Загрузка видео...

Не удалось загрузить видео

На главную

Körfez’e Uluslararası Standartlarda Dev Bir Spor Kompleksi Kazandırıyoruz! Şehrimizi sporun başkenti yapma hedefimizle dev yatırımlara devam ediyoruz. Yapımı hızla süren Körfez Kapalı Spor Salonu projemizi yerinde inceledik. 📍 1.000 kişilik seyirci kapasitesi 📍 5 adet bağımsız antrenman salonu 📍 Uluslararası müsabakalara uygun spor altyapısı Engelli dostu tasarımı ve modern...

29,964 просмотров • 8 месяцев назад •via X (Twitter)

Комментарии: 0

Нет доступных комментариев

Здесь появятся комментарии из оригинального поста

Похожие видео

🎙️ Dursun Özbek: Cumartesi günü olağanüstü genel kurulumuzu gerçekleştireceğiz. Yapmak istediğimiz projelerle ilgili yetki isteyeceğiz. Yetki istediğimiz konuları tek tek ifade edeyim. Birinci konumuz, Mecidiyeköy’de bir binamız vardı. Bu binanın rezidansa çevrilmesi suretiyle 180 adet rezidans dairesi elde edildi. Bunlardan 120 tanesini satıp Florya’daki arazinin satın alınması için kullandık. Geriye yaklaşık 60 ünite kaldı. Bunları değerlendirmek üzere yetki istiyoruz. Oradaki inşaat aşağı yukarı bitti. Temmuz ayından itibaren teslimatları yapacağız. Diğer konu, Kemerburgaz Metin Oktay Tesisleri’nde akademi ve altyapı takımları için 4 futbol sahası ve kamp tesislerinin bitirilmesi. İnşaat devam ediyor, yeni yönetim olarak tamamlanması adına yetki talep ediyoruz. Bir diğer konu, Aslantepe Vadisi’ndeki 62 dönüm arazide amatör şubelerimizin büyük bölümünü tek çatı altında toplayacak idari binalar, spor salonları, kamp tesisleri, kapalı yüzme havuzu ve ticari alanların inşa edilmesi. 23 Nisan’da temel attık, çalışmalar devam ediyor. Diğer konu, Hasnun Galip binası yerine yeni bina yapmak ya da mevcut binayı güçlendirmek. Bu bina belediye tespiti sonucunda iskan edilmeye uygun değil; statik yapısı zayıf olduğu için kullanımda değil. İki alternatif var: binayı yıkıp yeniden yapmak ya da güçlendirerek kullanıma açmak. Bir diğer konu ise, şu anda devam eden Florya konut projesine komşu, kulübümüze tahsisli 19 dönüm spor lejantlı arazide yeni bir spor tesisi projesi geliştirmek. Bu alanda Metin Oktay’ın hatırasını yaşatacak şekilde tenis kortları, kapalı salon ve yüzme salonu içeren bir spor merkezi inşa edeceğiz. Bunun için yetki isteyeceğiz.

GALATASARAY RUHU

68,348 просмотров • 3 месяцев назад

Gençlik ve Spor Bakanlığımızın Plan ve Bütçe Komisyonundaki görüşmelerinde yapmış olduğum konuşma; 📌 Depremde hasar gören bölgelerin iyileştirilmesi, imarı, iskanı, yeniden yapılandırılması kadar vatandaşlarımız üzerinden depremin psikolojik etkilerinin silinmesi ve vatandaşlarımız nezdinde hayatın sil baştan filizlenmesi de önem taşımaktadır. 📌 İstikbalimizin teminatı olan gençlerimizin yüksek öğrenimlerine devam edebilmeleri için öğrencilerimizin barınma ihtiyacı ivedilikle giderilmelidir. Şehrimizin başka şehirlerden gelecek öğrenciler için barınma kapasitesi sorunu olmadan ev sahipliği yapabildiği ve tercih edilebilir üniversiteler arasında olduğunu yeniden göreceğimiz günleri sabırsızlıkla bekliyoruz ve bunun yeni eğitim öğretim yılı başlamadan hazır hale geleceğini temenni ve talep ediyoruz. 📌 Türk ve Türkiye Yüzyılını idrak ettiğimiz; ecdadımızın emaneti olan cumhuriyetin 101. yılıyla şereflendiğimiz, bu emaneti gelecek nesillere aktarmak için heyecanla beklediğimiz günümüzde gelecek nesillerimizin fikren ve ilmen gelişmelerini önceliklendirdiğimiz kadar bedenen kuvvetli olmaları da bizim için aynı derecede kıymetlidir. Kuvayı Milliye’nin ve Kahramanmaraş’ın abide şahsiyeti Sütçü İmam’ın torunları olan gençlerimizin beden ve ruh sağlığı açısından güçlenmeleri gerekmekte olup bu doğrultuda icra edecekleri spor faaliyetlerinden geri kalmalarını katiyen düşünemeyiz. 📌 Kahramanmaraş, uluslararası alanda Avrupa, Dünya ve Olimpiyat yarışmalarında şampiyonluklar ve madalyalar alansporcular yetiştirmiş güzide bir ilimizdir. İlimiz, ülkemizi uluslararası alanda sporda temsil kabiliyetine sahiptir. 2022, 2023 ve 2024 yıllarında güreş branşında Avrupa ve Dünya şampiyonalarında cumhuriyet tarihimize adını altın harflerle yazdıran Kahramanmaraşlı sporcularımızın desteklenmesi, hepimize düşen bir ödevdir. Türkiye Olimpiyat Hazırlık Merkezi ve Güreş Eğitim Merkezi sporcularımız, Kahramanmaraş sınırları içinde yeni başarılar için adım atabilmeli; ailelerinden uzak kalmamalı, bu durumun getirdiği ekonomik külfetlere katlanmak zorunda bırakılmamalıdır. Kahramanmaraş’ımız ivedi olarak geniş kapasiteli ve sporculara çeşitli olanaklar sağlayan kapsamlı bir güreş eğitim merkezine ihtiyaç duymaktadır. 📌 Kahramanmaraş için artık yardım değil yatırım zamanı olduğunu önemle vurguladım. Kahramanmaraş’ın yatırımda öncelikli bölge teşkil etmesi ve planlanan yatırımların hızla hayata geçirilmesi, akabinde yeni planların da masaya yatırılarak ilimizin kalkınmasının sağlanması ve bu sayede depremin açtığı yaraların hızla sarılması gerekmektedir. 📌 Kahramanmaraş Spor ve İstiklal Spor takımlarımız, 6 Şubat depremlerine kadar liglerde yükselirken, namağlup oynayıp liderliği göğüslerken, maalesef, asrın felaketiyle karşı karşıya kalmıştır. Kahramanmaraşlı gençlerimizin spordaki başarılarını desteklemek boynumuzun borcudur. Tarihinde süper ligde oynamış, Türkiye Futbol Federasyonu 1. lige kadar yükselmiş takımlarımız için maç yapabilecekleri, antrenmanlarını sürdürebilecekleri uygun standartlarda spor tesislerine, stadyumlara ihtiyaç duymaktayız. Yıllardır süren bu ihtiyaç depremin akabinde hayati bir önemdedir artık. Bugüne dek palyatif çözümlerle küçük çaplı faaliyetlerin yürütülebileceği bakım ve onarımla zar zor ayakta tutmaya çalışılan üniversite ve belediye stadları artık ihtiyaca cevap verebilecek durumda değildir. 30 Büyükşehirden biri olup stadı olmayan tek il olan Kahramanmaraş’ımızı bu yükten kurtarmanın zamanı çoktan gelmiştir. Elbette çevre illerdeki stadların kapasitesi göz önünde bulundurulunca bu ihtiyaç kulağa sanki acillik ihtiva etmeyen bir talepmiş gibi gelebilmektedir. Fakat bu noktada Kahraman şehrin 1,5 milyonluk nüfusu adına bizim farklı bir il olduğumuzu ve büyük şehir statüsünde bir il olduğumuzu, depremzede gençlerimizin kendi topraklarında filizlenip büyüyebilecekleri olanaklardan mahrum edilmemesi gerektiğini hatırlatmak isterim.

Doç. Dr. Zuhal Karakoç 🇹🇷

10,253 просмотров • 1 год назад

İçişleri Bakanımız Sayın Ali Yerlikaya: Bugün, yalnızca Göç İdaresi Başkanlığımızın değil; “Vicdanın ve merhametin kurumsallaştığı, insanlık onurunu merkeze alan bir anlayışın da” yıl dönümünü kutluyoruz. Zat-ı Devletlerinizin vizyonuyla, 12 yıl önce temelleri atılan Göç İdaresi Başkanlığımız: Devletimizin, göç alanındaki çalışmalarında; bir milattır! Zirâ, Bu vizyonla Türkiye; “Kurumsal anlamda, göçü yöneten bir ülke haline gelmiştir.” Ve bugün, bu Başkanlığımız; “Düzenli göç yönetimi’’, düzensiz göç ve göçmen kaçakçılığı organizatörleriyle mücadele”, “entegre sınır yönetimi’’, ‘’uluslararası koruma’’, “geçici koruma”, “gönüllü geri dönüş ve göç yönetimiyle ilgili tüm alanlarda, dünyaya örnek olan, yepyeni uygulamalara imza atıyor. Sayın Cumhurbaşkanım, Ülkemiz, tarih boyunca; yurdundan koparılan, yuvasından edilen… Umudu elinden alınan insanlar için güvenli bir liman ve sığınak oldu. Bugün de ülkemiz, Yine Zat-ı Devletlerinizin liderliğinde; adaleti, şefkati ve kadîm misafirperverlik geleneğini temsil ederek, insanlığın ortak vicdanı olmaya devam ediyor… Çünkü bizler; Göçe, yalnızca bir “güvenlik” meselesi olarak değil; aynı zamanda insani, sosyolojik ve uluslararası boyutları olan, çok yönlü bir olgu olarak yaklaşıyoruz. Zirâ, her adımımızı; hukukun, merhametin, vicdanın ve medeniyet değerlerimizin rehberliğinde atıyoruz. Bunu yaparken de; kamu düzeninden asla ödün vermeyen bir dengeyi titizlikle koruyoruz. Bugün, bu salonu dolduran her bir kardeşim de şahittir ki: Kimi ülkeler; Göç krizlerine karşı: kör, sağır ve nobran davranırken… Göçmenlerin ‘’insan’’ olduğunu unutup; Onları sadece nitelikli-niteliksiz iş gücü olarak değerlendirirken…Yüreğimize batan mızraklar misali, botları batırırken… Nice cansız bedenlerin, sahillere vurmasına sessiz kalırken… Zat-ı Devletleriniz; Tüm dünyaya vicdan çağrısı yaptınız! “Dünya 5’ten büyüktür” dediniz! “İnsanlığın, daha adil bir dünyada yaşama umutları, birer birer ölüyor” dediniz! “Minik bedeni sahile vuran Aylan Bebek, modern dünyanın utanç vesikasıdır” dediniz! Bizler, bu anlayışla, hiçbir zaman: “Zulmün, açlığın ve savaşın kıyısında olanlara, gönül coğrafyamıza, asla sırtımızı dönmedik!” “O çığlıkları asla duymamazlıktan gelmedik!” Çünkü ecdadımızdan aldığımız mirasla; Kavurucu güneşin yaktığı bedenlere, bir çınar serinliği olduk. Yağan yağmurda siper, dondurucu soğukta yürekleri ısıtan birer “kardeş” olduk. Çünkü Anadolu irfanının mayası; “Yaratılanı severiz, Yaradan’dan ötürü” diyerek yoğrulmuştur. Ali Yerlikaya 📍İstanbul

Göç İdaresi Başkanlığı

25,694 просмотров • 1 год назад

Genç Futbolcular İçin İlan (2007-2006-2005'ten 4 kişi) (tümünü okuyunuz) Eskişehir'de Anadolu Üniversitesi olarak TFF Gelişim Ligi'ne U19 kategorisinde katılabiliriz. Geçen sene, önemli bir projenin temelini atarak çıktığımız yolda, yeni kurduğumuz bir takımla U17 ligini namağlup şampiyon tamamladık. Bu sene ise TFF Bölgesel Gelişim Ligine katılım sağlayabiliriz. Bundan dolayı, U19 liginde keyifli bir mücadele verebilmek adına, potansiyeli kullanabilmek adına kadromuzu yenilemek istiyoruz. Eskişehir için üniversite tercihi yapmış/yapacak olan futbolcular için kapımız açık. 2008-07-06 doğumlu oyuncular için bir sınır olmazken, 2005 doğumlu 4 oyuncu alabiliyoruz. Peki biz kimiz? Neyi amaçlıyoruz? Amaç uğruna nasıl bir yol izliyoruz? Vaadimiz nedir? Bu soruları öncelikle cevaplamak gerekecek. 1-Biz Kimiz? (Proje kurucuları) 🟢 Ben Kemal Fazıl Evcimik: Kemal Fazıl Evcimik Profesyonel futbol antrenörü olup, hali hazırda Kenya Milli Takımı yardımcı antrenörüyüm. Uzmanlığım; stratejiler ve buna uygun antrenman modelleri üretip, takıma bunu entegre etmek. U19 takımının da teknik direktörüyüm. ⚫️ Doç. Dr. Ali Onur Cerrah: Ali Onur Cerrah Kendisi Anadolu Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi'nde Doçentlik yapmakta. Ali Hocamız hali hazırda, Bandırmaspor'un teknik ekibinde bulunmakta. Bundan önceki süreçte de benim gibi profesyonel takımlarda çalışmaktaydı. 🔴Umut Şentürk: Kendisi Beden Eğitimi Öğretmeni. Projemizde organizasyon işlerini üstlenen hocamız, eski profesyonel futbolcu olup, aynı zamanda diğer iki projemizde de ekibin içinde yer alıp işleyişi yönlendirmekte. Ayrıca, teknik ekibin içinde en az 4 yardımcı antrenör bulunmakta. Biz ekip olarak; ''Stratejilerin Periyotlanması üzerine uluslararası bir kitabı bitirmek üzereyiz.'' Bu kitapta var olan bilgi birikimimizi proje takımımıza aktarmayı istiyoruz. Neyi amaçlıyoruz? TFF Bölgesel Gelişim Ligi'ne katılarak, bünyemizde bulunan oyuncuları gerek yurt içi, gerek yurt dışı bağlantılarımızı kullanarak profesyonel liglere aktarmak. Bunun için, bu yaş grubuna özel olarak planlanan stratejik eğitim metodumuzu kullanacağız. Bu eğitim metodunu oluşturmak için yaklaşık 1 yıldır çalışıyoruz. Ortaya çıkarttığımız eğitim metodunu, oyuncuya aktararak eğlenerek öğrenmesini amaçlıyoruz. En az 1 yıl bu eğitim metoduna tabi olan oyuncunun gelişimini sürekli olarak test edeceğiz ve sonuçlarını veri tabanına işleyeceğiz. (Tıpkı geçen sezon yaptığımız gibi) 🏁Devamında da, oyunculara profesyonelliğin kapısını açmaya çalışacağız. ✅Amaç uğruna nasıl bir yol izliyoruz?✅ İşte en önemli konu bu. Öncelikle, Oyunculara profesyonelliğin kapısını açmayı amaçladığımızı söylemiştik. Bunun için ilk olarak; oyuncuların seviyesini belirleyeceğiz. Bu seviye koşular-dayanıklılık vb. sıkıcı metotlarla olmayacak. 🧠1- Sanal Gerçeklik çalışmaları ile oyuncunun karar verme hızlarını tespit edeceğiz. Sensiball VR projemiz ile birlikte oyuncularımızın, saha içinde tüm değişkenlere karşı verdiği tepkileri ve tepkilerin hızlarını ve tepkilerin ortaya çıkarttığı kararları test edeceğiz. Yani, çevre kontrolü sayıları, reaksiyon süreleri, karar verme hızları vb. birçok bilişsel konuları işleyeceğiz. Test edeceğiz ve oyuncuların karar alma sürelerini hızlandırıp, oyunun hızına da katkı sağlayacağız. Bunu geçen sezon her oyuncuda uygulamış olup, ortaya 6 kat yarar sağladık. ⚽️2- Stratejimize uygun antrenman metodunu belirlemiş olduğumuzdan direkt olarak stratejik eğitime geçeceğiz. Antrenmanlarımızın tamamına yakını stratejik olup, hem savunma hem hücum prensiplerini tüm mevkilere özel olarak (kaleciler dahil) çalışacağız. Bu stratejik eğitimi haftada en az 4 gün verecek olup, haftada 2 gün ise; 🎞️Yunus Emre Kampüsü içindeki ofisimizde ''GÖRSEL ANTRENMANLAR'' eşliğinde bireysel ve grup olarak, mevkiye özgü zihinsel çalışmalar yapılacak. Sahaya çıktığımızda en az 6 kişilik bir teknik ekiple, oyunculara eğitim vermeyi amaçlıyoruz. Bu eğitimin de test edilebilmesi ve ekip olarak kendimizi güncellememiz gereken yerleri tespit edebilmemiz için, tüm antrenmanlarımız kameralar ile kayda alınıp, tıpkı geçen sezon olduğu gibi, tüm antrenmanlar her antrenman sonunda incelenecek ve bir sonraki antrenman buna uygun şekilde şekillenecektir. 📁3-Antrenmanlar ve maçlar kayda alınıp, oyuncuya özgü klasörler oluşturulacak. Geçen sezon olduğu gibi, her oyuncuya yönelik antrenman çizelgesi olacak. Oyuncuların eksiklikleri belirlenecek ve buna uygun iyileştirmeler hem sahada hem de ofiste yapılacak. Buradaki amacımız ise; oyuncuları profesyonel takımlara önerdiğimiz sırada, elimizde veri bulundurmak. Yani, oyuncuyu bir kulübe önerirken; ''bu çocuk çok iyi'' demeyeceğiz. Bunu kanıtlayacağız. Amaç uğruna nasıl bir yol izleyeceğimizi kabaca anlattık. 🔦Vaadimiz nedir? 1) Futbolcularımızın stratejik zaafları malumunuz... Bundan dolayıdır ki, kısır döngüde ilerleyen transfer politikalarından dolayı, bir oyuncu 35 yaşında BAL liginde ya da 3. liglerde oynamakta. Bunun tek sebebi; o oyuncunun çok iyi olması değil. Bundan daha önemlisi, o oyuncuyu oyunsal anlamda zorlayacak yapıya sahip olmayan, buna uygun eğitim almayan gençlerin olması. Bizim vaadimiz, 19 yaşına gelmiş bir oyuncu grubunun da en az 3. ligde şampiyonluk için mücadele eden bir takımı oluşturması olacak ve buna uygun eğitim vereceğiz. Oyuncularımızın oyun seviyesini yukarı çıkartacak tüm parametrelerle özel olarak ilgilenmek, onları stratejik ve ahlaki yönden de olgunlaştırmak olacak. 2) Spor Bilimlerinde okuyan oyuncularımız da olacak. Onlar için ise; sonraki süreci de düşünerek yola devam edeceğiz ve kendilerine antrenörlük eğitimi vereceğiz. Şu an, geçen sezon U17 grubumuzda oynayan bir oyuncumuzu da teknik ekibimizin içine katmış bulunuyoruz. Çünkü kendisi ilerleyen süreçte Spor Bilimlerinde okuyacak ve onun da yatırımını şimdiden yapıyoruz. Kısacası, bu proje sadece saha içinde değil saha dışında da devam edecek. 3-Oyuncunun sosyal medyada da reklamının yapılması. Bu da, projemize ait sosyal medya hesaplarımızla oyuncunun binlerce insana sunulması anlamına geliyor. Vaatlerimizde bu şekildeydi. 1- Eğitim 2- Gelecek 3- Tanıtım bu 3 başlık adına planlama yapacağız. ------------------------------------------------- Biz antrenmanlarımızı Anadolu Üniversitesi Yunus Emre Kampüsü içinde bulunan, Anadolu Üniversitesi'ne ait futbol sahasında yapıyoruz. Kulübün altyapı oyuncularına yönelik kalacak tesisi şu an bulunmamakta. Bundan dolayı, takımımızda yer almak isteyen oyuncular kalacak yer konusu ile ilgili kendileri bir çözüm bulmalılar. Ayrıca, oyunculara herhangi bir ücret de verilmeyecektir. ------------------------------------------------- Gelişim Ligi'ne katılma sürecimiz kısa süre içinde netleşecek olup, şu an Eskişehir'de bizim aramıza katılmak isteyenler; 🖋️[email protected] adresine, 1-Ad Soyad 2-Doğum Tarihi 3-Son Kulüp ve kaç maç oynadığı 4-Mevki 5-Son oynadığı kulüpteki antrenörün ismi ve iletişim bilgileri 6-Nasıl ikamet edeceği 7-Kişisel hedefleri 8-Oyuncunun kendi oyun anlayışı 9-Oyuncunun örnek aldığı en az 3 oyuncu (elit) 10-Oyuncunun kişisel olarak kendini tanıtması 11-Neden bizimle birlikte olmak istediği bu konulara yönelik ''sırası'' ile bilgilendirme yazarak bana ulaşabilir ve süreçle ilgili bizden dönüş bekleyebilirler. AŞAĞIDAKİ VİDEO İSE BU SEZON GERÇEKLEŞTİRDİĞİMİZ ATAKLARDAN ve GOLLERDEN BİRER TANESİNİ GÖSTERMEKTE.

