Video yükleniyor...

Video Yüklenemedi

Ana Sayfaya Dön

🗣️Özgür Özel: El yükseltiyorum Devlet Bey. Kürtlere bir devlet teklif ediyorum. Tam olarak kendilerine ait hissetmeyen bütün Kürtlere Türkiye Cumhuriyeti devletinin sahibi olmayı teklif ediyorum.

14,840 görüntüleme • 1 yıl önce •via X (Twitter)

0 Yorum

Yorum bulunmuyor

Orijinal gönderinin yorumları burada görünecek

Benzer Videolar

Genel Başkan vasfı sona eren Özgür Özel, hiçbir yetki, görev ve sorumluluğu kalmamış olmasına rağmen; İYİ Parti Genel Başkanını CHP Genel Merkezi’nde kabul edip, Cumhuriyet Halk Partisi’nin Genel Başkanı aleyhine konuşturuyor ve orada bulunan sözde CHP’lilere bunu alkışlatıyor. Üstelik aynı tabloyu sadece İYİ Parti için değil; TİP ve Zafer Partisi Genel Başkanlarıyla da yaşattı. Açık söylüyorum; Özgür Özel ve bu sürece destek verenlerin tamamı parti tüzüğüne göre suç işliyorlar. Bu fiillerin tüzükteki karşılığı ise “parti üyeliğinden kesin çıkarma cezasıdır.” Daha vahim olan şey ise : Yargı kararını yok sayıp, toplumu da verilen kararı tanımamaya ve kabul etmemeye çağırmalarıdır. Bu çağrı tam anlamıyla Anayasal düzeni hedef alan son derece tehlikeli bir sorumsuzluk örneğidir. Özgür özel bir şeylerin etkisi ile kendisini sürecin doğal lideri olarak hissediyor ama yanılıyor. Artık bu rüyadan uyanmalı ve parti ilke ve değerlerine bir kez de olsa uygun hareket etmelidir. Zira Cumhuriyet Halk Partisi Özgür Özel’in hırslarının, öfke nöbetlerinin ya da karmaşık ruh halinin oyuncağı olamaz. Özgür Özel ; CHP içinde hukuku, devlet ciddiyetini, parti disiplinini ve ahlaki değerleri yok sayarak kişisel ikbal mücadelesi veren bencil siyasetçi tavrından süratle vazgeçmez ise Türkiye siyasetinde var olamayacağını bilmesi gerekir. Kemal Kılıçdaroğlu CHP 🇹🇷 @CHPKadinKolu Hesap Özgür Özel Ekrem İmamoğlu İYİ Parti Müsavat Dervişoğlu

