Video wird geladen...

Video konnte nicht geladen werden

Zur Startseite

Okul öncesinden başlayarak yükseköğrenime kadar her aşamada Türk eğitim sisteminin iyileştirilmesini temel önceliğimiz olarak belirledik. Çok geniş bir yelpazede, bugün geriye doğru baktığımızda imkânsız görünen nice düzenlemeyi kararlılıkla hayata geçirdik.

527,846 Aufrufe • vor 2 Jahren •via X (Twitter)

9 Kommentare

Profilbild von A.Naci
A.Nacivor 2 Jahren

Ne olur rahat bırak. Allah kitap aşkına rahat bırak. Şu ülkeyi rahat bırak. Eğitim Ahlak Din Ekonomi Sağlık Tarım Sınırlar İc Güvenlik Elini Değip Dagitmadigin Zarar Vermedigin Birşey Kalmadı. Bırak ya bırak git çok mu zor? Bu ne hırs arkadaş. Sen olmasan kendi kendine bile ülke düzelecek.

Profilbild von Nasuh Bektaş
Nasuh Bektaşvor 2 Jahren

Oldu olacak türkleri ülkeden atın siz de rahatlayın Türkiye’de rahatlasın Cumhurbaşkanı Erdoğan gururla sunar Yükseköğretimde yabancı öğrenci sayısını 16.000’den 360.000’e çıkarmanın haklı gururunu yaşıyormuş…… YÖK başkanı Erol Özvar hedefimiz 1 milyon öğrenci diyordu

Profilbild von HASAN CEYLAN
HASAN CEYLANvor 2 Jahren

22 yıldır iktidarda olan akp yi size şikayet ediyirum Sayın cumhur başkanım Koca 22 yılda bir çok milli egitim bakanı değiştiği Halde hiç bir şey yapmamışlar

Profilbild von kaan topaloğlu / ay adamı
kaan topaloğlu / ay adamıvor 2 Jahren

Destek veren herkese teşekkürler

Profilbild von 🇹🇷🤘nilgün_manav🇹🇷
🇹🇷🤘nilgün_manav🇹🇷vor 2 Jahren

Seninleyiz BAŞKOMUTANIMIZ Beraber yürüdük, Çok yürüyeceğiz.. 🇹🇷☝️

Profilbild von SONGÜL EREN
SONGÜL ERENvor 2 Jahren

Yaygın eğitimin eğitmenlerini gormezden geliyorsunuz REİSİM,bizler ne durumdayız biliyormusunuz.... #MebUstasızOlmaz USTA ÖĞRETİCİLER #SonDakika

Profilbild von Volkan Coşkun (yedek hesap)
Volkan Coşkun (yedek hesap)vor 2 Jahren

Bunun gerçekleştirmenin tek yolu, evlatlarımızı yaratılış gayesi ve hayat hakkında doğru fikirleri ve çözümleri göstermekle olur. Kemalist rejime bağlı kalarak, hakimiyeti beşere veren küfür sistemlerinde bu hiç bir zaman gerçekleşmez, gerçekleşmeyecek de. 23 yıllık iktidarınızda yap boz yaparak, bu müfredata bağlı kaldınız. Bırakın fikri seviyesi yüksek bir nesil yetiştirmeyi, ateist deist uyuşturucu fuhuş ve alkol bataklığına saplanmış bir nesil ortaya çıkardınız. İlahiyatta ders veren hocaların dahi küfür itikadını benimsediği, felsefe ile öğrencilerinin zihinlerinin bozulduğu bir nesil sizin eseriniz. Sadece eğitimde değil, hukuk, yönetim, içtima-i nizam, ekonomi ve tüm hayat alanlarında islama ve nizamlarına dönmekten başka bir alternatif yoktur. Bu sadece dünya saadeti için değil, kulluğun gereği ve ahiretin sigortasıdır. Demokrasi ve laiklik zillet, Hilafet ise izzettir!

Profilbild von Ponçik REİS🫅🏻
Ponçik REİS🫅🏻vor 2 Jahren

🇹🇷🇵🇸 SENİNLEYİZ REİS 🇹🇷 🤘 Satanizm Bataklığı Kurutulsu Satanizm Bataklığı Kurutulsun Satanizm Bataklığı Kurutulsun Satanizm Bataklığı Kurutulsun Satanizm Bataklığı Kurutulsun

Profilbild von Art
Artvor 2 Jahren

Engelli öğretmenler için toplu atamaa♥️❤️♥️❤️ Geçmiş Şuan Gelecek Hepsi Bize Emanet 🌹 #3AralıkEngelliÖğretmenButona

Ähnliche Videos

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: "Hiçbir başarı tesadüf değildir. Kıyasıya rekabetin yaşandığı sporda her başarının gerisinde emek, irade, disiplin, strateji ve takım çalışması vardır. Galatasaray olarak sezon boyunca ortaya koyduğunuz mücadele ruhuyla Türk sporuna örnek oldunuz. 121 yıllık başarılarla dolu mazisinde Galatasaray, milletimizi gururlandıran nice zafere adını yazdırmış bir spor abidesi olarak hafızalarda yer etmiştir. Futboldan basketbola, voleyboldan amatör branşlara uzanan geniş bir yelpazede sergilediği mücadeleyle her zaman öncü bir rol üstlenmiştir. Avrupa’da elde ettiği başarılar, milletimizin belleğinde çok müstesna bir konuma sahiptir. 2000 yılında kazanılan UEFA Kupası ve ardından gelen Süper Kupa zaferi, bunların en önemlilerinden ikisidir. Bu iki zafer, bir kulübün başarısından ziyade Türk futbolunun imkânını, kapasitesini, potansiyelini ve gücünü gösteren önemli bir referans olmuştur. Bugün de Galatasaray, başarılarıyla Türk sporunun uluslararası arenadaki yüzlerinden biri olmaya devam ediyor. Çünkü hangi takımı tutarsak tutalım, söz konusu Türk futbolunun yurt dışındaki başarıları olduğunda hepimiz biriz, beraberiz ve tek yüreğiz. Biz de hükümet olarak bu anlayışla; kulüp ve branş ayrımı gözetmeksizin Türk sporunun gelişmesi, ilerlemesi ve uluslararası alanda başarı çıtasını yükseltmesi için gereken her türlü desteği veriyoruz."

