正在加载视频...

视频加载失败

Kuzey ve Doğu Suriye’de (Rojava) devam eden saldırılara karşı başlatılan protestolar ikinci gününde. Van’da protesto yürüyüşü gerçekleştirmek isteyen kitleye gaz bombalı müdahale edildi. Protestocular ara sokaklara dağıldı.

28,028 次观看 • 7 个月前 •via X (Twitter)

0 条评论

暂无评论

原始帖子的评论将显示在这里

相关视频

Rojava ve Suriye’de Önemli Gelişmeler Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin sivil temsilcileri ile Demokratik Suriye Güçleri (DSG) Genel Komutanlığı, 17 Şubat’ta önemli bir toplantı gerçekleştirdi. Toplantı sonucunda alınan stratejik kararlar, DSG Genel Komutanı Mazlum Abdi aracılığıyla kamuoyuna duyuruldu. Buna göre, Özerk Yönetim, Şam ile mevcut sorunların siyasi ve diyalog yoluyla çözülmesi için tüm kanalların açık olduğunu belirtti. Öne çıkan konulardan biri, Ahmed El Şara’nın Kuzey ve Doğu Suriye’ye davet edilmesi oldu. Ayrıca, Mazlum Abdi’nin bir kez daha Şam’ı ziyaret edebileceği ifade ediliyor. Özerk Yönetim, tüm konuların müzakereye açık olduğunu duyurdu. Özerk Yönetim bu stratejik hamleyle, Şam yönetiminin Suriye’de yeni bir iç savaş çıkarmak isteyen güçlerin aleti olmasını engellemek istediği belirtilebilir. Mazlum Abdi’nin açıklamalarına göre, Şam’ın öne sürdüğü temel şartlardan biri, Suriyeli olmayan savaşçıların ülkeden çıkarılması. Bu talebin Türkiye’nin baskısıyla gündeme geldiği açık. Özellikle PKK savaşçılarının kastedildiği belli.Abdi bu konunun müzakere edilebileceğini ifade etti. Ancak, bu bağlamda tartışılması gereken bir diğer mesele de HTŞ ve SMO bünyesinde yer alan 15 bin Suriyeli olmayan paralı asker. Bu konu, Türkiye’deki Kürt sorunu ile doğrudan bağlantılı. Türkiye’de Kürt sorunu çözülmeden, Ankara yönetiminin Suriye’de istikrarın sağlanmasını engellemeye devam edeceği unutmamak gerekir. Son yaşananlar, Rojava Özerk Yönetimi’nin Türkiye’nin Şam üzerinden devreye koymak istediği savaş ve tasfiye planlarına karşı kapsamlı bir stratejik hamle yapma niyetinde olduğunu gösteriyor. Öte yandan, Rojava Özerk Yönetimi, Suriye’de halkın günlük yaşamını kolaylaştırmak amacıyla Şam yönetimiyle bir anlaşma yaptı. Suriye Petrol Bakanlığı’nın açıklamasına göre, Özerk Yönetim ile varılan anlaşma doğrultusunda ihtiyaçlara göre 500 bin metreküp doğal gaz aktarımı yapılacak. Bu sevkiyat, günlük veya ihtiyaçlara bağlı olarak gerçekleşecek. Bu anlaşma, Özerk Yönetim ile Şam arasında diyalog ve bazı konularda işbirliği mekanizmasının sürdüğünü gösteriyor. Ancak bunun siyasi ve kalıcı bir anlaşmaya dönüşmesi için zamana ihtiyaç var. Özerk Yönetim, sahip olduğu doğal zenginliklerin (petrol, gaz, barajlar, enerji kaynakları, sınır kapıları ve tarım alanları) tüm halkların ortak malı olduğunu ve bunların herkesin faydalanacağı bir sistem çerçevesinde düzenlenebileceğini defalarca vurguladı. Görüşülen önemli konulardan biri de IŞİD kamplarının Şam’a devredilmesi meselesiydi. Bu konu büyük bir risk taşıyor, zira Uluslararası IŞİD Karşıtı Koalisyon’un da sürecin bir parçası olması gerekiyor. Eğer bu konuda bir anlaşmaya varılırsa, bunun ancak tüm tarafların katılımıyla oluşturulacak kapsamlı bir güvenlik stratejisi çerçevesinde gerçekleşebilmesi mümkündür. Şam Yönetimi, (TR’nin istediği üzerine) DSG’nin entegrasyonunu siyasi konuların önüne alırken, Özerk Yönetim ise bu konunun siyasi ve bağlayıcı bir anlaşmadan sonra gündeme geleceğini belirtiyor. Bu konuda bir anlaşmaya varmanın zor ancak mümkün olduğunu belirtmek gerekiyor.

Amed Dicle

162,307 次观看 • 1 年前

📌Şam çeteleri ile girilen savaşta kimliği henüz netleştirilememiş en az 200 Arap savaşçı şehit düştü ve yüzlercesi şuan Rojava savunma güçleri içinde yer alarak mücadeleye devam ediyor 📌AZİZ ARAP’TAN NET MESAJ: “ARAP GENÇLİĞİ QSD SAFLARINDA YERİNİ ALMALI” 📌Kuzey ve Doğu Suriye’de kritik bir süreç yaşanırken, Rojava savunma güçleri üyesi Aziz Arab’dan dikkat çeken ve güçlü bir birlik çağrısı geldi. Şaitat Aşireti’ne ve Arap halkına seslenen Aziz Arab, bölgede devreye sokulmak istenen girişimlere karşı açık bir tutum alınması gerektiğini vurguladı. Arap toplumunun tarihsel hafızasına seslenerek, yaşananları unutmama çağrısında bulundu. 📌DAİŞ’in bölgede yarattığı vahşeti hatırlatan Aziz Arab, o karanlık dönemde halkları kimin savunduğunun açık olduğunu belirtti. Suriye Demokratik Güçleri (QSD) ve Kadın Koruma Birlikleri’nin (YPJ) ağır bedeller ödeyerek halkları kurtardığını ifade eden Aziz Arab, bu fedakârlıkların görmezden gelinmesine izin verilemeyeceğini dile getirdi. Ona göre bugün yaşanan tartışmaların merkezinde, o mücadeleyi değersizleştirme çabası yatıyor. 📌Aziz Arab, özellikle Arap gençlerine seslenerek provokasyonlara kapılmamaları gerektiğini söyledi. Suriye genelinde ve özellikle Kuzey ve Doğu Suriye’de yürütülen planların bölge halklarının iradesini kırmayı hedeflediğini belirterek gençlerin bu oyunu bozacak güçte olduğunu vurguladı. Açık bir çağrıda bulunan Rojava Savunma güçleri üyesi Aziz Arab, Arap gençliğinin QSD saflarında yer alarak hem kendi bölgelerini hem de halkların ortak geleceğini savunması gerektiğini ifade etti. 📌Şam yönetimini sert sözlerle eleştiren Aziz Arab, mevcut iktidarın baskıcı politikalarına karşı mücadelenin meşru olduğunu savundu. Kendilerini “kurtarıcı” olarak sunan bu çetelerin gerçekte Suriye halklarına acıdan başka bir şey getirmediğini belirterek, Liwa el-Tevhid (Tevhid Tugayı), el-Amşat ve el-Hamzat gibi çete yapılanmalarının geçmişte sivillere yönelik ağır ihlaller gerçekleştirdiğini hatırlattı. Bu yapıların bugün de demokratik ulus fikrine düşmanlık ettiğini söyledi. 📌Aziz Arab’a göre asıl hedef, Arap ve Kürt halkları arasına nifak sokmak. Ancak sahadaki gerçeklik bunun tam tersini gösteriyor. Son savaşta DAİŞ-HTŞ olarak anılan yapılara karşı verilen mücadelede en az 200 Arap savaşçının hayatını kaybettiğini belirten Aziz Arab, bu kayıpların halkların ortak direnişinin en somut göstergesi olduğunu ifade etti. Kimlikleri henüz tam olarak netleşmemiş olsa da, bu savaşçıların halkların birliği için can verdiğini söyledi. 📌Bugün de çok sayıda Arap gencin Kürt savaşçılarla birlikte cephelerde omuz omuza mücadele ettiğini vurgulayan Aziz Arab, bunun bölgedeki gerçek kardeşliğin en güçlü kanıtı olduğunu dile getirdi. “Demokratik ulus” anlayışının halkların eşitliği ve ortak yaşamı temel aldığını belirterek, bu fikrin korunmasının yalnızca bir siyasi tercih değil, tarihsel bir sorumluluk olduğunu savundu. 📌Açıklamasını “Yaşasın Suriye Demokratik Güçleri, yaşasın demokratik ulus, yaşasın halkların kardeşliği” sözleriyle tamamlayan Aziz Arab, Kuzey ve Doğu Suriye’de ortak direniş ruhunun güçlenerek devam edeceği mesajını verdi.

Engelli1

35,155 次观看 • 6 个月前

Var olsun bağımsız #DoğuTürkistan 25 Haziran 2009 gecesi, Guangdong eyaletinin Shaoguan şehrinde, Han Çinlileri tarafından 2 Uygur Türkü öldürüldü. Çin Hükümetinin cinayetlere seyirci kalması nedeniyle Urumçi’de yapılan protesto gösterilerine, 5 Temmuz 2009 tarihinde, askeri bir saldırıyla müdahale eden Çin, binlerce Uygur Türkünü öldürdü, on binlercesini hapse attı, sürgüne gönderdi. Bugün, halen, o dönemde Çin’in Doğu Türkistan’da sivillere yönelik gerçekleştirdiği vahşi saldırı sonucunda, bölgede öldürülen, yaralanan, hapsedilen, sürgüne gönderilen, toplama kamplarında tutulan ve haber alınamayan insanların sayılarıyla ilgili, dünya kamuoyunun ve uluslararası kuruluşların elinde net bir bilgi bulunmuyor. Çin’in, tüm bölgeyi kapatması, Doğu Türkistan’da bulunan gazeteciler başta olmak üzere tüm yabancıları bölgeden çıkartması nedeniyle, bölgenin dünyayla iletişimi kesildi ve gerçekleştirilen katliam ve zulmün boyutları dünyadan gizlenmeye çalışıldı. Urumçi’de ve tüm Doğu Türkistan’da şehit edilen kardeşlerimizi, katliamın 15. yıldönümünde hüzünle ve rahmetle yad ediyorum. Bulduğumuz her imkânda, sesimizi duyurabildiğimiz her zeminde, Doğu Türkistan’da yaşananları anlatmaya, insanlık adına bir farkındalık oluşturmaya çalışıyoruz. Ancak yıllardır süren, artık bir soykırım halini alan katliam ve zulüm, hiç ara vermeden bugün de devam ediyor. Çin yönetimi, hiçbir kural tanımadan, Doğu Türkistan’da, Türk kimliğini yok etmek amacıyla, Türkleri öldürüyor, hapsediyor, sayıları milyonları bulan Uygur Türkünü, Nazi taklidi toplama kamplarına gönderiyor, Türk ailelerin yanına Çinli erkekler yerleştiriyor, kadınları Çinlilerle evlenmeye zorluyor, kendince “tehdit” olarak gördüğü her Türkü ya öldürüyor ya da hapse atıyor. Çin’de yaşananlar, 21. yüzyılın yüz karasıdır. Çin’le hasım olan ülkeler bile, asimilasyona, katliama, soykırıma maruz kalanlar Türk ve Müslüman olduğu için, yaşananları görmezden geliyor, Çin’le ilişkilerini, Doğu Türkistan’da yaşananlar sanki yokmuş gibi devam ettiriyor. Doğu Türkistan, binlerce yıldır Türklerin yurdudur. Doğu Türkistan esasen Çin toprağı da değildir. 1949 yılında, Doğu Türkistan Cumhuriyeti, haksız ve hukuksuz bir şekilde Çin tarafından işgal edilmiştir ve işgal bugün de devam etmektedir. Bu durum, aynı zamanda uluslararası toplumun ve uluslararası kuruluşların iki yüzlülüğünün, ahlaksızlığının ve zalimliğinin yaşayan en önemli örneğidir. Rusya’nın ve Çin’in bölgenin kaynaklarına hakim olma mücadelesinin bedelini, aynı kanı taşıdığımız, aynı dili konuştuğumuz, aynı tarihe sahip olduğumuz, aynı inancı paylaştığımız kardeşlerimiz ödüyorlar. Onların sesi olmaya devam edeceğiz. Milletimize, tarihimize, inançlarımıza karşı sorumluyuz. Gücümüz ne kadarına yetiyorsa o ölçüde kardeşlerimize destek olacağız. Asla vazgeçmeyecek, asla geri adım atmayacağız. Doğu Türkistan'da katil Çin yönetimi altında şehit olan kardeşlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmet, var olma mücadelelerini büyük zorluklarla sürdüren kardeşlerimize güç ve sabır niyaz ediyorum.

Mustafa Destici

10,690 次观看 • 2 年前

Millî Savunma Bakanlığı Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı, Denizkurdu-II Tatbikatı’nın Seçkin Gözlemci Günü dolayısıyla Akdeniz açıklarındaki TCG Anadolu’da gerçekleştirildi. Millî Savunma Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk tarafından gerçekleştirilen toplantıda şu bilgiler paylaşıldı: DENİZKURDU-II TATBİKATI’NDA 125 GEMİ VE 60 HAVA UNSURU GÖREV YAPIYOR "Denizkurdu-II Tatbikatı’nın Seçkin Gözlemci Günü" münasebetiyle Antalya Körfezi’nde bulunan TCG Anadolu’da icra ettiğimiz Millî Savunma Bakanlığı Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı’na hoş geldiniz. Denizkurdu-II Tatbikatı; ▪️ Deniz Kuvvetlerimizin harekâtı sevk ve idare etkinliğinin değerlendirilmesi, ▪️ Tatbikata katılan unsurların çok tehditli ortamda muhakeme, öngörü ve karar verme yeteneklerinin geliştirilmesi, ▪️ Diğer Kuvvet Komutanlıkları ile müşterek çalışabilirlik usullerinin denenmesi amacıyla 4-14 Haziran tarihleri arasında Karadeniz, Marmara, Ege Denizi ve Doğu Akdeniz’de gerçekleştirilmektedir. Deniz Kuvvetlerimizin en büyük tatbikatı olan Denizkurdu-II kapsamında; ▪️ Harekâta Hazırlık Eğitimleri, ▪️ Fiilî Silah Atışları, ▪️ Lojistik Bütünleme Faaliyetleri, ▪️ Çok Tehditli Ortamda Harekât Eğitimleri icra edilmektedir. Deniz Kuvvetlerimizin yanı sıra Kara ve Hava Kuvvetlerimiz, Özel Kuvvetler Komutanlığımız ve Jandarma Genel Komutanlığı ile Sahil Güvenlik Komutanlığından müteşekkil 125 gemi, 60 hava unsuru, insansız deniz araçları ve 18 bin personelin görev aldığı Denizkurdu-II Tatbikatı’nın Seçkin Gözlemci Günü faaliyetleri kapsamında; millî üretim “AKYA Ağır Sınıf Harp Torpidosu” ile millî gemisavar “Atmaca Güdümlü Mermisi” atışları icra edilecektir. Tatbikat çerçevesinde ayrıca; 12-14 Haziran tarihleri arasında 32 gemi ile Karadeniz, Ege Denizi, Doğu Akdeniz ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde 19 liman ziyareti yapılacaktır. Deniz Kuvvetlerimiz; sahip olduğu modern su üstü, denizaltı ve deniz hava unsurları, nitelikli personeli ve gelişen millî savunma sanayimizin sağladığı üstün kabiliyetlerle ülkemizin hak ve menfaatlerini korumaya devam edecektir. Eğitim ve tatbikat faaliyetleriyle harekâta hazırlık seviyesini sürekli yüksek tutan Deniz Kuvvetlerimiz, denizlerdeki etkinliğini ve caydırıcılığını her geçen gün daha da artırarak Türkiye Cumhuriyeti’nin güvenliği ve bölgesel istikrarın korunması için görevlerini azim, kararlılık ve başarıyla yerine getirmeyi sürdürecektir. MISIR’DA "TÜRKİYE-MISIR İKİLİ HAVA TATBİKATI" İCRA EDİLECEK Diğer yandan Haziran ayında, ▪️ Bulgaristan’da Strike Back, ▪️ Letonya ve Polonya’da Baltops, ▪️ Japonya’da Live Minex, ▪️ Norveç, İsveç ve Finlandiya’da Ramstein Flag, ▪️ Romanya’da Sea Breeze-I, ▪️ Polonya’da düzenlenen NATO Koalisyon Kuvvetleri Birlikte Çalışabilirlik (CWIX) tatbikatlarına katılım sağlanmakta, ▪️ 4-17 Haziran tarih aralığında Mısır’da "Türkiye-Mısır İkili Hava Tatbikatı" icra edilmektedir. ▪️ Ankara’daki İnsani Yardım 2026, ▪️ Türkiye ve KKTC’de icra edilen Hava Savunma Komuta Kontrol tatbikatları bugün (11 Haziran) sona erecektir. ▪️ 15-25 Haziran tarihleri arasında Gürcistan’da "Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan Kafkas Kartalı Özel Kuvvet Tatbikatı"nın icra edilmesi, 15-19 Haziran tarihleri arasında Romanya ev sahipliğinde "Eurasian Partnership Mayın Karşı Tedbirleri Davet Tatbikatı"na katılım sağlanması planlanmaktadır. Ülkemizin öncülüğünde, Karadeniz’deki mayın tehlikesine karşı oluşturulan Mayın Karşı Tedbirleri Karadeniz (MCM Black Sea) Görev Grubunun 10’uncu aktivasyon faaliyeti Batı Karadeniz’de 13-23 Haziran tarihleri arasında icra edilecektir. Aktivasyon faaliyeti kapsamında; TCG Ütğm.Arif Ekmekçi ve TCG Ayvalık tarafından 13-14 ve 20 Haziran’da Köstence/Romanya’ya; Bulgaristan Deniz Kuvvetleri unsuru Priboy tarafından 12-25 Haziran tarihleri arasında İstanbul’a liman ziyaretleri yapılacaktır. NATO Daimî Deniz Görev Grubu-1'de (SNMG-1) görevli TCG Oruçreis gemimiz, 14-21 Haziran tarihleri arasında Norfolk/ABD’ye liman ziyareti gerçekleştirecek; müteakiben 2-7 Temmuz tarihleri arasında “ABD Deniz Kuvvetlerinin 250’nci Kuruluş Yıl Dönümü” etkinliklerine iştirak edecektir. “Belçika Deniz Kuvvetleri Günü”ne katılacak TCG Burgazada tarafından 17-19 Haziran tarihleri arasında Katanya/İtalya’ya liman ziyareti icra edilecektir. 12-16 Haziran tarihleri arasında; ▪️ İtalya Deniz Kuvvetleri unsuru Marceglia tarafından Aksaz’a, ▪️ Bangladeş Deniz Kuvvetlerine ait Sangram tarafından Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü (UNIFIL) görevi kapsamında Mersin’e liman ziyaretleri yapılacaktır. “Türklerin Anadolu'dan Rumeli’ye Geçişi ve Gelibolu’nun Fethinin 672’nci Yıl Dönümü” kapsamında yarın (12 Haziran) Çanakkale’de düzenlenecek törene TCG Nusret ve TCG Karabiga gemilerimiz iştirak edecek, ayrıca muharip uçak geçişi yapılacaktır. “Karadeniz Ereğli’nin Kurtuluşu” etkinlikleri kapsamında, 18 Haziran’da TCG Alemdar tarafından Ereğli’ye liman ziyareti gerçekleştirilecektir. 17 Haziran'da Riga/Letonya’da düzenlenecek “Baltık Operasyonları Komutanlar Konferansı 2026”ya, Donanma Komutan Yardımcımız ve beraberindeki heyet tarafından katılım sağlanacaktır. ▪️ “Amasya Genelgesi'nin İlanının 107’nci Yılı Etkinlikleri” kapsamında yarın (12 Haziran) Amasya’da muharip uçak geçişi, ▪️ 12-13 Haziran’da “Liepāja Airshow 2026” çerçevesinde SOLOTÜRK tarafından Letonya’da, ▪️ “Atatürk ve İstiklal Yolu Yürüyüşü Etkinlikleri” kapsamında 13 Haziran’da Türk Yıldızları tarafından Kastamonu’da gösteri uçuşları yapılacaktır. Devlet Opera ve Balesi tarafından “Tarihin İzinde” müze konseri, Beşiktaş Deniz Müzesi Komutanlığımızda 13 Haziran’da icra edilecektir. 31 Mayıs-5 Haziran tarihleri arasında Çekya’da düzenlenen Uluslararası Askerî Sporlar Konseyi (CISM) Avrupa Bölgesel Askerî Pentatlon Şampiyonası’nda genel takım tasnifinde ikincilik elde eden TSK Spor Gücü Askerî Pentatlon Takımımızı tebrik ediyoruz. 4 PKK’LI TERÖRİST DAHA TESLİM OLDU Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ülkemizin huzur, güvenlik ve istikrarı için gerçekleştirdiği görev ve faaliyetler kapsamında geride bıraktığımız hafta içerisinde; ▪️ 4 PKK’lı terörist daha teslim olmuş, ▪️ Harekât bölgelerinde mayın ve el yapımı patlayıcı ile mağara, sığınak ve barınak tespit ve imha çalışmalarına devam edilmiştir. HUDUTLARDA 298 ŞAHIS YAKALANDI Güvenliğin 7 gün 24 saat esasıyla en üst seviyede tesis edildiği hudutlarımızda son bir haftada; ▪️ 1’i terör örgütü mensubu olmak üzere yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 298 şahıs yakalanmış, 1 Ocak’tan bugüne kadar hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 4 bin 158 olmuş, Engellenen 1.804 şahıs ile birlikte bu yıl içerisinde sınırlarımızda engellenen kişi sayısı da 36 bin 193’e ulaşmıştır. TSK, BÖLGESEL VE KÜRESEL BARIŞ VE İSTİKRARA KATKILARA DEVAM EDİYOR Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; uluslararası görevler ve ikili ilişkiler kapsamında, geniş bir coğrafyada barışın tesisi ve istikrarın sürdürülmesine katkı sunmaya devam etmektedir. Deniz Güvenliği Mükemmeliyet Merkezi Komutanlığımız (Maritime Security Centre of Excellence-MARSEC COE) tarafından "6’ncı Deniz Güvenliği Konferansı" 9-10 Haziran’da İstanbul’da gerçekleştirilmiştir. Türkiye-Yunanistan Güven Artırıcı Önlemler Uygulama Planı kapsamında 1’inci Ordu Komutanımız, 17-18 Haziran’da Yunanistan Kara Kuvvetleri Genel Müfettişi’ni ziyaret edecektir. ÇATIŞMALARIN YENİDEN BAŞLAMASINDAN ENDİŞE DUYUYORUZ Orta Doğu’daki gelişmeler kapsamında; İran ile ABD arasında çatışmaların tekrar başlamasından endişe duyuyoruz. Mevcut hassas süreçte tüm tarafların itidalli davranması, bölgemizde kalıcı barış ve istikrarın tesisi için diplomatik çözüm yollarına öncelik vermesi büyük önem taşımaktadır. Gazze’de aylardır devam eden katliamlar, Lübnan’a yönelik saldırılar ve bölgesel gerilimi tırmandıran eylemleriyle bölgedeki en büyük istikrarsızlık kaynağı hâline gelen İsrail, uzlaşma çabalarının önündeki en büyük engeldir. Uluslararası hukuku ve insani değerleri hiçe sayan bu yaklaşım, yalnızca bölgesel güvenliği değil, küresel barış ve istikrarı da tehdit etmektedir. Diplomatik girişimlerin başarıya ulaşabilmesi için uluslararası toplumun İsrail’in saldırgan ve hukuk tanımaz politikalarına karşı daha kararlı bir tutum sergilemesi ve somut adımlar atması gerekmektedir. SAYIN BAKANIMIZ, 2’NCİ ZIRHLI TUGAY KOMUTANLIĞIMIZDA İNCELEME VE DENETLEMELERDE BULUNDU Sayın Bakanımız, 6 Haziran’da, Sayın Emine Erdoğan’ın himayelerinde Sıfır Atık Vakfı tarafından İstanbul’da düzenlenen Sıfır Atık Forumu’na katılmış, 8 Haziran’da Sayın İçişleri Bakanımız, 9 Haziran’da Suriye Savunma Bakanı ile Bakanlığımızda bir araya gelmiş; ardından Sayın Cumhurbaşkanımızın riyasetinde gerçekleştirilen “Millî Güvenlik Konferansları Açılış Töreni”ne iştirak etmiştir. 10 Haziran’da Kahramanmaraş’a giden Sayın Bakanımız, 2’nci Zırhlı Tugay Komutanlığımızda inceleme ve denetlemelerde bulunmuş, çeşitli temas ve ziyaretler gerçekleştirmiştir. Sayın Genelkurmay Başkanımız ikili ilişkiler ve bölgesel konular kapsamında; ▪️ 5 Haziran’da Pakistan Savunma Kuvvetleri ve Kara Kuvvetleri Komutanı ile telefonla, ▪️ 8 Haziran’da ise ABD Afrika Komutanlığı (USAFRICOM) Komutanı ile video konferans yöntemiyle görüşmüştür. Bakan Yardımcımız Sayın Musa Heybet, 6 Haziran’da İstanbul Tersanesi Komutanlığımızda Malezya Savunma Bakan Yardımcısı ve beraberindeki heyet ile bir araya gelmiştir. YENİ SİLAH SİSTEMLERİ ENVANTERE GİRDİ Yerli ve millî savunma sanayi ürünlerimizle Türk Silahlı Kuvvetlerimizin imkân ve kabiliyetlerinin artırılması çalışmaları da devam etmektedir. Bu kapsamda hafta içerisinde Kara Kuvvetleri Komutanlığımızca, muhtelif miktarda Panter obüsü muayene ve kabul faaliyeti tamamlanarak envantere alınmıştır. Makine ve Kimya Endüstrisi (MKE) Anonim Şirketimiz; kara, hava ve deniz platformlarına yönelik geliştirdiği yerli ve millî savunma sistemlerini uluslararası katılımcılarla buluşturmak amacıyla 15-19 Haziran tarihleri arasında Fransa’da düzenlenecek Avrupa’nın en büyük savunma sanayi fuarlarından Eurosatory 2026’ya iştirak edecektir. Ayrıca ASELSAN tarafından muhtelif miktarda; ▪️ SERDAR 100 Sahil Gözetleme Radarı Deniz Kuvvetleri Komutanlığımıza, ▪️ IDENTA D5000 Birleşik Sorgulayıcı Cevaplayıcı Tanıma Tanıtma Sistemi Hava Kuvvetleri Komutanlığımıza teslim edilmiştir. BEDELLİ ASKERLİK TUTARI GÜNCELLENECEK Bedelli askerlik hizmeti kapsamında geçerli olan bedel ve ek bedel tutarı Askeralma Kanunu gereğince 1 Temmuz 2026 tarihi itibarıyla memur aylık katsayısına göre güncellenecektir. Mevcut bedel tutarı üzerinden bedelli askerlik hizmetine müracaat etmek isteyen yükümlülerin 30 Haziran 2026 tarihine kadar müracaat ve ödeme işlemlerini tamamlamaları gerekmektedir. ▪️ Ülkemizin yardım elini ihtiyaç sahiplerine ulaştıran Türk Kızılayın 158’inci (11 Haziran), ▪️ Milletimizin huzur ve güvenliği için fedakârca görev yapan Jandarma Genel Komutanlığının 187’nci (14 Haziran), ▪️ Gerçekleştirdiği projelerle Türk Silahlı Kuvvetlerimize güç katan ve ülkemizin savunma ve güvenliğine katkı sağlayan ROKETSAN'ın 38’inci (14 Haziran 1988) kuruluş yıl dönümleri ile ▪️ “İki devlet, tek millet” anlayışıyla bir ve beraber olduğumuz Azerbaycan’ın Millî Kurtuluş Günü’nü (15 Haziran) kutluyor, ▪️ Ayrıca 2026 FIFA Dünya Kupası’nda mücadele edecek A Millî Futbol Takımımıza başarılar diliyoruz. Sonuç olarak yüksek donanımı, tecrübeli personeli ve üstün harekât kabiliyetiyle Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, milletimizin güveninden aldığı güçle; ▪️ Hudutlarımızın güvenliğinin sağlanmasından terörle mücadeleye, ▪️ Denizlerimizde ve semalarımızda hak ve menfaatlerimizin korunmasından uluslararası barış ve istikrara katkı sunmaya kadar üstlendiği tüm görevleri azim, kararlılık ve yüksek bir sorumluluk bilinciyle yerine getirmeye devam edecektir. BASIN MENSUPLARININ GÜNDEME DAİR SORULARI CEVAPLANDIRILDI Basın Bilgilendirme Toplantısı’nın ardından basın mensuplarının gündeme dair soruları cevaplandırıldı. Sorulara verilen cevaplar şu şekilde: KIBRIS’TA GARANTÖRLÜK SIFATI OLMAYAN FRANSA İLE GKRY ARASINDA İMZALANAN KUVVETLERİN STATÜSÜ ANLAŞMASI HAKKINDA Doğu Akdeniz’de istikrarı bozmaya ve gerginliği artırmaya yönelik provokasyonu yakından takip ediyoruz. Kıbrıs’ta garantörlük sıfatı olmayan Fransa ile GKRY arasında imzalanan ve Ada’daki hassas dengeleri tek taraflı olarak değiştirmeyi amaçlayan, Kıbrıs Türklerinin iradesini ve egemen eşit haklarını yok sayan söz konusu anlaşma, 1960 Kıbrıs Antlaşmalarına ve uluslararası hukuka aykırıdır. Hiçbir meşruiyete sahip olmayan ve sonuçları üzerine dikkatle düşünülmeyen bu ve benzer adımlar, Ada’nın güneyi için tehlikeli sonuçlar doğurabilecek niteliktedir. Bölgedeki hassas dengeleri göz ardı eden ve Türkiye ile KKTC’nin hak ve menfaatlerini hedef alan herhangi bir askerî ittifakın, Türkiye’ye karşı başarı şansı bulunmadığı gerçeğini bir kez daha hatırlatıyoruz. Garantör ülke olarak, dün olduğu gibi bugün de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin hak ve menfaatlerini korumaya ve güvenliğini sağlamaya devam edeceğiz. Türk Silahlı Kuvvetleri Kıbrıs Türklerinin güvenliğini tehdit eden hasmane tutumlara karşı en sert cevabı verme güç ve kararlığındadır. YUNAN BASININDA YER ALAN TÜRK UÇAKLARININ YUNAN UÇAĞINI TACİZ ETTİĞİ İDDİASI Bazı basın yayın organlarında yer alan ve sosyal medya hesaplarında paylaşılan “Türk uçaklarının Yunanistan Savunma Bakanı ve Avrupalı bakanları taşıyan uçakları taciz ettiği” yönündeki organize ve bilinçli provokatif iddialar gerçeği yansıtmamaktadır. Yunanistan ve GKRY’nin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin hak ve menfaatlerini göz ardı eden, bölgedeki hassas dengeleri dikkate almayan ve zaman zaman KKTC hava sahasına yönelik ihlal niteliği taşıyan faaliyetlerde bulunduğu görülmektedir. 7 Haziran 2026 tarihinde Yunanistan-Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) rotasında uçuş icra eden 6 hava trafiğinden 4’ü Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) hava sahasını ihlal etmiş, bu nedenle KKTC’de konuşlu Alarm Reaksiyon nöbeti tutan iki adet F-16 uçağımız derhâl tedbir amaçlı kaldırılmıştır. Uçaklarımız, KKTC hava sahası üzerinde görev yapmış olup GKRY hava sahasını ihlal etmemiş, bahsi geçen trafiklere taciz yapılmamıştır. Bölgede gerginliği artıran ve provokatif nitelik taşıyan mağduriyet algısı oluşturmaya yönelik girişimler ve açıklamaların kabul edilmesi mümkün değildir. İRAN-ABD / İSRAİL SAVAŞI SON DURUM HAKKINDA İsrail ve ABD tarafından İran’a yapılan saldırılarla başlayan ve İran’ın üçüncü ülkeleri hedef almasından sonra şiddetlenen çatışmalar küresel ve bölgesel istikrara zarar vermiştir. Diğer taraftan çatışmaların tekrar başlaması neticesinde yaşanan gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Saldırılara bir an önce son verilmesi gerektiğini, çatışmaların hiçbir tarafa fayda sağlamayacağını, sorunun diplomasi yoluyla çözülmesinden yana olduğumuzu yineliyoruz. #MillîSavunmaBakanlığı

