Загрузка видео...

Не удалось загрузить видео

На главную

Ne kadar acı bir durum...😔 Gerçeklerin er yada geç ortaya çıkması gibi pis bir huyu var.. İzmir'in altyapısını en son.. İzmirlilerin, 100 senedir hergün sövdüğü Abdülhamid Han yapmış.. İnsan.. Dinlerken ve izlerken utanıyor Yaa sen İzmir...? Çok vefasızmışınız bee..😠

71,788 просмотров • 2 лет назад •via X (Twitter)

Комментарии: 10

Фото профиля CanEsra🇹🇷
CanEsra🇹🇷2 лет назад

Osmanlı kırıntılarıyla yaşıyorlar, Osmanlıya laf ediyorlar.. İzmir laik tir laik kalacak...

Фото профиля Ters Bayrak
Ters Bayrak2 лет назад

Serdarı Hakan Abdülhamid Han Osmanlı kıtalara hükmetti adaletiyle azametiyle merhametiyle sömürmedi Soykırım yapmadı. 🇹🇷🇪🇭 Soykırım vaaaar !

Фото профиля Gökçen
Gökçen2 лет назад

İzmir müzelerinde tarihî eser olarak tutulmalı bence kapaklar. Ayrıca izmirlilere de kapak olsun.

Фото профиля atillacbl67
atillacbl672 лет назад

İzmirliler uykudan uyanır mı dersiniz.

Фото профиля aksiseda
aksiseda2 лет назад

Şimdi Abdülhamid han 'ın heykelini diksinler bakalım

Фото профиля An eye for an eye motherfucker
An eye for an eye motherfucker2 лет назад

Utanan sorgulayan izmirli var mıdır ki?

Фото профиля Fatma can küçükdemir🇹🇷
Fatma can küçükdemir🇹🇷2 лет назад

İzmir gavur İzmir .......

Фото профиля VATANPERVER
VATANPERVER2 лет назад

Kapaklardan sağlam olanları inş. atmazlar.Müzeye koymak lazım.Ciddiyim. Avrupalılar ne bulsa saklıyor. Biz atıyoruz.

Фото профиля Emir.
Emir.2 лет назад

İlahi Ya Rabbi sen nelere kadirsin. Resmen Gözlerine soktun bu boruları Ama yine de görmezler

Фото профиля Fatma Er Akın 🇹🇷
Fatma Er Akın 🇹🇷2 лет назад

Ulu Sultan'ın “Getirdiğim suyu kana kana içip, boğazları kuruyana kadar bana bana küfür edecekler” dediği zamanlardayız

Похожие видео

Sana kötü bir şey söylendiği zaman sadece, “Öyle mi?” de, rahatla. Olumsuz bir şey duyduğunda, “Aman boş ver.” de, aldırma. Canını sıkan bir şey olduğunda, “Allah kerim.” de devam et yoluna. Umutsuzluğa düştüğünde dua ipine sarıl, azimle çalış, “Rabbim çalışana verir.” de, mücadeleden vazgeçme. Çok hayırsız insanla karşılaşacak, vefasızlığa uğrayacaksın “İmtihan dünyası.” de geç git, sen onlar gibi olma. Hayat insana bir şey vermez, sen alabildiği al, “Neden daha fazla yok?” diye sorgulama. Mutluluk çoğu zaman seferi ertelenmiş tren gibi hep geç gelir “Öf” deme, sabret ve bekle, ama bulduğunda asla bırakma. Yaşamak göz açıp kapayıncaya kadar geçip gider. Her aldığın nefesi keyifle, her yaşadığın anı neşeyle geçir; geçmişin acılarına, geleceğin hayallerine takılma. Yirmi yaşında ölüp seksen yaşında mezara girme. İstediklerin olmayınca şımarık bir çocuk gibi isyan etme. Seni Yaratan mutlaka bir hesap yapıyordur. Sana düşen evinin önünü süpürmek, ilk işe oradan başla. Allah’tan hep karşına iyi insanlar çıkarmasını iste ve onları biriktir. En çok sevdiklerin sana en çok değer verenler olsun, ama sakın onları çantada keklik görüp bülbül avına koşma. İnsanlarla gereksiz yere tartışma, “Selam.” de, geç git öfkesi zirve yapmış olanlarla yarışıp şeytan ipine binme. İlk sen özür dile, ilk sen affet ilk sen merhaba de. Varsın ne düşünürlerse düşünsünler sen bunu kendine saygın için yap nefsine mağlup olma. İnsanlar eleştiri yapmaya bayılır sadece bir kez dinle ve cevap verme. Özeleştiri yap, o davranış sende varsa düzelt yoksa bir daha konuşulanlara kulak asma. Hayatta en değerli insan sensin. Kendini kimseye onaylatmana gerek yok. Yüreğinin gücünün, aklının muazzamlığının ve gönlünün enginliğinin farkına var hayatı başkalarının insafına bırakma. Yaşarken özü başka, sözü başka, yüzü başka insanlar göreceksin. Hangi elbiseyi giyiyorsan ona göre davran. Dışın Mevlâna için Ebu Cehil gibi olmasın sakın ha!.. İnsanları yargılama, dedikodu yapma, günahına şahitlik etmiş olsan bile tövbesinden haberin olmayabilir bir de onun günahlarını sen üzerine alma. Çünkü sen çünkü sen çok özel bir insansın unutma…. "Kendine Bir İyilik Yap" Kitabımdan

Zekeriya EFİLOĞLU

27,457 просмотров • 5 месяцев назад

Sana kötü bir şey söylendiği zaman sadece, “Öyle mi?” de, rahatla. Olumsuz bir şey duyduğunda, “Aman boş ver.” de, aldırma. Canını sıkan bir şey olduğunda, “Allah kerim.” de, devam et yoluna. Umutsuzluğa düştüğünde dua ipine sarıl, azimle çalış, “Rabbim çalışana verir.” de, mücadeleden vazgeçme. Çok hayırsız insanla karşılaşacak, vefasızlığa uğrayacaksın, “İmtihan dünyası.” de, geç git, sen onlardan olma. Hayat insana bir şey vermez, sen alabildiği al, “Neden daha fazla yok?” diye sorgulama. Mutluluk çoğu zaman seferi ertelenmiş tren gibi hep geç gelir “Öf” deme, sabret ve bekle, bulduğunda asla bırakma. Yaşamak göz açıp kapayıncaya kadar geçip gider. Her aldığın nefesi keyifle, her yaşadığın anı neşeyle geçir; geçmişin acılarına, geleceğin hayallerine takılma. Yirmi yaşında ölüp seksen yaşında mezara girme. İstediklerin olmayınca şımarık bir çocuk gibi isyan etme. Seni Yaratan mutlaka bir hesap yapıyordur. Sana düşen evinin önünü süpürmek, ilk işe oradan başla. Allah’tan hep karşına iyi insanlar çıkarmasını iste ve onları biriktir. En çok sevdiklerin sana en çok değer verenler olsun, sakın onları çantada keklik görüp bülbül avına koşma. İnsanlarla gereksiz yere tartışma, “Selam.” de, geç git öfkesi zirve yapmış olanlarla yarışıp şeytan ipine binme. İlk sen özür dile, ilk sen affet ilk sen merhaba de. Varsın ne düşünürlerse düşünsünler sen bunu kendine saygın için yap nefsine mağlup olma. İnsanlar eleştiri yapmaya bayılır sadece bir kez dinle ve cevap verme. Özeleştiri yap, o davranış sende varsa düzelt yoksa bir daha konuşulanlara kulak asma. Hayatta en değerli insan sensin. Kendini kimseye onaylatmana gerek yok. Yüreğinin gücünün, aklının muazzamlığının ve gönlünün enginliğinin farkına var hayatı başkalarının insafına bırakma. Yaşarken özü başka, sözü başka, yüzü başka insanlar göreceksin. Hangi elbiseyi giyiyorsan ona göre davran. Dışın Mevlâna için Ebu Cehil gibi olmasın sakın ha. İnsanları yargılama, dedikodu yapma, günahına şahitlik etmiş olsan bile tövbesinden haberin olmayabilir bir de onun günahlarını sen üzerine alma. Kendine Bir İyilik Yap Kitabımdan Zekeriya EFİLOĞLU Eğitimci-Yazar

