Loading video...

Video Failed to Load

Go Home

Mutlu gururlu baba günüm. Yavrum bugün lisansı bitirdi. PhD ile devam edecek. Yolun açık olsun, kuzum 🧿🥰 Onur Öğrencileri için bir tören vardı bugün. Sonra iki gün de asıl mezuniyetler. 10000 öğrencimiz mezun oluyor bu sene. 400 onur öğrencisi içinde 4 de Türk kızımız vardı:)

27,914 views • 2 months ago •via X (Twitter)

0 Comments

No comments available

Comments from the original post will appear here

Related Videos

Üniversitede düzgünce eğlenebilmek için aileye söylenebilecek yalanları sıralayan genç: “Üniversitede ilk yılımda bir konser vardı. Babam, 'Ne b*k yersen ye, nereye gittiğin belli değil, bu saatte gidilir mi?' diyordu. Okulum 2,5 saat uzaklıktaydı. Dinlemedim, kapıyı çarptım gittim. 18 yaşınızı geçtikten sonra artık ne diyebilirler ki? Bir sürü etkinlik oluyordu, hiçbirine izin verilmediği için katılamıyordum. Söylemeniz gereken sihirli cümle şu: 'Okulda sabahlayacağım. Proje var, teslim var. Okulda finallere çalışmamız gerekiyor. Sabahın 8’inde vize var. Sabahlamalıyım. Kütüphanede puflar var, orada sabahlıyoruz, yatıyoruz. Tüm arkadaşlarım sabahlıyor, onlarla oturup çalışacağız.’ Bunun işe yaramadığı hiçbir aile görmedim. Gece partiye gitmek için sihirli cümleyi söylüyorsun. Orada belli bir ortam oluşturuyorsun, 2-3 fotoğraf çekiyorsun. Baban sorarsa, onları yapıştırıyorsun. Ben bir kere yapay zekaya, ‘Çalışma ortamı yap.' diye fotoğraf oluşturtmuştum. Bazı minik manipülasyon teknikleri de var. Babanızdan bir şey mi istemeden önce şunu diyebilirsiniz: 'Baba senin şu işin vardı, şuraya şu götürülecekti ya istersen ben arabayla gidip alıp geleyim. Benzin alınacaktı, ben alayım.’ Ertesi gün de, 'Baba, arabayı bugün alabilir miyim?' diyorsun. Baban sana arabayı kendi işi için verdiği için, sonraki gün de 'Yapma.’ diyemiyor. Babandan zor bir iş istiyorsun, 'Hayır, nasıl bana bunu yapmazsın?’ diye ağlıyorsun. Sonra asıl istediğin olan daha aşağısını söylüyorsun ve %80 okeyliyorlar. Çünkü iki kere ağzına s*çmak istemiyorlar. Maalesef Türkiye’de hayatımızı yaşayabilmek için bu tarz taktiklere başvuruyoruz.”

Jurnal

26,818 views • 2 months ago

Bugün Dünya İnsan Hakları Günü… “Bütün insanların özgür, onur ve haklar bakımından eşit doğduğu”nu hatırlamamız gereken o gün. Ve ben, insanın haksız yere özgürlüğünün elinden alınmasının ne demek olduğunu yaşayarak öğrendiğim bu günlerde, duvarları aşıp sizlere umut olacak bir hikâye ulaştırabilmenin mutluluğunu yaşıyorum. Görevdeyken, Şişli ile kardeş ilçemiz olan Berlin / Charlottenburg-Wilmersdorf belediyesi ortak kaderinden doğan bir hikâye keşfetmiştik. Bu hikâyeyi anlatacak belgeselin ilk adımlarını birlikte atmıştık: “Kader Ortağı”… Bu kader; yüz yıl önce siyasi baskılardan kaçıp İstanbul’da üretme zemini bulan Alman akademisyenlerin, bugün benzer sebeplerle Türkiye’den Berlin’e göç eden bilim insanlarıyla kesişen ortak yolculuğuydu. Çekimler devam ederken, yol arkadaşlarımla birlikte hukuksuzca tutuklandım. O günden beri, siyasi baskılardan kaçmak zorunda kalan bilim insanlarını; ülkemizden giden parlak zihinleri daha çok düşünmeye başladım. Bir de içimde bir hüzün vardı. Bu projenin de, tıpkı güzel yurduma dair ideallerim, hayallerim ve çalışmalarım gibi yarım kaldığını; bir gün mutlaka tamamlanmak üzere, kısa bir süreliğine rafa kaldırıldığını düşündüm. Fakat yanılmışım. 🌱 Benim ulaşamadığım yerlere dayanışma ulaştı. Benim devam edemediğim yerden emek devam etti. İnsanlar, kentler, dostlar… Bu hikâyeyi sahiplendiler ve tamamladılar. Bugün demir kapıların ardında olsam da, yüzyıllık bir kader döngüsünden çıkışa her zamankinden daha yakın olduğumuzu hissediyorum. İnsan haklarının, adalet arayışının ve dayanışmanın sesinin hiçbir zaman susturulamayacağını görüyorum. “Kader Ortağı”nı sizlerle paylaşırken, bu çalışmanın hem geçmişten, hem bugünün yaralarından, hem de yarına dair umudumuzdan beslendiğini bilmenizi isterim. Kimse unutmasın; herkes kendine tekrar tekrar hatırlatsın: “Bir şenlik havasında kalkar bu ülke ayağa, bir şenlik havasında…”✨ Belgeseli izlemek için:

