Video wird geladen...

Video konnte nicht geladen werden

Zur Startseite

Musa Özuğurlu: Kürtlerin mücadele ettiği şey bir devlet değil bir örgüt. Ve başında 10 milyon dolar ödül konulan bu örgütün liderine Suriye teslim edildi. SDG'nin savaştığı aslında bu. Eziyet ettikleri kim? Aleviler, dürziler... Dikkat edin, bunlar laik yapılar. Biz aslında başka bir boyutunu görmemiz gereken bir savaşı izliyoruz.

81,978 Aufrufe • vor 7 Monaten •via X (Twitter)

0 Kommentare

Keine Kommentare verfügbar

Kommentare vom Original-Post werden hier angezeigt

Ähnliche Videos

🇹🇷 Dışişleri Bakanı Hakan Fidan: “Yaptığımız işlerin çoğu perde arkasında gerçekleşiyor, haberlere yansımıyor.” “Katar övgü peşinde değil, somut sonuç peşinde” “Biz de bu şekilde çalışıyoruz.” “Nihayetinde görmek istediğimiz şey, herhangi bir sorunun çözülmesidir” “Bu sefer Körfez sorunu var.” “Geçen sefer başka bir sorun vardı.” “Libya'da başka bir sorun vardı.” “Yani biz mükemmel durumdayız.” ➕ İran savaşı ve bunun Körfez üzerindeki etkileri üzerine görüşmeler için Katar'dasınız. Peki Türkiye, Katar ile koordinasyon yoluyla şu an neyi başarmaya çalışıyor? ➖ Aslında pek çok şey yapmaya çalışıyoruz. ➖ Katar'ın çalışma şekli aslında Türkiye'nin yıllardır yaptıklarına çok benziyor. ➖ Aslında arabuluculuk konularındaki koordinasyonumuz on yıldan daha eskiye dayanıyor. ➖ Bölgesel bir kriz olduğu her yerde Türkiye-Katar koordinasyonu ve ortak çabaları da mevcut. ➖ Benzerlik bu şekilde ortaya çıkıyor. ➖ Çünkü yaptığımız işlerin çoğu perde arkasında gerçekleşiyor. ➖ Mutlaka haberlere yansımıyor. ➖ Ve biz bu işleyişini, Şeyh Muhammed bin Abdurrahman ve Şeyh Tamim'in nasıl çalıştığını gerçekten takdir ediyoruz. ➖ Onlar övgü peşinde değil, somut sonuç peşindeler. ➖ Biz de bu şekilde çalışıyoruz. ➖ Çünkü nihayetinde görmek istediğimiz şey, herhangi bir sorunun çözülmesidir. ➖ Bu sefer Körfez sorunu var. ➖ Geçen sefer başka bir sorun vardı. ➖ O zaman Libya'da başka bir sorun vardı. ➖ Yani biz mükemmel durumdayız.

