Video yükleniyor...

Video Yüklenemedi

Ana Sayfaya Dön

📍Parti devletinde devlet partisinin il başkanı açıkça söylüyor: 📍“İşe alımlarda il merkezinde karar bizim, ilçelerde ise yetki ilçe başkanlarında.” 📍Hakkı yendiği için canına kıyanlar umurunda bile değil. 💡Kokuşmuş düzen!

245,618 görüntüleme • 1 yıl önce •via X (Twitter)

9 Yorum

Dilara Erkmen profil fotoğrafı
Dilara Erkmen1 yıl önce

Vekilim Kaz dağları öldürülüyor güzel.olan herşey gibi.🥺

korhanbey profil fotoğrafı
korhanbey1 yıl önce

akpliler için hak yemek çok basit bir şey,o kadarda olsun canım ne olacak,hak yemek ekmekle oynamak bunların besin kaynağı olmuş.bu kadar kifayetsiz kadrolar ülkeyi yönetiyor kahroluyorum.

puslu19 profil fotoğrafı
puslu191 yıl önce

Savcılığa suç duyurusunda bulunabilir o ildeki partinizin il başkanı. Bu gün değilse ileride yargılanır.

Mustafa iyice profil fotoğrafı
Mustafa iyice1 yıl önce

@asinakafkas Bu daha yeni gündem oluyor ( görsel olarak) ben bizzat yaşadım altı üstü halk otobüsü şoförlüğü için dönemlerinde ist halk ulaşıma girmek için.. ve tabiki olmadı

Semeles profil fotoğrafı
Semeles1 yıl önce

Yatacak yeriniz yok!!

adnan ateşoğlu profil fotoğrafı
adnan ateşoğlu1 yıl önce

@aliozdemir59 Yıllardır bu böyle.. AKP ve MHP örgütleri tarafından isimler önceden gidiyor...

kozasmn profil fotoğrafı
kozasmn1 yıl önce

Allah'ından bulsun.

İzzet Kütükoğlu profil fotoğrafı
İzzet Kütükoğlu1 yıl önce

Bu ülkede insanların anlaması gereken konu, devletin nasıl parti devleti olduğudur!

Slymnkaradeniz profil fotoğrafı
Slymnkaradeniz1 yıl önce

Türk milletinin ve mazlumların,size,en kalbi duyguları ile duası var,selamı var,ALLAH cc sizden razı olsun.

Benzer Videolar

📉Türkiye’nin 2013 yılına kadar ‘güneş enerjisi kurulu gücü’ sıfır, yani hiçbir yatırım yapılmamış. 📍İlk adım 2014’te atılmış, o güne kadar AKP’nin Türkiye’de güneş olduğundan haberi bile yok. 📍O güne kadar akıllarına sadece ithal doğalgaz, kömür, HES’ler gelmiş. 📍Çünkü her birinde büyük rant alanları, yandaşlara sağlanan muazzam fırsatlar var. 🇸🇦Nihayet geçtiğimiz haftalarda Suudi Arabistan’la bir sözleşme imzalandı. 📍Önümüzdeki günlerde Meclis onayına sunulacak. 📍Buna göre; ➖Suudlar gelip yatırım yapacak, 10 yıl gizlilik kararı var, gerekirse uzatılacak. ➖Suudlara 30 yıl boyunca enerji alım garantisi veriyoruz, ödemeyi Euro üzerinden yapacağız. ➖Teşvik veriyoruz, kurumlar vergisi almayacağız. ➖Suudlar ekipman, makine, yedek parça ve sarf malzemeleri getirebilecek, gerekirse bunları başka ülkelere de ihraç edebilecek, ➖Gümrük vergisi, KDV, ÖTV gibi vergiler, yanı sıra harç, fon vs. alınmayacak. ➖Arazileri biz vereceğiz, bedava. Devlet arazisi ise sorun yok, özel arazi ise kamulaştırıp parasını da biz ödeyeceğiz. Mera vasfı varsa kaldıracağız, orman arazisi ise izinlerini hemen vereceğiz. ➖Gelen personel için özel izin vereceğiz, yani ➖Suudlar işçilerini, mühendislerini kendileri getirecek. ➖Bir anlaşmazlık çıkarsa Türk Mahkemeleri yetkili değil, uluslararası tahkim mahkemeleri konuya bakacak, karar verecek. 📍Tüm bunlar bildiğiniz kapitülasyonlar! 💡Peki AKP giderayak neden bunları imzaladı? ➖Sadece 30 yıllık büyük bir ranta yandaşlarını ortak etmek için mi? ➖Yoksa hazinede para bitti, İngiliz tefecilerden de beklenen para gelmedi, Arap sermayesi ile durumu şimdilik kurtarmak için mi? 🇹🇷Anlaşma önümüzdeki günlerde Gazi Meclis'imizin gündemine gelecek. ☀️Ve siz her zaman olduğu gibi İYİ Parti 'nin milletin hakkını ve hukukunu muhafaza ederken nasıl mücadele ettiğini göreceksiniz.

Turhan Çömez

164,562 görüntüleme • 5 ay önce

🚨 Turhan Çömez’den Gülistan Doku Dosyası İçin Ağır Suçlama: "Cinayeti Bile Allah’la Örtmeye Çalışıyorsunuz!" ​ İYİ Parti Milletvekili Turhan Çömez, TBMM kürsüsünden kayıp Gülistan Doku dosyasını yeniden açtı. Konuşmasında devlet-siyaset-yargı üçgenine dair sarsıcı iddialarda bulunan Çömez, dosyanın kapatılma şeklini sert bir dille eleştirdi. ​ 📍 "Bir Vali, İçişleri Bakanını Neden 'Allah İçin' Sever?" ​Çömez, Gülistan Doku’nun kaybolduğu dönemde Tunceli’de görev yapan mülki amirler ile dönemin İçişleri Bakanı arasındaki ilişkiye dikkat çekti. Dosyadaki şüphelerin üzerine gidilmediğini savunan Çömez, şu ifadeleri kullandı: ​"Süleyman Soylu, vali hakkında 'iddiaların asılsız olduğu anlaşılmıştır' diyor. Vali ise buna karşılık 'Sayın bakanım, sizleri Allah için seviyoruz' diye tweet atıyor. Allah’ı karıştırmadığınız bir iş kaldı mı bu ülkede? Cinayeti bile Allah’la örtmeye çalışıyorsunuz!" ​ 🔍 "Kokuşmuş Bir Düzenin Fotoğrafı" ​Gülistan Doku’nun akıbetinin belirsizliğini korumasını "devlet aygıtının çöküşü" olarak nitelendiren Çömez, Tunceli’deki yerel ağları şu sözlerle hedef aldı: ​Siyasi Bağlantılar: "Tunceli’deki AK Parti il başkanı, akrabaları ve yakınları valiyle beraber poz veriyor, eğleniyorlar. Devletin valisi, devletin partisi, partinin devleti..." ​ "Bu kokuşmuş düzen, gözü yaşlı annelerin ve feryat eden insanların acıları üzerine bina edilmiş." ​🔥 "Daha Kaç Tane Gülistan Var Bilmiyoruz!" ​Çömez, Gülistan Doku davasının sadece buzdağının görünen kısmı olduğunu belirterek Türkiye çapında bir "çeteleşme" uyarısında bulundu: ​"Aslına bakarsanız Gülistan sadece bir örnek. Kim bilir bu ülkede bilmediğimiz ne kadar 'Gülistanlar' var. Devletin içine nüfuz etmiş kaç ahlaksız çete bu tür olayların üstünü kapattı?" #gülistandoku #süleymansoylu

