正在加载视频...

视频加载失败

Kılıçdaroğlunun 2008’de katıldığı programdan Soru: Dersim 38 soykırımı ile ilgili devletin özür dilemesi gerektiğine inanıyor musunuz? Kılıçdaroğlu : Dersimde isyan olmasın diye devlet yasa çıkardı okullaşma başlattı ama isyan çıktı. Dersimde özür dilenecek bir şey yok!

572,785 次观看 • 2 个月前 •via X (Twitter)

0 条评论

暂无评论

原始帖子的评论将显示在这里

相关视频

- Kılıçdaroğlu ‘Yooo, bağlansın. Elimde belgeler var. Rezil ederim onu’ dedi. - Galiba, IQ düzeyi ile ilgili de negatif bir izlenimim vardı. - Yıllarca sıçtığını, şimdi yüzümüze bakarak sıvıyordu. Fatih Altaylı kişisel bloğunda, Sözcü TV’deki Kılıçdaroğlu röportajını yorumladı bir de anısını yazdı: Sözcü TV’deki programda üç meslektaşımız da işlerinin hakkını verdiler, Kılıçdaroğlu da kendini bir kez daha rezil etmeyi başardı… Kılıçdaroğlu’nun tutarsızlığı, ilkesizliği, yeterince görüldü. Yaptığı hatalardan ders almayı bırakın, yaptığı hatalardan hoşnut bir tip vardı karşımızda. Yıllarca sıçtığını, şimdi yüzümüze bakarak sıvıyordu. Konuk dışında herkes programdan yüzünün akıyla çıktı. Kılıçdaroğlu’nun program öncesi iyimser tahminle 100 üzerinden 5 kredisi var ise, program sonunda sıfırı tüketti. Layığını buldu. Ancak “Butlan Kemal kendini rezil etti, mahvoldu, madara oldu, bitti” demek hiçbir mana ifade etmiyor. Birkaç Kılıçdaroğlu anısı CHP Genel Başkanı olduktan sonra CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ile pek çok program yaptım. Açıkçası izlenimim, kabiliyetsiz, beceriksiz, siyaset bilmeyen, konuşamayan, pratik zekadan yoksun, konulara hakim olmayan, gündemi çok iyi takip etmeyen ama kibar ve iyi bir insan olduğunu düşündüm uzunca bir süre. Galiba, IQ düzeyi ile ilgili de negatif bir izlenimim vardı. Bunu da dün gece gittiğim bir düğündeki eski sınıf arkadaşlarım söyledi. Bir program sırasında bu düşüncemi onlara mesaj olarak atmışım. Gelelim birkaç anıya. Biri zannederim kendisi ile yaptığımız son programla ilgili. Program sırasında Kılıçdaroğlu, dönemin Ulaştırma Bakanı Adil Karaismailoğlu ile ilgili birtakım iddialar ortaya attı. Reklam arası verdiğimizde stüdyoya Habertürk’ün o sıradaki program müdürü Kürşad Oğuz geldi. “Kemal Bey, Bakan Karaismailoğlu aradı, programa bağlanıp size yanıt vermek istiyormuş. Doğru söylemediğinizi iddia ediyor.” dedi. Ben Kürşad’a “Bakan Bey’e söyle bu programda dışarıdan bağlanma usulümüz yok. Haftaya gelsin cevap hakkını seve seve kullandıralım.” dedim. Ancak Kemal Bey aynı fikirde değildi. “Yooo, bağlansın. Elimde belgeler var. Rezil ederim onu” dedi. Ben yine “Bağlanmasa daha iyi olur” dedim ama Kemal Bey isteyince sustum. Çünkü iki ucu boklu değnekti. Bağlamayıp, bir sonraki programda cevap hakkı kullandırsam “Bize bağlamadı, boş kaleye gol attırdı” diyeceklerdi. Bağlasak Kemal Bey haksız çıkarsa komplo kurmuş olacaktık ama yine de konuğun “Bağlayın” demesi üzerine Adil Karaismailoğlu’nu bağladılar yayına. Ve Kemal Bey’deki belgeleri yalanladı. Kemal Bey’i bir güzel susturdu ve üste çıktı. Kemal Kılıçdaroğlu haksız duruma düşürdü kendini. Ve tabii suçlu ben oldum. Bütün CHP’li taife beni komplo kurmakla suçladı, Kılıçdaroğlu ise çıkıp “Ben istedim bağlanmasını, adama saldırmayın” falan demedi. Ama adamı tanıdığım, bildiğim için adaylık sürecinde defalarca “Aday olmayın kaybedersiniz” diye yazdım. Hatta Meral Akşener’e “Siz aday olsanız daha fazla şansınız olur” dedim hatta bunu da yazdım.

Haber Aktif

53,869 次观看 • 1 个月前

Levo, Jahrein hakkında açıklama yaptı. "Ahmet çıkıp ekranlarda "Levent, 'ailem bana emanet' deyip bir kere bile evimize uğramadı, "ailemi yalnız bıraktı" tarzında bir şey söylediğinden beri her yerden sabit olarak "karaktersiz, arkadaşını satan, arkadaşının ailesini yüz üstü bırakan insan" mesajları alıyorum. Benim karakterim de bu tarz söylemlerle baş edebilecek bir insan değilim." "Tamam dedim olabilir, adam çok zor bir süreç geçirdi, beni kafasında suçlu konuma koymuş olabilir. Canı sağ olsun bu kadar yıllık arkadaşlığımızın hatrına hala yayında konuşmayıp, özelden "Ahmet sen beni kafanda bir yerlere koyuyorsun ama problem nedir?" gibisinden yaklaşmaya çalıştım defalarca kez. Ahmet sağ olsun 1.5-2 saatini ayırdı ve Discord'da konuştuk. Konunun onun düşündüğü gibi olmadığını, bir sürü detayı olduğunu kendisi de dinledi hak verdi bana. Çıkıp yayında bunu anlatacağını, bu konunun düzelmesini sağlayacağını söyledi. Ben de zannettim açacak yayını diyecek ki: "Levent'e böyle bir imada bulundum, adama böyle şeyler söylüyorsunuz, böyle biri değil aslında Levent. Bir yanlış anlaşılma iletişimsizlik olmuş, gidip adama bunu yapmayın. Kendisinden de onu bu konumda bıraktığım için özür diliyorum." diyecek diye düşünmüştüm ama bu yaşanmadı. Üzerinden yine aylar geçti, ben yine çıtımı çıkarmadım. Geçtiğimiz gün patladım. Benim hatam yine, kendimi tutmam gerekiyordu. Bu tarz konularda mental olarak baş edebilen bir insan değilim. O tamamen bir rage. Onla ilgili özür diliyorum tekrardan." Ahmet kötü bir süreçle içeri girdi, bütün gün ailesinin yanındaydım. Etsu, , Yasir, PurpleBixi, hepsi şahit. Gece sosyal hizmetlerden evine gelinene kadar da oradaydım. Burhi'yle sabah akşam iletişimdeydim. Ahmet çıktığı zaman Tuğkan'a teşekkür etti ya, Elraenn'i saatlerce telefonda konuşup ikna eden kişi benim. PQueen ile ben konuştum. Haskoloğlu'yla tekzip mesajları, yapılan yalan haberlerle ilgili ne yapılabilir? Bunla ilgili ben konuştum. Swaggy'nin sağa sola saldırması ve bu konunun Ahmet'in gündemine zarar verebilmesiyle ilgili Cavs'la, Burhi'yle ben konuştum." "Ahmet çıktı dışarıya ve Ahmet hiçbir şekilde benimle konuşmadı. Beni kafasında suçlamış olabilir, 1 ay boyunca içeride kaldı. Kliplerin birinde ben de varım. Levent o espriyi yapmasa belki olmayacaktı diye beni suçlamış olabilir. Hiç sıkıntı yok. Özür dilerim. Kendisinden özelde de özür diledim böyle bir duruma sebep olduysam. Kötü bir süreç yaşandı, bunla ilgili telafi edeceğim bir şey varsa gelsin desin ki: "Levo sen de 1 ay içeriye gir" gireyim. Benim kanıma dokunan, aylardır uyku bile uyuyamama sebep olan bir şey var: Ben, Ahmet'e nerede ihanet ettiğimi, ailesini nerede yüz üstü bıraktığımı çözemiyorum. Bunu da Ahmet'e dile getirdim özelde defalarca kez. Haklısın da dedi özelde. Ama ben bu mesajları almaya devam ettikçe duramıyorum." "Burhi de bana özelden yazdı. Ona neden laf ettiğimi de ona özelden dile getirdim. Burada asla konuşamayacağım şeyler de var maalesef. Keşke konuşabilsem. Kırgın olduğumu söyleyeceğim Burhi'ye, Ahmet'le olan iletişim konusunda ciddi anlamda. Efe Aydal-Diamond Tema-Jahrein üçgenindeki problemlerden de bahsetmek istemiyorum. Kendileri isterlerse bunlardan bahsederler ama bireysel yaşadığım konularla alakalı bazı niyetler sezdim. Burada sıkıntı olduğunu da düşünüyorum ama bu konuyu uzatmayacağım." "Bunun yayına taşınmasının sebebi zaten asla ben değilim 100/100 Ahmet yine. "O da haklı bu da haklı "değil. Bu konu şuanda yayında konuşuluyorsa 100/100 Ahmet'in yüzünden. Ben bu konuyla ilgili Ahmet insanların önüne beni atana kadar hiç bir şey söylemedim. Attıktan sonra da bir şey söylemedim."