Resul Emrah Şahan

33,434 views • 7 months ago

⚫ Bugün, 12 Eylül askeri darbesinin üzerinden 45 yıl geçti. O gün 17 yaşında, yeni lise mezunu bir öğrenciydim. İstanbul Hukuk Fakültesi’ni kazanmıştım. Darbeden 4 gün sonra kaydımı yaptım. 📌Babam dahil ailemden birçok kişi gözaltına alındı, tutuklandı. Yakın çevremden pek çok insan 12 Eylül’ün mağduru oldu. Üniversiteyi bitirdikten sonra sıkıyönetim mahkemelerinde avukatlık yaptım. O dönem gerçekten çok ağırdı. 📌Mesele sadece 12 Eylül’le sınırlı değil. Türkiye’de darbeler sadece tankla, topla yapılmaz. Seçilmiş belediye başkanları görevden alınıp kayyum atanıyorsa, partilerin yönetimi yargı eliyle değiştirilmek isteniyorsa, bu da darbedir. 📌 Bugün iktidar eliyle yürütülen bu uygulamalar, 12 Eylül zihniyetinin devamıdır. Sendikalar açık ama grevler yasak. Meclis açık ama belediyeler abluka altında. Cezaevlerinde hâlâ insanlık dışı koşullar var. 45 yıl sonra daha da kötü bir tabloyla karşı karşıyayız. 📌12 Eylül darbecileri gitti. Ama bugün sürekli bir baskı rejimi var. Belediyelere 8-9 yıldır kayyum atanıyor. Seçilmiş başkanların yerine atananlar var: Mardin, Van, Siirt, Hakkari, Tunceli ve daha niceleri… İnsanlar iradeleriyle seçtikleri yöneticilerle yönetilmiyor. 📌 Hatta darbecilerin bile aklına gelmeyen hukuksuzluklar yaşanıyor. 31 yıl önce alınmış bir diplomanın iptal edilmesiyle bir belediye başkanının görevden düşürülmesi gibi. Bu, tarihte görülmemiş bir uygulamadır. 📌 2002’de Adalet ve Kalkınma Partisi iktidara geldiğinde olağanüstü hal kaldırılmıştı, silahlı unsurlar sınır dışına çıkmıştı, şiddet yoktu. 23 yıl geçti. Kürt meselesi daha ağır, karmaşık ve uluslararası bir hale getirildi. Çözüm konusunda da iktidarın en ufak bir iradesi yok. 📌2010 Anayasa değişikliğiyle yargıda yeni bir rejimin temelleri atıldı. 2017’de mühürsüz oylarla başkanlık rejimi getirildi. Yargı bağımsızlığını tamamen kaybetti. Bugün otoriter bir düzen inşa edilmeye çalışılıyor. 📌12 Eylül’de işkence vardı, evet. Ama bugün neredeyse ülkenin her yerinde, gözlerimizin önünde polis şiddeti, gaz, baskı uygulanıyor. Bu, sürekli bir darbe halidir. 📌Cumhuriyet Halk Partisi, halkın ve demokrasinin güvencesi olmaya devam ediyor. Baskılara rağmen mücadeleyi sürdüreceğiz. Bu ülkenin geleceği için, demokrasi için, yurttaşlarımız için direneceğiz. #12Eylül1980 #12Eylül

Sezgin Tanrıkulu

14,288 views • 10 months ago

Bir Onur Direnişinin, Bir Kimlik Mücadelesinin ve Her Türk İçin Derin Vefanın Günü Bugün takvim 24 Temmuz’u gösteriyor. Bugün bir halkın unutulmaz çığlığına, susturulmak istenen ama yankısı hala süren bir hak arayışına işaret ediyor. Bugün, Dr. Sadık Ahmet’in sonsuzluğa uğurlandığı gün. 30 yıl geçmiş… Vefayla, kararlılıkla anılması gereken bir ömür. O, Yunanistan’daki Batı Trakya Türklerinin sesi oldu. Sesi kısılan bir topluluğun vicdanı, inkar edilen bir kimliğin yılmaz savunucusuydu. Yunanistan’ın uluslararası hukuku hiçe sayarak onlarca AİHM kararını uygulamaktan kaçındığı, Türk kimliğini inkarla yok saymaya çalıştığı, derneklerden okullara, müftülükten vatandaşlık hakkına kadar her alanda baskı kurduğu bir sistemde dimdik durdu. Türklüğü savunduğu için partisi kapatıldı, gazetesi susturuldu, kendisi hapse atıldı… Ama o geri adım atmadı. Çünkü biliyordu: Hak, teslim alınamaz. Kimlik, inkarla silinemez. Sadık Ahmet'in derdi makam değildi. Sadece Batı Trakya Türklerinin adını ve onurunu yaşatmak için savaştı. Bugün onun adını anarken derin bir vefa duygusuyla yoğrulmuşken, bir mücadele emanetini de omuzlarımızda hissediyoruz. Yunanistan’ın tüm uluslararası kararlara rağmen hala uygulamaya direndiği AİHM hükümleri ortada. İskeçe Türk Birliği, Kadınlar Derneği, Müftülük meselesi, 19. Madde mağdurları, okul tadilatlarının bile engellenmesi… Hepsi, tek bir çabanın parçası: Batı Trakya Türk kimliğini görünmez kılmak. Ama başaramadılar. Başaramayacaklar. Çünkü Sadık Ahmet’in bıraktığı iz, bir halkın iradesinde her gün yeniden filizlenen bir hafıza, bir direniş ve bir kimliktir. Bugün Batı Trakya’daki soydaşlarımız yalnız değildir. Onların sesi, her Türk'ün yüreğinde yer bulmuştur. O yüzden susmuyoruz, unutmadık, unutturmayacağız. Ruhun şad olsun Dr. Sadık Ahmet. Adaletle yazılmış bir tarihin, sabırla örülmüş bir direnişin adı oldun. Emanetin, hepimizin yüreğinde yaşamaya devam edecek.