Kuşçu

12,131 Aufrufe • vor 3 Monaten

Daou, en son açtığı yayında 'DaouOffroad' hakkında konuştu! 👤: Hayranların aslında çift olmayan bir çifte inanmasına izin vermek sizce doğru mu? DaouOffroad'dan bahsetmiyorum. Daou: DaouOffroad'dan bahsediyorsun. 👤: Ben genel olarak konuşuyorum. Ne düşünüyorsunuz? Herkesin dürüst olması ve nefret edenlerin bu çifte inananlara saldırmasına fırsat vermemesi daha iyi olmaz mı? Daou: Çocuklar, birbirimizi çok sevdiğimizi söylemek istiyorum. Bundan başka ne yanıt bekliyorsunuz? Birisi bir başkasını çok seviyorsa, neden oturup size ilişkilerini anlatma ihtiyacı duyuyor? "Biz şöyleyiz, biz böyleyiz, biz şöyleyiz" ya da herkese "Heeey, biz bir çiftiz" "Oh, biz ayrıldık" ya da "Biz birbirimizi seviyoruz" "Biz birbirimizle flört ediyoruz" gibi. Bu sizin bilmeniz gereken bir şey değil, bizimle hiçbir ilginiz yok, sadece doğru olup olmadığını bilmeniz gerekiyor. Ve ben asla doğru olmayan bir şey yapmadım. Onu seviyorum, onu gerçekten seviyorum. Eğer söylemem gerekirse, annem ve ailem dışında en çok sevdiğim ve değer verdiğim kişi Offroad'dur. O benim hayatımda vazgeçilmez bir insan. Anlıyor musunuz? O benim hayatımın çok önemli bir parçası. Uzun süre yanımda olmasını istiyorum ve bu senin bilmen gereken bir şey değil, tamam mı? Nefret edenlere, ilişkimizle, ben ve Offroad (birlikteyiz) ile hiçbir bağlantınız yok, değil mi? Hayır, sen bizim alanımızın bir parçası değilsin, ama biz birlikteyiz. Sen bunun bir parçası değilsin. #ต้าห์อู๋ #Daou #Oueiija #ต้าห์อู๋ออฟโรด #DaouOffroad cr: DaouOffroad Brazil

BL NEWS 💜

28,416 Aufrufe • vor 1 Jahr

"Yaratıcıyı kim yarattı?" Uzayı ve zamanı bir araya getirip, gergin duran devasa bir çarşaf gibi düşün. Bilim insanları buna "Uzay-Zaman" diyor. Eğer çarşafın üzerine hiçbir şey koymazsanız, dümdüz durur. Şimdi bu çarşafın üzerine ağır bir top (bu madde olsun, mesela bir gezegen) koyduğunuzu hayal edin. Top çarşafı aşağıya doğru büker ve bir çukur oluşturur. Madde (Kütle): Çarşafı büken şeydir. Zaman: Bu bükülmeden etkilenen şeydir. Madde olmazsa, zaman da olmaz. Zaman, maddenin oluşumuyla ortaya çıkmış bir "yan etki"dir. Zaman, madde ile dokunmuş bir kumaştır; kumaş yoksa zamanın akacağı bir zemin de yoktur Bizler, 3 boyutlu hacme sahip, uzay-zaman ortamında yaşıyoruz. Başka bir boyutu hayal etmemiz bile çok zor. Şuna benziyor: bir kağıda bir çöp adam çizelim. bu çöp adam 2 boyutlu dünyada yaşıyor. Yanına bir de turuncu dev bir voleybol topu çizelim. Çöp adam topa baktığında aslında göreceği dik duran dümdüz bir turuncu çizgi olacaktır. Bu 2 boyutlu çöp adama kürenin şeklini ve 3. boyutu ne kadar anlatsak da aslında tam olarak ne hakkında konuştuğumuzu bile anlamayacaktır. 3 boyutlu hacme sahip, uzay-zaman ortamında yaşayan bizler için, madde ve zamanın olmadığı bir durumu anlamaya çalışmak ve diğer boyutları anlamaya çalışmak böyle bir durum olsa gerek. Şimdi "Yaratıcıyı kim yarattı?" sorusuna gelelim. Yaratmak, bir zaman olgusunu içerir. Bunun geçmişte olmasını vaysayarak sorar bu soruyu. Ancak maddenin oluşumu öncesi zaman yok, uzaya-zaman "çarşafı" yok. Bambaşka bir boyut/ortam var. Zamanın olmadığı bir hâlde/durumda, bir yaratıcının ne zaman ve kim tarafından yaratıldığını sormak... Çölün üstünde, buzkıran gemisiyle ilerlemek istemek gibi bir şey bu. Bu soru bana bu yüzden anlamsız geliyor. Bu sonsuzluk içinde bir zerre bile olmayan "ben", sadece kendimi teslim edip, inanıyorum. Vesselam. Tunç Taşbaş