🗞Marj Haber

16,996 görüntüleme • 5 ay önce

Rotasyona Neden Karşıyız? 📍1-Öğretmenin en önemli haklarından birisi; zorunlu hizmetini tamamladıktan sonra yer değiştirme hakkının sadece kendi isteğine bağlı olmasıdır. Rotasyon uygulaması ile inisiyatifinizde olan bu önemli hakkı Bakanlığa, il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerine teslim etmiş olacaksınız. 📍2-Rotasyon uygulamasında; puanlarda oynama, torpil ve yandaş koruma vb. gibi suistimallerin önüne geçileceğinden emin olabilmek mümkün değildir. Benzeri suistimalleri yönetici atamalarında da yaşıyoruz. 📍3-Rotasyonu destekleyen ve bunu taşradan merkeze gelebilmek için bir şans olarak gören öğretmenlerimiz uygulamayı gördükten sonra büyük hayal kırıklığı yaşayacaktır. Rotasyon, merkeze gelebilmek için bir çözüm değildir. Merkezdeki öğretmen merkezde başka bir okula giderken, taşradaki öğretmen bir başka taşra ilçesine gidebilecektir. 2015 yılında ilan edilen ilçe puanları böyle bir sonuç doğurmaya yönelikti. O tarihte de aynı problem sendikalar tarafından dile getirilmiş, oluşturulan sert tepkiler rotasyonun iptalini sağlamıştı. Maalesef aynı senaryo tekrar uygulanmak istenmektedir. 📍4-Öğretmenler için yıllarca aynı öğrencileri okutmaları söz konusu değildir. Öğrenci sürekli değişmektedir. Bina ya da çevre değiştirmek bir anlam ifade etmeyecektir. Kurum kültürü denilen kavram, aynı yer ve çevrede uzun yıllar çalışma sonucu elde edilebilir ve başarı için önemlidir. 📍5-Bugün 8-10-12 yılda uygulanacağı konuşulan rotasyonun, önümüzdeki süreçte 3-4 yılda bir yapılması ve sadece il içinde değil, iller arasında da yapılmasının da önü açılmış olacaktır. Önemli bir hakkımızı kaybetmenin başka hangi olumsuz sonuçlar doğuracağını bugünden kestirebilmek, haklarımızı korumak için vazgeçilmez olarak görülmelidir. ▶️Mülakatı -verilen söze rağmen- inatla savunan, Öğretmen Akademisi gibi yeni problemler yaratmaya çalışan Bakan yusuf tekin, tartışılan kariyer basamakları sistemi ve kadroya geçen ancak hala aile birliğini sağlayamayan öğretmenler için hiç bir adım atmaz iken rotasyon tartışması ile öğretmenlerin arasına nifak tohumu ekmeyi başarmış görünmektedir. Rotasyona HAYIR! Kazanılmış haklarımızı kaybetmeyelim. Tuzaklara dikkat edelim. Feraset sahibi olalım. Hürriyetçi Eğitim Sen Genel Merkezi Genel Başkanı Levent Kuruoğlu

Mavera🇹🇷

13,942 görüntüleme • 2 yıl önce

LÜTFEN PAYLAŞILAN BU FOTOĞRAFA DİKKATLİCE BAKIN. 📍Fon Koordinasyon Kurulu, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın başkanlığında ikinci toplantısını yaptı. 🔴 Fotoğraftaki kurulun yapısı burada özellikle önemli. 🔹"Bir tarafta bakanlar, kamu bankalarının genel müdürleri ve ilgili kamu kurumlarının temsilcileri var. Diğer tarafta ise Ak Parti Grup Başkanı, Ak Parti Genel Başkanvekili ve siyasi kimliği bulunan isimler yer alıyor." ❓Fon Kurulu bir devlet kuruluysa, neden siyasi parti yöneticileri bu kurulun toplantısında? 🔹"Kamuoyuna yansıyan iddialar, mağduriyetin ve mali kaybın çok büyük boyutlara ulaştığını gösteriyor. Farklı kaynaklarda milyarlarca dolarlık rakamlardan söz ediliyor." 🔹"Daha da önemlisi, bu süreçte adı geçen bazı kişilerin Ak Parti iktidarıyla siyasi, bürokratik veya kişisel bağlantılarının bulunduğuna ilişkin ciddi iddialar var." 🔹"Görev yapan ya da geçmişte görev yapmış bazı siyasetçilerin ve kamu görevlilerinin yakınlarıyla ilgili de tartışmalar kamuoyuna yansımış durumda." ❓Bu sürecin gerçek anlamda bağımsız ve tarafsız biçimde araştırılması nasıl sağlanacak? 🔹"Çünkü denetleyenler de, soruşturanlar da, karar mekanizmasında bulunanlar da aynı siyasi iktidar yapısının içindeyse, kamuoyunun aklındaki soru işaretleri ortadan kalkmaz." 🔹"Eğer ortada yalnızca devlet kurumlarının koordinasyonunu gerektiren bir süreç varsa, kurulun merkezinde ilgili kamu kurumları, düzenleyici ve denetleyici kuruluşlar ve uzmanlar olmalıdır." 🔴 Siyasi parti yöneticilerinin bu mekanizmadaki rolünün ne olduğu açıkça ortaya konulmalıdır. 🔹"Çünkü mesele yalnızca fonlarda parasını kaybeden yatırımcıların meselesi değildir. Mesele, sermaye piyasalarına duyulan güven, kamu kaynaklarının korunması ve hukukun üstünlüğüdür." 🔹"Fon sürecinde kim ne yaptı, kim ne kazandı, kim ne kaybetti, hangi paralar iade edildi, hangi paralar edilmedi; bütün bunların açık ve şeffaf biçimde ortaya konulması gerekir." 🔴 Eğer bu rakamlar doğruysa, Türkiye ekonomisi açısından son derece ağır bir tabloyla karşı karşıyayız. 🔴 Vatandaşın hakkını koruyacak olan şey siyasi bağlantılar değil, hukukun üstünlüğüdür. 🔹"Bu nedenle fon sürecinin bütün yönleriyle aydınlatılması, sorumluluğu bulunan herkesin — siyasi bağlantısına bakılmaksızın — hesap vermesi ve mağduriyetlerin giderilmesi gerekiyor."