hermes | jeopolitik

53,596 views • 1 year ago

Kara Harp Okulu’nun mezuniyet töreni sonrası 2024 Mezunu Teğmenlerin sınıf birincisi Teğmen Ebru Eroğlu emir ve konutasında yaptıkları KILIÇ ÇATMA töreni; maksadı aşan, terbiye sınırlarını bir hayli zorlayan ve düşmanlık çizgisine varan bazı yorumlara maruz kalmıştır. Ama bu ülkenin ezici çoğunluğu bunu izlemekten onur duymuştur ve mutlu olmuştır. KILIÇ ÇATMA geleneği tüm Harp Okulları’nda vardır. Resmi tören bittikten sonra sınıf birincisi teğmenin emir komutasında bu geleneksel kutlama ve ant içme yapılır. Aynen üniversitelerimizde resmi mezuniyet töreninden sonra yapılan kep atma töreni gibidir. Büyük kurumlar gelenekleri ile yaşarlar. Kara Harp Okılu 1834 tarihinde kurulmuş olup 190 yıllık köklü bir eğitim ve öğretim kurumudur ve Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk bu okuldan mezundur. Akıllardan asla ve kata çıkarılmaması gereken gerçeklik; Atatürk’ün Cumhuriyetimizin ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kurucusu olduğudur. Bu yıl tüm Harp Okullarımızın; Kara Harp Okulu, Deniz Harp Okulu ve Hava Harp Okulu’ndan sınıf birincisi olarak mezun olan teğmenleri üçü de (Teğmen Ebru Eroğlu, Teğmen Şeyda Yıldırım, Teğmen İkra Kuyumcu) kadındır. Bu bile Atatürk önderliğinde yapılan Aydınlanma Devrimleri’nin bir ürünü ve başarı abidesidir. Bugün Müslüman bir ülkede Aydınlanmayı yaşamadıkları için böyle bir tabloyu göremezsiniz. Her alanda kadın-Erkek eşitliği Aydınlama’nın bir sonucudur. Bu sözleri bu yıl 251. kuruluş yıldönümünü kutlayacak olan 1773’de kurulan Deniz Harp Okulunu eski Komutanı olarak ifade ediyorum. Ayrıca Deniz Harp Okulu’nun 2009 mezuniyet töreni sonrasında yapılan KILIÇ ÇATMA geleneğini aşağıdaki klipte de izliyebilirsiniz. Sonuç olarak; Tüm Harp Okullarımızdan mezun olan teğmenlerimizi kutluyor, rütbelerinin hayırlı olmasını diliyor, Atatürk’ün gösterdiği yolda vatan ve millet için yapacakları kutsal görevler için başarı diliyor ve alınlarından öpüyorum.

