Video yükleniyor...

Video Yüklenemedi

Ana Sayfaya Dön

Özgür Özel'in tek başına Traktör selamlama devri kapandı artık. Sonunda 5 dk olsa İspanya başkanı Pedro Sanchez ile görüşme fırsatı buldu, çocuklar gibi mutlu. Bu CHP'lilerin ilk dış politika zaferi. 🤣

12,970 görüntüleme • 4 ay önce •via X (Twitter)

0 Yorum

Yorum bulunmuyor

Orijinal gönderinin yorumları burada görünecek

Benzer Videolar

Şaban Sevinç, Özgür Özel'in yaptığı 3.5 milyon liralık yolsuzluğun küçük bir yolsuzluk olduğunu "bu küçük hırsızlık" için hesap sormanın da ayıp olduğunu söylüyor. Taşrada orta halli bir ev parasının Uşak halkından çalınıp Özgür Özel'in kıçına kadife yapılmasını, makul ve meşru gören bir akıl, alay edilmeyi de çoktan haketmiştir ama ben ortada alay edilebilecek kadar bir aklın olmadığını düşünüyorum. Özgür Özel her gittiği mitingde, parti toplantısında insanlara bizim boğazımızdan haram lokma geçmez, tek bir haram kuruş geçtiyse Allah bin belamızı versin diyor. Üç gün sonra Uşak halkından çalınan bu para ortaya çıkınca da "Öderiz canım 3.5 milyon lira para mı?" diyorlar. Muhtemelen Özgür Özel'in haram lokma yemedik derken kastettiği kendi lokmaları. Özel'in lokmalarının 10'ar milyon lira olduğu söyleniyordu herhalde o yüzden 3-5 milyonu haram lokmadan saymıyor artık. Şaban Sevinç CHP'de tavşanın suyunun suyu bile değil ama 3.5 milyon liradan bahsederkenki umursamızlığı onun lokmaları hakkında da bilgi veriyor. Araba koltuğunun altına kaçan bozuk paradan bahseder gibi söylüyor 3.5 milyon lirayı. Uşak Belediyesi'nde çalışan bir memur belediyeye ait parayla kendi arabasının döşemesini yaptırmış olsa zimmet vs gibi suçlardan hapis yatmamalı mı yani? Türkiye'nin herhangi br belediyesinin 3.5 milyon lirasını kendi çıkarı için harcayan birisi, yasal olarak suç işlemiş midir işlememiş midir? Belediyeden 3.5 milyon lira çalan birisi hırsız mıdır değil midir? Şaban Sevinç bunun suç olmadığını söylüyor. Özgür Özel'in bu rezalete yaptığı savunma da en az olayın kendisi kadar rezilce. Şaban Sevinç de burada aynısını tekrarlıyor. CHP de ödeneği Uşak Belediyesi gibi devletten alıyormuş, o halde bunun ne kamuya ne zararı varmış? İşte insanın aklıyla alay etmek tam olarak budur. Özgür Özel hepimizin aklıyla alay ediyor, Şaban Sevinç'te onu anlayacak kadar da akıl yok. Mesela CHP Genel Merkezi, CHP'li vekillerin hakaret ve iftiradan aldıkları tazminat cezalarını ödüyor. Özgür Özel, Ali Mahir Başarır, Murat Emir gibi edebsiz insanlar devletin cumhurbaşkanından tutun hakimine savcısına kadar her kademesine küfürler, hakaretler, iftiralar yağdıracak ama bunun bedelini kendileri değil, CHP de değil, Uşak'taki fakir fukara ödeyecek. Ali Mahir'in milletin karısına kızına ettiği küfrün bedelini, niye Uşak halkı ödesin ki? Madem bu devletin sağ cebinden alıp sol cebine koyması gibi bir şey, neden bu parayı CHP Uşak'a ödemiyor da Uşak CHP'ye ödüyor? Hadi yarın her ile 3.5 milyon TL gönderin de şu tezinizi ispatlayın mesela. Şaban Sevinç Özgür Özel

Abese İrca

52,517 görüntüleme • 3 ay önce

Videoda söylediklerimin bir ütopya olmadığını yakın zamanda göreceksiniz. #CHP Genel Başkanı Özgür Özel, HDP eski lideri Selahattin Demirtaş'tan özür diliyor ve "2016 dokunulmazlık oylamasındaki kusurumuz için af diliyorum" diyor titreyen bir sesle. Bu sözlere, yıllardır hapiste olan Selahattin Demirtaş'ın ailesi ve yüz binlerce insan duygulanıyor, umutlanıyor. Özgür Özel: "Yarın, KHK ile hukuksuzca ihraç edilenlerden de özür dileyeceğim." Bu ima, 15 Temmuz sonrası mağdur edilen yüz binlerce insanı heyecanlandırıyor; öğretmenler, yargıçlar, memurlar hayatları altüst olmuş aileler! KHK mağduru eski öğretmen Ayşe, 2017'de ihraç edilmiş, "terör bağlantılı" diye damgalanmış. Kocası hastalanmış hayatını kaybetmiş, oğlu okulu bırakmış. "Belki adalet geliyor" diye mırıldanıyor, gözleri yaşlı. Ertesi gün, Özel kürsüde: "KHK'larla masumlar suçlu ilan edildi. Öğretmenler sınıflarından, doktorlar hastanelerinden koparıldı. Aileler dağıldı, çocuklar yetim kaldı. CHP olarak sesimizi yeterince yükseltmediğimiz için özür dilerim. Bu, iâdeiîtibâr mücadelesinin başlangıcı olsun." diyor. Özgür Özel Demirtaş mesaj gönderiyor: "Özürler yaraları sarar, özgürlük barışı getirir." Selahattin Demirtaş Siyasette hesaplaşma başlıyor; belki yeni ittifaklar doğuyor. Bu özür, kırık bir ulusun onarımının ilk adımı ama yol uzun! "Hakîkatin ortaya çıkışı üç evreden geçer. İlki hakîkatle dalga geçilir, ikincisi direnilir ve üçüncüsü hakîkat bariz olarak kabul edilir." Hiçliğin Mutlu Sessizliği - Aforizmalar Arthur Schopenhauer Bu bir ütopya değildir çünkü hakîkatin önünde sonunda ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır! #ÜtopyaDegilDostum

Sırrı Er

25,416 görüntüleme • 9 ay önce

Bu sahne bence çift taraflı. Şöyle ki, odak sadece Dicle’nin panik atağı değil, Erkan açısından da işleniş var. Dicle, o gece duyduğu sarsıcı gerçeğin içinde, Erkan’ın luna park hamlesi ile kaybolmasa da eve dönüp yalnız kalınca, duyduklarının ağırlığı ile panik atak geçiriyor. Erkan muhtemelen Dicle’ye iyi geceler dilemek için odaya girdiği anda karşılaştığı manzara ile durumu farkedip hemen Dicle’nin yanına geçiyor. Durumu kontrol etmek, geçiştirmek veya Dicle’yi sakinleştirmek yerine alnını Dicle’nin alnına koyup, derin nefes alış verişine başlıyor. Elleri ile Dicle’nin yüzüne ve daha sonra bileklerime temas ediyor. Erkan, Dicle’nin yaşadığı şeyin çok normal olduğunu ama bu süreçte artık tek başına olmadığını, birlikte göğüs gereceklerini söylüyor özellikle. Nasıl ki Dicle’nin köklerini, geldiği yeri ve kim olduğunu silmiyor, kabulleniyorsa; Dicle’nin yaşadıklarını da bir kenara atmak yerine getirilerine karşı Dicle ile birlikte durmayı göze alıyor. Biz ayrıca bu sahne ile Dicle’nin, Erkan’ın varlığı ile kendini ne kadar güvende hissettiğini görüyoruz. Öyle ki yatağa uzandıklarında Dicle, Erkan’a yöneliyor direkt. Evli oldukları ve haklı olduğu halde Erkan, o yatağa yatmak yerine Dicle’ye, uyuyana kadar koltukta oturmayı teklif ediyor. Dicle’nin kişisel alanına saygı duyuyor ve Dicle isteyene kadar birlikte yatmayı teklif etmiyor bile. Erkan Aldur bir markadır diyoruz YİNE! Ayrıca o gece Erkan’ın kendisine aşık olduğunu anlayan Dicle, bundan sonra aynı yatağı paylaşmak istediğini söylüyor. “Senin belin ağrıyor orada” repliği bunun için. “Artık o rahatsı yerde yatmana gerek yok” diyor. Sahnede Erkan’la ilgili bir detay var. Erkan luna parktaki anlarını anlatırken “ben en ne zaman Luna parka gittim, en son ne zaman bu kadar eğlendim, hatırlamıyorum.” diyor. Luna parkta salıncağa bindiklerinde de “ben de ilk defa biniyorum.” demişti. Bu iki an bize Erkan’ın çok küçük yaşta Luna parka gittiğini ve bir daha da gitmediğini söylüyor. Çünkü o salıncak gibi bazı oyuncaklarda yaş sınırı var. Demek ki salıncağa binemeyecek kadar küçük yaşta gitmiş. Erkan eğlenceli ve mutlu bir çocukluk geçirmemiş. Dicle’nin uyuduğunu farketmesi ile birlikte Dicle’ye sokularak “ben de bir tek senin yanında mutlu oluyorum, sen benim yanımdayken huzurlu oluyorum.” diyor. Erkan’ın mental ve duygusal olarak Dicle’nin yanında mutlu ve huzurlu olduğunu önceli bölümlerde görmüştük zaten, Erkan bunu söze döküyor. Çünkü Erkan, ruhunun bir türlü uyuşmadığı ve kendisinden sürekli etikete uymasını bekleyen o dünyada kendi olamıyordu ve yalnızdı. Dicle ile beraber kendi olabilme cesaretini gösterdi ve yalnızlığı son buldu. Bu da Erkan’ın, duygusal olarak Dicle’ye neden bu kadar bağlandığını açıklıyor. Dicle’nin kokusunu içine çekip, Dicle’nin avuç içine öpücük kondurarak uyuyor. Kamera birlikte huzur içinde uyuyan #DicEr ‘den Furtuna kıyamet giden pencereye dönüyor. Dışarıda fırtına kıyamet koparken, onlar birlikte mutlu ve huzurlular. Dışarıdan gelen gürültü ve soğuk, yan yana oldukları sürece onları rahatsız etmiyor. Bu da Erkan ve Dicle’nin birbirlerine ait olduklarını, birlikte kaldıkları sürece hiçbir şeyin onları etkilemeyeceğinin sinematik anlatımıdır. #SevdiğimSensin

LadyG.

43,077 görüntüleme • 1 ay önce

UMUT koyduk adını; İstanbul’da kanala atılan 7 köpeğin sonuncusu, beş ayı aşkın zamandır o kirli suyun içinde, son iki ayını tek başına olmak üzere yaşama tutunmaya çalışıyordu. Çok zorladı bizi ama ondan hiç vazgeçmedik, umudumuzu kaybetmedik, İstanbul’a 6.gidişimizde kapana sokmayı başardık sonunda; başta Dr.Hakan Bahadır🇹🇷 olmak üzere Bahçelievler Belediyesi 🇹🇷 imdadımıza yetişti, Bark ekibinin çalışması ve Dr.Hakan Bahadır🇹🇷 ın bizzat katılımı ile kapanı gün yüzüne çıkardık. O şimdi çok güzel bir yerde, bundan sonraki hayatında özgür ve mutlu yaşayacak olması en büyük sevincimiz. Tüm bu çalışmamız esnasında ne yaptığımızı merak eden birçok insanla da konuşma fırsatı bulduk ve gördük ki aslında halkımızın büyük bir çoğunluğu hayvanlara karşı merhametli; ne halkımız ne de valisinden barınakta çalışan işçiye kadar kamu çalışanlarının hiçbiri sokak hayvanlarını tehlike olarak görmüyorken, küçük bir azınlığın sırf var olmaları sebebiyle yaptığı şikayetler ciddiye alınıp, özellikle Ali Yerlikaya nın , yanlış politika ve valilikler aracılığıyla kurduğu baskı yüzünden, zararsız ve sosyalleşmiş bu canların hayatına mal olan telafisiz uygulamalara sebep olunuyor. Sayın cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ın bu gerçeğe kulak vermesini, kültürümüze inancımıza uymayan mevcut uygulamaları sonlandırma ve 5199 sayılı yasada insani çözüm üretecek değişiklik yapma yönünde meclisi harekete geçirecek adımlar atmasını tüm kalbimizle istiyoruz . Umut’un hikayesinin tüm sokak hayvanlarının son zamanlarda çok kötü giden kaderini değiştirecek bir umut olmasını diliyoruz. Duyarlılığı sebebiyle başta Dr.Hakan Bahadır🇹🇷 olmak üzere Bahçelievler Belediyesi 🇹🇷 ve emeği geçen herkese çok teşekkür ediyor, insanca bu tavrın tüm belediyelere örnek olmasını diliyoruz.

