Video yükleniyor...

Video Yüklenemedi

Ana Sayfaya Dön

Medyascope'da yeni bir programa başlıyorum, Direnç Hikâyeleri Bu programda sisteme entegre olmak yerine sistemin ezici gücüne karşı direnen insanların hikâyelerini konuşacağız. Her pazar saat 14:00'te Medyascope'da

17,640 görüntüleme • 2 ay önce •via X (Twitter)

0 Yorum

Yorum bulunmuyor

Orijinal gönderinin yorumları burada görünecek

Benzer Videolar

🔴 Türkçesi⤵️ Amed–Muş yolunda Türk askerleriyle neden tartıştık? Bu, rastgele gelişmiş bir olay değildi. Bunun arkasında bir bilinç, bir inanç ve bir dava anlayışı var. Bu, Kürdistan'ın yeni koşullarındaki en etkili mücadele yöntemidir. Bu tür "pasif direniş" eylemleriyle Kürdistan'da Türk egemenlik sistemini protesto edeceğiz. Sosyal medya aracılığıyla bu eylemleri milletimize ve tüm dünyaya duyuracağız. Sosyal medyanın gücünün farkında olmak gerekiyor. Instagram, Facebook, X, TikTok ve diğer tüm platformlarda bu tür eylemlere destek verelim; paylaşalım, yorum yapalım, elimizden geldiğince farklı insanlara ulaştıralım. Böylece sesimizi daha geniş kesimlere duyurabilelim. Aynı zamanda insanlara yeni mücadele yöntemleri konusunda yol gösterip korkularını aşmalarına katkı sunalım. Bu yaklaşım halk içinde yaygınlaştıkça, herkes kendi imkanları ve koşulları ölçüsünde sistemi farklı biçimlerde protesto edebilecektir. Örneğin dil meselesinde, zamanla insanlar Kürdistan'da tüm kişi ve kurumlarla Kürtçe konuşmakta ısrar etmeyi, sisteme karşı tepkilerinin bir ifadesi haline getirecek; bu da mevcut sistemin işleyişini zorlayarak tıkamaya başlayacak. Hayatın her alanında bu tür pasif direniş eylemlerini kolektif biçimde sürdürmeye devam edeceğiz. İmkanlarımız ve koşullarımız doğrultusunda, Türk egemenlik sistemi kurumlarını kademeli olarak protesto edeceğiz. #Kurd #Kurdish #Kurdistan #کورد #کوردستان

Ferid Azad

13,285 görüntüleme • 3 ay önce

30 Örgütten Tek Mesaj: Örgütlenme Özgürlüğüne Ket Vuran Her Girişimin Karşısındayız! Yıllardır yapılmayan mevzuat değişiklikleri, örgütlenme özgürlüğüne ket vuran düzenlemeler son birkaç senede nedense bir yığın halinde, bir can havliyle uygulanmaktadır. Önce %1 barajını denediler, Danıştay iptal etti, uslanmadılar. Sonra %2 barajını meclisten geçirdiler, AYM iptal etti, yüzsüzce tartışmalı karar dediler. Şimdi de dillerde bir dayanışma aidatı. Bu sarı yapılar, kamu emekçilerinin hakkını aramak yerine, koltukları için savaş vermektedir. Tüm bu sorunlar üzerine ortak bir tepki ve tepkiden de öte planlı çalışmalar yürütmek artık kaçınılmaz olmuş, Genel Başkanımız Sn. Yunus Şimşek'in çağrısı üzerine, kamu alanında 30 örgütlü yapı bir araya gelmiş; Ankara'da bir çalıştay gerçekleştirilmiştir. Kamu Sendikaları Platformu olarak, sadece itiraz edip, çözümsüzlük üretmeye kalkanlardan olmadığımızı, ülkemizde katılımcı demokrasi anlayışının hâkim olması için mücadele etmeyi hedef bildiğimizi; örgütlenme özgürlüğüne direnen sözde sendika ismi taşıyan yapıların kirli emeller güden tüm adımlarını da yakinen takip ettiğimizi, bu minvalde ortak anlayışımızın şekillendirdiği yöntemlerle, örgütlenme özgürlüğüne ket vurabilecek her türlü girişime karşı ortak bir yol haritası belirlediğimizi bildirmek isteriz. Türk kamu sendikacılığının 21.Yüzyıl’a yakışır, modern, özgürlükçü, katılımcı, kapsayıcı ve bir o kadar da etkin bir zemine kavuşturulması için, yasal düzenlemeler ve fiili birliktelikler başta olmak üzere, elzem bulduğumuz tüm girişimler adına sorumluluk aldığımızı beyan ederiz. HEP-SEN Olarak her platformda, her ortamda örgütlenme özgürlüğünü savunacak, emekçinin rant malzemesi edilmesine izin vermeyeceğiz! Türkiye'nin En Genç ve Dinamik Yeni Nesil Sağlık Sendikası HEP-SEN Dr. Fahrettin Koca T.C. Sağlık Bakanlığı T.C. Sağlık Bakanlığı Sağlıklı Çözüm 🌐 📷 0216 759 44 14 📷 #hepsen #kamusendikalarıplatformu #nedenhepsen #hepseninleyiz #hepsen2024 #SağlıkBakanlığı #Ankara #FahrettinKoca #hepsenüyesayısı #şeffafsendikacılık #bağımsızsendikacılık #KocaBakanaGiyimYardımı

HEP-SEN

13,820 görüntüleme • 2 yıl önce

BÖLÜNME SÜRECİNİ DURDURACAK TEK İRADE TÜRK MİLLETİNİN İRADESİDİR. EĞER TÜRK MİLLETİ UYANIRSA… DEDE KORKUT “OĞUZ’UN UYKUSU DERİNDİR. BIÇAK KEMİĞE DAYANMADAN UYANMAZ” DİYOR! Türk Milleti İstiklal Harbi neticesinde Atatürk tarafından kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin ağır çekim yıkıldığının farkında değil. Farkında olmamasının nedeni yıkımın gizli olması değil. Yıkım çok açık. Ancak Türk Milleti bunun ağır çekim bir yıkım olduğunun ve durumun ne kadar vahim olduğunun henüz maalese farkında değil. PKK’ya af ve yeni Anayasa ile birlikte milli-üniter-laik Türkiye Cumhuriyeti yıkılıyor. PKK ve DEM temsilcileri 100 yıllık sorunun çözüldüğünü söylerken kastettikleri milli-üniter devletin yani Türk Milleti ve Türk devletinin çözülmesi. Yerine ise adı Türkiye Cumhuriyeti olsa bile çok uluslu (eşit yurttaşlık) ve özerk bölgeli (Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı) ve iki resmi dilli (kamu hizmetlerinin Kürtçe olması ve Kürtçe eğitim) bir devleti kurulması hedefleniyor. Nasıl DEM devletin yıkıldığını ve yenisinin kurulduğunu gizlemiyor ise AK Parti de gizlemiyor. 2017’de AK Partili Ayhan Oğan şöyle demişti: “Biz yeni bir devlet kuruyoruz… Bu yeni devletin kurucu lideri Tayyip Erdoğan’dır.” AK Parti’nin 14 Ağustos 2026’da yayınlanan 25. Yıl Vizyon Belgesi’nde de dikkat çekici bir ifade var: “Önümüzdeki çeyrek asır, inşa ettiğimiz kapasitenin kurucu bir etkiye dönüşeceği dönem olacak.” “Kurucu etki” evet devletin yeniden kurulması. Her şey çok açık. PKK Affı ve yeni Anayasa süreci başlarken Devlet Bahçeli ne demişti: “Önümüzdeki dönemde çok şey değişecek, her şey değişecek. İnşallah Türkiye değişmez.” ( İnşallah Türkiye parçalanmaz demek istiyor) Bölünme sürecini durduracak tek irade Türk Milletinin iradesidir. Eğer Türk Milleti uyanırsa… Dede Korkut “Oğuz’un uykusu derindir. Bıçak kemiğe dayanmadan uyanmaz” diyor. Mustafa Kemal Atatürk ise Anadolu’ya geçmeden önce İstanbul’da yaptığı hazırlıklar sırasında istiklal mücadelesine inançsızlıkla bakan arkadaşlarına Türk Milletinin direnç gücüne olan büyük inancı ile cevap veriyordu. Üzerimize düşen görev Türk Milletini bu ağır çekim yıkıma karşı uyandırmak ve Türkiye Cumhuriyeti devletinin yıkılmasına engel olmaktır. Zafer Partisi Yılmaz Özdil’in videosunu bu çerçevede izleyin lütfen