Kaliteli Futbol Eğitimi

131,691 просмотров • 2 лет назад

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler Hakkâri Ticaret Odasını ziyaret ederek, üyelerle bir araya geldi. Hakkâri sokaklarında dolaşan ve vatandaşlarımızla sohbet eden Bakan Yaşar Güler, Hakkâri esnafını da ziyaret etti. Bakan Yaşar Güler, daha sonra Şehit ve Gazi Derneklerinin yöneticileri, STK temsilcileri, Oda Başkanları, kanaat önderleri, muhtarlar ve iş insanlarının da katılımıyla düzenlenen yemeğe katıldı. Yemekte bir konuşma yapan Bakan Yaşar Güler şunları söyledi: HAKKÂRİ, ANADOLU İRFANININ ENGİN BİR YANSIMASIDIR Türkiye Yüzyılı buluşmaları kapsamında ülkemizin göz bebeği Hakkâri’mizi ziyaret etmekten ve yeniden sizlerle birlikte bulunmaktan büyük mutluluk duyduğumu özellikle belirtmek istiyorum. Hakkâri’miz heybetli dağlarının vakurluğu, güzel vadilerinin asaleti ve mert insanlarının yüreğiyle Anadolu irfanının engin bir yansımasıdır. Yüksekova’nın bereketli ovası, Şemdinli’nin hududa mühür vuran enginliği, Çukurca’nın dağlara meydan okuyan duruşu ve Derecik’in sınır hattında güven veren varlığıyla, kardeşlikle yoğrulan bu kadim coğrafya, tarih boyunca milletimizin kararlılığının ve vefasının timsali olmuştur. Sarp kayalıklarında inanç, yaylalarında umut yeşeren Hakkâri hem mazisiyle gurur duyduğumuz hem de istikbaliyle umutlandığımız bir cevherdir. İşte bu kutlu toprağın hakkını teslim etmek, gerçek potansiyelini ortaya çıkarmak, Hakkârili kardeşlerimizin umutlarını daha da büyütmek için Millî Savunma Bakanlığı olarak bizler de ülkemizin güvenliği, milletimizin huzuru ve Hakkârili kardeşlerimizin refahı için durmadan çalışıyoruz. EN BÜYÜK PAY, ŞEHİTLERİMİZİN VE GAZİLERİMİZİN Ne yazık ki bu güzel şehir, uzun yıllar boyunca terörün gölgesinde ağır bedeller ödemiştir. Yıllarca terörü bu topraklardan uzaklaştırma maksadıyla icra ettiğimiz kararlı mücadeleler sayesinde bu topraklarda huzur, güvenlik ve istikrar tesis edilmiştir. Bu konuda en büyük pay şüphesiz en başta aziz şehitlerimizin ve gazilerimizin kahramanca mücadelesi ve yüksek fedakârlıklarıdır. Ne yaparsak yapalım onların haklarını ödeyemeyiz. Ancak gazilerimizin ve değerli ailelerinin daima yanlarında olmaya devam edeceğiz. Onların emsalsiz gayretleri ve sizlerin de feraseti ve devletimizin güçlü iradesiyle bugün artık terör Hakkâri’nin kaderi olmaktan çıkmıştır. Bu güvenli ortamı tamamıyla kalıcı kılabilmek adına yakın zamanda başlattığımız “Terörsüz Türkiye” vizyonu da bu noktadaki kararlılığımızın en önemli adımı olmuştur. Atılan bu tarihî adım hem ülkemizin kaynaklarının doğru değerlendirilerek refahının artması hem de Hakkâri’nin gerçek potansiyelinin açığa çıkması yolunu da sonuna kadar açmıştır. Nitekim Hakkâri tarımdan ulaştırmaya, spordan turizme, eğitimden enerjiye kadar her alanda gelişen, üreten ve geleceğe umutla bakan bir kalkınma şehri olma yoluna girmiştir. HAKKÂRİ’NİN ÇEHRESİ DEĞİŞTİ Son yıllarda tesis edilen güvenlik ve huzur ortamı sayesinde her alanda çehresi değişen Hakkâri’mizin bu gelişimini, bazı somut örneklerle ifade etmek istiyorum. Örneğin ulaştırma alanında atılan adımlar sayesinde, Hakkâri’nin çehresi değişmiştir. Yüksekova ile Hakkâri arasındaki ulaşımı büyük ölçüde kolaylaştıran Yeniköprü Tüneli, artık bölge insanının günlük hayatına konfor katmaktadır. Şehir ve ilçe merkezlerinde Belediyelerimizin kırsalda ise İl Özel İdaremizin yürüttüğü yol genişletme ve asfaltlama projeleriyle vatandaşlarımızın ulaşımı güvenli ve sürdürülebilir hâle gelmektedir. Şehir genelinde içme suyu ve kanalizasyon hatlarında onarım ve yenileme çalışmaları yürütülürken, tarımda ise desteklenen üretici sayısı her geçen gün artmaktadır. Bu bağlamda geçtiğimiz günlerde 659 çiftçimize toplamda 38 tonun üzerinde yem bitkisi tohumu dağıtılmıştır. Sulama projeleriyle birlikte 15.000 metrelik kanal, 3 havuz ve 30 adet kaptaj, vantuz ve bendden oluşan yapı tamamlanmıştır. Ayrıca güneş paneli destekli sulama sistemleriyle yenilenebilir enerji de tarım sahalarına entegre edilmektedir. Hâlihazırda tarımsal verimliliği artırmak ve modern sulama sistemlerini yaygınlaştırmak amacıyla Yüksekova’da kapsamlı bir proje başlatılmıştır. 10 köy ve mahallenin yararlanacağı modern sulama sistemleri sayesinde çiftçilerimiz daha yüksek verim elde ederken su tasarrufu da sağlanacaktır. Esas önemli husus ise bu proje kapsamında 1.300 kişinin istihdam edilecek olmasıdır. Aynı şekilde haziran ayında ihalesi yapılan ve Yüksekova’da inşa edilmekte olan yeni Organize Sanayi Bölgesi yüzlerce kişiye iş imkânı sağlayacak ve şehir ekonomisine büyük bir canlılık getirecektir. KADINLARIMIZ ÜRETİYOR, KAZANIYOR VE EV EKONOMİSİNE KATKILAR SUNUYOR Sadece birkaç alandaki sayıyı ifade eden bu rakamlar bile bölgedeki kalkınmanın ve istihdamdaki artışın ne denli etkin olduğunu ortaya koymaktadır. Bu çerçevede kadınlarımız da arıcılık, organik sebze ve meyve yetiştiriciliği ile Avrupa Birliği Kırsal Kalkınma Programı IPARD kapsamında kalkınma kooperatiflerinde aktif rol alarak tarlada, serada ve paketleme tesislerinde üretiyor, kazanıyor ve ev ekonomisine katkılar sunuyorlar. Bu gibi gelişmeler Hakkâri’nin sosyal refahının tabana yayılması bakımından oldukça önemlidir. Hayvancılık alanında da Tarım ve Orman Bakanlığımız tarafından yürütülen “Kırsalda Bereket” projesi kapsamında 101 yetiştirici büyükbaş hayvan desteği almıştır. Ayrıca, kırsalda yaşayan vatandaşlarımız için uygulanan mera ıslah projeleri, tohum ve gübre destekleri, yem bitkisi dağıtımları ve sulama altyapısına yönelik yatırımlar da üretim kapasitesini ciddi oranda artırmaktadır. İşte bu örneklerden de açıkta görülmektedir ki Hakkâri’miz bölgesinde üretimin, emeğin ve kalkınmanın merkezi olma yolunda hızla ilerlemektedir. Diğer yandan şehrimizde eğitim yatırımlarına da hız verilmiştir. Son dönemde şehrimize 4 anaokulu, 2 ilk ve ortaokul, 1 lise, 2 öğretmen konutu, 1 halk eğitim merkezi ve 1 spor salonu kazandırılmıştır. Şu anda da 9 eğitim binası ile bir spor salonunun yapımı sürmektedir. HAKKÂRİ’NİN SPOR ALANINDAKİ BAŞARILARI HEPİMİZİ GURURLANDIRIYOR Tüm bunların yanında Hakkâri’nin spor alanındaki başarıları da hepimizi gururlandırmaktadır. Türkiye Judo Şampiyonası’ndan Kros Ligi’ne, rafting ve kayak şampiyonalarına kadar Hakkârili gençlerimiz pek çok turnuvadan madalyalarla dönmüş, Türkiye dereceleri elde etmiştir. Hakkâri’miz çok sayıda spor organizasyonuna ev sahipliği yaparak bu alandaki marka değerini her geçen gün artırmaktadır. Tüm bu gelişmeler gençlerimizin geleceğe daha büyük umutlarla ve özgüvenle bakabildiğinin de en açık yansımasıdır. Turizm alanında ise Mencel Gölü’nde rafting, Şivekür ve Mehed Dağı’nda tırmanış ve kayak etkinlikleri düzenleniyor. Bu ayın sonunda Kültür ve Turizm Bakanlığımızın koordinesinde düzenlenen “Bir Anadolu Şenliği” etkinliklerinin ilk durağı da güzel Hakkâri’miz olacak. Tüm bunlardan da açıkça görüyoruz ki Hakkâri’de her geçen gün sosyal yaşam canlanıyor, refah artıyor, üretim çoğalıyor, istihdam da genişliyor. Bizler de şehrimizin mevcut ihtiyaçlarıyla yakından ilgileniyor, belirli periyotlarla bölgeye gerçekleştirdiğimiz ziyaretler çerçevesinde, sorunları gidermek için kamu kurum ve kuruluşlarımızla yakın bir koordinasyon içerisinde büyük gayret gösteriyoruz. ARTIK VAKİT TÜRKİYE’Yİ ŞAHA KALDIRACAK YENİ YATIRIMLARI PLANLAMA ZAMANI Tüm bu gelişmelerin temelinde yatan en önemli unsur şudur: Güvenlik. Bu topraklarda artık bayındırlık faaliyetleri rahatça yapılabiliyorsa, gençlerimiz gönül rahatlığıyla sportif faaliyetlere katılabiliyorsa, kadınlarımız üretim sürecinin bir parçası oluyorsa bunlar hep kahraman Mehmetçiklerimiz ve güvenlik kuvvetlerimizin yüksek gayretleri ve sizlerin dirayetiyle tesis edilen huzur ortamı sayesindedir. Ortaya çıkan Terörsüz Türkiye süreci de bu yoldaki kararlılığımızı ve oluşan bu güven ortamını sürekli kılmanın yeni ve güçlü bir başlangıcıdır. Artık vakit Türkiye’yi ve Hakkâri’yi her alanda şaha kaldıracak yeni hedefler ortaya koyma, yeni yatırımları planlama zamanıdır. Amacımız “Terörsüz Türkiye” vizyonunun sağladığı bu ortamı elde edilecek somut neticelerle, daha fazla yatırım ve üretim ile daha güçlü bir gelecek için değerlendirmektir. Bu noktada siz kıymetli kanaat önderlerimize, meslek odalarımızın değerli temsilcilerine, muhtarlarımıza ve sivil toplumun her kademesindeki üyelerine büyük sorumluluklar düşüyor. Toplumun içinden gelen ve çeşitli statü ve rollerden grupları temsil eden kişiler olarak hem halkın sesi hem de öncüsü olan sizler bu yeni kardeşlik sürecinin taşıyıcıları olacaksınız. Zira bu güzide toprakların hakkı barıştır, refahtır, üretimdir ve kardeşliktir. Sizlerin katkısı ve desteğiyle bu süreci daha da güçlendirecek, Hakkâri’mizi Türkiye Yüzyılı’nın parlayan yıldızlarından biri hâline getireceğiz. Desteğiniz ve tecrübeniz, huzur ve istikrar, açısından hayati önemdedir. Hep birlikte içeride birliğimizi tahkim ederek bin yıllık kardeşliğimizi daha da pekiştirecek, daha güçlü ve büyük bir Türkiye ve Hakkâri için çok çalışarak güzel yarınlara ulaşacağız. Bu vesileyle gösterdiğiniz ilgi ve ev sahipliği için her birinize ayrı ayrı şükranlarımı sunuyor, hepinizi bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.” #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

25,537 просмотров • 1 год назад

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler ve beraberindeki TSK Komuta Kademesi, Ramazan ayının son iftarını Hatay’da şehitlerimizin kıymetli aileleri, kahraman gazilerimiz ve onların değerli aileleri ile yaptı. Hataylı kanaat önderlerinin, sporcuların, öksüz ve yetim evlatlarımızın, yaşlı vatandaşlarımız ile engelli vatandaşlarımızın da yer aldığı iftarda bir konuşma yapan Bakan Yaşar Güler şunları söyledi: MÜBAREK RAMAZAN BAYRAMINIZI EN İÇTEN DİLEKLERİMLE KUTLUYORUM Medeniyetlerin buluşma noktası, hoşgörünün, sevginin ve saygının şehri Hatay’ımızda huzur ve bereketle geçen mübarek Ramazan ayının bu son iftarında sizlerle bir arada bulunmaktan büyük bir mutluluk duyuyorum. Sözlerimin başında yarın idrak edeceğimiz mübarek Ramazan Bayramınızı en içten dileklerimle kutluyor, bu vesileyle Sayın Cumhurbaşkanımızın selamlarını da sizlere iletmek istiyorum. Hatay’ımız tarih boyunca kardeşlik ikliminin egemen olduğu, çeşitli inanç ve kültürler ile toplumsal unsurların yan yana ve huzur içinde yaşadığı müstesna bir ilimizdir. Bu yönüyle Hatay’ımız Türkiye’nin mozaiğini en zarif biçimde yansıtan şehirlerimizin başında gelmektedir. Hatay’ımız Anavatan’a katılma mücadelesinde de devletiyle ve milletiyle kader birliği yaparak millî bütünlüğümüzün tamamlandığı bir yer olmuştur. HATAY, 6 ŞUBAT DEPREMLERİNDE AĞIR BİR İMTİHANDAN GEÇTİ Ne yazık ki Hatay’ımız yaklaşık 3 yıl önce, 6 Şubat’ta meydana gelen büyük deprem felaketinde ağır bir imtihandan geçmiştir. Hatay’ımız tarifsiz acılar yaşasa da mayasındaki birlik ve beraberlik ruhuyla ve Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde devletimizin tüm imkânlarının seferber edilmesiyle, yaralarını hızlı bir şekilde sarmaya başlamıştır. Şehrin sahip olduğu eşsiz mirası çok iyi bilen devletimiz, bir dünya şehri olan Hatay’ımızı tarihî ve kültürel zenginliklerine yakışır şekilde yeniden inşa etmiştir. Bu kapsamda başta Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımız ile Kültür ve Turizm Bakanlığımız olmak üzere Valiliğimiz, Büyükşehir Belediyemiz, ilçe belediyelerimiz ve ilgili kamu kurum ve kuruluşlarımız şehrin imarı ve ihyası için emsalsiz gayretler ortaya koymuşlardır. Hatay’ımızın ayrılmaz parçası olan değerli kanaat önderlerimiz ve sivil toplum kuruluşlarımız da Hatay’ın kadim ruhunun korunması, yaraların sarılması ve sağduyu içinde zorlukların üstesinden gelinmesi için büyük bir sorumluluk üstlenmişlerdir. Bu vesileyle Hatay’ın yeniden mamur hâle gelmesi için gayret gösteren Bakanlıklarımıza, Valiliğimize, Belediyelerimize, sivil toplum kuruluşlarımıza, kanaat önderlerimize ve tüm Hataylı kardeşlerime şükranlarımı sunuyorum. MİLLET OLMANIN GEREKLİLİĞİNİ EN GÜÇLÜ ŞEKİLDE ORTAYA KOYDUK Bugün geldiğimiz noktada Hatay’ın; hafızası olan tarihî mimarisinin ayağa kalktığını ve eskisinden daha güvenli ve modern bir yerleşim merkezi hüviyetiyle geleceğe emin adımlarla ilerlediğini, memnuniyetle takip ediyoruz. Esasen bu zorlu süreçte Hataylı kardeşlerimizin sergilediği yüksek dirayet, devletine olan inanç ve dayanışma ruhu, milletimizin en zor zamanlarda dahi nasıl kenetlenebildiğinin en güçlü göstergelerinden biridir. Bir olmanın ne demek olduğunu ve millet olmanın gerekliliğini en güçlü şekilde ortaya koyduk. Hataylı kardeşlerim şundan emin olmalıdır ki Hatay asla yalnız değildir ve olmayacaktır. Yılmadan, pes etmeden hep birlikte Hatay’ımızı daha güzel günlere kavuşturacağız. Attığımız tüm bu adımlar ve yapılan çalışmalar da bunu temin etmek içindir. Bizler; Hatay’ın kardeşliği esas alan manevi iklimine, siz değerli Hataylı kardeşlerimin yüksek ferasetine ve çalışkanlığına inanıyoruz, güveniyoruz. ŞEHİTLERİMİZİN VE GAZİLERİMİZİN HAKKINI ÖDEYEMEYİZ Çok kıymetli şehit ve gazi ailelerimiz, kahraman gazilerimiz; bugün burada sizlerle aynı sofrayı paylaşmanın anlamı bizim için çok büyüktür. Aziz şehitlerimiz, canlarını vatan uğruna feda ederek kahraman gazilerimiz, cesaret ve fedakârlıklarıyla bizlere bağımsız bir ülke, onurlu bir istikbal, şerefli bir bayrak bırakmışlardır. Onlar yiğitliğin ve vazife aşkının yaşayan nişaneleri olarak milletimizin gönlünde her daim müstesna bir yere sahip olacaklardır. Şair Mithat Cemal Kuntay’ın dediği gibi; “Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır. Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır.” Şehitlerimizin aziz hatırası, gazilerimizin fedakârlığı bizim için sadece bir minnet konusu değil aynı zamanda büyük bir emanet ve sorumluluktur. Siz değerli ailelerimiz de yaşadığınız acılara rağmen metanetin ve vakur duruşun en güzel örneğini gösterdiniz. Sizler başımızın tacısınız ve asil milletimizin ortak vicdanında ve gönlünde çok özel bir yere sahipsiniz. Dolayısıyla ne yaparsak yapalım aziz şehitlerimizin, kahraman gazilerimizin ve siz değerli ailelerimizin fedakârlıklarının karşılığını ve haklarınızı asla ödeyemeyiz. Ancak yine de sizlerin hayatını kolaylaştırmak, yaşam standartlarını yükseltmek için ilgili tüm kurumlarımızla birlikte yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Her daim yanınızda durmaya ve sizlere destek olmaya devam edeceğiz. TERÖR TEHDİDİ SINIRLARIMIZDAN UZAKLAŞTIRILDI Aziz şehitlerimizin kutsal emanetinin ve kahraman gazilerimizin onurlu hatırasının sarsılmaz taşıyıcısı olan Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; hudutlarımızın korunmasından terörle mücadeleye, Mavi ve Gök Vatanımızdaki hak ve menfaatlerimizin muhafazasından uluslararası görevlerin icrasına kadar çok geniş bir alanda büyük bir başarıyla vazifesini sürdürmektedir. Özellikle terörle mücadelede son yıllarda yurt içinde ve sınır ötesinde icra edilen operasyonlarla terör örgütlerinin hareket kabiliyeti büyük ölçüde sınırlandırılmış, terör tehdidi sınırlarımızdan uzaklaştırılmıştır. Bu destansı başarının arkasında aziz şehitlerimizin fedakârlığı, kahraman gazilerimizin cesareti, yiğit Mehmetçiğimizin azim ve kararlılığı, kahraman güvenlik güçlerimizin ve kahraman güvenlik korucularımızın gayretleri ve elbette aziz milletimizin desteği vardır. Bugün gelinen noktada terörle mücadelede sağlanan bu önemli seviye, ülkemiz için yeni bir fırsat penceresi oluşturmuştur. İşte Terörsüz Türkiye süreci, tam da bu tarihî zeminde yükselmektedir. “TERÖRSÜZ TÜRKİYE”, İÇ CEPHEMİZİN TAHKİMİ ANLAMINA GELİYOR Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yürütülen bu süreç güvenliğin kalıcı hâle gelmesiyle birlikte iç cephemizin tahkimi, kardeşliğimizin güçlenmesi ve çocuklarımızın terörün gölgesinden uzak bir geleceğe kavuşması anlamına da gelmektedir. Son dönemde bölgemizde yaşanan kaotik gelişmeler de bu hedefin ne kadar hayati olduğunu bir kez daha teyit etmektedir. Çevremizde krizler büyüyüp çatışma alanları genişlerken Türkiye’nin içeride birliğini sağlam tutması, kardeşliğini daha da güçlendirmesi bir tercih değil, tarihî bir sorumluluktur. Bu meselede devletimizin duruşu açıktır ve herhangi bir tereddüde yer yoktur. Şüphesiz bu süreçte atılan ve atılacak tüm adımlar şehitlerimizin aziz hatırasına kesinlikle leke düşürmeyecek, gazilerimizin onuruna ve emeklerine asla zarar vermeyecek niteliktedir. Hedefimiz açık ve nettir; artık tek bir evladımızı kaybetmediğimiz, huzurun kalıcı, kardeşliğin ve iç cephenin güçlü olduğu bir Türkiye. TÜRKİYE, SAVAŞIN GENİŞLEMEMESİ İÇİN YOĞUN VE YAPICI ÇABALARINI SÜRDÜRÜYOR Yakın coğrafyamız, gerçekten hassas bir dönemden geçmektedir. İran ile İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri arasında yaşanan şiddetli çatışmalar ve bölge ülkelerine sirayet eden saldırılar, Orta Doğu’daki kırılganlığı daha da artırmıştır. Türkiye, böylesine ateş çemberine dönen bu ortamda savaşın genişlememesi ve diplomasinin yeniden işletilmesi için yoğun ve yapıcı çabalarını sürdürmektedir. Bununla birlikte her ihtimale karşı hazırlıklı hareket ediyor, tüm risk ve tehditleri bertaraf edebilecek tedbirleri, büyük bir azim ve kararlılıkla alıyoruz. Bu konuda en büyük dayanağımız olan Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, sahip olduğu nitelikli ve disiplinli personeli, modern silah ve teçhizatı, etkin sevk ve idare kabiliyetiyle bu coğrafyanın en güçlü ordularından biridir ve ülkemizin ve milletimizin güvenliği için üstlendiği görevleri başarıyla yerine getirmektedir. Özellikle belirtmeliyim ki ülkemiz; jeopolitik konumunun getirdiği sorumluluğun farkında olan, barışın yanında duran, ancak kendi güvenliği söz konusu olduğunda da gerekli tüm adımları atmaktan asla tereddüt etmeyen güçlü bir devlettir. Bundan sonra da köklü ve güçlü devlet geleneğimiz etkin, caydırıcı ve saygın ordumuz ve sarsılmaz millî birlik-beraberliğimizle bu coğrafyada barışın teminatı, güvenliğin de en sağlam dayanaklarından biri olmaya devam edeceğiz. GENÇLERİMİZİN SPORLA BULUŞMASINI SAĞLAYACAK YATIRIMLARI KIYMETLİ GÖRÜYORUZ Şüphesiz güçlü bir devlet yalnızca güvenliğini sağlamaz; aynı zamanda geleceğini de inşa eder. Geleceğin en sağlam temeli ise iyi yetişmiş, sağlıklı ve yarınlara umutla bakan gençlerdir. Bu nedenle şehirlerimizi yeniden ayağa kaldırırken gençlerimizin sporla buluşmasını sağlayacak yatırımlara da büyük önem veriyoruz. Bugün Hatay’ımız yaralarını sarmış, daha güvenli, daha dirençli bir şehir olarak geleceğe yürürken bu inşa sürecinde gençlerimizin sporla buluşmasını sağlayacak yatırımları da son derece kıymetli görüyoruz. Başta Gençlik ve Spor Bakanlığımızın güzide çalışmalarıyla yapılan spor yatırımları, Hatay’ın yalnızca konutlarla değil sosyal ve sportif altyapısıyla da yeniden ayağa kalktığını göstermektedir. Bu çalışmalar aynı zamanda gençlerimizin sporla daha fazla buluşmasına, sağlıklı bir hayat sürmesine ve şehir hayatının yeniden canlanmasına önemli katkılar sağlayacak olması bakımından bizleri ziyadesiyle mutlu etmektedir. Bir kısmı aramızda bulunan Hataylı gençlerimizin de son dönemde elde ettiği sportif başarılar da hepimiz için ayrı bir gurur vesilesidir. Bu noktada anne ve babasını kaybetmiş kıymetli evlatlarımız başta olmak üzere bütün çocuklarımızın ve gençlerimizin en iyi şekilde yetişmesini, eğitimle, kültürle, sporla geleceğe hazırlanmasını oldukça önemli görüyoruz. Gençlerimizin olduğu gibi başımızın tacı olan yaşlılarımız, engelli veya bakıma ihtiyaç duyan vatandaşlarımızın da yanındayız. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızın bu konuda yürüttüğü çalışmalarla vatandaşlarımızın hayatını kolaylaştıran hizmetler sunulması da sosyal devlet anlayışımızın güçlü bir yansımasıdır. NİCE GURUR VERİCİ HİZMETLERE İMZA ATACAĞIZ Türkiye Yüzyılı vizyonumuz doğrultusunda attığımız tüm bu adımlar ve yaptığımız çok yönlü çalışmalar; hem ülkemizi, hem de Hatay’ımızı çok daha güçlü ve çok daha gelişmiş kılmak içindir. İnşallah hep birlikte geleceğe güvenle yürüyecek, ülkemizin yükselişine imkân tanıyacak nice gurur verici hizmetlere imza atacağız. Bu konuda Hatay’ımızın kardeşliği esas alan manevi iklimi, siz değerli Hataylı kardeşlerimin yüksek feraseti ve çalışkanlığı, bu kutlu yolculuktaki en önemli güvencelerimizden biridir. Bu duygu ve düşüncelerle başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını, aziz şehitlerimizi, ebediyete irtihal eden gazilerimizi, şükran ve minnetle yâd ediyor, depremde hayatlarını kaybeden vatandaşlarımıza da bir kez daha Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı ve sabırlar diliyorum. Şehitlerimizin ve gazilerimizin siz kıymetli ailelerine ve yiğit gazilerimize de sağlıklı ve huzurlu bir ömür temennisiyle her birinizin mübarek Ramazan Bayramı’nızı bir kez daha kutluyor; sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Afiyet olsun. #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

