Video wird geladen...

Video konnte nicht geladen werden

Zur Startseite

Osmanlı'dan TC Devletine kalan borç 63 milyon dolardı. TC Devleti 1929-1938 yılları arasında 123 milyon dolar dış borçlanma yaptı.. Alınan dış borcun bir kısmı ile Osmanlı'dan kalan borç ödendi..

13,179 Aufrufe • vor 5 Monaten •via X (Twitter)

0 Kommentare

Keine Kommentare verfügbar

Kommentare vom Original-Post werden hier angezeigt

Ähnliche Videos

Plan TIKIR TIKIR İŞLİYOR. Geri ödeyemeyecekleri kadar borç yükü altına sokup istediğimizi yaptırmaktır. Bir müddet sonra ALACAKLILAR onlara gider ve şöyle der: Borcunu ödeyemiyorsun, bize ülkene askeri üs kurmamız için izin ver veya bizim ordumuzun yerine savaşması için bize asker ver. İşgal bu şekilde hem kolay hem ucuz oluyor. Düşman askerinin kanı akmadan işgal ettikle ülke insanlarını birbirine kırdırarak öldürterek yaparlar bu işi. Kanlı ama bizim kanımız ile değil diyorlar. Ve öylede yapıyorlar. Politikacıları kontrol ederler, Medyayı satın alarak ya da doğrudan reklam vererek diledikleri politikacıları parlatarak algı oluşturur ve halkın istediği değil Küresel Şirketlerin istediği kişiler Politikacı olur. Halk bu zokayı yutar! Gözleri kapalı tam teslimiyet içerisinde ,KASABIN BIÇAĞINI YALAR VE BAŞINI CELLADINA TESLİM EDER. Ama yol yaptı, Ayasofya'yı açtı misalleri çoktur. ●Türkiye’nin dış borcu 444,4 milyar dolar, milli gelirin yüzde 53,7’sine ulaştı. 23 Eylül 2022 ●2002’de kişi başına dış borç 2025 dolar iken, bugün 5208 dolara çıktı. Türkiye’nin brüt dış borçlarının GSYH’ye oranı ise 2002’de yüzde 55,4’ten 2020 sonunda yüzde 60,4’e yükseldi. 2023 MART . ●Vatandaşlar ve şirketler 2,8 trilyon lira borçlu. 2023 Ocak!. ●Vatandaşların bankalara borcu 1.1 trilyon lirayı aştı. Takipteki borçlar 30.8 milyar TL'ye ulaştı. ● vatandaşların bireysel kredi kartı borçları 488 milyar 132 milyon liraya çıktı. ŞEYTAN'IN kapılarımızı ağzında Allah,elinde Kur'an ile çalması ne acayip bir tekerrür. 100 yıl önce CEMAAT ve Tarikat'lar Anadolu'da Haçlıların ileri karakolluğunu yapmışlar, ŞEYTANLAR ise Müslüman mintanı ile bizleri hançerlemişti. 100 yılda değişen sadece suretler olmuş. MESELE ise âynı duruyor. NE DİYOR " HAMDOLSUN 21 YILDIR SATMA TECRÜBESİNE SAHİBİZ." diyor. Eldekiler satılmış, üstüne vergiler alınmış yine sonuç yok, üstüne MİLYARLARCA DOLAR borç,yine tünelin ucu karanlık. Sonuç olarak OLAN ülkeye VATANDAŞLAR eliyle oluyor,olmaya devam ediyor. Etkiyi verdiğini söyleyenler KAZIĞIN alasının tadını her gün tadacaklar. #Atabey19HHK #HüseyinHakkıKahveci

Atabey Hüseyin Hakkı Kahveci

900,503 Aufrufe • vor 3 Jahren

📍10 milyon dolar kara para aklayan fenomenler, 📍10 milyon dolar ponziye kaptıran sporcular aylardır gündemde ve sorumluları hapiste. 📍 Yüzmilyonlarca dolar toplayıp ev yapmayan, 📍 Resmî şekilde makbuz karşılığı devlete KDV ödeyeceğim diye bizden para toplayıp devletimize yatırmayan ve tekrar hem KDV hem de inşaatı bitirmek için ikinci defa Para isteyen, 📍 Annelerimize, eşlerimize, şerefimize, namusumuza dil uzatan, 📍 Rüşvetçi hakimler ve savcıları ifşa ettim diye koskoca bir camiayı zan altında bırakan, 📍Samanyolu Tv kardeşlik zamanı isimli programda kendisinden 5 yaş küçük FETÖ firarisi Hakan Şükür’e “dostum” Hakan “ ABİ ” ile dün gece düşündük ne yapabiliriz diyen ve o programda bir kalemde 35 milyon lira bağışlayan müteahhit dışarda ve ıslak imzalı şekilde mektup kaleme alıyor ve bunu tüm yetkililerin önünde yapıyor. 📍Devletimizden bu duruma el koymasını ve kamu vicdanını rahatsız eden bu durumu sonlandırmasını istiyoruz. 📍Devletimizden Yarım Kalan İnşaatlar Yasasını çıkartmasını istiyoruz. #konutmağdurları İsmail Arı İsmail Saymaz Ismail Kucukkaya Fatih Altayli 🔴🇹🇷 fatih portakal Selçuk Tepeli Ali Cağatay Ali Kurt Güvenilir Bahis Siteleri #HemenTıkla Ekrem İmamoğlu Özgür Özel Recep Tayyip Erdoğan Mehmet Özhaseki cüneyt özdemir Murat KURUM Mehmet Akif ERSOY Edda Sönmez T.C. İletişim Başkanlığı Metin KÜLÜNK Sirin Payzin TC İstanbul Valiliği Türk Polis Teşkilatı T.C. Adalet Bakanlığı

Fi Side Malikleri Platformu

121,924 Aufrufe • vor 2 Jahren

HASAN İMAMOĞLU VE AVUKATI, YAKAYI NASIL ELE VERDİ? Umarım bu bilgileri, Ekrem İmamoğlu'nu aklamak için ortaya namusunu ve şerefini koyan Sn Özgür Özel de okur... Ekrem İmamoğlu, 19 Mart 2025 sabahı gözaltına alınıp tutuklanmasının ardından Avukatı Mehmet Pehlivan, Halk TV'ye çıkarak Sarıyer'deki villalar hakkında aşağıda paylaştığım videoda yer alan açıklamaları yapmıştı. Pehlivan, açıklamasında, "İmamoğlu İnşaat'ın Güllece Tarımcılık isimli şirketin hisselerini satın aldığını, hisseleri 15 Milyon TL'ye değil 48 Milyon TL'ye aldığını, Ali Nuhoğlu ile bir sözleşme yapıyor, sözleşmeye göre 48 Milyon TL'ye satın alınan şirketin 15 Milyon TL'si nakit vadeli çeklerle, 48 Milyon TL'den geri kalan 33 Milyon TL'de adresi belirtilen İmamoğlu İnşaat'a ait bir taşınmazı devrederek ödediğini, sözleşmenin devamında şirketin değerini belirleyen varlığının 2 villa olduğunu, şirketin borcunun 87 Milyon TL olduğunu ve İmamoğlu İnşaatın şirketin borcunuda devraldığını, 48 Milyon + 87 Milyon TL olarak aldığını, şirket kayıtlarının vergi denetleme kurulundan alındığını ve herhangi bir sorun görünmediğini, İmamoğlu İnşaat şirketi, toplamda 135 Milyon TL'ye Güllüce Tarımcılık isimli şirketi Ali Nuhoğlu'ndan aldığını, üstlenilen 87 Milyon TL'lik borcun ödenmesi noktasında Ali Nuhoğlu tarafından bir ara buluculuk başvurusu yapıldığı, 87 Milyon TL'lik borcun Ali Nuhoğlu'na ödenmediği için bir anlaşma yapıyor, anlaşmaya göre sahibi olduğu 2 villayı devredeceğini devretmediği takdirde o günkü dolar kuruyla bunun karşılığını ödeyeceği yönünde anlaşma yapıldığını" söyledi. Mehmet Pehlivan'ın bu açıklamalarının tarihi 7 Nisan 2025. Açıklamanın üzerinden 7 ay geçti. Aradan geçen bu 7 ay içinde Ali Nuhoğlu, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanarak itirafçı olurken, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kurumlar arası yapılan yazışmalar ve talep edilen raporlar doğrultusunda, söz konusu hisse devri eylemiyle alakalı somut belgeler, soruşturma dosyasında yerini aldı. Ali Nuhoğlu, etkin pişmanlık kapsamında verdiği ifadesinde özetle: "Sarıyer de bulunan iki adet villayı kurmuş olduğum, GÜLLÜCE TARIM AŞ.'ye aldım. Bu villaları satın almamdan devre kadarki süreç içerisinde bu villaların bulunduğu şirkete ilişkin tüm mali ve muhasebe, vergi tüm işlemlerinin takibini İMAMOĞLU İNŞAAT'ın yetkilileri yürütmüştür. Bu şirketi ben 2024 yılının Mart ayında İMAMOĞLU İNŞAAT'a devrettim. Devirle alakalı bu süreçte 15 Milyon TL ve Beylikdüzü'nde 6+1 villa vereceklerine (toplamda 48 Milyon TL) ilişkin bir sözleşme yapıldı. Bu olayların basında çok tartışılması üzerine Şubat ayı içeresinde formaliteden bir ek sözleşme 87 Milyon TL cari borç tanımı altında ne olduğu belirsiz ibare eklediler. Eğer bu para ödenmediği takdirde iki adet daha villanın verileceğine dair sözleşmenin kapsamını genişlettiler. Şirketin devrinden sonrasında toplam bedeli 15 Milyon TL olan 3 adet çek verildi. Söz konusu olayın meydana geliş şekli anlattığım gibidir. GÜLLÜCE TARIM benim üzerimdeyken söz konusu villalara yapılan yaklaşık 15 Milyonluk tadilat işleri de tarafımca karşılanmıştı." dedi. Bugün ifade için İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne gelen Hasan İmamoğlu'na, GÜLLÜCE TARIMCILIK isimli şirketin hisse devri konusuna yönelik önce savcılık makamının elde ettiği şu deliller ve tespitler sunuldu: "Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu(TMSF) tarafından, Başkanlığımıza gönderilen ve söz konusu şirketler arasında imzalanan Hisse Devir Sözleşmesinde, Güllüce Tarımcılık şirketinin hisselerinin tamamına 48 Milyon TL değer biçildiği, İmamoğlu İnşaat A.Ş tarafından söz konusu hisse devrine ilişkin ödemelerin 5 Milyon şeklinde 3 taksitle toplam 15 Milyon TL lik kısmının nakit olarak ödeneceği, kalan 33 Milyon TL lik kısmının ise İmamoğlu İnşaat A.Ş tarafından 1185 Ada 5 parsel, Gürpınar Mah. Omer Seyfettin Cad. No:88/1 Beylikdüzü/İSTANBUL adresindeki 1 adet villanın devri karşılığında ödeneceği hususlarına yer verilmiştir. TMSF tarafından Başkanlığımıza gönderilen evraklarda villanın devrine yönelik olarak yapılan araştırmalarda; İmamoğlu İnşaat A.Ş ve Ali NUHOĞLU arasında Satış Vaadi Sözleşmesi imzalandığı, ancak söz konusu sözleşmenin noter onaylı olarak yapılmadığı ve adi sözleşme şeklinde düzenlendiği hususu tespit edilmiştir. Bahse konu Satış Vaadi Sözleşmesi Rapor ekinde yer almaktadır. Ayrıca söz konusu sözleşmede, İmamoğlu İnşaat tarafından Güllüce Tarımcılık şirketinin devir tarihinde muaccel hale gelmemiş 87 Milyon TL borcunun ise İmamoğlu İnşaat A.Ş tarafından üstlenileceği hususu da yer almaktadır. Bahse konu Hisse Devir Sözleşmesi Raporumuz ekinde yer almaktadır. İmamoğlu İnşaat A.Ş'nin 2024 yılı yasal defterleri ve bankacılık işlemleri üzerinde yapılan araştırmalarda; Güllüce Tarımcılık şirket hisselerinin İmamoğlu İnşaat A.Ş yasal defterlerinde 245-Bağlı Ortaklıklar hesabına 48 Milyon TL bakiye ile kaydının yapıldığı sözleşmede belirtilen 15 Milyon TL tutarın İmamoğlu inşaat A.Ş tarafından Ali Nuhoğlu'nun banka hesaplarına gönderildiği yasal defter kayıtları ve bankacılık işlemleri üzerinden anlaşılmıştır. Ancak, yukarda bahse konu villanın devrinin henüz yapılmadığı (projenin devam ediyor olabileceği) anlaşılmıştır. Ayrıca sözleşmede Güllüce Tarımcılık A.Ş'nin muaccel hale gelmemiş olduğu belirtilen 87 Milyon TL ye ilişkin İmamoğlu İnşaat A.Ş'nin yasal defterlerine herhangi bir kayıt yapılmadığı anlaşılmıştır. Hisse devir sözleşmesinde belirtilen, Güllüce Tarımcılık şirketinin muaccel hale gelmemiş 87 Milyon TL tutarındaki borcuna yönelik yapılan araştırmalarda; söz konusu şirketin devir tarihindeki yasal defter kayıtlarında şirketin herhangi bir kurum, kuruluş, işletme ve şahsa borçlu olduğunu gösteren bir hesap kaydına rastlanılmamıştır. Güllüce Tarımcılık A.Ş'nin devir tarihi itibariyle yevmiye kayıtlarında 252-Binalar hesabının bakiyesinin bile 158.323.438,79-TL olduğu bilgisine rastlanılmıştır. Söz konusu 252- Binalar hesabının, şirket tarafından 31 Milyon TL ye alınan 2 adet villayı içerdiği ve bakiyenin villalara yapılan tadilat harcamaları ve enflasyon muhasebesi düzeltmeleri nedeniyle söz konusu tutara yükseldiği anlaşılmıştır." Savcılık tarafından elde edilen raporların Hasan İmamoğlu ve avukatlarına sunulmasının ardından, baba İmamoğlu'na şu soru soruldu: "Yukarıda MASAK Raporunda ve Ali Nuhoğlu isimli şahsın etkin pişmanlık hükümleri kapsamında verdiği ifadesiyle birlikte değerlendirildiğinde; bahse konu villa satış olayının muvazaalı şekilde yapıldığı, söz konuşu Güllüce Tarım unvanlı firmanın 87 milyon TL borcu olmamasına rağmen Hisse Devir Sözleşmesinde 87 milyon TL'lik borç gösterildiği ve bu borcunda şirketi devralan İmamoğlu İnşaat firması tarafından karşılanacağına dair tespitlere yer verilmesine rağmen söz konusu borcun Imamoğlu Inşaat firmasının defter kayıtlarına borcun işlenmediği anlaşılmıştır. Ali Nuhoğlu isimli şahsın beyanlarında da yapılan tespitleri doğrular nitelikte beyanlarının bulunduğu anlaşılmıştır. Yukarıda ayrıntılı olarak belirtilen tespitler hakkında ifadenizi veriniz. Hisse devir sözleşmesinde Güllüce Tarım'ın belirtildiği gibi bir borcunun olmamasına rağmen borç gösterilmesi ve borcun İmamoğlu İnşaat firması tarafından üstlenilmesindeki amaç nedir? Detaylıca açıklama yapınız." Hasan İmamoğlu ve avukatlarına sorulan bu soru karşısında Sn Özgür Özel gibi Ekrem İmamoğlu için ortaya namusunu, şerefini koyanlar normalde ne bekler? Gerek Hasan İmamoğlu olsun gerek Avukatları olsun aradan geçen 1 yıl içinde bu iddiaları çürütecek tüm belgeleri teslim edip masumiyetlerini ortaya koymaları beklenir değil mi? Ama cevap bu şekilde olmuyor. Bu sorular ve tespitler karşısında savunma ve açıklama beklenen Hasan İmamoğlu, şu cevabı verdi: "Ben yukarıda da beyan ettiğim gibi söz konusu olaya vakıf değilim. Şirketin bu tür işlemleriyle Tuncay Yılmaz isimli şahıs ilgilenmektedir. Detaylarına kendisi vakıftır. Ayrıca benim ismim söz konusu soruda geçmemektedir." İşte Hasan İmamoğlu ve avukatları, İmamoğlu İnşaat'ın Güllüce Tarımcılık'a ait hisselerin satışına yönelik hiç bir belge sunmamaları, sunamamaları, aslında tek bir şeyi ifade ediyor. BABA-OĞULUN YAKAYI ELE VERDİKLERİNİ...

