Loading video...

Video Failed to Load

Go Home

Osman Gökçek; elinde ne kadar mühümmat varsa hepsini tek seferde CHP'ye fırlatmış 😅 Füze bile etkisiz kalmış yüreğine sağlık vekilim 👏🏼

19,277 views • 9 months ago •via X (Twitter)

0 Comments

No comments available

Comments from the original post will appear here

Related Videos

Dünyanın en önemli dini yapısının kapısını sadece tek bir ailenin açabiliyor. Ne güçlü halifeler, ne Osmanlı sultanları, ne Suudi Arabistan kralları ne de başka hiçbir hükümdar bu hakkı onların elinden alamadı. Bu aile kim? Al-i Şeybi (Şeybe) ailesi 14 asırdan uzun süredir Kâbe'nin anahtarlarını elinde tutuyor; ancak onların hikayesi İslam'dan da eski. Yaklaşık 2 bin yıl önce Mekke henüz Arapların putperestlik merkeziyken, Kabe'nin bakımı ve muhafazası şehirdeki en büyük gurur ve nüfuz kaynağı sayılıyordu. O dönemde Kabe'nin anahtarı Beni Şeybe ailesine geçti. O zamanlar da tıpkı şimdiki gibi anahtara sahip olmak sadece bir kapıyı açıp kapatmaktan ibaret değildi. Kabe'nin kapısı ne zaman açılacak olsa içeri girmek isteyen her önemli şahsiyet ve Kabe'de düzenlenen her tören bu ailenin onayından geçiyordu. Aslında onlar Arabistan'ın en kutsal mekanının muhafızlarıydılar. Üstelik Rothschild'ler gibi dünya bankacılığını ellerinde tutmuyorlar ya da Radcliffe'ler gibi petrole sahip değiller; ama tek bir anahtarla dünya üzerindeki 2 milyar insana hükmediyorlar. MS 630 yılında Mekke fethedildi. İslam Peygamberi şehre girdi ve Allah'ın evine girmek için Kabe'nin anahtarını dönemin anahtar muhafızı Osman bin Talha'dan aldı. Herkes, yönetimin değişmesiyle birlikte anahtarın da yeni bir sahibi olacağını bekliyordu. Fakat bu ailenin kaderini sonsuza dek değiştiren bir şey yaşandı. Kabe'den çıktıktan sonra Peygamber anahtarı Osman'a geri verdi ve bu emanetin onun ailesinde kalacağını ilan etti; bu karar günümüze kadar geçerliliğini korudu. O zamandan bu yana Emeviler ve Abbasiler geldi geçti, Osmanlı tarih sahnesinden çekildi ve yeni devletler kuruldu. Ancak Kbe'nin anahtarı yine bu ailenin elinde kaldı. Bugün bile Kabe'nin kapısının açıldığı görüntüleri izlediğinizde, elinde altın anahtarı tutan adam Al-i Şeybe ailesindendir. Belki de dünyanın hâlen aktif olan en eski miras yoluyla geçen makamını, İslam'ın ortaya çıkışından bu yana yaklaşık 1400 yıldır elinde tutan aile. (Hazırlayan: شهرزادم، یک قصه‌گو، یک راوی...)

Kenan Çamurcu

901,871 views • 1 month ago

Çocuklara özel hikaye oluşturucu bir app yapıyorum, gün 2. Proje resmen 1 günü bile bulmadan neredeyse yayına hazır hale geldi kod tarafında. Böyle hızlı toparlanınca ben bile şaşırdım. Şu an uygulamada şunlar hazır durumda: 15 dilde lokalizasyon ve 15 dilde seslendirme Görsellerde karakter tutarlılığı düzeltildi Anlatıcının tarzı ve konuşma hızı tamamen kullanıcı kontrolünde Kullanıcı kendi eklediği 5 karakteri hikayede kullanabiliyor Hem Arapça hem Türkçe iki örnek video da paylaştım. Ben çok beğendim açıkçası, bu kadar kısa sürede böyle bir şey çıkar beklemiyordum. Sizce nasıl olmuş? Uygulamaya ne isim koysam diye hâlâ düşünüyorum, fikri olan yazsın. Yarın paywall testi ve store tarafındaki işleri halletmeyi planlıyorum. Bir de oluşturulan hikayeyi devam ettirme özelliği ekleyeceğim. Yani kullanıcı her gün kaldığı yerden aynı hikayeyi sürdürebilecek. Bu hem devamlılığı artırır hem de çocukta bir bağlılık hissi oluşturur. Bunu bir takipçi önermişti, benim de hoşuma gitti. Image-to-image maliyetli geliyor. Bir de bildiğim kadarıyla geçici olarak sunucuya upload zorunluluğu var, o da pek efektif değil. Şöyle bir çözüm düşündüm: Kullanıcının eklediği görseli belli bir şablona göre analiz edip karakter özelliklerini JSON olarak kaydedebilirim. Böylece text-to-image ile karakter tutarlılığını büyük oranda sağlayabiliriz. Şu an kendi kullandığım yöntem zaten epey etkili, buna sadece kullanıcı görseli analizi eklemek kalıyor. Destek olmayı unutmayın. Eklenmesini istediğiniz bir şey varsa yazın, hepsini tek tek okuyorum.

