Loading video...

Video Failed to Load

Go Home

OGUZKHAN: SİKERLER FSDASDFGKOADSFGKOJADFGOKADFGOKADFGOKADFGADFGSDFGADFGADFGADFGADFGADFGADFGADFGADFGADFGADFGADFGIKMAD

50,551 views • 9 months ago •via X (Twitter)

0 Comments

No comments available

Comments from the original post will appear here

Related Videos

SİKERLER DEMEDİK Mİ ŞAŞŞKINN 📍KARIKÖY
0:59

Sensitive content

SİKERLER DEMEDİK Mİ ŞAŞŞKINN 📍KARIKÖY

Attacker Gala

87,356 views • 2 years ago

"Türkiye Cumhuriyeti kuran Türkiye halkına Türk milleti denir." (Atatürk, Vatandaş İçin Medeni Bilgiler, 1930) 1924 Anayasasından bu yana Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları, Türkiye halkı, din ve ırk farkı olmaksızın hep birlikte "Türk Milleti"ni oluşturur. (Bkz. 1924 Anayasası 88. madde) Anayasada yurttaşlık bağı anlamında kullanılan ve hukuk karşında eşit haklara sahip yurttaşların ulusal kimliği durumundaki "Türk Milleti" ifadesini ısrarla etnik kökene indirgeyip Türkiye'deki bir, iki veya üç etnik kökeni ayrı ayrı "yurttaşlık bağı" ve "ulusal kimlik" olarak tanımlamaya kalkmak örneğin milleti-ulusu "Türk-Kürt-Arap" biçiminde tanımlamaya kalkmak, bir taraftan ülkedeki diğer etnik unsurları yok saydığı için hukuk önünde eşitlik ilkesine aykırı olacaktır, diğer taraftan toplumu etnik temelde ayrıştıracaktır. Türkiye Cumhuriyeti 1923 Lozan Antlaşması'ndan ve 1924 Anayasasından beri çok uluslu bir imparatorluk değil, bir ulus devlettir. 103 yıl sonra seçilmiş üç etnik kökenin yeni kimlik haline getirilmesi durumunda artık bir ulustan ve ulus devletten söz edilmez. Bu devlet artık çok uluslu bir devlet olacaktır. "O zaman Türk Milleti de demeyelim, başka bir şey diyelim! Türkiyeli diyelim!" demek ise Türk milletinin ulusal kimliğini silmeye kalmaktır. Dünyada hangi bağımsız devlet ve egemen ulus buna izin vermiştir? Örneğin bugün Avrupa'da ve dünyada, içinde değişik etnik kökenden yurttaşların yaşamadığı homojen bir devlet bulmak olanaksızdır. Buna karşın bugün Almanya'da "Alman demeyelim Almanyalı diyelim" , İngiltere'de "İngiliz demeyelim İngiltereli diyelim" , Fransa'da "Fransız demeyelim Fransalı diyelim" biçiminde ulus kimliği silmeye kalkan bir yaklaşım var mıdır? Ayrıca şunu herkes bilmelidir ki Türkiye'de "Türk milleti" kavramı masa başında veya referandumla ulusal kimlik olmadı. Türk milleti, devletler kuran zaferler kazanan köklü tarihiyle, zengin kültürüyle, ortak iletişim aracı diliyle, gerektiğinde tasada, kıvançta, savaşta, zaferde birleşmesiyle; Çanakkale'den Dumlupınar'a vatan için toprağa düşen şehitler sayesinde uluslaştı. 1923 Lozan Antlaşması'ndan, 1924 Anayasasına, 1926 Medeni Kanunundan 1961 Anayasasına, hatta bugünkü anayasamıza, Türkiye'de yurttaşlar etnik köken ve din farkı gözetilmeden laik hukuk önünde eşittir. Uygulamada sağlanamayan eşitliğin baş sorumlusu ise siyaset kurumu ve siyasi karar vericilerdir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin 103 yıldaki en büyük başarılarından biri -içeriden ve dışarıdan tüm ayrıştırma ve bölme çabalarına karşın- Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının tüm farklılıklarıyla ay yıldızlı bayrağın gölgesinde hep birlikte "Türk Milleti" potasında birleşmiş olmasıdır. Bir terör örgütünün, etnik ayrılıkçı siyasetin ve Cumhuriyeti bir türlü içselleştirememiş iktidar ve yandaşları ile "Aman oy kaybederiz!" kaygısı taşıyan bazı muhalefet partilerinin ve bazı siyasilerin, Türkiye Cumhuriyeti'nin 103 yıllık üniter, laik ulus devlet modelini zayıflatacak hamleleri Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni geri dönülmez bir siyasi ve toplumsal karmaşaya sürükleme potansiyeline sahiptir.

