜVEN VERİYORSUNUZ Resmî ziyaret kapsamında dost ve kardeş ülke Katar’da sizlerle bir arada olmaktan büyük bir mutluluk duyuyorum. Yüzyıllara dayanan tarihî ve kültürel bağlar üzerine inşa edilen Türkiye ile Katar arasındaki ilişkiler hemen her alanda hızla gelişmeye devam etmektedir. İki kardeş ülke, ortak bir medeniyetin ve inancın mirasçıları olarak birbirlerine her zaman destek olmuşlardır. Zor zamanlarda ülkelerimizin birbirlerine gönülden yardım etmesi Türk ve Katar halkları arasındaki dostluk ve kardeşlik bağlarını ve yardımlaşmanın gücünü tüm dünyaya göstermiştir. Katarla dostluk ve kardeşliğimizin en açık göstergeleri; - 2015 yılından itibaren Türk Kara Unsur Komutanlığımızın, - 2017 yılından itibaren de Türk-Katar Birleşik Müşterek Kuvvet Komutanlığımızın burada sürdürdüğü güvenlik, eğitim ve askerî danışmanlık faaliyetleridir. Ayrıca son iki yıldır Katar Türk Deniz ve Hava Unsur Komutanlıklarımız da Katar’ın güvenliği ile Katar Deniz ve Hava Kuvvetlerinin savunma imkân ve kabiliyetlerini desteklemeye yönelik önemli katkılar sunmuşlardır. Sizler; buradaki varlığınızla dostlarımıza güven verirken iki ülke arasındaki dayanışma ve ortak güvenlik anlayışını da güçlendiriyorsunuz. Her birinizin yüksek disiplini, eğitim seviyesi ve görev bilinciyle Türkiye Cumhuriyeti’nin gücünün, kararlılığının ve güvenilirliğinin temsilcisi olduğunu bilhassa vurgulamak isterim. Bu kapsamda siz kahraman silah arkadaşlarımın vazifelerinizi en iyi şekilde yerine getirme gayretinde olduğunuzu memnuniyetle müşahede ediyorum. ŞEHİTLERİMİZE ALLAH’TAN RAHMET DİLİYORUM Ancak bu görevlerin icrasında kimi zaman bizleri derinden üzen hadiselerle de karşı karşıya kalınabiliyor. Nitekim 21 Mart’ta burada meydana gelen elim helikopter kazasında, kahraman silah arkadaşımız Hava Savunma Binbaşı Sinan Taştekin ile iki ASELSAN teknisyenimiz ve Katar Silahlı Kuvvetlerinden dört kardeşimiz şehit olmuşlardır. Bu vesileyle aziz şehitlerimize bir kez daha Allah’tan rahmet, kederli ailelerine ve kardeş Katar Silahlı Kuvvetlerine başsağlığı diliyorum. Bu acı hadise Türkiye ile Katar arasındaki askerî iş birliğimizin ve ortaklığımızın bir kader birliğine dönüştüğünü göstermektedir. Nitekim, bölgede meydana gelen hassas gelişmeler dost ülke Katar’da bulunmamızın ne kadar hayati önemde olduğunu da bir kez daha teyit etmiştir. Zira bölgemiz son dönemde kritik gelişmelere sahne olmaktadır. Özellikle İran ile Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail arasında yaşanan savaş, tüm bölgeyi etkileyen bir güvenlik krizine dönüşmüştür. Bu süreçte Katar da coğrafi konumu ve stratejik önemi nedeniyle bu gelişmelerden doğrudan etkilenmiş, çeşitli tehditlere ve füze saldırılarına maruz kalmıştır. Ancak bu zorlu süreçte Katar; sergilediği soğukkanlı, kararlı ve makul tutumuyla bölgesel istikrarın korunmasına önemli katkı sağlamıştır. Özellikle belirtmeliyim ki bu yaklaşım, tüm bölgenin güvenliği açısından da çok kıymetlidir. Türkiye olarak bizler için Katar yalnızca dost bir ülke değil; tarihî bağlarımızın, kardeşliğimizin ve karşılıklı güvenimizin güçlü şekilde tesis edildiği müstesna bir ortaktır. Bu anlayış doğrultusunda Türkiye, her zaman olduğu gibi bu zorlu süreçte de Katar’ın yanında olmuş, zor zamanlarda dayanışmasını açık ve net bir şekilde ortaya koymuştur. Bu anlayışımızı, bundan sonra da kararlılıkla sürdürecek, ikili iş birliğimizi her seviyede geliştirmeye devam edeceğiz. SİZLERİN BU KRİTİK SÜREÇTEKİ ÇALIŞMALARI BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR Bölgemizde savaşın genişleme riski hâlen mevcuttur. Bununla birlikte, kırılgan da olsa ilan edilen ateşkesi kıymetli buluyor, bunun başta bölgesel güvenliğin sağlanması ve ekonomik istikrarın tesis edilmesi adına kalıcı hâle gelmesini temenni ediyoruz. Zira kalıcı bir istikrarın tesisi yalnızca bölge ülkelerinin değil, küresel güvenlik ortamının geleceği açısından da hayati önem taşımaktadır. Bu süreçte Türkiye her zaman olduğu gibi barışı önceleyen, gerilimi düşüren ve istikrarı destekleyen bir yaklaşım sergilemeye devam etmektedir. Buradaki tüm unsurlarımızın icra ettiği görevler de bu stratejik yaklaşımımızın sahadaki en güçlü yansımalarından birini oluşturmaktadır. Böyle kritik bir dönemde sizlerin başarılı çalışmaları, hem ülkemizin itibarı hem de kardeş Katar ile olan bağlarımız açısından büyük önem taşımaktadır. Bu vesileyle, bugüne kadar ortaya koyduğunuz üstün performans ve özverili çalışmalarınız için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyor, her birinizin gözlerinden öpüyorum. HEDEFİMİZ, BÖLGESİNDE VE DÜNYADA DAHA GÜÇLÜ BİR TÜRKİYE Kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimizin en büyük gücü; sizlerin varlığı ve ortaya koyduğunuz çabalardır. Bu doğrultuda Millî Savunma Bakanlığımız ve Türk Silahlı Kuvvetlerimiz başta ülkemiz olmak üzere tüm bölgemizde güvenlik mimarisinin en temel unsuru olarak faaliyetlerine azim ve kararlılıkla devam edecektir. Yegâne hedefimiz; sizlerin de katkısıyla bölgesinde ve dünyada daha güçlü bir Türkiye, daha saygın, daha etkili ve daha caydırıcı bir Türk Silahlı Kuvvetleridir. Bu duygu ve düşüncelerle sözlerime son verirken Mete Han’dan Sultan Alparslan’a, Fatih Sultan Mehmet’ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve bugüne kadarki tüm devlet büyüklerimizi ve komutanlarımızı saygıyla anıyorum. Aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyor, gazilerimize şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımı sunuyorum. Siz kıymetli arkadaşlarımın bu kritik süreçte üstlendiğiniz tarihî sorumluluğu bundan sonra da yüksek bir adanmışlık duygusu ile yerine getireceğinize yürekten inanıyor, görevlerinizde üstün başarılar diliyorum. Sizleri bir kez daha sevgiyle selamlıyorum. Kalın sağlıcakla. #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