Oğuz DELİOĞLU — odel.dev

17,143 views • 9 months ago

VEEE %100 OLDUK 🏆 ✈️ 10 GÜNDE %18 ✈️ “MİNİ MİNİ MİNNACIK MİRAY İÇİN BİZ DE VARIZ ” diyerek çıktığımız bu yolda; henüz 3 aylık ve hiçbir yetisini kaybetmemiş, süt kokulu MİRAY için bugün HEPBİRLİKTE BAŞARDIK. Öncelikle kampanyanın bu kadar kısa sürede bitmesine sebep olan CENNET KUŞUMUZ AMİNE RAVZA SANCAK MELEĞİMİZDEN gelen %72’lik katkıyı hayatımız boyunca unutmamız mümkün değil🌿 AMİNE RAVZA’mız MİRAY kardeşine umut oldu, ilacına bu kadar kısa sürede kavuşmasına yol oldu ve böylece AMİNE RAVZA’mız Miray’ın her nefesinde, her adımında yaşayacak🙏 Tekrardan ailemize ve gönüllülerimize başsağlığı diliyoruz ve destekleri için , bizimle birlikte yürüdükleri, bizlere yol gösterdikleri için çok teşekkür ediyoruz😔🙏🌿 05.03.2025 tarihinden itibaren 1 Euro 1 İnsan Gönüllüleri ve MİRAYCANLAR , RAVZACANLAR; gönül birliği yaptık, o günden bu yana omuz omuza her alanda mücadele ettik ve 10 günde YİNE BİR MUCİZEYE DAHA HEP BİRLİKTE ŞAHİT OLDUK💫 Hiç pes etmeyen , emek emek ilmek ilmek %100 olmak için kampanyanın son anına kadar çabalayan MİRAYCANLAR & RAVZACANLAR , her mecrada, her sahada, gece gündüz demeden son TL hesaba girene kadar ortaya omuz omuza hepbirlikte harika bir zafer koydular Herkesin emeğine , yüreğine sağlık… Bu mutluluk en çok sizlere armağan olsun🙏 Nefes bile almadan çalışan, tüm olumsuzlukları mucizeye çeviren kurşun takımımız ve gücümüze güç katan ekiplerimiz, ekip liderlerimiz , takım liderlerimiz ile birlikte bir çocuğumuza daha nefes olduk, umut olduk. Biz BİR’iz, kocaman bir aileyiz ve durmadan koşmaya devam edeceğiz🌟 Yakın zamanda kaybettiğimiz CENNET KUŞUMUZ KAAN ALİ evladımızın gönüllülerinden gelen katkılar için çok teşekkür ederken; ailemiz ve tüm gönüllülerine tekrar başsağlığı diliyoruz. Daha önce ilacına kavuşmuş ve kampanyasından artan bir miktarı MİRAY’ımıza aktaran OSMAN BUĞRA evladımıza, ailesine ve gönüllülerine destekleri için çok teşekkür ederiz. BİR KURUŞU, BİR PAYLAŞIMI VE MADDİ MANEVİ DESTEĞİ OLAN HERKESE TEK TEK TEŞEKKÜR EDİYORUZ. İYİ Kİ VARSINIZ, İYİ Kİ MİRAY’ın HAYATINA DOKUNDUNUZ VE YETİLERİNİ KAYBETMEDEN İLACINA KAVUŞMASINA KOCAMAN BİR ADIM OLDUNUZ❣️

1 Euro 1 İnsan

15,277 views • 1 year ago

OLAY! AVA GİDEN ÖZGÜR AVLANDI! AYLARDIR İDDİA ETTİĞİM MANİSA-BENZİNCİ BULUŞMASI KANITLANDI!.. AMA BUNLAR YAVUZ HIRSIZ, UTANMA YOK! 6.5 AY SONRA YAKALANDI! Skandalı 6.5 ay önce ortaya çıkarmıştım. Ama şu Manisa buluşmasında dönen 20 milyon dolar olayını devlet atlar mı hiç?.. Adalet Bakanı Akın Gürlek, Ekrem İmamoğlu’ndan sonra Özgür Özel’i de silkeledi! Özgür Özel, 6.5 ay bu buluşmanın cevabını veremedi, şimdi de X hesabından alenen yalan söyleyip, “Ben 5 ay önce cevap vermiştim” demez mi!.. Bir de 5 ay önceki bir video koymuş ama videonun içinde sadece, Muhittin Böcek’in itirafçı olmadığını söylüyor!.. Sen milleti enayi mi zannediyorsun?.. Sen git bu numaraları o saftiriklere yap!.. Gürlek hakkında gösterdiğin tapular “sahte” çıktı, iddia ettiğin teknenin adını bile veremedin, şimdi de bize nehir tekneleri gösteriyorsun!.. Söylesene hangisi?.. Gidip çekelim fotoğrafını… Ya da elinde bir “sahiplik belgesi” varsa göndersene, ilk ben yayınlayacağım!.. Senin Manisa buluşmanın HTS kayıtları olduğu da ortaya çıktı! Ne yapacaksın şimdi?.. Yancıların “Milletvekilinin olduğu yerden HTS almak yasak” diyeceğine, çıkıp “Yok böyle bir buluşma” deseler ya!.. Ayrıca bu kadar da değil… Sizin aranızda, “Biri yer, biri bakar” olmaz!.. İmamoğlu da bu işlerin içinde… Video’da hepsini anlatıyorum. TAMAR TANRIYAR