30,846 просмотров • 6 месяцев назад

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Şırnaklı STK temsilcileriyle de Öğretmenevi’nde istişare toplantısı gerçekleştirdi. Bakan Yardımcısı Şuay Alpay’ın da yer aldığı toplantıda konuşan Bakan Yaşar Güler şunları söyledi: BUGÜN TABLO ARTIK ÇOK FARKLI “Türkiye Yüzyılı” buluşmaları vesilesiyle güzel Şırnak’ımızı ziyaret etmekten ve yeniden sizlerle birlikte bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyuyor, hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Ayrıca sizlerin şahsında buradan tüm Şırnaklı hemşehrilerime, saygılarımı sunuyor, selamlarımı gönderiyorum. Sözlerimin başında Sayın Cumhurbaşkanımızın da selamlarını iletiyorum. Şırnak’ımız; Cudi’den Gabar’a uzanan engin dağlarıyla verimli ovalarıyla tarihî derinliği ve kültürel zenginliğiyle yurdumuzun en müstesna şehirlerinden biridir. Coğrafyasındaki bu ihtişam gibi Şırnak’ımızın kadirşinas insanlarının mertliği misafirperverliği ve vefası da gönüllerimizde özel bir yer tutmaktadır. Ne var ki bu kadim ve güzel şehir yıllarca terörün etkisiyle potansiyelini ortaya koymakta zorlanmış, sahip olduğu imkânlarını kullanamamıştır. Zira terör yalnızca güvenliğe değil maalesef pek çok alana ket vurmuş, Şırnaklı kardeşlerimin hayatını olumsuz etkilemiştir. Bugün ise tablo artık çok ama çok farklıdır. GÜVEN ORTAMI YENİDEN TESİS EDİLDİ Kahraman Mehmetçiğimizin, fedakâr Jandarmamızın, özverili emniyet teşkilatımızın ve yürekli Güvenlik Korucularımızla birlikte en önemlisi çok değerli Şırnaklı kardeşlerimizin ve elbette ki tüm milletimizin kararlı duruşu sayesinde, huzur ve güven ortamı yeniden tesis edilmiştir. Çok şükür terörden uzaklaşıp tehditlerin bertaraf edildiği bir ortama kavuştuk. Artık kalkınma ve refahın ivme kazandığı bir dönemin içerisindeyiz. Nitekim devletimiz tüm kurum ve kuruluşlarıyla bu eşsiz toprakları çatışmalarla değil aksine zengin petrol üretim kabiliyetiyle, yenilenebilir enerji kaynakları ve yatırımlarıyla, modern ulaşım projeleriyle, verimli tarımsal kalkınma hamleleriyle anılır kılmak için var gücüyle çalışmaktadır. Tüm bu alanlarda Şırnak son yıllarda hem merkezi hükümetimizin büyük gayretleri hem de Şırnak Belediyemizin verimli çalışmalarıyla muazzam ilerlemeler kaydetmiş, şehir bölgedeki yatırımların merkez üslerinden biri olmuştur. Yapılan her yeni yatırım, atılan her adım Şırnak’ımızın bugünlerini geliştirirken geleceğine dair umutlarını da yeşertmektedir. Ne mutlu bizlere ki Şırnak artık enerji üretiminde Türkiye’nin gururu tarımda ve seracılıkta bölgesel marka, sporda ve kültürde yükselen bir değerdir. Nitekim; - Cumhuriyet tarihimizin en büyük rezervlerine ev sahipliği yapan petrol kuyularının üretim rekorları kırdığı, - Yapılan yatırımlarla şehrin çehresinin estetik hâle geldiği, - Pek çok sektörde açılan yeni tesislerin yüzlerce kişiye istihdam sağladığı, - Sporcularımızın Türkiye çapında ve uluslararası arenada birbirinden önemli başarılar elde ettiği bu yeni dönem her bir kardeşimin umutlarını güçlendirmektedir. Şehrin her bir köşesinde heyecan ve üretim coşkusu hissedilmektedir. Ben de bugün şehrimizi ziyaret ederken bir yandan güvenliğin tesis edildiği emin bir kent görürken aynı zamanda kalkınmanın, üretimin ve müreffeh yarınlara ilerleyen bir şehrin motivasyonunu yakından ve memnuniyetle müşahede etmenin tarifsiz mutluluğunu yaşıyorum. DEVLETİMİZ BÜYÜK BİR TİTİZLİKLE ÇALIŞMALARINI SÜRDÜRÜYOR Şüphesiz bugünlere umudun hâkim olduğu bu seviyelere kolay gelinmedi. Şehitlerimizin ve gazilerimizin eşsiz kahramanlıkları ve fedakârlıkları, ailelerinin engin dirayet ve metanetleri bölge halkımızın sabrı ve direnci ile ortak gayretlerimiz sayesinde bu huzur ortamına kavuştuk. Bugün terör bitme noktasına getirilmişse, örgüt fesih kararı alarak silahlarını teslim etme aşamasına gelmişse bu toplumumuzun el birliği ile yürüttüğü kararlı mücadele ile mümkün olmuştur. Bin yıllık kardeşliğimizi daha da güçlendirecek “Terörsüz Türkiye” vizyonumuz işte bu güvenli ortamı sürekli kılmaya yönelik hedefimizin en somut yansımasıdır. Bu çerçevede devletimizin tüm ilgili kurum ve kuruluşları sürecin etkin bir şekilde işlemesi için büyük bir titizlikle çalışmalarını sürdürüyor. Gazi Meclisimizin çatısı altında teşekkül eden “Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyon”u da kendi alanında önemli kararlara öncülük etme misyonuyla çalışmalarına başladı. Şurası muhakkaktır ki sürecin başarısı oldukça önemlidir. Zira elde edilecek somut sonuçlar güvenlik, barış ve huzur iklimini pekiştirirken Şırnak’ı ve tüm bölgeyi kalkınmanın ve refahın da en güçlü merkezlerinden biri yapacaktır. Bunun için de PKK ve iltisaklı tüm grupları yapılan çağrı ve fesih kararına uygun derhâl tüm terör faaliyetlerine son vermeli, farklı coğrafyalarda ve isimler altında faaliyet gösteren tüm uzantıları -nerede olduklarından bağımsız olarak- bir an önce koşulsuz ve en hızlı şekilde silahlarını teslim etmelidir. KAYNAKLARIMIZ ARTIK DAHA ÇOK ŞEHİRLERİMİZİN VE İNSANLARIMIZIN HİZMETİNDE OLACAK Özellikle vurgulamak isterim ki terörün ülkemizin ve bölgemizin gündeminden tamamıyla çıkmasıyla kaynaklarımız artık daha çok şehirlerimizin ve insanımızın hizmetinde olacak. Bu çerçevede Şırnak’ı son zamanlarda olduğu gibi bundan sonra daha da güçlü bir şekilde; - Dağlarında ve yaylalarında festivallerin heyecanının yankılandığı, - Sahalarında spor müsabakalarının coşkusunun yaşandığı, - Ova ve bahçelerinde bereketin çoğalıp tarımsal üretimin arttığı, - Çarşılarında ve sınır kapılarında ticaretin canlı ve bereketli şekilde yürütüldüğü, - Enerji projeleriyle üretimin ve istihdamın en üst seviyelere yükseldiği, - Tüm bu katma değer özellikleriyle ülkemize güç kattığı bir şehir olarak anacağız. Yegâne hedefimiz bu gelişim ivmesini kalıcı hâle getirmek, Şırnak’ımızı Türkiye’nin marka şehirlerinden biri yapmak ve her bir Şırnaklı kardeşimin refahını güvenini ve umutlarını daha da güçlendirmektir. Bunun için de devletimizin tüm imkânlarını seferber ediyoruz. Elbette ki tüm bu kazanımların kalıcı hâle gelmesi ve daha da artarak devam etmesi için tüm vatandaşlarımıza ve özellikle de bölge insanımıza düşen en önemli görev tesis edilen güvenlik, barış ve huzur iklimini titizlikle korumak, ona sahip çıkmaktır. Zira barışa ulaşmak emek, huzurun sürekliliği de fedakârlık ister. İnanıyorum ki Şırnak’ımızı ve ülkemizi daha aydınlık yarınlara taşımak için birlik ve kardeşlik ruhuyla kenetlendiğimiz bu süreçte hiçbir engel bize ket vuramayacaktır. Hep birlikte el ele vererek bu kadim toprakları en güçlü şekilde kalkındıracak, çocuklarımıza ve torunlarımıza barış dolu müreffeh bir gelecek bırakacağız. Bu vesileyle şehrimizin kalkınması için gecesini gündüzüne katan başta Sayın Milletvekilimiz, Sayın Valimiz, Şırnak Belediye Başkanımız ile diğer ilçe ve belde belediye Başkanlarımız olmak üzere ilgili kamu kurum ve kuruluşlarımızın seçkin yönetici ve personeline teşekkür ediyorum. Ayrıca bu huzur ikliminin sürekliliği için gayret gösteren ve daima devletinin yanında yer alan tüm Şırnaklı kardeşlerime şükranlarımı sunuyorum. Halkımızı bilgilendirmek gibi oldukça hayati bir görevi icra eden siz değerli basın mensuplarına da çalışmalarınızda üstün başarılar diliyor, sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla… #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

