正在加载视频...

视频加载失败

28,297 次观看 • 1 年前 •via X (Twitter)

9 条评论

OnlyBişey 的头像
OnlyBişey1 年前

@ekrem_imamoglu Sayın Başkanım, ilk gün de yanınızda duruyorduk, bundan sonra daha güçlü dimdik daha güçlü yanınızdayız.

公式:ちぃたん☆広島 的头像
公式:ちぃたん☆広島2 年前

Safe! Polite! we started mascot car wash service.

Zeynep Zeynep 的头像
Zeynep Zeynep1 年前

@ekrem_imamoglu Çok güzel olmuş bayıldım 🫶🫶🫶🫶

zahide erozan 的头像
zahide erozan1 年前

@ekrem_imamoglu Harika😍🥰

Şeyhmus Ç. 的头像
Şeyhmus Ç.1 年前

@ekrem_imamoglu “Milliyetçi camianın bilinen insanı” Bari sen Türk milleti diyebilseydin :)

Pervin Duru Deniz 的头像
Pervin Duru Deniz1 年前

@ekrem_imamoglu Harika olmuş 👍👏

Doğan 的头像
Doğan1 年前

@ekrem_imamoglu 15 milyar dolar hırsızlık yapılmış .

Cimbom 的头像
Cimbom1 年前

@Profesorfacia @ekrem_imamoglu AKP giderse olmaz

KaledarBey 的头像
KaledarBey1 年前

@Profesorfacia @ekrem_imamoglu Bir hafız olduğunu söylüyorsunuz Utanmıyor musun İslam muhalifi CHP ve alkollü içki içen Ekrem İmamoğlu savunmaya Allah bunun hesabını sorar Münafık olmak iyi değil, bilgin olsun

相关视频

Türkler, Hz. Muhammed (SAV) ve Osman bin Talha: Kâbe’nin Anahtarlarının Türk Milletine Emaneti Süreyc Kabilesi: Türklerin Mekke’ye Yolculuğu Arap kaynaklarında Süreyc kabilesinden sıkça bahsedilir. Bu kabile, Orta Asya’dan gelen Türkler olarak bilinir ve Arap tarihçilerinin eserlerinde açıkça yer alır. Örneğin, Ubeydullah (569-664) Süreyc kabilesinin atalarından biri olarak Türktü. Süreyciler, Hz. Peygamber’in amcalarından Haris oğullarının himayesinde Mekke’ye yerleşmişlerdir. Bu kabilenin en belirgin özelliği kılıç ustalığıdır. Aile, Orta Asya’dan Anadolu’ya, oradan da kervanlarla Mekke’ye ulaşmış ve bu kutsal şehre yerleşmiştir. Kâbe’nin Anahtarları: Türk Milletine Emanet Kâbe’nin anahtarları, Allah’ın emri, Hz. Peygamber Efendimiz’in (SAV) tatbiki ve Hz. Ali’nin eliyle Osman bin Talha’ya teslim edilmiştir. Yani Hz. Ali, Kâbe’nin bilgisini ve anahtarlarını Türk milletinin eline emanet etmiştir. Bu andan itibaren Hicâbet vazifesi, Osmanlı Devleti’nin sonuna kadar Osman bin Talha sülalesinde, yani Türklerde kalmıştır. Osman bin Talha’nın Hayatı ve Müslüman Oluşu Osman bin Talha, Uhud Savaşı’na müşriklerin safında katılmış, babası, kardeşleri ve akrabaları bu savaşta öldürülmüştü. Bu kayıplar sonrası Kâbe’nin Hicâbet vazifesi tek başına onun omuzlarına yüklenmişti. Mekke’nin fethinden altı ay önce Amr bin As ve Hâlid bin Velid ile birlikte Medine’ye gelerek Müslüman oldu. Böylece fetihten önce iman eden Muhacirlerin derecelerine ulaştı. Mekke’nin fethine katılarak Resûlullah’ın yanında yer aldı ve Kâbe’nin anahtarını Hz. Peygamber’e arz etti. Birlikte Kâbe’ye girdiler. Osman bin Talha’nın Hizmetleri ve Vefatı Mekke’nin fethinden sonra Osman bin Talha, Hz. Peygamber ile Huneyn gazâsına katıldı. Resûlullah’ın vefatından sonra Mekke’ye dönerek Kâbe’deki Hicâbet vazifesini sürdürdü. Dört Halife döneminde çeşitli gazâlara katıldı. Muaviye’nin hilafeti sırasında, 662 yılında Mekke’de vefat etti. Emeviler Dönemi ve Türklerin Himayesi Emeviler döneminde, tarihe “Yevmü’l-Harre” ya da “Kâbe baskını” olarak geçen olaylar yaşandı. Bu dönemde Mekke ve Medine’de Ashab ve Peygamber nesli katledildi, tecavüzlere maruz kaldı. 683 yılından sonra Haremeynü’ş-şerîfeyn’i terk edenler, Horasan bölgesinde yaşayan Türklerin şefkat ve himayesine sığındı. Türkler, bu dönemde hem Kâbe’nin emanetini hem de Peygamber mirasını koruma görevini üstlendi. Sıffîn, Yevmü’l-Harre ve Medine Baskınları: Evlâd-ı Resûl’ün Türklerle Birleşmesi ve İ’lây-ı Kelimetullah Davası Sıffîn ve Sonrası: Kutsal Topraklarda Zulüm Sıffîn Savaşı, Yevmü’l-Harre ve Medine baskınları, Kutsal Topraklar’da Evlâd-ı Resûl ve Ashaba karşı büyük zulümlerin yaşandığı dönemlerdir. Bu olaylar, Ehl-i Beyt ve Ashabın, mübarek emanetlerin yeni koruyucuları olan Türkler arasına hicret etmesine yol açtı. Türklerin himayesi, İslam’ın yayılması için yeni bir zemin hazırladı. Evlâd-ı Resûl’ün Türklerle Birleşmesi Hicret eden nesil, Türklerle evlilikler yoluyla bütünleşti. Erkekleri Türk kadın ve kızlarıyla, kadın ve kızları ise Türk erkekleriyle evlenerek Evlâd-ı Resûl’ün Türkler arasında devamını sağladı. Bu birleşme, İslam’ın manevi mirasının Türk milleti içinde kök salmasına vesile oldu. İ’lây-ı Kelimetullah Davasının Türklerde Şekillenmesi Bu yeni nesil, İ’lây-ı Kelimetullah davasının Türk milleti nezdinde şekillenmesine öncülük etti. Türkler, hem mübarek emanetleri korudu hem de İslam’ı yüceltme hedefini benimseyerek bu kutsal davayı dünya çapında taşıyıcı bir millet haline geldi Son dakika #türkler Hazreti muhammed Kayı Osman bin talha Ehli beyt Emeviler Hakan Recep tayyip erdoğan Devlet bahçeli Türk milleti WhatsApp