Emre Ercis

79,850 Aufrufe • vor 10 Monaten

Özgür Özel'in dış politikadaki öngörüsüzlüğünün yanı sıra insanı rastgele güldüren bir şanssızlığı da var. (Aslında nasipsizlik) Ne zaman yolsuzluk savunmaktan sıkılıp dış politikaya girse, ilk adımını atar atmaz mayına basıp patlıyor. Esed'le anlaşmaktan başka yol yok dediği gün, adamın 40 senelik saltanatını bırakıp kaçması gibi bugün de Erdoğan'ı "İran'ı yeterince desteklememekle" eleştirdiği dakikalarda İran Cumhurbaşkanı, desteklerinden dolayı Erdoğan'a teşekkür paylaşımı yaptı. Ayarlasan bu kadar denk getiremezsin. Tabi bir de Türkiye Amerika ilişkilerine dair eleştirileri var ki, CHP'nin akıl düzeyinin hiçbir zaman devleti yönetmeye yetmeyeceğinin ispatı gibi. Özgür Özel şu an kurusıkı bir Amerikan karşıtlığı yapıyor ama 15 milyon imzalı peçete ile cumhurbaşkanı adayı ilan ettikleri Ekrem İmamoğlu, bundan daha bir kaç ay önce (11 Aralık 2025'te) ABD basınına yazdığı makalede Erdoğan'ı ABD ile ilişkileri zaman zaman bozduğu için eleştiriyor ve ABD'ye istikrarlı bir dostluk ve her konuda işbirliği sözü veriyor. Yani CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı Amerikancılık, Genel Başkanı ise Anti Amerikancılık yapıyor. Bir partinin genel başkanı, partisinin dış politikasını unutur yahu? "Türk hükümeti, ABD ile yaşanan gerilimlerin, Başkan Donald Trump'ın Beyaz Saray'a geri dönmesiyle sona erdiği yanılgısına kapılmış durumda. Ancak Trump ve Erdoğan arasındaki kişisel ilişki eşitsizdir ve istikrarlı bir iş birliğini garanti etmemektedir. İlişkiyi daha sağlam bir zemine oturtmak için Türkiye, düzenli stratejik diyaloglar yürütmeli ve ABD ile savunma modernizasyonu, ileri teknolojiler, terörle mücadele ve enerji güvenliği konularında iş birliği için çalışma düzeyindeki kanalları güçlendirmelidir. Daha kurumsallaşmış bir ilişki, Türk ve Amerikan çıkarlarını korumaya, endişe duyulan alanları ele almaya ve Trump yönetimi de dahil olmak üzere Washington'daki herhangi bir yönetime Türkiye'de daha güvenilir bir ortak kazandırmaya yardımcı olacaktır." Ekrem İmamoğlu Soldaki videoda CHP'li Dışişleri Bakanı Şükrü Saraçoğlu'nun TBMM kürsüsünden yaptığı konuşmanın bir bölümü var. CHP'li Saraçoğlu, kürsüden Türk tarihin en Amerikancı konuşmasını yapıyor. “Biz Amerikalıların fikirlerini, Amerika devlet adamlarının sözlerini bizim sayacak kadar kendimizinkilere yakın buluyoruz.” Bu arada Saraçoğlu CHP'nin en Türkçüsü. Yani aslında bugün yaşadıkları tutarsızlık bugüne ait değil. Yüz sene önce Osmanlı'dan kurtulur kurtulmaz hayvani bir açlıkla içine atladıkları Batı kültürünü, düzensiz ve kuralsızca bütün hücrelerine kadar doldurdukları için hepsi her konuda birbirinden farklı düşünen Batıcılar olmuşlar. Batılı fikirleri metodolojik bütünlükten yoksun bir şekilde edindikleri için, zihinlerinde nesilden nesile aktardıkları kavramsal karmaşalar yaşıyorlar. İşte CHP'de Amerika karşıtı ama İngiltere yanlısı bir anti kapitalizm, Kürt ve Arap düşmanı bir sosyalizm, İnanç özgürlüğüne karşı çıkan bir demokrasi anlayışı gibi mutant fikirlerin ortaya çıkmasının sebebi de sanırım bu. Ama bundan daha korkuncu da var. 1943 yılında Şükrü Saraçoğlu, bu defa üç buçuk milyon TC vatandaşının hayatını İngiltere'nin sadaka olarak verdiği 80 bin ton buğday sayesinde kurtardıklarını anlatıp kürsüden İngilizlere şükranlarını sunuyor. Dört senedir savaşan İngiltere, savaşa hiç girmeyen Türkiye'ye buğday yardımı yapmış. 12 bin senedir tarım yapılan Anadolu'da açlıktan ölmeyecek kadar buğday yetiştirmeyi bile beceremeyen CHP iktidarının mebusları, kurtarıcıları İngilizleri çılgınca alkışlıyor. 1977'de CHP'li Başbakan Bülent Ecevit, 150 milyon dolar kredi alabilmek için Türkiye'nin silolarındaki bütün tarım ürünlerini bir Amerikan bankasına rehin olarak veriyor. Tarihin en şanlı milletini yedi düvelin kapısında dilendiriyorlar. İşte bu rezil zihniyetin son genel başkanı Özgür Özel, ömrünü adayarak Türkiye'yi yeniden özüne döndüren Recep Tayyip Erdoğan'ı acziyetle suçluyor. İnsan şu tabloya bakınca Reis'in merhametine ve sabrına gerçekten hayret ediyor. Bütün devletlerin korkunç bir hızla silahlandığı, belki de tarihin en büyük savaşına doğru gittiğimiz şu süreçte bir an için devleti bu kafanın ⤵️ yönettiğini düşünsenize.