Sporx

42,092 Aufrufe • vor 4 Monaten

ŞUBE MÜDÜRLERİ VE EĞİTİM MÜFETTİŞLERİNE YÖNELİK MALİ DÜZENLEME OLUMLU BİR ADIMDIR; ANCAK KAPSAMI GENİŞLETİLMELİ VE ADALET ESAS ALINMALIDIR 11 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile il millî eğitim müdür yardımcıları, ilçe millî eğitim müdürleri ve şube müdürlerine ilave özel hizmet tazminatı verilmesi yönünde önemli bir düzenleme yapılmıştır. Buna göre; öğretmenlik ve yöneticilik hizmet süresi toplamı 20 yıl ve üzeri olanlara 50 puan, 10 yıl ve üzeri olanlara ise 25 puan ilave özel hizmet tazminatı ödenecektir. Eğitim müfettişlerine yönelik ek ders ücretine ilişkin iyileştirmenin de aynı kapsamda hayata geçirilmesini, eğitim yöneticileri ve denetim hizmetlerinde görev yapan personelin mali haklarının güçlendirilmesi adına gecikmiş de olsa atılmış olumlu bir adım olarak değerlendiriyoruz. Ancak yapılan düzenleme, eğitim çalışanlarının yıllardır dile getirdiği mali hak kayıplarını tamamen ortadan kaldıracak nitelikte değildir. Hizmet yılı esas alınarak belirli unvanlara yönelik yapılan kısmi iyileştirmeler, maalesef eğitim yöneticileri arasında yeni farklılıklar ve beklentiler oluşturmaktadır. Türk Eğitim-Sen olarak bu konuyu bugün gündeme getirmiş değiliz. Genel Başkanımız Talip Geylan, toplu sözleşme görüşmelerinde, Millî Eğitim Bakanlığı nezdindeki temaslarda, televizyon programlarında ve kamuoyuna yaptığı açıklamalarda; eğitim yöneticileri ile eğitim müfettişlerinin görev, yetki ve sorumluluklarına uygun mali ve özlük haklarına kavuşturulması gerektiğini yıllardır kararlılıkla dile getirmiştir. Ancak eğitim hizmetlerinin yükünü omuzlayan yalnızca yöneticiler ve müfettişler değildir. Öğretmeninden memuruna, hizmetlisine kadar tüm eğitim çalışanlarının mali ve özlük haklarında kapsamlı iyileştirmeler yapılması artık ertelenemez bir zorunluluktur. Özellikle yıllardır enflasyon karşısında eriyen öğretmen ek ders ücretleri, verilen emeğin ve fedakârlığın karşılığını vermekten çok uzaktır. Ek ders ücretleri, günümüz ekonomik şartlarına uygun seviyeye yükseltilmeli ve öğretmenlerin gelir kayıpları telafi edilmelidir. Sendikamızın temel yaklaşımı açıktır: Eşit işe eşit ücret, liyakate dayalı yönetim, unvanlar arasında hakkaniyetin sağlanması ve emekliliğe yansıyan kalıcı mali haklar. Eğitim çalışanlarının sorunları, geçici ve sınırlı düzenlemelerle değil; bütüncül, adil ve sürdürülebilir bir ücret politikasıyla çözülebilir. Bu çerçevede beklentimiz; * Mali iyileştirmelerin tüm eğitim yöneticilerini ve eğitim müfettişlerini kapsayacak şekilde genişletilmesi, * Öğretmenler başta olmak üzere tüm eğitim çalışanlarının mali ve özlük haklarının iyileştirilmesi, * Öğretmen ek ders ücretlerinin günümüz ekonomik şartlarına uygun seviyeye yükseltilmesi, * Unvan ve hizmet yılı kaynaklı yeni mağduriyetlerin önlenmesi, * Özel hizmet tazminatlarının yeterli seviyeye yükseltilmesi, * Yapılacak iyileştirmelerin emekliliğe yansıyan kalıcı özlük haklarına dönüştürülmesidir. Türk Eğitim-Sen, eğitim yöneticilerinin, eğitim müfettişlerinin, öğretmenlerin ve tüm eğitim çalışanlarının hak ettiği değeri görmesi için dün olduğu gibi bugün de mücadelesini kararlılıkla sürdürmektedir. Hak edilen mali ve özlük hakları bir lütuf değil; eğitim çalışanlarının üstlendikleri ağır sorumluluğun, verdikleri emeğin ve ülkenin geleceğini inşa etme görevlerinin doğal karşılığıdır. Atılan bu adımı olumlu buluyor; ancak eğitim hizmetleri sınıfının tamamını kapsayacak adil ve kalıcı düzenlemelerin de en kısa sürede hayata geçirilmesini bekliyoruz.

Türk Eğitim Sen

10,669 Aufrufe • vor 3 Monaten

🇹🇷 Cihat Yaycı: “Önce şu tarihî süreci doğru ortaya koyalım. Heybeliada Ruhban Okulu 1844 yılında açılıyor ve 1971 yılına kadar faaliyetini sürdürüyor. Peki, neden 1844’te açılıyor? Bunun cevabını bulmak için biraz daha geriye gitmek gerekiyor. 1821’de Mora İsyanı başladı. Ben bunu Türk soykırımı olarak nitelendiriyorum. Ardından 1830 yılında Yunanistan bağımsız bir devlet hâline geldi. Böylece Rum Ortodoks nüfusun büyük çoğunluğu artık Osmanlı Devleti’nin değil, Yunanistan’ın sınırları içinde yaşamaya başladı. Eğer mesele gerçekten Osmanlı’daki Rum Ortodoks cemaatinin din adamı ihtiyacını karşılamak olsaydı, böyle bir okulun çok daha önce açılmış olması gerekirdi. Oysa 1844 yılına kadar İstanbul’da böyle bir ruhban okulu yoktu. Peki neden tam bu tarihte açıldı? Çünkü Megali İdea hedefleri doğrultusunda İstanbul’daki Patrikhane’nin güçlendirilmesi isteniyordu. Bu doğrultuda da yabancı devletlerin yoğun baskısıyla Heybeliada Ruhban Okulu açıldı. Yani okulun açılışının temelinde dinî bir ihtiyaçtan ziyade dönemin uluslararası siyasi şartları ve dış baskılar vardı. Okul, 1971 yılına kadar faaliyetini sürdürdü. Ancak 1971’de Türkiye’de yükseköğretim alanında yeni bir hukukî düzenleme yapıldı. Devlet dedi ki; ortaöğretim kurumları Millî Eğitim Bakanlığı’nın, yükseköğretim kurumları ise devletin belirlediği yükseköğretim sistemi içinde faaliyet gösterecek. Bunun üzerine Patrikhane, ‘Biz devlet denetimine tabi olmayız, bağımsız bir kurum olarak devam ederiz.’ dedi. Devlet de doğal olarak, ‘Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde faaliyet gösteren hiçbir eğitim kurumu devletin hukuk düzeninin dışında olamaz.’ cevabını verdi. Bunun üzerine okulu kapatma kararı devlet tarafından değil, Patrikhane tarafından alındı ve okul faaliyetini kendisi durdurdu. Dolayısıyla iki hususun altını özellikle çizmek gerekir. Birincisi; Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılmasının temelinde yabancı devletlerin baskısı bulunmaktadır. İkincisi; okulun faaliyetini durdurmasının nedeni ise Türkiye Cumhuriyeti’nin eğitim ve denetim sistemine tabi olmayı kabul etmemesidir.”

