Video wird geladen...

Video konnte nicht geladen werden

Zur Startseite

🔙La Liga Başkanı Javier Tebas: 🗣️"Greenwood umarım İspanya'da kalmaya devam eder çünkü gerçekten harika bir futbolcu. Hukuki davadan masum çıkan biri için söylenecek hiçbir şey yok. Greenwood'un geçmişi umurumda değil"

137,934 Aufrufe • vor 3 Tagen •via X (Twitter)

0 Kommentare

Keine Kommentare verfügbar

Kommentare vom Original-Post werden hier angezeigt

Ähnliche Videos

“Bir döner dükkânı açmak istiyorsanız… Hiçbir şey bilmenize gerek yok. Sadece canınız istesin, yeter.” Nasıl mı? Anlatayım. Covid döneminde parlayan sektörlerden biri yeme-içme oldu ya… O günden sonra önüne gelen işletme açtı. Her köşe başında bir “şef”, her masada bir “gurme.” Milleti büyük gaza getirdiler. Sektöre büyük zarar verdiler. Devam da ediyorlar. Ama iş, bir yerden sonra çivisinden çıktı. Ben asıl suçlunun SİSTEM olduğunu düşünüyorum. Çünkü bugün bir dönerci açmak istiyorsanız, gerçekten hiçbir engel yok. Ne mesleki eğitim, ne üretim standardı, ne denetim baskısı. Kafana göre takıl, döneri bas, satışa çık. Dükkanı açtınız diyelim… Ruhsat yok mu? Problem değil. Aylarca denetimsiz, ruhsatsız işletmeye devam edebilirsiniz. Hatta tanıdığınız varsa, işler daha da kolayca uzar! “Peki ruhsat alalım bari” derseniz, onun da yolu açık. Ustalık belgesi olan bir kişi çalıştırmanız yeterli. 2 ay sonra işten de çıkar gitsin. Zaten o belgeyi almayanı dövüyorlar (!) Şimdi vatandaşı içeri alabilir, dönerleri satmaya başlayabilirsiniz. Afiyet olsun! Ta ki biri zehirlenene kadar. 📍Zehirlenme olursa ne oluyor biliyor musunuz? Yetkililer ertesi gün öğlen numune almaya geliyor. Ama sen akşamki zehirli takviyeli dönerden yedin… Numune tertemiz. İşletme devam. Ya rutin denetimde bir usulsüzlük çıkarsa? Kapanma mı? Yok ya… Önce bir uyarı. Sonra “küçük tatlı” cezalar. Kapanma ancak biri ölürse. Evet, devletin radarları ölümden sonra devreye giriyor. 📌 Bugün, eski videolarıma gelen “takviye ve zehirlenme” yorumlarını derleyeceğim. Çok trajikomik, çok. 🎬 İyi seyirler

Gurme Bacı

213,324 Aufrufe • vor 1 Jahr

Muhteşem👌 Manchester City teknik direktörü Pep Guardiola, Salı günü maç öncesi: - İnsanlık tarihinde hiçbir zaman bugünkü kadar bilgi gözümüzün önünde olmadı. - Filistin’deki soykırım, Ukrayna’da olanlar, Rusya’da olanlar, Sudan’da ve dünyanın dört bir yanında yaşananlar… - Hepsi gözlerimizin önünde. - Görmek istemiyor musunuz? - Bu, insan olarak bizim sorunumuz. - Dünyadaki savaşların görüntülerini görüp de hiç etkilenmeyen biri olabilir mi? - Doğru mu yanlış mı diye hiç sorgulamayan biri olabilir mi? - Şunu söyleyeyim, bu benim hissiyatım; tartışabilirsiniz. - Ama binlerce masum insan tamamen öldürülüyorsa, bu beni acıtıyor. - Bu kadar. Daha karmaşık değil. - Birçok ülkeden çok arkadaşım var. - Ama bir fikri savunmak için binlerce, binlerce masum insanın öldürülmesi gerekiyorsa, üzgünüm, karşı dururum. - Her zaman orada olacağım. - Kimsenin bunu hissetmemesini hayal edemiyorum. - Her gün görüntüleri görüyorsunuz: babalar, anneler, çocuklar… - Hayatları yerle bir ediliyor ve insanların buna en ufak bir bağ bile hissetmemesini anlayamıyorum. - Görüntüleri gördüğümde, canım yanıyor. - Bu yüzden, bulunduğum her pozisyonda konuşarak yardımcı olmaya çalışıyorum, daha iyi bir toplum için. - Her şeyi değiştireceğimi sanmıyorum ama deniyorum ve hep orada olacağım. - Bu çocuklarım için, ailem için, sizler için, herkesin ailesi için. - Oyuncularım, kulüp çalışanları ve herkes, kendi işi ve hayatında elinden gelenin en iyisini yapmalı. - Ve adaletsizlik… benim bakış açıma göre, konuşulmalıdır. - Çünkü konuşmazsanız, adaletsizlik yoluna devam eder.

