Loading video...

Video Failed to Load

Go Home

Narin’deki PSA mutlaka araştırılsın… Bir çocuğun sessizliği, cevapsız kalmamalı. Gerçekler gün yüzüne çıkmadan hiçbir kalp huzur bulmaz. Adalet, en çok da masumların hakkıdır #NarindekiPsaAraştırılsın

15,175 views • 3 months ago •via X (Twitter)

0 Comments

No comments available

Comments from the original post will appear here

Related Videos

🔴 Şüpheli sanıklar çok kritik sorulara cevap vermediler. Buradaki yargılama makamları hüküm kurarken sadece verilen cevaplar üzerinden değil, vermedikleri cevaplar üzerinden de bir vicdani kanaat oluşturup hüküm kuracaklar. 🔴 Son derece üzgünüm, duruşma salonunda kahredici bir ortam var. İnsanlar nasıl bu kadar canice, hiçbir vicdanın kabul etmeyeceği biçimde bir çocuğun cesedini alırlar, saklarlar ve bulunmasını engellerler… 🔴 Bir çocuğun cesedini almış, torbaya koymuş, saklamış ve sonra gitmiş peynir almış, namaz kılmış, 18 gün boyunca arama faaliyetlerine katılmış. Böyle bir canilik yok gerçekten. Olayın failiyle ilgili bir açıklık da yok. 🔴 Diyarbakır Barosu'un avukatları bu dosyaya iyi hazırlanmıştı. Çok yetkin avukat arkadaşlarımız her bir şüpheli, her bir sanığın ifadelerine ayrı ayrı çalışmışlar. Nerede, ne söylemiş, o çelişkileri şimdi çapraz sorguyla soruyorlar ve birçok da çelişki ortaya çıkıyor. 🔴 Hepimizin merak ettiği; bu canice olayın nedeni ne? Bunlar da henüz aydınlanmadı. İddianamenin hızla hazırlanmış olmasının nedeni de bu şüphelilerin, ağırlaştırılmış müebbet alacakları kanaatiyle gerçekleri itiraf etmelerini sağlamak olabilir. 🔴Bu olayda ben ilk gün oradaydım. Olay yerini gördükten sonra Narin'in köy içerisinde kaybedildiği konusunda kanaate vardım. Bende bu görüş oluşuyorsa kolluk makamlarının da öncelikle oluşması lazımdı. Dolayısıyla da dijital kayıtlara hemen el konulması lazımdı. 🔴 Maddi deliler bakımından; kan izleri var, evde kan izi var. Ondan sonra ısırık izi var. Bunlardan zamanında bulgu alınsaydı, böyle bir şüpheyle hareket edilmiş olsaydı birçok maddi kanıta ilk baştan ulaşılmış olacaktı. 19 gün boyunca bir çocuğun cesedi bir köyde bulunamadı. Yani bu kadar çok kamera kaydı var. Kamera kayıtlarına 18 gün sonra ulaşıldı. 🔴Nevzat da, Narin’in abisi de, annesi de çok kritik sorulara cevap vermediler. Abisi Enes ile annesinin arasında birçok çelişki ortaya çıktı; saat bakımından, tanıklıklar bakımından, belgeler bakımından, beyanlar bakımından birçok aykırılıklar ortaya çıktı. 🔴Bana göre hüküm kurmaya da götürebilecek kuvvetli deliller var. Bundan sonra da tanıklar dinlenecek. Daha diğer soruşturma, ayrılan dosyanın soruşturması henüz devam ediyor, orada da toplanacak deliller var. 🔴 Benim son yıllarda gördüğüm adil yargılama kriterlerine en yakın adil bir yargılama yapılıyor diyebilirim. Mahkeme Başkanının müdahil tarafa, sanık tarafına, izleyicilere tutumu; adil, savunma hakkına özen gösteren tarzda ilerliyor. 🔴 Bence bu teknik deliller üzerinde zaman geçtikçe-o zaman da çok uzun değil-başka beyanlarla karşı karşıya kalabiliriz. #Narin #narininķatillerinibulun #NarinGüran #nariniçinadalet #NarinHepimizinDavası #NarinDavasıHepimizin #NevzatBahtiyar #SalimGüran