36,129 views • 4 months ago

ASELSAN’ımızın 50. yılını kutladığımız 2025’e finansal ve teknolojik performansımızla damga vurduk.🇹🇷 İşte satırlara sığmayan başarılarımızdan “bazıları”… ⭐️Borsa İstanbul’un en değerli şirketi konumuna yükseldik. ⭐️Türkiye’de ilk kez 1 Trilyon Lira piyasa değerine ulaşan şirket olduk. Bu rakamla, dünyada en değerli ilk 20, Avrupa’da en değerli ilk 10 savunma sanayii şirketi arasına girdik. ⭐️Seri üretim altyapımıza yaptığımız yatırımların katkısıyla, tarihimizin en yüksek yurt içi ve yurt dışı teslimatlarını gerçekleştirdik. ⭐️Şirket tarihimizin en yüksek tutardaki yurt içi ve yurt dışı sözleşmelerine imza attık. ⭐️Beyin göçünü ilk defa pozitife çevirdik. Bir yıl içinde yurt dışından dönüp ASELSAN’da işe başlayan mühendis sayısı, ayrılan mühendis sayısının 2.5 katına ulaştı. ⭐️Uluslararası açılım stratejimiz ve yeni ihracat anlaşmalarımız kapsamında yurt dışı ofis/iştirak/tesis kurduğumuz ülke sayısını 25’e çıkardık. ⭐️Bu sene ilk defa eklenen 3 yeni ülke ile toplam ihracat yaptığımız ülke sayısını 95’e çıkardık. Önemli Faaliyetler/Teknolojik Gelişmeler: ✅ Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın teşrifleriyle Cumhuriyet tarihimizin en büyük savunma sanayii yatırımı, 1.5 Milyar Dolar değerindeki Oğulbey Teknoloji Üssü’nün temel atma törenini gerçekleştirdik. ✅ ASELSAN’ı geleceğe taşıyacak, %40 kapasite artışı sağlayan 280 Milyon Dolar değerindeki 14 yatırımın açılışınıgerçekleştirdik. ✅ Aynı törende, 47 unsurdan oluşan ÇELİKKUBBE sistemlerinin ilk büyük teslimatını yaptık. ✅ MURAD AESA Burun Radarı entegre edilen Bayraktar KIZILELMA, ASELSAN Arayıcı Başlığı ile donatılmış GÖKDOĞAN füzesiyle hedefi tam isabet vurdu. Bir insansız savaş uçağından ilk defa gerçekleştirilen bu hava-hava füzesi atışı, dünya havacılık tarihine geçti. ✅ ÇELİKKUBBE’nin Uzun Menzilli Bölge Hava Savunma Sistemi SİPER’in ilave batarya kabullerini gerçekleştirdik. ✅ ÇELİKKUBBE’nin bileşenlerinden HİSAR O Hava ve Füze Savunma Sistemi’nin seri teslimatlarına devam ettik. ✅ GÖKBERK Mobil Lazer Silah Sistemi; FPV, Sabit Kanatlı ve Döner Kanatlı dronlara karşı etkinliğini kanıtladı. ✅ TCG İSTANBUL üzerinden HİSAR D Atış Kontrol Sistemi ile yapılan atışı başarıyla tamamladık. ✅ Bu yıl lansmanını yaptığımız EJDERHA, testlerde sürü dronları başarıyla imha ederek üretim aşamasına geçti. ✅ Sahada başarıyla kullanılan KORKUT’un birden fazla ülkeye ihracatını gerçekleştirdik. ✅ GÖKDENİZ için yeni ihracat sözleşmeleri imzaladık. Seri teslimatlarına devam ettik. ✅ Mavi vatanın caydırıcı gücü nokta hava savunma sistemi GÖKSUR, deniz yüzeyine yakın uçan (sea-skimming) hedefi başarıyla imha etti. ✅ Kahraman ordumuza seri teslimatlarına devam etiğimiz ALP 100-G ve ALP 300-G Erken İhbar Radarlarımızın ilk ihracatlarını da gerçekleştirdik. ✅ Ülkemizin havadan erken ihbar kabiliyetinin artırılması maksadıyla, hava aracına entegre (İnsanlı/İnsansız) Erken İhbar Radarı geliştirilmesine yönelik sözleşme imzaladık. ✅ CENK Dört Boyutlu Arama Radarımız, ülkemizden sonra dost ve müttefik ülkelerde de kullanıma alındı. ✅ STR Silah Tespit Radarımızın ilk ihracatını gerçekleştirdik. ✅ HTRS Hava Trafik Kontrol Radar Sistemimizin ilk ihracatını gerçekleştirdik. ✅ Ülkemizin düşük görünürlüklü hedef tespitinde erken ihbar kabiliyetini artıracak ALP-400 UHF Radarı geliştirmeyebaşladık. ✅ SERDAR Sahil Gözetleme Radarımıza ilişkin ilk ihracat sözleşmelerini imzaladık. ✅ NATO üyesi Polonya ile elektronik harp sistemlerimize yönelik ihracat sözleşmesi imzaladık. ✅ Gelişmiş özelliklere sahip PUHU 3-LT Elektronik Harp Sistemimizin teslimatlarına devam ettik. ✅ Uçuş testleri tamamlanan ANTIDOT 2-U/EA Elektronik Harp Sistemimiz, yurt içi ve yurt dışında operasyonel hale getirildi. ✅ Geliştirilmesi tamamlanan ANTIDOT 2-U/ES Elektronik Destek Sistemimizin seri üretim teslimatlarına başladık. ✅ Aktif Koruma Sistemimiz AKKOR’un teslimatlarına devam ettik. ✅ Parçacık etkili, milli sert hedef tapalı sığınak delici ve kızılötesi arayıcı başlıklı(IIR) olmak üzere 3 yeni varyantıgeliştirilen TOLUN’un çok uzun menzilli atışları başarıyla gerçekleştirildi. TOLUN’un ihracat faaliyetlerine de devam ettik. ✅ AKINCI, KIZILELMA ve ANKA-III platformlarına entegre edilen TOLUN, ülkemizin gövde içerisinden atılan ilk mühimmatı oldu. ✅ GÖKTAN Sistemi ile; TOLUN Mühimmatına, karadan karaya vuruş kabiliyeti kazandırdık. ✅ TOLUN atışlarında ASELSAN’ın özgün tasarımı KILAVUZ-31 Ataletsel Ölçüm Birimi kullanıldı. Seri üretime aktarılan KILAVUZ-31’le, güdümlü mühimmatların en kritik bileşenlerinden birinin daha millileştirme faaliyetlerini tamamladık. ✅ AKINCI, ANKA III ve AKSUNGUR’a entegrasyonu sağlanan LGK 82’nin yurt içi ve yurt dışı teslimatlarına devam ettik. ✅ GÖZDE Güdüm Kiti, F-16 üzerinden yapılan atış testinde yüksek hızla hareket eden hedefi nokta atışla vurdu. Böylece ülkemiz milli güdüm kitleriyle hareketli hedefi vurma yeteneği kazandı. ✅ KGK-84’ün ilk uçuş ve atış testini başarıyla yaptık.Böylece 1 ton ağırlığında bir bombanın ilk kez çok uzun mesafeye milli güdüm kitleriyle atışı gerçekleştirerekülkemize önemli bir kabiliyet kazandırdık. ✅ Yeni Nesil Elektro-Optik Hedefleme SistemimizTOYGUN’u, Bayraktar KIZILELMA’ya entegre ettik.Böylece dünyada sayılı ülkenin yapabildiği elektro-optik teknolojisini ülkemize kazandırdık. ✅ Sahada yüksek adetlerde başarıyla kullanılan SARP ve SMASH sistemlerimizin birden fazla ülkeye ihracatınıgerçekleştirdik. ✅ ASAF-155 MOFA Çok Maksatlı Topçu Tapasının seri üretimine başladık. ✅ ASELFLIR-600, AKINCI ile tam performans test uçuşlarını başarıyla tamamladı. 225 km’den elde edilen net görüntüyle SİHA’ların keşif gözetleme kabiliyetini stratejik seviyeye ulaştırdık. ASELFLIR-600’ün seri teslimatlarına yönelik üretim faaliyetlerine başladık. ✅ Alanında dünyada lider ürün konumuna gelen ASELFLIR-500’ün 100. teslimatı gerçekleştirdik. NATO üyesi ülkeler dahil 20’den fazla ülkeye ihracat başarısına ulaştı. ✅ Bu yıl teslim ettiğimiz DRAGONEYE-2 kameralarımızda, ilk defa milli olarak geliştirdiğimiz foton dedektörlerikullanmaya başladık. ✅ Platform entegrasyonları yapılan Türkiye’nin ilk Yönlendirilmiş Kızılötesi Karşı Tedbir Sistemi YILDIRIM, atış testlerinde başarısını kanıtladı. ✅ LUNA-1 alçak yörünge IoT uydumuz, SpaceX Falcon-9 ile fırlatıldı ve ilk sinyalleri Ankara'daki yer istasyonumuzdan alındı. ✅ TÜRKSAT 6A, ASELSAN’ın geliştirdiği haberleşme görev yükleriyle uzaydaki mesaisine başladı. ✅ Uydu haberleşme terminalimiz AcroSat Ku53-A, entegre edildiği çeşitli insansız hava platformları ile birlikte 10 farklı ülkeye ihraç edildi. ✅ SİHA’lara entegre edilen AcroSat Ku27-A terminali ile uçuşlar başarıyla gerçekleştirildi. ✅ Bayraktar KIZILELMA, düşük görünürlüklü milli IFF Birleşik Sorgulayıcı/Cevaplayıcı çözümümüz ile ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştirdi. ✅ ASELSAN tarihinin en büyük hacimli haberleşme ihracat sözleşmesini imzaladık. ✅ Yerli ve milli AcroSAT Ku120-M’yi ilk defa Deniz Kuvvetleri Komutanlığımızın kullanımına sunduk. ✅ Yeni nesil ARTCom 9682 V/UHF telsizimizin,SİHA’larımızla