Emin Vahap Şimşek

42,762 görüntüleme • 3 ay önce

Bundan tam bir yıl önce bu saatte aşağıdaki görseli paylaşıp, “Hoş geldin 2028” diyerek bir an evvel yeni bir seçime gitmemiz ve bu iktidardan kurtulmamız gerektiğini anlatan bir paylaşım yapmıştım. Bazıları paylaşımımın altına “süzme mal” olduklarını belirten cevaplar yazmıştı. Ancak, geçen bu bir yılda neden bin an önce “seçim yılının” gelmesini istediğimin belirtileri görünmeye başladı. Bu bir yılda ekonominin çöktüğüne, vergilerin acımasızca artırıldığına, çalışanın, emeklinin, işçinin, işverenin ay sonunu bırakın ay ortasını bile getiremediğine, iç politikanın, dış politikanın ülkeyi kaosa sürüklediğine, sığınmacı sorununun bilinçli bir tercih olduğuna, üç kuruş para karşılığı vatanımızın sığınmacı çöplüğüne dönüştürüldüğüne, meclisin ve siyasetçilerin, iktidarı ve muhalefetiyle Türk yurdunun hiçbir partinin önceliği olmadığına ve EN ÖNEMLİSİ terörist başı, eli kanlı cani, bebek katili alçağın adam muamelesi görmesi ile affa uğrayacağı ihtimaline acıyla şahit olduk… Partisiz ve bağlantısız bir Türk evladı olarak bu aziz vatanın 2028 yılını bir bütün olarak göremeyeceği endişesi ile yaşamaktayım. Allah ile kandıranların, milliyetçilik sosuyla vatanı bölünmeye sürüklediği gerçeğini görüyor ve üzülüyorum. Hali hazırdaki tüm partilerin düzenin devam etmesi ve bölünme sürecinin hızlanması için bilinçli/bilinçsiz birer aparat olduğuna inanıyorum. Türkiye Cumhuriyeti devletinin bölünmez bütünlüğü için yemin etmiş bütün insanların yeminlerine sahip çıkması gerektiğini hatırlatıyorum. Birey olarak elimden bir şey gelmemesi canımı yaksa da “BENCE YAPILMASI GEREKENLERİ” yazmak ve doğrunun öne çıkmasını teşvik etmek zorunda olduğumu biliyorum. O DOĞRU, ekseriyetin kabul ettiği ve son üç yıldır dillendirdiği isim olan Mansur Yavaştır. Bütün bu yazdıklarımın sonucunda yeni bir yol, yeni bir başlangıç için bu karanlık dönemin aydınlatılmasının ilk adımı olarak geçiş dönemini en iyi yürütecek kişi olan ve milletimiz nezdinde %70 civarında destek gören sayın Mansur Yavaş ın en kısa sürede kamuoyuna açıklama yaparak ulu önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün milliyetçi yolunu tekrardan yürümek üzere yola çıktığını beyan etmesini talep ediyorum. Çok geç olmadan.! #YeniYıl #MutluYıllar #HappyNewYear #2024teNeYaptık

Faruk SEZER 🇹🇷 𐱅𐰇𐰼𐰜

13,526 görüntüleme • 1 yıl önce

CHP Milletvekilleri Meclisi sokak arenasına çevirdi! Adalet Bakanı Akın Gürlek’in ve İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin yemin etmesini engellemeye çalıştılar. Kürsüyü işgal ettiler, bakanları korumak isteyen Ak Partili milletvekillerine saldırdılar. Bu CHP iflah olmaz! Bu kafa ile bu millete hiç bir faydaları olmaz! Bu kafa ile sittin sene iktidar yüzü göremezler! İşte Sn birisi’nin CHP analizi; “Bugünkü ve dünkü CHP'nin, Atatürk'le zerre kadar alakası yoktur. CHP içindeki Sevigen gibi aklı başındaki kadrolar tasviye edilmiş ve militan partisi haline getirilmiştir. Hele hele bugünün Özgür Özel CHP'si, Kılıçdaroğlu'nu bile aratmaktadır. Özgür Özel, militan kadrosuyla Parti'yi ele geçirmiştir. Bu operasyonun arkasında, Deccal'i çağrıştıran İmamoğlu vardır. Soruşturma açan savcının diliyle; "asrın hırsızlığı"na imza atmış olan İmamoğlu, Özgür Özel'i seçimde ve seçim sonrası adeta finanse etmiş ve yandaş gazetecilere paralar dağıtmıştır. İstanbul Kongresi ve Parti Genel Başkanlığı seçimi, bu dağıtılan paralarla başarılmış ve Kılıçdaroğlu arkadan hançerlenerek tasviye edilmiştir. Kılıçdaroğlu'nun taraftarları tarafından mahkemeye taşınınca da, Parti içi savaş başlamıştır. Ancak Özgür Özel ve patronu İmamoğlu zihniyeti ve militanlığı, Türk devletinin başına bir beladır. Her türlü hırsızlık, yolsuzluk at koştururken, Devlet düşmanlığı, hukuk düşmanlığı, Cumhurbaşkanı düşmanlığı dağları aşmıştır. Türkiye, terörden, barışa geçecekse bu yalan dolana dayalı militan kafalı CHP'nin yöneticilerinin ıslah ve iflah olması, olmazsa olmaz temel koşuldur. Aksi halde dış Emperyalist ve Siyonist güçler, Türkiye'ye saldırılarını bu kanaldan arttıracaklardır. Ne yazık ki, CHP terörüne eşlik eden DAEŞ, Türkiye'nin başına tekrar CIA/Mosad tarafından terör mekanizması olarak çalıştırılmaya devam edecektir. Buna SDG de destek olacaktır. Devlet yöneticilerinin bunu göz ardı etmemesi oldukça önemlidir.”