Sezgin Tanrıkulu

110,559 views • 1 year ago

Zafer Partisi Genel Başkan Vekili Prof. Dr. Ali Şehirlioğlu'ndan basın açıklaması; "Bugün 18 Mart 2025 maalesef Türk tarihi için böylesine önemli bir günde, Türk Milleti için mücadele eden Genel Başkanımız Sayın Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın tutukluluğu herhangi bir iddianame olmadan bir kez daha uzatılmış, adalet bir kez daha ayaklar altına alınmış, hukuk devleti ilkeleri yok sayılmıştır. Genel Başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın hukuksuz tutukluluğu tam 57 gündür devam etmektedir. Yapılan tüm itirazlar, hukuk kurallarına göre değil, siyasi talimatlara göre reddedilmiştir. Bizler bu uzatmaların neden olduğunu çok iyi biliyoruz. Ellerinde iddianame oluşturacak delilleri olmayanların geçmiş dönemlerde hangi taktikleri kullandığını, hangi yollara başvurduğunu da biliyoruz. Bu vesileyle olası haksız suçlamalar ve zorlama delillerle dava yaratma çabalarının da farkındayız. Tüm bu olasılıklar karşısında, Zafer Partisi’nin Türk Milleti’nin iyiliğinden başka bir şey düşünmediği, Türkiye Cumhuriyeti’ne gönülden, yasalar ve Anayasa ile bağlı olduğu hususlarını kamuoyuyla tekrar paylaşmayı bir görev biliriz. Peki, Ümit Özdağ neden cezaevindedir? Çünkü bu iktidar, terörle mücadele edenleri değil, terörle pazarlık yapanları ödüllendirmektedir! DEM Parti, Öcalan’ın serbest bırakılmasını içeren yeni bir sözde barış sürecinin hazırlığını yaparken, bu ihanete en sert tepkiyi gösteren Ümit Özdağ, susturulması için henüz hiçbir geçerli suçlama olmadan Silivri’de rehin tutulmaktadır. Ancak herkes şunu çok iyi bilmelidir ki; Türk milleti bu hukuksuzluğu kabul etmeyecektir! Genel Başkanımız Ümit Özdağ’ın, siyasi bir rehin olarak içeride tutulmasına vesile olanlar ile bu zulmün bir parçası olan herkes tarih ve hukuk önünde mutlaka hesap verecektir. Biz Zafer Partisi olarak bu hukuksuzluğa teslim olmayacak ve sonuna kadar direneceğiz! Türkiye’yi terör örgütleriyle pazarlık masasına oturtmaya çalışanlara, milli iradeyi susturmak isteyenlere geçit vermeyeceğiz! Adalet bir gün mutlaka yerini bulacak ve Genel Başkanımız özgürlüğüne kavuşacaktır. İşte o gün geldiğinde, Türk Milleti’nin yeniden şahlanışı gerçekleşecek, hukuku ayaklar altına alanlar ile siyasi bir silah gibi kullananlar bir gün mutlaka hukukun herkese lazım olduğunu öğreneceklerdir." #İddianameNerede

Ümit Özdağ

332,206 views • 1 year ago

Türkiye’de bugün milyonları ilgilendiren çok önemli bir mesele var. Ama gariptir ki bu mesele, başta CHP olmak üzere, muhalif olduklarını iddia edenler tarafından bile dile getirilmiyor ve görmezden geliniyor. Oysa Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Daire vermiş olduğu Yasak/Türkiye kararı yalnızca KHK mağdurlarını ilgilendiren teknik bir hukuk kararı değildir. Bu karar; hukuk güvenliğini, adil yargılanmayı, suçta ve cezada kanunilik ilkesini anlayacağınız toplumun her kesimini, hepimizi ilgilendiriyor. Bugün sustuğunuz haksızlık, yarın kapınızı çalabilir. Çalıyor da... Ama hâlâ ders almıyorsunuz. Bakın… Bir ülkede hukuk kişiye göre uygulanmaya başlarsa; artık orada kanun değil, keyfîyet vardır. Kemâl Tâhir bu durumu yıllar önce şöyle ifade etmiştir: “Kanun kişiye göre değişirse adına adalet denmez, keyfiyet denir.” Selahattin Demirtaş’tan Osman Kavala’ya, Can Atalay’dan Selçuk Kozağaçlı ve Ekrem İmamoğlu’na kadar toplumun çok farklı kesimlerini ilgilendiren ortak bir adalet meselesiyle karşı karşıyayız. Adalet; ekmek, hava, su, güven, huzur ve devlete duyulan inançtır. Adalet çökerse; ekonomi de çöker, siyaset de, vicdan da… Sonunda her şey çöker. Ülkenin en büyük ihtiyacı yeni sloganlar değil, gerçek adalettir. Adalet, bütün değerleri taşıyan lokomotiftir. Lokomotif raydan çıkarsa, hiçbir vagon insanca yaşam hedefine ulaşamaz. Esas olan; sadece yaşamak değil, insana yakışır şekilde ve onurlu yaşamaktır… #AİHM #AİHS