TÜRK DEGS / TURK MAGS

19,873 Aufrufe • vor 2 Monaten

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın #KıbrısBarışHarekatı'nın 50’nci yılı için düzenlenen 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı Törenindeki konuşmalarından... ▪ Aynı suda iki kez yıkanılmaz. Ada’daki gerçekleri görmezden gelerek hiçbir yere varılmaz. Kıbrıs’ta federal bir çözümün mümkün olmadığına inanıyoruz. “Müzakerelere yıllar önce İsviçre’de bıraktığımız yerden devam edelim” demenin kimseye faydası yoktur. ▪ Bakın biz müzakereye, görüşmeye, Kıbrıs’ta kalıcı barışı ve çözümü sağlamaya hazırız. Çözüm yolunda uzatılan hiçbir eli havada da bırakmayız. Tarih boyunca bu konudaki hüsnü niyetimizi defalarca gösterdik. Bugüne kadar çözümü samimiyetle isteyen, bunun için fedakarlıkta bulunan, risk alan, irade sergileyen taraf; Kıbrıs Türkü ve Türkiye olmuştur. ▪ Cumhurbaşkanı Sayın Tatar’ın 2021 Nisan ayında Cenevre’de yapılan toplantıda ortaya koyduğu iki devletli çözüm vizyonu çok kıymetlidir. Kıbrıs Türk tarafı Rum tarafıyla her anlamda eşit olarak müzakere masasına oturmalıdır. O yüzden, “çözüm istiyorsanız Kıbrıs Türkü’nün müktesep haklarını tescil edin” diyoruz. ▪ Adanın garantör ülkelerinin liderlerinin, her iki devleti de beraberce ziyaret edecekleri günleri de göreceğimizi ümit ediyorum. Bu içten temennimi, NATO Washington Zirvesi’nde görüştüğüm Yunanistan Başbakanı Sayın Miçotakis’e de bizzat söyledim. Türkiye ile Yunanistan arasındaki diyalog zemininin güçlendirilmesi, Kıbrıs meselesinin çözümüne de şüphesiz katkı yapacaktır. ▪ Burada şunu da çok net biçimde vurgulamak durumundayım: Uluslararası alanda etkin iç hukuk yolu olarak tanınmış olan Taşınmaz Mal Komisyonu, Ada’da mülkiyet konusunda çözümün yegâne adresidir. Bunun dışında başka yollara tevessül edenler, Kıbrıs Türkünü baskı altına alarak hedeflerine ulaşacağını zannedenler büyük bir yanılgı içindedir. ▪ Ne biz oldubittilere müsaade ederiz ne de Kıbrıs Türk Halkı tehditlere boyun eğer. Ada’nın kadim ve asli unsuru Kıbrıs Türklerinin yok sayılması mümkün değildir. ▪ Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tanınması ve iki devletli çözümün hayata geçmesine yönelik gayretlerimizi kararlılıkla sürdürüyoruz. ▪ Şuşa’da düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı Gayriresmî Zirvesi’ne Cumhurbaşkanı Sayın Tatar’ın iştiraki, bunun en son örneği oldu. Bu süreçte sergilediği dirayetli liderlik için Azerbaycan Cumhurbaşkanı, kardeşim Sayın Aliyev’e de buradan bir kez daha teşekkür ediyorum. ▪ Kıbrıs Türkünün haksız ve hukuksuz şekilde maruz bırakıldığı izolasyonun kırılması, ambargonun kaldırılması için çabalarımız daha da artacak. Şehitlerimizin kanları üzerinde kurulan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin güçlü, müreffeh, itibarlı bir devlet haline gelmesi için desteğimiz bakidir. ▪ 2024 İktisadi ve Mali İşbirliği Anlaşması’nda yer alan hususların süratle uygulanması için gereken desteği veriyoruz, sonuna kadar da vereceğiz. Belediyelerimiz ve resmî kurumlarımız geniş bir yelpazede pek çok projeyi Kuzey Kıbrıs’ın dört bir yanında hayata geçiriyor. ▪ Ulaştırmadan tarım ve sulamaya, turizmden güvenliğe, konuttan afetlere hazırlığa kadar her alanda Kıbrıs Türk Halkının yanındayız, destekçisiyiz.

Fahrettin Altun

29,042 Aufrufe • vor 2 Jahren

BUGÜN TÜRK MİLLETİNİN GÖREVİ, KORUYAMADIĞI VE SAVUNAMADIĞI BAĞIMSIZLIĞINI VE CUMHURİYET’İNİ KURTARMAKTIR. Büyük Türk Milleti, En büyük gururu, büyük Türk milletinin bir parçası olmak olan bir yurttaşınız olarak, en kıymetli hazinemiz Cumhuriyet’imizin 100. yılında size içimi dökmek istiyorum. Birinci vazifemiz olan, Türk istiklalini ve Türk Cumhuriyet’ini değil ilelebet 100. yılına kadar bile koruyamamış ve savunamamış olmanın derin acısını hissediyorum. Bunun hepimiz için çok ağır bedelleri olduğunu yaşıyorum ve daha da fazlasının olacağının kaygısını taşıyorum. Atatürk ve kahraman silah arkadaşlarının, imkânsız şartlar altında büyük fedakârlıklarla bize armağan ettiği, güzeller güzeli biricik vatanımıza ve biricik Cumhuriyet’imize sahip çıkamamış olmanın üzüntüsünü yaşıyorum. Cumhuriyet’in 100. yılını kaygılar içinde kutlamanın dayanılmaz ağırlığını taşıyorum. Bizzat Atatürk tarafından çağdaş, demokratik ve hak temelli yaşam değerleri üzerine inşa edilen ve Cumhuriyet tarihi boyunca kurumsallaşmaya çalışan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bütün kurumları bila istisna, iktidar eliyle bilinçli ve planlı bir şekilde çeşitli ölçülerde örselendi, bozuldu, işlevsizleştirildi. Kimileri kısmen, kimileri daha büyük oranlarda zayıflatıldı, yozlaştırıldı, kimileri korkunç kamu zararı göz ardı edilerek kurumsal hafızalarıyla birlikte komple tasfiye edildi. 2003’ten itibaren en az 10 yıl boyunca devletin yaptığı bütün sınavların soruları çalınarak yandaş tarikatlara ve cemaatlere verildi, fırsat eşitliği ve adil rekabet yok edildi. Devletin nitelikli ve tecrübeli insan kaynağı da ehliyetsiz ve liyakatsizlerle yer değiştirdi. Bu yasadışı, bağnaz hurafe yuvalarının içinde, Atatürk ve Cumhuriyet düşmanı, laiklik ve çağdaş değerlerin düşmanı olarak yetiştirilenler, devletin her kademesine yerleştirildi. Yaklaşık 500.000 tarikat mensubu, ülkenin bin bir güçlükle oluşturabildiği yetişmiş insan kaynağıyla yer değiştirildi. Ehliyet ve liyakatle birlikte devlet aklı da tabi ki yok edildi. Bugün devletin en önemli kurumları, Cumhuriyet düşmanları tarafından ve onlarla iş birliği içinde hareket eden kendi çıkarlarından başka hiçbir şeyi düşünmeyen ahlâksızlar tarafından ele geçirilmiş durumda. Bu nedenle pek çok konuda her gün korkunç bedeller ödüyoruz. Olağanüstü birikimiyle birlikte Hıfzısıhha Enstitüsü kapatıldığı için, pandemi sürecinde daha çok bedel ödedik, daha çok can kaybı verdik. Türk Hava Kurumu’nun müthiş Ateş Kuşları orman yangınları söndürme filosu adice yalanlarla dağıtıldığı için, 2021 yılında, Cumhuriyet tarihinin en büyük orman yangınlarında ormanlarımızı söndüremedik ve 140.000 hektarla, yıllık ortalamanın en az 15 katı orman kaybı ve devasa bir ekosistem kaybı yaşadık. Türk Silahlı Kuvvetleri afetlerle mücadele sisteminin dışına çıkarıldığı ve destek grubu diye arka planda bir yere konumlandırıldığı için, 6 Şubat 2023 depremlerinde normalden çok daha büyük can kaybı yaşadık, sağ kalan depremzedeler çok daha büyük sıkıntılar yaşadılar çünkü Türk Silahlı Kuvvetleri’nin olağanüstü şartlar için hazırlanmış, her koşulda çalışacak iletişim, ulaşım, lojistik, insan gücü, etkin, doğru ve hızlı karar alma mekanizmaları gibi devasa imkan ve kabiliyetlerini ilk dakikalardan itibaren kullanmadığımız için, Türkiye’nin 1999’dan çok daha hazırlıklı haldeki gerçek arama kurtarma kapasitesini de ilk dakikalardan itibaren etkin ve verimli bir şekilde kullanamadık. Olan talihsiz yurttaşlarımıza ve geride kalanlarına oldu. Bugün Ege’de 20 Türk Adası ve 2 Türk Kayalığı düpedüz Yunan işgali altındadır ve bize karşı silahlandırılmıştır. Her ikisi de yasadışıdır ve uluslararası hukuka aykırıdır ama iktidar, Türk ordusunu Anayasa’ya aykırı olarak durdurmakta ve bu konuda bir şey yapılmasına müsaade etmemektedir. +++++++++