Bişr🇹🇷

148,718 次观看 • 1 年前

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli bugün yaptığı açıklamada terörist başı Öcalan'ın Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde konuşup DEM grubuna seslenmesi gerektiğini söylemiştir. Devlet Bahçeli'nin bu çağrısı Recep Tayyip Erdoğan ve Özgür Özel tarafından da desteklenmiştir. Bu çağrıya çözülme ortakları DEM, CHP, AKP'nin açık desteğinin olduğunu görüyoruz. Artık Türkiye'de Cumhur İttifakı ve CHP'den oluşan yeni adıyla Cumhur Halk Partisi vardır. Cumhur Halk Partisi, DEM'le koalisyon içerisindedir. Artık Erdoğan, Özel, Bahçeli ve Öcalan'ın el ele yürüdüklerini görüyoruz. Devlet Bahçeli'nin ‘terörist başı Öcalan TBMM'de DEM grubuna konuşsun’ ifadesi tam bir siyasal cinnettir. Devlet Bahçeli belli ki terör örgütünü hiç tanımamış. Terör örgütünün sözde başkanlık konseyi yapmış olduğu edepsiz açıklamada, ‘Savaşa biz karar veririz’ mealinde açıklamalar yaptı. Terör örgütünde terörist başı Öcalan'ın artık fiili bir otoritesi yok. Ancak kurucu olmasından kaynaklanan simgesel bir otoritesi var. Öcalan'ın ne demesini bekliyorsunuz? ‘Hadi silahlarınızı gömün, barış yapalım.’ Böyle mi demesini istiyorsunuz? Siz önce Türk milletine itiraf edin. Öcalan'a bu konuşmayı yapması için ne verdiniz? Özgür Özel, ‘El yükseltiyorum. Devlet Bey, Kürtlere bir devlet teklif ediyorum. Tam olarak kendilerine ait hissetmeyen bütün Kürtlere Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin sahibi olmayı teklif ediyorum’ diyor. Erdoğan'a, Bahçeli'ye, Özel'e soruyorum; Öcalan'a Türk Milletine ait olan neyi teklif ediyorsunuz? Neyi vermeye karar verdiniz? Türkiye'nin bir bölgesinin Kürdistan olmasına mı karar verdiniz? Devletin resmi dilini değiştirmeye mi karar verdiniz? Federal bir Türkiye kurmaya mı karar verdiniz? Güneydoğu'da, Doğu Anadolu'da özel bir Kürdistan kurmaya mı karar verdiniz? Öcalan size ne karşılığında ne veriyor? Bunu Türk Milletine açıklamak zorundasınız. Bu iş öyle Meclis’te yapılacak konuşmalarla halledilecek bir iş değil. Öcalan'a hangi tavizleri verdiniz? Öcalan, Suriye PKK'sı PYD'nin 140 bin kişiden oluşan yapısını dağıtacak mı? Yoksa Öcalan'a sadece Türkiye'de değil Suriye'de de mi devlet kurma izni veriyorsunuz? Öcalan'ın terör örgütünü lağvetme gücü yoktur. İlginç olan çözüm süreci faciasını bu ülkeye yaşatan AKP'nin DEM ve ardılı partilerin ve terör örgütünün aklına bile gelmeyen terörist başını Meclis’te konuşturması teklifi Türk Milliyetçiliğini temsil iddiasındaki Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli'den gelmiştir. Terörist başı Öcalan'a olmayan payeler sunmak Devlet Bahçeli'ye düşmez. Devlet Bahçeli'nin bu ifadelerinden dolayı ortaya haklı bir infial çıkmıştır. Vatanseverler, Türk Milliyetçileri derin bir hayal kırıklığı içerisindedirler. Şehitlerimiz, Gazilerimiz kendilerine hakarete uğramış hissetmektedirler. Devlet acziyet içine sokulmuştur. Türk Devleti'nin terörü durdurmak için terörist başının desteğine ihtiyacı yoktur. Bahçeli'nin bu ifadeleri, Erdoğan'ın destek açıklamaları, Özgür Özel'in destek açıklamaları terör örgütü ile can siperane mücadele eden kahraman ordumuzu, kahraman jandarmamızı ve kahraman polisimizi demoralize etmektedir. ‘Biz ne uğruna şehit oluyoruz’ sorusunu sormalarına neden olmaktadır. Türk ordusunun ve polisinin en seçkin evlatlarından 793 tanesi, jandarma ve polis özel harekat mensupları Hendek Çatışmalarında şehit düşmüşlerdi. Binlerce yaralımız vardı. Sizin siyasette yaptığınız hataların bedelini onlar aziz kanlarıyla düzeltmeye çalıştılar. Ülkemiz terörle mücadele bulunduğu konumdan daha geriye düşürülmeye çalışılmaktadır. Bahçeli böyle bir sürece alet olmaktadır. Bahçeli'nin terörist başını Meclis’te konuşturma fikri kendisine mi aittir? Yoksa yerli ve milliliği elden bırakmayan AKP tarafından mı kendisine söyletilmiştir? Bahçeli bir süre önce ‘Çok şey değişecek. İnşallah Türkiye değişmez’ demişti. Sayın Bahçeli Türkiye'yi değiştirmeye karar vermişsiniz anlaşılan. Nereye kadar değiştireceksiniz? Öcalan'a neler vereceksiniz? Türk halkına, Türk Milletine ait olan neleri Öcalan’a devretmeye karar verdiniz? Bahçeli bunu kimin söylettiğini Türk Milletine açıklamak zorundadır. Kendi fikri midir yoksa Erdoğan böyle söylediği için mi söylemiştir? Biz, Zafer Partisi olarak bu çağrıya verilen desteklere hiç şaşırmadık. Çünkü bu çağrının sahibi Bahçeli, zamanında ortağı olduğu koalisyon hükümetini bozdu ve erken seçimle AKP'yi iktidara taşıdı. Abdullah Gül'ün Cumhurbaşkanı olabilmesi için Meclis oturumuna katıldı, ön ayak oldu. Parlamenter sistemden