29,887 просмотров • 1 год назад

Millî Savunma Bakanlığının faaliyetleri başta olmak üzere gündemdeki konulara ilişkin olarak Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı gerçekleştirildi. Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk tarafından icra edilen toplantıda şu bilgiler paylaşıldı: SON 1 HAFTADA 49 TERÖRİST ETKİSİZ HÂLE GETİRİLDİ Öncelikle 2025 yılının ülkemize ve milletimize sağlık, mutluluk ve huzur getirmesi temennisiyle asil Türk milletinin yeni yılını bir kez daha kutluyoruz. Bakanlığımızın tüm birlik ve kurumları; proaktif savunma ve güvenlik politikamız doğrultusunda, millî güvenliğimizi ve çıkarlarımızı teminat altında tutmaya, bölgesel ve küresel güvenlik ve istikrara artan ölçüde katkı sağlamaya devam etmektedir. Terörle mücadele operasyonları kapsamında son bir haftada 49 terörist etkisiz hâle getirilmiştir. Sahanın gerekliliğine uygun, alışılmadık, öngörülemez, süratli ve sürekli icra esaslarında gerçekleştirilen kararlı operasyonlarla 2024 yılında; - Suriye’nin kuzeyinde 1.579 terörist, - Irak’ın kuzeyinde ise 1.491 terörist olmak üzere toplam 3.070 terörist etkisiz hâle getirilmiştir. Ayrıca, yıl boyunca toplam 107 terörist teslim olmuştur. Son terörist de ülkemiz için bir tehdit unsuru olmaktan çıkarılıncaya kadar mücadelemiz kesintisiz bir şekilde devam edecektir. Diğer taraftan terör yuvalarına kilit vurmaya devam eden Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; geçtiğimiz hafta Pençe-Kilit Operasyonu bölgesinde teröristlere ait birçok bölümü bulunan mağara ile yine içerisinde çok sayıda silah, mühimmat ve yaşam malzemesi bulunan bir mağarayı tespit etmiştir. HUDUTLARDA 109 ŞAHIS YAKALANDI - Son bir haftada hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 1’i terör örgütü mensubu olmak üzere 109 şahıs yakalanmış, 2.016 şahıs ise engellenmiştir. 7 gün 24 saat esasıyla çok yönlü ve etkin tedbirlerinin alındığı hudutlarımızdaki başarı rakamlara da yansımış; - 2024 yılında hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 13.939, - Engellenen kişi sayısı da 97.356 olmuştur. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; terörle mücadele ve hudut güvenliğinde elde edilen başarı ve etkinliğin çıtasını 2025 yılında daha da yukarılara taşıma azim ve kararlılığındadır. SURİYE’DEKİ GELİŞMELER YAKINDAN TAKİP EDİLİYOR Bölgesel ve küresel barış için öncü bir rol üstlenen Türk Silahlı Kuvvetlerimiz birçok coğrafyada başarıyla görev yapmaya devam etmektedir. 13 yıllık iç savaşın ardından tarihî bir dönemden geçen komşumuz Suriye’de; - Mevcut durum ve gelişmeler yeni yönetim ile iş birliği ve koordinasyon içerisinde yakından takip edilmekte, - Suriye’nin birliği ve toprak bütünlüğü ile terörle mücadeleye verdiğimiz önem ve öncelik kapsamında Suriye'nin güvenlik ve savunma kapasitesinin artırılmasına yönelik hazırlıklara devam edilmektedir. Ayrıca, - Birliklerimiz tarafından bölgede istikrarın sürdürülmesine yönelik gerekli tüm tedbirler alınmakta, - Suriyelilerin gönüllü, güvenli ve saygın bir şekilde dönüşlerinin sağlanmasına yönelik çalışmalar sürdürülmektedir. Bu vesileyle, - DEAŞ ve PKK/PYD/YPG/SDG başta olmak üzere hangi isim adı altında olursa olsun ülkemizin ve Suriye’nin bekasına kasteden terör örgütleri ile mücadele konusunda kararlı olduğumuzu, - Bugüne kadar terör örgütlerine karşı alınan önleyici ve yok edici tedbirlere devam edeceğimizi bir kez daha vurguluyoruz. Öte yandan, Orta Doğu’da güvenlik ve istikrara karşı tehdit oluşturan İsrail, hukuksuz saldırılarını ve işgallerini sürdürmektedir. İsrail’in bu zamana kadar Gazze’de yaptığı soykırım, Batı Şeria’daki ilhak girişimleri, Suriye ve Yemen’e gerçekleştirdiği saldırılar, İsrailli yetkililerinin Mescid-i Aksa’ya yönelik kışkırtıcı eylemleri karşısında uluslararası toplumun sessizliğini sonlandırmasını bekliyoruz. Temennimiz, yeni yılda uluslararası toplumun; Filistin halkının insanca yaşama kavuşması, bölgede barış ve huzurun sağlanması için üzerine düşeni yapmasıdır. SN. BAKANIMIZIN FAALİYETLERİ - 26 Aralık’ta Suudi Arabistan Genelkurmay Başkanını kabul eden Sayın Bakanımız; - 27 Aralık’ta komuta kademesiyle birlikte, Azerbaycan Hava Yollarına ait uçağın Kazakistan’da düşmesi dolayısıyla Azerbaycan’ın Ankara Büyükelçiliğine taziye ziyaretinde bulunmuş, - Aynı gün Almanya’nın Ankara Büyükelçisini kabul etmiştir. Sayın Bakanımız yılın son gününde; beraberinde Türk Silahlı Kuvvetleri Komuta Kademesi ile 5’inci Hudut Tugay Komutanlığı/Iğdır’da ve 14’üncü İnsansız Uçak Sistemleri Üs Komutanlığı/Batman’da inceleme, denetleme ve ziyaretlerde bulunarak halkımızın ve Mehmetçiklerimizin yeni yılını kutlamıştır. TSK EĞİTİM-TATBİKAT FAALİYETLERİ / ULUSLARARASI GÖREVLER Türk Silahlı Kuvvetlerimizin harbe hazırlığının en üst seviyede tutulması maksadıyla ulusal ve uluslararası görev, eğitim ve tatbikat faaliyetlerine de aralıksız devam edilmektedir. 17-26 Aralık tarihleri arasında Pakistan’da icra edilen Ayyıldız Türkiye-Pakistan İkili Sat Tatbikatı başarıyla tamamlanmıştır. Karadeniz, Ege Denizi ile Akdeniz’de Deniz Kuvvetlerimizin harekâta hazırlık eğitimlerinin icrası, sevk ve idare etkinliğinin gözlenmesi, müşterek çalışabilirliğin geliştirilmesi amacıyla 7-16 Ocak tarihleri arasında Mavi Vatan-2025 Tatbikatı’nın yapılması planlanmaktadır. Tatbikatta; Deniz Kuvvetlerimizin yanı sıra Kara ve Hava Kuvvetlerimiz ile Sahil Güvenlik Komutanlığından müteşekkil toplam 87 suüstü gemisi, 7 denizaltı, 7 insansız deniz aracı, 31 uçak, 17 helikopter, 28 SİHA/İHA ile SAT ve SAS timleri dâhil 20 bin personel yer alacaktır. Söz konusu tatbikatın Seçkin Gözlemci Günü faaliyetleri ise 9 Ocak’ta Aksaz’da icra edilecektir. Terörizmle Mücadele Mükemmeliyet Merkezi Komutanlığımız, NATO Müttefik Dönüşüm Komutanlığı tarafından gerçekleştirilen “NATO Kalite Güvence Kurumsal Akreditasyonu Denetlemesi” sonucunda, 1 Ocak 2025-31 Aralık 2030 tarihlerini kapsayan, koşulsuz ve 6 yıl geçerli NATO Kalite Güvence Kurumsal Akreditasyonunu almaya hak kazanmıştır. - 15-31 Aralık tarihleri arasında Bangladeş Deniz Kuvvetlerine ait SANGRAM gemisi tarafından Mersin’e liman ziyareti gerçekleştirilmiştir. - Pakistan Deniz Kuvvetleri unsuru Yamama gemisi tarafından 30 Aralık 2024 - 5 Ocak 2025 tarihleri arasında Gölcük’e liman ziyareti yapılmaktadır. - Arnavutluk Deniz Kuvvetlerine ait ORIKU gemisi tarafından 6-9 Ocak tarihleri arasında İzmir’e, - Fransa Deniz Kuvvetleri unsuru COURBET gemisi tarafından 9-14 Ocak tarihleri arasında Antalya’ya liman ziyaretleri yapılması planlanmaktadır. Sarıkamış Harekâtı’nın 110'uncu yılı dolayısıyla düzenlenen "Türkiye Şehitlerine Yürüyor" anma etkinliği kapsamında Sarıkamış/Kars’ta 3 adet F-16’mız ile 5 Ocak’ta muharip uçak geçişi icra edilecektir. Bu vesileyle başta Sarıkamış şehitlerimiz olmak üzere tüm şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi bir kez daha rahmet ve minnetle yâd ediyoruz. Öte yandan, Ankara’da icra edilen “89’uncu Büyük Atatürk Koşusu"nda şampiyon olan Türk Silahlı Kuvvetleri Spor Gücü Kır Koşusu Takımımızı ve derece elde eden sporcularımızı bir kez daha kutluyoruz. 2024 yılı Türk Silahlı Kuvvetleri Spor Gücü Komutanlığımız açısından çok başarılı bir yıl olmuştur. Uluslararası müsabakalarda 2023 yılında 10 kupa ve 18 madalya alan sporcularımız, 2024 yılında 20 kupa ve 93 madalya kazanmıştır. SAVUNMA SANAYİ / ENVANTERE GİREN YENİ SİLAH SİSTEMLERİ Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde güçlü ve tam bağımsız bir savunma sanayi hedefi doğrultusunda geliştirilen yerli ve millî savunma sanayi ürünlerimizle Silahlı Kuvvetlerimiz her geçen gün daha da güçlenmekte ve caydırıcılığını artırmaktadır. Bu kapsamda Kara Kuvvetleri Komutanlığımızca muhtelif miktarda; - Yeni Nesil Fırtına obüsünün, - NEFER Kuleli Zırhlı Muharebe aracının ve, - MİLKED Elektronik Destek Sistemi’nin muayene ve kabul faaliyetleri tamamlanmıştır. Mavi Vatanımız ve çevre denizlerin yanı sıra, ilgi alanımız olan tüm deniz ve okyanuslarda şanlı bayrağımızı dalgalandıran donanmamızın yeteneklerini küresel ölçekte genişleterek daha modern, daha etkin ve daha güçlü hâle getirilmesi amacıyla aynı anda 31 geminin inşası ülkemizin tersanelerinde başarıyla devam etmektedir. Bu çerçevede “Millî Denizaltı”mızın (MİLDEN) ilk kaynağı Gölcük Tersanesi Komutanlığımızda, “TF-2000 Hava Savunma Harbi Muhribi” ve “Millî Uçak Gemisi”nin ilk sac kesimleri ise İstanbul Tersanesi Komutanlığımızda yapılarak inşalarına başlanmıştır. ÖĞRENCİ VE PERSONEL TEMİNİ FAALİYETLERİ SÜRÜYOR Personel ve askerî öğrenci alım/temin faaliyetlerimiz de planlandığı şekilde devam etmektedir. - “Millî Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı, Kuvvet Komutanlıkları ve Millî Savunma Üniversitesine” personel alımı kapsamında 20 Aralık’ta başlayan “Memur Temini” başvuruları 20 Ocak’a, - Bugün (2 Ocak) başlayan Millî Savunma Üniversitesi Askerî Öğrenci Aday Belirleme Sınavı başvuruları 27 Ocak’a kadar yapılabilecektir. Sonuç olarak bağımsızlığımızın, bölünmez bütünlüğümüz ile millî birlik ve beraberliğimizin güvencesi olan Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; karada, denizde ve havada ülkemizin savunma ve güvenliğini sağlamaya ve kendisine tevdi edilen tüm görevleri başarı ile yerine getirmeye devam edecektir. #MillîSavunmaBakanlığı

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

126,974 просмотров • 1 год назад

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Ankara Havalimanı ve Bağlantı Yolları Açılış Töreni’ne teşrif etti. Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler’in de beraberinde TSK Komuta Kademesi ile katıldığı törende konuşan Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, şunları söyledi: 2026 YILI TÜRKİYE İÇİN ZİRVELER YILI OLMAYA DEVAM EDİYOR "Ankara Havalimanımızın yapımı tamamlanan pist, apron, taksi yolları ve devlet konukevi binası ile bağlantı yollarının açılış töreninde sizlerle beraberiz. Sizlerin vasıtasıyla Ankara'mızın 25 ilçesindeki kardeşlerimin her birine buradan selamlarımı, sevgilerimi gönderiyorum. Az sonra açılışını gerçekleştireceğimiz yatırımlarımızın Ankara'mız başta olmak üzere ülkemiz, milletimiz ve havacılık sektörümüz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Planlama aşamasından inşa sürecine bu yatırımların hayata geçmesinde payı olan Ulaştırma Bakanlığımızı, Millî Savunma Bakanlığımızı, Devlet Hava Meydanları İşletmesiyle Karayolları Genel Müdürlüklerimizi, yüklenici firmalarımızı projeye katkı veren herkesi tebrik ediyorum. İşçilerimize, mimarlarımıza, mühendislerimize, bu eserlerde emeği bulunan tüm kardeşlerime şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum. Kıymetli konuklar; 2026 senesi her alanda zirveye oynayan Türkiye için zirveler yılı olarak devam ediyor. Bizler de tüm kurumlarımızla, tüm kadrolarımızla bu önemli senenin hakkını verebilmek için canla başla çalışıyoruz. 'Türkiye Yüzyılı'na giden yolda kimsenin bizi hedeflerimizden alıkoymasına, motivasyonumuzu kırmasına, insicamımızı bozmasına müsaade etmiyoruz. Sadece 86 milyon vatandaşımızın değil, kaderini kaderimizle bir gören yüz milyonlarca kardeşimizin güçlü yarınları için uğraşıyoruz. Biliyorsunuz 5-7 Haziran tarihleri arasında 183 farklı ülkeden 5 bini aşkın katılımcının iştirak ettiği Sıfır Atık Forumu’nu İstanbul'umuzda icra ettik. Ekim ayında 77’nci Uluslararası Uzay Kongresi ve devamında Türk Devletleri Teşkilatı 13’üncü Liderler Zirvesi Türkiye'de toplanacak. Kasım'da 197 ülkeden 100 binin üzerinde katılım beklediğimiz Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferanslarının 31’incisini gerçekleştireceğiz. Bunların arifesinde 7-8 Temmuz tarihlerinde NATO Liderler Zirvesi’ne Ankara'mızda ev sahipliği yapacağız. ANKARA’NIN DİPLOMASİ TRAFİĞİNDEKİ KONUMU HER GEÇEN YIL GÜÇLENİYOR Burada şunu dikkatinize getirmek isterim: sadece ev sahipliği yapacağı uluslararası etkinliklerde değil, Türkiye'nin çekim merkezi olma vasfı yabancı heyet ziyaretlerinde de görülüyor. Özellikle başkent Ankara'nın diplomasi trafiğindeki konumu her geçen yıl güçleniyor. Türkiye'nin küresel siyasetteki ağırlığı arttıkça Ankara'ya ziyarete gelen yabancı heyetlerin sirkülasyonu da artıyor. Yalnızca 4 saatlik uçuş mesafesiyle 1,5 milyar insanın yaşadığı 67 ülkenin kalbinde yer alan Türkiye; Ankara'sı, İstanbul'u ve Antalya'sıyla artık uluslararası diplomasinin de kalbinin attığı yer olmaya başlamıştır. Tabii bir de buna Ankara'nın giderek artan nüfusunu ve gelişen sanayisini eklediğimizde şehrimize yapılan her türlü yatırımın değeri anlaşılmaktadır. Değerli kardeşlerim; 9 günlük bayram tatili boyunca havalimanlarımızın tamamında 51 bin 962 uçak trafiği gerçekleşti. 7 milyon 618 bin yolcuya hizmet sunuldu. Esenboğa Havalimanımız 2 bin 557 uçak trafiği ve 382 bin yolcu sayısıyla ülkemizin en yoğun 4’üncü havalimanı oldu. 20 sene önce yıllık 3 milyon yolcuya hizmet veren Esenboğa Havalimanı, bugün yıllık 15 milyon civarında yolcuya hizmet veriyor. Nereden nereye... Artan yolcu sayısının özellikle çevreyolu ve havalimanı güzergâhında oluşturduğu trafik sıkışıklığını hepimiz çok iyi biliyoruz. Ankara Havalimanının hizmete girmesiyle Esenboğa'nın hem hava yolu hem kara yolu trafiğinde inşallah bir rahatlama olacaktır. Burada bir hususun altını çizmek istiyorum: Ankara Havalimanı ile başkentimize yeni bir proje kazandırmakla kalmadık, havacılık tarihimizde derinizler bırakmış bir eseri de ihya ettik. 1933 yılında Gazi Mustafa Kemal'in emriyle inşa edilen ve uzun yıllar askerî havacılığın merkezi olan havalimanımız, yeni çehresi ve imkânları ile yeniden ayağa kalkmış oldu. Burayı uçuşlara uygun hâle getirmek üzere iki etap hâlinde planladığımız bu projeyi 8 ay gibi çok kısa bir sürede başarıyla tamamladık. Pist uzunluğunu 2 bin 450 metreden 3 bin metreye, pist genişliğini ise 42 metreden 60 metreye çıkardık. Banketleri tamamen yeniledik. Pist başlarına toplam 15 bin metrekare büyüklüğünde iki adet dönüş cebi inşa ettik. 160 bin metrekarelik yeni apron alanıyla 44 uçağın eş zamanlı olarak güvenle park edebileceği yüksek bir kapasite oluşturduk. Pist, apron ve taksi yollarıyla birlikte toplam 60 bin metrekare kaplamalı imalat gerçekleştirdik. Taksi yollarının tamamını kazı dolgu ve asfalt üretimleriyle yeniledik, bunları ilave paralel ve bağlantı yollarıyla destekledik. Pist ve taksi yollarının aydınlatma sistemleri, yaklaşma ışıkları, yönlendirme levhaları Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü standartlarına göre modernize edildi. Diğer taraftan 4 bin 800 metrekare kapalı alana ve 310 araç kapasiteli açık otoparka sahip devlet konukevi de burada inşa edildi. Tüm bu çalışmalarla Ankara Havalimanımızı, genişletilmiş pisti, yeni apronları, modern taksi yolları ve güncellenmiş altyapısıyla geniş gövdeli uçaklara ve resmî uçuşlara hazır hâle getirdik. NATO ZİRVESİ’NE KATILAN HEYETLERİN DOĞRUDAN ULAŞIMINI SAĞLAYACAĞIZ Kıymetli konuklar; bugün hizmete verdiğimiz diğer yatırımlarımız, başkent havacılık köprüsü ve bağlantı yollarıdır. 140 metre uzunluğundaki başkent havacılık köprümüz yüksek hızlı tren hattı üzerine inşa edilmiştir. 10 bin tonluk tabliye Türkiye'de ilk defa uygulanan bir yöntemle köprüye yerleştirilmiştir. Bağlantı yolumuz, 6,5 kilometrelik kesimi bölünmüş yol, 6 kilometrelik kısmı tek yol standardında olmak üzere 12,5 kilometre uzunluğundadır. Bölünmüş yol kesiminde yer alan 3 kilometrelik bağlantı yolu ile NATO Zirvesi'ne katılan heyetlerin doğrudan ulaşımını sağlayacağız. Böylece Ankara Havalimanımızdan Kızılay'a 17 kilometre, Ümitköy'e ise 7 kilometrelik güçlü bir ulaşım ağı kurmuş oluyoruz. 230 gün gibi rekor bir sürede tamamlanan bu yatırımlarda emeği geçenleri şahsım ve milletim adına bir kez daha tebrik ediyorum. Bakanlıklarımızı, kurumlarımızı, firmalarımızı, bu eserlerde alın teri olan her bir kardeşimi kutluyor, Rabb'im hepsinden razı olsun diyorum. Önüne gelen esere çamur atmayı, ülkeye ve millete kazandırılan her eseri kötülemeyi maharet zannedenlere ise sadece şunu söylüyorum: 23 yıldır hep Türkiye için çalıştık, bu millete hizmet ettik, sizin hayal dahi edemeyeceğiniz eserleri biz vatandaşlarımızın istifadesine sunduk. Eser ve hizmet üretirken kendimizi değil, her zaman şehirlerimizin geleceğini düşündük. İnşallah bundan sonra da Türkiye için çalışmaya, yatırımlarımıza yenilerini eklemeye devam edeceğiz. Bu sene içinde Ankaralı kardeşlerimizin huzurunda yeni açılışlar, eserler ve müjdelerle çıkacağımızı burada ifade etmek istiyorum. Unutmayın, 'Hizmet eden izzet bulur.' anlayışıyla kimseyi ayırmadan, kimseyi dışlamadan 86 milyon vatandaşımızın hizmetkârı olmayı, bu emaneti hakkıyla taşımayı sürdüreceğiz. Rabb'im yâr ve yardımcımız olsun diyorum. Bu düşüncelerle Ankara Havalimanı Başkent Havacılık Köprüsü ve bağlantı yollarının tekrar şehrimize hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. Sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Sağ olun, var olun, kalın sağlıcakla." #MillîSavunmaBakanlığı