Nasuh Mahruki

80,638 Aufrufe • vor 2 Jahren

📌 27 Nisan E-Muhtırası Dolayısıyla Bugün, 27 Nisan olarak hafızalara kazınmış müdahalenin yıl dönümü. Türkiye, geçmişte askerî vesayetin gölgesinde kalmış; demokratik iradenin önünün zaman zaman farklı yol ve biçimlerle kesildiği dönemler yaşamıştır. Bu tür müdahaleler, millet iradesini gölgeleyen anlayışların ürünü olarak tarihteki yerini almış ve artık geride kalması gereken kötü hatıralardır. Ak Parti iktidarında, tasarı olarak kalıp hayata geçirilemeyenleri bir yana bırakalım, muhtıra niteliği taşıyan açıklamaların sadece "27 Nisan E-Muhtırası" ile sınırlı olmadığını da bilmemiz gerekir. “Millî Eğitim'de Üç-Beş Nöbeti” adlı eserimde de ifade ettiğim üzere, 6 Mayıs 2004 tarihinde YÖK Yasa Tasarısı sürecinde yaşananlar, askerin ve bazı anayasal kuruluşların sergilediği tavır ve yayımladıkları bildiriler de ne yazık ki birer muhtara niteliğindedir. Bugünden geriye baktığımızda, o dönemde yaşanan gerilimlerin Türkiye’nin demokrasi yolculuğunun bir parçası olduğunu kabul etmek gerekir. Ancak aynı zamanda şu gerçeğin de altını çizmek durumundayız: demokrasi, sadece vesayet odaklarına karşı durmakla değil, hukukun üstünlüğünü eksiksiz tesis etmekle de anlam kazanır. Eğer bugün hâlâ adalet duygusu tatmin edilemiyorsa, yargının bağımsızlığı konusunda soru işaretleri varsa ve farklı düşünceler özgürce ifade edilemiyorsa, bu durumun üzerinde ciddiyetle durmak zorundayız. Çünkü adalet olmadan demokrasi, hukuk olmadan cumhuriyet güçlü olamaz. Türkiye’nin ihtiyacı; geçmişin vesayetçi anlayışlarını reddettiği kadar, bugünün her türlü keyfi uygulamasına da mesafe koyabilen demokratik bir bilinçtir. Gerçek anlamda güçlü bir cumhuriyet, ancak çoğulculuğun, hukukun üstünlüğünün ve millet iradesinin birlikte var olduğu bir zeminde yükselebilir. Bu vesileyle bir kez daha ifade etmek isterim ki; darbelerin, muhtıraların ve her türlü antidemokratik müdahalenin karşısında durmak ne kadar sorumlu vatandaşlığımızın gereği ise bugün de adaleti, hukuku ve demokrasiyi zedeleyen her türlü uygulamanın karşısında durmak ortak ihmal kabul etmez sorumluluğumuzdur. Türkiye’nin geleceği; gücünü hukuktan alan, adaleti esas alan ve cumhuriyetin temel değerlerini yaşatan bir demokrasi anlayışıyla şekillenmelidir.

Hüseyin Çelik

17,062 Aufrufe • vor 5 Monaten

MHP Sakarya Milletvekilimiz Muhammed Levent Bülbül'ün Cumhurbaşkanlığı bütçesi üzerine MHP Grubu adına konuşması 🇹🇷 Muhammed Levent BÜLBÜL : Bir ülkede iç huzur ve güvenliğin sağlanması, ekonominin, ticaretin, sanayinin, eğitim ve kültür hayatının sağlıklı bir şekilde var olabilmesinin en temel koşuludur. Şüphesiz, iç huzurun ve güven ortamının varlığı, siyasi istikrarın ve güçlü yönetim sisteminin mevcut olmasıyla ancak sağlanabilecektir. Binlerce yıllık devlet geleneğine sahip olan aziz Türk milletinin 100 yaşını henüz tamamlayan son devlet eseri Türkiye Cumhuriyeti devleti, Birinci Cihan Harbi sonrasında emperyalistlerin işgaline karşı Kuvayımilliye ruhuyla kan ve irfanla verilen millî mücadele neticesinde kurulmuş ve bugünlere kadar çok önemli, netameli süreçler atlatmıştır. Askerî, modern, postmodern; adı her ne olursa olsun her türlü darbe ve darbe girişimi, ülkemizin refah ve ferah içerisinde geleceğe yürümesini, büyümesini ve kalkınmasını hedef almıştır. Son olarak sekiz yıl evvel, 15 Temmuz 2016 tarihinde emperyalistlerin maşası FETÖ terör örgütü tarafından alçak darbe girişiminde bulunulmuş; başta millî iradenin tecelligâhı olan Gazi Meclisimiz ve Cumhurbaşkanlığı açıkça hedef alınmıştır. 15 Temmuz alçak darbe girişiminin aziz Türk milletinin eşsiz feraset ve cesaretiyle akamete uğratılmasının ardından Cumhur İttifakı'nın teşekkül etmesiyle birlikte Türk milletinin yükselme ve bağımsızlık iradesi perçinlenmiş; devletimiz, yoluna büyük bir güven içerisinde devam etmeye başlamıştır.

