Loading video...

Video Failed to Load

Go Home

26,568 views • 1 month ago •via X (Twitter)

0 Comments

No comments available

Comments from the original post will appear here

Related Videos

"MUTLAK BUTLANIN" Perde Arkası: "Devletin Muhalefeti" Tasarımı ​Gazeteci Levent Gültekin’den çarpıcı analizler: Kemal Kılıçdaroğlu’nun kongre sonrası "geri döndürülme" çabaları sadece bir genel başkanlık yarışı mı, yoksa daha büyük bir senaryonun parçası mı? İşte satır başları... 👇 ​"Rolü Henüz Bitmedi" Gültekin, Kılıçdaroğlu’nun kongreyi kaybettiği gün yaptığı öngörüyü hatırlatıyor: "Kemal Bey'in rejim değişikliği içindeki rolü henüz bitmedi. Onu mutlaka bir şekilde geri döndürmenin yolunu bulacaklar." ​Lübnanlaşma Sendromu Tehlikesi Devlet Bahçeli'nin "Bir Kürt, bir Alevi Cumhurbaşkanı yardımcısı olsa fena mı olur?" çıkışına dikkat çeken Gültekin, bunun Kılıçdaroğlu’nu sisteme geri dahil etme projesinin bir parçası olduğunu savunuyor. ​Yeni Bir Devlet Modeli mi? Gültekin’e göre asıl hedef: CHP’yi yeni devlet modeline uydurmak ve onu bir "aparat" haline getirmek. "Partili devlet" modelinden sonra şimdi de "devletin muhalefeti" tasarlanıyor. ​Muhalefet Kategorize mi Ediliyor? Sağ partilerin duygusal olarak bu yapıya zaten yakın olduğunu belirten Gültekin, sistemin dışındaki iki büyük odağın (CHP ve DEM Parti) "devlet muhalefeti" kategorisine çekilmeye çalışıldığını iddia ediyor. ​ Aparata Dönüşen Yapılar ​DEM Parti: Öcalan üzerinden "terörsüz Türkiye" süreciyle devlet aparatına dönüştürülmek isteniyor. ​CHP: Kılıçdaroğlu’nun geri dönüşüyle "devletin muhalefeti" çizgisine çekilmek isteniyor. ​ Tarihsel Bir Eleştiri Gültekin, geçmişteki kritik eşiklere atıfta bulunuyor: Mühürsüz oyların kabulü, Ekmeleddin İhsanoğlu ve Muharrem İnce hamleleri... Tüm bunların "devletin istediği adaylar" üzerinden CHP’yi yönlendirme süreci olduğunu savunuyor. ​ Sonuç: Rejim ve CHP "Kemal Bey’in geri döndürülmesi meselesi, basit bir koltuk değişimi değildir. Bu, CHP’nin devletin çizdiği sınırların içine hapsedilmesi ve etkisizleştirilmesi çabasıdır."

🗞Marj Haber

25,850 views • 29 days ago

🔴 Cihat Yaycı; Türkiye'de Türk Milleti kavramı ırkçı bir kavram değil, milli bir kimliktir. Alman milleti, Fransız milleti, Amerikan milleti, Rus ulusu gibi Türk Milleti kavramı da bir milli kimliktir. Etnik unsurlar, mezhepler, dinler, renkler, diller ayrımı olmaksızın devlete, vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkesi tek bir milli kimlik çatısı altında toplayan bir kavramdır. Ter##rist elebaşı bebek k*tili can*i ise her konuşmasında “Halklar” diyor ve böylece Türk Milletini bütün konuşmalarında halklara bölüyor. Kendi kaderini tayin hakkından bahsediyor. Bu söylemlerle Kosova modelinin bu bölgede uygulanmak istendiği söyleniyor. Özerklik ya da federasyon adı olmasa bile adem-i merkeziyetçi yapı ya da güçlendirilmiş yerel yönetim adı altında Türkiye ve bölge ülkeleri paramparça edilmeye çalışılıyor. “Ana dilde eğitim” eğitim diyerek Türkiye Cumhuriyetini çok dilli ve etnik kökenli bir yapıya devşirmeye Lübnan’a, Bosna Hersek’e döndürmeye çalışıyorlar. Burada dikkat edilmesi gereken bir kelime oyunu vardır; “Ana dilini öğrenmek ya da ana dilin eğitimi ayrı bir şey. Ana dilde eğitim ayrı bir şeydir. Sakın bu tuzağa düşmeyelim.” Ana dilde eğitim demek ikinci bir resmi dil olması demektir. Nasıl mı? Diyelim ki Çince anaokulu açtı devlet. O zaman anaokulunu bitirenler için ilkokul açmak zorunda. Ortaokul, lise açmak zorunda. Çince üniversite açmak durumunda. Sonra devlette ikinci bir kadro açması lazım. Yani Çince işlem gören kadrolar. Devlet iki dilli olur. Devlet parçalanır. Peki bunlar nerelerde var? Lübnan'da var. Lübnan'ı mı biz örnek alacağız? Çok dilli, çok etnik gruplu. Yugoslavya'da, Bosna Hersek’te. Bunlar mı bizim örnek alacağımız devletler? Bakın Almanya bir federasyon. Federasyon olmasına rağmen Almanca'dan başka bir resmi dil yok. Eğitim dili yok. Kürt Dernekleri Federasyonu Kürt kimliğinin tanınması için 2012 yılında Almanya'da müracaat etti.22 eyaletin tümü tarafından reddedildi. Kürtçe eğitim istediler. Hepsi Almanya'da reddedildi. Almanya'yı Fransa'yı, İngiltere'yi, Amerika'yı Rusya'yı örnek almıyoruz. Biz kime örnek almaya çalışıyoruz o zaman? Bize kimi örnek göstermeye çalışıyorlar? Lübnan, Bosna Hersek’i.. Uluslararası ilişkilerde ‘Lübnanlaşma’ diye bir kavram vardır. Tam da budur, milli kimliğin olmadığı, etnik parçalanmaların ve çok dilliğin Lübnan’ı paramparça ettiği süreç. Bosna-Hersek de paramparça oldu. İşte bize bunları örnek gösteriyorlar. ⁉️ GERÇEKTEN DEMOKRATİK DÖNÜŞÜM DİYE ADLANDIRDIKLARI BU SÜRECİN NİHAİ HEDEFİ NE Kİ? Yayının tümünün linki👇

TÜRK DEGS / TURK MAGS

22,518 views • 9 months ago

Hanıma bunu öğretemeden ayrıldık :(
0:23

Sensitive content

Hanıma bunu öğretemeden ayrıldık :(

BUZZ medya

475,996 views • 1 year ago