Sezgin Tanrıkulu

30,245 görüntüleme • 4 gün önce

CHP’de mutlak butlan için yaklaşık ispat şartı oluşmuştur. Arınma süreci başlıyor! İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı döneminde İBB soruşturmasını yürüten bugünkü Adalet Bakanımız Sn Akın Gürlek, İBB iddianamesinde CHP’nin bir klik tarafından nasıl ele geçirildiğini detaylı bir şekilde anlatmıştı. O iddianameyi oluşturan delilleri inceleyen İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi ise demokratik seçimin zaafiyete uğratıldığına dair yaklaşık ispat şartının gerçekleştiğini belirterek Gürsel Tekin’i geçici görevlendirme ile CHP İstanbul İl Başkanı olarak yetkilendirmişti. Birlikte analiz edelim. İBB iddianamesinde anlatıldığı gibi CHP “devletin kaynaklarını kullanan Susurluk benzeri bir klik” tarafından ele geçirildiyse eğer sonrasında da bu kliğin çıkarlarına uygun bir şekilde hareket etmesi ve parti örgütünü işlevsizleştirmesi gerekir. Peki, öyle mi oldu? Evet, tam olarak öyle oldu. gürkan hacır ile #TaksimMeydanı’nın bu akşamki yayınında Zoom toplantısının ardından koltuğa oturan Silivri’nin Atanmış Genel Başkanı Özgür Özel’in faaliyetlerini özetledim. Özel Genel Başkanlığı süresince neler yaptı? - İlk olarak önseçimi lağvetti. Örgütten hiçbir aday temsiliyet hakkı elde edemeyince sadece “kliğin onay verdiği adaylar” yerel yönetimlerde ve parti yönetimlerinde görev ve yetki aldı. - Üyelerin ve örgütün katılamadığı, PM’ye fiilen aday olma imkanı bulamadığı, basına bile kapalı kurultaylar gerçekleştirdi. - İl ve ilçe örgütlerini, PM ve MYK'yı işlevsizleştirdi. CHP adına kararların kapı kapılar ardında kimler tarafından alındığını kimse bilmiyor. - Ekrem İmamoğlu, genel başkan olarak atadığı Özgür Özel tarafından Cumhurbaşkanı adayı ilan edildi. - İmamoğlu gözaltına alınınca Özel tarafından toplumsal sorumluluğu göze alınarak onu serbest bıraktırmak için sokak çağrısı yapıldı. - Özel yönetiminin belirlediği yerel seçimlerdeki belediye başkan adayları yolsuzluk soruşturmaları ile anıldı, birçoğu operasyon geçirip tutuklandı. - 19 Mart’tan sonra operasyon olan her belediyede CHP kurumsal kimliği aracılığı ile bu adaylara sahip çıkıldı. - Partinin tüm kaynakları İmamoğlu’na özgürlük mitinglerine aktarıldı. - "CHP’yi yolsuzluklara kalkan yapmayın" diyen parti il ve ilçe başkanları partiden ihraç edildi. - En gayriahlaki durumları ortaya çıkan belediye başkanları için ise kliğin çemberinde olduğu için disiplin işlemleri uygulanmaktan kaçınıldı. - Disiplin kurulunun başındaki milletvekili de İBB davası sanıklarındandı. Ezcümle, fiili durumda CHP’nin mevcut yönetimi tüm görev süresi boyunca ancak CHP’nin ele geçirilmesi hâlinde vermesi beklenen tepkiyi vererek hareket etti. Tüm bu nedenlerle dahi tedbirli mutlak butlan için de İstanbul kararında olduğu gibi yaklaşık ispat şartı gerçekleşmiştir. Partinin ele geçirilirken rüşvet olarak verilen paraların / menfaatlerin kaynağı olarak İstanbullular için devlet kaynaklarından tahsis edilen İBB’nin bütçesi olması da yine ayrıca bu davaların konularını teşkil etmektedir. Mutlak butlan kararı çıkınca hiçbir sponsorun ya da yabancı istihbarat örgütünün bir sistem partisini ele geçirmeye niyetlenmemesi için caydırıcılık inşa edilmiş olacaktır. CHP en kısa sürede yolsuzlukların verdiği hicaptan kurtulacak ve Sn Kemal Kılıçdaroğlu’nun on üç yıllık Genel Başkanlık perspektifiyle arınma süreci başlatılacaktır. Pisliği butlan temizleyecektir.

