Загрузка видео...

Не удалось загрузить видео

На главную

"Parti programımız hazır, şimdi sıra Hükümet programında. Kadromuz hazır, şimdi sıra iktidarda. Adayımız belli şimdi sıra büyük reform hamlemizi hayata geçireceğimiz günlerde. Bu zor günleri Genel Başkanımız Özgür Özel liderliğinde, Cumhurbaşkanı Adayımız Ekrem İmamoğlu vizyonunda her gün büyüyen kadromuzla aşacak, bu ülkeyi yeniden ayağa kaldıracağız."

293,212 просмотров • 5 месяцев назад •via X (Twitter)

Комментарии: 0

Нет доступных комментариев

Здесь появятся комментарии из оригинального поста

Похожие видео

🔴Yıldız Yazıcıoğlu: Kılıçdaroğlu'nun yeniden aday olma ihtimali var 🗣️Senem Tolunay Ilgaz: CHP'nin genel başkanı Özgür Özel'dir. CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'dur. Şimdi iki cepheden de son durumu, son kulis bilgilerini alalım istiyorum senden. Dolayısıyla ilk sorum şöyle olsun: Kemal Kılıçdaroğlu yönetiminin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu mu? Şu ana kadarki bütün bu sorulara verdikleri yanıtlardan ben olmadığını anlıyorum. 🗣️Yıldız Yazıcıoğlu: Tabii zor bir soru bu. Kemal Kılıçdaroğlu'nun Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu olacak görünüyor yeniden. Çünkü Kemal Kılıçdaroğlu'nun ekibindeki isimler aslında şöyle bir beklentiyle bazı isimler oradalar ki bu beklentiyi aylar öncesinden bizzat kendilerinden dinlemiş bir isim olarak söylüyorum bunu. Kemal Kılıçdaroğlu'nun partiyi tırnak içerisinde arındıracağı, arındırma sonrasında gideceği olağan kurultay takvimi sonucunda aday olmayacağı ve genel başkanlık koltuğunu destekleyeceği bir isme devredeceği şeklinde bir beklenti var. Ve Kemal Kılıçdaroğlu'nun MYK'sı ve çevresindeki isimlerden epeyce kişi açıkçası CHP genel başkanlığına adaylık için ve Kemal Bey'in desteğiyle olası bir kurultayda arınmış CHP'nin genel başkanı olmak üzere orada pozisyon almış görünüyorlar. Ancak Kemal Kılıçdaroğlu'nun Mayıs 2023 seçimleri ile ilgili kişisel görüşü aslında seçimi kaybetmediği yönünde kendisine kaybettirildiği şeklinde bir görüşü var. Bu çerçevede o dönemin İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'i işaret ediyor farklı açıklamalarıyla. O dönem kendisiyle birlikte görev alan, şimdiki Özgür Özel yönetiminin parçası olan, o dönemki MYK kadrosundaki isimleri işaret ediyor. Yine kendisiyle birlikte cumhurbaşkanı yardımcısı adayları olarak aslında görev alan Ekrem İmamoğlu başta olmak üzere o isimleri işaret ediyor. Özellikle Ekrem İmamoğlu'na karşı kişisel görüşlerinin çok sert olduğunu ifade edebiliriz. Ekrem İmamoğlu'na yönelik tamamen görüşleri negatif, olumsuz olarak ifade edebiliriz.