Zekeriya EFİLOĞLU

32,729 просмотров • 1 год назад

Yaşadığın travmalar seni sevgisiz yapmış olabilir… Ödediğin o çok ağır bedeller seni sertleştirmiş olabilir… İçinden çıktığın hikayeler kalbini kaskatı yapmış olabilir… Sen tüm bu hikayelerin unutulup gidecek bir karakteri olamazsın… Her karesinde imzanın bulunduğu bu senaryonun figüranı olamazsın… Tüm o kırılganlıklarından kurtulmak için acımasız ve insafsız bir şeye dönüşemezsin… İnsan olmamın acılarını böyle unutamazsın… Bırak da acısın Güzellik Acıyınca insan olduğumuzu hatırlıyoruz Acımasız bir canavara dönüşünce değil… Bırak yansın yüreğimiz buz kesilmesindense. Katil olmaktansa onurluca ölelim… Mazlum iken insanı anlayabiliyoruz zira, zalim iken değil… Bu yolculuk sadece bu dünyada kalsaydı Ve sadece bedenden ibaret varlıklar olsaydık. Bir hesap günü olmasaydı… Bir ilahi adalet olmasaydı… Bir büyük mizan ve kılı kırk yararcasına bir mahkeme olmasaydı ben de sana katılır “hadi yakıp yıkalım” derdim… “Acıttıkları kadar acıtalım insaf etmeyelim. Gözünün yaşına bakmayalım” derdim Çünkü onlar bakmadılar… Can çekiştiğini görip sustular Hatta acına güldüler… Ölümünü sessizce izlediler… Ama sen intikam almaya değil İnsan olmaya geldin güzellik… Hz İnsan olmaya… Paha biçilmez bir varlık olarak geldin Allah seni en şerefli varlık olarak yarattı… (Tin Süresi 4. Ayet) Şartlar ne olursa olsun o değerini düşürme… Ne olursa olsun Sevgide kalma sözün var Zihin senin hapishanen ve orada sıkışıyorsun. Kalbe inemezsin o milyonlarca soruyla şüpheyle… İmtihan bir değil çeşidi çok fazla. Aynı anda tüm derslere sokuyorlar… İnan düşündüğün gibi basit değil bu devir… Ve bizden önceki dönemler gibi tane tane anlatmıyor hocalar…. Hayat hazırlanmadığın yerden sınav, hazır olmadığın branştan beş anadal birden yaptırıyor… Sorular hiç bilmediğin yerlerden çıkıyor. Ama sen bunları da seçtin ve bunları da yazdırdın kontratına… “Sevgiyi öğreneceğim Rabbim” dedin. “Koşulsuz sevmeyi öğrenip ne olursa olsun sevgide kalacağım. Kırgınlık ve dargınlığı bir kenara bırakıp kalbimi daha geniş bir sevgiye açacağım” sözünü verdin. Lütfen o sözünde dur. Bak gizleyemiyorsun gözlerinden damla damla sevgi akıyor. Daima sevgide kal Güzellik Çünkü ruhun iyileşiyor. Sevgilerimle ~Akaşa~

Akasha Oku/yorum

17,755 просмотров • 1 год назад

Son yazılı postumda bir kıza direkt aşık olma triplerine girmenin neden kötü bir yol olduğundan bahsetmiştim, orada bahsedilen sebeplerden dolayı ‘aşık oldum’ şeklinde bir giriş ideal değil. İkinci durum ise kız sevgilim var diyince onu sorgulamaya başlaması, adı ne, ne zamandır sevgilisiniz vs. Bunu yapmaya başladığınız andan itibaren kıza sana çok duygusal yatırım yaptım, seni aklımda göklere çıkardım, sana muhtaç ve özgüvensiz hissediyorum demeye başlamış oluyorsunuz ve doğal olarak bu sizi itici kılıyor. Adam bununla da kalmayıp ‘yedek olabilir miyim’ diyerek iyice sıçıp sıvıyor. Hiçbir zaman bir kızın sizi yedek olarak tutmasına izin vermeyin, bunu anladığınız andan itibaren iletişimi komple kesin, ona ne kadar duygusal yatırım yapmış olmanız umrumda değil, ya keser ve bir süre acı çekip kurtulursunuz ya da yıllarınızı ‘belki verir’ diye düşünerek çöpe atarsınız, seçim sizin. Peki bunun yerine ne yapılabilirdi? Girişi çok daha basit tutarak bir iltifatta bulunabilirdi ve oradan şakacı ve umursamaz bir şekilde ‘gym’den geliyorsun gibi bir havan var, ağırlıkları yerine koymayıp yine herkesi çıldırttın demi’ gibi hem role play’e kayan hem de sataşmalı bir şekilde açılışını sürdürmesi çok daha iyi olurdu ve ayrıca bunu yaparak hemen ‘sevgilim var’ direncini yememe ihtimali artardı. Yapabileceği diğer şey ‘ben zaten sevgilin olmak istemiyorum’ diyip bu konu hiç açılmamış gibi devam etmesi olurdu. Bir diğer hatası ise bunca sevgilisini sorgulaması üzerine gidip hemen ardından instagramını istemesi oldu, yani tüyü dikti burada. Şunu her zaman söylüyorum, numarayı, instagramı herkes alır, önemli olan nasıl aldığınız. Kız size ilgi işaretleri vermiyorsa, sorular sormuyor, konuşmayı devam ettirmeye çalışmıyor, bitsede gitsek tribinde duruyorsa o kızdan numara, instagram almanın mantığı yok çünkü %99.99 dönmeyecek. Bu noktada yapabileceği şey sevgili muhabbetinden sıyrılıp, konuşmaya daha eğlenceli, sataşmalı bir havada devam edip, kızdan ilgi işaretleri gördüğü takdirde daha çok onun konuşmasını sağlayıp numaraya gitmek olurdu (tabi instant date mümkün değilse).

negan gündüz oyunu

34,051 просмотров • 6 месяцев назад

🚨"Mohammed Salah'ın Trabzonspor'a transfer süreci" 🗣️Hasan Arda Kaşıkçı: "Beşiktaş'ın elinden aldığı gibi bir durum yok. Olayı da söyleyeyim öğrendiğim kadarıyla. Muhammed Salah bundan bir ay önce eşi Arabistan'da yaşamak istemediği için bu A İttihadlar, maliddiyatlar buralarda yaşamak istemediği için.. Muhammed Salah Noel kutlayan Arap. Biraz bizim ülkedeki seküler Müslümanlar gibi. Aslında bizim gibi yaşıyor biraz. Gece takılıyor Mikanos'ta tatil yapıyor gece kulübüne de gidiyor. Ama eşi bir yandan kapalı ama bir yandan Noel de kutluyor falan filan. Böyle bir aragaz bir adam. Öyle olduğu için benim anladığım eşi Arabistan'a çok sıcak bakmadı. Bir de geçen sene galiba Bodrum'dan bir ev aldı. Sadece Bodrum'dan ev almamış Salah. Salah Türkiye'nin başka yerlerinde de tatil yapmış. Bu bitti ama galiba Trabzon'a da gitmiş eşi. Bu Araplar falan çok gidiyorlar ya Uzun Göle, Muzun Göle. Galiba Trabzon'a da gitmiş. Trabzon'u da beğenmiş. Ama dört büyük kulübe öneriliyor. Yani Muhammed Salah konusunda ne düşünürsünüz? Bu adam kulüp arıyor. İyi bir maaş istiyor ama işte Avrupa'dakinden fazla istiyor, Arabistan'dakinden az istiyor. Zaten tam oraların adresi oldu Türkiye artık. Yani Arabistan'a gitmek istemiyorum ama çok para istiyorumun adresi oldu. Dört büyük kulübe öneriliyor. Fenerbahçe o dönem Greenwood'u bitirdi bitirecek istemiyor. Galatasaray'da Sane var istemiyor. Beşiktaş ve Trabzonspor kalıyor. Trabzonspor zaten bu bütün Beşiktaş süreci içerisinde Trabzonspor'da var. Beşiktaş kadar iş sakız olmuyor. En başta bir ilgi alıyorlar. Ondan sonra kendi aralarında değerlendiriyorlar ve 10 gün içinde transferi bitiriyorlar. Son 10 günde giriyorlar. Ama Trabzonspor'a da öneriliyor zaten. Yani bir hijack operasyonu gibi değil de herkese önerildi. Trabzonspor'un teklifini cazip geldi ve Trabzonspor aldı gibi bir durum var. Çok büyük transfer dediğim gibi çok da büyük bir operasyon bu. Ertuğrul Doğan'ın yalanlamaları falan ya. Böyle yapılır. Böyle yapılır. Bu işler böyle olur."