Siberhabertv

50,542 views • 6 months ago

İzmir’i Rum ve Ermeni çetelerinin yaktığını anlatan Tarihçi Dr. Selim Erdoğan; Uşak'tan Eskişehir'e, Alaşehir'den Turgutlu'ya, irili ufaklı Batı'da neresi varsa yakan Yunanlardır. Bunun ekonomik açıdan dizlerinin üzerine çökmüş bir Ankara, barış görüşmelerinde ne kadar dirençli olabilir? Yani ekonomik olarak siz eğer Ankara'yı bu şekilde bitirmek istiyorsanız, 1,5-2 milyon insanı evsiz, aç, sefil bir şekilde bırakmak istiyorsanız, bunu en başta İzmir'i yakarak başlarsınız. Çünkü o dönemde İstanbul'u bir kenara bırakırsanız, Osmanlı'nın bile ekonomisinin en büyük dayanaklarından bir tanesi İzmir. Yani bütün Batı Anadolu'yu yakıp da İzmir'i yakmadan gideceğini düşünmek çok büyük saflık. Şimdi burayı yakarken ama öyle bir şekilde yakacaksınız ki, bu ihale Türklere kalacak ve sonuçta barış görüşmelerinde Türklerin karşısına bunu koyacaksınız ve Türkler de bunu kabul etmek zorunda kalacak. Bakın 1905'den sonra özellikle 1915 Birinci Dünya Savaşı sırasında, Çanakkale harekatı sırasında, İzmir'in bombalanması sırasında bütün gayrimüslim mahallelerini sigorta şirketleri, ondan fazla sigorta şirketi sigortalamış. Çok ayrıntılı sigorta haritaları var. Bütün sigortaladıkları binaların üzerinde pirinç levhalarına bunları çakmışlar. Şimdi bu sigorta firmaları eğer bir şekilde Türkler kabul ederse ya da Türklere bunun ihalesi kabul etmese dahi bırakılırsa, bu sigorta firmaları nereden tazmin edecekler yangının bedelini? Türkiye'den, Ankara'dan tazmin edecekler. O zaman ne olacak? İzmir'de bıraktığı bütün mal varlığını Dimitri buraya transfer edecek. Tertemiz. Ama işte bunu yapması için Yunan askerlerinin ortada görünmemesi lazım. Burada da işte kim diye soruyorsunuz. Ben size işte orada doğrudan isim veriyorum. Aynı bizim Kuvayi Milliye gibi onların da Anadolu Rumlarının emekli ya da ordudan ayrılmış fanatik milliyetçi Yunan askerler, subaylar tarafından kurulmuş, silahlandırılmış, örgütlenmiş paramiliter bir gücü var. Ciddi miktarda da militanları da var. Bunlar silahlı eğitimde görüyorlar. Özellikle İzmir ve çevresinde köylere kadar teşkilatlanmış durumdalar. Mikraziatiki Amina küçük Asya'nın savunması anlamına geliyor. Tam kelime karşılığı. Tabii bunlar tek başına değiller. Ankara Antlaşması'ndan sonra Adana-Çukurova bölgesinden kaçan Fransız lejyonlarında görev yapan Ermeni çetelerinden bir tanesi de Torkun'un çetesi. 150 kişiyle İzmir'e gelip sığınıyor bunlar da. Ermeni mahallesinde Ermeni kilisesinden başlayarak yakıyorlar. Burada mesela özellikle Rumlardan itfaiyeciler Ermenilerin damlar üzerinde gizli gizli dolaştıklarını görüyorlar. İngiliz askerlerin bile raporu var. Ermeni mahallesinde çatıların üzerinde olağanüstü hareketlilik var diye. 13 Eylül sabahı rakama bakar mısınız? 1922 kışını geçirecek bir evi dahi olmayan yaklaşık 1 milyon Türk var. Yunanlılar Afyon'dan çekilirken İzmir'e kadar geçtikleri topraklarda 134 bin at, 64 bin eşek, katır, 265 bin inek, 230 bin manda, 8500 deve, 821 bin keçi, 1 milyon 770 bin, 316 koyunu da sistematik şekilde öldürüyorlar. Alabildiklerini alıyorlar, alamadıklarının hepsini öldürdükleri etlik hayvanların hepsinin fotoğraflarını falan çekmişler. Tabii tarlalar, ekinler hepsini hiç insanların kalmamış ki elinde avucunda hiçbir şey. Evlerini yakmış, hayvanlarını öldürmüş, ekinlerini yakmış. Şimdi 9 Eylül'de Türk süvarisi İzmir'e girdi, 11 Eylül'de Paşa İzmir'de. Evet bir zafer kazanıldı ama ben hep orada Mustafa Kemal Paşa'nın yerine kendimi koyup empati yapıp düşünüyorum. Yani ellerin arasına başını alıp düşünüyordur ben ne yapacağım şimdi. Çünkü bir zafer kazandık ama zaferden sonra olayın acı bilançosuyla karşı karşıya. Yani evsiz, barksız kalmış, aç, sefil, sokakta kalmış ve kış önünde hemen. Yani Eylül'den bahsediyoruz. İki ay sonra yağmurlar ve kış geliyor. Ben bu insanları nasıl doyuracağım ve ben bu insanları hangi damın altına sokacağım ki yağmur, kar görmeyecekler. Yani anlatılır gibi bir aslında durum değil. İşte bu şartlar altında İzmir'i Türk askerinin ya da herhangi bir Türk'ün yakması mümkün mü? Çünkü o Aydın'da, Manisa'da evi barkı artık elinden gitmiş, aç, sokakta kalan insanın tek başını sokacağı yer İzmir'deki o terk edilmiş Rumların evleri. Ermenilerin evleri. Tabii. Yani oradaki kışı geçirecek. Başka ne yapabilirsin? Şimdi orası yandığı zaman bu insanların son umudu da gidiyor.

Herodot Diyor Ki

11,446 views • 27 days ago

VEEE %100 OLDUK 🏆 ✈️ 15 GÜNDE %7 ✈️ “O UÇAK HAYALLERİNE UÇSUN DİYE SENİNLEYİZ HULUSİ✈️” diyerek dahil olduğumuz bu mücadelede; 3,5 yıldır mücadele eden HULUSİ’miz için bugün HEPBİRLİKTE BAŞARDIK. 15.10.2025 tarihinden itibaren 1 Euro 1 İnsan Gönüllüleri ve HULUSİ gönüllüleri; gönül birliği yaptık, o günden bu yana omuz omuza her alanda mücadele ettik ve kısa sürede YİNE BİR MUCİZEYE DAHA HEP BİRLİKTE ŞAHİT OLDUK💫 Hiç pes etmeyen , emek emek ilmek ilmek %100 olmak için kampanyanın son anına kadar çabalayan HULUSİ GÖNÜLLÜLERİ , her mecrada, her sahada, gece gündüz demeden son TL hesaba girene kadar ortaya omuz omuza hepbirlikte harika bir zafer koydular Herkesin emeğine , yüreğine sağlık… Bu mutluluk en çok sizlere armağan olsun🙏 Nefes bile almadan çalışan, tüm olumsuzlukları mucizeye çeviren kurşun takımımız ve gücümüze güç katan ekiplerimiz, ekip liderlerimiz , takım liderlerimiz ile birlikte bir çocuğumuza daha nefes olduk, umut olduk. Biz BİR’iz, kocaman bir aileyiz ve durmadan koşmaya devam edeceğiz🌟 BİR KURUŞU, BİR PAYLAŞIMI VE MADDİ MANEVİ DESTEĞİ OLAN HERKESE TEK TEK TEŞEKKÜR EDİYORUZ. İYİ Kİ VARSINIZ, İYİ Kİ HULUSİ’nin HAYATINA DOKUNDUNUZ ve O UÇAĞIN HAYALLERİNE UÇMASINA DESTEK OLDUNUZ. YOLUMUZ NE YAZIK Kİ ÇOK UZUN, KARANLIKTA BİR UMUT IŞIĞI BEKLEYEN DAHA ÇOK YAVRUMUZ VAR. Tüm çocuklarımıza daha hızlı ulaşabilmek için gücümüze güç katmaya devam etmeliyiz. Sizler de bu “MÜCADELEYE ORTAK OLMAK” ve bu zorlu yolda “YÜKLERİ HAFİFLETMEK” istiyorsanız haydi gelin. Koşacağımız daha çok yol, dokunacağımız daha çok HAYAT var. BİZ SİZİNLE GÜÇLÜYÜZ 💫 ÇOCUKLARIMIZ SİZİNLE UMUTLU✨ SMA HULUSİ'YE UMUT OL✈️ % 100 ✈️

