Video yükleniyor...

Video Yüklenemedi

Ana Sayfaya Dön

Kurtuluş savaşı için yapılan mitinglerde DİN adamları hep ön plandaydı. Mitinglerde ne için çağrı yapıyorlardı ? 📌 Hilafet 📌 Şeriat Peki sonra ne oldu sizce? Gücü eline alan ittihatçılar, Hilafet ve Şeriat isteyenlerin çoğunu dar ağacında sallandırdı..

71,236 görüntüleme • 11 ay önce •via X (Twitter)

0 Yorum

Yorum bulunmuyor

Orijinal gönderinin yorumları burada görünecek

Benzer Videolar

#KanÇiçekleri dizisinin 3 sezonluk ekran macerası bugün sona erdi. Fenomen dizinin #DilanKarabey'i #YağmurYüksel gözyaşları içinde şu satırları yazdı: 📌"Bazı hikâyeler vardır, sadece bir senaryo değildir… İçine girdikçe büyürsün, onunla gülersin, onunla ağlarsın. “Kan Çiçekleri”, benim için sadece bir dizi değil, hayatımın en özel yolculuklarından biriydi. İlk dizim, ilk yolculuğum… 📌Bu yolculukta Dilan Karabey’i oynamadım, Dilan Karabey oldum. Onunla birlikte sevdim, savaştım, büyüdüm. Dilan çok şey yaşadı ve onun yaşadığı birçok acı, gerçekti. Oynamak zor, hissetmek daha da zordu. Ama Dilan, hayatta dimdik duran her kadının sesi oldu. 📌Ve Baran Karabey… İçindeki fırtınalara rağmen kin yerine sevgiyi, intikam yerine merhameti seçti. Biz, nefretten doğan bir aşkı anlattık. 📌2,5 yıl boyunca yorulduk, güldük, ağladık ama en önemlisi bir aile olduk. 📌✨ Dilan Karabey’e teşekkür ederim. Gücü, inadı, vazgeçmeyişi ve her ne olursa olsun gülümsemeyi unutmadığı için. 📌✨ Baran Karabey’e teşekkür ederim. Gerçek sevginin nasıl bir his olduğunu yaşayıp yaşattığımız için. Partnerim Barış Baktaş çok teşekkür ederim 📌✨ “Kan Çiçekleri”ne teşekkür ederim. Bana ilkleri yaşattığın için hep özel kalacaksın. 📌✨ Yapımcılarımıza, yönetmenlerimize ve tüm ekibe teşekkür ederim. ✨ Oyuncu arkadaşlarıma teşekkür ederim. Sizlerle bu hikâyeyi paylaşmak çok değerliydi.İyi ki sizleri tanıdım 📌✨ Ve siz, değerli izleyicilerimiz sevenlerimiz … Bizimle bu hikâyeyi yaşadığınız, Dilan ve Baran’ı kendi hikâyeniz gibi benimsediğiniz için bizi her gün evlerinizde misafir ettiğiniz için tüm destekleriniz için sonsuz teşekkürler ❤️ “Kan Çiçekleri” benim için hep ilk, hep özel kalacak. İlk göz ağrım, okulum, ailem… 🌹 “Kan Çiçekleri solmaz… Rüzgâr esse de, zaman geçse de, sahneler kararsa da iz bırakan hikâyeler hep yaşar. Bu bir veda ama aynı zamanda bir hatıra… Sonsuza kadar sevgiyle.” 🤍🐣"

