Video yükleniyor...

Video Yüklenemedi

Ana Sayfaya Dön

‘Musa Kart’la ÇİZGİ TURU’ başlıyor. #29EkimCumhuriyetBayramı #Cumhuriyetimizin100YılıKutluOlsun #CumhuriyetBayramımızKutluOlsun

10 Yorum

Diren_Raz_iye profil fotoğrafı
Diren_Raz_iye2 yıl önce

#29EkimCumhuriyetBayramı #Cumhuriyetimizin100YılıKutluOlsun #CumhuriyetBayramımızKutluOlsun

emreiper profil fotoğrafı
emreiper2 yıl önce

Harika olmuş.

Barsonbey profil fotoğrafı
Barsonbey2 yıl önce

Eline sağlık ağabey 🖤

Madam de Voux profil fotoğrafı
Madam de Voux2 yıl önce

Emeğinize sağlık ...

1907 profil fotoğrafı
19072 yıl önce

👏👏👏👏🇹🇷🇹🇷

İsmail Erdem profil fotoğrafı
İsmail Erdem2 yıl önce

🇹🇷🇹🇷🤲🤲

Murtaza ÖLMEZ profil fotoğrafı
Murtaza ÖLMEZ2 yıl önce

Beyninize, elinize, emeğinize sağlık. CUMHURİYET FAZİLETTİR...

ᛞ🍃🦋BURÇİN YAPRAK🦋🍃ᛞ profil fotoğrafı
ᛞ🍃🦋BURÇİN YAPRAK🦋🍃ᛞ2 yıl önce

Emeklerinize sağlık 👏 🙏💙🇹🇷♾

DELİLACİVERT💛💙⚡⚡ profil fotoğrafı
DELİLACİVERT💛💙⚡⚡2 yıl önce

Hoşgeldiniz özlemişiz Kaleminize yüreğinize sağlık 🫶🫶♥️🤍🇹🇷

Selma Ersoy profil fotoğrafı
Selma Ersoy2 yıl önce

@cigdemtoker 🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷👏👏

Benzer Videolar

Eski adıyla Şampiyon Kulüpler kupası yeni adıyla Şampiyonlar Ligi 2.tur elemesinde Manchester United'ın rakibi Galatasaray olur kibirli ingilizlere göre Türk lokumu çantada kekliktir. İngiltere'deki maç başlar ve henüz 2.dakikada Manchester United öne geçer 14.dakikaya gelindiğinde durum 2-0 a gelmiş ve ekran başındaki bir çok futbol severe göre Galatasaray maçı ağır farkla kaybedip turdan eklenecektir. Ancak 16.dakikada o meşhur dillere pelesenk olan "Arifin Manchester'a attığı golü arıyorken nereye geldim ben" geyiğindeki müthiş gol gelir ve Galatasaray oradan geri döner hem de öyle bir döner ki maçı 2-0 dan 3-2 ye getirir. 80.dakikada futbol tarihinin en hırçın adamlarından Eric Cantona sahneye çıkar ve skoru 3-3 olarak belirler. Oynanacak bir maç olmasına rağmen Türkiye'nin her yerinde kutlamalar yapılır çünkü sadece Galatasaray taraftarları değil bütün Türkiye GALATASARAY'ın müthiş geri dönüşünden etkilenmiş ve ikinci maçta rakibin dünya devi kırmızı şeytanlar olmasına rağmen turun geçileceğine inanılmıştır. Ali Samiyen cehennemindeki rövanş maçında Galatasaray ilk maçtaki skor avantajının verdiği öz güvenle sahaya çıkıp turu geçer ve dünya devi Manchester United'ı kupa dışına iterek bütün dikkatleri üzerine çeker. Galatasaray adı ve statüsü değişen eski şampiyon kulüpler kupasında yeni adıyla Şampiyonlar Ligi'nde yeni bir maceraya adını yazdırırken Avrupa'nın zirvesinde kazan kaynamaktadır. Manchester United gibi majör bir kulübün statüsü yeni değişen görkemli Şampiyonlar Ligi'nden daha ilk turnuvada gruplara kalmadan elenmesi UEFA' da şaşkınlık ve korku yaratmış, bunun üzerine diğer majör kulüplerin de aynı akıbeti yaşayabileceği ihtimaline karşı statüde tekrar değişiklik kararına gidilmiştir. Galatasaray'ın Manchester United'ı elemesinin ardından şampiyonlar ligine katılacak takım sayısı 8 den 16 ya çıkarılmış daha sonra da büyük liglerin şampiyonları ön elemede elenmesinler diye eleme oynanmaksızın turnuvaya direkt katılımları sağlanmıştır. Şimdi arkadaşlar Türk futbol tarihinin en başarılı teknik direktörü unvanına sahip Fatih Terim'in hepimizin bildiği "Aynı yollardan yürümedik, aynı yollardan da geçmedik, benzer başarılarımız da yok. Üstüne üstlük, rütbemiz de farklı" sözü yine akıllara düşüyor. Hani şuan İcardi sayesinde çocuklar Galatasaraylı oluyor dediğimizde hadi canım abartmayın diyenler var ya onlara sesleniyorum; Ben Fenerbahçeli sülalenin, Beşiktaşlı babanın aksine hiç kimsenin etkisinde kalmadan Galatasaraylı oldum ben 3-3 lük Manchester maçında 8-9 yaşlarında çocukluk aşkıma gerçekten aşık oldum. 💛♥️ Galatasaray'ın olduğu yerde imkansız yoktur. Galatasaray önce hayal eder sonra gerçekleştirir. Bu ülkenin enleri ve ilkleri Galatasaray Spor kulübüne aittir. Galatasaray Spor kulübü bu ülkenin medar-ı iftihar'ıdır. Galatasaray Spor kulübünü türlü oyunlarla durdurmaya ve itibarsızlaştırmaya calışanlara en büyük tokadı her zaman bu büyük taraftar vurmuştur. Yeni sezon bu haftasonu başlıyor izlemeye doyamayacağımız bir GALATASARAY dileğiyle 🌟🌟🌟🌟