Kuşçu

11,997 Aufrufe • vor 5 Monaten

5 aylık hamile kadının fiziği globalde viral oldu: 🔹 "Çoğunuzun bildiği gibi, neredeyse dört aylık hamileyim." 🔹 "Ne zaman belli olacak merak ediyorum." 🔹 "Çünkü doktora, yani kadın doğum uzmanına gidiyorum ve o, 'İkinci trimesterdasın, evet,' diyor. Bebeğin nerede olduğunu bilmiyorum ama bebek sağlıklı." 🔹 "Tamam, günaydın arkadaşlar. Yeni uyandım ama herkes göbek güncellemesi istiyor." 🔹 "Paylaştığım son videoda dört aylık hamileydim, şimdi ise beş aylık oldum." 🔹 "Görebilmeniz için tişörtümü yukarı çektim. Yani, belki birazcık. Bilmiyorum, evet." 🔹 "Evet, yolun yarısına geldim." 🔹 "Acaba hiç büyüyecek miyim merak ediyorum." 🔹 "Çünkü bazıları bebeklerin sırtımda olduğunu söylüyor ya da, kusura bakmayın köpeklerim havlıyor, ya da rahmim ters falan diyorlar, tam bilmiyorum ama bebek... ve işte kedim, ama bebek sağlıklı. O bir kız ve adı Isla." 🔹 "Bugün doktor randevum vardı." 🔹 "Birkaç gün içinde 38 haftalık oluyorum. Tam emin değilim ama resmen bir santim açıklığım var ve %50 silinme gerçekleşmiş." 🔹 "Bu benim için bir başarı çünkü uzun zamandır %0 açıklıktaydım." 🔹 "Şimdi kocam panik içinde ve doğuma girmek üzereymişim gibi tüm evi temizliyor." 🔹 "Yani doktor zaten şimdi ya da bir hafta içinde doğurabileceğimi söyledi, çünkü doğum tarihim çok yakın." 🔹 "Tabii ki bana kendimi yormamamı söyledi ama ben, 'Bir santim açıklık ne demek ki?' diye düşünüyorum." 🔹 "Bu konularda pek bilgim yok." 🔹 "Bunun ne anlama geldiğini bana söyleyebilir misiniz? Ve %50 silinme, Google'dan baktım ama okuduğum şeyi anlayamadım." 🔹 "Doğum yapmayı o kadar çok istiyorum ki. Bu küçük çocuğu görmeye hazırım." 🔹 "Son zamanlarda daha enerjik hissediyorum ve normalde hamileliğin bu döneminde yapmayacağım şekilde temizlik yapıyorum." 🔹 "İşte hamile bir kadın olarak hiç umurumda olmayan bazı şeyler." 🔹 "Öncelikle ne giydiğim umurumda değil. Gün boyu, her gün pijamayla gezeceğim ve umurumda değil çünkü sürekli rahatsız hissediyorum." 🔹 "Hiçbir şey eskisi gibi olmuyor, yani hamile kıyafeti almıyorum." 🔹 "Ne giydiğim umurumda değil, kusura bakmayın. Üzerinde lekeler olsa bile umurumda değil." 🔹 "Ayrıca bütün gün kanepede yattığım için tembel veya sıkıcı olduğumu düşünmeniz de umurumda değil." 🔹 "Güney Florida'da 9 ay hamileyim, sürekli 90 derece kavurucu bir sıcak var. Eğer rahat veya mutlu olmamın tek yolu buysa, bunu yapacağım. Tembel değilim, dinleniyorum. Bir çocuk büyütüyorum." 🔹 "Bir diğer konu da tam vaktinde olup olmadığım. Normalde çok dakik bir insanımdır." 🔹 "Hayır, yine 9 ay hamileyim. Oraya vardığımda varmış olacağım, tamam mı?" 🔹 "9 aylık hamileyken her şey daha zor ve insanlar her şeyin on kat daha zor olduğunu söylediğinde inanmamıştım." 🔹 "Ayrıca nasıl uyuduğum da umurumda değil. Pozisyonum. Karnının üstünde yatma, sırt üstü yatma diyorlar." 🔹 "Hiç uyumuyorum, anladınız mı?" 🔹 "Eğer uyuyabileceğim ve rahat ettiğim bir pozisyon bulursam, onu yapacağım." 🔹 "Bebeğim gayet sağlıklı ve hamileliğimin çoğunda bunu yaptım. Sadece biraz dinlenmeye çalışıyorum. Çaresizim, tamam mı?" 🔹 "Ayrıca şunu da söyleyeyim, tabii ki beslenmeme protein, sebze ve meyve eklemeye çalışıyorum ama eğer hiç istemediğim günler olursa ve sadece şeker istiyorsam, o zaman şeker yerim, tamam mı?" 🔹 "Yani o kadar da abartılacak bir durum değil. Ama herkesin kendi tercihi, bu yüzden bunlardan herhangi biri sizi tetiklediyse bana gelmeyin, çünkü bu benim hamileliğim, sizin değil. 🔹 "Hamile olmaktan çok sıkıldım." 🔹 "Hamileliğimin öyle bir noktasındayım ki, sürekli bir rahatsızlık içindeyim." 🔹 "Her 20 dakikada bir tuvalete gitmem gerekiyor, nefes nefese kalıyorum." 🔹 "Tükendim. Sabah bulaşıkları yıkıyorum ve 'Tamam, başka bir şey yapamam' diyorum." 🔹 "Sadece kendim gibi hissetmek istiyorum." 🔹 "Hamile olduğum ve bebeğimin sağlıklı olduğu için çok kutsanmış ve minnettarım, bunun hakkında şikayet etmiyorum." 🔹 "Sadece tekrar kendim gibi hissetmeye hazırım çünkü hamilelik biraz kimlik krizi gibi."

