Video wird geladen...

Video konnte nicht geladen werden

Zur Startseite

👉🏻MHP Lideri Devlet Bahçeli: 📍Hz.Ömer 636’da önce Şam’ı aldı, sonra 637’de Kudüs’ü. 📍Selahattin Eyyubi 1184’de önce Şam’ı aldı, sonra 1187’de Kudüs’ü. 📍Yavuz Sultan Selim önce 1516’da Şam’ı aldı, sonra da Kudüs’e mührünü bastı. 📍Golan’da diş gösterenlerin, Şam’a parmak sallayanların azı dişini Kudüs’te sökmek sadece bir zaman meselesidir.

39,699 Aufrufe • vor 7 Monaten •via X (Twitter)

0 Kommentare

Keine Kommentare verfügbar

Kommentare vom Original-Post werden hier angezeigt

Ähnliche Videos

📍 ÖZ'ET! ▪️Din ve devlet işleri birbirinden ayrılsın'' diyen de bu tayfa, ''KURBAN'' gibi bir dini vecibeye göz diken de bunlar! ▪️Sadaka kültürüne karşıyız'' diyen de bu tayfa, ZEKAT gibi bir dini vecibeye ağız şapırdatarak yanaşan da bunlar! ▪️Türk'ün parası ARAPLARA gidiyor'' diyerek Hacc'ı turizm, Müslüman'ı turist olarak gösteren de bu tayfa, seçim önceleri 3 günlük UMRE FOTOĞRAFI çektirip Müslüman seçmen avına çıkan da bunlar! ▪️Bir sürü günah işle sonra da namaz kıl, bu şekilcilik değildir de nedir'' aşağılamasıyla Müslüman ile din arasına mesafe koymaya çalışan da bu tayfa, her türlü haltı yiyip, ''Ben, babam, dedem namazlarımızı hep gizli gizli kılarız'' diyerek din üzerinden şeref sahibi olmaya çalışanlar da bunlar! ▪️Bağlayınca köpekler de akşama kadar aç kalır, oruç tutar'' mantığını dolaşıma sokan da bu tayfa, oruç tutmadığı halde iftar vakti baş köşeye oturup ''ALLAH ORUCUMUZU KABÜL ETSİN'' diyen de bunlar! ▪️Benim Hacı annem de çok mutaassıptı ve başını bağlardı'' diyen de bu tayfa, ''Diyanet kadınların kılık kıyafetine ne karışıyor, burası laik bir ülke'' yaygarasını koparan da bunlar! ▪️Belediye parasıyla içkili alemler yapan, gece gündüz şişenin dibine vuran da bu tayfa, ''Ben 6 yaşında Kuran okumaya başladım köy camiinde ezan da okurdum'' diyen de bunlar! ▪️Hoşgörü, sevgi, kardeşlik adına Hristiyan Patrik ile YANAK YANAĞA ÖPÜŞEN de bu tayfa, nefret ve kinle ''Diyanet İşleri Başkanı benim inancıma göre beni temsil etmiyor'' diyerek Müslüman din adamını yerin dibine sokan da bunlar! ÖZ'ETLE demem o ki; 📍Din ile devlet işlerini birbirinden ayırmadan önce, böylesi ve bu tip insanlarla aranızı ayırın ki doğruyla yanlışın SAFI belli olsun, gerisi zaten kendiliğinden gelir..!

Cengiz ALÇAYIR

43,444 Aufrufe • vor 1 Jahr

🚀 30X+ Mümkün Tenet Protocol Herkese açık ön satış fırsatını inceliyoruz. 1⃣ Önce #TENET başındaki isme bakalım: Greg Gopman ➻ Akash Network'ün Kurucu Ortağı ➻ Ankr CMO'su ➻ Kadena'da Büyüme Başkanı Önceki projeleri Binance, Coinbase dahil onlarca borsada listelenmiş ve milyarlarca dolar hacme ulaşmış. Diğer takım üyeleri de benzer başarılara ve prestijlere sahip. Bu yüzden bu proje çok ses getirebilir. 2⃣ Çok düşük M'cap sayesinde çok yüksek kazanç $TENET sadece 240K$ ile başlayacak. Az önce saydığım diğer projelerin hacmine ulaşırsa bu binlerce X demek fakat bu yatırımlarla zaman alacak bir şey. En iyisi kısa vadeli hedeflere bakalım. Son zamanlarda çıkan ve benim de ön satışından yatırım yaptığım #ChainGPT şuan 15M$ market değerine sahip! 15M $ / Tenet başlangıç değeri (240K$) = 62 X demek. Tabi TENET borsalarda da listeleneceği için ek likitide de eklenecektir. Bunu da hesapladığımızda kabaca listelemede doğrudan 30- 40X ile başlangıç yapabilir. Ön satışından 100$ yatırım yapanlar için bu 3000$ - 4000$ kazanç demek! 3⃣ Şunu diyebilirsiniz. Vesting var. Listelemede %10 TGE daha sonra 3 aylık bekleme süresi ardından aylık %4.5 düzenli dağıtım. Benzer eleştiriler $SUI'de de gelmişti ama bu tarz LAYER-1 projeler ekosistemleri yatırım ve kullanıcı çektikçe büyüyen sistemler. Uzun vadede alabileceği yatırımlar sayesinde sağladığı vesting getirileri artabilir. Üstelik ilk taksitte anapara + kazanç alacağımız için uzun vadede bir riskimiz olmadan da beklemiş olacağız. 4⃣ Uzun vadede Binance listelemesi gelebilir #TENET Layer - 1 üzerine konuşlandırılmış #AI destekli bir #DEFI projesi. Kendi çalışan uygulaması var ve lansmandan önce on binlerce kullanıcıya da ulaştı. CZ bir sunumunda, Binance artık ortaya bir ürün koymuş, bir hizmeti veya uygulaması olan yeni fikirleri listelemek ve desteklemek istediğini söylemişti. Greg Gopman ve CZ'nin bağlantıda olduğunu düşünürsek ilerleyen dönemlerde Binance listelemesi beni şaşırtmaz. Tabi şuan bu aşamada kestirmek çok güç. 📍Toparlamak gerekirse son düşüncelerim: TIER-1 listelemeler ve partnerlikler ön satış bittikten sonra gelecektir. Aynı $SUI'de olduğu gibi. O yüzden 100$ gibi bir bütçe ile böyle bir projede yer alma şansını kovalamak bence çok mantıklı duruyor. DAO Maker herkese açık turunda 250.000$'lık bir havuz ayrılmış. Kişi başı 100$ alım hakkı sunulacağı için sadece 2500 kişi herkese açık turdan alabilecek. Bu da listelemede satış baskısının çok az olacağı ve yukarıda hesapladığım X'leri görebileceğimiz anlamına geliyor. ✅Nasıl alabiliriz? TG kanalımda adım adım anlattım. Sizleri oraya bekliyorum⤵️ $TENET'e DAO sayesinde kendim de yatırım yapacağım. Bu incelemeyi ön satış fırsatını vurgulamak adına sizler için yaptım. Eğer faydalı olduysa beğenmeniz moral verecektir. Ayrıca EVA Wallet uygulamasındaki kodlarınızı tweet altında paylaşarak birbirinizi destekleyebilirsiniz. Seviliyorsunuz❤️