Tunç Taşbaş 🇹🇷

60,191 Aufrufe • vor 7 Monaten

Emekli bir bakkal düşünün. Devletin yıllarca fark etmediği bir detayı çözüyor ve eşiyle birlikte bu işten milyonlar kazanıyor. Sonra bu hikâye gidip Hollywood filmine dönüşüyor. Ana karakter: Jerry Selbee 2003 yılında sıradan bir piyango broşürü eline geçiyor. Herkesin görmezden geldiği o metni dikkatle inceliyor ve orada kritik bir detayı fark ediyor. Sistemde şöyle bir mekanizma var: Büyük ikramiye 5 milyon dolara ulaşıp kimse tutturamazsa, ödül aşağı seviyelere dağıtılıyor. Yani jackpot devrediyor ama alt kategorilerdeki kazançlar ciddi şekilde yükseliyor. Jerry bunu fark ettiği anda basit bir hesap yapıyor. Sonuç şu: Rolldown dönemlerinde yaklaşık 1.100 dolarlık bilet alındığında, ortalama 800 dolar civarında matematiksel avantaj oluşuyor. İlk testinde 3.600 dolar harcıyor ve yaklaşık 2.700 dolar kazanıyor. Sonra 8.000 dolar deniyor ve getiriyi neredeyse ikiye katlıyor. Bu noktada artık mesele şans değil. Sistematik bir fırsat var. Durumu eşine anlatıyor. Uzun bir sessizlik oluyor. Eşi sonunda tek cümle kuruyor: “Sayıları ben de görüyorum.” İkili, bu avantajı büyütmek için “GS Investment Strategies” adında bir yapı kuruyor. Ailelerini ve çevrelerini de dahil ederek operasyonu genişletiyorlar. Rolldown haftalarında yüz binlerce dolarlık bilet almak için şehir şehir geziyorlar. Motel odalarında saatlerce yüz binlerce bileti tek tek kontrol ediyorlar. Ortaya çıkan tablo: 9 yıl boyunca yaklaşık 26 milyon dolar işlem hacmi Vergi sonrası yaklaşık 8 milyon dolar net kazanç Devletin bu süreçten elde ettiği yaklaşık 120 milyon dolar vergi geliri Asıl çarpıcı nokta şu: Sistem aslında herkese açıktı. Ama onu gerçekten çözen ve kullananlar çok azdı. Bir yetkilinin söylediği şey durumu net özetliyor: “Yasal olarak piyangoyu bu şekilde yenebilmeleri inanılmaz.” Bu hikâye o kadar dikkat çekti ki, 2022’de Jerry & Marge Go Large adıyla filme uyarlandı ve başrolde Bryan Cranston yer aldı.