tek adam rejimine geçişin ve sonrasındaki çöküşün mimarlarından birisi oldu. Ne zaman sıkışsa AKP'nin stepnesi olduğu, koltuk değneği olduğu, destek olduğu ayakta kalmasını sağladı. Şimdi de görüyoruz ki Bahçeli, Öcalan'a koltuk değneği olmaya karar vermiş. Terörist başını Meclis’e çağırmak sadece kahraman gazilerimiz ve aziz şehitlerimize değil, büyük Türk Milletine Gazi Meclisimize ve Cumhuriyetimize hakarettir. Bu hakareti yapan kişi Devlet Bahçeli'dir. Şimdi tekrar soruyorum; Bahçeli, Erdoğan, Özel, terörist Öcalan Meclis’te konuşursa terörün bitmeyeceğini, sona ermeyeceğini bilmez mi? Bahçeli, Erdoğan, Özel, terörün arkasında Batılı emperyalist güçler olduğunu ve onların Türkiye Sevr koşullarına gelmedikçe, terörü vekil güç olarak kullanmaya devam edeceğini kestiremez mi? Bahçeli, Erdoğan ve Özel, PKK'yı Öcalan'ın yönettiğini mi zannediyorlar? Bahçeli, Erdoğan ve Özel, terör örgütü alanda yenilip silah bırakmaya zorlanmadıkça kendiliğinden silah bırakmayacağını bilmez mi? 10 yıl önceki çözüm sürecinin memlekete ne ağır maliyetler ödettiğini bilmezler mi? Dün lideri ölen FETÖ terör örgütü Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni bombalamıştı. Çok aşağılık bir eylemdi bu bombalama eylemi. Bir başka ülkenin ordusu bile bizim parlamentomuzu bombalamaz, bizim ordumuz da başka bir ülkenin parlamentosunu bombalamaz. Ama terör örgütü FETÖ, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni Gazi Meclisimizi bombalatmıştı. Şimdi Bahçeli, Öcalan’ı Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin içine sokup vicdanını, manevi şahsiyetini meclisin bombalatmaya hazırlanıyor. Bahçeli Türkiye'de bozulma, çözülme ve çöküşlerin daimi işaret fişeği olarak kullanıldı. Bahçeli attığı siyasi adımlarla AKP'yi bu milletin başına musallat etti, tek adam sistemiyle parlamenter demokrasiyi değiştirdi ve şimdi Öcalan ve DEM'le işbirliği yaparak kalanı da yok etmek istiyor. Bahçeli'nin yolu yıkım yoludur. Onunla olan veya destek verenler de bu yıkıma ortaktırlar. Şimdi buradan Milliyetçi Hareket Partisi'ne gönül vermiş bütün kardeşlerime seslenmek istiyorum. Lider bildiğiniz kişinin terör seviciliği yapması sizi kızdırıyorsa, parti içindeki emeklerinizin değişik klikler tarafından keyfi menfaatlerine kurban edilmesinden bıktıysanız, sizleri Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ilkeleri ve Alparslan Türkeş’in ülküleri doğrultusunda vatan uğruna mücadele etmeye ve terörün karşısında duran, dimdik duran Zafer Partisi’ne gelmeye davet ediyorum. Gün, devletimiz, milletimiz ve bayrağımız için mücadele günüdür. Sizlere düşen bu kutlu mücadele de bizi yalnız bırakmamanız, yanımızda olmanızdır. Bu vesileyle sevgili Cumhuriyet Halk Partililere de seslenmek istiyorum. Gerçek Atatürkçülere seslenmek istiyorum; Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu devleti Öcalan'a vermeyi teklif eden Özgür Özel'in arkasından gitmeyin. Atatürk'ün kurduğu genç Cumhuriyete ihanet eden bir başka terörist başı Şeyh Said'e vatan haini diyemeyen adamlar Atatürkçü olamazlar, Atatürk'ün partisine genel başkanlık edemezler. Onun için bütün gerçek Atatürkçü Cumhuriyet Halk Partilileri Zafer Partisi'ne davet ediyorum. Sevgili AK Partililere de seslenmek istiyorum; sevgili vatansever, AKP'li kardeşlerim: PKK ile ilk müzakere sürecinde Dolmabahçe'de ulaşılan ve halka duyurulan mutabakat terörle mutabakat sürecini Haziran 2015 seçimlerinde siz oylarınızla sandığa gömerek durdurdunuz. Erdoğan'ı siz iktidardan düşürdünüz. ‘Allah devlete ve millete zeval vermesin’ diyorsunuz. Evet, Allah devlete ve millete zeval vermesin Cumhur İttifakı ve CHP şimdi devlete ve millete zeval vermeye hazırlanıyorlar. Buna izin vermeyelim sevgili kardeşlerim. Bütün vatansever AK Partilileri de Zafer Partisi'nin çatısının altına davet ediyorum. Devletimize ve milletimize zeval gelmesini birlikte engelleyelim diyorum. Biz Zafer Partisi olarak, Atatürk'ün bize emanet olan Cumhuriyeti ve devletimizi, kurucu ilkeler ve değerler ışığında ve hukuk devleti esaslarına göre korumaya oluşan tehditleri milletimize anlatmaya ve bunlara kararlılıkla karşı koymaya devam edeceğiz. Bu rezil gidişe Yunanistan'ın önünde diz çökerek Doğu Akdeniz ve Ege'de verilecek tavizlere, Kıbrıs'ta verilecek tavizlere karşı çıkıyoruz. Biz bu rezil gidişle terör örgütüne teslim olup Öcalan'a verilen tavizlere karşı çıkıyoruz. Bunun için de artık Türk milletine gitmenin zamanı geldiğini düşünüyoruz. Hodri meydan! Siz yanınıza Öcalan’ı alın, biz Türk Milletini alalım. Erken seçimde sandığa gidelim. Ne mutlu Türk’üm diyene!