Ümit Özdağ

228,402 görüntüleme • 17 gün önce

"Tek bir amacım var: Haysiyetli ve onurlu bir yaşam!" Gözaltına alınan DGD Sen Başkanı Neslihan Acar (Neslihan Acar) "Ya Onurlu Bir Yaşam Ya Da Ölüm: Seçenek Bizim!" ​Bir şansımız var arkadaşlar! Bizi kuşatan bu alçaklığa, bu onursuz ve haysiyetsiz yaşama karşı bir seçeneğimiz var. Eğer bugün ayağa kalkmazsan, yaşayacağın şey zaten ölümdür. Çoluğunu, çocuğunu bu fabrikalarda bitirecekler, biliyorsunuz. Onlar da biliyor; bu düzenin böyle gitmeyeceğinden korkuyorlar. Bütün korkuları bu! ​Nizamlarını buna göre kuruyorlar; sendikaları buna göre dizayn ediyorlar, partileri ve örgütleri buna göre hizalıyorlar. Akıllara tek bir soru işareti takılmasın diye her birimi hücre hücre organize ediyorlar. Ama unuttukları bir şey var: Biz direniyoruz! ​"Para Değil, Haysiyet İstiyoruz!" ​Bir haftadır bizim neyimizi tartışıyorlar? Bu benim şahsi kaderim değil, hepimizin kaderi. Tek bir amacım var: Haysiyetli ve onurlu bir yaşam! Diğer türlüsü zaten her gün canımızdan olmak demek. Parada pulda gözümüz yok bizim; ben her gün insan olduğumu hissetmek istiyorum! ​Ben, Ayşe Abla ağlamasın istiyorum. Yetmiş yaşında yüzlerce kadın bu fabrikalarda aynı zulmü yaşıyor. Özgür Tort gelsin de Ayşe’nin gözünün içine baksın! Gelsin, kirasını ödeyemeyen o insanın halini görsün. Mehmet Abi’nin ekmeğini nasıl zor bulduğunu ben biliyorum; biz yıllardır birlikte direniyoruz, kardeşçe yaşıyoruz. ​"Bizim Aklımızla Dalga Geçmeyin!" ​Bunlar zannediyor ki biz bir rolün içindeyiz. Sanıyorlar ki bu insanları biz ikna edip buraya getiriyoruz. Ne yani; bu insanların aklı yok mu, fikri yok mu? Günde 17-18 saat çalışan bu insanlar nasıl olur da ayağa kalkar diye şaşırıyorlar. Herkesi kendileri gibi "filmde" sanıyorlar. ​Bize gelmiş, "Atılanları konuşalım" diyorlar. Hayır, konuşmuyoruz! Hak yoksa barış da yok! Diğer depolara yüzde elli zam yapıyorsun, sonra da "41 bin lira maaş alıyorlar" diye yalan söylüyorsun. Özgür Tort, sen bizimle dalga mı geçiyorsun? 41 bin lira nedir? Ne anlatıyorsun sen bize? ​Boyun Eğmeyeceğiz! ​İşçilere sesleniyorum: Tek çıkar yolumuz eylem hakkımızdır! Ne dedikleri umurumuzda bile değil! Bu alçaklığa karşı makul bir süreç falan beklemeyeceğiz. Hakkımız olanı alana kadar durmayacağız!" Migros Depo İşçileri, Migros patronu Tuncay Özilhan'ın villasının önünde TERS KELEPÇEYLE GÖZALTINA ALINDI Migros’ta binlerce depo işçisi, sendikaları (DGD-SEN) öncülüğünde 14 gündür hakları için direniyor. #MigrosİscisindenTarafım

Fatoş Erdoğan

42,355 görüntüleme • 6 ay önce

20 Şubat 2022 tarihinde, Rusya’nın ana devlet kanalı Pervy Kanal (1. Kanal)’da yayınlanan ve sunuculuğunu Aleksandr Gordon’un yaptığı “Vremya Pokazhet” ( Zaman Gösterecek) isimli programda, 2019’da yayımlanan “3. Dünya Savaşı” isimli kitabı, Emekli General, Siyaset Bilimci, Elçi ve Yabancı Gazeteciler ve Rus Parlamentosu Milletvekilleri tarafından yorumlanmıştı. Bu videoda Aleksandr Gordon, “Şimdi, emekli bir Türk Tümgeneralin kitabından bir alıntıya bakalım. Adı Osman Pamukoğlu. 2019 yılında '3. Dünya Savaşı' adında bir kitap çıkardı. Şöyle diyor: 'Yeni bir büyük savaş kaçınılmazdır. Devletlerin yıllık bütçelerinden silahlara ayırdıkları paralara, özellikle de küresel süper güç olma iddiasındaki ülkelerin bu harcamaları her yıl artırmasına bakmak yeterlidir. Savaş; ABD, Çin ve Rusya arasında olacak. Muhtemelen bu taraflardan ikisi, üçüncüye karşı birleşecek. Savaşı, zamanın aleyhine işlediği taraf başlatacaktır. Durum dayanılmaz hale geldiğinde bu taraf Amerika Birleşik Devletleri olacaktır. Bence harika bir analiz. Gerçekten de şu an saat kimin için tik tak ediyor? Bizim için mi? Hayır. Saat, başta ABD olmak üzere 'Kolektif Batı' için tik tak ediyor. Oradaki siyasi sistem son derece istikrarsız ve her an değişebilir.” yorumunda bulunurken, stüdyodaki diğer konuklar ise, isabetli ve ufuk açıcı olarak değerlendirip, NATO üyesi bir ülkenin generalinin ABD'yi "savaşın başlatıcısı" olarak görmesini stratejik bir kanıt olarak yorumlamıştır. 2019 yılında yayımlanan "3. Dünya Savaşı" kitabı, Rusya'nın ana haber kanallarında “uluslararası arenada askeri bir dehanın yansıması” olarak yorumlanırken, Emekli İstihbarat Subayı Andrey Bezrukov ve Siyaset Bilimci Yevgeny Tibov gibi isimler tarafından, “son derece profesyonel bir strateji okuması” olarak değerlendirilmiştir. Yayınlandığı 26 Eylül 2019 tarihinden itibaren 40 gün içinde gündeme gazete haberleri ile taşınan ve 2022 yılında Rusya - Ukrayna savaşı ile televizyonların ana haber programlarına konu olan 3. Dünya Savaşı kitabı, bugün hala Rusya Dışişleri Bakanlığına yakın çevreler ve siyaset bilimcilerin makalelerinde güncelliğini koruyan bir başvuru kaynağı olarak gösterilmeye devam etmektedir.

Osman Pamukoğlu

59,132 görüntüleme • 6 ay önce

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, gazeteci Yılmaz Özdil'in 'çerçeve yasa' açıklamasını paylaşarak şu ifadeleri kullandı: BÖLÜNME SÜRECİNİ DURDURACAK TEK İRADE TÜRK MİLLETİNİN İRADESİDİR. EĞER TÜRK MİLLETİ UYANIRSA… DEDE KORKUT “OĞUZ’UN UYKUSU DERİNDİR. BIÇAK KEMİĞE DAYANMADAN UYANMAZ” DİYOR! Türk Milleti İstiklal Harbi neticesinde Atatürk tarafından kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin ağır çekim yıkıldığının farkında değil. Farkında olmamasının nedeni yıkımın gizli olması değil. Yıkım çok açık. Ancak Türk Milleti bunun ağır çekim bir yıkım olduğunun ve durumun ne kadar vahim olduğunun henüz maalese farkında değil. PKK’ya af ve yeni Anayasa ile birlikte milli-üniter-laik Türkiye Cumhuriyeti yıkılıyor. PKK ve DEM temsilcileri 100 yıllık sorunun çözüldüğünü söylerken kastettikleri milli-üniter devletin yani Türk Milleti ve Türk devletinin çözülmesi. Yerine ise adı Türkiye Cumhuriyeti olsa bile çok uluslu (eşit yurttaşlık) ve özerk bölgeli (Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı) ve iki resmi dilli (kamu hizmetlerinin Kürtçe olması ve Kürtçe eğitim) bir devleti kurulması hedefleniyor. Nasıl DEM devletin yıkıldığını ve yenisinin kurulduğunu gizlemiyor ise AK Parti de gizlemiyor. 2017’de AK Partili Ayhan Oğan şöyle demişti: “Biz yeni bir devlet kuruyoruz… Bu yeni devletin kurucu lideri Tayyip Erdoğan’dır.” AK Parti’nin 14 Ağustos 2026’da yayınlanan 25. Yıl Vizyon Belgesi’nde de dikkat çekici bir ifade var: “Önümüzdeki çeyrek asır, inşa ettiğimiz kapasitenin kurucu bir etkiye dönüşeceği dönem olacak.” “Kurucu etki” evet devletin yeniden kurulması. Her şey çok açık. PKK Affı ve yeni Anayasa süreci başlarken Devlet Bahçeli ne demişti: “Önümüzdeki dönemde çok şey değişecek, her şey değişecek. İnşallah Türkiye değişmez.” ( İnşallah Türkiye parçalanmaz demek istiyor) Bölünme sürecini durduracak tek irade Türk Milletinin iradesidir. Eğer Türk Milleti uyanırsa… Dede Korkut “Oğuz’un uykusu derindir. Bıçak kemiğe dayanmadan uyanmaz” diyor. Mustafa Kemal Atatürk ise Anadolu’ya geçmeden önce İstanbul’da yaptığı hazırlıklar sırasında istiklal mücadelesine inançsızlıkla bakan arkadaşlarına Türk Milletinin direnç gücüne olan büyük inancı ile cevap veriyordu. Üzerimize düşen görev Türk Milletini bu ağır çekim yıkıma karşı uyandırmak ve Türkiye Cumhuriyeti devletinin yıkılmasına engel olmaktır.