birsenaltuntas

120,695 görüntüleme • 1 yıl önce

Prof.Dr.Yusuf Halaçoğlu ; 📌Suriyeli ve diğer sığınmacıların Türkiye'ye gelmesi ve kalmasını savunanlar Kurtuluş Savaşı'ndaki zararlı dernek ve oluşumlar ile Kurtuluş Savaşı'ndan sonra devleti yıkmak için isyan edenlerle aynı zihniyetteki dernek ve oluşumlardır. 📌Kurtuluş Savaşı ve sonrasındaki bu zararlı dernek ve isyancıları destekleyenler oldu .(İngiltere başta olmak üzere Avrupa)" Sığınmacıların Türkiye'de kalması için faaliyette bulunan foncuları; ABD Soros Vakfı, İngiltere Chatham House, Almanya ile körfez Arap ülkelerinin desteklediğini biliyoruz . Türkiye Cumhuriyeti kurulurken oynanan oyunlar bugün de devletimizi sığınmacı istilası ile yıkmak için oynanmaktadır. Sığınmacılar çoğunlukla Müslüman olduğundan bu oyunda halkımızın dini duyguları istismar edilmektedir. Emperyalistler şunu çok iyi biliyor; tarihte birçok devlet sığınmacı istilası ile yıkılmıştır. Sığınmacıları destekleyenler, sığınmacıları ülkede istemeyenlere ırkçı diyenler aldıkları birkaç dolarların peşinde olanlarla Türk düşmanlarıdır. Teali İslam Cemiyeti devamı Siyasal İslamcılarla , Kürdistan Teali Cemiyetinin devamı Kürdistancı tayfanın sığınmacılara destek vermesi de tesadüf değildir. Bu iki tayfanın Lozan Anlaşması ve 29 Ekimde karalar bağlaması da tesadüf değildir. Türk Milleti yeniden İstiklal Marşı yazmak istemiyorsa derin uykudan uyanmalı ve devletine sahip çıkmalıdır. Ne mutlu Türk'üm diyene.

KABAC 𐱅𐰇𐰼𐰰 🇹🇷

84,601 görüntüleme • 3 yıl önce

Dokunulmazlıklar konusunda o dönem Genel Başkanımıza yapmayın diye yalvardık resmen. 📌Ancak o dönem bir kısım milletvekili arkadaşımız kendisi üzerinde baskı mekanizması kurmuştu: “Biz oy vermezsek referanduma gidecek, orada da kabul görecek. Türkiye ayrışacak.” 📌 Biz neden bunun sorumlusu olalım? 📌 Referanduma gitsin ve halk karar versin dedik. Eğer referandumda Anayasa değişikliği olacaksa buna halk karar versin. 📌 Biz neden Parlamentoda Anayasaya, hukuka aykırı bir değişikliğe evet diyelim? 📌 Kemal Bey, daha sonra pişmanlık ifadesi de kullandı. Evet, milletvekillerinin dokunulmazlığının sadece Parlamentoyla sınırlı olması lazım. 📌 Ancak Adalet ve Kalkınma Partisinin yarattığı bu yargı düzeninde nasıl kendimizi bu düzenine teslim edeceğiz? 📌 Dokunulmazlıklar kalktı ne oldu? Enis Berberoğlu örneği var, yıllarca mağdur oldu. Benim yargılandığım dosyalarda neler yaşadığımı ben biliyorum. Mahkemelerde ne baskıların yapıldığını bizzat biliyorum. Bunu muhalefet için yaptılar. 📌 O dönemki Genel Başkanımız Kemal Bey’e de söyledik; bu yargıya bizi emanet etmeyin diye. 📌 Diğer taraftan Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve özellikle DEM Partili milletvekilleri, hala hapisteler. 📌 Dokunulmazlıklar kalktıktan sonra rejim değişti. 2016’da o operasyonlardan sonra rejim değişti. 📌 #SelahattinDemirtaş da dahil olmak üzere o dönem etkili olan siyasetçiler hapse atıldı, dışarıda olsalar böyle olur muydu? O korkunun üzerine Anayasa değişti, rejim değişti. 📌 #15Temmuz Darbe Girişiminin üzerine 4 Kasım’da başlayan soruşturmalar ve 2017’nin Nisan ayında referandum oldu. 📌 Bu gelişmeler hep üst üste yaşandı, Parlamentoda dokunulmazlıkların kaldırılması görüşülürken bunların hepsi ön gördüğümüz işlerdi. Bunların hepsini anlattık ama maalesef etkili olamadık.