emrex1

523,650 просмотров • 1 месяц назад

SIĞIRCIK SÜRÜSÜ Dan Brown’ın yeni kitabı “Sırların Sırrı”’nı okudum. Diğer kitapları gibi, gerilimi, heyecanı yüksek. Bu defa bilinç, beyin ve ölüm temaları üzerinden romanını kurgulamış. Hararetle tavsiye ederim. Bugün onun kitabının bende çağrıştırdıklarından bir kısmını paylaşacağım. Beyin bir araba radyosu gibidir. Hayat yolculuğunuz boyunca size yayın yapar. Bazen cızırtılı, bazen pürüzsüz; seçimler yaparak yola devam edersiniz. Ayar düğmesi, yakalamak istediğiniz frekansı seçebilmenizi sağlar. Radyonun tüm istasyonları alma kapasitesi vardır. Ayar düğmesi olmasa tüm frekanslar aynı anda çalar. İnsan beyni de aynı şekilde çalışır. Beynin çok fazla uyaranla yüklenmesini önlemek için bir dizi filtresi, ayar düğmesi vardır. Bizim ışık ve ses algılarımız filtrelenmiştir. Mozart zamanında müzik, sadece gerçek zamanlı enstrüman çalan canlı müzisyenlerden gelirdi. Mozart, radyodan gelen sesi duyduğunda gerçeklik algısı nasıl değişirdi acaba? Müzik artık tüm çevremizde var. Beyinlerimiz bunu duymak için istasyona ayarlanıyor. Beyin bir alıcı ve kendi eşsiz istasyonuna ayarlı. Alışma da filtrelemenin bir başka çeşididir. “Filtrelenmiş gerçeklik” kadimde de var. Sufiler; “zihni” ilahi bilincin ışığını gizleyen bir örtü olarak tarif eder. Budistler; Egonun, evrenden ayrı olduğumuzu düşündüren engelleyici bir lens olduğunu söyler. Modern nörobilim, Beynin gelen verileri filtrelediği biyolojik mekanizmaya GABA diyor (GABA = Gama Aminobütirik Asit). GABA; fazla girdiyi ayıklamak için beynin bazı bölümlerini kapatıyor. Aynı radyodaki gibi, alımı tek frekansla sınırlarken onlarca frekansı engelliyor. Biz büyüdükçe GABA seviyemiz düşüyor, dünyadan daha fazla şey almaya başlıyoruz. GABA beynin frenleme mekanizması, bilinci anlamanın anahtarıdır. Kaldıramayacağımız şeylerin deneyimlenmesini engelleyen koruyucu bir perdedir. Eğer filtre yani bu ayar düğmesi olmasa ve beyin birkaç istasyonu birden net duyulur şekilde çekmeye başlarsa, bu fazlasıyla akıl karıştırıcı olabilir. Şizofreni, çoklu kimlik bölünmesi, kafanın içinde sesler duyması, çoklu kişilik bozukluğu gibi rahatsızlıklara yol açabilir. Yeni doğan bebeklerin filtreleri bisikletlerdeki yan tekerlekler gibidir. Bebek beynini çok sayıda uyarandan korur. İnsan olgunlaşıp, bilgisini arttırdıkça, GABA seviyesi yavaşça düşmeye başlar, daha geniş bir anlayış kazanırız. İşte o zaman o algılayamadığımız gerçekler ortaya çıkar. Daha büyük bir kapsayıcılık ve birliktelik duygusuyla var olan farklı bir gerçeklik görünmeye başlar. Bu berraklıkla; bütün halindeki bir tür olduğumuz artık tartışmasız hale gelir. Gökyüzündeki bir sığırcık sürüsünü izlerken tek tek sığırcıklardan oluştuğunu biliriz ama seyretmeyi cazip kılan ve kendisini seyrettiren şey sürünün birlikte hareketidir. O toplu hareketi tek bir organizma gibi kabul ederiz. Sığırcıkların birlikte hareket etmelerinin sebebi birbirlerine bağlı bir sistemleri olmasıdır. Tıpkı birleşerek bizi oluşturan vücudumuzdaki hücreler gibi. Bir beden, bir birey olarak içinde bulunduğumuz topluluğu ne kadar büyütürsek, ne kadar büyük bir topluluğun üyesi, parçası olduğumuzu idrak edersek, GABA seviyemiz o kadar düşecek, algıladığımız gerçek o kadar büyüyüp genişleyecektir. Ne yazık ki; Kendimizi yalnız bireyler olarak görüyoruz ve çok daha büyük bir organizmanın parçaları olduğumuzu unutuyoruz. Hissettiğimiz yalnızlığın sebebi gerçeği göremeyişimiz. Ayrı oluşumuz bizim en büyük yanılgımız. Genişlemiş bilinç, evrensel bağlantı, sınırsız sevgi, ruhsal uyanış, yaratıcılık... Tüm bunlar erişilmez gibi görünebilir. Sanki özel dehalara veya bazı nadir deneyimlere özgüymüş gibi gelebilir. Bu doğru değil. Hepimizde bu kapasite var. Einstein ile bitireceğim; İnsan bizim evren dediğimiz bütünün bir parçasıdır. İnsan kendisini, düşüncelerini ve duygularını diğerlerinden ayrı görür. Bu kendi bilincinin bir tür optik yanılsamasıdır. Ve bu yanılsama bizim hapishanemizdir. İşte o nedenle özgürlük en büyük zenginliktir. Kıymetini bilin, eksikliğini gidermeye bakın.. GABA’yı indirin, Özgürlük içinde, Sağlıcakla kalın..! İzmir 1 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu, Koğuş B/63, Buca - Kırklar 19 Kasım 2025

Tunç Soyer

15,076 просмотров • 10 месяцев назад

“İki annemle aynı evde yaşıyorum” diyerek annesi ve annesinin kumasıyla yaşamanın avantajlarından bahseden kadın: • Aynı evin içerisinde iki anneyle yaşıyorum. Bu anneanne veya babaanne değil arkadaşlar, benim iki tane annem var. • Şimdi iki annenin olmasının iyi yanı, kötü yanı, avantajları ve birazcık dezavantajlarından konuşalım. • En güzel avantajlarından biri, ben prenses gibi büyüdüm. Herkes evinde prenses gibi büyümüştür ama ben "double prenses" olarak büyüdüm. • ⁠Çünkü bana hiçbir iş kalmıyordu, evi otel gibi kullanıyordum. Eve geldiğimde yatak odam tertemiz oluyordu, ne bileyim temizlikle ilgili hiçbir şey yapmıyordum. • ⁠Çünkü annemler ev hanımı olduğu için her şeyi onlar yapıyordu. Eve geldiğimde yemeğim hazırdı, hemen önüme gelirdi; sonra yemek önümden kalkardı. Mükemmeldi yani. • Benim canım bir şey çektiğinde biri yapmıyorsa diğeri yapıyordu. Yani biri yorgunsa diğeri yorgun olmuyordu zaten. • ⁠Bu ne kadar iyi, tartışılır ama tembellere göre mükemmel bir şey. • ⁠Diyelim istediğim bir şey var ve sordum; ikisinden genelde biri izin verirdi, diğeri vermezdi. • ⁠İzin verene, yani babama gidip "Annem izin verdi" diyordum, konu kapanıyordu. İlla biri izin veriyordu çünkü benim her zaman dediğim oldu. • Üçüncü en iyi olay, evde illa bir anne oluyor. Yani diyelim birinci annem bir yere gidecek, genelde gidince evde bir sefalet yaşanır ya; ev kirlidir, yemek yoktur, evde anne yoktur. • ⁠Ama bizde illa bir anne olur. O yüzden iki annenin aynı anda gittiği çok nadir görülür. Bu bir kural değildi ama kimse evini terk etmek istemezdi. • ⁠Biri gidiyordu, mesela bir ay kalıyordu; istediği kadar da kalabilir çünkü zaten evde bir anne daha var. • ⁠Araları çok iyi olduğu için ikisiyle de mükemmel bir durum. Her şeyi geç, anne olayı zaten mükemmel bir şey olduğu için bende iki tane var. Düşünün, double anne! • ⁠Bu çok nadirdir. Üvey anneler genelde sevilmez, insanlar buna çok şey söylüyor. "Sen nasıl seviniyorsun?" diyorlar. Ben seviyorum! Ben “İkisi de ölürse aynı şekilde üzülürüm. Birini birinden ayırt edemem” diyorum. • ⁠Bakın gerçekten birini birinden ayırt edemem. Ben ikisini de çok seviyorum. • ⁠ Yani ben kendimi bildim bileli hep hayatımda iki kadın vardı.