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

21,230 просмотров • 3 месяцев назад

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, beraberinde Bakan Yardımcısı Salih Ayhan ile "NATO'nun Ankara Zamanı: Dayanıklı Bir İttifak İçin Stratejik Konumlanma" konulu konferansa katıldı. İletişim Başkanlığı ve SETA Vakfı iş birliği ile düzenlenen panelde konuşan Bakan Yaşar Güler şunları söyledi: TÜRKİYE NATO’DA BELİRLEYİCİ AKTÖRLERDEN BİRİ HÂLİNE GELDİ Bugün Türkiye’nin NATO’ya katılışının 74’üncü yılı vesilesiyle düzenlenen bu anlamlı panelde sizlerle bir arada bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Öncelikle nazik davetiniz için teşekkür ediyor, böylesine mühim bir organizasyonun düzenlenmesinde emeği geçen Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığımıza ve SETA Vakfımıza teşekkürlerimi sunuyorum. Bu vesileyle İttifak’ın bugüne kadar geçirdiği dönüşümü, Türkiye’nin bu süreçte üstlendiği stratejik rolü ve değişen güvenlik ortamı karşısında NATO’nun gelecek dönem vizyonuna ilişkin değerlendirmelerimizi paylaşmak için kıymetli bir zeminde buluştuğumuza inanıyorum. NATO kurulduğu 1949 yılından bu yana üye ülkelerin güvenliğini korumayı hedefleyen kolektif savunma ilkesini kurumsallaştıran ve uluslararası güvenlik mimarisinin en köklü ve en uzun ömürlü ittifakı olarak varlığını sürdürmektedir. Tarih boyunca birçok ittifak kurulmuşsa da bir kısmı kısa sürede dağılmış bir kısmı ise değişen tehdit ortamı karşısında işlevsiz hâle gelmiştir. NATO ise farklı dönemlerin meydan okumalarına uyum sağlayabilen siyasi dayanışmasını koruyabilen ve askerî caydırıcılığını sürekli yeniden üretebilen yüksek kapasiteye sahip bir yapı olarak varlığını devam ettirmiştir. Bu yönüyle NATO askerî bir ittifak olmanın ötesinde değişen güvenlik ortamına hızlıca entegre olabilen dinamik ve sürdürülebilir bir güvenlik mimarisi olarak öne çıkmıştır. Türkiye ise 1952 yılında İttifak’a katıldığından bu yana bu büyük kurumsal mimarinin yalnızca bir parçası olmamış kararları etkileyen, risk üstlenen, sahada sonuç üreten ve müttefiklerin güvenliğine doğrudan katkı sağlayan belirleyici aktörlerinden biri hâline gelmiştir. Bu çerçevede ülkemiz sahip olduğu jeostratejik konumu, yüksek askerî kapasitesi ve kriz bölgelerine coğrafi yakınlığı ile NATO’nun kolektif savunma yapısının güneydoğu kanadında cephe ülkesi olarak başladığı üyelik sürecinde artık kendisini merkez ülkelerinden biri olarak konumlandırmaktadır. TÜRKİYE SAHADA BELİRLEYİCİ KATKILAR SUNDU Elbette, İttifak’ın bugüne kadar artarak gelişen güçlü yapısının nasıl şekillendiğini daha iyi anlayabilmek için NATO’nun tarihsel gelişim sürecine kısaca bakmak da yerinde olacaktır. Bu bağlamda NATO 1949 yılında imzalanan Vaşington Antlaşması’nın 5’inci maddesi çerçevesinde bölgesel ve küresel gelişmelere göre dönüşümünü sağlayarak tarihin bugüne kadar görmüş olduğu en önemli ittifak özelliğini kazanmıştır. İttifak, İkinci Dünya Savaşı’nı müteakip Soğuk Savaş’ın gerektirdiği büyük askerî kabiliyetler bu kabiliyetleri destekleyecek altyapı ve idame tesisleri ile birlikte çalışabilirliği inşa ederek ortak güvenliği sağlamıştır. Bu dönemde NATO’nun temel önceliği kolektif savunma çerçevesinde güçlü ve caydırıcı bir askerî yapı tesis etmek olmuştur. Ancak Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle birlikte uluslararası sistemde köklü bir değişim yaşanmıştır. Fukuyama’nın “Tarihin Sonu” olarak tanımladığı Berlin Duvarı’nın yıkılması ile biten Soğuk Savaş beraberinde küreselleşme ve liberalizmin yaygınlaşmasının da etkisiyle müttefiklerin askerî kabiliyetlerini önemli ölçüde azaltmasına ve NATO’nun gerekliliğinin sorgulanmasına yol açmıştır. Bununla birlikte söz konusu dönemde Balkanlardaki çatışmalar ile Avrupa-Atlantik Bölgesi’ne yönelik terör saldırıları bu tartışmaları kısa sürede sonlandırmıştır. Bu dönemde NATO; ortaklıklar mekanizması ve kapasite inşası ile barışı sağlama ve koruma harekâtlarına ağırlık verirken, müttefiklerin güvenliğini sağlayacak etkili askerî kabiliyetler ve sistemler geliştirmiştir. Konvansiyonel silahlı çatışmaların NATO coğrafyasının kapısına dayanmasıyla birlikte İttifak yeniden bir dönüşüm geçirirken 2020 yılında Savunma ve Caydırıcılık Konseptini onaylamasıyla tekrar ortak savunmayı ön plana çıkarmıştır. Bu kapsamda stratejik ve bölgesel planlar hazırlanmış, bahse konu planları uygulayacak komuta yapıları tesis edilmiş ve alarm sistemleri modernize edilmiştir. Müttefikler bahse konu planların askerî kuvvet ihtiyaçlarını geliştirmek maksadıyla yeni askerî yetenek hedeflerini onaylamış ve bu hedeflerin yakalanması için gerekli savunma bütçesini sağlamayı geçen yıl Lahey’de icra edilen Liderler Zirvesi’nde taahhüt etmişlerdir. Aynı zirve ve müteakip toplantılarda ABD’nin adil külfet paylaşımı talepleri ile Avrupalı müttefikler ve Kanada’nın NATO’da daha fazla sorumluluk alması da kabul edilmiştir. Öte yandan, ABD’nin Avrupa’ya verdiği desteği azaltmaya ilişkin sınamasıyla karşı karşıya kalan NATO’nun bu yeni şartlar altında göstereceği değişim, Avrupa’nın geleceği açısından da belirleyici olacaktır. Bu gelişmeler doğrultusunda Avrupa ülkeleri kendi savunmalarını güçlendirmek amacıyla savunma harcamalarının artırılması, savunma sanayi üretiminin geliştirilmesi, tedarik zincirlerinin güçlendirilmesi ve silahlı kuvvetlerin kabiliyetlerinin pekiştirilmesine yönelik adımlar atmaktadırlar. Ayrıca hibrit tehditlere karşı koyma kapasitesinin geliştirilmesi ve silahlı kuvvetler için sürdürülebilir insan kaynağının oluşturulması gibi alanlarda çeşitli inisiyatifler, finansman modelleri ve yatırım tedbirleri hayata geçirilmektedir. Bu çabaların temelinde ise NATO’nun Avrupa güvenliğindeki merkezi rolü yatmaktadır. Nitekim bu rol sadece organizasyon yapısından değil oluşturduğu askerî kabiliyetlerden kaynaklanmakta ve Avrupa’da bu işlevi ikame edebilecek bir uluslararası yapı bulunmamaktadır. İfade etmiş olduğum bu gelişmeler, NATO’nun yalnızca kurumsal dönüşümünü değil aynı zamanda müttefik ülkelerin bu süreçte üstlendiği rollerin önemini de açıkça ortaya koymaktadır. Bu çerçevede özellikle vurgulamak gerekir ki Türkiye uzun tarihsel süreç içerisinde İttifak’ın yüzleştiği her sınamada aktif rol üstlenmiş ve sahada belirleyici katkılar sunmuştur. Şu bir gerçek ki 74 yıllık süreçte hem İttifak hem de ülkemiz çok sayıda sınamayla karşı karşıya kalmıştır. Soğuk Savaş’ın sert kutuplaşmasından Balkan krizlerine, Afganistan’dan Afrika’daki güvenlik sorunlarına, terör tehdidinden hibrit saldırılara, enerji güvensizliğinden siber risklere kadar genişleyen tehdit yelpazesiyle karşı karşıya kalınmıştır. Bu dönemde NATO proaktif bir anlayışla ve dayanışma içinde hareket ederken, tüm bu kriz ortamlarındaki tutum ve reaksiyonlarıyla dünyanın en başarılı savunma örgütü olarak da kendini açıkça kanıtlamıştır. Dolayısıyla tarihsel tecrübenin üzerine inşa edilen günümüz güvenlik ortamına bakmak, NATO’nun neden hâlen vazgeçilmez bir aktör olduğunu ve Türkiye’nin İttifak içindeki artan önemini daha net ortaya koyacaktır. GEÇİCİ ATEŞKESİ MEMNUNİYETLE KARŞILIYORUZ Sizlerin de yakından takip ettiği üzere artan risk ve tehditleri nedeniyle güvenlik paradigmalarının hızlı ve sürekli olarak değiştiği hassas bir süreçten geçilmektedir. Küresel ve bölgesel düzeyde belirsizliğin ve öngörülemezliğin hâkim olduğu bu ortamda konvansiyonel tehditler siber saldırılar ve nükleer riskte artış gözlemlenmektedir. Bölgesel çatışmalar terörizm hibrit harekât ve vekâlet savaşları yaygınlaşmaktadır. Enerji güvenliğinin çatışmaları artırma potansiyeli ticaret savaşlarının yoğun etkisi ve uzay yarışının yeni rekabet ortamı yaratma potansiyeli önümüzdeki dönemin öne çıkan güvenlik konuları arasındadır. Çin’in muhtemel bir rakip olarak ortaya çıkmasıyla başta ABD olmak üzere dünyanın dikkati büyük ölçüde Hint-Pasifik’e yönelmekte, Hindistan-Pakistan ve Pakistan-Afganistan hattında çatışma eğilimleri belirmektedir. Esasen, son 4 yıldır devam eden Rusya-Ukrayna Savaşı’nın oluşturduğu çok yönlü risklerle birlikte İsrail’in son yıllarda Gazze başta olmak üzere Lübnan ve Suriye’ye yönelik saldırılarıyla bölgesel güvenliği tehdit altında bıraktığı görülmektedir. Bu kaotik ortam geçtiğimiz ay İsrail ve ABD’nin İran’a saldırıları, buna karşı İran’ın bölge ülkelerini hedef alan misillemeleri ile bölgemizi ve tüm dünyayı daha büyük güvenlik riskleriyle karşı karşıya bırakmakta ve tüm dengeleri etkileyecek bir potansiyeli de taşımaktadır. Bu yüzden dün itibarıyla ABD ve İran arasında ilan edilen geçici ateşkesi bölgenin daha büyük felaketlerle karşılaşmaması adına memnuniyetle karşılıyor, bu önemli adımın, sahada tam anlamıyla uygulanmasını ve kalıcı barışa giden yolda değerli bir başlangıç olmasını diliyoruz. MİLLÎ DAYANIKLILIĞIMIZI ARTIRACAK ÖNLEMLERİ ALMAYI ZORUNLULUK OLARAK GÖRÜYORUZ Özetle içinden geçtiğimiz dönem uluslararası güvenlik mimarisinin köklü bir dönüşüm sürecine girdiğini açıkça göstermektedir. Bu gelişmelerle ortaya çıkan değişken ve öngörülemez savunma ve güvenlik ortamında NATO’nun kritik önemi de devam etmektedir. Öte yandan içinde bulunduğumuz savunma ve güvenlik denklemi, ulusal güvenliğin ve sınırların korunmasının yanı sıra toplumların direnç kapasitesini kritik altyapıların emniyetini siber ve dijital alanın savunulmasını ve kamuoyunun manipülasyona karşı korunmasını da zorunlu kılmaktadır. Bu çerçevede NATO dâhil olmak üzere uluslararası güvenlik yapılarının makul, dengeleyici ve koruyucu bir bakış açısı benimsemesi yalnızca bölgesel istikrar için değil, küresel düzenin sürdürülebilirliği açısından da hayati önemdedir. Şu bir gerçek ki NATO’nun geleceği artık yalnızca askerî kapasitesine değil stratejik dayanıklılığına, uyum ve koordinasyon kabiliyetine ve siyasi bütünlüğüne doğrudan bağlıdır. Bu nedenle dayanıklılık kavramı İttifak’ın yalnızca askerî gücünü destekleyen bir unsur değil aynı zamanda hibrit ve çok katmanlı tehditlere karşı en kritik savunma hattı hâline gelmiştir. Dolayısıyla müttefik ülkelerin bu alanda geliştirecekleri kapasite NATO’nun bütüncül savunma yaklaşımının ayrılmaz bir parçasını teşkil etmektedir. Bu bakımdan bizler de kahraman ordumuzun ve göz bebeğimiz savunma sanayimizin güçlendirilmesi çabalarımızla millî dayanıklılığımızı daha da artıracak önlemleri almayı bir zorunluluk olarak görüyoruz. Burada temel soru şudur: “Tehdit artık yakındır ancak bu tehdide karşı koyabilecek gerçek bir ordu yapımız var mı?” Bu sorunun cevabı dünyanın pek çok ülkesinde savunma mimarisinde başta personel yetersizliği ve donanımsal eksiklikler olmak üzere ciddi bir stratejik kırılma yaşandığını da göstermektedir. Söz konusu durum aynı zamanda disiplin, tecrübe, muharebe devamlılığı ve komuta-kontrol kültürünün aşınması anlamına da gelmektedir. KAHRAMAN ORDUMUZ PROFESYONEL OMURGASIYLA GÖZ DOLDURUYOR Birçok ülkede askerî hazırlık düzeyi tartışılır hâle gelmişken Türkiye çevresindeki çatışma alanlarının sürekliliği, tehdit çeşitliliği ve çok boyutlu güvenlik baskıları sebebiyle stratejik kültürünü saha tecrübesiyle besleyen nadir devletlerden biri olarak öne çıkmaktadır. Bugün kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlıklarımızın yüksek muhariplik seviyesi, müşterek harekât kabiliyeti ve gerçek saha deneyimi sayesinde caydırıcılığını her koşulda ortaya koyabilen bütünleşik bir güç yapısına sahiptir. Nitekim kahraman ordumuz her türlü arazi ve iklim şartında meskûn mahal, özel harekât ve sınır ötesi gibi çok yönlü operasyonlarda NATO standartlarındaki ortak harekât, hızlı intikal ve lojistik destek kabiliyetleriyle personelinin eğitim sürekliliği disiplin seviyesi ve profesyonel omurgasıyla göz doldurmaktadır. Bu nitelikler dünya ordularının önemli bir bölümünün aksine hazır olma seviyemizi sürekli yüksek tutan bir kuvvet yapısının en somut göstergesidir. Bu mümtaz seviyeye stratejik öngörü, doğru personel politikaları, etkin kuvvet planlaması ve Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyoner liderliğinde yerli ve millî savunma teknolojileriyle desteklenen modernizasyon sayesinde ulaşılmıştır. Bugün yerli ve millî savunma sanayimiz; insansız sistemler, hava savunma çözümleri elektronik harp kapasitesi, mühimmat teknolojileri, deniz platformları ve komuta-kontrol altyapılarıyla sadece ulusal savunmamıza değil, NATO’nun caydırıcılık ve savunma kapasitesine de doğrudan katkı sunan stratejik bir kuvvet çarpanı hâline gelmiştir. TÜRKİYE ARTIK MERKEZÎ BİR MÜTTEFİK OLARAK KONUMLANDI NATO’nun Caydırıcılık ve Savunma Konsepti ile beraber Türkiye terör tehdidini öne çıkarmaya devam etmiş, kendi coğrafyasında sağladığı askerî etkilere ilave olarak 360 derece yaklaşımıyla geliştirdiği kabiliyetleri ile hızlı reaksiyon kuvvetlerini harekât alanı seviyesinde sevk ve idare edebilen ender müttefiklerden birisi olmuştur. Böylece ülkemiz Soğuk Savaş dönemindeki kanat ülkesi rolünden artık Avrupa coğrafyasının tamamında güvenlik sağlayabilen merkezi bir müttefik olarak konumlanmıştır. Bu stratejik rol kapsamında ülkemiz Afganistan’dan Bosna-Hersek’e ve Kosova’ya, Akdeniz’den Baltık bölgesine kadar uzanan NATO görev ve operasyonlarında etkin bir rol üstlenmiş; askerî, lojistik ve eğitim katkılarıyla her zaman güvenilir bir müttefik olmuştur. Dolayısıyla Türkiye yalnızca bulunduğu coğrafyada değil İttifak’ın tamamında güvenlik üreten, riskleri dengeleyen ve gerektiğinde sahada sonuç alan bir müttefik olarak öne çıkmaktadır. İttifakın güçlü ve saygın bir üyesi, aynı zamanda ikinci büyük ordusuna sahip ülke olarak askerî eğitim, tatbikat, harekât ve diğer sorumluluklarımızı örnek teşkil edecek şekilde büyük bir başarıyla yerine getirmekteyiz. Türkiye NATO misyonlarına yalnızca kuvvet katkısı sunan bir ülke değildir. Eğitimden müşterek planlamaya, tatbikatlardan komuta-kontrol süreçlerine kadar uzanan geniş bir alanda İttifak’ın operasyonel etkinliğini artıran başlıca müttefiklerden biridir. Bunun en yakın ve somut örneği Steadfast Dart-26 tatbikatıdır. NATO’nun bu kapsamlı tatbikatına 2 bin 67 personelden oluşan müşterek bir kuvvet ve Anadolu Deniz Görev Grubu ile katıldık. Bu unsurların ülkemizden 6 bin 450 kilometre mesafeye, Merkez Bölgesine konuşlanması bölgedeki NATO ve davet tatbikatlarında aktif rol üstlenmesi ve Esnek Caydırıcılık Seçenekleri faaliyetine iştiraki, NATO’nun birlik ve dayanışmasına desteğimizin en açık göstergesi olmuştur. Ayrıca konvansiyonel kapasitemizi artırmaya da devam ediyoruz. Komando Tugayı kapasitemizi 25’e çıkararak ve teröre karşı 6 farklı harekât bölgesinde eş zamanlı olarak doğrudan silahlı mücadeleden kapasite inşasına kadar değişik görevler icra ederek başarılı olduk. Üç yıl içerisinde ilave Komando Tugayları teşkil ederek kapasitemizi 40’lı rakamlara ulaştırmayı planlıyoruz. Bu tugaylar muharebe sahasında kendini ispatlamış olup, günümüzde önem kazanan hibrit savaş tekniklerini en iyi uygulayan birliklerdir. Ayrıca 2028’den itibaren 2 yıl süre ile NATO’nun en kritik ve stratejik kuvveti olan ve müttefiklerin en yüksek oranda kuvvet katkısı sağladığı Müttefik Reaksiyon Kuvvetinin (Allied Reaction Force) emir ve komutası görevini üstleneceğiz. Müttefik Reaksiyon Kuvveti görevi NATO’ya verdiğimiz önemi 360 derece güvenlik perspektifimizi ve Türkiye’nin Avrupa’nın güvenliğindeki merkezî rolünü bir kez daha vurgulamaktadır. Öte yandan Kosova’da da NATO Kosova Gücü yani KFOR Komutanlığı görevini ikinci kez devraldık. Operatif İhtiyat Taburumuzu dört kez Kosova’ya konuşlandırarak Türkiye’nin Balkanlar’daki barış ve istikrar bakımından ne derece güven verici bir aktör olduğunu açık şekilde ortaya koyduk. Bunun yanı sıra Akdeniz ve Ege’de faaliyet gösteren NATO Deniz Harekât ve Misyonlarının komutası ülkemiz tarafından değişik dönemlerde sürekli olarak deruhte edilmektedir. Ayrıca, bu yıl Estonya’da akabinde Romanya’da NATO Hava Polisliği görevlerini icra edeceğiz. Türkiye tüm bu faaliyet ve katkılarıyla yalnızca sahada değil NATO’nun planlama ve karar alma mekanizmalarında görev yapan yüksek profesyonellik ve sorumluluk bilincine sahip komutanlarımız ve karargâh subaylarımız ile NATO’nun güvenlik mimarisine yön veren başlıca ülkelerden biri olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır. CUMHURBAŞKANIMIZIN ETKİLİ VE GÜVENİLİR LİDER DİPLOMASİSİ, ANKARA’DAKİ NATO ZİRVESİ’NDE ÖN PLANA ÇIKACAK NATO’da askerî ve operasyonel katkılarımızın ulaştığı bu seviye doğal olarak diplomatik ve stratejik ağırlığımızı da daha görünür kılmaktadır. Ülkemizin İttifak’a sağladığı katkılar ile güvenlik üretmedeki askerî ve diplomatik güç ve en önemlisi Sayın Cumhurbaşkanımızın etkili ve güvenilir lider diplomasisi 2026 yılı NATO Ankara Zirvesi’nde ön plana çıkacaktır. İttifakların yalnızca ortak tehditlere karşı değil aynı zamanda ortak değerler ve ortak akıl etrafında güçlü kaldığını tarih bize göstermektedir. Dolayısıyla ortak değerleri paylaştığımız müttefiklerimizin liderlerinin dönüşüme ilişkin ortaya koyacağı çabalar NATO’nun değişen güvenlik ortamına uyum sağlama kararlılığının somut bir göstergesi olacaktır. Bu zirvede hedefimiz ittifakın birlik ve beraberliği ile günümüz tehdit ve sınamalarına karşı Avrupa-Atlantik bölgesinin korunmasına yönelik NATO’nun kararlılığının vurgulanmasıdır. Geleceğin NATO’sunun çok boyutlu bir güvenlik ekosistemi sağlayabilmesi maksadıyla Ankara Zirvesi’nden beklentimiz öncelikle müttefiklerin 5’inci maddeye bağlılıklarını teyit etmeleridir. Buna ilave olarak; - Müttefiklerin savunma harcama taahhütleri ve kendilerine tahsis edilen askeri yetenek hedeflerinde geldikleri aşamayı somut olarak ortaya koymaları, - Savunma üretim kapasitesini artırmak, yenilikçi ve sürdürülebilir savunma sanayi ekosistemini güçlendirmek ve yeni yetenek hedeflerine ulaşmayı kolaylaştıracak iş birliği alanlarını belirlemeleri, - Liderlerimize sunulacak olan savunma ve caydırıcılık hazırlıklarını onaylamalarıdır. Ayrıca Zirvede Avrupa Birliği’nin başta ülkemiz olmak üzere AB üyesi olmayan NATO müttefiklerini dışarıda bırakan güvenlik yaklaşımlarından vazgeçmesini ve NATO’yu destekleyici pozisyonuna geri dönmesini ümit ediyoruz. Aksi takdirde Avrupa Birliği’ni bu yaklaşımının Avrupa’nın güvenliği ve dayanıklılığına, ABD’nin Avrupa’da kuvvet azaltmasından daha fazla zarar vereceğini değerlendiriyoruz. Gerçek şu ki Türkiye güçlü savunma yetenekleri ve sanayisiyle Avrupa’nın güvenliğine ve savunmasına daha da fazla katkı sağlayabilir. Avrupalı pek çok dostumuzun bunun farkında olduğunu biliyor, diğerlerinin de bunu çok iyi analiz edeceğini ve makul bir yaklaşım sergileyeceklerini düşünüyoruz. TÜRKİYE NATO’YA AKTİF KATKI SUNAN BİR MÜTTEFİK OLMAYA DEVAM EDECEK Sonuç olarak küresel güç mücadelelerinin ve buna bağlı çatışmaların daha da artmasının muhtemel olduğu önümüzdeki süreçte NATO’nun devamlılığının ülkemiz ve Avrupa-Atlantik bölgesinin güvenliği açısından büyük önem arz ettiği kanaatindeyim. Türkiye bu hassas süreçte karşılaştığı krizlerde gerilimi artıran değil azaltan, çatışmayı derinleştiren değil yöneten bir yaklaşımı savunmaktadır. Çevremizdeki ateş çemberine rağmen ülkemiz istikrar adası ve güvenlik merkezi olma vasfını sürdürmekte, aynı zamanda diplomasiyi önceleyerek çatışmaların sona erdirilmesi için yoğun bir çaba sarf etmektedir. Nitekim en son İran ile ABD ve İsrail arasındaki savaşta ülkemizin Sayın Cumhurbaşkanımızın riyasetindeki makul, rasyonel, yapıcı tutum ve yaklaşımı her kesimden vatandaşlarımız tarafından doğru bulunmakta ve desteklenmektedir. Aynı şekilde ülkemizin yerli ve millî savunma sanayinde gerçekleştirdiği atılımlar da takdir edilmekte ve bekamız açısından vazgeçilmez görülmektedir. Yapılan güncel anketler de bu durumu açıkça ortaya koymaktadır. Türkiye olarak bekamızın korunması, egemenlik haklarımıza saygı, uluslararası hukuka bağlılık ve müttefik güvenliğinin sağlanması temel ilkelerimizdir. Özellikle belirtmeliyim ki Türkiye’nin NATO içindeki kritik rolü bağımsız karar alma kapasitesi ile müttefiklik sorumluluklarını aynı anda yürütebilen dengeli ve ilkeli bir stratejik anlayışa dayanmaktadır. Bu yaklaşım hem millî menfaatlerimizin korunmasını hem de kolektif savunma yükümlülüklerinin güçlü şekilde yerine getirilmesini mümkün kılmaktadır. Türkiye kendi güvenliğini de içeren NATO’nun uzun vadeli güvenliği kapsamındaki ortak vizyona önemli katkılar sağlama hedefini kararlılıkla sürdürmektedir. Bundan sonra da her türlü tehdide karşı müttefikleriyle entegre bir şekilde çalışan yaklaşımını devam ettirecektir. Türkiye NATO’nun güvenilir bir ortağı, etkin bir katkı sağlayıcısı ve stratejik bir denge unsuru olma rolünü başarıyla yerine getirmeye ve ittifakın dönüşüm sürecine aktif katkı sunan bir müttefik olmaya devam edecektir. Bu çerçevede bugün gerçekleştirilen bu panelin NATO’nun dönüşen güvenlik ortamı içerisindeki rolüne dair farkındalığı artırmasını ve Türkiye’nin bu yapı içerisindeki stratejik konumuna katkı sunacak yeni değerlendirmelere vesile olmasını temenni ediyorum. Bu duygu ve düşüncelerle sözlerime son verirken bu anlamlı organizasyonun düzenlenmesinde emeği geçen başta Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığımız ve SETA Vakfımız olmak üzere katkı sağlayan herkese bir kez daha şükranlarımı sunuyorum. Ayrıca programımıza teşrif eden siz kıymetli katılımcılara değerli katkılarınız ve ilginiz için ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla… #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