Ambargo TV

29,119 görüntüleme • 17 gün önce

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, 2025’in son gününde Polatlı’daki Topçu ve Füze Okulu Komutanlığımızda inceleme ve denetlemelerde bulunarak Mehmetçiklerimizle bir araya geldi. Beraberindeki Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu ve Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Metin Tokel ile Polatlı’ya giden Bakan Yaşar Güler, kahraman Mehmetçiklerimizin yeni yılını kutlayarak onlara hitaben şunları söyledi: TSK, ÜLKEMİZİN GÜVENLİĞİNİN EN SAĞLAM TEMİNATIDIR Yılbaşı vesilesiyle Sayın Genelkurmay Başkanımız ve değerli Kuvvet Komutanlarımızla birlikte Topçu ve Füze Okulu Komutanlığımızda muharebe meydanlarının coşkun sesi siz kahraman topçularımızla bir arada bulunmaktan büyük bir mutluluk duyduğumuzu özellikle ifade etmek istiyorum. Ülkemizin savunma ve güvenliği için çok kapsamlı ve yoğun faaliyetler ile geçirdiğimiz 2025 yılını geride bırakıyor, aynı kararlılık ve motivasyonla 2026 yılına girmenin heyecanını yaşıyoruz. Bu vesileyle, yeni yılınızı en içten dileklerimizle kutluyoruz. Başta yakın coğrafyamız olmak üzere uluslararası güvenlik mimarisinde pek çok kritik gelişmenin yaşandığı 2025 yılında, kahraman ordumuz, asil milletimizin ve ülkemizin güvenliğini sağlamak için büyük bir özveriyle görev yapmış, üstlendiği her vazifeyi azim, kararlılık ve başarıyla yerine getirmiştir. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; köklü tarihi, sarsılmaz disiplini ve yüksek muharebe kabiliyetiyle ülkemizin güvenliğinin en sağlam teminatıdır. Bu güçlü yapının temelinde ise nitelikli insan kaynağı, etkin eğitim anlayışı ve çağın gereklerine uygun doktrinler yer almaktadır. TOPÇU VE FÜZE SİSTEMLERİ, ORDUMUZUN GÜCÜNE GÜÇ KATMAKTADIR İşte Topçu ve Füze Okulu Komutanlığımız da bu yapının en stratejik eğitim merkezlerinden biri olarak Kara Kuvvetlerimizin ateş gücünü şekillendiren, geleceğin komutan ve uzman personelini yetiştiren müstesna bir görevi yerine getirmektedir. Modern harp ortamı, uzun menzil, yüksek hassasiyet ve süratli karar alma yeteneğini zorunlu kılmaktadır. Böyle bir ortamda topçu ve füze unsurlarımız, muharebe destek unsuru olmanın yanı sıra caydırıcılığın, operasyonel etkinliğin ve sahadaki başarının belirleyici unsurlarından biridir. Sizler burada aldığınız nitelikli eğitimle bu sorumluluğun bilincinde olarak yetişiyor, kahraman Türk ordusunun vurucu gücünü, bilgi, disiplin ve teknolojiyle buluşturuyorsunuz. Topçu ve füze sistemlerimizde elde ettiğimiz yerlilik ve teknolojik derinlik, ordumuzun gücüne güç katmaktadır. Millî Savunma Bakanlığı olarak önceliğimiz, personelimizin en iyi şartlarda yetişmesini sağlamak, eğitim altyapımızı sürekli geliştirmek ve yerli-millî savunma sanayimizin imkânlarını eğitim süreçlerine azami ölçüde entegre etmektir. İÇ CEPHEMİZİ TAHKİM ETMEK MAKSADIYLA YENİ BİR DÖNEMİN KAPISI ARALANDI Güçlü ve caydırıcı bir orduya sahip olmanın ne kadar ehemmiyetli olduğu, yaşanan hassas gelişmelerin ortaya çıkardığı tehdit ve tehlikeler karşısında daha da iyi anlaşılmaktadır. Güvenlik meselesinin bu denli ehemmiyet arz ettiği bir ortamda aldığımız askerî tedbirlerin yanı sıra birlik ve beraberliğimizi güçlendirmek ve iç cephemizi tahkim etmek maksadıyla yeni bir dönemin kapısı da aralanmıştır. Bu kapsamda dikkat çekmek isterim ki 2025 yılı Türk Silahlı Kuvvetlerimizin, terörle kararlı mücadelesinin somut neticelerinin alındığı kritik bir dönüm noktası olmuştur. Yurt içinde ve sınır ötesinde icra ettiğimiz etkili operasyonlarla terör örgütlerinin hareket kabiliyetini büyük ölçüde sınırlandırırken barınma, lojistik ve insan kaynağına dayalı imkânlarını da ciddi şekilde zayıflattık. Elde ettiğimiz bu başarılar “Terörsüz Türkiye” hedefinin başlatılmasına imkân tanıyan zemini oluşturmuştur. Geldiğimiz bu aşama ağır bedeller ödenerek kazanılmış bir mücadelenin sonucudur. Şüphesiz ki bu başarının asli mimarları başta aziz şehitlerimiz ve kahraman gazilerimiz olmak üzere Türk ordusunun kıymetli tüm mensuplarıdır. Aynı şekilde kahraman istihbarat teşkilatımız ile kahraman jandarmamız ve emniyet mensuplarımızın ve kahraman korucularımızın mücadelesi ile asil milletimizin desteği ve dayanışması da bu aşamaya gelinmesinde büyük katkı sağlamıştır. HİÇBİR TERÖR ÖRGÜTÜNÜN OLDUBİTTİSİNE MÜSAADE ETMEYECEĞİZ Bu süreçte sınırlarımız boyunca terör koridoru oluşturulmasına müsaade edilmemiş, sahada sağladığımız askerî üstünlük, diplomatik iş birlikleriyle desteklenmiştir. Komşumuz Suriye’de yeni yönetimle kurduğumuz güçlü ilişkiler, aynı şekilde Irak ile tesis ettiğimiz iş birliği mekanizmaları, ortak güvenlik anlayışının güçlenmesine büyük katkı sağlamıştır. Artık SDG’nin bir an önce 10 Mart Mutabakatı’na uygun şekilde yükümlülüklerini eksiksiz olarak yerine getirmesi sürecin başarısı açısından vazgeçilmez bir gerekliliktir. Bu konuda devletimizin duruşu nettir ve hiçbir tereddüde yer yoktur. Bir kez daha hatırlatmak isterim ki başta PKK/YPG/SDG olmak üzere hiçbir terör örgütünün bölgedeki faaliyetlerini devam ettirmesine ve herhangi bir oldubitti oluşturmasına müsaade etmeyeceğiz. Hâlihazırda süreci, ilgili kurumlarımızla koordineli olarak ve Suriye yönetimiyle de yakın bir diyalog hâlinde temkinli ve akılcı bir yaklaşımla yönetiyor, çalışmalarımızı köklü devlet geleneğimizden aldığımız sorumlulukla ve hassasiyetle sürdürüyoruz. Nihai hedefimiz 86 milyon vatandaşımızın ortak temennisi olan terörün sona ermesi, terör örgütlerinin tamamen tasfiye edilmesi ve ülkemize yönelik her türlü tehdidin ortadan kaldırılmasıdır. KIBRIS’TA, EGE VE DOĞU AKDENİZ’DE HAKLARIMIZI KORUMA KARARLILIĞIMIZ TAMDIR Terörle mücadele ve hudut güvenliğindeki başarılarımızın yanı sıra Karadeniz’den Ege’ye ve Doğu Akdeniz’e uzanan geniş bir sahada da faaliyetlerimizi başarıyla sürdürmekte, Mavi ve Gök Vatanımızdaki hak ve menfaatlerimizi azim ve kararlılıkla korumaktayız. Bu çerçevede ifade etmek isterim ki komşumuz Yunanistan’la her zaman iyi ilişkilere sahip olmayı ve “kazan-kazan” anlayışıyla sorunlarımıza çözüm bulmayı arzu ediyoruz. Bu yapıcı tavrımızı her fırsatta dile getirmekle birlikte Kıbrıs’ta, Ege ve Doğu Akdeniz’de oldubitti oluşturma çabalarına ve hukuksuz adımlara karşı haklarımızı koruma kararlılığımız ve muktedirliğimiz tamdır. “Türkiye’ye rağmen” atılacak hiçbir adıma ve oldubittiye asla müsaade edilmeyecektir. “DEVLET EBET MÜDDET” ANLAYIŞIMIZ BİZLERE KUTLU BİR SORUMLULUK YÜKLEMEKTEDİR Uluslararası hukuka her zaman saygı gösteren Türkiye, bölgesel ve küresel barışa yönelik üstlendiği bu inisiyatiflerle müzakere masalarının ve güvenlik mimarisinin aranan bir üyesi olmuştur. Ülkemizin böylesine etkin olduğu bir dönemde Türk Silahlı Kuvvetlerimiz de uluslararası görev ve misyonlar çerçevesinde barış ve istikrara müstesna katkılar sunmaktadır. Bu kapsamda; - Kıbrıslı kardeşlerimizin haklı davalarına destek olmaktan can Azerbaycan’la sürdürülen güçlü iş birliğine, - Kosova’daki KFOR Komutanlığı görevimizden Katar’daki müşterek faaliyetlere, - Libya’daki askerî danışmanlık ve eğitim faaliyetlerimizden Somali’deki yoğun çabalarımıza kadar pek çok coğrafyada güven veren, dengeleyici ve istikrar sağlayıcı bir güç olarak çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Tüm bu faaliyetlerimiz ülkemizin gücüne güç katmakta dost ve müttefik ülkelere güven telkin etmekte, mazlum coğrafyalarda denge unsuru olmaktadır. Şu bir gerçek ki “Devlet Ebet Müddet anlayışımız bizlere kutlu bir sorumluluk yüklemektedir. Bu sorumluluğun bilinciyle siz seçkin personelimizin yeni yılda da ülkemizin güvenliğine ve daha güçlü geleceğine katkılar sağlamak için azim, disiplin ve fedakârlıkla görev yapmaya devam edeceğine yürekten inanıyorum. Sözlerime son verirken Mete Han’dan Sultan Alparslan’a, Fatih Sultan Mehmet’ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve bugüne kadarki tüm devlet büyüklerimizi ve komutanlarımızı saygıyla anıyorum. - Aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyor, - Gazilerimize, şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımı sunuyorum. Bu duygu ve düşüncelerle sizlerin şahsında şu anda görevi başında olan tüm silah ve mesai arkadaşlarıma vazifelerinde üstün başarılar diliyor, her birinin gözlerinden öpüyorum. Değerli Arkadaşlarım, Yeni yılınızı bir kez daha en içten dileklerimle kutluyor, ailelerinizle birlikte hepinize sağlık ve esenlik temenni ediyorum. Kalın sağlıcakla… #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