Coin Hunter

555,924 Aufrufe • vor 3 Jahren

Bir dizide yer alan bir oyuncunun eşi ya da eşinin bu kadar müdahil olduğunu daha önce hiç yaşamadım. Ama bu durum artık kontrolden çıkmış durumda ve kim ne derse desin diziye zarar veriyor. Evet Ozan Bey, Cihal hayranları kurguyla gerçeği ayırt etmeyi biliyor ama biz 10 yaşında olup da olup biteni göremeyen çocuklar değiliz. Şu an neler yaşandığını sizin de gördüğünüzü düşünüyorum. Öncelikle insanlar ortada bir şey görmeseydi kimse kimseyi “ship”lemezdi. Kimyanın 1. sezondan bu yana ciddi şekilde değiştiğini herkes görüyor. Ayrıca ekipten birçok kişinin Türkçe, Arapça, İspanyolca ve İngilizce konuşan hayranların açtığı oda’ları dinlediğini düşünüyorum. O’nun yaptığı ilk şey, Kasım ayında bütün yazı kapsayan bir günlük paylaşmak oldu. Neden? Çünkü oda’larda insanlar artı ve eksileri bağdaştırmaya başlamıştı. Sonra Go Türkiye geldi ve bir sürü kamera arkası fotoğraf ve videosu gördük. Hatta Hilal bile ne kadar mutlu olduğunu paylaştı. Ozan ve Sinem, yeni bir projeyi birlikte kabul ettiğinizde fandomun ne kadar büyüdüğünü siz de gördünüz ve herkes (fazlasıyla) mutluydu. Ardından TV8’den klipler gelmeye başladı; Ozan’ın Sinem’e nasıl baktığından, herkesin böyle bir erkek isteyeceğinden bahsettiler. Tamam, bunu da geçelim. İnsanlar arkadaşlarını desteklemek için Ozan’ın film galasına katılabilmek adına izin alıyordu. Galadan 10 dakika önce S’nin galaya gelmeyeceği haberi geldi ve bunu da story’sinde paylaştı… Öncesindeki her detay onun geleceğini gösterirken (1sen bile geleceğini yazmışken) insanların tepki vermesi çok normaldi. Bunu da geçelim. Hem O hem B onun story’sini repostladı ve başka hiçbir şey yapmadı. Sonra tüm bunların arasında S, sezon boyunca hiç yapmadığı halde asansörde B ile fotoğraf paylaşmaya karar verdi. Neden? Go Türkiye aynı hafta yayınlanacağı için mi? İnsanlar bu hafta ikinci projeyi alıyoruz diye mutlu olmaya başladığı için mi? Bunu da geçelim. Sonra Sinem, GQ ödüllerine katıldı ve “Yılın Kadını” ödülünü aldı. Ama ne Uzak Şehir sayfası onu tebrik etti ne de Ozan “Yılın Erkeği” ödülünü kazandığında tebrik edildi. Oysa bu ödülleri önceki dizilerinden değil, Uzak Şehir sayesinde kazandılar. Bundan sonra iki taraftan da garip röportajlar gelmeye başladı. Özel hayatlarını hayranların gözüne sokmaya çalışmaları hiç hoş değil. Bugün geldikleri noktadaysalar bunda hayranların payı büyük. Ozan’a oğlu ve ailesi sorulduğunda eşinden “oğlumun annesi” diye bahsetmesi de ayrıca tuhaftı. Özel hayatını koruyan biri olduğunu biliyoruz ama eğer biri senin eşinse, çocuk olsun ya da olmasın, o senin eşindir; sadece “çocuğumun annesi” değildir. Ayrıca film röportajlarında kendi filmi yerine sürekli dizisi ve partneri hakkında konuşulması, o filmdeki partnerine karşı da büyük bir saygısızlıktır. GQ’daki röportajlar ise tam anlamıyla cringe’di; izleyip sevinelim mi yoksa bu sirki izlemeye devam mı edelim, anlayamadık. Tüm bunlardan sonra Uzak’ta ilk yakın sahneleri içeren bir bölüm yayınlandı. Türkiye’deki sıkı kurallar nedeniyle tam versiyonu göremeyeceğimizi herkes biliyor, buna tamamız. Ama geniş sahnelerin çekildiğini ve özel bir bölüm (ÖZEL) yapılacağını bildiğimiz halde bunun bir anda yayınlanmaması yine garip bir durum. Ardından S, Instagram’da partneriyle bir paylaşım yaptı. Sorun yok ama ne zaman daha romantik bir bölüm yayınlansa, özellikle onunla birlikte olduğunu göze sokar gibi paylaşımlar yapıyor. Neredeyse bir hafta boyunca sevgilisi postun altına yorum bile yapmadı, ama bir anda O yaptı. S de repostu retweetlemek zorunda kaldı ki B yorum yapsın? Komik mi? Evet. O zamana kadar da ona cevap vermemişti, ama neyse. Tüm bunlar olurken, Uzak’ın yayınlanacağı gün 1sen, O’nun eşinin ameliyat olduğu yönünde bir haber paylaştı. Ne zamandan beri yapmadığı bir ameliyat hakkında bilgi paylaşıyorlar? Türkiye’de nazara inanıldığını hepimiz biliyoruz. (+)

Lejla

278,874 Aufrufe • vor 9 Monaten

Bir adam markete gitti ve bulabildiği en ucuz şarabı satın aldı. Sonra şarabı bambaşka bir şişeye koydu. Üzerine dikkat çekici bir etiket yapıştırdı, havalı bir isim verdi ve onu dünyanın en prestijli şarap yarışmalarından birine gönderdi. Amaç şarabı satmak değildi. Adam bir şeyi kanıtlamak istiyordu: İnsanlar gerçekten gördüklerini mi değerlendiriyor, yoksa gördükleri şey üzerinden bir hikâye mi yazıyor? Yarışma günü geldi. Adam şarabı son derece özgüvenli bir şekilde sundu. Şık giyindi, zarif konuştu ve ürününü son derece prestijli bir marka gibi tanıttı. Sonuç? 3 euroluk şarap, yarışmada altın madalya aldı. Buradaki mesele şarabın gerçekten kaliteli olup olmadığı değildi. Asıl mesele, insanların zihninde oluşan ilk izlenimdi. Güzel şişe, havalı isim, özgüvenli duruş ve etkileyici anlatım birleşince insanların zihninde tek bir sonuç oluştu: “Bu kaliteli olmalı.” İşte bunun psikolojideki adı Halo Effect — Hale Etkisi. Beynimiz bir insanın veya bir şeyin tek bir olumlu özelliğini, diğer özelliklerine de yansıtma eğilimindedir. İyi giyinen birini daha kültürlü, özgüvenli konuşan birini daha bilgili, karizmatik birini daha başarılı, güzel görünen bir ürünü daha kaliteli sanabiliriz. Bir kişi etkileyici konuşuyor, karizmatik duruyor ve kendinden emin görünüyorsa; zihnimiz onun liderlik, karar alma veya politika üretme konusunda da güçlü olduğunu varsaymaya başlayabilir. Oysa bunların birbirleriyle hiçbir ilgisi olmayabilir. Çünkü beynimiz çoğu zaman önce hükmü verir, sonra o hükmü destekleyecek hikâyeyi yazmaya başlar. Ve en tehlikeli kısmı şu: Bunu yaptığımızın çoğu zaman farkında bile olmayız. Bu yüzden bir dahaki sefere bir insanı, bir ürünü, bir markayı veya bir fikri değerlendirirken kendinize şunu sorun: “Ben gerçekten bunu mu değerlendiriyorum, yoksa bunun bende oluşturduğu izlenimi mi?” Çünkü bazen gözümüzün gördüğü şey, gerçeğin kendisi değil… Beynimizin gerçek üzerine yazdığı bir hikâyedir. 🧠

Avatar Kripto

809,674 Aufrufe • vor 16 Tagen

TENET ÖN SATIŞ REHBERİ ✅Herkese açık - TIER'siz - Stake'siz 🔥M'cap: $240K ⚡️ %10 TGE 📍Kişisel beklentim: Listelemede ana para + kazanç. Daha sonra aylık düzenli iyi bir gelir... Adım adım ilerleyelim: 1⃣ Eva Wallet İndirin ve Bilet Toplayın ✦ Android: (IOS için APP Store'den önce TestFlight indirmeniz gerekiyor. Daha sonra aşağıdaki linke tıklayın) ✦ Apple: 🎟️+10 bilet veren referans kodu: QVCH6KM3 Kurallar: Kuralları iyi okumanızı tavsiye ederim. Ben ayrıca EVA Wallet uygulamasına biraz BUSD gönderdim. Giriş & çıkışların olması önemli. Ayrıca bakiyenize göre her gün düzenli bilet de geliyor. 2⃣ DAO Public Kuraya Katılın Buradaki bağlantıya tıklayın: Tenet Public Rounds kısmına gelip "Participate" tuşuna basın ve görevleri tamamlayın. Kuraya dayalı biletle buradan ön satışa girebiliyorsunuz. Sistem bot koruması sebebiyle boş cüzdanları saymıyor. Bu yüzden cüzdanınızda minimum 500$ bakiye bulunmalı. Farklı ağlarda parça parça da olabilir. Bakiyeye göre aldığınız puan da artıyor. 🇹🇷Sorularınız mı var? Resmi TR $TENET kanalından destek alabilirsiniz. Adminler çok ilgili. #TENET projesinden bir kaç TIER-1 borsa listelemesi bekliyorum. Umarım kazançlı olur. Bu içerik faydalı olduysa beğenmeniz ❤️moral olacaktır. Sizler için herkese açık satışları araştırmaya devam ediyorum. Yeni bir tane daha kısa sürede geliyor 🫶