OnlyDrama

877,136 次观看 • 11 个月前

Şimdi Kemal bey FETÖ yani fetullahçı terör örgütünün CHP içerisinde hala faal olduğunu söylediğine göre ve bu faaliyeti YSK ve Cumhurbaşkanlığı Sarayı başta olmak üzere bir çok Devlet Kurumu'na da sızmadan pek mümkün olmayacağına göre ve bu yapının diğer siyasi partiler ile belediyeler aracılığıyla olan bağlantıları da bir şekilde ortaya saçılıyor iken Adalet Bakanlığının da acele etmesi ve acele açıklama yapması gerek miyor mu bu konuda? Ne diyor Kemal bey? İnanılır gibi değil FETÖ aparatlarıevar imiş fark edememişim diyor iyi de Kemal beyden önce Devletin fark etmesi gerekmiyor mu bunları? Devlet FETÖ ile mücadele de bu güne değin neden esnedi? Sebebi bilmiyorum ama biz hikmet ararken, siyaset önce kendi içinden temizleyip vitrin dışına koysun sonra biz alırız diye düşünülmüş olabilir belki demiş idik ki en çok Ak Parti'nin içine sızmış oldukları düşünülüyor idi. Herhalde merkez edinmek istediği şehir de FETÖ Hazım Sesli ve arkadaşlarından ibaret değildir siyasette. Ben 17/25 Aralık sonrası da hatta 15 temmuz sonrası da inanmadım zaten FETÖ ile mücadele de öne çıkanların FETÖ'yle mücadele de samimi olduğuna. İtirafçılar bile bir merkezden yönlendiriliyor gibi belli kalıplarda konuşuyor idi genelde. Yani sözde pişman olmuş ve konuşan itirafçılar üzerinden belki de soruşturma tıkanma noktasına getirildi. Hiç kimse kusura bakmasın madem bir özür dilenecek milletten sadece Kemal Kılıçdaroğlu değil, FETÖ'nün vatana ihanet suçu işlediği ve CİA ile Mossad ile Erdoğan'dan bile bağımsız habersiz iş tuttuğu anlaşıldıktan sonra FETÖ'yle mücadelenin ilgili birimlerinde yetkili herkes ve bütün parti genel başkanları da yüzleşip durumla özür dilemeli. Kemal Kılıçdaroğlu neden taksite böldü konuşmayı perde arkasında neler dönüyor? Bilmiyorum tabi ama Uşakın bu işin merkezi olduğunu ve FETÖ'nün Uşak üzerinden bir plan yürüterek CHP'ye ve Genel Başkanına operasyon çektiğini acilen ilave etmeli hiç değilse ve hiç değilse Uşak Haber Merkezi ekibinin FETÖ ile Mücadele'deki etkisini aktarmalı Sayın Kılıçdaroğlu. Aksi takdirde insanları samimiyetine inandırması da zor görünüyor ve ben uyarayım muhalafet dipdiri Türkiye'de ve insanlar çok kararlı bu kötü yönetimi değiştirecek ki bence de artık değişmeli. Tarafsız gazeteciliğe devam ederim belki inanmasam da artık ama yarın seçim olsa yine Ak Parti'ye oy vermem şahsen gitmem sandığa ya da gider geçersiz atarım. Millet bence İktidardan sıkıldı ve yoruldu ama muhalefet de İktidardan berbat şu haliyle en azından vitrin anlamında ve İktidar'ın değil muhalefetin yolsuzlukları konuşulur oldu ülkede. Oysa muhalefet temsilcilerinden beklenen iktidarı oluşturanların varsa yolsuzluklarını ortaya çıkarıp israfı ve haksız kazancı meydana koyup gündem oluşturmalarıdır. Hani var mı iktidara dair yada iktidar partisi belediyelerine dair bir tane yolsuzluk yada rüşvet işi ortaya çıkartan muhalefet temsilcisi ya da iktidar da da falancanın FETÖ bağlantısı olabilir diyen bir tane muhalefet temsilcisi var mı? Çözümü geçtik de sorunu ortaya koymaktan bile aciz ve dahi demogoji dışında iş bilmeyen yolsuzluk ve FETÖ batağına gırtlağa kadar batmış bir muhalefet görümtüsü var ortada. Ve tüm bunlar ülke her anlamda savruluyoruz iken ve aslında gerçekten kötü yönetildiğimiz neredeyse herkese aşikar iken böyle iyi mi? Hayır arkadaş iyi miyi değil iktidarı ile muhalefeti ile siyaset artık kendine çeki düzen vermeli ve zaten eskiler çekip gitmeli yeni yüzlere artık yer verilmeli. Kanuna toplum ahlakına uygun yaşam tarzları benimsemiş sıradan ama dürüst ve iyi insanlar gelmeli siyasetin başına. Başarı hikâyeleri olan insanlar gelmeli. Bize yaptığı hataları itiraf eden ve özür dileyen değil iş başarıp teşekkür bekleyen alkış bekleyen siyasetçiler lazım vesselam ve saygılar. .

Nurullah Çavuşoğlu

14,397 次观看 • 2 个月前

Sana kötü bir şey söylendiği zaman sadece, “Öyle mi?” de, rahatla. Olumsuz bir şey duyduğunda, “Aman boş ver.” de, aldırma. Canını sıkan bir şey olduğunda, “Allah kerim.” de devam et yoluna. Umutsuzluğa düştüğünde dua ipine sarıl, azimle çalış, “Rabbim çalışana verir.” de, mücadeleden vazgeçme. Çok hayırsız insanla karşılaşacak, vefasızlığa uğrayacaksın “İmtihan dünyası.” de geç git, sen onlar gibi olma. Hayat insana bir şey vermez, sen alabildiği al, “Neden daha fazla yok?” diye sorgulama. Mutluluk çoğu zaman seferi ertelenmiş tren gibi hep geç gelir “Öf” deme, sabret ve bekle, ama bulduğunda asla bırakma. Yaşamak göz açıp kapayıncaya kadar geçip gider. Her aldığın nefesi keyifle, her yaşadığın anı neşeyle geçir; geçmişin acılarına, geleceğin hayallerine takılma. Yirmi yaşında ölüp seksen yaşında mezara girme. İstediklerin olmayınca şımarık bir çocuk gibi isyan etme. Seni Yaratan mutlaka bir hesap yapıyordur. Sana düşen evinin önünü süpürmek, ilk işe oradan başla. Allah’tan hep karşına iyi insanlar çıkarmasını iste ve onları biriktir. En çok sevdiklerin sana en çok değer verenler olsun, ama sakın onları çantada keklik görüp bülbül avına koşma. İnsanlarla gereksiz yere tartışma, “Selam.” de, geç git öfkesi zirve yapmış olanlarla yarışıp şeytan ipine binme. İlk sen özür dile, ilk sen affet ilk sen merhaba de. Varsın ne düşünürlerse düşünsünler sen bunu kendine saygın için yap nefsine mağlup olma. İnsanlar eleştiri yapmaya bayılır sadece bir kez dinle ve cevap verme. Özeleştiri yap, o davranış sende varsa düzelt yoksa bir daha konuşulanlara kulak asma. Hayatta en değerli insan sensin. Kendini kimseye onaylatmana gerek yok. Yüreğinin gücünün, aklının muazzamlığının ve gönlünün enginliğinin farkına var hayatı başkalarının insafına bırakma. Yaşarken özü başka, sözü başka, yüzü başka insanlar göreceksin. Hangi elbiseyi giyiyorsan ona göre davran. Dışın Mevlâna için Ebu Cehil gibi olmasın sakın ha!.. İnsanları yargılama, dedikodu yapma, günahına şahitlik etmiş olsan bile tövbesinden haberin olmayabilir bir de onun günahlarını sen üzerine alma. Çünkü sen çünkü sen çok özel bir insansın unutma…. "Kendine Bir İyilik Yap" Kitabımdan

Zekeriya EFİLOĞLU

27,386 次观看 • 4 个月前

Sana kötü bir şey söylendiği zaman sadece, “Öyle mi?” de, rahatla. Olumsuz bir şey duyduğunda, “Aman boş ver.” de, aldırma. Canını sıkan bir şey olduğunda, “Allah kerim.” de, devam et yoluna. Umutsuzluğa düştüğünde dua ipine sarıl, azimle çalış, “Rabbim çalışana verir.” de, mücadeleden vazgeçme. Çok hayırsız insanla karşılaşacak, vefasızlığa uğrayacaksın, “İmtihan dünyası.” de, geç git, sen onlardan olma. Hayat insana bir şey vermez, sen alabildiği al, “Neden daha fazla yok?” diye sorgulama. Mutluluk çoğu zaman seferi ertelenmiş tren gibi hep geç gelir “Öf” deme, sabret ve bekle, bulduğunda asla bırakma. Yaşamak göz açıp kapayıncaya kadar geçip gider. Her aldığın nefesi keyifle, her yaşadığın anı neşeyle geçir; geçmişin acılarına, geleceğin hayallerine takılma. Yirmi yaşında ölüp seksen yaşında mezara girme. İstediklerin olmayınca şımarık bir çocuk gibi isyan etme. Seni Yaratan mutlaka bir hesap yapıyordur. Sana düşen evinin önünü süpürmek, ilk işe oradan başla. Allah’tan hep karşına iyi insanlar çıkarmasını iste ve onları biriktir. En çok sevdiklerin sana en çok değer verenler olsun, sakın onları çantada keklik görüp bülbül avına koşma. İnsanlarla gereksiz yere tartışma, “Selam.” de, geç git öfkesi zirve yapmış olanlarla yarışıp şeytan ipine binme. İlk sen özür dile, ilk sen affet ilk sen merhaba de. Varsın ne düşünürlerse düşünsünler sen bunu kendine saygın için yap nefsine mağlup olma. İnsanlar eleştiri yapmaya bayılır sadece bir kez dinle ve cevap verme. Özeleştiri yap, o davranış sende varsa düzelt yoksa bir daha konuşulanlara kulak asma. Hayatta en değerli insan sensin. Kendini kimseye onaylatmana gerek yok. Yüreğinin gücünün, aklının muazzamlığının ve gönlünün enginliğinin farkına var hayatı başkalarının insafına bırakma. Yaşarken özü başka, sözü başka, yüzü başka insanlar göreceksin. Hangi elbiseyi giyiyorsan ona göre davran. Dışın Mevlâna için Ebu Cehil gibi olmasın sakın ha. İnsanları yargılama, dedikodu yapma, günahına şahitlik etmiş olsan bile tövbesinden haberin olmayabilir bir de onun günahlarını sen üzerine alma. Kendine Bir İyilik Yap Kitabımdan Zekeriya EFİLOĞLU Eğitimci-Yazar

Zekeriya EFİLOĞLU

32,729 次观看 • 1 年前

Şimdi bu arkadaşla bir anlaşma yaptık. Ben cevheri güvenin videolarını izlemediğimi, kendisinin yalansız konuşamadığını söyledim. Sonra anlaştık, ben bir yalanını ortaya koyarsam bu arkadaş özür dileyecekti. Şimdi Cevheri Güven abimiz videonun başında 00:30 da Marmaris’e gizemli timin indiğini iddia ediyor. Buna kanıt olarak da devletin resmi belgesini ekranda gösteriyor. Ve 00.35 civarında Marmaris üzerinde olan 3 tanımlanamayan hava aracı (muhtemelen helikopter) olduğunu söylüyor. Şimdi videodaki belgeyi gidin bir okuyun! Sonra da yazılanlar ile söylenenler ne kadar uyumlu siz karar verin! Dalaman havalimanı nerede? Marmaris nerede? Bi haritayı açın bakın! İşte göz göre göre YALANLAR söylemekten çekinmiyor. Şimdi böyle adamların her dediğini araştırmak gerekiyor. Her zaman da açık bariz yalanlar çıkıyor! Buda beni yoruyor! O yüzden izlemiyorum adamı🤷🏻‍♂️ ama kıramadım gittim baktım🫠 Devlet tanımlanamayan hava araçlarını (muhtemelen RTE yi taşıyan helikopterler) Dalaman havalimanı çevresinde olduğunu YAZMIŞ! Ama abimiz bunu Marmaris diye anlatıyor. 6. dk da izlemeyi bıraktım! Vakit bulunca yine bakacam. Elinde Marmaris ve Çiğli ile ilgili darbeci askerlerin ifadelerine ait belge olan varsa yollarsa sevinirim. Şu konuya bi el atam😏 abiler tezlerinde çok iddialı🙄 mahkeme kayıtları vs yorucu, o nedemiş, bu ne anlatmış tek tek hepsine bakmak lazım. benim açık kaynaklarım ve basit soru-cevaplarım olayı çok net aydınlatıyor ama bu abiler hatırına vakit olunca bu işe detaylı bir el atayım. Sevgili komutanıma resmi belgelerle cevap vereyim JorahM011