Bitcoin Abi

43,748 Aufrufe • vor 4 Monaten

📍 Tele1 TV #Narin 📌 Bu soruşturmada karşımızda bir örgüt olsaydı çok daha rahat çözülürlerdi. 📌Narin cinayetiyle ilgili soruşturmada 11 tutuklu, birçok şüpheli, gözaltında olanlar ve muhtemel gözaltılar var. 📌 Bizlere kesin, teknik bir veri sunacak Adli Tıp Raporu da henüz yok. Ortada tek bir gerçek var ki; inanılmaz vahşi bir olayla karşı karşıyayız. 📌 19 gün, bir çocuğun, küçük bir köyde küçük bir çocuğun bedenine ulaşmak için uzun bir süre. Bu 19 günlük süre içerisinde inanılmaz organize olmuş, adım adım her şeyi hesaplamış bir güruh var karşımızda. 📌 Kabul etmek lazım ki, bütün bunlar olurken birçok ilişki de var. Bu insanlar her akşam toplanıp karar vermiş olabilirler ama mutlaka organize olmalarını isteyen, onlara bilgi veren ve o bilgiler çerçevesinde de soruşturmayı yönlendiren bir akıl var muhakkak. 📌 Şehir merkezinin dibinde bir mahallede, insanların bir suç karşısında organize olabilme yeteneklerine, beyinlerini karartabilme yeteneklerine ve birlikte hareket edebilme durumlarına bir avukat olarak gerçekten hayret ettim. İçlerinden biri de çıkıp açıkça beyanda da bulunmadı. 📌 Narin’in cansız bedeni öyle atılmamış oraya, adeta tabuta konulan bir cenaze gibi torbaya konulmuş, resmen suya gömülmüş üzerine de toprak atar gibi taşlar bırakılmış; cesede ulaşılmasın ve bulunamasın diye. 📌 Şimdi anlıyoruz ki organize olmuşlar. Soruşturmayı başka yöne doğru seyrettirmek için sahte ihbarlar, arama kurtarma ekiplerini başka yerlere yönlendirmeler. Bunlar yakın zamanda bir soruşturma için bizim çok da tanık olmadığımız durumlar. 📌 Bir de devlet örgütlenmesini sorgulamamız lazım. Canımızı, malımızı, güvenliğimizi, adaletimizi devlet örgütlenmesine teslim ediyoruz. 📌 Yanı başımızda bir yerleşim yerinde 8 yaşındaki çocuk kayboluyor, 19 gün bulunamıyor, süreç 27 güne ulaştı ve daha cinayeti kimin işlediğine dair fikir verecek bir sonuca ulaşılamamış. 📌 Soruşturma sistemş, ölümün nedeni konusunda da kamuoyuna bir şey söyleyebilecek bir duruma gelememiş. 📌 Bu sebeple Türkiye’nin her yerinde insanlar çocuklarının güvenliği bakımından tedirginler, başlarına bir şey gelse ne olacak, nasıl koruyacağız diye endişe taşıyorlar. Musa Özuğurlu