Ümit Özdağ

2,268,446 次观看 • 1 年前

Değerli Cumhuriyetçi Vatanseverler, Aziz Türk Milleti, Tarihimizde Türk Milletinin başını öne eğdirecek hiçbir soykırım, zulüm ya da utanç vesikası bulunmamaktadır. Türkiye topraklarında, bugün bir savaş da söz konusu değildir; dolayısıyla “barış” kelimesi kullanılarak halkı manipüle etmeye çalışan söylemler, gerçeği çarpıtarak kamuoyunu yanıltmayı hedeflemektedir. Bu sürece karşı çıkanlar adeta savaş ve çatışma yanlısı gibi gösterilmektedir. Türk milleti bunları görmektedir. Kanlı terör örgütü ve ihaneti ödüllendirenlerle barışmayacağız. Devlet Bahçeli’nin, bölücü terör örgütü PKK’nın lideri, terörist elebaşı Öcalan’ı meclise konuşma yapmaya davet etmesi, Türk milletinin vicdanını yaralamış, bu topraklarda binlerce şehit vermiş halkımızın, bilhassa şehit ailelerinin yüreğinde derin bir öfkeye yol açmıştır. Bahçeli’nin bu talebi üzerine Türk Milleti adına Cumhuriyetçi Vatanseverler Partisi, terörü övmek ve meşru göstermeye yönelik Devlet Bahçeli hakkında suç duyurusunda bulunmuştur. Bu davaya halkımız da bir dilekçe vererek katılabilir, bu konuda bizden destek alabilir. Yapılan suç duyurusu ardından Genel Başkanımız Sayın İsmail Hakkı Atal’ın fotoğrafı bir silah namlunun ucuna yerleştirilerek haber yapılmış, alenen tehdit edilip, hedef gösterilmiştir. Akit Gazetesi’nin bu haberi korku ve endişe yaymaya yönelik olsa da bilinmelidir ki bu tür tehditler, Cumhuriyetçi Vatanseverler Partisi’ni doğru bildiği yoldan geri döndürmeyecektir. Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ifade ettiği gibi “Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk milleti denir”. Kökenlerimiz farklı ırklara dayansada tarih boyunca aynı bayrak altında yaşamış, tarihe birlikte yön vermiş büyük Türk milletinin mensuplarıyız. Tekrar tekrar önümüze getirilen bu mesele, emperyalist güçlerin ve ona hizmet edenlerin Türkiye’yi bölmek ve üniter ulus devlet yapısını bozmaya yönelik sinsi planlarının bir parçasıdır. Bin yıllık kardeşlik, akrabalık bağlarımız ortak tarihimiz ve kültürümüzle yoğrulmuştur. “Yeni paradigma” adı altında süslü tanımlamalar üzerinden ortak değerlerimizi sorgulatmaya çalışanlar başarılı olamayacaktır. Cumhuriyetçi Vatanseverler Partisi olarak Türk Milletine sesleniyoruz: Bizler aynı toprağın çocukları, aynı tarih ve kaderin ortaklarıyız. Bugün oynanmak istenen oyun, milletimizin birlik ve beraberliğini bozmayı hedeflemektedir. Ancak, Türk milleti her zamanki ferasetiyle bu tuzağı da bozacak, kardeşlik bağlarını daha da güçlendirecektir. Atatürk’ün emanet ettiği üniter devlet yapımız, emperyalizme karşı en büyük direncimizdir. Bu direnci koruyarak, kardeşliğimizi ve cumhuriyetimizi yüceltmeye birlikte devam edeceğiz. Saygılarımızla, Cumhuriyetçi Vatanseverler Partisi