Ece Sevim

23,556 görüntüleme • 5 ay önce

"Devlet Adamlığıyla Servet Adamlığını Halkımız Bilir ve Çözer": CHP Genel Başkan Yardımcısı Berhan Şimşek'ten Özgür Özel ve Ekibine Sert Tepki Cumhuriyet Halk Partisi cephesinden, partiden ayrılarak yeni bir siyasi oluşum kurma kararı alan Özgür Özel ve arkadaşlarına yönelik çok sert açıklamalar geldi. Bir video mesaj yayınlayarak süreci değerlendiren CHP'li Berhan Şimşek, yaşanan ayrılığı "kurgulanmış bir proje" olarak nitelendirirken, Özel ve ekibini partiyi manipüle etmek ve zarar vermekle suçladı. Şimşek'in açıklamalarına damga vuran ise "devlet adamlığı" ve "servet adamlığı" kıyaslaması oldu. Şimşek'in açıklamalarından öne çıkan başlıklar şu şekilde: "Kurdukları Yeni Ahbap Partisi" Özgür Özel ve beraberindekilerin kurduğu yeni oluşumu "Yeni Ahbap Partisi" olarak tanımlayan Şimşek, bu hareketin siyasi bir temelden ziyade tamamen ahbap-çavuş ilişkisi üzerine inşa edildiğini öne sürdü. Şimşek, "Bu kurgulanmış projenin kimler tarafından planlandığını zaman ve siyaset sahnesi herkese gösterecektir" ifadelerini kullandı. "Yüzde 90 Oy Alacaksanız Neden Gittiniz?" Özgür Özel'in "Üyelerle kurultay yapalım, yüzde 90 oy alırım" şeklindeki söylemlerine de yanıt veren Şimşek, ortada büyük bir çelişki olduğunu savundu: "Madem yüzde 90 oy alacaksın, neden gidip parti kuruyorsun? Bekle, mahalle, ilçe ve il seçimlerini yapalım, gel aday ol ve o yüzde 90 oy ile iktidar için mücadele ver." "İstifalar Abartılıyor, Sadece Yüzde 13" Kamuoyunda yansıtılan yüz binlerce kişinin istifa ettiği yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını belirten Şimşek, manipülasyon yapıldığını söyledi. İki "trol medyası" aracılığıyla seçmenin dezenformasyona maruz bırakıldığını ifade eden Şimşek, istifa edenlerin oranının yalnızca yüzde 13 olduğunu ve bu kişilerin yarıdan fazlasının Özgür Özel'in kendi döneminde partiye kaydedildiğini iddia etti. "Kumandanın Pilini Bile Götürdüler" Ayrılık sürecinde partiye fiziksel zarar verildiğini de öne süren Şimşek, giden ekibin parti binalarını parçaladığını, duvarlara yazılar yazdığını ve hatta "televizyon kumandasının pilini bile alıp götürecek" kadar küçük hesaplar peşine düştüğünü ifade etti. "Güneşte Kar Gibi Eriyip Gideceksiniz" Gerçekten ülke düşünülseydi Kemal Kılıçdaroğlu ile kol kola girilip erken seçim için tüm Türkiye'nin karış karış gezilmesi gerektiğini belirten Şimşek, yeni partinin siyasi ömrünün çok kısa olacağını iddia etti: "Nisan yağmurları güzeldir ama siz nisan yağmuru bile olamayacaksınız. Kar gibi güneşle eriyeceksiniz." "Devlet Adamlığıyla Servet Adamlığını Halkımız Bilir" Siyasette millete hizmet etmenin temel şartlarına değinen Şimşek, Özel ve ekibine yönelik eleştirilerini şu çarpıcı sözlerle noktaladı: "Bizim anlayışımızda millete hizmet için devlete, vatana adanmış ömür gerekir. Onun için devlet adamlığıyla servet adamlığını halkımız bilir ve çözer. Güle güle."

Berhan Şimşek

92,996 görüntüleme • 2 ay önce

SAKARYA ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜNE AÇIK VE SON ÇAĞRI! BURASI KİMSENİN AİLE ŞİRKETİ DEĞİL, KAMU KURUMUDUR! Sakarya Üniversitesi’nde son iki yıldır yaşanan idari uygulamalar, personel görevlendirmeleri, atamalar, yönetici tercihleri ve idari personelin yok sayıldığı yönetim anlayışı artık görmezden gelinecek noktayı aşmıştır. Üniversitenin yeniden Rektör olarak atanan Prof. Dr. Hamza Al yönetimindeki yeni döneminde, geçmiş dönemde kamuoyunda ve çalışanlar arasında ciddi soru işaretlerine neden olan uygulamaların devam etmesi halinde bunun karşısında sessiz kalmayacağımızı açıkça ilan ediyoruz. Biz bugüne kadar kavga etmek için değil, çözüm üretmek için iletişim kurmaya çalıştık. Randevu taleplerimizi ilettik. Rektörlüğe ulaşmaya çalıştık. Rektör yardımcılarıyla, özel kalemle, genel sekreterlik makamıyla ve ilgili yöneticilerle iletişim kurmaya çalıştık. Ancak bütün bu çabalarımıza rağmen idari personelin sorunlarını dinleyecek bir muhatap bulmakta dahi zorlandık. Bugün geldiğimiz noktada ise sendikamızın yapacağı basın açıklamasının engellenmeye çalışılması, artık yönetim anlayışının hangi noktaya geldiğini açıkça göstermektedir. Biz susmayacağız! ATAMALAR VE GÖREVLENDİRMELER AÇIKLANMALIDIR! Kurum dışından yapılan atamalar, geçici görevlendirmeler, özel kalem ve sekreterlik üzerinden gerçekleştirildiği ileri sürülen kadro ve görev değişiklikleri, idari personelin görev ve yetkilerinin sınırlarını aşan görevlendirmeler, bazı personelin uzun süre pasif görevlerde tutulduğu yönündeki iddialar, kamuoyuna ve çalışanlara açıkça anlatılmalıdır. Özellikle bir daire başkanının, rektörlük makamının yetki alanına ilişkin olduğu değerlendirilen şekilde personeli kurumdan yaklaşık 50 kilometre uzaklıktaki bir birime görevlendirmesi konusunda açıkça soruyoruz: Bu görevlendirmenin hukuki dayanağı nedir? Yetki kim tarafından verilmiştir? Rektörlüğün bilgisi ve onayı var mıdır? Varsa hangi makam tarafından ve hangi gerekçeyle onaylanmıştır? Eğer bir daire başkanı, rektörlük makamının yetkisini kullanabiliyorsa; O zaman rektörlük makamı neden vardır? Yok eğer bu işlem rektörlüğün bilgisi ve onayı dışında yapıldıysa; Bu durumda üniversitede yönetim ve denetim mekanizması nasıl işlemektedir? İDARİ PERSONELİN KAPISINI KAPATAN YÖNETİM ANLAYIŞINI KABUL ETMİYORUZ! Sakarya Üniversitesi'nin internet sitesinde yeni dönemde “ortak akıl ve istişare kültürü” vurgusu yapılmaktadır. Biz de tam olarak bunu istiyoruz: Ortak akıl. İstişare. Liyakat. Şeffaflık. Hukuka uygunluk. Ancak bunların sadece açıklamalarda değil, üniversitenin günlük yönetiminde de karşılığını görmek istiyoruz. İdari personelin sorunlarını dinlemeyen, sendikaların randevu taleplerine cevap vermeyen, çalışanların yükselme imkanlarını daraltan, kurum dışından yapılan görevlendirme ve atamalarla kurum aidiyetini zedeleyen, personel arasında eşitsizlik algısı oluşturan bir yönetim anlayışı sürdürülemez. REKTÖR HAMZA AL'A SON ÇAĞRIMIZDIR! Sayın Rektör; Burası sizin şahsi işletmeniz değildir. Burası kimsenin aile şirketi değildir. Burası bir devlet üniversitesidir. Burada her makamın yetkisi kanunlarla belirlenmiştir. Her personelin hakkı vardır. Her işlemin hukuki bir dayanağı olmak zorundadır. Her kamu kaynağının hesabı verilebilir olmalıdır. Ve hiçbir yönetici, makamının gücünü personel üzerinde keyfi bir uygulamanın aracı haline getiremez. Biz sendika olarak bugüne kadar iletişim yolunu tercih ettik. Bundan sonra da çözüm için kapımız açıktır. Ancak hukuka aykırı olduğunu gördüğümüz işlemlerin takipçisi olmaktan, gerekli idari ve hukuki yollara başvurmaktan ve kamuoyunu bilgilendirmekten de geri adım atmayacağız. Üniversitede açılmış ve devam eden davalarımız bulunmaktadır. Yeni ortaya çıkacak işlemler bakımından da hukuki haklarımızı kullanacağız. Bizim mücadelemiz kişilerle değil; hukuksuzluk iddialarıyladır. Bizim mücadelemiz makamlarla değil; adalet, liyakat, şeffaflık ve çalışanların hakkı içindir. Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Erol Özvar Sakarya Üniversitesi Hamza AL