Sözcü

62,712 просмотров • 2 месяцев назад

❗BEYAZ TOROSLAR SN. CUMHURBAŞKANI SN. ADALET BAKANI 📌 Cumartesi günü, 12 Temmuz'da, Kızılcahamam'da Beyaz Torosları bir dönemin kötü uygulamaları olaak andınız ve mahkum ettiniz. 📌 Masasında Beyaz Toros metaforunu kullanan Savcı İBB Başkanı İmamoğlu, Belediye Başkanları ve siyasetçiler ile ilgili soruşturmada görevli! ❓Bir sözünüz, tasarrufunuz ve yaptırımınız olacak mı? ❗"Beyaz Toros” bizim kendi tarihimizde önemli bir travmadır. Bu araçlarla yüzlerce yurttaşımız, yakınımız kaçırıldı, kaybedildi. Hala akıbetleri bilinmiyor. O yüzden Beyaz Toros bir simge haline dönüştü, bir hafıza yüküdür. 📌 Stadyumlarda tribünlerde bile “Beyaz Toros” pankartı açıldı. Kimi onu mahkum etmek için kullandı, kimi ise bir dönemi tehdit olarak kullanmak için bu metaforu kullandı. 📌 Benim evimin önünde de bir Beyaz Toros bekledi. Dönemin Cumhuriyet Başsavcısı beni arayıp “Sakın kapıyı açma, sakın dışarı çıkma” dedi. O geceyi hiç unutmadım. Bu travma şahsi değil, toplumsaldır. 📌 Bugün, Genel Başkanımız Beyaz Toros’u metafor olarak kullanan bir savcıya vurgu yaptı ve bu savcının masasında bir Beyaz Toros maketi var. Bugün o savcı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız ve Cumhurbaşkanı Adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu hakkında soruşturmaların başında olan isimlerden biri. 📌 Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan, geçtiğimiz Cumartesi Kızılcahamam’da, Parti Sözcülerinin açıklamasıyla “tarihi” bir konuşma yaptı. O konuşmada Kürt Meselesi’yle ilgili çözümden bahsederken Beyaz Toroslara, köy yakmalara vurgu yaptı ve Beyaz Torosları özellikle andı, “Bir dönemin kötü uygulamaları” dedi. ❗Bugün bu soruşturmaları yürüten savcının masasında Beyaz Toros maketi var. 📌 Şimdi bu soruşturmaları kimlerin, nasıl yürüttüğünü daha iyi anlayabilirsiniz. 📌 Geçmişin faili meçhul cinayetlerine vurgu yapan, bu Beyaz Toros metaforunu kullanan savcılar görevdeler ve belediye başkanlarına, bürokratlara, iş insanlarına düşman ceza hukuku uygulayan soruşturmaları yürütüyorlar. 📌 Sözüm Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’a, Adalet Bakanı’na ve Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’na; ❓Bu mu sizin hesap sormanız? 📌 Biz yaptık açıklamamızı, Genel Başkanımız bugün gerekenleri söyledi. Şimdi cevabınız varsa söylersiniz. T.C. Cumhurbaşkanlığı T.C. Adalet Bakanlığı T.C. İletişim Başkanlığı T. C. Hâkimler ve Savcılar Kurulu

Sezgin Tanrıkulu

59,834 просмотров • 1 год назад

YOLSUZLUK VE RÜŞVET SORUŞTURMASINDA HER GEÇEN GÜN ORTAYA ÇIKAN DELİLLER, BELGELER VE ŞAHİTLER, CHP’Yİ VE ÖZELLİKLE DE CHP GENEL BAŞKANI ÖZGÜR ÖZEL’İ ÇOK RAHATSIZ EDERKEN, HER AN GÖZLEM ALTINDA OLMALARI NEDENİYLE ZOR GÜNLER GEÇİRİYORLAR. Çünkü; Ekrem İmamoğlu odasındaki TV’den onların her hareketini, her sözünü izliyor. (Bakmayın zindan dediğimize… Ekrem İmamoğlu kendini acındırmak için zindan diyor ama, tek kişilik, içinde banyosu, tuvaleti, mutfağı ve hatta kapısının önünde küçük bahçesi olan bir oda) Çünkü; hoşuna gitmeyen en küçük bir cümle sarf edilse, konuşan kişiyi Silivri’ye çağırttırıyor. Hatta Özgür Özel, geçen gün tüm programlarını iptal etmek zorunda kalıp yine Silivri’ye gitti. CHP’liler mecburen kelimeleri çok dikkatli seçiyor. İşte, Özgür Özel bir çıktı; “Alternatifimiz var, gerekirse Mansur yavaş Cumhurbaşkanı olur, İmamoğlu da Başbakan” dediğinde yine kıyamet koptu. CHP’liler, odadaki televizyon yüzünden her dakika enselerinde İmamoğlu’nun nefesini hissediyorlar. Muhalif medya mensupları da öyle… Onların bir çoğunun da “tamamen duygusal” bir bağı olduğu için bu bağın kopmasını hiç istemiyorlar ve en küçük bir alternatiften bile söz edemiyorlar. İmamoğlu’nun uzun süre çıkamayacağı artık yavaş yavaş belli oldu, CHP’nin kendisine bir yol çizmesi lazım ama “Ne yardan geçer, ne serden” durumundalar… Her geçen gün CHP çok şey kaybediyor. Son mitingine baktık da, nerede o sözünü ettikleri gençler?.. Yaş ortalaması o kadar büyük ve coşkusuz bir toplum vardı ki, belli ki “toplama” şekilde getirilmişlerdi. Yazık oluyor, koca partiye… Bir ülke için muhalefet çok önemli… “Bir televizyon” işi ne kadar uzatıyor. Bitiriyor demiyor, uzatıyoruz diyoruz sadece, çünkü bu durum daha fazla katlanabilecekleri bir şey değil… İşte dünyada televizyon çağı bitti, Türkiye’de de her şey dijital dünyaya döndü ama internet olmayan cezaevinde televizyon olması, CHP’yi bir çağ geriye götürüyor. Bakalım ne kadar sürecek? Çünkü eninde sonunda CHP içinden bir lider çıkıp, “Yeter artık” diyecek. Bu kaçınılmaz…