Sezgin Tanrıkulu

45,098 görüntüleme • 1 yıl önce

▫️Bu hafta, Devlet Bahçeli tarafından gündeme bomba gibi düşen ve çok büyük tepki alan “Öcalan meclise gelsin ve PKK Terör ögütünün silah bıraktığını açıklasın” söyleminin hemen ardından şimdi de #tusaş “Türk Havacılık ve Uzay Sanayii Aş” ye gerçekleşen terör saldırısı gündeme düştü. 🔹Bu bir tesadüf mü sizce? 🔹İnsanlara neyin mesajı verilmeye çalışılıyor? 📌Ben tesadüf olduğunu düşünmüyorum. Topluma, kaos, gerginlik ve güvensiz ortam psikolojisi oluşturularak gündeme gelen barış sağlamazsak olacak budur algısını vererek bu söylemlerin toplum tarafından tekrar düşünün mesajı verilmeye çalışıldığını düşünüyorum. Bakın bunu yapmazsak bugün burada yarın başka yerlerde olabilir algısı. 📌Saldırı için seçilen yere baktığımızda yine stratejik ve milli güvenlik sorununu ön plana çıkacak bir nokta. 📌Uzun zamandır toplum korku,baskı ve terör tehlikesi ile kontrol ediliyor. Ne zaman topluma kritik bir karar verme süreci yaklaşıyor o zaman sağda solda bombalar silahlar patlamaya başlıyor. Seçim süreçlerinde de defalarca kez yaşandı ve bu strateji tuttu. Halk düzen bozulmasın huzur olsun, istikrar olsun dedi ama herşey daha kötüye gitti. 📌Türkiye’de halkının sinir uçlarıyla oynanarak, insanların sınırlarını görmek istedikleri bir döneme girdik. Hepimiz için hayırlısıyla bu sorunların bittiği ve huzur içerisinde yaşadığımız günleride görürüz. 📌Terör örgütü lideri Öcalan, Mustafa Kemal Atatürkün kurduğu ne Türkiye Büyük Millet Meclisine girebilir ne de konuşma yapabilir. Türk halkının kırmızı çizgileriyle oynuyorlar ve çok büyük hata yapıyorlar. BAYRAK İNMEZ, VATAN BÖLÜNMEZ‼️

Tarık Eroğlu

84,064 görüntüleme • 1 yıl önce

🔴 BEBEKLER, ÇOCUKLAR, KADINLAR, HİÇBİRİMİZ GÜVENDE DEĞİLİZ! 'Her gün yeni bir skandal, her gün yeni bir ölüm, her gün kötü haberler... 📌 "Yenidoğan Çetesi" denilen bir çeteyle karşı karşıya kaldık ve insan hafızasının, vicdanının, aklının kabul edemeyeceği bir organize suç örgütüyle karşı karşıyayız. 📌 Bu nasıl bir çürümüşlüktür; yeni doğan bebekler üzerinden bir ölüm planlanıyor, rant peşinde koşuluyor ve bunların içerisinde doktorlar, başhekimler, profesörler, eski siyasetçiler, hemşireler var. 📌İnsanların, sağlık beklediği, canını emanet ettiği insanlar bir ölüm iş birliği içerisinde paranın peşinde koşmuşlar; devler, hükümet, ilgili müdürlükler sessiz kalmış. Savcılar baskı altına alınmaya çalışılmış, tehdit edilmiş. 📌 İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü kendisine geçtiğimiz yılın Mayıs ayında yapılan ihbarı görmezden geliyor, CİMER'e yapılan ihbar iki ay sonra Sağlık Müdürlüğüne gidiyor ve sağlık müdürlüğünün bir soruşturma yapıp yapmadığı da belli değil. O Sağlık Müdürü de üstelik gelip Sağlık Bakanı oldu. 📌 Bir iktidarın bir ülkeyi nasıl çürüttüğünü ancak böyle yeni doğan bebeklerin ölümü üzerinden görebiliriz; kaybolan Narin'in cesedine 19 gün bir köy alanı içerisinde ulaşılmamasından görürüz. 📌 O yüzden yurttaşlarımız, kadınlar, çocuklar, bebekler güvende değil. Hiç kimse güvende değil; sokağa çıktığımız zaman başımıza ne geleceğini bilmiyoruz. 📌 Devlet niçin var? Eğitim için, sağlık için, güvenlik için, adalet için var. 📌 İnsanlar yoksul, zulüm altında ve hiç kimse güvende değil. Cezaevinde güvende değil, hastanede güvende değil, sokakta güvende değil, iş yerinde güvende değil, Mecliste güvende değil. 🔴 Yapılacak tek bir iş var: BU İKTİDARIN DEĞİŞMESİ! #yenidoğancetesi