evetoyledir

29,383 次观看 • 5 天前

#HASASİÇERİK Sayın Bayrakçı; Halkın nabzını tutmak, yöneticilerini tercihi noktasında en yakın tahminleri ortaya koyduğunu iddia eden bir araştırma şirketiniz var… 5199 sayılı Hayvan Koruma Yasasında yapılan değişiklikler nedeniyle meydana geldiğini iddia ettiğiniz “köpek katliamları” nedeniyle Ak partinin oy kaybına uğradığını ifade etmişsiniz… Birincisi ortada “köpek katliamı” diye bir şey yok… İkincisi güncellenen yasa böyle bir maddeyi de içermiyor… Üçüncüsü ve ön önemlisi hangi millet çocukları parçalayan köpeklerin toplanmasından rahatsız olur, hangi millet “olsun ama ya köpeklerin doğal alan, üç beş çocuk gidiyor ama işte, katlanacağız” der… Hangi millet çocuk yerine köpek yaşasın der… Siz hangi halktan bahsediyorsunuz… Ayrıca katliam algıları yaratarak “Ak parti yasa çıkardı, köpekler öldürülüyor” propagandası yapan bir muhalefet var… Hangi millet kendi sorunları ile ilgilenmesi yerine gece gündüz “köpek, köpek, köpek” diyen bir yönetim ister… Ben de soruyorum halka, ben de araştırıyorum, bir Allah’ın kulu yok etrafımda “amaaa” diye başlayan cümleye… Kendi duygularınız ve isteklerinizi bildirmişsiniz… Çocukları başıboş köpekten korumayan ne millet olur, ne devlet… Biz ne ile mücadele ediyormuşuz… Biz kimlerle mücadele ediyormuşuz her gün şaşırıyorum… Daha 2 gün oldu bir kadın parçalandı nerde hani kadınlara şiddete karşı mitingler, protestolar, söyleşiler yapanlar… Ne oldu dillerini mi yuttular… Yoksa başıboş köpeklerin parçaladığı kadını kadından mı saymıyorlar, tıpkı parçalanan çocukları çocuktan saymadıkları gibi… Ama onlar köpek, iradeleri yok, açtır, şiddet görmüştür vs vs diye başlıyor sıkıştırsanız di mi! Evet onlar köpek, etçil ve yırtıcı hayvan, sokakta olmayacak, çok sevenler ciğerleri yemiyorsa alıp bakacaklar, ister 10 ister 1.000 artık gönüllerinden ne koparsa… Malum hepsi pek zengin… Umarım iktidar mensupları sizlerin bu cümlelerini dikkate almıyordur… Başıboş köpek meselesi turnusol kağıdıdır… Kim ki çocukları korumak için konumunu belirler hah işte ondan vatana millete hayır gelir… Unutmayın parçalanan gariban halkın, milletin, yani sizin çocuklarınızın… Dokunamazsınız diyen ZENGİNLERİN değil… Hadi canım hadi… Çoçukları başıboş köpeklerin dişleri arasından almak için size “ben bilirim demek” gerekiyorsa diyeni canı gönülden destekler bu millet… Millet başıboş köpeklerin sokaklarda çocuklarını avlamasını sizler üstten üstten vurgulu vurgulu konuşuyorsunuz diye kabul etmez… Böyle bir millet yok, böyle bir millet olamaz… Oturup da kuzuları şapur şupur yiyenler yaşam hakkı konuşuyor… Başıboş köpek nedir ekteki videoda yurtdışından taze örneği var… PES… Recep Tayyip Erdoğan , Erdoğan Dijital Medya , AK Parti Hakan Bayrakçı #BizimÇocuklar #MilliTakım

Av.Arb.ASLIHAN ERGÜN ERCAN ⚖️

26,051 次观看 • 1 年前

Konuşmadan Anayasa yapmak mümkün mü? Meclis Başkanı sayın Numan Kurtulmuş’un dile getirdiği görüşleriyle ilgili dün akşam Sözcü Tv yayınında söylediklerimi aşağıya bırakıyorum. Şunu ifade etmem lazım Numan Hoca ilk dört maddeyle ilgili olarak Türkiye’de kimsenin sorunu olmadığını 30 Eylül’de yaptığı basın toplantısında da, (videosunu aşağıya bıraktım) Sayın Zekeriya Yapıcıoğlu’nun açıklamaları sonrasında da ifade etti. Peki, felsefi olarak ifade edilen bir tartışma neden bu yöne çekildi. Hem sayın Kurtulmuş’un hem sayın Yapıcıoğlu’nun açıklamalarında şunu anladım Anayasa meselesinde kimsenin konuşması istenmiyor AK parti yıllardır vatandaşa hizmet eden devlet anlayışını savunuyor. Kerim Devlet anlayışı olarak ifade edilen bu anlayış aslında bir tartışmayı da beraberinde getiriyor; devlet mi millet için, millet mi devlet için Cumhurbaşkanı sayın Erdoğan daha iki gün önce kaymakamların kura çekiminde şunları söyledi: “Milletin adamı olunmadan, milletin gönlüne girilmeden, milletin takdirini, teveccühünü, duasını kazanmadan hakiki manada devlet adamı olunmaz" dedi. Aslında felsefi olarak sayın Cumhurbaşkanının söylediğiyle sayın Kurtulmuş’un söylediği arasında bir fark yok Peki sayın Kurtulmuş ne dedi:”Devletin ülkesi olmaz. Devletin milleti olmaz. Bu metin, 'Milletin devleti ve ülkelisiyle bölünmez bütünlüğü' şeklinde ifade edilmelidir. Bu seçkinci, devletçi anlayışın da yeni anayasada milletin gücü üzerine yükselen bir devlet anlayışıyla yeniden ele alınmasının önemli olduğunu düşünüyorum" dedi Anayasanın 3. Maddesi ne diyor: MADDE 3- Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir. Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır. Millî marşı “İstiklal Marşı”dır. Başkenti Ankara’dır. Peki sayın Kurtulmuş bayrakla, Ankara’yla İstiklal Marşı ile ilgili bir şey mi dedi hayır. AK parti yılardır ceberut devlet anlayışını biz yıktık dedi, 15 Temmuz’da millet olmasaydı devlet elden gitmişti dedi. 12 Eylül darbesinde devlet milleti ezdi dedi ve bu anlayışla iktidara geldi. Aynı söylemleri aynı felsefi açılımı sayın Kurtulmuş yaptığında, tepkiler yükseldiğinde AK Parti sessizliğe bürünüyor. İnsana sormazlar mı siz demiyor musunuz ki “insanı yaşat ki devlet yaşasın” Sizin savunduğunuz anlayış bu değilse söyleyin biz bunu savunmuyoruz bizde bilelim ama savunduğunuz devletin milletin hizmetinde olmasıysa bunu savunanları da yalnız bırakmayın Kaldı ki sayın Kurtulmuş toy bir siyasetçi mi? Cumhurbaşkanı dört maddeyle ilgili görüş beyan etmiş, partisi beyan etmiş kendisi beyan etmiş kalkıp bunları görmezden gelecek Sürekli olarak Anayasanın ruhu diyoruz. Sayın Kurtulmuş bana göre Anayasanın ruhuna işaret etti. Mesele tamda buradan tartışılmalı ama kimsenin niyeti yok Anlaşılan, Türkiye konuşmadan bir Anayasa yapma derdinde. Oturduğu makamın arkasında “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” yazısı yazan bir Meclis Başkanının Milletin devleti olmalı sözü kadar doğal ne olabilir Sayın Mehmet Uçum açıklama yaptı. Anayasa'nın 6. maddesinin ilk fıkrası olan "Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir" hükmünün ilk dört madde kapsamına alınmasının gerekliliğini dile getirdi. Öneri doğru Sayın Uçum’un Başdanışman sıfatıyla mı yoksa hukukçu sıfatıyla mı kendi görüşlerini aktardığını şahsen ben bilmiyorum. Açıklamaların AK Parti’yi bağlayıp bağlamadığı kamuoyu hep sorguluyor. Parti sözcülüğü makamıyla Beştepe’den gelen açıklamaların ne adına yapıldığının net ortaya konması lazım Ez cümle kimsenin ilk dört maddeyi değiştirelim diye bir derdi yok ama en ufak bir katlı sunalım dediğinizde bölücülüğe kadar giden bir süreç yaşıyoruz Ben zaten Anayasanın değiştirileceğine inanmıyorum. Fikri farklılıklara bile tahammül edilemezken nasıl olacak, sayın Kurtulmuş’un söylediğini bir DEM’li söylemiş olsaydı vay siyasetin haline Keşke korkmadan daha çok tartışabilsek, demokrasi ne için var. Bu ülkede Meclis Başkanı konuştuklarından dolayı böyleyse vay halimize

Nevzat Çiçek

20,791 次观看 • 1 年前

🔴 DİLAN POLAT PARASIZ KALMIŞ ‼️ Sorarım size; Günlük 5.000.000 TL kazanç ile kadın nasıl geçinsin? 7.000 Kahve, 10.000 Sirkeli detox satışı yalnız #trendyol daha jell ve diğer ürünleri sayarsam #dilanpolat “ oooo diyecek bu bilgiler nereden gitti bu #seyhansoylu ‘ya..” Gelir elbet. Sen #anıtkabir ‘e #atatürk huzuruna çıkarken parfümdeyim çıkarıp göbek açık pozlar verirsen, yanındakiler bile rahatsız olur ve baba bunları atar. Yalnız bunları atsalar iyi.. Yine baktılar millet seni Mahkeme gününe kadar durduramıyor, çareyi beni aramakta buldular. Ben senin hasmın falan değilim ben işimi yapıyorum sen de işini yapıyorsun. Ama müttefik olacak halimizde yok. Bırakalım herkes işini yapsın. İddia ediyorum. Ve bunda mütevazide olamayacağım. Meslektaşlarımdan özür dilerim ve bu sene yapılacak olan gazeteciler cemiyeti ve #mgd ödüllerinin bu konudaki tek adayıyım.. Geçen gün 2 Başkanlada görüştüm. Mgd Başkanı #okansarıkaya geçen yılda keşke başvursaydın, sana söyledim “ dedi. Bu sene başvurup ödülleri toplamak istiyorum. Yılın Haberiydi Dilan Polat .. Ya harbiden sayende ödülleri bununla toplayacağım. Senin dosyala ilgili hazırlamış olduğum haberi medyanın önüne koyunca herkes bir şok oldu ve en az beş tane popüler gazeteci çıktı onun dışında yaklaşık bir yıldır herkese bol bol malzeme çıktı yeni bir Star Star’ın doğuşunun imzasını atmış olduk bir de böyle bakmak lazım. Yani şans iyiliğimde oldu. Akıllı bir stratejik davranmış olsan hâlbuki inanılmaz başka bir noktalara yakalayabilirsin ama zannediyorum medya sarhoşlugu hoşuna gitti popülasyon bazen çok zararlı olabilir dedim uyardım. Ve sonuç eskiyi aratmayan skandallar yine başladı. Dur dedikçe inadına bu haberleri yaparsanız, gündemde kalmaya devam ederseniz şimdi aralık ayındaki mahkemede sıkıntılı bir süreçle karşılaşabiliriz diye uyarıyorum yani bunları ben izliyorum halk izliyor o hakimle savcı izlemiyor mu izliyor. Bak ben tecrübelerime dayanarak bunları iletiyorum eğer ben bir olayda işin içine girip de bunu haber yapıyorsam bu demektir ki devlet de millette rahatsız oluyor demektir yoksa ben kimseyle ilgili böyle uydurup masa başı haberleri yapmam. Herneyse doğrusunu sen bilirsin. Ben uyardım.