Sezgin Tanrıkulu

109,223 Aufrufe • vor 1 Jahr

🔴Cihat Yaycı : Ben bunu gerçekten, binlerce yıllık Türk devlet tarihinde ilk defa yaşanan bir olay olarak görüyorum. Devlete başkaldırmış, devlete isyan etmiş, 55.600 kişinin katledilmesi emrini vermiş birinden bahsediyoruz. Onun verdiği emirler ve kurduğu örgüt neticesinde 55.600 vatandaşımız şu veya bu şekilde hayatını kaybetti. Bunun yanı sıra, bu caninin kurduğu örgütle mücadele için trilyonlarca dolar harcandı. 📌Bu örgüt tamamen Siyonist bir örgüttür, bunu çok net bir şekilde ifade etmek gerekir. Bugün PKK, bu caninin ve terörist elebaşının kurduğu bir Siyonist örgüttür. Bunu yalnızca laf olsun diye söylemiyorum. Yurt dışında gerçekleştirdikleri tüm mitinglerde bu örgütün İsrail bayrağı bulunuyor. Daha dün İsrail Başbakanı Netanyahu, Güney Suriye’de bir Dürzi-Kürt otonom yönetimi kuracaklarını ve burayı kendi kontrollerine alacaklarını açıkladı. Suriye'nin güneyinin askerden arındırılarak kendilerine teslim edilmesi gerektiğini, bunun garantörünün de İsrail olacağını belirtti. 📌Bu açıklamalar gösteriyor ki, sözde "Büyük Kürdistan Projesi" aslında "Büyük İsrail Projesi"nin bir parçasıdır. Halkımızın bu gerçeği çok iyi bilmesi gerekiyor. Bu örgütün dinle, imanla hiçbir ilgisi yoktur. Marksist-Leninist ideolojiye sahip bir yapılanmadır. Ne Kur’an’la, ne Müslümanlıkla, ne de başka bir inançla alakası vardır. Tamamen Siyonizme hizmet eden, İslam düşmanı, Türk düşmanı, Türkiye Cumhuriyeti düşmanı ve Osmanlı Devleti’ne de geçmişte düşmanlık etmiş bir yapıdır. 📌Osmanlı’nın son 150 yılında, sözde "Kürt isyanları" adı altında bu tür kalkışmalar zaten vardı. Amaç, devleti bölmekti. 250 yıldır, adı Osmanlı olsun ya da Türkiye Cumhuriyeti olsun, bu toprakları parçalamak için aynı oyunlar oynanıyor. Önceki dönemlerde bu örgütlerin yerinde şeyhler, şıhlar, eşkiyalar ve çeşitli unsurlar vardı. Bunlar, İngiliz ve Siyonist oyunlarının bir parçasıydı. Osmanlı’nın parçalanmasını istediler ki İsrail devleti kurulabilsin, Türkiye Cumhuriyeti parçalanabilsin ki "Büyük İsrail" hayali gerçekleştirilebilsin. Olayın özü budur. 📌Türkiye Cumhuriyeti, bu süreçte binlerce can verdi, kan döktü, trilyonlarca para harcadı. Ancak tüm bunlara rağmen terörle mücadelede büyük bir başarı sağladı. ❗️Bugün “terörsüz bir Türkiye” zaten var. O zaman "Terörsüz Türkiye" sloganı ise yanlış bir ifadedir. İktidar, terörü bitirdiğini ifade ederken neden "Terörsüz Türkiye" diye bir slogan kullanılıyor? Eğer terör bitti deniliyorsa, bu söylem kendi kendini inkâr etmektir. 📌Daha dün Malatya’daydım. Ne terör var, ne başka bir şey. Elazığlıyım, Diyarbakır’a gitmek artık sorun değil. Türkiye’nin her yerinde devlet otoritesi tam anlamıyla sağlanmış durumda. Peki, bu durumda 26 yıldır hapiste tutulan, millet düşmanı, devlet düşmanı ve Siyonist örgüt lideri olan birine neden hala bir anlam atfediliyor? Onunla neden görüşmeler yapılıyor? 📌Bugün onun için Van ve Diyarbakır’da dev ekranlar kurulacağı, paylaşımlar yapılacağı söyleniyor. Bu çok üzücü bir durumdur. Gerçekten akıl tutulması yaşıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, terör örgütü liderine muhtaç olur mu? Ondan medet umulur mu? 📌Dem Parti gibi yapılar, Türkiye’de ayrıştırıcı bir dil kullanıyor. Mesela "Amed" gibi ifadelerle Diyarbakır’ın adını değiştirme çabasına giriyorlar. Osmanlı döneminde bile buranın adı Diyarbakır’dı, bugün de Diyarbakır’dır. "Amed" nereden çıktı? 📌Daha da vahimi, bu terörist elebaşına "Sayın" denilmesi, onun sözlerinin "Asrın Çağrısı" olarak lanse edilmesi. Türk milleti bunu nasıl kabul edebilir? Şehitlerimizin aileleri, gazilerimiz bunu nasıl kabul edebilir? Türk tarihi bunu nasıl kabul edebilir? 📌Bu, devletin tarihinde hiç olmadığı kadar küçük düşürüldüğü bir durumdur. Osmanlı Devleti bile bu kadar küçük düşürülmemiştir. Bir milletin bağımsızlığı, şehitlerinin kanıyla ve gazilerinin fedakarlıklarıyla korunur. Ancak bugün, bu kadar mücadele verilmiş bir konuda yapılanlar, milletimizin ve devletimizin onurunu zedelemektedir. 📌Yayının tamamının linki aşağıdadır; 👇👇👇