Abese İrca

26,425 Aufrufe • vor 5 Monaten

İşte 23 yılın ağır sonuçları Dolar: 1.45 TL - 39.12 TL Euro: 1.5 TL - 45.72 TL Benzin litre: 1.48 TL - 53 TL Çeyrek Altın: 30 TL - 7.113 TL Dış borç 130 Milyar$- 515 Milyar$ (Aralık 2024 ) İç borç 200 Milyar TL- 7.5 Trilyon TL Bunun dışında olan ödemeler KKM ödemeleri ( zararı 2 yılda 1.1 Trilyon TL ) Döviz garantili ödemeleri (157 Milyar dolar 2021 ) Ve bunun yanında harcanan rakamlar Bedelli gelirleri, Özelleştirme gelirleri, Merkez Bankası Rezervi, Merkez Bankası yedek akçesi, Deprem vergisi, işsizlik sigorta fonu, 2b arazi gelirleri, gayrimenkul satışları, maden ruhsat gelirleri 30 Mayıs 2025 Sadece sizin aldığınız kararlarla onlarca trilyon TL zarardan bahsediyoruz -Dört yılda faize ödenen 4 trilyon TL İki yılda Merkez Bankası’nın 1,5 trilyon TL zarar etmesi, -Yap İşlet devlet projelerindeki zararlar -Kamu özel arasındaki mahsuplaşma da kur hesaplamalarının kamu aleyhine hesaplanması -devletin elektriği özel şirketten pahalıya alıp, özel şirkete ucuza satmasından doğan kamu zararı bu listeye dahil değil Bir ülke ekonomik krizdeyken, yurtdışından yüksek faiz ile dış politikada taviz vererek dış borç bulurken, halkı ucuz gıda kuyruğunda beklerken, döviz, enerji, gıda fiyatları çok yüksekken, halk vergi yükü altında ezilirken bir ülke yönetimi halkın parasını böyle dağıtır mı? Ve bunları yapan Erdoğan, ekonomi muhalefet yüzünden bozuldu diyor... -12 Ocak 2024 Azerbaycan'a 250 Milyon TL hibe -62.3 Milyon Dolar Kırgızistan borcunun silinmesi -kırgızistan vatandaşların Türkiye’de ücretsiz tedavi hizmeti -10 Mayıs 2024 yılda 7000 yabancının Türkiye’de tedavi edilmesi -Suriyeliler için 40 milyar $ harcadık. (Mart 2020 rakamı) -Somali’ye son 10 yılda 1 milyar doların üzerinde hibe yaptık. -9 Aralık 2020, Nijer, Nijerya, Kongo sağlık hibe yardımı -9 Aralık 2020, Tunus’a 5 Milyon dolar hibe -TİKA, Nepal ve Afganistan'da gıda kolisi dağıtması. -34 ülkeye ekipman hibe,156 ülke ve 9 kuruluşa destek." Erdoğan -Sırbıstan ve Bosna Hersek'e destek için sıfır gümrük bedelli ithalat kararları " -4 bin Suriyeli sağlık çalışanı istihdam ettik. -754 bin Suriyeli bebeğimiz doğdu. -Suriyelilere 97 milyon poliklinik hizmeti. -Suriyelilere 3 milyondan fazla yataklı tedavi. -Suriyelilere 2 milyon 600 bin ameliyat." Fahrettin Koca Mart 2022 - Hariri'ye, Türk Telekom’un özelleştirmesi için 4.75 Milyar $ bankalarımızdan kredi verdiler. ( bugünün kuruyla 185 milyar TL ) Telekom’u borçlandırdı. Telekom’un içini boşalttı aldığı krediyi de ödemeden kaçtı gitti. -Pandemi dönemi hiç kimse sokağa çıkamıyor, seyahat edemiyor, yollar bomboş ama AKP’nin döviz üzerinden gelir garantisi verdiği şirketler bomboş yollara rağmen tıkır tıkır gelirlerini alıyorlar. Dönüp diyorlar ki Pandemi var ekonomik sıkıntımız var kira borçlarımızı ödeyemeyeceğiz. AKP, merak etmeyin diyor 2036’ya kadar borçlarını erteliyor.Devletin resmi kurumu belediyelere yapmadığını yandaş ve yabancı şirketlere yapıyor hem de tıkır tıkır döviz üzerinden gelirini ödediği şirketlerin borçlarını erteliyor. Her şey yasal sonuçta. Her şey dava için sonuçta -Yine cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yönetiminde olan Çaykur, dünyada yıllık kuru çay tüketimi kişi başına sadece 500 gram Türkiye’de ise bu rakam 3,5 kg. Tabii ki şaşırmıyoruz cumhurbaşkanı Erdoğan yönetiminde Çaykur zarar etmeye başlıyor. Olsun her şey yasal. Zarar ediyorsa halk ödüyor sonuçta -Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yönetiminde olan varlık fonu bünyesine giren Botaş, devletten destek alıyor, yurtdışından borç alıyor, ödediği gazın parasını tahsil ediyor buna rağmen Rusya’dan aldığı gazın parasını ödeyemiyor. Devletten alınan, tahsil edilen ve borç alınan para nerede diye sormak yasa dışı faaliyet sonuçta her şey yasal Tabii ki bunlar olurken ülkemiz sürekli doğal gaz keşfediyor. Ama ne hikmetse Botaş aldığı gazın parasını ödeyemez hale geliyor. -Varlık fonu kuruluyor başkanı cumhurbaşkanı Erdoğan oluyor. Özelleştirilmeyen tüm varlıklar, varlık fonu bünyesinde toplanıyor. Varlık fonu yönetimi ayrı borçlanıyor fonun bünyesindeki tüm şirketler ayrı ayrı borçlanıyor sonuçta her şey yasal. Örneğin geçen hafta vakıfbank 555 milyon $ Çin’den borç aldı. Sonuçta her şey yasal. -Devletin tabii ki belli özel şirketlere ödediği parayı döviz ile öde, yine belli şirketlerin devlete olan ödemelerini TL’ye çevirerek tahsil et. Böylelikle kamu büyük zarara uğrasın Sorun değil her şey yasalara uygun sonuçta Biz buna dava diyoruz dava uğruna her şey mübah diyoruz. -Özel şirketten elektriği pahalıya al, yandaş ve yabancı dağıtım şirketine ucuza sat. Aradaki farkı halkın cebinden öde! sonuçta her şey yasal değil mi ? Ya halkın cebinden trilyonlar gitmiş ha bunlar ufak detaylar. Sonuçta halkın cebinden trilyonlar uçuyorsa her şey yasalara uygun olarak uçuyor. Biz buna dava diyoruz. -Tabii ki yine yandaş ve yabancı şirketler döviz ödeme garantileri var. Pandemi de dahil tıkır tıkır döviz üzerinden gelirlerini öde, bu arada tabii ki onlar için döviz kurunu 6-7 kat arttır. Ama onların vergi borçlarını ötele, borçlarını ötele, vergi borçlarını sil, verilen işletme sürelerini arttır, verilen garanti miktarlarını arttır. Böylelikle halkın trilyonları yandaş ve yabancıya uçsun gitsin ama sorun değil sonuçta her şey yasal. Biz buna dava diyoruz. -Tayyip Erdoğan olarak faizsiz ekonomi özlemimi Gürsesle haykıracağım derken, cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yaptığı 2018 yılında 70 milyar TL faiz ödeyen Türkiye 2023 yılında 600 milyar TL faiz ödedi 2024 yılında 1.2 Trilyon TL faiz ödedi 2025 yılının ilk 4 ayında 684 milyar TL faiz ödedi ( 2025 yılında 2 trilyon TL ödeyecek) Her şeyi planlı şekilde yaptılar. İç borcu döviz ile aldılar. Önce döviz kuru arttı sonra faiz arttı. 2018 yılında 1 trilyon TL olan merkezi bütçe borçu 2025 Nisan ayı itibari ile 10.7 trilyon TL’ye çıktı. Artan döviz kuru ile borç arttı. Sonra faizi arttırıp artan borç miktarına yüksek orandan faiz ödenmeye başlandı. Bu planlı bir şekilde halkın cebinden belli bir sermaye çevresine kaynak transferidir. Ortada bir ekonomik kriz yoktur. Yap İşlet devlet projeleri de düşünüldüğünde döviz üzerinden gelir garantisi verildiği düşünülürse onların Aldığı para TL bazında artmış durumda bu şekilde trilyonlarca rakam belli bir gruba aktarılıyor. Bir yıla mahsus değil yıllara mahsus şekilde bu para aktarılma devam ediyor. -Ne güzel değil mi ben faize karşıyım deyip dört yılda 4 trilyon TL faize para ödüyorlar. 86 milyonla dalga geçmek değil mi bu? Ya bu faizi alanlar kim ? İki yılda Merkez Bankası 1,5 trilyon TL zarar ediyor bu para kime gitti? Tabi burada her şey yasalara uygun değil mi? -Sokaktan geçen birisini çeviriyorsunuz bak şurada büyük bir arazim var. buraya devasa bir bina yap bana, ben de senden metrekaresini döviz üzerinden kiralıyım diyorsunuz. işte şehir hastaneleri böyle başlıyor. Şahıs diyor ki yaparım ama benim param yok. Devlet olarak alıyorsunuz bu Vatandaşı finans şirketine götürüyorsunuz, kredi buluyorsunuz. Bulduğunuz krediye kefil oluyorsunuz bir de bu şahsa gelir garantisi veriyorsunuz. Devlet olarak şahsa araziyi verdiniz. Krediyi temin ettiniz, özellikle çok çok büyük bina yaptırıp, metre karesini döviz üzerinden bu şahıstan kiralıyorsunuz. Yetmiyor, Yatakhane, görüntüleme, laboratuvar hizmetlerini ve temizlik hizmetlerini bu şahıstan satın alıyorsunuz. Yetmiyor kafeterya, lokanta, otopark ve otel işletmesini de bu şahsa veriyorsunuz İşte size şehir hastaneleri. Olsun her şey yasal. Halka diyorsunuz ki cebimizden bir kuruş çıkmadan yaptırdık. 2024 yılında 90 milyar TL’nin üzerinde rakam ödendi. Olsun her şey yasal sonuçta. Sonuçta dava meselesi. -Ne güzel değil mi biz bu ülkeyi döviz belasına sokanlara hesap sorup bu ülkeyi döviz belasından kurtaracağız deyip döviz üzerinden ödeme garantisi verip döviz üzerinden iç borç aldılar. Olsun her şey yasal sonuçta. yetmedi dövizi 6-7 katına çıkardılar halkın cebinden büyük parayı yandaş ve yabancıya akıttılar. dediler ki bu kazanç size yetmez bir de faizi arttıralım size ödediğimiz parayı faize yatırın bir de oradan kazanın dediler. Olsun biz faize karşıyız diyeceğiz nas var diyeceğiz sorun çözülecek. çözüldü de -Türk telekom, Hariri’ye Türk telekom’u sana satalım dediler.Hariri‘i param yok dedi. O zaman gel sana devletin bankalarından 4,75 milyar $ kredi verelim dediler. Parayı biz verdik Hariri Türk telekom’u satın aldı. Harari Türk Telekom’un kasasını boşalttı. Faturaları tahsil etti. Borcu ödemeden kaçtı gitti. AKP ne yaptı dersin Hariri’yi kırmızı halııyla karşıladılar. Zarar için sorun değil her şey yasal sonuçta. Halk ödüyor. -Türkiye F - 35 projesinden tek taraflı çıkarıldı. Verdiği 1.4 milyar $ parayı alamadı. Akp’li bakan Varank, ABD verdiği sözlere uymak zorunda değil diye ekranda açıklama yaptı. Çıkarıldığımız projeye geri dönebilmek için lobi faaliyetler için AKP yine para harcadı. Kendi paramızı geri alamadık. alamadıgımız paranın karşılığı F-16 alalım veya F- 16 modernizasyonu yaptıralım dendi. Bunun için dahi taviz vermeyi kabul ettiler. tavizin kabulü için bile ABD’ye üç defa heyet gönderdiler. Ne oldu ?

Nasuh Bektaş

99,046 Aufrufe • vor 1 Jahr

🚨“100 BİN LİRA MAAŞLA BU LÜKS HAYAT NASIL?” DİYE SORMUŞTU: KUŞADASI’NDA RÜŞVET ÇEMBERİ GENİŞLEDİ⬇️ 🔴Özlem Çerçioğlu, aylar önce Belediye Meclisi’nde Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel’e dönerek şu soruyu sormuştu: ❓“Bir ilçe belediye başkanı 100 bin lira maaşla nasıl bu kadar lüks hayat sürüyor? Bana bunu açıkla!” ‼️Şimdi o sorunun peşinden İzmir, Aydın ve Antalya’da yeni bir operasyon dalgası geldi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü “rüşvet” ve “irtikap” soruşturmasında 21 şüpheli hakkında işlem başlatıldı, 15 şüpheli gözaltına alındı. Belediye yöneticileri, CHP’li meclis üyesi, avukatlar, müteahhitler, firma ve otel sahipleri ile mimar ve mühendislerin de aralarında bulunduğu şüphelilerin adreslerinde arama yapıldı. Peki dosyada ne var? 🔺Soruşturma kapsamında etkin pişmanlıktan yararlanan eski Kuşadasıspor Başkanı ve müteahhit Ferdi Zenginoğlu, imar değişikliği için kendisinden önce 2,5 milyon lira istendiğini, pazarlıkla rakamın 1,6 milyon liraya indirildiğini öne sürdü. 🔺Bu paranın 800 bin liralık kısmına karşılık gelen dolar ve avroyu İmar Müdürü Ahmet Taşkan’a belediyedeki makam odasında verdiğini; kalanını ise Ömer Günel ile sonradan Özel Kalem Müdürü yapılan Şebnem Kars Şenol’a parça parça teslim ettiğini anlattı. 🔺Belediyedeki işlerinin hızlandırılması için eski Başkan Yardımcısı ve ARYA AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Oğuzhan Turan’a 250 bin lirası elden döviz, 25 bin lirası banka üzerinden olmak üzere 275 bin lira verdiğini iddia etti. ‼️Banka transferinin gerçek amacını gizlemek için gerçeğe aykırı bir “borç belgesi” düzenlediğini de itiraf etti. 🔺Zenginoğlu, Turan’ın yaklaşık 200 bin liralık takım elbise, kıyafet ve ayakkabı alışverişini de kendi kredi kartıyla ödediğini söyledi. 🔺Bir inşaat firmasından ruhsat karşılığında istendiği ileri sürülen 3 milyon liranın 2 milyonunun belediye başkanına elden verildiği, kalan 1 milyon liranın ise “bağış” görüntüsü altında Kuşadasıspor’un resmî hesabına yatırıldığı iddia edildi. 🔺Kuşadasıspor’un 60 milyon liraya satışında 50 milyonun kulüp hesabına yatırılması, 10 milyon liranın ise kayıt dışı olarak elden alınması planlandığı öne sürüldü. 🔺Piyasa değerinin 550-600 milyon lira olduğu belirtilen bir belediye taşınmazının 300-320 milyon liraya verilmesi ve karşılığında 50 milyon lira rüşvet alınması iddiası da soruşturma dosyasına girdi. ‼️Dosyanın Antalya ayağı ise çok daha dikkat çekici: 📌Ömer Günel’in amcası Macit Günel adına, Günel’in belediye başkanı seçilmesinden yaklaşık bir yıl sonra, 22 Ekim 2020’de Günel Otelcilik Turizm Yatırımları AŞ kurulduğu belirlendi. Şirketin “DAM Otelleri” adıyla faaliyet gösterdiği ve kısa süre içerisinde ikinci otel yatırımına başladığı ortaya çıktı. 📌Etkin pişmanlık ifadesinde, Kuşadası’nda toplandığı ileri sürülen rüşvet paralarının dövize çevrilerek Antalya’ya götürüldüğü ve otel yatırımları üzerinden sisteme sokulduğu iddia edildi. Savcılığın şimdi otel şirketlerini, banka hesaplarını ve kaynağı açıklanamayan para girişlerini incelediği belirtiliyor. ‼️İfadede ayrıca Bülent Tezcan’ın cezaevinde Zenginoğlu’nu iki kez ziyaret ederek “Sessiz kal, hiçbir şey anlatma; çıkınca daha güzel işler yapacağız” mesajı verdiği öne sürüldü. 🔺Bugünkü operasyonun tanık anlatımlarıyla sınırlı olmadığı özellikle vurgulanıyor. Dosyada etkin pişmanlık ifadelerinin yanında HTS kayıtları, MASAK raporları, banka hareketleri ve şirket hesapları bulunuyor. Özlem Çerçioğlu’nun aylar önce sorduğu soru artık yalnızca siyasi bir tartışma değil, savcılık dosyasının merkezindeki soru haline geldi: ❓100 bin lira maaşla bu lüks hayatın ve milyonlarca liralık para trafiğinin kaynağı ne?

vefa yürekli

28,218 Aufrufe • vor 1 Monat

Katar’ın vefalı dostu Recep Tayyip Erdoğan… Cumhurbaşkanı Erdoğan, 14 Temmuz 2026 tarihinde Katar’a düzenlediği taziye ziyaretiyle yalnızca halkına ve dava arkadaşlarına değil; dış politikada da vefalı bir lider olduğunu gösterdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan; 🇶🇦15 Temmuz 2016 alçak darbe girişinin hemen ardından kendisini ilk arayan, 🇶🇦6 Şubat 2023 depreminden sonra kendisine destek ziyaretine ilk gelen ve 70 milyon dolar depremzedelere karşılıksız yardım eden 🇶🇦Erdoğan’ın girdiği her seçimin ardından kendisini ilk tebrik eden Devlet Başkanı Katar Emiri Şeyh Temim Bin Hamad Al Thani’yi hiçbir zaman yalnız bırakmadı. Erdoğan’ın Katar’a dostluğunun örneklerine bakarsak; 🇹🇷5 Haziran 2017’de Körfez’de ambargo uygulamak Katar’a 7 Haziran’da Türk Silahlı Kuvvetlerini gönderdi ve burada bir askerî üs kurdu. 🇹🇷9 Eylül’de İsrail’in Katar saldırısının ardından en sert tepkiyi gösteren ve saldırının hemen ardından İslam dünyasını harekete geçiren ve Doha’ya destek ziyaretinde bulundu. 🇹🇷İran - ABD savaşı boyunca Katar’ın hedef alınmaması için İran’a Katar’a saldırı düzenlememesi için uyarılarda bulundu. 🇹🇷Katar’ın baba Emiri Hamad Bin Halife’nin vefatının ardından ABD - İran arasında yükselen gerilime ve Körfez’e yönelik düzenlenen saldırılara rağmen Cumhurbaşkanı Erdoğan yalnızca bir buçuk saatliğine Katar’a bir taziye ziyaretinde bulundu ve vefalı bir dost ne yapması gerekirse onu yaptı. 🇹🇷🇶🇦Sözün özü odur ki; Türkiye ile Katar arasındaki dostluk, türlü imtihanları başarıyla atlatmış bir dostluk ilişkisidir.