MHP TBMM Grubu #MHP

11,325 Aufrufe • vor 1 Jahr

O OKUL MÜDÜRÜ O CÜMLEYİ KURMASAYDI MUHALİF OLABİLİRDİM Gazeteci Cüneyt Polat: Ben Tayyip Erdoğan neredeyse oradayım. Yani bu benim için tartışmaya açık değil sorgulamaya açık değil çok net. Neden çok net? Ben Bağcılar'da doğdum büyüdüm. Bağcılar benim doğduğum büyüdüğüm zamanlarda bir şeydi köy kıvamında bir yerdi. Bakırköy'e bağlıymış hatta benim kimlikte hala Bakırköy yazar doğum yeri diye. Ve Bağcılar'da çok muhafazakar bir ailenin içinde büyüdüm. Yani işte her pazar günü Yenibosna Aksa Camii'nde Cübbeli sohbetlerine gidilen bir atmosfer vardı bizde gidilmeyen gün yoktu. Öyle ben hadi İmam Hatip'e aile ailem karışmadı asla yani babam hiç karışmadı, sıfır. Onun hikayesi aslında neden benim Tayyip Erdoğan dediğim şey onun hikayesi onu anlatayım. Yenibosna Aksa Camii'ne gideriz Cübbeli işte her pazar günleri şey anlatır. Cennet var, cehennem var, huriler var, herkes işte cennete gider, gidersen bunlar var, ödüllerim var falan. Ben 13 yaşındaydım 5 + 3 o zaman eğitim sistemi vurdu. Evet 5 + 3 ilk seneydi ve ben biz Bostancı'ya taşındık. Babam devlet memuruydu. Orada bir tane bir binanın bir katında lojman dairesi verdiler. Yönetici oldu ve oraya taşındık. Şimdi Bostancı'ya taşınınca hikayem değişti. Tamamen değişti şimdi Bağcılar'dan Bostancı Sosyolojik olarak devasa farkı var. Yani bu yaşamayan ve o dönüşümü çok hızlı bir şekilde gerçekleştirmeyenlerin belki çok anlayamayacağı bir şey özellikle o dönemler. Yani 99'dan bahsediyorum. Şöyle bir şey oldu ben Bostancı'ya ilk taşındığım zaman çok şeyi orada gördüm onu söyleyeyim yani. Hani Bağcılar'daki kültür yaşayış şekli Bostancı'yla kıyaslanamaz. Hangisi doğru hangisi yanlış açısından söylemiyorum. Bostancı ilköğretim okulunda 6. sınıfa yazıldım. Okulun ilk günü annem de okul bahçesinde annem tesettürlü. Okul bahçesindeyiz sıradayız biz 4 erkek kardeşiz o zaman üçümüz okula gidiyoruz ve üçümüz sıralardayız. Okul müdürü aldı eline mikrofonu dedi ki okulumuzun bahçesinde dedi Atatürk ilke ve inkılaplarına uygun olmayan kıyafetleri ile bulunan veliler okulumuzu terk etsin dedi. O zamanlar okullarda güvenlik yoktu böyle bekçi amcalar vardı. Ben sıradayım. O bekçi amca geldi annemin yanına kadar annemi "dışarı alabilir miyim sizi" dedi. "Hanımefendi dışarı çıkın" dedi. Yani kibarca alabilir miyim falan değil yani. Annemi dışarı çıkarttı. 13 yaşında bir çocuğum. Okul sırasındayım. Okul müdürünün biri eline alıyor mikrofonu ve diyor ki Atatürk ilke ve inkılaplarına uygun olmayan kıyafetleri ile okulumuzun bahçesinde bulunan veliler okulumuzu terk etsin diyor. Bugün yok ya abartıyor diyebilir gençler ama Türkiye böyle bir ülkeydi ve 13 yaşında olduğunuzu düşün. Benim annem çıktı. Ya ben o günü hiç unutmam. Benim hayatımı 13 yaşında şekillendiren bugün belki ben muhalif olabilirdim. O okul müdürü o cümleyi kurmasaydı ben bugün muhalif olabilirdim yani.