Cumhuriyetçi Vatanseverler Partisi

10,438 次观看 • 1 年前

TBMM ÖNÜNDE YAPTIĞIMIZ REDDİYE VE BASIN BİLDİRİSİ VİDEODADIR. Basına ve Kamuoyuna Yüce Türk Milleti Malumunuz Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kutsal çatısı altında, DEM Parti adlı grubun gerçekleştirdiği son derece vahim bir provokasyona tanık olduk. 1 Ekim’de TBMM’deki grup toplantısında, Diyarbakır’dan Ankara’ya “Umutla Özgürlüğe Yürüyoruz” sloganıyla yürüyen ve bebek katili terörist başı Öcalan’ın serbest bırakılması talebiyle gelen bir grup, salonda hep bir ağızdan terörist başı lehine sloganlar attı. Gazi Meclis’imizin tarihinde ilk defa, bir terör örgütü liderinin ismi, böylesine pervasız tezahüratlar ile yankılanmıştır. Şehitlerimizin mübarek kanıyla kurulmuş, millet iradesinin tecelli ettiği Meclis’te terör propagandası yapılması, akıl alır gibi değildir. Bu rezalet, Türk Milletinin bağrından çıkan Şehitlerimizin kemiklerini sızlatmış, Şehit Yakını ve Gazilerimizin hafızasında, Yüce Türk Milleti’nin vicdanında tedavisi zor yaralar açmıştır. Böylesi bir gaflet ve ihanet, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde görülmemiştir. Terör örgütünün güdümündeki çevreler, o kadar cüretkâr hale gelmişlerdir ki, Gazi Meclis’imizde terörist başı lehine tezahürat yapmaya kalkışabilmişlerdir. Bu sahneler, milletimizin sabır bardağını taşıran son damlasıdır. Aziz şehitlerimizin al kanıyla yoğrulmuş mübarek vatan toprağı üzerinde, gazilerimizin onurlu mücadelesi sayesinde ayakta duran yüce Meclisimizde, bebek katili terör elebaşını yüceltmeye cüret edenler, milli birliğimize ve devletimizin bölünmez bütünlüğüne kalleşçe bir darbe vurmuştur. Bu tablo karşısında her vatanseverin öfkesi de son derece haklı ve meşrudur. Dün bu vatan için canını verenleri bugün unutturup katillerini kahramanlaştırmaya yeltenenler, en az 15 Temmuz’da Meclisimize bomba atanlar kadar haince bir tahribat peşindedir. Şu iyi bilinmelidir ki: Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü tartışılamaz, pazarlık konusu edilemez. Terör örgütüyle müzakere görüntüsü verecek en küçük adıma dahi milletimiz rıza göstermeyecektir. Unutulmasın ki bu millet, yeri geldiğinde “Ya istiklal ya ölüm!” diyerek emperyalizme ve bölücü haine karşı dünyaya meydan okumuş bir millettir. Bugün de millî birliğimize kastedenlere karşı çelikten bir irade sergilemeye hazırdır. Şehitlerimizin aziz ruhları ve gazilerimizin fedakârlıkları, bize emanet edilmiştir. Bu emanete halel getirecek, şehitlerin kanı üzerinden kirli siyaset yapmaya kalkışacak herkes, karşısında Türk milletinin çelikten iradesini ve vatan sevdalılarının sarsılmaz öfkesini bulacaktır. Terörle mücadelede zafer kazanmak, teröriste ödün vermekle değil, onu kayıtsız şartsız teslim almakla mümkündür. “Barış” masallarıyla milletimizi aldatarak teröriste mevzi kazandırmaya çalışanlar tarihte hep yenilgiye uğramıştır. Bizler teröre terör, katile katil demekten ve hukuk önünde hesap sorulmasını talep etmekten asla vazgeçmeyeceğiz. Eğer “Terörsüz Türkiye” hayali uğruna, terör örgütünün 40 yıllık hain emellerine uluslararası meşruiyet kazandırılacaksa, vatan evlatlarının canı pahasına kazandığı zafer “biz başaramadık” denilerek heba edilecekse, bu hesabı yapan gaflet içindekiler karşılarında bizleri bulacaktır. Şayet terörün son bulması adına devlete diz çöktürmeye kalkarsanız, buna en başta bu milletin kendisi izin vermez. Teröristle müzakere değil, mücadele esastır. Çağrımız kesindir. Milletin Meclisini Türk Milleti nezdinde onarılması güç yaralar açan bu “muhatap alma” ve “normalleştirme” çizgisinden derhâl vazgeçmeye; kurucu ilkelere ve Anayasa’nın değişmez hükümlerine sadakatle, terörle mücadelede sıfır taviz politikasına geri dönmek için çabalamaya davet ediyoruz. Özellikle TBMM bünyesindeki Barış Komisyonu’nda temsil edilen partilere ve parti liderlerine sesleniyoruz: Aziz milletimizi temsil eden bu çatıyı terör propagandasına açtırmamak sizin de sorumluluğunuzdur. Komisyonda “barış” adı altında yürütülen çalışmanın, şehit yakınlarını yaralayan, gazilerimizi inciten bir ihanet sürecine dönüşmesine ortak olmayınız. Sizin göreviniz Terör örgütünün taleplerine aracılık etmek değil, milletimizin hassasiyetlerine tercüman olmaktır. Komisyon, terörist başının taleplerine kulak vereceğine, önce şehit analarının feryadına kulak vermelidir. Aksi takdirde tarihe millet iradesini teröre peşkeş çekenler olarak geçeceğini hatırlatırız. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, katillerle müzakere masasına oturmaz. Buna yeltenen kim olursa millet vicdanında mahkûm olacak ve karşısında Biz Türk Evlatlarını bulacaktır. Bu “ihanet süreci”, geçmişteki sözde barış girişimlerinde defalarca görüldüğü üzere, terör örgütünün ve destekçilerinin yeni bir ihanet dalgasıyla sonuçlanmaya mahkûmdur. Terör örgütü ve destekçileri, her zaman normalleşme adı altında taktikleri, sahada mevzi kazanma ve devleti baskı altına alma taktiğinden ibarettir. Bugün terörist başını muhatap alıp Türk Milletine gözdağı vermeye yeltenenler, yarın hukuki, siyasi ve toplumsal yaptırımların kaçınılmaz ağırlığıyla yüzleşecektir. Bu nedenle, ihanetle beslenen her “süreç” er ya da geç duvara çarpacak; bedelini de o sürecin öznesi ve aracısı olanlar, millet iradesi ve hukuk düzeni önünde eksiksiz ödeyecektir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Ya istiklal ya ölüm” parolasıyla kurduğu bu Cumhuriyeti korumak hepimizin namus borcudur. Bu vesileyle vatan uğruna canını feda eden aziz şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi minnetle anıyoruz. Onların emaneti olan tam bağımsız ve bölünmez Türkiye Cumhuriyeti’ni, sonsuza dek yaşatacağımıza söz veriyoruz. Saygılarımızla Muharip ve İç Güvenlik Gazileri, Harp Malülleri Dul ve Yetimleri Derneği Adına Gazi İdris Tuğunmuş #HainsizTürkiye #eğrisopalıdoğruadamlar

