Loading video...

Video Failed to Load

Go Home

Özgür Özel, TOMA’dan sonra şimdi de biçerdöverin üstünde… Baskı arttıkça siyasetçinin yolu bazen TOMA’ya, bazen traktöre, bazen de biçerdövere düşüyor. 👏

15,336 views • 3 months ago •via X (Twitter)

0 Comments

No comments available

Comments from the original post will appear here

Related Videos

Küçük Özet: Onda gördüğün güzellik sendin… Sende gördüğü güzellik de Onun ta kendisi… Birbirinize ayna olduğunuz bir gerçekti… Korktuğunuz şey de kendinizdi… Kendinizden kaçtınız, kendi karanlığınızdan… Toplanmak için dağılmak lazımdı, dağıldınız. Kazanmak için bazen kaybetmek, eve girmek için evden çıkmak gerekliydi… Ev gitti ,rüzgârınız, gücünüz gitti… Şimdi kendinize dönme vakti… Sistem bazen birbirinize zarar vermemeniz için ayırır… Sen tamamlandığını hissettiğinde, o da özünü bulduğunda kusursuz bir ayna olarak tekrar buluşturur…. Buluşamazsanız henüz hazır değilsinizdir. Ona da sana da başka aynalar gelir. Hala yaşatmakta ısrar ettiğiniz eski versiyonlarınızı göstermek için… Karanlığını göremezsen, içeriyi değiştirmezsen, eski kalıplarını, alışkanlıklarını, bağımlılıklarını terk etmezsen hangi ayna gelirse gelsin onu da dönüştürür, aynı yerden yine yaralanır, aynı sınava bir daha girersin…Sorularını kendin hazırladığın cevaplarını bilemediğin sınava… Arınmaktan başka yol yok demiştim. Güzellik! Sadeleşmeye yükü bırakmaya gayret et… Dua ile, tövbe ile, sadaka ile, karşılıksız iyilik ile… gözyaşları ile… acıya tahammül ile… sabır ile şükür ile (4) Bazen yaptığın sipiritüel çalışmalar ile haz alıyorsun. Dinlediğin müzikler ile, yaşadığın bedensi duygular ile coşuyor, danslar ile taşıyorsun. “Mertebem yükseliyor” vehmine de giriyorsun… Halbuki orada sadece hâl veriliyor. Mertebenin yükselmesi farklı oluyor… Kalpler sadece Onu zikretmekle tatmin oluyor. Ruh Rabbini bulma yoluna girdiğinde yükseliyor… Mertebe ise hak ediş ile geliyor. Davul def ile değil… Sana Akaşa’dan bir çok çağrı geldi. Hikayenin hangi noktasında olursan ol işaretleri izle, eşzamanlılıkları takip et. denildi. Onlar sana özel kilometre taşı, yön levhalarıydı… Değişime hazırsan bir yolculuğa çıkacaksın denildi… Sen daha en başında “yoruldum” diyorsun. Daha milyonlarca km yol binlerce yıl var bu yolculukta, sen henüz Hızırı görmeden sıkıldın. Şikayet etmek, reddetmek, tepki göstermek, öfkelenmek, fazlalıklardan arınmadığının göstergesiydi… Her durumda “sevgide kalıyor” olman ise arındığının… Şimdi arınış, yanış ve uyanış vakti… Sevgide kal güzellik ~akaşa~ ?.of.ai