Seyhan SOYLU (Sisi)

13,465 次观看 • 1 年前

● 2007'de Erdoğan'ın özel uçağı, 18 dakika boyunca radarda görünmez oldu. Ne pilotlar konuştu, ne kayıtlar bulundu. 2007 sonbaharında, Erdoğan'ın yurt içi bir programdan dönerken kullandığı devlet uçağı, inişten önceki 18 dakikada tüm hava trafik radarlarından kayboldu, Uçak ne radarda göründü, ne telsize yanıt verdi. Tüm kuleler " GEÇİCİ FREKANS ARIZASI " açıklaması yaptı. Ama pilotlar inişten sonra hiçbir teknik arıza tespit edilmediğini bildirdi, Olay kapatıldı. Ancak olaydan 2 gün sonra, Erdoğan 3 günlük görünmeyen bir "resmî program dışı inziva"ya çekildi. Yanında sadece 1 kişi vardı: ismi gizli tutulan eski bir istihbaratçı. Dönüşünde danışmanlarına șunu söylediği İddia edildi: “Hava karardı. Ama yukarıda başka ışıklar vardı.” O olay ne Meclis’e taşındı, ne raporlandı. Ama 2014 yılında bir Wiki kablosunda şöyle bir cümle geçti: “TR-ONE-FLIGHT. Unaccounted window. Political insulation confirmed.” TÜRKÇE : TR-ONE-FLIGHT. Hesaplanmamış pencere. Politik izolasyon doğrulandı. Gökler uyarmış ama anlaşılmamış. ●● 2011’de Erdoğan’ın e-posta hesabına gelen ve sadece 9 dakika açık kalan “sıfır gönderici” mesajı, MIT tarafından șifreli ileti sayıldı. O dönem başbakanken, Erdoğan’ın kişisel mail hesabına gelen bir e-posta sistemde kayıtlandi. – Gönderen: Yok. - Konu: Yok. - İçerik: Sadece 1 satırlık Latince bir cümle: “Non revertetur sine signo.” (Türkçesi: “’işaret olmadan geri dönmeyecek.”). REVERTETUR ne demek ? " Geri dönecek, GERİ dönüş. " demek ... Dönmek (eski bir duruma). REVERTED : GERİ ALINDI . KISACA : 1923 ' E yani KURULUŞ ayarlarına.. KISACA ,Gök "SENİ SEÇMEDİK " demiş .Seçilmiş olan geldiğinde geriye dönülecek ..." Demiş. Hala ısrarlar ,sonucu kablosuz fişle geziyoruz. E-posta 9 dakika içinde kendi kendine silindi. Sunucudan da silindiği raporlandı. Durum hemen MIT’e bildirildi. Aynı hafta Erdoğan 2 gün boyunca tüm programlarını iptal etti. Korumaları “şifreli tehdit olabilir” diye alarma geçti. Olaydan sonra Erdoğan’ın dijital haberleşme sistemi 3 katmanlı şifrelemeye alındı. E-postanın kimden geldiği asla tespit edilemedi. ●●● --Devletin çöküşü senaryosu -- “Kasım 1999 – Ankara Kapalı Oturumda kapanan Mikrofon” Olayı ... Kasım 1999’da TBMM’de yapılan “Gizli Güvenlik Oturumu” sırasında, Devlet Bahçeli 6 dakika boyunca konuştu.. Ama konuşma sırasında mikrofon sesi dışarıya verilmedi. Ve stenograflara (zabıt yazıcılarına) da kayıt alınması “devre dışı bırakıldı.” Oturumdan sonra sadece 2 şey kayıtlara geçti: 1. Oturum süresi toplam 47 dakika. 2. Bahçeli’nin konuşması, sistem dışı olarak “Y” işaretiyle kodlandı. BU “Y” kodu, devlet içi belgelerde Yalnızca “yüksek frekanslı șifreli bilgi” Içerdiğinde kullanılır. 2001’de sızdırılan bir askeri protokol notunda bu konuşmaya dair şu satır yer aldı: “Y kodlu içerik, Devletin çöküşü senaryosuna karşı pozisyon içeriyor. Konuşmacı, ‘Sistem çökerse onu yerden biz kaldırırız’ demiş.” Bu olay yillarca sadece kulaktan kulağa dolaştı: Ancak 2015’te emekli bir subay, katıldığı bir Panelde șu cümleyi kurdu: “O gün Bahçeli devletin fişini elinde tuttu,çekmedi.” FAKAT : KONUŞULAN konu neydi ? " Devletin çöküşü senaryosuna karşı pozisyon !!!" Şu anda çöken DEVLET VE SİSTEM . TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİNİN tüm birikimi 25 yılda harcanarak, sistem ve devlet ayakta tutuldu. Devletin 100 yıllık birikimleri ile buraya gelindi. Ortada bir hikaye yok. Ortada , FİŞ kablosuz olarak elde gezen ,25 yıl öncesi konuşmacı ve tabi hükümet var . Kablosuz FİŞ icad edilmiş, yeni haberimiz oldu ... GÖKLER bu kişilere YÜKSEK FREKANSLI bilgi olarak KENDİNİZİ TOPLAYIN demiş. Dün, bugün fark etmiyor, hiç dikkate almamışlar... SONRA O Yüksek Frekans ne yapar acaba ??? #Atabey19HHK #HüseyinHakkıKahveci #OndokuzBiziz #SonDakika

Atabey Hüseyin Hakkı Kahveci

124,011 次观看 • 1 年前

Hatay’ı bilerek boşaltıp Bop’a teslim edecekler, Tom Barrack Pkklılarla verdiği fotoğrafta Hatay’ı Kürdistan olarak sınırlarına katmışlardı, tek kınama yapılmadı. 6 Şubat sabahı, saat 04:17… O sesi duymadılar değil mi? Enkazın altından “Biri beni duyan var mı?” diye haykıran o insanların sesini duymadeta “duymadılar”. Günlerce bekledik, “Devlet nerede?” diye isyan ettik. Sonra konteyner kentler kuruldu, “Tamam, en azından başlarını sokacak bir yerleri oldu” dedik, içimiz biraz olsun soğudu. Şimdi aradan neredeyse 3 yıl geçti, bu kışın tam ortasında, hem de kar yağarken, “Konteyner kentlerin süresi doldu, çıkın” diyorlar. Ya kardeş, o insanlar nereye gitsin? Hâlâ evi olmayan, hâlâ ruh gibi dolaşan, hâlâ çocuğunun oyuncaklarını enkazda bıraktığı için geceleri uyuyamayan insanlar bunlar. Bir de utanmadan “Kira yardımı yapıyoruz” diyorlar. 5-7 bin lira ile Hatay’da, Maraş’ta, Adıyaman’da ev mi bulunur? Bulunsa bile ev sahibi “Depremzede misiniz? Kusura bakmayın, kiracı almıyorum” diyor. E almayan da haklı, adam kendi evi yanmış, akrabası enkazda kalmış, travması bitmemiş. Kimse kimseye tahammül edemiyor artık. Çocuklar karın içinde botları yırtık, üşüyor. Yaşlılar soba bulamıyor, odun bulamıyor. Hastalar ilaç sırasına girmiş, randevu alamıyor. E o zaman niye bu insanlar hâlâ konteynerde? Çünkü başka çareleri yok! Hatay Defne’de, Samandağ’da hâlâ enkaz kaldırılmamış yerler var ağabey. Hâlâ ceset kokusu çıkıyor bazı sokaklardan. İnsanlar “Evim şurada kaldı” diye işaret ediyor, ama ortada ev yok, enkaz yok, hiçbir şey yok… Sadece bir boşluk var. Şimdi de “Konteynerleri kaldırıyoruz, araziyi boşaltın” diyorlar. Peki bu insanlar çadırda mı yaşasın? Arabada mı yatsın? Yoksa “Gidin memleketinize” mi desinler? Yahu memleketleri burası! Buraları zaten memleketleri olduğu için kalmışlar bunca zaman. Bu devletin, bu milletin yerine utanıyorum. 6 Şubat’ta gözyaşı dökenler, “Yanınızdayız” diye bağıranlar, bugün nerede? O televizyonlarda ağlayan sunucular, o “Bir tuğla da benden” diyen ünlüler, o milyarlar bağışladık diyen holdingler… Nerede lan hepsi? Bu insanlar ölmedi, ölmedi ki… Hâlâ yaşıyorlar. Ama her gün biraz daha ölüyorlar. Soğukta, çaresizlikte, unutulmuşlukta… Yazık değil mi garibanlara? Yazık değil mi bu insanlara? Bu kışın ortasında, karın üstüne mi atsınlar bunlar? Allah aşkına biri çıksın “Durun” desin. Biri çıksın “Bu insanlar daha iyileşmedi, bu yaralar daha kapanmadı” desin. Yok mu bir Allah’ın kulu? Yok mu?