Türker Ertürk

470,983 views • 1 year ago

Bazı kaybettiğimiz canlar , bu dünyadan gittikten sonra bile başka hayatları kurtarmaya devam eder, biliyor muydunuz? Benim Ceku’m gittiğinde acıdan yere göğe sığamıyor ve üzüntüden çıldırmış gibiydim. Bir süre geçip o dipsiz kuyunun daha da derinlerine daldığımı fark edince kendime: “Ceku gittiyse, onun gibi zor durumda olan başka bir arkadaşını kurtarmam gerekiyordur.” diye bir çıkış noktası buldum ve böylece Badi ile yolumuz kesişti. İlk karşılaşmamızda çok korkuyordum. “Ceku’dan sonra nasıl yapacağım bir başka köpekle, geri de veremem “ diye düşünürken Badi beni o kuyudan fark etmeden çekti çıkardı. Ben o gün sadece bir köpek sahiplenmedim; bir misyon üstlendim ve “Badiko” oldum. Ve biliyorsunuz sizlerle hep beraber sayısız canın hayatına dokunup mutlu yuvalar bulmasına vesile oldum.. Bu anne ve yavruları ile de çok tuhaf, bir o kadar da mucizevi bir şey oluyor. İki gün önce Badi’yi sahiplenen güzel aile de kaybettikleri köpeklerinin ardından bir yavruyu hayata bağlamak için gelmişti koşa koşa. Bugün mor tasmalıyı alan sevgili dünya güzeli aile de ölen köpeklerinin ardından yaslarını bir canı kurtararak biraz olsun hafifletmek için buradaydı . Hafta sonu Riley(kırmızı tasmalı) için İzmir’den gelecek canım Berfu da tam olarak aynı yerden, aynı duygudan geliyor. Yani bu yavrular, yıllar önce benim Ceku’nun ardından edindiğim o kutsal misyonu şimdi başka insanların kalbine taşıyor Ayrıca bugün asla unutmayacağım bir şey oldu. mor tasmalı kızımızın(Adı Lola veya Coco olacak) ömürlük ailesi güzel anneye sarıldı, ağladı ve “Kızına çok iyi bakacağız, söz” dediler ve bu sözü tutacaklarına öyle eminim ki ❤️ İşte bu, bir canın vedasıyla başlayan, başka hayatların kurtuluşuna uzanan o eşsiz sevgi zinciri. Güle güle mor tasmalım 💜 Seni bekleyen, yaralı ama kocaman kalpler var. Biliyorum, birbirinize şifa olacaksınız. 🐾

Badiko

10,722 views • 6 months ago

Dün yuvacı hocanız, “Bu tür hakemler maç yönetecekse, tabii ki yabancı hakemler gelsin, burada yabancı hakem de maç yönetsin…” derken sorun yoksa, dün hırsız yöneticiniz, “Getirin yabancı hakemleri, yönetsinler…” derken sorun yoksa ve bugün bu karşılaşmaya yabancı hakem atandıktan sonra kudurmuş köpekler gibi algı çalışmaları yürütülüyorsa, herkes bilsin ki bu organize örgütün, bugün bu karşılaşmaya Galatasaray’ın kolluk kuvveti Kadir Sağlam’ı 4. hakem olarak değil de, maçın baş hakemi olarak atanmasını sağlayamadığı içindir! Suni bir şekilde ittirmeyle, kollanmayla ve çalıp çırparak yaratılmış 6 puan farka rağmen kendilerine ufacık dahi olsa güvenemeyip, sözde her gün şikâyetçi oldukları Türk hakemlerini bu maçta istiyor olmaları, NE KADAR ACİZ VE İKİ YÜZLÜ BİR ÖRGÜT ile karşı karşıya olduğumuzu gözler önüne sermektedir. FARAZÎ hikâyeler, UYDURMA senaryolar ve KAHPECE yalanlarınızla birlikte sizler, korkmakta ve çekinmekte oldukça haklısınız. Her gece rüyalarınızı dahi meşgul edecek olsa da unutmayın ki, uydurma kartlara rağmen 10 kişi ile Türk hakemlerinizi de sahanıza gömdüğümüz gibi, pazartesi akşamı yine ve yeniden, HAKKIMIZLA ve EMEĞİMİZLE Toki Arena’da sizlere kabusu yaşatıp yolumuza eksiksiz devam edeceğiz. Tribünü, taraftarı, takımı, teknik heyeti ve yönetimi; FENERBAHÇE GELİYOR! #GençFenerbahçeliler

Genç Fenerbahçeliler

132,024 views • 1 year ago

33 yıl oldu... Dile kolay… Sivas’ta o gün sadece bir otel yanmadı; memleketin vicdanı, yarım kalan şiirler, göğse bastırılan bir cura, daha 12 yaşında bir çocuğun gülüşü yitip gitti. Onlar bilançodaki 33 "sayı" değildi, her birinin bir dünyası vardı. Kimi sözcüklere adamıştı ömrünü, kimi şifaya. Asım Bezirci, edebiyatımızın koca çınarı... Metin Altıok kendinin avcısı, hüznün şairiydi. Dr. Behçet Aysan, gündüzleri hastalarına şifa dağıtan elleriyle geceleri beyaz bir gemi çiziyordu dizelerinde. Uğur Kaynar barışı haykırıyordu. Nesimi Çimen, göğsünden ayırmadığı curasıyla devasa bir umudu tıngırdatıyordu. Muhlis Akarsu ve onu bir an olsun yalnız bırakmayan hayat arkadaşı Muhibe... Ve Hasret... Hasret Gültekin... Daha 22'sinde bir dehaydı. Yaşasaydı bugün ne besteler dinleyecektik kim bilir? Edibe Sulari babasının sazını omuzlamış, Asaf Koçak kötülüğü çizgileriyle dövüyordu. Erdal Ayrancı'nın kamerasında, Muammer'in sahnesinde, Sefer ve Mehmet'in çabasında renkli Anadolu vardı. Hepsi omuz omuzaydı o karanlıkta. Sırf inançlarını yaşatmak, semah dönmek için oradaydılar. Koray daha 12'sindeydi, ablası Menekşe ile el ele gitti ölüme. Sivri, Metin, Şahin ve Özkan ailelerinin gencecik kızları, oğulları... Hangi ateş yok edebilir ki o masumiyeti? Bir de Hollandalı Carina vardı... Bu ülkenin kadınlarını, kültürünü anlamak için oradaydı. Ve Ahmet ile Kenan... Otele sadece ekmek parası için, çalışmaya gelmiş iki gencecik emekçi. Derdimiz acıyı deşmek değil; o yarım kalan türküleri, hiç yazılamayan şiirleri, dönülemeyen o son semahı hatırlatmak. Onları yakan karanlığa karşı, aydınlık yüzlerini hafızamıza kazımak. Işıklar içinde uyusunlar... Unutmadık.