Ender🌟🌟🌟🌟🌟

1,195,986 görüntüleme • 3 yıl önce

Şeyhim Müslüm Yücel müslüm yücell 13 Ocak 2025 Şeyhim! Üç aylardayız. Dilek kapıları dualarla açılıyor ve bu ay yengeç burcunda seyahat ediyor. Bu burcu alimler kimsenin ulaşamadığı bir kadın olarak tasvir ediyorlardı. Şeyhim, Demek ki talihler açılıyor, demek ki benim talihim senin nefesinle daha da gür olacak. Biliyorsun hepimiz Allah’ın sürülerindeniz ve Allah istediği gibi güder bizi. Ne içimizde olanı ne dışımızda olanı onun dışında kimse bilmez. Yolun doğrusu yani kasdus sebili de Allah’a aittir. Şeyhim. Senin kelamınla, tarihim, dimağım ışıyor. Senin dinin demeye gerek yok, apoletleri sevmez. Senin dilin de karanlık olan geceleri ışıtır. Kelimelerin yıldız yıldızdır. Kelimelerin karşısında deniz kabarıyor, dağlar çiviye dönüyor. Yer yarılıp döşenmiş Allah’ın ırmakları kelimelerden boşalıyor. Gökte haberler, yerde ibret… Bana düşen, deliler gibi ellerimi açıp senin için Allah’a dua etmektir. Allah’ım demektir. Allah’ım, insanlar gidiyor ve bir daha geri dönmeyecekler. Öyle istedikleri için mi, yoksa uyusunlar diye mi bizi bırakıp gidiyor hepsi. Nerede baba, anne, ata; nerede oğul ve kızlar? Nerede şükürle karşılanmayan iyilik, Yadırganmayan zulüm? Bir an gözlerimi kapatsam, gençliğimde gördüğüm kentler, o kentler, o kentlerde konuşulan diller, nefes alan dinler, şimdi hepsi doğumuna az kalmış kadın gibiler… Ve bu kadın karşısında ben ne bir kente gidebiliyorum ne bir yere dönebiliyorum… Allah’ım, senin önünde dünya sinek kanadından hafiftir. Ve zaman zaman ona sahip olmak isteyen kişi sinek kanadından da küçüktür. Bilirim, şeyhim de biliyordur elbet, o bunu söylüyor hep. Allah’ım, senin adını anmadan hiçbir iş yapılmaz. Senin adın anılmadan yapılan iş, korku verir. Acı çekmenin karşılığı acıya son vermek değil, sabır ve sebat etmektir. Allah’ım her şeyi senin merhametine bırakıyorum. Allah’ım, insanlar kimi acıları cehennemde değil bu dünyada çekiyor. Cennet mutluluk demektir. Allah’ım, acı çekenin acısına son vermek ne kişinin kendi elindedir ne başkasının. Tek yetki senindir. Bir cana kıymak, bütün insanlığa kıymaktır. Her kim bir canı kurtarırsa bütün insanları kurtarmış gibi olur. Allah’ım, şehit Şeyh Maşuk’un oğlu Murşid Haznevi’nin dilini kalbi gibi derin, aklı gibi keskin eyle… Her işte yardım eden sensin ve din diye bir şey varsa ve bu bir borç değil bir yol ise şeyhim Mürşid bu dinin delilidir. Allah’ım delilimizi incitmesin kimse… Şeyh Mürşid dirlik istiyor, senden gelen sağlığı ve varlığı istiyor. Başkasından gelen sağlığı, başkasından gelen varlığı kabul etmiyor. Şeyhim ölümü dilenenlerden değildir, Şeyhimin ayak bastığı yerde birileri ölüm dileniyor. Biri