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

22,690 次观看 • 2 个月前

🔴HPG GENEL Komutanı Murat Karayılan: Bilindiği üzere 6 Ocak’ta Halep’ten geniş çaplı bir saldırı başlatıldı. 18 Ocak tarihli açıklamanızda bunun bir komplo olduğunu belirtmiştiniz. Bunu biraz açabilir misiniz? Halep’ten başlayıp yayılan saldırı dalgası sıradan değildir. I. Dünya Savaşı’ndan sonra, Sykes-Picot Anlaşması’na dayanarak bölgeyi dizayn etmek istediler. O zaman bu dizayn Suriye’den başladı. Bu anlamda Suriye’nin bölgede bir önemi vardır. Şimdi de bölgenin yeniden dizaynına yine Suriye’den başladılar. Selefi bir kadro olan Colani’nin öncülüğünde bir Suriye ve ona bağlı olarak da bölgenin dizaynını tamamlamak istiyorlar. QSD ile Şam hükümeti arasında 4 Ocak’taki görüşme, basına yansıdığı kadarıyla müdahale sonucu sabote ediliyor. Bir gün sonra (5 Ocak) Paris’te, ABD’nin öncülüğünde Suriye ve İsrail arasındaydı ama Türkiye de endirekt bir biçimde Suriye yoluyla toplantıya dâhil oldu. Bu toplantının ardından, yani 6 Ocak’ta ise Halep’e saldırılar başladı. Sonrasında birçok kez savaşın durmasına dönük müdahaleler olmasına ve ateşkesler ilan edilmesine rağmen hiçbirine uymayıp devam ettiler. Açık ki bu bir komplo ve büyük bir plandır. Bu planı Türkiye, Suudi Arabistan, Katar ve hatta Ürdün gibi bölgesel devletler ile ABD, Britanya, Almanya ve Fransa gibi uluslararası güçler onaylamıştır. Zaten öncesinden bunlara hazırlanıldığı da açığa çıktı. O görüşmelerin hepsi bunun üzerini örtmek için yapılıyor ama esasında yeni bir dizayn söz konusudur. Bu dizayn içerisinde Kürtlerin yerinin olmamasıdır. Bakın; Suriye’de HTŞ lideri Colani’yi Şam’a getirip etrafında yeni bir devlet kurmak istiyorlar ama Suriye’nin yüzde 30’undan fazlasını savaşarak DAİŞ’ten kurtaran Kürtler, Araplar, Asuri-Süryaniler ve diğer halklardan oluşan QSD’yi ise dışarıda bırakıyorlar. Normal şartlarda koalisyon olması; birlikte devleti kurmaları gerekirdi. Öyle yapmadılar; Rojava Kürtlerini dışarıda bıraktılar. Tıpkı I. Dünya Savaşı ardından olduğu gibi yeni dizaynda Kürtlere yer verilmedi. Yine II. Dünya Savaşı sonrası dizaynda Kürtlere yer verilmedi ve Mahabad yaşandı. İşte şimdi de Rojava’yı ikinci bir Mahabad yapmak, yani yeni dizaynda Kürtlere yer vermemek istiyorlar. Bu saldırı, tüm Kürtlere karşıdır. Kimse bu konuda yanılmamalıdır. Bugün YPG, YPJ ve QSD’li kahramanların yürüttüğü direniş ise tüm Kürtler içindir. Bu komplo, aynı zamanda tıpkı 15 Şubat’taki gibidir. Nasıl ki 15 Şubat Komplosu, Önder Apo şahsında Kürdistan Özgürlük Hareketi’ne karşı yapıldıysa bugünkü de aynı biçimdedir. Önder Apo, 27 Şubat 2025’te yeni bir çağrı yaptı. Bu çağrının temelinde halklar arası barış ve kardeşlik var. Bu komplo ise halklar arasında düşmanlığı geliştiriyor. Önder Apo’nun geliştirdiği süreci de anlamsızlaştırmak ve boşa çıkarmak istiyorlar. Belki şu an konumuz bu değil ama şunu belirtebilirim: Türk devlet yetkilileri, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve yine Devlet Bahçeli bilmeliler ki; Rojavayê Kurdistan’ın cenazesi üzerinde Kürtlerle barış olmaz. Rojava’da soykırım yürüteceksin, yok etmeyi esas alacaksın ama Kuzey’de veya genel olarak Kürtler, Türk devleti ile barış yapacak ve kardeşliği geliştirecek. Bu mümkün değildir. Gerçekten kardeşlik ve barış isteniliyorsa bu siyaset terk edilmeli ve kökten bir değişim yapılmalıdır. Kısacası, uluslararası ve bölgesel yanları olan genel ve büyük saldırılar, Kürtlere karşı kapsamlı bir komplodur. Bu komployu en iyi hisseden halkımızdır. Bazı çevreler, QSD’nin Kürt-Arap-Asuri-Süryani halkların kardeşliğine dayalı projesinin çöktüğünü, bunun yanlış olduğunu belirterek eleştiriyorlar. Arapların taraf değiştirdiğini belirtiyorlar. Bu konuda ne dersiniz? Bu, milliyetçi ve dar bir yaklaşımdır. Halkların kardeşliği ve demokratik ulus çizgisi yanlış değildir. Bildiğimiz kadarıyla QSD de bu çizgi temelinde hareket etmeye çalışıyor. Kuzey-Doğu Suriye’de oluşan sistem, feodallere ve egemen kesime dayanarak değil; emekçi halklara, Arap-Kürt-Asuri-Süryanilerin emekçilerine dayanarak oluşturulmuş bir sistemdir. Yine QSD’ye sırt dönenler, egemen tabakadan aşiret şeyh ve reisleriydi; onların Arap halkının tümü olduğunu belirtemeyiz. Duyduğumuza göre halen de birçok Arap savaşçı, QSD’nin içerisinde yer alıp savaşıyor ve çok sayıda şehitleri vardır. Dolayısıyla karalanmasını doğru görmüyoruz. Arap şeyhleri çoğunlukla dengelere bakıyor; kim güçlüyse onun tarafını tutuyor. Vakti zamanında BAAS rejimi güçlüydü, onun tarafındaydılar; sonra DAİŞ geldi, ona katıldılar; ardından QSD’nin güçlü olduğunu görünce QSD’yi desteklediler. Bu sonda baktılar ki ABD ve Uluslararası Koalisyon QSD’yi desteklemiyor, onlar da tutumlarını değiştirdi. Bunda Suudi Arabistan’ın da rolü oldu. Aşiret reisleri ve şeyhlerin hepsi kötü değildir. Mesela Şemer aşiretinin reisi Hemedî Deham vardı; değerli, demokrat bir insandı. Kendisi vefat etti. Allah rahmet eylesin. Kısacası böylesi değerli ve iyi insanlar da vardır ve şimdi de ister Şemerî olsun, ister Tayî, Cîbûrî vd., yüzyıldır Kürtlerle birlikte yaşayan birçok aşiret vardır. Yani Kürt-Arap ortaklığı devam etmeli, halkların kardeşliğinde ısrar edilmelidir. Bu konuda yanlış düşünenlere, Arap ve Kürt halklarının kardeşliğine karşı olanlara çağrıda bulunmak ve onları yanlış yoldan döndürmek gerekiyor. Bugün uluslararası bir plan var ve kimse bu plana alet olmamalı, halkların kanını dökmemeli; herkes halkların kardeşliğini esas almalıdır. Arap aşiretlerine ve herkese çağrımız budur. Birçok çevre, Koalisyon güçleri ve Amerika’nın QSD’yle işbirliği yaptığını, onu kullandığını ve sonra da sattığını öne sürüyor. Bu doğru mu? Şayet QSD’yi satın almışlarsa sattıklarından söz edilebilir. Açık ki QSD’yi satın alamadıkları için bir satma da söz konusu değildir. Bu çerçevedeki yorumlar doğru değildir. Orada ne alma ne de satma var. DAİŞ’e karşı bir savaş vardı ve bu savaş temelinde bir kesim Arap, Asuri-Süryani de QSD’ye katıldılar. Uluslararası Koalisyon da onlarla taktik bir ittifak oluşturdu. Zaten ABD’li yetkililer, onlarca kez bu ilişkinin taktik bir ilişki olduğunu söyledi. Taktik ne demek? Yani günü gelince birbirinden kopmak demek. Bunun için aldı-sattı vb. denilemez ve öyle bir şey de yok. Yalnız şunun altını çizmek gerekiyor: Ortada demokratik bir sistem vardı. Bu sistem, her türden gericiliğe karşı mücadele yürütüyordu. ABD’nin başını çektiği, İngiltere, Fransa ve Almanya gibi devletlerin de önemli bir rol oynadığı Uluslararası Koalisyon ise sürekli bir biçimde demokrasi yanlısı olduklarını belirtiyordu. Suriye’de görüldü ki El Kaide’den gelen, yapay bir Selefi örgütü esas aldılar ve demokratik bir yapı olan QSD’yi ise desteklemediler, yalnız bıraktılar. İkiyüzlülük budur. Bu biçimde bölgede Selefi dalganın tekrardan güçlenmesine ve DAİŞ’in tekrardan dünyanın başına bela olmasına yol verdiler. Uluslararası Koalisyon’un bu siyaseti, radikal İslamcı, Selefi dalganın önünü açtı; onu iktidar hâline getirerek güçlendirdi. Daha da güçlendirecektir. “Şiileri durduralım” adı altında bunu yaptılar ama bu doğru bir şey değildir. Diğer yandan QSD, DAİŞ’e karşı savaşta 13 binden fazla şehit verdi. Peki, DAİŞ’e karşı olan savaş anlamsızlaştı mı? Tabii ki hayır. Açık ki şimdiye kadar bu uluslararası güçler, QSD ile taktik de olsa DAİŞ’e karşı bir ittifak ilişkisi geliştirdi ve şimdi de terk etti. Elbette bunun ihanet olduğu doğrudur fakat işte “stratejik bir ilişkiydi de bu hâle mi geldi” denilirse, öyle olmadığı biliniyor. Biz Hareket olarak hiçbir zaman böylesi ilişki ve devletlere güvenmedik. Ortadoğu’da sürekli bağımsız bir siyaseti yürüttük. Sürekli kendi öz gücümüze dayanıyor ve devletlerin değil, kamuoyunun desteği temelinde hareket ediyoruz. Kamuoyu bugün bir güçtür. Devletlere de söz geçirebilir. Buradan bir şeyi daha belirtmek istiyorum: Apocu Hareket olarak şimdiye kadar Ortadoğu’da bağımsız bir çizgide yürümemize rağmen Türk yetkililerde ve Türk basınında hastalık hâline gelmiş bir durum söz konusudur. Ne zaman Kürtlerin özgürlükçü bir çıkışı olmuşsa dış mihrakları işaret etmişlerdir. Bu biçimde algı yaratarak Hareketimizi sürekli dışarıyla bağlantılandırıyorlar. Kuşkusuz bunların hepsi yalandır. Bizler her daim kendi öz gücümüzle yürüdük. Bu şimdi de böyledir, geçmişte de böyleydi. Kimin bağımsız hareket ettiği, kimin dışarıya yaslanarak halkları ezmek istediği açıktır.

Humanist(Rojava)

117,907 次观看 • 6 个月前

■ Ukrayna: RUSYA’NIN EN BÜYÜK PETROL İhracat LİMANINI VURDU: ▪︎ Limanda yangın çıktı, yakıt depoları yanıyor, çalışanlar tahliye edildi, operasyonlar durduruldu. ▪︎ Rusya’nın en büyük İKİ petrol ihracat çıkış noktası aynı anda devre dışı kaldı . Ukrayna saldırıyı doğruladı, 249 drone fırlatıldı. Petrol odaklı saldırılar sebebiyle petrol ve akaryakıt ürünlerinde büyük fiyat artışları bekleniyor. Ortadoğu- Hürmüz hattından sonra Rusya Petrol hattı böylece geçici olsa dahi kapandı. ■ Trump'tan AVRUPA'YA tehdit : 450 milyon Avrupalıya şöyle hitap etti: ‘Anlaşmamı Perşembe gününe kadar imzalayın, yoksa gazınızı keserim. ' Hürmüz'ün kapanmasından bu yana Avrupa'da LNG fiyatları yüzde 35 ila 50 arttı. Tek tedarikçi büyük ölçekte üretim yapmaya devam ediyor, o da Amerika Birleşik Devletleri. Trump'ın AB Büyükelçisi Parlamento'ya şunları söyledi: 750 milyar dolarlık ticaret anlaşmasını 26 Mart Perşembe gününe kadar değişiklik yapmadan onaylayın, aksi takdirde Amerikan LNG'sine "avantajlı erişimi" kaybedeceksiniz. Avrupa, savaşın yeniden tırmanmasından, olası bir kara harekatının başlanasından iki gün önce Amerika’ya enerji bağımlılığını onaylamak zorunda. ■ İsrail Başbakanı Netanyahu: İsrail'in İran'in dev Güney Pars gaz sahasına düzenlediği saldırıda tek başına hareket ettiğini söyledi. Başkan Trump yeni saldırıları ertelememizi istedi ,fakat durmayacağız. ■ İran, İsrail askeri üslerine yönelik yoğun saldırılar başlattı. ■ İran’ın Tel Aviv’in Elektriğini besleyen Reading Power Station santralini vurduğunu söylüyor ve Tel Aviv’in büyük bölümü elektriksiz deniliyor. Tel Aviv şehrinin üç günden fazla böyle bir duruma Dayanma şansının olmadığı düşünülüyor . ■ Küba'da Elektrikler yine kesildi. Mart ayında üçüncü kez. ▪︎ 10.000.000 Kübalı elektriksiz. Adanın tamamında elektirik yok. ▪︎ Bir görgü tanığı “Bu gece solunum cihazına bağlı tüm hastalar hayatını kaybetti. ▪︎ BM, Küba'yı "insani çöküşle" karşı karşıya olduğu konusunda uyardı. ■ İran Meclis Başkanı :"Askeri üslerin yanı sıra ABD askeri bütçesini finanse eden finansal kuruluşlar da meşru hedeftir. ■ İsrailli akademisyen (Tel Aviv Üniversitesi Ulusal Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü üyesi) Orit Perlov, daha sonra silinen bir İbranice tweet paylaştı. Orit Perlov'a göre, İran’a karşı mücadelede sert bir dinî yaklaşım benimsenmeli ve Tevrat’ta geçen ilk doğanların öldürülmesi felaketine benzer şekilde İranlı çocuklar öldürülmeli. ■ İran Türkiye'ye doğal gaz akışını kesti! Günde 30 milyon metreküpten 7-8 milyon metreküpe düştü . ■Son 15 saattir Schumann Rezonansı agresif veriler gösteriyor. Bu ani bir yükseliş değil, sürekli ve kaotik bir hareket. Kaos giderek artıyor. İki haftadır Scuman Resınansı normal olmayan ,düzensiz davranışlar sergiliyor. Sistemde aktif olarak agresif hareketler gösteriyor. ■ Almanya, Uluslararası Adalet Divanı'ndaki Soykırım Davasında İsrail'e Verdiği Hukuki Desteği Geri çekti. ▪︎ İspanya da İsrail'deki büyükelçisini kalıcı olarak geri çekti. ■ CENTCOM , İran’a yönelik devam eden saldırılara ait yeni görüntüler paylaştı. CENTCOM açıklamasında, "ABD kuvvetleri, İran askeri hedeflerini hassas mühimmatlarla agresif bir şekilde vurmaya devam ediyor." dedi. ■İngiltere Savunma Bakanı John Healey, İngiliz savaş gemisi HMS Dragon'un Doğu Akdeniz'e ulaştığını ve savunma operasyonlarına katılacağını duyurdu. ■ ALTIN düşünce hastanelere akın başladı : ▪︎ Ankara'da arabasını satıp 8200 TL'den gram altın alan bir kişi altının 6400 TL'ye düştüğünü görünce fenalaşıp Etlik şehir hastanesine kaldırıldı. ▪︎ Ankara Çankaya'da 7 Milyon TL'lik dairesini satıp tüm parayla 7.800 TL'den altın alıp kiraya geçen 41 yaşındaki Memur bir vatandaş Altının düşüşüne dayanamayıp kalp krizi geçirdi. ■ 12 Türk evladını yakarak öldüren Çetinkaya katliamı faili törörist PKK'lı Çetin Arkaş, Diyarbakır'da Nevruz kutlamasında alkışlar eşliğinde konuşma yaptı. #Atabey19HHK #HüseyinHakkıKahveci #OndokuzBiziz #SonDakika #UkabParti

