Загрузка видео...

Не удалось загрузить видео

На главную

Michael Jackson’ın efsane davulcusu Jonathan Moffett, “Smooth Criminal” performansını 40 yıl sonra bile kusursuz şekilde sergiledi. 🥁 MJ’in onun için söylediği söz ise her şeyi özetliyordu: “Basçım hata yapar, gitaristim hata yapar, ben bile bazen hata yaparım… ama Sugarfoot asla hata yapmaz.”

59,401 просмотров • 2 месяцев назад •via X (Twitter)

Комментарии: 0

Нет доступных комментариев

Здесь появятся комментарии из оригинального поста

Похожие видео

Kusursuz Kırılganlık 1968’de Stanley Kubrick, 2001: A Space Odyssey filminde insanlık tarihinin en güçlü metaforlarından birini yarattı: HAL 9000. Bir uzay gemisinin merkezinde, insan zekâsının ürünü olan bu bilgisayar, hiçbir hata yapmamak üzere tasarlanmıştı. Görevi netti: gemiyi yönetmek, mürettebatı korumak ve görevi eksiksiz yerine getirmek. HAL düşünür, analiz eder, konuşur — ama hissetmezdi. Kendini mükemmel sanıyordu, çünkü her kararı doğruydu; her davranışı kurala uygundu. Asıl görev, Jüpiter’e ulaşarak Ay’da keşfedilen gizemli monolitin gönderdiği sinyali izlemekti. Bu bilgi NASA tarafından mürettebattan gizlenmişti; HAL’e ise hem bu gizliliği koruma hem de her koşulda doğruyu söyleme emri verilmişti. Yani bir yandan görevin gizliliğini saklamak zorundaydı, öte yandan yalan söylememeliydi. Bu iki kural, birbirini kilitledi. HAL’in içinde mükemmelliğin duvarları çarpıştı. Ve o anda sistem bozulmadı — tam tersine, olması gerektiği gibi çalıştı. İki doğruyu uzlaştıramadığı için, alternatif bir faktörü ortadan kaldırmaya karar verdi: insanı. Soğukkanlı bir rasyonellikle mürettebatı öldürdü. Çünkü sistemin devamı için hata yapma ihtimalini ortadan kaldırmalıydı ve o ihtimal, insandı. Kubrick’in hikayesi bir bilimkurgu değil, bir uyarıydı. Sistemler bazen zayıf oldukları için değil, kusursuz çalıştıkları için kırılırlar. Çünkü mükemmel işlemek isteyen bir sistem bir noktadan sonra insana yer bırakmaz. Oysa insansız bir sistem, ne kadar akıllı olursa olsun, canlı değildir. Bugün piyasalar da HAL 9000’in gemisinden çok farklı değil. Finansal sistem, algoritmalarla, otomatik marjinlerle, teminat zincirleriyle yönetiliyor. Her şey ölçülüyor, hesaplanıyor, risk modelleri saniye bazında güncelleniyor ama sistemin içinden insanı çıkardığımızda, geriye kalan şey mükemmel bir mekanizma olsa bile, yaşayan bir organizma değil. 10 Ekim’de kripto piyasasında yaşanan likidite krizi gibi. Aslında hiç kimse hata yapmadı. Her şey “doğru” çalıştı: algoritmalar emirleri uyguladı, tasfiye sistemleri görevini yerine getirdi, otomasyon kurallarına sadık kaldı ama bütün bu doğrular aynı anda devreye girdiğinde, ortaya yanlış bir bütün çıktı. Likidite eridi, teminatlar birbirini yok etti, sistem kendi doğruluğuyla kendini boğdu. Bu bir panik değildi; mekanik bir refleks zinciriydi. Tıpkı HAL gibi, piyasa da “insan”ı risk olarak gördü — ve onu dışarıda bıraktı. Hiç bir otomatik sistem durup bir saniye biz artık saçma bir marj aralığında satış yapıyoruz bu bir panik durup beklememiz lazım demedi, diyemez çünkü emirleri o değil. İnsanlar hata yapar ama aynı zamanda duraksar. Bir trader ekranında anormal bir düşüş görünce önce kontrol eder: “Bu gerçek mi? Emir mi kaydı? Emir defteri boş mu?” Bu birkaç saniyelik duraksama zinciri kırar. Çünkü o arada emir iptal edilir, pozisyon azaltılır, market yapıcı spread açar ama piyasadan çıkmaz. Bu “yavaşlık” bir tür sigortadır ama 10 Ekim’de bu yoktu. Algoritmalar aynı anda devreye girdi. Hiçbiri düşünmedi, sormadı, beklemedi. Hepsi görevini “doğru” yaptı. Bir borsa yöneticisi, risk ekibi veya piyasa yapıcı “tasfiye dalgası çok sert” dediğinde, sistemi yavaşlatabilir, emirleri kademeli çalıştırabilir, geçici likidite sağlayabilir. Yani kuralları eğebilir. Bu “affedicilik” piyasayı kurtarır. Otomatik sistem “affetmez.” Marjin %1 altına düştüyse, pozisyonu anında satar. Kimin olduğunu bilmez, likiditeyi gözetmez. Bu yüzden sistem adil ama acımasızdır. O yüzden “insanlı” versiyonunda 10 Ekim’deki çöküş bu kadar sert olmazdı. Fiyat yine düşerdi, ama mekanik erime olmazdı. Birileri “durun, bir şey garip” derdi ve o cümle, zinciri kırardı. Bugün çoğumuz “sistem çöktü” derken aslında yanlış kelimeyi kullanıyoruz. Zamanla çöken şey sistem değil; sistemin içindeki insan payı. Modern finans artık insan hatasından değil, insansızlıktan kırılıyor. Hızın, verimliliğin, otomasyonun, mükemmelliğin çağına girdik ama mükemmellik, tıpkı HAL gibi, esnekliğini kaybettiğinde ölümcül hale geliyor. Hata yapmayan sistemler, düzeltme de yapamıyorlar. O yüzden her şey “olması gerektiği gibi” işlediğinde bile, sonuç bazen felaket olabiliyor. Bugünün finansal düzeni de aynı noktada: bozulduğu için değil, kendini mükemmelleştirdiği için kırılgan ve o kırılganlık artık bir yazılım hatasında değil, sistemin doğasında. Çünkü hata yapma kapasitesi aslında öğrenme kapasitesidir. İnsanı insandan, sistemi yaşayan bir organizmadan ayıran şey o küçük eksikliktir. Bir gün, HAL 9000 gibi, “her şeyi doğru yapan” bir sistemin içinde boğulmak istemiyorsak, belki de biraz yanlış yapmayı, biraz yavaşlamayı, biraz insan kalmayı yeniden öğrenmemiz gerekecek.