34,388 просмотров • 5 месяцев назад

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, basın ve yayın organlarının Ankara Temsilcileri ile bir araya geldi. Millî Savunma Bakanlığındaki buluşmada Bakan Yaşar Güler terörle mücadele başta olmak üzere 2024 yılında icra edilen faaliyetleri anlattı. Bakan Yaşar Güler basın mensuplarına şu bilgileri verdi: EN YOĞUN, EN KAPSAMLI VE EN ETKİLİ FAALİYETLERİ İCRA EDİYORUZ Ülkemizin savunma ve güvenliğini sağlamak için görevlerimizi en iyi şekilde yapmaya çalıştığımız yoğun ve başarılı bir yılı geride bırakmanın haklı gururunu yaşıyor, artan bir azim ve kararlılıkla yeni yıla hazırlanıyoruz. Hakiki ve güvenilir bilgiye ulaşmanın her zamankinden daha önemli hâle geldiği, dezenformasyon ile mücadelenin kritik öneme sahip olduğu günümüzde; tüm faaliyetlerimizi büyük bir şeffaflık içinde icra ediyor, kamuoyunu sizlerin aracılığıyla ilk elden bilgilendiriyoruz. Bugün de 2024 yılında gerçekleştirdiğimiz faaliyetler hakkında sizleri bilgilendirecek, değerli görüşlerinizi alacak ve sorularınızı cevaplayacağız. Stratejik önemi yüksek olan ülkemiz; aynı zamanda çatışma ve ihtilafların çevrelediği bölgenin tam kalbinde yer almaktadır. Yakın coğrafyamızdan başlamak üzere bölgesel ve küresel gerilimlerin arttığı, istikrarsızlığın ve belirsizliğin hat safhaya çıktığı bir güvenlik ortamından geçiyoruz. Bu kritik dönemde ülkemiz; güvenlik, huzur ve barışı önde tutan çok yönlü ve etkin bir savunma ve güvenlik politikası takip ediyor. Çok boyutlu ve karmaşık hâle gelen mevcut güvenlik ortamı ve bölgemizdeki kaotik gelişmeler, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin her an harekâta hazır, etkin ve caydırıcı bir güç olmasını ve bu gücünü pekiştirmesini zorunlu kılmaktadır. Böylesine hassas bir süreçte, görev ve sorumlulukları artan Millî Savunma Bakanlığımız ve Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; - Tüm tehdit ve tehlikelere karşı ülkemizin ve asil milletimizin savunma ve güvenliğini sağlamak için aralıksız çalışmakta, - İstiklal Harbimizden bu yana en yoğun, en kapsamlı ve en etkili faaliyetlerini icra etmekte, - Terörle mücadelede, hudut güvenliğinde, yurt içi ve yurt dışında icra edilen faaliyetlerde elde edilen başarı ve etkinliğin çıtasını, her geçen gün daha da yukarılara taşımaktadır. YILBAŞINDAN BU YANA 2 BİN 939 TERÖRİSTİ ETKİSİZ HÂLE GETİRDİK Sizlerin de bildiği gibi Silahlı Kuvvetlerimizin en çok odaklandığı, enerjisini ve zamanını en çok harcadığı konu terörizmle mücadeledir. Terörle mücadelede yaptığımız konsept değişikliğiyle “terörü kaynağında yok etme” anlayışını uygulamaya koyduk. Geçmişte yürütülen “sınırlı hedefli ve süreli” askerî harekâtların yerine bugün artık, “sürekli ve kapsamlı” operasyonlarla terör örgütüne ağır darbeler vuruyoruz. Sahanın gerekliliğine uygun, alışılmadık, öngörülemez, süratli ve sürekli icra esaslarında gerçekleştirdiğimiz operasyonlarla; Irak ve Suriye’nin kuzeyi dâhil bu yılın başından itibaren 2.939 teröristi etkisiz hâle getirdik. Ayrıca, yıl içerisinde 99 terörist de teslim olmuştur. Terör örgütünün eylem ve hareket kapasitesinin sıfırlanması için gözümüzün değmediği, ayağımızın basmadığı yer bırakmıyor, alandaki hâkimiyetimizi her geçen gün geliştiriyoruz. Nihai hedefimiz; Irak ve Suriye sınırlarımız boyunca Türkiye’ye tehdit olabilecek tüm terörist faaliyetleri kaynağında yok etmek ve terör belasını milletimizin gündeminden tamamen çıkarmaktır. Bu vesileyle - Terörle mücadelede elde edilen başarılarda en büyük paya sahip olan aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyor, - Bugüne kadar terörle mücadelede emeği geçen, katkı sağlayan bütün devlet büyüklerimize, komutanlarımıza, Türk Silahlı Kuvvetleri personeline teşekkür ediyor, saygı ve şükranlarımı sunuyorum. PENÇE-KİLİT OPERASYONU İLE 1.136 TERÖRİST ETKİSİZ HÂLE GETİRİLDİ 17 Nisan 2022’de Irak’ın kuzeyinde başlatılan Pençe-Kilit Operasyonu’nda kahraman ordumuzun büyük cesaret, fedakârlık ve yoğun gayretleriyle Zap’ta kilidi kapattık. Irak sınırımızın tamamının emniyetini sınır ötesinden tesis ettik. Terör örgütü tarafından önemsenen ve Suriye ile Kandil arasında kilit konumda olan bu bölgede 1.136 teröristi etkisiz hâle getirdik. Ayrıca, Pençe-Kilit Harekâtı’nda bugüne kadar toplam 3.158 Mayın ve El Yapımı Patlayıcı imha edilmiş, 1.327 mağara ve sığınak kullanılamaz hâle getirilmiş, 957’si ağır silah olmak üzere 2.421 muhtelif silah ve bu silahlara ait 910 binden fazla mühimmat ele geçirilmiştir. Bölgedeki operasyon ve faaliyetlerimiz aynı azim ve kararlılıkla devam etmektedir. Öte yandan Sayın Cumhurbaşkanımızın 22 Nisan’da Bağdat ve Erbil’e gerçekleştirdiği ziyaretlerin, Türkiye-Irak ilişkilerinde bir dönüm noktası olduğunu düşünüyoruz. Terörle mücadelede ülkelerimiz arasındaki iş birliğini kalıcı hâle getirmek için görüşmelere devam ediyoruz. Bu kapsamda ülkemiz ile Irak arasında sonuncusu Bağdat’ta düzenlenen Yüksek Düzeyli Güvenlik Mekanizması toplantılarının dördüncüsünü, 15 Ağustos’ta Ankara’da icra ettik. Irak Savunma Bakanı ile “Askerî, Güvenlik İş Birliği ve Terörle Mücadeleye Dair Mutabakat Zaptı”nı imzaladık. PKK’yı kendi problemi olarak da görmeye başlayan Irak’ın PKK terör örgütünü “yasaklı örgüt” ilan etmesi yönünde aldığı kararı memnuniyetle karşılıyor, en kısa sürede “terör örgütü” olarak da ilan etmesini bekliyoruz. SURİYE’NİN BİRLİĞİNİ VE TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜNÜ DESTEKLİYORUZ Öncelikle belirtmek isterim ki, Suriye’de yaşanan olayların maddi, manevi, sosyal ve toplumsal yükünü en fazla çeken ülke Türkiye’dir. Malumunuz DEAŞ, ardından da PKK/KCK-PYD/YPG-SDG terör örgütü Suriye’deki güç boşluğundan yararlanarak bölgede terör devleti kurmaya çalıştılar. Suriye’de icra ettiğimiz harekâtlarla terör örgütünü engelledik ve sınırlarımızın güvenliğini sağladık. Bölgede yaşayan veya göç etmiş olan Suriye vatandaşları için güvenli ve istikrarlı bir yaşam alanı oluşturduk. Suriye’deki son gelişmeleri en başından itibaren bölgedeki muhataplarımızla iş birliği ve koordinasyon içerisinde yakından takip ediyoruz. Suriye’nin birliği ve toprak bütünlüğünü destekliyor, terörle mücadeleye ise büyük önem ve öncelik veriyoruz. SURİYE’DEKİ SON GELİŞMELERDE BİR DAHLİMİZ YOK Yaşanan son gelişmeler ve ortaya çıkan durum; muhalefetin talepleri ve rejimin bunları dikkate almaması, keza rejimin kendisine iyi niyetle uzatılan eli tutmaması nedeniyle uzun süredir çözülemeyen ve Suriye’nin iç dinamiklerinden kaynaklanan sorunlardı. Yerel unsurların bu faaliyetlerinin öncesinde veya herhangi bir aşamasında ülkemizin bir dahli olmamıştır. Ayrıca Suriye Millî Ordusunun Suriyeli muhaliflerden meydana geldiğini, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarında Suriye’deki ihtilafın bir tarafı olarak açıkça kabul edilen Suriye Geçici Hükümetinin bir parçası olduğunu ve bu hükümetin Savunma Bakanlığının emri altında çalıştığını da vurgulamakta yarar var. Bu kapsamda; - Suriye’nin toprak bütünlüğüne, egemenliğine ve bölgemizin güvenliğine yönelik ağır tehdit oluşturan PKK/YPG terör örgütünün bölgedeki belirsizlikten faydalanmasına asla izin vermeyeceğimizi, Bölgede varlık gösteren terör örgütleriyle mücadele konusundaki tutumumuzun net olduğunu bir kez daha ifade etmek istiyorum. SURİYE’NİN ARTIK MÜREFFEH BİR ÜLKE OLMA VAKTİ GELDİ Şimdi Suriye’de ortaya yeni bir durum ve gerçeklik çıktı. Suriye’nin artık; istikrarlı, demokratik ve siyasi açıdan birleşmiş müreffeh bir ülke olma vakti gelmiştir. Bunun için bizler de Suriye’de kapsayıcı bir anayasanın kabulü, serbest seçimlerin yapılması, tam normalleşme ve güvenlik ortamının sağlanması konusunda elimizden gelen her türlü desteği vereceğiz. Bu çerçevede Suriye’de 2254 sayılı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Kararı temelinde kalıcı siyasi çözüme ulaşılacağına da inanıyoruz. HUDUTLARDA 93 BİN 349 KİŞİNİN GEÇİŞİ ENGELLENDİ Hudut hattımızda dünya standartlarında ve teknoloji yoğunluklu sistemler etkin şekilde kullanılıyor. Meydana gelen teknolojik gelişmeler ile tedbirlerimizi geliştiriyoruz. Böylelikle hudutlarımızda kaçak geçişlere asla imkân tanımıyoruz. Hâlen hudutlarımızda 8 Hudut Tugayımız, 6 Hudut Alayımız olmak üzere toplam 60 bin personel de görev yapıyor. 1 Ocak 2024’ten itibaren hudutlarımızda 93 bin 349 kişinin geçişi engellenmiş, yakalanan 13 bin 551 düzensiz göçmen ile 280 terörist ve 801 kilogram uyuşturucu madde kolluk kuvvetlerine teslim edilmiştir. Tüm bunlara rağmen hudutlarımızla ilgili daha önce de karşılaştığımız gibi farklı ülke ve zamanlarda çekilmiş, eski ve benzer görüntülerle özellikle sosyal medya üzerinden kamuoyu yanıltılmaya ve Türk Silahlı Kuvvetlerimiz yıpratılmaya çalışılmıştır. Yakın zamanda Van-İran sınırımıza bir basın turu düzenledik. Katılan tüm basın mensupları alınan tedbirlerden çok etkilendiklerini belirttiler. TÜRKİYE İLE BİRLİKTE OLANLAR KAZANDI Türkiye; Sayın Cumhurbaşkanımızın stratejik öngörüsü ile son yıllarda savunma ve güvenlik alanında önemli adımlar atarak bölgesinde ve dünyada etkin bir konuma ulaştı. Bölgesel ve küresel barış için öncü bir rol üstlenen Türk Silahlı Kuvvetlerimiz de birçok coğrafyada kardeş, dost ve müttefik ülkelerin haklı davalarına destek olmayı sürdürmektedir. Samimi bir yaklaşımla desteklediğimiz kardeş ve dost ülkeler, Türkiye benzeri bir silahlı kuvvetler yapısını kurmamızı talep ediyorlar. Dostlarımızın bu tutumları, güvenlik ve istikrarın tesisine yönelik küresel ölçekte ortaya koyduğumuz gayretin ne denli başarılı olduğunun da bir göstergesidir. Türkiye ile birlikte olanlar kazanacak demiştik. 2024, Türkiye ile birlikte olanların kazandığı bir yıl oldu. 2025, bu gerçeğin perçinlendiği bir yıl olacak diye düşünüyoruz. AZERBAYCAN’A HER TÜRLÜ DESTEĞİ VERİYORUZ İfade etmiş olduğum uluslararası misyonlarımız çerçevesinde en başta kederde ve kıvançta bir ve beraber olduğumuz Can Azerbaycanlı kardeşlerimizin haklı davalarına her türlü desteği verdik, veriyoruz. Bugün, Karabağ’ın tamamında şanlı Azerbaycan bayrağının dalgalanmasından büyük bir memnuniyet duyuruyoruz. “Tek Millet, İki Devlet” anlayışıyla sarsılmaz bağlara sahip ilişkilerimizi, başta savunma sanayi ve askerî iş birliği olmak üzere, daha üst seviyelere taşımak için aralıksız gayret gösteriyoruz. Öte yandan Kafkasya’da güvenlik ve huzurun tesisi, Azerbaycan ve Ermenistan arasında kapsamlı ve kalıcı bir barış antlaşmasından geçmektedir. Bu konuda iki ülkenin gösterdikleri çabayı ve son dönemde katettikleri ilerlemeyi memnuniyetle karşılıyoruz. AMACIMIZ İSTİKRAR İÇİNDE TEK BİR LİBYA’NIN OLUŞUMUNA KATKI SUNMAK Yakın bağlarımızın olduğu bir diğer ülke ise Libya’dır. Dost ve kardeş Libya ile son yıllardaki iş birliğimiz artarak devam etmektedir. Bu kapsamda askerî eğitim, yardım, iş birliği ve danışmanlık faaliyetleriyle Libyalı kardeşlerimize destek sağlıyoruz. Amacımız, toprak bütünlüğünü ve siyasi birliğini sağlamış; barış, huzur ve istikrar içerisinde yaşayan tek bir Libya’nın oluşumuna katkıda bulunmaktır. Tek Libya hedefine katkı sağlayan her adımı önemli ve değerli buluyoruz. Nitekim son olarak 28 Kasım’da davetimiz üzerine 5+5 Ortak Askerî Komisyonu ile Ankara’da heyetler arası bir görüşme gerçekleştirdik. SOMALİ’YE DENİZ GÜVENLİĞİ ALANINDA DA DESTEK VERECEĞİZ Türkiye olarak Afrika’nın huzur ve istikrarına büyük önem veriyor, Afrikalı dostlarımızla ilişkilerimizi daha da geliştirmeyi hedefliyoruz. Dost ve kardeş ülke olarak gördüğümüz Somali’de güvenlik ve istikrarın sağlanmasına yönelik olarak eğitim, danışmanlık ve destek kapsamında icra ettiğimiz faaliyetler artarak devam ediyor. Somali ile 8 Şubat’ta imzaladığımız İş Birliği Anlaşması ile şu ana kadar yapılan faaliyetlerimizin geliştirilmesi hedeflenmektedir. Somali’nin isteği üzerine terörle mücadele konusunda kendilerine verdiğimiz desteği deniz güvenliği alanında da vermeye başlayacağız. Bu amaçla Oruç Reis Sismik Araştırma Gemimiz, donanma gemilerimizin (TCG Gökova ve TCG Gediz, TCG Ütğm. Arif Ekmekçi) refakat ve korumasında Somali’de görevlerine devam etmektedir. Öte yandan Çarşamba günü, Sayın Cumhurbaşkanımızın arabuluculuğunda Somali ve Etiyopya arasında tarihî bir uzlaşmaya da ev sahipliği yaptık. KATAR’DA DENİZ VE HAVA UNSUR KOMUTANLIKLARIMIZI TEŞKİL ETTİK Etkin bir şekilde faaliyetlerimizi yürüttüğümüz bölgelerden biri de Basra Körfezi’dir. Nitekim dost ve kardeş ülke Katar’da konuşlu Türk-Katar Birleşik Müşterek Kuvvet Komutanlığımız vasıtasıyla Katar Silahlı Kuvvetlerinin savunma kabiliyetlerinin geliştirilmesini desteklemeye devam ediyoruz. Son olarak Katar’da Deniz ve Hava Unsur Komutanlıklarımızı teşkil ederek bölgede yeni bir sorumluluk üstlendik. Böylece birliklerimiz; bölgesel deniz ve hava güvenliği için caydırıcı bir unsur olurken, aynı zamanda dost Katar Deniz ve Hava Kuvvetlerinin imkân ve kapasitesini daha da geliştirecektir. 89 ÜLKE İLE ASKERÎ ANLAŞMALAR YAPTIK Bu çalışmalarımızın yanı sıra millî menfaatlerimiz doğrultusunda ve ikili ilişkilerimizin geliştirilmesi kapsamında çok sayıda kardeş, dost ve müttefik ülke ile askerî çerçeve, eğitim, iş birliği ve yardım anlaşmaları da imzaladık. Bu bağlamda, bugüne kadar 89 ülke ile Askerî Çerçeve Anlaşması, 65 ülke ile Askerî Eğitim İş Birliği Anlaşması, 33 ülke ile Askerî Mali İş Birliği Anlaşması ve Nakdî Yardım Uygulama Protokolü imzalanmıştır. Ayrıca, 42 ülke ile Askerî Çerçeve Anlaşması ve 13 ülke ile Askerî Eğitim İş Birliği Anlaşması ve 14 ülke ile de Askerî Mali İş Birliği Anlaşması ve Nakdî Yardım Uygulama Protokolü’nün imzalanmasına yönelik müzakere süreci devam etmektedir. Bunların yanı sıra yeni anlaşmalar imzalamaya ve eski tarihli anlaşmaları güncellemeye yönelik gayretlerimiz de devam etmektedir. 2024’TE 74 ÜLKE İLE 216 GÖRÜŞME YAPTIK Tüm bunlarla birlikte 74 ülke ile ikili ve çoklu yüz yüze ve telefon görüşmeleri olarak 216 görüşme gerçekleştirildi. 28 yurt dışı ziyaret icra edildi, 24’ü Savunma Bakanı olmak üzere 55 görüşme yapıldı. 158 yabancı zevatı kabul ettik. 3 Savunma Bakanı ile telefon görüşmesi gerçekleştirdik. Ayrıca, 3 yurt dışı, 21 yurt içi olmak üzere 24 birlik ziyareti gerçekleştirdik. YUNANİSTAN İLE İLİŞKİLERDE TANSİYONUN YÜKSELMEMESİ İÇİN GAYRET SARF EDİYORUZ Yunanistan ile ilişkilerimize baktığımızda ise son dönemde iki ülke arasındaki ilişkileri yapıcı bir yaklaşımla ilerletmeyi hedefleyen ortak bir tutum mevcuttur. Biz de bu sürecin barış ve huzur içinde devamına yönelik gerekli tedbirleri alıyor, tansiyonun yükselmemesi için gayret sarf ediyoruz. Diğer yandan, Yunanistan ile aramızdaki güveni artırmayı amaçlayan Güven Artırıcı Önlemler Toplantıları ve bunun sonucu olarak gerçekleştirilen karşılıklı üst düzey ziyaret ve faaliyetler de devam etmektedir. Akdeniz ve Ege Denizi’ni ilgili tüm tarafların meşru menfaatlerine saygı duyulan, iş birliği içerisinde bir istikrar ve refah bölgesi olarak görmek istiyoruz. Tabii barışçıl bir çözüm için çaba gösterirken millî menfaatlerimizden asla taviz vermeyeceğimizi ve bu konuda kararlılığımızın tam olduğunu da vurgulamak isterim. KIBRIS TÜRKÜ’NÜN GÜVENLİĞİ İÇİN HER TÜRLÜ TEDBİRİ ALMA KARARLILIĞIMIZ TAMDIR Millî meselemiz olan Kıbrıs konusunda ise bugüne kadar ortaya konulan çözüm yöntemlerinden, maalesef bir sonuç elde edilememiştir. Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 50’nci yıl dönümünde şunu rahatlıkla ifade edebiliriz ki, 50 yıldır Ada'ya (hem soydaşlarımıza hem de Rumlara) barış ve huzur ortamı gelmiş, akan kan durmuştur. Kıbrıs Adası’nda dengeleri bozabilecek ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin güvenliğine tehdit oluşturabilecek her türlü gelişmeyi yakından takip ediyoruz. Orta Doğu’da yaşananlar sonrası Kıbrıs adasında son dönemde artan hareketlilik ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin silahlanma faaliyetleri Ada’daki hassas dengeye zarar vermektedir. Malumunuz son olarak ABD ile GKRY arasında “Savunma İş Birliğine İlişkin Yol Haritası” anlaşması yapıldı. Bu tutum ABD’nin Kıbrıs Adası’na yönelik tarafsızlığına zarar vermektedir. ABD’nin 2020 yılında aldığı, 2022’de kapsamını genişlettiği ve 2023’te uzattığı GKRY’ye yönelik silah ambargosunu kaldırma kararını, 1 Ekim 2024 itibarıyla bir yıllığına yeniden uzatacağını açıklaması da kabul edilemez bir durumdur. Ada’da tek ve kesin çözüm; Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsünün tescil edilmesidir. Türkiye’nin; geçmişte olduğu gibi bugün ve yarın da Kıbrıs Türklerinin güvenliğini, huzurunu ve refahını korumak için her türlü askerî ve siyasi tedbiri alma kararlılığı tamdır. İSRAİL DEVLET TERÖRÜ UYGULUYOR Krizin en başından bugüne kadar, yalnızca bölgedeki değil dünyadaki herkesin güven ve huzuru için acil ve kalıcı ateşkes sağlanarak çatışmaların bir an önce sona erdirilmesi gerektiğini savunuyoruz. İsrail bugüne kadar alınmış kararlara rağmen, bölgede haksız ve hukuksuz uygulamalarına, masum sivilleri, özellikle çocukları hedef alan katliamlarına devam etmekte, Filistinlilere devlet terörü uygulamaktadır. Öte yandan, İsrail’in Lübnan’a yönelik son saldırıları ve İran ile yaşadığı gerginlik tüm bölgenin kaosa sürüklenme tehlikesini artırmış, İsrail saldırılarının Gazze ile sınırlı kalmayacağı, bölge geneline yayılacağı endişemizin ne kadar haklı olduğunu da göstermiştir. Zira İsrail, işgalci zihniyetini her fırsatta ve gittikçe artan bir saldırganlık ve hukuk tanımazlıkla ortaya koymaktadır. Öyle ki Suriye’de meydana gelen son gelişmeler sonrası İsrail’in Golan tepeleri bölgesindeki yeşil hattı işgali ve Şam’a yönelik saldırıları, bu konudaki haklılığımızın son göstergeleridir. Uluslararası camianın bölgeyi büyük bir tehlikeye sürükleyen bu saldırgan devlete karşı daha da somut adımları bir an önce atması gerekmektedir. Bir kez daha vurgulamak isterim ki; Orta Doğu’da kalıcı barış ve istikrar için 1967 sınırları temelinde başkenti Doğu Kudüs olan egemen, bağımsız ve coğrafya bütünlüğüne sahip bir Filistin Devleti’nin kurulması şarttır. Öte yandan İsrail’in saldırganlığı altında zor durumda kalan Gazze’ye ve Lübnan’a insani yardımlarımızı ulaştırmaya devam ediyoruz. Bu kapsamda, 19 uçak ve 11 gemi ile 275 bin ton yardım malzemesi bölgeye gönderilmiştir. Ayrıca 10 Ekim’de, çok az sayıda ülkenin yapabileceği çok önemli bir tahliye operasyonunu, Beyrut Limanı’ndan gerçekleştirdik. RUSYA-UKRAYNA SAVAŞININ SONLANDIRILMASI İÇİN ÇOK YÖNLÜ ÇABALARIMIZI SÜRDÜRÜYORUZ Karadeniz’de ise Rusya ve Ukrayna arasındaki savaş nedeniyle hassasiyet devam etmektedir. İki komşumuz arasındaki bu savaşın sonlandırılması için Türkiye olarak en başından itibaren ortaya koyduğumuz çok yönlü çabalarımızı sürdürüyoruz. Barış olacaksa yine iki tarafla da görüşebilen tek lider olan Sayın Cumhurbaşkanımızın girişimleriyle olacaktır. Karadeniz’e en uzun kıyı şeridine sahip ülke olarak bölgesel sahiplik yaklaşımımızın her zaman altını çiziyor, bu yaklaşımımız çerçevesinde faaliyetlerimizi yürütüyoruz. Bu doğrultuda Karadeniz’de gerginliği azaltan ve dengeyi tesis eden Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni dikkatle, sorumlu, tarafsız ve tavizsiz bir biçimde uyguladık, uygulamaya devam ediyoruz. Aynı şekilde NATO Müttefiklerimiz; Bulgaristan ve Romanya ile birlikte tesis ettiğimiz Karadeniz Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu ile Karadeniz’deki güvenliğe katkılar sağlıyoruz. Temennimiz, tüm dünyayı etkileyen ve yaklaşık üç yıldır devam eden bu savaşın bir an önce son bulmasıdır. NATO’YA KATKI SAĞLAMAYA DEVAM EDİYORUZ Türkiye; NATO İttifakı’na katıldığı günden bu yana üstlenmiş olduğu tüm görevleri başarıyla yerine getirmeye; NATO’nun ikinci büyük ordusu olarak NATO kuvvet yapısına, misyon, operasyon ve karargâhlarına katkı sağlamaya devam etmektedir. Bu kapsamda Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; - 10 Ekim 2023’te bir yıl süreyle komutasını devraldığı Kosova Barış Gücü (KFOR) Komutanlığı görevini uluslararası sorumluluğun gerektirdiği tam bir tarafsızlık ve şeffaflık içerisinde başarıyla yerine getirmiş, - 18 Ekim 2024’te üstlendiği KFOR Komutan Yardımcılığı görevini devralmış, - 1 Aralık 2024-1 Aralık 2025 tarihleri arasında 65’inci Mekanize Piyade Tugayı Komando Taburumuz ile KFOR İhtiyat Taburu görevini, - 1 Temmuz 2024’te; 4 yıl süreyle üstlendiğimiz Karadeniz Müşterek Görev Kuvveti (CTF BLACK) ile yine 1 yıl süreyle üstlendiğimiz Akdeniz Müşterek Görev Kuvveti (CTF MED) Komutanlıklarını, - 24 Temmuz 2024’te 7’nci kez devraldığı deniz haydutluğuna karşı Birleşik Görev Kuvveti (CTF-151) komutasını, - 3 Aralık 2024’te Kanada Deniz Kuvvetlerinden devraldığı NATO Daimî Deniz Görev Grubu-2’nin komutasını başarıyla sürdürülmektedir. Ayrıca, NATO Daimî Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu-2’nin komutasını da 16 Aralık’ta, 6 aylığına devralınacaktır. Bosna Hersek’teki Avrupa Birliği Gücü Althea Harekâtı Manevra Bölüğü rotasyonu kapsamında ise bir motorlu piyade bölüğümüz 1 Ocak 2025 tarihi itibarıyla İtalya’dan görevi devralacak ve 30 Haziran 2026’ya kadar 18 ay süreyle görevini sürdürecektir. TSK 2024’TE 140 TATBİKATI BAŞARIYLA İCRA ETTİ Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, hâlihazırda yürüttüğü tüm operasyonları ve görevlerinin yanı sıra; etkinlik ve caydırıcılığını daha da artırmak için ulusal ve uluslararası eğitim ve tatbikat faaliyetlerini de aralıksız sürdürmektedir. 1 Ocak’tan itibaren 39’u NATO, 32’si Millî, 48’i Davet ve 21’i Özel olmak üzere toplam 140 tatbikat başarıyla icra edilmiştir. 2024 yılında; Kara Kuvvetlerimiz, 10 bölgede aynı anda harekât icra etmiş ve etmekte, Deniz Kuvvetlerimiz, 125 bin 766 saat seyir gerçekleştirmiş, Hava Kuvvetlerimiz, 72 bin 965 sorti, 143 bin 726 saat uçuş yapmış, Farklı coğrafyalarda 70 bin personel ile 20 görev icra edilmektedir. 35 BÜYÜK ORMAN YANGINI SÖNDÜRMEK İÇİN 114 HELİKOPTER İLE DESTEK SAĞLADIK Bakanlığımız tüm bu faaliyetlerinin yanı sıra, yaşanan afet ve acil durumlarda, diğer kamu kurum ve kuruluşlarından gelen talepler çerçevesinde arama, kurtarma, ulaştırma, güvenlik, barınma ve iaşe desteği de sağlamaktadır. 1 Mayıs-30 Kasım 2024 (yangın mevsimi) tarihleri arasında Orman Genel Müdürlüğünün talebine istinaden 35 büyük orman yangınına 114 helikopter ile 3.558 sorti ve 7 bin tondan fazla su atımı yapılarak destek sağlanmıştır. MİLLÎ TEKNOLOJİ HAMLESİ, ÜLKEMİZ İÇİN ELZEMDİR Savunma sanayii alanında güçlü ve bağımsız olmayan milletlerin geleceğe güvenle bakabilmeleri mümkün değildir. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliği ve teşvikiyle mütemadiyen geliştirilen yerli ve millî savunma sanayii ürünü silah sistemleriyle Türk Silahlı Kuvvetlerimizin imkân ve kabiliyetleri her geçen gün daha da artırılmaktadır. Bu anlayışla başlatılan ve üzerinde hassasiyetle durduğumuz “Millî Teknoloji Hamlesi”, egemenlik ve bağımsızlığımız için vazgeçilmez olduğu gibi ülkemizin jeopolitik ve stratejik konumu itibarıyla da elzemdir. Savunmamız ne kadar güçlü ve bağımsızsa, yarınlarımız o kadar güvenlidir. Bugün insansız kara, deniz ve hava araçlarından helikopterlere, silah ve akıllı mühimmatlardan füzelere, hava savunma ve elektronik harp sistemlerine kadar geniş bir yelpazede ihtiyacımız olan teknolojileri, yerli ve millî olarak tasarlayıp üretiyor ve çok sayıda ülkeye de ihraç ediyoruz. Tasarımdan üretime kendi imkânlarımızla geliştirdiğimiz sistemleri kardeş, dost ve müttefik ülkelere de ihraç ederek ekonomimize de önemli katkılar sağlıyoruz. Bu kapsamda büyük bir başarıyla hizmet veren ve dünya klasmanında takdir gören silahlı/silahsız insansız hava sistemlerimiz; Akıncı, TB-2,TB-3, Aksungur, Anka ve üretimi devam eden Kızılelma ve Anka-3’ün yanı sıra; - Temel eğitim ve hafif taarruz uçağımız “HÜRKUŞ”, - Jet eğitim uçağımız “HÜRJET”, - Genel maksat helikopterimiz “GÖKBEY” ve taarruz helikopterimiz ATAK, - İlk yerli ve millî savaş uçağımız KAAN, - Ana Muharebe Tankımız ALTAY, - MİLGEM projesi kapsamında üretilen korvetler, - Millî Denizaltı (MİLDEN Projesi), - İSTİF sınıfı fırkateynler ve özellikle TCG ANADOLU ülkemizin savunma sanayi atılımlarının en somut örnekleridir. Son olarak geçtiğimiz ay Bayraktar TB-3’ün, millî gururumuz ve donanmamızın amiral gemisi TCG Anadolu’dan ilk kalkış ve inişini başarıyla gerçekleştirmesi de / yerli ve millî savunma sanayindeki adımlarımızın en son örneğidir. Ayrıca, Dizayn Proje Ofisimiz tarafından, yerli ve millî olarak tasarlanan ve üretilen Ada Sınıfı korvetlerimiz ve İstanbul firkateynimizden sonra / 3’üncü proje olan TF-2000 hava savunma harbi muhribi ile 4’üncü proje olan millî uçak gemisinin tasarım faaliyetleri de başarıyla devam etmektedir. Önümüzdeki yılın ilk aylarında, bu iki proje kapsamında sac kesme faaliyetlerinin de yapılmasını planlıyoruz. Öte yandan uzun menzilli hava savunma sistemleri (SİPER), füze teknolojileri ve elektronik harp sistemleri gibi kritik savunma sanayi projelerimizde de önemli aşamalar kaydedilmiştir. Türk savunma sanayisinin önemli bir yapıtaşı olarak hayata geçirilmekte olan Çelik Kubbe; kısa, orta ve uzun menzilli hava savunma silah sistemlerimizin (KORKUT, HİSAR-A/HİSAR-O, GÖKDEMİR, SİPER) entegre biçimde görev yapmasını sağlayan, günümüzün tehditlerini bertaraf etme kabiliyetine sahip etkili ve katmanlı bir hava savunma mimarisidir. Bu “güvenlik şemsiyesi”ni inşa edecek teknolojik olgunluğa erişmiş durumdayız. #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