ihracatı gerçekleştirildi. ✅ Türkiye’nin ilk ve en büyük Kamu Güvenliği Haberleşme Sistemi olan JEMUS Projesi, 2025 yılında devreye alınan sahalarla 81 ilin tamamında aktif hale geldi. ✅ Emniyet Genel Müdürlüğü için kurulan kriptolu haberleşme sistemi KETUM, 8 yeni ilde daha aktif hale geldi. ✅Türkiye’de ilk defa Adana ilinde Emniyet Teşkilatımız için geniş bant LTE Görev Kritik Haberleşme Sistemi devreye alındı. ✅ Mili data linkimiz T-Link’in yaygınlaştırma faaliyetlerine devam ettik. ✅ Denizlerde yeni bir savunma konseptini daha ülkemize kazandırdık. TCG ANADOLU'dan havalanan Bayraktar TB3, ASELSAN ALBATROS-S Kamikaze İDA'nın uzun mesafeden kontrol edilmesini sağladı. ✅ Türkiye’nin ilk yerli ve milli Ufuk Ötesi Düşük Frekans Çekili Sonar Sistemi DÜFAS’ın seri üretimine başladık. ✅ Farklı varyantlara sahip DERİNGÖZ Otonom Sualtı Aracımız, dalış testlerinde görevlerini başarıyla gerçekleştirdi. ✅ MARLİN SİDA’mızdan SMASH Uzaktan Komutalı Silah Sistemi atışlarını başarıyla tamamladık. ✅ Denizlerimizin kontrolü ve güvenliği için ASELSAN mühendisliğinin gücüyle geliştirilen NAVTEX sistemleri, Mavi Vatan'da göreve başladı. ✅ Deniz Ataletsel Navigasyon Sistemimiz ANS 610-M’yi ilk defa donanmamızın envanterine kazandırdık. ✅ ASELSAN ana yükleniciliğinde yürütülen, dünyanın en kapsamlı MEKO Sınıfı Fırkateyn Modernizasyon Projesi olan BARBAROS yarı ömür modernizasyonu kapsamında ilk geminin teslimatını gerçekleştirdik. ✅ ASELSAN’ın gelişmiş teknolojileriyle donatılan ZMA’ların modernizasyonlarını tamamlayarak Türk Silahlı Kuvvetlerimize teslim ettik. ✅ FIRTINA-II Obüslerinin Atış Kontrol Sistemlerimizin teslimatlarına devam ettik. ✅ Atış kontrol, aktif koruma, kayar bilezik, periskop ve benzeri kritik ASELSAN teknolojileriyle donatılan ALTAY tanklarının ilk teslimatları gerçekleşti. ✅ Yeni Nesil Temel Eğitim Uçağı HÜRKUŞ-II, yerli ekran ile tasarlanmış olan ADEN Çok İşlevli Gösterge Birimi ile ilk uçuşunu gerçekleştirdi. ✅ Sivil Sertifiye Hava Navigasyon Sistemi ANS 611-A’nın ilk teslimatını gerçekleştirdik. ✅ Yeni nesil aselMAS aviyonik suitimiz kullanılarak modernize edilen S-70A Helikopterini Türk Silahlı Kuvvetleri envanterine kazandırıldı. ✅Milli Muharip Uçağın kritik bileşeni olan ve ASELSAN tarafından özgün olarak geliştirilen KILAVUZ 40 AtaletselÖlçüm Birimlerinin ilk teslimatını tamamladık. ✅ Kamu Hastanelerinin kullanımına yönelik 330 adet cihazı kapsayan sözleşme kapsamında, HealthView Mobil Dijital Röntgen Cihazlarımızın ilk 30 adedini Sağlık Bakanlığımızateslim ettik. ✅ 2025 yılında kan testleri başarıyla tamamladığımız LIFELINE HLM Kalp Akciğer Makinesinin seri üretimine yönelik çalışmalarımız hızla devam ediyor. ✅ Taşınabilir Otomatik Şok Cihazımız Heartline OED cihazımız yurt içinde ve yurt dışında 15 binden fazla adette teslim edildi. ✅ BorderGuard Sınır Güvenliği Sistemimiz yeni eklenen bölgelerle birlikte 3 bin kilometreye yakın alanda hudutlarımızın korunmasına etkin şekilde katkı sağlamaya devam etti. ✅ Ülke genelinde yaygın kullanımda olan CityGuard Kent Güvenliği ve FacilityGuard Kritik Tesis Güvenliği çözümlerimizin ilk ihracatı gerçekleşti. ✅ 225 km/saat işletme hızı ile Türkiye’de geliştirilip, üretilecek en hızlı tren olma özelliğine sahip Milli Hızlı Tren için aselRAIL Çekiş Sistemi ve Tren Kontrol Yönetim Sistemlerimizi TÜRASAŞ’a teslim ettik. ✅ GoA4 seviyesi tam otomatik (sürücüsüz) Milli Metro Sinyalizasyon Sistemimizin test ve kalifikasyon sürüşleribaşarıyla gerçekleştirildi. ✅ 2025 sonu itibariyle yapay zekâ analizleri ve görüntü işleme özelliklerine sahip, 100 bini aşkın ODAKAN Yaka Kamerası milletimizin güvenliği için kullanıma alındı. ✅ Güvenlik birimlerimiz için geliştirilen ODAKAN Yaka Kamerası, Türk futbol sahalarında görevine başladı. Ekosistemimize Kattığımız Güç: ✅Yerli tedarikçilere verdiğimiz toplam sipariş tutarını geçtiğimiz seneye göre %82 oranında artırdık. ✅Bu yıl içinde tedarik ekosistemimizle birlikte 103 ürünü millileştirdik. ✅ Yerli ve milli üretimi artırmak, kritik teknolojilerin üretiminin Anadolu’ya taşınmasını ve kapasite artırımını sağlamak amacıyla Gaziantep ve Malatya’da iki yeni iştirak kurduk. Bu sayede spin-off firma sayımız 5’e yükseldi. ✅ Akademi-sanayii iş birliklerimiz kapsamında geleceğin teknolojilerini üretmek üzere ODTÜ, İTÜ ve Hacettepe Üniversitesinde, 6 farklı ortak araştırma laboratuvarı (ASELABS) kurduk. ✅ Yeni açılanlarla birlikte toplam Ar-Ge Merkezi sayımız11’e çıktı. ✅ ASELSAN Girişimcilik Merkezimizde 10 girişimciyi destekledik; bunlardan 4 girişimin geliştirdiği bileşenlerürünlerimizde yer aldı. Ödüller/Kurumsal Gelişimimiz: ✅ BİST Sürdürülebilirlik 25 Endeksine, A+ not ile birinci sıradan girdik. ✅ Kurumsal Yönetim derecelendirme notumuz, 9,50 ile tarihi zirveye ulaştı. ✅ Ar-Ge 500 sıralamasında, 9 kategoride 6 birincilik alarak Ar-Ge’deki gücümüzü bir kez daha kanıtladık. ✅ İSO “Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu” araştırmasında 17’nci sırada yer aldık. ✅ En Gözde Şirketler Araştırması savunma sanayii sektöründe birincilik ödülünün sahibi olduk. ✅ Capital500 listesine göre savunma sektörünün en büyük şirketi olduk. ✅ Sürdürdüğümüz İnsan Kaynakları projeleriyle uluslararası alanda 9 farklı ödül almaya hak kazandık. ✅ Bilgi yönetimi ağ altyapılarında uyguladığımızçözümlerle, Global Technology Awards tarafından NetworkTech kategorisinde en yüksek puanla Altın Plaket ödülünü kazandık. ✅ Net sıfır emisyon yol haritamız, karar destek yapay zekâ uygulamalarımız, The Stevie International Business Awards2025’te 3 kategoride ödül kazandı. ✅ CDP İklim Değişikliği ve Su Yönetiminde küresel ve ülke ortalamasının üzerinde puan alarak ve Su kategorisinde A- puanı ile liderlik seviyesine ulaştık. ✅ RoSPA Sağlık ve Güvenlik Ödüllerinde altın ödül alarak iş sağlığı ve güvenliği kültürüne olan bağlılığımızı kanıtladık. ✅ “ASELSAN’ın Sürdürülebilirlikte Lider Uygulamaları” başlıklı başvurumuz ile Green Apple Çevre Ödüllerinde ilk altın ödülümüzü alarak sürdürülebilirlik alanındaki başarımızı da zirveye taşımış olduk. ✅ Endüstriyel tasarım faaliyetlerimiz kapsamında uluslararası prestijli tasarım ödüllerinden biri olan iF Design Award 2025’ten ödülle döndük. ✅ LinkedIn’in Türkiye genelinde kariyer gelişimi için en iyi iş yerlerini açıkladığı Companies 2025 listesinde yer aldık. ✅ ASELSAN’da devreye alınan yapay zekâ uygulamaları ile bir yılda ortalama 35 milyon dolarlık verimlilik artışı sağladık. ✅ “Gençler Tarafından En Çok Çalışılmak İstenen Savunma Sanayi Şirketi” kategorisinde altın ve a Yetenek Programıyla “En Beğenilen İşe Alım Programı” kategorisinde gümüş ödülün sahibi olduk. Bütün bu başarılarda bize her zaman destek veren Sayın Cumhurbaşkanımız başta olmak üzere tüm devlet büyüklerimize, Savunma Sanayii Başkanlığımıza, tüm paydaşlarımıza, kahraman ordumuza ve aziz milletimize şükranlarımızı sunuyorum. Bu başarıların esas kahramanı olan, ASELSAN’daki fedakâr arkadaşlarımın her birine yürekten teşekkür ediyorum. 2026’da da ilkleri ve alanında en iyileri geliştirmek için gece gündüz çalışmaya devam edeceğiz.🇹🇷 #ASELSAN #2025