UcanKus

32,296 просмотров • 1 год назад

SARI RENGİN ARKASINA SAKLANAN FETÖ VE LİDERLERİ İMAMOĞLU. Artık açık ve seçik: Fethullah Gülen terör örgütünün lideri kimliğiyle Mesih olarak yeniden dirileceğini uman terör örgütü mensuplarının yaşayan lideri kim sorusunun cevabı bulunmuş oldu. Bu cevap: Ekrem İmamoğlu’dur. Strazburg’daki kaçaklar ve FETÖ sempatizanları, emperyalizmin desteğiyle düzenledikleri toplu gösteride, kendilerini Ekrem İmamoğlu maskesiyle saklayarak örgütün yeni liderinin İmamoğlu olduğunu ilan etmişlerdir. O hâlde sayın İSTANBUL Başsavcımıza çağrımızdır: Ekrem İmamoğlu’nun FETÖ ile iltisak ve bağı, yapılan gösteriyle açık hâle gelmiştir. O hâlde Ekrem İmamoğlu ile ilgili soruşturmalara geçmişten bugüne FETÖ terör örgütü yöneticiliği şüphesi de araştılacaktır inanıyoruz. Şimdi milletimize sesleniyoruz: Milliyetçi Hareket Partisi lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin ekim ayında ortaya koyduğu, devlet aklını temsil eden; PKK terör örgütünün İmralı’daki liderine ve örgüte yaptığı çağrının ne anlama geldiğini, bu çağrıyla Evanjelik siyonizmin Büyük İsrail Projesi’ne yönelik Anadolu’nun parçalanmasına odaklı kirli oyunun nasıl bozulduğunu anladık mı? Diyor ki: 🔴 İsrail Yayın Kurumu Eski Başkanı: “Bir sonraki düşmanımız Türkiye. Güçlü ordusu ve köklü bir devleti var. Türk halkıyla ilişkileri onarmak zor olacak, sert şekilde üzerlerine gitmemiz gerekecek.” Farkındayız elbette süreci sabote etmek için her şeyi yapacaklar; ama biz aldırış etmeden yolumuzda yürüyecek ve başaracağız. HEDEF: SÜPER GÜÇ TÜRKİYE Çünkü tarih bir kez daha; Hanif Türkler, Hanif Kürtler ve Hanif Araplar’ın bu coğrafyada birlikte barışı tesis edeceği, bu coğrafyanın barış, zenginlik, refah, eşitlik, adalet ve hakkın esas olduğu bir düzenle insanlığa büyük mesaj vereceği bir merkez olacağını göstermektedir. Şimdi anladık mı MHP ’nin lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin ve kadrolarının bu ülkeyi nasıl büyük bir felaketin eşiğinden dönülmesine vesile olduklarını anladık mı? Şimdi anladık mı İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Sayın Akın Gürlek’in; korkusuz, cesur duruşuyla, üzerine gelen bütün tehditlere rağmen ve AK Parti kadrolarının içinden bir kesimin dahi Ekrem İmamoğlu’na yatırım yapmasına, hatta AK Parti’nin kalıntı unsurlarının Ak Parti’deki bağlarını kullanarak Sayın Akın Gürlek üzerinde kurmak istedikleri baskılara aldırış etmeden, kimi zaman yalnız bırakılışını aldırış etmeden kripto FETÖ’cülerin baskılarına boyun eğmeden; 19 Mart’ta adaletin tecelli etmesi için başlattığı operasyona cevap vermek üzere FETÖ ve arkasındaki emperyalist aklın ekonomik darbe operasyonlarının nasıl boşa çıkarıldığını ve Türkiye’yi nasıl bir eşikten dönüldüğünü anlamamız gerek? Şimdi mücadele alanımızı bütün vatanseverlere ilan ediyoruz: Mücadele alanımız kripto kimliklerdir! Kendilerini Atatürkçülüğün, şeriatçılığın, radikal İslamcılığın, cemaatlerin, liberalliğin, iş adamlığının, sivil yapıların arkasına saklayan; emperyalizmin emrinde Türkiye’ye savaş açmış bütün kripto unsurlara karşı hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır; her zeminde çok daha güçlü şekilde mücadele! Vatanseverlere sesleniyorum: Yılgınlık yok, bıkkınlık yok, usanmak yok! Tam aksine, bu vatan hepimizin; bu vatanı emperyalizme asla ve asla teslim etmeyeceğiz. İçerideki kriptolara sesleniyoruz: Emperyalizmin taşeronluğunu yapan, nerede olursa olsun bütün kriptolara sesleniyoruz: Açık kimliklerinizi ilan ediniz! HODRİ MEYDAN.