Eskişehir Besleme Grubu

10,608 görüntüleme • 11 ay önce

SURİYE’DE YAŞANANLARIN ÖZETİ: 1-Türkiye temel 2 amacı olan PKK/YPG terör örgütü ile mücadele ve ülkedeki milyonlarca sığınmacının güvenli geri dönüşü için Esad ile görüşmek istedi. Esad Türkiye’nin Suriye’deki askerlerini geri çekme şartını koştuğu için bu mümkün olmadı. 2-Türkiye, dünyada yaşanan gelişmeler nedeniyle bütün ülkeler başka bir ülkeyle uğraşıyorken Suriye’de oluşmuş güç boşluğunu da fırsat bilerek muhalif güçlere Esad’ı devirmek amacıyla harekete geçmek için onay verdi. HTŞ bu sefer SMO ile iş birliği yapıp Türkiye’nin de etkisiyle daha ılımlı bir güce dönüştü. Yabancı kaynaklar da HTŞ’yi artık terör örgütü olarak tanımlamıyor. 3-Suriye’deki olaylar yaşanmadan önce, Türkiye’nin iç ve dış siyasetinde bir hazırlık olduğunun sinyalini veren birçok gelişme yaşandı. Bunlardan en önemlileri Sayın Devlet Bahçeli’nin sürpriz açıklamaları, MHP resmi hesabından yapılan “vakit tamamdır, söz konusu vatandır” paylaşımlarıydı. Ancak bütün süreç, istihbari ve diplomatik zekanın da yönlendirmesiyle çok sessizce ve temkinli bir şekilde yürütüldü. 4-Yaşanan süreçte ne yerli ne de yabancı medyada kimsenin ama kimsenin değinmediği (veya değinmekten çekindiği) çok önemli bir amaç daha vardı: İSRAİL TEHDİDİNİ YOK ETMEK. İsrail bariz bir şekilde Lübnan’dan sonra Suriye’de cephe açmaya hazırlanıyordu. ABD de yıllardır YPG’ye silah taşıyarak aslında bugünlerin zeminini hazırlıyordu. Satrançta olduğu gibi eğer ilk şahı Türkiye çekmeseydi, İsrail Esad ile de anlaşarak Suriye’ye girecek, YPG ile birleşerek Türkiye için varoluşsal bir tehdit oluşturacaktı. Bu önemli detayın kimse tarafından konuşulmamasını hayretle karşılıyorum. Halbuki son aylardaki bütün resmi açıklamalar bariz bir şekilde bunu gösteriyordu. Netanyahu Lübnan’da ateşkes yapıldığı gün “Esad ateşle oynuyor” dediği anda bunun sinyali verilmişti. Benim son aylardaki bütün paylaşımlarım da “yanıbaşımıza, sınırlarımıza yaklaşmakta olan İsrail tehdidi” üzerine. SURİYE’DE OLUŞACAK YENİ DENKLEM HAKKINDA: 1-Suriye’de Rusya ve İran’ın ön planda olduğu güç dengeleri kalıcı olarak Türkiye’nin lehine değişti. 2-ABD ve İsrail, Esad gibi bir piyonun devrildiği bir denklemde, artık ülkede “işgalci” konumundalar. İsrail basını şunu yazıyor: “Zayıf bir Esad İsrail’in işine geliyordu ama devrilmiş bir Esad değil”. İsrail zaten Suriye’de BM tarafından işgalci olarak tanınıyor ve BM Genel Kurulu daha birkaç gün önce İsrail’e Golan Tepeleri’ni terk etme çağrısında bulundu. ABD ise Suriye’de “YPG’li ortaklarla DEAŞ ile mücadele ediyoruz” argümanıyla bulunuyordu. Oluşan yeni denklemde bu retoriği sürdürmesi zor gözüküyor. 20 Ocak’a kadar Türkiye sahada ve masada elini daha da güçlendirirse, Trump ile oturulacak masada Trump’ın Project 2025’te de kendisine tavsiye edildiği gibi YPG’ye sırt çevirme ve Suriye’den askerleri çekme kararı alması çok olası gözüküyor. 3-İsrail, Hamas ve Hizbullah ile karşı karşıya geldikten sonra ilk defa Suriye’de mevcut bulunan TSK yani düzenli bir ordu ve NATO üyesi bir ülke ile karşı karşıya gelmiş olacak. İşgal ettiği bir ülkede “meşru müdafaa hakkını” savunması veya doğrudan Türkiye ile savaşması mümkün değil. Suriye’de bariz şekilde köşeye sıkışmış durumda. 4-Suriye’de ilk başta kurulacak geçici hükümet de, seçimle başa gelecek yeni hükümet de Türkiye ile ekonomik, ticari ve askeri açıdan çok yakın olacak. Türkiye, Suriye’nin yeniden inşasında aktif rol oynayacak. Hakan Fidan’ın da açıkladığı gibi PKK/YPG ile hiçbir masaya oturulmayacak. Tıpkı Irak’ta olduğu gibi, zaten Suriyeli olmayan bu örgüt “yasaklı örgüt” listesine alınacak. 5-Türkiye’de hiç Suriye’yi görmeden doğmuş büyümüş Suriyeli çocuklar, aileleriyle birlikte yeniden hayatlarını inşa edebilme fırsatı bulmuş, Türkçe öğrenmiş milyonlarca Suriyeli Suriye’ye dönerek Suriye’nin yeniden inşa edilmesinde aktif rol oynayacaklar. Bu insanlar Türkiye ile “komşu ülkenin” ötesinde özel bağlar kuracaklar. İleriki süreçlerde “referandum” opsiyonu bile gündeme gelebilir. Ancak henüz şu aşamada amaç bu değil. 6-Suriye’de yaşananlar bir domino etkisi yaparak bütün bölgeye yayılacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın en son yaptığı açıklamada “Lübnan’a destek verileceği” ifadesini de önemli buluyorum. Suriye’den sonra Lübnan gibi başka ülkelerde de Türk varlığı, gücü ve etkisinin artacağı aşikar. 7-Yaşanan her şey şunu da açıkça gösteriyor ki Netanyahu hükümeti için de tıpkı Esad rejiminde olduğu gibi sonun başlangıcı gözükmüş oldu. Trump döneminde Esad gibi Netanyahu’nun da uluslararası mahkemelerce yargılandığına şahit olabiliriz. Çok büyük ihtimalle İsrail’de yeni bir hükümet kurulacak ve bu hükümetle Filistin devletinin kuruluşuna şahit olacağız. Bu süreçte de Türkiye aktif rol oynayacak.

Öznur Küçüker Sirene

488,478 görüntüleme • 1 yıl önce

Türk şarkıcı Rafet El Roman ile manken Tuğba Altıntop’un kızı. Berlin'de yaşayan genç müzisyen, söz ve müziği kendisine ait olan "Oyunbozan" şarkısına klip çeken Su El Roman: 🔹 Oyuzbozan klip çekimini ve bu çekimin kamera arkasını vlogladım. 🔹 Bu klip için aklımda üç farklı sahne vardı ve komple üç gün çektik. 🔹 Tüm kreatif görsel yönetmenliğini ben yaptım. 🔹 Klipte gördüğünüz tüm fikirler hepsi benden çıktı, moodboard'ları ben yaptım. 🔹 Setleri dahil etmek istediğim objeler, detaylar, renkler hepsi gerçekten benim fikrimdi. 🔹 En önemlisi böyle bir proje fikirlerim ne kadar güzel olsa da yalnız başına gerçekleştirilmiyor, o yüzden çok şanslıydım. 🔹 Beni ve tarzımı çok iyi anlayan bir ekip buldum ve böylelikle birinci günümüze başlamış olduk. 🔹 Bu şarkıyı ben ilk dinlediğimde direkt aklıma böyle bir canlı müzisyen ekibi gelmişti. 🔹 Yüzde yüz müzisyenleri dahil etmek zorundaydım o yüzden de ilk onlarla başladık. 🔹 Sıra sıra önce davullar, sonra bas, en sonunda gitar detayları aldık. 🔹 Gitar sıraya geldiğinde ben hazırlanmaya geçmiştim, o yüzden gitarı çekemedim. 🔹 Burada outfit'imi giymiş oldum ve sete doğru geçtim. 🔹 İlk olarak zaten ilk başta benim de tekliklerimi almak vardı aklımızda bu çamaşırların önünde. 🔹 Çamaşırlarla biraz oynamayı zaten hayal etmiştim, onları da yaptık ve sahneler hayal ettiğimden daha da güzel çıktı. 🔹 Müzisyenlerle yine birkaç çekim yaptıktan sonra seti kurmaya başladık yani asıl seti. 🔹 Diğer vlog'da zaten bu sandalyelerin, masanın boyanmasını, radyo alayışımı, bu setin hazırlığını göstermiştim. 🔹 Burada ama yine böyle son final dokunuşlarla işte burada idollerimi astık mesela duvara benim için önemli bir detayıdı. 🔹 Onları burada hallettikten sonra yine denizle son böyle o birinci açılış sahnesinin prova yaptık. 🔹 Çünkü bu açılış sahnesi gerçekten de one take olmalıydı yani tek çekimde her şey herkes rolünü yüzde yüz yapmalıydı. 🔹 Bunun haricinde tabii başka sahneler de çektik ama artık o kadar meşguldüm ki vloglayamadım. 🔹 Setimizi bitirdik, birinci günümüzü ben eve geldim, çok yorgundum, aşırı yorgundum ve açtım. 🔹 Ama bugünlük işim henüz bitmemişti çünkü ertesi gün ikinci gün çekimimiz vardı ve o gün için bu gözüme takmak istediğim kalp formundaki göz kapağını yaptım. 🔹 Gerçekten el yapımı arkadaşlar gurur duyuyorum. 🔹 Gördüğünüz gibi artık böyle sonuna doğru her şeyi göz kararıyla yaptım, simetriyi de artık boş verdim çünkü çok yorgundum. 🔹 Yine de tam hayal ettiğim gibi oldu, ertesi gün bir de buna lastik taktım ve artık ikinci gün vlog'da görüşürüz, klipi şimdi YouTube'da izleyebilirsiniz.