Dr. Muhammed Mazhar Şahin

25,993 Aufrufe • vor 2 Monaten

■ ABD'DEN GÖÇMEN TÜRK'LERE " GO HOME " çağrısı. ▪︎ ABD’den Türklere özel çağrı: Gönüllü ayrılana 2.600 dolar ve ücretsiz uçuş . ▪︎ ABD İç Güvenlik Bakanlığı, Türkiye’ye ait görsel paylaşarak göçmen statüsündeki yasa dışı bulunan Türklere ülkelerine dönme çağrısı yaptı. Gönüllü ayrılanlara 2.600 dolar bonus ve ücretsiz uçak bileti verileceği duyuruldu. ÇAĞRIDA "Türkiye'ye dön" görseli de bulunuyor. ▪︎ YORUM ANALİZİ : Türkiye ye saldırı başlatılırsa , ABD ;Ülkesindeki Türkler her hangi bir saldırı , protesto , eylem başlatması diye önlem alıyor olmalı. ■ RUSYA ile UKRAYNA arasında dört yıldır devam eden savaşta, Doğu Paskalyası kutlamaları dolayısıyla geçici bir ateşkes kararı alındı. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, yarın akşam saatlerinden itibaren başlayacak ve 32 saat sürecek bir ateşkes ilan edildiğini duyurdu. Ukrayna tarafı ise Rusya’nın taahhüdüne sadık kalması durumunda ateşkese uyacağını açıkladı. ■ ENSAR ve TÜRGEV vakıflarının ABD uzantısı Türken Vakfı, geçen yıl ABD’ye yatırım yapan ülkeler sıralamasında ikinci sırada yer aldı. ABD’de “TURKEN Foundation Inc.” olarak şirketleşen Türken Vakfı, 2025 yılında 50 milyon 199 bin 355 dolar gelirle, ABD’ye geçen yıl 66 milyon 831 bin 984 dolar yatırım yapan Çin’in “Medialinks TV” adlı şirketinin ardından ikinci sıraya yerleşti. ABD Adalet Bakanlığı’nın resmi belgelerinde, Türken Vakfı’nın geçen yıl toplam 50 milyon 199 bin 355 doların 26 milyon 299 bin 712 dolarını (Ensar Vakfı / Ensar Foundation), 23 milyon 899 bin 643 dolarını da (TÜRGEV / Turkish Youth and Education Service Foundation) harcadığı görülüyor. ▪︎ TURKEN Vakfı'nın yönetim kurulunda Esra Albayrak ( Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kızı ) yer almakta . ■ TRUMP :NATO'ya ültimatom verdi: "Birkaç gün içinde Hürmüz'e savaş gemisi gönderin, yoksa NATO'dan çıkarım." Der Spiegel'e göre Trump, Avrupa müttefiklerine Hürmüz'de somut askeri taahhüt için birkaç günlük süre verdi; NATO Genel Sekreteri Rutte bu ultimatomu Avrupa başkentlerine bizzat iletti. Birden fazla Avrupalı diplomat talebi açık ültimatom olarak nitelendirdi; İtalya Başbakanı MELONİ Hürmüz geçişlerinin AB için hayati olduğunu parlamentoda ilan etti. ■ YUNANİSTAN : Yıllık 1000 adet olan drone üretme kapasitesini 4000 adede çıkarma kararı aldı . ■ Eski MİLLETVEKİLLERİNE radar ve kırmızı ışık cezası yazılmayacak.Uygulamadan 1100 eski milletvekili faydalanacak. (Sözcü) ■ ALEXANDER DUGİN : "Deccal sadece dışarıdan değil içeriden de saldırabilir. Liderleri gevşetir, kararsızlaştırır, yavaşlatır, uzlaşmalara ve anlaşmalara iter, tepkileri köreltir, adalet ve empati duygularını zayıflatır, insanları toplumdan ayırır, etrafını kuklalarla çevreler, yalanlara inanmaya ve dalkavukluğa boyun eğmeye zorlar, yanılsamalara hapseder. Onunla savaşmak için BİR LİDERİN ! Sağlam bir manevi gerçekçilik, METAFİZİK uyanıklık ve ŞEYTANIN varlığını ilk anda fark etme yeteneğini geliştirmesi gerekir." ANALİZ : İŞARET/BİR LİDERİN ! Geriye kalan liderlerin tümden Deccale , Şeytana teslim olduğunu açıklamış. ■ 1992’de BILL COOPER ’ın radyo programı : “İSRAİL , kehanet edilen Armageddon Savaşını ateşlemek için tasarlandı. Bu savaş, siyasi Siyonizm ile İslam arasında akıl almaz ‘ NÜKLEER TEHDİDİ ' ile başlayıp dünyayı harap etmek üzere kurgulandı. Dehşete kapılmış insanlığı, her ne pahasına olursa olsun yeter ki “ BARIŞ ” olsun vaadi ile zalim tek dünya hükümetinin kollarına itecektir.” ■ TRUMP 'a yakın Evanjelist PAPAZ JOHN HAAGE : Ordular İsrail'e yürüdüğü sırada bir deprem gelecek. Rus, Türk ve İran'ın kalanlarından oluşan bu ordunun 3'te 1'ini deprem yutacak. İncil daha sonra herkesin kendi kılıcını kardeşine çevireceğini söylüyor. Askerî terimle 'dost ateşi'. Birbirlerini öldürecekler, 3'te 1'i de böylelikle yok olacak. Tanrı'nın İsrail düşmanlarını ezmek için kullanacağı üçüncü silah ise gökten yağacak taşlardır. Tanrı bu silahları Rusya, İran, Türkiye ve gelecekte onları takip edecek herkes için hazır tutuyor. #Atabey19HHK #HüseyinHakkıKahveci

Atabey Hüseyin Hakkı Kahveci

26,143 Aufrufe • vor 5 Monaten

Adnan Menderes 1950 de iktidarı 776 Milyon dolarla devir almıştı ancak 10 yıl içersinde 1960 ta 5 Milyar dolar dış borç ile iktidarı bıraktı.1958’e gelindiğinde durum felaketti. O yıl dolar 9 liraya kadar yükseldi. Dış borçlar ödenemez hale gelince Menderes hükümeti MORATORYUM ilan etti. ( Menderes evli kadınları silkelemekten ülkeyle ilgilenemediyse zaar 🙄) IMF ile ilk stand-by anlaşması bu dönemde yapıldı. Çeşitli sanayi kuruluşları, ya özelleştirildi ya da ekonomik olmadıkları gerekçesiyle kapatıldı. Uçak ve uçak motorları fabrikası, tank fabrikası, silah fabrikası NATO standartlarına uymadığı gerekçeleriyle kapatıldı. (Tanrım ne kadar tanıdık!) ABD’den Sovyetlere karşı mücadelede kullanılmak üzere Marshall Yardımı alındı. Dünyanın en büyük mısır üreticisi olan Amerika, biriken mısır dağını eritmek için, Marshall yardım paketinden faydalanmak isteyen ülkelere “mısırözü yağı alma” ön koşulunu koyar. Türkiye'de, buna karşılık ilk margarin fabrikasını kurar. Aynı dönemde sırf bu sebeple, birçok zeytin ağacı yerlerinden sökülür. (Ghötünüze girsin o zeytin ağaçları 🌲) Katliamdan kurtulan az miktarda zeytin ağacından elde edilen zeytin yağı da, ABD tarafından $ karşılığı alınır ve mısırözü yağı TL karşılığı satılır. TÜRK'ler zeytinyağından uzaklaşıp margarin tüketsin diye, zeytinyağının ısındığında kanser yaptığına dair yalan yanlış iddialar ortaya atılır. Oysa zeytinyağı, en zor yanan sıvı yağlardan biridir. Sonuç olarak TÜRK insanı, bu tarz haberlerle zeytinyağından uzaklaştırılıp, margarine alıştırılır. Bu da yetmez, yine zeytinyağını kötülemek için bir türkü sipariş edilir: “Zeytinyağlı yiyemem aman, basmadan fistan giyemem aman…” Bu türkü, döneminin en popüler türküsü haline gelir. Hayvancılıkta köy enstitüleri sayesinde kendini geliştiren TÜRK Ulusuna sütün zararlı olduğu inandırılarak, yine Amerika'dan dünya iyisi bir plan olan Marshall yardımıyla(ohrosphu chocukları🦞) süt tozu satılır... Uygulanan serbest piyasa ekonomisi sonucunda halk hızla yoksullaştı. (Liberalizm ghötlüktür) Zengin azınlıkla, yoksul TÜRK Ulusu arasındaki uçurum hızla büyüdü. Bununla beraber Köy Enstitülerinin de tamamen kapatılması neticesinde, TÜRK Ulusunun hem eğitimle kendini kurtarma hakkı elinden alındı, hem cehaletiyle başbaşa perişan bırakılarak yaşaması istendi... Evli kadınlarla, kocaları evdeyken yaşadıkları iğrençlik, İstanbul emniyet müdürüne kendisi de evliyken; karını boşa onu ben alacağım demesine hiç girmiyorum. Ama Ezanı Aslına çevirip kahraman oldu elhamdülillah çok şükür 🙏🏻

TurkcuuOznur

12,775 Aufrufe • vor 1 Jahr

Bazı siyasiler bizleri sıkı takip etmesine rağmen, dertleri kentsel dönüşüm ve can güvenliği olmadığı için anlama çabasında değil manipülasyon peşindeler. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi Sayın Özden Bilgiş, konuşmasında bizleri anmış ve sorular yöneltmiş. Sayın Bilgiş, grup olarak cevabını bildiğiniz soruları sormaktan yorulmadınız mı? Merakınızı ve sorularınızı yanıtlayalım. ⚫️Bugüne kadar 11.511 bağımsız birimi tamamladık ve anahtarlarını vatandaşlarımıza teslim ettik❗️ ⚫️Üretimi ve çalışması devam eden bağımsız birimler ile birlikte toplam sayısı 18.278’dir❗️ ⚫️Geçmiş 25 yılda KİPTAŞ'ı sizler yönetirken sadece 1.632 riskli bağımsız birim yıkılmış. Sayın Özden Bilgiş, bilmenizi isterim ki sadece 5 yılda, KİPTAŞ şirketimiz ile 2.448 bağımsız birimi yıktık ve 25 yıllık çalışmanızın üstüne çıktık❗️ ⚫️Ayrıca İBB ile birlikte bu güne kadar yıkılan bağımsız birim sayısı 6.398 olup bu sayı yakın zamanda çok daha fazla artacak. İBB ve KİPTAŞ üstüne düşen mücadeleyi yapıyor! Peki, İstanbul’un deprem dirençli bir kent olması için sorumluluğu olan diğer kurumlar ne yapıyor? Kamu bankaları, riskli bir yapıda yaşayan vatandaşa evini KİPTAŞ ile yenilemek istediğinde neden kredi vermiyor? Bir cevabınız var mı? Umarım vardır❗️ Şehircilik Grubu şirketimiz KİPTAŞ, kentsel dönüşümün nasıl yapılacağını İstanbul’a göstermiştir. 📌Tek yapı yıktı ve yaptı. 📌Siteleri yıktı ve yaptı. 📌Geçmiş yönetimden yarım kalan işleri tamamladı. 📌Mülkiyet sorunlu yerlerde çözüm üretti ve tamamladı. Binlerce ailenin güvenli konutlarda yaşamasını sağlıyor! Bu kapsamda kira desteğinde de bulunuyoruz. Kurumlarda devamlılık esastır değil mi? Nasıl ki göreve geldiğimizde geçmişten devraldığımız 201 milyon dolar borcu ödediysek, geçmiş yönetimden kalan projelerin de kira desteklerine devam ettik. ⚫️2021 yılından itibaren toplam 2.827 hak sahibine 203 milyon 794 bin TL kira yardımı yaptık. Bu kira yardımlarını sadece İstanbul Yenileniyor sistemi değil geçmiş yönetimden adeta durmuş ve tıkanmış olan projeler de dahil olmak üzere yaptık. Dünkü açıklamamdan bir ifade cımbızlamışsınız, o açıklamamı nerede yapıyorum: Evet, riskli bir yapının temel atma töreninde❗️(lütfen videoyu izleyin❗️) ⚫️Demek ki orada, yıktığımız riskli bir yapının temelini attığımızı ve sonrasında da bir başka riskli bir yapıyı yıktığımızı da görmüşsünüzdür. Yani, kentsel dönüşüme hızla devam ediyoruz... Konuşmamdan cımbızladığınız yerden önceki cümlelerim şunlar, "Merkezi idareye bağlı birimlerin de bizimle uyum içinde çalışmasını talep ediyoruz vatandaşlarımız adına. Özellikle kamu bankalarının bu süreçlere paydaş olması gerekiyor." Bir kentsel dönüşüm seferberliğindeyiz Sayın Bilgiş, 6 Şubat depremin ardından Hatay’a gittiyseniz bu dediklerimi daha iyi anlarsınız…. Bir kamu iştiraki şirket olarak kaynaklarımızı elbette verimli kullanıyoruz ve kamu bankalarından da vatandaşa destek olmasını bekliyoruz. Kaynakları verimli kullanarak nasıl destekler verildiğini bir örnekle açıklayayım. İBB Kentsel Dönüşüm Mali Destek Paketi'nden haberiniz var mı⁉️ Dar gelirli ve emekli vatandaşlarımıza inşaat maliyetinin %65’ine varan oranda maddi destekte bulunuyoruz. Asgari ücretin 17 bin TL olduğunu düşünürsek dar gelirli ve emekli vatandaşımıza sunduğumuz bu desteğin ne demek olduğunu anlamışsınızdır. Bu destek paketi, Yarısı Bizden gibi ucu açık, kimlerin nasıl faydalanacağı belli olmayan hayali projeler gibi değil. Kamu bankaları da bu seferberliğe destek olursa, İstanbul Yenileniyor sistemiyle salt çoğunluk imzası alınan 30 binden fazla riskli bağımsız birimin dönüşümünü hızla sağlayabiliriz! İstanbul'a hizmet etmek için orada değil misiniz? Kamu bankalarına bir çağrı da siz yapın. "KİPTAŞ ile evini yenilemek isteyen vatandaşa da kredi verin" demek çok mu zor❗️