Sırrı Er

14,636 views • 3 months ago

Adalet yoksa İLAHİ ADALET‼️ Dünya’ya çocuk bayramı hediye eden bir milletten, çocuklara tecavüzde rekor kırıyoruz ve utanmıyorlar ‼️ Cevdet Efe Beydemir’i hatırladınız mı❓Ah Efem ah talihsiz yavrum‼️ Hani tüm Türkiye yasa boğulmuş, "ANLATIRSAM DAYANAMAZSIN BABA" diyen o küçücük yüreğin feryadı kulaklarımızda çınlamıştı. İzmir’in Selçuk ilçesinde, henüz bir çocukken hayatı karartılan Cevdet Efe’nin yaşadıkları, bugüne kadar haberleştirdiğim tüm olaylar içerisinde beni en çok kahreden, en çok üzen ve en çok kızdıran ÇOCUK İSTİSMARI vakalarından biri oldu. 8 yaşından 13 yaşına kadar, oyun oynaması gereken yıllarda öz kuzeni Mertcan Baydemir ve yanında çalıştığı kuaför kalfası Yusuf Akın tarafından sistematik olarak nitelikli cinsel İSTİSMARA maruz kalan Cevdet Efe, bu korkunç yükü yıllarca tek başına omuzladı. Yaşanan bu cehennem, bir çiftlik evinin bahçesinde ilaç içerek İNTİHAR girişiminde bulunmasıyla gün yüzüne çıktı. Evladının feryadını duyan baba Mehmet Beydemir, tüm aile baskısına rağmen geri adım atmayarak hukuk mücadelesi başlattı ancak karşısında ADALETİN sağır duvarlarını buldu. Doktor raporlarının cinsel İSTİSMARI açıkça DOĞRULAMASINA ve bir çocuğun titreyen sesinden dökülen tüm GERÇEKLERE rağmen, sanıklar tutuklandıktan sadece 28 gün sonra SERBEST bırakıldı. Mahkeme salonunda bir babanın yüzüne bakarak "Sen İSTİSMARI gördün mü?" diye soran bir yargı sistemi, Cevdet Efe’nin yaşama tutunma umudunu o gün orada yok etti. Babasının ADALET ararken aynı şahıslar tarafından 6 yerinden bıçaklanması ve saldırganın aldığı 10 yıllık cezanın bir yıl sonra afla sonuçlanması, bu haksızlıklar zincirinin en ağır halkası oldu. İSTİSMARCILARIN elini kolunu sallayarak dışarıda SERBESTÇE gezdiğini gören 16 yaşındaki Cevdet Efe, ADALETE olan inancını yitirerek annesine ait evin 9. katından kendini boşluğa bıraktı ve İNTİHAR etti. O gün sadece bir can gitmedi, ADALETE dair ne varsa o beton zemine çakıldı. Babanın o günlerde feryat ederek kurduğu "Baba Efe'nin bakışları aklınızdan çıkmasın!" cümlesi, aslında hepimizin vicdanına yöneltilmiş bir sitemdi. Ancak bu dünyada yarım kalan hesap, başka bir dünyaya kalmadan, hiç beklenmedik bir anda kapandı. Cevdet Efe’ye bu kabusu yaşatan şahıslardan Mertcan Baydemir, kullandığı motosikletle bir YABAN DOMUZUNA çarparak feci şekilde can verdi. Ki zerre kadar ÜZÜLMEMİŞTİM, tıpkı sizler gibi… Üstelik bedeni parçalanarak son nefesini veren bu şahsın akıbeti, ADALETİN bazen mahkeme salonlarında değil, hiç umulmadık bir yolun karanlığında tecelli ettiğini gösterdi. Bir ölüme sevinmek insanlığa sığmasa da, evladını toprağa vermiş bir babanın ve vicdanı yaralı bir toplumun "Hesap bu dünyada soruldu" demesine engel olunamadı. Şeytanın bile hayal edemeyeceği kadar büyük bir kötülük, yine en trajik şekilde kendi sonunu hazırladı. Ruhun şad olsun Cevdet Efe, babanın dediği gibi bakışlarını asla unutmayacağız. Çocuklara yapılan her türlü İSTİSMARIN karşısında, mağdur evlatlarımız ve ailelerinin yanındayız. Gerçek ADALETİN olmadığı her yerde ilahi ADALET elbet tecelli edecek, ediyor da….