TÜRK DEGS / TURK MAGS

288,677 Aufrufe • vor 1 Jahr

Barış Pehlivan da dayanamamış,patlamış. 🔶Sayın seyirciler biliyorsunuz, yani biz bu yayınlarda Adalet Bakanlığının birçok soruşturmasını, işte politikasını eleştiriyoruz vesaire. Şimdi bu AHBAP soruşturmasındaki bazı gözaltılar, tutuklamalar, bazı yürütülüş biçimlerine dair de eleştirilerimiz var. Onları da zaten iletiyoruz da burada garip bir mesele var, nereye geleceğim bak. 🔶 *Şimdi Haluk Levent abi bir açıklama yapmış cezaevinden. Belki görmüşsündür. Adalet Bakanı Sayın Akın Gürlek TRT'de canlı yayında soruları yanıtladı. Orada işte dedi ki: "Bu deprem zamanı" dedi, "AHBAP 245 milyon dolar para toplamış. İşte o zamanki Türk lirası hesabına göre 4.3 milyar TL. Şu an o zamanki kurdan çevirdiğimiz zaman şu kadar para toplanmış." diyor.* 🔶 *Sonra diyor ki: "Bizi burada ilgilendiren," diyor, "bu 245 milyon dolardan bizi ilgilendiren," diyor, "o ilgilendiren kısım AHBAP Derneğinde toplanan paraların Haluk Levent'in şahsına alınması." Yani diyor ki "245 milyon dolar var, bu 245 milyon dolardan bizi ilgilendiren taraf AHBAP'tan Haluk Levent'in şahsi hesaplarına giden para." diyor.* Şimdi bak, böyle bir açıklama var, özetleyerek anlatıyorum. İsteyenler haber sitelerinde ayrıntılarını görür. 🔶 *Yahu Haluk Levent bunun üzerine bir açıklama yapmış. Diyor ki: "Sayın Bakan Akın Gürlek, TRT'de Türk milletinin gözünün içine baka baka 245 milyon dolar paranın benim şahsi hesaplarıma aktarıldığını kesin bir şekilde söylediniz."* 🔶 *Şimdi abi bak ben açıklamayı izledim, böyle bir şey demedi Akın Gürlek. Şimdi bak böyle bir şey demedi. 245 milyon dolardan AHBAP'ın hesabından kendi, Haluk Levent'in hesabına giden bir kısım olduğunu, bizim onunla ilgilendiğimizi, Adalet Bakanlığı olarak bununla ilgilendiğimizi söyledi.* 🔶 *Şimdi bak, Haluk Levent Akın Gürlek'i eleştirsin, onda da bir sorun yok. Ama sonra ne yapıyor biliyor musun? Akın Gürlek'in 245 milyon dolar üzerinden eleştiri yaptığı iddiası üzerinden şöyle bir açıklama yapıyor. Diyor ki: "Hayır efendim," diyor, "Ben" diyor "245 milyon doları cebe indirmedim." diyor. Tırnak içi okuyorum Barış. "Göreceksiniz ki" diyor, "80 milyon TL dernekten Yeliz Kaya'ya, 50 milyon TL altın alımı, bir de bir arsanın teminatta oluşu dışında başka bir şey yok." diyor. Arkadaş! Ya diyor, "245 milyon dolar değil" diyor, "80 milyon artı 50 milyon TL altın, bir de bir arsa" diyor.* 🔶 *Ayıp değil mi ya? Ey Haluk Levent! Yani, yani hani 245 milyon dolar değil, 1 lirayı dahi sen şahsi hesabına alamazsın abi! Alamazsın! Ve sen utanmadan 130 milyon TL'nin gerçekten şahsi hesabına aktığını kabul ediyorsun. Bir de bir arsayı da teminat olarak verdim kendi kişisel borçlarım için diyorsun. Ve bunu sen suçsuz olduğuna, senin üzerinde bir siyasi operasyon yapıldığına, Akın Gürlek'in haksız olduğuna kanıt olarak sunuyorsun.* 🔶Ya çok, çok garip geliyor abi! *Sen bunu nasıl böyle hani "Bakın ben suçsuzum, gerçeği söylüyorum. 245 milyon dolar değil, 130 milyon lira kendi şahsi hesabıma yatırdığımı" nasıl bu kadar pişkinlikle söyleyebilirsin ya?* 🔶 *Bu çok rezilce bir şey! Bir de kendisine arka çıkması için Haluk Levent, Akın Gürlek'e karşı şey yapıyor. Diyor ki: "Devlet Bahçeli'ye sesleniyorum" diyor. "Sayın Devlet Bahçeli" diyor, "Siz" diyor "Bu 245 milyon doların benim hesaplarıma geçirildiğine dair kayıtlar varsa ortaya koysun. Ben 245 milyon dolar değil" diyor, "130 milyon TL şahsi hesabıma geçirdim."* 🔶 *Ya böyle bir açıklama yapıyor. Bana çok garip geldi abi yani. Sussan daha iyi yani. Hani hani şey, hani bir şey söylerken başka bir şey söylemek diye bir deyim vardır ya. Yani itiraf var burada! 130 milyon lirayı kabul ediyor. Nasıl kabul ediyor? O depremde insanların verdiği paraların 1 lirasına dahi göz dikmemen gerekiyorken 130 milyon lirayı nasıl böyle itiraf edebiliyorsun?* Ne bileyim, söyleyeyim istedim Barış ya.