Sezgin Tanrıkulu

20,933 görüntüleme • 1 yıl önce

Şüpheli bir şekilde hayatını kaybeden Rojin Kabaiş’in babası Nizamettin Kabaiş ile, Adalet Bakanının duyurduğu ‘Faili Meçhul Suçları Araştırma Komisyonunun’ kurulmasından sonra dosyada bir gelişme kaydedilip kaydedilmediğini konuşmak için buluştuk. Dün sabah saatlerinde geldiği Van’da önce baroda dosya avukatlarıyla daha sonra savcılık makamı ile görüşmeler gerçekleştiren baba Kabaiş, ‘üniversiteye de gittim, olay yerine tekrar baktım ve rektörle konuşmak istedim ama yerinde olmadığı gerekçesiyle görüştürülmedim’ dedi. Rektörle neden görüşmek istediği sorusuna ise: “kimse sıkıştırmıyor, cevap aramıyor. Ben gidip görüşeceğim, sorular soracağım” dedi. Röportaj yapmak için kentin en işlek meydanında bulunan bir parkta buluştuğumuz Baba Kabaiş ile buluştuğumuz yere yakın ve ilçeden gelen yolcuların oturduğu bir yolcu kahvesinde oturduk. Röportaja geldiği gibi ayrılırken de tek başınaydı ve üniversiteye giden minibüs durağının önünden vedalaştı. Tepkili ve üzgün bir havada gerçekleştirdiğimiz röportajda konuşan Baba Kabaiş, şöyle söyledi;👇 📌 Rojin’in şahsında yapılan sinkaflı küfürlerle yeniden tehditler aldığını söyleyen baba Kabaiş; Hem Van, hem de Diyarbakır emniyetine büyük bir görev düşüyor. Ben bu adamın yakalanmasını istiyorum. Cezası ne ise versinler. 📌 Adalet bakanı talimatıyla dosyada bir ekip görevlendirilmiş ve baz daraltması yapılabilmesi için cihaz gönderilmiş. Biz umutluyuz, inşallah çözülecek. 📌 Rojin’in kaybolduğu noktayı gösteren kamera için daha önce üniversite güvenlik amiri bana ‘bozuk’ demişti. Ama daha sonra Adalet Bakanlığına gönderdikleri bilgide ‘üniversite kameraları komple çalışıyor’ demişler. 📌 Ört basçıların başı bu güvenlik amiridir, rektörün de birinci adamıdır. Ama ben bu işin peşini bırakmayacağım. 📌 Barolar, ATK’den gelen 2 farklı erkeğe ait DNA’nın tespit edildiği zamana kadar çok iyi çalıştılar. Bu noktadan sonra durakladılar ve dosyada bir buğday tanesi kadar ilerleme olmadı. 📌 Madem vücudun kapalı olduğu yerlerde DNA var o zaman artık kimse buna intihar diyemez. Peki Barolar neden sormuyor? Yetkililer soruları cevapsız bırakıyorsa onların bir büyüğü var, şikayet etsinler. 📌 Ben buradan barolara sesleniyorum. Van Barosuna destek olsunlar, Van barosu yeterli gelmiyor. Üniversite yönetimi ile baş edemiyorlar. 📌 Tekrar ediyorum. Rektör otopsi günü, otopsi ve kamera kayıtları başlamadan odaya girdi ve Rojin’in bedenini gördü. 📌 Rojin’in bedeninde darp var, cebir var ama bunları yazmamışlar ‘ölüm morluğu’ olarak yazmışlar. 📌 Yetkililere sesleniyorum; bizim ciğerimiz yanıyor, bize yardımcı olun.

Ruşen Takva | 5

49,129 görüntüleme • 2 ay önce

Emrah Lafçı { Emrah Lafçı } 🗣️Etrafımızda bu kadar jeopolitik ve ekonomik risk varken, bir yandan da küresel ölçekte faiz indirimlerine dair güçlü sinyaller geliyorken, altının 2025’te olduğu gibi 2026’da da portföylerde mutlaka yer alması gerektiği çok net şekilde ortaya çıkıyor. Bu yaşananlar aslında altının hâlâ ana güvenli limanlardan biri olduğunu söylüyor. 🗣️Ben olsam portföyümde mutlaka bir miktar altın bulundururum. Oranın ne olacağı tamamen kişinin kendi risk algısına, portföy büyüklüğüne ve beklentisine bağlı. 📌 Peki altını nasıl almak lazım? 🗣️Burada çok netim: Altın S1 şeklinde almayın. 🗣️“Ama Altın S1 gram altından %30 daha fazla yükseldi” diyenler çıkabilir. Bu doğru olabilir. Piyasalarda zaman zaman irrasyonel fiyatlamalar olur ve nereye kadar gideceğini tahmin etmek zorlaşır. Ama bu, yapılan fiyatlamanın doğru ya da sağlıklı olduğu anlamına gelmez. 🗣️Bir türevin, dayanak varlığından %80 daha pahalı olması, hiçbir finansal mantıkla açıklanabilecek bir durum değil. Bu nedenle bu üründen özellikle uzak durulması gerektiğini düşünüyorum. 📌Altın almak isteyenler için Bankadan da almak mümkün fon olarak da almak mümkün. 🗣️Burada yapılması gereken şey Bankadaki alım-satım makası ile fondaki stopaj oranını karşılaştırmak. Ne kadar süre elde tutacaksınız, altından ne kadar getiri bekliyorsunuz, vade ne kadar uzun bunların hepsi sonucu değiştirir. Yayının tamamı için: 📌 Burada yer alan değerlendirmeler yatırım tavsiyesi değildir.