1 Euro 1 İnsan

15,555 views • 10 months ago

VEEE %100 OLDUK 🏆 ✈️ 8 GÜNDE %10 ✈️ “TÜM YONCALAR AÇSIN DİYE SENİNLEYİZ KUMSAL ” diyerek çıktığımız bu yolda; 1,5 yaşında 17 aydır mücadele eden güzeller güzeli KUMSAL için bugün HEPBİRLİKTE BAŞARDIK. 16.03.2025 tarihinden itibaren 1 Euro 1 İnsan Gönüllüleri ve KUMSALCANLAR; gönül birliği yaptık, o günden bu yana omuz omuza her alanda mücadele ettik ve 8 günde YİNE BİR MUCİZEYE DAHA HEP BİRLİKTE ŞAHİT OLDUK💫 Hiç pes etmeyen , emek emek ilmek ilmek %100 olmak için kampanyanın son anına kadar çabalayan KUMSALCANLAR , her mecrada, her sahada, gece gündüz demeden son TL hesaba girene kadar ortaya omuz omuza hepbirlikte harika bir zafer koydular Herkesin emeğine , yüreğine sağlık… Bu mutluluk en çok sizlere armağan olsun🙏 Nefes bile almadan çalışan, tüm olumsuzlukları mucizeye çeviren kurşun takımımız ve gücümüze güç katan ekiplerimiz, ekip liderlerimiz , takım liderlerimiz ile birlikte bir çocuğumuza daha nefes olduk, umut olduk. Biz BİR’iz, kocaman bir aileyiz ve durmadan koşmaya devam edeceğiz🌟 BİR KURUŞU, BİR PAYLAŞIMI VE MADDİ MANEVİ DESTEĞİ OLAN HERKESE TEK TEK TEŞEKKÜR EDİYORUZ. İYİ Kİ VARSINIZ, İYİ Kİ KUMSAL’ın HAYATINA DOKUNDUNUZ VE BU BAYRAM EVLERİNDE ÇİFTE BAYRAMI YAŞAMALARINA BİR VESİLE, YETİLERİNİ KAYBETMEDEN İLACINA KAVUŞMASINA KOCAMAN BİR ADIM OLDUNUZ🍀 YOLUMUZ NE YAZIK Kİ ÇOK UZUN, KARANLIKTA BİR UMUT IŞIĞI BEKLEYEN DAHA ÇOK YAVRUMUZ VAR. Tüm çocuklarımıza daha hızlı ulaşabilmek için gücümüze güç katmaya devam etmeliyiz. Sizler de bu “MÜCADELEYE ORTAK OLMAK” ve bu zorlu yolda “YÜKLERİ HAFİFLETMEK” istiyorsanız haydi gelin. Koşacağımız daha çok yol, dokunacağımız daha çok HAYAT var. BİZ SİZİNLE GÜÇLÜYÜZ 💫 ÇOCUKLARIMIZ SİZİNLE UMUTLU✨

1 Euro 1 İnsan

17,864 views • 1 year ago

Oyuncularımızın Eksiklerini mala anlatır gibi detaylı anlattı Şansal Büyüka: Şunu söylemeliyim, maç bitti, böyle programlara bakıyorum falan, henüz bir şey kaybetmedik diye sıkça bunu kullanıyorlar. Ya bırakalım bu popülizmi, yani moral vereceğiz, onu yapacağız, bunu yapacağız diye. Nasıl hiçbir şey kaybetmedik? Bir, maçı kaybettik bir kere hiç hesapta olmayan için. İki, muhtemelen grup birinciliğini kaybettik. Üç, grup ikinciliğini riske soktuk. Dört, top. Toplumsal morali yerle bir ettik. Ülke kaç aydır buna hazırlanıyor. Bu kadar üst düzeyde inanılmaz bir hedefe kitlenme, böyle umut, heyecan, hayal. Biz her zaman gitmiyoruz ki bu dünya kupalarına. 5 dünya kupasını pas geçmişin, 6. yüzeye gitmişin 2002'den beri ilk defa. Ve ne diyoruz? Montella bir grup yazdı ancak böyle bir grup yazardı diyoruz. Ve o gruba 2-0'lık yenilgiyle başlıyorsun. Açık konuşayım. Yani Montella'dan başlayıp giren çıkan kim varsa bir tek kendi futbol anlayışım içinde. Perdeyi ayırıyorum. Herkes yapabileceğinin, ortaya koyabileceğinin, gücünün, kalitesinin aşırı gerisinde kaldı. Az gerisinde demiyorum. Aşırı gerisinde kaldı. 1.98, 1.93, 1.93 tane stoperi var. 8 korner kullanıyorsun. Bir korneri de yer topundan kullanayım, bir organizasyonu çalışmamış. Bu üç stoperin 1.90'ın üstünde olduğunu, şu sokaktan birini çevirsek şuralardan, bu işleri yerden yapalım der. Bunlar hiç mi çalışmadınız, hiç mi düşünmediniz? Toplam oynamaya bakıyorum, 3 gün mü oldu Bülent bu şampiyona başlayalı ya, 4 gün mü? Ben ilk defa böyle tek kale bir maç gördüm. İlk defa. Yani git gel falan. O kadar tek kale oynadık. %72'ye 28 top bizde kalmış. 704 pas yapmışız. 270 pas yapmışlar. Rakip yarı alanda 455 pas yapmışız. Sadece 71 pas yapmışlar. 30 şut atmışız. 9 şut atmışlar. Ceza alanı içinde 52 defa topla oynamışız. Sadece 17 defa oynamışlar. Ve biz bu maçı 2-0 kaybediyoruz. Niye kaybediyoruz? Bakalım Avustralya'nın gollerine. İlk golü kaç pasta attılar? 2-2. Üçüncü vuruş gol oldu. Mustafa Denizli'nin kulakları çınlasın. Gol 2 ya da 3 pasta atıldı. İkinci gol kaç pasta attılar? 2 pasta. Geldiler çıktılar, vurdu. 2 pasta. Biz rakip cezalanının önüne yerleşiyoruz. Sağa ver, sola ver, bir daha sağa ver, geriye dön, sağa ver. 10-12 tane hazırlık pası yapıyoruz. Rakip iyice kapanıyor. Zaten duvarı ölmüş. Duvarıyla meşhur bir takım zaten. Topu sana bırakıyor. Kontra ataklarla çıkıyor ki biz de kontra atağı bile doğru dürüst çıkamadık. Ama sonuçta bu kadar, bu seviyedeki turnuvalarda, maçlarda bu kadar yavaş oynayan bir takıma ne gol attırırlar ne maç kazandırırlar. Çok daha çabuk oynamalıydık. Amerika takımına bakıyorum. Bir futbolcu topa ikinci defa vurmuyor. Tek pası oynuyor. Dün gece hayranlıkla izlediğim özellikle ilk arada Fas'a bakıyorum. Hep tek top. Biz de kardeşim sevgili Arda bu kadar yeteneklisin de alıyorsun iki defa etrafında dönmeden topu vermiyorsun. Dün de konuştuk. En güvendiğim ajan fizik gücü denediğiyle Barış Alper. Felaket. Barış felaket oynadın. Yedi orta yapmış kaç isabet var? Sıfır isabet. Niye yapıyor ki orta? Orkun. Deseler ki Orkun bu kadar olmaz dedi, bu kadar kötü oynamaz. E Hakan iki orta yapmış bir isabeti var. Hep sıfıra karşı oynamış. Bu kadar kötü oynamışım, bu kadar yavaş oynamışım. Ve dün daha burada konuştuk. Zeki'nin arkaya adam kaçırmalarından korkuyorum dedi. Çünkü Venezuela maçında inanılmaz kaçırdı. Hücumda etkili tamam ama savunması zayıf. Zeki'nin önüne koymuşsun Arda'yı. Arda Gelipbeki'nin kademesine girmez. Zeki de giriyor. İsmail'i hafif sağa çekmişsin Belçika yapar diye. İran Kundu'nun golünde. Zeki nerede? Zeki top ağlarımızla buluştuğunda Zeki bizim yarı alana henüz yeni geçiyordu. Emerih basamadı. Abdülkerim geç kaldı. İsmail yetişemedi. Niye? Atletik yapı var. Çabuk oyuncular. Bizim Türk futbolunun genetiğinde bu ağırlık var kardeşim. Yani bu kadar yavaş oynarsan rakip de sana o duvarı örer. Ölü de attırmaz, onu da yaptırmaz.