Atabey Hüseyin Hakkı Kahveci

57,324 次观看 • 5 个月前

Millî Savunma Bakanlığının faaliyetlerinin anlatıldığı Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı Bakanlık Sözcüsü, Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk tarafından gerçekleştirildi. 2025 yılının 52’nci ve son basın toplantısında Tuğamiral Zeki Aktürk şu bilgileri paylaştı: 3 PKK’LI TERÖRİST DAHA TESLİM OLDU Bakanlığımızın tüm birlik ve kurumları; millî güvenliğimiz ile hak ve çıkarlarımızı güçlü şekilde muhafaza etmeye, bölgesel ve küresel barış ve istikrara büyük katkılar sunmaya devam etmektedir. Beka ve güvenliğimize yönelen risk ve tehdit unsurları ile mücadelesini sınırlarımızda ve ötesinde kararlılıkla sürdüren Türk Silahlı Kuvvetlerimizin kesintisiz bir şekilde devam eden operasyon ve arama tarama faaliyetleri kapsamında hafta içerisinde; ▪️ 3 PKK’lı terörist daha teslim olmuş, ▪️ Harekât bölgelerinde mayın ve el yapımı patlayıcı ile mağara, sığınak ve barınak tespit ve imha çalışmaları sürdürülmüş, ▪️ Menbic’de 4 kilometre tünel imha edilmiştir. Böylece yıl içerisinde; ▪️ Teslim olan terörist sayısı 111 olmuş, ▪️ Pençe-Kilit başta olmak üzere operasyon bölgelerinde tespit edilen teröristlere ait mağara, sığınak ve barınaklarda ele geçirilen çok sayıda silah, mühimmat ve muhtelif malzeme kullanılamaz hâle getirilmiş, Suriye Harekât Alanlarında imha edilen tünel uzunluğu 741 kilometreye ulaşmıştır. 2025’TE HUDUTLARDA 66 BİN 794 KİŞİ ENGELLENDİ Son bir haftada hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 136 şahıs yakalanmış, 1.186 şahıs ise engellenmiştir. Cumhuriyet tarihimizin en yoğun ve etkin tedbirleri ile korunan hudutlarımızdaki başarı rakamlara da yansımış 2025 yılında; ▪️ Hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 9 bin 942, ▪️ Engellenen kişi sayısı da 66 bin 794 olmuştur. Ayrıca; keşif, gözetleme ve devriye faaliyetlerini aralıksız sürdüren hudut birliklerimiz tarafından Hakkâri ve Van hudut hatlarında gerçekleştirilen arama tarama faaliyetlerinde bu hafta ele geçirilen 101 kilogram uyuşturucu ile birlikte bu yıl ele geçirilen 1.982 kilogram uyuşturucu madde kolluk kuvvetlerine teslim edilmiştir. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, terörle mücadele ve hudut güvenliğinde elde edilen başarı ve etkinliğin çıtasını 2026 yılında daha da yukarılara taşıma azim ve kararlılığındadır. BÖLGESEL VE KÜRESEL BARIŞ VE İSTİKRARA KATKILARIMIZ SÜRÜYOR İkili iş birlikleri, bölgesel inisiyatifler ve çok uluslu görevler kapsamında Balkanlardan Kafkasya’ya, Karadeniz’den Orta Doğu ve Afrika’ya kadar geniş bir coğrafyada başarıyla görev yapan Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; bölgesel ve küresel barış için öncü bir rol oynamaya devam etmektedir. Türkiye’nin öncülüğünde Romanya ve Bulgaristan ile başlatılan “üçlü girişim” kapsamında 8 Ocak’ta Mayın Karşı Tedbirleri Karadeniz Görev Grubu “Komite Toplantısı” Beşiktaş Deniz Müzesi Komutanlığında, “Görev Grubu Komuta Devri ve Aktivasyon Töreni” İstanbul Boğaz Komutanlığında düzenlenecektir. 9-18 Ocak 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecek 8’inci aktivasyon faaliyeti kapsamında; Batı Karadeniz’de “Sürüklenen Mayın Keşif/Gözetleme Faaliyeti” icra edilecektir. Aktivasyon kapsamında ayrıca, Bulgaristan Deniz Kuvvetleri unsuru Priboy ve Romanya Deniz Kuvvetlerine ait Ghiculescu (Gikulesku) tarafından 7-10 Ocak 2026 tarihleri arasında İstanbul’a liman ziyareti gerçekleştirilecektir. ULUSLARARASI TOPLUM, İSRAİL’İ DURDURMAKTA YETERSİZ KALIYOR İsrail, iki yılı aşkın süredir bölgesel ve küresel düzeyde istikrarsızlık yaratmaya ve hukuksuzluğa devam etmektedir. Uluslararası toplum ise İsrail’in, Filistin halkına yönelik acımasız katliamlarını ve insanlık dışı uygulamalarını durdurmakta; bölge ülkelerinin egemenliğine yönelik tehditlerini ve bölgede yarattığı kaosu engellemekte yetersiz kalmaktadır. Gelecek yılın; bölgeye ve Filistin’e barışın geldiği, Filistin halkının yaşam hakkına kavuştuğu, bölgesel güven ve istikrarın sağlandığı bir yıl olmasını temenni ediyoruz. SAYIN BAKANIMIZ, YILIN SON GÜNÜNDE MEHMETÇİKLERLE BİR ARAYA GELECEK 25 Aralık’ta, Sayın Cumhurbaşkanımızın Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirdiği görüşmeye refakat eden Sayın Bakanımız, 27 Aralık’ta, ülkemize gerçekleştirdiği resmî ziyaretin ardından Libya’ya dönüşte meydana gelen uçak kazasında şehit olan Libya Genelkurmay Başkanı, Kara Kuvvetleri Komutanı ve beraberindeki askerî heyet üyeleri ile uçuş ekibi için Mürted Hava Meydan Komutanlığı/Ankara’da düzenlenen uğurlama törenine katılmıştır. 29 Aralık’ta, Ebedî Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Ankara’ya gelişinin 106’ncı yılı anısına düzenlenen “90’ıncı Büyük Atatürk Koşusu”nda birinci olan TSK Spor Gücü Kır Koşusu Takımımızı kabul eden Sayın Bakanımız; 30 Aralık’ta, “Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Yıllık Komutanlar Toplantısı”na katılmış, müteakiben Sayın Genelkurmay Başkanımızın resmî davetlisi olarak ülkemize gelen Suriye Genelkurmay Başkanı’nı kabul etmiş, aynı gün Sayın Cumhurbaşkanımızın Somali Cumhurbaşkanı ile İstanbul’da gerçekleştirdiği görüşmeye refakat etmiştir. Sayın Bakanımız bugün (31 Aralık); beraberinde Türk Silahlı Kuvvetleri Komuta Kademesi ile birlik ziyareti yaparak yılın son gününde Mehmetçiklerimizle bir araya gelecektir. ▪️ 27 Aralık’ta, elim bir uçak kazasında şehit olan Libya Genelkurmay Başkanı ve beraberindeki askerî heyet için Libya’da düzenlenen törene katılan ardından Başkanlık Konseyi Başkanı, Millî Birlik Hükûmeti Başbakanı ve Libya Savunma Bakan Vekili ile görüşen Sayın Genelkurmay Başkanımız, ▪️ 30 Aralık’ta Suriye Genelkurmay Başkanı ve beraberindeki heyeti ağırlamıştır. TSK EĞİTİM VE TATBİKATLARA DEVAM EDİYOR Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, operasyon ve görevlerinin yanı sıra, çok boyutlu tehdit ortamına uyum sağlamak ve yüksek hazırlık seviyesini muhafaza etmek amacıyla eğitim ve tatbikat faaliyetlerini de kesintisiz olarak sürdürmektedir. 15-26 Aralık tarihleri arasında İstanbul’da gerçekleştirilen ve SAT Timlerimiz ile Pakistan İkbal Timlerinin yer aldığı Türkiye-Pakistan Ay Yıldız Tatbikatı başarıyla tamamlanmıştır. Böylece, 1 Ocak’tan itibaren 45’i NATO, 29’u millî, 59’u davet ve 24’ü özel olmak üzere toplam 157 tatbikat başarıyla icra edilmiştir. Yabancı askerî gemilerin limanlarımızı ziyaretlerine ilişkin olarak; ▪️ Pakistan Deniz Kuvvetlerine ait Yamama tarafından 30 Aralık 2025-5 Ocak 2026 tarihleri arasında Gölcük’e liman ziyareti gerçekleştirilmekte, ▪️ İtalya Deniz Kuvvetleri unsuru Sparcato Schergat (Sparkato Şergat) tarafından 5-9 Ocak 2026 tarihleri arasında Mersin’e liman ziyareti yapılması planlanmaktadır. Türkiye-Suudi Arabistan Deniz Kuvvetleri İş Birliği Toplantısı, 5-9 Ocak 2026 tarihleri arasında ülkemizde gerçekleştirilecektir. NATO Güvence Tedbirleri (Assurance Measures) çerçevesinde Havadan İhbar Kontrol (HİK) uçağımız, 30 Aralık’ta Romanya hava sahasında görev yapmıştır. Sarıkamış Harekâtı’nın 111’inci yılı dolayısıyla düzenlenen “Bu toprakta izin var!” anma etkinliği kapsamında Sarıkamış/Kars’ta, 3 adet F-16’mız ile 4 Ocak’ta muharip uçak geçişi icra edilecektir. Bu vesileyle başta Sarıkamış Şehitlerimiz olmak üzere tüm aziz Şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman Gazilerimizi bir kez daha rahmet ve minnetle yâd ediyoruz. Öte yandan, Ankara’da icra edilen “90’ıncı Büyük Atatürk Koşusu”nda ilk dört sırayı alarak şampiyon olan Türk Silahlı Kuvvetleri Spor Gücü Kır Koşusu Takımımızı ve derece elde eden sporcularımızı bir kez daha kutluyoruz. 2025 yılı Türk Silahlı Kuvvetleri Spor Gücü Komutanlığımız açısından başarılı bir yıl olmuştur. Uluslararası müsabakalarda; 2024 yılında 20 kupa ve 93 madalya alan sporcularımız, 2025 yılında 13 rekor kırarak 35 kupa ve 207 madalya kazanmıştır. YENİ SİLAH SİSTEMLERİ ENVANTERE ALINDI Türk Silahlı Kuvvetlerimizin güçlü, modern ve etkin savunma kapasitesinin yerli ve millî savunma sanayi ürünlerimizle geliştirilmesi çalışmalarına da devam edilmektedir. Geçtiğimiz hafta içerisinde, Kara Kuvvetleri Komutanlığımızca muhtelif miktarda; ▪️ Modernize edilen M60T tankı, ▪️ KARAOK Tanksavar Silah Sistemi, ▪️ Alçak İrtifa Hava Savunma Füze Sistemi HİSAR-A ile ▪️ MİLKED Elektronik Destek Sistemi (3A3), muayene ve kabul faaliyetleri tamamlanarak envantere alınmıştır. Ayrıca, hafta içerisinde Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketimiz tarafından; ▪️ Çeşitli adet ve çapta silah ve mühimmatın teslimatı tamamlanmış, ▪️ BALKIN 130 mm (ÇAF-S) karşı tedbir mühimmatı seri üretime hazır hâle getirilmiştir. Sürekli değişen ve çeşitlenen tehditlere karşı tüm harekât alanlarında etkin, esnek ve yüksek teknolojiye dayalı bir yapı oluşturma çabasını kararlılıkla sürdüren Türk Silahlı Kuvvetlerimizin; daha güçlü, modern ve etkili bir savunma kapasitesine sahip olması için 2026 yılında da yerli ve millî savunma sanayi ürünleriyle desteklenmesine yönelik çalışmalar aralıksız devam edecektir. Bu kapsamda; ▪️ Başta Çok Katmanlı Hava Savunma Sistemimiz Çelik Kubbe, İnsansız Savaş Uçaklarımız KIZILELMA ve ANKA-3 olmak üzere insansız kara, deniz ve hava araçlarından helikopterlere, silah ve mühimmattan füzelere, hava savunma sistemlerinden elektronik harp sistemlerine kadar çok geniş bir yelpazede silah sistemlerinin geliştirilmesi, ▪️ Mavi Vatanımız ve çevre denizlerin yanı sıra, ilgi alanımız olan tüm denizlerde donanmamızın yeteneklerini genişleterek daha güçlü hâle getirilmesi amacıyla içerisinde TF-2000 hava savunma harbi muhribi, millî denizaltımız ve millî uçak gemimizin de yer aldığı 39 geminin tersanelerimizde aynı anda inşası ve yeni sistemlerin envantere kazandırılması çalışmaları kararlılıkla sürdürülecektir. Ayrıca, ▪️ Yapay zekâ destekli komuta kontrol sistemleri, ▪️ Siber savunma ve siber harekât yetenekleri, ▪️ Otonom sistemler ve büyük veri analizine dayalı karar destek altyapıları gibi kritik alanlarda yerli ve millî çözümlerle Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, yüksek caydırıcılık kapasitesini daha da artıracak, ▪️ Böylece, geleceğin muharebe konseptini şekillendiren stratejik bir üstünlük seviyesine ulaşacaktır. PERSONEL TEMİN FAALİYETLERİMİZ SÜRÜYOR Personel ve askerî öğrenci alım ve temin faaliyetleri belirlenen ihtiyaçlar ve planlanan takvim çerçevesinde devam etmektedir. Bu kapsamda; ▪️ 26 Aralık 2025’te başlayan "Millî Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı, Kuvvet Komutanlıkları ve Millî Savunma Üniversitesine Memur ve Sözleşmeli Personel Temini" başvuruları 25 Ocak’a kadar devam edecek, ▪️ 2-18 Ocak 2026 tarihleri arasında "Kara Kuvvetleri Komutanlığına 2026 Yılı Uzman Erbaş ve Sözleşmeli Er", ▪️ 5-29 Ocak 2026 tarihleri arasında "Millî Savunma Üniversitesi Askerî Öğrenci Aday Belirleme Sınavı" başvuruları yapılabilecektir. Sonuç olarak Bakanlığımız ve Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; ▪️ Cumhuriyetimizin ikinci asrında, ▪️ Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ve “Türkiye Yüzyılı” hedefleri doğrultusunda, ▪️ Yeni yılda da milletimizin huzur ve güvenliği ile daha büyük ve daha güçlü bir Türkiye için terörle mücadeleden sınır güvenliğine, uluslararası misyonlardan insani yardım faaliyetlerine kadar çok geniş bir alanda, üstlenmiş olduğu tüm görevleri azim ve kararlılıkla yerine getirmeye devam edecektir. 2026 yılının ülkemize ve milletimize sağlık, başarı ve mutluluk; bölgemize ve dünyaya ise daha fazla barış, huzur ve istikrar getirmesi temennisiyle milletimizin yeni yılını en içten dileklerimizle kutluyoruz. #MillîSavunmaBakanlığı

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

21,667 次观看 • 7 个月前

Millî Savunma Bakanlığının faaliyetlerine ilişkin Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı gerçekleştirildi. Basın ve Halka İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk tarafından gerçekleştirilen toplantıda şu bilgiler paylaşıldı: SON 1 HAFTADA 25 TERÖRİST ETKİSİZ HÂLE GETİRİLDİ Millî Savunma Bakanlığının tüm birlik ve kurumları ülkemizin savunma ve güvenliği için var gücüyle çalışmaya, daha büyük daha güçlü bir Türkiye için kendisine tevdi edilen tüm görevleri azim ve kararlılıkla yerine getirmeye devam etmektedir. Artan bir etki ve yoğun bir baskıyla devam eden, tehditleri sınırlarımızın ötesinden başlamak üzere bertaraf etmeyi öngören terörle mücadelemiz, terörizmin tüm biçim ve tezahürlerine karşı kesintisiz sürmektedir. Bu kapsamda başarıyla icra edilen operasyonlarla Irak ve Suriye’nin kuzeyi dâhil; - Son bir haftada 25 terörist etkisiz hâle getirilmiştir. - Böylece, 1 Ocak 2024’ten bugüne kadar 193’ü Irak’ın, 290’ı Suriye’nin kuzeyinde olmak üzere etkisiz hâle getirilen terörist sayısı 483 olmuştur. Hâlihazırda üs bölgelerinde ve hudutlarımızda zorlu iklim/arazi şartlarında kahramanlık ve fedakârlıkla görev yapan Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, terörle mücadelesine tek bir terörist kalmayıncaya kadar devam edecektir. Diğer yandan Bakanlığımız, FETÖ ile mücadelesini de yeni bilgi, belge ve veriler ışığında kararlılıkla sürdürmektedir, sürdürecektir. Suriye’de istikrarın bir an önce tesis edilmesi, Suriyelilerin emniyetli bir ortama geri dönüşleri ve normalleşmenin sağlanmasına yönelik çalışmalara devam edilmektedir. Hudutlarımızın güvenliğini sağlayan, yeni bir göçü önleyerek büyük bir insanlık dramının yaşanmasını engelleyen Bahar Kalkanı Harekâtı’nın 4’üncü yıl dönümünde aziz şehitlerimize bir kez daha Allah’tan rahmet; kahraman gazilerimize sağlıklı ve mutlu ömürler diliyoruz. HUDUTLARDA MÜCADELE SÜRÜYOR Cumhuriyet tarihimizin en yoğun tedbirleri ve tesis edilen çok katmanlı emniyet sistemi ile korunan hudutlarımızda; - Son bir haftada yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 101 şahıs yakalanmıştır. Yakalanan şahıslardan 4’ü terör örgütü mensubudur. 2 bin 384 şahıs ise hududu geçemeden engellenmiştir. - Böylelikle, 1 Ocak’tan bugüne kadar hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 1.448’e yükselmiştir. Hududu geçemeden engellenen kişi sayısı da 30 bin 15 olmuştur. GAZZE’DE KOŞULSUZ VE KALICI ATEŞKES İLAN EDİLMESİ KAÇINILMAZDIR Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, terörle mücadele ve hudut güvenliği ile mavi ve gök vatanımızdaki hak ve menfaatlerimizi korumanın yanı sıra; - Millî meselemiz olan Kıbrıs, - “İki devlet, tek millet” anlayışı ile bir ve beraber olduğumuz Azerbaycan, - Tarihî ve kültürel bağlarımız olan Balkanlar, - Dostluk ve kardeşlik ilişkilerimiz bulunan Libya ve Somali başta olmak üzere birçok coğrafyada kardeş, dost ve müttefik ülkelerin haklı davalarına destek olmayı sürdürmektedir. Bu vesileyle 32 yıl önce Hocalı’da acımasızca katledilen soydaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyor, insanlık tarihine kara bir leke çalanları lanetliyor, kederde ve kıvançta Azerbaycan’ın yanında olduğumuzu bir kez daha vurguluyoruz. İsrail’in, Gazze’de uluslararası hukuku ihlal etmesi, 7 Ekim'den bu yana Gazze'yi benzeri görülmemiş şekilde bombalıyor olması, yoğun sivil ölümlerine yol açması, Filistin halkını en temel haklarından mahrum bırakmayı amaçlayan kuşatma ve toplu cezalandırma yolunu tercih etmesi çok ciddi bir endişe kaynağıdır. İsrail saldırılarını sürdürdüğü müddetçe, bölgesel ve küresel barışa yönelik tehditler de artmaktadır. Hem bölgesel hem de uluslararası istikrar için Gazze’de koşulsuz ve kalıcı ateşkes ilan edilmesi kaçınılmazdır. Diğer taraftan Sayın Bakanımız; - 23 Şubat 2024’te Polonya’nın, 26 Şubat 2024’te de Suudi Arabistan’ın Ankara Büyükelçilerini kabul etmiş, - 27 Şubat 2024’te Birleşik Krallık, 28-29 Şubat 2024’te ise Bosna Hersek’e resmî ziyaretler gerçekleştirmiştir. Söz konusu ziyaretlerde mevkidaşları ile ikili ve bölgesel savunma ve güvenlik konularında görüşen Sayın Bakanımız çeşitli temas ve ziyaretlerde de bulunmuştur. TSK EĞİTİM VE TATBİKATLARA DEVAM EDİYOR Türk Silahlı Kuvvetlerimizin harbe hazırlığının en üst seviyede tutulması maksadıyla ulusal ve uluslararası eğitim ve tatbikat faaliyetlerine de aralıksız devam edilmektedir. NATO Kosova Gücü (KFOR) ihtiyat birliği rotasyon planlanması kapsamında, bir komando taburumuz 28 Şubat’ta Kosova’ya intikal etmiştir. İtalya’dan görevi devralacak birliğimiz 1 Mart-1 Haziran 2024 tarihleri arasında görev yapacaktır. - Steadfast Defender 2024 kapsamındaki Brillant Jump, Dragon ve Cobra 2024 ile - İtalya ev sahipliğinde Orta Akdeniz’de icra edilen DYNAMIC MANTA-2024 (Denizaltı Savunma Harekâtı), Yunanistan ev sahipliğinde Ege Denizi’nde gerçekleştirilen ARIADNE-2024 (Karşı Mayın Harekâtı) tatbikatlarına katılım sağlanmaktadır. Katar Özel Kuvvetleri ile Komando Birliklerimizin imkân ve kabiliyetlerinin geliştirilmesi maksadıyla Katar’da Al Hares Al Mane 2024 (Yenilmez Muhafız) Tatbikatı gerçekleştirilmektedir. Ayrıca TCG BURGAZADA korvetimizin sancak gemisi olduğu NATO Deniz Muhafızı Operasyonu Görev Grubu, Doğu Akdeniz'de üç hafta süren deniz güvenliği devriyesini 27 Şubat’ta başarıyla tamamlamıştır. TCG GELİBOLU ve TCG GÖKSU fırkateynlerimiz ise ABD Deniz Kuvvetlerine ait BATAAN Amfibi Görev Grubu ve Birleşik Krallık Deniz Kuvvetlerine ait ARFUS lojistik gemisi ile 26 Şubat 2024’te Doğu Akdeniz’de geçiş eğitimleri icra etmiştir. Diğer yandan; - TCG GEDİZ fırkateynimiz, NATO Daimî Deniz Görev Grubu-2 görevi kapsamında 24 Şubat 2024’te Katanya/İtalya’ya liman ziyaretinde bulunmuştur. - Arnavutluk Deniz Kuvvetlerine ait LISSUS gemisi tarafından 24 Şubat-1 Mart 2024 tarihleri arasında İzmir’e liman ziyareti yapılmakta; Fransa Deniz Kuvvetlerine ait PROVENCE gemisinin ise 2-5 Mart 2024 tarihleri arasında Aksaz’a liman ziyareti gerçekleştirmesi planlanmaktadır. NATO Güvence Tedbirleri çerçevesinde ise; - Hava Kuvvetlerimizin tanker uçağı tarafından NATO’ya ait AWACS uçağına 21 Şubat 2024’te Romanya üzerinde yakıt ikmali yapılmış, - 23 ve 26 Şubat 2024’te Havadan İhbar Kontrol uçağımız tarafından hava sahamız ve Romanya hava sahasında uçuş görevleri icra edilmiştir. Yine 23 Şubat 2024’te Romanya hava sahasında Romanya’ya ait 4 adet F-16 uçağı ile tanker uçağımız tarafından havada yakıt ikmali eğitimi yapılmıştır. NATO Geliştirilmiş Hava Polisliği görevi kapsamında da Romanya'da konuşlu F-16 uçaklarımız, 27-28 Şubat’ta Fransız Hava Kuvvetlerine ait tanker uçağı ile ilk defa havada yakıt ikmali görevi gerçekleştirmiştir. Harita Genel Müdürlüğümüz tarafından, TÜBİTAK ile "Türkiye Diri Faylarının Paleosismolojik Özelliklerinin Belirlenmesi" konulu İş Birliği Protokolü imzalanmıştır. TASLAK TEKLİF VE KABUL MEKTUPLARI BAKANLIĞIMIZA ULAŞTI Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliği ve teşvikiyle tam bağımsız savunma sanayi hedefi doğrultusunda geliştirilen yerli ve millî savunma sanayi ürünlerimizle Silahlı Kuvvetlerimiz her geçen gün daha da güçlenmekte ve caydırıcılığını artırmaktadır. Bu kapsamda; Hava Kuvvetleri Komutanlığımızın ihtiyaçları doğrultusunda; 40 adet yeni F-16 Blok-70’in tedariki, mevcut 79 adet F-16’nın ise modernize edilmesi ile bunlara ait mühimmat, malzeme ve teçhizatı içeren talebimize ilişkin ABD tarafından gönderilen “Taslak Teklif ve Kabul Mektupları” Bakanlığımıza ulaşmıştır. İlgili birimlerimiz gerekli inceleme ve değerlendirmelere başlamıştır. Ayrıca TÜBİTAK kaynaklı başlatılan ve Koç Bilgi ve Savunma Teknolojileri AŞ ana yükleniciliğinde devam eden MALAMAN mayınının tam ölçekli patlatma provası geçtiğimiz hafta içerisinde başarıyla gerçekleştirilmiştir. “MALAMAN Deniz Mayını”nın Deniz Kuvvetlerimizin envanterine girmesiyle bu konudaki dışa bağımlılık da sona erecektir. Yine Bakanlığımıza bağlı ASFAT ana yükleniciliğinde yürütülen Açık Deniz Karakol Gemileri Projesi’nin ilk gemisi "TCG AKHİSAR"ın denize inişi sonrası önemli bir aşama olan havuzlama süreci 23 Şubat 2024’te tamamlanmıştır. Diğer taraftan Strong Bosses tarafından düzenlenen “İnovasyon ve Başarı Ödülleri” yarışmasında başarılı ve inovatif yaklaşımlı projeleri ile ödüle layık görülen İstanbul Tersanesi Komutanlığımızı ve personelimizi bir kez daha kutluyoruz. Sonuç olarak başta Türk Silahlı Kuvvetlerimiz olmak üzere Bakanlığımızın tüm birlik ve kurumları; - Cumhuriyetimizin ikinci asrında, - Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ve “Türkiye Yüzyılı” hedefleri doğrultusunda, - Terörle mücadeleden sınır güvenliğine, uluslararası misyonlardan insani yardım faaliyetlerine kadar çok geniş bir alanda, kendisine verilen tüm görevleri bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da başarıyla yerine getirmeye devam edecektir. #MillîSavunmaBakanlığı