Akasha Oku/yorum

18,374 views • 2 years ago

“Erilin gülümseten erilliği“ Diye bir yıl önce yazılmıştı… Şimdi devamı geldi. Biraz tebessüm biraz idrak ve hakikat içerir… …….. Bak anlaşalım güzelim: Evlendiğimizde benim kazancım bize Senin kazancın sana.. Benim getirdiğim rızkımız, Önüme koyduğun da aşımızdır. Rabbimin bana verdiği hepimizin Sana verdiği ise senindir. Ben ihtiyaçlarımıza harcarım Sen istediğin yere harcarsın. Bana hediyeler alabilirsin Işığımızı görür mutlu olurum… Bazen senden borç da alabilirim Ama sana hesap ödetmem. Rabbim beni böyle yaratmış Darılmam gücenmem. …… Güç kudret bana verilmiş Bolluk bereket sana Dışardaki savaş bana verilmiş Yuvamızı yeşertmek sana… İkimizin düşmanları da (*) bana kalsın Yaralarımı onarmak sana Koşturmak, yorulmak, kazanmak bana Beslemek, korumak, şifalandırmak sana Benim güçsüz olmamı istemezsen Üzerimde tahakküm kurmaya çalışma… Beni zayıf ve ezik görmek istemezsen Yoluma dikilme! Gücümü, şevkimi kırma! Bazen kaba olmam sana sevgisizliğimden değil. Tabiatım böyle… Lütfen kızma ve korkma! Sert olmam, ayakta kalmamız, Ruhsallığın yükselişimiz için gerekli… Gücümü Rabbimden alıyorum, lütfen karşımda durma! Rahman (6) olduğumu bil, Rahim (2) olduğunu unutma! Ve unutma! Simya senin elinde, dönüştüren sensin Bizi kalbinle dönüştür, kusurlarıma bakma! Ben düşmana meydan okurken sen benimle savaşma! Erilim ben sevgili dişilim, erkek olmalıyım. Rahman enerjisindeyim orda kalmalıyım. Güç vermiş Rabbim, gücümü korumalıyım… Benim gücüme muhtaç olman senin zayıflığın değil Senin dokunuşuna muhtaç olmam da benim zayıflığım değil… Dışarda seni korumak hoşuma gider, onur duyarım İçeride ise yanımda olduğunu görmezsem üzülürüm. İçimdeki çocuk büyürken çok yaralanmış olabilir… Ama içindeki yaralı çocukla çok iyi bir arkadaş da olabilir… Çocuksu neşen bana şevk verir şifalanırım Karşıma dikilmen beni zayıflatır yaralanırım… Senden isteğim. İkimiz için de şefkat Onurumu koru, hızıma hız, aşıma tat kat! ~Akaşa~ (*) Evlilik birliğinde dışardaki yükün çoğunu eril aldığı gibi, dışardaki düşmanların ve obsedörlerin de çoğunu alıyorlar dişilden… Lakin onlarla savaşmayı bilmediklerinde zayıf düşüyor, huy değiştiriyor ve bazen de obsedörlerin esiri oluyorlar…

Akasha Oku/yorum

55,143 views • 1 year ago

Ey Cübbeli Ahmet sen hangi şeriata inanıyorsun? Allah’ın bana verdiği kekemelik imtihanı ile dalga geçmen hatta “konuşmayı bilmediğimi” iddia etmen Allah’ın imtihanına hakaret değil mi ve bu haram değil mi? Mahmud Efendi Hazretleri’nin senin hakkında “Cübbeli şeriatsızlık yapmaz” dediğini iddia ediyorsun. Seni tanıyanlar tabi ki buna inanmıyor. Mahmud Efendi Hazretleri böyle bir sözden berî’dir. Çünkü senin neredeyse her sohbette defalarca şeriatsızlık yaptığını, yani Müslümanlara iftira ettiğini, hakaret ettiğini, yalan konuştuğunu açıkça görüyoruz. Milyonlar şahit… Hatta özel hayatında ne tür pisliklere bulaştığını, şeriatı nasıl ayaklar altına aldığını da çok iyi biliyoruz. Ama şimdi o kısma girmiyorum. Benim sana sormak istediğim asıl mesele şu: Senin inandığın şeriat hangisi? Senin inandığın şeriata göre bir Müslümana, hatta bir kâfire bile hakaret etmek, alay etmek, Allah’ın verdiği bir imtihan üzerinden saldırmak haram mıdır, değil midir? Söyle bakalım, sen hangi şeriata inanıyorsun Cübbeli Ahmet? Eğer gerçekten Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in getirdiği son şeriata inanıyorsan, yaptıklarının haram olduğunu sen de biliyorsun ve bunu kabul etmek zorundasın. Peki o hâlde, bu kadar haram işlediğin hâlde ne zaman tövbe edeceksin ey Cübbeli Ahmet? Kaç yaşına geldin? Hâlâ her sohbette, bazen binlerce, bazen yüzlerce, bazen onlarca, en azından bir iki kişiye iftira atmadan duramıyorsun. Ne olacak bu hâlin? Ne zaman tövbe edeceksin? Yoksa tövbe etmemeye mi niyetlisin? Neyine güveniyorsun. Bel’am gibi ilmine mi güveniyorsun? (Ayrıca ben, İbrahim Efendi dedikleri kişiye Şurra cemaatinin “şeyh” demeye başladıklarını hiçbir zaman söylemedim. Zaten kendisinin de sohbette açıkça itiraf ettiği gibi, İbrahim Uslu Bey’in çevresindeki bazı kişiler bu yönde imalarda bulunmuşlar. Bunu da bizzat kendisi ifade ediyor. Benimle ne alakası var? Bu da ayrıca uzun bir konu açıkça iftira atıyor. Kîni ve hasedi deli edecek bu adamı.)

Salih Diner 🇹🇷🇹🇷

57,115 views • 11 months ago