MuharipGazi

41,904 次观看 • 9 个月前

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Millî Savunma Üniversitesinde gerçekleşen 16’ncı Dönem Müşterek Komuta ve Kurmay Eğitimi ile 8’inci Dönem Kuvvet Harp Enstitüleri Komuta ve Kurmay Eğitimi Mezuniyet Töreni'ne teşrif ederek bir konuşma yaptı. Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Azerbaycan Savunma Bakanı Orgeneral Zakir Hasanov, TSK Komuta Kademesi ve Bakan Yardımcılarının katıldığı törende konuşan Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, Kurmaylık Eğitimlerini başarıyla tamamlayan subayları tebrik etti. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, konuşmasında şunları söyledi: Millî Savunma Üniversitemizin kıymetli Rektörü, şanlı ordumuzun kahraman subayları, kıymetli hocalarımız, saygıdeğer misafirler; sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum. Kurmaylık eğitimini başarıyla tamamlayan subaylarımızın mezuniyet merasimlerinde sizlerle beraber olmaktan büyük bir bahtiyarlık duyuyorum. Bugün 125'i dost ve kardeş ülkelerden gelen misafir askeri personel olmak üzere toplam 301 subayımızın gurur gününe iştirak ediyor, mezuniyet sevinçlerini paylaşıyoruz. Dereceye girenlerle birlikte 16’ncı Dönem Müşterek Komuta ve Kurmay Eğitimi ile 8’inci Dönem Kuvvet Harp Enstitüleri Komuta ve Kurmay eğitimlerini neticelendiren tüm subaylarımızı ayrı ayrı tebrik ediyorum. Biraz önce diplomalarını alan subaylarımız kurmay ünvanıyla farklı kademelerde Türk Silahlı Kuvvetlerimize, devletimize ve milletimize yüksek bir vazife şuuruyla inşallah hizmet edecekler. Türk ordusunun tarih boyunca dünya ölçeğinde temayüz etmiş en güçlü vasıflarından biri olan kurmay akla; bilgi ve kabiliyetleriyle öyle inanıyorum ki en güçlü katkıları yapacaklar. Kurmay subaylarımıza yeni vazifelerinde şimdiden üstün muvaffakiyetler temenni ediyor, Cenabıallah ayağınıza taş değdirmesin, sizleri her türlü tehdit ve tehlikeden emin ve muhafaza eylesin diyorum. 26 farklı ülkeden gelerek burada modern, kapsamlı ve nitelikli eğitimler alan misafir askerlerimizi de aynı şekilde canıgönülden kutluyor, üstlenecekleri görevlerle ülkelerimiz arasındaki dostluk, dayanışma ve iş birliklerini daha da geliştireceklerine yürekten inanıyorum. Son olarak subaylarımızı hem kuramsal çerçevede hem de uygulama zemininde titizlikle eğiten, bilgi ve deneyimleriyle genç kurmaylarımızı teçhiz eden komutan ve hocalarımıza da takdir ve tebriklerimi iletiyorum. Bu vesileyle devletimizin bekası, ülkemizin güvenliği, milletimizin huzur ve selameti için can veren şehitlerimizin tamamını rahmetle yâd ediyorum. Merhum Nurettin Topçu'nun ifadesiyle “Şehit bir fertte barınan milletin ruhu bir millet iradesidir ki, bir vücudun gömüldüğü yerden bize ebedi hayat gönderir, bize ebediyeti kazandırır.” Türk milletine ebediyeti kazandıran milletimizin hürriyet abideleri, devletimizin ebet müddet nişaneleri olan aziz şehitlerimiz destanlaşan mücadeleleri ve hatıralarıyla yolumuzu aydınlatmaya devam edecektir. Ay yıldızlı al bayrağımızda temerküz eden millî ve mukaddes değerlerimiz uğruna canlarını ortaya koyan gazilerimize şükranlarımı sunuyor, hepsine hayırlı ve bereketli ömürler diliyorum. Bugün mezun ettiğimiz kurmay subaylarımızın ülkemizde bölgemizde ve sınırlarımızın ötesinde ifa edecekleri görevlerle şehit ve gazilerimizin emanetini layıkıyla taşıyacaklarından hiçbir şüphe duymuyorum. MİLLÎ SAVUNMA ÜNİVERSİTEMİZ KÜRESEL ÖLÇEKTE YILDIZI PARLAYAN EN SEÇKİN EĞİTİM KURUMLARIMIZDAN BİRİ HÂLİNE GELDİ Değerli arkadaşlar; 31 Temmuz'da, yani 20 gün sonra Millî Savunma Üniversitemizin 10. kuruluş yıl dönümünü idrak edeceğiz. Şunu en başında ve özellikle ifade etmek isterim: 10 yıl gibi kısa sürede Millî Savunma Üniversitemiz küresel ölçekte yıldızı parlayan en seçkin eğitim kurumlarımızdan biri hâline gelmiştir. Vatanına, milletine, devletine aşkla bağlı, donanımlı, vicdanlı, özgüven ve sorumluluk sahibi subay ve astsubayların yetiştiği bu ocak milletimizin iftihar kaynağıdır. Savunma, güvenlik ve strateji gibi alanlarda yürüttüğü araştırmalarla, ulusal