Loading video...

Video Failed to Load

Go Home

Mustafa Topaloğlu, katıldığı bir programda tam şarkıya başlayacakken kendisine “Mustafa abi biraz, kısa bağlarsan mutlu oluruz” denmesi üzerine “Tamam, kısa kesiyorum” diyerek sahneyi terk etti.

1,417,588 views • 5 months ago •via X (Twitter)

0 Comments

No comments available

Comments from the original post will appear here

Related Videos

Zavallı İsmet Özel👇 1) "Mustafa Kemal, Savaşı kazanma ihtimali sıfır olduğu için 'Attan düştüm!' deyip kolunu sardırıp Sakarya'da savaş meydanını terk etti, Ankara'ya döndü!" diyerek gerçeğin üstünde tepiniyor. Oysa gerçek şu: Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, cepheye gitmeden önce attan düşerek yaralanmışsa da bu onu 12 Ağustos’ta cephede olmaktan alıkoyamamıştır. Doktorların tüm itirazlarına rağmen Mustafa Kemal Paşa, yarasını sardırıp o kırık kaburgası ile cepheye dönmüştür. 13 Ağustos 1921’de yürüyüşe geçen Yunan Ordusu, ilk defa 17-18 Ağustos’ta Türk Ordusu ile karşılaşmıştır. Yunan Ordusu, Türk kuvvetlerinin sol kanadını kuşatarak bu kısmını yok etmek ve Ankara’ya ulaşmak amacıyla 23 Ağustos’ta 100 km’lik cephede savaşı bütün şiddeti ile başlatmıştır. Yani şairin iddiasının aksine Sakarya Muharebesi başlarken Mustafa Kemal Paşa cephededir. Sakarya Meydan Muharebesi boyunca da karagahta kalmış ve savaşı bizzat idare etmiştir. 2) "Türklerin savaşı kaybedeceğini anlayan Mustafa Kemal, 'bu benim başarısızlığım sayılmasın!' diye cepheyi terkedip Ankara'ya döndü, Sakarya Savaşında bulunmadı," diyen şair yine gerçeği çarpıtıyor. Gerçek şu: Şairin iddiasının tam tersine, Mustafa Kemal Paşa, düşmanın Polatlı'ya dayandığı, herkesin savaşın kaybedildiğini düşündüğü o günlerde, Meclis'in, kendisine yönelik "Başkomutan ol, cepheye git" çağrıları üzerine Meclis'in yetkilerinin de geçici bir süreyle (3 ay) kendisine verilmesi şartıyla Başkomutanlığı kabul edip, TÜM SORUMLULUĞU KENDİ ÜZERİNE ALIP cepheye gitti. Yani şairin iddiasının tam tersine, Mustafa Kemal Paşa, tüm milletin sorumluluğunu, tüm meclisin sorumluluğunu en zor zamanda kendi üzerine aldı. Eğer, Mustafa Kemal Paşa, şairin dediği gibi "Bu benim başarısızlığım sayılmasın!" diye düşünseydi, Sakarya Meydan Muharebesi öncesinde, 5 Ağustos 1921'de Başkomutanlığı kabul edip Meclisin, milletin tüm sorumluluğunu hiç üzerine almaz, bu büyük yükün altına hiç girmezdi. Oysa o her şeyi göze alarak bu sorumluluğu aldı. Şair söylemiyor ama,Sakarya Meydan Muharebesi kaybedilseydi, cephede olup olmadığına bakılmaksızın, tek sorumlu Mustafa Kemal Paşa olacaktı. Çünkü 5 Ağustos 1921 tarihli Başkomutanlık Kanuna göre Sakarya'da tek sorumlu ve olağanüstü yetkili başkomutan oydu. Ayrıca Mustafa Kemal Paşa'nın, "Attan düştüm, yaralıyım, Ankara'da kalacağım!" dediğine ilişkin hiçbir kayıt da yoktur. "Sakarya Meydan Muharebesi sırasında Mustafa Kemal Ankara'daydı", dolayısıyla savaşı yönetmedi! iddiası ise "Büyük Taarruz'da Başkomutan İsmet Özel'di!" iddiasından farksızdır. 3) "Atatürk Meclis'e dilekçe verip Gazi ünvanı istemiş" diyerek de şair gözümüzün içine bakarak açıkça gerçeği diri diri mezara gömüyor. Gerçek şu: Şairin iddiasının aksine, Mustafa Kemal, dilekçe yazıp "Beni Gazi ve Mareşal yapın!" demedi. Sakarya Meydan Muharebesi'nin, 13 Eylül'de kazanılmasının ardından, ''Batı Cephesi Komutanı'' Edirne milletvekili İsmet (İnönü) Paşa ile Genelkurmay Başkanı Kozan milletbekili Fevzi (Çakmak) Paşa, imzalarıyla, 15-16 Eylül 1921'de Meclise gönderdikleri tarihi bir önergeyle, Mustafa Kemal Paşa'ya ''Müşirlik'' rütbesi ile ''Gazilik'' unvanı ''verilmesini' önerdiler. (Belgelere bakınız.) Yani şairin iddiasının aksine Mustafa Kemal Paşa'ya Gazi ve Mareşallik rütbesi verilmesi isteği İsmet Paşa ve Fevzi Paşa'dan geldi. Ve Meclis bu isteği kabul ettiği için 19 Eylül 1921 tarihli 153 numaralı kanunla Mustafa Kemal Gazi ve Mareşal oldu. İsmet Özel gibi Atatürk ve laik Cumhuriyet karşıtı tipler, hiç yüzleri kızarmadan akıllarınca tarihi çarpıtıp gerçekdışı iddialar ortaya atıp Atatürk'ü değersizleştirerek hem iktidarın "Yeni Türkiye" dediği yapıya Atatürk'süz yeni bir tarih inşa etmeye çalışıyorlar hem de böylece imanlarının daha da kuvvetleneceğini sanıyorlar! Ancak bu tür çarpık tezlerle ne Atatürk değerinden bir şey kaybeder, ne de bu tiplerin zayıf imanları kuvvetlenir. Olan kendilerine olur, zamanla toplum içine çıkacak yüzleri kalmaz, kalmadı da. Zavallı İsmet Özel...