Ahmet Akyol

61,845 views • 7 months ago

İşte 23 yılın ağır sonuçları Dolar: 1.45 TL - 39.12 TL Euro: 1.5 TL - 45.72 TL Benzin litre: 1.48 TL - 53 TL Çeyrek Altın: 30 TL - 7.113 TL Dış borç 130 Milyar$- 515 Milyar$ (Aralık 2024 ) İç borç 200 Milyar TL- 7.5 Trilyon TL Bunun dışında olan ödemeler KKM ödemeleri ( zararı 2 yılda 1.1 Trilyon TL ) Döviz garantili ödemeleri (157 Milyar dolar 2021 ) Ve bunun yanında harcanan rakamlar Bedelli gelirleri, Özelleştirme gelirleri, Merkez Bankası Rezervi, Merkez Bankası yedek akçesi, Deprem vergisi, işsizlik sigorta fonu, 2b arazi gelirleri, gayrimenkul satışları, maden ruhsat gelirleri 30 Mayıs 2025 Sadece sizin aldığınız kararlarla onlarca trilyon TL zarardan bahsediyoruz -Dört yılda faize ödenen 4 trilyon TL İki yılda Merkez Bankası’nın 1,5 trilyon TL zarar etmesi, -Yap İşlet devlet projelerindeki zararlar -Kamu özel arasındaki mahsuplaşma da kur hesaplamalarının kamu aleyhine hesaplanması -devletin elektriği özel şirketten pahalıya alıp, özel şirkete ucuza satmasından doğan kamu zararı bu listeye dahil değil Bir ülke ekonomik krizdeyken, yurtdışından yüksek faiz ile dış politikada taviz vererek dış borç bulurken, halkı ucuz gıda kuyruğunda beklerken, döviz, enerji, gıda fiyatları çok yüksekken, halk vergi yükü altında ezilirken bir ülke yönetimi halkın parasını böyle dağıtır mı? Ve bunları yapan Erdoğan, ekonomi muhalefet yüzünden bozuldu diyor... -12 Ocak 2024 Azerbaycan'a 250 Milyon TL hibe -62.3 Milyon Dolar Kırgızistan borcunun silinmesi -kırgızistan vatandaşların Türkiye’de ücretsiz tedavi hizmeti -10 Mayıs 2024 yılda 7000 yabancının Türkiye’de tedavi edilmesi -Suriyeliler için 40 milyar $ harcadık. (Mart 2020 rakamı) -Somali’ye son 10 yılda 1 milyar doların üzerinde hibe yaptık. -9 Aralık 2020, Nijer, Nijerya, Kongo sağlık hibe yardımı -9 Aralık 2020, Tunus’a 5 Milyon dolar hibe -TİKA, Nepal ve Afganistan'da gıda kolisi dağıtması. -34 ülkeye ekipman hibe,156 ülke ve 9 kuruluşa destek." Erdoğan -Sırbıstan ve Bosna Hersek'e destek için sıfır gümrük bedelli ithalat kararları " -4 bin Suriyeli sağlık çalışanı istihdam ettik. -754 bin Suriyeli bebeğimiz doğdu. -Suriyelilere 97 milyon poliklinik hizmeti. -Suriyelilere 3 milyondan fazla yataklı tedavi. -Suriyelilere 2 milyon 600 bin ameliyat." Fahrettin Koca Mart 2022 - Hariri'ye, Türk Telekom’un özelleştirmesi için 4.75 Milyar $ bankalarımızdan kredi verdiler. ( bugünün kuruyla 185 milyar TL ) Telekom’u borçlandırdı. Telekom’un içini boşalttı aldığı krediyi de ödemeden kaçtı gitti. -Pandemi dönemi hiç kimse sokağa çıkamıyor, seyahat edemiyor, yollar bomboş ama AKP’nin döviz üzerinden gelir garantisi verdiği şirketler bomboş yollara rağmen tıkır tıkır gelirlerini alıyorlar. Dönüp diyorlar ki Pandemi var ekonomik sıkıntımız var kira borçlarımızı ödeyemeyeceğiz. AKP, merak etmeyin diyor 2036’ya kadar borçlarını erteliyor.Devletin resmi kurumu belediyelere yapmadığını yandaş ve yabancı şirketlere yapıyor hem de tıkır tıkır döviz üzerinden gelirini ödediği şirketlerin borçlarını erteliyor. Her şey yasal sonuçta. Her şey dava için sonuçta -Yine cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yönetiminde olan Çaykur, dünyada yıllık kuru çay tüketimi kişi başına sadece 500 gram Türkiye’de ise bu rakam 3,5 kg. Tabii ki şaşırmıyoruz cumhurbaşkanı Erdoğan yönetiminde Çaykur zarar etmeye başlıyor. Olsun her şey yasal. Zarar ediyorsa halk ödüyor sonuçta -Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yönetiminde olan varlık fonu bünyesine giren Botaş, devletten destek alıyor, yurtdışından borç alıyor, ödediği gazın parasını tahsil ediyor buna rağmen Rusya’dan aldığı gazın parasını ödeyemiyor. Devletten alınan, tahsil edilen ve borç alınan para nerede diye sormak yasa dışı faaliyet sonuçta her şey yasal Tabii ki bunlar olurken ülkemiz sürekli doğal gaz keşfediyor. Ama ne hikmetse Botaş aldığı gazın parasını ödeyemez hale geliyor. -Varlık fonu kuruluyor başkanı cumhurbaşkanı Erdoğan oluyor. Özelleştirilmeyen tüm varlıklar, varlık fonu bünyesinde toplanıyor. Varlık fonu yönetimi ayrı borçlanıyor fonun bünyesindeki tüm şirketler ayrı ayrı borçlanıyor sonuçta her şey yasal. Örneğin geçen hafta vakıfbank 555 milyon $ Çin’den borç aldı. Sonuçta her şey yasal. -Devletin tabii ki belli özel şirketlere ödediği parayı döviz ile öde, yine belli şirketlerin devlete olan ödemelerini TL’ye çevirerek tahsil et. Böylelikle kamu büyük zarara uğrasın Sorun değil her şey yasalara uygun sonuçta Biz buna dava diyoruz dava uğruna her şey mübah diyoruz. -Özel şirketten elektriği pahalıya al, yandaş ve yabancı dağıtım şirketine ucuza sat. Aradaki farkı halkın cebinden öde! sonuçta her şey yasal değil mi ? Ya halkın cebinden trilyonlar gitmiş ha bunlar ufak detaylar. Sonuçta halkın cebinden trilyonlar uçuyorsa her şey yasalara uygun olarak uçuyor. Biz buna dava diyoruz. -Tabii ki yine yandaş ve yabancı şirketler döviz ödeme garantileri var. Pandemi de dahil tıkır tıkır döviz üzerinden gelirlerini öde, bu arada tabii ki onlar için döviz kurunu 6-7 kat arttır. Ama onların vergi borçlarını ötele, borçlarını ötele, vergi borçlarını sil, verilen işletme sürelerini arttır, verilen garanti miktarlarını arttır. Böylelikle halkın trilyonları yandaş ve yabancıya uçsun gitsin ama sorun değil sonuçta her şey yasal. Biz buna dava diyoruz. -Tayyip Erdoğan olarak faizsiz ekonomi özlemimi Gürsesle haykıracağım derken, cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yaptığı 2018 yılında 70 milyar TL faiz ödeyen Türkiye 2023 yılında 600 milyar TL faiz ödedi 2024 yılında 1.2 Trilyon TL faiz ödedi 2025 yılının ilk 4 ayında 684 milyar TL faiz ödedi ( 2025 yılında 2 trilyon TL ödeyecek) Her şeyi planlı şekilde yaptılar. İç borcu döviz ile aldılar. Önce döviz kuru arttı sonra faiz arttı. 2018 yılında 1 trilyon TL olan merkezi bütçe borçu 2025 Nisan ayı itibari ile 10.7 trilyon TL’ye çıktı. Artan döviz kuru ile borç arttı. Sonra faizi arttırıp artan borç miktarına yüksek orandan faiz ödenmeye başlandı. Bu planlı bir şekilde halkın cebinden belli bir sermaye çevresine kaynak transferidir. Ortada bir ekonomik kriz yoktur. Yap İşlet devlet projeleri de düşünüldüğünde döviz üzerinden gelir garantisi verildiği düşünülürse onların Aldığı para TL bazında artmış durumda bu şekilde trilyonlarca rakam belli bir gruba aktarılıyor. Bir yıla mahsus değil yıllara mahsus şekilde bu para aktarılma devam ediyor. -Ne güzel değil mi ben faize karşıyım deyip dört yılda 4 trilyon TL faize para ödüyorlar. 86 milyonla dalga geçmek değil mi bu? Ya bu faizi alanlar kim ? İki yılda Merkez Bankası 1,5 trilyon TL zarar ediyor bu para kime gitti? Tabi burada her şey yasalara uygun değil mi? -Sokaktan geçen birisini çeviriyorsunuz bak şurada büyük bir arazim var. buraya devasa bir bina yap bana, ben de senden metrekaresini döviz üzerinden kiralıyım diyorsunuz. işte şehir hastaneleri böyle başlıyor. Şahıs diyor ki yaparım ama benim param yok. Devlet olarak alıyorsunuz bu Vatandaşı finans şirketine götürüyorsunuz, kredi buluyorsunuz. Bulduğunuz krediye kefil oluyorsunuz bir de bu şahsa gelir garantisi veriyorsunuz. Devlet olarak şahsa araziyi verdiniz. Krediyi temin ettiniz, özellikle çok çok büyük bina yaptırıp, metre karesini döviz üzerinden bu şahıstan kiralıyorsunuz. Yetmiyor, Yatakhane, görüntüleme, laboratuvar hizmetlerini ve temizlik hizmetlerini bu şahıstan satın alıyorsunuz. Yetmiyor kafeterya, lokanta, otopark ve otel işletmesini de bu şahsa veriyorsunuz İşte size şehir hastaneleri. Olsun her şey yasal. Halka diyorsunuz ki cebimizden bir kuruş çıkmadan yaptırdık. 2024 yılında 90 milyar TL’nin üzerinde rakam ödendi. Olsun her şey yasal sonuçta. Sonuçta dava meselesi. -Ne güzel değil mi biz bu ülkeyi döviz belasına sokanlara hesap sorup bu ülkeyi döviz belasından kurtaracağız deyip döviz üzerinden ödeme garantisi verip döviz üzerinden iç borç aldılar. Olsun her şey yasal sonuçta. yetmedi dövizi 6-7 katına çıkardılar halkın cebinden büyük parayı yandaş ve yabancıya akıttılar. dediler ki bu kazanç size yetmez bir de faizi arttıralım size ödediğimiz parayı faize yatırın bir de oradan kazanın dediler. Olsun biz faize karşıyız diyeceğiz nas var diyeceğiz sorun çözülecek. çözüldü de -Türk telekom, Hariri’ye Türk telekom’u sana satalım dediler.Hariri‘i param yok dedi. O zaman gel sana devletin bankalarından 4,75 milyar $ kredi verelim dediler. Parayı biz verdik Hariri Türk telekom’u satın aldı. Harari Türk Telekom’un kasasını boşalttı. Faturaları tahsil etti. Borcu ödemeden kaçtı gitti. AKP ne yaptı dersin Hariri’yi kırmızı halııyla karşıladılar. Zarar için sorun değil her şey yasal sonuçta. Halk ödüyor. -Türkiye F - 35 projesinden tek taraflı çıkarıldı. Verdiği 1.4 milyar $ parayı alamadı. Akp’li bakan Varank, ABD verdiği sözlere uymak zorunda değil diye ekranda açıklama yaptı. Çıkarıldığımız projeye geri dönebilmek için lobi faaliyetler için AKP yine para harcadı. Kendi paramızı geri alamadık. alamadıgımız paranın karşılığı F-16 alalım veya F- 16 modernizasyonu yaptıralım dendi. Bunun için dahi taviz vermeyi kabul ettiler. tavizin kabulü için bile ABD’ye üç defa heyet gönderdiler. Ne oldu ?