Hasan Basri Akdemir

105,571 Aufrufe • vor 2 Monaten

M.E.B. yöneticileri Milli Eğitim Bakanlığı önünde bordrolarını yaktı, makam koltuklarını Bakanlığın önüne bıraktı. Tüm Eğitim Çalışanları Sendikası adına açıklama yapan TEÇ-SEN Genel Sekreteri Salih Burçin Poyraz, açıklamalarında şunlara değindi. Kamuoyunca da bilindiği üzere Uzman ve Başöğretmenlik düzenlemeleri ile öğretmenlerimizin maaşlarında önemli iyileştirmeler yapılmış, bu durum eğitim camiasında memnuniyetle karşılanmıştır. Ancak bu iyileştirmeler, Milli Eğitim Bakanlığı’nda görev yapan yöneticilerimizin maaşlarına aynı doğrultuda yansıtılmamış, yönetici pozisyonundaki eğitim çalışanları bu düzenlemenin dışında bırakılmıştır. Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde görev yapan yöneticilerimiz, eğitim sistemimizin her kademesinde büyük sorumluluklar üstlenmektedir. Eğitimin sevk ve idaresinden, denetimine, eğitim politikalarının sahada uygulanmasına kadar, her alanda özveriyle çalışan yöneticilerimiz, maalesef yapılan ücret iyileştirmelerinde dikkate alınmamış, yok sayılmıştır. Bugün Başöğretmen unvanına sahip bir teknik lise müdürü yönetim görev karşılığı ek dersi ile birlikte aylık 79 bin lira, ilkokul, ortaokul ve lise müdürü 76 bin lira, başöğretmen unvanına sahip bir öğretmen ek ders ile birlikte 74 bin lira aylık ücret alırken; bir il milli eğitim müdür yardımcısının, ilçe müdürünün, şube müdürünün ortalama aylık 65 bin lira, bir şefin ise aylık 53 bin lira ücret alması kabul edilebilir ve sürdürülebilir bir durum değildir. Bir düşünün: Hangi kurumda bir müdür, astından daha düşük maaş alır?? Bir bakan, bakan yardımcısından daha az maaş alıyor mu?? Bir genel müdür, genel müdür yardımcısından daha az kazanıyor mu? Bir İl Müdürü’nün maaşı Daire Başkanı’ndan fazlamı? Cevap Hayır Değil mi?? Örneğin; Halihazırda okul müdürlerimiz ve yardımcıları, yönetim görevi karşılığı haftada 25 saat ek ders ücreti almaktadır. Neden? Çünkü bu uygulama, öğretmenlerimizin derse girme olanağı olmadığı için, idarecilik yapanlara ücret kaybı yaşatılmaması adına yapılmaktadır. Doğrusu da budur. Aksi halde düşünün ki,, öğretmenlerimiz idarecilik yapacak, Ancak aldığı ücrette düşecek. O vakit neden öğretmenlerimiz böyle bir durumda sorumluluk alsınlar, üstüne bir de fazladan mesai harcayıp, idarecilik yapsınlar. Ancak bugün Milli Eğitim Bakanlığı’nda, ilçe müdürleri, şube müdürleri, müfettişler; amiri ve denetleyicisi konumunda olduğu okul müdürlerinden, müdür yardımcılarından ve öğretmenlerden daha az maaş alıyor. Eğitim sistemimizin bel kemiği olan yöneticilerimizin yaşadığı bu adaletsizlik, artık kabul edilemez bir noktaya ulaşmıştır. Bu yaşanılan durum artık sadece bir ücret meselesi değil, itibar mücadelesi haline gelmiştir. Bilinmelidir ki; Aynı kurumda, aynı hedef için çalışan eğitim çalışanları arasında ücret adaletsizliğinin bu denli büyümesi, kurum içi huzursuzluklara ve motivasyon kaybına yol açmakta, iş barışını ciddi bir şekilde tehdit etmektedir. Bu durum, yalnızca yöneticilerimizi değil, eğitim sisteminin genel işleyişini de olumsuz etkilemektedir. Ast-üst ilişkisinin bozulduğu bir organizasyonda sağlıklı bir işleyiş beklemek de mümkün değildir. Eğitim sisteminde iş barışının korunması, tüm çalışanların hak ettikleri maddi ve manevi karşılığı almasıyla mümkündür. Yöneticilerimizin haklarının verilmemesi, yalnızca bireysel bir mağduriyet yaratmakla kalmamakta, aynı zamanda kurumsal hiyerarşiyi, çalışanlar arasındaki güveni ve sistemin bütünlüğünü de zedelemektedir. Bugün buradan bir kez daha haykırıyoruz! Bakanlık yöneticilerimizin düşürüldüğü duruma, artık bir son verilmelidir! Uzman ve Başöğretmenlik düzenlemeleriyle öğretmenlerimize sağlanan maddi iyileştirmeler, yöneticilerimize de yansıtılmalı, daha önce olduğu gibi, yöneticilerimize “Yönetim Görevi Karşılığı Ek Ders Ücreti” ödemesi geri getirilmelidir. Böylece Milli Eğitim Bakanlığı’ndaki ücret hiyerarşisi düzeltilmeli, ast-üst ilişkisiyle bağdaşmayan bu adaletsizlik ortadan kaldırılmalıdır. Buradan Sayın Bakan başta olmak üzere, yetkilileri uyarıyoruz. Mevcut Durumun devam etmesi halinde, Milli Eğitim Bakanlığı, kurum hafızasını oluşturan yetişmiş yöneticilerini kaybedecek, yerine aynı kalitede yönetici bulmakta zorlanacaktır. Milli Eğitim Bakanlığı içerisinde oluşmuş bu ücret dengesizliği mutlak suretle düzeltilmelidir. Bu nedenle; • Şef, şube müdürü, müfettiş, ilçe müdürü, müdür yardımcısı, avukat, sivil savunma uzmanı, tesis müdürü unvanlarında, yönetici pozisyonunda görev yapan eğitim çalışanlarına Yönetim Görevi Karşılığı Haftada 35 Saat Ek Ders ücreti ödenmelidir. • Ve Bakanlığımız bu düzenlemeyi hayata geçirirken Genel İdare, Teknik Hizmetler ve Yardımcı Hizmetler Sınıfında görev yapan eğitim çalışanlarını da, kurum içi adaletin sağlanması adına mutlaka bu düzenlemenin içine katmalıdır. • Bu itibarla; Teknik Hizmetler Sınıfında görev yapan eğitim çalışanlarına Görev Karşılığı Haftada 30 Saat, • Genel İdari Hizmetler Sınıfında görev yapan eğitim çalışanlarına ve sözleşmeli personellerimize Görev Karşılığı Haftada 25 Saat, • Yardımcı Hizmetler Sınıfında görev yapan eğitim çalışanlarına Görev Karşılığı Haftada 20 Saat Ek Ders Ücreti ödenmesi için Bakanlığımız acilen bir düzenleme yapmalıdır! Unutulmamalıdır ki Eğitim yöneticilerimiz, bu ülkenin eğitim sisteminin kaptanlarıdır. Kaptanın dümeni sağlam değilse, o gemi de rotasını kaybeder. Bugün burada bizler de, bu gemiyi rotasına oturtmak için Milli Eğitim Bakanlığı’nın önündeyiz. Bizler Adalet istiyoruz! Emeğimizin karşılığını istiyoruz! Ez cümle,, Eğitim çalışanlarının hakkını, Eğitim yöneticilerimizin itibarlarını acilen geri istiyoruz! Diyerek sözlerine son verdi. Açıklama Yöneticilerin Bordrolarını yakması, ardından makam koltuklarını Bakanlığın önüne bırakmaları ile son buldu. Açıklamanın ardından TEÇ-SEN Genel Başkanı Ümit DEMİREL başkanlığındaki heyet, Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Ömer Faruk YELKENCİ ile bir araya geldi. TEÇ-SEN GENEL MERKEZİ