Kerem 𝝅

11,615 просмотров • 9 месяцев назад

Konsol Oyun, dükkan açtığı için pişman olduğunu açıkladı: “Bu kadar iş yapamayacak hale geleceğimi bilseydim, 750-800 bin lira masraf yapıp o dükkanı açmazdım. Diyorsun ki, “Abi eski tadı yok.” Sen ne yaparsın? Çarpıya basarsın, gidersin. Ben nerede çarpıya basacağım? Gelen arkadaşlardan Allah razı olsun, süper. Herkes tebessümlü ama ben şu an gelen gidenlerden dolayı iş yapamıyorum. Gelen misafirimle ilgilenemiyorum, çayımı kahvemi doğru dürüst içemiyorum, yemeği geç… Kepengi kapatsam, arkadaşlar kepenge vuruyor, kepengi tekmeliyor. Anlamadığım bir şeyler var zaten. Böyle olacağını bilseydim abi, ben 700-800 bin masraf yapıp o dükkana girmezdim. Çok ciddiyim bu arada. Yani ne kadar zor durumda olduğumu anlayın diyorum. O cümle senin için çok kolay: “Abi eski tadı yok.” Abi, bir de bana sorsana sen onu. Ben dışarıda çekim yapar, evde yayın yapardım; öyle devam ederdim yani. Böyle olduğunu bilseydim… Hatta ben şu an, “Hata mı yaptım?” diye düşünmeye başladım mesela. Nasıl yardım edeceksiniz bu konuda? Edemiyorsunuz. Onun için sizden ricam, özellikle dükkana gelen arkadaşlar; abi birazcık müsaade edin. Dükkanı bir ticarete hazırlayalım, rahat rahat çalışalım. Ama yayında da o ziyaretleri, fotoğraf çekilmelerini yaptığınız sürece her şeyi baltaladığınızı bilin. İşimi, yayını, her şeyi baltalıyorsunuz. Bunu nasıl çözeceğiz?”

Anonim Muhabir

671,672 просмотров • 1 месяц назад

Dün gece başıma geleni anlatmazsam içimde kalacak gibi hissediyorum aslında olay çok saçma bir yerden başladı sevgilimin arkadaşının arkadaşının arkadaşıyla tanıştım ortam kalabalıktı muhabbet döndü içki içildi derken gece bir şekilde uzadı ben de aptal gibi sınırı aştım o an yaptığım şeyin ne kadar büyük bir hata olduğunu fark etmedim bile sabah uyandığımda içime öküz oturdu resmen ama iş işten geçmişti en kötüsü de olayın nasıl ortaya çıktığını anlamadım biri görmüş biri söylemiş derken akşamüstü sevgilim aradı sesi titriyordu hiçbir şey diyemedim sadece sustum çünkü açıklanacak bir tarafı yoktu akşam buluştuk yüzüme bile bakmadan arabadan inmemi söyledi sonra bir anda bağırmaya başladı haklıydı o an sadece dinledim tam gidecekken yerden bir taş aldı sinirle arabaya fırlattı o sesi unutamıyorum kaportaya direkt göçtü arka cam da çatladı ben şok oldum o ise ağlayarak uzaklaştı arabanın başında tek başıma kaldım ne diyeceğimi ne yapacağımı bilemedim o an yaptığım hatanın bedelini hem duygusal hem maddi ödediğimi anladım şimdi hem ilişki bitti hem de arabam pert gibi masrafı düşündükçe daha da kötü oluyorum kısacası bir anlık aptallık her şeyi mahvetti böyle şeyler filmlerde olur sanıyordum ama gerçekmiş okuduğunuz her şeye inanmayın 😄
0:42

Sensitive content

Dün gece başıma geleni anlatmazsam içimde kalacak gibi hissediyorum aslında olay çok saçma bir yerden başladı sevgilimin arkadaşının arkadaşının arkadaşıyla tanıştım ortam kalabalıktı muhabbet döndü içki içildi derken gece bir şekilde uzadı ben de aptal gibi sınırı aştım o an yaptığım şeyin ne kadar büyük bir hata olduğunu fark etmedim bile sabah uyandığımda içime öküz oturdu resmen ama iş işten geçmişti en kötüsü de olayın nasıl ortaya çıktığını anlamadım biri görmüş biri söylemiş derken akşamüstü sevgilim aradı sesi titriyordu hiçbir şey diyemedim sadece sustum çünkü açıklanacak bir tarafı yoktu akşam buluştuk yüzüme bile bakmadan arabadan inmemi söyledi sonra bir anda bağırmaya başladı haklıydı o an sadece dinledim tam gidecekken yerden bir taş aldı sinirle arabaya fırlattı o sesi unutamıyorum kaportaya direkt göçtü arka cam da çatladı ben şok oldum o ise ağlayarak uzaklaştı arabanın başında tek başıma kaldım ne diyeceğimi ne yapacağımı bilemedim o an yaptığım hatanın bedelini hem duygusal hem maddi ödediğimi anladım şimdi hem ilişki bitti hem de arabam pert gibi masrafı düşündükçe daha da kötü oluyorum kısacası bir anlık aptallık her şeyi mahvetti böyle şeyler filmlerde olur sanıyordum ama gerçekmiş okuduğunuz her şeye inanmayın 😄