Bircan YILDIRIM

271,241 views • 5 months ago

Zeybik, bütün divaların hayatı boyunca yaşadığı 5 kanon event: 🔹 1. Az önceki videomun konusu eski yakın kız arkadaşının eski sevgililerinden biriyle görüşmesi. 🔹 Mutlaka yaşamıştır. 🔹 Flörtleşmeye çalışır, benimki birazcık abartıp hepsiyle deniyor da neyse flörtleşmeye çalışır, sevgili olmaya çalışır, bir de dedikodusunu duyarsın, mutlaka yaşanan bir şeydir. 🔹 İkincisi flörtleştiği, bu çok önemli bir madde, flörtleştiği çocuğu belki sevgilisine düzeltip hayatından çıkıp hayatına girecek yeni kız için uygun hale getirmesi, yani eğitmesi, adam etmesi diyelim. 🔹 Bu 2. 🔹 Ortada hiçbir şey olmamasına rağmen kendisini kıskanan bir arkadaşın örgütlemesiyle bir arkadaş grubundan aforoz edilmesi, aniden aforoz edilmesi ve sonra tabii ki bizim bir suçumuzun olmadığı ve haksız olduğumuz bir konu olmadığı, dışlanmamızın sebebinin olmadığı anlaşılınca bize geri dönülmesi ve kabul etmememiz o arkadaş grubunu tekrardan. 🔹 Bu 3. 🔹 4. madde gerçekten bir divayı diva yapan has maddelerdendir bu. 🔹 Fanın olan, dünyanın en iyi insanı sandığın, hayatının aşkı sandığın çocuğun gerçekten fıs çıkması ve affedersiniz söyledikleriyle ve görüntüsüyle alakasızlığın olmaması ve onunla beraber, ya bunu yaşadıktan sonra yaşadığınız şokla beraber katettiğiniz ilerleme, hem tipselsel hem düşüncesal olarak gerçekten bir divayı diva yapan has maddelerdendir. 🔹 Yaşamadıysanız mutlaka yaşayacaksınızdır, üzgünüm. 🔹 5. madde minimum 1 yıl psikolojik bir buhran yaşamış olması, daha az da olabilir, daha çok da olabilir. 🔹 Bir depresyon, çok sıkıntılı bir dönem geçirmiş olması, divayı bu hayatta diva yapan özelliklerden biridir. 🔹 Bütün divalara selam olsun.