TEÇ-SEN - Tüm Eğitim Çalışanları Sendikası

41,537 Aufrufe • vor 1 Jahr

"Trading Sistemi Kurma ve Başarının Püf Noktaları" eğitimi YAYINDA. Çok sık rastlamadığınız ve muhtemelen de rastlayamacağınız benzersiz bir eğitim programı ile karşınızdayım. Yaklaşık 6 aydır üzerinde çalıştığım, müfredatından sunumuna, sunumundan görsellerine, görsellerinden eğitimde kullandığım ve katılımcılarla paylaşacağım dökümanlarına kadar her bir noktasını özenle hazırladığım bu eğitimi yalnızca 1 ay geçerli olacak %20 lansman indirimi ile satın alabilirsiniz. Eğitim Kimlere Yönelik? Bu eğitim daha önce teknik analiz veya price action eğitimi almış, ancak halen sürdürülebilir bir kazanç sağlayamadığını ve başarılı bir trading sistemi kuramadığını düşünen kişilere yönelik tamamlayıcı nitelikte bir eğitim. Siz de şu an herkes gibi kendi sisteminizi kurma aşamasındasınız. Pes etmediğiniz sürece başaracaksınız. Ancak sistem kurma kısmı zamansal olarak oldukça uzun süren ve hem maddi, hem de manevi olarak yıpratıcı bir süreçtir. Ama üzülmeyin. her şeyi deneye yanıla, para ve zaman kaybederek öğrenmek ve bir sistem kurmak zorunda değilsiniz. Bu eğitim sizin sistem kurma sürecinizi hızlandırmak, zaman ve para kaybını minimize etmek ve size bir rehber olmak için oluşturuldu. Bu eğitimi farklı kılan ne? Teknik analiz ve price action eğitimleri genellikle yatırımcılara piyasların nasıl çalıştığını ve fiyat hareketlerini nasıl analiz edeceklerini öğretir. Ancak kişinin bütün bu öğrendiklerini kullanarak işlem kararları vermesi, strateji ve sistem kurgulaması kişinin kendi ile başbaşa kaldığı uzun bir süreçtir. Yani elimde tuğla var, harç var ama duvarı öremiyorum diyenlerdeseniz eğer, işte bu eğitimde size elinizdeki tuğlalardan nasıl duvar öreceğiniz konusunda rehberlik etmeyi amaçlıyorum. Eğitime kimler katılmalı? - Teknik analiz ve price action konularında temel bilgiye sahip olanlar, - Finansal piyasalarda disiplinli bir yaklaşım geliştirmek isteyenler, - Kendi trading sistemini oluşturarak daha stratejik ve sistemli bir şekilde trade etmek isteyenler, - Trading sürecinde net kurallar ve yönergelerle hareket etmeyi arzulayanlar, - Pratik deneyim kazanarak öğrenmeyi tercih edenler, - İşlem kararlarını daha bilinçli ve analitik bir şekilde vermeyi hedefleyen herkes. Neler öğreneceksin? - Trading’de sistem sahibi olmanın neden önemli olduğunu, - Trading sisteminin bileşenlerinin neler olduğunu, - Bu bileşenlerin nasıl kurallaştırılacağını, - Bir trading sisteminin adım adım nasıl oluşturulacağını, - Bu sistemi nasıl uygulayacağınızı, - Teknik analiz ve price action bilgilerinizi pratikte nasıl uygulayacağınızı, - Doğru zamanlamanın önemini, - Doğru zamanlamayı nasıl somut hale getireceğinizi, - Risk yönetimi stratejileri ve pozisyon büyüklüğü hesaplama tekniklerini, - Trading psikolojisinin trading’deki önemini, - Trading psikolojisini nasıl yöneteceğinizi, - Gerçek zamanlı piyasa koşullarında trading stratejilerini nasıl uygulayacağınızı, - Başarıya giden yolda ihtiyacınız olan psikolojik ve disiplin unsurlarını. Daha fazla bilgi edinmek ve eğitimi satın almak için eğitim portalını inceleyebilirsiniz:

Hakan Kocabıçak

82,385 Aufrufe • vor 2 Jahren

Ahbap Hakkında Son 1 Haftada Yapılan Spekülasyon Haberlere İstinaden; Ahbap Derneği olarak, en temel ilkelerimiz olan şeffaflık ve hesap verebilirlik doğrultusunda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. 6 Şubat 2023 tarihinden bu yana, faaliyetlerimiz hem TÜRMOB, İçişleri Bakanlığı hem de uluslararası bağımsız denetim şirketi Grant Thornton tarafından düzenli olarak denetlenmekte ve bu denetimlerin sonuçları kamuyla paylaşılmaktadır. Tüm raporlarımıza şeffaflıkla web sitemizden ulaşabilirsiniz 📄 Depremin ilk gününden bu yana, Başkanımız Haluk Levent’in çağrısıyla birlikte acil ihtiyaçlara çözüm üretmek ve yaraları sarmak adına sahada aktif olarak yer aldık. Bugüne kadar; •⁠ Yaklaşık 1 milyon gıda kolisi, •⁠ 1.550.080 adet su kolisi, •⁠ 1.231.758 porsiyon yemek ve sıcak yemek dağıtımı gerçekleştirdik. Ayrıca kalıcı projelere de öncelik vererek; •⁠ Yapımı tamamlanan 22 okulda eğitim öğretim başladı, •⁠ 1 gençlik merkezi tamamlandı, •⁠ 9 okulun ve Samandağ’daki sörf merkezinin yapımı sürüyor, •⁠ Yeni bir Gençlik Merkezi protokolü daha imzaladık. Barınma ihtiyacına katkı sağlamak adına; •⁠ Gaziantep ve Malatya’da yapımı tamamlanan 460 daire kısa süre içinde ailelere teslim edilecek. Bunların yanı sıra, bölge halkını ekonomik ve sosyal anlamda desteklemek amacıyla; •⁠ Oto sanayi sektörüne yönelik destekler, •⁠ Kadın kooperatifleriyle iş birlikleri, •⁠ Eğitimde fırsat eşitliği sağlamak ve öğrencilerin iyi eğitim almasını sağlamak gibi pek çok projeyi hayata geçirdik. Başkanımızın da her zaman ifade ettiği gibi; son konteyner kalkana kadar bölgedeki çalışmalarımızla bölge halkının yanında durmaya, destek olmaya, moral vermeye ve ahbaplık yapmaya devam edeceğiz. Bu süreçte bize güvenip destek olan tüm bağışçılarımıza yürekten teşekkür ederiz. Hep birlikte, dayanışmanın gücüyle iyileşeceğiz.

Ahbap

48,805 Aufrufe • vor 1 Jahr

Hayırlı sabahlar. Bugün insan ve insanlığın meselelerini karşılıklı istişare ederek cuma vaktinde buluştuğumuz camilerde birbirimize selam verip paylaşma dayanışma bir ve beraber olma günüdür Ve düşünme daha çok düşünme günüdür . ❗️4 Yıl Kaybetmek Lüksümüz Yok! Gençlerimizi yönlendirelim! Bugün artık açık yüreklilikle konuşmamız gerekiyor: Anadolu liselerinde 4 yıl boyunca hiçbir pratik beceri kazanmadan 18 yaşına gelen gençlerimiz, üniversiteyi de kazanamadıklarında sokakta, kafede, sosyal medyada “kayıp bir nesil” olarak savruluyor. Ne meslek, ne iş, ne umut… Üstelik bu 4 yıl yalnızca gençlerimizden değil, ailesinden de zaman, emek ve ciddi ekonomik kaynaklar çalıyor. Hiçbir beceri kazandırmayan bu süreç, ülke ekonomisi için de atıl bir yatırım haline geliyor. Gençlerimiz hayata hazırlanmak yerine, yıllarca erteleniyor. Oysa meslek liselerimizde okuyan bir öğrencimiz, 9. sınıftan itibaren hem eğitimini alıyor, hem iş dünyasının tam içinde staj yapıyor. Sektörü tanıyor, kariyerini planlıyor, asgari ücretin %30’unu alıyor, sigortalanıyor ve aynı zamanda ailesinin bütçesine katkı sunuyor. İşte gerçek hayatla temas böyle kurulur! Sayın Bakanımız Prof. Dr. Yusuf Tekin’in önclüğünde başlatılan Mesleki Teknik Ortaokullar projesi bu açıdan tarihi bir adımdır. Sayın Bakanımıza çok teşekkür ediyoruz ve milletimizin iradesinin yanında olduğunu bilmesini isteriz bu konuda Çocuklarımız erken yaşta beceriyle tanışacak, kendini tanıyacak, yolunu çizecek. Bu vizyoner hamle için Sayın Bakanımıza yürekten teşekkür ediyorum. Unutmayalım: Mesleki ve Teknik Eğitim sadece gençlerimizin değil, ülkemizin ekonomik, sosyal ve kültürel geleceğiyle doğrudan bağlantılıdır. Nüfus politikamızdan üretim kapasitemize kadar her alanda nitelikli insan gücüne ihtiyacımız var. Ve çok önemli bir gerçek: Bugün birçok üniversite Avrupa Birliği tarafından tanınmazken, mesleki teknik eğitimde alınan meslek belgeleri Avrupa’da geçerlidir. Bu belgelerle gençlerimiz Avrupa standartlarında iş bulabilmektedir. Bir ülke, gençliğini üretimden, beceriden koparırsa geleceğini inşa edemez. Anadolu liseleri artık her öğrenci için doğru adres değildir. Lütfen gerçekleri görelim. 📢 Meslek Liseleri sadece bir okul değil, bir hayat okulu. 📢 Mesleki Eğitim, geleceğimizi yeniden inşa etmenin en sağlam yoludur. 📢 Bu ülkenin kalifiye, üretken, özgüvenli gençlere ihtiyacı var. Bu konuda tüm velilerimize, eğitimcilerimize ve karar vericilere çağrımızdır: Artık meslek liselerine farklı gözle bakma, çocuklarımızı yetenekleri doğrultusunda yönlendirme vaktidir. 🇹🇷 Gelecek, üreten gençlerin omzunda yükselecek.