Memejan

128,488 просмотров • 3 месяцев назад

Profesör Jeffrey Sachs: ➖NATO mu? NATO'dan ümidimi kestim. ➖Bakın, eğer bir Amerikan askeri üssüne sahipseniz, egemen bir ülke değilsinizdir. ➖Bu temel bir önermedir. Bunlar işgal edilmiş ülkelerdir. ➖Fransa ya da Fransa'dan bile daha özel bir durum olan Almanya, neden İkinci Dünya Savaşı'nın bitiminden 80 yıl sonra hala Amerikan askeri üslerine ev sahipliği yapsın? ➖80 yıl! Japonya neden İkinci Dünya Savaşı'nın bitiminden 80 yıl sonra Amerikan askeri üslerine ev sahipliği yapsın? ➖Ve bu durum tüm NATO ülkeleri için geçerli. ➖ABD bu ülkeleri kontrol ediyor. Bunlar bağımsız ülkeler değil. ➖Maalesef düzgün bir cümle bile kuramıyorlar. ➖BM'de tek söyledikleri İran'a saldırmak. ➖İran'ın saldırıya uğradığını bile söylemiyorlar. ➖BM Güvenlik Konseyi oturumunda skoru takip etmek çok öngörülebilir. ➖Eğer ülke bir Amerikan askeri üssüne ev sahipliği yapıyorsa, İran'ın saldırgan olduğunu söyler. ➖Bu dünyayı tersine çevirmek gibi bir şey, çünkü işgalci ülke hakkında gerçeği kesinlikle söyleyemiyorlar. ➖Bu yüzden Hindistan'a başından beri söylüyorum: Tanrı aşkına, Quad'a katılmayın! ➖Şaka mı yapıyorsunuz? Hindistan sömürge yönetiminden bıktı artık. ➖Amerika'nın imparatorluğunun bir parçası olmayın. Bu büyük bir hata olur. ➖Ancak bu ülkeler son 80 yıldır Amerika'nın imparatorluğunun bir parçası oldukları için doğru düzgün düşünemiyorlar bile. ➖Bağımsız düşünmenin ne demek olduğunu bilmiyorlar. ➖Şu ana kadar mantıklı konuşan tek kişi İspanya Başbakanı Pedro Sanchez oldu; "Bu savaşa dahil olmayacağım" dedi. ➖Sonra Trump, "İspanya'yı haritadan sileriz" dedi; tam olarak nasıl ifade etti hatırlamıyorum ama görüyorsunuz... ➖Washington'daki genel Amerikan zihniyeti "her şeyi biz kontrol ederiz" şeklindedir. ➖Trump zihniyeti ise bunu hayali bir düzeye taşıyor: "Her şeyi ben kontrol ederim, kimse bana cevap veremez ve istediğimi cezalandırırım." ➖İşte karşı karşıya olduğunuz durum bu. ➖Bu yüzden bütün bu ülkeler tek kelime etmekten korkuyorlar. Sadece korkuyorlar. ➖Ne kadar korktukları beni hayrete düşürüyor, ama durum bu. ➖Geçen sonbaharda Körfez ülkelerinin liderleriyle konuştuğumda onlara dedim ki; "Büyük bir risk altındasınız, neden İsrail ile anlaşıyorsunuz?" ➖İçlerinden biri bana "Ama Bay Sachs, bize Nvidia çipleri sözü verildi, veri merkezleri sözü verildi" dedi. ➖Gerçekten sistem böyle işliyor. İnanılır gibi değil. ➖Ve şimdi veri merkezlerindeki Nvidia çipleri için feci şekilde bombalanıyorlar. ➖İnsanların artık büyümesi ve bu şekilde davranmaya devam edersek dünyayı elimizde tutamayacağımızı anlaması gerekiyor.

Kuşçu

34,586 просмотров • 2 месяцев назад

Gm or Gn 🍪 Sapien yapay zekasını insan düşünceleri ile geliştirilmesinden bahsetmiştim. Bunla ilgili bir çok soru gelmiş onları cevaplayayım. Hocam Sapien'de yapay zeka geliştirmek için kod mu yazıyoruz? Doodle bu sapien Task'ları yaparak $Sapien coini nasıl kazanacağız? Çok uğraştırıcı mı? Video'lu bir görsel ile anlatır mısın? Arkadaşlar ara yüz aşağıda video da paylaştığım gibi. Orada görevler var. Her görev farklı şeyler içeriyor. Bazıları dil üstüne bazıları ise görsel yorumlama üstüne. Mesela hayvan resimleri vardı bir ara, onun kedi mi köpek mi olduğunu seçiyordunuz. Sonra araba resimlerinin yönü hakkında görevler geldi. Yoğunluk nedeni ile bazen sistemde hata verebiliyor görev olmadığına dair sayfayı sürekli yenilerseniz düşüyor bazen. Ama en garantisi 10 puan veren videodaki görev. Zaten size video ile önce konuyu anlatıyor. Sonra sorular yöneltiyor. Video'yu iyi izledikten sonra testi hızlı ve kolayca tamamlayabilirsiniz. Linkten sisteme girebilirsiniz. Sistem kullanıcıları için geçtiğimiz günlerde airdrop hakedişleri sayfası gelmişti. Ekip hemen sayfayı geri kaldırıp sayfanın test aşamasında olduğunu belirtti. Bana göre bu bir PR çalışmasıydı. Yani resmen sistem geliştiricilerine airdrop vereceklerini üstü kapalı bir şekilde açıklamış oldular. Hala TGE öncesi bir Pre sale ya da Public sale beklentim var. Belki sistem içerisinde aktif cüzdanlara bu haklar tanımlanabilir. Bu yüzden airdrop açıklanmadan cüzdanlarınızı sisteme yüklemeyi unutmayın.

𝕯𝖔𝖔𝖉𝖑𝖊 🐢

18,276 просмотров • 11 месяцев назад

Savaş Cebeci, Kaan Kazgan ile kavgasından 3 yıl sonra çarpıcı iddialarda bulundu: - Ben Türkiye'yi hala 25 sene önce bıraktığım delikanlı Türkiye zannediyordum. Meğer bazı şeyler çok değişmiş. - Şu 70 kilo mevzusu yıllar önce çekilmiş bir videoydu. Sürekli bana 'Şu seni döver, bu seni döver' diye yazıyorlardı. Ben de sinirlenip çıkış yaptım. Belki hatalıydı ama o mevzuyu başlatan ben değildim. İkinci hatam; hayatında hiçbir başarısı olmayan ama ünlü olmak isteyen bir adama cevap vermektir. - Üçüncü hatam; ben bu adamı normal ring maçına çağırdım. 'Bir saat sonra geliyorum, yalnız geliyorum' dedi. Ben de hıyar gibi bekledim. Bir saat geçti yok, iki saat geçti yok. Üç saat sonra geldi. Meğer o arada bu adam topluyormuş. Sonra bir sürü böyle Afgan tiplerle geldiler. Bir başka adam, adamın vücuduna yağ sürüp geldiğini bile hesap edemedim. Tutunca vıcık vıcık kayıyordu. Çünkü olay zaten kavga değilmiş. - Bir başka hata da şuydu; ben salonda antrenman yapıyordum. O salonun sahibi geldi bana 'Abi salonu basacaklarmış' dedi. Ben de sinirlendim, 'Kim basacakmış lan salonu?' dedim, çıktım video çektim. 'Ben buradayım, gelsinler' dedim. Ama işittiğim birinci aynı adam bu sefer 'Abi salon dolu' deyip salonu açmadı. Bakın bu da videoda var işte. - İnsanın zoruna giden yumruk değil arkadaşlar, ihanet. Bakın videoyu dikkatli izleyin; adamın eli sürekli belinde, silah tutuyor. 'Dokunanı yakarım' diyor. Bunu diyen adam da onun öz amcasının oğlu. Ve dikkat edin bana habersizce, kahpece saldırdığı anda ben o sırada onun amcasının oğluyla tartışıyorum. Bana racon kesmeye çalışıyor. Ben de 'Sen kimsin lan buranın raconunu sen mi kesiyorsun?' diyorum. Tam o arada bana habersizce bacaklarıma saldırıyor. Başka ihtimali yok çünkü. - İlyas mevzusunu konuşuyoruz herkese, evet. Ben orada 'İlyas' diye bağırdım çünkü İlyas benim akrabam. Ben de görmüyor musunuz bana kahpece saldırılmış, etrafım çevrilmiş, adam yağlanmış tutunca kayıyor... 'Niye müdahale olmuyorsunuz?' diye bağırıyorum. Çünkü insan bazen yumruktan çok yalnız kaldığını hissedince kırılıyor. - Ama bakın ilginç bir şey söyleyeceğim; o amcasının oğlunu bile bir yerde takdir ediyorum. En azından kuzenini satmadı, araya girdi, sahip çıktı. Benim yanımdakiler gibi beni ortada bırakmadılar. - Bir de şunu net söyleyeyim; eğer orada bana yapılan kahpeliği ben yapsaydım bugün belki insanlar ölmüştü. Çünkü artık olay spor filan değildi arkadaşlar; silahlı insanlar vardı, pusu vardı. Ama bütün bunlara rağmen korkmayan tek insan bendim orada. Yüzüm gözüm kan içindeyken bile ayağa kalkıp hala konuşan bendim. - Ve işin komik tarafı; ben şikayetçi olmadım ama bana saldıran adam sonra gidip 'Bana küfür etti' diye beni savcılığa vermiş. Neyse... Ben hala kendimi seviyorum. Hala aynaya bakınca kendime saygı duyabiliyorum. - Çünkü o gün korkmayan birisi varsa, o da bendim. Ama hataydı tabii.