ÜNİPERSEN

137,170 görüntüleme • 20 gün önce

Gazze’de Sağlık Sistemi Çöküyor, Dünya Sessiz: Uluslararası Doktorlar’dan Vicdanlara Seslenen Basın Açıklaması 📍 19 Nisan 2025 | İstanbul AID Uluslararası Doktorlar Derneği, Gazze’de yaşanan sağlık krizine dikkat çekmek amacıyla bugün İstanbul’da kamuoyuna bir çağrıda bulundu. AID Genel Başkanı Yavuz Dede’nin yaptığı basın açıklamasının ardından, bölgede gönüllü sağlık hizmeti sunan iki Türk hekim Prof. Dr. İbrahim Uygun ve Op. Dr. Yılmaz Mertsoy Gazze’deki tanıklıklarını basın mensuplarıyla paylaştı. Basın açıklamasında konuşan AID Genel Başkanı Ecz. Yavuz Dede Gazze’de sağlık sisteminin kasıtlı ve sistematik biçimde hedef alındığını vurguladı: “Sağlık tesisleri bombalanıyor, doktorlar görev başında öldürülüyor, ilaç ve malzemeye erişim engelleniyor. Bu bir savaş suçu, bu bir insanlık suçudur. Uluslararası toplumun sessizliği ise utanç vericidir.” Dede, sağlık hakkının evrensel bir hak olduğunu hatırlatarak uluslararası kurumları ve vicdan sahibi herkesi harekete geçmeye davet etti: “Bu trajediyi durdurmak yalnızca Filistin halkının değil, tüm insanlığın görevidir. İşlenen suçlara sessiz kalmak, suça ortak olmaktır.” “Bir yılımı Gazze’ye girebilmek için verdim” Gazze’de görev yapan ve kısa süre önce Türkiye’ye dönen AID Kütahya Temsilcisi Prof. Dr. İbrahim Uygun, bölgeye ulaşmanın bile başlı başına bir mücadele olduğunu belirtti: “Bir yıl boyunca uğraştım ve sonunda Gazze’ye giriş yapabildim. İçeride Türk doktor sayısı yok denecek kadar az. Sağlık sistemi neredeyse tamamen çökmüş durumda. Bulunduğumuz bölge defalarca bombalandı. Hem sağlık çalışanları hem de basın mensupları, açıkça hedef alınarak katledildi.” Çocuk cerrahı olan Prof. Uygun, yeniden bölgeye dönmek için hazırlık yaptıklarını da açıkladı: “Gazze’de tüm branşlardan, her uzmanlık alanından doktora ve sağlık personeline ihtiyaç var. Tekrar gitmek için hazırız. Bu, yalnızca mesleki bir görev değil, insanlık borcudur.” “Orada bir şehir değil, molozların içinde yaşam var” Ortopedi ve Travmatoloji uzmanı Op. Dr. Yılmaz Mertsoy ise Gazze’deki yaşam koşullarının tahayyül edilemeyecek kadar kötüleştiğini belirtti: “Gazze’de bir şehir yok artık, enkazın ve moloz yığınlarının arasında insanlar hayatta kalmaya çalışıyor. Çöp yığınları ve cesetlerin ortasında yaşam mücadelesi veriliyor. Yaz aylarının yaklaşmasıyla birlikte, ciddi salgın hastalıklar ve enfeksiyon riskleri kapıda.” Dr. Mertsoy, tüm sağlık profesyonellerine vicdani bir çağrıda bulunarak şöyle konuştu: “Gazze’de gönüllü sağlık hizmeti vermek için herkes elinden geleni yapmalı. Tüm imkanlarımızı zorlamalıyız.” İnsanlık onuruna bir çağrıdır bu! AID Uluslararası Doktorlar Derneği, Gazze’de yaşanan soykırımı ve sağlık sistemine yönelik saldırıları duyurmaya ve orada görev alan gönüllü hekimlerin sesini dünyaya ulaştırmaya devam edecek.