BUZZ medya

53,847 görüntüleme • 6 gün önce

(18+) Videolardan bazıları üst seviye küfür barındırıyor. Ortalık bir yerde açmamalısınız. Özgür Özel'in okullar basılmasın diye bulduğu çözüm 65 bin güvenlik görevlisi atamak. Baskın okulda gerçekleştiği için dümdüz bir mantıkla her okula bir güvenlik görevlisi koyarak meselenin çözülebileceğini sanıyor. Mesela saldırganın "okulda silahlı güvenlik görevlisi var ben en iyisi okul yolunu kana bulayayım" diyeceğini düşünemiyor. Okul yoluna da üçer dörder güvenlik koymak lazım. Türkiye'de bazı okullar 4-5 bin öğrencili ve çok geniş bir alana yayılmış durumda. Bir güvenlik görevlisi ile olacak iş değil oraya da en az üç dört tane lazım. Okul civarında öğrencilerin takıldığı kafeler, parklar da var. Özgür Özel'in bulduğu çözüm için polis teşkilatına yakın büyüklükte bir okul güvenlik teşkilatının kurulması gerekiyor ve bulduğu çözüm, kendisini öldürmeyi göze almış bir çocuğu başkalarını öldürmeden önce emekli bir askere öldürtmek üzerine kurulu. Özgür Özel için bu sonuç bir sorun teşkil etmiyor anladığımız kadarıyla. Bomboş bir konuşma, her zaman olduğu gibi ne sorunu anlayabilmiş ne de çözüme dair mantıklı bir fikir üretebilmiş. ( Videonun son bölümünde o konuşması var.) Bugün Dünya çapında korkutucu bir hızla gerçekleşen kültürel bir değişim ile karşı karşıyayız. Toplumsal reflekslerin hızı, artık teknolojinin hızına yetişemiyor, günümüzün insan hakları, fikir özgürlükleri tanımları üzerine inşa edilmiş kanunları, internetin ortaya çıkardığı sayısız sorunu çözemeyecek kadar hantallaşmış durumda. Binlerce yıllık insanlık tarihinin vardığı noktada aileleri tarafından değil sanal bir bakıcı tarafından yetiştirilen bir nesil ile karşı karşıyayız. Ölmek ve öldürmek kavramlarını "sanal dünya ölümsüzlüğü"nde öğrenen milyonlarca hatta milyarlarca çocuk ve genç şu an aramızda. Dünyadaki bütün çocukların birbirine bu kadar benzediği bir dönem daha önce yaşanmamıştı. 7-8 yaşından itibaren son derece gerçekçi grafiklere sahip katliam alanlarında, günde 100-200 sanal cinayet işleyen, bir o kadar da ölüp ölüp yeniden dirilen çocukların, ölmek ve öldürmek kavramlarını anlamakta zorlanması, aslında o kadar da şaşırtıcı bir durum değil. Google'a PUBG cinayetleri yazıp aratırsanız ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız. Tabii bütün suçu spesifik bir oyunun üzerine atarak kurtulamayız. Burada anlatmaya çalıştığım, bir insanın davranışlarını düzenleyen ve ruh halini belirleyen dopamin gibi çok hassas dengelere sahip hormonları, yapay zekanın da devreye girmesiyle artık kolayca manipüle edebilen bir algoritmalar dünyasında yaşıyor olduğumuz gerçeği. Yakın geçmişe kadar kişinin davranışlarına göre oluşturulan algoritmalar, artık kişilerin davranışlarını yönlendirecek şekilde oluşturulmaya başlandı. Asıl büyük tehlike psikolojisi bozuk birkaç çocuğun okulda katliam yapma ihtimali değil maalesef. Asıl büyük tehlike, psikolojisi bozuk toplumların ortaya çıkma ihtimali. Dünyanın en çok silaha ve silahlı personeline sahip ülkesi olan, dünyada okulları polis tarafından korunan beş ülkeden biri ve en iyi korunanı olan Amerika, aynı zamanda dünyada en çok okul baskınının ve öğrenci katliamının yaşandığı ülke durumunda. ABD'deki her okulda 3-4 silahlı güvenlik görevlisi var. Nüfusa oranla en çok polise, eyaletlere has emniyet güçlerine ve muazzam imkanları olan iç istihbarat birimlerine rağmen bu sorunu çözemiyor. Özgür Özel'in soruna getirmeyi düşündüğü çözümün alameti farikasının ABD'de işe yaramadığını net şekilde görüyoruz. Özgür Özel, biraz derinlemesine düşünmeyi gerektiren her meselede olduğu gibi bu konuda da hükümete alternatif olamayacağını ispatlamış oldu. Acilen yapılması gereken ilk şey, sosyal medyanın çocuklara ve gençlere kontrolsüz şekilde ulaşmasının önüne geçmek. Şu an internete bağlanma imkanı olan her çocuğun uçsuz bucaksız bir pornografi ve dipsiz bir şiddet arşivi ile arasında birkaç tuş var. Bugünün çocukları, anne babalarımızın zihninde ihtimalinin bile izi olmayan, bizim ise çoğumuzun kırk elli yaşına gelmeden varlığından dahi haberdar olmadığımız acayipliklerle o yaşlarda karşılaşıyorlar. Bu ise çocuğun sapkın olduğunu değil sıradan bir çocuk olduğunu gösteriyor. Sizin büyüdüğünüz evde bir fırsatını bulunca kurcalamadığınız bir kutu, anahtarını bulup da açmadığınız kilitli bir kapı kalmış mıydı mesela? O da her çocuk gibi büyüdüğü yerdeki her şeyi merak ediyor doğal olarak. İşte Özgür Özel'in ve genel olarak da muhalefetin anlamadığı nokta tam burası. İnternet denetimine yönelik düzenlemeleri, özgürlüklere yönelik bir saldırı olarak algılayıp gençleri de bunun üzerinden kışkırtmaya çalışıyorlar. Şu an CHP'nin koca koca milletvekillerinden tutun, gençlik örgütlerine kadar her unsuru, internetin devlet tarafından denetlenebilmesine karşı çıkıyor. Dahası hazırladıkları görsellerle, videolarla bir de "oyunuma karışma" isminde kampanya yürütüyorlar. Yani çocukların denetimsiz bir sanal dünyada psikolojilerinin bozulmasına izin verelim, okula saldıran olursa da "şahane kıyafeti olan" emekli bir askere işini bitirtiriz diyorlar. Çocukların psikolojisinin bozulmasını engelleyecek önlemlerin alınmasına karşı çıkıp hükümeti çocuklara şikayet ediyorlar. Dünyada buna karşı çıkan CHP iriliğinde bir muhalefet partisi de yok bu arada. Kedi köpeğin bile yavrusuna kural koyduğu şu alemde çocuklara ve gençlere sınırsız bir internet özgürlüğü vaadediyor CHP. Her konuda Avrupa Birliği'ni örnek gösteren Özgür Özel, Avrupa'nın hiçbir ülkesinde olmayan okul güvenliği gibi çalışmadığı canlı örneklerle ispatlanmış bir uygulamayı önerdiği gibi Avrupa'nın tamamında uygulanan gençler ve çocuklara yönelik internet önlemlerine de karşı çıkıyor. Halbuki daha geçen gün Pedro Sanchez İspanya'da ne yapıyorsa biz de Türkiye'de aynısını yapacağız diye ballandıra ballandıra anlatıyordu. İspanya, sadece Avrupa'da değil dünya genelinde çocuklara yönelik en sert internet önlemlerinden birini hayata geçirdi bu yıl. Özgür Özel, 7/24 ağzından düşürmediği adamın ne yaptığından da habersiz. Yaşını bilmesem onun da eline tablet verilip büyütülen nesilden olduğuna dair yemin edebilirdim. Aşağıda bazı PUBG videoları var. Youtube birbirine sürekli küfür eden, ölümle tehdit eden hatta buluşup birbirini bıçaklayan oyuncuların videolarıyla dolu. Tekrar edeyim bir oyun tek başına çocukların hayatına yön veremez ama bunun sadece bir oyun olmadığını da anlamak gerek. Aşağıda örneğini gördüğümüz, bizden sonraki neslin yoğun şekilde maruz kaldığı sosyal medya dili. Bu dil de toplumu dönüştürme amacıyla oluşturulmuş algoritmik unsurlardan birisi. Bunlar gibi çok sayıda unsurun biraya geldiğini düşünün. Bir sonraki paylaşımda buradan devam ederiz. Saygılar.
2:41

Sensitive content

(18+) Videolardan bazıları üst seviye küfür barındırıyor. Ortalık bir yerde açmamalısınız. Özgür Özel'in okullar basılmasın diye bulduğu çözüm 65 bin güvenlik görevlisi atamak. Baskın okulda gerçekleştiği için dümdüz bir mantıkla her okula bir güvenlik görevlisi koyarak meselenin çözülebileceğini sanıyor. Mesela saldırganın "okulda silahlı güvenlik görevlisi var ben en iyisi okul yolunu kana bulayayım" diyeceğini düşünemiyor. Okul yoluna da üçer dörder güvenlik koymak lazım. Türkiye'de bazı okullar 4-5 bin öğrencili ve çok geniş bir alana yayılmış durumda. Bir güvenlik görevlisi ile olacak iş değil oraya da en az üç dört tane lazım. Okul civarında öğrencilerin takıldığı kafeler, parklar da var. Özgür Özel'in bulduğu çözüm için polis teşkilatına yakın büyüklükte bir okul güvenlik teşkilatının kurulması gerekiyor ve bulduğu çözüm, kendisini öldürmeyi göze almış bir çocuğu başkalarını öldürmeden önce emekli bir askere öldürtmek üzerine kurulu. Özgür Özel için bu sonuç bir sorun teşkil etmiyor anladığımız kadarıyla. Bomboş bir konuşma, her zaman olduğu gibi ne sorunu anlayabilmiş ne de çözüme dair mantıklı bir fikir üretebilmiş. ( Videonun son bölümünde o konuşması var.) Bugün Dünya çapında korkutucu bir hızla gerçekleşen kültürel bir değişim ile karşı karşıyayız. Toplumsal reflekslerin hızı, artık teknolojinin hızına yetişemiyor, günümüzün insan hakları, fikir özgürlükleri tanımları üzerine inşa edilmiş kanunları, internetin ortaya çıkardığı sayısız sorunu çözemeyecek kadar hantallaşmış durumda. Binlerce yıllık insanlık tarihinin vardığı noktada aileleri tarafından değil sanal bir bakıcı tarafından yetiştirilen bir nesil ile karşı karşıyayız. Ölmek ve öldürmek kavramlarını "sanal dünya ölümsüzlüğü"nde öğrenen milyonlarca hatta milyarlarca çocuk ve genç şu an aramızda. Dünyadaki bütün çocukların birbirine bu kadar benzediği bir dönem daha önce yaşanmamıştı. 7-8 yaşından itibaren son derece gerçekçi grafiklere sahip katliam alanlarında, günde 100-200 sanal cinayet işleyen, bir o kadar da ölüp ölüp yeniden dirilen çocukların, ölmek ve öldürmek kavramlarını anlamakta zorlanması, aslında o kadar da şaşırtıcı bir durum değil. Google'a PUBG cinayetleri yazıp aratırsanız ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız. Tabii bütün suçu spesifik bir oyunun üzerine atarak kurtulamayız. Burada anlatmaya çalıştığım, bir insanın davranışlarını düzenleyen ve ruh halini belirleyen dopamin gibi çok hassas dengelere sahip hormonları, yapay zekanın da devreye girmesiyle artık kolayca manipüle edebilen bir algoritmalar dünyasında yaşıyor olduğumuz gerçeği. Yakın geçmişe kadar kişinin davranışlarına göre oluşturulan algoritmalar, artık kişilerin davranışlarını yönlendirecek şekilde oluşturulmaya başlandı. Asıl büyük tehlike psikolojisi bozuk birkaç çocuğun okulda katliam yapma ihtimali değil maalesef. Asıl büyük tehlike, psikolojisi bozuk toplumların ortaya çıkma ihtimali. Dünyanın en çok silaha ve silahlı personeline sahip ülkesi olan, dünyada okulları polis tarafından korunan beş ülkeden biri ve en iyi korunanı olan Amerika, aynı zamanda dünyada en çok okul baskınının ve öğrenci katliamının yaşandığı ülke durumunda. ABD'deki her okulda 3-4 silahlı güvenlik görevlisi var. Nüfusa oranla en çok polise, eyaletlere has emniyet güçlerine ve muazzam imkanları olan iç istihbarat birimlerine rağmen bu sorunu çözemiyor. Özgür Özel'in soruna getirmeyi düşündüğü çözümün alameti farikasının ABD'de işe yaramadığını net şekilde görüyoruz. Özgür Özel, biraz derinlemesine düşünmeyi gerektiren her meselede olduğu gibi bu konuda da hükümete alternatif olamayacağını ispatlamış oldu. Acilen yapılması gereken ilk şey, sosyal medyanın çocuklara ve gençlere kontrolsüz şekilde ulaşmasının önüne geçmek. Şu an internete bağlanma imkanı olan her çocuğun uçsuz bucaksız bir pornografi ve dipsiz bir şiddet arşivi ile arasında birkaç tuş var. Bugünün çocukları, anne babalarımızın zihninde ihtimalinin bile izi olmayan, bizim ise çoğumuzun kırk elli yaşına gelmeden varlığından dahi haberdar olmadığımız acayipliklerle o yaşlarda karşılaşıyorlar. Bu ise çocuğun sapkın olduğunu değil sıradan bir çocuk olduğunu gösteriyor. Sizin büyüdüğünüz evde bir fırsatını bulunca kurcalamadığınız bir kutu, anahtarını bulup da açmadığınız kilitli bir kapı kalmış mıydı mesela? O da her çocuk gibi büyüdüğü yerdeki her şeyi merak ediyor doğal olarak. İşte Özgür Özel'in ve genel olarak da muhalefetin anlamadığı nokta tam burası. İnternet denetimine yönelik düzenlemeleri, özgürlüklere yönelik bir saldırı olarak algılayıp gençleri de bunun üzerinden kışkırtmaya çalışıyorlar. Şu an CHP'nin koca koca milletvekillerinden tutun, gençlik örgütlerine kadar her unsuru, internetin devlet tarafından denetlenebilmesine karşı çıkıyor. Dahası hazırladıkları görsellerle, videolarla bir de "oyunuma karışma" isminde kampanya yürütüyorlar. Yani çocukların denetimsiz bir sanal dünyada psikolojilerinin bozulmasına izin verelim, okula saldıran olursa da "şahane kıyafeti olan" emekli bir askere işini bitirtiriz diyorlar. Çocukların psikolojisinin bozulmasını engelleyecek önlemlerin alınmasına karşı çıkıp hükümeti çocuklara şikayet ediyorlar. Dünyada buna karşı çıkan CHP iriliğinde bir muhalefet partisi de yok bu arada. Kedi köpeğin bile yavrusuna kural koyduğu şu alemde çocuklara ve gençlere sınırsız bir internet özgürlüğü vaadediyor CHP. Her konuda Avrupa Birliği'ni örnek gösteren Özgür Özel, Avrupa'nın hiçbir ülkesinde olmayan okul güvenliği gibi çalışmadığı canlı örneklerle ispatlanmış bir uygulamayı önerdiği gibi Avrupa'nın tamamında uygulanan gençler ve çocuklara yönelik internet önlemlerine de karşı çıkıyor. Halbuki daha geçen gün Pedro Sanchez İspanya'da ne yapıyorsa biz de Türkiye'de aynısını yapacağız diye ballandıra ballandıra anlatıyordu. İspanya, sadece Avrupa'da değil dünya genelinde çocuklara yönelik en sert internet önlemlerinden birini hayata geçirdi bu yıl. Özgür Özel, 7/24 ağzından düşürmediği adamın ne yaptığından da habersiz. Yaşını bilmesem onun da eline tablet verilip büyütülen nesilden olduğuna dair yemin edebilirdim. Aşağıda bazı PUBG videoları var. Youtube birbirine sürekli küfür eden, ölümle tehdit eden hatta buluşup birbirini bıçaklayan oyuncuların videolarıyla dolu. Tekrar edeyim bir oyun tek başına çocukların hayatına yön veremez ama bunun sadece bir oyun olmadığını da anlamak gerek. Aşağıda örneğini gördüğümüz, bizden sonraki neslin yoğun şekilde maruz kaldığı sosyal medya dili. Bu dil de toplumu dönüştürme amacıyla oluşturulmuş algoritmik unsurlardan birisi. Bunlar gibi çok sayıda unsurun biraya geldiğini düşünün. Bir sonraki paylaşımda buradan devam ederiz. Saygılar.