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

55,723 次观看 • 2 年前

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, basın ve yayın organlarının Ankara Temsilcileri ile bir araya geldi. Millî Savunma Bakanlığındaki buluşmada Bakan Yaşar Güler terörle mücadele başta olmak üzere 2024 yılında icra edilen faaliyetleri anlattı. Bakan Yaşar Güler basın mensuplarına şu bilgileri verdi: EN YOĞUN, EN KAPSAMLI VE EN ETKİLİ FAALİYETLERİ İCRA EDİYORUZ Ülkemizin savunma ve güvenliğini sağlamak için görevlerimizi en iyi şekilde yapmaya çalıştığımız yoğun ve başarılı bir yılı geride bırakmanın haklı gururunu yaşıyor, artan bir azim ve kararlılıkla yeni yıla hazırlanıyoruz. Hakiki ve güvenilir bilgiye ulaşmanın her zamankinden daha önemli hâle geldiği, dezenformasyon ile mücadelenin kritik öneme sahip olduğu günümüzde; tüm faaliyetlerimizi büyük bir şeffaflık içinde icra ediyor, kamuoyunu sizlerin aracılığıyla ilk elden bilgilendiriyoruz. Bugün de 2024 yılında gerçekleştirdiğimiz faaliyetler hakkında sizleri bilgilendirecek, değerli görüşlerinizi alacak ve sorularınızı cevaplayacağız. Stratejik önemi yüksek olan ülkemiz; aynı zamanda çatışma ve ihtilafların çevrelediği bölgenin tam kalbinde yer almaktadır. Yakın coğrafyamızdan başlamak üzere bölgesel ve küresel gerilimlerin arttığı, istikrarsızlığın ve belirsizliğin hat safhaya çıktığı bir güvenlik ortamından geçiyoruz. Bu kritik dönemde ülkemiz; güvenlik, huzur ve barışı önde tutan çok yönlü ve etkin bir savunma ve güvenlik politikası takip ediyor. Çok boyutlu ve karmaşık hâle gelen mevcut güvenlik ortamı ve bölgemizdeki kaotik gelişmeler, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin her an harekâta hazır, etkin ve caydırıcı bir güç olmasını ve bu gücünü pekiştirmesini zorunlu kılmaktadır. Böylesine hassas bir süreçte, görev ve sorumlulukları artan Millî Savunma Bakanlığımız ve Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; - Tüm tehdit ve tehlikelere karşı ülkemizin ve asil milletimizin savunma ve güvenliğini sağlamak için aralıksız çalışmakta, - İstiklal Harbimizden bu yana en yoğun, en kapsamlı ve en etkili faaliyetlerini icra etmekte, - Terörle mücadelede, hudut güvenliğinde, yurt içi ve yurt dışında icra edilen faaliyetlerde elde edilen başarı ve etkinliğin çıtasını, her geçen gün daha da yukarılara taşımaktadır. YILBAŞINDAN BU YANA 2 BİN 939 TERÖRİSTİ ETKİSİZ HÂLE GETİRDİK Sizlerin de bildiği gibi Silahlı Kuvvetlerimizin en çok odaklandığı, enerjisini ve zamanını en çok harcadığı konu terörizmle mücadeledir. Terörle mücadelede yaptığımız konsept değişikliğiyle “terörü kaynağında yok etme” anlayışını uygulamaya koyduk. Geçmişte yürütülen “sınırlı hedefli ve süreli” askerî harekâtların yerine bugün artık, “sürekli ve kapsamlı” operasyonlarla terör örgütüne ağır darbeler vuruyoruz. Sahanın gerekliliğine uygun, alışılmadık, öngörülemez, süratli ve sürekli icra esaslarında gerçekleştirdiğimiz operasyonlarla; Irak ve Suriye’nin kuzeyi dâhil bu yılın başından itibaren 2.939 teröristi etkisiz hâle getirdik. Ayrıca, yıl içerisinde 99 terörist de teslim olmuştur. Terör örgütünün eylem ve hareket kapasitesinin sıfırlanması için gözümüzün değmediği, ayağımızın basmadığı yer bırakmıyor, alandaki hâkimiyetimizi her geçen gün geliştiriyoruz. Nihai hedefimiz; Irak ve Suriye sınırlarımız boyunca Türkiye’ye tehdit olabilecek tüm terörist faaliyetleri kaynağında yok etmek ve terör belasını milletimizin gündeminden tamamen çıkarmaktır. Bu vesileyle - Terörle mücadelede elde edilen başarılarda en büyük paya sahip olan aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyor, - Bugüne kadar terörle mücadelede emeği geçen, katkı sağlayan bütün devlet büyüklerimize, komutanlarımıza, Türk Silahlı Kuvvetleri personeline teşekkür ediyor, saygı ve şükranlarımı sunuyorum. PENÇE-KİLİT OPERASYONU İLE 1.136 TERÖRİST ETKİSİZ HÂLE GETİRİLDİ 17 Nisan 2022’de Irak’ın kuzeyinde başlatılan Pençe-Kilit Operasyonu’nda kahraman ordumuzun büyük cesaret, fedakârlık ve yoğun gayretleriyle Zap’ta kilidi kapattık. Irak sınırımızın tamamının emniyetini sınır ötesinden tesis ettik. Terör örgütü tarafından önemsenen ve Suriye ile Kandil arasında kilit konumda olan bu bölgede 1.136 teröristi etkisiz hâle getirdik. Ayrıca, Pençe-Kilit Harekâtı’nda bugüne kadar toplam 3.158 Mayın ve El Yapımı Patlayıcı imha edilmiş, 1.327 mağara ve sığınak kullanılamaz hâle getirilmiş, 957’si ağır silah olmak üzere 2.421 muhtelif silah ve bu silahlara ait 910 binden fazla mühimmat ele geçirilmiştir. Bölgedeki operasyon ve faaliyetlerimiz aynı azim ve kararlılıkla devam etmektedir. Öte yandan Sayın Cumhurbaşkanımızın 22 Nisan’da Bağdat ve Erbil’e gerçekleştirdiği ziyaretlerin, Türkiye-Irak ilişkilerinde bir dönüm noktası olduğunu düşünüyoruz. Terörle mücadelede ülkelerimiz arasındaki iş birliğini kalıcı hâle getirmek için görüşmelere devam ediyoruz. Bu kapsamda ülkemiz ile Irak arasında sonuncusu Bağdat’ta düzenlenen Yüksek Düzeyli Güvenlik Mekanizması toplantılarının dördüncüsünü, 15 Ağustos’ta Ankara’da icra ettik. Irak Savunma Bakanı ile “Askerî, Güvenlik İş Birliği ve Terörle Mücadeleye Dair Mutabakat Zaptı”nı imzaladık. PKK’yı kendi problemi olarak da görmeye başlayan Irak’ın PKK terör örgütünü “yasaklı örgüt” ilan etmesi yönünde aldığı kararı memnuniyetle karşılıyor, en kısa sürede “terör örgütü” olarak da ilan etmesini bekliyoruz. SURİYE’NİN BİRLİĞİNİ VE TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜNÜ DESTEKLİYORUZ Öncelikle belirtmek isterim ki, Suriye’de yaşanan olayların maddi, manevi, sosyal ve toplumsal yükünü en fazla çeken ülke Türkiye’dir. Malumunuz DEAŞ, ardından da PKK/KCK-PYD/YPG-SDG terör örgütü Suriye’deki güç boşluğundan yararlanarak bölgede terör devleti kurmaya çalıştılar. Suriye’de icra ettiğimiz harekâtlarla terör örgütünü engelledik ve sınırlarımızın güvenliğini sağladık. Bölgede yaşayan veya göç etmiş olan Suriye vatandaşları için güvenli ve istikrarlı bir yaşam alanı oluşturduk. Suriye’deki son gelişmeleri en başından itibaren bölgedeki muhataplarımızla iş birliği ve koordinasyon içerisinde yakından takip ediyoruz. Suriye’nin birliği ve toprak bütünlüğünü destekliyor, terörle mücadeleye ise büyük önem ve öncelik veriyoruz. SURİYE’DEKİ SON GELİŞMELERDE BİR DAHLİMİZ YOK Yaşanan son gelişmeler ve ortaya çıkan durum; muhalefetin talepleri ve rejimin bunları dikkate almaması, keza rejimin kendisine iyi niyetle uzatılan eli tutmaması nedeniyle uzun süredir çözülemeyen ve Suriye’nin iç dinamiklerinden kaynaklanan sorunlardı. Yerel unsurların bu faaliyetlerinin öncesinde veya herhangi bir aşamasında ülkemizin bir dahli olmamıştır. Ayrıca Suriye Millî Ordusunun Suriyeli muhaliflerden meydana geldiğini, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarında Suriye’deki ihtilafın bir tarafı olarak açıkça kabul edilen Suriye Geçici Hükümetinin bir parçası olduğunu ve bu hükümetin Savunma Bakanlığının emri altında çalıştığını da vurgulamakta yarar var. Bu kapsamda; - Suriye’nin toprak bütünlüğüne, egemenliğine ve bölgemizin güvenliğine yönelik ağır tehdit oluşturan PKK/YPG terör örgütünün bölgedeki belirsizlikten faydalanmasına asla izin vermeyeceğimizi, Bölgede varlık gösteren terör örgütleriyle mücadele konusundaki tutumumuzun net olduğunu bir kez daha ifade etmek istiyorum. SURİYE’NİN ARTIK MÜREFFEH BİR ÜLKE OLMA VAKTİ GELDİ Şimdi Suriye’de ortaya yeni bir durum ve gerçeklik çıktı. Suriye’nin artık; istikrarlı, demokratik ve siyasi açıdan birleşmiş müreffeh bir ülke olma vakti gelmiştir. Bunun için bizler de Suriye’de kapsayıcı bir anayasanın kabulü, serbest seçimlerin yapılması, tam normalleşme ve güvenlik ortamının sağlanması konusunda elimizden gelen her türlü desteği vereceğiz. Bu çerçevede Suriye’de 2254 sayılı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Kararı temelinde kalıcı siyasi çözüme ulaşılacağına da inanıyoruz. HUDUTLARDA 93 BİN 349 KİŞİNİN GEÇİŞİ ENGELLENDİ Hudut hattımızda dünya standartlarında ve teknoloji yoğunluklu sistemler etkin şekilde kullanılıyor. Meydana gelen teknolojik gelişmeler ile tedbirlerimizi geliştiriyoruz. Böylelikle hudutlarımızda kaçak geçişlere asla imkân tanımıyoruz. Hâlen hudutlarımızda 8 Hudut Tugayımız, 6 Hudut Alayımız olmak üzere toplam 60 bin personel de görev yapıyor. 1 Ocak 2024’ten itibaren hudutlarımızda 93 bin 349 kişinin geçişi engellenmiş, yakalanan 13 bin 551 düzensiz göçmen ile 280 terörist ve 801 kilogram uyuşturucu madde kolluk kuvvetlerine teslim edilmiştir. Tüm bunlara rağmen hudutlarımızla ilgili daha önce de karşılaştığımız gibi farklı ülke ve zamanlarda çekilmiş, eski ve benzer görüntülerle özellikle sosyal medya üzerinden kamuoyu yanıltılmaya ve Türk Silahlı Kuvvetlerimiz yıpratılmaya çalışılmıştır. Yakın zamanda Van-İran sınırımıza bir basın turu düzenledik. Katılan tüm basın mensupları alınan tedbirlerden çok etkilendiklerini belirttiler. TÜRKİYE İLE BİRLİKTE OLANLAR KAZANDI Türkiye; Sayın Cumhurbaşkanımızın stratejik öngörüsü ile son yıllarda savunma ve güvenlik alanında önemli adımlar atarak bölgesinde ve dünyada etkin bir konuma ulaştı. Bölgesel ve küresel barış için öncü bir rol üstlenen Türk Silahlı Kuvvetlerimiz de birçok coğrafyada kardeş, dost ve müttefik ülkelerin haklı davalarına destek olmayı sürdürmektedir. Samimi bir yaklaşımla desteklediğimiz kardeş ve dost ülkeler, Türkiye benzeri bir silahlı kuvvetler yapısını kurmamızı talep ediyorlar. Dostlarımızın bu tutumları, güvenlik ve istikrarın tesisine yönelik küresel ölçekte ortaya koyduğumuz gayretin ne denli başarılı olduğunun da bir göstergesidir. Türkiye ile birlikte olanlar kazanacak demiştik. 2024, Türkiye ile birlikte olanların kazandığı bir yıl oldu. 2025, bu gerçeğin perçinlendiği bir yıl olacak diye düşünüyoruz. AZERBAYCAN’A HER TÜRLÜ DESTEĞİ VERİYORUZ İfade etmiş olduğum uluslararası misyonlarımız çerçevesinde en başta kederde ve kıvançta bir ve beraber olduğumuz Can Azerbaycanlı kardeşlerimizin haklı davalarına her türlü desteği verdik, veriyoruz. Bugün, Karabağ’ın tamamında şanlı Azerbaycan bayrağının dalgalanmasından büyük bir memnuniyet duyuruyoruz. “Tek Millet, İki Devlet” anlayışıyla sarsılmaz bağlara sahip ilişkilerimizi, başta savunma sanayi ve askerî iş birliği olmak üzere, daha üst seviyelere taşımak için aralıksız gayret gösteriyoruz. Öte yandan Kafkasya’da güvenlik ve huzurun tesisi, Azerbaycan ve Ermenistan arasında kapsamlı ve kalıcı bir barış antlaşmasından geçmektedir. Bu konuda iki ülkenin gösterdikleri çabayı ve son dönemde katettikleri ilerlemeyi memnuniyetle karşılıyoruz. AMACIMIZ İSTİKRAR İÇİNDE TEK BİR LİBYA’NIN OLUŞUMUNA KATKI SUNMAK Yakın bağlarımızın olduğu bir diğer ülke ise Libya’dır. Dost ve kardeş Libya ile son yıllardaki iş birliğimiz artarak devam etmektedir. Bu kapsamda askerî eğitim, yardım, iş birliği ve danışmanlık faaliyetleriyle Libyalı kardeşlerimize destek sağlıyoruz. Amacımız, toprak bütünlüğünü ve siyasi birliğini sağlamış; barış, huzur ve istikrar içerisinde yaşayan tek bir Libya’nın oluşumuna katkıda bulunmaktır. Tek Libya hedefine katkı sağlayan her adımı önemli ve değerli buluyoruz. Nitekim son olarak 28 Kasım’da davetimiz üzerine 5+5 Ortak Askerî Komisyonu ile Ankara’da heyetler arası bir görüşme gerçekleştirdik. SOMALİ’YE DENİZ GÜVENLİĞİ ALANINDA DA DESTEK VERECEĞİZ Türkiye olarak Afrika’nın huzur ve istikrarına büyük önem veriyor, Afrikalı dostlarımızla ilişkilerimizi daha da geliştirmeyi hedefliyoruz. Dost ve kardeş ülke olarak gördüğümüz Somali’de güvenlik ve istikrarın sağlanmasına yönelik olarak eğitim, danışmanlık ve destek kapsamında icra ettiğimiz faaliyetler artarak devam ediyor. Somali ile 8 Şubat’ta imzaladığımız İş Birliği Anlaşması ile şu ana kadar yapılan faaliyetlerimizin geliştirilmesi hedeflenmektedir. Somali’nin isteği üzerine terörle mücadele konusunda kendilerine verdiğimiz desteği deniz güvenliği alanında da vermeye başlayacağız. Bu amaçla Oruç Reis Sismik Araştırma Gemimiz, donanma gemilerimizin (TCG Gökova ve TCG Gediz, TCG Ütğm. Arif Ekmekçi) refakat ve korumasında Somali’de görevlerine devam etmektedir. Öte yandan Çarşamba günü, Sayın Cumhurbaşkanımızın arabuluculuğunda Somali ve Etiyopya arasında tarihî bir uzlaşmaya da ev sahipliği yaptık. KATAR’DA DENİZ VE HAVA UNSUR KOMUTANLIKLARIMIZI TEŞKİL ETTİK Etkin bir şekilde faaliyetlerimizi yürüttüğümüz bölgelerden biri de Basra Körfezi’dir. Nitekim dost ve kardeş ülke Katar’da konuşlu Türk-Katar Birleşik Müşterek Kuvvet Komutanlığımız vasıtasıyla Katar Silahlı Kuvvetlerinin savunma kabiliyetlerinin geliştirilmesini desteklemeye devam ediyoruz. Son olarak Katar’da Deniz ve Hava Unsur Komutanlıklarımızı teşkil ederek bölgede yeni bir sorumluluk üstlendik. Böylece birliklerimiz; bölgesel deniz ve hava güvenliği için caydırıcı bir unsur olurken, aynı zamanda dost Katar Deniz ve Hava Kuvvetlerinin imkân ve kapasitesini daha da geliştirecektir. 89 ÜLKE İLE ASKERÎ ANLAŞMALAR YAPTIK Bu çalışmalarımızın yanı sıra millî menfaatlerimiz doğrultusunda ve ikili ilişkilerimizin geliştirilmesi kapsamında çok sayıda kardeş, dost ve müttefik ülke ile askerî çerçeve, eğitim, iş birliği ve yardım anlaşmaları da imzaladık. Bu bağlamda, bugüne kadar 89 ülke ile Askerî Çerçeve Anlaşması, 65 ülke ile Askerî Eğitim İş Birliği Anlaşması, 33 ülke ile Askerî Mali İş Birliği Anlaşması ve Nakdî Yardım Uygulama Protokolü imzalanmıştır. Ayrıca, 42 ülke ile Askerî Çerçeve Anlaşması ve 13 ülke ile Askerî Eğitim İş Birliği Anlaşması ve 14 ülke ile de Askerî Mali İş Birliği Anlaşması ve Nakdî Yardım Uygulama Protokolü’nün imzalanmasına yönelik müzakere süreci devam etmektedir. Bunların yanı sıra yeni anlaşmalar imzalamaya ve eski tarihli anlaşmaları güncellemeye yönelik gayretlerimiz de devam etmektedir. 2024’TE 74 ÜLKE İLE 216 GÖRÜŞME YAPTIK Tüm bunlarla birlikte 74 ülke ile ikili ve çoklu yüz yüze ve telefon görüşmeleri olarak 216 görüşme gerçekleştirildi. 28 yurt dışı ziyaret icra edildi, 24’ü Savunma Bakanı olmak üzere 55 görüşme yapıldı. 158 yabancı zevatı kabul ettik. 3 Savunma Bakanı ile telefon görüşmesi gerçekleştirdik. Ayrıca, 3 yurt dışı, 21 yurt içi olmak üzere 24 birlik ziyareti gerçekleştirdik. YUNANİSTAN İLE İLİŞKİLERDE TANSİYONUN YÜKSELMEMESİ İÇİN GAYRET SARF EDİYORUZ Yunanistan ile ilişkilerimize baktığımızda ise son dönemde iki ülke arasındaki ilişkileri yapıcı bir yaklaşımla ilerletmeyi hedefleyen ortak bir tutum mevcuttur. Biz de bu sürecin barış ve huzur içinde devamına yönelik gerekli tedbirleri alıyor, tansiyonun yükselmemesi için gayret sarf ediyoruz. Diğer yandan, Yunanistan ile aramızdaki güveni artırmayı amaçlayan Güven Artırıcı Önlemler Toplantıları ve bunun sonucu olarak gerçekleştirilen karşılıklı üst düzey ziyaret ve faaliyetler de devam etmektedir. Akdeniz ve Ege Denizi’ni ilgili tüm tarafların meşru menfaatlerine saygı duyulan, iş birliği içerisinde bir istikrar ve refah bölgesi olarak görmek istiyoruz. Tabii barışçıl bir çözüm için çaba gösterirken millî menfaatlerimizden asla taviz vermeyeceğimizi ve bu konuda kararlılığımızın tam olduğunu da vurgulamak isterim. KIBRIS TÜRKÜ’NÜN GÜVENLİĞİ İÇİN HER TÜRLÜ TEDBİRİ ALMA KARARLILIĞIMIZ TAMDIR Millî meselemiz olan Kıbrıs konusunda ise bugüne kadar ortaya konulan çözüm yöntemlerinden, maalesef bir sonuç elde edilememiştir. Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 50’nci yıl dönümünde şunu rahatlıkla ifade edebiliriz ki, 50 yıldır Ada'ya (hem soydaşlarımıza hem de Rumlara) barış ve huzur ortamı gelmiş, akan kan durmuştur. Kıbrıs Adası’nda dengeleri bozabilecek ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin güvenliğine tehdit oluşturabilecek her türlü gelişmeyi yakından takip ediyoruz. Orta Doğu’da yaşananlar sonrası Kıbrıs adasında son dönemde artan hareketlilik ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin silahlanma faaliyetleri Ada’daki hassas dengeye zarar vermektedir. Malumunuz son olarak ABD ile GKRY arasında “Savunma İş Birliğine İlişkin Yol Haritası” anlaşması yapıldı. Bu tutum ABD’nin Kıbrıs Adası’na yönelik tarafsızlığına zarar vermektedir. ABD’nin 2020 yılında aldığı, 2022’de kapsamını genişlettiği ve 2023’te uzattığı GKRY’ye yönelik silah ambargosunu kaldırma kararını, 1 Ekim 2024 itibarıyla bir yıllığına yeniden uzatacağını açıklaması da kabul edilemez bir durumdur. Ada’da tek ve kesin çözüm; Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsünün tescil edilmesidir. Türkiye’nin; geçmişte olduğu gibi bugün ve yarın da Kıbrıs Türklerinin güvenliğini, huzurunu ve refahını korumak için her türlü askerî ve siyasi tedbiri alma kararlılığı tamdır. İSRAİL DEVLET TERÖRÜ UYGULUYOR Krizin en başından bugüne kadar, yalnızca bölgedeki değil dünyadaki herkesin güven ve huzuru için acil ve kalıcı ateşkes sağlanarak çatışmaların bir an önce sona erdirilmesi gerektiğini savunuyoruz. İsrail bugüne kadar alınmış kararlara rağmen, bölgede haksız ve hukuksuz uygulamalarına, masum sivilleri, özellikle çocukları hedef alan katliamlarına devam etmekte, Filistinlilere devlet terörü uygulamaktadır. Öte yandan, İsrail’in Lübnan’a yönelik son saldırıları ve İran ile yaşadığı gerginlik tüm bölgenin kaosa sürüklenme tehlikesini artırmış, İsrail saldırılarının Gazze ile sınırlı kalmayacağı, bölge geneline yayılacağı endişemizin ne kadar haklı olduğunu da göstermiştir. Zira İsrail, işgalci zihniyetini her fırsatta ve gittikçe artan bir saldırganlık ve hukuk tanımazlıkla ortaya koymaktadır. Öyle ki Suriye’de meydana gelen son gelişmeler sonrası İsrail’in Golan tepeleri bölgesindeki yeşil hattı işgali ve Şam’a yönelik saldırıları, bu konudaki haklılığımızın son göstergeleridir. Uluslararası camianın bölgeyi büyük bir tehlikeye sürükleyen bu saldırgan devlete karşı daha da somut adımları bir an önce atması gerekmektedir. Bir kez daha vurgulamak isterim ki; Orta Doğu’da kalıcı barış ve istikrar için 1967 sınırları temelinde başkenti Doğu Kudüs olan egemen, bağımsız ve coğrafya bütünlüğüne sahip bir Filistin Devleti’nin kurulması şarttır. Öte yandan İsrail’in saldırganlığı altında zor durumda kalan Gazze’ye ve Lübnan’a insani yardımlarımızı ulaştırmaya devam ediyoruz. Bu kapsamda, 19 uçak ve 11 gemi ile 275 bin ton yardım malzemesi bölgeye gönderilmiştir. Ayrıca 10 Ekim’de, çok az sayıda ülkenin yapabileceği çok önemli bir tahliye operasyonunu, Beyrut Limanı’ndan gerçekleştirdik. RUSYA-UKRAYNA SAVAŞININ SONLANDIRILMASI İÇİN ÇOK YÖNLÜ ÇABALARIMIZI SÜRDÜRÜYORUZ Karadeniz’de ise Rusya ve Ukrayna arasındaki savaş nedeniyle hassasiyet devam etmektedir. İki komşumuz arasındaki bu savaşın sonlandırılması için Türkiye olarak en başından itibaren ortaya koyduğumuz çok yönlü çabalarımızı sürdürüyoruz. Barış olacaksa yine iki tarafla da görüşebilen tek lider olan Sayın Cumhurbaşkanımızın girişimleriyle olacaktır. Karadeniz’e en uzun kıyı şeridine sahip ülke olarak bölgesel sahiplik yaklaşımımızın her zaman altını çiziyor, bu yaklaşımımız çerçevesinde faaliyetlerimizi yürütüyoruz. Bu doğrultuda Karadeniz’de gerginliği azaltan ve dengeyi tesis eden Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni dikkatle, sorumlu, tarafsız ve tavizsiz bir biçimde uyguladık, uygulamaya devam ediyoruz. Aynı şekilde NATO Müttefiklerimiz; Bulgaristan ve Romanya ile birlikte tesis ettiğimiz Karadeniz Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu ile Karadeniz’deki güvenliğe katkılar sağlıyoruz. Temennimiz, tüm dünyayı etkileyen ve yaklaşık üç yıldır devam eden bu savaşın bir an önce son bulmasıdır. NATO’YA KATKI SAĞLAMAYA DEVAM EDİYORUZ Türkiye; NATO İttifakı’na katıldığı günden bu yana üstlenmiş olduğu tüm görevleri başarıyla yerine getirmeye; NATO’nun ikinci büyük ordusu olarak NATO kuvvet yapısına, misyon, operasyon ve karargâhlarına katkı sağlamaya devam etmektedir. Bu kapsamda Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; - 10 Ekim 2023’te bir yıl süreyle komutasını devraldığı Kosova Barış Gücü (KFOR) Komutanlığı görevini uluslararası sorumluluğun gerektirdiği tam bir tarafsızlık ve şeffaflık içerisinde başarıyla yerine getirmiş, - 18 Ekim 2024’te üstlendiği KFOR Komutan Yardımcılığı görevini devralmış, - 1 Aralık 2024-1 Aralık 2025 tarihleri arasında 65’inci Mekanize Piyade Tugayı Komando Taburumuz ile KFOR İhtiyat Taburu görevini, - 1 Temmuz 2024’te; 4 yıl süreyle üstlendiğimiz Karadeniz Müşterek Görev Kuvveti (CTF BLACK) ile yine 1 yıl süreyle üstlendiğimiz Akdeniz Müşterek Görev Kuvveti (CTF MED) Komutanlıklarını, - 24 Temmuz 2024’te 7’nci kez devraldığı deniz haydutluğuna karşı Birleşik Görev Kuvveti (CTF-151) komutasını, - 3 Aralık 2024’te Kanada Deniz Kuvvetlerinden devraldığı NATO Daimî Deniz Görev Grubu-2’nin komutasını başarıyla sürdürülmektedir. Ayrıca, NATO Daimî Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu-2’nin komutasını da 16 Aralık’ta, 6 aylığına devralınacaktır. Bosna Hersek’teki Avrupa Birliği Gücü Althea Harekâtı Manevra Bölüğü rotasyonu kapsamında ise bir motorlu piyade bölüğümüz 1 Ocak 2025 tarihi itibarıyla İtalya’dan görevi devralacak ve 30 Haziran 2026’ya kadar 18 ay süreyle görevini sürdürecektir. TSK 2024’TE 140 TATBİKATI BAŞARIYLA İCRA ETTİ Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, hâlihazırda yürüttüğü tüm operasyonları ve görevlerinin yanı sıra; etkinlik ve caydırıcılığını daha da artırmak için ulusal ve uluslararası eğitim ve tatbikat faaliyetlerini de aralıksız sürdürmektedir. 1 Ocak’tan itibaren 39’u NATO, 32’si Millî, 48’i Davet ve 21’i Özel olmak üzere toplam 140 tatbikat başarıyla icra edilmiştir. 2024 yılında; Kara Kuvvetlerimiz, 10 bölgede aynı anda harekât icra etmiş ve etmekte, Deniz Kuvvetlerimiz, 125 bin 766 saat seyir gerçekleştirmiş, Hava Kuvvetlerimiz, 72 bin 965 sorti, 143 bin 726 saat uçuş yapmış, Farklı coğrafyalarda 70 bin personel ile 20 görev icra edilmektedir. 35 BÜYÜK ORMAN YANGINI SÖNDÜRMEK İÇİN 114 HELİKOPTER İLE DESTEK SAĞLADIK Bakanlığımız tüm bu faaliyetlerinin yanı sıra, yaşanan afet ve acil durumlarda, diğer kamu kurum ve kuruluşlarından gelen talepler çerçevesinde arama, kurtarma, ulaştırma, güvenlik, barınma ve iaşe desteği de sağlamaktadır. 1 Mayıs-30 Kasım 2024 (yangın mevsimi) tarihleri arasında Orman Genel Müdürlüğünün talebine istinaden 35 büyük orman yangınına 114 helikopter ile 3.558 sorti ve 7 bin tondan fazla su atımı yapılarak destek sağlanmıştır. MİLLÎ TEKNOLOJİ HAMLESİ, ÜLKEMİZ İÇİN ELZEMDİR Savunma sanayii alanında güçlü ve bağımsız olmayan milletlerin geleceğe güvenle bakabilmeleri mümkün değildir. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliği ve teşvikiyle mütemadiyen geliştirilen yerli ve millî savunma sanayii ürünü silah sistemleriyle Türk Silahlı Kuvvetlerimizin imkân ve kabiliyetleri her geçen gün daha da artırılmaktadır. Bu anlayışla başlatılan ve üzerinde hassasiyetle durduğumuz “Millî Teknoloji Hamlesi”, egemenlik ve bağımsızlığımız için vazgeçilmez olduğu gibi ülkemizin jeopolitik ve stratejik konumu itibarıyla da elzemdir. Savunmamız ne kadar güçlü ve bağımsızsa, yarınlarımız o kadar güvenlidir. Bugün insansız kara, deniz ve hava araçlarından helikopterlere, silah ve akıllı mühimmatlardan füzelere, hava savunma ve elektronik harp sistemlerine kadar geniş bir yelpazede ihtiyacımız olan teknolojileri, yerli ve millî olarak tasarlayıp üretiyor ve çok sayıda ülkeye de ihraç ediyoruz. Tasarımdan üretime kendi imkânlarımızla geliştirdiğimiz sistemleri kardeş, dost ve müttefik ülkelere de ihraç ederek ekonomimize de önemli katkılar sağlıyoruz. Bu kapsamda büyük bir başarıyla hizmet veren ve dünya klasmanında takdir gören silahlı/silahsız insansız hava sistemlerimiz; Akıncı, TB-2,TB-3, Aksungur, Anka ve üretimi devam eden Kızılelma ve Anka-3’ün yanı sıra; - Temel eğitim ve hafif taarruz uçağımız “HÜRKUŞ”, - Jet eğitim uçağımız “HÜRJET”, - Genel maksat helikopterimiz “GÖKBEY” ve taarruz helikopterimiz ATAK, - İlk yerli ve millî savaş uçağımız KAAN, - Ana Muharebe Tankımız ALTAY, - MİLGEM projesi kapsamında üretilen korvetler, - Millî Denizaltı (MİLDEN Projesi), - İSTİF sınıfı fırkateynler ve özellikle TCG ANADOLU ülkemizin savunma sanayi atılımlarının en somut örnekleridir. Son olarak geçtiğimiz ay Bayraktar TB-3’ün, millî gururumuz ve donanmamızın amiral gemisi TCG Anadolu’dan ilk kalkış ve inişini başarıyla gerçekleştirmesi de / yerli ve millî savunma sanayindeki adımlarımızın en son örneğidir. Ayrıca, Dizayn Proje Ofisimiz tarafından, yerli ve millî olarak tasarlanan ve üretilen Ada Sınıfı korvetlerimiz ve İstanbul firkateynimizden sonra / 3’üncü proje olan TF-2000 hava savunma harbi muhribi ile 4’üncü proje olan millî uçak gemisinin tasarım faaliyetleri de başarıyla devam etmektedir. Önümüzdeki yılın ilk aylarında, bu iki proje kapsamında sac kesme faaliyetlerinin de yapılmasını planlıyoruz. Öte yandan uzun menzilli hava savunma sistemleri (SİPER), füze teknolojileri ve elektronik harp sistemleri gibi kritik savunma sanayi projelerimizde de önemli aşamalar kaydedilmiştir. Türk savunma sanayisinin önemli bir yapıtaşı olarak hayata geçirilmekte olan Çelik Kubbe; kısa, orta ve uzun menzilli hava savunma silah sistemlerimizin (KORKUT, HİSAR-A/HİSAR-O, GÖKDEMİR, SİPER) entegre biçimde görev yapmasını sağlayan, günümüzün tehditlerini bertaraf etme kabiliyetine sahip etkili ve katmanlı bir hava savunma mimarisidir. Bu “güvenlik şemsiyesi”ni inşa edecek teknolojik olgunluğa erişmiş durumdayız. #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