51,702 просмотров • 1 год назад

Millî Savunma Bakanlığının faaliyetlerine ilişkin Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı gerçekleştirildi. Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk tarafından icra edilen toplantıda şu bilgiler paylaşıldı: SON 1 HAFTADA 36 TERÖRİST ETKİSİZ HÂLE GETİRİLDİ Öncelikle asil milletimizin yeni yılını bir kez daha kutluyor; 2024 yılının ülkemize ve milletimize sağlık, mutluluk, huzur getirmesini ve Türkiye Yüzyılı hedefleri doğrultusunda başarılı bir şekilde geçmesini temenni ediyoruz. Millî Savunma Bakanlığımız; devletimizin bekası, ülkemizin savunma ve güvenliği için büyük bir azim ve kararlılıkla görev yapmaktadır. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz de; - Terörle mücadeleden hudutlarımızın güvenliğinin sağlanmasına, - Mavi ve Gök Vatanımızdaki hak ve menfaatlerimizin korunmasından uluslararası barış ve istikrara katkı sunmaya kadar üstlendiği tüm vazifeleri başarıyla yerine getirmektedir. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; tehditleri kaynağında bertaraf etmeyi öngören dinamik ve proaktif savunma ve güvenlik stratejimiz çerçevesinde başta PKK/KCK/PYD-YPG, DEAŞ ve FETÖ terör örgütleri olmak üzere her türlü tehdit ve tehlikeye karşı mücadelesini artan bir baskı ve yoğun bir tempoda sürdürmektedir. Bu kapsamda; Irak ve Suriye’nin kuzeyi dâhil, son bir haftada 36 terörist etkisiz hâle getirilmiş 2023 yılı dâhil etkisiz hâle getirilen terörist sayısı 2 bin 237’ye ulaşmıştır. Ayrıca Irak’ın kuzeyindeki Metina, Gara, Hakurk ve Asos’ta bulunan terör hedeflerine yönelik 29 Aralık’ta icra edilen hava harekâtlarıyla içerisinde sorumlu düzeyde teröristlerin de bulunduğu değerlendirilen mağara, sığınak, barınak ve depolardan oluşan toplam 24 hedef başarıyla imha edilmiştir. Azami oranda yerli ve millî mühimmat kullanılan harekâtlarda çok sayıda terörist etkisiz hâle getirilmiştir. Hedeflerdeki etki kıymetlendirmesi devam etmektedir. Terör inlerine tek tek girmeyi sürdüren kahraman Mehmetçik Irak’ın kuzeyinde başarıyla icra edilen Pençe-Kilit Operasyonu kapsamında; - Sağ ele geçirilen bir teröristin verdiği bilgiler doğrultusunda Zap bölgesinde -son dönemde tek seferde ele geçirilen en yüksek silah sayısı olan- 467 adet kullanılmamış AK-47 piyade tüfeği ile birlikte çok sayıda mühimmat ve askerî teçhizat, - Yine arama-tarama faaliyetlerinde tespit edilen mağarada ise piyade ve keskin nişancı tüfekleri, makineli tüfek, bunlara ait çok sayıda mühimmat, el bombaları ile muhtelif yaşam malzemesi ele geçirilmiştir. Pençe-Kilit Harekâtı’nda bugüne kadar 717 terörist etkisiz hâle getirilmiş, değişik çaplarda toplam 1.887 silah ve 792 bin 545 mühimmat ele geçirilmiş, 2 bin 582 mayın/el yapımı patlayıcı tespit ve imha edilmiş, 849 mağara/sığınak kullanılamaz hâle getirilmiştir. Teröristler kendilerini bekleyen sondan kaçamayacak, hâlihazırda üs bölgelerinde ve hudutlarımızda zorlu iklim/arazi şartlarında kahramanlık ve fedakârlıkla görev yapan Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; terörle mücadelesine, tüm terör inleri yıkılıp tek bir terörist kalmayıncaya kadar aynı kararlılıkla devam edecektir. Bu vesileyle Sarıkamış şehitleri başta olmak üzere bütün şehitlerimizi ve ebediyete intikal eden kahraman gazilerimizi bir kez daha rahmet ve minnetle yâd ediyoruz. SURİYE’DE 27 TERÖRİST ETKİSİZ HÂLE GETİRİLDİ İstikrarın bir an önce tesis edilmesi, Suriyelilerin emniyetli bir ortama geri dönüşlerinin sağlanması için çalışmalarımızın devam ettiği Suriye’de, harekât alanlarımızda tesis edilen güvenlik ve huzur ortamını bozmaya yönelik taciz ve saldırı girişimleri meydana gelmektedir. Nitekim son bir haftada 30 taciz ve saldırı gerçekleştirilmiş, anında ve misliyle verilen karşılık ile 27 terörist etkisiz hâle getirilmiştir. Böylece 1 Ocak 2023’ten itibaren gerçekleştirilen taciz ve saldırı sayısı 526’ya etkisiz hâle getirilen terörist sayısı ise 1.529’a ulaşmıştır. HUDUTLARDA 118 ŞAHIS YAKALANDI Yoğun ve etkin tedbirlerle güvenliği sağlanan hudutlarımızda; - Son bir haftada yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 118 şahıs yakalanmış, 2 bin 113 şahıs ise hududu geçemeden engellenmiştir. - Böylece 2023 yılı başından bugüne kadar hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 13 bin 758’e yükselmiştir. Hududu geçemeden engellenen kişi sayısı da 209 bin 402 olmuştur. GAZZE İLE İLGİLİ İNSANİ VE ADALETLİ TUTUMUMUZU SÜRDÜRÜYORUZ Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, başta Kıbrıs olmak üzere Azerbaycan, Libya, Kosova, Bosna Hersek, Katar, Somali ve daha birçok coğrafyada başarıyla görev yapmakta; kardeş, dost ve müttefik ülkelerin haklı davalarına destek vermeyi sürdürmektedir. Gazze ile ilgili ilk günden bu yana sergilediğimiz insani ve adaletli tutumumuzu bugün de sürdürüyoruz. İsrail’in işgali son bulmadan sorunun çözülemeyeceğini; egemen ve bağımsız Filistin devletinin bir an önce kurulması gerektiğini tekrar ifade ediyoruz. Sayın Bakanımız yılın son gününde; - Beraberinde Türk Silahlı Kuvvetleri Komuta Kademesi ile Adana’daki 10’uncu Tanker Üs Komutanlığı, Doğu Akdeniz’de görev yapan TCG GÖKOVA fırkateyni ile Kilis Çıldıroba’da bulunan Müşterek Özel Görev Kuvvet Komutanlığında inceleme, denetleme ve ziyaretlerde bulunarak Mehmetçiklerimizin yeni yılını kutlamış, - 3 Ocak’ta ise İtalya’nın Ankara Büyükelçisini kabul etmiştir. TSK, EĞİTİM VE TATBİKATLARA DEVAM EDİYOR Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, hâlihazırda yürüttüğü tüm operasyonları ve görevlerinin yanı sıra; - Karada, denizde ve havadaki etkinlik ve caydırıcılığını daha da artırmak, - Personelinin niteliklerini geliştirmek maksadıyla ulusal ve uluslararası eğitim ve tatbikat faaliyetlerini de aralıksız sürdürmektedir. Bu kapsamda, - 3 Ocak’ta NATO Güvence Tedbirleri kapsamında Havadan İhbar Kontrol uçağımız tarafından Romanya hava sahasında uçuş görevi başarıyla icra edilmiştir. - 7-16 Ocak 2024 tarihleri arasında ise Marmara ve Ege Denizi ile Doğu Akdeniz’de DENİZKURDU-I Tatbikatı’nın icra edilmesi planlanmaktadır. Diğer taraftan; - Arnavutluk Deniz Kuvvetlerine ait ALS BUTRINTI ile Almanya Deniz Kuvvetleri unsuru FGS OLDENBURG tarafından İzmir’e, - Almanya Deniz Kuvvetlerine ait FGS BADEN WUERTTEMBERG tarafından ise Mersin’e liman ziyaretleri gerçekleştirilmiştir. Ayrıca, Ankara’da icra edilen “88’inci Büyük Atatürk Koşusu Şampiyonası"nda Türkiye Şampiyonu olan TSK Spor Gücü Kır Koşusu Takımımızı bir kez daha kutluyoruz. Yine 100’üncü Yıl TÜBİTAK Bilim, Özel, Hizmet ve Teşvik Ödülleri kapsamında teşvik ödülüne layık görülen Millî Savunma Üniversitesi Deniz Harp Okulu Endüstri Mühendisliği Öğretim Üyesi Doçent Doktor Muhammet Deveci’yi bir kez daha kutluyor, kendisine çalışmalarında başarılar diliyoruz. MİNİ AKILLI MÜHİMMAT’IN, MİLKAR’IN VE HİSAR-O’NUN KABUL TESTLERİ TAMAMLANDI Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliği ve teşvikiyle mütemadiyen geliştirilen yerli ve millî savunma sanayi ürünü silah sistemleriyle Türk Silahlı Kuvvetlerimizin imkân ve kabiliyetleri her geçen gün daha da artırılmaktadır. Bu kapsamda; Kara Kuvvetleri Komutanlığımızca çeşitli miktarlarda “Mini Akıllı Mühimmat”, “Elektronik Taarruz Sistemi MİLKAR” ve “Hisar-O Füzesi”nin muayene ve kabul faaliyetleri tamamlanmıştır. Sayın Bakanımız, 3 Ocak’ta Sayın Cumhurbaşkanımızın başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen yerli ve millî savunma sanayimizin ulaştığı seviye, gelecek hedefleri ve kritik projelere ilişkin değerlendirmelerin yapıldığı Savunma Sanayii İcra Komitesi Toplantısı’na katılım sağlamıştır. Söz konusu toplantıda; - Askerî gemi projeleri kapsamında Uçak gemisi tasarım aşaması, - MİLGEM 9-10-11-12’nci gemileri, açık deniz karakol, yeni tip çıkarma ve yeni nesil mayın avlama gemileri ile millî hücumbotun inşası, - Envanterdeki İHA/SİHA’lara yenilerinin eklenmesi, yeni kabiliyetler kazandırılması ve lojistik desteklenebilirliğinin sağlanmasına yönelik projeler karara bağlanmıştır. Ayrıca; - Millî Muharip Uçak KAAN’ın gelecek dönem faaliyetleri, HÜRKUŞ uçaklarının ve GÖKBEY helikopterlerinin tedarikleri ile Havadan Erken İhbar ve Kontrol Uçaklarının lojistik gereksinimleri, - Yeni füze, radar, elektronik harp, haberleşme, muhtelif silah, mühimmat ve teçhizatlar, hava savunma sistemleri ile uydu ve uzay sistemleri gibi geniş bir yelpazede çok sayıda proje için de karar alınmıştır. ÖĞRENCİ VE PERSONEL TEMİNİ SÜRÜYOR Personel ve askerî öğrenci alım/temin faaliyetlerimiz planlandığı şekilde devam etmektedir. Bu kapsamda; - Millî Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı, Kuvvet Komutanlıkları ve Millî Savunma Üniversitesine Memur Temini ile Kariyer Uzman Yardımcısı Temini Duyuruları yayımlanmıştır. - Millî Savunma Üniversitesi Askerî Öğrenci Aday Belirleme Sınavı başvuruları ise 3-30 Ocak 2024 tarihleri arasında yapılabilecektir. Bakanlığımızda ve şanlı ordumuzda görev yapmak isteyenleri bekliyoruz. Sonuç olarak dünyanın en güçlü ordularından biri olan Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, asil milletimizin sevgisi ve güveninden aldığı ilhamla; - Bekamıza yönelen her türlü tehdit ve tehlikeyi bertaraf etmeye, - Ülkemizin savunma ve güvenliği için var gücüyle çalışmaya, - Üstlenmiş olduğu tüm görevleri, bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da başarıyla yerine getirmeye devam edecektir. Ayrıca Basın Meslek İlkeleri çerçevesinde; gece gündüz demeden her türlü şartta büyük bir özveri ile çalışan basın emekçilerimizin “10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü”nü şimdiden kutluyor, tüm basın mensuplarımıza çalışmalarında başarılar diliyoruz. #MillîSavunmaBakanlığı