Coin Hunter

314,701 Aufrufe • vor 3 Jahren

GECE GECE YİNE YAZDIM, MUTLAKA OKUYUN İNŞALLAH! Bugün gündem neyle meşgul diye baktım. Bir baktım Selçuk Türkoğlu isimli İYİ Partili bir vekil neden gündemi meşgul etmiş diye araştırdım. Sözde gazilerin eylemine destek vermek için katılmış. Bir provokatör, sonra polisler ortalığı geren danışmanını gözaltına almak istemişler. “Efendim, siz ona dokunamazsınız.” diyerek polislere direnmeye çalışırken yere düşmüş. Kalbine de daha önce stent takılmış, falan filan... Oğlum, hadi sen vekilsin, dokunulmazlığın var diye sana kimse dokunamıyor; senin danışmanının da mı dokunulmazlığı var? Neyse, bu arada bayılma numaraları yapıyor, ambulans geliyor, hastaneye götürüyorlar. Sonra genel başkanı Müsavat geliyor. Anlayacağınız, alayı şovvv... Sonra detaylı araştırdım: “Kim lan bu Selçuk Türkoğlu?” diye. Anammm, bir baktım ki bu şahsın eniştesi en azılı FETÖ’cü. 17/25 Aralık sürecinden sonra Amerika Birleşik Devletleri’ne kaçmışlar ve FETÖ’nün arananlar listesinde yeşil kategoride yer alıyor. İşin daha vahimi nedir, biliyor musunuz? FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişiminden 40 gün sonra, 25 Ağustos 2016’da Selçuk Türkoğlu bir paylaşımda bulunuyor. İstanbul Atatürk Havalimanı’nda çekildiği anlaşılan fotoğrafta Türkoğlu, kızı ve “Sibel Uyanık Türkoğlu” adıyla etiketlediği bir başka kadınla birlikte görülüyor. Fotoğrafın üstünde de Türkoğlu’nun şu yazısı yer alıyor: “Ve Elif Ülkü (ilk göz ağrısı) 2 ay sonra yurda döndü. Teşekkürler Pınar Türkoğlu Bahçeci, emanet emin ellerde.” Yani İYİ Partili milletvekili Türkoğlu, ABD’de kaçak durumda bulunan FETÖ’cü Süleyman Bahçeci’nin eşi olan kız kardeşine, kızını darbe sürecinde evinde misafir ettiği için teşekkür ediyor. Türkoğlu’nun kızı Elif Ülkü’nün, FETÖ’nün darbe girişimi günlerini de içeren iki ay boyunca FETÖ’cü halasının yanında kaldığı böylece ortaya çıkıyor. Gelelim asıl bomba habere... Selçuk Türkoğlu, ihanet örgütü elebaşı FETÖ’nün adına açılan resmî Twitter/X hesabının da takipçileri arasında yer alıyor. Şimdi birkaç soru sormak istiyorum: Şehit ve gazi duyarlılığı kasan Selçuk’a soruyorum: Oğlum Selçuk, sen bugüne kadar on binlerce 15 Temmuz gazisini ziyaret ettin mi? Soru 2: Sen, bütün FETÖ’cülerin anasını...sskıp 50 yıllık planlarını başlarına geçiren ve FETÖ’nün en azılı tasmalı it!ni alnının ortasından vuran şehit Ömer Halisdemir kardeşimin mezarını ziyaret ettin mi? Oğlum, sizin kurucu genel başkanınız, “Yurtta Sulh”u bizlere gösterecek olan, “Meral Akşener’in Demirtaş’la kahvaltı yaparım” dediği günlerde siz neredeydiniz? Bugün mü birdenbire kabardı lan sizin milliyetçiliğiniz? Selaylo, “kahvaltı yaparım” diyen Meral’in çantasını taşıyordunuz o zamanlarda . O gün bugün kimden talimat aldınız da milliyetçilik taslıyorsunuz, oğlum siz? MOSSAD’dan mı, CIA’dan mı? Lan oğlum, siz ne ayaksınız? Siz kendinizi akıllı, milleti salak mı zannediyorsunuz? Reis’in tekmeyi vurup şutladığı eski İçişleri Bakanı taklacı İdris Naim Şahin soluğu neden sizde aldı, neden milletvekili yaptınız? FETÖ’nün kardeşi Alihan Kuriş denen haine kul köle olmuş, kendisine tahsis edilen bütün resmî araçları Kuriş kardeşlerin emrine vermiş... Şehit-gazi duyarlılığınız vardı da madem, neden şehidin kardeşine “Senin bacını s...” diyen şahsı tekrar milletvekili yaptınız? Sizin yediğiniz naneler yazmakla bitmez. Siz dua edin, dokunulmazlığınız var. Vallahi de billahi de Akın Gürlek Bakanım her şeyi biliyor ve görüyor. Sizin derdiniz ne şehitlerimiz ne de gazilerimiz; bunu da biliyoruz. Sizler de hesap vereceksiniz. Sıranızı bekleyin. Partiniz barajın altında. Şu an yüzde 2’desiniz. Her gün onlarca sokak röportajı izliyorum. Son 10 günde belki 100 tane böyle video izledim. AK Parti diyenlerin sayısı 50, Yeni Parti 20, CHP 5, DEM 15, MHP 7-8... İYİ Parti’ye ise bir ya da iki kişi çıkıyor. Siz benim gözümde PKK’dan daha tehlikelisiniz, siz benim gözümde Siyonist İsrail’den daha tehlikelisiniz. Çünkü siz maske takıyorsunuz; Atatürk maskesi takıyorsunuz, milliyetçilik maskesi takıyorsunuz ve 15-17 yaş arasındaki gençleri zehirliyorsunuz. Biz PKK’nın anasına, avradına 40 yıldır sövüyoruz. Biz Apo’ya 40 yıldır “p.i.ç” diyoruz. Ama siz, daha bir seçim önce “Apo’nun heykelini dikeceğiz” diyen partiyle ortak seçime girdiniz. Size öyle bir küfür ediyorum ki yeni icat küfürler... Ama burada yazmıyorum. Çünkü arkanıza ne kadar FETÖ’cü avukat varsa almışsınız, millete dava açıyorsunuz. Akın Gürlek Bakanım, 2026 yılı içerisinde 525 hâkim ve savcı hakkında soruşturma açtı. Bunların tamamına çeşitli cezalar verildi, 84’ü de meslekten ihraç edildi. Bu hâkim ve savcılarla iş birliği içinde olduğu iddia edilen avukatlar da araştırılıyordur. Bunların çoğunluğunun FETÖ’cü avukatlar olduğunu düşünüyorum... Kısacası, sıra sizin avukatlarınıza da gelecek. O haberi de dört gözle bekliyoruz. CÜMLETEN HAYIRLI GECELER.

Kumandan

26,373 Aufrufe • vor 1 Monat

Arefe Günü Ama Bizim İçin Bayram Yine Eksik… Recep Tayyip Erdoğan Özgür Özel Devlet Bahçeli Dr. Fatih Erbakan Müsavat Dervişoğlu Mustafa Destici Mahmut Arıkan Ahmet Davutoğlu Ali Babacan Yavuz Ağıralioğlu Erkan BAŞ Önder Aksakal Gültekin Uysal MHP AK Parti CHP 🇹🇷 İYİ Parti Yeniden Refah Partisi BÜYÜK BİRLİK PARTİSİ Saadet Partisi Gelecek Partisi Zafer Partisi DEVA Partisi Anahtar Parti Türkiye İşçi Partisi Emek Partisi Demokratik Sol Parti Anavatan Partisi Bugün arefe… Evlerde bayram sofraları hazırlanıyor, çocuklara yeni kıyafetler alınıyor. Herkes bir telaş içinde… Peki ya biz? Staj ve çıraklık sigortası mağdurları olan biz? Biz yine unutulduk, yine görmezden gelindik. Yıllar önce daha çocuk yaşta ellerimize ekmek parası kazanalım diye çekiç, torna, makas verildi. Sabahın köründe kalkıp ustalarımızın yanında ter döktük. O zaman bize “Sen de işçisin, sen de çalışıyorsun!” dediler. Ama yıllar sonra emeklilik zamanı geldiğinde, "O günler sayılmıyor, sizin sigortanız geçersiz!" dediler. Bugün bayram arefesi… Anneler, babalar, dedeler, nineler torunlarına harçlık verirken, biz hâlâ hakkımız olan emekliliğin peşinde koşuyoruz. Biz de torunlarımızı dizimize oturtup, bayram harçlığı vermek isterdik. Ama olmadı… Çünkü çocuk yaşta staj ve çıraklık yaparken harcadığımız yıllarımızı çaldılar. Biz bu ülkenin görmezden gelinen çocuklarıydık… Bugün de görmezden gelinen mağdurlarıyız. Ama unutulmayacağız! Çünkü hak er ya da geç yerini bulur. Çünkü adalet herkese bir gün lazım olacak! Biz de bayramı yaşamak istiyoruz! Biz de hakkımızı almak istiyoruz! 3308 sayılı yasa nedeniyle staj ve çıraklık sigortası mağdurları olarak adalet istiyoruz. Arefe #YarımSigortalıyaBayramHaramOldu