Murat Emir

16,675 views • 17 days ago

Bu Söyleyecklerim her yerde Yankılanacak Hasan Şaş: Çünkü bugün benim söylediğimin çok yerde yankılanacağını da biliyorum. Şimdi Galatasaray futbol takımı her zaman şampiyonluğu oynar. Şampiyonluğu oynamadığı senelerde bunu biliriz. Ama ben 42 yıldır 8 yaşından beri Galatasaray'ı takip ediyorum. Galatasaray futbol takımı bu şampiyonluklara nasıl eriştiğini çok iyi bilirim. Hocaları bilirim, yardımcı hocalık yaptım. Futbolunu oynadım, taraftarlığını yaptım, her şeyini yaptım. Ama bugün müsaade ederseniz ben bir parantez açmak istiyorum. Bu açtığım parantezde de Okan Buruk var. Okan Buruk var. 3 yıl şampiyon yapmış. Ben geçen sene başladım. Youtube'da programlarımı. Bu yıl devam ettim. Bunların %80'i Okan Buruk'un etrafında dönen veya Okan Buruk'la ilgili benim hep övücü şeylerim ortaya çıkar. Çıksınlar baksınlar. Canlı yayın yapıyoruz. Bundan önce de, bundan sonra da hep canlı yayın yapıyoruz. Eleştirdiğim noktalar da oldu. Yalan mı? Çok eleştirdim. Mesela Konya maçı çok eleştirdim. Kocaeli. Kocaeli maçı çok eleştirdim. Juventus maçı. Juventus maçı çok eleştirdim. Her şeyi çok eleştirdim. Ama şu an bir şey var. Bak. Ligin bitimine 6 hafta kala. Bana bir kişi bu kadroyla çıkamaz. Neden hocam? Çıkmaz. Risk midir? Bak Torreira. Icardi'nin. Yedek kaldı. Ben sayayım. Taraftarlar bize müdahale etsin. Hasan Şaş'tan yanlış konuşuyorsun desin. Şimdi 3 gün önce Trabzon maçını kaybedeceksin. Değil mi? Macor bir maç. Barış. Santrafor mu? Değil. Salay sol açık mı? Değil. Sanay yerinde mi? Yerinde. Aspiril 10 numara mı? Değil. Tercih etme. Lemina'dan ne beklersin? Bilmiyorsun. İlk aydan ne beklersin? Bilmiyorsun. Boya'ya defans yapar mı? Yapar. Singo, Abdülkerim'in yerinde ki zaman zaman hatalar yaptı bugün. Bilmiyorum. Jakobs yok. Şampiyonlar Ligi'nin müdavimini diyelim. Jakobs yok. Eren var. Ve Galatasaray şampiyonluk maçına böyle bir kadro ile çıkıyorsa bunun hakkı hakka teslim etmek lazım. Okan Buruk burada büyük bir teknik direktörlük yapmıştır. Bak Torreyra diye bir adamı kesmiştir. Son 3 yıldaki kutlu şampiyonluk yolunda her şeyini vermiş bir Torreyra'yı Trabzonspor maçında oynatmadı bugün. Bugün kafasındaki hazırlandığı maç hazırlandığı maç riskli kadro ama Okan Buru'nun bugün teknik direktörlüğü bugün teknik direktörlüğü kaşelerle o noterden gittiğim 37. Nihat Beyan vardı eskiden bizde. Biliyor musun? Bugün vurmuştur. Mühre vurdu mu hocam? Bugün mühre vurdu. Şampiyon olur olmaz. Ben ona bakmıyorum. Ama hiç kimse, hiç kimse kolay kolay dünyada, Türkiye'de böyle risk alıp ben bu maçı böyle kazanacağım diyen bir Asperilla diye bir oyuncu yoktu ya iki ay önce. Var mıydı? Yoktu. Onunla başlayacak. Şalay'ı en sola atacak. Barış Santrofordel orada oynayacak. Böyle bir kadroyla çıkı ve teknik direktörlüğünü bugün herkesin benim için değil. Ben iki yıldır Okan Buru savunuyorum. Benim için değil. Ama Türkiye Cumhuriyeti'nde yaşayan insanlar için bugün teknik direktörlüğünü ilan etmiştir.