🎙️ Muhbir

867,926 просмотров • 12 дней назад

Kerem'de Montella'nın Kasedi var heralde Nasıl Oyundan Çıkmaz Gökhan Dinç: Abi burada konuşulacak çok şey var. İlk turnuva, ilk maçı kaybetseler de sosyal medyada özellikle linç etmeyin dedik, sahip çıkın bu çocuklara dedik. Çünkü buraya getirenler de onlar ama bugün turnuvanın hakkını verebilecek bir futbol ortaya koymadı. Bireysel yeteneklerimiz hiç ortada yoktu, özellikle oyuncu değişiklikleri konusunda Montailla'nın ne yapmaya çalıştığını anlamak mümkün değil. Eee, peşi sıra sorulabilecek sayısız sorular var. Birkaç tanesini yazdım. Kerem neden bu kadar uzun süre oyunda kaldı? Barış neden çıktı? Orkun neden çıkmadı? Deniz neden geç girdi? Can neden oyuna sokulmadı? Arda, Hakan neden bireysel yeteneklerini ön plana çıkartabilecek bir pozisyonda oynatılmadı? Bunun ve benzeri bir sürü soruyu beraberinde getirecek bir 90 dakika yaşadık. Ben kısa bir cümle söyleyeceğim. Ben Kerem Aktürkoğlu'nu A milli futbol takımımızda 9 numara görmek istemiyorum. Kerem'i görmek istiyor muyum onu da bilmiyorum. Ama şunu net söyleyebilirim ki ben Kerem Aktürkoğlu'nu A milli futbol takımımızda 9 numara görmek istemiyorum. Bir kez daha söyleyeyim, Kerem'i görmek istiyor muyum, istemiyor muyum onu da bilmiyorum. Sadece Kerem üzerinden görmeyeceğim ama Kerem'in neden 9 oynatıldığını ve neden 9'da bu kadar ısrarcı olunduğu? Ya muhtemelen Kerem'de ya şöyle bir espri bile yaptım maç sırasında. Ya acaba kaset mi var? Vardır yani öyle bir tabir. Acaba Montailla ile ilgili bir kaset mi var Kerem Aktürkoğlu'nda? Yoksa başka türlü oynatmazsın abi. Babası olsa bu kadar oynatmazsın yani. Babası olsa bu kadar süre oyunda tutmazsın. Ve Deniz'i niye almazsın? Senin. 85 dakika oyunda kaldı Kerem. Ya maç 2-0 oldu, sen Deniz'i oyuna alıyorsun. Ya bu Kerem Aktürkoğlu eleştirisi değil sadece. Sesi de bir kontrol edelim. Kerem Aktürkoğlu ile birlikte aslında Montailla'yı eleştirirsin. Ya bu kadar uzun süre olmuyor kardeşim. Yani olmuyor belli. Hadi Barış'ı niye çıkartıyorsun abi? Barış'ı niye çıkartıyorsun? Kenan'ı al. Evet, eyvallah. Abi çıkart Kerem'i. Al Kenan'ı. Al Barış'ı ön tarafa. İş bitsin. İş bitsin. Zaten sen bundan daha kötü bir 9'lu oynayamazsın yani. Daha kötü bir santrafor yok. Turnuvanın en kötü santraforu bizde. Oo. Bak, turnuvanın en kötü. Çünkü santrafor değil herif. Çünkü turnuvanın en kötü santraforu bizde abi. Övündüğümüz Arda'mız ortada yok. Övündüğümüz Hakan'ımız ortada yok. Merih Demiral. Ya kardeşim, ya bu stoper tandem'in derhal değişmesi lazım abi. Abdul, ben olsam ikinci maça ki bak tekrar söylüyorum, yenilmiş olmamız hiç önemli değil demeyeceğim. Önemli ama kardeşim bir tane gol bul da bari -1 yapar ama averajı. Çünkü en iyi üçüncü olacaksın. Şimdi Paraguay'a, Paraguay'ı yenmen de yetmiyor senin. Sen bu oyun sistemiyle bu kadar kötü 9, bu kadar kötü hücum ederken, tamam kardeşim, adamlar çok iyi savunma yapmış olabilir. E sen zaten bunu yapmayacak mısın? Abi bu tip turnuvalarda baba 3 tane maç oynuyorsun. 2 galibiyet seni çıkartır. Bak, 2 galibiyet seni çıkartır. 2 galibiyet, 1 beraberlikle grup lideri olabilirsin. 9'da zaten lidersin. Kesin. Evet. Yani sen bu turnuvayı uzun bir turnuvaymış gibi oynadın. Ya sanki bizim 6 tane maçımız var. Biz ilk maçı kaybettik, bir şey yok. Hayır abi. Sen ilk maçı da sanki son maçın gibi oynayacaksın. Ama bizim çocuklarımız ilk maçı son maç gibi oynamadılar.

Galatasarayultrataraftar

30,273 просмотров • 3 месяцев назад

Karagümrük 2-0 Fenerbahçe Rıdvan Dilmen: Daha derken olabilirdi. Tabii ki yarınki başarışları iyi takım ama izleyicileri duyar gibi oluyorum. Haklı olarak. Ben de Rıdvan Dilmen'i izlesem. Sen ne anlatıyorsun derim ben. Çünkü Galatasaray puan kaybetsin de işte 4 puanda kalsın da veya işte 5'te kalsın diye. Galatasaray yarın 1 oynayacaksa 2 oynayacak. Motivasyon tavanya baş olacak. Bir de şöyle bir durum var. Geçen hafta çok güzel bir şey söylemiştim. Önümüzdeki hafta ilk kez. Önce oynayacak. Biraz da Galatasaray psikoloji bir puanı indirip. Haklı bir. Artı Gaziantep maçından son günü Galatasaray maçı erteleniyor. Bir maçta eksiğim var. Bir maç fazlan olacak. Galatasaray'ın eksiği olacak. Ve milli maç dönüşünde sen puan farkıyla önde olma ihtimalin olabilir değil mi? Olabilirdi. Bu maçla ilgili konuşacak şeyleri aslında çok teknik olarak hiçbir şey yok. Sebebi de söyledim ya, geçen haftaki sportistçilerin manşetine koymuşlar. Şapkadan tavşan çıkarma dedim ya. Şapkadan tavşan çıkartmak 34 maçlık periyotlarda 3 bilemedin 4 kez olur. Bir oyun ve oyuncu istikrarı olur. Tabii ki kulvarlarda oynarken Bir takım değişiklikler yapabilirsin. Formasyonda ve oyuncu grubunda. Çok basit. Herkesin anlayacağı şekilde. Ya Tariska ile Asansi olmasa ne olacaktı abi? Fenerbahçe grubunun teknik direktörünün varlığına ne gerek var? Eğer Fenerbahçe bugün 57 puan aldıysa emin ol bütün oyunculara saygım var. Minimum 12 puanla bu iki oyuncu bunun Bu kadar kötü olması da kötü oynadığı Alanya'dan, bir sürü maçla Samsun'dan, Kasımpaşa'sından söyleyebilirsiniz. Şimdi ligin sonuna doğru gel, sevgili Cengiz An. En son gel. Dibine, evet. Fenerbahçe Karıgümrük'ten iki gol yedi. İçeride de bir gol yemişti galiba değil mi? Kayser Spor'dan kendi evinde 2-7, 4-2'lik maçta. Kasımpaşa'dan birbiri gitti. İki maçı da kazanamadı. Kazanamadı. Antalya Spor'dan iki gol yedi. Daha yeni oluyor bunlar. Şimdi böyle bir durumda yani ligde küme düşme ihtimali yüksek olan takımlardan siz ikişer tane gol yiyorsanız nasıl şampiyon olacaksınız? O zaman şu geliyor. Salı akşamı gördüğümüz Galatasaray'ı tabii ki Liverpool şartları başkadır konsantrasyonu. Fenerbahçe'nin şu tabloda olması bu takıma göre çok İyi yani toplu. Bu oyuncu grubu ve bu oyun yapısına göre. Oyun yapısı ve anlayışına göre samimi gerçekçi olmak lazım. Aslında 4 puanlık fark bugün direğin bir ihtimali var. Herkes Kasımpaşa'nın tale maçları da dahil olmak üzere bir hesapları vardı. O maç günü o coşkuyu da hatırlıyorum Kasımpaşa maçında. Hatta çok maçta bir hesap vardı. Emin ol bugün Fenerbahçeliler 4 puan. geride ve bir puanı indirme şansı olmasına rağmen çok Fenerbahçe'nin maçtan dahi haberi yoktur. Bu hesapları bırakmışlardı. Bakın ikisi buradan bağımsız söylüyorum. Bunun bir sebebi olmalı. Niye oldu bu durum? Niye Fenerbahçe bu duruma geldi iki haftada? Üç haftada? Şimdi burada...