Metin KÜLÜNK

133,824 просмотров • 1 год назад

📌 İBB iddianamesinde bugün mahkeme tensip işlemini yaptı. Tensip, yani duruşma hazırlığı; mahkeme duruşma gününü belirledi ve duruşma tarihini 9 Mart olarak verdi. 📌 Bu dosyada İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız ve Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu’nun yanı sıra belediye başkanlarımız, belediye meclis üyelerimiz, İBB bürokratları ve partililerimiz de dahil olmak üzere 402 yurttaşımız yargılanıyor. Aynı zamanda bu kişilerden 105’i tutuklu. 📌 Yargılama 40. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yapılacak ve Silivri’de görülmesine karar verildi. Oysa iddianame bir ay önce kabul edilmişti; ancak mahkeme bu süre boyunca tensip yapmadı. ❓Peki neden? Bir duruşma hazırlığı bir ay sürer mi? Şimdi öğreniyoruz ki; Silivri’de, yeni cezaevi yerleşkesinin içinde Avrupa’nın en büyük duruşma salonu yapılacakmış. 📌 Böyle büyük duruşma salonları en son darbe dönemlerinde görülmüştü. Mevcut salonlar zaten yeterli; fakat belli ki “bakın nasıl büyük bir dosyayla karşı karşıyayız” diyebilmek için devasa bir salon hazırlanıyor. 🔴 Bu salonun 3 ya da 4 ay içinde tamamlanması planlanıyor ve ihaleyi TOKİ yapacakmış. Tam da bu nedenle tensip bir ay geciktirildi ve 105 tutuklu, gözaltına alınmalarından neredeyse bir yıl sonra ancak 9 Mart’ta hakim karşısına çıkabilecek. 🔴 Peki tensiple birlikte bir tahliye kararı çıktı mı? Hayır. Aralarında haklarında isnat edilen suç sabit olsa bile en fazla 2–3 yıl ceza istemiyle yargılanan dostlarımız var. ❓Buna rağmen tek bir kişi için bile tahliye kararı verilmedi. Neden? Çünkü “iddianamemiz sağlam, mahkeme de sağlam buldu ki tahliye etmedi” algısını yaratmak istiyorlar. Oysa gerçek böyle değil. 🔴 Üstelik 40. Ağır Ceza Mahkemesi’ne yeni bir heyet atandığını da biliyoruz; bu da adil yargılama ilkelerine aykırılık oluşturuyor. 📌 Bir avukat ve insan hakları hukukçusu olarak açıkça söylüyorum: Bu yargılama adil değildir. 📌 Savunma hakkı yok sayılmıştır. Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı ihlal edilmiştir. Sürecin tamamı en başından itibaren hatalı kurgulanmıştır. Yasaya aykırı yöntemlerle ve yasak delillerle hazırlanmış bir iddianame söz konusudur. 🔴 Biz bu sürecin tamamını takip edeceğiz ve yaşanan tüm hukuksuzlukları her gün, her ortamda ifşa etmeye devam edeceğiz. #İBB #Ekremİmamoğlu