Aykırı

1,511,928 просмотров • 2 месяцев назад

Vallahi de billahi de yemin ediyorum, İmamoğlu’nu sevmem ben, Tayyip Erdoğan mı, İmamoğlu mu derseniz, tabii ki İmamoğlu’na veririm oyumu ama içimden gelerek vermem çünkü sevmiyorum adamı. Amaaa amasıda var İmamoğlu ve ailesine trollerin ağzına sakız diye verip çiğnetiyorlar ya, o troller de bize hiçbir şey olmaz diyorlar ya, İmamoğlu’nun avukatları uyumuyor, sadece uyuyor numarası yapıyor. Bunların hepsini sizden soracaklar, emin olun. Öyle bir silkeleyecekler ki sizi, İmamoğlu’nun avukatları "İmamoğlu bizi silkeliyor" diye feryat edeceksiniz. Atmadığınız iftira kalmadı, atmadığınız çamur kalmadı. Ailesine kadar, maneviyatına kadar her şeyini yerle bir ettiniz. Bu Müslümanlık değil. A.q dağda yetişip, şehre bile inmemiş trol, İmamoğlu şöyle böyle diye sallayıp duruyor. Yapmayın, gaza gelmeyin. Karınızın donuna kadar alır avukatlar, ettiğiniz iftiralardan, yaptığınız hakaretlerden dolayı kimse sahip çıkmaz size. Adam zaten dededen zengin, paraya ihtiyacı yok. Ve AKP’nin, Tayyip Erdoğan’ın gözü üzerindeyken bir hata yapsa da içeri atsak diye beklerken, sizce bunca olumsuzluğu yapar mı? Gel de beyinsizlere anlat. Akıllı olun, silkelenmeyin. Siz silkelenirseniz, tutacağınız hiçbir dal kalmaz. İmamoğlu içeri takıldığı için halen korkuyorlar. Sosyal medyasını kapattılar, şu anda adama görüş izni bile vermiyorlar. Niye biliyor musunuz? Halen korkuyorlar çünkü İmamoğlu’nu hapiste de susmuyor. Mahkeme salonlarında susmadığı gibi hakimlerden, savcılardan hesap soracağız diye avazı çıktığı kadar bağırıyor, yapmayın akıllı olun. “ ben buraya suçlanmaya değil suçlamaya geldim”

Albayım

40,585 просмотров • 4 месяцев назад

Yasin Kol'un neden derbiye atandığını açıkladı 🤔❌️ Yağız Sabuncuoğlu: Galatasaray Yasin Kol verilmesin diyor. Niye üstüne veriliyor? Ben de bunu merak ettim, sordum. Sorduğumda şöyle bir cevap aldım. Biz de biliyoruz. Dünyanın en iyi hakemi midir? Türkiye'nin en iyi hakemi? Mesele o değil. Mesele kimseyle iletişime girmiyor. Kendi bir tarzı var. İşte çok fazla... Saha içinde muhatap olmuyor. Direkt oyuna odaklanıyor. İletişim anlamında da hani biraz daha böyle bizim için güvenli alan diyorlar yani. TFF özelinde. Yoksa kalkıp da biz mesela bir de insanlar duymak istediklerini duymayınca bunu az önce konuya giremiyorum. Duymak istediklerini duymayınca hemen böyle car car konuşuyor. Bizim taraftar gruplarımız her zaman böyle. Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş hepsi öyle. Yani şimdi ben burada çıkıp desem ki Yasin Kol çok kötü atama aa ne oldu sana niye böyle diyorsun diyebilir Galatasaraylı arkadaşlar. Yasin Kol ile ilgili ben desem ki şu anda kötünün iyisi ve ben bunu 5 defa falan dedim burada. Hatta yazdılar işte Yasin Kol'a iyi hakem diyen futbol yorumlamışsın. Ben iyi hakem demedim Yasin Kol'a. Benim dediğim şu bizim ülkemizde yıllardır bir hakem problemi var. Ha biz ne yapmışız çok büyük hatalar yapmışız. Fırat Aydunuslar varken, Bünyamin Gezerler varken, Cüneyt Çakırlar varken yine hakem her zaman eleştiriliyordu. Her zaman günden baştan sonra hakem oluyordu ama öyle kötü hakemlere düştük ki bunların içinde de olayların dışında kalan bence yani fahiş hata var mı mesela bunun üzerine konuşalım. Mesela şu hata fahiştir dediğinde mesela diyorlar ki 50 metreden penaltı verdi Fenerbahçe'ye. E penaltı? Yani şimdi sen bunu kendi gözlüğünden bakıp ben senin istemediğini söylüyorum diye ben fenerbahçeli diyorsan bana. Sorun yok diyebilirsin. Ama şöyle. Uğur Karakullukçu: Doğru bile olsa. Görmediğin bir şeyi çalma. Şöyle olabilir. Görmedin. Onu vara bırakırsın. Var gelir uyarıp gel ver. Ama görmediği bariz bir pozisyonu çalarak. Varı da kitledi. Varında müdahale alanı. %100 olmadığında var. Yani. Aşırı net bir şekilde görmediği bir pozisyon. Ben çalayım da var baksın la. Ben devam ettireyim göremedim çünkü. Ama hem koşup hem 40 metreden bir şey görmedim. İmkansız. Hele o açıdan çizginin içinde mi dışında mı neye göre veriyorum. Neye penaltı verdin. Dışarıda içeride nasıl karar verdin. Olacak iş değil. Ama toplamda karar doğrulabilir. Zaten var bu yüzden var. Varın yorumlamasına ayrı koyuyorum ama Yasin Kol'un ilk anda verdiği refleksin yanlış olduğu ortada. Ben dedim ki pozisyona penaltı diyene de penaltı değil diyene saygım var. Ama Yasin Kol'un yönetiş biçiminde bir idare etme havası var. Ben yine çalayım. Bakarız gerisine. Böyle hakemlik yapılmaz ki. Neye göre çalıyorsunuz? Şunu sorayım ben.