53,779 görüntüleme • 8 ay önce

Dün İttifak Olan, Bugün Tuzaktır İbrahim Halil Baran 13 Temmuz 2025 Deniyor ki, 2014 yılında Selahattin Demirtaş, “Ver başkanlığı, al özerkliği diyenler kusura bakmasın; biz demokrasi için mücadele ediyoruz” dediğinde ona kızıyor ve neden Tayyip Erdoğan ile AKP arasında bir Kürt ittifakı kurulmadığına öfkeleniyordunuz. Şimdi ise Öcalan, tam da o günlerde savunduğunuz biçimde Erdoğan’la bir ittifak kurmaya çalışıyor ve bu kez yine karşı çıkıyorsunuz. Elbette haklı bir serzeniş gibi görünebilir ama durum aslında böyle değil. Peki ama neden? Çünkü o günün koşulları farklıydı. Erdoğan, o dönem Ergenekon, Ötükenciler ve Fethullahçılara karşı ciddi şekilde zayıflamıştı. Onu ayakta tutabilecek yegâne güç, Kürtlerle kurulacak bir ittifaktı. Karşılığında ise Kürt özerkliğini tanımaya ve Kürtlerle ortak hükümet kurmaya hazırdı. Devlet içindeki klikler arası güç dengesi, Erdoğan ile Kürtler arasında bir ittifakı zaruri hale getirmişti. Ancak o dönemde Kürt siyasetini yönlendiren aktörler bu tarihi fırsatı yeterince kavrayamadı. Bu fırsatı değerlendirmek yerine heba ettiler. Halbuki çözüm sürecinde zaten güçlü bir konumda olan Kürtlerin eli, bu ittifakla daha da güçlenecek, hükümet ortağı haline geleceklerdi. Ama bunu yapmadılar ve ardından çözüm süreci de akamete uğradı. Durumu doğru okuyan Ötüken çizgisi ise Devlet Bahçeli’yi Erdoğan’la buluşturdu. Ergenekoncular da, Fethullahçıların ve Kürtlerin tasfiyesi karşılığında bu yeni güç dengesiyle anlaştı. Selahattin Demirtaş bu yanlışın günah keçisi ilan edildi ve hâlâ Edirne Cezaevinde bu tarihsel hatasının bedelini ödüyor. Öte yandan siyasi manevra kabiliyeti yüksek ve Türkiye içindeki dengeleri okumakta son derece başarılı olan Öcalan, bu gelişmeleri erkenden fark ederek Erdoğan’a destek verdi. Sonuçta Erdoğan, Fethullahçıları tamamen tasfiye etti. Eski Ergenekoncuların bir kısmını, örneğin Doğu Perinçek, Hulki Cevizoğlu, Levent Ergün, Hasan Atilla Uğur, Nedim Şener ve Mehmet Ali Çelebi gibi küçüklü büyüklü isimleri yanına aldı. Daha önce meydanlarda kendisine “ip atan” ve 17-25 olayları çerçevesinde Erdoğan'ı hırsız olarak suçlayan Bahçeli ile de bir araya gelerek, halen de iktidarda bulunan Cumhur İttifakı’nı ilan etti. Sonrası sizin de mâlumunuz; Kürtlerin şehirleri yerle bir edildi, ben de dahil olmak üzere Kürt siyasiler tutuklandı, işkence edildi ve Kürtlerin seçtiği tüm belediyeler ellerinden alındı. Bugün ise tablo çok farklı. Ne Kürtler eski güçlerinde, ne de Erdoğan, Kürtlere özerklik teklif edecek kadar zayıf. Her ne kadar Türkiye, ekonomik olarak zor bir zamandan geçse de bu süreçte Erdoğan, siyasi olarak çok güçlü; Ergenekon ve Ötüken çevresiyle ittifak halinde, muhaliflerini sindirmiş durumda ve ülkenin kurucu partisi CHP’yi bile zayıflatmayı başardığı görülüyor. Yargıyı bir silaha dönüştürmüş olan Erdoğan, CHP'nin kendisinin karşısına dikebileceği en güçlü cumhurbaşkanı adayını bile hapse tıktı ve bununla yetinmeyerek CHP'nin belediyelerine bile el koyuyor. Öcalan ise bu yeni süreçte, İsrail’in bölgesel yükselişini bir fırsat olarak görüyor ve oyunu kendisinin de dahil olabileceği bir noktaya çekmeye çalışıyor. Oysa 2014’te Diyarbakır’da Mahsun Korkmaz’ın heykelini dikebilen PKK, bugün Türk milliyetçiliği açısından sembolik bir öneme sahip olan Cesene Mağaraları önünde silahlarını yakıyor ve fiilen yenilgiyi kabul ediyor. Kürtlere ise bugün, anadilde eğitim dahil olmak üzere hiçbir hak vaat edilmiyor. Ortada kalan tek tasarım, Kürtlerin Türklük içinde eritilmesi projesidir ve buna itiraz eden kimse yok. Sonuç olarak şartlar değişmiştir. O günle bugün aynı değildir. Dün Kürtler adına bir kazanım sağlayabilecek bir ittifak, bugün onları daha derin bir kuşatma altına sokma riski taşımaktadır. Bugün Kürtlerin yapması gereken, yalnızca Türkiye ile diğer bölgesel ve küresel güçler arasındaki çelişkilerden yararlanmak değil; aynı zamanda Türkiye iç politikasında da Erdoğan’a teslim olmak yerine, onun çevresinde toplanan güç merkezini dağıtmaya yönelik bir siyasi strateji geliştirmektir. Türkiye’de ne zaman bir klik, diğer tüm klikleri tasfiye ederek tek hâkim güç haline gelirse, bu durumun ilk hedefi her zaman Kürtler olur. Bu da genellikle ağır bir yenilgiyle sonuçlanır. Bu nedenle Kürtler açısından Türkiye iç siyasetinde belirleyici olan şey, klikler arasındaki güç çelişkilerini ustalıkla kullanmak ve her birini kendilerine muhtaç hale getirecek dengeli bir pozisyon oluşturmaktır.