brctv

40,738 次观看 • 8 个月前

Genel Başkanımız Erkan Baş, Hatay Milletvekilimiz Can Atalay'ı ziyareti sonrasında Silivri Cezaevi önünden yurttaşlarımıza seslendi: 📌Şunu gururla paylaşmak istiyorum, biz Can'la kendi durumunu konuşmaya, Can Atalay nezdinde ortaya çıkan hukuksuzluğu tartışmaya geldik. Ama Can kendisinden daha fazla Hatay halkını konuştu; Hatay'a ilişkin gözlemlerini, değerlendirmelerini, yapılması gerekenleri, Hatay halkının sürüklendiği çaresizliğe karşı tüm toplumu, tüm siyasetçileri görev almaya, sorumluluk almaya çağırdı. 📌Can sadece Türkiye'yi değil bütün dünyayı dikkate takip ediyor. Ayşenur Ezgi Eygi isimli yurttaşımızın İsrailli katiller tarafından Filistin'de katledilmesinin, Filistin halkıyla dayanışma için yaptığı eylemi ve canını kaybetmesini büyük saygıyla andığını paylaştı. Can Narin’i konuştu, Türkiye'nin içinde bulunduğu bu haksızlıkların, hukuksuzlukların, toplumu suskunlaştırma girişimlerinin, bu gericiliğin, yobazlığın ülkeyi esir alma sürecinin Narin’in katline giden boyutlarını uzun uzun değerlendirdik. 📌Silivri'den Numan Kurtulmuş'a seslenmek istiyorum. Gerçekten eğer bizimle yaptığı görüşmelerde samimiyse, eğer bugüne kadarki siyasi hayatında savunduğunu iddia ettiği değerlerde samimiyse, Numan Kurtulmuş'un yapması gereken artık bir tek şey kaldı: Ankara'dan yola çıkacak, Silivri'ye gelecek ve Hatay halkının helal oylarıyla seçilmiş milletvekilimiz Can Atalay'a "Kusura bakmayın Can Bey; ortada anayasa yok, ortada yasa yok, ortada hak yok, ortada hukuk yok, ortada adalet yok, biz de bunların farkındayız. Ama elimizden bir şey gelmiyor, biz de emir kuluyuz" diyecek. Şu an itibarıyla Numan Kurtulmuş'un kurabileceği tek inandırıcı cümle bu olabilir. 📌Asla bu hukuksuzlukların, bu Anayasa'yı ayaklar altına alma girişimlerinin normalleştirilmesine, olağan karşılanmasına, unutulmasına izin vermeyeceğiz. 📌22 yıldır, siz iktidara geldiğinizden bugüne hep adaletin tecelli etmesi için mücadele ettik ve siz adaletin tecelli etmesinin önünde engel olmaya çalıştınız, yarın öbür gün adaletin tecelli etmesi için siz mücadele etmek zorunda kalacaksınız. Hiç kaygınız olmasın, adalet en güzel biçimde tecelli edecek. 📌Bu iktidarın gücü Reşit Kibar’ı, doğasına, deresine, toprağına sahip çıkan arkadaşlarımızı katledenleri yargılamaya gücü yetmeyen; ama onun karşısında duran, doğasına, toprağına, memleketine, havasına, suyuna sahip çıkan Dursun Ali arkadaşımızı cezaevine atan bir iktidar. Güçlü devlet diyorlar, değil mi? İşte hep beraber yanıtlamamız gereken soru bu: Bu mu güçlü devlet? Fakiri, emekçiyi, yoksulu, haklıyı ezip, cebinde çok parası olanı, büyük çalanları, halkı, devleti, dolandıranları destekleyen bir devlet midir güçlü? Bu mu Türkiye Yüzyılı dedikleri? 📌"Türkiye yüzyılı" diye propaganda yapıyorlar, Türkiye yüzyılının nasıl açıldığını hep beraber görüyoruz. Narin’lerin öldürüldüğü bir Türkiye; doğasına, deresine sahip çıkanların katledildiği bir Türkiye!

Türkiye İşçi Partisi

19,590 次观看 • 1 年前

Adı Mürşid, soyadı Haznevi... Bu kişi, Suriye'deki Haznevi ailesindendir, doğru. Ama Haznevi ailesiyle tasavvufi anlamda, İslami hizmetler anlamında zerre kadar alakası yoktur! Bunu Haznevilerden istikamet ehli olup da hizmet edenleri aklamak için söylüyorum. Hakikaten de onun, onlarla hiçbir ilgisi yoktur. Ailesi bununla çok uğraştı. Onu oradan çekip koparmak için çok mücadele ettiler. Ancak muvaffak olamadılar. Çünkü bu bahsettiğimiz kişi, ypg-pkk saflarındadır. Allah azze ve celle ölüden diriyi, diriden ölüyü çıkarır. Nuh aleyhisselam gibi bir diriden, oğlu kafir olan bir ölüyü çıkarır. Ebu Cehil gibi bir ölüden Hazreti İkrime gibi bir sahabe, bir diri çıkarır. Bu, onların (ypg'dir, sdg'dir, pkk'dır… Bir sürü isimleri var ama hepsi aynı!) propaganda sorumlularından birisidir. Bildiğiniz sarıklıdır, cübbelidir. Sarığı bizim sarığımızın iki katıdır(!) Ama bu iş ne sarıkla olur, ne kürkle olur, ne cübbeyle olur. Bu iş istikametle olur, bu iş takvayla olur. Allah ve Resulü ne demişse ölçü budur bizim için. Onun dediklerini naklederken dahi insan irkiliyor… Diyor ki: 'Eğer kabul edilecekse ben buradan israile bir yardım çağrısında bulunabilirim. Ne zamana kadar Müslümanlara kurban olacağız? 'Eğer benim vatanım elimden gitmişse, elin vatanına lanet olsun. Eğer benim annem yaşamayacaksa elin annesi de yaşamasın.’ Bakın iyi dikkat edin! Bu sözler... Ben bu kişinin ismini söylemeden önce söyleseydim, siz herhalde bunu ancak bir kafir söylemiş zannederdiniz. Ama bunun adı Müslüman! Ya da kendini öyle gösteriyor bilmiyoruz. Allah bilir. Zira söylediği şeyler bir Müslümanın söyleyebileceği şeyler değil. Kendini Müslüman saymıyor mu bu adam! 'Gazze ve Filistin'e ne zamana kadar kurban olacağız?' diyor. Gazze ve Filistinlilerin annesi ağlasın diyor. Halbuki Gazze'ye şimdiye kadar hiç kurban olmamış! Zerre kadar yardımı da dokunmamış. Hep köstek olmuş. Hep israille işbirliği içinde olmuşlar. Öyle bir konuşuyor ki sanki herkes onlara katliam yapıyor da bundan dolayı feryat figan ediyorlar. Halbuki kendileri isyan ediyor. Kendileri hadlerini aşıyorlar. Hadsizlik ediyorlar. İsyan çıkarıyorlar. Fitne ve fesat çıkarıyorlar... Orada devlet diye bir şey yok. amerikanın onlara oraya tahsis ettiği, ‘Burası senin devletin, al bir devlet kadar da sana silah veriyorum. Ne zaman istikrar olsa kargaşa çıkar.' dediği bir yer. Bunun için verdi o silahları. Nerde senin devletin oluyor? O zaman her şehir kendine bir devlet kursun. Müslümanların istikrarı böyle nasıl olacak? Nerde huzur olacak?

Seyda Feyzullah Konyevi

68,187 次观看 • 6 个月前

CNN, HALK TV VE SÖZCÜ’DEN DAHA MUHALİF! BU “U” DÖNÜŞÜ KİMİN TALİMATI? BENDEN BAŞKASI NEDEN HABER YAPAMIYOR? EKREM’İN ELİ KOLU UZUN! CNN Türk’e bir haller oldu. Sanki seçim var gibi, bu akşam İmamoğlu’nun adaylığını konuşuyorlar ve neler söylüyorlar neler!.. Pes… Adam 2352 yılla yargılanıyor, bunlar sanki Mars’tan yayın yapıyor! Bu bir değil, iki değil, bu akşam yine muhalefetin en güçlü sesi oldu. Halk TV ile Sözcü TV bu kadar sağlam muhalefet yapamıyor. Video’ya bakın… Abdulkadir Selvi’nin, Özgür Özel’in istediği “özür dilemeye” gösterdiği yolu görün Allahaşkına!.. Kim ne derse desin dopdolu bir iddianeme çıkartan İstanbul Başsavcısı Akın Gürlek’i hedef yapacak aklınca!.. İsmail Dükel zaten belli… Ahmet Hakan yine hiçbir şeyden anlamıyor gibiyapıp, yol veriyor. Coşkun Başbuğ’a sorduğu soruya bakın… Orada Zafer Şahin’le ve Coşkun Başbuğ kıblesi belli insanlar, her zaman sağlam duruyorlar. Ama üstte saydığımız isimlere bir de Hakan Bayrakçı katıldığı için tabi ki bu grup daha baskın oluyor. Ekrem bu kez nasıl bir bağlantı kurdu, çok merak ediyorum. Şimdi soru şu: CNN Türk’teki bu U dönüşünün sebebi ne?.. Kimin talimatı… Patron Demirörenler’in mi, yoksa kanalın başındaki Murat Yancı’nın mı, bilemiyoruz ama boşuna kürek çekiyorlar. Ve haberlerimin altına yorum yapanlar, sizdeki bu U dönüşünün çok farkında… Önceki haberlerimde böyleydi, yine böyle olacaktır sanıyorum. Ama bu yaptıklarıyla ne Ekrem’i yüceltebilirler, ne de Cumhurbaşkanı Erdoğan’a zarar verebilirler?.. Zaten o dillerinden düşürmedikleri ve bugün muhalif medyanın yana yakıla “X hesabını kapattılar” diye ağladıkları Ekrem’in takipçisi ne kadardı biliyor musunuz?.. Bakın, video’da var, 337 bin… Hani 15 milyon peşindeymiş falan hikaye… Şu anda koca Türkiye’den tüm takipçi sayısı sadece 337 bin… Zaten gerçekten kitleler peşinde olup sahip çıksaydı, bu hesap milyonları bulur, sokaklarda her yerde Ekrem sesleri duyardık. Ama sıfır!.. Özgür’ün toplama mitingleri dışında tık yok. Bu kadar yolsuzluk varken, iddianamede net rakamlar bile varken, hala ekranda Cumhurbaşkanı kim olur diye konuşmak ise en büyük hadsizlik!.. Yazıklar olsun… İşin garip tarafı, bunları benden başka haber yapan da yok! Tamar Tanrıyar

Siberhabertv

101,685 次观看 • 8 个月前

👉🏾 PKK,nın 40 yıllık geçmişinin son 25 yılı AKP devrinde geçti? 👉🏾 Neden AKP/ PKK ile gerektiği gibi mücadele etmedi de durduk yere apoyu bütün Kürtlerin sahibi, önderi ilan edip Af yasası çıkartıyor??!! 👉🏾Oysa İspanya'da ETA, İngiltere'de IRA, Yunanistan'da 17 KASIM, İtalya'da KIZIL TUGAYLAR silah bırakırken hükümetleri nasıl mücadele etti, ilgili olan herkes biliyor. Örneğin; İspanya'da ETA İspanyol hükümetinden özür diledi, İspanyollar özürlerini bile kabul etmeyip tüm üst kadroya müebbet ve 50 yıl üstü hapis verdi. Tek bir anayasa maddesini ETA lideri istedi diye değiştirmedi? Tek bir ETA lideri kafasına kese kağıdı geçirilmeden TV lerde konuşturulmadı, röportajına izin verilmedi. Toplumsal izalasyon uyguladılar ve bunda başarılı oldular. 👉🏾 Bizde ise tam tersi yapıldı; kravatlı teröristlere kırmızı plaka tahsis edip, Atatürk'ün koltuğunda oturttuk, TBMM'de baş köşeye çıkarttık! 👉🏾Peki, İngiltere de İrlanda Kurtuluş Ordusu (İRA) silah bırakırken karşılığında ne aldı? İrlandalılar da, Polis olabilsin, Vali olabilsin, Öğretmen olabilsin. 👉🏾Oysa Türkiye'de öyle mi? Türkiye'de Kürt etnografik unsuru Cumhurbaşkanı bile oldu. Herşey oldu. Eşit vatandaşlık hakkı var çünkü. 👉🏾Ama iktidar ne yapıyor? Bütün Kürtleri PKK ile eşdeğer tutuyor, bütün Kürtleri apoya bağlıyor? Buna da, sözü ona "DEVLET AKLl" diyorlar? Sizce bu hangi devletin aklıdır? Bahtiyar Aydın, Eski Çağ Tarihi Uzmanı 6 Ağustos 2026, İstanbul Dileyen kopyalayıp duvarına yapıştırıp paylaşabilir. Retweet yapabilir.