ve uluslararası yayın, rapor ve danışmanlık faaliyetleriyle askerî harekât ortamı ve askerî kültürün gelişimine yönelik doktriner çözümleriyle üniversitemiz hayati bir misyonu yerine getirmektedir. Millî Savunma Üniversitemiz bünyesindeki 7 enstitü, 3 harp okulu, 4 astsubay meslek yüksekokulu ve yabancı diller yüksekokulu ile bir yandan millî iradeyi hareket noktası olarak belirleyen vatan ve millet sevdalısı genç yürekleri ülkemize kazandırırken, diğer yandan askerî bilimler müktesebatımızın daha da derinleşmesinde başrolü üstleniyor. Bunun için değerli rektörümüzün ve yöneticilerimizin şahsında Millî Savunma Üniversitemizin sivil, asker, eğitimci kadrosunu, bu ailenin tüm mensuplarını tebrik ediyor, başarılarının daim olmasını diliyorum. Hükûmet olarak kurulduğu günden beri üniversitemizin yanında olduk. Subay ve astsubaylarımızın daha yüksek standartlarda, daha iyi şartlarda eğitim alabilmeleri için fiziki ve teknik altyapı başta olmak üzere ihtiyaçları karşılama noktasında ayrı bir hassasiyet taşıdık. Bundan sonra da Millî Savunma Üniversitemizin daha da güçlenmesi için ne gerekiyorsa yapacağız. Rabbim yâr ve yardımcımız olsun diyor, üniversitemizin 10. kuruluş yıl dönümünün Türk Silahlı Kuvvetlerimiz ve aziz milletimiz için şimdiden hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. SAVUNMA SANAYİNDE YÜZDE 82 YERLİLİK ORANINA ULAŞTIK Kıymetli misafirler; keskin değişimlerin istisna olmaktan çıkıp sıradanlaştığı bir dönemi yaşıyoruz. Yapay zekâ ve yeni teknolojiler eğitimden sağlık ve finansa ulaştırmadan kamu hizmetlerine hayatın her alanını hem de çok derinden etkiliyor. Savunma ve güvenlikte ise bu dönüşümün tezahürlerini çok daha net bir şekilde gözlemliyoruz. Şu gerçeği en iyi sizler biliyorsunuz: Klasik harp ortamlarında belirleyici faktörler kuvvet yoğunluğu ve platform sayısıydı. Günümüzde bunlara teknolojinin, enformasyonun, insansız sistemlerin, hızlı karar destek mekanizmalarının da eklendiğini görüyoruz. Savaşlar artık sadece cephelerde verilmiyor, siber saldırılar ve dezenformasyon kampanyalarıyla birlikte yürütülüyor. Kamikaze dronelarla kritik altyapılar, enerji nakil hatları, ticaret güzergâhları hedef alınıyor. İnsansız hava ve deniz araçlarının sonuca doğrudan etki ettiği yapay zekâ merkezli yazılımların harekâtın seyrini değiştirdiği yeni bir denklemle karşı karşıyayız. Keşif ve gerçek zamanlı haber almanın vazgeçilmez birer kuvvet çarpanı olduğu bu yeni ortam planlamayla birlikte sevk ve idareyi de her zamankinden daha kritik hale getirmiştir. Şunu bugün büyük bir gururla ifade etmek isterim: Millî Savunma Üniversitemizde yetişen subaylarımız hem planlama hem de sevk ve idare noktasında eşsiz bir performans ortaya koyuyorlar. Gazi Mustafa Kemal tuttuğu notlardan birinde “Komutanlık çare aramaktan ibarettir, bunu da harp tarihi öğretir.” diyordu. Farklı misyonlarda görüyoruz ki komutanlarımız eşsiz zaferlerle dolu olan tarihimizden aldıkları ilhamla, harp tarihinden edindikleri bilgilerle hamdolsun yeni destanlar yazmaya devam ediyorlar. Biz de devlet olarak uluslararası güvenlik paradigmasının radikal bir dönüşüme uğradığı bu dönemde, yeni sistemin kutup başlarından biri olma yolunda emin adımlarla ilerliyoruz. Savunma sanayinde yüzde 82 yerlilik oranına ulaştık. Geliştirdiğimiz ürünleri doğrudan sahada test ediyor, geri bildirimler ışığında sürekli yeniliyor, güncelliyoruz. Mühendislerimiz, yazılımcılarımız, teknisyenlerimiz, sektörde faaliyet gösteren 4 bine yakın firmamız başarılarına her gün yenilerini etkiliyor. Bu eklemeyle birlikte güvenlik birimlerimizi yerli ve millî ekipmanlarımızla son teknolojiye sahip teçhizatlarımızla donatıyoruz. Bilhassa ihracatta çıtayı her geçen gün daha da yükseltiyoruz. Son 12 ayda 11 milyar doların üzerinde savunma ve havacılık ürünü ihraç ederek yeni bir rekora İmza attık. Ocak-Haziran dönemi ihracatımız geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 30’a yakın artışla 4 milyar 665 milyon dolara ulaştı. Sadece geçtiğimiz ay 803 milyon dolar değerinde ürün ihraç