Galatasarayultrataraftar

65,263 views • 3 months ago

Öve öve bitiremedi Nihat Kahveci: Olduğu gibi 1-0 bitti niyatım. Valla öncelikle şu an ikinci maçı çarşamba günü düşünelim. Bugünün keyfini çıkaralım. Başkanından malzemecesine, teknik direktör Okan Buruk'tan bütün futbolculara Stattaki muhteşem ambiyansı yaratan taraftarlara ekranları başında heyecanla destekleyen aman iki gelsin diyen tüm Türk futbol severlere herkesi tebrik ediyorum. Gururlu bir akşam yine bize yaşattı Galatasaray futbol takımı. 180 dakika Şampiyonlar Ligi'ni 6 kere kazanmış Liverpool'a karşı bir gol yemeden. İki gol atıyorsun, iki maçı da 1-0 ile kazanıyorsun. E arada pozisyon var. Uğurcan var orada. Koçum Uğurcan'ım dedirten pozisyon var. Ön tarafta Osman'ın mücadelesi, Barış Alper'in mücadelesi. Lemina'nın kafaya tekme koyması. Torera'nın yine atom karınca gibi koşması. Sağının bana göre... En iyisi diyebileceğim. Jacobs performansı. Davison'un Abdülkerim'in görevini yapması. Davison'un son dakikalarda gördüğü sarı kartla cezalı duruma düşmesi. Falan filan. Bugünün keyfini çıkaralım. Helal olsun Galatasaray'a. İstanbul'u seven. İstanbul'da Şampiyonlar Ligi kupasını kazanmış Liverpool'a. İstanbul'a da cehennemi hem tribünde yaşattı hem de sahanın içinde yaşattı. Şimdi Liverpool'lu taraftarlar baba 500 milyon euro para harcadık ya bu sene. İki kere gittik Galatasaray'a, Rams Park'a muhteşem atmosfere. Bir tane gol atamadık diye eleştirin diyorum. Böyle bir maç oynadık ve maçın sonlarında ya Kostop'a vururken gol mü diye biz heyecanlanıyoruz Liverpool'da. da baskı yemiyoruz. Bundan daha iyisi olur mu? Üzüldüğümüz nokta ah bir 2-0 bitseydi o pozisyonlar oldu. Hatta ikinci gol atıldı hakem iptal etti. Bir gol yenildi hakem iptal etti ki doğruydu bence eline çarptı. Net izlediğimizde gördük. Allah dedik tamam. Tamam. Ne güzel gol değil dedik. Valla sonuçta Liverpool'ı bugün 1-0 yendin. Çatır çatır mücadele ettin. Son dakikaya kadar mücadele ettin. Son dakikada gittin korneri de attın. İkinci golü atmaya heyecanı da yaşattın. Bundan iyisi can sağlığı bugün üzerinden. 1-0 yeter mi yetmez mi sonra konuşuruz. Bugün 1-0 yeter bize. Ben mutluyum. Ben mutluyum. Bir İngiliz takımı. Dünyanın en iyiliği biziz. Dünyanın en büyük takımlarından biziz. Buralara da kaç tane takım soktuk ilk 16'ya? Çelsisi. Arsenal'ı, Newcastle'ı, Tottenham'ı, Liverpool'u. 5 tane takım. Daha ne olsun ama bir Türk takımı Galatasaray. Bugün yine tarihi bir skorla son 16 turunda bana göre tarih yazdı. Emeği geçen herkese teşekkür edelim. Arkadaşlar tebrik etmemiz gerektiğinde de tebrik etmeyi bilelim, gurur duyalım. Çünkü bir Türk takımı. Şeyinde tüzüğünde Türk olmayan takımlara karşı galip gelmek maddesini bugün sahanın içinde aynen bunların birkaç ay önce gösterdiği gibi bugün gösterdiler. Nasıl mutlu olmayalım? Allah emeği geçen herkesten bu mübarek Ramazan gününde razı olsun. Gerçekten ben razıyım bu mücadele İngiltere'nin köklü takımlarından birine Liverpool'a karşı gol yemiyorsun abi. Bak bu çok önemli. Sonuçta Frankfurt'tan 5-7'in dönemler var. Şampiyonlar Ligi'ne öyle başlıyorsun. İlk 24'e giriyorsun. Çekebileceğin zor kurallardan birini çekiyorsun. Ve ilk maçı 1-0 boylamadan kazanıyorsun. Daha ne olsun? Biraz sonra daha iyi ne olabilirler?