AID

1,174,058 görüntüleme • 1 yıl önce

Bahçeli'e soruyorum, terörist başı Öcalan sizden PKK’yı dağıtmak için ne istedi, siz ne verdiniz? MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli bugün MHP Grup Toplantısında yaptığı konuşmada terör örgütü elebaşısı Abdullah Öcalan’ın umut hakkı çerçevesinde affını istemiş ve TBMM’de DEM grubuna hitap ederek PKK’nın lağv edilmesini istemesini tekrar gündeme getirmiştir. Bahçeli, Abdullah Öcalan’ın serbest kalması için çalışmaktadır. Türkiye Yüzyılı, süper güç, gibi süslü lafların arkasına saklanarak terör örgütü elebaşısı Öcalan’ı İmralı’dan çıkarmak için mücadele etmektedir. Bahçeli, ‘Tabular kalktıkça, ezberler bozuldukça statüko delindikçe, insanlar birbirine dürüst davrandıkça içlerinden geçeni özgürce söyledikçe bir anlaşma ve mutabakat noktasından diğerine küçük adımlar ile ilerlemek daha kolaydır.’ Diyerek açıkça Öcalan ve PKK terör örgütü ile müzakereleri savunmaktadır. Öcalan’a umut hakkı vermek, Türk Milletinin gelecek umudunu elinden almaktır. Öcalan’a umut hakkı vermek binlerce asker, polis, jandarma, öğretmen, savcı, hakim, korucu şehidinin ailelerinin adalet umudunu ellerinden almaktır. Öcalan’a umut hakkı vermek, bacağını, kolunu gözünü bazen hepsini kaybetmiş şehitlerimizin gazilerimizin adalet umutlarını ellerinden almaktır. Bahçeli Türk Milletini Öcalan’ın serbest bırakılmasının ile terörün biteceği konusunda aldatmaktadır. Öcalan’ı ‘TBMM’ye gelse ve PKK’yı lağvettim, terörü lanetliyorum’ dese de PKK içinde birçok grup bu açıklamayı reddedecek, PYD Suriye’de, PJAK İran’da varlığını ve terör eylemlerini sürdürecek, Türkiye için tehdit olmaya devam edecektir. Devlet Bahçeli, terörist başının ‘TBMM DEM parti grubuna gelmesine itiraz ediyor da İmralı’da kalmasına niye tepki göstermiyor? Bu ne yaman çelişkidir’ diyor. İnanılır gibi değil. TBMM Gazi, İstiklal Harbi vermiş milli mabettir. İmralı ise Türk adaletinin terörist başını yolladığı hapishane. Nasıl bir akıl bahçelinin söylediğini söyleyebilir. Bunu Türk Milletinin sağ duyusuna bırakıyorum. Öcalan’ı TBMM’de konuşmaya davet etmek, Türkiye Cumhuriyeti’ni terör örgütü karşısında mağlup etmek demektir. Bahçeli, Atatürk’ün Şeyh Sait’i TBMM’de konuşmaya davet ettiğini duymuş mu? Bahçeli, Atatürk’ün Seyyit Rıza’yı TBMM’de konuşma yapmaya davet ettiğini duymuş mu? Türk Milleti hiç böyle rezil bir teklif ile karşı karşıya gelmedi. Bahçeli, ‘Zaman Türk ve Türkiye yüzyılı zamanıdır’ diyor. Biz de Bahçeli’ ye soruyoruz, Türk ve Türkiye yüzyılını Öcalan’ı TBMM de konuşturarak mı kuracaksınız? Bahçeli, ‘Osmanlı İmparatorluğu yerel kültürleri ve etnik toplulukları bünyesinde nasıl bir arada tutup barış ve sükunet ortamına tesis etmişse, ecdadımızın ayak izlerini takip ederek Türk barışı devrinde aynısını yaşatabilecektir ’diyor. Türkiye Cumhuriyeti milli-üniter-laik devletinin 101. yılında Bahçeli’nin kafasında gelmiş olduğu yer burası mıdır? Üstelik Osmanlı yerel kültür ve etnik toplulukları bünyesinde tutamadığı için parçalanmıştır Şimdi, Türk Milleti önünde ve Türk tarihi önünde Devlet Bahçeli’ye şu soruları soruyorum: Mayıs 2023 de ‘önümüzdeki günlerde çok şey değişecek, inşallah Türkiye değişmez’ dediniz. Türkiye’yi nasıl bir badireye sürükleyeceksiniz ki inşallah Türkiye değişmez diyorsunuz? Yapacaklarınız Türkiye’nin parçalanmasına neden olabilir mi? Mayıs 2024’te TBMM’de ‘Türkiye Milleti’ dediniz. Milletimizin adını bu şekilde mi değiştireceksiniz? Öcalan sizden PKK’yı dağıtmak için ne istedi, siz ne verdiniz? Osmanlı Devleti’nin verdiği hakları mevcut Anayasamızın ilk dört maddesini değiştirmeden nasıl vereceksiniz? Erdoğan ve Bahçeli’nin temel amacı Erdoğan’ın ölene değin cumhurbaşkanlığı yapacak bir düzenleme için Türk Devleti ve Türk Milletini bir tehdit ile karşı karşıya getiriyorlar. Bahçeli basın toplantısında ‘Sefaletin doruk noktası bir başkasının iradesine bağımlı olmaktır.’ diyor. Evet, gerçekten de bu sefaletin doruk noktasıdır. Son olarak size İmralı’da ilçe başkanlığı açmanızı öneririm. Bir oy bir oydur. Türk milliyetçilerinden alamadığınız oyu Öcalan’dan alın.