Nasuh Bektaş

99,046 views • 1 year ago

Tam 15 yıl önce, yine bir pazar günü, tam da bu saatlerde.. 💫 Metroda şarkı söyleyen bir grup üniversiteli genç, bir anda Türkiye'nin gündemine oturdu! 🤗 Boğaziçi Caz Korosu (henüz o zamanki adımızla, BÜMK Caz Korosu) ile Avusturya'daki Dünya Koro Şampiyonasına katılmaya hak kazanmışız, çok heyecanlıyız! Fakat ne paramız var ne de bir sponsorumuz.. Az önce baktım, altı ayda 30'dan fazla konser yapmışız.. Her konser çıkışı oturur, bu işin içinden nasıl çıkacağız diye konuşurduk. Bu konuşmaların birinde bir video fikri çıktı. Bir cumartesi, Kadıköy Evlendirme Dairesinden başlayarak gün boyu İstanbul'un her yerinde şarkı söyledik. Metro da bunlardan biriydi.. Ertesi gün yine bir konser çıkışı, bilgisayarımı açtığımda önüme çıkan şeye nasıl şaşırdığımı dün gibi hatırlıyorum.. Videoyu çeken Deniz ve arkadaşı Zeynep, bizden habersiz, bir performansı çoktan paylaşmışlar bile! 😲 Aynı gün içinde 20 bin, 50 bin, 100 bin derken, video bir anda milyonlara ulaştı. O dönemde sosyal medya böyle değil, viral videolar yeni yeni konuşuluyor. Birkaç dakikalık bir koro performansının bu kadar yayılacağını biz dahil kimse beklemiyordu. Ama videodaki samimiyet, heyecan, neşe, yani "sahicilik", bugün hala bu kadar çok paylaşılıyor olmasının da en büyük sebebi. ❤️ İki hafta boyunca, tüm ana haber bültenleri, ülkenin en çok izlenen TV şovları, canlı yayınlar, gazete, dergi röportajları.. Üniversite bünyesinden ayrılma ve bağımsız bir topluluk olarak devam etme süreci de tam o günlerde yaşanıyor. Bir yandan beklenmedik bir görünürlük ve ilgi, diğer yandan şampiyonaya bir ay kala prova yapacak yerimiz bile yok.. O sancılı sürecin sonunda sponsorumuzu bulduk ve bir ay boyunca Galata Derneğinde geceli gündüzlü çalıştıktan sonra Avusturya'ya gidebildik ve ülkemize iki dalda Dünya Şampiyonluğunu getirdik. Yaşadığımız gururu, hisleri tarif etmem imkansız.. ✨ Bu süreçte Türkiye'deki koro algısı da müthiş bir değişime uğradı. O yıllarda yalnızca belirli bir gruba hitap eden koro müziği, çok daha geniş kitlelere ulaşmaya başladı ve böylece Türkiye'de yepyeni bir sayfa açılmış oldu. Elbette bu dönüşüm bir grup insan ve tek bir videoyla olmadı. Gerek bizden önceki çok değerli hocalarımızın, gerekse sonraki yıllarda onlarca şef, binlerce korist ve sayısız kurumun emeğiyle sürdürüldü. Ama bu süreç ve sonrasındaki adanmışlık ve sıkı çalışma, şüphesiz bu dönüşümde en büyük paya sahip. 🙏🏻 Videonun ardından elbette çok şey söylendi, 15 yıl boyunca olacağı gibi.. 😊 Ama her türlü imkansızlığa, sistematik dışlama ve engellemeye rağmen, 3 kıta ve 13 ülkede ülkemizi en üst düzey platformlarda başarıyla temsil edip, bugün hala uluslararası alanda Türkiye'den kazanılan en üst düzey başarılara sahip olmanın, Türkiye'nin neredeyse tamamından ve onlarca farklı ülkeden, her yaştan beş bine yakın müziksevere, amatör koro şarkıcısına ev sahipliği yapmış olmanın, ilk günden itibaren, her türlü konuda öncülük (bazıları önce alay edilip ardından 'bire bir' taklit edilen) etmiş ve öncü projeler gerçekleştirebilmiş olmanın, sesini çıkarmaktan asla çekinmeden, halkın içinde, halkla birlikte olmayı seçip, gerçek anlamda milyonlarca kişinin sesi olabilmenin, özetle, bu ülkede koro müziği algısını değiştiren, halka koroyu tanıtan, sevdiren ve tüm bunları yaparken niteliğinden bir an bile ödün vermemiş bir topluluk olmanın, ve dahası, her türlü çabaya rağmen, Türkiye'de hala koro denince tartışmasız akla ilk gelen topluluk olabilmenin büyük gururunu yaşıyoruz. ✨ Yıllar boyu, bu korodan yetişenlerin kurduğu ya da bizden aldıkları ilhamla kurulan Türkiye'nin dört bir yanındaki, hatta yurt dışındaki koroları (Fransa'da bir koro dahil) gördükçe hissettiklerim ise çok daha farklı.. 💫 Özetle, üniversite yıllarından bugüne bu hikayenin bir parçası olmuş, emek vermiş herkese ve Yücel Kültür Vakfı başta olmak üzere bu yolculukta bizlere destek olan tüm kurumlara bir kez daha, teker teker ve sonsuz teşekkürlerimle, "iyi ki"... ❤️ Bu günler aslında koroyla ilgili bir büyük dönüm noktasının daha yıl dönümü, onu da başka zaman anlatırım artık. ☺️ Son olarak, hepimizin çok iyi bildiği o söz var ya, bu vesileyle bir kez de ben söylemiş olayım: "Güneş balçıkla sıvanmaz." ☀️ Sevgilerimle, Masis YouTube'da izlemek için: #metrodaminikonser #bogazicicazkorosu

Masis Aram Gözbek

44,448 views • 2 months ago

🔴HPG GENEL Komutanı Murat Karayılan: Bilindiği üzere 6 Ocak’ta Halep’ten geniş çaplı bir saldırı başlatıldı. 18 Ocak tarihli açıklamanızda bunun bir komplo olduğunu belirtmiştiniz. Bunu biraz açabilir misiniz? Halep’ten başlayıp yayılan saldırı dalgası sıradan değildir. I. Dünya Savaşı’ndan sonra, Sykes-Picot Anlaşması’na dayanarak bölgeyi dizayn etmek istediler. O zaman bu dizayn Suriye’den başladı. Bu anlamda Suriye’nin bölgede bir önemi vardır. Şimdi de bölgenin yeniden dizaynına yine Suriye’den başladılar. Selefi bir kadro olan Colani’nin öncülüğünde bir Suriye ve ona bağlı olarak da bölgenin dizaynını tamamlamak istiyorlar. QSD ile Şam hükümeti arasında 4 Ocak’taki görüşme, basına yansıdığı kadarıyla müdahale sonucu sabote ediliyor. Bir gün sonra (5 Ocak) Paris’te, ABD’nin öncülüğünde Suriye ve İsrail arasındaydı ama Türkiye de endirekt bir biçimde Suriye yoluyla toplantıya dâhil oldu. Bu toplantının ardından, yani 6 Ocak’ta ise Halep’e saldırılar başladı. Sonrasında birçok kez savaşın durmasına dönük müdahaleler olmasına ve ateşkesler ilan edilmesine rağmen hiçbirine uymayıp devam ettiler. Açık ki bu bir komplo ve büyük bir plandır. Bu planı Türkiye, Suudi Arabistan, Katar ve hatta Ürdün gibi bölgesel devletler ile ABD, Britanya, Almanya ve Fransa gibi uluslararası güçler onaylamıştır. Zaten öncesinden bunlara hazırlanıldığı da açığa çıktı. O görüşmelerin hepsi bunun üzerini örtmek için yapılıyor ama esasında yeni bir dizayn söz konusudur. Bu dizayn içerisinde Kürtlerin yerinin olmamasıdır. Bakın; Suriye’de HTŞ lideri Colani’yi Şam’a getirip etrafında yeni bir devlet kurmak istiyorlar ama Suriye’nin yüzde 30’undan fazlasını savaşarak DAİŞ’ten kurtaran Kürtler, Araplar, Asuri-Süryaniler ve diğer halklardan oluşan QSD’yi ise dışarıda bırakıyorlar. Normal şartlarda koalisyon olması; birlikte devleti kurmaları gerekirdi. Öyle yapmadılar; Rojava Kürtlerini dışarıda bıraktılar. Tıpkı I. Dünya Savaşı ardından olduğu gibi yeni dizaynda Kürtlere yer verilmedi. Yine II. Dünya Savaşı sonrası dizaynda Kürtlere yer verilmedi ve Mahabad yaşandı. İşte şimdi de Rojava’yı ikinci bir Mahabad yapmak, yani yeni dizaynda Kürtlere yer vermemek istiyorlar. Bu saldırı, tüm Kürtlere karşıdır. Kimse bu konuda yanılmamalıdır. Bugün YPG, YPJ ve QSD’li kahramanların yürüttüğü direniş ise tüm Kürtler içindir. Bu komplo, aynı zamanda tıpkı 15 Şubat’taki gibidir. Nasıl ki 15 Şubat Komplosu, Önder Apo şahsında Kürdistan Özgürlük Hareketi’ne karşı yapıldıysa bugünkü de aynı biçimdedir. Önder Apo, 27 Şubat 2025’te yeni bir çağrı yaptı. Bu çağrının temelinde halklar arası barış ve kardeşlik var. Bu komplo ise halklar arasında düşmanlığı geliştiriyor. Önder Apo’nun geliştirdiği süreci de anlamsızlaştırmak ve boşa çıkarmak istiyorlar. Belki şu an konumuz bu değil ama şunu belirtebilirim: Türk devlet yetkilileri, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve yine Devlet Bahçeli bilmeliler ki; Rojavayê Kurdistan’ın cenazesi üzerinde Kürtlerle barış olmaz. Rojava’da soykırım yürüteceksin, yok etmeyi esas alacaksın ama Kuzey’de veya genel olarak Kürtler, Türk devleti ile barış yapacak ve kardeşliği geliştirecek. Bu mümkün değildir. Gerçekten kardeşlik ve barış isteniliyorsa bu siyaset terk edilmeli ve kökten bir değişim yapılmalıdır. Kısacası, uluslararası ve bölgesel yanları olan genel ve büyük saldırılar, Kürtlere karşı kapsamlı bir komplodur. Bu komployu en iyi hisseden halkımızdır. Bazı çevreler, QSD’nin Kürt-Arap-Asuri-Süryani halkların kardeşliğine dayalı projesinin çöktüğünü, bunun yanlış olduğunu belirterek eleştiriyorlar. Arapların taraf değiştirdiğini belirtiyorlar. Bu konuda ne dersiniz? Bu, milliyetçi ve dar bir yaklaşımdır. Halkların kardeşliği ve demokratik ulus çizgisi yanlış değildir. Bildiğimiz kadarıyla QSD de bu çizgi temelinde hareket etmeye çalışıyor. Kuzey-Doğu Suriye’de oluşan sistem, feodallere ve egemen kesime dayanarak değil; emekçi halklara, Arap-Kürt-Asuri-Süryanilerin emekçilerine dayanarak oluşturulmuş bir sistemdir. Yine QSD’ye sırt dönenler, egemen tabakadan aşiret şeyh ve reisleriydi; onların Arap halkının tümü olduğunu belirtemeyiz. Duyduğumuza göre halen de birçok Arap savaşçı, QSD’nin içerisinde yer alıp savaşıyor ve çok sayıda şehitleri vardır. Dolayısıyla karalanmasını doğru görmüyoruz. Arap şeyhleri çoğunlukla dengelere bakıyor; kim güçlüyse onun tarafını tutuyor. Vakti zamanında BAAS rejimi güçlüydü, onun tarafındaydılar; sonra DAİŞ geldi, ona katıldılar; ardından QSD’nin güçlü olduğunu görünce QSD’yi desteklediler. Bu sonda baktılar ki ABD ve Uluslararası Koalisyon QSD’yi desteklemiyor, onlar da tutumlarını değiştirdi. Bunda Suudi Arabistan’ın da rolü oldu. Aşiret reisleri ve şeyhlerin hepsi kötü değildir. Mesela Şemer aşiretinin reisi Hemedî Deham vardı; değerli, demokrat bir insandı. Kendisi vefat etti. Allah rahmet eylesin. Kısacası böylesi değerli ve iyi insanlar da vardır ve şimdi de ister Şemerî olsun, ister Tayî, Cîbûrî vd., yüzyıldır Kürtlerle birlikte yaşayan birçok aşiret vardır. Yani Kürt-Arap ortaklığı devam etmeli, halkların kardeşliğinde ısrar edilmelidir. Bu konuda yanlış düşünenlere, Arap ve Kürt halklarının kardeşliğine karşı olanlara çağrıda bulunmak ve onları yanlış yoldan döndürmek gerekiyor. Bugün uluslararası bir plan var ve kimse bu plana alet olmamalı, halkların kanını dökmemeli; herkes halkların kardeşliğini esas almalıdır. Arap aşiretlerine ve herkese çağrımız budur. Birçok çevre, Koalisyon güçleri ve Amerika’nın QSD’yle işbirliği yaptığını, onu kullandığını ve sonra da sattığını öne sürüyor. Bu doğru mu? Şayet QSD’yi satın almışlarsa sattıklarından söz edilebilir. Açık ki QSD’yi satın alamadıkları için bir satma da söz konusu değildir. Bu çerçevedeki yorumlar doğru değildir. Orada ne alma ne de satma var. DAİŞ’e karşı bir savaş vardı ve bu savaş temelinde bir kesim Arap, Asuri-Süryani de QSD’ye katıldılar. Uluslararası Koalisyon da onlarla taktik bir ittifak oluşturdu. Zaten ABD’li yetkililer, onlarca kez bu ilişkinin taktik bir ilişki olduğunu söyledi. Taktik ne demek? Yani günü gelince birbirinden kopmak demek. Bunun için aldı-sattı vb. denilemez ve öyle bir şey de yok. Yalnız şunun altını çizmek gerekiyor: Ortada demokratik bir sistem vardı. Bu sistem, her türden gericiliğe karşı mücadele yürütüyordu. ABD’nin başını çektiği, İngiltere, Fransa ve Almanya gibi devletlerin de önemli bir rol oynadığı Uluslararası Koalisyon ise sürekli bir biçimde demokrasi yanlısı olduklarını belirtiyordu. Suriye’de görüldü ki El Kaide’den gelen, yapay bir Selefi örgütü esas aldılar ve demokratik bir yapı olan QSD’yi ise desteklemediler, yalnız bıraktılar. İkiyüzlülük budur. Bu biçimde bölgede Selefi dalganın tekrardan güçlenmesine ve DAİŞ’in tekrardan dünyanın başına bela olmasına yol verdiler. Uluslararası Koalisyon’un bu siyaseti, radikal İslamcı, Selefi dalganın önünü açtı; onu iktidar hâline getirerek güçlendirdi. Daha da güçlendirecektir. “Şiileri durduralım” adı altında bunu yaptılar ama bu doğru bir şey değildir. Diğer yandan QSD, DAİŞ’e karşı savaşta 13 binden fazla şehit verdi. Peki, DAİŞ’e karşı olan savaş anlamsızlaştı mı? Tabii ki hayır. Açık ki şimdiye kadar bu uluslararası güçler, QSD ile taktik de olsa DAİŞ’e karşı bir ittifak ilişkisi geliştirdi ve şimdi de terk etti. Elbette bunun ihanet olduğu doğrudur fakat işte “stratejik bir ilişkiydi de bu hâle mi geldi” denilirse, öyle olmadığı biliniyor. Biz Hareket olarak hiçbir zaman böylesi ilişki ve devletlere güvenmedik. Ortadoğu’da sürekli bağımsız bir siyaseti yürüttük. Sürekli kendi öz gücümüze dayanıyor ve devletlerin değil, kamuoyunun desteği temelinde hareket ediyoruz. Kamuoyu bugün bir güçtür. Devletlere de söz geçirebilir. Buradan bir şeyi daha belirtmek istiyorum: Apocu Hareket olarak şimdiye kadar Ortadoğu’da bağımsız bir çizgide yürümemize rağmen Türk yetkililerde ve Türk basınında hastalık hâline gelmiş bir durum söz konusudur. Ne zaman Kürtlerin özgürlükçü bir çıkışı olmuşsa dış mihrakları işaret etmişlerdir. Bu biçimde algı yaratarak Hareketimizi sürekli dışarıyla bağlantılandırıyorlar. Kuşkusuz bunların hepsi yalandır. Bizler her daim kendi öz gücümüzle yürüdük. Bu şimdi de böyledir, geçmişte de böyleydi. Kimin bağımsız hareket ettiği, kimin dışarıya yaslanarak halkları ezmek istediği açıktır.