Galatasarayultrataraftar

110,012 views • 3 months ago

Bankamatiklerin sadece 200 TL vermediği, cebimizde madeni para taşıdığımız o günlerde, 50 kuruş, sadece bir madeni para değil; Atatürk'ün vizyonuyla yetişmiş, Anıtkabir'in harcında emeği olan, hem bilime hem sanata iz bırakmış öncü bir Türk kadınına, Sabiha Rıfat Gürayman'a gösterilen çok zarif bir saygı duruşuydu. Gürayman, "Mühendis Mekteb-i Âlisi" olan bugünkü İstanbul Teknik Üniversitesi'ne (İTÜ) giren ilk kadın öğrenci oldu. 1933 yılında bu okuldan Türkiye'nin ilk kadın inşaat mühendisi olarak mezun oldu. Sabiha Rıfat Gürayman, Anıtkabir’in yapımı sırasında İnşaat Başmühendisi (Kontrol Şefi) olarak görev yaptı. Gençlik yıllarından itibaren ud çalardı ve klasik Türk müziğine büyük bir tutkusu vardı. Maddi sıkıntılar yaşayan öğrencilere burslar vermiş, adını yaşatacak vakıflar kurdu. ​2009 yılında tedavüle giren madeni 50 kuruşun üzerindeki tasarımda da onun resmi yer aldı. Şimdi ise maden olarak maliyeti 50 kuruşluk değerinden daha yüksek olduğu için elbette basılmıyor. 2010'lu yıllara kadar, tüm eksiklerine rağmen bu ülkede geleceğe dair umut vardı. İnsanlar birbirine daha fazla saygı gösteriyor, ortak değerlerimizi daha güçlü sahipleniyordu. Bugün ise sıradanlaşan, duyarsızlaşan ve birbirine tahammülü giderek azalan bir topluma dönüşmüş durumdayız. Kültürümüze olan saygımız da, birbirimize olan saygımız da ciddi şekilde aşındı. Öyle bir noktaya geldik ki, sağlık çalışanlarına şiddet uygulayan, doktor dövmeyi marifet gibi anlatan ve bunu utanmadan paylaşabilen bir toplumsal iklim oluştu. Bu tablo, yalnızca bireysel bir ahlak sorunu değil; toplum olarak ne kadar büyük bir değer erozyonu yaşadığımızın göstergesidir. Siyasete baktığımda ise manzara daha da üzücü. Bunu hiçbir parti ayrımı yapmadan söylüyorum. Liyakatten uzak, güven vermeyen, sürekli birbirini suçlayan, fırsat buldukça parti değiştiren ve her tartışmanın merkezinde yer alan isimleri gördükçe büyük bir hayal kırıklığı yaşıyorum. Birçoğunu kendi kurumunuzda en temel sorumluluk gerektiren bir göreve bile emanet etmek istemezsiniz; ama ülkenin geleceği onların elinde şekilleniyor. Sonuç olarak, hep birlikte bu güzel ülkeyi hak etmediği bir noktaya sürükledik. Sorun artık tek bir yanlış kararın ya da tek bir hükümetin ötesine geçmiş durumda. Bu kadar derinleşmiş bir tahribatı, tek bir hamleyle ya da "bir sifon çekerek" temizlemek mümkün görünmüyor. Gerçek bir yeniden inşa, ancak değerleri, kurumları ve toplumsal vicdanı birlikte onararak mümkün olabilir.

Alphan Manas

20,035 views • 2 months ago

VEEE %100 OLDUK 🏆 ✈️ 26 GÜNDE %21 ✈️ “KARAN’IN YOLU EN KISA SÜREDE İLACINA VARSIN🚜 ” diyerek çıktığımız bu yolda; 10 AYLIK HENÜZ HİÇ BİR YETİSİNİ KAYBETMEMİŞ EVLADIMIZ KARAN İÇİN BUGÜN HEPBİRLİKTE BAŞARDIK. 15.12.2024 tarihinden itibaren 1 Euro 1 İnsan Gönüllüleri ve KARANCANLAR ; gönül birliği yaptık, o günden bu yana omuz omuza her alanda mücadele ettik ve 26 günde BİR MUCİZEYE DAHA HEP BİRLİKTE ŞAHİT OLDUK💫 Hiç pes etmeyen , emek emek ilmek ilmek %100 olmak için kampanyanın son anına kadar çabalayan KARANCANLAR , her mecrada, her sahada, gece gündüz demeden son TL hesaba girene kadar ortaya omuz omuza hepbirlikte harika bir zafer koydular Herkesin emeğine , yüreğine sağlık… Bu mutluluk en çok sizlere armağan olsun🙏 Daha önce ilacına kavuşmuş ve kampanyasından artan miktarı Karan’ımıza aktaran UMUT DURSUN sma.umut.nefesol.kazandi evladımıza, ailesine ve gönüllülerine de unutlmayacak destekleri için çok teşekkür ederiz. Ayrıca kampanya süresince yanımızda olan, sesimizin daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlayan GÜRGEN ÖZ’e @gurgenozz emekleri ve katkıları için çok teşekkür ederiz🤍 Nefes bile almadan çalışan, tüm olumsuzlukları mucizeye çeviren kurşun takımımız ve gücümüze güç katan ekiplerimiz, ekip liderlerimiz , takım liderlerimiz ile birlikte bir çocuğumuza daha nefes olduk, umut olduk. Biz BİR’iz, kocaman bir aileyiz ve durmadan koşmaya devam edeceğiz🌟 BİR KURUŞU, BİR PAYLAŞIMI VE MADDİ MANEVİ DESTEĞİ OLAN, YORULMADAN KOŞAN HERKESE TEK TEK TEŞEKKÜR EDİYORUZ. İYİ Kİ VARSINIZ, İYİ Kİ KARAN’IN HAYATINA DOKUNDUNUZ VE YETİLERİNİ KAYBETMEDEN İLACINA KAVUŞMASINA KOCAMAN BİR ADIM OLDUNUZ❣️ YOLUMUZ NE YAZIK Kİ ÇOK UZUN, KARANLIKTA BİR UMUT IŞIĞI BEKLEYEN DAHA ÇOK YAVRUMUZ VAR. Tüm çocuklarımıza daha hızlı ulaşabilmek için gücümüze güç katmaya devam etmeliyiz. Sizler de bu “MÜCADELEYE ORTAK OLMAK” ve bu zorlu yolda “YÜKLERİ HAFİFLETMEK” istiyorsanız haydi gelin. Koşacağımız daha çok yol, dokunacağımız daha çok HAYAT var. BİZ SİZİNLE GÜÇLÜYÜZ ÇOCUKLARIMIZ SİZİNLE UMUTLU