Abdullah Canlı

32,775 görüntüleme • 7 ay önce

BİTCOİN MANİPÜLASYONU 1933’ü bilen, bugünü daha iyi okur 1933’te fiziksel altını “kanunla” topladılar. 1934’te fiyatı “kâğıt üstünde” %69 artırdılar. 1944’te dünyaya “altına dayalı dolar” diye paketlediler. Tarih ancak ibret almayanlar için tekrar eder. ALTIN TOPLAMA MASAL DEĞİL. OPERASYONDU. 1933, Amerika. Devlet vatandaşına şunu dedi: “Altın senin değil. Getir. Karşılığında kâğıt al.” 📌 5 Nisan 1933 Başkan Roosevelt imzaladı: Executive Order 6102. Herkes elindeki altın para, külçe ve altın sertifikasını bankaya teslim edecek. 📌 Son gün: 1 Mayıs 1933 📌 Teslim etmezsen? – 10.000 dolar ceza – 10 yıla kadar hapis – İstersek ikisi birden Bu söylenti değil. Kararnamenin içinde yazıyor. 📌 Kaçtan aldılar? O günkü resmi fiyat: 1 ons = 20,67 dolar Halkın altını bu fiyattan çekildi. 📌 Sonra ne oldu? Altın kasaya girdi. Halkta altın kalmadı. ⏳ 9 ay sonra… 📌 30 Ocak 1934 – Gold Reserve Act 📌 31 Ocak 1934 – Başkan yeni fiyatı ilan etti: 1 ons altın = 35 dolar Aynı altın. Aynı kasa. Fiyat bir gecede değişti. 📌 Matematik basit: 20,67 → 35 dolar %69 reel değer artışı (Halk dilinde: “20’den 35’e”) 📌 Kim kazandı? Altını teslim eden değil. Altını teslim alan. 📌 Bu neyin zeminiydi? 1944’te dünyaya şunu satabilmek için: “Merak etmeyin, dolar altına dayalı.” (Bretton Woods) Altın merkezdeydi. Herkes dolara bağlandı. ⸻ Bugün? ABD’nin borcu 38,5 trilyon dolar. Faizler bile çevrilemez noktada. 1933’te ne yaptılarsa, bugün aynı refleksi başka bir varlık etrafında deniyorlar. O gün: Fiziksel altın Bugün: Bitcoin Tek fark şu: Altını zorla aldılar. Ama Bitcoin’in anahtarı insanları kendisinde ve zorla almaları imkansız. Bugün korkuyla sattırmaya çalışıyorlar. Tarih ibret alanlar için tekerrür etmez. Ama aynı zihniyet, aynı oyunu dener.