Galatasarayultrataraftar

201,032 views • 4 months ago

Doğru ne ise onu söylemeye devam edeceğim Serdar Kelleci: Antalya maçı ne olur? Arkadaşlar ve Okan hoca ile ilgili eleştiriler oluyor mu? Sosyal medyada da, medyada da olacak mı? Olacak. Ama arkadaşlar bakın, bu takımı buraya 4 senedir Okan hoca getirdi. Bu takımda yarın şampiyon olacaksa yine Okan hoca sayesinde olacaktır. Bugün evet kötü günde, bakın benim tarzım bu değil. O yüzden bazen sevilmeyen adamda oluyoruz, linçlenen adamda oluyoruz. Ama ben hep inandığımı söylerim. Neye inanıyorsam o doğrultuda da giderim. Okan Hoca ile ilgili de bugün şu an bahsettiği yapmak benim hoşuma gitmiyor. 4 senede şampiyon olmuş, 3 senedir özür dilerim, şampiyon olmuş bir hocanın bazen hata yapma lüksü vardır. Bugün de bir hata yaptığımı düşünüyorum. Antalya maçında hep söylediğim bir şey var. Biz ilkemle de bazen tartışırız. Bazen kızarım, ederim. Ama şimdi bir şeye başlayacaksak da o anda artık hepsine bir sünger çekip benim o moraliteyi yükseltmem gerekir. Bu yayının selayeti açısından. Çünkü ortak bir şey yapıyorsak, Galatasaray tarafları da ben de bu işin ortağıyım diyorsa, ben de bu işin bir parçasıyım diyorsa ki öyle, o zaman bugün Ben bir şey gördüm sosyal medyada. Okan Buruk istifa hashtag'i ile başlatılan kampanya 2. sırada. Ben yapmam. Ben bunu yapmam. Bakın sevmediğim adama da yapmam. Sevdiğim adama da yapmam. Bunu gerçekten şimdi öfkeyle tamam ama yani herkesin peşinden gitmek çok doğru bir şey değil. Herkes bu görüşte ben de bu hani bunu taraftar bazında söylüyorum. Bu bence Galatasaray'a zarar verir. Mesela bugün için tabii ki büyük ihtimalle YouTube kanallarında, televizyonlarda Okan Hoca ile ilgili çok büyük eleştiriler yapılmış olabilir ki doğaldır. Bunun yapılması gerekir. Ama taraftar bu şiddeti arttırdığı takdirde panikleşmeye bak, iş paniklemeye, panikleşmeye sürecine doğru gider ve hiç istenmeyen bir hikayenin sonunu yazabilir Galatasaray. Dolayısıyla burada aklıselimin devreye girmesi gereken anlar vardır. Bugün sosyal medyada birisi çok güzel bir şey yazmış. En çok hoşuma giden yorumlardan biri şuydu. Oğlum bak bu adam Galatasaray'ın şampiyon olacağı neredeyse olacağı günde kalkıp Galatasaray'la ilgili belki çok sükseli bir Samsun Spor galibiyeti bekliyorum. Bu işte kolay değil. Gerçekten bazen bunları demek çok kolay değil. Arkadaşlar bugünkü benim tarafıma olan linci görmüşsünüzdür. Maçtan önceki linç kültürünü görmüşsünüzdür. Bakın bunlar çok kolay şeyler değil. Ha ben bakmadım. Ama bakan her insan için bu mutlaka duygusal bir çöküntüye doğru gidebilir. Ben bugün ne yaptım? Ben buna inanıyordum. Galatasaray'ın burada işte bu hafta içinde yapılan idman taraftarı açık olan idman futbolcuların aleti ruhiyesi vesairesini gördükten sonra Samsun Sporu da izledikten sonra bunların hepsini totalinden bir şey çıkartıyorsun ve inandığımı söylemeye devam et yarın Antalya maçında yarın Kasımpaşa maçında yarın Fenerbahçe Konya Konya Fenerbahçe maçında da neyi görüyorsan onu söylemeye devam edeceğim rahatlamamdaki sebep şu arkadaşlar bakın futbolcular ve teknik direktörler zannettiğimizden çok daha fazla sosyal medyaya bakıyorlar. Bu tarafı unutursak, şimdi bu benim sorunum bu taraftar olarak. Elbette senin sorunun değil ama bilmiyorum ben de bir taraftardım küçükken ama takımımın kötü bir şey yaşamaması için elimden gelen her şeyi yapmaya çalışıyorum. Ben ufak böyle bir Herkes şu an çok sinirli anlayabiliyorum. Tepkiler çok fazla değil mi? Ben yorumları okuyamıyorum şu an. Bana da tepki vardır mutlaka. Hala okul hoca diye belki vardır. Tamam tahmin edebiliyorum. Ama bakın geçmişte mesela ben de bu tribünlerde futbol seyircisi olarak gönlümden geçen o gönlümdeki takım için ben de tribünlerde yer almıştım ve ben bir Galatasaray-Bursa spor maçında bu hikayeyi anlattım. Benim çok canım yanardı küçükken.