Sinan Meydan

720,440 views • 2 years ago

Bu Ülkede başıboş #HırtSorununu var ve siz bunu çözmekle görevlisiniz sayın yetkililer! Polise tam yetki vereceksiniz! Aksaray’da iki grup arasında çıkan tartışma kavgaya dönüşürken, baba ve oğul olaya müdahale eden polis memurlarına tekme, yumruk ve bıçakla saldırdı. 2’si polis 4 kişinin yaralandığı saldırı anı anbean kameraya böyle yansıdı. Olay, Muhsin Çelebi Mahallesi 600 sokakta yaşandı. Edinilen bilgiye göre, Mustafa A. (23) ve babası Ali A. (46) aynı sokakta oturdukları ve daha önceden husumetli oldukları Tuncer Ç. (48) ile oğlu Mustafa Samet Ç. (22) aralarındaki laf atma meselesi yüzünden tartıştı. Bir süre sonra tartışmanın dozu artarak olay kavgaya dönüşürken, taraflar sokak ortasında birbirine girdi. Kavga seslerini duyan mahalle sakinleri durumu 112 Acil Çağrı Merkezine bildirdi. İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Kısa sürede adrese gelen bekçi ve polis ekipleri kavgaya müdahale edip ayırmak istedi. Tuncer Ç. ile oğlu Mustafa Samet Ç. polislerin müdahalesiyle durdurulurken, Ali A. ile oğlu Mustafa A. husumetlilerini bırakıp polis memurlarına saldırmaya başladı. Mustafa A. elindeki sandalye ile polis memurunun koluna vurup yaralarken, babası Ali A. ise elindeki bıçakla önce çevredeki vatandaşlara, sonra da polis memuruna saldırdı. Yüreklerin ağza geldiği o anlar anbean İhlas Haber Ajansı (İHA) kamerasına yansıdı. Polis ve bekçilerin biber gazı ile müdahale ettiği olayda elindeki bıçağı bir türlü bırakmayarak herkese saldıran baba Ali A., İHA muhabirinin üzerine de koşarak bıçakla saldırdı. Gözü dönmüş baba bir ara elindeki bıçağı polislerin üzerine fırlattı. Bu sırada babasının yanına koşup gelen Mustafa A. polis memurlarına, "Babama vurursan sana düşmanlık güderim, seni bulurum" diye tehdit etti. Elindeki bıçakla yere düşen baba Ali A., yere düşmesine rağmen bıçağı bırakmamakta direnip polis memurlarına bıçak sallamaya devam etti. Polis memurları ve bekçiler şahıslara biber gazı sıkarak etkisiz hale getirmeye çalıştı. Ancak yere düşseler bile direnmeye devam eden baba oğul bıçak ve tekmelerle ekiplere saldırısını sürdürdü. Babasına biber gazı sıkılırken yanına gelen Mustafa A., burada polis memurlarına tekme atarak saldırdı. Biber gazı ile düşürülen baba ve oğul kelepçelenerek etkisiz hale getirildi. Kolundan sandalye vurularak yaralanan ve tekme ve yumrukla bacağından ve ayağından yaralanan 2 polis memuruna ilk müdahale meslektaşları tarafından yapıldı. Etkisiz hale getirilen baba ve oğlu olay yerine gelen ambulansla Aksaray Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Servisine kaldırıldı. Polis memurları ise ekip otolarıyla hastaneye götürülerek tedavi altına alınırken, kolundan sandalyeyle yaralanan polis memurunun kolu alçıya alındı. Olayla ilgili Mustafa A. ve babası Ali A. ile karşı taraf olan Mustafa Samet Ç. (22), Y.Ç. (16), M.A.K. (17), B.Ş. (17) ve Tuncer Ç. (48) olmak üzere toplam 7 kişi gözaltına alındı. #Polis #Emniyet #Olay