Prof. Dr. B. Gültekin Çetiner

119,080 görüntüleme • 6 ay önce

🔴Cihat Yaycı : Patrik olarak anılan ve halk arasında “kara papaz” diye bilinen kişi, 26 Ekim 2021’de ABD Başkanı Joe Biden’ı ziyarete gidiyor. Bu ziyareti hangi sıfatla ve ne amaçla gerçekleştirdiği sorulmuyor. 📌Biden’ın Protestan olduğunu biliyoruz; dolayısıyla bu ziyaretin dini bir hizmet amacı taşımadığı açık. Ancak Türkiye, bu gezilerin hangi sıfatla yapıldığını ve amacını sorgulamıyor. Üstelik, Biden ile yapılan görüşmede Türkiye’yi hedef alan açıklamalar yapılıyor. 📌Görüşmede Patrik, şu ifadeleri kullanıyor: “İstanbul’daki tarihi makamımız hayatta kalma mücadelesi verirken ekümenik tahta verdiği daimi destek için Amerika Birleşik Devletleri’ne minnettarız.” 📌Bu sözler hem bir şikayeti hem de devlet içinde devlet olma iddiasını barındırıyor. Türkiye’den ise bu duruma yönelik hiçbir hesap sorulmadı. ❗️Daha ilginç olan ise, bu kişinin Fatih Kaymakamlığı’na bağlı bir papaz olmasına rağmen, İngiltere Kralını “ekümenik Patrik” sıfatıyla kutlamaya gitmesidir. 📌Şimdi, soruyorum: Eğer Diyanet İşleri Başkanı böyle bir ziyarette bulunsaydı, ülkede ne tepkiler verilirdi? Ancak, aynı durum Patrik için geçerli olduğunda kimse ses çıkarmıyor. 📌Bu çifte standart, laiklik ve Atatürkçülük ilkelerine aykırıdır. Fener Rum Patrikhanesi’nin adım adım devletleşme hedefi güttüğü apaçık ortada. 📌Peki, bu yalnızca bir tahmin mi yoksa bir gerçeklik mi? Gerçek olduğunu bizzat kendilerinin beyanlarından anlıyoruz. 7 Kasım 2022’de, FETÖ’nün “dinlerarası diyalog” türü faaliyetleri açıkça yapamadığı bir dönemde, Patrik Bahreyn’de böyle bir toplantıya katılıyor. 📌Bu toplantı, dinler arası diyalog temasıyla Bahreyn’de, ABD’nin Beşinci Filosu’nun bulunduğu bölgede düzenleniyor. Patrik’e bu toplantıya katılmak için Türkiye’nin izin verdiği açık; aksi takdirde katılamazdı. 📌Toplantıda Patrik’in arkasındaki yazıya dikkat çekiliyor: “Konstantinopol, Yeni Roma’nın Başpiskoposu, Ekümenik Patrik Hazretleri.” Bu ifade, Konstantinopolis’in “Yeni Roma” ‘nın Başkenti olarak anıldığını ve bir devlet kurma projesinin açıkça ilan edildiğini gösteriyor. 📌Artık projenin adı “Yeni Roma.” Bu durum, yalnızca bir ima değil, açık bir beyan. Herkesin uyanması gerekiyor; çünkü bu yalnızca dini değil, aynı zamanda siyasi bir projedir. Adamlar açıkça ilan ediyor ve hiçbir çekinceleri yok. 📌Türkiye’de de kimse; Konstantinopolis neresidir? Yeni Roma neresidir? diye de bu adama sormuyor! 📌YAYININ TAMAMININ LİNKİ👇

TÜRK DEGS / TURK MAGS

14,529 görüntüleme • 1 yıl önce

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan: 📌 Bugün, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin göz göre göre çiğnendiği yer; Gazze ve işgal edilmiş Filistin topraklarıdır. 📌 Gazze halkının, 7 Ekim’den beri, hayatı başta olmak üzere her türlü hakkı, işgalci İsrail güçleri tarafından pervasızca yok edilmektedir. 📌 Anne ve babalarının beyaz kefenlerine sarılarak gözyaşı döktüğü masum sabiler, İsrail’in vahşetinin sembolleri olarak hafızalarımıza kazınmıştır. 📌 Batılı ülkelerin sınırsız desteğini alan İsrail yönetimi, Gazze’de, tüm insanlığın yüzünü kızartacak canilikte zulümlere ve katliamlara imza atıyor. 📌 Savaşta bile dokunulmaması gereken ibadethanelerden okullara, hastanelerden mülteci kamplarına, evlerden çarşı-pazarlara kadar tüm sivil yerleşim yerleri İsrail tarafından alçakça bombalanıyor. 📌 Ülkemizdeki Gezi olaylarında ve Ukrayna’nın işgalinde, olay yerlerine kamp kurup saatlerce canlı yapan BBC’sinden CNN’ine anlı şanlı basın organlarının en büyük icraatları; failleri gizleyip, zulmü gözlerden kaçırmaktan ibaret… 📌 Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nden ise zaten bir umudumuz, beklentimiz kalmadı. 📌 Görevi, küresel barışı ve istikrarı korumak olan Güvenlik Konseyi, 7 Ekim’den bu yana “İsrail’i koruma ve kollama konseyi”ne dönüştü. 📌 Dün gece yapılan oylamada, Amerika’nın vetosu nedeniyle yine “ateşkes” kararı çıkmadı. 📌 Aralarında daimi üyelerin de olduğu 13 ülke tasarıya “evet” oyu vermesine rağmen, maalesef, sonuç değişmedi. 📌 “Dünyanın 5’ten büyük olduğu” gerçeği bir kez daha görülmüş oldu. 📌 Gazze’deki zulümlerle birlikte Birleşmiş Milletlerin bu aciz ve işlevsiz yapısının da tüm dünyada sorgulanacağına inanıyoruz. 📌 Gazze kasapları, uluslararası mahkemelerde insanlığa karşı suç teşkil eden eylemlerinin hesabını vermelidir, Allah’ın izniyle eninde sonunda vereceklerdir. Biz, bu meselenin takipçisi olacağız. 📌 Gazzeli çocuklar için, göz yaşlarıyla ciğerparelerine sarılan Gazzeli anneler, babalar için sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz. 📌 Tüm imkânlarımızla Filistin’in yanında olurken, elbette gönül coğrafyamızdaki diğer kardeşlerimizi de ihmal etmiyoruz, etmeyeceğiz. 📌 Balkanlardan Kafkasya’ya, Arakan’dan Türkistan’a ve Kırım’a kadar nerede hakkı çiğnenen, hukuku ayaklar altına alınan, zulme ve baskıya maruz kalan bir kardeşimiz varsa ona sahip çıkmak, bizim görevimizdir. 📌 Daha önce de söylediğim gibi; bizim nazarımızda Gazzeli kardeşlerimizle Doğu Türkistan Türkleri, Kıbrıs Türkleriyle Irak Türkmenleri arasında hiçbir ayrım, hiçbir fark yoktur ve olamaz. 📌 Bugün İsrail yönetiminin terör eylemlerine göz yumanlar ve destek verenler yarın insan içine çıkacak yüz bulamayacak; ama biz başımız dik, alnımız ak bir şekilde hakkı savunmaya devam edeceğiz. 📌 Bu uğurda yalnız da kalsak, bedel de ödesek yolumuzdan dönmeyeceğiz.