1 Euro 1 İnsan

10,373 views • 1 year ago

VEEE %100 OLDUK 🏆 ✈️ 29 GÜNDE %23 ✈️ “GÖKTUĞ’UN GÖKYÜZÜNDE BİR YILDIZ DA SEN OL” diyerek çıktığımız bu yolda HENÜZ HİÇ BİR YETİSİNİ KAYBETMEYEN GÖKTUĞ İÇİN BUGÜN “HEP BİRLİKTE BA-ŞAR-DIK” 13.06.2024 tarihinden itibaren 1 Euro 1 İnsan Gönüllüleri ve GÖKTUĞCANLAR ; gönül birliği yaptık, o günden bu yana omuz omuza her alanda mücadele ettik ve 29 günde , BİR MUCİZEYE DAHA HEP BİRLİKTE ŞAHİT OLDUK💫 Öncelikle Milli Savunma Bakanlığı’mızın çok değerli katkılarıyla yolumuz kısaldı ve başaracağımıza olan inancımız arttı. Evladımıza can olan bu büyük destek için çok teşekkür ederiz. Çumra Belediye Başkanımız Mehmet Aydın’a ( Mehmet AYDIN, Çumra Belediyesi) ve kampanyanın başından bu yana desteklerini esirgemeyen tüm Çumra halkına çok teşekkür ederiz. Hiç pes etmeyen , emek emek ilmek ilmek %100 olmak için kampanyanın son anına kadar çabalayan GÖKTUĞCANLAR , her mecrada, her sahada, gece gündüz demeden son TL hesaba girene kadar ortaya omuz omuza hepbirlikte harika bir zafer koydular Herkesin emeğine , yüreğine sağlık… Bu mutluluk en çok sizlere armağan olsun🙏 Nefes bile almadan çalışan, tüm olumsuzlukları mucizeye çeviren kurşun takımımız ve gücümüze güç katan ekiplerimiz, ekip liderlerimiz , takım liderlerimiz ile birlikte bir çocuğumuza daha nefes olduk, umut olduk. Biz BİR’iz, kocaman bir aileyiz ve durmadan koşmaya devam edeceğiz🌟 Ayrıca kampanyasını yeni tamamlayan UTKU yavrumuzun kampanyasından artan miktarı, Göktuğ’umuza aktarmaları sebebiyle de Utku’muzun ailesine ve gönüllülerine çok teşekkür ediyoruz. BİR KURUŞU, BİR PAYLAŞIMI VE MADDİ MANEVİ DESTEĞİ OLAN, YORULMADAN KOŞAN HERKESE TEK TEK TEŞEKKÜR EDİYORUZ. İYİ Kİ VARSINIZ, İYİ Kİ GÖKTUĞ’un HAYATINA DOKUNDUNUZ VE YETİLERİNİ KAYBETMEDEN İLACINA KAVUŞMASINDA KOCAMAN BİR ADIM OLDUNUZ. YOLUMUZ NE YAZIK Kİ ÇOK UZUN, KARANLIKTA BİR UMUT IŞIĞI BEKLEYEN DAHA ÇOK YAVRUMUZ VAR. Tüm çocuklarımıza daha hızlı ulaşabilmek için gücümüze güç katmaya devam etmeliyiz. Sizler de bu “MÜCADELEYE ORTAK OLMAK” ve bu zorlu yolda “YÜKLERİ HAFİFLETMEK” istiyorsanız haydi gelin. Koşacağımız daha çok yol, dokunacağımız daha çok HAYAT var. BİZ SİZİNLE GÜÇLÜYÜZ ÇOCUKLARIMIZ SİZİNLE UMUTLU