Bekir Tiryaki 🇹🇷

103,198 Aufrufe • vor 1 Monat

Hizbullah’ın işi bu defa zor İsrail artık sadece Lübnan’ın güneyindeki Hizbullah mevzilerini değil, Beyrut’taki örgüt yerleşkelerini yerle bir etmeye başladı. Hizbullah’ın üst düzey liderleri peş peşe öldürülüyor. İsrail, örgütün iş bilmezliği ve güvenlik zaaflarıyla alay edercesine birkaç dakika içerisinde beş bin mensubunu saf dışı bırakmayı başardı. Hizbullah ise çoğu hedefini bulamayan roket saldırılarıyla cevap vermeye çalışıyor. Fakat örgütün çaresizliğinin sebebi bu değil. 2006 yılında İsrail’in Lübnan’daki işgalini büyük bir direniş göstererek sonlandıran “Hizbullah’ın en ciddi düşmanı İsrail değil”, son 10 yılda “kendi elleriyle inşa ettiği bugünkü imajı”. Hizbullah’ın başta Suriye ve Lübnan olmak üzere Arap sokağında ve tüm İslam dünyasında son derece pozitif bir imajı mevcuttu. 2010 yılında Beyrut ve Şam’a yaptığım ziyaretlerde bu sempatiye şahit olmuştum. Şam’da Nasrallah’ın posterlerini her yerde görmek mümkündü. Suriye Halkı, savaş sebebiyle ülkelerine sığınan binlerce Lübnanlı mülteciyi evlerinde ağırlıyor, Hamidiye Çarşısı’nda dernekler Hizbullah üyelerinin aileleri için para topluyorlardı. Binalardaki kurşun izlerinin kapatılmadığı Beyrut’ta da durum farklı değildi. Tüm şehir Lübnan’ın ve Arapların onurunu koruyan örgüte minnettardı. Ağır bir iç savaş tecrübesi yaşamış Lübnan için zamanında bu çatışmaların bir tarafı olan Şii bir örgüte sempati duymak ve geçmişin acı hatıralarını bir kenara koymak çok zordu. Ancak Lübnan bunu başarmıştı. Fakat Hizbullah’ın Suriye iç savaşına Esat rejiminin saflarında katılması ve pek çok şehirde sivillere yönelik unutulmaz katliamlara imza atması bu imajını yerle bir etti. Suriyeliler 2006 Savaşı’nda evlerini açtıkları, sofralarını paylaştıkları Hizbullah üyelerinin çocuklarını hunharca katletmesi karşısında dehşete düştüler. Üstelik örgüt bu kirli yüzünü sadece Suriye topraklarında değil, savaş sebebiyle Lübnan’a sığınan Suriyeli mültecilerin kamplarını ateşe vererek de gösteriyordu. Aslında örgütün Irak işgali sırasında ABD’ye direnen Sünni isyancılara karşı cephede savaştığı haberleri geliyor, ancak kimse bu kadarına inanmak istemiyordu. Örgütün Felluce, Diyala ve Ramadi’de gerçekleşen katliamlara “ABD kuvvetleriyle birlikte” iştirak ettikleri iddiasını Iraklı direnişçiler 2003’ten sonra sürekli olarak ifade etseler de kimseyi inandıramadılar. Fakat Nasrallah’ın Suriye şehirlerinde estirdiği terör, Irak Halkına karşı da benzer cinayetlerde rol aldığı iddialarını artık daha fazla inandırıcı kılıyor. Örgütün 2010 yılında vefat eden ruhani lideri Muhammed Fadlallah mezhepçiliğe karşı çıkan tutumu ve Humeyni rejiminin ürettiği “sorgulanamaz liderlik” olarak bilinen velayet-i fakih anlayışına yaptığı itirazlarla tanınıyordu. Onun ölümüyle örgüt üzerindeki İran kontrolü artmıştı. Örgütün ilk genel sekreteri olan Suphi Tufeyli gibi İran ve mezhepçilik karşıtı liderlerin de tasfiyesiyle Hizbullah bütünüyle İran rejiminin elindeki bir silaha dönüştü. Bugün Hizbullah’ın tek avantajı düşmanının İsrail olması. Yoksa ne Arap dünyasında en küçük bir sempatisi kaldı, ne de İslam âleminde tek bir dostu. 📌 Murat Özer, Akşam Gazetesi, 24 Eylül 2024, Salı