Mehmet Ali ÖNEL

10,147 görüntüleme • 6 ay önce

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti sanki yok .Son kazık, Turan devletlerinden. TURAN teşkilatı ÇÖP oldu. Hakan Fidan'ın görevi DIŞİŞLERİ Bakanı. Kısaca dışarı ile ilgilenmesi gerekiyor. Özgür Özel ise ,Birinci parti olarak yerel seçimleri kazanmış bir partinin lideri. NORMAL seçimlerde, yerel seçimi kaybetmiş olan iktidar partisi istifasını verir ve görevden çekilir. Bizde ise, seçimi kaybetmiş partinin güç sergilemesi sahne olan bir manzara var. HAKAN FİDAN ve AKAPE'Lİ bakanlar ,CHP genel başkanı ÖZGÜR ÖZEL ' İN " CUNTACI " eleştirisine çok bozulmuş. Şu ana kadar 20 senedir, devamlı " DARBEC" diyerek herkese çamur atanlara bir taş atınca Şiraze kaymış. Fidan ,Özel'e " HADDİNİ BİL " demiş. ÖZEL artık haddini bildirir. Ortalık ısınır. Bu arada ,Hakan Fidan hakkında ortaya atılmış iddialarla ilgili tek kelime etmezken ,olmayan eğitimlerle yükselişini sürdürdü. HAKAN FİDAN , Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı olarak, Türk milleti ve Devletine Karşı sorumluluğunu ne zaman yerine getirecek ? Kırgızistan, Kazakistan Türkmenistan : Kıbrıs Rum kesimine Büyükelçi atayarak orada TÜRK DEVLETİNİ tanımadıklarına ve KIBRIS RUM kesiminden başka egemen güç tanımadıklarını böylece dünya'ya aktarmış oldular. Nerede ! Ak saçlı- Ak sakallı heyeti ,hani Binali ? Hani Devlet Aklınız ? ŞARA bile Kıbrıs Rum Kesimini ,Kıbrıs'ın tek resmi temsilcisi saydı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ! Tweet atmayı bırak,önüne bak. TÜRKİYE CUMHURİYETİ'NİN milli davaları yerlerde sürünüyor. Maldonado kılıklı beyni hava alan elementler nedir yorumunuz? Biraz aptalca yorum görerek gülümsemek istiyorum. He şimdi,Trump dedi ki ! Uydurmakarınız başladı. O iş yakında LANET OLSUN TRUMP dediğiniz zaman güleceğimiz üvertür için duruyor. Eee ,Kırgızistan, Kazakistan Türkmenistan : Kıbrıs Rum kesimine Büyükelçi atayarak orada TÜRK DEVLETİNİ tanımadıklarına ve KIBRIS RUM kesiminden başka egemen güç tanımadıklarını açıklarken,TÜRK DIŞİŞLERİ niye bir şey yapamamış? TURAN martavalnamesinin çöküşü. Bilge lider varmış ya Bahçeli beg. O ne demişti ? " Artık KKTC demeye gerek yok, Kıbrıs Devleti diyeceğiz." Ne siyaset ama , nasıl bir devlet aklı değil mi ? Aptal olan akıl zanneder. Bizim IQ fazlamız var. Halep 82,Şam 83 diyenlere MALKOWSKİ olmayın demiştik. Akıl ,akıl ,akıl . ÖZGÜR ÖZEL ,gereken HAD tarifesini nasılsın uygulayacak bakalım. #Atabey19HHK #HüseyinHakkıKahveci #OndokuzBiziz #SonDakika