Abese İrca

130,498 görüntüleme • 4 ay önce

Trump'ın Rusya Tavizleri Son dönemde ABD'nin Ukrayna savaşı bağlamında yürüttüğü diplomatik trafik, dikkat çekici bir dönemece girmiş durumda. Washington, Rusya ile barış masasını kurma çabasında aktif rol oynarken, gündeme gelen bazı iddialar ve tekliflerin yankısı yalnızca Kiev’de değil, Avrupa başkentlerinde de tedirginlik yaratıyor. Özellikle ABD'nin kalıcı bir ateşkes karşılığında Rusya’ya uygulanan yaptırımları hafifletmeyi teklif ettiği yönündeki haberler, Trump yönetiminin dış politika çizgisini açık biçimde ortaya koyuyor. Bu yaklaşım, baskıdan ziyade teşvikle sonuca ulaşma niyeti taşıyor gibi görünüyor. Trump’ın daha önce de benimsediği pragmatik dış politika çizgisi, bu hamleyle yeniden sahneye çıkmış olabilir. Ancak bu öneri, Ukrayna'nın direnişini ve Avrupa’nın dayanışmasını sekteye uğratma potansiyeli taşıyor. Çünkü yaptırımların gevşetilmesi, Rusya’nın işgalci tutumuna zımnen de olsa bir meşruiyet kazandırabilir. Elbette ABD, Çin’i çevrelemek ve izole etmek için Rusya’yla belli ölçüde yakınlaşmaya ihtiyaç duyuyor; bu strateji Washington açısından kaçınılmaz görünüyor. Ancak Çin’i yalnızlaştırma çabası sürdükçe, ABD de kendi yalnızlığını derinleştirecek ve sonunda Avrupa’daki müttefiklerini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalacaktır. Daha da çarpıcısı, ABD'nin Ukrayna’nın bölünmesini temel alan bir plan üzerinde durduğu iddiası. Rusya'nın işgal etmiş olduğu Kırım bölgesi dahil bölgelerin tümünü Rusya'ya bırakarak ülkenin doğusu ve batısı arasında kalıcı bir bölünme öngörülüyor. Nitekim savaşın ilk günlerinde bu senaryoya dikkat çekmiş, Dinyeper’in olası bir ayrım hattı olabileceğini ifade etmiştim. Önerinin ardında, Soğuk Savaş dönemindeki iki Almanya modelinden esinlenildiği belirtiliyor. Ancak, Ukrayna yönetimi defalarca toprak bütünlüğünden taviz vermeyeceğini açıkça ilan etti. Böyle bir öneri yalnızca Moskova’nın elini güçlendirir ve Avrupa'nın güvenlik mimarisini doğrudan tehdit eder. Böylesi bir durumda Ukrayna, toprak bütünlüğü konusunda yalnız kalmayacaktır. Rusya ise boş durmuyor. Yakın zamanda Rusya Dış İstihbarat Servisi, Ukrayna'nın tarafsız, silahsızlandırılmış ve nükleer silahlardan arındırılmış bir ülke olması gerektiği yönünde bir açıklama yaptı. Bu taleplerin özü, Ukrayna'nın egemenliğine ağır bir müdahaledir. Bu şartların kabulü, Ukrayna’yı savunmasız bırakmakla kalmaz, Rusya’nın bölgedeki nüfuzunu kurumsallaştırmasına da zemin hazırlar. Trump yönetiminin bu koşullara nasıl yaklaşacağı belirsizliğini koruyor. Ancak Washington’ın NATO üyeliği konusundaki gönülsüzlüğü, Kiev için alarm verici. Bir başka dikkat çekici gelişme ise ABD'nin Birleşmiş Milletler’de Rusya’nın Ukrayna’daki eylemlerini doğrudan kınamaktan kaçınması. Bu tutum, Trump yönetiminin Moskova ile köprüleri atmak yerine, onları inşa etmeye çalıştığını gösteriyor. Ne var ki, bu yaklaşım Avrupa’da ve Ukrayna’da ciddi güven erozyonuna neden oluyor. Zira Avrupa, Ukrayna savaşında hem ekonomik hem de insani olarak büyük bir yük üstlenmiş durumda. ABD'nin tek taraflı adımları, müttefiklik ilişkilerini sorgulatacak düzeyde. Avrupa Birliği, ABD’nin bu tür girişimlerinden dışlanmamak adına diplomatik baskıyı artırıyor. Ancak bu denge oyunu yalnızca uluslararası düzlemde değil, ABD iç siyasetinde de tartışmalara yol açabilir. Trump yönetiminin hem içerde hem dışarda bu çelişkileri nasıl yöneteceği, önümüzdeki dönemin en kritik sorularından biri olacak. Barış mı sağlanacak, yoksa stratejik bir zaaf mı yaratılacak? Bu sorunun cevabı, sadece Ukrayna'nın değil, tüm Avrupa’nın geleceğini şekillendirecektir.

ibrahim halil baran

28,422 görüntüleme • 1 yıl önce

CHP Genel Başkanı Özgür Özel Ve Mersin Milletvekili Ali Mahir Başaran Özgür Çelik ekrem İmamoğlu Mansur Yavaş CHP Türkiye’ye resmen savaş ilan etti CHP bütün organlarıyla resmen saldırıya geçti. Saldırı talimatlarını resmi hesaplarından ilan ediyorlar. Neo İttihat ve Terakki, 100 yıl önceki zihniyeti bugüne taşıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a, Abdülhamid’e saldırdıkları gibi saldırıyorlar. CHP’nin genel müdürü olan Özgür Özel de Ekrem İmamoğlu’ndan gelen talimatları aynen uyguluyor. CHP’nin eş başkanları Rütbesiz komutan Özel ve diplomasız cumhurbaşkanı adayı İmamoğlu Özgür Özel, rütbesiz başkomutan edasıyla, CHP’nin bütün gücünü kullanarak, diplomasız İmamoğlu’ndan gelen bütün talimatları uyguluyor. Özgür bey her gün yeni bir talimat veriyor. Bütün cephelerden saldırıya geçti. Siyasi, ekonomik, medya, …elindeki bütün imkanlarla saldırıya geçti. Ekonomik boykot Bizzat başkomutan Özgür Özel, ekonomik boykot uygulanacak milli firmaların listesini yayınlıyor, …meydanlarda eline tutuşturulan kağıtları çocukça okuyor, … Yayınlanan listelerden bazen çıkarılan firmalar bile oluyor. Bu firma bizden diyerek boykot listesinden çıkarıyorlar. Sanki diğer firmalar dış güçlerin, düşmanların firmaları. Tam bir komedi. 23 Nisan şiirleri okuyan çocuklar gibi boykot edilen firmaların isimlerini okuyor. Medyaya tehdit Bazı basın yayın organlarını CHP’nin yayın organı gibi CHP’ye çalışmadıkları için tehdit ediyor. CHP adeta tek parti iktidarındaki baskıyı, sansürü, … yeniden tesis etmeye çalışıyor. Hem sansürden şikayet ediyorlar hem CHP yayın organları gibi hareket etmeyen basın kuruluşlarına sansür uyguluyorlar. Hem baskıdan şikayetçiler hem baskı yapıyorlar. CHP zihniyetinin iktidar olmadan yaptıkları bile korkutucu. Bir de iktidar olduğunu düşünün. Neler yapmazlar. Kendilerinden olmayanları yok ederler. CHP’nin geçmişi geleceğidir. Geçmişte neyse gelecekte de o olacaktır. Zaten bunu da açıkça ilan ediyorlar. Artık Sultan Vahdettin İngilizlere sığındı diyemeyeceksiniz Yıllardır Halife Sultan Vahdettin’i vatanı terk etmeye zorlayan CHP değilmiş gibi, İngiliz gemisiyle gitmeye mecbur bırakmamışlar gibi, … Sultan Vahdettin’in İngilizlere sığındığının propagandasını yapan CHP, İngilizlerden, Amerikalılardan, … yardım isteme, Türkiye’ye müdahale çağrıları yapma konumuna geldi. Özgür Özel İngilizlere, Ekrem İmamoğlu da ABD’ye sığındı CHP'yi dünyaya rezil ettiler. Özgür Özel Türkiye'yi İngiltere'ye şikayet etti. Ekrem İmamoğlu da Türkiye'yi ABD'ye şikayet etti. Yıllardır Halife Sultan Vahdettin İngilizlere sığındı, İngiltere'ye kaçtı diyen Kemalistler şok oldu. CHP Genel Başkanı Özgür Özel İngilizlere, “Terk edilmişlik hissediyoruz. Gerçekten çok kırgınız.” diyor. İngiltere’yi Türkiye’ye müdahale etmeye çağırıyor. Kim İngilizlere, İngiltere'ye, ABD’ye sığındı? Padişah Vahdettin'i İngiltere'ye gitmeye mecbur bırakan İttihat ve Terakki devamı CHP adeta İngilizlere sığındı. Ekrem İmamoğlu da ABD, AB ülkelerini Türkiye’ye müdahale etmeye çağırıyor. Manda ve himaye isteme noktasına kadar geldiler. CHP’nin düştüğü hale bakın.. Recep Tayyip Erdoğan Ali Yerlikaya T.C. Jandarma Gn. K Devlet Bahçeli T.C. İletişim Başkanlığı İbrahim Kalın Dr.İzzet Ulvi YÖNTER Birol Ekici MHP Mahmut Demirtaş Davut GÜL Merve Özkan Bengü Türk Özgür Özel Mehmet Ali Çelebi Ali Mahir Başarır Özgür Çelik CHP 🇹🇷 Dr. İdris AKBIYIK Av. Begüm Ece Pazarcı ABBAS GÜNDÜZ 🇹🇷 Adem Taflan @Devlet_024 Zafer Şahin Murat Zorluoğlu Ömer Çelik Önder BAKAN Ekrem İmamoğlu EkremUstad CHP güvenme CHP’ye oy verme Kürt Türk birdirbir kalacaktır Ne dedik sloganımız boş koymuşum Türkiyem ölürüm Türkiyem NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE.🇹🇷 ABDURRAHİM AVCIOĞLU