Ali Kurt

10,967 Aufrufe • vor 1 Jahr

🔴 Maydonoz Döner soruşturması ile ilgili gerçekler‼️ Konuyla ilgili bir araştırma yaptım. En sonda söyleyeceğimi en başta yazayım; tam anlamıyla bir ÇÖKME ve SOYKIRIM OLAYI! Nasıl? #15Temmuz mağdurlarından cezasını bitirip hapisten çıkanlar iş bulamıyor, malum, rejim bu insanları çalıştıranlara da baskı yapıp işsiz, aşsız kalmalarını sağlıyor. Yani tam anlamıyla bir SOYKIRIM. KHK’lılar iş bulamayınca, buldukları işten de çıkarılınca kendileri iş kurmaya karar veriyor. İlk defa 2018 yılında 5-10 kişi biraraya gelip Maydonoz Döner’i açıyorlar. Hatta açılışını Akp’li ve Mhp’li siyasiler yapıyor. Bir bayi 6-10 milyon TL arasında kuruluyor. Yani kişi başı minimum 30 bin dolar bulmak durumundalar. Kimi KHK’lı emekli olup, emekli ikramiyesi ve borç bularak bu işe giriyor. Maydonoz Döner tutuyor. Franchise yani şube açma yoluna gidiyorlar. Tüm dünyadan franchise almak için başvurular oluyor. En son Amerika, Kanada ve Belçika’da franchise veriyorlar. Franchise verdikleri kişilerin çoğu #15Temmuz mağduru veya KHK’lı. Fakat olmayanlar da var. Bildiğiniz kar amacı güden bir şirket. Şubelerde çalışanların bir kısmı KHK’lı. Kanunlar gereği zaten işverenler belli bir oranda hükümlü çalıştırmak zorunda. Sen zaten bu insanları yokluğa mahkum etmişsin. Kendi imkanlarıyla bu zulümden kurtulmaya çalışıyorlar. Bırak KHK’lı çalıştırsınlar. İddia ettikleri gibi örgüte finansman olayı deli saçması. Türkiye’de örgüt diye bahsedilen 15 Temmuz mağdurları ve KHK’lılar. Hukuksuz rejim tarafından mağdur ailelere yardım etmek örgüte finansman olarak adlandırılıyor. Madem ülkende hayat hakkı vermeyeceksin, ver pasaportlarını çıksınlar. Yok, pasaport da vermiyorlar! Yurtdışı yasağı koyuyorlar. Çalışmak istiyor, işverenlere baskı yapıp, işten attırıyorlar. İş kuruyorlar, başarılı oluyorlar, bu sefer de bir bahane bulup “fetö” “fetöcü” şirket, örgüte finansman denilip ÇÖKÜYORLAR! Bu tam anlamıyla sistematik bir SOYKIRIM! Benzerini Köfteci Yusuf’a yapmaya kalktılar. Etinde domuz eti çıktı diyerek ÇÖKMEYE kalktılar. Halk sahip çıkınca geri adım attılar ama iş 15 Temmuz mağdurlarına gelince “fetöcü” damgasını vuruyorlar, kimse sahip çıkamıyor. Bunun adı tam anlamıyla ÇÖKME VE SOYKIRIM’dır! Avrupa ülkeleri cezasını bitirenleri siyasi sığınmacı olarak kabul etmiyor normalinde. Bundan sonra yurtdışına çıkanlar Maydanoz Döner hukuksuzluğunu örnek gösterip, cezasını bitirse bile KHK’lılara ve 15 Temmuz mağdurlarına ayrımcılık ve soykırım yapıldığı, açlığa mahkum edildiği, iş ve çalışma hürriyetinin engellendiği ifade edilerek sığınma talebinde bulunabilirler.

Selcuk Atak

423,612 Aufrufe • vor 1 Jahr

■ Antalya turizminin ilk 7 aylık Dış hat yolcu savısı %7 azalarak 8,16 milyona geriledi, ana pazarlardaki kayıp 624 bin 448 kişiyi buldu. ■ Rus Askeri İstihbaratı GRU'dan General Sirotkin. 2015'de Rus uçağının düsürülmesi sonrası Surive'deki Rus bombalamaların artırılmasını. bunun neticesinde Türkiye'ye büyük bir mülteci göçü olacağını ve Türkiye'nin istikrarsızlaşacağını raporunda PUTİN 'E sunmuş olduğu ortaya çıktı. ■ Netanyahu :ABD ile İran arasında müzakereler devam ederken İran'ın "nükleer silah elde etmesini önlemek için" ne gerekiyorsa yapacaklarını savunarak tek başına saldıracaklarını söyledi. ■ Japonya merkezli Asahi gazetesi, Japonya'nın Hava Öz Savunma Kuvvetlerine (ASDF) ait F-2 savaş uçaklarını ilk kez Hindistan'a konuşlandırmayı planladığını bildirdi. ■ Kuzey Kore, Japonya'nın yeniden silahlanmasına karşı askeri tehdit yayınladı. Kim Yo Jong, Pyongyang'ın Japonya'nın genişleyen askeri kabiliyetlerine yanıt olarak "ek askeri seçenekleri" değerlendireceğini açıkladı. Asya'da yeni bir çatışma odağı patlak verdi . Hint-Pasifik genelindeki güvenlik gerilimleri artmaya devam ediyor. ■ DEM’li Abdullah Zeydan: • Kürtler kendi dillerinde eğitim görmeli, kendi şehirlerini yönetmeli ve kimlikleriyle özgürce yaşamalıdır. • Kürtler haklarına kavuştuğunda Türk halkından bir şey eksilmez. ▪︎ANALİZ : TBMM ' NİN çoğunluk sayısını oluştıran MİLLETVEKİLLERİ bunun için harıl harıl TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ olduğu halde, Türk milletinin aleyhine çalışıyor. ■ İSRAİL: 50 ek F-35 gizli savaş uçağı ve 50 F-15EX/F-15I savaş uçağı tedarik etmeye hazırlanıyor, bu da uzun menzilli vuruş kabiliyetini önemli ölçüde güçlendiriyor. ■ İsrail Donanması, Akdeniz ve Kızıldeniz'de savaş gemileri, denizaltılar, füze botları, korvetler, devriye gemileri ve sınır güvenlik unsurlarının katılımıyla geniş çaplı bir askeri tatbikat gerçekleştirdi. İsrail ordusu, tatbikatın son üç yıldaki çatışmalardan çıkarılan dersler doğrultusunda düzenlendiğini açıkladı. TATBİKAT ! MISIR ve Türkiye'yi hedef alıyor. ■GUARDİAN : İran-ABD SAVAŞI: Aralarında Suudi Aramco, BP, Shell ve ExxonMobil'in de bulunduğu borsada işlem gören en büyük sekiz petrol üreticisi, Haziran ayı sonu itibarıyla biten üç aylık dönemde toplam 93 milyar dolar kâr açıkladı. Suudi Aramco ve Batılı rakipleri, jeopolitik gerilimlerin gölgesinde ikinci çeyrekte rekor kârlara ulaşarak dakikada 700 bin dolarlık devasa bir gelire imza attı. ■ GAZETECİ MURAT AKAN : Türkiye’yi savaşa sokma planı devrede!Durum ciddi, Karadeniz’de garip şeyler oluyor. ■ ABD, Irak'taki bazı varlıklarını İran'a yakın bölgelere taşımaya başladı. ABD gizli "Savunma Yayı" planını başlattı.Trump savaştan vazgeçmiyor. Piyasalarda derin kaos hakim. ■ ODESSA VURULDU,FATURAYI DÜNYA ÖDEYECEK Rusya Savunma Bakanlığı, Odessa ve Nikolayev limanlarını vurduğunu açıkladı.Hedefler arasında akaryakıt tankları ve Karadeniz'de yük taşıyan bir gemi vardı. Ukrayna'nın tarım ihracatının yüzde 90'ından fazlası Odessa bölgesindeki üç limandan çıkıyordu. Ukrayna da Rusya'nın Azak Denizi hattını vuruyor. Temmuz'da 100'den fazla gemi hedef alındı. Azak Denizi, Rusya'nın tahıl ihracatının yaklaşık dörtte birini taşıyor. Rusya 2026/27 buğday ihracat tahminini 1,9 milyon ton düşürerek 44,6 milyon tona çekti. Rusya dünyanın en büyük buğday ihracatçısı.USDA'nın tahminine göre küresel ihracatın yüzde 22'si tek başına Rusya'dan çıkıyor.Toplamda dünya buğday ticaretinin yaklaşık üçte biri bu bölgede. SAVAŞ-GIDA KRİZİ KAPIDA ! ■ Daltonlar Çetesinin , Kuzey Irak'ta bulunan PKK'ya ve Ypg terör gruplarına ciddi meblağlarda para yardımı yaptığı ortaya çıktı. ■ Türkiye'de 44,3 milyon kişi kredi kullanırken kişi başına ortalama borç 155 bin liraya ulaştı. ▪︎ Bireysel kredi kartı toplam borcu 3,4 trilyon lirayı geçerek kritik eşiği aştı. ■ Ukrayna Devlet Başkanı Zelensky : 50.000 Kuzey Kore askeri yakında Rusya'nın savaşına katılacak. #Atabey19HHK #HüseyinHakkıKahveci #OndokuzBiziz #SonDakika #UkabPartisi

Atabey Hüseyin Hakkı Kahveci

36,632 Aufrufe • vor 1 Monat

Ergin Ataman ile ilgili hâlâ bütçe üzerinden yorum yapan kitle var, zeka geriliği yaşayan bu kitlenin balık hafızalı olmadığını düşünüyorum ama yine de hatırlatmakta fayda var... Ergin Ataman, Anadolu Efes ile 2018-2019 sezonunda kadroyu kurduğunda takımın maaş bütçesi 10-11 milyon seviyesindeydi ve bu bütçe Euroleague'de ilk 8 takım arasında bile değildi. 1.7 milyon dolar maaş alan Shane Larkin takımın en pahalı oyunsuydu ve o takım 2018-2019 sezonunda kendisinden çok daha yüksek bütçeli ekipleri geride bırakarak Euroleague'de final oynadı. O dönem Shane Larkin'in maaşına ulaşmakta gayet münkün 👇 2019-2020 EuroLeague: En Çok Maaş Alan 12 Oyuncu - Eurohoops Gelen başarılarla birlikte kadroyu korumak için elbette bütçe arttı, bunun sebebi Ergin hocanın başlangıçta düşük bütçeyle müthiş başarılara imza atması, yani takım Ergin Ataman liderliğinde büyüdüğü için bu duruma geldi. O gün kurulan kadro 2018-2019 sezonundan 2021-2022 sezonuna kadar 4 yıl boyunca Euroleague'i domine etti. Anadolu Efes 2018-2019'da Euroleague finaline çıktı, 2020-2021 ve 2021-2022 sezonunda üst üste 2 şampiyonluk geldi. Ayrıca 2019-2020 sezonunda Euroleague tarihinin en dominant performansını izlerken sezonun iptal edilmesiyle takımın şampiyonluğu çalınmıştı. 2022-2023 sezonunda transfer edilen Will Clyburn'e kadar Euroleague yıldızı diyebileceğimiz bir oyuncu alınmadı, tüm oyuncular Ergin Ataman ile kariyer zirvesine çıktı, özellikle Vasilije Micic ve Shane Larkin Avruba basketboluna damga vurdu. Ergin Ataman, Anadolu Efes ile 2020-2021 sezonunda ilk Euroleague şampiyonluğunu kazandığında takımın bugünlere nasıl geldiğini yazmıştım 👇 Panathinaikos yıllarca başarısız olduktan sonra Avrupa'nın en formda antrenörü olan Ergin Ataman'ı takımın başına getirdi, elbette bunun karşılığında bir yatırım yapıldı ve Ergin Ataman'da ilk sezonundan Euroleague'de şampiyonluğunu kazanarak bunun karşılığını verdi, ikinci sezonunda da final four yaptı. Kaldı ki 2023-2024 sezonunda da Panathinaikos'un maaş bütçesi 18 milyon civarındaydı, 3 milyon euro alan Sloukas o sezon takımın en pahalı oyuncusuydu, bu bütçede Euroleague'de zirveye oynayan takım için gayet ortalama... Şampiyonluk sonrası takımın ana rolde olan isimlerinin maaşlarının artması gibi durumları hesaplayan yok nedense... Bu sezon durum daha farklı, TJ Shorts ve Richaun Holmes gibi pahalı ama performans olarak yetersiz kalan isimler var, Nigel Hayes-Davis transferiyle birlikte 27-28 milyona ulaşan maaş bütçesiyle takım Euroleague'de ilk sırada, sonuçlarda şu ana kadar başarısız ama sanki her zaman durum böyleymiş gibi yazılması cidden komik... Ergin Ataman, Galatasaray ve Beşiktaş gibi ekiplerle ligde kendisinin çok üzerinde bütçeye sahip olan Fenerbahçe Beko ve Anadolu Efes gibi ekipler olmasına rağmen şampiyonluk kazandı. Bu iki kulubün Ergin Ataman öncesi son şampiyonluğu fi tarihinde, Ergin Ataman sonrası halleri de ortada Galatasaray 1989-1990, Beşiktaş 1974-1975... Galatasaray, Beşiktaş ve Siena'nın Avrupa'da kazandığı tek kupayı kazandırmış, 2000'lerde Siena ve Anadolu Efes'i final foura taşımış antrenörden bahsediyoruz. Anadolu Efes gibi son 20 sezonda Ergin Ataman'ı çıkarınca Türkiye'de bile şampiyonluğu olmayan ekiple Euroleague'e damga vurmuş, kulubün Euroleague'de oynadığı tüm final fourlarda baş antrenör olan adama bütçe demezsin yani! Elbette insanda akıl var mantık var diyoruz ama bunlarda olmadığı belli!