STAJ VE ÇIRAKLIK SİGORTASI MAĞDURLARI FEDERASYONU

19,241 Aufrufe • vor 1 Jahr

🚨 MALTEPE’DE EV SAHİBİ İLE EŞİNİ ÖLDÜREN MEHMET TAŞKAYA’NIN İFADESİ ORTAYA ÇIKTI! 🔵 “CESETLERE BAKARAK BENİ DE KENDİNİZİ DE YAKTINIZ” DEDİM! 🔴 MALTEPE Gülsuyu’nda tartıştığı ev sahipleri Osman Akyol (61) ile eşi Nursel Akyol’u ateş ederek öldüren Avukat Emir Ali S.’yi de ağır yaralayan şüpheli Mehmet Taşkaya, çıkartıldığı mahkemece tutuklandı. Taşkaya ifadesinde; 📌 “30 YILDIR BAKTIĞIM BİNA KAÇAK ÇIKINCA ALAMADIM” “Onların yıllardır kiracısıydım. Ev sahipleri Almanya'da yaşıyordu. 2015 yılında binayı satmayı düşündüklerinde onlarla konuşup satın almak için anlaştım. O tarihten itibaren kiraları ben toplamaya başladım; binayı güzelleştiriyor, tüm eksiklerini gideriyordum. Ancak tapuyu almaya çalıştığımda binanın bir kısmının kaçak olduğunu öğrendim. Kendilerine bu pürüzün giderilmesini, aksi takdirde alamayacağımı söyledim. Binanın tadilatı ve bakımı için cebimden 350 bin dolar para harcamıştım (iddialara göre toplamda 500 bin dolar). Bu paramı geri isteyince aramızda husumet başladı." 📍“OFİSİMİZİ TAHLİYE EDİP HAKARET YAĞDIRDILAR” "Açtıkları tahliye davalarından birkaçını kazandılar. Olaydan bir gün önce binanın alt katında bulunan ve ofis olarak kullandığım dükkanı tahliye etmek için geldiler. Dükkanı boşalttıktan sonra bana hakaret edip 'Yarın tekrar geleceğiz' diyerek ayrıldılar. Ertesi gün avukatlarıyla birlikte yeniden geldiler. Bana aralıksız hakaret etmeye başladılar. Özellikle Nursen Akyol bir yandan telefonla video çekiyor, bir yandan da küfür ve hakaret ediyordu. Dayanamayıp üst kata çıktım, silahımı alıp aşağı indim. Hakaretlerine devam edince kendimi kaybettim ve üzerlerine ateş açtım." ⚠️ “BENİ DE KENDİNİZİ DE YAKTINIZ” "Onları vurduktan sonra hemen gitmedim, bir süre Osman ve Nursen Akyol'un cesetlerinin başında bekledim. Yerde hareketsiz yatan cansız bedenlerine bakarak, 'Hem kendinizi yaktınız hem de beni yaktınız' dedim. Sokakta toplanan kalabalığı dağıtmak amacıyla havaya sıktım, başka kimseye zarar verme niyetim yoktu" dediği öğrenildi.

Doğan Can

526,348 Aufrufe • vor 15 Tagen

Sultan Baybars, Türk tarihinin açık ara en büyük ve en efsane liderleridir. Lakin ne yazık ki Fatih kadar, Yavuz kadar, Kanuni kadar, Attila ya da Timur kadar bilinmez. Anlatılmaz, tanınmaz ve değer de verilmez. Oysa mukayese ettiğimizde Baybars’ın hayatı, bu isimlerin her birinden daha sert, daha dramatik ve daha görkemlidir. Çünkü tarihte hiçbir Türk lideri, Baybars kadar sıfırdan başlayıp en tepeye çıkmamıştır. Baybars bir veliaht değildi. Soylu değildi. Arkasında hanedan yoktu. Vatanından koparılmış, obası yakılmış, anne babası Moğollar tarafından katledilmiş, kızkardeşleri Moğol askerlerinin tecavüzüne uğramış garip kimsesiz aslı çoban olan bir Kıpçak Türküydü. Hikayenin başlangıcında ailesi soysuz Moğollar tarafından katledildikten sonra Baybars, zincire vurulup Şam'da köle pazarında mal gibi satıldı. Hem de Arap topraklarına. Bir insanın düşebileceği en dip yerden bahsediyoruz. Cengiz Han’ın açtığı Moğol yolu, fetih değil vahşet yoluydu. Türk yurtları yağmalandı, İslam şehirleri yakıldı. Zulüm Cengiz ile de bitmedi torunu soysuz Hülagü ile de devam etti. Nice Türk ailesi bu soysuz tarafından katledildi. Nice ak saçlı nice Türk çerisi, Moğolların işkenceleri ile uçmağa vardılar. Herkes Moğollardan köpek gibi korkuyordu. Baybars ise bu korkuyu çocukken yaşamıştı. O yüzden diz çökmeyi değil, vakar ile metanet ile intikam alacağı günü beklemeyi seçti. Köle olarak girdiği Memlük ordusunda sadece kılıç kullanmadı. Sabrı, zekâyı ve devlet aklını öğrendi. Her talimde güçlendi, her savaşta sertleşti. Bozkırın Kıpçak çocuğu disiplinle birleşti. Velhasıl köle, asker oldu. Asker, komutan oldu. Komutan, sultan oldu. 1260’ta Ayn Calut’ta, tarihin akışı değişti. “Yenilmez” denilen Moğol orduları, Baybars’ın sahte ricat taktiğiyle tuzağa çekildi. Bozkır savaşını bozkırın Kıpçak evladı yönetti. Moğollar ilk kez darmadağın edildi, komutanları öldürüldü, efsaneleri gömüldü. Cengiz Han’ın korku mirası tam olarak orada çatladı. Hülagü’nün hayalleri çölde kaldı. Baybars, Türk’e ve İslam’a yapılanın intikamını orada aldı. Moğol elçileri tehditkâr mektuplarla geldiğinde Baybars diplomasiyle cevap vermedi. O elçilerin kafaları kesildi ve Kahire surlarına asıldı. Baybars sadece Moğolları ezmedi. Haçlıları da tarihten sildi. Fransız Kralı 9. Louis’i bütün Haçlı ordusuyla birlikte Mısır’da yok etti. Kudüs’ten sonra Haçlıların elindeki en büyük şehir olan Antakya’yı aldı. Krak des Chevaliers gibi “alınamaz” denilen kaleleri düşürdü. Tapınak Şövalyeleri dâhil olmak üzere en güçlü Haçlı kuvvetlerini parçaladı. Adana’da kurulu Ermeni Krallığı’nı ezdi. Suriye’yi Moğollardan geri aldı. Yetmedi, Anadolu’ya girdi ve Kayseri’de Moğolları ikinci kez yere serdi. Yere sermek ne kelime moğol ordusunu perişan etti. Yazarken insan yoruluyor. Terminatör gibi adam. Adeta ikinci bir Halid bin Velid. Böyle bir hayat hikâyesi Batı’da çıksaydı bugüne kadar elli tane filmi yapılmıştı. Ama Baybars’ı bugün doğru düzgün sahiplenen tek yer Mısır oldu. Onlarda saçını turuncuya boyamış, tıknaz bir Arap oyuncuya oynatılan kıytırık bir diziyle. Nerede Baybars’ın upuzun boyu, mavi gözleri, açık teni, kızıla çalan sakalları, iri yarı bozkır bedeni? Bu konuya Türk dizi-film yapımcıları kesinlikle el atmalı. Baybars, pazarda yok pahaya satılmış bir köleydi. Lakin yeteneğiyle, zekâsıyla, iradesiyle ve intikamın ateşiyle Mısır tahtına oturdu. Onu yurdundan eden soysuz Moğolları, Ayn Calut’ta gömdü, Elbistan Ovası’nda perişan etti. Haçlıları kutsal topraklardan neredeyse tamamen sildi. Ruhu şad olsun. Her Türk evladına önder olsun, iz olsun.