Abdurrahim Avcıoğlu

86,077 görüntüleme • 1 yıl önce

📢"Adamı Otomatik Silahlarla Tehdit Ettiler! Bunlar Çok Tehlikeli Adamlar!" 🔴Gazeteci Nedim Şener Nedim Şener 🇹🇷 İBB Soruşturmaları kapsamında gelen itirafçılar hakkında hiç bilinmeyenleri anlattı! ⚪️"İtirafçı olan Ertan Yıldız'ın kapısında şuan polis koruması var! Kimden korunuyor bu adam, tabi ki de İmamoğlu ve çevresinden. Yıldız'ın ailesini tehdit ettiler, adli makamlara iftira atması ve ifadesini değiştirmesi için! Bunlar çok tehlikeli insanlar! Organize bir suç ile karşı karşıyayız!" 🔴"Karşımızda ta Beylikdüzü'nden gelen bir suç yapısı var. Bu suç yapısı tamamen İmamoğlu'nun kişisel hırsından dolayı onu siyasette bir yere taşımaya yönelik. Ertan Yıldız'ı itirafçı olmaya iten sebep de bu zaten. Ya diyor ki 'Bunlar oldu, yapıldı. Bizi de kullandı. İyi de hala adam cezaevinden kampanya yapmaya devam ediyor. Bizim de ailemiz çevremiz anne babamız sıkıntı çekiyor.' Ama Özgür Özel'in de tek bir derdi var İMAMOĞLU! Ondan başka kimseden bahsetmiyor. Murat Ongun'dan, Fatih Keleş'ten, Ertan Yıldız'dan, sıvacı Adem Soytekin'den bahset, 'Yahu bu adam masum' de. Hayır o imamoğlu diyor. Dolayısıyla İmamoğlu'nu savunanların ikiyüzlülüğü de burada gün yüzüne çıkıyor biliyor musunuz. Burada tam bir suç birliği var." 🔴"Şimdi Ertan Yıldız'ın başına geleni söyleyeyim size: Oturduğu yerde polis korumasında yaşıyor biliyor musunuz! Ekrem İmamoğlu ve çevresi, bu özel kalemi ve koruması var ya bunlar Ertan Yıldız'ın ailesine gidip tehdit ediyorlar. Ve hatta 'İfadesini geri çeksin ve savcılık bu ifadeyi baskı ve işkenceyle aldı diye ifadesini değiştirsin' şeklinde baskı yapıyorlar. Bu ahlaksızlar kendi yaptıklarını sanki savcılık yapmış gibi davranıyorlar. Savcılık bu konuda o kadar titiz davranıyor ki gerçekten buna çok gerek var. Eğer baskı ile ifade alınıyor diyorlarsa o sırada bir sürü kişi var yanında, avukatları var. Şimdi ne oldu aile bunu söyleyince Ertan Yıldız tahliye olmuş ve şuan evinin önünde polis koruması var. kimden koruyorlar Ertan Yıldız'ı? İmamoğlu ve çevresinden. Çünkü neden, bunlar tehlikeli adamlar. Diplomasının iptaline giden süreçte CİMER'e ilk şikayette bulunan Ozan diye bir genç var, adamı otomatik silahlarla tehdit ettiler. diyeceksiniz ki 'Onunla ne alakası var?' bilmem artık ne alakası var!" #İBB #Ekremİmamoğlu #İBBSoruşturmaları #ibbsoruşturmaları #mahkeme #CHP #özgürözel #yolsuzluk #dava #ibb #ErtanYıldız #İtirafçı

Haber Global

27,599 görüntüleme • 1 yıl önce

■ Bu gece yarısından itibaren geçerli olmak üzere motorine 12,45 TL, benzine ise 3,68 TL ZAM bekleniyor. (Ekonomim) ■ İran'a ait savaş gemisi Sri Lanka açıklarında denizaltı saldırısıyla batırıldı. En az 101 kişi kayboldu, - 78 kişi yaralandı. ■ MSB: "Hava sahamıza yönelen İran balistik mühimmatı imha edildi • ÜIkemize yönelik her türlü hasmane tutuma karşı cevap verme hakkımızın mahfuz olduğunu hatırlatıyoruz."Açıklamasını yaptı. ■ NATO: "İran'ın Türkiye'yi hedef almasını kınıyoruz. İran bölgedeki saldırılarını sürdürürken Türkiye dahil tüm müttefiklerimizin yanında duruyoruz. - Sky News ■ABD Savunma Bakanı Hegseth: (Türk hava sahasına yöneldiği tespit edilen balistik füze hk.) "Durumdan haberdarız ancak bunun 5. Madde gibi bir şeyi tetikleyeceğini düşünmüyoruz." ■ Türk yetkili AFP'ye yaptığı açıklama : "İran'dan atlan füzenin hedefi Türkiye değildi. Güney Kıbris'taki bir üssü hedef aldığığını ancak rotadan saptığını değerlendiriyoruz." ■ ABD Savunma Bakanı Hegseth: "Sevgili ortağımız İsrail! Görevinizi eşsiz bir beceri ve demir gibi bir kararlılıkla yerine getiriyorsunuz; böylesine yetenekli bir müttefikle omuz omuza savaşmak gerçek bir güç. ■ABD Genelkurmay Başkanı Caine: " İran topraklarının içlerine doğru kademeli olarak ilerlemeye başlayacağız." ABD - KARA HAREKATINA başlıyor. ■ABD savaş bakanı Pete Hegseth: "İran Hava Kuvvetleri artık yok. 1996'da kurulan yapı,2026'da yok edildi. İran donanması ise artık Basra Körfezi'nin dibinde.'" ■ İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, ABD 'nin İran' daki saldırılar için ülkesinin güneyindeki iki ABD Üssünü kullanmasını yasakladı. Trump'ın cevabı gecikmedi. Donald Trump : Washington ile Madrid arasındaki ticari bağlarin iptal edildiğini duyurdu. ■ Alexander Dugin: Kürtler her yerde başarısız oluyor. Onlara giderek daha çok ihanet eden ABD ve İsrail'e inanıyorlar. Bu sefer de aynısı olacak. Zavallı Kürtler. Stratejik düşünme yeteneğinden tamamen yoksun insanlar. Bu da neden bugüne kadar devlete sahip olmadıklarını çok iyi açıklıyor. ■ ABD'li Senatör Elizabeth Warren: "Durum Sandığınızdan Daha Kötü" "Savaş Yalanlar Üzerine Kurulu" "Trump'ın İran Konusunda Hiçbir Planı Yok" ➖İran hakkında gizli bir bilgilendirmeden yeni çıktım ve şunu söyleyebilirim: Durum tahmin ettiğinizden çok daha kötü. ➖Endişelenmekte haklısınız. ➖Trump yönetiminin İran konusunda hiçbir planı yok. ➖Bu yasadışı savaş yalanlara dayanıyor ve ulusumuza yönelik herhangi bir yakın tehdit olmaksızın başlatıldı. ➖Donald Trump bu savaş için hala tek bir net neden sunmadı ve savaşı nasıl bitireceğine dair de bir planı yok gibi görünüyor. ➖Pek çoğunuz gibi ben de gerçekten öfkeliyim. ➖Donald Trump'ın yaptıklarına öfkeliyim ve bu gereksiz çatışmada hali hazırda hayatını kaybedenler için üzüntü duyuyorum. ➖Bu savaşı sona erdirmek için elimden gelen her şeyi yapmaya devam edeceğim. ■ İsrail, Güney Azerbaycan şehirlerindeki tüm sınır karakollarını, polis merkezlerini, askeri kışlaları, istihbarat birimlerine bağlı kurumları ve Devrim Muhafızları’na ait merkezleri özellikle hedef alarak tamamen imha ediyor. Bu saldırıların amacının, PJAK, Komala ve PKK gibi terör örgütlerinin Güney Azerbaycan şehirlerine engel olmadan girişini kolaylaştırmak olduğu ifade ediliyor. ■ Amerikalı sunucu Tucker Carlson: ▪️Dün gece Katar ve Suudi Arabistan’da, bu ülkelerde bombalama planları yapan Mossad ajanları yetkililer tarafından tutuklandı. ▪️Bu durum garip karşılanıyor; mantıklı görünmüyor. Çünkü İsrail neden İran tarafından saldırıya uğrayan iki Körfez ülkesinde bombalama girişiminde bulunsun? Aynı tarafta olmaları beklenirdi. Ancak öyle değil. ▪️İsrail, İran’ın yanı sıra Katar, BAE, Suudi Arabistan, Bahreyn, Umman ve Kuveyt’e zarar vermek istiyor ve bunda başarılı oldu. ■ ABD dışişleri bakanı Marco Rubio'dan itiraf gibi sözler.! “İran'la savaş halinde olmamızın tek nedeni İsrail'in bizi buna zorlaması.” #Atabey19HHK #HüseyinHakkıKahveci #OndokuzBiziz #SonDakika #UkabPartisi