ibrahim halil baran

32,599 görüntüleme • 1 yıl önce

Bir sonraki Boğa sezonunda finansal özgürlüğünüzü yakalamak istiyorsanız 3 dakikanızı ayırıp bu Flood'u okumalısınız! Yeni oluşacak trend şimdiden belli ve bu hiç şüphesiz itici güç rolü oynayacak Yapay Zeka kategorisi olacak. #YapayZeka adı altında çıkan her proje başarılı olacak mı? Hiç zannetmiyorum. Bu yazımızda, itibari paralar ile işlem yapılan finansal piyasalarda yapay zekanın konumlandığı noktalara değineceğiz ve gelecek hakkında bazı tahminler yaparak, düşündüğümüz gibi bir senaryo gerçekleşmesi halinde bu akıma en erken dahil olanlardan olmalıyız. Öncelikle gelin bu oluşabilecek akım hakkında bir takım bilgiler vererek olabilitesi hakkında biraz beyin fırtınası yapalım. Kriptopara piyasalarına giriş yapan insanların %99.99 kadarı yatırım yapar ve/veya Al-Sat işlemleri gerçekleştirerek kazanç yapmayı umar. Geriye kalan %0.01'lik kesim ise bu teknolojiyi anlamayı, öğrenmeyi ve üretim yaparak yatırımcılardan para toplamayı amaçlar. Bu noktada ortaya kaliteli bir ürün çıkaran kişi yüksek oranda kazançlar yaparken, yatırımcıların varlıkları ise dalgalı hareket eder ve yatırımcıların insan olmasından kaynaklı psikolojik olarak duygusal kararlar almalarına, hatalar yapmasına mahal veren sonuçlar ortaya çıkar. Peki insanlar yerine bu işlemleri yapan, duygulara yer vermeyen, sadece veriler üzerinden matematiksel tüm hesaplamaları yapan ve sadece kazanca odaklanan yapay zeka destekli Trade Botları olsaydı nasıl olurdu? Trade Botları, son birkaç yıldır mevcut. Özellikle borsaların neredeyse tamamı bu botlardan faydalanırlar. Sosyal Medya üzerinden siz onları Market Maker Botları (MMB) olarak tanıyor olabilirsiniz. Geçtiğimiz 3-4 yıl boyunca borsalar bu botları o kadar çok geliştirdi ki, demo versiyonlarını veya teknolojinin bir kısmını insanların kullanımına açarak veri toplamaya devam ettiler. Bu özellikler işin basit kısmı olan belli koşullara göre yatırımcının öngörülerine dayanarak peşi sıra birkaç işlemi, hangi koşullarda ne olursa Al ve ya ne olursa Sat olarak talimat verilmesine yönelik "Grid Trade" denen sistemle sunuldu. Bilmeyenleriniz için kısaca şunu söyleyeyim. Borsalar geçtiğimiz yıllar boyunca veri analizleri yaparak kripto yatırımcı ve trade edenlerin psikolojik ruh hallerini, kar zarar beklentilerini, duygusal davranışlarını ve daha aklınıza gelmeyecek bir çok bilgiyi depoladılar ve test ettiler. Yani kısaca, Borsalar artık sizi, sizden daha iyi tanıyor. Bu veriler ışığında artık yeni bir devir başlayacak ve kendilerine yeni kazanç kapısı aralayacak ürünleri piyasaya sürmeye yakın zamanda başlayacaklar. Kripto Haber sitelerinin bir çoğunda sık sık bu tarz paylaşımları görür olacağız. Bu kategoriyi ise muhtemelen #AiFi olarak insanlara pazarlayacaklar. Tıpkı bir önceki ayı sezonunda #DeFi'lerin pazarlanması gibi. Açıkçası kategori isminin ne olacağının çokta bir önemi yok. Buna ister #DeAiFi de diyebilirler, başka bir isimle de pazarlayabilirler. Önemli olan bu kategorinin neler üreteceği ve insanlara neden cazip gelmeli gibi konulara yoğunlaşacaklarını düşünüyorum. Hadi gelin bu kategori hakkında biraz daha detaya inerek neler olabileceği hakkında kafa patlatalım. Şahsi düşüncem bu algoritmaları geliştiren şirketler, geliştirmiş oldukları ürünün %100'ünü halka açmazlar. Böyle bir durumda ellerinde oynayacak kozları kalmaz. Bu sebeple bu teknolojinin %80-90 kadarını geliştiricilerin kullanımına açarak onlardan proje üretmelerini isterler. Bu zamana kadar Borsalar zaten bazı API'leri belli limitlerde insanlar ile paylaşıyordu. Şimdiye kadar paylaşılan veriler %10-20'leri geçmezdi. Borsalar bu verilerin büyük çoğunluğunu paylaştıktan sonra muhtemelen ismine TradeBot denilecek birçok proje türediğini göreceğiz ve o projelerin birde kendi token ekonomisini yarattığını ve bunu projelerine entegre ederek bir ayağı yine DeFi olacak şekilde tasarlayacaklardır. Machine Learning yani Makine öğrenimi ile Yapay Zeka teknolojisi inanılmaz bir noktaya ulaştı. Şuana kadar üretilen kısımda hala öngörülebilir sonuçlar alınabiliyor. İnsanları ne kadar analiz etseler de, insanlar öngörülemez bazı eylemlere girişebiliyor. Bu sebeple reklamlarını çok göreceğimiz bu alanda birçok proje websitelerinde bazı istatistikleri ballandıra ballandıra gösterecekler. Kâr oranları, Kullanıcı sayıları, Aktif Trade işlemleri vs. Kullanıcılarına verecekleri kazanç payları, hold ettikleri token yüzdesine, havuza kattıkları likidite kaynaklarına göre ve işlemlerden yapılan karlar oranında bir dağıtım mekanizması olacaktır. Erken giriş yapacaklar için çok cazip fırsatlar sunuyor değil mi? Bu arada sevgili dostlarım, Yukarıda saymış olduğum tüm bu gelişmeler yapıldı, hazırlandı. Siz bir değer üretecek olsaydınız, bunu durgun piyasa döneminde mi ortaya çıkarırdınız? yoksa herkesin ne alayım, nereye yatırım yapayım diye düşündüğü bir dönemde mi Cevabı basit tabiki. İşin zor yanı, samanlıkta iğne bulmak kadar vakit alacak bir iş olması. Ortaya çıkacak birçok projeye karşı duygusal bakış açısından uzak, sitelerinde yazmış oldukları 3-5 güzel söze kanıp hemen beğenip yatırımcıları olmalarını düşündürecek durumlardan uzak durmak gerekir. Çok sıkı bir araştırma isteyen ve ürün üretenlerin, ürettikleri ürünlerin kaliteli ve çalışır olup olmadıklarının kontrol edilmesi ve sistemde kısa sürede ortaya çıkabilecek yazılımsal bir açıklığın gün yüzüne çıkıp çıkmayacağı gibi detaylı araştırma yapılması gerekecek. Az önce kısa sürede dedim, çünkü 2 yıl geçmeden birçok açık ortaya çıkacak. Uzun lafın kısası bu metni bir kitaba dönüştürmek istemiyorum. Aktaracak çok fazla bilgi var ve buradaki insanların %95'den fazlasının bilgiyi değil parayı istediğini biliyorum. O yüzden birazda paradan konuşalım. Yukarıda bahsetmiş olduğum projelerden güzel 3-5 tespit yapılabilirse bu projelere portföyünüzün en fazla %25 kadarını 5 parçaya ayırarak her birine %5 olacak şekilde yatırabilir ve ortalama 500 kata kadar yükselişi yakalamak mümkün olabilir. Geçen Boğa sezonunda #AAVE'nin isim değişikliğine ve 1000:1 swap yapmadan önceki piyasa değerinin üzerine, değişiklik yaptıktan sonra neredeyse 900 kat artış yaptığını eminim bilmeyen birçok kişi vardır. Bunu sadece bir örnek olarak söyledim. Bu tarzda birçok örnek mevcut. Yani bu hayal satmak değil, bugüne kadar olmuş gerçeklerdir. Ayrıca her döngüde piyasaya yeni birçok insan ve dolayısıyla para geldiğini görürüz. Bu da her defasında daha çok alıcı ve ortaya çıkan daha çok proje olacağı anlamına gelir. Ancak her zamanda bu piyasada 1000 kat ve üzeri artış yapabilecek onlarca projede olacaktır. Bu projeler ile ilgili tabiki araştırmalar yapmaya başladım. Şuanda elle tutulur 1-2 proje haricinde birşey göremedim. Fırsat buldukça araştırmalarıma da devam edeceğim. Bunları da en uygun zamanda sizlerle paylaşacağım. Crypto Monster Takipte kalın ve bildirimleriniz hep açık kalsın. Sizlere aktaracağım daha çok fazla bilgi mevcut. Hepsinden haberdar olup, Boğa sezonuna tam donanımlı olarak girmelisiniz. Elimden gelenin en iyisini yapacağım ve başta Crypto Monster takipçileri olmak üzere Türk Yatırımcıların büyük bir çoğunluğuna maddi ve manevi birçok kazanımlar sağlaması için gereken tüm işleri ortaya koyacağım. Flood'u buraya kadar okuduysanız verilen emekler için ve daha fazla vatandaşımıza ulaşıp onlarında doğru bilgiye ulaşması adına "Beğen" ve "RT" yapmanızı rica edeceğim. ❤️🫶

Crypto Monster

87,717 görüntüleme • 3 yıl önce

🏡 İlk Evim – İlk Arsa: Vaat Var, İcraat Yok! Hükümet her yıl “yüzyılın konut projesi” diyerek yeni projeler açıklıyor, 300 bin – 500 bin konut sözü veriyor ama İlk Evim – İlk Arsa Projesi’nde ortada hâlâ bir sonuç yok. Binlerce vatandaş mağdur durumda. “Arsanız hazır” denilerek para yatırıldı, taksitler ödendi ancak TOKİ’ye giden yurttaşlara birçok yerde: ➡ “Sizin ilçenizde arsa yok.” ➡ “Arsa tahsis edilmiş ama parsellenmemiş.” ➡ “Parsel var ama altyapı yok.” cevabı veriliyor. Önce verilen sözleri yerine getirin ki vatandaş yeni açıklanan projelere güven duyabilsin. 🟥 Deprem Vergileri: Harcamadan Çok Daha Fazla Gelir Toplandı Hükümet her fırsatta “deprem için büyük harcama yaptık” diyor fakat 6 Şubat depremi gerekçe gösterilerek artırılan vergilerle elde edilen gelirlerden hiç bahsetmiyor. 📌 2023–2028 dönemi deprem harcaması: 105 milyar dolar 📌 Aynı dönemde toplanacak ilave vergi: 159 milyar dolar ➡ 54 milyar dolar daha fazla gelir toplanmış olacak. Asıl fedakârlığı yapan, asıl alkışı hak eden milletimizdir. 🟥 Kentsel Dönüşüm Başkanlığına Borçlanma Yetkisi: Kamu Maliyesi İçin Kara Delik Kentsel Dönüşüm Başkanlığına borçlanma yetkisi isteniyor. Bu, kamu maliyesi açısından büyük bir risk ve kara delik oluşturur. Devlette borçlanma yetkisi Hazine’dedir. Sistemin omurgasını bozacak bu tür düzenlemeler kamu mali disiplinini zayıflatır. 🏠 Konut Sahipliği Çöküyor Türkiye’de konut sahipliği 2002’de %73 iken bugün %55,8’e düşmüş durumda. Dünya ortalaması ise %65,7. Fakat bir tuhaflık var: ➡ Konut sahipliği düşerken ➡ Hane başına düşen konut sayısı artıyor (1,07 → 1,57) Yani gençler ve yeni ev kuran aileler ilk evlerine ulaşamazken, birden fazla evi olanlar 2., 3., 5. evlerini alabiliyor. Bu sosyal adalet açısından büyük bir çarpıklıktır. 📉 Damla Kent Hissesi Mağduriyeti Halk altınını, dövizini bozdurup bu projeye güvendi ancak sonuç ağır: 🔻 TL bazında kayıp: %22,5 🔻 Altın bazında kayıp: %40 🔻 Dolar bazında kayıp: %26 Gerekli altyapı hazırlanmadan, aceleci ve popülist şekilde açıklanan projeler insanları mağdur ediyor. ⚠ Samsun’da Kimyasal Depolama Skandalı Cengiz Holding’in tehlikeli kimyasal madde depolayacağı alana “ÇED Olumlu” raporu verilmiş durumda. Bu proje: ❌ Denize dolgu gerektiriyor ❌ Halk sağlığı için büyük risk taşıyor ❌ Çarşamba Ovası’nı dahi etkileyebilecek tehlikede Bilim insanları karşı, meslek odaları ayakta. Bu kararın savunulacak hiçbir yanı yok. 🌊 Deniz Tabanına Atık Bırakma İzini 23 Ekim 2025’te çıkan yönetmelikle tehlikesiz inorganik atıkların 250 metreden derin bölgelere boru hattıyla deniz tabanına boşaltılması serbest bırakıldı. Bu karar: ❌ Deniz ekosistemine ağır zarar verir ❌ Uzun vadede geri dönüşü olmayan sonuçlar doğurur Bilim dünyası bu uygulamaya tamamen karşı. 🌫 Hava Kirliliği ve Kuraklık Programda Yok Bakanlığın çevre programında: ❌ Hava kirliliğine dair tek hedef yok ❌ Kuraklığa dair tek gösterge yok ❌ Yeşil alan politikası yok 2024’te Türkiye’nin tek bir ili bile DSÖ seviyesinde değilken bu konuların yok sayılması kabul edilemez. 🌳 Yeşil Alan Sorunu 344 şehirlik uluslararası yeşil alan sıralamasında sadece İstanbul listede ve o da 313’üncü sırada. Türkiye’nin yeşil alan politikası dünya standartlarının çok gerisinde. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı 2026 Bütçesi Değerlendirmemiz: 👇