Humanist(Rojava)

117,907 views • 7 months ago

Mühendislik gücümüzle 2024’e damga vurduk.🇹🇷 30 ürünümüz için ilk defa ihracat sözleşmesi imzaladık. 7 yeni ülkeye ilk defa ihracat gerçekleştirdik. 29 yeni ürünü ilk defa kullanıcılarımıza teslim ettik. Yerli firmalarımızla birlikte 106 ürünü millileştirdik. Teslimatta ve yeni alınan siparişlerde, yurt içinde ve yurt dışında tarihimizin en yüksek rakamlarına ulaştık. Defense News Top 100 listesindeki şirketler arasında dünyada en hızlı büyüyen 10 savunma şirketinden birisi olduk. #ASELSAN 2024 Z Raporu: Üretim/Teslimatlar ✅Çelik Kubbe katmanlı hava savunma konseptimizi milletimize tanıttık, paydaşlarımızla birlikte üretim ve geliştirmelere devam ettik. ✅HİSAR Hava Savunma Sistemlerinin seri üretim faaliyetleri kapsamında yeni bataryalarının teslimatlarına devam ettik. ✅KORKUT Yakın Hava Savunma Sistemlerinin seri üretim faaliyetleri kapsamında yeni bataryaları son kullanıcılarımıza sunduk. ✅GÖKDENİZ Hava Savunma Sistemi’nin kullanıldığı ülke sayısını artırdık. ✅GÜRZ Hibrit Yakın Hava Savunma Sistemimizin seri üretim faaliyetlerine yönelik çalışmalara başladık. ✅Türkiye’nin kritik tesislerine İHTAR Drone Önleme Sistemlerinin kurulumuna devam ettik. ✅Donanmamıza teslim edilen TCG İSTANBUL, TCG DERYA gemilerini; yarı ömür modernizasyonu yapılan TCG ORUÇREİS gemisini, ilk seyrine çıkan TCG AKHİSAR’ı ASELSAN teknolojileriyle donattık. ✅Akıncı, Aksungur, TB2, Anka gibi oyun değiştirici SİHA’larımızı elektro-optik, haberleşme, elektronik harp, güdümlü mühimmat ve seyrüsefer sistemlerimiz ile donattık. ✅ASELSAN’ın aviyonik sistemiyle uçan GÖKBEY Helikopterleri Jandarmamıza teslim edildi. ✅Modernize ettiğimiz M60T Tanklarını ve ZMA’ları ordumuz envanterine katmaya devam ettik. ✅TÜRKSAT 6A uydumuz, ASELSAN’ın geliştirdiği Ku-Bant ve X-Bant LOCUS haberleşme görev yükleri ile görevine başladı. Böylece denizin derinliklerinden uzayın derinliklerine tüm platformlara haberleşme çözümü sunabilir hale geldik. ✅Milli sinyalizasyon sistemimiz, COBaLT CITYLINE’nın kullanıldığı İstanbul Havalimanı Metrosu Kağıthane-Gayrettepe etabı kullanıma açıldı. ✅ Milli Araç Üstü Sinyalizasyon Sistemi COBaLT ONBOARD’un 99 yeni tren setine daha yaygınlaştırması için çalışmalara başladık. ✅Sınır güvenliği çözümlerimizin kurulumuna devam ederek 2000 kilometreyi aşacak şekilde yaygınlaştırdık. ✅Kent güvenliği faaliyetlerimiz kapsamında güvenlik güçlerimize yapay zekâ destekli ODAKAN yaka kamerası ve güvenlik kameralarının teslimatına devam ederek, envanterdeki yerli güvenlik kamerası sayımızı 250 binin üzerine çıkardık. ✅Afet ve acil durumlarda kesintisiz haberleşmeyi sağlayan Kamu Güvenli Haberleşme Sistemlerimizin 81 ildeki kurulumlarına devam ettik. Böylece kullanımdaki sayısal telsiz sayımızı 200 binin üzerine çıkardık. Envantere İlk Defa Giren Ürünler ⭕️SİPER Uzun Menzilli Hava Savunma Sistemimizi kahraman ordumuza ilk defa teslim ettik. ⭕️İlk Taşınabilir Erken İhbar Radar Sistemi ALP 300-G’yi ordumuz envanterine kazandırdık. ⭕️MARLİN Silahlı İnsansız Deniz Aracı, donanmamız envanterine giren ilk SİDA oldu. ⭕️ALBATROS-S Sürü İDA ve ALBATROS Kamikaze İDA Donanmamızın envanterine girdi. ⭕️Türkiye’nin oyun değiştirici ufuk ötesi sonarı DÜFAS’ı Mavi Vatan’a kazandırdık. ⭕️TCG SAKARYA denizaltımıza entegre ettiğimiz FERSAH ailemize ait 6 farklı SONAR envantere girdi. ⭕️AREAS 2-NC ve ARES 2-N/NGE Deniz Elektronik Harp Sistemlerinin ilk teslimatlarını yaptık. ⭕️PUHU 3-LT Elektronik Harp Sistemlerimizi kullanıcılarımızın hizmetine sunduk. ⭕️Elektronik Harp Podumuz ANTIDOT 3-U’nun ilk teslimatlarını gerçekleştirdik. ⭕️TCG PİRİREİS’e entegre ettiğimiz AcroSAT X38-S ile ilk defa bir denizaltıya haberleşme sistem çözümü sunmuş olduk. ⭕️ASELFLIR 500 ve ASELFLIR 410 elektro optik sistemlerimizi ilk defa envantere kazandırdık. ⭕️DRAGONEYE-2 Elektro-Optik Sensör Sistemini ordumuzun kullanımına sunduk. ⭕️Yeni nesil uzun menzil termal kameramız ODAKAN IP UMA8T5’i ilk kez envantere kazandırdık. ⭕️Aynı anda 8 hedefe kadar atış yapabilen TOLUN Güdümlü Mühimmatımız kahraman ordumuzun envanterine girdi. ⭕️Türkiye’nin haberleşme güvenliğinde önemli yer tutacak Milli Monitör Sistemini teslim ettik. ⭕️AcroSAT Ku120-M Ku Bant Deniz Uydu Haberleşme Terminali ile AcroSAT Ku240-Center Uydu Haberleşme Yer Terminalini envantere kazandırdık. ⭕️Yüksek doğrulukta tanıma yapabilen yeni nesil GEKO Araç Tanıma Sistemini ilk kez kullanıma sunduk. ⭕️ASELSAN Mobil Dijital Röntgen Cihazı ADR-M100, ilk kez Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesinde kullanılmaya başlandı. ⭕️Türkiye’nin ilk milli SCADA sistemi GridMENTOR, petrol boru hatlarımızda kullanıma alındı. ⭕️MİRSAD AI Kara Komuta Kontrol sistemimizi ilk defa üs bölgelerinde kullanıma alındı. Önemli Faaliyetler / Teknolojik Gelişmeler ➡️SİPER Ürün-2 Hava Savunma Sistemimizin atışlarına devam ettik. ➡️HİSAR O Hava Savunma Sistemimizin uzun menzil atışını başarıyla gerçekleştirdik. ➡️TCG İSTANBUL’dan HİSAR-D Hava Savunma Sistemimizin ilk atışını gerçekleştirdik. ➡️KORKUT 150/25, BUKALEMUN, KANGAL FPV ve SEDA 100-cUAV gibi drone avcısı sistemleri ve ATOM 25 mühimmatını SAHA İstanbul’da ilk kez görücüye çıkardık. ➡️KORKUT 100/35 Yakın Hava Savunma Sistemimizin tekerlekli araç versiyonunu uluslararası arenada sergiledik. ➡️Roket ve havanlara karşı tedbir sistemi KORKUT C-RAM’in başarılı atışlarını gerçekleştirdik. ➡️EJDERHA (HPEM) sistemimizin drone tehditlerine karşı etkinliğini saha denemelerinde gösterdik. ➡️KALKAN 400-G Hava Savunma Radarımız ilk kez HİSAR-O ile gerçekleştirilen uzun menzilli atışlarda görev yaptı. ➡️İlk ALP 100-G Alçak İrtifa Radar Sisteminin fabrika kabul testlerini tamamladık. ➡️MURAD 100-A Burun Radarımızın muharip uçaklarımıza entegrasyon faaliyetleri tamamlanarak üretim faaliyetlerine devam ettik. ➡️ACAR 100-G Orman İçi Gözetleme Radarı ve STR 200-G Roket/Füze İkaz Radarının geliştirme çalışmalarını tamamladık. ➡️FULMAR 200-A SAR Podu Bayraktar TB2 ile ilk uçuşu gerçekleştirildi ve ilk görüntü elde edildi. ➡️Ülkemiz için uydudan görüntüleme yeteneğinin aktif sensör vasıtasıyla karşılayacak şekilde yapılmasını sağlayan GÖKTÜRK-3 SAR Uydu Sistemi Geliştirme Projesi imzaladık. ➡️T-Link Hava Terminali ve yer terminalinin sistemlere entegrasyonunu başarı ile tamamladık. ➡️ARTCOM 9681 V/UHF Hava Telsizinin TB2 ve AKINCI İHA’lara entegrasyonlarını tamamladık. ➡️Kıyı Emniyeti Seyrüsefer Sistemleri kapsamında kullanılan NAVTEX alıcı/ verici sistemleri millileştirme çalışmalarını başarıyla tamamladık. ➡️ASELSAN’ın aviyonik teknolojilerinin yer aldığı Milli Muharip Uçak KAAN, ilk uçuşunu yaptı. ➡️ASELFLIR 500 kameramızı ve TOLUN güdümlü mühimmatımızı ANKA III’e entegre ettik ve başarılı atışları gerçekleştirdik. ➡️Bayraktar AKINCI TİHA, ASELFLIR-500 ile ilk atış testinde deniz üstünde seyreden hedefi başarıyla imha etti. ➡️TOLUN Mühimmatı Türkiye’de ilk kez, aynı anda yapılan dörtlü atışta hedeflerini tam isabetle vurdu. ➡️TOLUN mühimmatının oyun değiştirici varyantı olan Kızılötesi Arayıcı Başlıklı TOLUN IIR başarılı bir şekilde AKINCI TİHA’dan atıldı. ➡️AKINCI TİHA, GÖZDE Güdüm Kitimiz ile hedefi tam isabetle vurdu. ➡️İHA üzerine ilk defa entegre edilen GERGEDAN 4-U Elektronik Harp Sistemini teslim ettik. ➡️ANTIDOT 2-U Elektronik Harp Podumuzun Bayraktar TB2’ye entegrasyonunu tamamladık. ➡️Türkiye’nin ilk Otonom Sualtı Aracı DERİNGÖZ’ün dalışlı testlerini başarıyla tamamladık ve ilk sözleşmesini imzaladık. ➡️ Deniz Altı Tespit Sistemi aselBOUY’un başarılı atışları ile birlikte geliştirme çalışmalarını tamamladık. ➡️Otonom ZMA’yı TEKNOFEST Adana’da ilk kez tanıttık. ➡️ASAF 155 MOFA Akıllı Çok Maksatlı Topçu Mühimmat Tapası geliştirmelerini tamamladık. ➡️Mobil sismik sensor aselZone SISMIK-T’nin geliştirme faaliyetlerini tamamladık. ➡️Çip tasarım çalışmalarımız kapsamında geliştirdiğimiz ve üretimine başladığımız CANIS, LEOP ve FELIS detektörlerimizi, arayıcı başlık ve elektro-optik sistemlerimizde kritik alt bileşen olarak kullanmaya başladık. ➡️TOBB Üniversitesi’nde yürütülen Kuantum teknolojileri çalışmaları kapsamında Türkiye’nin ilk Kuantum bilgisayarı geliştirildi. Uluslararası Başarılarımız 🌐Defense News Top 100 listesinde beş basamak birden yükselerek 42’nci sıraya yerleştik. 🌐Uluslararası açılım stratejimiz ve kullanıcılara yerelde destek verme vizyonumuz kapsamında 6 yeni ülkede daha yapılanmamızı tamamladık. 🌐Bu yıl 7 yeni ülke ile ihracat sözleşmesi imzalayarak ihracat yaptığımız ülke sayısını 92’ye çıkardık. 🌐30 ürünümüz için ilk kez ihracat sözleşmesi imzaladık. 🌐 Örneğin bu yıl üretimine başladığımız alanında en iyi performanslı kameramız ASELFLIR-500 için 14 ülke ile ihracat sözleşmesi imzaladık. 🌐Hem doğrudan ihracatımızı hem de platform üreticileri üzerinden gerçekleştirdiğimiz dolaylı ihracatı %50’den fazla artırdık. Kurumsal Gelişimimiz ⭐️Borsa İstanbul piyasa değeri sıralamasına göre geçen yıl 7’nci olduğumuz listede bu yıl 6’ncı sıraya yükseldik. ⭐️Kurumsal Yönetim derecelendirme Notumuz, 9,49 ile tarihi zirveye ulaştı. ⭐️ARGE ve seri üretim kapasitemizi artırmaya yönelik 400 Milyon Doları aşan yeni yatırımlara başladık. ⭐️Türkiye Ar-Ge 250 Araştırmasında, Ar-Ge projeleri sayısında ilk sıraya yerleştik. ⭐️Yeni Girişimcilik destek programımız çerçevesinde 8 dış girişimi ve 1 iç girişimi destek kapsamına aldık. ⭐️Yurt dışındaki mühendislerimizin geri dönüşü için uyguladığımız Next Big Move to Türkiye programına başvurular geçen yıla göre 4 kat arttı. ⭐️Bini aşkın çalışanımızın lisans üstü eğitim aldığı ASELSAN Akademi’nin iş birliği yaptığı üniversiteler arasına Hacettepe Üniversitesi de katıldı. ⭐️“a Yetenek” aday mühendislik programımızı üniversite 3. Sınıf öğrencilerini dahil edecek şekilde genişlettik. ⭐️ASELSAN Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi ilk mezunlarını verdi. ⭐️CDP’de Su Yönetiminde “Lider” seviyesinde puan aldık. ⭐️Capital Dergisi, En Büyük 500 Özel Şirketi araştırması sonuçlarına göre savunma sektörünün lider şirketi olduk. ⭐️TİM - İnovaLİG inovasyon kaynakları kategorisi birincilik ödülünü aldık. ⭐️ASELSAN, Universum araştırmasında kendi alanında 10. kez "En Çekici İşveren" seçildi.🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷

Ahmet Akyol

97,595 views • 1 year ago

🇹🇷 BAYKAR Bayraktar TB2 1.000.000 uçuş saatini aştı! Türkiye’nin ilk milli SİHA’sı Bayraktar TB2, 1 milyon uçuş saatini başarıyla tamamlayan ilk milli hava aracı oldu. Rekorlarına bir yenisini ekleyen milli SİHA, ulaşılması güç bir rekor kırarak Türk havacılık tarihine bir kez daha imzasını attı. Türk havacılık tarihinde ilklere imza atan Bayraktar TB2 SİHA (Silahlı İnsansız Hava Aracı), 1 milyon uçuş saatini başarıyla tamamlayarak önemli bir kilometre taşını daha geride bıraktı. Bayraktar TB2 SİHA, böylece envantere girdiği 2014’ten bu yana geçen 10 yıllık süreçte gökyüzünde tam 1 milyon saati aşarak en uzun süre görev yapan ilk ve tek milli hava aracı oldu. DÜNYANIN ÇEVRESİNİ 3742 KEZ KATETTİ Dünyanın en büyük SİHA şirketi olarak ABD’li, İsrailli ve Çinli rakiplerini geride bırakan Baykar, elde ettiği ihracat başarısı sayesinde Türkiye’yi dünya SİHA pazarının %65’ine sahip bir konuma taşıdı. Bu başarıda önemli bir rol oynayan Bayraktar TB2 SİHA’lar, 1 milyon saatlik uçuş süresi boyunca gökyüzünde yaklaşık 150.000.000km mesafe katetti. Milli SİHA’lar gökyüzündeki bu uzun yolculuk sırasında, 40.075km olan dünyanın çevresini tam 3.742 kez dolaşmaya eşdeğer bir mesafeye ulaştı. TÜRKİYE’Yİ DÜNYA LİDERLİĞİNE TAŞIDI Milli SİHA Bayraktar TB2’nin Libya, Dağlık Karabağ ve Ukrayna gibi çatışma bölgelerindeki başarısıyla birlikte Türkiye, küresel SİHA pazarında lider konuma geldi. Türkiye 2021 itibarıyla SİHA ihracatında Amerika, İsrail ve Çin’i geride bırakarak dünyanın en büyük tedarikçisi oldu. Bayraktar TB2, yüksek teknolojisi, uygun maliyeti, hızlı teslimat süreci ve sahada kanıtlanmış etkinliğiyle dünyanın dört bir yanında birçok ülkenin tercihi haline geldi. ABD merkezli düşünce kuruluşu CNAS’ın (Yeni Amerikan Güvenlik Merkezi) raporuna göre, Türkiye küresel SİHA ihracatının %65'ini gerçekleştirerek büyük bir başarıya imza attı. Türkiye'nin yenilikçi üretim yaklaşımı, askeri alanın yanı sıra stratejik diplomasi ve uluslararası güvenlik dengelerindeki lider aktör konumunu güçlendirdi. İHRACAT ŞAMPİYONU Başlangıçtan bugüne tüm projelerini öz kaynakları ile yürüten Baykar, 2003 yılındaki İHA Ar-Ge sürecinin başlangıcından itibaren tüm gelirlerinin %83’ünü ihracattan elde etti. 2023’te 1.8 milyar dolarlık ihracat yapan Baykar, ülkemizdeki tüm sektörlerde en çok ihracat gerçekleştiren ilk 10 firma arasında yer aldı. İhracatın Şampiyonları Ödülü alan Baykar, 2021, 2022 ve 2023 yıllarında Savunma Sanayi Başkanlığı ve Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre savunma ve havacılık sektörünün ihracat lideri oldu. Son yıllarda gelirlerinin %90’ından fazlasını ihracattan elde eden Baykar, 2023’te savunma ve havacılık sektöründeki ihracatın 3’te 1’ini tek başına yaptı. Dünyanın en büyük insansız hava aracı şirketi olan Baykar’ın hâlihazırda imzalanan sözleşmelerinin %97,5’i ihracat kaynaklı gerçekleşti. Bayraktar TB2 SİHA için 34 ülkeyle, Bayraktar AKINCI TİHA için ise şimdiye kadar 10 ülke ile olmak üzere toplam 35 ülkeyle ihracat anlaşması imzalandı. NATO VE AB ÜLKELERİNİN SEMALARINDA Bayraktar TB2 SİHA’lar, dünya üzerinde birçok noktada rekabete dayalı bir sürecin sonunda ülkelerin envanterlerine giriyor. 2023’te de Kuveyt Savunma Bakanlığı’nın yürüttüğü rekabete dayalı sürecin kazananı Bayraktar TB2 SİHA oldu. Bayraktar TB2 SİHA’lar yapılan demo faaliyetlerinde Amerika, Avrupa ve Çinli rakiplerini geride bırakarak kazandı. Böylece Baykar, Kuveyt Savunma Bakanlığı ile önemli bir ihracat sözleşmesi imzaladı. Öte yandan milli SİHA’ların görev yaptığı coğrafyalar da artmaya devam ediyor. 19 Kasım 2024’te Zagreb’te imzalanan anlaşma neticesinde Hırvatistan’a gerçekleştirilen ihracatla birlikte Bayraktar TB2 SİHA’lar, Kasım 2024 itibariyle NATO üyesi 6 ülke ile AB üyesi 4 ülkenin envanterine girmiş oldu. 2014’TE ENVANTERE GİRDİ Türkiye’nin milli SİHA sistemlerini üreten Baykar tarafından milli ve özgün olarak geliştirilen, teknik özellikleri ve katıldığı operasyonlar değerlendirildiğinde kendi sınıfında dünyanın en iyisi olarak gösterilen milli SİHA Bayraktar TB2, 2014 yılında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) envanterine girdi. 2015’te silahlandırılan insansız hava aracı şu anda TSK, Jandarma Genel Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve MİT tarafından operasyonel olarak kullanılıyor. Bayraktar TB2 SİHA, güvenlik güçleri tarafından 2014’ten beri yurt içinde ve sınır ötesinde terörle mücadelede etkin olarak görev alıyor. DÜNYADA BİR İLK: OTONOM FIÇI TONOSU 31 Mayıs 2024 tarihinde Bayraktar TB2, sarmal bir yörünge izleyip ve kendi ekseni etrafında tam tur dönerek icra ettiği otonom fıçı tonosu manevrası ile dünya havacılık tarihine bir kez daha adını yazdırdı. Bayraktar TB2 SİHA, savaş uçaklarının en önemli kaçış manevralarından biri olan otonom fıçı tonosunu tam 3 kez başarıyla tamamladı. Dünya üzerinde bu manevrayı başarıyla yapabilen ilk ve tek SİHA olan Bayraktar TB2, otonomi ve aerodinamik kabiliyetlerinin ne kadar gelişmiş olduğunu gösterdi. YERLİLİK ORANI REKOR DÜZEYDE Baykar 2000’li yılların başından itibaren insansız hava araçları alanında en büyük katma değer olan yazılım ve donanım sistemlerini Türk mühendislerinden oluşan ekibiyle milli ve özgün olarak geliştiriyor. Baykar 15 farklı disiplindeki mühendislik gücüyle alanında dünyanın lider teknoloji firmalarından biri olarak gösteriliyor. Tüm kritik aksamı, tasarım ve yazılımları Baykar tarafından milli ve özgün olarak geliştirilen Bayraktar TB2 SİHA’lar, rekor düzeyde %93'lük yerli sanayi katılımıyla Özdemir Bayraktar Milli Teknoloji Merkezi’nde üretiliyor. REKORLARIN SAHİBİ Bayraktar TB2 SİHA, 16 Temmuz 2019 tarihinde Kuveyt’te katıldığı demo uçuşunda yüksek sıcaklık ve kum fırtınası gibi zorlu coğrafi ve iklim şartlarında tam 27 saat 3 dakika kesintisiz uçarak rekor kırdı. Milli SİHA’lar Avrupa’dan Afrika’ya kadar dünyanın birçok farklı bölgesinde karşılaştığı çöl sıcağı, dondurucu soğuk, kar ve fırtına gibi tüm olumsuz hava şartlarında görev yapmaya devam ediyor. Türk havacılık tarihinde taktik sınıfta 27 saat 3 dakika havada kalarak en uzun havada kalış süresi ve 27.030ft yükseklikle Türkiye irtifa rekorunu kıran milli SİHA, 1 milyon saati aşan uçuşla birlikte ulaşılması zor bir rekorla Türk havacılık tarihine geçti. Milli SİHA en uzun süre başarıyla Türkiye’ye hizmet eden hava aracı unvanını da elinde bulunduruyor. ZEYTİN DALI HAREKATI’NA DAMGASINI VURDU Milli SİHA Bayraktar TB2, TSK tarafından sınır içi ve ötesinde gerçekleştirilen Hendek, Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekâtlarında aktif rol aldı. Savunma uzmanları harekatların beklenenden çok daha kısa sürede sona ermesini ve daha az kayıp yaşanmasında en önemli etkenlerden birinin milli SİHA’lar olduğunu belirtti. Bayraktar TB2 SİHA sistemleri özellikle Afrin’de düzenlenen Zeytin Dalı Harekâtı kapsamında gerçekleştirilen tüm uçuşlarının %90’ından fazlasını yaparak, 5.300 saat uçuşla adeta harekâta damgasını vurdu. MAVİ VATAN’I GÖZLÜYOR Terör örgütüne yönelik Pençe ve Kıran gibi birçok operasyonda görev alan Bayraktar TB2 SİHA’lar, bölücü terör örgütünün sözde yöneticilerine yapılan operasyonlarda da önemli bir rol üstlenmeye devam ediyor. Milli SİHA’lar bu görevlerinin yanı sıra Mavi Vatan’ın korunmasında da görev alıyor. Bu kapsamda Doğu Akdeniz’de arama faaliyeti yürüten sondaj gemilerimize de güvenlik için havadan refakat etti. Yine aynı kapsamdaki görevler için KKTC’de konuşlandırılmak üzere 16 Aralık 2019’da Dalaman Deniz Hava Üs Komutanlığından kalkarak Geçitkale Havaalanına inen Bayraktar TB2 SİHA tarihi bir uçuşa imza atmıştı. DEPREMLERDE GÖREV YAPIYOR Bayraktar TB2 İHA’lar depremlerde görev alarak büyük katkı sağlıyor. 24 Ocak 2020’de meydana gelen Elazığ Sivrice merkezli 6,8 büyüklüğündeki depremin ardından çok kısa sürede bölgeye intikal ederek 25. dakikadan itibaren Ankara ve deprem olan illerin kriz komuta merkezlerine anlık görüntü ve bilgi aktardı. Asrın Felaketi olarak nitelenen 6 Şubat 2023 depremlerinde 2.417 saat 6 dakika uçarak görev icra etti. Bu kapsamda toplamda 8'i Baykar Hızlı Haritalama Podu entegreli 42 Bayraktar TB2 görev aldı. Bayraktar TB2 SİHA’lar arama ve kurtarma çalışmalarına gökyüzünden destek vermenin yanı sıra deprem sonrası oluşan yoğun araç trafiğinin kontrol edilmesi ve yardımların aksamadan ulaştırılabilmesi için de görev yaptı. GÖÇMENLERİN KURTARILMASINDA ROL ALIYOR Bayraktar TB2’ler, Ege ve Akdeniz’de devam eden düzensiz göç hareketlerini gökyüzünden takip ederek birçok düzensiz göçmenin hayatının kurtarılması ve dünyanın gündeminden düşmeyen geri itmeler gibi insan hakları ihlallerinin belgelenmesine de önemli katkı sağlıyor. ULUDAĞ’DA KAYBOLAN TURİSTİ BULDU Bayraktar TB2 SİHA’lar aynı zamanda doğada gerçekleştirilen arama kurtarma faaliyetlerinde de etkin olarak görev yapıyor. 31 Aralık 2021 günü Bursa Uludağ’da yürüyüşe çıkan ve hava şartlarının kötüleşmesi üzerine kaybolan Danimarka uyruklu Yusuf Sepehizade’nin bulunmasında da rol aldı. Hava koşullarının ağırlaşması nedeniyle bölgedeki ekipler tarafından bulunamayan Danimarkalı turistin yeri, Aydın’dan havalanan Jandarma Genel Komutanlığı’na ait Bayraktar TB2 SİHA tarafından tespit edildi. Kayıp turist bulunduğu yerin gökyüzünden tespit edilmesinin ardından bölgedeki ekipler tarafından kurtarıldı. ORMAN YANGINLARINI TESPİT EDİYOR Bayraktar TB2 İHA’lar güvenlik ve insani yardım görevlerinin yanı sıra orman yangınlarıyla mücadelede de önemli bir rol üstleniyor. Orman Genel Müdürlüğü (OGM) ile yapılan iş birliğiyle Bayraktar TB2 İHA’lar, 2020 yılından itibaren orman yangınlarının erken tespiti ve söndürme çalışmalarının verimli yönetilmesinde etkin görev alıyor. 2020 yılından bugüne dek toplam 4.091 orman yangını Bayraktar TB2 tarafından tespit edildi. Bu sayede Avrupa’da ilk kez yüksek teknolojiye sahip İHA’lar orman yangınlarıyla mücadelede kullanılmaya başlandı. Türkiye’nin orman yangınlarıyla mücadelede izlediği öncü ve yenilikçi çözüm 2020’den günümüze büyüyerek devam ediyor. OGM’nin belirlediği merkezlerde konuşlanan Bayraktar TB2 İHA’lar, Baykar’ın uzman ekibinin koordinasyonunda görev yapıyor. Baykar’ın OGM’nin Ankara’daki yangın yönetim merkezine kurduğu gelişmiş yazılım ve teknolojik altyapı ile görev yapan Bayraktar TB2’ler, tek seferde 400km² alanı termal kamera vasıtasıyla tarayabiliyor ve 185km'ye kadar uzaklıktaki yangınları başlangıç aşamasında tespit edebiliyor. Bayraktar TB2 İHA’lar, 2020’de 345, 2021’de 267, 2022’de 1.109, 2023'te 1.445 ve 2024’de ise 924 yangını ilk anda tespit ederek orman yangınlarının söndürülmesinde etkin rol aldı. Bunun neticesinde ülkemizde orman yangınlarına ilk müdahale süresi 45 dakikadan 11 dakikaya kadar düştü. DÜNYADA HAYRANLIK UYANDIRDI Barış Pınarı Harekatı’nda Türk Silahlı Kuvvetlerinin keşif gözetleme kabiliyetlerini büyük oranda artırarak başarıya ulaşılmasına katkı sağlayan Bayraktar TB2 SİHA’lar aynı zamanda harekat boyunca birçok hedefi başarıyla imha etti. Bahar Kalkanı Harekatı’nda ise ilk defa filolar halinde uçarak birçok zırhlı araç, obüs, Çok Namlulu Roketatar (ÇNRA) ve hava savunma sistemini imha etti. Bayraktar TB2 SİHA dünyada ilk defa muharebe sahasında birincil unsur olarak SİHA’ların kullanıldığı Bahar Kalkanı Harekâtı’na katılan hava araçlarının yaptığı tüm sortilerin %80’ini gerçekleştirdi. Suriye’nin İdlib bölgesinde düzenlenen harekât kapsamında her türlü elektronik harbe rağmen başarıyla görev yapan Bayraktar TB2 SİHA’lar, 2.000 saatin üzerinde uçtu. Bayraktar TB2 SİHA’ların dünya muharebe tarihinde ilk kez filolar halinde uçarak harekâtta etkin görev yapması dünya basınında da büyük yankı uyandırdı. KARABAĞ’IN KURTARILMASINDA ÖNEMLİ ROL ÜSTLENDİ Bayraktar TB2 SİHA’lar kardeş ülke Azerbaycan’ın yaklaşık 30 yıldır devam eden Karabağ işgalini sonlandırmasında da önemli bir rol üstlendi. Azerbaycan, Ermenistan’ın işgali altındaki Dağlık Karabağ’a yönelik 27 Eylül 2020 tarihinde bir askeri harekat başlattı. Harekatın başlangıcından 44 gün sonra, 10 Kasım 2020 tarihinde Azerbaycan Ordusu, Ermenistan’ın işgalini sonlandırarak Dağlık Karabağ’ı kontrol altına aldı. Ermenistan’a yönelik harekât esnasında Azerbaycan Ordusu, Baykar tarafından milli ve özgün olarak geliştirilen Bayraktar TB2 SİHA’ları tüm cephe hattında kullandı. Savunma analistleri tarafından teyit edilen çalışmalara göre Bayraktar TB2 SİHA’lar ile Ermenistan Ordusu’na ait birçok hava savunma sistemi, radar sistemi, tank, zırhlı araç, kamyon, cephanelik, mevzi ve birlik imha edildi. Azerbaycan Ordusu’nun dünyayı imrendiren bu başarısı dünya medyası ve savunma uzmanları tarafından Türk SİHA’larının harp tarihini değiştirerek oyun kurucu bir güce ulaştığı yorumlarına neden oldu. UKRAYNA’DA ÇOCUKLARA “BAYRAKTAR” ADI VERİLDİ 2022 Şubat ayında başlayan Ukrayna-Rusya savaşında gösterdiği üstün başarı ile Bayraktar TB2 SİHA, Ukrayna halkı nezdinde bir kahraman haline geldi. Savaşta bir güç çarpanı olarak dengeleri değiştirdi. Hakkında marşlar bestelenen ve oyuncakları yapılan silahlı insansız hava aracı adına Kiev’de “Bayraktar Radyosu” yayına başladı. Yeni doğan erkek çocuklarına “Bayraktar” adı dahi verildi. Bayraktar TB2 Ukrayna’da muharebedeki etkisinin yanında artık umudun sembolü oldu. Ukrayna’daki bu başarı Bayraktar TB2’nin etkisini ve sınıfının en iyisi olduğunu tüm dünyaya gösterdi. 7 ÜLKEDE YARDIM KAMPANYASI DÜZENLEDİ Bayraktar TB2’leri satın alarak Ukrayna Ordusu’na bağışlamak için Litvanya, Ukrayna, Polonya, Letonya, Norveç, İspanya ve Kanada’da halk tarafından yardım kampanyaları düzenlendi. Bayraktar TB2 SİHA’ları hediye eden Baykar, toplanan yardımları da Ukrayna halkının insani ihtiyaçlarının karşılanması için bağışladı.