Asli36

91,866 views • 11 months ago

Kıymetli takipçilerim, az önce çok üzücü bir haber aldım. Bu videoyu geçen sene paylaşmıştım. Avukatım, kıymetli kardeşim avukatmelihresülşenoglu ün düğün merasimi için Bursa'dan Antalya Manavgat'a gitmiştik ve Facebook'ta da bu durumu paylaşmıştım. O kadar çok yorum yapan olmuş ki, "Komutan, beni görmeden gidersen hakkım helal değil." diye. Ben de o yoğunlukta yapılan yorumlara bile bakamamıştım. Kendisinde telefon numaram olan bir takipçim yorumları okumuş, beni aradı. "Abi, seni o kadar çok misafir etmek isteyen var ki. Ama Mustafa Küçük isminde bir abi defalarca, 'Komutan, telefon numaranı yaz.' diye yazmış." dedi. Telefon görüşmesinden sonra numaramı yazdım. "Ben yarın gelip sizi alacağım." dedi. O gün hastaneden çıkmış. Kafasında ur gibi bir şey varmış, onu aldırmış. Yazdım hemen aradı. "Abi, zahmet etme, gözünü seveyim. Gelme." desem de ikna edemedim. O kadar çok ısrar etti ki, "Tayyip Erdoğan'ı görmüş kadar mutlu olacağım seni gördüğümde kardeşim." dedi. "Tamam o zaman abi, gel." dedim. Sabah Serik'ten Manavgat'a geldi. Bizi aldı, arabasıyla Alanya'ya götürdü. Oraya buraya, gezilecek bütün yerlere götürdü. Bizi yedirdi, içirdi. Daha da gezdirmek istiyordu. "Şelaleye, oraya, buraya götüreyim." dedi. "Abi, akşam düğün var. Bize müsaade." dedik ve ayrıldık. Dönerken, "Serik'e gelin, size bir şeyler vereceğim." dedi. Neyse, dönerken aradım. Konum attı, gittik. Serik'te çok büyük seraları var. Abimin Arabayı almıştım. Kia Sportage'ın bagajını biber, patlıcan, domates, salatalık... Ne varsa ağzına kadar doldurdu. Eşim şok oldu. "Ya Mustafa, sana hep kızardım. Sürekli sosyal medyadasın diye. Vallahi artık kızmayacağım. Seni seven bu insanları gördükten sonra." dedi. Neyse, konu uzun... Az önce haber aldım ki Mustafa ağabeyimi entübe etmişler. Durumunu takip ediyorum. Bu saatte paylaşma sebebim; bu kıymetli dava adamı ağabeyime Allah rızası için dua edin. Şuan Antalya şehir hastanesinde yatıyor.