Netlog Medya

633,395 Aufrufe • vor 5 Tagen

Meramımı anlatmak için kesiti daha da kısalttım. 👇 Bahsettiğiniz programı size de haksızlık etmemek adına aradım. Yayında değil… Tabii ki de eleştirilerinizi de duymak istedim ama bulabildiğim tek kaynak; Çağlar Cilara’nın alelacele (ne amaçla olduğunu bilmiyorum, niyet okumayayım) X’e koyduğu kesit ve TYT Türk kanalı’nın yayının tamamını youtube’dan yayınlamayıp (yine hangi saiklerle olduğunu bilmiyorum) yayınlamış olduğu kısa kesitler (shortlar). Bu konuyu onlarla halledebilirsiniz. Siz linki bulursanız da dinlerim. Yeni bir kanaat yazarım. Ama sanırsam kısa kesit alma işi de tam olarak bu tarz bir iletişim metodu. Yani başı ve sonu belli, şüphe götürmez, kati beyanlarınız için de çok da makul bir yöntem. Ben mesela kesin kanaat getirdiğiniz için şu kısmı daha da kesme ihtiyacı duydum! Elimdeki verilerle ilgili sadece bu kısmı yorumlayacağım.👇 🗣️Kılıçdaroğlu, kongrelerle ilgili şeylerde haklı görünüyor… 🗣️Ç.C: Haklı mı? 🗣️Haklı (Kesin kanaat - kısa kesit yeterli) Sorguladığım kısım: 🗣️Bir Genel Başkanın, bir kongre kaybetmesi diye bir vaka Türkiye’de bu orada yaşandı. Genelde genel başkanlar partilerine, delegelerine hakimlerdir. ❓Sorularım: Gerçekten öyle midir? Hiç olmadı diye olmayacak mıdır? Doğru, bu bir ilktir ve Türkiye’de demokrasinin pekişmesi adına talebi olan her bir bireyin gurur duyması da gereken bir şey değil midir? Bunun için itiraz süreçleri yok mudur? ve daha önce böyle bir şey olmadı, şimdi niye oldu demek ve bunu bu denli haksızca dillendirmek “hiçbir şey olmasa bile kesinlikle bir şey oldu” demek değil midir ve evet doğru bir tarafı var… Onu da siz belirtiyorsunuz zaten. 🗣️Demek ki delegeler başka türlü bir motivasyonla ikna edildi. ❓Sorum şu: Elimde kısa kesitten başka bir şey olmadığı için, eğer buradan sonra - delegeler; seçim kaybetmenin, toplumsal tepkinin onlara yansıması, yaşadıkları ortamın, sokağın sesini dinleyerek ya da değişim tarzı bir motivasyon ile hareket etti dediyseniz, o zaman haklısınız diyeceğim de - siz cümlenin başında Kemal Kılıçdaroğlu “Haklı” dediniz. Burada da Kemal Kılıçdaroğlu’nun para ilişkileri olduğu iddiasını hepimiz bildiğimiz için - sizi pek de haklı göremiyorum. Hatta ötesi 30 sn’lik bir kesite satırlar dolusu kibar bir yorum yapma çabasında buluyorum kendimi ! Yani özetle o kurultayda kesin bir şeyler oldu. Demokratik bir şeyler kanaatimce. Yani özetle kanaatim şu; Türkiye’de hiçbir parti genel başkanını kurultayla değiştirmedi ve değiştiremez ise biz niye kurultay yapıyoruz ki - size göre değiştiremeyeceksek. Bu oldu, gayet de doğru oldu, biz partinin içinde bunu görenleriz. Nesil değişti, yapacak bir şey yok! Bu değişimin arkasında da bir art niyet aranıyor ama işte inandırmak zor, çünkü herkes değişime dahil oldu. Yıldıray Oğur Çağlar Cilara TYT Türk #kemalkılıçdaroğlu #chpözgürözel #özgürözel