Galatasarayultrataraftar

158,910 views • 2 months ago

Şampiyon Galatasaray Yağız Sabuncuoğlu: Aslında sadece geçen haftanın reyaveti değil, geçtiğimiz haftadan da bu haftaya böyle bir küçük pasaj sunulacaksak, Talisca'nın kaçırdığı penaltıya kadar da zaten derbiye iyi başlayan bir Fenerbahçe vardı ama ondan sonra tam anlamıyla darma duman oldu ve Galatasaray o maçı kazanarak buraya geldi. Şimdi ben reyavet konusuna katılmakla beraber şunu da söyleyeceğim. Bence artık miyadını dolduran oyuncu sayısı çok arttı Galatasaray'da. Biz yıllardır Galatasaray'ın iskeletinin hep iyi olduğunu, Fenerbahçe'nin şampiyon olmak istiyorsa kale, orta saha, stoper, center forward bu dört yerde Galatasaray gibi bir iskelet kurması gerektiğini söylerken ama Galatasaray'ın artık mevcut iskeletinde süre aşımına uğrayan oyuncular var. Geçtiğimiz sene Mustera gitti, Uğurcan geldi. Yerine iskelet değişimi çok başarılıydı ama onun dışında bir iskelet çok fazla bozulmadı. Yine işte tandemde Davinson bugün bence sahanın en kötülerindendi. Torreira sakatlandı ama birkaç haftadır hatta belki de iki ay falan olabilir. Uzun süredir yoktu. Geçen haftayı sadece biraz ayırıyorum. Son bir ayda derbi müthiş oynadı. Onun dışında hiçbir maçta yok. En ileri uca bakıyorsun. Victor Osimel sakatlık dönüşü çok fazla bir şey yapamadı ama şunu da görmek lazım. Bu sezon Galatasaray evet iki hafta kaldı ve şampiyonluğu verme ihtimali yok denecek kadar az ama Galatasaray bu sezondan dersler çıkartması gerekiyor. Yoksa önümüzdeki sezona giderken problemli bir oyunla gidecek. Son 3 sezonda Galatasaray dominant futbol artık alışkanlık haline getirmişti. Özellikle o 102'ye 99 biten sezonda inanılmaz bir futbol, inanılmaz bir oyun ama bu sezon gerçekten Galatasaray şampiyon olursa son 4 senedeki açık ara en kötü oyun planına sahip ve çok çok çok fazla kötü maç oynayarak bunu alacak. Taraftarı ayıp ediyor dedin ya bence başta burada ayıp ediyor çünkü Geçtiğimiz hafta Fenerbahçe'yi mağlup ettikten sonra. Samsun Spor kazansaydı Avrupa potasına girme ihtimali vardı. Bu bir motivasyondur. Ama Galatasaray'ın motivasyonu daha büyüktü. Ben burada hep teraziye koyarım yani iki takımı. Şampiyonluk motivasyonu olması gerekiyordu. Ama bugün Yunus'un inanılmaz golü varken iyi de bence mücadele etti bugün. Onun dışında gereken hiçbir oyuncuda ekstra bir şey yoktu. Günay Güvenç'in de bence kariyeri bugün. belki de son maçına çıktı Galatasaray'da. Yani ilerleyen dakikalarda konuşuruz ama bugün gerçekten Galatasaray iyi oyundan öte böyle ruhsuz dersin ya, ruhundan uzak, şampiyonluk motivasyonundan uzak ve yıllar sonra mesela ben çevremi de biraz analiz ediyorum. Bütün Galatasaraylı arkadaşlarım böyle Mart'ta falan başlarlardı liderken Mayıslar bizim demeye. Bu sezon Galatasaray'ın oyunda oyun hiçbir zaman Mayıslar bizim dedirtemedi ki unutmayalım şunu şampiyonluğu büyük ihtimalle Galatasaray olacak buna rağmen. Ya öyle bir şey...

Galatasarayultrataraftar

24,942 views • 2 months ago

🔴 Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara'nın medya danışmanı Ahmed Zeydan: 2000 yılının Ekim ayında, Yemen sularında Amerikan savaş gemisi USS Cole saldırıya uğradı. Bir ay sonra, Usame bin Ladin’in grubu benimle irtibata geçti. Kabil'e gittim. Bu, Sovyetlere karşı cihad günlerindeki buluşmalarımızdan sonra kendisiyle ilk görüşmemdi. O gün orada ne kamera vardı, ne görüntü kaydı, ne ses kaydı; hiçbir çekim yapılmadı. USS Cole saldırısı ile ilgili haber geldiğinde şükür secdesine kapandı ve bu eylemden dolayı çok sevindi. Ama o gün asıl önemli olan başka bir şeydi: Orada Ebu Hafs el-Mısri ile de karşılaştım. Bu kişi, El-Kaide’nin askerî sorumlusuydu. Öğle yemeğinden sonra avluya çıktık, ben ve o. Bana şöyle dedi, hâlâ bugün gibi hatırlıyorum: “Biz 1998’de Kenya Nairobi’de ve Tanzanya’da Amerikan büyükelçiliklerini vurduk. Amacımız, Amerika Birleşik Devletleri’ni buraya, Afganistan’a çekmekti ama gelmedi. Şimdi onları USS Cole’da vurduk, yine görünüşe göre gelmeyecekler. Ama üçüncü darbe ile Amerika Birleşik Devletleri’ni Afganistan’a gelmeye mecbur bırakacağız. Ve burada, tıpkı Sovyetler Birliği’ni parçaladığımız gibi, Amerika’yı da paramparça edeceğiz.” Sonra şöyle devam etti: “Bizim kanaatimize göre Amerika’nın yenilgiye uğrayabileceği üç ülke var: Somali, Irak ve Afganistan. Bu yüzden Amerikalılardan kurtulursak, onlar da Sovyetler gibi o darbeyi yerlerse, bütün Arap rejimleri çökecek. Biz, onun deyimiyle, yılanın başına vurmuş olacağız.”

Mahfil

172,777 views • 7 months ago