bizi yılan gibi görüyor, birilerine de haber gönderiyor ve diyor ki “yılanın başını ezin…”... Bunu söyleyen bir insan değildir, bu insan kılığında cehennemin köpeğidir. Allah’ım, sen bilirsin, sen tanırsın, o adam birilerinin de köpeğidir. Allah’ım, onları sen af edesin. Allah’ım, o birilerinin yaşları çok gençtir, akılları zayıftır, okudukları Kuran gırtlaklarından öteye geçmezdir. Kıldıkları namaz dizlerinin acı çekmesinden başka bir şey değildir. Ki bu da bir gösteriş içindir. Onlar ki Allah’ım, her şeye tamah ederler, tamah ettikleri her bir şeye bağlanıp giderler, ne büyük bir eserin insanı, ne eserlerinin içinde yaşadığı bu dünyayı bilmezler. Mürşid’i bu dillere, bu herkesin önünde açılıp kapanan mendil tıynetli suretlere karşı koru Allah’ım… Allah’ım, şeyhimin acısı büyüktür; ağrısı vardır, geçmemiş bir acı vardır kalbinde. Kalbi baba acısıyla yanan bir çocuktur şeyhim. Allah’ım, Mürşid senin yetimlerindendir. Yetimlerin sahibi sensin, onları sen korursun. Dün gibi hatırlarız. Dün gibidir. Zaten bir günün diğer bir günden farkının olmadığı bir zamanın içindeyizdir hep. Kamışlo’da bir futbol maçı var ve nasıl oluyorduysa birden bir tribünden Saddam Hüseyin posteri açılıyor. Kanıyla Kuran yazan Saddam’ın posterleri bize yalnızca katliamları hatırlatmıyor. Bir adamın elleri bağlanıyor, ağzına benzin boşaltılıyor ve sonra bu adamın karnına ateş açılıyor; şunu deniyorlar, acaba ağzından ateş fışkıracak mı? İşte Saddam o ateş açan adamdı… Sonra başka bir olay. Birkaç kişi birbirine bağlanıyor ve ağır bir silahla ateş açılıyor, şu deneniyor; acaba mermi kaç kişiyi geçecek… Bu mermiyi deneyen Saddam’dı… İşte bu adamın posterleri açılıyor… Sonra sokaklara iniyorlar, Kürtlere ait ev ve iş yerleri yağmalanıyor. O günler, zor da olsa geçiyor, o günlerden sonra bir sürek avı başlıyor. O sırada Şeyh Maşuk kaçırılıyor. Ağır işkenceler ediliyor, öldürülüyor. Şeyh Maşuk’un sekiz çocuğu var, hepsi bir odada büyüyor. Şeyh Maşuk’un iki derdi var: Özgürlük ve ilim. Maşuk’un cenazesine katılmak için o gün ölüler bile uyandı. Bir halkın ölülerinin uyanması ne demektir? Bir halkın dirilerine ölüler sahip çıkarsa… Tarih şöyle diyor: Eğer dirilere ölüler sahip çıkarsa, o halk yenilmeyecektir. Nedeni mi? Nedeni şu, vatan denilen yerin altında eğer huzurla uyumuş ölüleriniz yoksa o toprağın insanı değilsinizdir. Allah’ım, şeyh Mürşid ölülerimizin vasiyetidir. Ölülerimiz kendini Allah yerine koyanlara boyun eğmediler. Allah’ım senin adını zikreden ve zikri ezilenlerle birlikte gören, gösteren ve böylece Latin dünyasını özgürlüğe götüren Helder Kamara ve diğerlerinin hikâyelerini en iyi biz biliriz… Kamara, tıpkı Mürşid gibi direnişin