Yigit Tas

11,372 Aufrufe • vor 17 Tagen

"Tarihte görülmemiş bir adaletsizliğin ortasındayız! 19 Mart’a uzanan, araçsallaştırılmış yargı eliyle başlatılan darbe süreci..." diye devam ediyor CHP Genel Başkanı Özgür Özel Özgür Özel "Tarihte görülmemiş bir adaletsizliğin ortasındayız!" deyip 19 Mart'ı mîlât olarak görüp, "Ayrımsız Adalet" vurgusu yapmaz ve tüm mağdurlar için kucaklayıcı bir dil kullanmazsanız bu kısır döngüden çıkmak mümkün olmayacaktır ki olmuyor da! 19 Mart'a kadar ülkede Adalet/Hukuk Alaman saati gibi çalışıyordu da her ne olduysa birden saatin kurma kolunda arıza meydana geldi(!) ve her şey hâk ile yeksân oldu! Bütün bunlar ya öngörü yoksunluğunuzdan ya da değirmene su taşıma gayretinizden! Başka îzâhı yok! "50 değil 150 eylem yapmamız gerekse de durmayacağız!" İnanın 50, 150, 1150 eylem de yapsanız hiçbir şey ifade etmeyecek çünkü o eşik çoktan aşıldı ve artık toplumda büyük bir yorgunluk/bıkkınlık oluştu! Tam da bu yüzden tüm mağdurlar kin/nefretten âzâde sevgiyle ve haksızlığın kime yapıldığına bakmadan bir olmalı! İnsanca yaşam için samimi bir talep ise bu mitingler, 19 Mart'ı mîlât îlân etmekten vazgeçmeli, "Ayrımsız Adalet" vurgusu yapmalı, kucaklayıcı bir dil kullanmalısınız! Tabi hâlâ #CHP Genel Başkanı olarak göreve devam edebilirseniz! CHP 🇹🇷 "İnsanın içindeki adalet duygusunu köreltirsek, insanın insana saygısı kalmaz. İnsanın insana itimâdı, hürmeti kalmayınca da bir yerde insanlık çok şey kaybeder, hayat çirkinleşir." İnce Memed, Yaşar Kemâl

Sırrı Er

18,055 Aufrufe • vor 10 Monaten

Birisi bana bu videoyu gönderdi. AP fanları benim ve Biran Damla Yılmaz hakkında ırkçı bir şekilde konuşuyor ve Damla’ya gönderdiğim hediyeleri küçümsüyor! Aslında yorum yapmak istemiyordum çünkü benim için hiçbir şey ifade etmiyorlar. Ama bir şeyi açıklamak istiyorum: Arap olmaktan gurur duyuyorum. Geri kafalı olanlar, sizin gibiler; hayatı olmayan insanlar. Hayatları sadece başkalarını linç etmek ve küçümsemekle geçiyor, çünkü asıl eksikliği kendilerinde görüyorlar. Bir de Damla, Türkiye’de sevilen bir oyuncu ve çok fazla hayranı var, fakat her hayranın ona hediye göndermesi gibi bir zorunluluk yok. Çünkü asıl olan manevi destek ve samimi sevgidir. Buna rağmen, ona hediye gönderen Türk hayranlar da var. Zaten reytingler, Damla’nın ne kadar popüler ve sevilen biri olduğunu kanıtlamaya yeter. Ben onun popülerliğini kanıtlamak zorunda değilim. Damla, Kırgın Çiçekler dizisinden beri Türk halkı tarafından tanınan ve sevilen bir isim oldu ve o zamandan beri sağlam bir hayran kitlesine sahip. En önemlisi de Damla, bazı kişilerin yaptığı gibi sahte şeyleri kanıtlamak için bot satın almaya ihtiyaç duymaz. Sanırım kimden bahsettiğimi hepiniz anladınız. Ya Damla’ya hediye göndermem neden sizi bu kadar rahatsız ediyor? Hayatınızda hiç sevgi bulamadınız mı? Yoksa Damla’nın bu sevgiyi görmesini kıskandığınız için mi böyle davranıyorsunuz? Gerçekten arkadaşlar siz ona bizden daha fazla takıntılısınız. Ona, kendi hayranlarından bile daha çok kıskançlık gösteriyorsunuz. Hatta sizlerin de ona hayran olduğunuzdan ama bunu kendinize bile itiraf edemediğinizden şüphelenmeye başladım. Ve bu konuda sizi anlıyorum. Damla güzel, başarılı, oyunculuğu harika, sevilen, samimi ve nazik bir kadın. Özelliklerini saymaya başlasam bitmez. İnanın istersem Damla’ya çok pahalı bir şey de alabilirim. Ben Arap’ım ve Arapların maddi durumunun nasıl olduğunu biliyorsunuz. Ama Damla yüzeysel biri değil. O, anlamı olan basit şeyleri seviyor. Ben de onu sevdiğim için, gösteriş yapmak için değil, onun seveceği şeyleri bulmaya çalışıyorum. Bilginiz olsun diye söylüyorum: Daha önce tweetlerimi Arapça ve Türkçe yazıyordum. Ama “Arap” kelimesini sanki bir hakaretmiş gibi, beni küçümsemek için kullandıklarını fark edince tüm tweetlerimi Arapça yazmaya başladım ki Arap olmaktan gurur duyduğumu anlasınlar. Bu bir hakaret değil. Siz ise o kadar geri kafalısınız ki, Arapların birçok farklı ve köklü milletten oluştuğunu bile bilmiyorsunuz. Herhangi bir Arap ülkesini araştırırsanız ulaştıkları gelişimi ve ilerlemeyi görürsünüz. Ama siz, bu geri zihniyetinizle ekranın arkasında oturup sahte beğeniler satın alarak, hediye gönderip bunları başka bir oyuncunun hayranlarıyla karşılaştırmaya devam ediyorsunuz. Gerçekten size acıyorum. Keşke zihniyetinizi geliştirse, daha çok okusanız ve farklı kültürleri tanısanız. Çünkü konuşmalarınız, zihniyetinizin ne kadar sığ ve geri olduğunu zaten açıkça gösteriyor.