War

300,876 Aufrufe • vor 1 Monat

Fiili Çalışandık. Bu bir iddia değil, bir gerçektir. Bu bir talep değil, yıllardır yok sayılan bir hakkın adıdır. Devlet Bahçeli Mustafa Kalaycı Erkan Akçay İsmet Büyükataman Dr.İzzet Ulvi YÖNTER Prof.Dr.Kamil Aydın E. Semih Yalçın Muhammed Levent BÜLBÜL Prof. Dr. Mevlüt KARAKAYA🇹🇷 Hilmi DURGUN İsmail ÖZDEMİR 🇹🇷 Özgür Bayraktar Prof. Dr. Esma Özdaşlı Murat KOTRA Mustafa Çavuş MHP Mustafa Ertekin Osman Gür Yavuz Tellioğlu Fatih ÇETİNKAYA Prof. Dr. Hasan Kalyoncu MEHMET FENDOĞLU 🇹🇷 İsmail Faruk Aksu İlyas TOPSAKAL Sadir Durmaz 🇹🇷 Ahmet Selim Yurdakul Yaşar Yıldırım Tamer Osmanağaoğlu Ali Uçak Doç.Dr.Alp Yıldız Birol Gür CEMAL AKIN Av. Abdulaziz Sekban Doç.Dr. Pelin Yılık seckinodabasi Vahit Kayrıcı @FatihTatlsu Fevzi Zırhlıoğlu NAZİF KORAY NÜGÜ Necdet Öztürkçü Özer Karakayacı Prof. Dr. Cengiz Şahin🇹🇷🇹🇷🇹🇷 Deniz Depboylu Bahadır Alperen Utkucan yıldırım Fetih Ahmet ALPARSLAN Prof. Dr. Turan ŞAHİN Sertel Selim MHP Istanbul MHP Ankara İl Başkanlığı Bizler çocuk yaşta iş hayatının içine girdik. Okul sıralarından atölyelere, sınıflardan fabrikalara geçtik. Sabahın en erken saatlerinde iş başı yaptık, akşam karanlığında evlerimize döndük. Ürettik, emek verdik, alın teri döktük. Ama kayıtlarda yok sayıldık. Bize “stajyer”, “çırak” denildi; oysa yaptığımız iş ustayla aynıydı. Makinenin başındaydık, tezgâhın başındaydık, sorumluluk aldık, üretime katkı sunduk. İş kazası riskini de biz taşıdık, meslek hastalığını da biz yaşadık. Fiili Çalıştık ama sigortamız yarımdı… Devlet bize SGK numarası verdi, sigorta kartı verdi; ama emeklilikte “sizin emeğiniz sayılmaz” dedi. 18 yaş öncesi çalışmayı yok saydı. Yıllarımızı geri dönüşü olmayan bir biçimde sildi. Bugün geldiğimiz noktada şunu söylüyoruz: Bu bir ayrıcalık talebi değil, bu açık bir hak gaspıdır. Aynı iş yerinde, aynı işi yapan iki kişiden biri emekli olabilirken diğeri olamıyorsa, burada adalet yoktur. Staj ve çıraklık döneminde fiilen çalışılan sürelerin uzun vadeli sigorta kolları kapsamında sayılmaması, sosyal güvenlik sisteminin ruhuna aykırıdır. Emeği yaşa göre ayırmak, alın terini “geçerli–geçersiz” diye sınıflandırmaktır. Bizler yıllar boyunca sustuk, ama unutmadık. Çünkü bu mesele sadece geçmişin değil, bugünün ve yarının da meselesidir. Bugün bu haksızlık düzeltilmezse, yarın yeni mağduriyetler doğacaktır. Gençlere “çalışın” deyip sonra “emeğiniz sayılmaz” demek, bir toplumun vicdanında derin yaralar açar. Biz diyoruz ki: Fiili çalışmanın karşılığı yarım sigorta olamaz. Emeğin yaşı olmaz. Alın teri zaman aşımına uğramaz. Bu mücadele bir grubun değil, adaletin mücadelesidir. Bu mücadele geçmişe dönük bir hesap değil, geleceğe bırakılacak bir hakkın savunusudur. Unutturmayacağız. Vazgeçmeyeceğiz. Hakkımızı alana kadar anlatmaya devam edeceğiz. Fiili Çalışandık #StajyerÇırağaYarımSigortaHaksızlığı

STAJ VE ÇIRAKLIK SİGORTASI MAĞDURLARI FEDERASYONU

35,993 Aufrufe • vor 7 Monaten

Antonio Cosme 1998 yılında, komşusunun 13 yaşındaki kızına te*avüz etti. 9 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Aradan 7 yıl geçmeden, 13 Haziran 2005 te anne María del Carmen García evinin yakınlarında yürürken biriyle karşı karşıya geldi. O kişi Antonio Cosme Velasco idi, 7 yıl önce 13 yaşındaki kızı Verónica'ya bıçak zoruyla tecavüz eden aşağılık... Hapiste olması gerekiyordu. Ancak İspanya sistemi, cezasının bir parçası olarak ona geçici günlük izinler, yani kısa süreli özgürlükler tanıyordu. Ve işte oradaydı. Özgürce yürüyordu hemde Onun mahallesinde. Anneye doğru sırıtarak yaklaştı, kızının onu özleyip özlemediğini sordu hatta kahkaha attı. Bazı raporlar alaycı sözler söylediğini de iddia ediyor. Antonio'yu hapishanede tanıyanlarla konuşan anneye herkes, Antonio'nın aslâ pişmanlık duymadığını söylemişti. Tam olarak O an İçinde bir şey kırıldı annenin. Çığlık atmadı. Hemen ona saldırmadı. Sakince yakındaki bir benzin istasyonuna gitti ve bir bidon benzin aldı. Sonra Antonio Cosme'yi bir bara kadar takip etti, sarhoş olmasını sessizce bekledi hareketsiz kaldığını farkedince, benzini üzerine döktü ve bir kibrit yaktı. Bar alevler ve kaos içinde kaldı. Cosme çığlıklar içinde hayvanlar gibi bağırıyor sesi tüm mahalleden duyuluyordu. Sonunda vücudunun büyük bir bölümünde üçüncü derece yanıklar meydana geldi, On gün sonra, 23 Haziran 2005'te hastanede acı içinde öldü. María kaçmadı. Kaçmaya çalışmadı. Polisi bekledi ve hemen itiraf etti. "Hiçbir zaman katil olmak istemedim," dedi müfettişlere. "Ama kızımın yanına bir daha yaklaşırsa neler olacağını hayal ettim." Ve sadece anneliğimi yaptım. Bu olay basına yansıyınca İspanya genelinde büyük yankı uyandırdı. Bir yanda: María'nın kendi başına adalet dağıtan bir katil olduğunu, medeni bir toplumda kanunsuz adaletin hoş görülemeyeceğini söyleyenler. Diğer yanda: Bunu neden yaptığını tam olarak anlayan binlerce kadın Çünkü hukuki argümanların yakalayamadığı şey şuydu: María, kızının hayatının paramparça olduğunu izlemişti. Verónica, saldırıdan önce normal bir genç kızdı. Sonrasında travma, korku ve depresyonla mücadele etti. Annesi, kızının masumiyetinin öldüğünü, şiddetin paramparça ettiği bir hayatı yeniden kurmak için verdiği mücadeleyi tüm medyaya anlattı. Antonio Cosme mahkum edilmiş ve hapse atılmıştı. Güya adalet yerini bulmuştu. Ama kağıt üzerindeki adalet travmayı iyileştirmez. Kabusları silmez. Çalınanı geri vermezdi. Ve şimdi, o müthiş adalet sayesinde yedi yıl sonra, kızına bunu yapan adam özgürce dolaşıyordu—sırıtarak, pişmanlık duymadan, Verónica'nın yaşadığı aynı sokaklara salıverilmişti. Kim bilir belkide hâlâ aynı şeyin peşindeydi.. Kızını koruması gereken sistem, bunun yerine tecavüzcüyü mahallelerine geri göndermişti. María'nın davası İspanyol toplumunda bir dönüm noktası oldu Savcılar onu cinayetle suçladı ve uzun bir hapis cezası istedi. Çünkü Yasa açıktı: saldırıyı planlamış, benzini almış ve kasten birini öldürmüştü. Ancak binlerce İspanyol kadın başka bir şey gördü: kızını koruyamayan bir sistem tarafından SUÇA SÜREKLENEN bir anne. İspanya genelinde büyük protestolar patlak verdi. Kadınlar María'yı savunmak için yürüyüş düzenledi, "Hepimiz María'yız" yazılı pankartlar taşıyarak adalet reformu talep ettiler. Hukuk sisteminin Verónica'ya iki kez ihanet ettiğini savundular: önce tecavüzün gerçekleşmesine izin vererek, sonra da tecavüzcüsünü topluma geri salarak. Mahkeme başlangıçta María'yı dokuz buçuk yıl hapis cezasına çarptırdı. Ancak kamuoyu baskısı çok büyüktü. Dilekçeler toplandı. Politikacılar yanıt vermek zorunda kaldı. Dava, İspanya'nın adalet sisteminin cinsel şiddet mağdurlarına ve ailelerine nasıl davrandığıyla ilgili her şeyin yanlışlığının sembolü haline geldi. Temyizde, María'nın cezası, yattığı süre ve psikolojik durumu dikkate alınarak beş buçuk yıla indirildi. María cezasını sessizce çekti. Yaptıklarından asla pişmanlık duymadı; sadece bunun gerekli olmasından dolayı üzüntü duydu... #Adalet