Dr. Erhan Usta

29,115 görüntüleme • 9 ay önce

“13 Mart 1973’te Surinam’ın Paramaribo kentinde doğdum. O zamanlar ülke hâlâ Hollanda’nın sömürgesiydi. Bir liman işçisi ile temizlik görevlisi bir kadının oğluydum. Ekonomik sebeplerle küçük yaşta Hollanda’ya taşındık. Amsterdam’ın kötü şöhretli ve pek tekin sayılmayan mahallelerinden biri olan Nieuwendam’da büyüdüm. Karanlık sokaklar ve mahalle kabadayıları arasında futbolculuktaki ilk adımlarımı attım. Her gün top oynardım. Asfalt üzerinde üçe üç maçlar yapıyorduk. Uzun mücadelelerden sonra oradaki serserilerin bile saygısını kazandım ve bana ‘Sokağın Belediye Başkanı’ lakabını taktılar. O mahallede çocuklar arasında eğlence diye bir şey yoktu, yalnızca ‘sonuna kadar’ mücadele vardı. Çoğu zaman maçlardan sonra bıçaklar çekilir ve ‘başka bir maç’ başlardı. Ben de sık sık hedef alınıyordum çünkü farklı kökenlere sahiptim ve ten rengim farklıydı. İşte orada savaşçı karakterimi geliştirdim çünkü başka seçeneğim yoktu. O mahallede yalnızca aslan gibiysen hayatta kalırsın. Belki de bu yüzden pek de yumuşak başlı ve uyumlu bir karaktere sahip değilim. 14 yaşındayken Ajax’ın gözlemcileri beni fark etti. İlk günlerden itibaren karakterime sadık kaldım ve çok sayıda top kazanmamı sağlayan agresifliğimi ortaya koydum. Beni A takıma çıkaran Louis Van Gaal oldu. Sahadaki oyunumu gördükten sonra bana ‘Pitbull’ lakabını da o taktı. Kalbimde en büyük yeri bırakan takım Juventus’tur. Juventus formasını giyen ilk Hollandalı olmak benim için büyük bir onurdu. Juventus’ta oynarken karakterimi (her zaman olmasa da) biraz geri planda tutmaya çalıştım çünkü her şeyi mahvetmek istemiyordum. O yıllarda Juventus dünyanın en winner kulüplerinden biriydi ve her futbolcunun hayalini temsil eden gerçek bir futbol cennetiydi. Böyle bir fırsatı çöpe atamazdım. Juventus’ta kazanmayı öğrendim. Bunun nasıl olduğunu tam olarak bilmiyorum. Soyunma odasının havasında hissedilen bir şey bu. Oyuncudan oyuncuya aktarılan kavramlar var. Milyonlarca taraftarın sana aktardığı bir duygu. Dünyada sana aynı hissi veren başka bir kulüp yok. Ama itiraf etmeliyim ki her zaman kusursuz bir tavır sergilediğim söylenemez. Bir pazar günü Delle Alpi’de iç sahada oynuyorduk. Sahaya çıktığımda rakibimizin kim olduğunu bile bilmiyordum çünkü teknik toplantılarda anlatılanların hiçbirini dinlememiştim. Sahaya çıktığımızda Montero’ya rakibimizin kim olduğunu sordum. Bunu da pek alçak olmayan bir ses tonuyla söyledim. Rakipler ve etraftakiler ne düşündü kim bilir. Paolo bana Piacenza ile oynadığımızı söyledi. O maçta bir gol attım ve sahanın en iyisi oldum. Sokakta göçmenlerle futbol oynadığım hikâyesi bir efsane değildir. Hatta birkaç kez Zidane’ı da benimle oynamaya zorladım. Buna bayılırdım. Çok sık yapardım. Arabaya biner, bir otoparkta insanların top oynadığını görürsem arabayı kenara çekip onlara katılırdım. Çünkü ben de onlardan biriydim. Azınlık olmanın ne demek olduğunu biliyorum. Başka bir ülkeye göç edip uyum sağlamanın ne demek olduğunu biliyorum. Onlar için oynuyordum çünkü onları temsil ettiğimi hissediyordum. O otopark maçları benim için başka her şeyden daha önemliydi. Size bir perde arkası da anlatayım. Profesyonel kariyerimdeki son takımım İngiltere’nin alt liglerinden Barnet FC oldu. Orada kaleci olmadığım hâlde 1 numaralı formayı giydim. Çünkü hayatım boyunca hep her şeyde birinci olmak için çalıştım: topa önce ulaşmakta, rakiplerin ayak bileklerinde ya da benim düşünmeyi sevdiğim gibi bu sporu seven insanların kalbinde ve özellikle de ‘göçmen kardeşlerimin’ kalbinde...” — Edgar Davids

calciolog

107,069 görüntüleme • 5 ay önce

Temmuz ayında meseleyi böyle ele almıştım. Dün İttifak Olan, Bugün Tuzaktır İbrahim Halil Baran 13 Temmuz 2025 Deniyor ki, 2014 yılında Selahattin Demirtaş, “Ver başkanlığı, al özerkliği diyenler kusura bakmasın; biz demokrasi için mücadele ediyoruz” dediğinde ona kızıyor ve neden Tayyip Erdoğan ile AKP arasında bir Kürt ittifakı kurulmadığına öfkeleniyordunuz. Şimdi ise Öcalan, tam da o günlerde savunduğunuz biçimde Erdoğan’la bir ittifak kurmaya çalışıyor ve bu kez yine karşı çıkıyorsunuz. Elbette haklı bir serzeniş gibi görünebilir ama durum aslında böyle değil. Peki ama neden? Çünkü o günün koşulları farklıydı. Erdoğan, o dönem Ergenekon, Ötükenciler ve Fethullahçılara karşı ciddi şekilde zayıflamıştı. Onu ayakta tutabilecek yegâne güç, Kürtlerle kurulacak bir ittifaktı. Karşılığında ise Kürt özerkliğini tanımaya ve Kürtlerle ortak hükümet kurmaya hazırdı. Devlet içindeki klikler arası güç dengesi, Erdoğan ile Kürtler arasında bir ittifakı zaruri hale getirmişti. Ancak o dönemde Kürt siyasetini yönlendiren aktörler bu tarihi fırsatı yeterince kavrayamadı. Bu fırsatı değerlendirmek yerine heba ettiler. Halbuki çözüm sürecinde zaten güçlü bir konumda olan Kürtlerin eli, bu ittifakla daha da güçlenecek, hükümet ortağı haline geleceklerdi. Ama bunu yapmadılar ve ardından çözüm süreci de akamete uğradı. Durumu doğru okuyan Ötüken çizgisi ise Devlet Bahçeli’yi Erdoğan’la buluşturdu. Ergenekoncular da, Fethullahçıların ve Kürtlerin tasfiyesi karşılığında bu yeni güç dengesiyle anlaştı. Selahattin Demirtaş bu yanlışın günah keçisi ilan edildi ve hâlâ Edirne Cezaevinde bu tarihsel hatasının bedelini ödüyor. Öte yandan siyasi manevra kabiliyeti yüksek ve Türkiye içindeki dengeleri okumakta son derece başarılı olan Öcalan, bu gelişmeleri erkenden fark ederek Erdoğan’a destek verdi. Sonuçta Erdoğan, Fethullahçıları tamamen tasfiye etti. Eski Ergenekoncuların bir kısmını, örneğin Doğu Perinçek, Hulki Cevizoğlu, Levent Ergün, Hasan Atilla Uğur, Nedim Şener ve Mehmet Ali Çelebi gibi küçüklü büyüklü isimleri yanına aldı. Daha önce meydanlarda kendisine “ip atan” ve 17-25 olayları çerçevesinde Erdoğan'ı hırsız olarak suçlayan Bahçeli ile de bir araya gelerek, halen de iktidarda bulunan Cumhur İttifakı’nı ilan etti. Sonrası sizin de mâlumunuz; Kürtlerin şehirleri yerle bir edildi, ben de dahil olmak üzere Kürt siyasiler tutuklandı, işkence edildi ve Kürtlerin seçtiği tüm belediyeler ellerinden alındı. Bugün ise tablo çok farklı. Ne Kürtler eski güçlerinde, ne de Erdoğan, Kürtlere özerklik teklif edecek kadar zayıf. Her ne kadar Türkiye, ekonomik olarak zor bir zamandan geçse de bu süreçte Erdoğan, siyasi olarak çok güçlü; Ergenekon ve Ötüken çevresiyle ittifak halinde, muhaliflerini sindirmiş durumda ve ülkenin kurucu partisi CHP’yi bile zayıflatmayı başardığı görülüyor. Yargıyı bir silaha dönüştürmüş olan Erdoğan, CHP'nin kendisinin karşısına dikebileceği en güçlü cumhurbaşkanı adayını bile hapse tıktı ve bununla yetinmeyerek CHP'nin belediyelerine bile el koyuyor. Öcalan ise bu yeni süreçte, İsrail’in bölgesel yükselişini bir fırsat olarak görüyor ve oyunu kendisinin de dahil olabileceği bir noktaya çekmeye çalışıyor. Oysa 2014’te Diyarbakır’da Mahsun Korkmaz’ın heykelini dikebilen PKK, bugün Türk milliyetçiliği açısından sembolik bir öneme sahip olan Cesene Mağaraları önünde silahlarını yakıyor ve fiilen yenilgiyi kabul ediyor. Kürtlere ise bugün, anadilde eğitim dahil olmak üzere hiçbir hak vaat edilmiyor. Ortada kalan tek tasarım, Kürtlerin Türklük içinde eritilmesi projesidir ve buna itiraz eden kimse yok. +