Sakalar İskitler(Gizlenen Eski Anadolu Halkı)

44,316 次观看 • 1 天前

Helal Olsun Dedi İse Çıkıyor Bu Adamı İzlesin Okan Buruk Serdar Kelleci: Haftalardır bunu anlatmaya çalışıyordum. Yani yayınlarda sürekli olarak bu puan tablosunu 64-63-60 bu gerçekleşebilir bir senaryo diye anlattığımız olay gerçekten gerçekleşti bu gece itibariyle. Çünkü Trabzonspor için yani burada mıyız orada mıyız karşılaşması bu kadar önemli bir karşılaşma ama ben Galatasaray'ın bu maça Bu kadar hazırlıksız çıkmasını hiç beklemiyordum. Yani oyuncu grubu açısından özellikle, yani oyuncular şampiyon olmuş havasında bir Galatasaray vardı. Bu bana enteresan geldi. Burada mıyız, orada mıyız? Sesle ilgili bir problem yok. Teşekkürler. Şimdi bir like'ınızı isteyeceğiz arkadaşlar. Maç bitince Binsports bol bol küfür dinletti. Abi hala diğer kanallarda Icardi fetiş izimi yapanlar ve ekip var. 2,5 senedir söylüyoruz. Kimse lafık yapmıyor. Serdar abi konusunu artık biraz sakinleyin. Arkadaşlar ben bu Icardi konusunda diyecek bir şeyim kalmadı benim artık. Ben bunu 1,5 sene evvel bugünleri anlatmaya çalıştım. Sporkest birazdan yayınlar bu arada. Trabzonspor'un atacağı gollerin nasıl olduğunu iki gol senaryosu anlattık Trabzonspor adına. İkisi de gerçekleşti. Ama ya bu Trabzonspor ne yapıyor? Yani mesela nedir ana fikri Trabzonspor'un? Çok basit bir ana fikri. Basit demeyeyim yani özür dilerim. Yani Trabzonspor, Fatih Tekin'in yaptığı iş gerçekten. Bunu her zaman söylediğim için burada alınacak gücenecek bir şey olduğunu düşünmüyorum. Fatih Tekke'nin değerini Alanya İstanbul günlerinden bu yana anlatan biri olarak. Ama hani Trabzonspor özelinde bin tane plan yok arkadaşlar. Yani iki üç çok sağlam planı olan bir takıma karşı yani şuradan sağ bek kullanımı ile ilgili sağ kenar kullanımı ile ilgili bu oyuncunun Trabzonspor oyuncusu Beki Pina veya işte buradan Zubkov'un buraya bindireceğini, Sporkest yayınını izleyenler açıp bir daha ya da izlemeyenler açıp bir daha izlesinler. Ortanın daha buradan yapılacağını net bir şekilde ya biraz Trabzonspor izleyip buna kanaat getirmek çok basit. Ve diğer taraftan duran toplarda Trabzonspor'un çok önemli bir organizasyonu olduğunu iki gol de böyle geldi. İki gol anlattık. Başka bir şey anlatmadık. Abi lig başladı özledik seni. Eyvallah Ayıp. Naçizane fikrim Galatasaray yönetimindeki Metin Öztürk. Sanki genel olarak futbolu geriyor. Vicdan anse ölüyorum. Yanlış anlaşılmasın. Ya valla açıklamaları dinlemedim. Ben yönetici açıklamalarını çok fazla da dinlemem. Benim için önemli olan teknik direktör açıklamaları. Çünkü yöneticiler genel olarak maçlar... Şimdi şöyle bir durum var ya. Galibiyette çıkıyorsunuz, mağlubiyette niye konuşmuyorsunuz diye. Bunlar görevlerini yapıyorlar arkadaşlar. Ne olur böyle bakın. Yani inanın ben tabii ki çok fanatik adamlar olabilir etrafımızda da var elbette ama genel olarak yöneticiler kendi aralarında bile konuşurken şu oluyor. Ya arkadaşlar biraz sert açıklamalar yapalım olur mu? Ben bunun ne olduğunu düşünüyorum. Karşılaşmaya geçeceğiz şimdi. Yavaş yavaş. Pijama iyiymiş be evet ya. Valla pijama evet doğru. İhsenovic.