🇹🇷 𐱅𐰇𐰼𐰰 ÖZNUR

460,494 Aufrufe • vor 7 Monaten

Ey Ali Mahir Başaran.! Ağzını topla, yerini bil! Türkiye Cumhuriyeti’nin cumhurbaşkanı hakaret etme bu cüreti kimden buluyorsunuz Sizin yaptığınız muhalefet değil sokak dili mafya dili Çete dilidir bu bir siyaset değil siyasetten mahrumçete ağzı siyaset az değil sokak serserilerin ağzı gibidir Sen bu milletin başkomutanı, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a dil uzatıyorsun? “Onurun, şerefin varsa…” demek ne demek? Sen önce aynaya bak, kendine sor: Belediye başkanlarınızın makam odalarında çıkan baklava kutularından fışkıran balya balya Euro’lar, kasalarda sıralanan milyonlar, halkın paraları sizin partinizin onurunu temsil mi ediyor? Sen önce CHP’li büyükşehir belediye başkanlarının yolsuzluklarının hesabını ver! Milletin su parasını, otobüs biletini, çöp vergisini sömürüp kasalara dolduran, sonra da gece yarıları baklava kutularına saklayanlardan çıkıp, utanmadan bu milletin helal oylarıyla seçilmiş Cumhurbaşkanına dil uzatamazsın! Siz bu millete hesap vereceksiniz! Çünkü siz artık siyasetin değil, rezilliğin adresi oldunuz. CHP bugün ne yazık ki; Senin gibiler artık sadece konuşan değil, dökülen adamlarsınız! Sözde milletvekili olacaksın, ama milletin değerlerine, Cumhurbaşkanına, bayrağına, dinine, devletine saygı göstermeyeceksin. Senin ağzın sadece hakaret biliyor, çünkü siyaset üretme yeteneğiniz sıfır! Senin gibi birinden bu millete ne hayır gelir? Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, sizin kirli siyasetinizin aksine; Bu milletin hizmetkârıdır, Devletin dimdik duran çelik iradesidir, Türk milletinin yüzyıl lideridir! Ama sizde ne şeref anlayışı var ne onur. Onur ve şerefi en çok dillerinden düşürmeyenler, genelde kendi hayatında olmayanı haykıranlardır! Sizinki de tam bu hesap! Ali Mahir Başaran.! Sen önce kendi yolsuzluk bataklığınızda debelenen belediyelerine bak. Ey Ali Mahir, senin ağzından çıkan her söz; CHP’nin seviyesizliğini, ahlaki çöküşünü gösteriyor. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, bu milletin adamı, Anadolu’nun evladıdır. Onurludur, şereflidir, merttir! Ama belli ki sizin gibi bir avuç siyasi tükenmişlik yaşayan zevat, bu kavramların ne anlama geldiğini bile bilmez! Bak Ali Mahir, bu milletin parası baklava kutularından çıkarken susanlar, bugün ahkâm kesemez! Sizin ağzınızdan çıkan her söz, milletin vicdanında size yazılacak bir ceza pusulasıdır. Sandıkta, meydanda, her yerde bunun hesabını vereceksiniz! Unutma: Bu millet sizi de, sizin gibi konuşanları da, sandıkta öyle bir ezecek ki… Ne CHP kalacak ne de senin gibi figüranlar! Recep Tayyip Erdoğan Ali Yerlikaya Hasan Doğan T.C. İletişim Başkanlığı Ömer Çelik Numan Kurtulmuş Yılmaz TUNÇ Hakan Fidan ABBAS GÜNDÜZ 🇹🇷 İbrahim Melih Gökçek Mehmet Aktaş Mehmet Metiner Mahmut Demirtaş Zafer Şahin Zeki Korkutata Murat Zorluoğlu Birol Ekici Ali Hamza Pehlivan Dr.İzzet Ulvi YÖNTER Devlet Bahçeli Mehmet Ali Çelebi Önder BAKAN T.C. İçişleri Bakanlığı Davut GÜL Davut Gürkan Mehmet Nuri Ersoy T.C. Jandarma Gn. K @Itataroglu46 @Devlet_024 Yusuf Tekin Yusuf Kenan TOPCU @n_alkan1923 @RYalcinkaya06 TBMM MHP Ankara İl Başkanlığı MHP Özgür Özel Ali Mahir Başarır

Abdurrahim Avcıoğlu

17,694 Aufrufe • vor 1 Jahr

🚨FETÖ’NÜN KANLI CASUSLUK AĞI MAHKEME KARARIYLA TESCİLLENDİ⬇️ 🔴15 Temmuz hain darbe girişiminin üzerinden 10 yıl geçti. 🔺Ancak Ankara 34. Ağır Ceza Mahkemesi’nin gerekçeli kararı, FETÖ’nün yalnızca darbe girişiminde bulunan silahlı bir terör örgütü olarak değil, devletin en kritik kurumlarına sızarak casusluk faaliyetleri yürüttüğü belirtilen yapılanmasını da yeniden gündeme taşıdı. 🔺Mahkeme, MİT’e sızdığı belirtilen eski personel Zeki Kıratlı’yı, “Devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askerî casusluk amacıyla temin etme” suçundan 20 yıl hapis cezasına mahkûm etti. 🔺Karara yansıyan en dikkat çekici değerlendirmelerden biri ise Rusya Büyükelçisi Andrey Karlov suikastına ilişkin oldu. 📌Dosyaya göre saldırı, tek başına hareket eden bir failin eylemi olarak değil; istihbarat toplama, gizli bilgi aktarımı, psikolojik hazırlık ve uluslararası algı yönetimi aşamalarından oluşan çok katmanlı bir operasyon kapsamında değerlendirildi. 📌Mahkeme dosyasına giren dikkat çekici tespitler: ▪️ MİT içerisindeki örgüt yapılanması üzerinden Karlov’un koruma düzeni, konutu, günlük güzergâhı, araç bilgileri ve güvenlik durumu hakkında istihbarat toplandığı belirtildi. ▪️ Bu bilgilerin örgüt hiyerarşisi içerisinde mahrem imamlar aracılığıyla üst yönetime aktarıldığı kaydedildi. ▪️ Saldırgan Mevlüt Mert Altıntaş, firari FETÖ'cü Abdullah Bozkurt tarafından Ankara Demetevler'deki bir evde 4 ay boyunca telkinlerle cinayete hazırlandı. ▪️Bozkurt, saldırıdan sadece 3 gün önce Twitter üzerinden "Türkiye'de artık elçilikler güvende değil" diyerek psikolojik harekatın startını verdi. ▪️Örgüt, cinayeti işledikten sonra suçu "cihatçı gruplara" yıkarak uluslararası bir algı operasyonu yürütmeyi de planladı. ▪️ Mahkeme kararında, suikast sonrası uluslararası kamuoyunda saldırının farklı yapılara mal edilmesine yönelik propaganda faaliyetlerine ilişkin değerlendirmeler de yer aldı. 🔺Kararda dikkat çeken bir diğer bölüm ise FETÖ’ye ait olduğu belirtilen Samanyolu TV’de 30 Aralık 2014’te yayınlanan “Nizama Adanmış Ruhlar” dizisi oldu. 🔺Mahkeme dosyasına göre dizide; 📌Bir sanat galerisinde büyükelçiye suikast düzenlenmesi, 📌Garson kılığındaki saldırganlar, 📌“Büyükelçi buradan sağ çıkmayacak” ve “Yarınki anlaşmayı imzalarsa mahvoluruz” şeklindeki diyaloglar, soruşturma kapsamında dikkat çeken unsurlar arasında değerlendirildi. 🔺Karara göre FETÖ, yalnızca emniyet ve yargıda değil, MİT içerisinde de oluşturduğu hücreler üzerinden kritik devlet sırlarına erişmeye çalıştı. 🔺Mahrem yapılanmada yer aldığı belirtilen isimler aracılığıyla büyükelçinin güvenlik bilgileri temin edildi; bu verilerin örgüt zinciri içerisinde aktarıldığı tespit edildi. ‼️Dosyada yer alan değerlendirmelere göre, 15 Temmuz darbe girişiminin başarısız olmasının ardından örgütün Türkiye’yi uluslararası alanda zor durumda bırakacak yeni provokasyonlara yöneldiği yönünde tespitlere de yer verildi.