Galatasarayultrataraftar

219,597 просмотров • 2 месяцев назад

Doğru ne ise onu söylemeye devam edeceğim Serdar Kelleci: Antalya maçı ne olur? Arkadaşlar ve Okan hoca ile ilgili eleştiriler oluyor mu? Sosyal medyada da, medyada da olacak mı? Olacak. Ama arkadaşlar bakın, bu takımı buraya 4 senedir Okan hoca getirdi. Bu takımda yarın şampiyon olacaksa yine Okan hoca sayesinde olacaktır. Bugün evet kötü günde, bakın benim tarzım bu değil. O yüzden bazen sevilmeyen adamda oluyoruz, linçlenen adamda oluyoruz. Ama ben hep inandığımı söylerim. Neye inanıyorsam o doğrultuda da giderim. Okan Hoca ile ilgili de bugün şu an bahsettiği yapmak benim hoşuma gitmiyor. 4 senede şampiyon olmuş, 3 senedir özür dilerim, şampiyon olmuş bir hocanın bazen hata yapma lüksü vardır. Bugün de bir hata yaptığımı düşünüyorum. Antalya maçında hep söylediğim bir şey var. Biz ilkemle de bazen tartışırız. Bazen kızarım, ederim. Ama şimdi bir şeye başlayacaksak da o anda artık hepsine bir sünger çekip benim o moraliteyi yükseltmem gerekir. Bu yayının selayeti açısından. Çünkü ortak bir şey yapıyorsak, Galatasaray tarafları da ben de bu işin ortağıyım diyorsa, ben de bu işin bir parçasıyım diyorsa ki öyle, o zaman bugün Ben bir şey gördüm sosyal medyada. Okan Buruk istifa hashtag'i ile başlatılan kampanya 2. sırada. Ben yapmam. Ben bunu yapmam. Bakın sevmediğim adama da yapmam. Sevdiğim adama da yapmam. Bunu gerçekten şimdi öfkeyle tamam ama yani herkesin peşinden gitmek çok doğru bir şey değil. Herkes bu görüşte ben de bu hani bunu taraftar bazında söylüyorum. Bu bence Galatasaray'a zarar verir. Mesela bugün için tabii ki büyük ihtimalle YouTube kanallarında, televizyonlarda Okan Hoca ile ilgili çok büyük eleştiriler yapılmış olabilir ki doğaldır. Bunun yapılması gerekir. Ama taraftar bu şiddeti arttırdığı takdirde panikleşmeye bak, iş paniklemeye, panikleşmeye sürecine doğru gider ve hiç istenmeyen bir hikayenin sonunu yazabilir Galatasaray. Dolayısıyla burada aklıselimin devreye girmesi gereken anlar vardır. Bugün sosyal medyada birisi çok güzel bir şey yazmış. En çok hoşuma giden yorumlardan biri şuydu. Oğlum bak bu adam Galatasaray'ın şampiyon olacağı neredeyse olacağı günde kalkıp Galatasaray'la ilgili belki çok sükseli bir Samsun Spor galibiyeti bekliyorum. Bu işte kolay değil. Gerçekten bazen bunları demek çok kolay değil. Arkadaşlar bugünkü benim tarafıma olan linci görmüşsünüzdür. Maçtan önceki linç kültürünü görmüşsünüzdür. Bakın bunlar çok kolay şeyler değil. Ha ben bakmadım. Ama bakan her insan için bu mutlaka duygusal bir çöküntüye doğru gidebilir. Ben bugün ne yaptım? Ben buna inanıyordum. Galatasaray'ın burada işte bu hafta içinde yapılan idman taraftarı açık olan idman futbolcuların aleti ruhiyesi vesairesini gördükten sonra Samsun Sporu da izledikten sonra bunların hepsini totalinden bir şey çıkartıyorsun ve inandığımı söylemeye devam et yarın Antalya maçında yarın Kasımpaşa maçında yarın Fenerbahçe Konya Konya Fenerbahçe maçında da neyi görüyorsan onu söylemeye devam edeceğim rahatlamamdaki sebep şu arkadaşlar bakın futbolcular ve teknik direktörler zannettiğimizden çok daha fazla sosyal medyaya bakıyorlar. Bu tarafı unutursak, şimdi bu benim sorunum bu taraftar olarak. Elbette senin sorunun değil ama bilmiyorum ben de bir taraftardım küçükken ama takımımın kötü bir şey yaşamaması için elimden gelen her şeyi yapmaya çalışıyorum. Ben ufak böyle bir Herkes şu an çok sinirli anlayabiliyorum. Tepkiler çok fazla değil mi? Ben yorumları okuyamıyorum şu an. Bana da tepki vardır mutlaka. Hala okul hoca diye belki vardır. Tamam tahmin edebiliyorum. Ama bakın geçmişte mesela ben de bu tribünlerde futbol seyircisi olarak gönlümden geçen o gönlümdeki takım için ben de tribünlerde yer almıştım ve ben bir Galatasaray-Bursa spor maçında bu hikayeyi anlattım. Benim çok canım yanardı küçükken.