Galatasarayultrataraftar

95,238 次观看 • 4 个月前

Murat Bardakçı "Vahdettin, Atatürk'ü ülkeyi kurtarması için gönderdi" palavrasının yayılmasına hizmet etmiş bir insan. Buna rağmen televizyonlarda "Hayır, ben onu söylemedim" diyerek günah çıkarıyor. Peki bu beyanı samimi mi? İnceleyelim... Ama sadece bu konuların meraklıları için yazıyorum. O yüzden biraz uzun olacak. Meraklısı olmayanlar burada bırakabilir. Önce hikayenin gelişimine bakalım... Murat Bardakçı yakın zamanlarda 19 Mayıs: Devlet Operasyonu isimli bir kitap yazdı. Kitabın ismi bile insana tuhaf geliyor. Çünkü devletin başında o tarihlerde Vahdettin var. Ee 19 Mayıs da devlet operasyonu olduğuna göre Atatürk'ü ülkeyi kurtarması için Vahdettin göndermiş oluyor. Yani kitabın ismi böyle bir izlenim yaratıyor. Bardakçı bu izlenimi yarattıktan sonra bazı çevreler harekete geçerek türlü palavralarla, tabii bu kitabı da kullanarak "Vahdettin, Atatürk'ü ülkeyi kurtarması için gönderdi" argümanını öne çıkarıyor. Sonrası malum... Bu argümanı ileri sürenlerle bu argümana karşı çıkanlar arasında meydan savaşı yaşanıyor. Murat Bardakçı da tepkilerden nasibini alıyor. Peki sonra ne oluyor? Murat Bardakçı tekrar sahneye çıkıyor "Hayır, ülkeyi kurtarması için Vahdettin göndermedi, ben böyle bir şey yazmadım" diyor. Kitabında kullandığı tartışma yaratan "devlet operasyonu" kavramını başka türlü izah ediyor. Devlet derken Vahdettin'i değil, devlet içindeki bazı kliklerin Atatürk'ü gönderdiğini söylüyor. (Buraya bir dipnot koyalım: Murat Bardakçı başka yerlerde başka şeyler de söylüyor, hem de neler neler... Ama oraya sonra geleceğiz. Düğüm orada çözülecek zaten. Dikkatle o kısmı bekleyin) Yani özetle, "Vahdettin'i kastetmedim, derin devleti kastettim" diyor. Peki bu argümanın altını doldurabiliyor mu? Bana göre hayır. Gerçi bazı "tanınan" tarihçiler de (isimlerini vermeyeyim) niyedir bilinmez, "Vahdettin göndermedi" demekle birlikte Bardakçı'nın "Derin devlet gönderdi" tezine yüzeysel şekilde destek çıkıyor. Halbuki "derin devlet gönderdi" lafı da safsatadan ibarettir. Tabi, önce "derin devlet gönderdi" diyenlerin bunu iddia etmesi ve ortaya delil koyması lazım. Koyabiliyorlar mı? Çok merak ederek çok fazla inceledim ama ortada somut bir delil göremedim. Mesela derin devlet kimdir, devletin hangi organıdır, Atatürk'e bu görev nerede ve ne zaman tebliğ edilmiştir? Bunların cevabı yok. Yani bir derin devlet olacak, bunlar toplanıp karar alacak sonra da Atatürk'e görev senindir diyecekler. Bunlar kimdir, ne zaman bu işleri yapmıştır? Bardakçı bunlara cevap veremiyor. Onu destekleyen "bilindik" tarihçiler de bunlara destek veremiyor. Ortaya atılan en bilindik argüman "Erenköy'de bazı toplantılar olmuş" karar burada alınmış. Ama bu kararın Atatürk'e nerede kimler tarafından tebliğ edildiği konusunda da bir argüman yok. Hatta Bardakçı'nın kendisi "Erenköy" toplantılarının zabıtlarına ulaşamadım diyor. Yani elinde belge de yok. Her fırsatta "belgeyle" yazdığını söyleyen Bardakçı bu önemli argümanına belge bulamıyor. Ama buna rağmen kitabının ismini "Devlet Operasyonu" koyarak türlü tartışmaları ateşliyor. Bu oldukça samimiyetsiz bir tutum. Ortada somut argüman olmadığı için "derin devlet gönderdi" tezini çürütmek zor çünkü menfi durumun ispatı pek mümkün değildir. Ama yine de tarihi incelediğimizde Atatürk'ün milli mücadele fikrine İstanbul'a gelmeden önce Adana civarında sahip olduğunu biliyoruz. (Atatürk, İbrahim Süreyya, Ali Cenani, Ali Fuat ve Fahrettin Altay'ın anlattıkları bunu doğruluyor) Üstelik Mayıs 1919'da yani Atatürk artık Samsun'a gidecekken ordunun en önemli mevkiindeki Fevzi Paşa ve Cevat Paşa, Atatürk'ün milli mücadeleyi başlatmak için gittiğini bilmiyor. Çünkü herkesin bildiği "Bir şey mi yapacaksın Kemal" sözünü söyleyen Cevat Paşa bu sözü 14 Mayıs'ta söylüyor. Yani hareketten iki gün önce. Demek ki bilmiyor. Bilse sormazdı. Fevzi Paşa ise Atatürk'ün milli mücadeleyi başlatmak için gittiğini 15 Mayıs günü öğrendiğini ve Cevat Paşa ile yemin ettiklerini kendisi söylüyor. Bu durumda Cevat Paşa "14 Mayıs'ta" şüphelenmiş, ertesi gün öğrenmiş ve destek vermiş. Bu durumda "derin devlet gönderdi" argümanındaki derin devletin içinde, ordunun başındaki iki önemli isim Fevzi ve Cevat Paşalar yok... Vahdettin zaten olamaz. Ve Damat Ferit Paşa da olamaz... Bu durumda bu derin devlet kim olabilir? Vahdettin ve Damat Ferit'in seçip hükümete koyduğu bakanlar mı? Yani düşünün ki derin devlet, Atatürk'ü milli mücadele için görevlendiriyor ama bunun içinde ordunun ve devletin zirvesi yok ama bazı no name bakanlar var. Bu mümkün mü? İşin tuhafı, Atatürk, kendi milli mücadele planını kimselere anlatmış değil. Planı derli ve toplu şekilde bilen bir iki isim var. Birisi Ali Fuat, diğeri onun babası ve Rauf... Bunlar haricinde Karabekir bile plandan habersiz. Çünkü hatıratında Atatürk'ün Trabzon'a değil de Samsun'a çıkışını yadırgıyor. Çünkü planın detaylarını bilmiyor. Özetle lafı uzatmayayım, "derin devlet gönderdi" lafı delili olmayan safsatadan ibaret bir iddia. Hele hele Atatürk'ün ömrü boyunca milli mücadeleyi örgütlerken kendi ve milletinin ruh ve vicdanından ilham aldığını söylediği ortadayken... Zaten "derin devlet gönderdi" dediğimizde Atatürk'ü otomatikmen yalancı çıkarmış oluruz. Öyle ya, derin devlet göndermişken bunu saklayıp onlardan bahsetmemesi hatta 1919'un bazı devlet adamlarını ihanetleri nedeniyle sürgüne göndermesi tam bir nankörlük olurdu. Kaldı ki Ahmet İzzet Paşa, Tevfik Paşa ve diğer sabık paşalar, Ali Fuat, Karabekir, Rauf ve Refet gibi sonradan ayrı düştüğü isimler illa ki bu "derin devlet gönderdi" masalını ifşa ederek Atatürk'ün itibarını hedef alırlardı. Mesela Atatürk'ü Samsun'a kendi telkinleriyle çıkardığını iddia eden Karabekir, bunu iddia ettiğine göre "derin devlet gönderdi" masalını da illa ki bilir ve söylerdi. Neyse, bu uzun izahatı geride bırakalım. Özetlemek gerekirse: - Bilindik tezler Atatürk'ün etrafındaki bazı kimselerle kendi kendine hareket etmek suretiyle milli mücadeleyi başlattığını söylüyor. - Bardakçı "Devlet operasyonu" kavramıyla tartışmaları başlatıyor. - Atatürk karşıtları "Devlet operasyonu" kavramını "Vahdettin gönderdi" olarak propaganda ediyor. - Bardakçı tepkiler üzerine "Devlet operasyonu" kavramını "Vahdettin değil derin devlet gönderdi" teziyle tevil ediyor. - Fakat "derin devlet gönderdi" tezinin de altı doldurulamıyor. Bu manzaranın anlamı nedir? Çok basit. Bu tartışmalar Atatürk'ün milli mücadeledeki önemini son derece yumuşak ve dolaylı şekilde azaltan ve başarıyı "derin devlet" ile "vahdettin" arasında bölüştüren bir etki yaratıyor. Bardakçı ise "vahdettin değil derin devlet gönderdi" sloganıyla Anti-Kemalist taşlamalardan kendini sıyırarak bir köşede kahvesini yudumluyor. Bardakçı bu söylemlerle kendisini bu işten sıyırma üstatlığını gösterdiğini düşünüyor olabilir ama kazın ayağı öyle değil. Yukarıda "Murat Bardakçı başka yerlerde başka şeyler de söylüyor, hem de neler neler... Ama oraya sonra geleceğiz. Düğüm orada çözülecek zaten" demiştim. Şimdi oraya gelebiliriz. Her ne kadar Bardakçı "devlet operasyonu" tezi ters tepince "derin devlet gönderdi demek istedim" teviliyle postu kurtardığını düşünmüşse de geçmişte "devlet operasyonu" tezini "vahdettin gönderdi" şeklinde yorumlayan bazı argümanlar sunmuştu. Bu Bardakçı'nın pek bilinmeyen ve anılmayan programıdır. Programın ilgili kısmını video olarak paylaşıyorum. İçeriğini de kısaca özetleyelim... Programın başlangıcında Atatürk'ün 1926 anlattığı bir hatıra mevcut. Buna göre Atatürk, Samsun'a gitmeden önce Vahdettin'le görüşmüş. Sultan, Atatürk'e "Paşa paşa devleti kurtarabilirsin" demiş. Bu hadise doğru. Fakat devamı var. Atatürk, hatıratının devamında Vahdettin'in "devleti kurtarabilirsin" derken "işgalcilerin isteklerine boyun eğmeyi" kastettiğini bizzat söylüyor. Zaten bilindik tez de böyle. Fakat Bardakçı 1. manipülasyonunu yapıyor. Bu kısmı anlatmıyor. Bunun yerinde "Paşa paşa devleti kurtarabilirsin" sözünü kendisi tefsir etmeye başlıyor ve "Vahdettin gönderdi" tezine adım adım göz kırpıyor. Bardakçı bu sözün iki manası olabileceğini söylüyor: 1- Git mücadele başlat başarılı ol 2- İşgalcilerin isteklerine boyun eğ, isyanı bastır. Atatürk'ün kendisi, o dönemin insanları ve tarihin akışı açıkça ikinci maddenin doğru olduğunu haykırırken Bardakçı ne söylüyor? "Tam olarak kesin bir şey söyleyemem. Çünkü belgesi olmadan bir şey diyemem." Burada Bardakçı'nın 2. manipülasyonu devreye giriyor. "Belirsizlik yaratmak..." Yani açıkça "Vahdettin mücadeleyi başlatmak için gönderdi" diyemiyor ama "öyle değildir" de diyemiyor. Çünkü elinde belge yokmuş. Halbuki yukarıda söyledik, Erenköy toplantılarının da belgesi yok. Ama kitabın adını "devlet operasyonu" koyabiliyor. Bu başka bir tutarsızlık. Halbuki Bardakçı, yıllar sonra "Vahdettin gönderdi demedim, göndermemiştir" diye açıkça hüküm veriyor. Yani yıllar önce "bilemem" derken, yıllar sonra "Vahdettin göndermedi, derin devlet gönderdi" diyor. Niye? Kurgulamaya çalıştığı tez çöktüğü için mi? Bardakçı devamında "vahdettin gönderdi" tezine göz kırpıyor. Diyor ki "Vahdettin, Atatürk'ün bir şey yapacağını biliyor" Az önce belgesi yok konuşamam, bilemeyiz derken 3. manipülasyon geliyor ve "bir şeyler yapacağını biliyor" diyor. Bunun için belge arama lüzumu görmüyor. Devamında Erhan Afyoncu "tahmin ediyor ama milli mücadele çapında şeyler değil" diyor. Bardakçı yine "Bilemeyiz" diyor. Yani o çapta da düşünüyor olabilir. Yani özetle kim niye gönderdi bilemiyoruz, yani Vahdettin'in göndermiş olabileceği opsiyonu açık. İkinci olarak da Vahdettin Atatürk'ün milli mücadele başlatmak istediğini de biliyor olabilir. Bu cümleler kabaca, "Vahdettin Atatürk'ün mücadele başlatacağını tahmin ediyordu, önünü açtı" argümanını bir ihtimal olarak kabul ediyor. Bardakçı devamında bu tezini iki belge ile destekliyor. Bu arada şunu söylemek lazım, programda bu hususu dakikalarca konuştuğuna ve "Vahdettin Atatürk'ün mücadele başlatacağını tahmin ediyordu, önünü açtı" argümanı için belge araştırdığına göre bu konuya epey eğilmiş olmalı. Yıllar sonra yazacağı "devlet operasyonu" kitabının ön çalışmaları bunlar. Az önce iki belgeye dayanıyor dedik... İlkini okuyor... Padişahın hattı hümayunu... Bu evrakta açıkça "git memleketi kurtar" gibisinden bir ifade var mı? Yok. Ama Bardakçı kendi tezini kurgulayabilmek adına belgedeki bazı ifadelerde ima olduğunu öne sürüyor. Belgede "hükümetin aldığı karar uyarınca" ibaresi var. Bardakçı burayı okurken "enteresan" diyor. Yani izleyiciyi biraz sonraki imalar için hazırlıyor. Devamında "cümleten, gayret ederek" manasına gelen bir ibare okuyor ve diyor ki: "Şimdi öyle bir kelime kullanmış ki" Bardakçı burada 4. manipülasyonunu yaparak Vahdettin'in kullandığı kelimelerden Atatürk'ü milli mücadele başlatmak için göndermiş olabileceği iması çıkarıyor. Bardakçı cidden sanatkar. Vahdettin gönderdi dese olay olacak. Diyemiyor. Göndermiş "olabileceğini ima etmiş olabilir" gibi bir ihtimal yaratıyor. Çok esnek, sıkıştığında anında dönebileceği elastik bir argüman... Gerçek bir manipülasyon... Bardakçı devam ederken bir cümleye geliyor "ve şimdi" diye uyarıyor. Yani yine heyecan uyandırıyor. İmayı işaret ediyor ve okuyor... İfadeyi günümüz Türkçesine çevirirken "işgal manasına da gelebilir bu" diyor. Yani Vahdettin, burada karmaşık bir ifade kullanarak "Atatürk'e ülkeyi işgalden kurtar demiş olabilir" diyor. Bardakçı devamında üçüncü imaya geliyor... Vahdettin cümlelerini bitirirken durumun "askere, memura ve ahaliye bildirilmesini" istemiş. Bardakçı buradan da ima çıkarabilmek için cümleyi okuduktan sonra üstüne basa basa "askere, memurlara ve halka" diyor... Bardakçı okumayı bitirdikten sonra elastik yorumu icabı "açık açık git silahlan diren demedi" diyor. Ama yukarıda izah ettiğim gibi belirsizlik yaratarak imaları açık tutuyor. Pelin Batu, böyle bir argümana karşı sorulacak en mantıklı sorulardan birini soruyor. Diyor ki, böyle olsaydı Atatürk bunu Nutuk'ta veya başka yerde söylemez miydi? Bardakçı hemen cevap veriyor: Bahsedilmez. Peki niye? Onun da belgesi mi var? Hayır. Ama Bardakçı hükmünde kararlı. Bahsedilmez. Çünkü iki kişi arasında geçmiş. Böyle saçma ve çürük bir argüman... Halbuki en yukarıda iki kişi arasında geçen "Paşa paşa devleti kurtarabilirsin" lafından bahsediyor. Kaldı ki "Vahdettin-Atatürk" ortaklığı varsa ve bundan asla bahsedilmemesi gerekiyorsa, bu durumda Atatürk "Paşa paşa devleti kurtarabilirsin" lafından niye bahsetsin? Bu lafı aktararak neden "Vahdettin-Atatürk" ortaklığı tezinin anlaşılmasını sağlasın? Bardakçı bu soruyu soramayacak kadar aptal biri değildir. O halde neden kendi çelişik durumunun farkına varamıyor? Çünkü bir tez üretmeye çalışıyor. İmalarla, dolaylı ve elastiki şekilde, kendisini kahraman yapmadan insanlara bir karşı argüman alanı açıyor. Tartışmaları başlatıyor. Aradan yıllar geçiyor. "Devlet operasyonu" kitabıyla argümanı somutlaştırıyor. Ama işler istediği gitmediğinden olsa gerek veya belki de ihale kendisine kalmasın diye "ben vahdettin demedim, derin devlet dedim" lafıyla postu kurtarmak istiyor. İşte burada izliyoruz, açık açık Vahdettin'in göndermiş olabileceğini, hattı hümayundaki imaların bu ihtimali açık tuttuğunu, böyle bir şey varsa bile Atatürk'ün bunu asla konuşmayacağını söyleyerek "Vahdettin gönderdi" tezini güçlendiriyor. Dahası, mantıken eğer "Vahdettin-Atatürk" ortaklığı varsa, bunu Atatürk gibi Vahdettin de açıklayabilir. Bardakçı bu ihtimali de öldürmek ve argümanın çürütülmesini engellemek için diyor ki: Hükümdar da yazmaz zaten. Yani Vahdettin de söylemez. Niye? İkisi arasındaymış. Komik. Düşünsenize, Bardakçı'nın argümanları aslında nasıl bir tablo ortaya çıkarıyor: Vahdettin ve Atatürk yola birlikte çıkmış. Fakat Atatürk gücü ele geçirince Vahdettin'in adını haine çıkarıp ülkeyi kontrolüne almış. Vahdettin nankörlüğe uğrayarak ülkeyi terk etmiş. Yurt dışında sefalete düşmüş. Hazır ülke kurtulmuşken demez mi ki "Atatürk'le yola birlikte çıktık ama o beni hain ilan ettirerek ihanet etti" diye. Vahdettin öyle kötü bir konumdaydı ki, şayet böyle bir şey olmasa bile kendi adını temize çıkarmak adına böyle bir yalan üretebilirdi. Bu durumda Atatürk de onu yalanlardı ama Vahdettin yine de belki inanan olur diye bu yalanda ısrarcı olabilirdi. Peki böyle bir yalan ortaya attı mı? Hayır. Denebilir ki Vahdettin olgun düşünmüştür, "Nasılsa memleket kurtuldu, bana nankörlük edildi diye bunu ifşa edip Atatürk'ü zor durumda bırakmayayım, varsın adımız haine çıksın ama memleket payidar olsun vsvs" diyebilir. Bu da bir ihtimal. Ama bunu da çürütmek kolay. Çünkü Vahdettin, ülke kurtulmasına rağmen yurt dışında Atatürk'e hakaretler ve iftiralar yağdırmaya devam etmiş hatta ABD'den yardım bile istemiştir. Yani Bardakçı'ya göre Vahdettin, "Vahdettin-Atatürk" ortaklığını assssla ifşa etmez. O kadar kalender. Ama aynı Vahdettin, yurt dışında türlü numaralar çevirerek hala memlekette karışıklık yaratıyor. Arabistan'da yayımladığı beyanname ile Atatürk'e iftiralar atıyor. Bardakçı bunları bilmiyor mu? Biliyor. O halde neden bu bildiklerine rağmen "Vahdettin-Atatürk" ortaklığı tezini ima ediyor, niye "devlet operasyonu" kavramıyla ortalığı kızıştırıyor? Bunların amacı nedir? Aslında bu sorunun cevabı da belli ama Bardakçı amacına ulaşamadı. Ters tepti. En adi anti-kemalistlerin ağzına düşünce çareyi "vahdettin demedim, devlet operasyonu" dedim manevrasında buldu. Bu programda ima ettiklerinin de unutulacağını düşündü.