Atabey Hüseyin Hakkı Kahveci

16,989 görüntüleme • 1 yıl önce

Bereket günlerinde tavsiye edilen 1. “Parayla ilgili korkularımı bırakıyorum ve zenginliği kabul ediyorum” diyerek başlayın. Zenginlik inancınızı güçlendirin ve bolluğa odaklanın. 2. Borç Kelimesini Unutun: Borç yerine “ödeme” kelimesini kullanarak finansal durumunuza pozitif bir bakış açısı kazandırın. Her ödeme bir şükür ifadesidir. Taşların Gücünden Yararlanın: Evinizde veya iş yerinizde sitrin gibi bereket taşlarını bulundurarak zenginlik enerjisini çekin. 4.Bereket günlerinde evinizin temizliğine özen göstererek pozitif enerjiyi davet edin. 5.Para Biriktirme: Cüzdanınızda veya kumbaranızda sembolik olarak para biriktirerek bolluğu fiziksel olarak ifade edin. 6.Grabovoi Sayıları: Finansal bereket için “520 - Para bana geliyor” gibi özel sayı sekanslarını kullanın. Bu sayıları günlük hayatınızda aktif olarak kullanarak enerjinizi artırın. 7. Olumlamalarla Güçlenin: •“Bolluk içinde yaşamayı hak ediyorum.” •“Her kaynaktan bana kolaylıkla gelir.” •“Param bana neşeyle gelir ve artarak çoğalır.” 8. 8’in Büyüsü: 8 sayısı sadece finansal bolluğu ve zenginliği değil büyük değişim dönüşümü de temsil eder. Tavsiye edilen esmalar; El-Muğnî (Zikir Adedi: 1.100) – Dilediğine zenginlik veren, müstağni kılan El-Vâsi’ (Zikir Adedi: 137) – Lütfu bol, geniş olan El-Vâris (Zikir Adedi: 707) – Varlığı devam eden, servetlerin hakiki sahibi Er-Rafi’ (Zikir Adedi: 351) – Dilediğini yukarı kaldıran, yükselten, dereceleri yükselten Seviliyorsunuz ❤️ Katılıyorsanız yoruma bekliyorum. Not: Sadece bunlar değil çaba,emek ve çalışmak gerekir Çünkü ; Biz her insanın kaderini kendi çabasına bağlı kıldık . { İsrâ 13 }

Nilay Dinç

105,802 görüntüleme • 2 yıl önce

🚨"Fenerbahçe'de Jayden Osterwolde'nin ayrılığı" 🗣️Yağız Sabuncuoğlu: "Jayden sakatlanmamış olsaydı Fenerbahçe zaten Jayden, Ederson ve Fred'i gönderecekti %100. Şimdi Jayden sakatlanınca isteyen kulüpler de haklı olarak bir irkildi. Çünkü biz nasıl okuyorsak dış basını onlar da bizim basını okuyorlar. Bir yazdık işte 1,5 ay sakatlandı. Dönüşü 2 ayı bulacak vesaire vesaire. Bir korktular, çekindiler ve topa bastılar. Geçtiğimiz hafta, geçtiğimiz hafta menajerine Jayden'ın ne zaman döneceğine dair bir soru sordular. Menajeri de oyuncunun ekim içinde %100 şekilde yani tam anlamında daha öncesinde de sahaya inecek zaten. Ekimin ilk haftası büyük ihtimalle her konuda rahat olabileceğiniz bir pozisyona erişir dedi Jayden'la ilgili ve yeniden temaslar başladı. Şimdi Jayden'la ilgili burada karar verilecek durum şu. İstenilen bonservis biliyorsun 20+'tı. Hatta Ocak ayında benim haberim de hatırlarsan Roma haberi. Roma'da resmi teklif yapmıştı. 15'leri bulmuştu. Dominico Tedesco sattırmamıştı. Bence doğru da yapmıştı o dönem için. Çağlar'a mesela o dönem West Ham teklif yapacaktı. O dönemde ekstra stoper bulamayız Türk dediler kaldı. Teknik olarak çok hatalı karar ama baktığın zaman sezonun devamında bütün stoperler sakatlandı. O yüzden de o Tedesco'nun o kararı da aslında çok eleştirilebilecek bir karar değildi. Bugüne dönecek olursak Jayden'ı sadece Roma değil Premier Lig ve Serie A'dan takımlar yaklaşık 2 senedir takip ediyor. Jayden çoktan Fenerbahçe'den ciddi bonservis kazandırarak ayrılırdı. Ya bunun dışında bir konu kabul etmiyorum. Net bir şekilde söylüyorum bunu. Neden? Premier Lig'den ciddi teklifler geldi. 2 senedir falan böyle durum bu arada. Serie A'dan ciddi teklifler geldi. En son Ocak'ta Roma 15 verdi. O yüzden hep böyle tam bitecekken hatta menajerin geldiği döneme denk gelmişti bir sakatlığı. Uzun süreli sakatlıklar yaşadık. Yine benzeri oldu. Allah'tan bu sefer daha kısa süreli bir sakatlık."