𓇢𓆸

78,036 Aufrufe • vor 5 Monaten

Bitmeyen Melodi: Melek Bazı sesler vardır; yalnızca kulaklara değil, zamanın derin kıvrımlarına, kaderin ince damarlarına siner. Onlar bir ezgiyle başlamaz; bir suskunluğun içinden, bir halkın boğazında düğümlenmiş kelimelerden doğar. Ağır ağır, usul usul… Duyulmazdan gelinenin iç sesi olur, görünmeyene gölge gibi eşlik eder. Çünkü o sesler doğmaz; çağrılır. Yaraların suskunluğundan yükselirler, unutulmak istenenin direnciyle çoğalırlar. Ve bazı insanlar, bir ömre sığmaz. Onlar için zaman dardır, mekân yetmez. Çünkü taşıdıkları yalnızca kendi hikâyeleri değildir. Onların yükü, susturulmuş dillerin, bastırılmış şarkıların, inkâr edilmiş yüzlerin ağırlığıdır. Adımları iz bırakmaz sadece; anlam taşır. Sustuklarında bile konuşur, yok olduklarında bile var olmaya devam ederler. Evdilmelik Şêxbekir… Halkının yüreğinde anılan adıyla: Melek. Bir sanatçı değildi yalnızca. O, bir halkın susturulmuş zamanına düşmüş ince bir çizgi, yasaklı melodilerin kalbinden doğan derin bir çağrının sesiydi. Onun adı, tarihin kenarına itilmiş bir coğrafyada yankılanan içli bir sessizlik; onun sesi, susmaya zorlananların dilinden dökülen son cümleydi. Melek, gözlerden silinmek istenen bir halkın, kulaklarda ölümsüzleşen şarkısıydı. 1968 yılında, Rojava’nın Amudê kentinde dünyaya geldi. Orta halli bir ailenin çocuğuydu, fakat çocuklukla sığmayacak bir düşe, gençlikle taşınamayacak bir ruha sahipti. 1987’de Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni kazandı. Fakat onun elleri yalnızca bedenlere şifa taşımak için değil, halkının yaralı ruhuna söz olmak için de vardı. 1988’de, çoğu tıp öğrencisi olan bir grup arkadaşıyla Koma Amed’i kurdular. O dönemde Kürtçe şarkı söylemek, var olmakla eş değer bir suçtu! Ama Melek susmadı. Çünkü o, sessizliğe teslim olmayı inkâr sayanlardandı. Müzik onun için bir ifade değil, bir direnme biçimiydi. 1990 yılında, İstanbul Çapa Tıp Fakültesi’ne geçti. Ama melodiler onunla birlikte geldi. Aynı yıl çıkan ‘Kulîlka Azadiyê’ albümü, sadece bir müzik çalışması değil, bir halkın bastırılan sesine çevrilmiş içsel bir çığlıktı. Melek’in sesi, toprak altında yıllarca gömülü kalmış cümlelerin yeniden doğuşuydu. Her nota, bir yasaktan kurtulmuş sözdü. Her söz, inkâra yazılmış ince, direngen bir itiraz. Kaleminden dökülen ‘Qiza Halepçe’, yalnızca bir ağıt değildi. Halepçe’de toprağa düşen çocukların, annelerin, kentlerin ardından yazılmış bir hafıza kaydıydı. Kimyasal bombalarla yiten yaşamlar, onun dizelerinde yeniden yankılandı. Bu şarkı, yalnızca bir ağıt değildi; aynı zamanda unutuşa karşı yakılmış bir melodiydi. Onun ezgileri, inkârla yoğrulmuş bir halkın sessiz feryadını taşıyan melodik bir hafızaydı. Ve sonra ‘Rindê’… Bir nehrin dinginliğiyle bir dağın öfkesi aynı seste birleşti. Melek’in sesi, kulakla değil kalple duyulan, insanın derinlerine sessizce sızan bir çağrıydı. Melodileri yalnızca duyguları değil, geçmişi ve geleceği birlikte taşıyordu. O, halkının yükünü yalnızca omuzlarında değil, sesinde taşıyan bir hafıza oldu. Ezgilerinde hem hüzün hem umut, hem yitip gidenin ağırlığı hem de var olmanın ısrarı yankılandı. Melek, halkının dilini, acısını, umudunu, hatırasını bir sese dönüştürerek dağlara yürüdü. Artık sadece bir sanatçı değil; bir yürüyüş, bir yemin, bir ismin ötesinde bir yankıydı. Artık ona Dr. Cuma diyorlardı. Dr. Cuma yüreğinde melodiler, elinde