51,702 次观看 • 1 年前

Millî Savunma Bakanlığı Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı, Efes-2026 Tatbikatı’nın icra edildiği İzmir’deki Doğanbey Atışlı Tatbikat Bölgesinde gerçekleştirildi. Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk tarafından gerçekleştirilen toplantıda şu bilgiler paylaşıldı: 19 MAYIS ATATÜRK’Ü ANMA, GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI KUTLU OLSUN Efes-2026 Tatbikatı’nın Seçkin Gözlemci Günü münasebetiyle Seferihisar/İzmir’de icra ettiğimiz Millî Savunma Bakanlığı Basın Bilgilendirme Toplantısı’na hoş geldiniz. Öncelikle, - Milletimizle birlikte birçok anlamlı ve özel etkinlik gerçekleştirdiğimiz 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımızı bir kez daha kutluyor, - Başta Cumhuriyetimizin kurucusu Ebedî Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyoruz. Ayrıca; - 162 yıl önce (21 Mayıs 1864) ana yurtlarından sürgün edilen Çerkez kardeşlerimiz ile - Sürgün edilmelerinin 82’nci yıl dönümünde (18-20 Mayıs 1944) Kırım Tatar Türkü soydaşlarımızın acılarını paylaşıyor, hayatını kaybedenlere bir kez daha Allah’tan rahmet diliyoruz. EFES-2026 TATBİKATI BAŞARIYLA DEVAM EDİYOR Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; dost ve müttefik ülkelerle müşterek çalışabilirlik seviyesini artırmak, koordinasyon kabiliyetlerini geliştirmek ve bölgesel güvenliğe katkı sağlamak amacıyla tatbikat faaliyetlerini kesintisiz sürdürmektedir. Bu kapsamda; Efes-2026 Tatbikatı; ülkemiz ev sahipliğinde, Ege Ordusu Komutanlığımızın sevk ve idaresinde, dost ve müttefik ülke unsurlarının katılımıyla, 11-17 Nisan tarihleri arasında Bilgisayar Destekli Komuta Yeri ve 20 Nisan-21 Mayıs tarihleri arasında Fiilî Atışlı Arazi Safhası olmak üzere iki safha hâlinde İzmir Körfezi ve Doğanbey Atışlı Tatbikat Bölgesinde icra edilmektedir. Türk Silahlı Kuvvetlerimizin en büyük birleşik, müşterek tatbikatlarından olan Efes-2026’ya millî unsurlarımız ile birlikte 50 ülkeden gözlemci, birlik ve unsurların yer aldığı 10 binden fazla personel katılmaktadır. Efes-2026 Tatbikatı’nın maksadı, birleşik ve müşterek harekâtta; - Planlama, koordinasyon ve icra konusunda birlikte çalışabilirliği geliştirmek, - Komuta-kontrol usullerini, elektronik harp taktik ve tekniklerini denemek, - Katılımcı ülkelerin envanterindeki harp silah ve araçlarının müşterek kullanılma usullerini uygulamak, - Lojistik desteğin planlama ve icra esaslarını geliştirmek, - Ortak siber güvenlik anlayışı oluşturmak, - Asimetrik tehditlere karşı koyma ve hibrit harekât icra etme kabiliyetlerini artırmaktır. Efes Tatbikatı’nda, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde tam bağımsız savunma sanayi hedefi doğrultusunda geliştirilen yüksek teknoloji ürünü silah sistemlerimiz de başarıyla kullanılmaktadır. Bu kapsamda Türk Silahlı Kuvvetlerimizin envanterinde bulunan; - GÖKBEY helikopteri, - M-60 T1 tankı, - Panter ve Boran obüsleri, - TRLG-230 ve Sungur füzeleri, - Tayfun, Hisar-A ve Hisar-O Hava Savunma füze sistemleri, - KORKUT Hava Savunma Silah Sistemleri, - 35 mm Modern Çekili Top, - Kalkan Hava Savunma Radarı, - İhtar İHA Karşı Sistemi, - Zırhlı Taktik Araç Uzaktan Komutalı Silah Sistemi(ZTA-UC), - KARAOK Tanksavar Silahı, - UMTAS Tanksavar Füzesi, - Özel Maksatlı Taktik Tekerlekli Zırhlı Sensör Keşif, Radar, Komuta ve KBRN Araçları, - SARP Kuleli Geliştirilmiş Zırhlı Personel Taşıyıcı, - KARAYEL Karinalı Bot, - Mekanik Mayın Temizleme Teçhizatı (MEMATT), - Araca Monte Mayın/EYP Tespit Sistemi (AMMTS), - ALKAR 120 mm Havan Silah Sistemi, - GEZGİN Uydu Terminali, - Atış Destek ve Yönlendirme (ADY) Sistemleri, - TARAS-II Radyolink Sistemi, - Elektronik Devreli EYP Tespit ve Zararsız Hâle Getirme Sistemi, - Zırhlı Akaryakıt Tankeri, - KBRN Temizleme Dronu, - ASLAN İKA, - Paramotor, - Motorsikletli Komando Ekibi, - Dragoneye-2, - DORUK-2 Elektro-Optik Sensör Sistemleri, - Kentsel Arama Kurtarma Aracı, - Patlayıcı Madde Keşif ve İmha (PMKİ) Aracı, - Mobil Diş Ünitesi, - Seyyar Sahra Üniteleri, - Konteyner Köpek Kulübesi, - TEBER ve MAM-T SİHA Mühimmatı ile Envantere alınması planlanan; - Taşınabilir Elektronik Taarruz (MİLKAR-A) Sistemi, - ALKA Lazer Silah Sistemi, - MAGAS-E, - TOLGA Yakın Hava Savunma Sistemi, - GÖKBERK Lazer Silah Sistemi ve - Kamikaze Sürü Dron gibi muhtelif silah ve sistemler Efes-2026 Tatbikatı’nda ilk defa kullanılmaktadır. Bu tatbikatta, daha önceki EFES tatbikatlardan farklı olarak; - Ağ-Kara КОСАТЕРЕ Harekât Yönetim Sistemi, - Askerî Karar Verme Sürecinde yapay zekâ destekli analiz uygulaması kullanılmıştır. Ayrıca, 16 Mayıs’ta Doğanbey Atışlı Tatbikat Bölgesi Seferihisar/İzmir’de açılan ve 55 savunma sanayi firmamızın yer aldığı sergide; “Efes-2026 Savunma Bilim ve Teknolojileri” konulu üniversiteler arası proje yarışması kapsamında 69 üniversiteden 292 başvuru arasından ilk 10’a giren projeler de yer almaktadır. Türk Yıldızları Akrobasi Timimiz tarafından tatbikat kapsamında yarın (21 Mayıs) gösteri uçuşu yapılacaktır. Değerli Basın Mensupları, - 18-22 Mayıs tarihleri arasında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde Türkiye-KKTC Doğal Afetler Arama Kurtarma Tatbikatı icra edilmekte, 11-29 Mayıs tarih aralığında; - Hollanda’da Teknik Birlikte Çalışabilirlik, - Sırbistan’da NATO-Sırbistan, - İtalya’da Italian Minex, - Tunus’ta Tunus Deniz, - Romanya’da OPEX (OperationalExperimentation Exercise) tatbikatlarına katılım sağlanmaktadır. 4-14 Haziran tarihleri arasında Karadeniz, Marmara, Ege Denizi ve Doğu Akdeniz’de Denizkurdu-II Tatbikatı’nın icra edilmesi planlanmaktadır. - İtalya Deniz Kuvvetlerine ait Alpino tarafından 18-21 Mayıs tarihleri arasında Antalya’ya liman ziyareti gerçekleştirilmekte, - 23 Mayıs-20 Ağustos tarihleri arasında NATO Daimî Deniz Görev Grubu-1’de (SNMG-1) görevli TCG Oruçreis gemimiz, 30-31 Mayıs’ta Rota/İspanya’ya, - Italian Minex Tatbikatı’na katılan TCG Amasra mayın avlama gemimiz 24 Mayıs’ta Augusta /İtalya’ya, - Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü (UNIFIL)’nde görevli Bangladeş Deniz Kuvvetlerine ait Sangram 26-30 Mayıs tarihleri arasında Mersin’e, liman ziyaretleri yapacaktır. Bugün (20 Mayıs) Perşembe/Ordu’da düzenlenen “Mayıs Yedisi, Su Bayramı, Deniz Bayramı Festivali”ne katılan TCG Barbaros gemimiz, halkımızın ziyaretine açılmıştır. - Bahreyn’de 27-28 Mayıs’ta icra edilecek “Çok Uluslu Deniz Ortaklığı (CMF) Deniz Güvenliği Konferansı”na Deniz Kuvvetleri Komutanlığımızdan bir heyet katılacak, - Deniz Güvenliği Mükemmeliyet Merkezi Komutanlığı (Maritime Security Centre of Excellence-MARSEC COE) tarafından, 6’ncı Deniz Güvenliği Konferansı 9-10 Haziran’da İstanbul’da gerçekleştirilecektir. Hava Kuvvetleri Komutanlığımızca; yarın (21 Mayıs) NATO bünyesinde Polonya hava sahasında icra edilecek “Dinamik Hedefleme Görevi”ne Tanker ve Havadan İhbar Kontrol (HİK) uçaklarımız ve uzay temelli istihbarat desteğiyle (GÖKTÜRK-1) katılım sağlanması planlanmaktadır. SOLOTÜRK tarafından “Türk Silahlı Kuvvetleri ve Havacılık Tanıtım Faaliyeti” çerçevesinde; bugün (20 Mayıs) Giresun’da, 22 Mayıs’ta Ordu’da gösteri uçuşları yapılacaktır. Diğer yandan, - Günümüzün çatışma ve belirsizlik ortamı ile geleceğin muharebe sahasında ortaya çıkabilecek risk ve tehditlere karşı hava savunma konseptine girdi sağlayacak hususları değerlendirmek üzere Genelkurmay Başkanlığı ev sahipliğinde Bakanlığımız, Kuvvet Komutanlıkları, Savunma Sanayii Başkanlığı ve Savunma Sanayi firmalarının katılımıyla “Hava ve Füze Savunma Alt Çalıştayı” 15 Mayıs’ta interaktif olarak icra edilmiştir. - “Bahriye ve Deniz” temalı “Resim ve Gemi Modeli Yarışmaları Sergisi” 18-31 Mayıs tarihleri arasında, Ankara Resim ve Heykel Müzesinde halkımızın ziyarete açılmıştır. - 7-13 Mayıs tarihleri arasında Hırvatistan’da düzenlenen “Ateşli Silahlar Avrupa Şampiyonası”nda 25 metre Tabanca Düet Takım Branşı’nda Avrupa Üçüncüsü olan sporcumuzu, - 14-16 Mayıs tarihleri arasında İzmir’de gerçekleştirilen “Uluslararası Masterlar Uzun Kulvar Yaz Yüzme Şampiyonası”na, TSK Spor Gücü adına katılan ve 12 birincilik, yedi ikincilik ve dokuz üçüncülük elde eden Deniz Harp Okulu Yüzme Takımımızı, - 16 Mayıs’ta Tuzla-Heybeliada rotasında düzenlenen “42’nci Millî Savunma Üniversitesi Deniz Harp Okulu Kupası Yat Yarışı”nda derece elde eden TSK Spor Gücü Yat Takımızı ve sporcularımızı bir kez daha tebrik ediyoruz. TERÖRİSTLER TESLİM OLMAYA DEVAM EDİYOR Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ülkemizin huzur, güvenlik ve istikrarı için gerçekleştirdiği görev ve faaliyetler kapsamında geride bıraktığımız hafta içerisinde; - 5 PKK’lı terörist daha teslim olmuş, - Harekât bölgelerinde mayın ve el yapımı patlayıcı ile mağara, sığınak ve barınak tespit ve imha çalışmalarına devam edilmiştir. HUDUTLARDA 218 ŞAHIS YAKALANDI Hudutlarımızda alınan yoğun ve etkin tedbirler sayesinde, son bir hafta içerisinde yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 3’ü terör örgütü mensubu olmak üzere 218 şahıs yakalanmış, 976 şahıs ise sınırı geçemeden engellenmiştir. Böylelikle, 1 Ocak’tan bugüne kadar yasa dışı yollarla geçiş teşebbüsünde bulunurken yakalananların sayısı 3 bin 162’ye, hududu geçemeden engellenen kişi sayısı ise 30bin 170’e ulaşmıştır. TSK BÖLGESEL VE KÜRESEL BARIŞ VE İSTİKRARA KATKILARA DEVAM EDİYOR Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; uluslararası görevler ve ikili ilişkiler kapsamında, geniş bir coğrafyada barışın tesisi ve istikrarın sürdürülmesine katkı sunmaya devam etmektedir. - 13-15 Mayıs tarihleri arasında Sayın Cumhurbaşkanımızın Kazakistan ziyaretine refakat eden Sayın Bakanımız; - 16 Mayıs’ta, ülkemiz ile ABD’nin NATO Daimî Temsilcilerini, - 18 Mayıs’ta Pakistan Hava Kuvvetleri Komutanı’nı kabul etmiştir. - Bugün (20 Mayıs) ve yarın (21 Mayıs) Efes Tatbikatı’nın Seçkin Gözlemci Günü’ne iştirak eden Sayın Bakanımız, dost ve müttefik ülkelerin savunma bakanları ve genelkurmay başkanları ile ikili görüşmeler de gerçekleştirmektedir. Sayın Genelkurmay Başkanımız, 18-19 Mayıs’ta Belçika’da düzenlenen NATO Askerî Komite Toplantısı’na katılmıştır. Sayın Kara Kuvvetleri Komutanımız, - 12-14 Mayıs tarihleri arasında Özbekistan Savunma Bakanlığının resmî davetlisi olarak Taşkent’e gitmiş, Özbekistan Savunma Bakanı dâhil çeşitli temas ve görüşmeler gerçekleştirmiş, - 18 Mayıs’ta resmî davetlisi olarak ülkemize gelen Romanya Kara Kuvvetleri Komutanı ve beraberindeki heyetle bir araya gelmiştir. Sayın Deniz Kuvvetleri Komutanımız 22 Mayıs’ta, ülkemizde bulunan Polonya Deniz Kuvvetleri Komutanı ve beraberindeki heyet ile görüşecektir. Sayın Hava Kuvvetleri Komutanımız 18 Mayıs’ta, Pakistan Hava Kuvvetleri Komutanı’nı makamında ağırlamıştır. Bakan Yardımcılarımızdan; - Sayın Musa Heybet, 13 Mayıs’ta, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği tarafından Ankara’da düzenlenen Türkiye-Belçika Ekonomi Forumu’na, - 15 Mayıs’ta Harita Genel Müdürlüğümüzün kuruluşunun 131’inci yıl dönümü etkinliğine katılmış, - Sayın Salih Ayhan ise; 13-15 Mayıs tarihleri arasında Bükreş/Romanya’da düzenlenen Karadeniz Savunma, Havacılık ve Deniz Güvenliği Fuarı’na iştirak etmiş, fuar kapsamında; Romanya’nın Maliye Bakanı; Ekonomi, Dijitalizasyon, Girişimcilik ve Turizm Bakanı ve Millî Savunma Bakan Yardımcısıyla ile ikili görüşmeler gerçekleştirmiştir. İSRAİL YENİ BİR KORSANLIK EYLEMİ GERÇEKLEŞTİRDİ Diğer yandan, Orta Doğu’daki gelişmeler kapsamında; Filistin halkıyla dayanışmasını göstermek ve Gazze’ye yardım ulaştırmak amacıyla oluşturulan “Küresel Sumud Filosu”na, uluslararası sularda İsrail güçleri tarafından müdahale edilerek yeni bir korsanlık eylemi daha gerçekleştirilmiştir. İsrail, alıkonulan vatandaşlarımızla beraber tüm katılımcıları derhâl serbest bırakmalıdır. Gazze’de yaşanan bu insani trajedinin ve İsrail’in hukuk tanımaz eylemlerinin sona erdirilmesi için uluslararası toplumun daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiğini yineliyoruz. Ayrıca, İran ile ABD arasında devam eden müzakere sürecinde tarafların sağduyulu ve yapıcı davranmasının önemini ve bu yöndeki çabalara her türlü desteği vermeye devam edeceğimizi bir kez daha vurguluyoruz. İsrail ve Lübnan arasında 45 gün süre ile uzatılan ateşkes kararını da memnuniyetle karşılıyor, İsrail’in ateşkes ruhuna uygun davranması gerekliliğini yineliyoruz. YENİ SİLAH SİSTEMLERİ ENVANTERE GİRDİ Yerli ve millî savunma sanayimizin sunduğu imkânlarla savunma kabiliyetlerini modernize etmeyi sürdüren Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ileri teknoloji donanımı ve caydırıcı gücünü daha da artırma çalışmaları kapsamında Kara Kuvvetleri Komutanlığımızca muhtelif miktarda; - TAYFUN Blok-2 Füzesi ilk kez olmak üzere, - Fırtına-2 obüsü, - Akıncı Taarruzi İnsansız Hava Aracı (TİHA) ile - Millî Piyade Tüfeği (MPT-76) muayene ve kabul faaliyetleri tamamlanarak envantere alınmıştır. Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketimiz (MKE) tarafından hafta içerisinde; - Muhtelif adet ve çapta silah ve mühimmatın teslimatı tamamlanmış, - Yerli ve millî olarak geliştirilen Millî Deniz Topu Denizhan’ın üretimi tamamlanan 7’ncisi, atışlı kabul testlerini başarıyla tamamlayarak MİLGEM Projesinin10’uncu Gemisine monte edilmek üzere teslim edilmiştir. RESİM YARIŞMASI İÇİN BAŞVURULAR DEVAM EDİYOR Bakanlığımız ile Millî Eğitim Bakanlığı iş birliğinde düzenlenen, ilkokul ve ortaokul öğrencilerine yönelik “Kahramanım Mehmetçik ve Vatan” konulu resim yarışmasına başvurular 25 Mayıs’a kadar devam edecektir. Çocuklarımızın; vatan sevgisi, millî değerlerimiz ve kahraman Mehmetçiğimize duydukları bağlılığı sanatın güçlü diliyle ifade edecekleri yarışmaya tüm öğrencilerimizi davet ediyoruz. Efes-2026 Tatbikatı’yla; Türk Silahlı Kuvvetlerimizin sahip olduğu yüksek harekât kabiliyeti, müşterek çalışma yeteneği ve güçlü caydırıcılığı bir kez daha ortaya konmuş; kara, deniz ve hava unsurlarımızın koordineli şekilde görev icra etme kabiliyeti başarıyla sergilenmiştir. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, modern ve güçlü savunma ve güvenlik kapasitesiyle ülkemizin yanı sıra bölgesel ve küresel barış ve istikrarın teminatı olmaya kararlılıkla devam edecektir. Son olarak başta ülkemiz ve asil Türk milleti olmak üzere tüm İslam âleminin Kurban Bayramı’nı şimdiden kutluyor; sağlıklı ve huzurlu bayramlar diliyoruz. BASIN MENSUPLARININ GÜNDEME DAİR SORULARI CEVAPLANDIRILDI Basın Bilgilendirme Toplantısı’nın ardından basın mensuplarının gündeme dair soruları cevaplandırıldı. Sorulara verilen cevaplar şu şekilde: TÜRKİYE’NİN NATO’YA SUNDUĞU ASKERÎ AKARYAKIT BORU HATTI ÖNERİSİ NATO Akaryakıt Boru Hattı Projesi; NATO’nun Ortak Fonları kullanılmak suretiyle, NATO’nun doğu kanadındaki müttefiklerin enerji tedarikini güçlendirmek maksadıyla hazırlanan ve hâlihazırda NATO’da onay çalışmaları devam eden bir yetenek paketinin münferit bir projesidir. Söz konusu proje, Hürmüz Boğazı’ndaki son gelişmelere paralel olarak İttifak’ın deniz yakıt taşımacılığına olan bağımlılığı azaltması ve NATO’nun akaryakıt idamesi ve birlikte çalışabilirliğini artırması bakımından önem arz etmektedir. Projemiz alternatiflerine kıyasla 5 kat daha maliyet etkindir ve onaylanması hàlinde çok daha kısa sürede faaliyete geçirilecektir. Bu hattın hayata geçirilmesi durumunda, müttefiklerin yatırdığı katkı paylarından oluşan NATO Ortak Fonları ekonomik ve efektif kullanılacaktır. PATRIOTLARIN GÖREV DEĞİŞİMİ Ülkemizde konuşlu hava savunma sistemlerine ilişkin faaliyetler, müttefik ülkelerle koordinasyon içerisinde planlanmakta ve mevcut güvenlik ortamı çerçevesinde düzenli olarak değerlendirilmektedir. Ülkemizde görev yapan İspanya Patriot hava savunma sistemine ilave olarak ABD-İsrail ve İran arasında yaşanan çatışmalardan dolayı NATO tarafından görevlendirilen ilave iki Patriot sisteminden biri Almanya tarafından değiştirilecektir. Söz konusu değişimin Haziran ayı içerisinde tamamlanması planlanmakta olup ilgili sistemin yaklaşık altı ay süreyle görev yapması öngörülmektedir. Süreç mevcut güvenlik değerlendirmeleri doğrultusunda müttefiklerle koordineli şekilde sürdürülecektir. SON DÖNEMDE ALMANYA İLE OLUMLU İLİŞKİLER Türkiye; sahip olduğu güçlü ve tecrübeli ordusu, NATO içerisindeki etkin konumu, gelişen savunma sanayisi altyapısı ve Avrupa, Karadeniz, Kafkasya ile Orta Doğu arasında kritik öneme sahip jeopolitik konumuyla bölgesel güvenlik açısından vazgeçilmez bir müttefik konumundadır. Bu çerçevede Avrupa ülkelerinin, Avrupa güvenlik mimarisinin geleceğinde ülkemizin stratejik rolünü daha güçlü şekilde değerlendirdiği; savunma, güvenlik ve stratejik iş birliği alanlarında ilişkileri derinleştirmeye önem verdiği görülmektedir. EFES-2026 TATBiKATI'NA LiBYA VE SURİYE’NİN KATILIMI Türkiye’nin ev sahipliğinde icra edilen Efes-2026 Tatbikatı'nda Libya’nın doğusundan 331, batısından 171 personel olmak üzere toplam 502 personel, Türk Silahlı Kuvvetleri ile müşterek olarak eğitim yapmaktadırlar. Flintlock-2026’da ülkemizin desteğiyle başlatılan bu süreç, Libya ordusunun Libya toprakları dışında ilk defa Efes-2026 tatbikatına katılımıyla devam etmektedir. Tatbikata Libya bayrağı altında, tek Libya olarak katılan, Libya askerî personeline; Bot, Mayın/EYP, Tahkimat ve Beka, Özel Kuvvet Harekâtı, SAT/SAS, İlk Yardım ve Sıhhi Tedavi, Amfibi Harekât, MEBS ve Muharebe Enkazı Arama Kurtarma alanlarında eğitimler verilmektedir. Türk Silahlı Kuvvetleri; Libya’da “Tek Libya, Tek Ordu” hedefi doğrultusunda somut adımlar atarak, yürütülen faaliyetlere destek vermekte; Türkiye’nin katkılarıyla icra edilen bu çalışmalar, taraflar arasındaki koordinasyon ve operasyonel uyumun geliştirilmesine önemli katkı sağlamaktadır. Aynı şekilde; yeniden yapılanma sürecine olan desteğimizin bir parçası olarak Suriye Ordusu çekirdek bir unsur ile Efes 2026 Tatbikatı'na katılım sağlamaktadır. Suriye toprakları dışında ilk defa bir tatbikata katılan Suriye ordusuna olan eğitim desteğimiz devam edecektir. #MillîSavunmaBakanlığı