Kumandan

40,947 views • 1 month ago

Gazeteci Mustafa Kılıç'ın YouTube kanalında hazırlayıp sunduğu, Arzu Altıntaş'ın da katıldığı programda, Burak Deniz'in Türk sinemasının efsane ismi "Kadir İnanır" için düzenlenen anma törenine katılımı hakkında konuşuldu. Burak Deniz'in vefası ve duruşu hakkında dikkat çekici övgülerde bulunuldu.👏🏼 Mustafa Kılıç, genç oyuncular arasında törende yalnızca Burak Deniz'i gördüğünü belirterek; "Burak Deniz'i görünce sevindim." ifadesini kullandı. Burak'ın sadece kısa süreliğine uğramadığını, törenin sonuna kadar kaldığını da vurgulayarak şunları söyledi; "Kendi geldi, orada durdu ve tören bitene kadar ayrılmadı. İnanılmaz kalabalığa ve zorlu koşullara rağmen sonuna kadar oradaydı." Ayrıca Burak'ın bu tavrının karakterini ve vefasını ortaya koyduğunu ifade etti.✨ Arzu Altıntaş da Burak Deniz'e duyduğu takdiri şu sözlerle dile getirdi; "Burak Deniz’i görünce ben de çok sevindim. Kendisi çok vefalı, çok iyi kalpli bir insan. Helal olsun. Pazar günü bütün işlerini ve özel hayatını bir kenara bırakıp orada olması gerçekten çok değerli ve çok kıymetliydi. Benim zaten çok beğendiğim bir oyuncu." Arzu Altıntaş, Burak Deniz'i hem oyuncu olarak çok beğendiğini hem de bu davranışının Türk sinemasının büyük ustalarına duyduğu saygının en güzel göstergesi olduğunu ifade etti.✨ Programda ayrıca sinema yazarı ve sanat danışmanı Murat Tolga Şen'in Burak Deniz hakkında söylediği şu söz de hatırlatıldı; "Kadir İnanır'ın bu camiada tek veliahtı Burak Deniz'dir." Arzu Altıntaş, Burak'ın o gün sergilediği duruşun bu sözlerin neden söylendiğini açıkça ortaya koyduğunu belirtti.✨ Anma töreninde konuşan Burak Deniz ise duygularını şu sözlerle ifade etti; "İdoldü. Hepimiz onun filmlerini izleyerek, hikayeleriyle büyüdük." Burak Deniz, bir kez daha gerçek saygı ve vefanın sözlerle değil, davranışlarla gösterildiğini kanıtladı. Kadir İnanır gibi Türk sinemasına ömrünü adamış büyük bir ustaya gösterdiği bu anlamlı vefa, hem basının hem de izleyicilerin takdirini kazandı.✨ #Kadirİnanır 🤍 #BurakDeniz

Burak Deniz Türk Fanları

11,893 views • 2 months ago

İnkar ettiği şeye bakın, Malesef sen hasedinden bildiğin tüm hakikatleri inkar ediyorsun. İşte bunun örneği TERZI BABA hazretleridir. Nakşibendî-Hâlidî şeyhi Mehmed Vehbi Efendinin Mesleği terzilikti. Terzi Baba diye maruftu. Hâlid-i Bağdâdî Hazretleri’nin halîfelerinden Abdullah Mekkî’ye intisâb etti. Daha sonra Abdullah Mekkî Hazretleri çok kısa bir süre beraberlikten sonra Ümmî olan Terzi Baba’ya irşad vazifesini tevdî etti. Zahir Uleması bu duruma çok şaşırdılar!!! Başladılar söylenmeye, Böyle şey mi olur, Koskoca Mevlana Abdullah-ı Mekki'nin halifeliği buna mı kaldı? Bu kadar kısa bir sürede nasıl halife oldu, Şeyh oldu? Sohbeti kim yapacak, vaazları kim yapacak, Yani Tüm bunları biz yapacağız, talebeyi biz okutacağız, fetvayı biz vereceğiz,,, Eeeee, irşad makamında ümmi bir zat mı olacak ? diye mırıldanmaya başladılar, Malesef bu nakıs kimseler; «Ümmî!» diyerek onun hakkında dedikodu başlattılar. Bunun üzerine beldenin müftüsü, Terzi Baba’yı makamına davet etti. Maksadı ise cehaletini kendisine fark ettirip, yaptığı işten vazgeçirmekti. Terzi Baba, müftü efendinin davetine gittiğinde âlimlerin toplanmış olduğunu gördü. Müftü efendi; “–Hakkında birçok şikayet var. Bunların aslını öğrenmek için seni imtihan edeceğiz. Bunun için seni buraya çağırdık.” dedi. Sonra da ilk sual olarak sıfât-ı sübûtiyyenin kaç tane olduğunu sordu. Terzi Baba; “–Diğer beldelerde Allâh’ın sıfât-ı sübûtiyyesi sekiz, bu şehirde yaşayanlara göre yedi tanedir ” dedi. Ulemâ şaşırdı. Terzi Baba şöyle îzah etti: “–Bu beldede yaşayanlara göre sübûtî sıfatların içinde «Kudret» sıfatı yoktur. Çünkü bu şehirde yaşayan bazı insanlar eğer bu sıfata inansalardı, Allâh’ın bir ümmî kulunu bile Mürşid yapmaya kâdir olduğunu bilirlerdi.” Bu cevap üzerine orada bulunan ulema Terzi Baba’nın kâmil bir mürşid olduğuna kanaat getirdiler. Hatta bazısı elini öpüp intisap ettiler, Kitaplarımız bu tür rivayetlerle doldur. Değil bir ay, değil bir gün, bir anda bile olabilecek işler bunlar, Allah'ın ikramıdır, meşayihın kerametidir. Keramet haktır . Allah her şeye kadirdir.