Sinan Meydan

40,982 views • 1 day ago

Artık kabak tadı verdiniz Melih Bey. Trolleriniz ve tetikçilerinizle günlerdir aynı şeyi yapıyorsunuz.Önce şu gerçeği bir kez daha hatırlatalım: Soruşturmayı ben açmadım.Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı açtı.Siz de o dosyada şüpheli sıfatıyla ifade verdiniz. Şüpheli olarak ifade vermeye gittiğinizde Başsavcı Vekiline neden; “Ben bu dosyada neden şüpheliyim?” “Benim bu şirketle ilgim yoksa beni hangi delille dosyaya dahil ettiniz?” diye sormadınız? Soramadınız mı? Yoksa cesaret mi edemediniz? Şimdi gelelim günlerdir tekrarladığınız iddiaya… Benim, “İbrahim Melih Gökçek HAMAG şirketinin ortağıdır” dediğim tek bir yazı, tek bir yayın, tek bir cümle gösterin. Gösteremezsiniz. Çünkü yok. Benim ne söylediğim ortada. Yaptığım yayın hâlâ orada. Cumhuriyet gazetesinde yazdığım yazı hâlâ orada. Başkalarının sosyal medyada ne yazdığı, hangi başlığı attığı beni ilgilendirmez. Ben gazeteciyim.Benim sorumluluğum benim söylediğim ve benim yazdığımdır. Üstelik sizin beyanlarınızla oğlunuzun ve gelininizin beyanları arasındaki çelişkileri de artık kamuoyu görüyor. Benim haberimde yer alan her satırın, her bilginin ve her belgenin nasıl doğru çıktığını kamuoyu gördü . Melih Bey… Sekiz yıldır hakkınızda köşe yazıları yazıyorum.İki kitapta sizi ve Ankara dönemini anlattım.Yıllardır televizyon ekranlarında belgeleriyle konuşuyorum. Bütün bunlardan sonra gerçekten sizden çekindiğimi ya da çekineceğimi mi düşünüyorsunuz? Gerçekten geri adım atacağımı mı düşünüyorsunuz? Bir daha yazmayacağımı mı? Yanılıyorsunuz. Ben sizin durumunuzu da anlıyorum Sinirleriniz bozulmuş olmalı. Savcıya ifade veriyorsunuz: Murat Ağırel diyorsunuz. X’te paylaşım yapıyorsunuz: Murat Ağırel. Gece yatıyorsunuz: Murat Ağırel. Sabah kalkıyorsunuz: Murat Ağırel. Toksik bir ilişkiye döndü bizimki Melih Bey. Şimdi de çıkıp, “Hesaplaşacağız” diyorsunuz. Ben size bunu daha önce de söyledim.Bir kez daha söylüyorum: HODRİ MEYDAN. Ne zaman istiyorsanız… Nerede istiyorsanız… Hangi platformda istiyorsanız… Ve son bir şey… Sekiz yıldır yapamadığınızı bugün de yapamazsınız: Beni susturamazsınız. Belgelerle konuşmaya, yazmaya devam edeceğim. NOT: Beyefendinin yine doğruyu söylemediğini tescillemek için, ilgili yayın kesitlerini ve Cumhuriyet’te yayımlanan yazımı da aşağıya ekliyorum.

Murat AĞIREL

345,689 views • 3 days ago