Netlog Medya

527,632 views • 13 days ago

Her şeye rağmen adaletin önemini anlatmaya devam edeceğim. Olur da bir gün idarecilerden birinin dikkatini çeker, vicdanını harekete geçirir. İbn Haldun, yaklaşık 700 yıl önce Mukaddime adlı eserinde devletlerin ve toplumların nasıl yükseldiğini, nasıl çöktüğünü anlatırken çok önemli bir kavram kullanır: "Asabiyet." Asabiyet; sadece bir topluluğa bağlılık değil, ortak vicdan, dayanışma ve birlikte ayakta kalabilme iradesidir. İnsanların birbirine güvenmesi, adalet duygusunda buluşabilmesidir. İbn Haldun’a göre bir toplumun çöküşü ekonomik krizle başlamaz önce ruhunda başlar. Liyakat kaybolduğunda, adale zedelendiğinde başlar. Adalet çökerse güven çöker. Güven çökünce asabiyet çözülür. İnsanlar birbirine yabancılaşır. Herkes sadece kendini kurtarmaya çalışır. İşte toplumları içten içe çürüten şey tam olarak budur. İbn Haldun ayrıca şunu söyler: Devletler, halktan koptuklarında zayıflar. Lüks ve gösteriş arttığında, yük halkın omzuna bindiğinde, korku düşüncenin yerini aldığında çöküş hızlanır. Bugün belki de en çok ihtiyaç duyduğumuz şey; yeniden ortak bir vicdan inşâ etmektir. İnsanların birbirini etiketlemediği, farklı düşüncelerin düşmanlık sebebi sayılmadığı, hukukun herkese eşit uygulandığı bir düzen kurabilmektir. Bir toplumu ayakta tutan adalet duygudur. Adaletin olmadığı yerde hiçbir şey varlığını devam ettiremez. O yüzden sessizliğin bedeli ağırdır...

Sırrı Er

12,547 views • 2 months ago

Amerika ve İsrail'in bombaladığı Minab'daki ilkokulda iki çocuğunu kaybeden Mohaddeseh Falahat'ın Birleşmiş Millet İnsan Hakları Komisyonu'na yaptığı konuşma. "Ben bir anneyim. Hâlâ Mehdi ve Amin'in odasının önünden geçerken, kapıyı açıp onları her zamanki gibi yataklarında uyurken ya da orada oturup resim yaparken görme dürtüsü hisseden bir anne. Ama oda sessiz. Bir evin olması gerekenden çok daha sessiz. O sabah da diğerleri gibiydi. Kapının önünde ayakkabılarını düzeltmek, saçlarını taramak ve sırt çantalarını omuzlarına asmak benim için bir rutindi. Bunun son kez olacağına dair hiçbir işaret yoktu. Kapıdan çıkarken sadece 'Anne, okuldan sonra gel bizi al' dediler. O basit cümle şimdi zihnimde binlerce kez yankılanıyor ve her seferinde kalbim acıyla yanıyor. Hiçbir anne, çocuğunu gülümseyerek okula gönderip karşılığında sadece... sessizlikle karşılaşacağını düşünmez. Hiçbir anne, 'Çocuğun geri gelmeyecek' sözlerini duymaya hazır değildir. Bugünlerde ne zaman bir çocuk görsem, bir an için... belki... belki benim çocuklarım Mehdi ve Amin olsaydı, onlar da tıpkı böyle koşuyor, tıpkı böyle gülüyor, tıpkı böyle yaşıyor olurdu diye düşünüyorum. Nevruz için büyük bir neşeyle aldığım kıyafetler hâlâ orada; yarım kalmış defterleri ve hayalleri de... yazmaya devam etme fırsatı bulamadıkları hayalleri. Ben sadece yaslı bir anne değilim. Hayır. Ben, çocuklarını güvende olacaklarına inanarak okula gönderen tüm annelerin sesiyim. Okul; çovukların geleceklerinin bir anda söndürüldüğü bir yer değil öğrenme, kahkaha yeri olmalıydı. Bu trajedinin unutulmasına izin verilmemeli. Gerçekler aydınlatılmalı; İsrail ve bu acının müsebbibi olan Amerika hesap vermelidir. İntikam için değil, adalet için. Böylece dünya çocukların hayatının değersiz olmadığını bilsin ve hiçbir anne baba bir daha böyle bir bekleyişe katlanmak zorunda kalmasın."