Atabey Hüseyin Hakkı Kahveci

46,253 görüntüleme • 5 ay önce

Gelelim Demirkol & Kural'la olan Messi meseleme: Daha ödülün hangi dönem için verildiğinden haberiniz yok ama 14 dakika bunu konuştunuz ve abuk subuk şeyler söylediniz: "Dünya Kupası finalini kaybetse Messi ilk 3'e giremezdi" "Bütün bir sezonu değerlendirsek Mbappe ile Haaland arasında geçerdi" "Bu bir sezon değerlendirmesi değil" "Yılın ilk yarısı PSG, yılın ikinci yarısı MLS'te... şu anda oynayacak maçı yok" 1) 2022-23 sezonu (ağustos-temmuz arası) için verildi bu ödül. MLS'te yaptıkları dahil değil yani. Zaten onu dahil etseler dünya kupasını nasıl dahil edecekler di mi? Dünya kupası 2022'de oynandı. Peki, dediğiniz gibi 2023 takvim yılı baz alınmış olsa, ödül niye ekim ayının sonunda verilsin? 2023'ün kasım ve aralık ayları ne olacak o zaman??? Oha abiler, siz bunları nasıl düşünemiyorsunuz ki? 2) Finali kaybetse niye ilk 3'e giremesin? Adamın istatistiklerine hiç baktınız mı? Buna haftaya cevap verin: hiç baktınız mı? Kaan Kural mehmet demirkol Madem bireysel ödül diyorsunuz, buyrun en basit istatistikler (anahtar paslar, adam geçmeler, şans yaratmalar, oyuna katkı vs yok, sadece gol ve asist var): Ligue 1'de açık ara asist kralı oldu. Ligue 1'de 32 maçta: 16 gol, 16 asist. (gol + asist toplamında birinci Mbappe 34, ikinci Messi 32) Milli takımda da 13 maçta 17 gol 5 asist. Sezon toplamında Messi 54 maçta: 38 gol 25 asist Haaland toplamda 57 maçta: 56 gol 9 asist Mbappe toplamda 59 maçta: 57 gol 5 asist Toplam gol + asist katkısı 1) Haaland: 65 2) Messi: 63 (Dünya'da ikinci ve Haaland'dan 3 maç daha az oynayarak!) 3) Mbappe: 62 Maç başına gol + asist katkısı 1) Messi: 1.17 2) Haaland: 1.14 3) Mbappe: 1.05 Eeee bu mu büyük fark? Bu mu Ballon d'Or'da ilk 3'e giremeyecek performans? Ödül sadece bir dünya kupası için değil bütün sezon için verilmeli diyorsunuz ve bu yüzden Messi'ye verilmesini eleştiriyorsunuz. Peki bütün sezon izlediniz mi PSG'nin maçlarını? Mesela Şampiyonlar Liginde Haaland ve Mbappe'nin 65 dakikada bir skor katkısı var, evet ama Messi'nin de 77 dakikada bir skor katkısı var. Az mı? Messi'nin 7 maçta 8 gol + asisti var. Bu mu dünya kupası dışında hiçbir şey yapmamış performans? Adam 35 yaşında Fransa liginin içinden geçmiş, herkesten fazla gol attırmış ve üstüne ortalama bir Arjantin takımını tek başına dünya kupası finaline çıkarmış. Daha ne olması gerekiyordu ki? Youtube'da yazdım burada da yazıyorum: Abiler kusura bakmayın, artık bu programa çalışarak gelmeniz gerekiyor. Çok fazla hatalı bilgi veriyorsunuz son dönemde. Günlerdir konuşulan Ballon d'Or'un 2023 takvim yılı değil 2022-23 sezonu için verildiğini bilmemeniz ve "eee Messi ne yaptı ki?" demeniz spor yayıncılığı için büyük bir ayıp. Wikipedia'ya da mı bakmadınız? Böyle yorumları gelişmiş bir ülkenin spor kanalında yapsanız, bir daha sizi oraya çağırmazlar. Socrates Erman Yaşar Emre Özcan

🇦🇷 Gaucho Deniz

16,745 görüntüleme • 2 yıl önce

■ ABD - İran'a Kara harekatı başlatıyor. Trump: "Karaya asker gönderme konusunda bir çekincem yok. Her başkanın söylediği gibi Sahaya asker inmeyecek demem." açıklamasını yaptı. ■ Irak'taki Kürt terör gurupları ve BARZANİ - TALABANİ'YE bağlı Kürt güçleri İran İslam rejimine karşı KARADAN askeri bir saldırı başlattı. (24News) ■ ABD, İran'a karşı 5 Kürt terör grubunu birleştirdi, koalisyon oluşturdu. ▪︎Barzani ve Talabani grupları destek sağlayacak, ▪︎İran'ın güneybatısında Araplar, ▪︎İran'ın güney doğusunda ▪︎Pakistan-Afganistan sınırında Beluç ayrılıkçılar. Bu gruplar ABD ve İsrail'in yanında İran'a karşı silahlı saldırı başlatacaklar. ABD özel kuvvetleri ve kara birlikleri ile İran'ın içine saldıracaklar. ■ Suudi Baş Müftüsü Salin Fawzan: "Sınırda Amerikalı askerlerle birlikte bulunan askerlerimiz, Allah yolunda cihat gibi yüce bir eylem gerçekleştiriyorlar ve ben onlara bu cihadın oruç ve teheccüdden daha hayırlı olduğunu söyledim." 'İsrail için savaşmak artık cihattır.' Demiş ... Bizde durum şu : "Kabe'de Hacılar Hu Allah." Der. ■ ABD’li yetkili: Binlerce Iraklı Kürt, İran’a kara saldırısı başlattı. - Fox News ▪︎ İsrail ve ABD, İran’da Kürt nüfusun yaşadığı kentlerdeki polis ve askeri merkezleri vuruyor. ▪︎ İran ordusu, Irak’tan ülkeye giriş yapan PJAK teröristlerini yoğun bir şekilde vurmaya başladı. ■ Siper Hava Savunma Sistemi Bataryaları Ankara’da sevkiyat halinde görüntülendi. ■ DEM Partili Gülistan Koçyiğit: "Yasa geçmeden silah burakılmayacak." AKAPE - MEHEPE aylardır PKK silah bıraktı yaygarası yaptı ... PKK terör örgütü silah falan bırakmamış. ■ Alexander Dugin : "Hamaney'in öldürülmesi İsrail'in kaderini mühürler. İranlılar Yahudilerin imparatorluk muhafızlarıydı. Cyrus, Yeşaya tarafından Mesih olarak adlandırıldı. Pers devletinin başına saldımak metafizik bir suçtur. " ■ Eski Mossad Şefi, İsrail'in dünyanın çoğu ülkesine BOMBA yerleştirdiğini İTİRAF ETTİ . Hizbullah'ın çağrı cihazları gibi "tuzaklı ve manipüle edilebilir ekipmanlar" "akla gelebilecek tüm ülkelere" yerleştirildi. Bu akıl almaz bir durum. Türkiye'de bile bir çok yere yerleştirilmiş olabilir.. ■ Beyaz Saray’ın ruhani danışmanı Paula White’ın," İran savaşından önce Hristiyan ve Talmud duaları okuduğu ve Amerikan askerlerini kutsadığı anlar ortaya çıktı." ■Rusya Devlet Başkanı Putin: "Ukrayna, TürkAkım ve Mavi Akım doğal gaz boru hatlarını bombalamaya hazırlanıyor. Türk dostlarımızı şimdiden bilgilendirdik." ■ İran: Bu süreç yakında Avrupa'yı da etkileyecek.Savaş ateşi tüm dünyaya yayılacak. ■ ABD'li Cumhuriyetçi senatörlerden Mace, "Donald Trump’ın idam edilmesini istedi! “Çocukları istismar edenler bir şansı daha hak etmiyor, tek hak ettikleri şey idamdır." Dedi . ■ İngiltere'nin Güney Kıbrıs Rum kesiminde olan üssü “Akrotiri’de 56 tane atom bombası var iddiası! İngilizler o yüzden telaşlandı. Fransa yardıma koştu." Yunan medyası bu bilgiyle çalkalanıyor. İngiltere , bu bombaları hangi ülke veya ülkelere karşı Kıbrıs'ta tutuyor? ■ İspanya Başbakanı Pedro, Trump'ın tehditlerine karşılık verdi:"Bazılarının misillemesinden korkmuyoruz. Biz dünya için kötü olan ve değerlerimize aykırı bir şeye ortak olmayacağız. ÜIkemizin ekonomik, kurumsal ve hatta söylemeliyim ki ahlaki gücüne tam güven duyuyoruz." Dedi. ■ ABD Başkanı Donald Trump, İngiltere Basbakanı Keir Starmer'ib, İran'a saldırmak için Amerikan savaş üçaklarının İngitere üslerini kullanmasına başlangıçta izin vermediği için eleştirilerine devam etti ve "Muhatap olduğumuz kişi Winston Churchill değil" dedi. ■ Yunanistan, İran ve Hizbullah tehdidini gerekçe göstererek, Türkiye ye yaklaşık 90 kilometre mesafedeki Kerpe Adası'na Patriot hava savunma sistemi konuşlandırdı . ■ Viladimir Putin : "Belki de Avrupa pazarlarına doğalgaz tedarikini hemen şimdi durdurmamız mantıklı olurdu .Henüz bir karar vermedim,sadece yüksek sesle düşünüyorum."* #Atabey19HHK #HüseyinHakkıKahveci #OndokuzBiziz #SonDakika