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

20,950 次观看 • 3 个月前

Millî Savunma Bakanlığı Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı, 8’inci kuruluş yıldönümünü kutlayan bağlı kuruluşumuz ASFAT AŞ’de gerçekleştirildi. Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk tarafından gerçekleştirilen toplantıda şu bilgiler paylaşıldı: ASFAT, ÜLKEMİZİN EN HIZLI BÜYÜYEN SAVUNMA SANAYİ ŞİRKETLERİNDEN OLDU Bu haftaki toplantımızı; - Savunma sanayimizin yerlileşmesine, ihracat kapasitesinin artmasına ve Türk Silahlı Kuvvetlerimizin güçlenmesine yönelik stratejik projelere imza atan, - Üretim kabiliyeti ve mühendislik gücüyle öne çıkan ve aynı zamanda 8’inci kuruluş yıl dönümünü kutladığımız Bakanlığımıza bağlı Askerî Fabrika ve Tersane İşletme Anonim Şirketimizde (ASFAT) icra ediyoruz. Toplantıya başlamadan önce, Cumhuriyetimizin kurucusu Ebedî Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün değerli annesi Zübeyde Hanım’ı, vefatının 103’üncü (14 Ocak 1923) yıl dönümünde bir kez daha sevgi ve saygıyla anıyoruz. 12 Ocak 2018’de kurulan ASFAT; kara, hava ve deniz platformlarında geliştirdiği yüksek teknolojiye sahip ürünleri, bakım-onarım-modernizasyon kabiliyetleri ve uluslararası projeleriyle Türkiye’nin en hızlı büyüyen savunma sanayi şirketlerinden biri konumuna ulaşmış; 2025 yılı itibarıyla dünyanın en büyük 100 savunma sanayi şirketi arasında 78’inci sıraya yükselerek önemli bir başarıya imza atmıştır. ASFAT, kuruluşundan bu yana; Pakistan MİLGEM Projesi’nden Açık Deniz Karakol Gemilerine, Fırtına Obüsü ve Panter Modernizasyonundan Hassas Güdüm Kiti üretimine, Mekanik Mayın Temizleme Teçhizatından (MEMATT) Yüzer Havuz ve Millî Denizaltı (MİLDEN) gibi stratejik platformlara kadar geniş bir yelpazede tasarlayıp ürettiği ve geliştirdiği sistemlerle ülkemizin istikrar ve güvenliğine önemli katkılar sağlayan, dost ve müttefiklerimize güç katan ve güven aşılayan bir değer hâline gelmiştir. Güçlü altyapısı ve nitelikli insan kaynağı ile verimlilik, şeffaflık ve sürdürülebilirlik temelinde dünyada örnek gösterilen savunma sanayi şirketlerinden biri olan ASFAT; Millî Denizaltı Projesi ve TF-2000 Hava Savunma Harbi Muhribi gibi Türkiye Yüzyılı’nın öncü projelerinde ana yüklenici olarak kritik sorumluluklar da üstlenmektedir. Diğer yandan hafta içerisinde; - Askerî Fabrikalar Genel Müdürlüğümüzün proje koordinatörlüğünde Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketimiz tarafından yerli ve millî imkanlarla geliştirilen Elektrikli Zırhlı Personel Taşıyıcı’nın (E-ZPT) kalifikasyon testleri başarıyla tamamlanarak ilk seri üretim araç, Kara Kuvvetleri Komutanlığımıza teslim edilmiş, Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketimiz tarafından çeşitli adet ve çapta silah ve mühimmatın teslimatı tamamlanmıştır. TERÖRİSTLER TESLİM OLMAYA DEVAM EDİYOR Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; terörle mücadelesine, sınırlarımızı korumaya; karada, denizde ve havada ülkemizin savunma ve güvenliğini sağlamaya azim ve kararlılıkla devam etmektedir. Bu kapsamda geçtiğimiz hafta içerisinde; - 9 PKK’lı terörist teslim olmuş, - Operasyon bölgelerinde mağara, sığınak ve barınaklara yönelik arama tarama faaliyetleri ile mayın ve el yapımı patlayıcı tespit ve imha çalışmaları etkin şekilde icra edilmiştir. Suriye Harekât Alanlarında ise; - Terör örgütü tarafından kullanılan tünel sistemlerinin imhasına yönelik çalışmalar başarıyla devam etmiş, - Hafta boyunca Menbic bölgesinde imha edilen 4 kilometrelik tünelle birlikte, Tel Rıfat ve Menbic’de imha edilen tünel uzunluğu 747 kilometreye ulaşmıştır. HUDUTLARDA 114 KİŞİ YAKALANDI Hudut güvenliğimiz; kademeli güvenlik sistemi, ileri teknoloji destekli tedbirler ve sahadaki etkin uygulamalarla 7 gün 24 saat esasına göre kesintisiz şekilde sağlanmakta, yasa dışı geçişler ve kaçakçılıkla mücadele kararlılıkla sürdürülmektedir. Son bir haftada yasa dışı yollarla sınırlarımızı geçmeye çalışan 114 kişi yakalanmış, 699 şahsın sınırı geçme girişimi, hudut birliklerimizce engellenmiştir. Böylece, 1 Ocak’tan bugüne kadar hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 222’ye, sınırı geçemeden engellenen kişi sayısı ise 1.552’ye ulaşmıştır. Güney sınırlarımızda oluşturulmak istenen terör koridorunu parçalayarak hudutlarımızın ve bölge halkının güvenliğini temin etmek için 20 Ocak 2018’de başlatılan Zeytin Dalı Harekâtı’nın 8’inci yıl dönümünde; vatan uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyor, kahraman gazilerimize saygı ve şükranlarımızı sunuyoruz. BÖLGESEL VE KÜRESEL BARIŞ VE İSTİKRARA KATKILARIMIZ DEVAM EDİYOR Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, ikili ilişkiler ve uluslararası görevler kapsamında; başta Kıbrıs, Azerbaycan, Libya, Somali, Katar, Bosna Hersek ve Kosova olmak üzere kardeş, dost ve müttefik ülkelere destek vermeyi sürdürerek geniş bir coğrafyada barış ve istikrara önemli katkılar sağlamaktadır. Bu vesileyle Kıbrıs Türkü kardeşlerimizin varoluş mücadelesinin lideri Doktor Fazıl Küçük’ü ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş’ı vefatlarının yıl dönümünde rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz. Ülkemizin öncülüğünde, Karadeniz’deki mayın tehlikesine karşı oluşturulan Mayın Karşı Tedbirleri Karadeniz Görev Grubunun; - “Komite Toplantısı” ile “Komuta Devri ve Aktivasyon Töreni” Deniz Kuvvetleri Komutanımız, Bulgaristan Deniz Kuvvetleri Komutanı ve Romanya Donanma Komutanı’nın katılımıyla 8 Ocak’ta Beşiktaş Deniz Müzesi Komutanlığımızda icra edilmiş, - Romanya’dan 6 aylığına devralınan Görev Grubu komutası, ülkemiz tarafından 2’nci kez üstlenilmiştir. Bunun yanında, Bakanlığımız ev sahipliğinde 13 Ocak’ta Görev Grubu temsilcilerinin katılımıyla Karadeniz’deki deniz güvenliğine yönelik toplantı düzenlenmiştir. Görev Grubunun 8’inci aktivasyon faaliyeti kapsamında, 12-13 Ocak’ta Burgaz/Bulgaristan’a liman ziyareti gerçekleştiren TCG Ütğm.Arif Ekmekçi ve TCG Ayvalık gemilerimiz, 17-18 Ocak’ta Köstence/Romanya’ya liman ziyareti yapacaktır. 1 Ekim 2025’ten itibaren Kosova’da NATO Kosova Gücü (KFOR) Komutanlığı emrinde görevini başarıyla icra eden İhtiyat Taburumuzun, bugün (15 Ocak) görevini tamamlaması ve yarın (16 Ocak) itibarıyla ülkemize dönmesi planlanmaktadır. İSRAİL, GAZZE’YE YÖNELİK SALDIRILARINI SÜRDÜRÜYOR Gazze’de barış planının ikinci aşamasına geçilmesi yönündeki uluslararası beklentiye rağmen İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları sürmektedir. İsrail’in ateşkes ihlalleri ve insani yardımları kesintiye uğratması, barış sürecine zarar vermekle kalmayıp bölgedeki istikrarsızlığı da körüklemektedir. SAYIN BAKANIMIZ, ALMAN MEVKİDAŞI İLE GÖRÜŞTÜ 9 Ocak’ta, ülkemiz ev sahipliğinde gerçekleştirilen, Türkiye-Endonezya Savunma ve Dışişleri Bakanlarının yer aldığı 2+2 formatındaki toplantıya katılan Sayın Bakanımız, ayrıca Endonezyalı mevkidaşı ile ASELSAN’ı ziyaret etmiştir. 10 Ocak’ta, Suriye Savunma Bakanı ile Suriye’deki son gelişmelerin ele alındığı bir telefon görüşmesi gerçekleştiren Sayın Bakanımız, 13 Ocak’ta, Avrupa Birliği (AB) nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Daimî Temsilcisi olarak atanan Büyükelçimizi kabul etmiştir. Dün (14 Ocak), resmî davetli olarak gittiği Almanya’da mevkidaşı ile görüşen ve çeşitli ziyaretler gerçekleştiren Sayın Bakanımız, Bugün (15 Ocak), BAE Systems Genel Müdürü ile Birleşik Krallık’ın Ankara Büyükelçisini kabul edecektir. Sayın Kara Kuvvetleri Komutanımız; - 9 Ocak’ta, resmî davetli olarak gittiği Japonya’da; Japonya Savunma Bakan Yardımcısı, Öz Savunma Kuvvetleri Genelkurmay Başkanı ve Kara Öz Savunma Kuvvetleri Komutanı ile görüşmüş, - Japonya 1’inci Hava İndirme Tugay Komutanlığında da incelemelerde bulunarak Hint/Pasifik Yeni Yıl Paraşüt Atlayışı Faaliyeti’nin Seçkin Gözlemci Günü’ne katılmıştır. 12-14 Ocak tarihleri arasında resmî ziyaret ve incelemelerde bulunmak üzere İtalya’ya giden Sayın Hava Kuvvetleri Komutanımızın; Typhoon uçağı tedariği kapsamında, İngiltere ve Katar Hava Kuvvetleri Komutanları ile üçlü görüşme yapmak üzere 18-19 Ocak’ta Katar’a gitmesi planlanmaktadır. TSK, EĞİTİM VE TATBİKATLAR İLE ULUSLARARASI GÖREVLERE DEVAM EDİYOR Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; etkinlik ve caydırıcılığını daha da artırmak için eğitim ve tatbikat faaliyetlerine aralıksız devam etmektedir. 13-20 Ocak tarihleri arasında Japonya’da düzenlenen Çok Uluslu Hava İndirme Tatbikatı’na katılım sağlanmaktadır. NATO’ya taahhütlerimiz gereğince; - NATO Amfibi Görev Kuvveti Komutanlığı ve Çıkarma Kuvveti Komutanlığı (CATF/CLF) karargâhları, - TCG Anadolu, TCG Derya, TCG İstanbul, TCG Kınalıada, - 1 Amfibi Deniz Piyade Taburu ve SAT/SAS timlerimiz ile - İnsansız Hava Araçları, helikopterler ve çıkarma araçlarından müteşekkil Anadolu Türk Deniz Görev Kuvveti; 20 Ocak-16 Nisan tarihleri arasında Akdeniz, Atlantik Okyanusu, Kuzey Denizi ve Baltık Denizi’ne istinaden seyir ve liman ziyaretleri yapacaktır. Steadfast Dart, Northern Quadriga ile Dynamic Mariner/Cold Response/Joint Warrior tatbikatlarına da katılacak Anadolu Türk Deniz Görev Kuvveti; 20 Ocak’ta Foça/İzmir’de yapılacak uğurlama töreniyle seyre başlayacaktır. Hâlihazırda ülkemizde devam eden Türkiye-Bangladeş Deniz Kuvvetleri İş Birliği Toplantısı yarın (16 Ocak) sona erecektir. 19-23 Ocak tarihleri arasında Deniz Kuvvetleri Komutanlığımızca; - Birleşik Arap Emirlikleri’nde gerçekleştirilecek “İnsansız Sistemler (UMEX 2026)” ve “Simülasyon Eğitim Sistemleri (SIMTEX-2026) Fuarı” ile - Katar’da düzenlenecek “9'uncu Doha Uluslararası Deniz Savunma Fuarı ve Konferansı”na (DIMDEX-25) katılım sağlanması planlanmaktadır. Yabancı askerî gemilerin limanlarımızı ziyaretlerine ilişkin olarak 13-17 Ocak tarih aralığında; - İtalya Deniz Kuvvetleri unsuru Sparcato Schergat (Sparkato Şergat) tarafından Antalya’ya, - NATO Daimî Deniz Görev Grubu-2 (SNMG-2) görevi kapsamında ise Almanya Deniz Kuvvetlerine ait Elbe tarafından Aksaz’a, Arnavutluk Deniz Kuvvetleri unsuru Lissus tarafından İzmir’e liman ziyaretleri gerçekleştirilmektedir. Hava Kuvvetleri Komutanlığımızca; muharip ve destek uçaklarımızın katılımıyla; - 12 Ocak’ta, Doğu Akdeniz’de Eğitim Uçuşu, - 13 Ocak’ta, Ege Eğitim görevi, - 14 Ocak’ta ise NEXUS ACE uçuşu icra edilmiştir. Günümüzün artan çatışma, belirsizlik ve çok boyutlu tehdit ortamı göz önünde bulundurularak kara, deniz, hava, uzay ve siber alanlar dâhil olmak üzere geleceğin muharebe sahasında ortaya çıkabilecek risk ve tehditlerin kapsamlı şekilde değerlendirilmesi, ayrıca geleceğin muharebe konseptine yönelik öngörülerin ortaya konulması maksadıyla; Sayın Genelkurmay Başkanımızın ev sahipliğinde, Millî Savunma Bakanlığı, Kuvvet Komutanlıkları, Savunma Sanayii Başkanlığı ile savunma sanayi firmalarımızın üst düzey yöneticilerinin katılımıyla 15-16 Ocak tarihlerinde Genelkurmay Karargâhında “Geleceğin Muharebe Konsepti Çalıştayı” düzenlenmektedir. UZMAN ERBAŞ VE SÖZLEŞMELİ ER BAŞVURULARI 18 OCAK’TA SONA ERİYOR Personel ve askerî öğrenci alım/temin faaliyetlerimiz de planlanan takvime uygun olarak devam etmektedir. Bu kapsamda; - “Kara Kuvvetleri Komutanlığına 2026 Yılı Uzman Erbaş ve Sözleşmeli Er” başvuruları 18 Ocak’ta sona erecek, - “Millî Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı, Kuvvet Komutanlıkları ve Millî Savunma Üniversitesine Memur ve Sözleşmeli Personel Temini” başvuruları 25 Ocak’a, - “Millî Savunma Üniversitesi Askerî Öğrenci Aday Belirleme Sınavı” başvuruları ise 29 Ocak’a kadar yapılabilecektir. BEDELLİ ASKERLİK SINIFLANDIRMA SONUÇLARI AÇIKLANACAK 2026 yılında bedelli askerlik statüsünde silahaltına alınacak yükümlülerin sınıflandırma sonuçları 22 Ocak 2026 tarihinde e-Devlet üzerinden ve askerlik şubelerinden duyurulacaktır. Sonuç olarak Bakanlığımız ve Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; - Ülkemizin huzur ve güvenliği için gece gündüz demeden çalışmaya, - Sahip olduğu güçlü imkân-kabiliyetleri ve nitelikli personeliyle üstlenmiş olduğu her türlü görevi başarıyla yerine getirmeye devam edecektir. #MillîSavunmaBakanlığı