Mehmet Toprak

25,760 views • 4 months ago

⚫ 13 yıl önce Şırnak Uludere Roboski'de 34 köylü Türk Silahlı Kuvvetlerine ait F-16 uçaklarının bombalaması sonucu yaşamlarını yitirdi. 🔴 Genelkumay Başkanlığı ertesi gün açıklama yaptı. Irak'tan Türkiye'ye doğru bir grubun hareket halinde olduklarının tespit edilmesi üzerine böyle bir bombalamanın yapıldığı ifade etti ancak o grup 17'si çocuk, 34 köylüydü. 🔴 Daha sonra da köylülere tazminat teklifi yapıldı, köylüler bu tazminatı kabul etmediler. ➡️ Sonra ne oldu? Meclis İnsan Hakları Komisyonu bizim başvurumuz üzerine bir alt komisyon kurdu. O alt komisyon çalışmalar yaptı. ➡️ Adalet ve Kalkınma Partisi çoğunluğu gerçek sorunları ortaya çıkaracak bulguların rapora geçirilmesini engelledi ve sorumluları aklayan gerçek sorunları göstermeyen bir rapora imza attı. Biz de muhalefet şerhimizi yazdık. ➡️ Peki Savcılık makamları ne yaptı? Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, sonra Genelkurmay Askeri Savcılığı soruşturma yapmamak üzere kendisini görevli kıldı, delil toplamadı. ➡️ Savcılıklara, yeterli bilgiyi vermediler ve sonuçta hiçkimse sorumlu değil diye bir takipsizlik kararı verildi. Bu karara itiraz edildi. O itirazlar reddedildi. ➡️ Anayasa Mahkemesine gidildi. Avukatların da ihmali olduğu gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi dosyaya bakmadı. Süre yönünden reddetti. ➡️ Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine gitti. Uluslararası ilişkiler ve usul kuralları dikkate alınarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de bu başvuruya bakmadı ve sonuçta hiçbir sorumlu ortaya çıkmadan bu mesele yargı makamları tarafından kapatıldı. ❌Kamunun vicdanında, bizlerin vicdanında, yakınları, çocukları, eşleri ölen anneler nazarında, babalar nazarında, aileler nazarında bu dosya kapandı mı? Hayır kapanmadı. Niye? Adalet gerçekleşmedi. ⚫ 34 köylü F-16 uçaklarından atılan bombalarla öldürüldü. Bir siyasi sorumlu ortaya çıkmadı. Bir tek siyasi sorumlu ortaya çıkmadı. Talimat veren ortaya çıkmadı. Bu yanlış denilen istihbaratı kimin verdiği faili meçhule gitti. 🔴 Biz unutmadık, unutmayacağız. adalet gerçekleşene kadar da Roboski, Roboski, Roboski demeye devam edeceğiz. 🔴Mutlaka bir gün, hem siyasi sorumlularını hem de bu işi yapanları mutlaka sorumlu olanları yargı öne çıkaracağız. ❗Roboski'yi unutmayacağız! #RoboskiKatliamınıUnutma #Roboski #RoboskiKatliamı #Uludere #UludereKatliamı

Sezgin Tanrıkulu

94,416 views • 1 year ago

1980’li ve 1990’lı yıllarda Adana’daki devlet hastanelerinde, özellikle Adana Doğumevi’nde yaşanan “ölü doğdu” denilerek ailelerden alınan bebeklerin aslında çalınıp yurtdışına satıldığı iddiaları, yıllardır Türkiye’nin en karanlık sırlarından biri olarak gündemde kalmaya devam ediyor. Leyla Kılınç’ın 2017’de Esra Erol aracılığıyla bir televizyon programında anlattığı hikâye bu trajedinin en çarpıcı örneklerinden biri: 1987’de sezaryenle doğum yapan Kılınç’a yanlış kan nakli yapılmış, günlerce komada kalmış, uyandığında ise bebeğinin öldüğü söylenmiş ve cenazesi hiç gösterilmemişti. Benzer hikâyeler o dönemde yüzlerce aileden geldi; bebekler “ölü” ilan ediliyor, ailelere cenaze verilmiyor, kayıtlar siliniyor ya da yok ediliyordu. İş adamı Aslan Menderes Yaşar gibi bazı isimler bu organize ağı ifşa etmeye çalışmış, ancak ağır işkencelere maruz kalmış ve susturulmuş. İddialara göre bebekler Incirlik Üssü üzerinden yurtdışına satılıyor, bu ticaretin içinde doktorlar, hemşireler, memurlar ve üst düzey yetkililer bulunuyordu. O dönem maalesef üstü kapatılmış olsa da son Epstein dosyalarında Türkiye’den çok sayıda küçücük çocuğun da yer aldığının açıkça geçmesi Epstein dosyalarının ortaya çıkardığı küresel çocuk kaçakçılığı ağlarıyla bağlantı kurularak bu eski dosyanın yeniden açılması bir zorunluluk halini almıştır. Dahası 2023’te Adana’daki hastane arşivlerinde çıkan ve birçok kişinin bu yangınların delilleri yok etmek için kasıtlı çıkarıldığını düşünüyor olması bu meselenin yeniden açılarak Türkiye’nin Ebstein kolunun mutlaka açıklığa kavuşturulması gerekliliğini zorunlu hale getiriyor. Resmî makamlar bugüne kadar ciddi bir soruşturma başlatmamış olsa da, sosyal medyada ve kamuoyunda büyüyen tepki, bu utancın üzerinin örtülmesine izin vermiyor. Çocuklarımızın geleceği için, kaybolan bebeklerin hesabının sorulması, faillerin yargılanması ve böyle bir karanlığın bir daha yaşanmaması için hepimiz sessiz kalmamalı, gerçeğin peşini bırakmamalı, sesimizi yükseltmeye ve adalet talep etmeye devam etmeliyiz; çünkü o bebekler bizim çocuklarımızdı ve onların hak ettiği adalet, bugün doğan her çocuğun güvencesidir.