Ümit Özdağ

518,706 görüntüleme • 1 yıl önce

BU HUKUK DIŞI YÖNTEMLERİNİZE KARŞI YA BİR YOL BULACAĞIZ YA DA BİR YOL YAPACAĞIZ! Türkiye’de anayasada yazılı olan düzen maalesef değişti; Siyaset Bilimi literatüründe bu düzenin adı 'Seçimli Otokrasi'dir. Mantık şu; seçim olsun, ancak her zaman Adalet ve Kalkınma Partisi ve onun lideri kazansın; başka bir seçenek ortaya çıkmasın. Cumhuriyet Halk Partisi ile ilgili olarak Bölge Adliye Mahkemesi’nin verdiği karar da bu anlayışın bir göstergesidir. Otokrasilerde siyasal iktidar ya bir kişinin ya da bir grubun elindedir. O kişi ya da grup devletin bütün kurumlarını kontrol eder. Meclis etkisiz hâle getirilir. Yargı bağımsız ve tarafsız olmaktan çıkar. Denge ve denetleme mekanizmaları ortadan kaldırılır. Bugün karşı karşıya olduğumuz karar da bu anlayışın bir ürünüdür. Neden? Çünkü 2023 seçimlerinde iktidarın sandık yoluyla değişebileceği görüldü. Seçim ikinci tura kaldı. Ancak 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde Adalet ve Kalkınma Partisi çok ağır bir yenilgi aldı. Önümüzde yeni seçimler var. Bu seçimlerin sonucunun, seçim gününe bırakılmadan garanti altına alınmak istendiğini görüyoruz. Seçimli otokrasilerde bunun yolu bellidir: Ya rakiplerinizi ve adaylarınızı devre dışı bırakırsınız ya da iktidarı değiştirme potansiyeline sahip siyasi partileri etkisiz hâle getirmeye çalışırsınız. Nitekim bunu yaptınız. Cumhurbaşkanı adayımız ve seçilmiş bir belediye başkanı olan Ekrem İmamoğlu’nu tutukladınız. Hakkında yürütülen soruşturmalar 14 aydır sürüyor. Eğer bu süreçten istediğiniz sonucu alabilseydiniz, belki de bugün Cumhuriyet Halk Partisi’ne yönelik bu operasyonu gerçekleştirmeye ihtiyaç duymayacaktınız. Ancak sonuç alamadığınız için şimdi hukukla açıklanamayacak başka bir yola başvuruyor, rejimin temel ilkelerini ortadan kaldırıyorsunuz. Bakınız, Anayasa’ya göre siyasi partiler demokratik hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır. Siyasi partilerin varlığı, faaliyetleri, kongreleri ve seçimleri; herhangi bir üyenin ya da delegenin herhangi bir zamanda açacağı davalarla sürekli tehdit altında bırakılamaz. Çünkü siyasi partilerin işleyişi seçim yargısının denetimine tabidir. Bu hem Anayasa’da hem de Siyasi Partiler Kanunu’nda açıkça düzenlenmiştir. Son derece yanlış bir iş yapıyorsunuz. Üstelik yarın aynı yöntemler sizin için de kullanılabilir. Örneğin Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kuruluşundan bugüne kadar yapılan ilçe, il ve büyük kongrelerinin tamamına yakını tek adaylı gerçekleşmiştir. Bu durumda herhangi bir üye ya da delege, Türkiye’nin herhangi bir yerindeki bir mahkemeye başvurarak partinin işleyişinin demokratik esaslara uygun olmadığını ileri sürebilir. Açtığınız yolun sonucunda ortaya çıkabilecek tablo budur. “Bizim bundan haberimiz yoktu” demeyin. Kararın 15. sayfasını okumanızı tavsiye ediyorum. Karar, 5 Mart’tan önce verilmiş olmasına rağmen UYAP’a yüklenmemiş. Neden? Yüksek Seçim Kurulu’nun yapısının değişmesi beklenmiş. Bu değişiklik 6 Mayıs’ta gerçekleşmiş. Ardından bayram tatili beklenmiş ve karar daha sonra UYAP’a yüklendi.

Sezgin Tanrıkulu

12,531 görüntüleme • 4 ay önce

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın AK Parti TBMM Grup Toplantısındaki konuşmalarından... ▪ Türkiye’de huzurun, kardeşliğin, dayanışmanın daha da güçlenmesi için büyük bir gayretle çalışırken, bölgemiz ve ötesinde de barış çabalarına aktif katkı veriyoruz. ▪ Bugün ülkemiz, barış diplomasisinin merkezlerinden biri haline gelmiştir. Bölgesel ve küresel krizlerin çözümünde desteği, yardımı, arabuluculuğu aranan ülkelerden biri, hiç kuşkusuz Türkiye’dir. ▪ Bu sabah; Amerikan Başkanı Sayın Trump'la, Suudi Arabistan Veliaht Prensi ile ve Ahmet Şara ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdim. Tabi bu görüşmemizin altında yatan neydi? Özellikle bölge barışını nasıl daha güçlü hale getirebiliriz, buydu. ▪ Türkiye, sahip olduğu binlerce yıllık devlet tecrübesi, güçlü siyasi liderliği ve yetişmiş diplomatlarıyla bu alanda istisnai bir konumdadır. Hepsinden önemlisi, bölgesel barış ve istikrar için attığımız adımlarda tüm tarafların güvenine mazhar olabiliyoruz. ▪ Rusya-Ukrayna savaşından kardeş Pakistan ile Hindistan arasındaki gerilime, Gazze soykırımı karşısındaki vicdanlı duruşumuzdan Somali ve Etiyopya arasında yürütülen görüşmelere kadar her yerde ilkeli, tutarlı, adaletli ve hakkaniyetli politikalarımızla muhataplarımızın itimadını kazandık. ▪Unutmayın, dost acı söyler prensibiyle her zaman doğruları söyledik. Mazlumun da zalimin de kimliğine asla bakmadık. Ateşe benzin dökenlerden değil, söndürmek için seferber olanlardan olduk. Şunu bir kere daha üzerine basa basa söylemek isterim: ▪ Bizim, başta bölgemizde olmak üzere küresel ölçekte barıştan, huzurdan, demokrasi, güvenlik ve istikrardan başka hiçbir gayemiz yoktur. Son günlerde baş döndürücü bir hal alan diplomasi trafiğimizle işte bunu başarmanın gayreti içindeyiz. ▪ Bu vesileyle geçen hafta yaptığımız telefon görüşmesini müteakip, dün Suudi Arabistan’da “Suriye’ye yönelik yaptırımları kaldıracağını” açıklayan Amerikan Başkanı Sayın Trump’a buradan teşekkür ediyorum. ▪ Gazze’de artık vahşet boyutuna varan insani trajediye son verilmesi amacıyla yürüttüğümüz çabalarda da Dostum Trump’ın desteğine güveniyorum. İnşallah Gazze’yle ilgili de yakında yüreklere su serpen müjdeli haberler almayı ümit ediyoruz. 📍Barışın Anahtarı Türkiye