Metin KÜLÜNK

14,160 Aufrufe • vor 1 Jahr

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı sonrası açıklamalarından... ▪️Kamu hizmetlerinin etkin ve verimli şekilde yürütülmesi; eğitim, sağlık, gıda, ticaret gibi alanlar başta olmak üzere tüm hizmetlerin vatandaşların hak ve menfaatlerini koruyacak şekilde icra edilmesi, önceliğimiz olmaya devam ediyor. ▪️Vatandaşlarımıza hizmet veren her kurumun denetim ve teftişi konusunda bugüne kadar gösterdiğimiz hassasiyet kamuoyumuzun malumudur. ▪️Ancak son günlerde kamuoyuna yansıyan birtakım hadiselerde denetim ve yaptırım zafiyeti olduğuna dair bir intiba oluştu. Bu algının önüne geçmekte kararlıyız. ▪️Kim olursa olsun hiç kimse hukuktan, nizamdan, kanunun kendisine yüklediği mesuliyetleri yerine getirmekten azade değildir. ▪️Devlet kadroları içinde farklı vasıflarda çalışan herkesin görevi, halkımıza en iyi şekilde hizmettir. ▪️Türkiye Cumhuriyeti Devleti, 85 milyonunun tamamının hizmetindedir, bütün vatandaşlarının emrindedir. Millete hizmetten kaçmanın, halkın verdiği imkanları suistimal etmenin hiçbir mazereti olamaz. ▪️Hele hele bulunduğu konumu menfaat sağlama vasıtası olarak görenlere asla müsamahayla yaklaşamayız. Bir süredir milletimizden çokça şikâyet aldığımız yetkisiz çakar ve tepe lambası kullanımıyla ilgili cezaları artırıyoruz. ▪️Ruhsatsız ateşli silahlar konusunda da kapsamlı bir düzenlemeyi hayata geçiriyoruz. Her iki hususta da bundan sonra kimsenin gözünün yaşına bakmayacağız. ▪️Kamu kurum ve kuruluşlarının inceleme ve denetleme faaliyetlerinin daha etkin ve düzenli bir şekilde yürütülmesi amacıyla bir adım daha atıyoruz. ▪️Denetim konusunu düzenleyen bir genelgeyi inşallah bugün yürürlüğe koyuyoruz. ▪️Cumhurbaşkanlığına bağlı Devlet Denetleme Kurulumuz, teftiş, rehberlik ve denetim faaliyetlerini budan sonra çok daha sıkı takip edecek. ▪️Hatası, kusuru, ihmali, yanlışı olan kim varsa, bunun gereğinin yapılmasını temin edecek. Aldığımız kararların ve yaptığımız istişarelerin hayırlı olmasını diliyorum.

Fahrettin Altun

51,599 Aufrufe • vor 1 Jahr

📍TBMM Genel Kurulu 💢Kamunun en temel hizmetlerini yerine getiren, devletimizin her kademesinde büyük bir özveriyle çalışan yardımcı hizmetler sınıfı personeli devletimizin birçok kurumunda temizlikten ulaşıma, bakım onarımdan destek hizmetlerine kadar geniş bir alanda görev yapmaktadır. Ancak söz konusu personel uzun yıllardır genel idari hizmetler sınıfına geçiş, maaş ve özlük haklarının iyileştirilmesi, 3600 ek gösterge düzenlemesi ve kariyer planlaması gibi konularda mağduriyetler yaşamaktadır. Asli görevlerinin çok ötesinde sorumluluklar üstlenen bu çalışanlarımızın statülerinin ve haklarının günümüz şartlarına uygun hâle getirilmesi bir gerekliliktir. Eğitim durumlarına uygun kadrolara geçişin sağlanması ve sosyal haklarının iyileştirilmesi büyük önem arz etmektedir. Kamu hizmetlerinin daha verimli yürütülebilmesi için bu taleplerin karşılık bulması elzemdir. 💢Dile getirmek istediğim bir diğer konu ise, kamu hizmetlerinin sürekliliğini sağlayan taşeron işçilerimiz ve Karayolları işçilerimiz uzun yıllardır özveriyle çalışmaktadır ancak kadro hakkından yararlanamamışlardır. İş güvencesi, sosyal haklar ve emeklilik güvencesi gibi haklarının verilmesi hem adaletin hem de kamu hizmetlerinin verimliliğinin gereğidir. Taşeron ve Karayolları işçilerimizin hak ettikleri kadroya kavuşmasını temenni ediyor, gerekli düzenlemelerin bir an önce hayata geçirilmesini arzu ediyoruz. 💢Son olarak ifade etmek istediğim bir başka husus ise atanamayan öğretmenlerimiz; yıllarca büyük bir özveriyle eğitim alarak mesleklerine adım atmak isterken kadro yetersizliği nedeniyle mağduriyet yaşamaktadırlar. Öte yandan, aile birliği, sağlık ve diğer mazeret nedenleriyle tayin hakkı bekleyen öğretmenlerimiz taleplerinin karşılanmaması sebebiyle büyük sıkıntılar çekmektedirler ve bütün milletvekillerimizi olduğu gibi bizleri de sık sık aramaktalar. Eğitim sistemimizin güçlenmesi, öğretmenlerimizin hak ettikleri çalışma şartlarına kavuşmaları ve öğrencilerimizin kaliteli eğitime erişebilmeleri için bu sorunların çözülmesi artık lüzum değil, bir elzem hâline gelmiştir. Cumhur İttifakı, güçlü iradesi ve kararlılığıyla bu mağduriyetleri giderebilir diyorum.

Prof. Dr. Filiz KILIÇ

76,189 Aufrufe • vor 1 Jahr