Muhittin Ödemiş

31,158 views • 2 years ago

Bir öğretmen, eteğinin boyu için müdürden uyarı aldığı anısını paylaştı: • Bundan yıllar evvel bir olay yaşadım. Müdürümüzün odasına bir evrak imzalatmak için gitmiştim. • ⁠O sırada müdür beyin beni böyle baştan aşağı süzdüğünü fark ettim. Sonrasında daha bir dakika geçmeden bana "Hoca Hanım, etek boyunuz kısa. Bu kurallara aykırı, hemen bir toplantı yapıyoruz” dedi. • ⁠Ama ben zaten normalde çok açık giyinen bir insan değilim. Toplantı için bütün öğretmenler öğretmenler odasına çağrıldı; konu benim etek boyum! • Sonrasında müdür bey konuyu açtı: "Arkadaşlar biz eğitimciyiz. Giydiklerimize dikkat etmeliyiz. Hoca hanımın etek boyu uygun değildir. Sizler de ona göre giyineceksiniz" dedi. • ⁠ Benim için hâlâ çok değerli bir insan, bir öğretmen arkadaşım "Biz bir kadın öğretmeninin etek boyunu burada tartışıyorsak eğitimci de değiliz, insan da değiliz. Ben bu şartlar altında toplantıda kalmayacağım, toplantıyı terk ediyorum. Çünkü yaptığımızı kendi onuruma da hoca hanımın onuruna da yakıştıramıyorum" dedi ve toplantıyı terk etti. • ⁠İşte o an bütün toplantının seyri değişti. Zaten bütün arkadaşlar sonrasında tepki göstermeye başladılar. • ⁠Müdür Bey yalnız kaldı. Herkes toplantıyı terk etti ve konu böylelikle bir kadın öğretmenin etek boyunun ulu orta tartışılamayacağı bir noktaya geldi. • ⁠Bunu niye anlattım şimdi ben size? Toplumda pek çok ahlaksız davranış olabilir; pek çok yanlış, pek çok hata... • ⁠Ama her hatayı kabul edersek o bizim normalimiz haline gelir. Birilerinin çıkıp ses çıkarması gerekir. • ⁠Yanlışa "Dur, hayır bu olmaz" denmesi gerekir ki değişebilsin. • ⁠Her şeyi birilerinden beklemek, "Ya tamam canım onlar da öyle yapıyor, o zaman bu düzen böyledir" demek; karanlıktan sürekli şikayet etmek ama hiçbir şekilde mum yakmayı akıl etmemek ya da haksızlığa susmaktır. • ⁠Haksızlığa boyun eğmek, senin tarafının haksızın yanında olduğunu gösterir.

🎙️ Muhbir

90,665 views • 5 days ago

KURTULUŞ'UN 106.YILI KUTLU OLSUN! 19 Mayıs günü milli direnişin sembolüdür! Kasım 1918'de Mustafa Kemal Paşa 'Direniş yuvaları oluşturun!' demiştir. Ön çalışmalar YAPILMIŞ,örgütlenme şeması belirlenmiş, kadrolar ortaya çıkmıştır. O güne kadar Anadolu'da birtakım çoban ateşleri vardı. Anadolu'nun dört bir yanında direniş komiteleri, yerel kongreler toplanmaktaydı. Dağınık olarak direniş grupları mevcuttu. Tıpkı bugün gibi... Ama çoğunluk İngiliz ve Amerikan mandası dışında bir çare düşünemiyordu. Tıpkı bugün gibi... Büyük devletlere meydan okuyan bir bağımsızlık savaşı bu zevat için imkansızdı. Hayaldi, saçmalıktı! Gazi Paşa tam bağımsızlık diyerek yola çıktı. Yanında çok sınırlı sayıda çekirdek bir kadro vardı. Kısa zamanda örgütlü bir hareket ortaya çıktı. Kurtuluş için her cenahtan insanlar bir araya gelmeyi başardılar. Ve bir süre sonra millet, büyük oyunun çarkları arasında kaldı. Başladığı noktaya benzer bir noktada işiyle aşıyla, umuduyla oynandı. Ama kim ne derse desin, o millet işte bu millettir. Şartlar zorladığı zaman genetik hafızası ona bağımsız olmak ya da olmamak arasındaki farkı hatırlatıcaktır. Sevr'in kapıya dayandığı bugünlerde sahte 'barış ve açılım' süreçlerine gereken cevabı bu millet vericektir! Banu Avar, 19 Mayıs 2025 #BanuAvar #Atatürk #Cumhuriyet #Kurtuluş #MustafaKemalAtatürk