Galatasarayultrataraftar

113,432 просмотров • 6 месяцев назад

Gece 03:30'da yemek mi pişiyordu? Şeytan ayrıntıda gizlidir. Metafizik boyutu kimsenin düşünmediği bir durumdur. Sıradan bir yangın değil. Çok sayıda insanımızın hayatını kaybettiği bu yangında sayı artışta olsa bile ekranda milletin gözüne 66= 6 rakamıyla gerekli mesaj uzun sürede gündemde kalarak verildi. En lüks otelleri denetleyin orada bile insan hayatının ne kadar ucuz olduğunu göreceksiniz? Tıpkı sıfır lüks binalarda deniz kumu, süsü, püsü makyajı görüntü olarak kullanıldığı gibi. Her alanda bu pis açgözlülük var. Medyada şuan iki taraf birbirini suçluyor. Sayı açıklananın da üzerinde. Halen "Sen mi suçlusun, yoksa ben mi suçluyum?" kavgası.. Dağ başında bir otel. 1980'li yıllardan beri orada. Bu otelin orada tek başına olması olayların üzerini örtbas etmek için birebir yerdi. Bu katliam için seçilmiş pilot bir oteldi. Yakın zamanda tüm ülkeye reklam panolarına verilen subliminal mesaj; "Ölüm, Gassal, 'içim yanar yanar', ve son dünyadaki gelişmeler. Medyaya servis edilen yine malum mesajlar. Toplu katliam. 06 Şubat 2023 depremi ve Kartalkaya Grand Otel yangını. Kartalkaya'da geceliği 30 bin Tl olan otel yangınından sağ olarak kurtulan kadının sözleri: "Sanki çatıdan birşeyler atılıyor gibiydi." 2025 belgelere göre toplu ölümlerin artışı, nüfusun düşüş yılı. Çok büyük bir acı... Sorularıyla birlikte unutulacak yine... #kartalkayafacia #bolu #boluyangın #yangın

Ali Osman Önder

1,608,694 просмотров • 1 год назад

VEEE %100 OLDUK 🏆 ✈️ 29 GÜNDE %23 ✈️ “GÖKTUĞ’UN GÖKYÜZÜNDE BİR YILDIZ DA SEN OL” diyerek çıktığımız bu yolda HENÜZ HİÇ BİR YETİSİNİ KAYBETMEYEN GÖKTUĞ İÇİN BUGÜN “HEP BİRLİKTE BA-ŞAR-DIK” 13.06.2024 tarihinden itibaren 1 Euro 1 İnsan Gönüllüleri ve GÖKTUĞCANLAR ; gönül birliği yaptık, o günden bu yana omuz omuza her alanda mücadele ettik ve 29 günde , BİR MUCİZEYE DAHA HEP BİRLİKTE ŞAHİT OLDUK💫 Öncelikle Milli Savunma Bakanlığı’mızın çok değerli katkılarıyla yolumuz kısaldı ve başaracağımıza olan inancımız arttı. Evladımıza can olan bu büyük destek için çok teşekkür ederiz. Çumra Belediye Başkanımız Mehmet Aydın’a ( Mehmet AYDIN, Çumra Belediyesi) ve kampanyanın başından bu yana desteklerini esirgemeyen tüm Çumra halkına çok teşekkür ederiz. Hiç pes etmeyen , emek emek ilmek ilmek %100 olmak için kampanyanın son anına kadar çabalayan GÖKTUĞCANLAR , her mecrada, her sahada, gece gündüz demeden son TL hesaba girene kadar ortaya omuz omuza hepbirlikte harika bir zafer koydular Herkesin emeğine , yüreğine sağlık… Bu mutluluk en çok sizlere armağan olsun🙏 Nefes bile almadan çalışan, tüm olumsuzlukları mucizeye çeviren kurşun takımımız ve gücümüze güç katan ekiplerimiz, ekip liderlerimiz , takım liderlerimiz ile birlikte bir çocuğumuza daha nefes olduk, umut olduk. Biz BİR’iz, kocaman bir aileyiz ve durmadan koşmaya devam edeceğiz🌟 Ayrıca kampanyasını yeni tamamlayan UTKU yavrumuzun kampanyasından artan miktarı, Göktuğ’umuza aktarmaları sebebiyle de Utku’muzun ailesine ve gönüllülerine çok teşekkür ediyoruz. BİR KURUŞU, BİR PAYLAŞIMI VE MADDİ MANEVİ DESTEĞİ OLAN, YORULMADAN KOŞAN HERKESE TEK TEK TEŞEKKÜR EDİYORUZ. İYİ Kİ VARSINIZ, İYİ Kİ GÖKTUĞ’un HAYATINA DOKUNDUNUZ VE YETİLERİNİ KAYBETMEDEN İLACINA KAVUŞMASINDA KOCAMAN BİR ADIM OLDUNUZ. YOLUMUZ NE YAZIK Kİ ÇOK UZUN, KARANLIKTA BİR UMUT IŞIĞI BEKLEYEN DAHA ÇOK YAVRUMUZ VAR. Tüm çocuklarımıza daha hızlı ulaşabilmek için gücümüze güç katmaya devam etmeliyiz. Sizler de bu “MÜCADELEYE ORTAK OLMAK” ve bu zorlu yolda “YÜKLERİ HAFİFLETMEK” istiyorsanız haydi gelin. Koşacağımız daha çok yol, dokunacağımız daha çok HAYAT var. BİZ SİZİNLE GÜÇLÜYÜZ ÇOCUKLARIMIZ SİZİNLE UMUTLU

1 Euro 1 İnsan

18,713 просмотров • 2 лет назад

🎙️ Erman Özgür : 🔸 Forma rekabeti öyle bir öldü ki... Yani 'Seninle rekabet edeceğim.' diyeceği bir oyuncu yok şu anda. Barış Alper Yılmaz'ın da yok. Yunus Akgün'ün da yok. Victor Osimhen zaten rakipsiz. Lucas Torreira rakipsiz. Uğurcan Çakır rakipsiz. Uğurcan rakipsiz. Davinson Sánchez... İşte Wilfred Singo zaten ne zaman sağlam olduğu tartışılan bir oyuncu. Eee Abdülkerim Bardakçı rakipsiz gözüküyor. Sen transfer yapmayarak öncelikle takım içerisindeki rekabeti öldürüyorsun. 🔸 Herkes rakipsiz Galatasaray takımında. Eee bu takımın, istediğin kadar 'şampiyon kadro' ol, bu takımın aynı zamanda çok ciddi bir doymuşluğu var. Artık maç seçme lüksüne sahipler. Yani Şampiyonlar Ligi'nde son 16'ya kalmış, 4 senedir üst üste şampiyon olmuş bir takım. Omurgası hemen hemen aynı. Sen Mauro Icardi ile yollarını ayırdığın gün Victor Osimhen'in yanına atabileceğin bir santrforu transfer etmeliydin. 1,5 sezondur 10 numara bekliyor herkes. 🔸 Bir üretkenlik konusunda İlkay Gündoğan'ı aldın, olmadı. Ama topa sahip olacağın maçlarda da İlkay'la oynayabilirsin. Çünkü topa sahip olduğun zaman dünyada bunu defalarca yapmış her sezonda, boşluğu görebilen en önemli maestrolardan bir tanesidir İlkay. Yani 'İlkay hazır değil, İlkay'la olmadı...' Ağabey, o paraları ödüyorsan ve kadrondaysa hazırlayacaksın. ▪️ KAYNAK : Tivibu Spor ✍️