Atabey Hüseyin Hakkı Kahveci

53,286 görüntüleme • 5 ay önce

Fransa'nın Pasifik'teki sömürgesi Yeni Kaledonya'da işler karıştı. Yeni Kaledonya, aslında resmi olarak sömürge değil zira hiçbir sömürge resmen sömürge değildir. Ya kolonidir, ya "deniz aşırı topraktır" ya özerk bölgedir ya da "Tam bağımsız, faizleri tavan ama parası çöp" bir ülkedir. İşte Yeni Kaledonya bu en sondaki fenafillah mertebesine henüz ulaşamamış olan "Deniz aşırı özel bölge" sıfatında bir ülkedir. Biraz tanıyalım ve meseleler ne durumda ve ne şekilde seyredecek öngörülerimizi ve yarısı ciddi yarısı hikaye bir floodu paylaşalım. Yeni Kaledonya, 18.000 km2 bir alana sahip ve Pasifik'te bu boyutta adalar azdır. Genellikle Avustralya ve ABD arasındaki bu sahada ufak adalar vardır ve çoğunda da insan yaşamaz zira yaşamaya elverişli değildir. Bu sebepten Fransa, buralardaki adaların bir kısmını nükleer deneylerde kullanmıştır. Kaledonya'yı ise deyimi yerinde ise özel tutmuş, hiçbir nükleer deneme yapmamış, hiçbir nüklleer çöpü göndermemişlerdir. Bu ise Kaledonya'daki yerlilerin değil, orada sayıları hayli önemli derecedeki (%27) fransız kolonistlerin yüzü suyu hürmetinedir. Buradaki Fransız kolonistler, Bankaların ana çalışanları, müdürleri, burada bulunan ordunun subayları, kolluk kuvvetleri, üniversitelerdeki akademisyenlerin çoğunluğunu oluşturan gruptur. Esasen bu saydığım ve toplumun kaymağını oluşturan kısım da bu %27'nin tamamıdır. Halkın etnik çoğunluğunu oluşturan ana grup ise %40 ile Kanak yerlileridir. %40 neden çoğunluk? Derseniz, etnik çoğunluktan bahsederken eğer çok etnisiteli bir ülkede sizden daha kalabalık yüzdeye sahip olan yoksa siz %20 ile bile çoğunluk olabilirsiniz. Etnik çoğunluk demek nüfusun çoğunluğu demek değildir. Hele Kıbrıs'ın iki katı kadar büyük bir adada 270 bin nüfus, gayet az bir nüfustur ve bu kadar geniş bir adada egemen olup buradan Fransız ordusunu kovmak için km2'ye en az 100 kişilik bir nüfus yoğunluğu ve genel toplamda %60'lık bir etnik çoğunlukları olmalıdır. Şu andaki durumla sadece dünya çapında haber olurlar. Daha fazlası değil. %40'lık Kanakları takip eden %8 ve diğer %1-2-3'lük pasifik yerlileri ise bu nüfus yoğunluğu düşük adalarda egemen olacak profili sunmuyor. Zira bu iklimlerde böyle ciddi bağımsızlık savaşları nadiren olur ve istisnalar (Timor ayrılık savaşçıları gibi) Avrupa'nın desteklediği gruplar olmuştur. Yeni Kaledonya aslında kötü bir ekonomiye sahip değil. Ülkede çıkarılan nikel olduğu gibi Fransa'ya veya Çin'e gider. Fransa bunu ücretsiz alırken Çin'e gönderilenlerin parası da Kaledonya'nın %27'lik kesiminin cebine girer. Demir (1,39 Milyar Dolar), Nikel Cevheri (825 Milyon Dolar), Nikel Matlar (586 Milyon Dolar), Ham Nikel (13 Milyon Dolar) ve Uçaklar, Helikopterler ve/veya Uzay Araçları (7,23 Milyon Dolar), çoğunlukla Çin'e ihraç edilirken ki bu 1,79 Milyar Dolar eder, Güney Kore'ye (403 Milyon Dolar), Japonya'ya (334 Milyon Dolar), Tayvan'a (57,1 Milyon Dolar) ve İspanya'ya (51,4 Milyon Dolar) ihracatla Kaledonya aslında Türkiye'nin KKTC'de başaramadığı bir hikayenin başarılmış versiyonudur. Bu da Türkiye'ye ders olmalıdır zira KKTC'de daha fazlası olan doğal kaynaklara rağmen şu anda orada İsrail'e emlak satarak para kazanmaktan, kumarhane ve üniversite işletmekten başka bir ekonomi yoktur. Peki insan niçin ayaklanır? Kaledonya neden ayakta? Siz eğer etnik çoğunluğunu oluşturduğunuz ülkede hapishanelerdeki tüm mahkumların %92'sini oluştursanız, Kaledonya'da yaşayan Fransız ailelerde işsizlik %5 iken sizde %40 olsa ne derdiniz? Tabii ki hoşnutsuzluk duyardınız. İşte onlar da duyuyor. Aslında bu hoşnutsuzluk Kanaklarda hep vardı. Ülke, dünyanın en zengin 25 ülkesi arasında (ülke olmasa da) yer alsa da bu aslında bir istatistiki yanılgıdır zira coğrafyadaki yırtmaç ekolünü bilenler bizi anlayacaktır. İstatistik, yırtmaç gibidir. Göstermek istediğinizi gösterir, gizlemek istediğinizi gizler. Yeni Kaledonya'da varoşlarda yaşayanlar hep Kanak yerlileridir. Evsizler Kanak'tır. Refahtan pay alamayanlar da Kanaklardır. Nüfusları artanlar da Kanaklardır ama kapital yoksa artan nüfus zafer getirmez. Yeni Kaledonya'nın bağımsız olmak için sokaklara çıktığı bu günlerde bağımsızlıklarına kavuşmalarını pek ihtimal dahilinde görmüyorum. Toprak üzerindeki demografik hakimiyetleri, nüfus yoğunluğu azlığı gibi kriterlerle bakıldığında Fransız ordusunun ezip geçeceği bir gariban halktır bunlar. Ayrıca geçtiğimiz günlerde Fransa'nın Rusya'ya karşı şahince çıkışlarına Rusya'nın bu bölgedeki bir cevabı olarak da yorumlayabiliriz ülkede olan olayları. Ancak bağımsızlık ve bağımsızlık hareketleri açısından ergenlik evresindedir bu bölge. Çünkü ateşli sokak protestoları ile başlayan hareketler, devlet kurumlarını ateşe vermek dışında bir yere varamaz. Ülkeye kaçakçılar tarafından sokulan silahlar da olmadığı için silahlı hareket çok kısıtlı kalacak ve bu da bölgedeki Fransız tugayı tarafından ezilerek etkisiz hale getirilecektir. Var sayalım bağımsız oldular yine de sömürü şekil değiştirip aynen devam edecektir. Zira bu tür ülkelerde fakir, bağımsız bile olsa zengin onu sonrasında yeniden köle etmeyi bilir. Yeryüzünde hiçbir fakir halk yoktur ki bağımsızlığını ve cehaletini aynı anda koruyabilsin. Bağımsız olan her fakir ülkenin cehaleti ile onu yeniden ve sürekli olarak ebediyen köle halinde tutabilirsin. Bu da nasıl olur? Bir bakalım. Yeni Kaledonya, sokak hareketleri, ateşli protestolar, kitlesel ayaklanma ve silahlı hareketle bağımsız oldu diyelim. Bir "milli liderleri" çıkara ve ülkeyi tıpkı şimdilerdeki Rwanda'nın idealist lideri Kagame gibi harika şekilde yönetir. Ne çıkarılan Nikel Fransa'ya gider ne de Çin ve Kore'ye satılan hammaddelerin parası Fransız bankalarına akar. Artık her şey Kaledonya içindir. Ülke kalkınır, milli bir ruh inşa edilir ama ondan sonra gelenler eski liderin mirasını eleştirip daha iyisini yapma iddiası ile ülkeye bir anda farklı bir kimlik verme yoluna giderler. Fakir ne kadar bağımsız olsa da cehaleti ile kendisini yeniden sömürge haline getirir kuralı daima işler. Fransa bir anda ülkenin liderine gaz verir ve ona "Gel seni Büyük Pasifik projesinin eş başkanı yapalım" der. Lider gazlanır ve hayalindeki Büyük Pasifik projesinin lideri olmak için boyundan büyük işlere kalkışır. Ordusunu sağa sola olmadık yerlere yollar ve bölgedeki istikrarın dibine dinamit koyar. Bu masraflı işler ekonomiyi sallarken milli gazla büyük katedraller inşa edilip birbirinden büyük Yeni kaledonya bayrakları dikilir. Maaşları ödemek için para basılırken karşılıksız paraya karşılık bulmak için ülkeye döviz gelmelidir ve bu döviz de Fransa'dan bulunur. Fransa ülkeye dövizi babasının hayrına vermeyecektir. Onu %25 faizi ile almak için verecektir. Dolayısıyla eskiden ülke zenginliklerinin %20'sini alan Fransa, bu kez de yine %20 almaya devam eder. Kalan %5 ise ülkenin başındaki "milli lider" veyahut Yeni Kaledonya'nın "dünya lideri" olan tasfiye memurunun hakkıdır. %5 tüm dünyada simsar hakkıdır. Halk ne alırsa bu %25 faizle cebindeki paranın her ay %25'ini sömürüye vermeye devam eder. Bu sömürüyle ne kadar çalışılsa da başkent Numea'daki insanın durumu asla düzelmez. Çalışanlardan daha da ucuza çalışması için ülkeye doldurulan Jawalı işçiler ucuz endüstri kollarında çalışırken liderin emriyle Kanak halkına ateş edecek bir emir kulu kitleyi de oluşturacaktır. Diğer yandan Yeni Kaledonya'nın bağımsız ve milli lideri, pasifiğin en büyük havalimanını yapmış ve bunu da paraları yurtdışında Fransız bankalarına yatıran işadamı arkadaşlarına paslamıştır bile. Havalimanının gelmeyen yolcuları için bile devlet kesesinden paralar ödenmeye devam edecektir. Görünürde havalimanı iş adamlarına ait olsa da Kaledonya liderinin oğlu oradaki en yağlı noktaları işletmektedir. Liderin oğlu, kızı, damadı ve yanında poz verdiği herkes bir yerlerin başındadır. Kızı veya oğlu da masum görünüşlü biri veya süzme saf biri de olabilir. Misal, bir yerlerinden hasta raporu alıp Yeni Kaledonya ordusunda askerliğe gitmeyip aynı hasta yerlerini kullanarak 5-6 çocuk yapmış olabilir. Sorun yoktur. Kanak yerlileri ölmek için hep hazırdır ve Büyük pasifik projesi için top yemi olmak sorun değildir. Tüm Kanak halkı bunu sorgulamaz zira halkın arasında arada bir mikrofon tutulan Fransa'da yaşayan gurbetçi Kanaklar sıklıkla milletin fukaralık acısını sulandırırlar. Bizim Fransa'da kurulu düzenimiz olmasa vallahi gelirdik yeğenim. Bak cennette yaşıyorsunuz, kıymetini bilin. Hem millet kafeteryalarda baksanıza Numea'da kafeler dopdolu madem para yok bu ülkede hiç kafeler dolu olur mu? Var ki harcıyorlar... kıymetini bilin milli liderinizin...! diyebilir. O esnada binlerce kişinin paylaştığı katolik inancın kardinali olan Kanak piskoposu lüks aracıyla sağda solda devlete itaat ve tasarruf konulu vaazlar vermektedir ve ülkenin çoğunda halkın Katolik inancına zerre kadar itimadı, güveni ve sempatisi kalmamıştır. Papaz-hatip okulu mezunları iyi görevler alırken Kanak gençlerine intihar ya da Fransa'ya gurbet seçeneği kalmıştır. Sorun değildir. Ne kadar kişi ülkeden giderse ülkedeki zenginlik o kadar az kimseye bölüneceği için kişi başına GSMH artacaktır. İnsanların büyük kısmı fakirliği de geçtik açlık sınırının altında yaşarken o esnada Kaledonya bilge lideri, dünya lideri veya Kaledonya başkanı ekstra tasarruf mesajları vermekte ve gerek kendisinin bin araçlık konvoyları gerekse eşinin lüks yaşamı gözden kaçmamaktadır. Ama sorun yoktur. Kaledonya'nın itibarı gereği Fransa'ya inat, Kaledonya lideri, Fransız cumhurbaşkanından daha iyi yaşamalıdır. Faizleri uçmuş, parası çöpten hallice olan, insanları sokakta gülümsemeden zombi gibi yürüyen ülkedeki Kanaklar da bu israf ekonomisi içerisinde katolik kardinalin de vaazlarında altını çizdiği gibi tasarruf etmeye yönlendirilir. Zenginliğin üzerinde oturan masum bir halkın bu yeni tasarruf paketleriyle, Muz yaprağı yalayıp manyok kemirmek veya Hindistan cevizi kabuğu dişlemek dışında yapacağı bir şey kalmamıştır. Artık öyle bir noktaya gelinir ki, birileri çıkıp, Fransa gelse keşke. Fransa bile bundan iyi yönetirdi diyecek kadar bağımsızlıktan, bayraktan ve Katoliklikten soğutulmuş ve cennet Yeni Kaledonya onlar için pasifik ortasında bir cehenneme dönüşmüştür. Ülkeyi kuran ilk idealist liderin inşa ettiği milli ruh böylece tüketilip hiç edilmiştir. Bu esnada, başlarda Fransa'nın gazıyla olmadık işler yapan, israf ekonomisiyle küçük ülkenin büyük ve sarsılmaz lideri yapılan yeni ulu lider ise senelerce bayraktarlığını yaptığı dini ve milli ruhun gazıyla artık kendisini daha fazla desteklemeyen Fransa'ya posta koyan açıklamalar yapar. Artık halkın hoşnutsuzluğu barizdir ve bir başka liderin geleceği de kesindir. Fransa'nın destekleri ile Kaledonya halkına alternatif gibi sunularak Numea belediye başkanlığını alan bir ittirme şahıs ile halkın hoşnutsuzluğu, Fransa'nın seçtiği bu yeni isme yönlendirilir. Bu esnada Yeni Kaledonya'nın ulu lideri, büyük başkanı senelerden beridir çoktan yurtdışına çıkarttığı yol ve havalimanlarınca akıtılan paralar ile muhalefeti de medyayı da kontrol etmeye çalışmaktadır. Trol orduları ve besleme kıtalar ile bir yanda ülkeyi senelerce yöneten ulu lider ve diğer yanda Fransa'nın seçtiği seçilmiş Numea belediye başkanının arkasında toplanmaya başlayan kitleler... halk burada tamamen etkisiz elemandır. Halkın dilinden anlayan, ona geleceği gösteren ufak milli partilere ise sandıkta köpek muamelesi çekildiği için halk da aslında sömürüye hazır ve başta belirttiğimiz cehaleti ile bağımsızlığını taşıma kabiliyetinden uzak ve tekrar tekrar sömürü olmaya namzet bir halktır. Fransa artık ülkeyi yöneten milli liderin döneminde de kar eden, ülkedeki karışıklıklarda da kar eden (paralar zaten Fransız bankalarındadır) ve bunu da kullanarak ulu lideri hizaya çeken ülkedir. Muhalefeti de kullanmakta, geleceğe yatırımı çoktan yapmaktadır. Bu esnada ulu lider de muhalefete bir jest yapıp gel Fransa'ya karşı birlik olalım ben iktidarı devrettiğimde beni ve avanemi yargılama benim başlattığım yatırımlara karşı devletin iptalini falan devreye sokma... iktidarı sana yavaş yavaş vereyim diyecektir. Zira bir saf oğul ve alsbergerli zehir gibi zeki ama asosyal damadın kendisini koruyacağından emin değildir. Çünkü liderin sadece bir oğlu ve bir damadı vardır. Bir rivayete göre bir diğer oğlu daha vardır ama aşırı asabi ve şiddet manyağı biri olduğu için kameralara çıkmaz işinde gücünde parasını kazanmaktadır.. (sonuçta hikaye ve faraziye yazıyoruz. Bob Ross gibi bu resme her saçmalığı ekleyebilirsiniz. Fırça sizin... dolayısıyla liderin metresleri, şusu busu her şeyi olabilir hatta kasetleri de) Nitekim bu görüşme sonrasında Yeni Kaledonya muhalefetinin de farklı olmadığı ve aslında hepsinin kuyruğundan Fransa'ya bağlı olduğu ortaya çıkacaktır. Ortaya çıkacak dedikse, de çoğu eğitimsiz ve sağ politikalarla devlet putuna tapmaya alıştırılmış Tropikal Kaledonya köylüsü ortaya çıkmış bir şeyi de anlama kabiliyetinde olmayacaktır. İşler böyle devam ederken Kanak yerlilerinin kaçının öldüğü, kaçının süründüğü önemli değildir. Numea'dan yola çıkan ve dünya ülkelerine gidip gelen gemilerde ne olduğu, ülkeye değil de kime ne zenginlikleri taşıdığını halk bilmeyecektir. Halk zaten ucuz palmiye yağı kuyruklarında liderlerine dua etmeye alıştırıldıkları için her sefalet içerisinde "vardır bir hikmet" diyerek hristiyan teolojisi gereği İncil'de yazdığı gibi "sana tokat atılırsa diğer yanağını uzat" demeye devam edecektir. Halkın kullanımına kapatılmış olan eski havalimanına da neyin girip çıktığı, o koca koca ambarlarda nelerin tutulduğunu halk yine bilmeyecektir ama artık avret mahalinde bir tek yaprak kalmış olan Kaledonya köylüsü, devasa Noumea havalimanına bakıp wargasm olacaklardır. Arada bakışlarını çevirdikleri devasa bayrak direklerine bakıp demlenecekleri, Okyanusunun dalgalarına, palmiye ağacının hışırtısına ölürüm Kaledonyam! şarkılarıyla kendilerini iyi hissedip yine WARgasm olacaklardır ve bu onların en temel hakkıdır. Komşu ülke FİJİ parayla oynarken Kanak ameleleri için ellerinde oynayacakları tek şey kalmıştır ama onda da fakirlik ve sefaletten dolayı mecal kalmamıştır. Zaten ülkeye doldurulan jawalı işçiler onların yerine de bunu hakkıyla yapmaktadır. Fransa'nın Büyük Pasifik projesi gazıyla girdikleri komşu adalardaki işgal ettikleri bölgeler ve oralardan gelen yerlilerin ise ülkedeki istilası bila istisna devam edecektir. Kanaklar için artık makul bir gelecek yoktur. Bağımsızlık akılsızlıkla birlikte gidecek bir kavram olmadığı için akıllanmadıkları ölçüde iyi de yaşayamayacaklarını öğrenene dek Kanaklara ne bağımsızlık ne de koloni hayatı yaramayacaktır. Artık Yeni Kaledonya'nın eski kralları veya kabile şeflerinin haşmetli savaş hikayelerini okumak, Diriliş Kaledonya, kuruluş Kaledonya, Büyük Pasifik Kaledonyası gibi filmleri izleyip en sonunda s...çış kaledonya gerçeğini tadacaklardır. İla nihaye, dünyanın bir yerinde bir Kanak okçusu ya da ciritçisinin fırlattığı ve madalya kazandığı başarılarla övünecek yahu en azından biz de büyük bir halkız diye teselli bulacaktır bu halklar... Dünyanın en rezil ülkelerinden gelen kimselerin caddelerinde insanını öldürdüğü Kaledonya yerlileri kendilerini önemli hissetmek için ya çocuklarını ya eşlerini dövecek ve travmatik bir halk olacaktır. Fakat eskiden ellerinde olan ve kendilerini %40'lık yekunu ile ülkedeki tüm etnik gruplardan da kalabalık yapan nüfus gücü de ellerinde değildir. Fakirlikleri sebebiyle üç kuruşa muhtaç olduklarından ülkelerinden mülk satın alıp yanına eşantiyon pasaport alan zengin ve şimarık FİJİ halkı, ta Fiji'deki sandıklardan Yeni Kaledonya'nın ulu lideri için oy vermektedir. Yeni Kaledonya lideri iktidardan düşmüş bile olsa bu sebepten Kaledonya anayasasının değiştirilmesini engelleyecek bir halk oyuna daima sahip olacaktır. Kanak yerlileri için artık yalayacak muz kabuğu ve kemirecek manyok da yoktur ve muhtemelen ülkelerine hakim olan laterit toprakları yiyecek ve ulu lidere katedrallerde dualar okuyup devletlerinin devamı için ekstra dualar edecek, inandıkları cenneti öbür dünyada göreceklerini sanacaklardır. Artık kurucu liderin hayatında inşa ettiği onca kurum 20-25 yıllık ulu lider iktidarında hovardaca tüketilmiş ve ülkenin kaderini kendi kaderine borçlarla ve elinde rehin tuttuğu ülke hazinesi ile bağlayan yüce liderden kurtarmak isteyen Kanak halkı yeni bir maceraya atılacaktır. Bu da kendilerini emanet edecekleri Noumea belediye başkanı şahsiyetten ve gelecekteki kayıtsız şartsız Fransa sömürüsünün devamından başka bir şey değildir. İşte Yeni Kaledonya'da olması muhtemel şeyleri gerçekle hiç alakası olmayan ve tamamen hayal ürünü, kurgu bir öngörüyle aktaralım dedik. Bunlar tabi kötü senaryo. Zaten böyle kötü bir senaryonun dünyanın hiçbir yerinde olması da söz konusu değildir. Burada yazılanlar da şu veya bu şekilde bir ülkede yaşanmamış ve hayal ürünü şeyler olduğu için bunları "darbı mesel" ve "faraziye" şeklinde ele aldık... Şimdi bu yazdıklarımızı okuyan sıradan bir Kanak bağımsızlık yanlısı bize "Yahu kardeşim sahi siz ne yaşadınız? Biz basit bir bağımsızlık istiyorduk" diyerek şaşırabilir ama biz yine de altındaki DeLorean ile Biff Tannen evreninden geçmişe gelen ve geleceği düzeltmeye çalışan Marty McFly gibi yazmış olalım da Kanaklara hayrımız dokunsun. Özetle, Yeni Kaledonya'da işler pis... Bağımsızlık denemeleri de uzun sürmeyecek. Bağımsız olsalar da daima bağımlı kalacaklar. Çare nedir? Derseniz, hasta olduğunu kabul etmeyen milletler için çare sadece bir hakarettir. Böyle büyük milletlere çare önerecek haddimiz yoktur. Kalplerimiz Yeni Kaledonya halkıyla beraber. :) Pasifiğinin dalgalarına ölürüm, Palmiye yaprağının hışırtısına ölürüm Yeni Kaledonyam!