Fahrettin Altun

92,450 görüntüleme • 2 yıl önce

❓ Emekli maaşları ve asgari ücret ne kadar olacak? 📌 Asgari ücret en az 30 bin lira, 📌En düşük emekli maaşı da asgari ücrete eşitlenmeli ve en az 30 bin lira olmalıdır. 🔴 Asgari ücret şu an 17 bin lira. 🔴 12 bin 500 liranın altında maaş alan yaklaşık 4 milyon emekli var. 🔴 Yüz binlerce emeklinin maaşı şu an 7 bin 400 lira. ❓ Zamlar ne olacak? 🔴 Verilere bakarsak; enflasyon TÜİK’e göre en az yüzde 50 olarak gerçekleşecek. Bu oran ENAG verilerine göre yüzde 80 ile 87 arasında gerçekleşecek. ❓Artışlar ne olacak? 🔴 Emekliler için hükümetin 13 ile 15 bin lira arasında maaşları planladığı kamuoyuna yansıyor. 🔴 Asgari ücretliler için yüzde 30 bandında bir artışla 23-24 bin lira olacağı ön görülüyor. ❓ Türkiye’de açlık sınırı ne? 🔴 4 kişilik bir ailenin sadece gıda maliyeti 21 bin lira. Buna yolculuk, sağlık, sosyal yaşam, okul giderleri dahil değil. 🔴 Tek başına yaşayan bir çalışanın geçinmesi için asgari kazanması gereken miktar 33 bin lira. Peki yoksulluk sınırı ne? 72 bin lira. 🔴 Asgari ücretin en az 30 bin lira olması lazım. Emekli maaşlarının da asgari ücret seviyesinde olması lazım. 🔴 Adalet ve Kalkınma Partisi 2002’de iktidara geldi. Eğer 100 lira olarak barem alırsak; emekli maaşı en az 150 liraydı. ❓ Şimdi ne kadar? 🔴 Asgari ücreti 100 lira olarak barem alırsak 70 lira. Yarı yarıya oranda asgari ücrete göre eksilme var. 🔴 2002 yılında bir emekli maaşıyla 8 çeyrek altın alabilirken bu gün 2 buçuk çeyrek altın alabiliyor. Yani bu hesapla Adalet ve Kalkınma Partisi 22 yılda emeklinin cebinden 5 buçuk çeyrek altını almış. 🔴 En düşük emekli maaşı en asgari ücrete eşitlenmelidir ve 30 bin lira olmalıdır. İşçiler, emekçiler, emekliler sesimizi yükseltelim, bu rakamlar için mücadele edelim. #AsgariÜcret #EmekliMaaşı #AlımGücü