şifa, zihninde halkının yarınlarıyla yürüdü. Ve sonra, Mayıs 1992’de, Maraş’ın Engizek Dağları’nda, sesi gökyüzüne karıştı. Geride bir halk, bir dağ ve bir ağıt bıraktı… Melek’in sesi kayalıklara çarptı, rüzgârla yayıldı; ama orada kalmadı. Artık bir melodi değil sadece; bir annenin gözlerinde, bir çocuğun düşlerinde, bir halkın yürüyüşünde yankılanıyor. Her suskunluğun altına sinmiş bir nefes gibi yaşamaya devam ediyor. Çünkü bazı melodiler dinlenmez; hissedilir. Ve bazı ezgiler asla bitmez. Çünkü o ezgiler, bir halkın hâlâ çarpan kalbidir. Melek, artık bir isim değil; bir çağrıdır. Bir dağın yamacına bırakılmış söz, bir direnişin notalara sinmiş soluğu. Onun sesi, her susturulmuş şarkının ardında yankılanan bitmeyen bir melodidir. Ve şimdi… ‘Kulîlka Azadiyê’ hâlâ çalıyor. Çünkü bazı sesler susmaz. Bazı insanlar gitmez. Bazı şarkılar, hep söylenmeye devam eder.

Amed Dicle

36,984 Aufrufe • vor 1 Jahr

Özel'in çağrısı, Erdoğan'ın bilinci... Gerçekten bu konuşma bir dönüm noktası olabilir ve umarım Özgür Özel, sokağı doğru temelli görüp, meşruluğunu korumaya, savunmaya her anlamda hazırdır. Umarım, Kadroları bu duruşun arkasındadır, Sokağın aklı, duygusu ve iradesi için kurulacak bir çatı talep büyük önemde gözüküyor. Zeminin meşruluğu korundukça, olası devlet şiddeti gayri meşru zemine düşecektir. Halk, halkın tek koruyucusudur ve bu bağ kurulduğunda kavganın en büyük barikatı da oluşturulmuş olur. Devleti ve onu yönetenleri demokratik zemine çağırmak, di"demokratik toplum" talepli kapıları zorlamak mümkün evet. "Erken seçim" talebi meşrudur. "Adalet" talebi meşru ve evrensel karşılığı tartışmasızdır... Umarım siyasal kesimler doğru taktikler, hamleler ve olasılıklar için doğru müdehaleleri düşünmüştür. Çünkü "sokak çağrısı" her şeyi aşabilecek, kütle gücü muhteşem bir enerjiyi temsil eder. Devletin de devasa bir deneyimi olduğu ve her hamleyi planladığını unutmamak gerek. Daha da ötesi, sokağın değiştici rolü müesses nizamı her zaman korkunç rahatsız eder ve bunun olmaması için her kanalı zorlar. Çünkü sokak kazanırsa, talepleri gerçekleşirse, iktidarı yeni geleni de gözüne kestirecek ve halka rağmen karar alanları aynı şekilde tepeleyecektir. Halkın demokrasiye katılımı, bilinci böyle oluşur, devlet ile halk arasında denge böyle kurulur. Başa dönersek, Umarım iktidar demokratik zemine uygun adımlar atar. Çünkü, en sağlam görünen sistemler bile bir günde çözülür. Tarihte bunun çok örneği var. Bu yüzden acı yaşatmanın, şiddet uygulamanın tek seçenek olmadığı anlaşılmalı. Erdoğan bu konuda iyi okuma yapan biri değil. Siyasal bilinci sadece seçim kazanmak üzerine, entelektüel, felsefi bir donanımı neredeyse yok düzeyde, kapsayıcılığı, inceliği, ince olanı görme ve onu anlamlandırma duyuları kör, güç ve kontrol etme üzerine kurulu tüm motivasyonu. Başarılarını siyasal olgunluğa hiç dönüştüremedi bu yüzden. Sekterliği liderlik, itaatkarlığı liyakat olarak gördü. Yanıldı ama çok az lider yanılmalarını hakikatli şekilde bilince taşır. Taşıyamadı. Bütün "tek adam"lar gibi hayatın örgüsünü, hayatın kendine ait iç ve karmaşık dinamikleri olduğunu ciddiye almadı. Hayatı yöneten olma duygusuna karşı çıkan dirençleri kendisine karşı saldırı olarak gördü. Oysa hayat, doğal akışı içinde kendi mesajlarını veriyordu sadece. Onları almadı, onlara karşı savaşmayı seçti ve gerçeklikten kopuş doğdu ve şimdi hayat kendi rolünü oynuyor...