ettik. Tabii şurası da mühimdir: Risk ve tehditleri doğru okuyabilen, bu sistem ve teknolojileri etkin kullanabilen, farklı platformlardan gelen verileri uygulamaya döken subaylarımız ve askerlerimiz de savunma sanayinde yakaladığımız bu ivmeyi sahada millî kazanımlara dönüştürmektedir. Kurmay aklın üretim merkezi olan Millî Savunma Üniversitemiz ise yetiştirdiği vatan evlatlarıyla bu kazanımları sürdürülebilir kılmaktadır. KÖKLÜ VE ZENGİN BİR ASKERÎ BİRİKİME SAHİBİZ Değerli arkadaşlar; Türk milleti olarak dünyada başka hiçbir milletle mukayese edilemeyecek ölçüde köklü ve zengin bir askerî birikime sahibiz. Kara Kuvvetlerimiz iki hafta önce 2235’inci yaşını kutladı. Dünyanın en eski askerî müzesi olan Harbiye Askerî Müzesi'ni 1453'te kurmuş bir milletiz. Şunun altını özellikle çizmek durumundayım: Bakın biz yalnızca bugünkü orduların temelini teşkil eden onlu sistemi kuran değil, aynı zamanda hilal taktiğine asıl derinliğini veren yontma keser taktiğini ve örtme harekâtını da dünya savaş literatürüne kazandıran bir milletiz. Evcilleştirdiğimiz atları cenk meydanlarında fırtına gibi kullanarak piyade ağırlıklı savaşın konseptini biliyorsunuz biz değiştirdik. Süvariye 360 derecelik manevra imkânı sunan üzengiyi ordu millet olarak biz icat ettik. İstanbul'un fethiyle bir çağı kapatıp diğerini açarken Sultan Fatih'in döktürdüğü Şahi toplarıyla, karadan yürüttüğümüz gemilerle, askerî dehamızın ışıltısıyla yeni bir destan kaleme aldık. Mehteri savaş alanında birlikleri yönlendiren bir orkestra olarak yine biz kullandık. Daha burada saymayacağımız birçok yeniliği harp sahasına ve sanatına biz kazandırdık. Tüm bunları yaparken toprakla birlikte gönüller de fethettik. Gücümüzü iyilik ve adaletle, zekâmızı erdem ve merhametle taçlandırdık. NATO LİDERLER ZİRVESİ’NE ANKARA'DA BAŞARIYLA EV SAHİPLİĞİ YAPTIK Değerli arkadaşlarım; bugün de aynı çizgide ilerliyor, ecdadın mirasına en güzel şekilde sahip çıkıyoruz. Gönül coğrafyamızda kanayan yaraları biz sarıyor, diyalog kanallarının açık tutulmasında öncü roller üstleniyoruz. Balkanlardan Kafkasya'ya, Ortadoğu'dan Afrika'ya barışın ve huzurun kalıcı hale gelebilmesi için her türlü kapıyı zorluyoruz. Aynı şekilde mensubu olduğumuz uluslararası ittifaklarda çok güçlü varlık gösteriyoruz. Biliyorsunuz iki gün önce NATO Liderler Zirvesi’ne Ankara'da başarıyla ev sahipliği yaptık. Değişen güvenlik koşulları ekseninde ittifakın geleceğini Türkiye'de ele aldık. NATO'nun Güneydoğu kanadının emanet edildiği bir ülke olarak mevcut gündeme dair değerlendirmelerimizi müttefiklerimizle paylaştık. Ankara Zirvesi’nin bölgemizde ve dünyada barış ve istikrarın tesisine katkı sağlamasını temenni ediyorum. Son olarak burada şu hususun da altına çizmek istiyorum: Hangi teşkilata üye olursak olalım, içinde bulunduğumuz zorlu coğrafyada alnımız ak, başımız dik, bu şekilde yaşamak için güçlü olmak zorundayız. Türkiye'nin güvenliğini kimseye emanet edemez, millî güvenliğimizden asla taviz veremeyiz. Dolayısıyla hem millî güvenliğimizi eksiksiz biçimde tahkim etmek, hem de bunu hukuk, meşruiyet ve demokrasi içinde yapmak mecburiyetindeyiz. Bunun için her fırsatta söylediğim gibi iç kalemizi sağlam tutacağız. Türkiye yüzyılı hedeflerimize doğru yol alırken 86 milyon olarak kardeş ve kaderdaş olduğumuzu hiçbir zaman unutmayacağız. Özellikle ülkemizi yaklaşık yarım asırlık bir sorundan kurtarmak amacıyla yürüttüğümüz terörsüz Türkiye sürecimizin başarıya ulaşmasıyla inşallah içeride ve dışarıda yeni bir hikâye yazmaya başlayacağız. Rabbim yâr ve yardımcımız olsun diyorum. Bu düşüncelerle eğitimlerini başarıyla tamamlayan subaylarımızı tekrar tekrar tebrik ediyor, üstlenecekleri görevlerinde her birine başarılar diliyorum. Aynı samimi duygularla misafir subaylarımızı da kutluyor, ülkelerindeki dostlarımıza bizlerden selam götürmelerini bilhassa rica ediyorum. Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Mezuniyetiniz hayırlı olsun, kalın sağlıcakla. #MillîSavunmaBakanlığı

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

42,197 次观看 • 18 天前