𝐒𝐄𝐑𝐇𝐀𝐓 𝟏𝟗𝟎𝟓

20,013 просмотров • 1 месяц назад

Toreira Apar Topar Gitti Ali Naci Küçük: Gitti mi Toreira? Lucas olayına şöyle başlayalım bence Aydın. Çünkü bizim yayından birkaç gün sonra olmuştu olay. Lucas Toreira talihsiz bir olay yaşadı. Ama bu öyle Galatasaray-Fenerbahçe rekabeti ya da tarafgir bir konu değil yaşanan olay. Yaşanan olay çok talihsiz bir olay. Yaklaşık bir senedir bu saldırıyı yapan şahıs Lucas'ı ve normal çok değer verdiği arkadaşı olan İpek Birolu yaklaşık bir senedir İşte sözlü, sosyal medyadan mesajlar vs. taciz ediyor, tehdit ediyor, hakaret ediyor. Her şeyi yapmış ve bir anlamda hukuki yollara da başvuruyor. Hem Toreira hem de İpek Birol. Uzaklaştırma veriliyor bilim kadarıyla. Uzaklaştırma iki kez veriliyor. Hem Toreri'ye aldırıyor hem İpek Birol'a aldırıyor. Ve akabinde işte padel oynuyorlar sürekli Toreira. O ne demek ki? Kız arkadaşıyla padel bir salon sporu. Çok meşhur. Nitekim de oradaki eğitmenlerden de öğrendim ben. Bir yıldır bu olay varmış yaklaşık. Bir yıldır tazisi hikayesi sürüyor. Orada da Emre Mor'da hatta Galatasaray ve Fenerbahçe'nin eski oyuncusu Emre Mor'da o gün padel oynuyorlar. Ve daha başlangıcında günün başlangıcında bir story atıyor. Hem Toreri hem de Emre Mor. Nitekim de bu şahıs orada olduklarını öğrenince. Hemen Rixos Dershane İstanbul'a gidiyor. Bir anlamda planlı bir şekilde pusu kültürüyle kurgulayarak oraya gidip saldırıyı gerçekleştiriyor. Şimdi bu olay gerçekten oyuncuyu ciddi anlamda korkutmuş durumda. Çünkü Toraria rahat bir adam. Toreira İstanbul'un tadını çıkaran, sahada mücadelesini yapıp sosyalleşen, Bağdat Caddesi'nde de yürüyen, Beşiktaş'ta da yürüyen, Nişantaşı'nda da rahat rahat özgürce yaşayan bir oyuncuydu. Birçok kişi de görmüştür belki oralarda o semtlerde. Şimdi bu yaşanan olay futbolcuyu gerçekten çok korkuttu. Travma yaşattı deyim yerindeyse ve şampiyonluk kutlamasının ertesi günü Toreira İstanbul'dan ayrıldı. Ve normalde röportaj verecekti Lucas Toreira. O kadar korkmuş ki ben kesinlikle mikrofon önüne röportaja çıkmak istemiyorum. Bu olayı konuşmak dahi istemiyorum, unutmak istiyorum deyip... Türkiye'den ayrıldı. Bu çok vahim bir durum ve ben buradan bir kez daha seslenmek istiyorum. Türk yargısına, değerli hakimlerimize, savcımıza bu sağlıksız, bu psikoloji bozuk, takıntılı psikopat adamı lütfen dışarı salmayın. Çünkü bu Türk futbolun marka değerine de çok zarar verecek bir durum. Yarın bir gün Allah korusun pusu kültürüyle gerçekleşmiş bu saldırıda başka bir şey yaşansaydı, yumruk yerine başka bir maddeyle kalkıp saldırsaydı çünkü bu Galatasaray futbolcusu olduğu için yapılmış bir olay değil. Takıntılı. Takıntılı bir adamın saldırısı bu. Tabii şöyle bir durum var maalesef Ordan . Hani çıkarsa bunu yapar ceza suça tabi ya, fiile tabi ya. Yani maalesef hani hukukun da bazen çaresiz kaldığı noktalar var. Çünkü 8 Mayıs'ta Aydın aynı şahsın direkt olarak saldırı yapacağına dair açık açık mesajı var. Çok üzücü bu. Peki devam ediyoruz. Ya bunu söylemek için erken ben 3 ay önce de söylemiştim. Özel hayatında bazı sıkıntılar var Torreira'nın. Annesi vefat etti. Bu yüzden ülkesine dönebilir demiştim. Daha sonra Lucas bana ulaştı. Bu buhranlı günleri aştım ve ben Galatasaray'da kalmak istiyorum dedi. Ama bugün gelinen noktada Lucas tekrar 3 ay öncesine dönüp ya ben ayrılacağım tamam misyonumu tamamladım der mi demez mi onu zamanla göreceğiz. Bu apar topar gidişi ve son olay sanki kafasındaki var olan soru işaretinde ortadan çıkıyor. kaldırmış gibi geldi bana ama hayatta bir göreceğiz. Tabii çünkü röportaja çıkmadı bak. Yani röportaj yapacağı iki kurum vardı. Reddetti ve gitti. Hayır dedi reddetti ve gitti. Hatta Kasımpaşa maçını beklemedi yani Lucas. Onu söyleyeyim.

Galatasarayultrataraftar

113,109 просмотров • 4 месяцев назад

(18+) Videolardan bazıları üst seviye küfür barındırıyor. Ortalık bir yerde açmamalısınız. Özgür Özel'in okullar basılmasın diye bulduğu çözüm 65 bin güvenlik görevlisi atamak. Baskın okulda gerçekleştiği için dümdüz bir mantıkla her okula bir güvenlik görevlisi koyarak meselenin çözülebileceğini sanıyor. Mesela saldırganın "okulda silahlı güvenlik görevlisi var ben en iyisi okul yolunu kana bulayayım" diyeceğini düşünemiyor. Okul yoluna da üçer dörder güvenlik koymak lazım. Türkiye'de bazı okullar 4-5 bin öğrencili ve çok geniş bir alana yayılmış durumda. Bir güvenlik görevlisi ile olacak iş değil oraya da en az üç dört tane lazım. Okul civarında öğrencilerin takıldığı kafeler, parklar da var. Özgür Özel'in bulduğu çözüm için polis teşkilatına yakın büyüklükte bir okul güvenlik teşkilatının kurulması gerekiyor ve bulduğu çözüm, kendisini öldürmeyi göze almış bir çocuğu başkalarını öldürmeden önce emekli bir askere öldürtmek üzerine kurulu. Özgür Özel için bu sonuç bir sorun teşkil etmiyor anladığımız kadarıyla. Bomboş bir konuşma, her zaman olduğu gibi ne sorunu anlayabilmiş ne de çözüme dair mantıklı bir fikir üretebilmiş. ( Videonun son bölümünde o konuşması var.) Bugün Dünya çapında korkutucu bir hızla gerçekleşen kültürel bir değişim ile karşı karşıyayız. Toplumsal reflekslerin hızı, artık teknolojinin hızına yetişemiyor, günümüzün insan hakları, fikir özgürlükleri tanımları üzerine inşa edilmiş kanunları, internetin ortaya çıkardığı sayısız sorunu çözemeyecek kadar hantallaşmış durumda. Binlerce yıllık insanlık tarihinin vardığı noktada aileleri tarafından değil sanal bir bakıcı tarafından yetiştirilen bir nesil ile karşı karşıyayız. Ölmek ve öldürmek kavramlarını "sanal dünya ölümsüzlüğü"nde öğrenen milyonlarca hatta milyarlarca çocuk ve genç şu an aramızda. Dünyadaki bütün çocukların birbirine bu kadar benzediği bir dönem daha önce yaşanmamıştı. 7-8 yaşından itibaren son derece gerçekçi grafiklere sahip katliam alanlarında, günde 100-200 sanal cinayet işleyen, bir o kadar da ölüp ölüp yeniden dirilen çocukların, ölmek ve öldürmek kavramlarını anlamakta zorlanması, aslında o kadar da şaşırtıcı bir durum değil. Google'a PUBG cinayetleri yazıp aratırsanız ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız. Tabii bütün suçu spesifik bir oyunun üzerine atarak kurtulamayız. Burada anlatmaya çalıştığım, bir insanın davranışlarını düzenleyen ve ruh halini belirleyen dopamin gibi çok hassas dengelere sahip hormonları, yapay zekanın da devreye girmesiyle artık kolayca manipüle edebilen bir algoritmalar dünyasında yaşıyor olduğumuz gerçeği. Yakın geçmişe kadar kişinin davranışlarına göre oluşturulan algoritmalar, artık kişilerin davranışlarını yönlendirecek şekilde oluşturulmaya başlandı. Asıl büyük tehlike psikolojisi bozuk birkaç çocuğun okulda katliam yapma ihtimali değil maalesef. Asıl büyük tehlike, psikolojisi bozuk toplumların ortaya çıkma ihtimali. Dünyanın en çok silaha ve silahlı personeline sahip ülkesi olan, dünyada okulları polis tarafından korunan beş ülkeden biri ve en iyi korunanı olan Amerika, aynı zamanda dünyada en çok okul baskınının ve öğrenci katliamının yaşandığı ülke durumunda. ABD'deki her okulda 3-4 silahlı güvenlik görevlisi var. Nüfusa oranla en çok polise, eyaletlere has emniyet güçlerine ve muazzam imkanları olan iç istihbarat birimlerine rağmen bu sorunu çözemiyor. Özgür Özel'in soruna getirmeyi düşündüğü çözümün alameti farikasının ABD'de işe yaramadığını net şekilde görüyoruz. Özgür Özel, biraz derinlemesine düşünmeyi gerektiren her meselede olduğu gibi bu konuda da hükümete alternatif olamayacağını ispatlamış oldu. Acilen yapılması gereken ilk şey, sosyal medyanın çocuklara ve gençlere kontrolsüz şekilde ulaşmasının önüne geçmek. Şu an internete bağlanma imkanı olan her çocuğun uçsuz bucaksız bir pornografi ve dipsiz bir şiddet arşivi ile arasında birkaç tuş var. Bugünün çocukları, anne babalarımızın zihninde ihtimalinin bile izi olmayan, bizim ise çoğumuzun kırk elli yaşına gelmeden varlığından dahi haberdar olmadığımız acayipliklerle o yaşlarda karşılaşıyorlar. Bu ise çocuğun sapkın olduğunu değil sıradan bir çocuk olduğunu gösteriyor. Sizin büyüdüğünüz evde bir fırsatını bulunca kurcalamadığınız bir kutu, anahtarını bulup da açmadığınız kilitli bir kapı kalmış mıydı mesela? O da her çocuk gibi büyüdüğü yerdeki her şeyi merak ediyor doğal olarak. İşte Özgür Özel'in ve genel olarak da muhalefetin anlamadığı nokta tam burası. İnternet denetimine yönelik düzenlemeleri, özgürlüklere yönelik bir saldırı olarak algılayıp gençleri de bunun üzerinden kışkırtmaya çalışıyorlar. Şu an CHP'nin koca koca milletvekillerinden tutun, gençlik örgütlerine kadar her unsuru, internetin devlet tarafından denetlenebilmesine karşı çıkıyor. Dahası hazırladıkları görsellerle, videolarla bir de "oyunuma karışma" isminde kampanya yürütüyorlar. Yani çocukların denetimsiz bir sanal dünyada psikolojilerinin bozulmasına izin verelim, okula saldıran olursa da "şahane kıyafeti olan" emekli bir askere işini bitirtiriz diyorlar. Çocukların psikolojisinin bozulmasını engelleyecek önlemlerin alınmasına karşı çıkıp hükümeti çocuklara şikayet ediyorlar. Dünyada buna karşı çıkan CHP iriliğinde bir muhalefet partisi de yok bu arada. Kedi köpeğin bile yavrusuna kural koyduğu şu alemde çocuklara ve gençlere sınırsız bir internet özgürlüğü vaadediyor CHP. Her konuda Avrupa Birliği'ni örnek gösteren Özgür Özel, Avrupa'nın hiçbir ülkesinde olmayan okul güvenliği gibi çalışmadığı canlı örneklerle ispatlanmış bir uygulamayı önerdiği gibi Avrupa'nın tamamında uygulanan gençler ve çocuklara yönelik internet önlemlerine de karşı çıkıyor. Halbuki daha geçen gün Pedro Sanchez İspanya'da ne yapıyorsa biz de Türkiye'de aynısını yapacağız diye ballandıra ballandıra anlatıyordu. İspanya, sadece Avrupa'da değil dünya genelinde çocuklara yönelik en sert internet önlemlerinden birini hayata geçirdi bu yıl. Özgür Özel, 7/24 ağzından düşürmediği adamın ne yaptığından da habersiz. Yaşını bilmesem onun da eline tablet verilip büyütülen nesilden olduğuna dair yemin edebilirdim. Aşağıda bazı PUBG videoları var. Youtube birbirine sürekli küfür eden, ölümle tehdit eden hatta buluşup birbirini bıçaklayan oyuncuların videolarıyla dolu. Tekrar edeyim bir oyun tek başına çocukların hayatına yön veremez ama bunun sadece bir oyun olmadığını da anlamak gerek. Aşağıda örneğini gördüğümüz, bizden sonraki neslin yoğun şekilde maruz kaldığı sosyal medya dili. Bu dil de toplumu dönüştürme amacıyla oluşturulmuş algoritmik unsurlardan birisi. Bunlar gibi çok sayıda unsurun biraya geldiğini düşünün. Bir sonraki paylaşımda buradan devam ederiz. Saygılar.
2:41