Aykut Kadıoğlu

59,348 Aufrufe • vor 6 Monaten

2026 yılı ocak ayı itibariyle memur ve memur emekli aylıkları 18,6 oranında artırılmış, ayrıca memur taban aylığına 1.000 lira eklenmiştir. SSK ve BAĞ-KUR emekli aylıkları ise yüzde 12,2 oranında artırılmıştır. Alt sınır emekli aylığı da bu Kanun teklifiyle, yüzde 18,48 oranında artırılarak 20.000 liraya yükseltilmektedir. Böylelikle en düşük emekli aylığı 3.119 lira artırılarak, dosya maaşı 20 bin liranın altında kalan 4 milyon 917 bin emeklinin yararlanması sağlanmaktadır. Elbette gönül ister ki daha yüksek artışlar yapılabilsin. Emeklilerimiz ömrünün büyük bir kısmını üretime, ülkemizin kalkınmasına, katma değer yaratmaya adamış kişilerdir. Emeklilerimizin derdi derdimiz, beklentileri beklentimizdir. Emeklilerimizin beklentilerinin önümüzdeki süreçte karşılanacağına inanıyoruz. Bugün emeklilik sisteminde yaşanan eşitsizliklerin, yapısal sorunların mutlaka giderilmesi gerekmektedir. Bağlanan emekli aylıkları, emeklilik tarihinde geçerli mevzuata bağlı olarak farklılık göstermektedir. Bu da aynı prim ödeme gün sayısına ve prim tutarına farklı emekli aylığı bağlanmasına neden olmaktadır. Bugün emeklilerimizin "Ben daha çok prim ödedim ama daha az prim ödeyenle yaklaşık aynı emekli aylığını alıyorum." diye haklı şikâyetleri bulunmaktadır. Aslında ödenen primler ile bağlanan emekli aylıkları arasında bir denge olması gerekmektedir. Prim-maaş dengesi kısaca "ne kadar prim o kadar maaş" olarak ifade edilmektedir. Prim gün sayısı ve ödediği prim daha az olan sigortalılar ile prim gün sayısı ve ödediği prim daha fazla olan sigortalılara aynı tutarda emekli aylığı ödenmesi sosyal sigorta sisteminin ruhuna aykırıdır. Prim-maaş dengesi gözetilerek mevcut emekli aylıkları arasındaki eşitsizlikleri giderecek intibak düzenlemesinin kademeli bir şekilde yapılmasını, ayrıca, emekli aylığı bağlanmasında güncelleme katsayısı ve aylık bağlama oranlarının gözden geçirilmesini gerekli görüyoruz. Sistemin emeklilik şartları da farklı hükümlere tabi bulunmaktadır. Emekli olabilmek için SSK'lılar 7200 gün, BAĞ-KUR'lular 9000 gün prim ödemektedir. Yine memur emekli aylığı ile SSK ve Bağ-Kur emekli aylığı artışlarının farklı hükümlere tabi olması nedeniyle her maaş artışı döneminde farklı oranlar ortaya çıkmaktadır. Sigortalılar arasında her bakımdan norm ve standart birliğinin sağlanması, tüm emeklilerin maaş artışlarının aynı esaslara göre belirlenmesi, emekli aylıklarında yapılan artışların genel enflasyon endeksi yerine bu kesimin tüketim kalıplarını ve hayat standardını dikkate alan özel bir endekse göre yapılması görüşündeyiz. Emekli aylığı, maaş ve ücret artışlarının kalıcı refah artışına dönüşmesinin tek yolu, enflasyonun kalıcı biçimde düşürülmesidir. Uygulanmakta olan dezenflasyon politikasının temel amacı enflasyonun düştüğü, istikrarın pekiştiği bir ortamda kapsayıcı ve sürdürülebilir büyümeyle kalıcı sosyal refahı sağlamaktır. Kim ne derse desin, program kararlı bir şekilde uygulanmakta, ekonomik göstergelerde olumlu gelişmeler görülmektedir. Türkiye ekonomisi en zor etapları geride bırakmış, en çetin süreçleri aşmıştır. Yıllık enflasyon, 2025 yılı sonu itibariyle yüzde 30,9'a kadar inmiştir. Cari açığın millî gelire oranı sürdürülebilir düşük seviyelerdedir. Merkez Bankası rezervleri rekor seviyeye yükselmiş, ülkemizin risk primi son yedi yılın en düşük seviyesine inmiş, dış borçlanma maliyetlerinde önemli iyileşme sağlanmıştır. 2025 yılı Bütçe performansı da beklenenden daha olumlu yöndedir. 1,8 trilyon lira gerçekleşen bütçe açığı geçen yıldakine göre yüzde 14,6, programa göre yüzde 6,8 oranında azalmıştır. Bu durum önümüzdeki süreçte bütçe imkanlarının artacağına işaret etmektedir. Kuşkusuz bütçe imkânlarındaki artıştan başta emekliler ve çalışanlar olmak üzere toplumun her kesimi hak ettiği payı mutlaka alacaktır. Mustafa KALAYCI Mustafa Kalaycı MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Konya Milletvekilimiz

MHP TBMM Grubu #MHP

11,074 Aufrufe • vor 8 Monaten

Değerli vatandaşım, Türk halkı, yani sen, büyük bir ekonomik krizin pençesindesin. 5 yıldır alım gücün düşüyor. Enflasyon canavarı, mutfağındaki ekmeği her geçen gün biraz daha küçültüyor. Ufukta düzelme umudu olmadan her gün her saat yeni bir sıkıntı yaşıyoruz. Gelin size tek tek bu sıkıntıyı neden çektiğimizi anlatayım; 1) İnşaat şirketleri, holdingler, işadamları vergisini ödemiyor. Kurumlar ve gelir vergisine uygulanan istisna ve muafiyetler yüzünden 2023 yılında 1 trilyon 100 milyar TL vergi kaybımız oldu. Zenginden vergi almıyorlar, sonra dönüp emeklilere, memurlara, işçilere "zam yapamayız, kaynak yok" diyorlar. 2) 2002 yılından bugüne kadar 13 kere vergi affı çıkarttılar. Yani vergi kaçıranları affettiler. Kaçakçıyı, rüşvetçiyi affediyorlar sonra dönüp üç kuruşuyla geçinmeye çalışan, pazarcının, tuhafiyecinin, küçük esnafın, zanaatkârın, KOBİ’nin peşine düşüyorlar. 3) Servet sahibinin finansal kazançlarını vergilendirmiyorlar. Bakın 2022-2023 arası Kur Korumalı Mevduat sahiplerine 1 trilyon 235 milyar TL faiz ödedik. Ama bu faiz kazancından hiç vergi almadılar; "siz vergiden muafsınız" dediler. Buna karşılık vatandaş mutfak tüpüne yüzde 15 ÖTV, yüzde 10 KDV ödüyor. Benzine, mazota yüzde 44 ÖTV, yüzde 20 KDV ödüyor. Zenginler faiz kazancından muaf tutuluyor, vatandaş bebek bezine bile KDV ödüyor. Böyle adalet olur mu? Mutfak tüpü, çiftçinin, sanayicinin, vatandaşın kullandığı mazot lüks tüketim midir ki bu kadar ÖTV alınıyor? Oysa zenginler, servet sahipleri, faiz ve borsa kazançları hiç vergilendirilmiyor. Mevduat faizi yüzde 50 ama bu kazancın vergisi yüzde 7,5... Parası olan servetine servet katıyor, vatandaş ise sürekli borçlanarak yaşamını sürdürmeye çalışıyor. Zafer Partisi iktidarında benzin, mazot, mutfak tüpü ve benzeri vatandaşın kullandığı bütün ürünlerde ÖTV sıfırlanacak. Gıda fiyatlarından günlük ihtiyaçlarımıza kadar iğneden ipliğe bütün fiyatlar düşecek. 4) Bakınız pandemi bitti ama Türkiye’de gıda fiyatları enflasyonu hala yüzde 60! Bu alanda dünya birincisiyiz. Mehmet Şimşek "enflasyon düşecek" diyor. Düşecek dediği fiyat artış hızı. Yani et, süt, yumurta, sebze, şeker, ekmek fiyatları yine artmaya devam edecek ama yılık yüzde 60 değil, yıllık yüzde 30 artacak. Başarı bu mu? Ben onu şu anda alamıyorum ki yarın yüzde 30 daha arttığında nasıl alacağım? AKP hükümeti "vatandaşın refahı, alım gücü nasıl artacak?" onu söylemiyor. Holdinglere, zenginlere uygulanan vergi istisnaları, muafiyetleri kalkacak. Oradan elde edilen gelirle 2023 yılında çiftçiye ödenmeyen 200 milyar TL ödenecek. Çiftçi kâr edecek, daha çok üretecek. Zafer Partisi iktidarında holdinglere değil çiftçiye alım garantisi verilecek. Türkiye tarım cenneti olacak. 5) Herkes kazandığı kadar vergisini verecek. Türkiye, Porsche'e, Mercedes'e binen ama beş kuruş vergi vermeyenlerin cenneti olmayacak. Herkes vergisini adil olarak ödeyince emekli maaşı asgari ücretle eşitlenecek. Asgari ücret 24 bin TL’ye arttırılacak. 6) AKP döneminde eğitim perişanlığa döndü. Özel okullar yıllık 500 bin TL ücret isterken imkânı olmayan vatandaşlarımız çocuklarını İmam Hatip Liselerine göndermek zorunda kalıyor. İmam Hatip olsun ama bütün ortaokul ve liseleri imam hatip yaparsan olmaz. Türkiye 82 ili 922 ilçesi ile üst düzey bilimsel eğitim veren Fen Liselerine ihtiyaç duyuyor. Bunların bir kademe altında, yabancı dil eğitimi de veren onlarca Anadolu Lisesi gerekiyor. Türkiye’de 208 üniversite var ama genç işsizlik oranı yüzde 29’a yükseldi. Buna karşılık ara eleman açığı imalat sanayiinde 300 bine ulaştı. Üniversite mezunu gençler işsiz beklerken, üretici de ara elemanı bulamıyor. Böyle plansızlık olur mu? Zafer Partisi iktidarında Türkiye’de açılan bu apartman üniversiteler meslek yüksek okulları ve teknik liselere döndürülecek. Eğitim ile özel sektör bir araya getirilecek. Gençlerimiz, Türkiye’nin bütün ilçelerinde, eşit olarak aldıkları eğitim seviyesi sayesinde Avrupalı akranlarıyla rekabet edebilecekleri bir seviyeye gelecekler. 7) AKP iktidarında teknolojiye dayalı üretim geriledi. 2000’li yılların başında 15 milyar dolar olan dış ticaret zararı 100 milyar dolara yükseldi. Türkiye’nin hem döviz bağımlılığı hem de dış borcu arttı. 2002’de 120 milyar dolar olan dış borç 450 milyar dolara çıktı. Dışa bağımlılığı bitirebilmenin tek yolu var o da ekonomik olarak güçlü olmak. Üretmek. Teknoloji geliştirmek. Sanayi bacalarının tütmesi. Teknoloji geliştirecek genç beyinlerin yetişmesi. Zafer Partisi iktidarında Türkiye geleceğini, eğitimini, sanayisini, tarımını, teknolojisini bir bütün olarak planlayacak. Devlet ve özel sektör beraber tek bir hedefe yürüyecek; tam bağımsız, kalkınmış, milleti refaha ermiş bir Türkiye. Milletin her zümresi, her ferdi, üstüne düşen görevi eksiksiz yapacak ve kendine düşen kazancı eksiksiz alacak. 8) Ve 13 milyon Suriyeli, Afgan sığınmacı ve kaçak için her yıl 11 milyar dolar harcıyoruz. Çocuğunun nafakasını tanımadığın sığınmacılara harcıyorsun. Onların varlığından dolayı hayat pahalılığı, kiralar artıyor. Ve işlerimizi sigortasız çalışan yabancılara kaybediyoruz. Bize insanca yaşayacağımız maaşı vermeyenler bir de "Türkler tembel, çalışmak istemiyor" diyorlar. Bu ülkeyi biz inşa ettik, kendi ülkesini savunamayıp kaçanlar değil. Sonuç olarak ekonomik kalkınma, refah, saray rejiminin gitmesi ve sığınmacıların/kaçakların vatanlarına dönmesi için Zafer Partisi’nde buluşalım.