Turan Oguz

11,918 views • 1 year ago

ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, 2024 bilançosunu anlatırken bombaları patlattı: — 30 ürünümüz için ilk defa ihracat sözleşmesi imzaladık. — 7 yeni ülkeye ilk defa ihracat gerçekleştirdik. — 29 yeni ürünü ilk defa kullanıcılarımıza teslim ettik. — Yerli firmalarımızla birlikte 106 ürünü millileştirdik. — Teslimatta ve yeni alınan siparişlerde, yurt içinde ve yurt dışında tarihimizin en yüksek rakamlarına ulaştık. — Defense News Top 100 listesindeki şirketler arasında dünyada en hızlı büyüyen 10 savunma şirketinden birisi olduk. İŞTE ASELSAN 2024 Z RAPORU: Üretim/Teslimatlar ✅Çelik Kubbe katmanlı hava savunma konseptimizi milletimize tanıttık, paydaşlarımızla birlikte üretim ve geliştirmelere devam ettik. ✅HİSAR Hava Savunma Sistemlerinin seri üretim faaliyetleri kapsamında yeni bataryalarının teslimatlarına devam ettik. ✅KORKUT Yakın Hava Savunma Sistemlerinin seri üretim faaliyetleri kapsamında yeni bataryaları son kullanıcılarımıza sunduk. ✅GÖKDENİZ Hava Savunma Sistemi’nin kullanıldığı ülke sayısını artırdık. ✅GÜRZ Hibrit Yakın Hava Savunma Sistemimizin seri üretim faaliyetlerine yönelik çalışmalara başladık. ✅Türkiye’nin kritik tesislerine İHTAR Drone Önleme Sistemlerinin kurulumuna devam ettik. ✅Donanmamıza teslim edilen TCG İSTANBUL, TCG DERYA gemilerini; yarı ömür modernizasyonu yapılan TCG ORUÇREİS gemisini, ilk seyrine çıkan TCG AKHİSAR’ı ASELSAN teknolojileriyle donattık. ✅Akıncı, Aksungur, TB2, Anka gibi oyun değiştirici SİHA’larımızı elektro-optik, haberleşme, elektronik harp, güdümlü mühimmat ve seyrüsefer sistemlerimiz ile donattık. ✅ASELSAN’ın aviyonik sistemiyle uçan GÖKBEY Helikopterleri Jandarmamıza teslim edildi. ✅Modernize ettiğimiz M60T Tanklarını ve ZMA’ları ordumuz envanterine katmaya devam ettik. ✅TÜRKSAT 6A uydumuz, ASELSAN’ın geliştirdiği Ku-Bant ve X-Bant LOCUS haberleşme görev yükleri ile görevine başladı. Böylece denizin derinliklerinden uzayın derinliklerine tüm platformlara haberleşme çözümü sunabilir hale geldik. ✅Milli sinyalizasyon sistemimiz, COBaLT CITYLINE’nın kullanıldığı İstanbul Havalimanı Metrosu Kağıthane-Gayrettepe etabı kullanıma açıldı. ✅ Milli Araç Üstü Sinyalizasyon Sistemi COBaLT ONBOARD’un 99 yeni tren setine daha yaygınlaştırması için çalışmalara başladık. ✅Sınır güvenliği çözümlerimizin kurulumuna devam ederek 2000 kilometreyi aşacak şekilde yaygınlaştırdık. ✅Kent güvenliği faaliyetlerimiz kapsamında güvenlik güçlerimize yapay zekâ destekli ODAKAN yaka kamerası ve güvenlik kameralarının teslimatına devam ederek, envanterdeki yerli güvenlik kamerası sayımızı 250 binin üzerine çıkardık. ✅Afet ve acil durumlarda kesintisiz haberleşmeyi sağlayan Kamu Güvenli Haberleşme Sistemlerimizin 81 ildeki kurulumlarına devam ettik. Böylece kullanımdaki sayısal telsiz sayımızı 200 binin üzerine çıkardık. Envantere İlk Defa Giren Ürünler ⭕️SİPER Uzun Menzilli Hava Savunma Sistemimizi kahraman ordumuza ilk defa teslim ettik. ⭕️İlk Taşınabilir Erken İhbar Radar Sistemi ALP 300-G’yi ordumuz envanterine kazandırdık. ⭕️MARLİN Silahlı İnsansız Deniz Aracı, donanmamız envanterine giren ilk SİDA oldu. ⭕️ALBATROS-S Sürü İDA ve ALBATROS Kamikaze İDA Donanmamızın envanterine girdi. ⭕️Türkiye’nin oyun değiştirici ufuk ötesi sonarı DÜFAS’ı Mavi Vatan’a kazandırdık. ⭕️TCG SAKARYA denizaltımıza entegre ettiğimiz FERSAH ailemize ait 6 farklı SONAR envantere girdi. ⭕️AREAS 2-NC ve ARES 2-N/NGE Deniz Elektronik Harp Sistemlerinin ilk teslimatlarını yaptık. ⭕️PUHU 3-LT Elektronik Harp Sistemlerimizi kullanıcılarımızın hizmetine sunduk. ⭕️Elektronik Harp Podumuz ANTIDOT 3-U’nun ilk teslimatlarını gerçekleştirdik. ⭕️TCG PİRİREİS’e entegre ettiğimiz AcroSAT X38-S ile ilk defa bir denizaltıya haberleşme sistem çözümü sunmuş olduk. ⭕️ASELFLIR 500 ve ASELFLIR 410 elektro optik sistemlerimizi ilk defa envantere kazandırdık. ⭕️DRAGONEYE-2 Elektro-Optik Sensör Sistemini ordumuzun kullanımına sunduk. ⭕️Yeni nesil uzun menzil termal kameramız ODAKAN IP UMA8T5’i ilk kez envantere kazandırdık. ⭕️Aynı anda 8 hedefe kadar atış yapabilen TOLUN Güdümlü Mühimmatımız kahraman ordumuzun envanterine girdi. ⭕️Türkiye’nin haberleşme güvenliğinde önemli yer tutacak Milli Monitör Sistemini teslim ettik. ⭕️AcroSAT Ku120-M Ku Bant Deniz Uydu Haberleşme Terminali ile AcroSAT Ku240-Center Uydu Haberleşme Yer Terminalini envantere kazandırdık. ⭕️Yüksek doğrulukta tanıma yapabilen yeni nesil GEKO Araç Tanıma Sistemini ilk kez kullanıma sunduk. ⭕️ASELSAN Mobil Dijital Röntgen Cihazı ADR-M100, ilk kez Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesinde kullanılmaya başlandı. ⭕️Türkiye’nin ilk milli SCADA sistemi GridMENTOR, petrol boru hatlarımızda kullanıma alındı. ⭕️MİRSAD AI Kara Komuta Kontrol sistemimizi ilk defa üs bölgelerinde kullanıma alındı. Önemli Faaliyetler / Teknolojik Gelişmeler ➡️SİPER Ürün-2 Hava Savunma Sistemimizin atışlarına devam ettik. ➡️HİSAR O Hava Savunma Sistemimizin uzun menzil atışını başarıyla gerçekleştirdik. ➡️TCG İSTANBUL’dan HİSAR-D Hava Savunma Sistemimizin ilk atışını gerçekleştirdik. ➡️KORKUT 150/25, BUKALEMUN, KANGAL FPV ve SEDA 100-cUAV gibi drone avcısı sistemleri ve ATOM 25 mühimmatını SAHA İstanbul’da ilk kez görücüye çıkardık. ➡️KORKUT 100/35 Yakın Hava Savunma Sistemimizin tekerlekli araç versiyonunu uluslararası arenada sergiledik. ➡️Roket ve havanlara karşı tedbir sistemi KORKUT C-RAM’in başarılı atışlarını gerçekleştirdik. ➡️EJDERHA (HPEM) sistemimizin drone tehditlerine karşı etkinliğini saha denemelerinde gösterdik. ➡️KALKAN 400-G Hava Savunma Radarımız ilk kez HİSAR-O ile gerçekleştirilen uzun menzilli atışlarda görev yaptı. ➡️İlk ALP 100-G Alçak İrtifa Radar Sisteminin fabrika kabul testlerini tamamladık. ➡️MURAD 100-A Burun Radarımızın muharip uçaklarımıza entegrasyon faaliyetleri tamamlanarak üretim faaliyetlerine devam ettik. ➡️ACAR 100-G Orman İçi Gözetleme Radarı ve STR 200-G Roket/Füze İkaz Radarının geliştirme çalışmalarını tamamladık. ➡️FULMAR 200-A SAR Podu Bayraktar TB2 ile ilk uçuşu gerçekleştirildi ve ilk görüntü elde edildi. ➡️Ülkemiz için uydudan görüntüleme yeteneğinin aktif sensör vasıtasıyla karşılayacak şekilde yapılmasını sağlayan GÖKTÜRK-3 SAR Uydu Sistemi Geliştirme Projesi imzaladık. ➡️T-Link Hava Terminali ve yer terminalinin sistemlere entegrasyonunu başarı ile tamamladık. ➡️ARTCOM 9681 V/UHF Hava Telsizinin TB2 ve AKINCI İHA’lara entegrasyonlarını tamamladık. ➡️Kıyı Emniyeti Seyrüsefer Sistemleri kapsamında kullanılan NAVTEX alıcı/ verici sistemleri millileştirme çalışmalarını başarıyla tamamladık. ➡️ASELSAN’ın aviyonik teknolojilerinin yer aldığı Milli Muharip Uçak KAAN, ilk uçuşunu yaptı. ➡️ASELFLIR 500 kameramızı ve TOLUN güdümlü mühimmatımızı ANKA III’e entegre ettik ve başarılı atışları gerçekleştirdik. ➡️Bayraktar AKINCI TİHA, ASELFLIR-500 ile ilk atış testinde deniz üstünde seyreden hedefi başarıyla imha etti. ➡️TOLUN Mühimmatı Türkiye’de ilk kez, aynı anda yapılan dörtlü atışta hedeflerini tam isabetle vurdu. ➡️TOLUN mühimmatının oyun değiştirici varyantı olan Kızılötesi Arayıcı Başlıklı TOLUN IIR başarılı bir şekilde AKINCI TİHA’dan atıldı. ➡️AKINCI TİHA, GÖZDE Güdüm Kitimiz ile hedefi tam isabetle vurdu. ➡️İHA üzerine ilk defa entegre edilen GERGEDAN 4-U Elektronik Harp Sistemini teslim ettik. ➡️ANTIDOT 2-U Elektronik Harp Podumuzun Bayraktar TB2’ye entegrasyonunu tamamladık. ➡️Türkiye’nin ilk Otonom Sualtı Aracı DERİNGÖZ’ün dalışlı testlerini başarıyla tamamladık ve ilk sözleşmesini imzaladık. ➡️ Deniz Altı Tespit Sistemi aselBOUY’un başarılı atışları ile birlikte geliştirme çalışmalarını tamamladık. ➡️Otonom ZMA’yı TEKNOFEST Adana’da ilk kez tanıttık. ➡️ASAF 155 MOFA Akıllı Çok Maksatlı Topçu Mühimmat Tapası geliştirmelerini tamamladık. ➡️Mobil sismik sensor aselZone SISMIK-T’nin geliştirme faaliyetlerini tamamladık. ➡️Çip tasarım çalışmalarımız kapsamında geliştirdiğimiz ve üretimine başladığımız CANIS, LEOP ve FELIS detektörlerimizi, arayıcı başlık ve elektro-optik sistemlerimizde kritik alt bileşen olarak kullanmaya başladık. ➡️TOBB Üniversitesi’nde yürütülen Kuantum teknolojileri çalışmaları kapsamında Türkiye’nin ilk Kuantum bilgisayarı geliştirildi. Uluslararası Başarılarımız 🌐Defense News Top 100 listesinde beş basamak birden yükselerek 42’nci sıraya yerleştik. 🌐Uluslararası açılım stratejimiz ve kullanıcılara yerelde destek verme vizyonumuz kapsamında 6 yeni ülkede daha yapılanmamızı tamamladık. 🌐Bu yıl 7 yeni ülke ile ihracat sözleşmesi imzalayarak ihracat yaptığımız ülke sayısını 92’ye çıkardık. 🌐30 ürünümüz için ilk kez ihracat sözleşmesi imzaladık. 🌐 Örneğin bu yıl üretimine başladığımız alanında en iyi performanslı kameramız ASELFLIR-500 için 14 ülke ile ihracat sözleşmesi imzaladık. 🌐Hem doğrudan ihracatımızı hem de platform üreticileri üzerinden gerçekleştirdiğimiz dolaylı ihracatı %50’den fazla artırdık.

TRHaber Savunma

48,033 views • 1 year ago