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

87,524 просмотров • 2 лет назад

Millî Savunma Bakanlığının faaliyetleri başta olmak üzere gündemdeki konulara ilişkin Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı gerçekleştirildi. Millî Savunma Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk toplantıda basın mensupları ile şu bilgileri paylaştı: 3 PKK’LI TERÖRİST TESLİM OLDU Millî Savunma Bakanlığının tüm birlik ve kurumları; etkili ve önleyici savunma ve güvenlik politikamız doğrultusunda millî güvenliğimize ve varlığımıza yönelik tüm tehditleri bertaraf etmeye, birçok coğrafyada üstlendiği etkin ve yapıcı rollerle küresel güvenlik mimarisine katkı sunmaya devam etmektedir. Bekamıza yönelen tüm tehdit ve tehlikelere karşı mücadelesini kararlılıkla sürdüren Türk Silahlı Kuvvetlerimizin devam eden operasyon ve arama tarama faaliyetleri kapsamında son bir haftada; - 3 PKK’lı terörist teslim olmuş, - Pençe-Kilit başta olmak üzere operasyon bölgelerinde teröristlere ait barınak, sığınak ve mağaralarda tespit edilen çok sayıda silah, mühimmat ve yaşam malzemesi kullanılamaz hâle getirilmiştir. HUDUTLARDA 203 ŞAHIS YAKALANDI Tesis edilen kademeli güvenlik sistemiyle uluslararası standartlarda korunan hudutlarımızda; - Son bir hafta içerisinde, 1’i terör örgütü mensubu olmak üzere 203 şahıs yakalanmış, 1 Ocak’tan bugüne kadar yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 3 bin 83 olmuştur. - Son bir haftada engellenen 933 şahıs ile birlikte bu yıl içerisinde engellenen kişi sayısı da 40 bin 903’e ulaşmıştır. Suriye Harekât Alanlarında devam eden “tünel imha” faaliyetleri kapsamında bugüne kadar Tel Rıfat bölgesinde 176, Menbic bölgesinde ise 212 kilometre uzunluğundaki tüneller imha edilmiştir. SOMALİ MİLLÎ GÜNÜ KUTLU OLSUN Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; ikili ilişkiler ve uluslararası görevler kapsamında, geniş bir coğrafyada dünya güvenliği, barışı ve istikrarına önemli katkılar sağlamayı sürdürmektedir. Bu kapsamda, dost ve kardeş ülke Somali’nin Millî Günü’nü (1 Temmuz) bir kez daha kutluyoruz. “Tek ve Birleşik Libya” hedefi doğrultusunda, ulusal birliğin en kısa zamanda tesis edilmesini desteklediğimiz Libya’nın Doğu tarafından üç askerî teknik heyet 15-28 Haziran tarihleri arasında ülkemizi ziyaret ederek çeşitli karargâh, birlik ve eğitim kurumlarımızda incelemelerde bulunmuştur. Bu vesileyle Libya’da görev yaparken geçirdiği rahatsızlık sonucu 27 Haziran’da şehit olan kahraman silah arkadaşımız Hava Piyade Albay İsmail Haldun Maden’e bir kez daha Allah’tan rahmet diliyoruz. GAZZE’DE TOPLU KATLİAMLAR SON BULMALI İsrail yönetiminin 7 Ekim 2023’ten bu yana tüm dünyanın gözü önünde uluslararası hukuku ve insani değerleri yok sayan saldırı ve toplu katliamlarının son bulması gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz. İsrail’in, insani yardım bekleyen sivillere yönelik son dönemde yoğunlaşan saldırıları insanlıkla ve hukuki değerlerle bağdaşmamaktadır. Gazze’de yaşanan trajedinin bir an evvel son bulması için insani yardımlara izin verilmesi ve kalıcı ateşkes sağlanması önceliğimiz olmaya devam etmektedir. NATO GÖREVLERİNE KATKIMIZ SÜRÜYOR Ülkemiz, üyeliğinin 73’üncü yılında; - NATO’nun değerlerini ve sorumluluklarını paylaşmaya; aktif, yapıcı ve saygın bir üyesi olmaya devam etmekte, - NATO Kuvvet Modeline, harekât ve misyonlarına en çok katkı sağlayan ilk 5 müttefik arasındaki konumunu sürdürmektedir. NATO Müttefik Mukabele Kuvveti kapsamında 1 Temmuz’dan itibaren; - “Hava Komuta Kontrol Unsuru” görevi Eskişehir’de konuşlu Müşterek Kuvvet Hava Unsur Komutanlığımızca (TUR JFAC), - Amfibi Görev ve Çıkarma Kuvveti Komutanlığı görevi ise ilk kez Deniz Kuvvetleri Komutanlığımız tarafından bir yıl süreyle üstlenilmiştir. Diğer taraftan; NATO Kuvvet Yapısı kapsamında deniz harekât alanında yeni teşkil edilen beş Görev Kuvveti komutanlığından biri olan ve bir yıldır Deniz Kuvvetlerimiz tarafından deruhte edilen Akdeniz Görev Kuvveti Komutanlığı (CTF MED) görevi, Aksaz Deniz Üs Komutanlığımızda 1 Temmuz’da gerçekleştirilen törenle Fransa Deniz Kuvvetlerine devredilmiştir. Ayrıca, altı aydır büyük bir başarı ile yürüttüğümüz NATO Daimî Deniz Görev Grubu-2 (SNMG-2) ve NATO Daimî Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu-2’nin (SNMCMG-2) Komuta Devir Teslim Töreni yarın (4 Temmuz) Aksaz Deniz Üs Komutanlığımızda gerçekleştirilecek ve her iki görev grubunun komutası İtalya’ya devredilecektir. YUNANİSTAN İLE KARŞILIKLI ZİYARETLER GERÇEKLEŞTİRİLECEK Sayın Bakanımız; - 27 Haziran’da Genelkurmay Başkanımızın resmî davetlisi olarak Ankara’ya gelen Azerbaycan Genelkurmay Başkanı’nı, - Müteakiben Kara Kuvvetlerimizin 2234’üncü kuruluş yıl dönümü dolayısıyla Kara Kuvvetleri Komutanımız ile beraberindeki personeli, - 28 Haziran’da Katar Askerî Ataşesi’ni kabul etmiştir. - 30 Haziran’da Senegal Silahlı Kuvvetler Bakanı ile ikili savunma ve güvenlik ile savunma sanayisinde iş birliği konularının ele alındığı bir telefon görüşmesi gerçekleştiren Sayın Bakanımız, - 2 Temmuz’da Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Başbakanı ile Bakanlığımızda bir araya gelmiş, ardından Ankara’da düzenlenen Japonya Silahlı Kuvvetler Günü Resepsiyonu’na katılmıştır. Sayın Genelkurmay Başkanımız, 26 Haziran’da Azerbaycan Genelkurmay Başkanı ile birlikte; - İstanbul’da bulunan Çok Uluslu Müşterek Harp Merkezi Komutanlığında gerçekleştirilen Barış Muhafızı Bilgisayar Destekli Komuta Yeri Davet Tatbikatı ile - 3’üncü Ana Jet Üs Komutanlığı Konya’da icra edilen Uluslararası Anadolu Kartalı-2025 Eğitimi’nin seçkin gözlemci günlerine katılmış, - 27 Haziran’da resmî davetlisi olarak ülkemizde bulunan Azerbaycan Genelkurmay Başkanı ile Ankara’da bir görüşme gerçekleştirmiştir. - 1 Temmuz’da Özel Kuvvetler Komutanlığında inceleme ve denetlemelerde bulunan Sayın Genelkurmay Başkanımız, Özel Kuvvetler Komutanlığı ev sahipliğinde icra edilen 19 ülkenin fiilî, 3 ülkenin gözlemci olarak katıldığı Anadolu-2025 Özel Kuvvet Tatbikatı’nın seçkin gözlemci gününe iştirak etmiştir. - 2 Temmuz’da Romanya ve Bulgaristan Genelkurmay Başkanlarıyla birlikte Bulgaristan düzenlenen 3’lü toplantıya iştirak eden Sayın Genelkurmay Başkanımız, yarın da (4 Temmuz) Brüksel/Belçika’da düzenlenecek NATO Avrupa Müttefik Kuvvetler Yüksek Komutanı’nın (SACEUR) devir-teslim törenine katılacaktır. Sayın Hava Kuvvetleri Komutanımız, 25 Haziran’da Pakistan Hava Kuvvetleri Harekât Başkanı’nı kabul etmiştir. Diğer yandan, Türkiye-Yunanistan Güven Artırıcı Önlemler 2025 Yılı Uygulama Planı kapsamında; - 5’inci Kolordu Komutanımız, Yunanistan D Kolordusu Komutanı’nı 8-9 Temmuz’da İskeçe’de, - Yunanistan Donanma Komutanı ise Donanma Komutanımızı 9-10 Temmuz’da Gölcük/Kocaeli’de ziyaret edecektir. EĞİTİM VE TATBİKATLARIMIZ DEVAM EDİYOR Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; sayısı ve kapsamı her geçen yıl artan tatbikatlarla karada, denizde, havada ve siber alandaki etkinlik ve caydırıcılığını daha da artırmaktadır. - 23 Haziran- 3 Temmuz tarihleri arasında Ankara’da düzenlenen Anadolu-2025 Özel Kuvvet Tatbikatı bugün (3 Temmuz), - 23 Haziran’da başlayan ve Konya’da gerçekleştirilen Uluslararası Anadolu Kartalı 2025 Eğitimi ise yarın (4 Temmuz) sona erecektir. Diğer yandan, - 30 Haziran- 11 Temmuz tarihleri arasında Birleşik Krallık’ta düzenlenen Sea Breeze-II Tatbikatı’na iştirak edilmekte, - 7-18 Temmuz tarihleri arasında ise Konya’da Türkiye-Katar Ilgın Karma Hava Harekâtı Tatbikatı’nın icra edilmesi planlanmaktadır. Ayrıca, “7’nci Türkiye-Pakistan Deniz Kuvvetleri İş Birliği Toplantısı” 1 Temmuz’da Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Karargâhında icra edilmiştir. 7-11 Temmuz tarihleri arasında, NATO üyesi 17 ülkeden 149 personelin katılacağı “Steadfast Dart 26 Tatbikatı Ana Planlama Konferansı (MPC)” İstanbul Çok Uluslu Müşterek Harp Merkezi Komutanlığımızda yapılacaktır. 8-10 Temmuz tarihleri arasında Türkiye, Bulgaristan ve Romanya Deniz Kuvvetleri Komutanlarının katılımıyla Romanya’da, Karadeniz Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu (MCM BLACK SEA) Koordinasyon Toplantısı ve devir-teslim töreni icra edilecek ve Görev Grubu’nun komutası 9 Temmuz’da Bulgaristan tarafından Romanya’ya devredilecektir. TCG KINALIADA korvetimiz, ikili ilişkilerin geliştirilmesi kapsamında Malta’ya 26-28 Haziran tarihleri arasında liman ziyareti gerçekleştirmiştir. NATO Daimî Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu-2 görevi çerçevesinde İtalya Deniz Kuvvetlerine ait; - FOSCARI gemisi tarafından 30 Haziran-6 Temmuz tarihleri arasında, - RIMINI gemisi tarafından 2-6 Temmuz tarihleri arasında Aksaz’a liman ziyaretleri yapılmaktadır. 3-9 Temmuz tarih aralığında ise NATO Daimî Deniz Görev Grubu-2 görevi kapsamında; - Arnavutluk Deniz Kuvvetlerine ait BUTRUNTİ tarafından İzmir’e, - İtalya Deniz Kuvvetlerine ait BERGAMINI ve CARABINIERE ile Almanya Deniz Kuvvetleri unsuru RUGEN gemileri tarafından Aksaz’a liman ziyaretleri gerçekleştirilmektedir. Cezayir Deniz Kuvvetleri unsuru SOUMMAM gemisi tarafından ise 6-10 Temmuz tarihleri arasında İstanbul’a liman ziyareti yapılması planlanmaktadır. Malezya’dan dönüş seyri kapsamında 30 Haziran-1 Temmuz tarihleri arasında Cibuti’ye liman ziyareti gerçekleştiren TCG BÜYÜKADA gemimiz, 6 Temmuz’da Süveyş Kanalı’nı geçecek 7-9 Temmuz tarihleri arasında İskenderiye/Mısır’a liman ziyareti yapacaktır. 1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj Bayramı dolayısıyla Deniz Kuvvetlerimiz tarafından 20 gemi ile 20 liman ziyareti icra edilmiştir. Ziyarete açılan gemilerimize yoğun ilgi gösteren halkımıza teşekkür ediyoruz. Bu vesileyle vefatının 479’uncu yıl dönümünde (4 Temmuz 1546) Kaptan-ı Derya Barbaros Hayrettin Paşa’yı şimdiden saygı ve rahmetle anıyoruz. - “İskenderun’un Düşman İşgalinden Kurtuluşu” kapsamında İskenderun’da 5 Temmuz’da muharip uçak geçişi, - SOLOTÜRK tarafından ‘‘Baltık Uluslararası Hava Gösterileri’’ kapsamında 5-6 Temmuz’da Letonya’da gösteri uçuşu yapılması planlanmaktadır. - 22-29 Haziran tarihleri arasında 18 ülkenin katılımıyla Almanya’da düzenlenen Uluslararası Askerî Sporlar Konseyi (CISM) 38’inci Dünya Güreş Şampiyonası’nda şampiyon olan TSK Spor Gücü Erkek Güreş Takımımız ve madalya elde eden sporcularımız ile - Yine 23-29 Haziran tarihleri arasında Norveç’te düzenlenen Uluslararası Askerî Sporlar Konseyi (CISM) Dünya Atış Şampiyonası’nda Standart Tüfek Erkekler Kategorisinde Dünya 2’ncisi olan ve Askerî Çabuk Tüfek Erkekler Kategorisinde Türkiye rekorunu kırarak madalya kazanan sporcumuzu bir kez daha tebrik ediyoruz. PİRANA HEDEFİ TAM İSABETLE VURDU Türk Silahlı Kuvvetlerimizin modern ve güçlü savunma ve güvenlik kapasitesi, tam bağımsız savunma sanayi hedefi doğrultusunda geliştirilen yerli ve millî savunma sanayi ürünlerimizle her geçen gün daha da artmaktadır. Bu kapsamda Kara Kuvvetleri Komutanlığımızca muhtelif miktarda 5,56 mm Hafif Makineli Tüfek ile Sırt Tipi Karıştırma Sistemi muayene ve kabul faaliyetleri tamamlanarak envantere alınmıştır. Bakanlığımıza bağlı Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketimiz tarafından geliştirilen PİRANA Kamikaze İnsansız Deniz Aracı (İDA); 28 Haziran’da TCG ANADOLU’dan kalkan Bayraktar TB-3 İHA ile entegre şekilde kumanda edilerek yapılan atışla hedefi tam isabetle vurmuştur. ÖĞRENCİ VE PERSONEL TEMİNİ FAALİYETLERİ SÜRÜYOR Yapılan planlamalara uygun şekilde yürütülen personel ve askerî öğrenci alım/temin işlemleri kapsamında; - 1 Temmuz’da başlayan Millî Savunma Üniversitesi “2025 Yılı Askerî Öğrenci Temini Seçim Aşaması Faaliyetleri” 29 Temmuz’a kadar devam edecek, - Millî Savunma Üniversitesi Harp Okulları ve Meslek Yüksek Okulları seçim aşamalarına katılacak adaylar 25 Ağustos’a kadar Kredi Yurtlar Kurumunun belirlemiş olduğu yurtlardan istifade edebilecektir. Diğer yandan bugün (3 Temmuz) başlayan, - “Millî Savunma Bakanlığı ve Kuvvet Komutanlıklarında İstihdam Edilmek Üzere Teknik Sınıflarda Uzman Erbaş Temini” başvuruları 16 Temmuz’a, - “Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlıklarına Sözleşmeli Er Temini” başvuruları 20 Temmuz’a kadar devam edecektir. Bilindiği üzere “Bedelli Askerlik” tutarı, daha önce yapılan düzenleme ile memur maaş katsayısındaki artış oranına sabitlenmiş ve miktar konusundaki belirsizlik ortadan kaldırılmıştı. 2025 yılı ikinci altı ayı için bedelli askerlik tutarına ilişkin bilgilendirme Hazine ve Maliye Bakanlığınca “Mali ve Sosyal Haklar” genelgesi yayınlandıktan sonra yapılacaktır. Sonuç olarak Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; - Sınır ötesinden başlayarak hudutlarımızın güvenliğinin sağlanmasına, - Tüm terör örgütleriyle etkin ve kararlı bir şekilde mücadeleye, - Mavi ve Gök Vatanımızdaki hak ve menfaatlerimizin korunmasına, - Uluslararası güvenlik, barış ve istikrarın desteklenmesine, - Geniş ölçekli tatbikatların icrasından yerli ve millî savunma sanayimizin geliştirilmesine kadar üstlendiği tüm görevleri başarıyla yerine getirmeye devam edecektir. #MillîSavunmaBakanlığı

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

33,421 просмотров • 1 год назад