vefa yürekli

37,645 Aufrufe • vor 2 Monaten

Mesele’nin aslı; Ne ADANA, ne ÇORUM, ne YENİDOĞAN… ASIL MESELE; Şeriat’a göre ne olması gerektiği. Çünkü asıl mesele de USULE UYGUN hareket edilmediği sürece; Dün Çorum’da, bugün Yenidoğan’da olan; Yarın Aydın’da, öbür gün Menzil’de de olur, olayların ardı arkası bitmez. Çünkü her iki tarafın sofileri de sorsan; bu yaptıklarını davalarına sahip çıkma niyeti ile yapmaktalar… O yüzden SOFİLERİ KARŞI KARŞIYA getiren asıl mesele çözüme kavuşmalı. Yani; KİM GERÇEKTEN MÜCADELESİNDE HAKLI, Kim GERÇEKTEN MEŞRU ZEMİN’de !? Sofiler buna odaklanmalı… Ben tarafı olduğumunkini söyleyeyim; Bizim meşru zeminimiz ŞERİAT. Kanıtı da şu ki; Sürecin başında her tarafın temsilci gönderdiği MOLLALARDAN OLUŞAN HEYET’in ESAH GÖRÜŞ’üne göre bizim zeminimiz meşru. Ama S.Saki bu görüşü kabul etmedi. Sonra Rahmetli Gavsımızın (ks) Halifeleri, Ş.Molla Nezir Hz. başkanlığında ŞER’i HAKEM HEYETİ kurdu. Ş.S.Muhammed Fettah Hz. (ks) ile Ş.S.Muhammed Mübarek Hz. (ks) KOŞULSUZ ŞARTSIZ bu heyete yetki verdi. Hani bir tabir var ya; “Abdestinden şüphesi olmayanın, namazından şüphesi olmaz.” Şart sunmadılar, yetkiyi geri almadılar. Ancak; S.Saki ise çokça şart sunup yetkiyi vermekten kaçınsa da, görüşmenin kamera önlerinde olmasındaki ısrarından sebep daha fazla direnemedi ve yetkiyi vermek durumunda kaldı. Ama üzerinden birkaç gün geçmeden verdiği yetkiyi geri aldı. HEYET’i çalışamaz hale getirdi. Gerisi bildiğiniz gibi; ▶️ Dergahlarda kilit kırmalar, mal kaçırmalar, ▶️ Menzilde, Kasrikte taşlı sopalı kavgalar, ▶️ Havalimanında Semerkand Vakfı yetkililerine saldırı, ▶️ Sosyal Medyada itibar suikastleri, milletin karısını kızını ifşalar, ▶️ Protestolar, Eylemler, Küfürler, darplar ▶️ Ve son olarakta silahla adam yaralamalar… Şimdi dergah dergah olayları konuşsak, kim hakkı kim haksız kişi kişi bakacak olsak; Belki aylarca konuşmak gerekir. O yüzden olaylara değil meselenin temeline bakmak lazım ve ONA GÖRE TARAF OLMAK LAZIM, VEBALİ ONA GÖRE YÜKLENMEK LAZIM… Dediğim gibi bizim meşru zemin ŞERİAT !!! Sizin MEŞRU ZEMİN’iniz nedir !? Şeriatsa; Ahmet Şahin’in de imzaladığı Mollarından Oluşan Heyetin açıkladığı Esah Görüşü neden kabul etmediniz? Ş.Molla Nezir Hz. başkanlığındaki Şer’i Hakem Heyeti’ne zoraki verdiğiniz yetkiyi neden geri aldınız? Hiç bir şer’i çözüme yanaşmadınız. Meşru Zemin’iniz; şeriat değil bu kesin. Meşru zemininiz; Kitaplarda geçmeyen Mevkufun Aleyh görüşünüz ise; Avrupa’da azınlık olduğunuz halde Dergahları, Medreseleri ÇOĞUNLUK’un yönetimine neden bırakmadınız? Neden Semerkand Vakfı’na ait kurumları Hiristiyan Avrupa Mahkemeleri’ne şikayet ettiniz? Aşağıda S.Yakup’un ses kaydı mevcut. Demiyor ki: “Mevkufun Aleyh görüşümüze göre Avrupa’daki Dergahlar onların hakkı.“ Diyor ki: “Babam da diyor ki, Onlarda kalacağına Devlette (Hristiyan Almanya Devleti) kalsın daha iyidir.“ Meşru Zemin’iniz; kitaplarda geçmeyen ÇOĞUNLUK’un YÖNETİMİ de değil bu kesin. Meşru zemininiz Medeni Kanunsa; Çorum’da Mahkeme kararı olmasına rağmen Dergahı işgal ettiniz, 13 kişi 1 sofiye saldırıp, küfürler edip mahkeme kararını da tanımadınız… Meşru Zemin’iniz Ülkemiz Kanunları da değil bu kesin. E o zaman ALLAH AŞKINA: Sizin MEŞRU ZEMİN’iniz nedir !? Önce bunu netleştirmek gerekir. Aksi halde; Şerhendilerin hiçbir çözüm yoluna yaklaşmaması yüzünden daha çok sofi zarar görebilir HAFAZANALLAH… Ve Serhendi’ye Gönül Verenler, BİR DÜŞÜNÜN, Sizin görüşünüz ne, sizin meşru zemininiz ne !? Eğer MEŞRU SANDIĞINIZ MEŞRU DEĞİLSE, bu Kapı’nın bugün bu hale gelmesinden sorumlusunuz haberiniz olsun… BU VEBALİN ALTINDA KALMAMAK İÇİN SORGULAYIN; MEŞRU ZEMİNİNİZ NE !?