Banu AVAR

61,993 views • 1 year ago

Nazım Hikmet'in anne tarafından dedesi olan Mustafa Celaleddin Paşa(ilk adı Konstanty Borcenski) Polonya'dan Osmanlıya iltica etmişti(1848). Osmanlı ordusuna katıldı. Ömrü cephelerde geçti ve Karadağ savaşında şehit oldu. Kemal Pir ise PKK'ya katılıp Türk askerine kurşun sıktı. Kemal Pir, Çepni Türk'ü, Mustafa Celaleddin Paşa ise Polonya asıllı Aşkenaz'dır. Hangisi Türk dersen, Mustafa Celaleddin Paşa, yani Konstanty Borcenski deriz. İşte "Ne Mutlu Türküm Diyene" sözü bu yüzden anlamlıdır önemlidir. Kan veya kafatası Türk yapmaz, aidiyet ve ahlak Türk yapar. Son 30 yılda biraz da SHP'nin 90 lardaki kürtçü siyaseti ile maalesef sosyal demokrat solcuların bir kısmı kürdistancı oldu. Bu konuyu Merdan Yanardağ'ın "Solda Türk Kompleksi" yazısını okumanızı tavsiye ediyorum. 80 lerde tasfiye sürecine giren radikal sol örgütlerden kalanlar yeni bir kimlik arayışına girerek devletten hınç almak öç almak istediler ve bunlar Abdullah Öcalan'ın peşine takılıp kürtçü olup kürdistancılığa evrildiler. Bu arkadaşlara diyorum ki, madem solcusun, madem Marksist Leninistsin PKK da öyle olduğunu iddia ediyor. Peki PKK ABD'nin kucağında oturmuyor mu? PKK'nın ABD'ye karşı olduğu bir eylemini söylemini duydunuz mu? Hayır duymadınız! O halde siz kimin solcusunuz? Ülkücülere NATO ülkücüsü diyorsunuz ama kendiniz de NATO solcusu oldunuz ama farkında değilsiniz. İşte üstteki videoda Karaoğlan'ın, Bülent Ecevit'in söyledikleri bu yüzden çok anlamlı ve değerlidir. Keşke NATO projeleri CIA, Mossad projeleri ekranlarda konuşacağına Ecevit'in söylemlerini dillendiren aydınlar konuşsa da ülke olarak ayılma surecine girebilsek, kürdistancılık ile siyasal hatta ciasal İslamcılik bitirilebilse! Gaspıralı İsmail'den, Yusuf Akçura'nın "Üç Tarz Siyaseti' nden Konstantin Paşa'ya kadar kısa bir Osmanlı turu yapalım...

Sakalar İskitler(Gizlenen Eski Anadolu Halkı)