sembolüydü. İkisi de diktaya karşı yalnızca hak aramıyorlar; halkın ihtiyaçlarını dile getiriyorlar, gideriyorlar… Din dediğin ev yıkmak değildir, toprağı işletmek, ev yapmaktır. Derler ki İsa, marangozdu. İsa bugün yaşıyor olsa Kürtlerin yanında dururdu ve Şeyh Maşuk’un yakılan evinin bütün kapılarını tamir ederdi. Muhammed, şeyhin kırılan, yakılan ağaçlarının köklerini teriyle besler elleriyle budardı. Musa olsa, dili açılır, tekrar ve tekrar söylerdi: öldürmeyeceksin… Şeyh Maşuk’u öldürmekle kalmadılar. Maşuk’un evini de talan ettiler. Namaz kıldırdığı caminin minaresi yıkıldı, evinin bahçesinde dedelerinden kalan ağaçlar kesildi, zarar verildi ve daha ileri gidildi, mezar taşları tahrip edildi, bütün bunlar din adına yapıldı. Allah’ım ne mutlu ki bizlere Maşuk’un oğlu Mürşid geldi. Ayak bastığı her yerde babasının kokusu sardı. Kamışlo; Yeni bitmiş çimenlerin üstündeki çiğ, sanki yaşlı adamların yeşil cam üstündeki incilere benzeyen gözyaşları. Gözyaşları ışıldar ama şeyhimin gördüğü ışıltı içinde. Bir burukluk çimenlerde ceylanların tırnak izlerinin yerinde potin yaraları… İzledim… genç bir gazeteciyle Şeyh Mürşid çocukluğunun sokaklarını geziyor. Evini geziyor. evi, ev olmaktan çıkmış. doğduğu oda talan edilmiş. evlendiği, çocuklarının doğduğu oda yine öyle. Mezarlığa gidiyor; mezar taşları arasında otlar büyümüş, buraya, dünyanın dört bir yanından ziyaretçiler gelirmiş, mezarlık yıkılmış… Bir yerin yıkılması, yakılması ve sonra yakılan bir yerde insanın kendi tarihini bir turist gibi gezmesi acıdır. Kim buraları yaktı, yıktı? Haya vardır ve hayaya akıl ve iman eşlik eder. Peygambere Miraç’ta sorulur: Bu üçünden hangisini seçersin? Peygamber “akıl” dedi ilkin, iman gücendi dedi “beni akılla bir tut.” O zaman dile geldi utanma, “Ben imandan uzak kalamam ki…”dedi. Nasırı Hüsrev’e sordular, ey dediler, bu nedir? Hüsrev, soruya soruyla yanıt verdi: “Akla aşina olan bir kimse nasıl utanmaz.” Devam etti ve dedi: “Eğer sana iman lâzımsa, utanmayı göz önünde tut. Çünkü utanma olmaksızın iman nasıl belli olur?” Utanmayan kimselerin üstünde tek bir şey vardır: Allah’ın laneti… Evleri yıkan, ağaçları kesen, mezar taşlarını yağmalayan kimseleri sana havale ediyorum Allah’ım… Şeyh Mürşid, geri döndü. Yalnızca kendi evi ve yıkılmış mezar taşları arasında gezmedi. Camilerde hutbeler verdi. Misafirliklere gitti ki evi olmasa bile hangi kapıyı çalsa, orası onun eviydi. Hangi kapıyı çalsa, bir kederle karşılaştı ve bana büyük acı veren bir şey söyledi. “Şehir ihtiyarlamış…” dedi… Soru şudur: Bir şehir nasıl gençleşir? Şeyhim, bunun için geldi, dedi ki "artık burada bebeler ölmesin."

ibrahim halil baran

127,162 görüntüleme • 1 yıl önce