Sensitive content

(18+) Videolardan bazıları üst seviye küfür barındırıyor. Ortalık bir yerde açmamalısınız. Özgür Özel'in okullar basılmasın diye bulduğu çözüm 65 bin güvenlik görevlisi atamak. Baskın okulda gerçekleştiği için dümdüz bir mantıkla her okula bir güvenlik görevlisi koyarak meselenin çözülebileceğini sanıyor. Mesela saldırganın "okulda silahlı güvenlik görevlisi var ben en iyisi okul yolunu kana bulayayım" diyeceğini düşünemiyor. Okul yoluna da üçer dörder güvenlik koymak lazım. Türkiye'de bazı okullar 4-5 bin öğrencili ve çok geniş bir alana yayılmış durumda. Bir güvenlik görevlisi ile olacak iş değil oraya da en az üç dört tane lazım. Okul civarında öğrencilerin takıldığı kafeler, parklar da var. Özgür Özel'in bulduğu çözüm için polis teşkilatına yakın büyüklükte bir okul güvenlik teşkilatının kurulması gerekiyor ve bulduğu çözüm, kendisini öldürmeyi göze almış bir çocuğu başkalarını öldürmeden önce emekli bir askere öldürtmek üzerine kurulu. Özgür Özel için bu sonuç bir sorun teşkil etmiyor anladığımız kadarıyla. Bomboş bir konuşma, her zaman olduğu gibi ne sorunu anlayabilmiş ne de çözüme dair mantıklı bir fikir üretebilmiş. ( Videonun son bölümünde o konuşması var.) Bugün Dünya çapında korkutucu bir hızla gerçekleşen kültürel bir değişim ile karşı karşıyayız. Toplumsal reflekslerin hızı, artık teknolojinin hızına yetişemiyor, günümüzün insan hakları, fikir özgürlükleri tanımları üzerine inşa edilmiş kanunları, internetin ortaya çıkardığı sayısız sorunu çözemeyecek kadar hantallaşmış durumda. Binlerce yıllık insanlık tarihinin vardığı noktada aileleri tarafından değil sanal bir bakıcı tarafından yetiştirilen bir nesil ile karşı karşıyayız. Ölmek ve öldürmek kavramlarını "sanal dünya ölümsüzlüğü"nde öğrenen milyonlarca hatta milyarlarca çocuk ve genç şu an aramızda. Dünyadaki bütün çocukların birbirine bu kadar benzediği bir dönem daha önce yaşanmamıştı. 7-8 yaşından itibaren son derece gerçekçi grafiklere sahip katliam alanlarında, günde 100-200 sanal cinayet işleyen, bir o kadar da ölüp ölüp yeniden dirilen çocukların, ölmek ve öldürmek kavramlarını anlamakta zorlanması, aslında o kadar da şaşırtıcı bir durum değil. Google'a PUBG cinayetleri yazıp aratırsanız ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız. Tabii bütün suçu spesifik bir oyunun üzerine atarak kurtulamayız. Burada anlatmaya çalıştığım, bir insanın davranışlarını düzenleyen ve ruh halini belirleyen dopamin gibi çok hassas dengelere sahip hormonları, yapay zekanın da devreye girmesiyle artık kolayca manipüle edebilen bir algoritmalar dünyasında yaşıyor olduğumuz gerçeği. Yakın geçmişe kadar kişinin davranışlarına göre oluşturulan algoritmalar, artık kişilerin davranışlarını yönlendirecek şekilde oluşturulmaya başlandı. Asıl büyük tehlike psikolojisi bozuk birkaç çocuğun okulda katliam yapma ihtimali değil maalesef. Asıl büyük tehlike, psikolojisi bozuk toplumların ortaya çıkma ihtimali. Dünyanın en çok silaha ve silahlı personeline sahip ülkesi olan, dünyada okulları polis tarafından korunan beş ülkeden biri ve en iyi korunanı olan Amerika, aynı zamanda dünyada en çok okul baskınının ve öğrenci katliamının yaşandığı ülke durumunda. ABD'deki her okulda 3-4 silahlı güvenlik görevlisi var. Nüfusa oranla en çok polise, eyaletlere has emniyet güçlerine ve muazzam imkanları olan iç istihbarat birimlerine rağmen bu sorunu çözemiyor. Özgür Özel'in soruna getirmeyi düşündüğü çözümün alameti farikasının ABD'de işe yaramadığını net şekilde görüyoruz. Özgür Özel, biraz derinlemesine düşünmeyi gerektiren her meselede olduğu gibi bu konuda da hükümete alternatif olamayacağını ispatlamış oldu. Acilen yapılması gereken ilk şey, sosyal medyanın çocuklara ve gençlere kontrolsüz şekilde ulaşmasının önüne geçmek. Şu an internete bağlanma imkanı olan her çocuğun uçsuz bucaksız bir pornografi ve dipsiz bir şiddet arşivi ile arasında birkaç tuş var. Bugünün çocukları, anne babalarımızın zihninde ihtimalinin bile izi olmayan, bizim ise çoğumuzun kırk elli yaşına gelmeden varlığından dahi haberdar olmadığımız acayipliklerle o yaşlarda karşılaşıyorlar. Bu ise çocuğun sapkın olduğunu değil sıradan bir çocuk olduğunu gösteriyor. Sizin büyüdüğünüz evde bir fırsatını bulunca kurcalamadığınız bir kutu, anahtarını bulup da açmadığınız kilitli bir kapı kalmış mıydı mesela? O da her çocuk gibi büyüdüğü yerdeki her şeyi merak ediyor doğal olarak. İşte Özgür Özel'in ve genel olarak da muhalefetin anlamadığı nokta tam burası. İnternet denetimine yönelik düzenlemeleri, özgürlüklere yönelik bir saldırı olarak algılayıp gençleri de bunun üzerinden kışkırtmaya çalışıyorlar. Şu an CHP'nin koca koca milletvekillerinden tutun, gençlik örgütlerine kadar her unsuru, internetin devlet tarafından denetlenebilmesine karşı çıkıyor. Dahası hazırladıkları görsellerle, videolarla bir de "oyunuma karışma" isminde kampanya yürütüyorlar. Yani çocukların denetimsiz bir sanal dünyada psikolojilerinin bozulmasına izin verelim, okula saldıran olursa da "şahane kıyafeti olan" emekli bir askere işini bitirtiriz diyorlar. Çocukların psikolojisinin bozulmasını engelleyecek önlemlerin alınmasına karşı çıkıp hükümeti çocuklara şikayet ediyorlar. Dünyada buna karşı çıkan CHP iriliğinde bir muhalefet partisi de yok bu arada. Kedi köpeğin bile yavrusuna kural koyduğu şu alemde çocuklara ve gençlere sınırsız bir internet özgürlüğü vaadediyor CHP. Her konuda Avrupa Birliği'ni örnek gösteren Özgür Özel, Avrupa'nın hiçbir ülkesinde olmayan okul güvenliği gibi çalışmadığı canlı örneklerle ispatlanmış bir uygulamayı önerdiği gibi Avrupa'nın tamamında uygulanan gençler ve çocuklara yönelik internet önlemlerine de karşı çıkıyor. Halbuki daha geçen gün Pedro Sanchez İspanya'da ne yapıyorsa biz de Türkiye'de aynısını yapacağız diye ballandıra ballandıra anlatıyordu. İspanya, sadece Avrupa'da değil dünya genelinde çocuklara yönelik en sert internet önlemlerinden birini hayata geçirdi bu yıl. Özgür Özel, 7/24 ağzından düşürmediği adamın ne yaptığından da habersiz. Yaşını bilmesem onun da eline tablet verilip büyütülen nesilden olduğuna dair yemin edebilirdim. Aşağıda bazı PUBG videoları var. Youtube birbirine sürekli küfür eden, ölümle tehdit eden hatta buluşup birbirini bıçaklayan oyuncuların videolarıyla dolu. Tekrar edeyim bir oyun tek başına çocukların hayatına yön veremez ama bunun sadece bir oyun olmadığını da anlamak gerek. Aşağıda örneğini gördüğümüz, bizden sonraki neslin yoğun şekilde maruz kaldığı sosyal medya dili. Bu dil de toplumu dönüştürme amacıyla oluşturulmuş algoritmik unsurlardan birisi. Bunlar gibi çok sayıda unsurun biraya geldiğini düşünün. Bir sonraki paylaşımda buradan devam ederiz. Saygılar.