Ümit Özdağ

451,596 Aufrufe • vor 2 Jahren

Fransa'nın Pasifik'teki sömürgesi Yeni Kaledonya'da işler karıştı. Yeni Kaledonya, aslında resmi olarak sömürge değil zira hiçbir sömürge resmen sömürge değildir. Ya kolonidir, ya "deniz aşırı topraktır" ya özerk bölgedir ya da "Tam bağımsız, faizleri tavan ama parası çöp" bir ülkedir. İşte Yeni Kaledonya bu en sondaki fenafillah mertebesine henüz ulaşamamış olan "Deniz aşırı özel bölge" sıfatında bir ülkedir. Biraz tanıyalım ve meseleler ne durumda ve ne şekilde seyredecek öngörülerimizi ve yarısı ciddi yarısı hikaye bir floodu paylaşalım. Yeni Kaledonya, 18.000 km2 bir alana sahip ve Pasifik'te bu boyutta adalar azdır. Genellikle Avustralya ve ABD arasındaki bu sahada ufak adalar vardır ve çoğunda da insan yaşamaz zira yaşamaya elverişli değildir. Bu sebepten Fransa, buralardaki adaların bir kısmını nükleer deneylerde kullanmıştır. Kaledonya'yı ise deyimi yerinde ise özel tutmuş, hiçbir nükleer deneme yapmamış, hiçbir nüklleer çöpü göndermemişlerdir. Bu ise Kaledonya'daki yerlilerin değil, orada sayıları hayli önemli derecedeki (%27) fransız kolonistlerin yüzü suyu hürmetinedir. Buradaki Fransız kolonistler, Bankaların ana çalışanları, müdürleri, burada bulunan ordunun subayları, kolluk kuvvetleri, üniversitelerdeki akademisyenlerin çoğunluğunu oluşturan gruptur. Esasen bu saydığım ve toplumun kaymağını oluşturan kısım da bu %27'nin tamamıdır. Halkın etnik çoğunluğunu oluşturan ana grup ise %40 ile Kanak yerlileridir. %40 neden çoğunluk? Derseniz, etnik çoğunluktan bahsederken eğer çok etnisiteli bir ülkede sizden daha kalabalık yüzdeye sahip olan yoksa siz %20 ile bile çoğunluk olabilirsiniz. Etnik çoğunluk demek nüfusun çoğunluğu demek değildir. Hele Kıbrıs'ın iki katı kadar büyük bir adada 270 bin nüfus, gayet az bir nüfustur ve bu kadar geniş bir adada egemen olup buradan Fransız ordusunu kovmak için km2'ye en az 100 kişilik bir nüfus yoğunluğu ve genel toplamda %60'lık bir etnik çoğunlukları olmalıdır. Şu andaki durumla sadece dünya çapında haber olurlar. Daha fazlası değil. %40'lık Kanakları takip eden %8 ve diğer %1-2-3'lük pasifik yerlileri ise bu nüfus yoğunluğu düşük adalarda egemen olacak profili sunmuyor. Zira bu iklimlerde böyle ciddi bağımsızlık savaşları nadiren olur ve istisnalar (Timor ayrılık savaşçıları gibi) Avrupa'nın desteklediği gruplar olmuştur. Yeni Kaledonya aslında kötü bir ekonomiye sahip değil. Ülkede çıkarılan nikel olduğu gibi Fransa'ya veya Çin'e gider. Fransa bunu ücretsiz alırken Çin'e gönderilenlerin parası da Kaledonya'nın %27'lik kesiminin cebine girer. Demir (1,39 Milyar Dolar), Nikel Cevheri (825 Milyon Dolar), Nikel Matlar (586 Milyon Dolar), Ham Nikel (13 Milyon Dolar) ve Uçaklar, Helikopterler ve/veya Uzay Araçları (7,23 Milyon Dolar), çoğunlukla Çin'e ihraç edilirken ki bu 1,79 Milyar Dolar eder, Güney Kore'ye (403 Milyon Dolar), Japonya'ya (334 Milyon Dolar), Tayvan'a (57,1 Milyon Dolar) ve İspanya'ya (51,4 Milyon Dolar) ihracatla Kaledonya aslında Türkiye'nin KKTC'de başaramadığı bir hikayenin başarılmış versiyonudur. Bu da Türkiye'ye ders olmalıdır zira KKTC'de daha fazlası olan doğal kaynaklara rağmen şu anda orada İsrail'e emlak satarak para kazanmaktan, kumarhane ve üniversite işletmekten başka bir ekonomi yoktur. Peki insan niçin ayaklanır? Kaledonya neden ayakta? Siz eğer etnik çoğunluğunu oluşturduğunuz ülkede hapishanelerdeki tüm mahkumların %92'sini oluştursanız, Kaledonya'da yaşayan Fransız ailelerde işsizlik %5 iken sizde %40 olsa ne derdiniz? Tabii ki hoşnutsuzluk duyardınız. İşte onlar da duyuyor. Aslında bu hoşnutsuzluk Kanaklarda hep vardı. Ülke, dünyanın en zengin 25 ülkesi arasında (ülke olmasa da) yer alsa da bu aslında bir istatistiki yanılgıdır zira coğrafyadaki yırtmaç ekolünü bilenler bizi anlayacaktır. İstatistik, yırtmaç gibidir. Göstermek istediğinizi gösterir, gizlemek istediğinizi gizler. Yeni Kaledonya'da varoşlarda yaşayanlar hep Kanak yerlileridir. Evsizler Kanak'tır. Refahtan pay alamayanlar da Kanaklardır. Nüfusları artanlar da Kanaklardır ama kapital yoksa artan nüfus zafer getirmez. Yeni Kaledonya'nın bağımsız olmak için sokaklara çıktığı bu günlerde bağımsızlıklarına kavuşmalarını pek ihtimal dahilinde görmüyorum. Toprak üzerindeki demografik hakimiyetleri, nüfus yoğunluğu azlığı gibi kriterlerle bakıldığında Fransız ordusunun ezip geçeceği bir gariban halktır bunlar. Ayrıca geçtiğimiz günlerde Fransa'nın Rusya'ya karşı şahince çıkışlarına Rusya'nın bu bölgedeki bir cevabı olarak da yorumlayabiliriz ülkede olan olayları. Ancak bağımsızlık ve bağımsızlık hareketleri açısından ergenlik evresindedir bu bölge. Çünkü ateşli sokak protestoları ile başlayan hareketler, devlet kurumlarını ateşe vermek dışında bir yere varamaz. Ülkeye kaçakçılar tarafından sokulan silahlar da olmadığı için silahlı hareket çok kısıtlı kalacak ve bu da bölgedeki Fransız tugayı tarafından ezilerek etkisiz hale getirilecektir. Var sayalım bağımsız oldular yine de sömürü şekil değiştirip aynen devam edecektir. Zira bu tür ülkelerde fakir, bağımsız bile olsa zengin onu sonrasında yeniden köle etmeyi bilir. Yeryüzünde hiçbir fakir halk yoktur ki bağımsızlığını ve cehaletini aynı anda koruyabilsin. Bağımsız olan her fakir ülkenin cehaleti ile onu yeniden ve sürekli olarak ebediyen köle halinde tutabilirsin. Bu da nasıl olur? Bir bakalım. Yeni Kaledonya, sokak hareketleri, ateşli protestolar, kitlesel ayaklanma ve silahlı hareketle bağımsız oldu diyelim. Bir "milli liderleri" çıkara ve ülkeyi tıpkı şimdilerdeki Rwanda'nın idealist lideri Kagame gibi harika şekilde yönetir. Ne çıkarılan Nikel Fransa'ya gider ne de Çin ve Kore'ye satılan hammaddelerin parası Fransız bankalarına akar. Artık her şey Kaledonya içindir. Ülke kalkınır, milli bir ruh inşa edilir ama ondan sonra gelenler eski liderin mirasını eleştirip daha iyisini yapma iddiası ile ülkeye bir anda farklı bir kimlik verme yoluna giderler. Fakir ne kadar bağımsız olsa da cehaleti ile kendisini yeniden sömürge haline getirir kuralı daima işler. Fransa bir anda ülkenin liderine gaz verir ve ona "Gel seni Büyük Pasifik projesinin eş başkanı yapalım" der. Lider gazlanır ve hayalindeki Büyük Pasifik projesinin lideri olmak için boyundan büyük işlere kalkışır. Ordusunu sağa sola olmadık yerlere yollar ve bölgedeki istikrarın dibine dinamit koyar. Bu masraflı işler ekonomiyi sallarken milli gazla büyük katedraller inşa edilip birbirinden büyük Yeni kaledonya bayrakları dikilir. Maaşları ödemek için para basılırken karşılıksız paraya karşılık bulmak için ülkeye döviz gelmelidir ve bu döviz de Fransa'dan bulunur. Fransa ülkeye dövizi babasının hayrına vermeyecektir. Onu %25 faizi ile almak için verecektir. Dolayısıyla eskiden ülke zenginliklerinin %20'sini alan Fransa, bu kez de yine %20 almaya devam eder. Kalan %5 ise ülkenin başındaki "milli lider" veyahut Yeni Kaledonya'nın "dünya lideri" olan tasfiye memurunun hakkıdır. %5 tüm dünyada simsar hakkıdır. Halk ne alırsa bu %25 faizle cebindeki paranın her ay %25'ini sömürüye vermeye devam eder. Bu sömürüyle ne kadar çalışılsa da başkent Numea'daki insanın durumu asla düzelmez. Çalışanlardan daha da ucuza çalışması için ülkeye doldurulan Jawalı işçiler ucuz endüstri kollarında çalışırken liderin emriyle Kanak halkına ateş edecek bir emir kulu kitleyi de oluşturacaktır. Diğer yandan Yeni Kaledonya'nın bağımsız ve milli lideri, pasifiğin en büyük havalimanını yapmış ve bunu da paraları yurtdışında Fransız bankalarına yatıran işadamı arkadaşlarına paslamıştır bile. Havalimanının gelmeyen yolcuları için bile devlet kesesinden paralar ödenmeye devam edecektir. Görünürde havalimanı iş adamlarına ait olsa da Kaledonya liderinin oğlu oradaki en yağlı noktaları işletmektedir. Liderin oğlu, kızı, damadı ve yanında poz verdiği herkes bir yerlerin başındadır. Kızı veya oğlu da masum görünüşlü biri veya süzme saf biri de olabilir. Misal, bir yerlerinden hasta raporu alıp Yeni Kaledonya ordusunda askerliğe gitmeyip aynı hasta yerlerini kullanarak 5-6 çocuk yapmış olabilir. Sorun yoktur. Kanak yerlileri ölmek için hep hazırdır ve Büyük pasifik projesi için top yemi olmak sorun değildir. Tüm Kanak halkı bunu sorgulamaz zira halkın arasında arada bir mikrofon tutulan Fransa'da yaşayan gurbetçi Kanaklar sıklıkla milletin fukaralık acısını sulandırırlar. Bizim Fransa'da kurulu düzenimiz olmasa vallahi gelirdik yeğenim. Bak cennette yaşıyorsunuz, kıymetini bilin. Hem millet kafeteryalarda baksanıza Numea'da kafeler dopdolu madem para yok bu ülkede hiç kafeler dolu olur mu? Var ki harcıyorlar... kıymetini bilin milli liderinizin...! diyebilir. O esnada binlerce kişinin paylaştığı katolik inancın kardinali olan Kanak piskoposu lüks aracıyla sağda solda devlete itaat ve tasarruf konulu vaazlar vermektedir ve ülkenin çoğunda halkın Katolik inancına zerre kadar itimadı, güveni ve sempatisi kalmamıştır. Papaz-hatip okulu mezunları iyi görevler alırken Kanak gençlerine intihar ya da Fransa'ya gurbet seçeneği kalmıştır. Sorun değildir. Ne kadar kişi ülkeden giderse ülkedeki zenginlik o kadar az kimseye bölüneceği için kişi başına GSMH artacaktır. İnsanların büyük kısmı fakirliği de geçtik açlık sınırının altında yaşarken o esnada Kaledonya bilge lideri, dünya lideri veya Kaledonya başkanı ekstra tasarruf mesajları vermekte ve gerek kendisinin bin araçlık konvoyları gerekse eşinin lüks yaşamı gözden kaçmamaktadır. Ama sorun yoktur. Kaledonya'nın itibarı gereği Fransa'ya inat, Kaledonya lideri, Fransız cumhurbaşkanından daha iyi yaşamalıdır. Faizleri uçmuş, parası çöpten hallice olan, insanları sokakta gülümsemeden zombi gibi yürüyen ülkedeki Kanaklar da bu israf ekonomisi içerisinde katolik kardinalin de vaazlarında altını çizdiği gibi tasarruf etmeye yönlendirilir. Zenginliğin üzerinde oturan masum bir halkın bu yeni tasarruf paketleriyle, Muz yaprağı yalayıp manyok kemirmek veya Hindistan cevizi kabuğu dişlemek dışında yapacağı bir şey kalmamıştır. Artık öyle bir noktaya gelinir ki, birileri çıkıp, Fransa gelse keşke. Fransa bile bundan iyi yönetirdi diyecek kadar bağımsızlıktan, bayraktan ve Katoliklikten soğutulmuş ve cennet Yeni Kaledonya onlar için pasifik ortasında bir cehenneme dönüşmüştür. Ülkeyi kuran ilk idealist liderin inşa ettiği milli ruh böylece tüketilip hiç edilmiştir. Bu esnada, başlarda Fransa'nın gazıyla olmadık işler yapan, israf ekonomisiyle küçük ülkenin büyük ve sarsılmaz lideri yapılan yeni ulu lider ise senelerce bayraktarlığını yaptığı dini ve milli ruhun gazıyla artık kendisini daha fazla desteklemeyen Fransa'ya posta koyan açıklamalar yapar. Artık halkın hoşnutsuzluğu barizdir ve bir başka liderin geleceği de kesindir. Fransa'nın destekleri ile Kaledonya halkına alternatif gibi sunularak Numea belediye başkanlığını alan bir ittirme şahıs ile halkın hoşnutsuzluğu, Fransa'nın seçtiği bu yeni isme yönlendirilir. Bu esnada Yeni Kaledonya'nın ulu lideri, büyük başkanı senelerden beridir çoktan yurtdışına çıkarttığı yol ve havalimanlarınca akıtılan paralar ile muhalefeti de medyayı da kontrol etmeye çalışmaktadır. Trol orduları ve besleme kıtalar ile bir yanda ülkeyi senelerce yöneten ulu lider ve diğer yanda Fransa'nın seçtiği seçilmiş Numea belediye başkanının arkasında toplanmaya başlayan kitleler... halk burada tamamen etkisiz elemandır. Halkın dilinden anlayan, ona geleceği gösteren ufak milli partilere ise sandıkta köpek muamelesi çekildiği için halk da aslında sömürüye hazır ve başta belirttiğimiz cehaleti ile bağımsızlığını taşıma kabiliyetinden uzak ve tekrar tekrar sömürü olmaya namzet bir halktır. Fransa artık ülkeyi yöneten milli liderin döneminde de kar eden, ülkedeki karışıklıklarda da kar eden (paralar zaten Fransız bankalarındadır) ve bunu da kullanarak ulu lideri hizaya çeken ülkedir. Muhalefeti de kullanmakta, geleceğe yatırımı çoktan yapmaktadır. Bu esnada ulu lider de muhalefete bir jest yapıp gel Fransa'ya karşı birlik olalım ben iktidarı devrettiğimde beni ve avanemi yargılama benim başlattığım yatırımlara karşı devletin iptalini falan devreye sokma... iktidarı sana yavaş yavaş vereyim diyecektir. Zira bir saf oğul ve alsbergerli zehir gibi zeki ama asosyal damadın kendisini koruyacağından emin değildir. Çünkü liderin sadece bir oğlu ve bir damadı vardır. Bir rivayete göre bir diğer oğlu daha vardır ama aşırı asabi ve şiddet manyağı biri olduğu için kameralara çıkmaz işinde gücünde parasını kazanmaktadır.. (sonuçta hikaye ve faraziye yazıyoruz. Bob Ross gibi bu resme her saçmalığı ekleyebilirsiniz. Fırça sizin... dolayısıyla liderin metresleri, şusu busu her şeyi olabilir hatta kasetleri de) Nitekim bu görüşme sonrasında Yeni Kaledonya muhalefetinin de farklı olmadığı ve aslında hepsinin kuyruğundan Fransa'ya bağlı olduğu ortaya çıkacaktır. Ortaya çıkacak dedikse, de çoğu eğitimsiz ve sağ politikalarla devlet putuna tapmaya alıştırılmış Tropikal Kaledonya köylüsü ortaya çıkmış bir şeyi de anlama kabiliyetinde olmayacaktır. İşler böyle devam ederken Kanak yerlilerinin kaçının öldüğü, kaçının süründüğü önemli değildir. Numea'dan yola çıkan ve dünya ülkelerine gidip gelen gemilerde ne olduğu, ülkeye değil de kime ne zenginlikleri taşıdığını halk bilmeyecektir. Halk zaten ucuz palmiye yağı kuyruklarında liderlerine dua etmeye alıştırıldıkları için her sefalet içerisinde "vardır bir hikmet" diyerek hristiyan teolojisi gereği İncil'de yazdığı gibi "sana tokat atılırsa diğer yanağını uzat" demeye devam edecektir. Halkın kullanımına kapatılmış olan eski havalimanına da neyin girip çıktığı, o koca koca ambarlarda nelerin tutulduğunu halk yine bilmeyecektir ama artık avret mahalinde bir tek yaprak kalmış olan Kaledonya köylüsü, devasa Noumea havalimanına bakıp wargasm olacaklardır. Arada bakışlarını çevirdikleri devasa bayrak direklerine bakıp demlenecekleri, Okyanusunun dalgalarına, palmiye ağacının hışırtısına ölürüm Kaledonyam! şarkılarıyla kendilerini iyi hissedip yine WARgasm olacaklardır ve bu onların en temel hakkıdır. Komşu ülke FİJİ parayla oynarken Kanak ameleleri için ellerinde oynayacakları tek şey kalmıştır ama onda da fakirlik ve sefaletten dolayı mecal kalmamıştır. Zaten ülkeye doldurulan jawalı işçiler onların yerine de bunu hakkıyla yapmaktadır. Fransa'nın Büyük Pasifik projesi gazıyla girdikleri komşu adalardaki işgal ettikleri bölgeler ve oralardan gelen yerlilerin ise ülkedeki istilası bila istisna devam edecektir. Kanaklar için artık makul bir gelecek yoktur. Bağımsızlık akılsızlıkla birlikte gidecek bir kavram olmadığı için akıllanmadıkları ölçüde iyi de yaşayamayacaklarını öğrenene dek Kanaklara ne bağımsızlık ne de koloni hayatı yaramayacaktır. Artık Yeni Kaledonya'nın eski kralları veya kabile şeflerinin haşmetli savaş hikayelerini okumak, Diriliş Kaledonya, kuruluş Kaledonya, Büyük Pasifik Kaledonyası gibi filmleri izleyip en sonunda s...çış kaledonya gerçeğini tadacaklardır. İla nihaye, dünyanın bir yerinde bir Kanak okçusu ya da ciritçisinin fırlattığı ve madalya kazandığı başarılarla övünecek yahu en azından biz de büyük bir halkız diye teselli bulacaktır bu halklar... Dünyanın en rezil ülkelerinden gelen kimselerin caddelerinde insanını öldürdüğü Kaledonya yerlileri kendilerini önemli hissetmek için ya çocuklarını ya eşlerini dövecek ve travmatik bir halk olacaktır. Fakat eskiden ellerinde olan ve kendilerini %40'lık yekunu ile ülkedeki tüm etnik gruplardan da kalabalık yapan nüfus gücü de ellerinde değildir. Fakirlikleri sebebiyle üç kuruşa muhtaç olduklarından ülkelerinden mülk satın alıp yanına eşantiyon pasaport alan zengin ve şimarık FİJİ halkı, ta Fiji'deki sandıklardan Yeni Kaledonya'nın ulu lideri için oy vermektedir. Yeni Kaledonya lideri iktidardan düşmüş bile olsa bu sebepten Kaledonya anayasasının değiştirilmesini engelleyecek bir halk oyuna daima sahip olacaktır. Kanak yerlileri için artık yalayacak muz kabuğu ve kemirecek manyok da yoktur ve muhtemelen ülkelerine hakim olan laterit toprakları yiyecek ve ulu lidere katedrallerde dualar okuyup devletlerinin devamı için ekstra dualar edecek, inandıkları cenneti öbür dünyada göreceklerini sanacaklardır. Artık kurucu liderin hayatında inşa ettiği onca kurum 20-25 yıllık ulu lider iktidarında hovardaca tüketilmiş ve ülkenin kaderini kendi kaderine borçlarla ve elinde rehin tuttuğu ülke hazinesi ile bağlayan yüce liderden kurtarmak isteyen Kanak halkı yeni bir maceraya atılacaktır. Bu da kendilerini emanet edecekleri Noumea belediye başkanı şahsiyetten ve gelecekteki kayıtsız şartsız Fransa sömürüsünün devamından başka bir şey değildir. İşte Yeni Kaledonya'da olması muhtemel şeyleri gerçekle hiç alakası olmayan ve tamamen hayal ürünü, kurgu bir öngörüyle aktaralım dedik. Bunlar tabi kötü senaryo. Zaten böyle kötü bir senaryonun dünyanın hiçbir yerinde olması da söz konusu değildir. Burada yazılanlar da şu veya bu şekilde bir ülkede yaşanmamış ve hayal ürünü şeyler olduğu için bunları "darbı mesel" ve "faraziye" şeklinde ele aldık... Şimdi bu yazdıklarımızı okuyan sıradan bir Kanak bağımsızlık yanlısı bize "Yahu kardeşim sahi siz ne yaşadınız? Biz basit bir bağımsızlık istiyorduk" diyerek şaşırabilir ama biz yine de altındaki DeLorean ile Biff Tannen evreninden geçmişe gelen ve geleceği düzeltmeye çalışan Marty McFly gibi yazmış olalım da Kanaklara hayrımız dokunsun. Özetle, Yeni Kaledonya'da işler pis... Bağımsızlık denemeleri de uzun sürmeyecek. Bağımsız olsalar da daima bağımlı kalacaklar. Çare nedir? Derseniz, hasta olduğunu kabul etmeyen milletler için çare sadece bir hakarettir. Böyle büyük milletlere çare önerecek haddimiz yoktur. Kalplerimiz Yeni Kaledonya halkıyla beraber. :) Pasifiğinin dalgalarına ölürüm, Palmiye yaprağının hışırtısına ölürüm Yeni Kaledonyam!