Prof. Dr. Veysi Ceri

23,681 views • 6 months ago

Tam 3 yıl! Mahra Melinsiz geçen 3 yıl! #MahraMelinPınar Bir anne, babanın duyabileceği en acı haberi almasının üzerinden geçen 3 yıl! Her anı azap, her anı elem, her anı keder! Sevgili Mahra Melin, sen gittin gideli güzel kızım, annen, baban ve seni tanımadan seven yüzlerce insan başka hiçbir çocuk senin yaşadığın korkunç olayı yaşamasın diye mücadele ediyor. 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu köpeklerin başıboşluğuna son verecek şekilde değişti. Baban sana verdiği sözü tuttu güzel kızım! Şimdi artık kanunun uygulanarak, başıboş köpeklerin toplanmasını bekliyoruz. Çok zor oldu Mahra Melin. Kanunun değişmesi de uygulanmasını sağlamak da çok zor oldu ! Her geçen gün anne babanı sana biraz daha yaklaştırıp hayata dair umutları yavaşça soldursa da nefes aldıkça devam eden hayat, bizleri gördüğüne olan inancımızla elimizden geleni yaptık. İnsanlar, seni tanımadan sevdi Mahra Melin, kalbimizin en sıcak köşesi senin yerin. Bir gün ülkemizin başıboş köpeksiz sokaklarında çocuklar huzur içinde korkusuz oynadıklarında ismin hep anılacak, hep sevilecek, hiç unutulmayacaksın Mahra Melin ! Recep Tayyip Erdoğan Erdoğan Dijital Medya Cevdet Yılmaz T.C. Cumhurbaşkanlığı T.C. İletişim Başkanlığı Ali Yerlikaya T.C. İçişleri Bakanlığı T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı İbrahim Yumaklı Fahrettin Altun Yılmaz TUNÇ T.C. Adalet Bakanlığı Yusuf Tekin T.C. Millî Eğitim Bakanlığı #5199Yürürlüktedir