Abese İrca

130,926 просмотров • 5 месяцев назад

VEEE %100 OLDUK 🏆 ✈️ 15 GÜNDE %7 ✈️ “O UÇAK HAYALLERİNE UÇSUN DİYE SENİNLEYİZ HULUSİ✈️” diyerek dahil olduğumuz bu mücadelede; 3,5 yıldır mücadele eden HULUSİ’miz için bugün HEPBİRLİKTE BAŞARDIK. 15.10.2025 tarihinden itibaren 1 Euro 1 İnsan Gönüllüleri ve HULUSİ gönüllüleri; gönül birliği yaptık, o günden bu yana omuz omuza her alanda mücadele ettik ve kısa sürede YİNE BİR MUCİZEYE DAHA HEP BİRLİKTE ŞAHİT OLDUK💫 Hiç pes etmeyen , emek emek ilmek ilmek %100 olmak için kampanyanın son anına kadar çabalayan HULUSİ GÖNÜLLÜLERİ , her mecrada, her sahada, gece gündüz demeden son TL hesaba girene kadar ortaya omuz omuza hepbirlikte harika bir zafer koydular Herkesin emeğine , yüreğine sağlık… Bu mutluluk en çok sizlere armağan olsun🙏 Nefes bile almadan çalışan, tüm olumsuzlukları mucizeye çeviren kurşun takımımız ve gücümüze güç katan ekiplerimiz, ekip liderlerimiz , takım liderlerimiz ile birlikte bir çocuğumuza daha nefes olduk, umut olduk. Biz BİR’iz, kocaman bir aileyiz ve durmadan koşmaya devam edeceğiz🌟 BİR KURUŞU, BİR PAYLAŞIMI VE MADDİ MANEVİ DESTEĞİ OLAN HERKESE TEK TEK TEŞEKKÜR EDİYORUZ. İYİ Kİ VARSINIZ, İYİ Kİ HULUSİ’nin HAYATINA DOKUNDUNUZ ve O UÇAĞIN HAYALLERİNE UÇMASINA DESTEK OLDUNUZ. YOLUMUZ NE YAZIK Kİ ÇOK UZUN, KARANLIKTA BİR UMUT IŞIĞI BEKLEYEN DAHA ÇOK YAVRUMUZ VAR. Tüm çocuklarımıza daha hızlı ulaşabilmek için gücümüze güç katmaya devam etmeliyiz. Sizler de bu “MÜCADELEYE ORTAK OLMAK” ve bu zorlu yolda “YÜKLERİ HAFİFLETMEK” istiyorsanız haydi gelin. Koşacağımız daha çok yol, dokunacağımız daha çok HAYAT var. BİZ SİZİNLE GÜÇLÜYÜZ 💫 ÇOCUKLARIMIZ SİZİNLE UMUTLU✨ SMA HULUSİ'YE UMUT OL✈️ % 100 ✈️

1 Euro 1 İnsan

15,555 просмотров • 11 месяцев назад

Eveeeet, sinirimiz geçtiyse şimdi gelelim fasülyenin faydalarına, yani kim vuruldu / vurulmadı teorilerime: Öncelikle videoyu izlediğinizde Leyla’nin #DefKad ile mesafesini görüyorsunuz, ben ilk izlediğimde daha uzak diye düşünmüştüm ama 2 günde 100 kere falan izleyince sahneyi her açıdan ezberledim, mesafenin çok da uzak olmadığı anlaşılıyor. Leyla her ne kadar keskin nişancı olmasa da bu uzaklıktan istese ikisinden birini vurabilir - Defne’ye isabet ettirmek daha zor ama en kötü Kadir’e gelir. Ama şöyle bir durum var: Defne ve Kadir’in yüz ifadelerine bakıldığında ikisinde de bir vurulma ifadesi yok, Defne silah sesinden irkiliyor ve ikisi de tetiği çeken Leyla’ya bakıyor o anda, ikisinden biri vurulsa aşağı doğru yere düşüş ivmesi olur (gerçekte olması gereken bu en azından - haa bizde devamlılık olmadığı için belki o sahne daha çekilmedi bile ve Ekin ve Ayça’da ondan bir duygu ve mimik yoktur, bu da bir olasılık) Peki ne oldu? Biri vuruldu mu?! Silahın ateş aldığı kesin çünkü Leyla tetiği çekiyor ama orada polisler var, Leyla daha tetiği çekemeden biri Leyla’yı vurduysa silahın yönü değişip kimseye gelmeden boşa patlamış yani kimse vurulmamıştır (benim teorim kimsenin vurulmadığı yönünde) Bunca olayın - kaza yapması, hafıza kaybı, kaçırılma - sürekli Defne’nin başına geldiği düşünüldüğünde illa biri vurulacaksa bu Defne değil Kadir olmalı; Kadir vurulursa ne olur? Bu kez de Defne’nin kaybetme korkusunu izleriz ve muhtemelen Kadir’in bir hastalığı varsa o ortaya çıkar, bu da Kader’in gelişine zemin hazırlar, yani bu aks çalışır… Diğer yandan; Tolga mesafe olarak çok uzakta, kuş değilse o merminin çıktığı milisaniyede DefKad’ın önüne atlayamaz (realitede) haa bizim Tolga sevdalısı senarist bunu yazar mı? Defne’ye vicdan azabı yaptırmak ve çifti ayırmak için yazar ama biz bunu YEMEYIZ! Dikkatli yazsın yani, uyarmış olalım… Bunun dışında Bahtiyar’ın (son postundan sonra Bey’i kaldırdık malesef) paylaşımı sonrası, önce acaba o mu silahın önüne atladı da ölerek ayrıldı diye düşünmüştük ama Selo hem ilaç almıştı hem de mesafe çok uzak, o gelene kadar çok geç olur. Selo’yla ilgili bir diğer teorim acaba Leyla’yı engellemek için o mu vurdu da o postu attı?! Ama yine ilaçlı haliyle tutturması zor… Bir de Selma geldi ve Leyla’yı vurdu teorisi var: buna da biraz olasılık veriyorum ama en mantıklısı polisin engellemesi… Son olarak, özellikle başrole yazılan sahnenin bir şeye hizmet etmesi gerekir, bu sahnenin neye hizmet edeceği önemli ve bizim için en güzel hizmet Leyla’nın hapse girerek veya bir kliniğe kapatılarak diziye veda etmesi olur! Bakalım yeni bölümde neler izleyeceğiz… #MuhtemelAşk

Deniz🧜‍♀️

26,917 просмотров • 24 дней назад