PANZEHİRCİ

16,885 Aufrufe • vor 11 Monaten

İşte 23 yılın ağır sonuçları Dolar: 1.45 TL - 39.12 TL Euro: 1.5 TL - 45.72 TL Benzin litre: 1.48 TL - 53 TL Çeyrek Altın: 30 TL - 7.113 TL Dış borç 130 Milyar$- 515 Milyar$ (Aralık 2024 ) İç borç 200 Milyar TL- 7.5 Trilyon TL Bunun dışında olan ödemeler KKM ödemeleri ( zararı 2 yılda 1.1 Trilyon TL ) Döviz garantili ödemeleri (157 Milyar dolar 2021 ) Ve bunun yanında harcanan rakamlar Bedelli gelirleri, Özelleştirme gelirleri, Merkez Bankası Rezervi, Merkez Bankası yedek akçesi, Deprem vergisi, işsizlik sigorta fonu, 2b arazi gelirleri, gayrimenkul satışları, maden ruhsat gelirleri 30 Mayıs 2025 Sadece sizin aldığınız kararlarla onlarca trilyon TL zarardan bahsediyoruz -Dört yılda faize ödenen 4 trilyon TL İki yılda Merkez Bankası’nın 1,5 trilyon TL zarar etmesi, -Yap İşlet devlet projelerindeki zararlar -Kamu özel arasındaki mahsuplaşma da kur hesaplamalarının kamu aleyhine hesaplanması -devletin elektriği özel şirketten pahalıya alıp, özel şirkete ucuza satmasından doğan kamu zararı bu listeye dahil değil Bir ülke ekonomik krizdeyken, yurtdışından yüksek faiz ile dış politikada taviz vererek dış borç bulurken, halkı ucuz gıda kuyruğunda beklerken, döviz, enerji, gıda fiyatları çok yüksekken, halk vergi yükü altında ezilirken bir ülke yönetimi halkın parasını böyle dağıtır mı? Ve bunları yapan Erdoğan, ekonomi muhalefet yüzünden bozuldu diyor... -12 Ocak 2024 Azerbaycan'a 250 Milyon TL hibe -62.3 Milyon Dolar Kırgızistan borcunun silinmesi -kırgızistan vatandaşların Türkiye’de ücretsiz tedavi hizmeti -10 Mayıs 2024 yılda 7000 yabancının Türkiye’de tedavi edilmesi -Suriyeliler için 40 milyar $ harcadık. (Mart 2020 rakamı) -Somali’ye son 10 yılda 1 milyar doların üzerinde hibe yaptık. -9 Aralık 2020, Nijer, Nijerya, Kongo sağlık hibe yardımı -9 Aralık 2020, Tunus’a 5 Milyon dolar hibe -TİKA, Nepal ve Afganistan'da gıda kolisi dağıtması. -34 ülkeye ekipman hibe,156 ülke ve 9 kuruluşa destek." Erdoğan -Sırbıstan ve Bosna Hersek'e destek için sıfır gümrük bedelli ithalat kararları " -4 bin Suriyeli sağlık çalışanı istihdam ettik. -754 bin Suriyeli bebeğimiz doğdu. -Suriyelilere 97 milyon poliklinik hizmeti. -Suriyelilere 3 milyondan fazla yataklı tedavi. -Suriyelilere 2 milyon 600 bin ameliyat." Fahrettin Koca Mart 2022 - Hariri'ye, Türk Telekom’un özelleştirmesi için 4.75 Milyar $ bankalarımızdan kredi verdiler. ( bugünün kuruyla 185 milyar TL ) Telekom’u borçlandırdı. Telekom’un içini boşalttı aldığı krediyi de ödemeden kaçtı gitti. -Pandemi dönemi hiç kimse sokağa çıkamıyor, seyahat edemiyor, yollar bomboş ama AKP’nin döviz üzerinden gelir garantisi verdiği şirketler bomboş yollara rağmen tıkır tıkır gelirlerini alıyorlar. Dönüp diyorlar ki Pandemi var ekonomik sıkıntımız var kira borçlarımızı ödeyemeyeceğiz. AKP, merak etmeyin diyor 2036’ya kadar borçlarını erteliyor.Devletin resmi kurumu belediyelere yapmadığını yandaş ve yabancı şirketlere yapıyor hem de tıkır tıkır döviz üzerinden gelirini ödediği şirketlerin borçlarını erteliyor. Her şey yasal sonuçta. Her şey dava için sonuçta -Yine cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yönetiminde olan Çaykur, dünyada yıllık kuru çay tüketimi kişi başına sadece 500 gram Türkiye’de ise bu rakam 3,5 kg. Tabii ki şaşırmıyoruz cumhurbaşkanı Erdoğan yönetiminde Çaykur zarar etmeye başlıyor. Olsun her şey yasal. Zarar ediyorsa halk ödüyor sonuçta -Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yönetiminde olan varlık fonu bünyesine giren Botaş, devletten destek alıyor, yurtdışından borç alıyor, ödediği gazın parasını tahsil ediyor buna rağmen Rusya’dan aldığı gazın parasını ödeyemiyor. Devletten alınan, tahsil edilen ve borç alınan para nerede diye sormak yasa dışı faaliyet sonuçta her şey yasal Tabii ki bunlar olurken ülkemiz sürekli doğal gaz keşfediyor. Ama ne hikmetse Botaş aldığı gazın parasını ödeyemez hale geliyor. -Varlık fonu kuruluyor başkanı cumhurbaşkanı Erdoğan oluyor. Özelleştirilmeyen tüm varlıklar, varlık fonu bünyesinde toplanıyor. Varlık fonu yönetimi ayrı borçlanıyor fonun bünyesindeki tüm şirketler ayrı ayrı borçlanıyor sonuçta her şey yasal. Örneğin geçen hafta vakıfbank 555 milyon $ Çin’den borç aldı. Sonuçta her şey yasal. -Devletin tabii ki belli özel şirketlere ödediği parayı döviz ile öde, yine belli şirketlerin devlete olan ödemelerini TL’ye çevirerek tahsil et. Böylelikle kamu büyük zarara uğrasın Sorun değil her şey yasalara uygun sonuçta Biz buna dava diyoruz dava uğruna her şey mübah diyoruz. -Özel şirketten elektriği pahalıya al, yandaş ve yabancı dağıtım şirketine ucuza sat. Aradaki farkı halkın cebinden öde! sonuçta her şey yasal değil mi ? Ya halkın cebinden trilyonlar gitmiş ha bunlar ufak detaylar. Sonuçta halkın cebinden trilyonlar uçuyorsa her şey yasalara uygun olarak uçuyor. Biz buna dava diyoruz. -Tabii ki yine yandaş ve yabancı şirketler döviz ödeme garantileri var. Pandemi de dahil tıkır tıkır döviz üzerinden gelirlerini öde, bu arada tabii ki onlar için döviz kurunu 6-7 kat arttır. Ama onların vergi borçlarını ötele, borçlarını ötele, vergi borçlarını sil, verilen işletme sürelerini arttır, verilen garanti miktarlarını arttır. Böylelikle halkın trilyonları yandaş ve yabancıya uçsun gitsin ama sorun değil sonuçta her şey yasal. Biz buna dava diyoruz. -Tayyip Erdoğan olarak faizsiz ekonomi özlemimi Gürsesle haykıracağım derken, cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yaptığı 2018 yılında 70 milyar TL faiz ödeyen Türkiye 2023 yılında 600 milyar TL faiz ödedi 2024 yılında 1.2 Trilyon TL faiz ödedi 2025 yılının ilk 4 ayında 684 milyar TL faiz ödedi ( 2025 yılında 2 trilyon TL ödeyecek) Her şeyi planlı şekilde yaptılar. İç borcu döviz ile aldılar. Önce döviz kuru arttı sonra faiz arttı. 2018 yılında 1 trilyon TL olan merkezi bütçe borçu 2025 Nisan ayı itibari ile 10.7 trilyon TL’ye çıktı. Artan döviz kuru ile borç arttı. Sonra faizi arttırıp artan borç miktarına yüksek orandan faiz ödenmeye başlandı. Bu planlı bir şekilde halkın cebinden belli bir sermaye çevresine kaynak transferidir. Ortada bir ekonomik kriz yoktur. Yap İşlet devlet projeleri de düşünüldüğünde döviz üzerinden gelir garantisi verildiği düşünülürse onların Aldığı para TL bazında artmış durumda bu şekilde trilyonlarca rakam belli bir gruba aktarılıyor. Bir yıla mahsus değil yıllara mahsus şekilde bu para aktarılma devam ediyor. -Ne güzel değil mi ben faize karşıyım deyip dört yılda 4 trilyon TL faize para ödüyorlar. 86 milyonla dalga geçmek değil mi bu? Ya bu faizi alanlar kim ? İki yılda Merkez Bankası 1,5 trilyon TL zarar ediyor bu para kime gitti? Tabi burada her şey yasalara uygun değil mi? -Sokaktan geçen birisini çeviriyorsunuz bak şurada büyük bir arazim var. buraya devasa bir bina yap bana, ben de senden metrekaresini döviz üzerinden kiralıyım diyorsunuz. işte şehir hastaneleri böyle başlıyor. Şahıs diyor ki yaparım ama benim param yok. Devlet olarak alıyorsunuz bu Vatandaşı finans şirketine götürüyorsunuz, kredi buluyorsunuz. Bulduğunuz krediye kefil oluyorsunuz bir de bu şahsa gelir garantisi veriyorsunuz. Devlet olarak şahsa araziyi verdiniz. Krediyi temin ettiniz, özellikle çok çok büyük bina yaptırıp, metre karesini döviz üzerinden bu şahıstan kiralıyorsunuz. Yetmiyor, Yatakhane, görüntüleme, laboratuvar hizmetlerini ve temizlik hizmetlerini bu şahıstan satın alıyorsunuz. Yetmiyor kafeterya, lokanta, otopark ve otel işletmesini de bu şahsa veriyorsunuz İşte size şehir hastaneleri. Olsun her şey yasal. Halka diyorsunuz ki cebimizden bir kuruş çıkmadan yaptırdık. 2024 yılında 90 milyar TL’nin üzerinde rakam ödendi. Olsun her şey yasal sonuçta. Sonuçta dava meselesi. -Ne güzel değil mi biz bu ülkeyi döviz belasına sokanlara hesap sorup bu ülkeyi döviz belasından kurtaracağız deyip döviz üzerinden ödeme garantisi verip döviz üzerinden iç borç aldılar. Olsun her şey yasal sonuçta. yetmedi dövizi 6-7 katına çıkardılar halkın cebinden büyük parayı yandaş ve yabancıya akıttılar. dediler ki bu kazanç size yetmez bir de faizi arttıralım size ödediğimiz parayı faize yatırın bir de oradan kazanın dediler. Olsun biz faize karşıyız diyeceğiz nas var diyeceğiz sorun çözülecek. çözüldü de -Türk telekom, Hariri’ye Türk telekom’u sana satalım dediler.Hariri‘i param yok dedi. O zaman gel sana devletin bankalarından 4,75 milyar $ kredi verelim dediler. Parayı biz verdik Hariri Türk telekom’u satın aldı. Harari Türk Telekom’un kasasını boşalttı. Faturaları tahsil etti. Borcu ödemeden kaçtı gitti. AKP ne yaptı dersin Hariri’yi kırmızı halııyla karşıladılar. Zarar için sorun değil her şey yasal sonuçta. Halk ödüyor. -Türkiye F - 35 projesinden tek taraflı çıkarıldı. Verdiği 1.4 milyar $ parayı alamadı. Akp’li bakan Varank, ABD verdiği sözlere uymak zorunda değil diye ekranda açıklama yaptı. Çıkarıldığımız projeye geri dönebilmek için lobi faaliyetler için AKP yine para harcadı. Kendi paramızı geri alamadık. alamadıgımız paranın karşılığı F-16 alalım veya F- 16 modernizasyonu yaptıralım dendi. Bunun için dahi taviz vermeyi kabul ettiler. tavizin kabulü için bile ABD’ye üç defa heyet gönderdiler. Ne oldu ?

Nasuh Bektaş

99,046 Aufrufe • vor 1 Jahr