Akın Olgun

10,676 Aufrufe • vor 1 Jahr

Birkaç kelam etmeden duramayacağım. Öncelikle şunu söyleyeyim: Ozan Güven’e bayılan, fanı olan biri değilim. Mesele de bu değil zaten. Mesele, insanların kendilerini mahkeme yerine koyup kamuoyu önünde hüküm dağıtmaya başlaması. Arkadaş, sen hâkim misin, savcı mısın, yargıç mısın? Mahkeme mi kurdun? Adam hakkında yıllardır konuşulan, yargıya taşınmış bir olay var. Sen ise kendini kürsüde sanıp hüküm vermeye devam ediyorsun. Bu artık bir duruş sergilemek değil; düpedüz şov. İşin en ironik tarafı ne biliyor musunuz? Yapılan şeyin sonucu, amaçlanan şeyin tam tersi oldu. Ozan Güven’i hiç sevmeyen insanlar bile ortaya çıkan görüntülere tepki gösteriyor. Adamın yıllardır toparlayamadığı imajı, birilerinin yaptığı aşırı ve ölçüsüz çıkışlar sayesinde mağduriyet algısıyla toparlanmaya başladı. Bazen insanlar öyle büyük bir performans sergiliyor ki, karşı tarafın en iyi halkla ilişkiler danışmanının bile başaramayacağı işi tek başına başarıyorlar. Gerçekten etkileyici. Çünkü burada görünen şey, “şiddet görmüş bir kadına destek olmak” değil. O destek başka bir şeydir. Bu ise daha çok insanların gözü önünde ahlaki üstünlük yarışına girmek, alkış toplamak ve kendi doğruluğunu sergilemek gibi duruyor. Aradaki farkı kaçırmamak lazım. Bir çift söz de mekâna… Bir işletmenin, müşterilerinden birinin bu şekilde hedef gösterilmesine, taciz edilmesine ya da fiilen kovalanmasına sessiz kalması da ayrı bir rezalet. İster sev, ister sevme; bir müşterinin güvenliğini ve huzurunu sağlamak o işletmenin sorumluluğudur. Bu arada mekânın adı neydi? Söyleyin de not alalım. Çünkü müşterisine böyle davranılmasına göz yuman bir yere gidip para bırakmak için hiçbir sebep göremiyorum. #ozangüven