1 Euro 1 İnsan

18,713 views • 2 years ago

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısındaki konuşmalarından... ▪ Bakınız bu gidiş, gidiş değildir. Netanyahu yönetimi altında İsrail’in gittiği yol, yol değildir. Bu pervasızlığın, bu hoyratlığın, Batının sergilediği bu iki yüzlülüğün sonu, korkarım ki, çok kötü bitecektir. Perşembe’nin gelişi Çarşamba’dan belli olur. ▪ Gazze’de 40 bin masum insanı katlettikten sonra bugün gözünü Lübnan’a dikenlerin, yarın pis ellerini başka yerlere uzatmayacağının garantisini kim verebilir? Bu soruyu sadece biz sormuyoruz; bölgedeki tüm devletler soruyor. ▪ Bölgemizde hudutları halen netleşmemiş tek ülke; İsrail’dir. Bölgemizde diğer ülkelerin topraklarını işgal ederek semiren ülke, İsrail’dir. Bölgemizde güvenliğini saldırganlıkta, katliam ve toprak gaspında arayan yegâne ülke, İsrail’dir. Meşru bir devlet olarak değil, terör örgütü gibi hareket eden ülke, İsrail’dir. ▪ Hamas, bizim de telkinlerimizle ateşkese "evet" dediği halde; savaşı uzatan, kan döken, katliam yapan taraf İsrail’dir, İsrail yönetimidir. Hukuk tanımaz İsrail devleti, sadece Filistin için, sadece Lübnan için değil; gelinen noktada artık tüm insanlık için, tüm dünya için tehdittir. ▪ Hitler, Amerika Birleşik Devletleri ve Sovyetler Birliği’nin ittifakıyla, geç de olsa durdurulmuştu. Daha geç olmadan, bu soykırım, bu vahşet, bu barbarlık, "insanlığın ittifakıyla" artık derhal durdurulmalıdır. Netanyahu yönetiminin yularını elinde tutanların, bu katliam şebekesine bir an önce "dur" demesi gerekiyor. ▪ Biz, Netanyahu denilen caninin ne yapmaya çalıştığının, bölgemizi ve tüm dünyayı nasıl bir felakete sürüklemek istediğinin farkındayız. Gazze’deki ateşi tüm bölgeye yayma girişimlerinin arkasındaki asıl niyeti de çok iyi biliyoruz. ▪ Ne yapıyorsak, böyle bir senaryonun önüne geçmek için yapıyoruz. Ne söylüyorsak, bölgemizde kanın ve gözyaşının durması için söylüyoruz. Daha önce defalarca ifade ettim: Biz, İstiklal Marşı bile "Korkma" diyerek başlayan bir milletiz. "Klavye soytarılarının" hadsiz mesajları bizi korkutmaz, bizi ürkütmez, bizi sindirmez, inandığımız yolda yürümekten bizi asla vazgeçirmez. ▪ İstedikleri kadar çirkinleşsinler, istedikleri kadar çukurlaşsınlar... Tayyip Erdoğan’ın ne kavline, ne kalbine zincir vurabilirler. Tayyip Erdoğan’ın hakkı ve hakikati haykırmasına engel olamazlar. ▪ Biz kimsenin tehditlerine boyun eğmeyiz. Kimsenin zorbalıklarına eyvallah etmeyiz. Eli kanlı canilerin provokasyonlarına da gelmeyiz. Şunu herkes çok iyi bilsin ve idrak etsin: Biz bu yola kefenimizi giyerek çıktık. Biz bu günlere çarpışa çarpışa geldik. Biz bu günlere Hakk’ın ve halkımızın desteğiyle geldik. ▪Bize gazete manşetlerinden ömür biçenler oldu; yanıldılar. Bizi Rahmetli Menderes’in ve arkadaşlarının akıbetleriyle tehdit edenler oldu; avuçlarını yaladılar. Bizi terörle, sokak terörüyle, darbeyle devirmek isteyenler oldu; hepsini bozguna uğrattık. ▪ Üstümüze saldıkları ne kadar piyon varsa, tamamını ya meydanlara ya da dağlara gömdük. Neredeyse yarım asrı bulan siyasi tarihimiz boyunca korkuyu yanımıza hiç yaklaştırmadık. Bugün de aynı yerdeyiz, dimdik ayaktayız. ▪ İsrailli yetkililerin küstah açıklamaları karşısında son iki gündür siyasi parti gözetmeksizin milletimizin fertlerinin sergilediği dik ve dirayetli duruşu çok kıymetli bulduğumu özellikle vurgulamak istiyorum. ▪ Buradan şu gerçeği bir kez daha ilan ediyorum: Türkiye olarak; bundan 500 yıl önce engizisyondan kaçan Musevilere, Hitlerin toplama kamplarından kaçan Yahudilere nasıl kucak açtıysak, bugün de mazlum ve mağdurların yanındayız. ▪ Bizim için zalimin de, mazlumun da kimliğinin bir önemi yoktur. Türkiye; tüm imkanlarıyla, tüm kapasitesiyle, elbette hiçbir ihtimali göz ardı etmeden mazlum Filistin halkının yanındadır; birileri rahatsız olsa da bu vicdanlı tavrını sonuna kadar koruyacaktır.

Fahrettin Altun

99,629 views • 2 years ago

CİMER’e yapılan ihbarda, ‘yüzlerce bebeği öldüren bir çete var’ şeklinde açıkça yazılmış. Normalde böyle soruşturmaları Organize Şube ve Özel yetkili savcılar yürütür. Ama bakın perde arkasında ne fırıldaklar dönmüş. 2023 Mart ayında, İstanbul emniyetinde daha önce yaşanmamış bir olaya şahit olduk. Zafer Aktaş, artık nasıl bir baskıya maruz kaldıysa, yedi ay önce Mali şubeden kovduğu Serdar Örs’ü, Mali şube müdürlüğüne geri getirdi. Üstelik değişiklik Mart ayında yaşandı, atama ayı olan Ağustos’u bile bekleyemedi. Bu ilginç atamanın perde arkasını ise sağlık bakanı geçen hafta ağzından kaçırdı. CNN canlı yayınında; ‘il sağlık müdürü olduğum dönemde, CİMER ihbarını daha önce de beraber soruşturmalar yaptığım ve yakınen tanıdığım amir arkadaşa gönderdim’ dedi. Sağlık bakanı, işini sağlama almak için İstanbul emniyet müdürü Zafer Aktaş’ın yetkilerini gasp etmiş. Yazışma kurallarını bile hiçe sayıp, ihbarı doğrudan Mali şubeye tayin ettirdiği arkadaşına gönderip, soruşturmayı ona emanet etmiş. Emniyet ayağı ayarlandıktan sonra, sıra ikinci aşamaya geliyor. Mali şubenin çiçeği burnunda müdürü Serdar Örs, ihbarı çete suçlarında yetkisi ve tecrübesi olan Bakırköy Savcılığı yerine, ilçe adliyesine gönderiyor. Büyükçekmece başsavcısı ihbarı çete suçu tecrübesi olmayan Yavuz Engin savcıya gönderiyor. Savcının bu kadar cesur çıkacağını bilse, yine de gönderir miydi bilmiyoruz. Ortam ayarlandıktan sonra soruşturma başlıyor. İlk olarak tanık ifadeleri alınıyor, tanıklardan Dr. Malik Türkan Esin, İfadesinde çeteyle beraber hareket eden hastanelerin isimlerini tek tek sayıyor. Fakat savcılık ve polis, sadece doktor hemşire ve 112 çalışanlarına odaklanıyor. Telefon dinlemelerinde bebeklerin göz göre göre öldürülmesine rağmen, hiç kimse müdahale etmiyor. Aşağıdaki videoda bu konuyu ele aldım, dinlediğinizde kontrollü bebek cinayetinin ne demek olduğunu anlayacaksınız. 18 Ocak 2024 tarihli bir telefon dinlemesinde, kimliği tespit edilemeyen bir doktorun, çete üyelerine rüşvet karşılığında soruşturma bilgisini sızdırdığı anlaşılıyor. Bu tarihten sonra çete tedbir alıyor ve bebek ölümleri de rüşvetçi doktor sayesinde bitiyor. Tam 12 bebek kurban edildikten sonra. Tapelerde bebek ölümlerinin gerçekleştiği hastanelerin Bilal Erdoğan tarafından korunduğuna dair konuşmalar olmasına ve hastanelerin de işin içinde olduğuna dair tanık ifadesi de olmasına rağmen, soruşturma bu yönde genişletilmiyor. Doktorların ambulansın ve hastane sahiplerinin araçlarında ve ofislerinde gizli kamera çalışması ve ortam dinlemesi yapılmıyor. Aksi halde çok farklı şeyler konuşuyor olacaktık. Sağlıklı bebeklerin anlaşmalı hastanelere sevkini sağlamak için, şırınga enjekte edilerek sağlık durumlarının bozulduğu iddia edilmesine rağmen, öldürülen bebeklerden kan numunesi alındığına, ya da adli tıp incelemesi yapıldığına dair şu ana kadar bilgi yok. Siyasi bağlantısı olan hastane sahipleri ve Bilal Erdoğan’ın yanı sıra, Devlet Bahçeli’nin yıllarca koruma müdürlüğünü yapan Murat Mantuş isimli şahsa da torpil geçiliyor. Çete’ye talimat verdiğini gösteren açık tapeler olmasına rağmen sadece ifadesi alınıp serbest bırakılıyor. Savcı iddianamede, bebekleri ölüme terk eden çete üyelerine ‘ihmali davranış nedeniyle ölüme sebebiyet vermek’ suçlaması yöneltiyor. Yani bu bebek katillerine, trafikte kazayla insan öldüren sürücülere uygulanan sevk maddesini uyguluyor. Savcı, kendisini ölümle tehdit eden ve bir çok siyasi bağlantısı olan Mustafa Kemal Zengin ve beraberindeki şahısları, farklı bir örgüt olarak değerlendirip, onlar için ayrı bir dosya hazırlamış. Böylece bebek cinayetlerinden de ceza almalarının önüne geçmiş. Savcı bey cesaret örneği göstererek, ‘bir şarjörüm var gerekirse hepsini üzerinize boşaltırım’ demişti. Gözüken o ki, yeterli atış tecrübesi olmadığı için, mermiler yanlışlıkla bebeklere isabet etmiş.