18,394 views • 1 year ago

5 Kasım 2022 akşamı, yer Ankara. Üniversite öğrencisi Samet Özgül, aynı zamanda Trendyol kuryesi olarak çalışıyordu. 2.09 promil alkollü olarak direksiyon başına geçen Mustafa Demirci, kırmızı ışıkta durmadı ve sonu cinayete giden süreç başladı. Demirci, motoruyla ilerleyen Samet'i sıkıştırdı. Samet de elini kaldırıp tepki verdi ama yoluna da devam etti. Mustafa Demirci ise sayıca üstün olmanın, kural tanımazlık alışkanlığının, kabarık adli sicil kaydına rağmen serbest olmanın verdiği özgüvenle onu takibe başladı. Biraz ileride de önünü keserek durdurdu. Samet motorundan inmeden Mustafa Demirci ve oğlu Halil İbrahim Demirci ile Bülent Açıkgöz arabadan indi. Samet kaskını çıkarıp motorunun gidonuna astı. Mustafa Demirci yanına kadar geldi, sözlü bir tartışma yaşandı. Tam o sırada Mustafa Demirci'nin oğlu Halil İbrahim Demirci arkadan hızla gelerek elindeki bıçağı direkt olarak Samet'in boynuna vurdu, bu ölümcül darbeydi. O sırada Samet geriye doğru sendeledi. Halil İbrahim Demirci bıçağını bir kez daha salladı. Üçü birden yaralı Samet'in üzerine doğru gitmeye devam etti. Kameranın kaydettiği o anlarda sokağın diğer tarafındaki reklam panosunun arkasında kaldılar, sadece bacakları görünüyordu (o reklam panosu 2 sanığın beraat etmesini sağladı) Saniyeler içinde saldırı gerçekleşti ve boynundan bıçaklanan Samet'i yaralı halde bırakıp hiçbir şey olmamış gibi araçlarına bindiler. Bir parka gidip kaldıkları yerden içmeye devam ettiler. Samet ise yoğun şekilde kaybettiği kanı fark eder etmez koşarak yakındaki hastaneye ulaşmaya çalıştı. Hastanenin kapısına kadar da geldi ancak o kadar çok kan kaybetmişti ki; içeri giremeden kapı önünde yere yığıldı. Yapılan müdahaleler boyun damarlarında derin kesikler oluşan Samet'i kurtarmaya yetmedi. Baba-oğul birkaç saat sonra parkta, araçtaki 3. isim olan Bülent Açıkgöz ise evinde yakalandı. Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi, Halil İbrahim Demirci'yi kasten öldürme suçundan müebbet hapis cezasına, babası Mustafa Demirci ve Bülent Açıkgöz'ü de kasten öldürmeye yardım suçundan 12'şer yıl hapse mahkum etti. (Merhum Samet'in ailesi diğer sanıkların da iştirak halinde kasten öldürmeden cezalandırılmaları gerektiğini düşünürken istinaf mahkemesi, kararı bozdu. Ancak ailenin beklediğinin tam aksine...) İstinaf mahkemesi, önce Ankara 11’inci Ağır Ceza Mahkemesi kararının yeterli şekilde gerekçelendirilmediğini belirterek, sanıklar hakkındaki kararı bozdu ve yeniden yargılanmalarına hükmetti. Ağır Ceza Mahkemesi yeniden gördüğü davada kararını değistirmedi. İstinaf, yerel mahkemenin kararını yine bozdu. Müebbet hapis cezasına çarptırılan tutuklu sanık Halil İbrahim Demirci’ye takdir indirimi (iyi hal) uygulanarak müebbet olan cezası 25 yıl hapse düşürüldü. 12’şer yıl hapis cezası verilen sanıklar Bülent Açıkgöz ve Mustafa Demirci’nin ise yeterli delil bulunmaması, Mustafa Demirci'nin engel olmaya çalıştığını ifade etmesi, hatta oğlunu durdurmaya çalışırken elinde bıçak yaraları oluşması ve kamera görüntülerinde reklam panosunun arkasında kalmaları nedeniyle “şüpheden sanık yararlanır” ilkesiyle beraatına karar verdi. Gencecik bir insan, şah damarına gelen bıçak darbesiyle bu dünyadan koparıldı. Onu katleden Halil İbrahim Demirci iyi hal indirimi aldı, beraat eden Bülent Açıkgöz ise ıslah edilmeden sokağa salınıp başka birinin daha canını yaktı, yeni bir suça karıştı. "Önlem almak için birinin ölmesi mi gerekiyor" sözü bile artık çok geride kaldı. O bıçak sadece Samet'i değil vicdanları da yaraladı. Samet gibi 'adalet' isteyen hepimizin nefesini kesti.