🇹🇷🇳🇴Dr.Yüksel Hoš PhD🇧🇦

268,073 Aufrufe • vor 2 Jahren

ABD ve Fransa 'nın yönetiminde Almanya ve Polonya destekli zırhlı kara birlikleri Ukrayna - LVİV'E vardı. Ukraynalılar yol üzerinde konvoylara sevgi görüntüleri verdi. Efendim Putin vurur falan mesela yani ! İki hafta önceden İngiltere ve ABD ,dün gece gerçekleşen terör saldırısı ile ilgili RUSYA'DA bulunan vatandaşlarını uyarıyor. Bunu açık olarak açıklıyorlar. Nerede Rusya'nın iç istihbarat dış istihbarat birimleri? Şimdi,Rusya diyor ki ! ABD ne biliyordu ? Putin dayı, ülkene girişler çıkışlar kapalı. Uçuş ve karayolları iki yıldır kapalı. Sen neden bilmiyorsun ABD'nin bildiğini.!!! Alman subayların ses kaydını RUS istihbaratı elde etti dedikleri olay, Alman istihbaratının PSİKOLOJİK HAREKAT operasyonu. Eeee şimdi durumun özeti şu ! Palyaço Zelinsky ile algısal istihbaratçı Putin'i tokuşturdular. Bu şahsi bir prestij kaybı. İki yıl boyunca Rusya yıprandı. Ülke içerisinde SEÇİM SONUÇLARINA bakmayın, Türkiye gibi GANYOT misali seçimin sonuçları yazılıyor. Rus Anayasasına 80 yaşına kadar Putin'i devlet başkanı olarak yazdılar. 31 Mart sonrası Erdoğan aynısını istiyor. Bahçeli ise ,ALLAH'A ifade beyanı " Kurtarıcı lider olarak bu yüzyılda Erdoğan'ı istiroruz." Diyor. Allah öyle mi diyor acaba.!!! Bundan sonrasında Rusya içerisinde ÖZERK HAKLARIN tıpkı Çeçenya gibi çatışmalarını görebiliriz. Bazen BUMERANG gibi kendini vurursun. Mesela,özerk topluluklardan askere alınanlara silah verildi, askeri eğitim verildi, savaşmayı öğrendiler. Ukrayna cephe hattından kaçışlar başlarsa ,daha geçen yıl WAGNER MOSKOVA'YA yürümeye kalktığında hepsi ishal olmuştu korkudan. Şartlar ve bileşenler hiç göründüğü gibi değil. Putin Nükleer kullanır. Başkaları kullanmaz öyle mi ? Bu kadar salaklık olmaz. Dünyanın en büyük Nükleer denizaltısı Okyanusta batırıldı. Trump döneminde ve PUTİN sesini çıkartamadı. Rusya'nın istihbarat uydusu vuruldu,devlet sırrı diyerek olayı Putin kapattı. Batı veya Putin dünyanın sonunu getiremez. 1917 devrim şartları oluşturuluyor. Bu savaşta herkes kaybediyor. Tek akıllı bizim aklı evveller. Tıpkı, Abdülhamit gibi düşünen akıl. Etrafta olan savaştan kaçanların, ceplerinde paralarla gelmesini politika haline getirmiş ERDOĞAN, böylece ekonomiyi çeviriyor. Taze dolar geliyor ya. Vatandaşlık, Ev satışları devam ediyor. Erdoğan,Osmanlı ti niyetinde bunların hepsi birbirini vurunca aradan çıkarım diyor. Onlar öyle demiyor ama. Abdülhamit 35 yıl batı ve rusya birbirini yesin ,kurtarırız derken iktidardan düştü. Sonuç, adamları yendik,ikinci dünya savaşına girmedik, hala borç içerisinde yüzüyoruz . Yarına dair bir umudumuz kalmamış. Abdülhamit tahttan indirildiğinde 1 milyon kilometre kare toprak uçmuştu. Banka hesaplarında altı kez o gün Osmanlının borcunu ödeyecek para çıkmıştı. Peki, neden ödememişti. Erdoğan ve yakınlarına ait banka hesapları ve mülkler bir gün açıklandığında farklı bir şey görmeyeceksiniz. Aynısı durumlar, Türkiye Cumhuriyeti toprakları satılıyor.. ABD, Trump döneminde Erdoğan'ı ABD'DE olan malvarlığıyla tehdit etti. Nereden kazanmış ,soramazsınız. Çünkü,koyunlar kızar. Aklı selim olmayan, Dengesiz politikacıların yönettiği bir dünyada dengede kalabilmek önemli. Churchill, Atatürk'ü 1934'te anlıyor. " ATATÜRK DÜNYANIN FARKINA ERKEN VARANLARDANDI " diyor. Ne halk denilen kütle anlıyor , ne dengesiz kişiliklerin ele geçirdiği siyaset anlıyor. Dengede kalamayanlarla bu yol yürünmüyor . Yüz yıl öncesini iyi bilen kazanır. Hiç tarih bilmeyenler hiç kazanmazlar. Kendileri ile beraber ülkelerini, milletlerini, varlıklarını batırarak tarihe yazılırlar. Aslında sonuçları açısından herkes kaybediyor. Türk halkı! Kaybetmeyi, dünya orduları karşısında ölmeyi, tekrar yüz yıl sonra ezilmeyi KENDİSİ TERCİH ETTİ. #Kiev #Moskou #SonDakika #OndokuzBiziz #HüseyinHakkıKahveci #Atabey19HHK

Atabey Hüseyin Hakkı Kahveci

38,702 Aufrufe • vor 2 Jahren