Fener Global

274,335 görüntüleme • 16 gün önce

Bu güzel Ekim sabahında, Devlet Bahçeli’nin Türk siyasal hayatını sarsan tarihi çağrısıyla beraber köşe yazarlığına yeniden dönüyorum. Artık Türkiye’nin en popüler ve etkili medya platformlarından biri olan Ensonhaber’de düzenli yazı da kaleme alacağım. Haftaiçi Çarşamba ve Cuma günleri de Ensonhaber Youtube videolarımız da devam edecek. İstanbul bu sabaha sis içinde uyandı ama şimdi sis adım adım dağılıyor ve hava berraklaşıyor. Devlet Bahçeli’nin tarihi çağrısıyla başlayan süreç de Tusaş saldırısıyla sis içine boğulmak istense de başaramayacaklar, hava berraklaşacak ve bu sorun çözülecek. Terörsüz ve şiddetsiz bir Türkiye inşa edilecek bu sefer. Ben bunu sislerin ardında görüyorum. Hem Recep Tayyip Erdoğan hem de Devlet Bahçeli bu yoldan asla dönmüyor. Bilakis AK Parti ve MHP çevreleri içinden nifak çıkaracak olanların kulağı da sert şekilde çekiliyor Cübbeli örneğinde olduğu gibi. DEM’in Parti Meclisi’nin 21-22 Ekim’de toplanması sonucu hazırlanan sonuç bildirgesindeki çocuksu sözler ve Kürt meselesinin künhüne vakıf bir yazar olan Yıldıray Oğur’un tabiriyle ergen devrimci liseliler bildirisi tarzındaki gülünç ifadeler önemsenmemeli. Bu süreçte çok önemli ve kritik rol oynayacağına inandığım mevcut rejimin Falih Rıfkı Atay’ı pozisyonunda olan değerli dostum Abdülkadir Selvi de hadiseyi bence bu bağlamda ele almalı. Üstelik bu DEM PM toplandığında daha ortada Devlet Bahçeli’nin tarihi çağrısı da yoktu. Kıymetli entelektüel Ali Bayramoğlu’nun da yazdığı gibi her çatışma çözümü faydalar ve beklentiler üzerine kurulur. Sabırlı ve itinalı olmak gerekir. DEM içinden gelecek bu tür siyasetin s’sinden bile anlamayan Türk solunun mirası çocuksu tepkileri bitirmenin yolu da Devlet Bahçeli’nin gerçek anlamda devrimci çıkışını devam ettirmekten geçiyor. Abdullah Öcalan, İmralı’dan Ankara’ya bir özel güvenlikli ev hapishanesine gelir, DEM grubunda konuşma yapmak için TBMM’ye gitmesine bile gerek kalmaz. O evden DEM grubunu idare eder. Kandil ile o evdeki güvenli hattan istediği gibi konuşur, yönlendirir. Kamuoyuna yönelik konuşacaksa da yine o evden basın toplantısı yapar. Öcalan hem Kandil’i hem DEM’i yönetecek güce sahip olduğunu net şekilde iddia ediyor. Şimdi sıra Öcalan’ın bu iddiasını ispat etmesine fırsat tanınmasındadır. Devlet Bahçeli’nin açtığı ve Tayyip Erdoğan’ın da sonuna kadar desteklediği yol bu fırsat imkanını tanıyor. Zaten aynı PM bildirisinde DEM de parti olarak Abdullah Öcalan’ın tecridinin kaldırılarak başlarına geçmesini adeta talep ediyor. Doğrusu da budur. DEM Parti’nin yaklaşık yüzde 10 oy almasının baş sebebi Abdullah Öcalan’dır. Öcalan başka bir partiye destek olsa bu sefer yüzde 10 oyu o parti alır. DEM hiçbir oy alamaz. Bir insan eğer DEM milletvekili olarak seçiliyorsa zaten bu Abdullah Öcalan sayesindedir. DEM’in fiili genel başkanı zaten Abdullah Öcalan’dır. Biz Türkler için Abdullah Öcalan bir teröristbaşı. Fakat bu yüzde 10’luk kitle yani yaklaşık 8.5 milyon yurttaşımız Öcalan’ı Kürt halk önderi olarak görüyor. Bu 8.5 milyon insanımızdan müteşekkil sosyal tabanın Abdullah Öcalan’dan sonra en sevdiği siyasi aktör Selahattin Demirtaş da çok yapıcı ve güzel açıklamalarla Devlet Bahçeli’nin açtığı yola tam destek veriyor. Artık 2015’teki Demirtaş yok. Çok olgun ve yaşadıklarından ders almış bir yeni siyasetçi Selahattin Demirtaş var. Ben şahsen Selahattin Demirtaş’ın da Edirne döneminin kapanması ve Ankara’da bir özel güvenlikli ev hapishanesine Demirtaş’ın da gelmesi gerektiğini düşünüyorum. Yarın Cumhuriyetimizin 101. kuruluş yıldönümü. Ne yapacağız bu 8.5 milyon yurttaşımızı? Cumhuriyet çatısından dışlayacak mıyız? Cumhuriyet evinden onları kovacak mıyız? 101 senedir Cumhuriyet çatısı altından dindarları kov, Kürtleri kov, Alevileri kov, gayrimüslimleri kov. Herkesi bu çatıdan, bu evden kova kova Türkiye Cumhuriyeti ileri bir ülke olabildi mi?