Murat Özer

12,015 Aufrufe • vor 1 Jahr

''KURUL SADECE SAYIN CUMHURBAŞKANI...'' İYİ Parti Genel Sekreteri Osman Ertürk Özel: - Kurul kim? - Şöyle bir kurul tarifi yapılıyor: - Deniyor ki bu kurul; Cumhurbaşkanı Yardımcısını, Adalet Bakanını, Dışişleri Bakanını, İçişleri Bakanını... - İsim isim düşünün, bakın Akın Bey'i, Mustafa Bey'i, Hakan Fidan Bey'i, MİT Başkanını, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterini bir araya getiren bir kurul bu. - Bu kadar isim sayıyoruz; Cumhurbaşkanı Yardımcısından bakanlara, MİT Başkanına... - Bunların içerisinde bir tane bile bakın, insanlardan oy almış ve o yetkiyi kullanarak burada siyasi sorumluluk taşıyan herhangi biri var mı? - Yoksa bunların hepsi memur mu? - Bunların hepsi Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın atamasıyla gelmiş isimler mi, yoksa insanlara karşı bir siyasi sorumluluk taşıyorlar mı? - Buradaki kurul dediğimiz şey aslında sadece Sayın Cumhurbaşkanı. - Şimdi Sayın Cumhurbaşkanı neyi tespit edecekmiş? PKK/KCK elindeki silah ve mühimmatları teslim etti mi? - O zaman şunu soralım: Tam ve eksiksiz teslim ettiğini bilebilmeniz için, sizin elinizde devlet olarak PKK/KCK'nin elinde tam ve eksiksiz diyebileceğiniz bir listenin olması lazım. - Bir kontrol listenizin olması lazım. Sizin böyle bir listeniz mi var? Hayır. - Siz nereden biliyorsunuz tam ve eksiksiz bunu teslim edeceklerini? Bu da bir başka soru. - Siyaseten de Sayın Cumhurbaşkanı elinde şöyle bir sopa tutmuş oluyor: - Ne zaman isterse 'Ben tam ve eksiksiz teslim aldım.' diyebilecek, ne zaman istemezse de - 'Ben böyle bir silah ve mühimmatı tam ve eksiksiz olarak teslim almadım.' diyebilecek.

MOD

11,093 Aufrufe • vor 27 Tagen