Fahrettin Altun

33,063 görüntüleme • 1 yıl önce

🔴 İstanbul’daki binamızın mevcut durumunun sorumlusu Adalet ve Kalkınma Partisi’dir. Buraya atanan vali, kendi takdir yetkisini kullanmamakta; doğrudan AK Parti’nin siyasi iradesi doğrultusunda hareket etmektedir. 🔴 Bu nedenle valiye sesleniyorum; ➡️ Bu konuda takdir hakkınız yoktur. Siz atanmış bir memursunuz. Dolayısıyla Cumhuriyet Halk Partisi’nin yaptığı bildirimi kayda almak ve gereğini yapmak zorundasınız. Aksi halde geçen her dakika, görevi ihmal değil, görevi kötüye kullanma anlamına gelir. Bu işgal görüntüsünden idari olarak siz, siyasi olarak ise Adalet ve Kalkınma Partisi sorumludur. 📌 İkinci olarak, Yüksek Seçim Kurulu, Partiler Yasası ve CHP tüzüğü çerçevesinde usulüne uygun yapılan başvuruyu kabul etmek zorundaydı ve kabul etmiştir. Bu çerçevede hem İstanbul’da hem de Ankara’da olağanüstü kongre ve kurultay sürecimiz başlamıştır. 🔴 CHP delegelerinin iradesine herkesin saygı duyması gerekir. YSK görevini yerine getirmiştir. Bu noktada çağrı heyetine ve kayyuma sesleniyorum; Bu görüntünün sorumlusu olmaktan artık vazgeçin. 🔴 Bu bina İstanbul İl Başkanlığı binası değildir. Eğer bir kayyum görev icra edecekse, Bahçelievler İlçe Başkanlığımıza ait binayı kullanmalıdır. Ancak burada iç içe geçmiş çok sayıda hukuksuzluk söz konusudur. ❓Örneğin, 30 kişilik bir liste üzerinden bir binaya giriş-çıkışı yasaklamak hangi kanunda yer almaktadır? Biz, ülkenin mevcut koşullarını da dikkate alarak bu hukuksuzluğun bir an önce son bulmasını istiyoruz. 🔴 Şu an itibarıyla herhangi bir kayyum heyetinin bu binada çalışma hakkı bulunmamaktadır. Parti emektarları, eski milletvekilleri ya da ilçe başkanları binaya giremiyor. 📌 Buna karşın kim olduğu belli olmayan kişiler rahatlıkla giriş çıkış yapabiliyor. Basit bir ihtiyaç için bile –örneğin içeriye su getirmek– büyük zorluklarla karşılaşılıyor. Buna karşın, plakasında “koruma” yazan araçlar rahatlıkla girip çıkabiliyor. 📌 İçerideki tablo ise daha da vahimdir. Her katta 40-50 polis memuru bulunuyor. Sandalyelerde ya da yerde oturmuş durumda, gerçekten zor şartlar altında bekliyorlar. Onlar da perişan bir halde. ❓Soruyorum, İstanbul’da asayiş sorunu çözüldü mü? Uyuşturucu problemi ortadan kalktı mı? Onlarca polis memurunun burada bulunmasının gerekçesi nedir? CHP’yi işgal etmenin anlamı nedir? 🔴 CHP’nin hangi binada faaliyet göstereceğine karar verme yetkisi ne valiye, ne de Adalet ve Kalkınma Partisi’ne aittir. Bu yetki yalnızca Cumhuriyet Halk Partisi’ne aittir. #CHPTeslimAlınamaz #CHPİstanbul #CHP102Yaşında

Sezgin Tanrıkulu

88,293 görüntüleme • 1 yıl önce

İDDİALAR ÇOK VAHİM GÜRSEL TEKİN : “CHP’YE YAKIŞMIYOR” CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin, İmamoğlu'na yönelik olarak devam eden casusluk soruşturmasına ilişkin ilk kez konuştu.. Tekin, "Dosya açılmadığı için herhangi bir arkadaşımı zan altında bırakmak istemiyorum.. Hiç bir arkadaşıma ajanlık yakıştıramam ama iddialar da çok vahim." dedi RÖPORTAJ: ERSOY DEDE KAMERA: DİDEM DEDE PARAYI KİM VERİYORSA BENİ DE O ENGELLİYOR CHP'ye yakın televizyon kanallarının kendisine ambargo uygulamasına da değinen Gürsel Tekin, "Beni eleştirebilirler. buna diyecek sözüm yok. Ama çıkıp bana namussuz diyorlar. Hem de benim gibi partinin içinden yetişmiş birine partiye sonradan gelmiş kişiler söylüyor bunu." diye konuştu. Söz konusu televizyonların yöneticileriyle temasa geçtiğini de anlatan Tekin, "kendimizi savunmamıza bile izin vermiyorlar. Hayatımızda bir kısım medya mensubuyla geçmişe dönük dostluklarımız var. Çok üzmek isterim ama içim el vermiyor. Kendi savunmamızı yapalım dedim çıkarmadılar. Ben de yasal haklarımı kullandım. Şimdi çıkacağım., siz Aziz İhsan Aktaş’ın iş ortaklarını çıkarttınız bana namussuz dediler. Cevap verelim dedim izin vermediler. Kendilerine özgür medya diyorlar, değiller." ifadelerini kullandı. Tekin, mahkemeden cevap hakkı için karar çıkarttığını belirterek kendisine ambargo koyduranların ise kanalları fonlayan yapılar olduğunu söyledi ancak isim vermedi.. KILIÇDAROĞLU VE ÖZEL'İ AYNI EVDE BULUŞTURACAKTIK Gürsel Tekin, çağrı heyeti teklifi kendilerine ilk geldiğinde bir arabulucu görevi üstlenmek istediklerini anlattı. "İlk bu teklif bize geldiğinde bizim bir başka misyonumuz olmalı. Bir an önce sayın Kılıçdaroğlu ile sayın Özel'i aynı evde bir araya getirmek istedik. Bu kadar iyi niyetli çabamızı bizi suçlayarak berhava ettiler." dedi. SATILACAK OLSAK CHP'DE SATILIRDIK Gürsel Tekin, bu süreçte AK Parti ile işbirliği yaptığı iddialarına da sert tepki gösterdi: "Diyorlar ki, bunlar AK Parti'ye satıldı mı? Bizim bir fiyatımız yok. Satın alınabilecek bir ürün olsak CHP’de satın alınırdık. Neden dışarıya gidelim." PARAYLA HABER YAPAN GAZETECİLERİ BİLİYORUM Gürsel Tekin bazı gazetecilerin maaşa bağlandığını da iddia ederek “Parayla haber yapıyor olabilirsiniz, maaş alıyor olabilirsiniz. Ama en son laf söyleyeceğiniz adamı hedef alıyorsunuz. Masak raporlarında bunlar belli." dedi. TAMAMI YOUTUBE KANALIMIZDA 👇🏻

Ersoy Dede

57,566 görüntüleme • 11 ay önce