Rasim Ozan Kütahyalı

526,528 görüntüleme • 1 yıl önce

Tam da “etnik ve siyasi bölücülük” olan bu videodaki sözler sözde bir öğretim üyesi-kamu görevlisi tarafından bu gece açık bir haber kanalında söylendi. Biz de diyoruz ki; Türkiye’de, Türk devletine, Türk Milletine, Türkçeye düşman kamu görevlileri, sözde akademisyenler var. Her fırsatta düşmanlıklarını kusuyorlar ve görevlerine devam edebiliyorlar. Bu durumu “demokrasi” ya da “insan hakları” kavramlarıyla açıklamaya çalışanlar kendilerini de milletimizi de kandırmasın... Hiçbir devlet, hiçbir millet bu çarpıklığa izin vermez. Hiçbir aklı başında insan, devletinin varlığına, milletinin birliğine, ülkesinin bütünlüğüne savaş açanları yok saymaz. Ülkemizin adı Türkiye. Devletimizin adı Türkiye Cumhuriyeti. Türk Milletinin mensuplarıyız. Ülkemize, devletimize, milletimize düşman; ülkemizi parçalamaya, milletimizi bölmeye, devletimizi yok etmeye çalışan terör örgütü artıklarına kadro, maaş ve unvan veriyoruz. Bu çarpıklığı, bu hukuksuzluğu, bu izansızlığı görmezden gelmeyeceğiz, yok saymayacağız. Yaşadığımız her gelişme, 40 bin kişinin katili, emperyalizmin taşeronu bir terör örgütünün meşru gösterilmesinin tehlikelerine dair uyarılarımızı haklı çıkarıyor, bölücülüğü sıradanlaştırıyor. Tehdit bitmedi… Deri değiştirdi… Söylediklerinin aslında bir anlamı ve gerçekliği yok. Ancak bir kamu görevlisinin, sözde bir akademisyenin terör örgütlerinin propagandasını yapabiliyor olması, devletimizin varlığı, milletimizin birliği ve ülkemizin bütünlüğü için daha duyarlı ve dikkatli olmamızı gerektiğini gösteriyor. Biz vatanımızı sokakta bulmadık. Devletimizi ABD'nin bağışladığı “on binlerce TIR silah”la kurmadık. Terör örgütünün uydurmalarını papağan gibi tekrarlayan üç beş hainin parçalayıp yıkmasına izin vermeyeceğiz. Rüzgar eken fırtına biçer.

Mustafa Destici

77,728 görüntüleme • 1 yıl önce