Emrullah Erdinc

231,508 views • 1 year ago

🚨DEVASA DRAMA!🚨 Holyphoenix’in kanalında, Lovita isimli e-girl ve yayıncı yüzünden ekip içinde büyük bir kavga çıktı! Jahrein ve Swaggybark, olayı çözmeye çalıştı. Özet: Holyphoenix, geçtiğimiz günlerde içerik üretmek amacıyla bir e-girl (Lovita) kiralayarak farklı tarzda bir yayın sundu. Ancak Lovita, herhangi bir maddi karşılık istemediğini ve kendisini tanıtmak için yayında uzun süre kalabileceğini belirtti. Başlangıçta her şey yolunda giderken, birkaç gün içinde olaylar kontrolden çıktı. Holyphoenix’in ekibinden MadlifeOnur, Lovita’dan hoşlanmaya başladı ve bu durum, olayın yönünü tamamen değiştirdi. Holyphoenix’in yalnızca bir içerik üretmek istediği ortamda, MadlifeOnur’un ilgisi ve ekibe dahil olan Fakelars’ın da Lovita’ya yakınlaşması ve ''rekabet'' ortamı olayları iyice karmaşık hale getirdi. İddialara göre Fakelars, Lovita ile konuşmalarında ve Instagram üzerinden ona "fazla yakın" davrandı. Bu durum kısa sürede duyuldu ve MadlifeOnur ile Fakelars arasında büyük bir tartışma çıktı. Birkaç gün süren yayınlardan sonra Lovita, ekip tarafından işiyle ve şahsiyetiyle ilgili aşağılandığını iddia etti. Bunun üzerine Swaggybark ve Jahrein de olaya dahil oldu ama olay asla çözümlenemedi ve Lovita’nın da katıldığı yayında taraflar birbirine sert sözler söyledi. Holyphoenix, tartışma sırasında MadlifeOnur’a ağır sözler sarf etti ancak tartışmanın sonunda hiçbir ortak noktada buluşulamadı. Son olarak, yayından ayrılırken Lovita, Holyphoenix’e "Arap oe" diyerek çıkış yaptı. Bunun üzerine MadlifeOnur, artık bu konuyla ilgilenmeyeceğini lovita ile bir ilişkisi olmayacağını ve olayın kendisi açısından kapandığını söyledi. Holyphoenix ise Kick platformuyla ilgili ve ekstra küfürlerle ilgili yasal süreç başlatacağını belirterek konuyu noktaladı.

ZAMAZİNGO

311,600 views • 1 year ago

📌 Önce anne ve babayı vurdu, kaçarken oğullarını da öldürdü Adana’da alacak verecek meselesi nedeniyle çıkan tartışma, kanlı bir saldırıya dönüştü. İş yerinde baba ve anneyi tabancayla vuran şüpheli, olay yerinden kaçarken kendisine müdahale eden çiftin oğlunu da kafasından vurarak öldürdü. Olay, saat 17.25 sıralarında, merkez Çukurova ilçesi Belediye Evleri Mahallesi Turgut Özal Bulvarı üzerindeki bir iş yerinde meydana geldi. İddiaya göre, iş yerine gelen Mehmet Nuri A. (46), alacak verecek meselesi nedeniyle Aytekin Fil (53) ve eşi Neslihan Fil (48) ile tartışmaya başladı. Tartışmanın kısa sürede silahlı kavgaya dönüşmesi üzerine Mehmet Nuri A., çifte tabancayla ateş etti. Baba Aytekin Fil ile eşi Neslihan Fil vurularak yaralanırken, olay sırasında şüpheliye müdahale ettiği belirtilen çiftin oğlu Sinan Fil (30) de saldırganın peşinden gitti. Şüpheli kaçarken dehşet saçtı Şüpheli, otomobiliyle kaçarken Sinan Fil'in de araca bindiği öğrenildi. Bunun üzerine Mehmet Nuri A.'nın tabancayla ateş ederek Sinan Fil'i başından vurduğu belirtildi. Ağır yaralanan genç, olay yerinde hayatını kaybetti. Şüpheli daha sonra Gürselpaşa Mahallesi'nde 01 BT 263 plakalı otomobili terk ederek kaçtı. İhbar üzerine bölgeye çok sayıda polis ve sağlık ekibi sevk edildi. Hastaneye kaldırılan baba Aytekin Fil, doktorların tüm müdahalesine rağmen hayatını kaybetti. Anne Neslihan Fil'in ise hastanedeki tedavisinin sürdüğü öğrenildi. Cinayet Büro ekipleri kısa sürede yakaladı Üç kişinin silahlı saldırıda hedef olduğu olayın ardından Adana Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü'ne bağlı Cinayet Büro Amirliği ekipleri, şüphelinin yakalanması için geniş çaplı çalışma başlattı. Yapılan çalışmalar sonucunda Mehmet Nuri A. yakalanarak gözaltına alındı. Şüphelinin emniyetteki işlemleri ve ifadesinin sürdüğü öğrenildi. Olayla ilgili soruşturma devam ediyor.

Adana24

31,577 views • 11 days ago