Güvenli Sokaklar Derneği

95,954 views • 1 year ago

İçerik üreticisi Elvin Levinler bir yıl önce geçirdiği kalp operasyonu hakkında konuştu: ''Bir sene önce kalbimden bir ameliyat geçirdim, tam babamın öldüğü gün. Ameliyat olacağım gün hastaneden apar topar çıktım ve tekrar hastaneye geri döndüm. Bu geçirdiğim ameliyat bir ablasyon ameliyatıydı. Ablasyon kalpteki ritim bozukluğunu düzeltmek için yapılan bir işlem. Kalbin elektrik sistemiyle ilgili. Benim zaten eskiden beri devam eden bir ritim bozukluğu problemim vardı. Babamın rahatsızlığıyla birlikte son iki senede bu ritim bozukluğu o kadar arttı ki ben gün içerisinde kalbimin içerisinde bir kuş çırpınıyor gibi hissediyordum. Dışarıdan cihazlarla baktığımda da hiçbir şey yapmıyorken kalbimin 170-180 attığını görmeye başladık. Babamın hastalığı nedeniyle yaşadığım üzüntüyü deşarj etmek için aşırı spora yöneldim; kahveyi bırakıp günde 2-3 bardak matcha içmeye başladım. Bu yoğun stres, yüksek kafein ve zayıflama sonucunda hormonlarım bozuldu, regl düzenim kesildi ve çarpıntılarım başladı. Ancak tüm bu fiziksel bedellere rağmen, benim için en önemli şey babamın sağlığı ve onunla geçirdiğim vakitti. Ben zaten iyiyim sağlıklıyım ve bana bir şey olmaz diye düşünüyordum. Sonra bu çarpıntım o kadar artmaya başladı ki gerçekten gece yatarken Bülent "Elvin yatak sallanıyor" diyordu. Kontrole gidince, doktor "Bunu daha fazla ertelemeyelim" dedi. Çok şükür ameliyat çok iyi geçti. Ben o dönemden sonra kendime daha iyi bakmaya, hormonlarımı iyileştirmeye, kalbimi daha çok dinlemeye karar verdim.''

Jurnal

22,218 views • 6 months ago

Bugün Afrin'de durum biraz normalden daha gergin. Bir gün önce Afrin kırsalında yer alan Hacı Hasanke köyünde, kendilerine ait Güneş enerji panalleri çalınmasın diye nöbet tutan 16 yaşındaki bir çocuk, hırsızlar tarafından maalesef öldürüldü. Olay sonrası, güvenlik güçleri derhal olayla ilgili soruşturma başlattı. Çocuğun taziye çadırına ziyarete gelen ENKS Üyesi Ahmed Hasan, bölgede gerilimin tırmanmasına neden olabilecek tehlikeli taleplerde bulundu. Ahmed Hasan'ın acılı ailenin taziyesini bir siyasi arenaya çevirmesine yol açabilecek tehlikeli konuşmasının kısaca özeti " Bu cinayeti işleyenleri hesap vermesini talep ediyoruz. Arıca, bölgedeki tüm askeri grupların Afrin'den çıkarılması ve savaş nedeniyle Afrin'e göç eden insanların tamamının kendi İl'lerine gönderilmesini talep ediyoruz. Diktatör Beşşar Esed rejimi devrilmesi sonrası, burada kalmaları için hiçbir sebep kalmamıştır." Bu konuşması sonrası, bugün Afrin'de 10 kişilik 15 - 18 yaşlarındaki bir grup Afrin'e bağlı Nevruz bulvarında Protetso düzenlediler. Protesto düzenleyenlerden bazıları Emniyet güçlerine tutuklandı. Halep Valiliğine bağlı Afrin bölge sorumlusu Mesut Battal'ın tutukluların serbest bırakılmasını emretmesi sonrası serbest bırakıldılar. Olayların akabinde, Afrin'e göç etmiş Deirezzor, Haseke ve Rakka'lılar, SDG'nin topraklarından çıkmadan Afrin'den çıkmayacaklarını belirttiler. Cezire'den göç ettirilmiş Arapların söylediklerinin Kısaca özeti, " biz burada kalkmaktan çokta memnun değiliz. Evlerimiz ve topraklarımızın SDG işgali altında. Onlar topraklarımızdan çıksınlar biz de evlerimize dönelim." Açıkcası, yaşanan gelişmelerin ve yükselen tansiyonun bir plan dahilinde işledeğini düşünüyorum. Afrin'de kendi evlerine dönmek isteyen Kürtlerin, evinde oturan kişinin çıkmasını talep etmek en doğal hakkıdır. Aynı şekilde, Afrin'de oturan Arabın'da döneyim hayal ettiği evinden ve toprağından SDG'nin çıkarılmasını talep etmekte en doğal hakkıdır.. Ayrıca, bölgede provakatif eylemler ve videolar çekenler oluyor. Bu da iki taraf arasındaki gerginliğin daha da tırmanmasına neden oluyor.

İbrahim Bozan

15,921 views • 1 year ago