🇹🇷🇳🇴Dr.Yüksel Hoš PhD🇧🇦

268,073 görüntüleme • 2 yıl önce

Son Dakika Artık Kürtler kandıramazsınız. Bugün eski Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Ahmet Türk, bir televizyon kanalında yaptığı açıklamada Türkiye Cumhuriyeti’nin topraklarına “Kürdistan” deyip duruyor. Mardin’i, Şırnak’ı, Hakkâri’yi, Van’ı, Diyarbakır’ı, Muş’u sayıyor ve buraların Kürdistan olduğunu iddia ediyor. Haydi oradan Sayın Ahmet Türk! Ben yaşadığım sürece gerçekleri anlatacağım anlatmaya da devam edeceğim. Ahmet Türk TBMM Erkan başı hangi oyla meclise girdi kimin oylarıyla girdi. Önce Kürt halkına bir cevap verin. Şaşkın pişkin demogoji yapmayın  Sayın Ahmet Türk, Terör örgütü PKK’nın olmadığı her yerde huzur vardır, güven vardır, kardeşlik vardır, kalkınma vardır. İnsanlar korkmadan yaşar, çocuklar umutla büyür, esnaf huzur içinde çalışır, millet geleceğe güvenle bakar. Bunu en iyi bilenlerden biri de sizsiniz.  Sayın Ahmet Türk, benim de size bir cevabım vardır. Siz ne kadar Kürtseniz ben de o kadar Kürdüm. Kürt olmaktan da gurur duyuyorum. Ancak sizin gibi düşünen zihniyetten her zaman uzak durmuşumdur, uzak durmaya da devam edeceğim. Sayın Ahmet Türk, peki Erkan Baş’ı Meclis’e taşıyan kimdir? Kimlerin oylarıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne girmiştir? Kürt milletinin oylarıyla girmiştir. Şimdi ise Kürt kökenli bir cumhurbaşkanı adayı olsa desteklemeyeceklerini söylüyorlar. Bu konuya Kürt halkına nasıl bir cevap vereceksiniz? Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Cevdet Yılmaz Bingöllü bir Kürttür. Cevdet Yılmaz Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan Vanlıdır. Hakan Fidan Kürt milletvekili var mı? Var. Arslan Tatar Kürt komutan var mı? Var. TSK Kürt jandarma komutanı var mı? Var. T.C. Jandarma Gn. K Kürt alay komutanı var mı? Var. Kürt istihbaratçı var mı? Var. İbrahim Kalın Kürtler devletin her kurumunda çalışabiliyor mu? Çalışabiliyor. Kürdün tek devleti vardır; o da Türkiye Cumhuriyeti Devleti’dir, Sayın Ahmet Türk. Ahmet Türk Ahmet Türk Türkler bu memlekette ne kadar hak sahibi ise Kürtler de o kadar hak sahibidir. Sayın Ahmet Türk, siz Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde görev yapmış bir milletvekilisiniz. Orası Türkiye Cumhuriyeti’nin Büyük Millet Meclisi’dir. Sizin dediğiniz gibi bir “Kürdistan Meclisi” değildir. TBMM Numan Kurtulmuş Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni kurmak için milyonlarca Kürt, Türk, Laz, Arap ve Çerkez şehit olmuştur. Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları Çanakkale’de, İzmir’de, Trabzon’da ve Anadolu’nun dört bir yanında omuz omuza mücadele ederek Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kurmuşlardır. Şimdi çıkmışsınız; yok efendim Mardin, yok efendim Şırnak, yok efendim Hakkâri, yok efendim Van, yok efendim Diyarbakır, yok efendim Muş… Bu coğrafyaya sürekli “Kürdistan” deyip duruyorsunuz. Sayın Ahmet Türk, iyi dinle Bir Kürt olarak Kürt kardeşlerimizin Türk Kardeşlerimizin canı sağ olsun istiyoruz. Demem o ki Ayrımcılık yapmak isteyene net cevabımız”dır canı cehenneme. Yapmış olduğunuz açıklamalara istinaden ben de bir Kürt olarak düşüncelerimi ifade etmek istiyorum. Saydığınız bütün topraklar Türkiye Cumhuriyeti’nin toprağıdır. Ya çok yaşlanmışsınız ve artık ne dediğinizi bilmiyorsunuz ya da gerçekleri görmek istemiyorsunuz. Bence artık Kürt halkını kandırmaya çalışmayın. Kürt halkı sizin oyunlarınıza gelmeyecektir. Bunu bilmenizi isterim. Bizim gücümüz birliktedir. Bizim gücümüz kardeşliktedir. Bizim gücümüz ay yıldızlı al bayraktadır. Kürt ile Türk’ün arasına fitne sokmak isteyenler bugüne kadar başarılı olamadılar, bundan sonra da olamayacaklardır. Rabbim devletimizi, milletimizi, güvenlik güçlerimizi ve aziz vatanımızı korusun. Kürt Türk milleti birdirbir kalacaktır Sloganımız nedir. Bir daha söylüyorum. Baş koymuşum Türkiyem ölürüm Türkiyem NE MUTLU TÜRKÜM DIYENE.🇹🇷  Ne mutlu Kürt doğdum. Ne mutlu Müslüman oldum. Ne mutlu Türküm diyene. Recep Tayyip Erdoğan Devlet Bahçeli Mustafa Destici MHP Habertürk Mustafa ÇİFTÇİ Dr. M. Hidayet VAHAPOĞLU 🇹🇷 Akın Gürlek Ali Yerlikaya Ali Fidan Birol Ekici Murat Zorluoğlu MHP ABDURRAHİM AVCIOĞLU

Abdurrahim Avcıoğlu

32,006 görüntüleme • 2 ay önce