Con Sinov

341,958 次观看 • 11 个月前

Karayılan kimi tehdit ediyor sanıyorsunuz? Aptal olmayın! Bakıyorum da herkes bir heyecan içinde. Manşetlerde Murat Karayılan denilen teröristin sözleri. Neymiş efendim? PKK elebaşı, CHP’yi tehdit etmiş. “CHP hata yaptı, Apo’nun sürecine destek vermedi, bunun bedelini öder” minvalinde zırvalamış. Sosyal medyada bir bayram havası... İktidar kanadı “Gördünüz mü, terör örgütü bile CHP’den şikayetçi” diye seviniyor; muhalif kanat ise “Bakın, biz Kandil’le araya mesafe koyduk, işte ispatı” diye göbek atıyor. Yahu siz gerçekten bu kadar saf mısınız?Yoksa numara mı yapıyorsunuz? Bunu anlamak için siyaset bilimci olmaya gerek yok, ortalama bir zeka yeterli ama maalesef ülkede o bile karaborsada. Gelin size işin aslını, o perdenin arkasında dönen dolabı bir anlatayım. Biyolojiden Siyasete: Simbiyotik Yaşam Biyolojide "simbiyotik yaşam" diye bir kavram vardır. İki farklı organizma, hayatta kalmak için birbirine muhtaçtır. Biri ölürse, diğeri de besinsiz kalır. Türkiye siyaseti yıllardır bu biyolojik yasa ile yönetiliyor. Bir tarafta "beka sorunu" diyerek koltuğunu koruyan bir iktidar bloğu... Diğer tarafta varlığını "çatışma ortamına" ve "devletin sertliğine" borçlu olan bir parti ve onun terör örgütü. Net iddia ediyorum; CHP, son dönemde ilk defa, ama gerçekten ilk defa "akıllı" bir iş yaptı. Halkın nabzını tuttu. "Ben bu kayıkçı kavgasına girmiyorum" dedi. İktidarın "Anayasa değişikliği" ve "Apo'yu Meclis'e getirme" oltasına gelmedi. Halkın gerçek gündemi olan yoksulluğa, sefalete odaklandı. Ve ne oldu biliyor musunuz? Sistem kilitlendi. Çünkü CHP, o denklemin dışına çıktığı an, hem Kandil'in hem de Ankara'daki şahinlerin elindeki oyuncak alındı. Karayılan Neden Şimdi Konuşuyor? Murat Karayılan aptal bir adam değil. Cani olabilir, katil olabilir ama 40 yıldır o dağda hayatta kalmayı başarmış bir organizasyonel zekaya sahip. Karayılan'ın CHP'yi tehdit etmesi, CHP'nin "yanlış" yaptığını değil, Kandil için "ölümcül" derecede doğru bir şey yaptığını gösterir. CHP; DEM çizgisine, yani Kandil'in ipoteğindeki siyasete teslim olmadığı an, PKK'nın Türkiye siyasetindeki manivelası kırılıyor. PKK, marjinalleşiyor. Sadece bir "güvenlik sorunu"na indirgeniyor. Siyasi bir aktör olma vasfını yitiriyor. Kandil'in karın ağrısı budur! Karayılan "Zarar görürler" derken, aslında CHP'ye değil, kendi örgütüne ve o örgütün varlığından beslenen siyasi statükoya verilecek zarardan bahsediyor. Tiyatro Bitti mi? Halk aylardır CHP’ye sahip çıkıyor dediniz ya... İşte bütün mesele bu. Türk halkı, Kürt'üyle Türk'üyle, Alevi'siyle Sünni'siyle ilk defa bu "terör parantezinden" bıkmış durumda. Millet ekmek derdinde, bunlar Apo derdinde. CHP bunu gördü. Ve o mayınlı tarlaya girmedi. Karayılan'ın sesi, işte o mayınlı tarlaya girmeyenlerin yarattığı sessizlikten duyulan rahatsızlığın sesidir. Ama asıl sorulması gereken soru şu: Bir terör örgütü elebaşı, ana muhalefet partisini tehdit ederken, devletin o "yerli ve milli" yetkilileri neden bıyık altından gülüyor? Neden kimse çıkıp "Sen kimsin de Türkiye'nin kurucu partisine ayar veriyorsun?" demiyor? Yoksa Karayılan'ın bu çıkışı, Ankara'da birilerinin de işine mi geliyor? Görünen o ki, CHP'nin "normalleşmesi" ve halkın gündemine dönmesi, sadece Kandil'in değil, Ankara'daki bazı koltuk sahiplerinin de uykularını kaçırıyor. Birde aklıma takılan bir şey var; Karayılan'ın o videodaki yaptığı lakırtı metnini Kandil kendi mi yazdı, yoksa o metin Kandil'e faksla mı gönderildi? Bir bilen cevaplarsa sevinirim... Hepimiz seviniriz!

SERKAN YILDIZ

63,938 次观看 • 8 个月前

⚠️ Hasan Arda Kaşıkçı ile oyuncu Zafer Algöz arasındaki tartışma büyüyor. “Yalandan suratın büzüştü!” HTalks: “Bir olay anlatayım, beste meselesiyle ilgili. Demba Ba Beşiktaş'a geldi. Goller atıyor. Bir tane genç evinde ‘Hangimiz Sevmedik’ şarkısıyla Demba Ba'ya beste yaptı. Bu internete düştü, viral oldu. Bilmem kaç ay sonra, çocuğun yaptığı şey birebir enstrümanla falan araklandı. Daha profesyonel bir şekilde yapıldı. Abi bunu bir yapış hikayesi anlatıyor; ‘Ya bir gün oturuyorduk. Acayip aşka geldik. Herkes çıkardı sazları...’ Yahu yeter yalandan suratın büzüştü ya. Yeter yalan dolan hikayeyi bırak ya.” Zafer Algöz ise Htalks’a sert sözlerle göndermede bulundu: “Gürbüz bir YouTube delikanlısından Beşiktaşlılık öğreniyoruz. Sizin kalibreniz yetmez koçum. Ne müşterin ne de takipçin artar üzülürsünüz… Tedavi olun beyler.” 👉🏻 Usta oyuncu Algöz, Demba Ba bestesinin hikayesini nasıl anlatmıştı: “Biz bu parçaya Müslüm Baba’dan sonra level atlattık. Olay şöyle gelişti: Hakan Altun’un evinde tribünü kurduk, Beşiktaş - Liverpool maçını izlemek için oturduk. Büyük bir aşkla maçı izliyoruz. 1-0 kaybettik maçı. Baktım herkeste bir moral bozukluğu var. Dedim ki, ‘Biz Liverpool’u eleyeceğiz.’ ‘Nereye eliyoruz abi, adamlar bize 8 attılar’ falan dediler. ‘Eleyeceğiz’ dedim gaza getirdim. Bu şarkıyı da bir müzik öğretmeni YouTube’da evladıyla beraber söylemişti Demba Ba diye. Ama o videodan önce Nevizade’de roman çalgıcılardan biliyorum ben. Böyle bir gaza geldik, Hakan Altun udunu kaptı, Umut Kurt solist oldu, ben darbuka çaldım. Bir kayıtta aldık. Prova yok bir şey yok. Cep telefonuyla çektik. Hatta o kadar tizden girdik ki Umut Kurt’un kıçı karanfil oldu. Ama aslanlar gibi söyledi. Bir arkadaş bunu YouTube’da paylaşmak istedi. Biz de paylaş dedik. Paylaşmaz olaydı. 2 günde bütün Türkiye bu şarkıyı söyledi. Fenerli, Galatasaraylı arkadaşlar bile beni aradı. O şarkının enerjisiyle Liverpool rövanş maçına gittik. Penaltılarda eledik. O sene bitince Beşiktaş yönetimi ABD’deki bir etkinliğe bizi davet etti. Hakan Altun’la gittik. New York’ta geziyoruz Hakan’la. Zenci bir kardeşim geldi, Hakan Altun’dan sigara istedi. Adamla sohbet muhabbet. Senegalli çıktı. ‘Demba Ba’yı biliyor musun’ dedik. Adam Demba Ba bestesini söylemeye başladı.”

🎙️ Muhbir

666,703 次观看 • 2 个月前