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

26,506 次观看 • 7 个月前

Millî Savunma Bakanlığının faaliyetlerinin anlatıldığı Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı, İstanbul’da devam eden SAHA 2026 Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarında gerçekleştirildi. Basın Toplantısına Bakanlığımız ile TRT iş birliğinde “Operasyon Alesta” isimli dizinin değerli yapımcı ve oyuncuları da yer aldı. Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk tarafından gerçekleştirilen basın toplantısında şu bilgiler paylaşıldı: SAHA 2026’DA MSB’NİN ÜRÜN VE SİSTEMLERİ DE YER ALIYOR Cumhurbaşkanlığı himayelerinde 5-9 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilen “SAHA-2026 Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı” münasebetiyle İstanbul Fuar Merkezinde icra ettiğimiz Millî Savunma Bakanlığı Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı’na hoş geldiniz. Savunma sanayimizin sahip olduğu imkân ve kabiliyetlerin dünya çapında tanıtılmasına önemli katkılar sağlayan; savunma, havacılık ve uzay sanayi alanlarında uluslararası düzeyde önemli bir tanıtım ve iş birliği platformu niteliği taşıyan ve dünyanın en etkin savunma fuarları arasında seçkin bir konumda bulunan SAHA 2026’nın savunma sanayimize değerli katkılar sağlayacağına inanıyor, emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz. Yerli ve millî savunma sanayimizin ulaştığı seviye ile gelecek vizyonunun tüm dünyaya tanıtıldığı SAHA-2026’da Bakanlığımız ve bağlı kuruluşlarımızın ürün ve projeleri de yer almaktadır. Bu kapsamda; MSB AR-GE Merkezimiz tarafından Sayın Bakanımızın da ifade ettiği üzere; - Geniş bir etki ve bant kapatma kapasitesine sahip GÖLGEHAN Jammer, - İlk sıvı roket yakıtlı, hipersonik hızda seyir yapabilen ve en uzun menzile sahip YILDIRIMHAN Uzun Menzilli Füze, - Bütün kritik parçaları AR-GE’miz tarafından üretilen; GÜÇHAN Turbo-Fan Uçak Motoru ve Onur Turbo Şaft Helikopter Motoru, - Kalibresinde dünyanın en hafif silahı olma özelliğine ve maksimum 2.100 metre atış menziline sahip PNR-53 SNIPER olmak üzere çok sayıda seçkin ürünümüz sergilenmektedir. Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketimiz tarafından; - Modern muharebe sahasına uygun olarak tasarlanan 105 mm URAN Araç Üstü Obüs, - Yüksek hareket kabiliyeti, hızlı konuşlanma ve etkin ateş desteği sağlayan ATTİLA Araç Üstü 155 mm Obüs, - Mayınlı sahalara yönelik güvenli çözüm sunan ALPAY-2 Mayın Temizleme Sistemi, - 300 kalibre Blackout Tüfeği, - 7.62 mm Anti-Dron Mühimmatı, - TOLGA Yakın Hava Savunma Sistemi bünyesine dâhil edilen Akustik Sistem, Lazer Silah Sistemi ve ENFAL-17 Füzesi başta olmak üzere 50’den fazla yeni ürün ilk kez tanıtılmaktadır. Şirketimiz tarafından ayrıca; - Tedarik Hizmetleri Genel Müdürlüğümüz ile KBRN Koruyucu Malzeme Tedarik Sözleşmesi, - Bakanlığımız ile MOD184 Çok Maksatlı Topçu Tapası ve MOD135 Yaklaşım Tapası Tedarik Sözleşmesi, - ASFAT Anonim şirketimiz ile 4 adet Denizhan Millî Deniz Topu tedarikine yönelik sözleşme, - Macaristan merkezli “HT Division” şirketiyle insansız kara araçlarına Tolga Yakın Hava Savunma Sistemlerinin entegrasyonu ile - Azerbaycan’da yerleşik “Miras Military İndustrial Company” ile BMP-1 Zırhlı Araç modernizasyonuna yönelik mutabakat zaptları imzalanmıştır. Ayrıca, - ASFAT Anonim şirketimiz ile İtalyan Magnaghi Aerospace şirketi arasında SkyArrow Uçak Platformu’nun ortak üretimine yönelik “Niyet Mektubu”, - Deniz Kuvvetleri Komutanlığımızın ihtiyacına ilişkin 27 adet ZAHA (Zırhlı Amfibi Hücum Aracı)’nın tedariki kapsamında sözleşme imzalanmıştır. DENİZ KUVVETLERİMİZİN GEMİLERİ DE FUARA KATILIYOR Diğer yandan, - Deniz Kuvvetleri Komutanlığımıza ait TCG Anadolu ve TCG İstanbul gemileri ile TCG Piri Reis denizaltısı fuara katılmakta, - Mehteran Birlik Komutanlığımız ile bando komutanlıklarımızca konserler icra edilmektedir. 8-9 Mayıs’ta TCG Anadolu Sarayburnu’nda, TCG İstanbul ise Ataköy’de halkımızın ziyaretine açılacaktır. SAYIN BAKANIMIZ SAHA 2026’DA ÖNEMLİ GÖRÜŞMELER GERÇEKLEŞTİRDİ 5 Mayıs’ta SAHA 2026’nın açılış törenine Komuta Kademesi ve Bakan Yardımcılarımız ile katılan Sayın Bakanımız fuar kapsamında; - Somali, Kosova, Kenya, Kuveyt, Moritanya, Sudan ve Estonya Savunma Bakanları, - Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Dışişleri, Azerbaycan Savunma Sanayii, Somali Limanlar ve Deniz Taşımacılığı, Kanada’nın Tedarikten Sorumlu Devlet Bakanları, - Azerbaycan, Vietnam ve Gana Savunma Bakan Yardımcıları, - Lübnan Silahlı Kuvvetleri Komutanı ve - Irak Genelkurmay Başkan Yardımcısı ile bir araya gelmiş, Kosova Savunma Bakanı ile “Askerî Mali İş Birliği”, Kenya Savunma Bakanı ile “Savunma İş Birliği” anlaşmalarını imzalamıştır. Sayın Bakanımız hafta içerisinde ayrıca; 30 Nisan’da, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımızı ağırlamış, Aynı gün (30 Nisan) Suriye Savunma Bakanı ile ikili ve bölgesel savunma ve güvenlik konularında telefon görüşmesi gerçekleştirmiştir. Sayın Genelkurmay Başkanımız, SAHA 2026 Fuarı kapsamında; - Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı, - Kazakistan ve Ruanda Genelkurmay Başkanları, - Lübnan Silahlı Kuvvetleri Komutanı ve - Pakistan Savunma Üretim Bakanlığı Müsteşarı ile bir araya gelmiştir. - 5 Mayıs’ta, SAHA 2026 Fuarı kapsamında İstanbul’a gelen Mısır Hava Kuvvetleri Komutanı ile görüşen Sayın Hava Kuvvetleri Komutanımız, - 11-14 Mayıs tarihleri arasında Portekiz Hava Kuvvetleri Komutanı’nın davetlisi olarak Portekiz’e resmî ziyarette bulunacaktır. 6-8 Mayıs tarihleri arasında Madrid/İspanya’da düzenlenen Avrupa Deniz Kuvvetleri Komutanları (CHENS 2026) Toplantısı’na Sayın Donanma Komutanımız tarafından iştirak edilmektedir. YENİ YENİ SİLAH SİSTEMLERİ ENVANTERE GİRDİ Türk Silahlı Kuvvetlerimizin güçlü, modern ve etkin savunma kapasitesinin yerli ve millî savunma sanayi ürünlerimizle geliştirilmesi çalışmaları kapsamında Kara Kuvvetleri Komutanlığımızca muhtelif miktarda; - OMTAS Kuleli Zırhlı Tanksavar Aracı ile - 17 Kişilik Karinalı Bot, muayene ve kabul faaliyetleri tamamlanarak envantere alınmıştır. TERÖRLE MÜCADELEMİZ SÜRÜYOR Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ülkemizin huzur, güvenlik ve istikrarı için gerçekleştirdiği görev ve faaliyetler kapsamında geride bıraktığımız hafta içerisinde; - 4 PKK’lı terörist daha teslim olmuş, - Harekât bölgelerinde mayın ve el yapımı patlayıcı ile mağara, sığınak ve barınak tespit ve imha çalışmalarına devam edilmiştir. Ayrıca, - Son bir haftada imha edilen 4 kilometre tünel ile birlikte Menbic’de tespit edilen tünel hatlarının tamamı başarıyla imha edilmiştir. - Böylece Suriye Harekât Alanlarındaki 789 kilometrelik tünellerin tamamı kullanılamaz hâle getirilmiştir. HUDUTLARDA 256 ŞAHIS YAKALANDI Kesintisiz devam eden hudut güvenliği faaliyetleri çerçevesinde son bir haftada; - Sınırlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 5’i terör örgütü mensubu olmak üzere 256 şahıs yakalanmış, 2 bin 232 şahıs ise hududu geçemeden engellenmiştir. Böylece, yıl içerisinde sınırlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 2 bin 686, hududu geçemeden engellenen kişi sayısı da 27 bin 850 olmuştur. BÖLGESEL VE KÜRESEL BARIŞ VE İSTİKRARA KATKILARIMIZ SÜRÜYOR Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; uluslararası görevler ve ikili ilişkiler kapsamında, geniş bir coğrafyada barışın tesisi ve istikrarın sürdürülmesine katkı sunmaya devam etmektedir. Ülkemiz ile Suriye arasındaki askerî iş birliğinin geliştirilmesi ve Suriye Silahlı Kuvvetlerinin yeniden yapılandırılması maksadıyla 11 Mayıs’ta; - TCG Meltem tarafından Lazkiye/Suriye’ye ilk kez liman ziyareti yapılacak, - Deniz Kuvvetleri Komutanlığımızdan bir heyet, Lazkiye’de bulunan askerî eğitim kurumlarını ziyaret edecektir. Türkiye-Yunanistan Güven Artırıcı Önlemler Uygulama Planı kapsamında; Yunanistan 3’üncü Mekanize Piyade Tugay Komutanı, 9’uncu Hudut Tugay Komutanımızı 12-13 Mayıs’ta Edirne’de ziyaret edecektir. KALICI ATEŞKES İÇİN MÜZAKERE SÜRECİNE DEVAM EDİLMELİ Ortadoğu’daki gelişmeler kapsamında; İran ve ABD’nin geçici ateşkesin kalıcı hâle getirilmesi için sağduyulu ve yapıcı davranmasını ve müzakere sürecine devam etmelerini temenni ediyoruz. Bölgede istikrar ve huzurun sağlanmasına yönelik çabalara her türlü desteği vermeye devam edeceğiz. Öte yandan; İsrail’in uluslararası hukuku ciddi şekilde ihlal ederek müzakere sürecine rağmen Lübnan’a düzenlediği saldırılara ve Gazze’de her geçen gün derinleşen insani krize karşı uluslararası toplumun sorumluluk üstlenmesi gerekliliğini yineliyoruz. TSK EĞİTİM-TATBİKAT VE ULUSLARARASI GÖREVLERE DEVAM EDİYOR Türk Silahlı Kuvvetlerimizin, eğitim ve tatbikat faaliyetleri de kesintisiz devam etmektedir. Ege Ordusu Komutanlığımızın sevk ve idaresinde, 20 Nisan-21 Mayıs tarihleri arasında icra edilen EFES-2026 Birleşik, Müşterek ve Fiilî Atışlı Arazi Tatbikatı kapsamında çok sayıda dost ve müttefik ülkenin katılımıyla, - Bahadır Adası’nda yerli ve millî Karinalı Bot (Karayel) ile bot eğitimleri gerçekleştirilmiş, - Narlıdere, Kartal/Menteş, Alankırı, Bahadır Adası ve Paşaçiftliği ordugâh bölgelerinde; Amfibi Harekât, Tank Avcılığı, Hava Savunma, KBRN, Paraşüt eğitimleri ile Havan, ZMA, Tank Topu ve Tabanca atışları icra edilmiştir. 27 Nisan’da başlayan ve İspanya ev sahipliğinde Batı Akdeniz’de icra edilen Spanish Minex Mayın Harekâtı Tatbikatı yarın (8 Mayıs) sona erecektir. 5-13 Mayıs tarihleri arasında; - Norveç’teki Steadfast Deterrence ile - Paris/Fransa’daki Ukrayna Gönüllüler Koalisyonu Bilgisayarlı Destekli Komuta Yeri tatbikatlarına katılım sağlanmakta, 10- 23 Mayıs tarihleri arasında; - İsveç, Norveç, Polonya ve Baltık Denizi’nde Sword (Defender Europe), - Hollanda’da Teknik Birlikte Çalışabilirlik, - Sırbistan’da NATO-Sırbistan tatbikatlarına iştirak edilmesi, - Ülkemizde; Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan’ın Doğal Afetler Arama Kurtarma (DAK) birlikleri arasındaki dostluk, iş birliği ve birlikte çalışabilirliği geliştirmek amacıyla Doğal Afetler Arama Kurtarma tatbikatının yapılması planlanmaktadır. Spanish Minex Tatbikatı’na iştirak eden NATO Daimî Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu-2’de (SNMCMG-2) görevli TCG Amasra mayın avlama gemimiz, 8-10 Mayıs tarihleri arasında Mallorca/İspanya’ya liman ziyareti yapacaktır. Gemimiz müteakiben 13-22 Mayıs tarihleri arasında Batı Akdeniz’de icra edilecek Italian Minex Tatbikatı’na katılacaktır. Yabancı askerî gemilerin limanlarımızı ziyaretlerine ilişkin olarak; - İtalya Deniz Kuvvetlerine ait Alpino tarafından 6-10 Mayıs tarihleri arasında Mersin’e liman ziyareti gerçekleştirilmekte, - Arnavutluk Deniz Kuvvetleri unsuru Oriku tarafından NATO Daimî Deniz Görev Grubu-2 (SNMG-2) görevi kapsamında 8-10 Mayıs tarihleri arasında İzmir’e liman ziyareti yapılması planlanmaktadır. Stratejik önemi her geçen gün artan denizlerde güvenlik ve istikrarın temel unsurlarından biri olan Deniz Kuvvetleri Komutanlığımızın; - Caydırıcı gücünün kamuoyuna etkin şekilde aktarılması, - Vatan savunmasındaki kritik rolüne ilişkin özellikle gençler arasında farkındalık oluşturulması, - Deniz Kuvvetlerimizin tanıtımına katkı sağlanması, - Millî savunma bilinci ve vatan sevgimizin güçlendirilmesi maksadıyla Bakanlığımız ile TRT iş birliğinde “Operasyon Alesta” isimli dizi projesi başlatılmıştır. Bu vesileyle, şu an aramızda bulunan “Operasyon Alesta” dizimizin değerli yapımcı ve oyuncularına hoş geldiniz diyor, projede emeği geçen herkese bir kez daha teşekkür ediyoruz. Hava Kuvvetleri Komutanlığımızca; - Bugün (7 Mayıs) muharip ve destek uçaklarımızın katılımıyla Karadeniz’de eğitim uçuşu yapılmakta, - “MSÜ Hava Astsubay Meslek Yüksek Okulu 100’üncü Kuruluş Yıl Dönümü” kapsamında 14 Mayıs’ta SOLOTÜRK tarafından İzmir’de gösteri uçuşu yapılması planlanmaktadır. 14-19 Mayıs tarihleri arasında Mehteran Birlik Komutanlığımızca “43’üncü Geleneksel New York Türk Günü Yürüyüşü” kapsamında konserler icra edilecektir. 3 Mayıs’ta Konya’da düzenlenen “Türkiye Yarı Maraton Ligi Finali’nde şampiyon olarak üst üste beşinci kez Türkiye Şampiyonu olan TSK Spor Gücü Kır Koşusu Takımımızı ve derece elde eden sporcularımızı bir kez daha tebrik ediyoruz. Diğer yandan Bölgesel Kariyer Fuarları kapsamında; - 7-8 Mayıs’ta Tekirdağ’da Trakya Kariyer Fuarı’na katılım sağlanmakta, - 12-13 Mayıs’ta Bursa’da Marmara Kariyer Fuarı’na iştirak edilmesi planlanmaktadır. DOĞAL AFETLERLE MÜCADELEYE KATKI SAĞLIYORUZ Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, insani yardım faaliyetleri, orman yangınları ve afetlerle mücadeleye ilgili kurumlarımızla koordinasyon içerisinde destek vermeye devam etmektedir. Bu çerçevede 2’nci Ordu İstihkâm Tugay Komutanlığımızca Hakkâri-Van kara yolunda toprak kayması nedeniyle kullanılamayan yolun yerine Zap Suyu güneyinden açılan geçici yolda 39 metrelik “Çift Kiriş, Çift Kat Takviyeli Panel Köprü“ kurulumu 6 Mayıs’ta tamamlanmıştır. SAHA 2026 Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı vesilesiyle Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında hedefimizin; savunma sanayinde tam bağımsızlık, teknolojide liderlik ve kalıcı caydırıcılık olduğunu bir kez daha vurguluyor, Son olarak Ebedî Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım ile aziz şehitlerimiz ve kahraman gazilerimizin kıymetli anneleri başta olmak üzere sevgi ve fedakârlık timsali tüm annelerimizin “Anneler Günü”nü şimdiden kutluyoruz. BASIN MENSUPLARININ GÜNDEME DAİR SORULARI CEVAPLANDIRILDI Basın Bilgilendirme Toplantısı’nın ardından basın mensuplarının gündeme dair soruları cevaplandırıldı. Sorulara verilen cevaplar şu şekilde: SAHA 2026 VE SAVUNMA SANAYİ VİZYONUMUZ Millî Savunma Bakanlığı olarak savunma sanayine yalnızca kullanıcı bakış açısıyla değil, aynı zamanda teknoloji geliştiren, yön veren, sektörün gelişimini hızlandıran ve stratejik düzeyde konsept üreten bir vizyonla yaklaşmaktayız. Ortaya koyulan bu vizyon; sektörün tüm paydaşlarını teşvik eden, teknolojik bağımsızlığı güçlendiren ve kritik alanlarda yerli kabiliyetlerin gelişimini hızlandıran stratejik bir yaklaşımın ürünüdür. Sahip olduğumuz kurumsal tecrübe, mühendislik altyapısı ve üretim kabiliyetleriyle yeni nesil savunma sistemlerinin geliştirilmesine rehberlik ediyoruz. Uzun yıllardır sürdürülen AR-GE faaliyetleri neticesinde Bakanlığımız bünyesinde kritik üretim altyapıları, ileri teknoloji laboratuvarları ve yüksek hassasiyetli üretim kabiliyetine sahip tesisler oluşturulmuştur. YILDIRIMHAN UZUN MENZİLLİ FÜZE SİSTEMİ YILDIRIMHAN füze sisteminde kullanılan Asimetrik Dimetilhidrazin (UDMH) ve azot tetra oksit türevi sıvı yakıtlar ARGE merkezimiz tarafından yerli imkânlarla üretilmektedir. Söz konusu yakıt teknolojisi; uzun süre depolanabilme, düşük sıcaklıklarda çalışabilme ve yüksek enerji üretme özellikleri sayesinde füze sistemlerine yüksek hareket kabiliyeti kazandırmaktadır. 3 ton harp başlığı taşıma kapasitesine sahip, YILDIRIMHAN Füze sistemine yönelik laboratuvar test süreçleri başarıyla tamamlanmış olup saha testlerine ilişkin çalışmalar planlanan takvim doğrultusunda sürdürülmektedir. Bakanlığımız, millî teknoloji hamlesi kapsamında savunma sanayimizin gelişimini desteklemeye, yerli ve millî sistemler geliştirmeye ve Türkiye’nin stratejik caydırıcılık kapasitesini artırmaya kararlılıkla devam edecektir. GÜÇHAN TURBOFAN JET MOTORU Bakanlığımız tarafından sıvı yakıtlı roket motoru ve uçak motoru alanındaki çalışmalar uzun yıllar önce başlamıştır. GÜÇHAN Turbofan Jet Motoru; tüm bileşenleri Millî Savunma Bakanlığı Araştırma-Geliştirme Merkezi tarafından geliştirilen ve tamamen yerli imkânlarla üretilen yüksek itki gücüne sahip millî bir jet motorudur. Motor sistemi, ülkemizin ihtiyaçlarına uygun şekilde özgün mühendislik çözümleriyle tasarlanmış olup kritik teknolojilerde dışa bağımlılığın azaltılması ve sürdürülebilir yerli kabiliyet oluşturulması hedefiyle geliştirilmiştir. Tek kristal teknolojisi sayesinde motor bileşenlerinin yüksek sıcaklık ve yoğun çalışma şartlarına karşı dayanımı artırılarak verimlilik, performans ve kullanım ömründe önemli kazanımlar elde edilmiştir. 42 bin lbf (paund kuvvet) itki gücüne sahip motordan bugüne kadar toplam 6 adet motor üretilmiş olup motorların kalifikasyon testlerinin bu yıl içerisinde gerçekleştirilmesi planlanmaktadır. Bu süreçte, ticari kaygılardan ziyade teknoloji geliştirme, millî kapasite oluşturma ve savunma sanayi firmalarımıza öncülük etmeyi hedefliyoruz. Bakanlığımız, sahip olduğu kurumsal tecrübe ve mühendislik altyapısıyla; savunma teknolojilerinde yerli, bağımsız ve sürdürülebilir çözümler geliştirmeye, araştırma-geliştirme faaliyetlerini artırmaya ve ülkemizin stratejik teknoloji vizyonuna katkı sunmaya devam edecektir. #MillîSavunmaBakanlığı