İbrahim Halil Baran / yeni hesap

12,092 görüntüleme • 11 ay önce

Türkiye’de doğan her bebekten alınan topuk kanı, “yeni doğan tarama programı” adı altında fenilketonüri, hipotiroidi, biyotinidaz eksikliği, kistik fibrozis gibi hastalıkları SÖZDE erken teşhis etmek için kullanıldığı söyleniyor. Ancak gerçeklerin bununla alakalı olmadığını artık sağır sultan dahi biliyor. Dünya Sağlık Örgütü bünyesinde "Gen Haritalama ve Veri Bankası" bulunmaktadır. Toplanan bu kan örnekleri, bireylerin genetik yapısına dair çok değerli bilgiler içermektedir. Merkezi bir yerde saklanan bu topuk kanı bilgileri aynı zamanda uluslararası kurumlarla da paylaşılmaktadır. ✔️Yani demek oluyor ki, uzun vadede milyarlarca insanın gen haritasına sahip şeytani bir küresel akıl ile karşı karşıyayız. Genetik bilgilere sahip olan ilaç şirketleri, hastalıkların tedavisi yerine “kontrol edilebilir bağımlılık ilaçları” geliştirme yoluna gidebilir. Sürekli bahsettiğimiz "Kontrol Edilebilir İnsan Modeli" bu gen haritası üzerinden, belirli toplumların zayıf noktalarını tespit ederek; 📌Biyolojik silah geliştirme, 📌Doğurganlık veya kısırlık programlama, 📌İnsan hackleme, 📌Kişilik ve davranış mühendisliği gibi projeler kurgulanabilir ve aslında kurgulanıyorda. Dünya'nın derin aklı Tek Merkezli Yönetim projesine bağlı insanların genetik verilerini bir yerde toplandığında, bu yalnızca sağlık değil; aynı zamanda biyopolitik kontrol aracı haline gelmektedir. Kimlerin güçlü, kimlerin zayıf, kimlerin dirençli, kimlerin kırılgan olduğu bu vesileyle bilinir. Böylece toplum mühendisliği, göç politikaları, savaş stratejileri bile bu verilere göre yönlendirilebilir. İnsanlık giderek “Dijital kimlik + Genetik kimlik” çerçevesinde kayıt altına alınmak isteniyor. İşin aslı bunları yapmak isteyenler "Tanrı" rolüne soyunarak kimin hangi hastalığa yakalanacağı, hatta hangi yaşta öleceği, kimi yaşatacakları, kimi kral yapacakları gibi durumlarını ortaya koyar. Bu durum, cuzzi iradeye tahakküm ve kaderi elinden alınmış, tamamen izlenebilir ve yönlendirilebilir bir insan modeline çevirmektir. Allah'a şirk koşmaktır. Topuk kanı uygulamasının görünen yüzü masum ve sağlık için gösterilse de, perde arkasında küresel derin aklın “Gen Haritası” üzerinden kontrol edilebilir bir insan modeli oluşturma planına hizmet ettiği aşikardır. Bu konu biyopolitik riskkeri barındırmakla birlikte bir Milli Güvenlik sorunudur. Biz müslümanlar olarak şu soruyu kendimize sormak zorundayız. ➖Peygamber efendimiz (SAV) bu zamanda yaşasa, bebeklerin topuk kanının gayri müslimlerin eline gittiğini bilse ne derdi? 14-15 asır önceki hükümlerin uygulanmasının mantıklı olmadığını düşünen seküler islamcılara sormuyorum. 📌Kur'an hükümlerinin ebedi olduğunu düşünen kardeşlerime soruyorum.

Ahmet Fatih Hatunoglu

59,246 görüntüleme • 1 yıl önce

Değerli Astsubay Meslektaşlarımız ve Astsubayların hak arama mücadelesine destek veren Yüce Türk Milleti... Bizler vatanının her karış toprağında kanları olan, gece gündüz demeden-35 derece soğukta + 45 derece sıcakta havada karada çatakta batakta suriyede ırakta mavi vatanda , depremde yangında sel felaketlerinde vefakâr ve cefakarca canı uğruna görev icra eden onurlu şerefli Kahraman Türk Astsubaylarıyız. Onurumuz için şerefimiz için tazminat hakkımızı alana kadar susmayacağız #AstsubaylarİstanbuldaBuluşuyor Türk Silahlı Kuvvetlerindeki adaletsizliklere karşı sesimizi yükseltmek ve hakkımızı aramak için 16 Mart 2024 Cumartesi günü Saat 13:00 de İstanbul Maltepe'de düzenlenecek Büyük Astsubay Mitingi'ne davetlisiniz. Bu tarihi etkinlikte, astsubaylar olarak bizlere verilen sözlerin yerine getirilmesi ve adaletin sağlanması için bir araya geliyoruz. Ancak bu mücadelede sizin desteğinize ihtiyacımız var. Her türlü katkınız, bu önemli etkinliğin başarısı için hayati öneme sahiptir. Bu nedenle, Mitingimize destek olmak için bağışlarınızı bekliyoruz. Bağış yapmak için aşağıdaki banka hesabına gönderebilirsiniz: Hesap Adı: Çankırı 1985 Mezunları Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği IBAN: TR51 0001 5001 5800 7326 5199 92 Açıklama: BÜYÜK İSTANBUL ASTSUBAY MİTİNGİ Unutmayın, her bir katkı adalet için atılan bir adımdır. Desteklerinizle, sesimizi daha güçlü bir şekilde duyurabilir ve hakkımızı alabiliriz. Şimdiden katkılarınız için teşekkür ederiz. Saygılarımla, İstanbul Büyük Astsubay Mitingi Düzenleme Kurulu Başkanlığı #AstsubaylarİstanbuldaBuluşuyor Şimdi İstanbul’dan Adalet istiyoruz…. YER; ALTIN SIRMA GÖK; AY-YILDIZ Büyük Astsubay Mitingi 16 Mart 2024 Cumartesi Saat: 13:00-17:00 İstanbul Maltepe'de. Astsubay emeklilerimiz ve aileleri İstanbul'da buluşuyor. Astsubaylar hakkı olanı istiyor. İmtiyaz değil adalet istiyor. Şimdi Büyük Astsubay Mitingi için İstanbul Maltepe’ de buluşuyoruz. Recep Tayyip Erdoğan Mehmet Ali Çelebi Özgür Özel Dr. Fatih Erbakan Prof.Dr. Kürşad ZORLU Av. M.Emin AKBAŞOĞLU 🇹🇷 Meral Akşener Erkan Akçay Hulusi AKAR AK Parti Yeniden Refah Partisi T.C. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Prof. Dr. Vedat Işıkhan #AstsubaylarTekYürek #GüçlüTemadGüçlüAstsubay Yaşar Güler TSK T.C. Millî Savunma Bakanlığı Hamza DÜRGEN @CHPMuratBakan TEMAD Genel Başkanlığı Ayhan Aksoy MKCRN OKTAY YILDIRIM Fahrettin Bağrı Şener Marancı SBTD Yalçın TUNÇBİLEK Hüsamettin DUMAN Coşkun BAŞBUĞ Erhan AFYONCU İsmail Hakkı Pekin meteyarar Hakan Bayrakçı Gokhan Kayis Abdullah Ağar Gökhan Taşkın Ismail Kucukkaya Ekrem Açıkel Mesut Hakkı Caşın FATİH ÇAM Erdoğan KARAKUŞ Ahmet Öztaş Astsubaycalistayi Büyük Astsubay Platformu Yılmaz ÖZDİL TESUD Genel Merkez Kevser Ofluoğlu Ersan Şen Abdullah Güler Murat Demirkıran Levent Ulucan