Mustafa Okumus

138,586 views • 1 year ago

Refaha Yürüyen Vicdan: Çocuklarımızın Yüzüne Bakmak İstiyorsak Kahire’de güneş, sabahın ilk saatlerinde bile bir keder gibi doğuyordu. Tozlu sokaklardan geçip Refah’a uzanan kalabalık bir yürüyüş başlamıştı. Herkesin adımlarında başka bir hikâye, başka bir suskunluk vardı. Kalabalık büyüktü ama sessizlik daha büyüktü. Bu sessizlik, utancın ve vicdanın ortak diline dönüşmüştü. İnsan bazen konuşarak değil, yürüyerek anlatır içindeki feryadı. Yürüyüş esnasında kalabalığın içinde, yüzünde ne medya kimliği ne de ülke rozeti taşıyan bir kadınla göz göze geldim. Adı Stella’ydı. Almanya’dan geldi. Elinde yalnızca bir su şişesi ve yorgun bir sırt çantası vardı. Ona kim olduğunu sormadım; ama neden burada olduğunu, durduğu yer, taşıdığı ifade zaten sessizce anlatıyordu. Sadece birkaç kelime etti, ama o kelimeler kalabalığın uğultusunda yankı oldu: “Bu hayatta çok kötü şeyler oluyor. Eğer çocuklarımızın yüzüne bakmak istiyorsak, sessiz kalamayız. Almanlar, Türkler… artık kim olduğumuzun önemi yok. Herkes burada çünkü herkes her şeyi görüyor. Elimizde telefonlar var, görüntüler var… Ama evde oturup kahvemizi içmeye, işe gitmeye devam edemeyiz. Böyle şey olmaz. Ayağa kalkmak lazım. Çünkü çocuklar ölüyor… Anneleri, babaları ölüyor...” Stella bir gazeteci değildi o gün. Haber yapan değil, acıyı taşıyan bir insandı. Belki de en gerçek habercilik artık kalbiyle yürümekten geçiyordu. Sessizce yürüyen insanların gözlerinde, anlatılamayan bir yük, bastırılmış bir haykırış vardı. Refah’a atılan adımların arasında yalnızca Ortadoğu’dan insanlar yoktu. İspanyol bir çift, ellerinde zeytin dalı taşıyordu. Kanada’dan gelen bir kadın gözyaşlarını mendiline değil, küçük bir çocuğun oyuncak ayısına siliyordu. Her birinin ortak bir yarası vardı: Görmek. Ve artık hiçbir şey olmamış gibi yaşayamamak. İnsan bazen kendi acısına bile yabancılaşır. Ama bu yürüyüşte insanlar birbirinin acısına yabancı değildi. Herkesin kalbinde, başkalarının çocukları için atan bir parça. Herkesin omuzunda, dünyanın başka ucundaki bombalanmış bir evin tuğlası. Kimileri sustukça içten içe yanıyor, kimileri ağlamayı bile unutur hale gelmişti. Bu yürüyüş, Gazze için yürünüyordu. O coğrafyada bombaların altında kalan çocuklar, enkazdan sağ çıkamayan anneler, göz göre göre susulan, görmezden gelinen bir vahşetin ortasındaydılar. Kalabalık; Gazzeli çocukların, annelerin, insanların hayatta kalabilmesi için yola düşmüştü. Bu yürüyüş, onların sesi olma gayretiydi. Gazze artık yalnız değildi. Bu kalabalık, o acının yalnızca bir ülkeye, dine ya da sınıra ait olmadığını gösteriyordu. Alanda Müslümanlar kadar Hristiyanlar da vardı. agnostikler de... Farklı kıtalardan, inançlardan, geçmişlerden gelen insanlar tek bir duyguda birleşmişti: Vicdan. Toprağın sıcağı, bedenin yorgunluğuyla birleşiyordu ama kimse durmak istemiyordu. Çünkü bu yürüyüş sadece Refah’a değil; insanlığın kendine dönüşüydü. Kalabalık, yeryüzünde hâlâ kalmış azıcık merhametin izini sürüyordu. Yol boyunca birbirine sıkıca sarılan insanlar vardı. Diller farklıydı ama duygular aynıydı. Göz göze gelen iki insan, hiçbir kelimeye ihtiyaç duymadan anlaşabiliyordu. O anda ne siyaset konuşuluyordu, ne analiz yapılıyordu. O anda sadece kalp konuşuyordu. Bir yaşlı adam, elinde bastonla yürüyordu. Her adımda hafifçe sendeleyerek ama inatla ilerliyordu. Yanından geçen genç bir adam, koluna girdi. İsimlerini sormadılar. Kim oldukları önemli değildi, neden orada oldukları yeterince güçlü bir cevaptı. Bir köşede susarak yürüyen genç bir kızın elinde kendi çizdiği bir pankart vardı: "İnsanım, çünkü acıyı taşıyabiliyorum." Yalnızca o yazı bile, sayfalarca rapordan, manşetten, söylemden daha etkiliydi. O gün Kahire’de, adımlarımızı bir hedefe değil, bir haykırışa doğru attık. Bu haykırış, sadece Gazze için değil; kaybettiğimiz merhamet için, unuttuğumuz ortak insanlık için, susturulmuş çocukların sesi için yankılandı. Ve o ses hâlâ kulaklarımızda çınlıyor: "Ayağa kalkmak lazım." Erdal Elibüyük 15.06. 2025, Kahire

Erdal ELİBÜYÜK

23,319 views • 1 year ago