Sezgin Tanrıkulu

51,297 görüntüleme • 1 yıl önce

📌 #TahirElçi, benim çok yakın dostumdu; bu yargılamanın benim için çok özel bir anlamı da var. Dostumu, çalışma arkadaşımı yitirdim. 📌 #Diyarbakır Barosu Başkanı canlı yayında herkesin gözleri önünde öldürüldü. Soruşturma makamları, etkisiz, adil olmayan ve delilleri karartan bir soruşturma yürüttüler. 📌 Avukatlarının ve Baroların etkin çabasıyla bir iddianame yazılabildi; ancak bu iddianame de sanıkları aklamaya çalışan, onları cezasızlığa götüren bir iddianameydi. 📌 Bir yargılama nasıl yapılmaz, sanıklar nasıl korunur, deliller nasıl karartılır, sanıkları beraate götürecek bir kurgu bizzat yargıçlar ve savcılar tarafından nasıl kurulur bunu gördük. 📌 Bu duruşmaları #Türkiye’nin farklı yerlerinden çok sayıda Baro Başkanı, dünyanın değişik Barolarından temsilciler, uluslararası düzeyde insan hakları savunucuları her duruşmayı izlediler ve onların gözlerinin içine baka baka yargı makamları Ceza Muhakemesi Hukuku ilkelerini yok sayarak yargılama yaptılar. 📌 Tahir Elçi’nin kurban edildiği siyasal suikaste dönemin Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı ortak değilse, göz yummamışsa bu yargılama neden böyle gerçekleşti? Bunun açıklanması lazım. 📌 Savcılık makamı suikastin gerçekleştiği gün, olay yerine gitmedi; 10 dakika sonra geri çekildi. Evet, orası çatışma bölgesiydi ama istenseydi gerekli güvenlik önlemleri alınırdı ve deliller toplanırdı. Ancak olay yerine 4 ay sonra gittiler ve delil kalmamış dediler. 📌 Olay yerini gören üç tane kamera mevcut ama kayıtlarda olay anına ilişkin 12 saniye yok. Öncesi var, sonrası var ama o 12 saniye yok; bunun izahı yok. 2 polis memuru bu olayda şehit oldu; aydınlatmadılar. 📌 Bir polis memuru vicdan azabı duyuyorum, benim arkadaşlarım şehit oldu, gelip tanıklık yapmak istiyorum diye mahkemeye dilekçe gönderdi; ancak mahkeme bunu kabul etmedi. 📌 3 örgüt üyesini dinlemişler, onlar mahkemeye geldi ve işkenceyle ifade verdiklerini söylediler. Tahir Elçi’yi örgüt üyeleri öldürdü şeklinde ifade vermeleri durumunda savcılar tarafından ceza indirimi alacaklarına dair taahhüt aldıklarını söylediler. Hangi savcı, ne şekilde böyle bir taahhütte bulundu, bu araştırılmadı. 📌 Dönemin Başbakanı #AhmetDavutoğlu’nun mahkemede şahitlik yapması için talepte bulunuldu, mahkeme bunu kabul etti. Daha sonra savcılığın duruşma arasında bulunduğu talep sonrasında mahkeme bu kararından vazgeçti. Bu kararı verip duruşma gerçekleşmeden neden vazgeçildi? 📌 Tahir Elçi, faili meçhul cinayetlerin peşine düşmüş, derin devletin bütün unsurlarına rahatsızlık veren bir insan hakları savunucusydu ve böyle bir siyasal suikaste kurban gitti. 📌 Deliller toplanmadı, karartıldı; şimdi de delilleri toplamayan makamlar, delil yok diyerek karar verecekler. Erteleme kararı olmazsa mevcut ortamda savcılık mütalaası beraattir; faillerin işlediği konusunda bir delil yok diyor. 📌 Öfkeliyim, gerçekten öfkeliyim. Herkesin gözü önünde yapılan, bir Baro Başkanının öldürülmesine ilişkin davada, yargı bu kadar pervasız olabiliyorsa; Adalet ve Kalkınma Partisi, onun Adalet Bakanı için biraz vicdan olur diyorum. 📌 Adalet Bakanına sesleniyorum; biraz vicdanınız varsa bu duruşma kayıtlarını izleyin. Diyarbakır’da bir meslektaşınız, bir Baro Başkanı öldürülmüş, sizin yargı mensuplarınız, sizler onları korumuşsunuz. Ayıptır, yazıktır ve günahtır. #TahirElçiDavası Halk TV

Sezgin Tanrıkulu

59,085 görüntüleme • 2 yıl önce