Nevzat Yüksel

13,715 görüntüleme • 2 yıl önce

Vooi cSnaps Hakkında Bilmedikleriniz ‼️ 500.000$ Hacim yaptım 22.855 $Vooi Point kazandım. Referans point kazanımını %10 artırabilirsiniz. Aşağıda nasıl yapacağınızı anlattım. vooi sıralamasında 7. Oldum herkes bana DM üzerinden sorular yönetmeye başladı. Bu harika bir duygu 😍 Video'da sizlere point ve hacminizi nasıl göreceğinizi gösterdim. Sizler için bilinmeyenleri derliyorum. ⚡️Referans ile kaydolmak sizlere %5 daha fazla point kazanmanızı sağlar. (RXP3SUT) bu kodu referal point bölümünde bulunan referal code kısmına yazıp onaylarsanız artık %5 daha fazla çarpan kazanırsınız. ⚡️Bu 3 görevi yaparsanız ayrıca ekstra %5 daha puan kazanımınız artacak. -Vooi Light üzerinde 10.000$ -Vooi Pro 10.000$ -Vooi spot yada swap üzerinde 5.000$ ⚡️Vooi'de puan kazanmış kayıtlı 7282 hesap var. ⚡️Toplam 13 Epoch'da en çok puan kazanan hesabın tam 8.038.907 puanı var. ⚡️Her Epoch Pazartesi 00:00 (UTC) ile başlar, Pazar 23:59 (UTC) biter ⚡️ACM hacim ve Ref pointleriniz Salı günü Cookie DAO 🍪 platformuna entegre olur. ⚡️Referal pointler liginize göre %5-%15 arasında referansınızın kazandığı puana oranla size yansır. ⚡️Vooi Point'den çarpan elde etmek için minimum 2500 puan elde etmelisiniz. ⚡️Refer Trading Point çarpanı elde etmek için Referanslardan minimum 1000 puan elde etmelisiniz. ⚡️Yaptığınız hacimler yeni güncelleme ile 1-3 saat arasında sisteme yansıyor artık. Point bölümünde bulunan ''Derivatives Pro'', ''Derivatives Light'' ve ''Cross-chain points'' bölümlerinden haciminizi ve karşılığında kazandığınız puanı görebilirsiniz. ⚡️ Deposit'i Orderly yaparsanız daha yüksek X kullanabilir bu sayede daha rahat hacim kasarak Puan kazanımınızı kolaylaştırabilirsiniz. Ayrıca Orderly'de hem ağ hemde coin çeşiti çok daha fazla. ⚡️Puanlar Toplam hacim havuzuna oranla anlık dağıtılır. Bu yüzden Pazartesi Epoch başladığında çok düşük hacimle çok yüksek puan almış olduğunuzu görünce rahatlamayın. Diğer kullanıcılar hacim yapmaya devam ettikçe elde ettiğiniz puan Pazar gün yapılacak kapanışa kadar düşecektir. Puanınızı korumak için hacim yapmak zorundasınız. ⚡️Her işlemde işlem boyutunun yaklaşık %30'u Liq sigorta için ayrılır. Yani 100 dolarlık açılan her poz aslında 70 dolar zararda liq olacak sekilde ayarlanır. Bu yüzden pozlarınızın liq olmasını engelleyerek liq seviyesinin biraz üstüne stop loss emri koyarak paranızın büyük kısmını korumuş olursunuz. Yani asla pozunuzun liq olmasına izin vermeyin. ⚡️ Limit emir ile açılan işlemlere daha düşük Fee ödersiniz. Bu yüzden genelde emir vererek işlem yapmaya çalışın bu sayede paranızı daha çok koruyacak daha çok hacim yaparak daha fazla puan kazanma şansı elde edeceksiniz. ⚡️ Cookie Stake ACM çarpanı için Salı gününe beklemenize gerek yok. Stake yaptıktan bir kaç saat sonra entegrasyon sağlanır ve çarpan sisteme eklenir. Daha düşük bütce ile daha çok çarpan elde etmek için Stake süresini 365 gün yaparsanız stake pointiniz 5 kat artacaktır. Örneğin 100.000 Cookie bir ay stake ederseniz 100.000 puan kazanırsınız bu size 2x ACM çarpanı ödülü verir. Bu kadar bütçeniz yoksa 20.000 $Cookie'yi 365 gün stake ederek 100.000 puan kazanabilir 2x çarpanınızı yine alabilirsiniz. ⚡️ Cookie staker ödülleri stakelediğiniz cookie miktarına göre değil cookie pointe göre verilir. O yüzden stake siresini yükselttikçe daha çok puan ve daha çok stake ödülü almış olacaksınız Vooi için. 1 ay kitlerseniz 1x stake ödülü alacakken, bunu 3 ay yaparsanız 2x, 6 ay yaparsan 3x, 1 yıl yaparsanız 5x fazla ödül alırsınız. ⚡️Son olarak Cookie Stake etmek tüm ACM projelerinde geçerli çarpan kazandırır. Tüm aklımda olan püf noktalarını yazdım. Başka sorular varsa yazın cevap vereyim 😍

𝕯𝖔𝖔𝖉𝖑𝖊 🐢🦅

20,433 görüntüleme • 10 ay önce

Yarın, 11 Nisan 2025 günü Ekrem Başkan’ın “sanık sıfatıyla” yargılanacağı iki ayrı duruşma yanında, CHP Istanbul İl binası alımıyla ilgili bir duruşma olmak üzere, takip edeceğimiz üç ayrı dava/duruşma olacak. TESADÜFE bakın ki, üçü de aynı güne denk gelmiş ve fakat üçü de ayrı adliyelerde görülecek. Bunlar Silivri Ceza İnfaz Kurumu Kampüsü, Büyükçekmece Adliyesi ve Çağlayan Adliyesi.. TESADÜFLER ve hukuka aykırılıklar, doğal olarak koşut gidiyor. Kısaca özetlemeye çalışalım: 1- Ekrem Başkan’ın Akın Gürlek’i tehdit ettiği iddiasıyla açılan dava, sabah 10:00’da Silivri’de başlayacak. Davayı 14. Ağır Ceza Mahkemesi (ACM) görecek. Peki davaya hangi mahkemenin bakacağı nasıl belirleniyor? Çağlayan’da 44 adet ACM var. UYAP sistemi, tesadüfen ve otomatik olarak, davaya bakacak mahkemeyi belirliyor. Peki bu tesadüf mahkeme ataması, nasıl bir sonuç doğurmuş? 14 ACM Akın Gürlek’in daha evvel heyet başkanı olduğu mahkeme. Demek ki Ekrem İmamoğlu, Akın Gürlek’in mağduru olduğu savlanan tehdit davasında, Akın Gürlek’in eski Başkanı olduğu mahkemede yargılanacak. Peki bu mahkemenin şimdiki Başkanı kim: Daha evvel 26. ACM’de, 37. ACM’de ve 14. ACM’de Akın Gürlek Başkan iken, üye sıfatıyla heyette bulunan hakim. Akın Gürlek’in Adalet Bakan Yardımcısı olması sonrasında, sözü geçen kişi heyet başkanı oluyor. Peki heyetin diğer üyesi kim? AKP’li Başakşehir İlçe Belediyesi’nde Hukuk Müşavir iken adli yargıya geçen ve 14 ACM üyeliğine yükselen bir hakim. Başkan dahil heyetin üç kişiden oluştuğunu da belirtelim. Kısacası, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı’nın mağdur olduğu iddiasıyla açılan davada, soruşturmayı, Başsavcı’nın talimatı altında bulunan savcılar başlatıyor, davayı daha evvel üç ayrı ağır ceza mahkemesi heyetinde yanında bulunan üye bu kez başkan sıfatıyla görüyor, heyetin diğer üyesi ise AKP’li bir belediyeden adli yargıya geçen şimdiki hakim. Bu TESADÜFLER, daha duruşma başlamadan bir sonuç doğuruyor: Ekrem Başkan’ın avukatları, Çağlayan Adliyesi 14 ACM’de başlayacak duruşmaya Başkan’ın fiziken getirilmesi ve SEGBİS sistemiyle değil mahkemede bizzat ifade vermesi yönünde dilekçe veriyorlar. Mahkeme önce bu isteği kabul ediyor, yarım saat sonra fikir değiştirerek duruşmayı Silivri cezaevi kampüsü içindeki 2 No’lu salona alıyor. Gerekçesi ise Çağlayan Adliyesi fiziki koşullarının tarafların mağduriyetine yol açabileceği(!) Yani duruşmayı kent merkezindeki Şişli - Çağlayan Adliyesi’nden 100 km dışarıya, Silivri Cezaevleri içindeki duruşma salonuna taşıyarak, bizlerin mağdur olmasını önleyeceklermiş.. “Gerekçe” diye buna denir.. Bu duruşma salonu dışından bugün çekilen videoyu mesaj ekine iliştiriyor ve ifade ediyorum: Duruşma salonunu Silivri’ye değil Hakkari’ye de taşısanız, yarın orada olacağız. Ve bir çağrı yapalım: Duruşmayı vergilerimizle yandaşlık yapan TRT naklen yayınlasın. Seçim geceleri AKP’yi yenilir görünce yayın durduran AA duruşmayı linkle tüm kanallara geçsin. Kim haklı kim haksız vatandaş gözüyle görsün, kulağıyla duysun. Madem duruşma salonlarından siyaseti dizayn etmeye çalışıyorsunuz, haydi yapın bunu. 2- Gelelim 11 Nisan 2025 günü 10:30’da Çağlayan Adliyesi’nde görülecek İstanbul İl Binası alım duruşmasına. 59 Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın 3 üncü duruşması 37 ACM salonuna alındı. TESADÜF bunun da duruşma tarihi aynı güne denk geldi. Şimdi size bir çağrı daha yapalım: Bu duruşmayı da naklen yayımlayın ancak bir ilave araştırmayı da beraberinde yaptırın. AKP İl binasının alımı konusunda MASAK bir rapor düzenlesin görelim, ayrıca Türkiye’de mülk satışlarında elden ödeme pratiği konusunda bir yansız kamuoyu araştırması yaptırıp sonuçlarını TRT’de paylaşın! 3- Nihayet günün son duruşması Büyükçekmece Adliyesi’nde ve saat 15:00’te başlayacak. Tüm bilirkişi raporları lehe. Savcı 2 Ekim, 20 Kasım ve 8 Ocak duruşmalarında mütalaa vermedi. Hakim 3 ay sonraya ve son kez olmak üzere süre vermişti. O süre de TESADÜFEN 11 Nisan’a denk gelmişti. Yarını yaşayacağız, her şey çok güzel olacak!

Gökhan Günaydın

76,804 görüntüleme • 1 yıl önce