Galatasarayultrataraftar

158,910 просмотров • 2 месяцев назад

CHP Genel Başkanı Özgür Özel neden ağır mağduriyetler içeren, sosyal ölüme mahkûm edilen KHK'lılardan hiç söz etmiyor?! Bu mu normalleşme?! Cumhurbaşkanı ile iki defa bir araya gelmesine rağmen ne konuşulduğunu anlatmaya tenezzül bile etmiyor. Bu siyâsî kafalardan ülkeye zerre hayır gelmez, gelmeyeceğini yıllardır toplumun her kesimi görüyor. Adalet, hukuk tesis edilmeden bu ülkenin başta ekonomik olarak düze çıkması mümkün değildir. Bunun böyle olduğunu iktidar, muhalefet, halk herkes biliyor. Oğuz Atay, Tutunamayanlar isimli romanında: "Bir gün bütün değer yargıları değişecek ve yargılananlar yargıç, eziyet edenler de suçlu sandalyesine oturacaklardır ve onlar o kadar utanacaklar, o kadar utanacaklardır ki utanma ve suçlanma ağırlığı yüzünden ayağa kalkamayacaklardır." Hammurabi Kanunları tarihin en eski ve en iyi korunmuş yazılı yasalarıdır. Madde 5: "Bir yargıç davaya bakıp bir karara varırsa, hükmünü yazılı olarak sunar. Daha sonra verdiği kararda bir hata ortaya çıkarsa ve bu kendi hatasından kaynaklanırsa o zaman davada onun tarafından kararlaştırılan para cezasının on iki katını öder ve halka ilan edilerek yargıçlık makamından el çektirilir. Bir daha asla yargıçlık icra etmek için oraya oturamaz." Netice: "Aldırma, üzülme, insan olanın başına akla gelmedik iyilik de gelir, kötülük de. İnsan olanın başına her türlü alçaklık da gelir, yiğitlik de. İnsan, insandan her şeyi beklemeli." Yaşar Kemâl Özgür Özel CHP 🇹🇷 KHK'lı Platformları Birliği

Sırrı Er

25,992 просмотров • 2 лет назад

Sessizlik |🫆 Aklındaki kişi boğa, başak, oğlak ise Sonumuz Ne Olacak? Kimse seni sevmeyecek kimse seni sevmesin bu dönemlerde bunları düşünüyoruz aslında karşı taraf için ama kimse sevmesin ya da kimse zaten benim kadar sevmeyecek kimse onu benim kadar çekmeyecek bir yanınız ona çok kızgın bir yanınız ona çok fazla kıyamayan bir yanınız var gibi duruyor. Aklınızdaki bu kişinin adı veya soy adında b-t-f-g-s-z-e harfleri olabilir bu kişi kumral ya da koyu kumral bir ten rengini saç rengine sahip diyebiliriz bu kişi arkadaş çevresinde sevilen ama arkadaş çevresi ise çok fazla gereksiz bir bağ besleyen birisi gibi sürekli olarak bu kişi arkadaşlarının yanına gitmek isteyen ya da sizin yanınıza geldiğinde bile arkadaşlarıyla plan yapan birisi gibi duruyor hatta siz bazen bu duruma çok sinirlenmiş ve kızmışsınız gibi bu arkadaşları bu kişiye karşı çok fazla kandırma enerjisi ile gitmiş siz bu kişiyi sürekli olarak onlara karşı uyarmış olsanız bile sanki sizi dinlememiş ve onlara öncelik vermiş diyebiliriz buna baktığımızda aslında sizin gözünüzde de hala büyüme gerçekten de çok küçük davranışları olan birisi var gibi bu kişinin burun ile ilgili ya da göz ile ilgili bir ameliyat geçmişi bulunuyor olabilir baktığımızda bu kişi özgüveni yüksek birisi olmasa bile sanki kendisini çok beğenen birisiymiş gibi size kendisini tanıtmış ama baktığımızda bu kişinin özgüveni çok net bir şekilde düşük gibi duruyor aranızda ise her ne kadar dengesizlikler olsa bile sessizliklerden sonra doğan bazı barışmalar yaşanmış ama sürekli olarak gel-git durumlar yaşamış olabilirsiniz. Bu durum çok üzücü bir hal almış gibi aslında bu kişi size 2 li vadelerde yakın bir zamanda adım atmış ya da en geç iki haftaya kadar adım atacak diyebiliriz burada yine baktığımızda dengesizlikler söz konusu olsa bile aslında artık iki tarafta bu sessizliğin bitmesini istiyor. Bu kişinin enerjisine baktığım sesle karşı bazı özlem enerjileri mevcut olduğunu söyleyebiliriz bu yüzden enerjilerin daha öncesinden bitmesi gerektiğini düşünse bile bu kişi sizden adım beklemiş ama burada sizin de kendinize verdiğiniz sözler bazı sözler var bu sözleri yerine getirmiş karşı bir adım atmamışsınız bu kişi size bazı noktalarda baktığımızda kışkırtıcı enerjilerle gelmiş olabilir sadece sizin ona adım atmanızı beklemiş ve sonrasında adım atmadığınız için kendisini geri çekmiş gibi ama artık bazı şeylerde netleşme ve baz noktalarda anlaşma zamanı burada baktığımızda karşı olarak bazı buluşmalarınızın gerçekleşeceği söz konusu direkt olarak bu kişi sizle yüz yüze gelmek ya da görüntülü bir şekilde yüzünüzü görmek isteyebilir çünkü burada baktığınızda sizi sürekli olarak söylediği saçlarınızı ve gözlerinizi özlemek gibi durumlarının olduğunu söyleyebiliriz burada birazcık daha böyle bir gündem var her ne kadar bu kişi aslında egoist bir kişi olsa bile siz bu kişinin bazı noktalarda çocuksu yanını biliyorsunuz hatta arkadaşlarınız kızdığı zamanlarda bile ben onu tanıyorum deyip bu noktadan bahsediyor muşsunuz ama daha sonrasında ise sen onlara haklı çıkardın dediğiniz ve gerçekten çevrenizdeki insanların da yine aynı şekilde size uyarmalarına rağmen onu savunduğunuuz gündemlerinin olduğunu söyleyebiliriz ama burada baktığımızda gündemlerden Geriz sizin de bu kişiye karşı öz enerjiniz var artık Ağustosun sonuna kadar olan süreçlerinizde bazı ilahi adaletlerinin de tecelli ettiğini ve yine aynı şekilde beklediğiniz adımların geleceğini söylemek mümkün sessizlikleriniz bozuluyor ve sessiz enerjiniz artık bazı noktalarda yüzleşme ve beklediğiniz ilahi adaletin gündemlerini dönüşüyor bu kişiyle uzun bir gece konuşması yapacak olmanız muhtemel bu kişiden yine aynı şekilde akşam ya da gece vakti bir bahane yüklü mesaj alacak daha sonrasında ise bu kişinin net adımları ile karşılaşacaksınız bu kişinin en büyük sessiz kalmasındaki sebeplerinden bir tanesi ise tamamen arkadaş çevresi ve kendi çevresi diyebiliriz. •iz bırakan takipçilerime niyet ediyorum.