Alev Gürsoy

121,883 Aufrufe • vor 1 Monat

Netanyahu kameraların önünde Trump'ın, Erdoğan ve Türkiye'ye övgüler yağdırmasını, kendisine de dönerek, "Makul davrandığın sürece Türkiye ile arandaki sorunu çözerim, ama sen de makul olmak zorundasın" demesini dinlemek zorunda kaldı. Trump'ın söylediklerinin tamamı 👇 "Erdoğan adında bir adamla harika ilişkilerim var. Kendisini duydunuz mu? Ben onu severim, ve o da beni sever. Ve Erdoğan'ı sevdiğim için basının çok sinirleneceğini biliyorum. Ama kendisnini severim. O da beni sever ve aramızda hiçbir zaman bir sorun olmadı. Çok şey yaşadık. Hiçbir zaman bir sorun olmadı. Ve başbakana (Netanyahu'ya) dedim ki; Netanyahu eğer Türkiye ile bir sorun varsa bunu gerçekten çözebileceğimizi düşünüyorum. Türkiye ile ve lideriyle çok çok iyi bir ilişkim olduğunu biliyorsunuz. Ve bunu çözebileceğimizi düşünüyorum. Bu yüzden umarım sorun olmaz. Şimdi bunları söyledikten sonra bunun (Suriye'de Esed rejimini devirenin) Türkiye olduğuna inanıyorum ve ona (Erdoğan'a) bunun için tebrikler dedim. 2000 yıldır kimsenin yapamadığını yaptınız. Suriye'yi ele geçirdiniz, farklı isimlerle de olsa bunu yaptınız ama aynı şey bu. Ben ele geçirdiğinizi söyledim. O (Erdoğan), 'hayır hayır hayır, ben değildim' dedi. 'Sen olduğunu söyledim ama sorun değil, söylemek zorunda değilsin.' dedim. Sonra (Erdoğan) dedi ki, belki de bir bakıma bendim. Bakın, o sert bir adam ve zeki biri. Ve hiç kimsenin yapamadığı bir şeyi yaptı, biliyorsunuz. Netanyahu'nun Türkiye ile yaşadığı herhangi bir sorunu çözebileceğimi düşünüyorum. (Netanyahu'ya dönerek) Yani, makul olduğun sürece tabi. Sen de makul olmak zorundasın"

Turgut Alp Boyraz

27,366 Aufrufe • vor 1 Jahr

Emre Bol İle Tartışma Evren Turhan: Sonra Galatasaray yanlıyormuş, onu yapıyormuş, bunu yapıyormuş, bırakacak bu işleri. Vallahi gereksiz maç konuşuyor. Gitmeyecek ha, burada kalacak. Ne gerek var yani şuna? Bu kadar yükselmeye, maç konuşuyoruz burada. Spor yayını yapıyoruz, ne gerek var yani? Ya puan kaybetti, ben ona bir şey demiyorum ki. Neyse. Ama girip ikide benim lafımı kesiyor. Bırak yapsın, şu konu çıksın. Biz o konuda anlaşırız ama böyle olmaz ki. Evet, maçı konuşalım. Yayın devam ediyor. İzleyicilerimize çünkü esas bu ayıp oluyor. Bırakmasın gelsin. Gelsin öyle gitmekle olmaz. Gerçekten. Biz zaten Galatasaray iyi mi oynadı bir şey mi diyoruz? Araya girme ben onu yapıyorum. Ben onun için lafını bozuyorum. Giriyor muyum onu konuştuğu zaman? Bana bıraktı sen konuş Evren dedi. Ben de konuşmaya başladım. Ama benim konuşmam yarıda kesiyor. İzleyicilere ayıp oldu bence. Gitmeyecek abi o zaman. Biz ilk defa tartışmıyoruz ki. Yıllardır tartışıyoruz. Bırakıp gitmeyecek. Sonuçta oyuna baktığı zaman Kocaespor'u tebrik ediyorum. O da benim eski takımım. Oranın da efsane oyuncusu. Bugün oynadılar. Puanı da hak ettiler. Maçın hakkı da zaten beraberlikti. Onda bir şey yok. Ama Galatasaray bir şey oynamadı. Oynamadı. Bugün kaybedebilirdi de. Özellikle ikinci yarı oynadığı oyunda ama... Genelde baktığında pozisyonu üretemedi. Üretkenlik de çok azdı. Barış orada çok yalnız kaldı. Icardi girdi hiçbir şey yapmadı. Kıpırdamadı bile. Ben bir daha Okan Burun yerinde olsam oyunu almam abi Icardi'yi. Almam. Almamam. O adam öyle ruhsuz adam. Oyun almayacaksın. Çünkü hiçbir şey yapmadı. Bir hareket yok. Bir şey yok. Maç listede gitsek. Böyle olunca da tabii ki puan kaybedersin. Büyük bir avantajı kaybedin. Galatasaray yine iki puan öndü ama bu oyun, bu coşkusuzluk. Bu maç için Okan Hoca'ya yazar. Yani baktığın zaman takım iyi hazırlanmamış. Yani konuşmalar evet çok iyi. Maç öncesi konuşmalar ama maça çıktığında oyunculardan o coşkuyu göremedik. Yani bir ikinci son bölümde bir Sanchez biraz hareketle orada biraz bastı etti ama yeterli değil ki. Baktığında çok iyi oyuncu var mı? Yok. Yani böyle olduğu zaman bir maçta en az 7-8 oyuncu senin iyi oynamalı. İyi oynamazsan kazanamazsın. Yani bir tane iki tane adam anca sayarsın Galatasaray'da.

Galatasarayultrataraftar

39,799 Aufrufe • vor 3 Monaten