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

56,044 次观看 • 3 个月前

MENZİL'DE NE OLDU? “Bu açıklama Rahmetli Gavsımız Şeyh Seyyid Abdulbaki Elhüseyni (kuddise sirruhu) hazretlerinin mahdumları ve torunlarından edinilen bilgilerle hazırlanmıştır.” Soru: Menzil-i Şerif, meşrebi ve hizmetleriyle müslümanların gönlünde müstesna bir yerde duruyor. Merhum Gavs hazretlerinin ahirete irtihalinin ardından ortaya çıkan bugünkü tabloyu nasıl değerlendirmek gerekiyor? Bugün geldiğimiz noktada, Menzil’in hüviyeti zedelenmeye, sahip olduğu bütün değerlerin ve insanlığa teklif ettiği bütün çağrıların içi boşaltılmaya çalışılmaktadır. Buna neden olan saldırıların herhangi bir şekilde izahı mümkün olamaz. Bu saldırıların muhatabı olmak, ümmete böylesi bir görüntü vermek ve bütün çirkin iddialara cevap vermek zorunda bırakılmış olmak hayli üzücüdür. Merkad-ı Şerif’te medfun bulunan büyüklerimizin hayırları ve hatıraları bu derin üzüntünün temel sebebidir. Ancak onların hayırları hatırına bu tezviratları açıklığa kavuşturmak gerekmektedir. Konunun bu seviyeye düşmüş olmasından dolayı aile çok üzgün. İki yıldır susuyorlar, “Sosyal medya üzerinden meselelerimizi tartışmayalım. Menzil’in, tasavvufun itibarına zarar vermeyelim.” diye gayret ediyorlar. Radyo, televizyon, dergiler, mobil uygulamalar ve daha birçok yayın aracı olmasına rağmen, imkanlar bu konulara alet edilmemiştir. Her biri kendi yayın mecrasında vakur bir şekilde faaliyetine devam etmiştir. Ama bu vakur tavra karşılık o kadar çok tezvirat yapıldı ki artık susmak neredeyse bütün o itham ve iftiraları tasdik etmek anlamına geliyordu. Bu nedenle bugün kamuoyunu bilgilendirme vazifesi gereği bu gerçekleri paylaşıyoruz. Soru: Bu konular aile içerisinde görüşülüp çözülemez miydi? Menzil-i Şerif gibi bir belde, bugüne dek, her zaman çözümle anılmıştır. Ve bizler, bütün müminler gibi, her meselenin Kur’an-ı Kerim ve sünnet-i seniyye ışığında âlimler eliyle çözülebileceğini biliyoruz. Zaten âlimler eliyle başlatılmış ve idare edilmiş meselelerin çözümsüz kalması akla uygun da değildir. İslâm’ın hükümleriyle yalın ve sorunsuz bir şekilde çözülebilecek meselelerimizin, bugün çirkin iftiralarla etrafı kalabalık hale getirilmiştir. Daha önce aralarında herhangi bir küslük ve ayrılık bulunmayan akrabaların, bu konuları çözmek üzere bir araya gelememesinin tek bir nedeni olabilir: Çözüm istenmemesi! Yoksa kardeşlerin birbirine, amcaların yeğenlerine, kayınbabaların damatlarına sorup da aslını öğrenemeyeceği ne olabilir! Gerçeği kolayca öğrenmek yerine söylenti ve dedikoduları -sırf işine geliyor diye- bilgi kaynağı olarak kabul etmek ve dillendirmek iyi niyetle asla bağdaştırılamaz. Buna karşılık iki yıldır iyi niyetle yapılan çağrıların, çözüm davetlerinin karşılık bulamadığına hepimiz istemeye istemeye şahit olduk. Mesele büyüklük ise rahmetli Gavs hazretleri her anlamda hepimizin büyüğü idi. Fakat işlerini bu şekilde çözmezdi. Bazı meseleleri istişare edeceği zaman beş oğlunu etrafına toplar, “Ben de sizden biriyim, hadi bu konuyu altı kardeş olarak istişare edelim.” derdi. İstişareye verdiği önemin dışında şeriata karşı çok hassastı. Her meseleyi hocalara sorardı. Töhmet mahallinden bile çok uzak durmaya gayret ederdi. Ahlâkı ve adaba bağlılığı dolayısıyla töhmet mahallinden bu denli uzak duran bir zatın arkasından bu tür meselelerin yaşanması hürmetsizlikten başka bir şey değildir. Aile büyüğü olduğunu söyleyenlerin Allah Teâlâ’nın net bir şekilde sınırlarını ve gereklerini bildirdiği akrabalık hukukunu bu denli ayaklar altına almaları da ayrıca hürmetsizliktir. Soru: Menzil köyünün 1971 yılında Gavs-ı Kasrevi Şeyh Seyyid Abdulhakim Elhüseyni kuddise sırruhu tarafından satın alındığını biliyoruz. Geçmişten günümüze Menzil köyünün gittikçe büyüdüğünü ve yenilendiğini müşahede ettik. Bu konudaki usul nasıldı? Tarihsel olarak bilinmektedir ki 1993 yılında irşada başlayan Şeyh Seyyid Abdulbaki Elhüseyni kuddise sırruhu birkaç yıl sonra babalarının mirasını kardeşleriyle bölüşmüştür. Hatta kardeşlerine fazla fazla pay vermiştir. Dolayısıyla iddia edildiğinin aksine köyde şer’en durum çok açıktır. Köyün Şeyh Seyyid Abdulbaki Elhüseyni hazretlerine ait olan bölümleri bellidir. Lakin bu arsaların tapularında güvene dayalı olarak uzun yıllardır işlem yapılmamıştır. Rahmetli Gavs hazretleri, Menzil-i Şerif’i bir ziyaret beldesi olarak inşa ederken akrabalık hukukunu hiçbir zaman göz ardı etmemiştir. Ne kendini köyün ağası olarak görmüş ne de “ailenin büyüğü benim, ben ne dersem o olur” demiştir. Aksine projelerin detaylarını tüm taraflarla paylaşmış, nihayetinde proje alanında hak sahibi olanların rızaları doğrultusunda anlaşmalar yapılmış, üzerinde mutabık kalınan bedeller de ilgililere teslim edilmiştir. Soru: Merhum Gavs hazretleri hayattayken gerçekleştirilen yeniden inşa projesiyle Menzil çok müstesna bir görümüme kavuştu. Menzil’deki henüz tamamlanmamış olan inşaat alanları bu projenin devamı niteliğinde mi? Merhum Gavs hazretleri Menzil’in yeniden inşa sürecinde çok büyük emek sarf etmiştir. Menzil’in, mirasçısı olduğu geleneğe uygun bir görünüme kavuşması, geleneğin yaşayan bir temsilcisi olması ve ziyaretçilerin huzur ve güven içerisinde ziyaretlerini gerçekleştirmesi amacıyla oldukça zor bir vazifeyi üstlenmiştir. Allah Teâlâ kendisinden razı olsun. Yeniden inşa süreci 10 yıldır Menzil’in yönetiminden sorumlu olan Seyyid Muhammed Mübarek Elhüseyni’nin ihtiyaçlar doğrultusunda hazırladığı projeyle gündeme gelmiştir. Projeyi oldukça beğenen Gavs hazretleri, izni ve onayıyla inşa sürecini başlatmıştır. Bu kapsamda köy meydanındaki dükkanlar kaldırılmıştır. İçerisinde ilim meydanı, çorbahane, bedesten, kadınlar tarafındaki meydan, kadınların köy meydanına girmeden Merkad-ı Şerifi ziyaret edebilecekleri mahremiyete uygun alanları barındıran güzel bir proje hayata geçirilmiştir. Yazlık cami yeniden inşa edilmiş ve Merkad-ı Şerif büyük bir onarımdan geçirilmiştir. Taç kapılar dahil bütünlüklü bir mimari ince ince işlenmiştir. Nihayetinde Menzil, bugünkü çehresine kavuşmuştur. Yine bu süreçte ilgili alanlardaki hak sahipleriyle anlaşma yapılmış ve kendilerine hakları teslim edilmiştir. Gavs hazretleri vefatından evvel tamamlanmış projeyi bizzat görmüş ve çok mutlu olmuştu. Fakat özellikle hanımlar tarafında ve caminin batı tarafında projenin tamamlanması gereken bölümleri bulunmaktaydı. Bu ihtiyaçların giderilebileceği ölçüde alan kalmadığından proje, köy içindeki yerleşim alanlarında değişiklik yapılmasını gerektirmişti. Hangi yapıların nerelere yapılacağı ve tamamlanan birinci etaba nasıl ekleneceği projelendirilerek Gavs hazretlerine sunulmuştu. Proje alanındaki şahıslara ait mülkler, bu mülklerin metrekareleri ve bedelleri hesaplanarak bir tablo haline getirilmişti. Daha önceden yapıldığı üzere, 2021 yılının ocak ayında projeye dahil edilecek alanlar, ilgili tüm taraflara gösterilmişti. Projeye ve satın alınacak alanların değerlerine itiraz edilmemiştir. Gavs hazretleri bu alanları şahsi hesabından ödeyerek satın almış ve projeyi başlatmıştır. Projede kadınlar çorbahane ve şadırvan, Kız Kur’an Kursu, dergâh ve misafirhane ile görevliler için yatakhane planlanmıştı. Caminin hemen yanında ise Gavs hazretlerine misafirlerini ağırlayabileceği divan, evlatlarına birer divan, âlimlere bir divan ve Gavs hazretlerinin tanıdık misafirlerine hususi yemekhane planlanmıştı. Herkesçe bilinen ve süreçleri başlatılmış olan bu proje devam ederken Gavs hazretleri ahirete irtihal etmiş ve çalışmalar durmuştur. Allah Teâlâ rahmet eylesin, makamlarını âli eylesin. İşte, çalışmaları devam eden bu alanlar daha sonradan tezviratların konusu haline getirilmiştir. Gavs hazretlerinin bu ikinci etapla ilgili yapmış olduğu akitler, “akd-i fasid” yani geçersiz akit ilan edilmiştir. Gavs hazretlerinin kardeşlerinden satın aldığı yerler bu iddiayla “dede mirası” olarak nitelendirilmiş ve hukuksuz işlemler bu şekilde gerçekleştirilmiştir. Soru: Merhum Gavs hazretlerinin gezip beğendiği bu proje, ahirete irtihalinin ardından neden tamamlanamadı? Menzil’de devam eden projelere taziyeden dolayı 15 günlük bir ara verildi. Sonra tekrar inşaata başlandı. Sonra Seyyid Muhammed Saki Elhüseyni haber göndererek “Burası mirastır, miras meselesi çözülene kadar inşaatı durdurun.” demiştir. Bunun üzerine inşaat durmuştur. Daha sonraları kardeşlerin bir araya gelerek yaptığı görüşmede Gavs hazretlerinin inşaattan dolayı borcu olduğu, öncelikle bu borcun ödenmesi gerektiği konuşulmuştur. Tüm kardeşler mutabık kalmış, “öncelikle Gavs hazretlerinin borcu terekeden ödensin” denilmiştir. Bu zaten şer’i bir gerekliliktir. Bundan hareketle Gavs hazretlerinin borcu köydeki şahsi terekesinden ve şirketlerindeki varlıklarından ödenmiştir. Kasayla ilgili yapılan tezviratın da aslı bundan ibarettir. Bu tezvirat da Gavs hazretlerinin hastalığı döneminde 7 yıl boyunca bilfiil kendisine hizmet eden, fedakârca yanından ayrılmayan, hususi işlerini takip eden torunu Seyyid Galib Elhüseyni ile ilgili ortaya atılmaktadır. Seyyid Galib Elhüseyni aynı zamanda Seyyid Muhammed Saki Elhüseyni’nin damadıdır. Gavs hazretlerinin sağlığında kasasının anahtarı da Seyyid Galip Elhüseyni’de mahfuz idi. Ahirete irtihalinden sonra öncelikle borçlarının ödenmesi gerektiği konusunda tüm evlatları mutabık kalınca, kasasındaki şahsi parası ve şirketlerinden bir miktar varlığı ile bu borçları ödenmiştir. Kasanın açılmasına ve sayılmasına yıllardır Gavs hazretlerinin hanesinde görev yapmış ve Seyyid Muhammed Saki Elhüseyni’ye intisaplı olan bir kişi de şahit olmuştur. Bunlarla alakalı Seyyid Muhammed Saki Elhüseyni’ye bilgilendirme yapılmış, raporlar sunulmuştur. Devam eden süreçte kendisine verilen bilgilerin ve aileye dair mahrem meselelerin sosyal medyadan paylaşılmaya başlamasıyla birlikte rapor verilmekten imtina edilmiştir. Lakin her şey kayıt altındadır. Konuyla ilgili Seyyid Muhammed Saki Elhüseyni tarafından sonraki aylarda, “Gelin inşaatları birlikte yapalım.” denilmiştir. Akabinde “Bu inşaatı ben yapacağım ama projeye sadık kalacağım.” denilmesine rağmen ilerleyen haftalarda “Proje tanımam, ben istediğim gibi yapacağım.” denilmiştir. Devamında “Ben bu köyün ağasıyım, bunu herkese duyurun, bilsinler, ben ne dersem o olacak!” söylemleri, aslında yaklaşımın ne olduğunu kamuoyuna net bir şekilde göstermiştir. Söz konusu proje, başta Gavs hazretlerinin ihtiyaçları düşünülerek hazırlanan ve Gavs hazretlerinin tüm evlatlarına tahsis edilmiş alanları içeren güzel bir projeydi. Lakin bu proje Seyyid Muhammed Saki Elhüseyni tarafından akamete uğratılmış ve sonrasında kendi uhdesindekilere hizmet edecek bir bina inşa edilmiştir. Bu şekilde Gavs hazretlerinin evlatları yok sayılmış, kendilerine tahsis edilmiş alanlara el konulmuş, bunun yerine kendi çocuklarına ve yakınlarına odalar ve ofisler yapılmıştır. Üstelik bu yapılırken Rahmetli Gavsımızın ve Menzil’in ismi kullanılarak sosyal medya üzerinden para toplanmış ve “cami için” denilerek toplanan bu paralarla içinde şahsi ofislerin bulunduğu garabet bir bina inşa edilmiştir. Menzil köy projesine verilen zarar bu binayla da sınırlı kalmamış, yeni dükkanlar, proje kapsamında olmayan yapılar inşa edilmiştir. “Sofiler rahat etsin diye yaptık” denilen bu yere kim girebiliyor, diye sormak lazım. Son olarak Şeyh Seyyid Abdulbaki Elhüseyni hazretlerinin çok beğendiği, Menzil projesinin sembolü olan taç kapı sökülmüştür. Şimdi hangi vicdan ehli bu yapılanı haklı görebilir! Bundan sonra, bu işi yapanların yeni girişimlerinin ümmetin menfaatine olacağına kim inanır? Üstelik son günlerde türlü manipülasyonlarla “kadın dergâhı yapacağız” diyerek zapt etmeye çalıştıkları bina aslında “çorbahane ve şadırvan” olarak tasarlanmış ve kaba inşaatı bitmiştir. Asıl proje ihtiyaçlara cevap verecek ve herkesi memnun edecek bir proje iken bu projenin müdahalelerle bozulması, ümmetin zararına değil midir? Ümmet lafını dillerinden düşürmeyenler ümmete en büyük zararı verdiklerinin ne zaman farkına varacaktır… Soru: Bu yaklaşım şer’i olarak nasıl temellendirilmektedir? İnşaatların bulunduğu arsaların tamamı Rahmetli Gavsımız Şeyh Seyyid Abdulbaki Elhüseyni hazretlerine ait olduğu için burada bir şer’i mesuliyet ortaya çıkmaktadır. Miras paylaşılmadan söz konusu alanlara inşaat yapmak caiz değildir. Bunu kendileri de bildikleri ve hak sahiplerinin rızası olmadığı söylendiği halde caminin batısındaki alana bahsi geçen garabet binayı inşa etmişlerdir. Caminin batısındaki inşaat ve alanlardaki şer’i mesuliyetten dolayı, yıllar önce Gavs hazretleri tarafından yapılmış akdin geçersiz olduğu iddiasını ortaya atmışlardır. Ve amcaların üzerindeki arsaların resmiyeti kendi üzerlerine geçirilmiştir. Oysa daha önce belirtildiği ve delilleri gösterildiği üzere arsalar Gavs hazretleri tarafından bizzat satın alınmış, lakin tapu resmiyetinde güvene dayalı olarak bir işlem yapılmamıştı. Bu girişimle birlikte arsalarını satan amcaların parasını iade etmek istemişler; bunda muvaffak olamamışlardır. Çünkü Rahmetli Gavsımızın ahirete irtihalinden sonra onun akdinin geçersiz olduğunu iddia etmek ona yapılmış bir saygısızlık olarak değerlendirilmiş ve reddedilmiştir. Zira yapılan akdin üzerinden yıllar geçmiş, yapılar yıkılmış, yerine inşaata başlanmıştır. Bu akdin geçersiz sayılmasının hiçbir şer’i ve hukuki karşılığı yoktur. Söz konusu alanın bedelleri ödenerek alındığına dair dekontlar bunun ayrıca delilidir. Kaldı ki arsaların üzerindeki inşaat bir gecede yapılmış olamayacağına göre, Gavsımızın vefatına kadar bu inşaata bir itiraz olmaması da bu arsaların Gavsımız tarafından satın alındığının en büyük akli delilidir. Gündeme dahi getirilmesinden hicab edilmesi gereken bu konu maalesef kişisel arzular için gündeme getirilmiştir. Bunun üzerine Menzil’de toplanan 3 halifeden oluşan hakem heyeti tarafından, caminin batısındaki alanlarla ilgili olarak iddia sahiplerince ortaya atılmış “akd-i fasid” iddiası tetkik edilmiştir. Ve taraflar bir araya getirilerek beyanları dinlenmiştir. Soru: Şer’i Hakem Heyeti bu konuyu nasıl tetkik etmiştir? Onların bu konudaki kanaatleri nedir? Şer’i Hakem Heyeti dört kardeşin davetiyle köye gelmiş, Seyyid Muhammed Saki Elhüseyni’ye durumu iletmiştir. Seyyid Muhammed Saki Elhüseyni, Şer’i Hakem Heyeti başkanı Seyda Molla Nezir’in ısrarlı davetlerine kabul edilmesi zor bir şartla karşılık vermiştir. Koştuğu şart şudur: “Herkesin önünde olacak, camide olacak!” Hem hakem heyeti tarafından hem de kardeşleri tarafından “bu işin yeri cami değil” denilmesine rağmen şartında ısrar etmiştir. Bu ısrarın neticesinde fitnenin ortadan kaldırılması umuduyla camide hakem heyeti toplantısı yapılmıştır. Seyyid Muhammed Saki Elhüseyni’nin “Çekin, bırakın çeksinler” şeklinde görüntülere yansıyan telkinleriyle görüşme kayıt altında gerçeklemiş, haberlere konu olmuştur. Oluşan nahoş manzaraları bir kenara bırakırsak o toplantıda herkesin önünde hakemlere yetki verilmiştir, imzalar atılmıştır. Hakem heyeti taraflardan birer komisyon görevlendirmesini istemiştir. Komisyonlarla çalıştıktan sonra köydeki ihtilaf ve ittifak noktalarını bir liste olarak hazırlamıştır. Ve köyün batısındaki alanlarla ilgili olarak ortaya atılan “akd-i fasid” iddiasını tetkik etmeye karar vermiştir. Bununla ilgili bir “şer’i toplantı” tertip edilerek tüm taraflar toplantıya davet edilmiştir. Toplantıda tarafların beyanları alınmıştır. Tarafların hocaları, muhatapların bizzat kendisi ve şahitler dinlenmiştir. Toplantıda hakem heyeti ve taraflara; söz konusu harita, bedelleri gösteren tablo ve amcaların Nisan 2021’de müdürleri üzerinden ödemeyi aldığının dekontları sunulmuştur. Dekontları imzalayanların sözlü beyanlarına başvurulmuş ve bütün bunlar şahitlerin anlatımlarıyla tasdiklenmiştir. Meselenin aslında çok açık olduğu orada anlaşılmıştır. Aynı akşam hakem heyeti tarafların hocalarını dinlemiş; sorularına cevap vermiş, ilmi müzakereler yapılmıştır. O toplantıda hakem heyeti kanaatini net bir şekilde ifade etmiş, akdin geçerli olduğunu, yani arsanın Gavs hazretlerine ait olduğunu beyan etmiştir. Hocalara tarafsız şekilde hareket etmeleri, haktan yana tavır takınmaları ve tarafgirlik yapmamaları gerektiği hatırlatılmıştır. Yapılan uzun soru cevaplardan sonra “akdin fasid olduğunu savunanlar” dahil heyetin büyük çoğunluğu akdin geçerli olduğu kanaatine varmıştır. Bunların arasında daha önce “akd-i fasid hükmü” veren hocalar dahi vardır. Bu kanaatlerini sözlü olarak ikrar etmişlerdir. Hakem heyeti bu kanaatleri tutanak altına almak istediğinde ise hocalar “Biz sözlü olarak kanaatimizi söyleriz ama imza atmayız. Siz hükmünüzü verebilirsiniz.” demiştir. Lakin hakem heyeti mevcut fitne ortamından dolayı toplantıya iştirak eden tüm hocaların aynı kanaate varmasını ve bunun tutanak altına alınmasını istediği için ertesi gün devam etmek üzere toplantıyı bitirmiştir. Maalesef ertesi gün aldıkları talimatla çoğu toplantıya iştirak etmemiştir, gelen birkaç kişilik temsilci komisyonun artık toplantılara gelmeyeceğini ifade etmiştir. Bunun sebebi ise Seyyid Muhammed Saki Elhüseyni’yi temsil eden bir hocanın toplantının mahremiyetine yönelik yapılan yemini hiçe sayarak gidişat hakkında kendi mürşidine bilgi vermesidir. Bu da çalışmanın akamete uğramasına neden olmuştur. İstedikleri çıkmadıkça hakikate bile sırtına dönebilen bu yaklaşımla; herkesin huzurunda kendileri tarafından hakemlere verilen yetki kapalı kapılar ardında geri alınmıştır. Ve süreç maalesef daha karmaşık hale getirilmiştir. Peki neden böyle yapılmıştır? Yapılan hukuksuzluk ilmen tasdik edildiğinde düşecekleri durum oldukça vahim bir durumdur. Fakat iddia sahipleri kararın açıklanmasından önce süreçten çekilerek bu sorumluluktan kurtulmuş olduklarını zannetmişlerdir. Hatta yakın zamanda geçersiz olduğu tasdiklenen görüşlerinde ısrar ederek tüm varislerin bulunmadığı bir ortamda, vefat eden varislerin evlatlarının tamamından vekalet almadan, kendi aralarında kura çekerek sözde bir taksimat dahi yapmışlardır. Ve bunu sosyal medyada paylaşmışlardır. Hakem heyeti tarafından tasdiklenen akdin geçerli olduğu gerçeği Gavs hazretlerinin evlatlarına 1/6 oranında pay düşmesi anlamına gelmektedir. Bu yüzden haksız bir biçimde akdin fasid olduğu iddiasında ısrar edilerek bu pay resmi tapu değişiklikleriyle %50’nin üzerine çıkarılmaya çalışılmaktadır. Burada bir hususa dikkat çekmekte fayda var. Kendi savundukları görüşe göre dahi yaptıkları caiz değildir. Kendi savundukları görüşe göre hakim hisse olsalar bile diğer mirasçıların rızası olmadan inşaat yapmak caiz değildir. Alimlerce kebair günah olarak nitelendirilmektedir. Bu durum hem inşaatı inatla sürdürenleri, hem göz yumanları, hem destek olanları vebal altına sokmaktadır. Ümmetin saf temiz duygularına hitap eden birtakım duygusal söylemlerle insanları günaha sokmak büyük bir sorumsuzluktur. “Ben büyüğüm, ben ne dersem o olur” tavrının bir devamı olarak âlimlerimize karşı söylenen “Sizi ilgilendirmeyen işlere burnunuzu soktunuz!” cümlesi, hukuk tanımazlığın geldiği seviyeyi açıkça göstermektedir. Hak, hukuk, hakikat kavramlarının tekelleşmesi söz konusu değildir. Eğer adalet ve doğruluk isteniyorsa, ilme ve ilim ehline müracaat etmek gerektiği de herkesçe malumdur. Adalet ve doğruluktan kaçınmak ise toplumda güven ve huzur ikliminin varlığını tehdit etmektedir. Soru: Seyyid Muhammed Mübarek Elhüseyni’nin evi hakkında bazı ithamlar gündeme getirilmektedir; evi neden ve nasıl oraya yapılıyor? Öncelikle şunu belirtmek gerekir. Seyyid Mübarek Elhüseyni’nin halihazırda köyde evi yoktur. Rahmetli Gavs hazretlerinin evlatlarından evi olmayan tek kişi de odur. Çünkü evi şu an el konulmak istenen bayanlar çorbahane binası civarında idi. Proje kapsamında yıkılmıştır. Evini yapacağı yer Gavs hazretleri tarafından belirlenmiştir. Bu da Gavs hazretlerinin torunlarına ev yeri tayin ettiği zamanlara tekabül etmiştir. Misalen; Seyyid Muhammed Saki Elhüseyni ve oğullarının evlerinin olduğu yerler Gavs hazretlerinin şahsi mülklerinden verilmiş ve Gavs hazretleri tarafından inşa ettirilmiştir. Bu da ailenin bir geleneğidir. Menzil’de mirasa konu olan ve ailenin kullandığı tüm evler Gavs hazretlerine aittir. Bunu tüm evlatları ikrar etmektedir. Gavs Hazretleri ahirete irtihal edince köydeki miras taksiminde evler bahsi açılmıştır. “Kuraya girmesin herkes kendi evinin sahibi olsun. Seyyid Muhammed Mübarek Elhüseyni ve oğluna birer ev, Seyyid Muhammed Masum Elhüseyni’nin iki oğluna birer ev verilmek suretiyle sulh olsun.” denilmiştir. Tüm kardeşler tarafından bu kabul edilmiştir. Eğer bu sulh kabul edilmiyorsa o zaman herkesin evinde her mirasçının hakkı vardır. Kendi evleriyle ilgili konuyu gündem etmeyip Seyyid Muhammed Mübarek Elhüseyni ve oğluna yapılmakta olan iki evi sosyal medyada yaymak; halka açık meclislerde bu konuyu şaibeliymiş gibi lanse etmek bir mümine yakışmaz. Üstelik bu anlattıklarımızın en büyük şahidi bu söylemlerin sahibi olan Seyyid Muhammed Saki Elhüseyni’dir. Bu şahitliği kendisine sorulduğunda inkar etmemiştir. İlk aylardaki beyanlarında bunlar yazılıdır. Bu şahitliğini kısaca anlatmak gerekirse: Kadınlar dergâhı için köyün batısındaki arsalar maliklerden Gavs hazretleri tarafından satın alınmıştır. Binalar da yıkılmıştır. Artık arsa Gavs hazretlerinin mülkü haline gelmiştir. O da diğer evlatlarına ve torunlarına yer verdiği gibi oğlu Seyyid Muhammed Mübarek Elhüseyni ve torununa şu an evin bulunduğu noktayı işaret ederek yer vermiştir. Kadın dergâhı projesinin Gavs hazretlerine gösterildiği gün Seyyid Muhammed Saki Elhüseyni de odaya gelmiştir. Bunun üzerine projenin kendisine de gösterilmiştir. Proje incelendikten sonra Rahmetli Gavsımız Şeyh Seyyid Abdulbaki Elhüseyni kuddise sirruhu hazretleri “Bak Saki, Seyyid Mübarek’e ‘Aşağıdan ne kadar alıyorsan al, ne kadar büyük bir ev yapacaksan yap.’ dedim. Ona kimse karışmasın.” buyurmuştur. Bunun üzerine Seyyid Muhammed Saki Elhüseyni “Ona kim karışır baba.” demiştir. Seyyid Muhammed Mübarek Elhüseyni ve oğluna verdiği yeri defaten farklı meclislerde söylemiştir. Buna tüm aile şahittir. Bu konuda tüm aile ittifak halindedir. Buna Seyyid Muhammed Saki Elhüseyni bizzat şahit olmasına rağmen, taziyeden sonra kendisine gelen heyetler konuyu sorduğunda ikrar ve tasdik etmesine rağmen, bugün bu ithamlarda bulunmaktadır. Kendisi ve oğullarına Gavs hazretlerinin terekesinden verilen arsa miktarı Seyyid Muhammed Mübarek Elhüseyni ve oğluna verilenden daha fazla olmasına rağmen bu ithamlarda bulunmak kardeşlik hukukuna sığmaz. Bu ithamların amacı farklıdır. Yapılan usulsüz müdahaleleri ve şeriatsızlıkları gizleme çabasıdır. İyice bilinmelidir ki sürekli değişen slogan ve gerekçelerle yapılan hukuksuzluklara, insanların şahsiyetine ve haysiyetine; dahası ailelerin mahremiyetine dönük gerçekleşen çirkin saldırılara ortak olmak şöyle dursun, sessiz kalmak dahi Hak Teâlâ katında büyük vebaldir. Bu vebal “ümmetin malı”, “dede mirası”, “tapulu mülk”, “köyün ağası”, “ailenin büyüğü” gibi ifadeler öne sürülerek ortadan kaldırılamaz! Soru: Menzil’deki ihtilaflardan birisi de İlim Meclisi olarak yapılan, lakin ısrarla Taziye Evi olduğu savunulan mekanla ilgilidir. Bu mekan ne için inşaa edildi? Halihazırda ne olarak kullanılmaktadır? Özellikle tarihteki tekke – medrese tartışmalarını düşündüğümüz zaman Nakşibendiliğin Halidi kolu medrese ve tekkeyi; ilim ile ameli tek çatı altına toplamıştır. Halidilik geleneğinin en önemli temsilcilerinden biri olan Menzil’de de binden fazla talebe ilim tedris etmekte idi. Şimdiye dek buradan yüzlerce alim yetişmişti. Buradaki birikimin yaygın eğitime aktarılması, ziyarete gelen kişilerin namaz arası vakitlerinde de ilimle, sohbet ile meşgul olması için bir mekan hayal edildi. Bu hayal, köyün yeniden inşa projesinde vücut buldu. Rahmetli Gavsımızın görevlendirmesiyle 10 yıldır köyün yönetiminden sorumlu olan Seyyid Muhammed Mübarek Elhüseyni, köy meydanını yeniden tasarlarken dükkanları tamamen kaldırmış, meydanın arka tarafında bir bedesten içine toplamıştı. Menzil’in irşadla, tövbeyle, ilimle, kitapla, sohbetle anılmasından mütevellit meydanında da ilim olması gerektiğini düşünmüştü. Bu yüzden meydana adıyla ve işleviyle bir İlim Meclisi kuruldu. Açıklamaların devamını videodan izleyebilirsiniz. #menzil #tasavvuf #tarikat

Menzil Yolu Teyit

176,192 次观看 • 1 年前