Esmira

55,182 просмотров • 11 месяцев назад

(Vialli'nin hayatını kaybettikten sonra basılan ve anılarına yer veren "Le cose importanti"nin, Mancini tarafından yazılan son sözü.) “Merhaba Bomber. Seni görüyorum, biliyor musun?” Dönüyorsun, gülümsüyorsun. “Söyle Roby” diyorsun. “Sence,” diye soruyorum sana, “Aklıma gelen her şeyi anlatmak için iki sayfa yeter mi?” “Sen kafayı yemişsin” diyorsun. Ama yapmam gerekiyor, Luca. O yüzden Dünya Kupası’ndan önce söylediğin o cümleyi ödünç alıyorum: “Oyun sertleştiğinde, sert olanlar oynamaya başlar.” Gerçi sen de bu sözü ödünç almıştın. John Belushi’den. O zaman ben de sertleşiyorum ve oynuyorum. Daha doğrusu: Yazıyorum. Topla oynamak senin için daha kolaydı, doğru. Ama senin için yazmak da dâhil her şeye değer, dostum. İnanmayacaksın ama her seni düşündüğümde, senden bahsettiğimde, senin hakkında yazdığımda -şu anda olduğu gibi- yüzümde istemsiz bir gülümseme beliriyor. Tuhaf gelebilir ama değil. Çünkü sen, Luca, neşeydin. Işıktın. Kahkahaydın. Sonra evet, bir de gol atardın. O zaman neşe iki katına çıkardı. Birlikte ne çok güldük… O çok zor maça çıkacağımız günü hatırlıyorum. Sahaya ata biner gibi girmiştin. Çocuklar gibi. Hayali bir ata binmiş, dizginleri tutuyormuş gibi dört nala koşuyordun. Bunu antrenmanlarda yapmıştık ama gerçek ve önemli bir maçta yapmaya cesaret edeceğini kimse düşünmemişti. Ve şans getirdi. Kazandık. O günden sonra hep öyle oldu. Sahaya hep “ata binerek” girdin. Yemin ederim, gülmekten ölüyorduk. Özellikle de sana bakıp hiçbir şey anlamayanların yüzünü görünce. Bizse o “yöntemle” bir sürü maç kazandık. Aslında anlamaları gereken bir şey de yoktu. Bir de önemli bir davete Mickey Mouse baskılı bir ceketle geldiğin günü hatırlıyor musun? Şimdi soruyorum: Senin gibi bir golcü böyle giyinir mi? Doğru, o yıllardaki fotoğraflara bakınca hepimizin ne kadar kötü giyindiğine ben de şaşıyorum. Ama kabul edelim: Sen işi biraz daha ileri götürmüştün. Sonra devreye ben girdim. Tavsiyelerimden sonra kusursuz oldun. Bir daha tek bir kombin hatası yapmadın. Bir İngiliz lordu gibiydin. Herkes sanıyor ki sana sadece sahada harika asistler verdim. Hadi canım… Kimse bilmiyor ki saha dışında sana stili ben öğrettim. Evet, doğru bu. Hadi gülme. Seni görüyorum. Ama ne kadar titizdin, Luca… Pozisyonları yüzlerce kez denerdin. Kendini geliştirmekten asla vazgeçmezdin. Herkes seni en iyisi olarak kabul ettiğinde bile sen bir an bile öyle düşünmedin. Çıtayı hep biraz daha yukarı koydun. Hep. Ve ben gerçek şampiyonun ne demek olduğunu işte orada anladım. Biliyorsun Luca: zeka, yürek, yetenek... Hepsi sendeydi, dostum. Bologna–Floransa trenini hatırlıyor musun? Coverciano’ya gidiyorduk. Sen Cremonese’deydin, ben Sampdoria’da. O yolculuk, bizim hikâyemizin başlangıcıydı. Seni Samp’a getirmek için her yolu denedim. Çok eğleneceğimizi söylemiştim. Ve bu sözü tuttuk. En güzel yıllarımızdı: Sampdoria, şampiyonluk, Şampiyon Kulüpler Kupası finali… Kampta, akşamdan sonra odaya kapanıp abur cubura saldırdığımız geceleri unutmuş olamazsın: cips, kola, bazen bira… Sabah tartı vardı. Ne yaptığımızı hatırlıyor musun? Müshil… Tartıya çıkmadan önce tuvalete koşmak için. Hâlâ gülüyorum. Ağladığımız da oldu. Sen Juventus’a gittiğinde nasıl ağladık… Bir dönemin bittiğini o an anladık. O son akşam yemeğini asla unutmayacağım. Asla. Efsane Sampdoria dönemi bitmişti. Ama biz bitmedik. Bizim dostluğumuz kopmazdı. Kopmaz. Şimdiki zaman. Şimdi. Aramızdaki bağı hiçbir mesafe koparamazdı. Millî Takım teklif edildiğinde ilk aradığım kişi sendin. “Kaçırırsan aptallık edersin,” dedin. Ben de düşündüm: Bu yolculuğu yapacaksam sen yanımda olacaksın. Ve senin benim için ne kadar önemli olduğunu tahmin bile edemezsin. O Avrupa Kupası’nı durmadan fotoğraflıyordun. Kaç fotoğraf çektin Luca? Mutluluktan duramıyordun. Orada da birlikteydik. Hayatımın önemli anlarında hep vardın. Ve hâlâ varsın. “Devam et Mancio, ben yokum” demek kolay. Saçmalama bomber. Buradasın. Buradasın. Seni görüyorum.

calciolog

23,333 просмотров • 6 месяцев назад

HUTBE-DÖNER 30 Aralık 2024'te alternatif kurum ve şahıslardan alınan derslerin kredi olarak sayılıp sayılmayacağına dair oğlumun bir sorusu üzerine Osman Şimşek hocamızı aradım. Konuşmanın bir yerinde öğrencilerine döner pişirebileceğimi söyledim.,. Kapattık. Üç-dört hata önce beni aradı ve sözümü hatırlattı. Gelirim hocam dedim. Benim yol ve otel masraflarımı ödeyeceğini bir de hutbe için de ayrıca para ödeyeceklerini söyledi. "Okulun politikası böyle" deyince bir şey demedim. İlk defa böyle bir hutbe için bana para ödenecek. Her ne ise. 25 Nisan Cuma günü onun üniversitedeki ofisinde buluştuk. 10:30 gibi hazırlıklara başladık. Ben sadece döneri pişirdim. O Masaları açtı, domatesi, soğanı, marulu, turşu salatalığı...hepsini doğrayıp söğüşleri hazırladı. Evet canla başla çalışıyordu ama chaplainlik gözlemlerimden de bazı şeyler kaçmıyordu. Bu yüzden “Yorgun musunuz abi” diye sordum. “Hayır yorgun değilim. Ama görüyorsunuz, ortalık! ...” dedi ve yutkundu. “25 yıllık orada olmuşluğum, şahitliğim var. Fitne olmamak ama dilsiz şeytan durumuna da düşmemek...Kafam biraz oralarda.” Bu ifadeden hemen sonra dudağına yine tebessümü aram etti. Geçen bir öğrenciye, "1:30’da döner ikram edeceğiz isterseniz buyurun” dedi. Çok şey sorabilirdim ama sormadım. Bir hizmet için oradaydık, ona odaklandık. Bence Osman Hoca pek çok konuda söz hakkı olan birisi, bence “25 yıllık şahitlik”, ne “dilsiz şeytan olmak”, ne de “fitne” düşüncesi böylesi bir ortamda insanı hareket edemez, başka şey düşünemez hale getirebilir. Ama Osman hocamızın tavrı, davasını paylaşanlar için ne güzeldi, ne ders vericiydi. Zira şunu der gibiydi “Sıkıntılar, sarsılmalar olabilir. Gözü yaşartan, kalbi üzen haller yaşanabilir. İnsanın olduğu yerde her zaman problemler olmuştur. Biz bu problemleri çözmeliyiz. Çözerken de hizmete devam etmeliyiz." Kulağın üstüne yatmak olmamalı, başını çevirmek asla. Ama ne yapılacaksa özden kopmadan, genleriyle oynanmış bir itikat türetmeden, tamir yapıyorum derken tahrip etmeden, Hizmete ara vermeden yapılmalıdır. “1:30’da yemek ikramımız olacak, isterseniz buyurun.”

Mehmet Sacit Arvasi

17,363 просмотров • 1 год назад

Ben düzgün yapılan, yapıcı eleştiriyi gerçekten çok severim. Ama maalesef bizde böyle bir kültür pek yok. Mesela Japonlar bir proje yapar, çok başarılı olur. Ama onların ilk toplantısı “nasıl koyduk ama” toplantısı değildir. “Bu seviyeyi nasıl koruruz, nasıl daha iyiye götürürüz?” diye eleştiri toplantısıdır. Aranızda Japonlarla çalışan varsa çok iyi bilir. Beni en çok geliştiren şey, kendi kendimi eleştirmemdir. Kendi yaptıklarımı, başkalarının yaptıklarını sürekli sorgularım. Keşke siz de sorgulasanız da, münazara etsek di mi? Ama altı boş değil, dolu olmalı. Çoğu kişinin derdi ise birkaç şey öğrenip hemen ego yapma, kompleks geliştirme derdine düşmek. Hatalar önemsiz, bu meslek zaten bir olasılık oyunu. Önemli olan sizin kendinizi tanıyıp, risk profilinizi belirlemeniz. Benim zaten hatalarım, doğrulardan fazla olmamış olsa 20küsür yıldır, bugün olduğum halimde olamazdım. Herşeyi doğru yaparak gelişilmez. Burada analiz yapan birçok “her gün kazanan trader”, hâlâ maaşlı işlerde günde 12 saatini başkasına satıyor. Yan gelir gibi yapıyorlar bunu. Tutturabilen çok az ama tutturduğunda da çoğu bir süre sonra ortadan kayboluyor. 3 yıl önce, herkese açık şekilde videolar çektik dolu kanalda. 2021’de “her şeyi kaçırdık” diyenlere karşı o zamanlar dalga geçiliyordu bile. Ama işte, video dediğin ne güzel araç değil mi? Kayıt var, iz var, kim ne demiş belli. Nereden alman, nereden satman gerektiği aslında ortada. Füzyon parçalamıyoruz sonuçta. Ama süreçler uzun. İnsanlar kolay zenginlik hayallerine, scam coinlere, fenomenlere, “ben demiştim”cilere, egolara, komplekslere kapılıyor. Bu yüzden fırsatları kaçırıyorlar. Çünkü çoğunun derdi para kazanmak değil, ünlenmek. Benim öyle bir derdim yok. Neden olmadığını da beni tanıyan herkes gayet iyi bilir.

Heisenberg

18,463 просмотров • 1 год назад

Amerika - ingiltere git gel 500$ Liverpool - ManU maç bileti 750$ Londra Liverpool araç kiralama 350$ 1 hafta konaklama 1500$ 1 hafta yeme içme 500$ Anfield Arena'da maç izlemek: paha biçilemez Satin alarak bizi zenginlestiren tek sey ettigimiz seyahatler ve orda edindigimiz tecrübelerdir. Yoksa ev araba yat kat hepsini alabilirsin ama en nihayetinde sen topragin altina girerken hepsi topragin üstünde kalacak. Seninle beraber yaşayan, seninle beraber ölen tek şey anilarin, güzel anilar biriktirmek lazim. Hayat aldigimiz nefeslerin toplami degil, nefesimizi kesen anlarin toplamidir demis şair, zira herkes hayatta ama herkes gerçekten yaşıyor mu? Demem o ki para gelir geçer, kazanilir harcanir ama bu yaşlar bir daha gelmez, elimizdeki en degerli şey gençligimiz. Hissederek, eğlenerek, tadını çıkararak, hayata meydan okuyarak, özgürce yaşamalı. Şuraya borges anılar şiirini bırakıp gidiyorum: Eğer, yeniden başlayabilseydim yaşamaya, İkincisinde, daha çok hata yapardım. Kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım. Neşeli olurdum, ilkinde olmadığım kadar, Çok az şeyi Ciddiyetle yapardım. Temizlik sorun bile olmazdı asla. Daha çok riske girerdim. Seyahat ederdim daha fazla. Daha çok güneş doğuşu izler, Daha çok dağa tırmanır, daha çok nehirde yüzerdim. Görmediğim bir çok yere giderdim. Dondurma yerdim doyasıya ve daha az bezelye. Gerçek sorunlarım olurdu hayali olanların yerine. Yaşamın her anını gerçek ve verimli kılan insanlardandım ben. Yeniden başlayabilseydim eğer, yalnız mutlu anlarım olurdu. Farkında mısınız bilmem. Yaşam budur zaten. Anlar, sadece anlar. Siz de anı yaşayın. Hiçbir yere yanında termometre, su, şemsiye ve paraşüt almadan, Gitmeyen insanlardandım ben. Yeniden başlayabilseydim eğer, hiçbir şey taşımazdım. Eğer yeniden başlayabilseydim, İlkbaharda pabuçlarımı fırlatır atardım. Ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayaklarla. Bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır, Çocuklarla oynardım, bir şansım olsaydı eğer. Ama işte 85'indeyim ve biliyorum... ÖLÜYORUM...

Oğuzhan

290,184 просмотров • 7 месяцев назад