Sezgin Tanrıkulu

30,475 просмотров • 8 месяцев назад

#İBBDAVASI'NDA 2.CELSE 65.gün "Bu rezaletin dik alasıdır." YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel (Özgür Özel) mahkeme başkanının Ekrem İmamoğlu'nun savunma hakkını kullanması kararı sonrası Silivri'de konuştu. "Silivri’de hep birlikte geçen celsede savunma hakkının nasıl kısıtlandığını konuşmuştuk. Ve bunun ne 1960 darbesinde, ne 12 Eylül darbesinde, ne Almanya’daki Nüremberg mahkemelerinde, ne 12 Eylül dönemindeki büyük işte DİSK’in yargılandığı süreçlerde yaşanan ki onların hepsi darbe dönemlerinin yargılamalarıydı hiçbirisinde yaşanmayan bir şey yaşandı. Ve burada Ekrem İmamoğlu’na şöyle söylendi: Hakkında 150’ye yakın işte örgüt kurucusu olmakla, örgüt lideri olmakla suçlandığı için güneşin altındaki gerçekleşen her olaydan, her iddiadan Ekrem İmamoğlu’nu da mesul tutuyorlar. Ve bu konuda, bu konular görüşülürken Ekrem İmamoğlu itiraz ettiğinde, "Savunma süreniz geldiğinde konuşacaksınız, açıklayacaksınız. Sınırsız savunma hakkınız var" demişti. Sonra tutturdu: "Ben 9 Temmuz günü bu davayı bitireceğim." Ve işte 8 Temmuz günü: "Sözü al. Sen ve avukatların 5-6 saatte ne yapacaksanız yapın." Ya 5-6 saatte ben ve avukatlarım nasıl böyle bir şeyi yapabilir? Dedi ki: "O zaman savunma hakkından feragat ediyorsun." "Öyle bir şey etmiyorum, savunma hakkımı kullanmak istiyorum." "Yok, ediyorsun." Tutanağa öyle tuttu. Paldır küldür nereye gidecekse çekti gitti. Bugüne işaret etmişlerdi. Bugüne geldik. Bugün Sayın İmamoğlu’nun avukatları yapılan yanlışı ve işin doğrusunu hukuki dille anlattı. O gün çok iddialıydı. "Hayır, bir daha savunma hakkı vermem, onu yapmam, bunu yapmam..." Biz de burada söyledik: Doğrudan bozma sebebi. Bu mahkemeyi bozdurmaya mı çalışıyor? Demek ki iddiaları dile getirip Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarımızın yüzüne cevaplarını almaya cesaretleri yok. "Böyle yapacaklar herhalde" diye. Geçen zamandan sonra bugün de gördüğünüz gibi oyalaya oyalaya oyalaya en son şimdi kararını verdi. Diyor ki: "Savunma hakkını kullandıracağım ama belirsiz bir gün, benim bildiğim bir gün." Sonra avukatlar üstleyince, "Onu size önceden söyleyeceğim." Bir de söylemeseydin! Savunma yapacağı günü bilmeyecek. Belirli bir süre, "Bir ara" diyor. "Bir ara, uygun yerde, makul zamanda..." Yani yerine, zamanına, süresine hakim karar verecek. Oysaki asla kısıtlanamaz savunma hakkı. "Bu haktan yararlandıracağım" deyip bahşetti beyzade. Gerçekten burada artık böyle bir göstermelik yargılama bile yapılmıyor. Biliyorsunuz geçen sefer savunma hakkını kısıtladığı sürede NATO gündemi vardı ve Ankara’da NATO toplantısı varken, bütün televizyonlar NATO’ya kilitlenmişken burada kimseler duymadan ve kısacık bir sürede hakkında 1,5 yıldır bütün televizyonların attığı iftiralara ki birçoğu iddianameye bile girememişti ve iddianameye yazdıklarımıza ve burada konuşulan her şeye o kadar bir sürede cevap verdi. Şimdi tabii onu sürdüremez o tutumunu, savunma hakkını verecek ama yine: "Benim uygun gördüğüm gün, saatte, benim uygun gördüğüm kadar savunma yapacaksınız" diyor. Bu rezaletin daniskasıdır yani. Bu rezaletin dik alasıdır. Ayrıca şuna da değinmem lazım, belki siz onu ayrıca takip ettiniz, haberleştireceksiniz ama bu meşhur yeni büyük duruşma salonunda ilk gün bugün. Bilmiyorum görüntü alma imkanı oldu mu ama seyircilerden dürbün getirenler vardı. Çünkü mahkeme salonunda seyircilerle sanıklar arasında bilmiyorum ama bir futbol sahasından daha fazla, belki iki futbol sahasına yakın bir mesafe var ve dürbünle izleyenler var."

Fatoş Erdoğan

11,043 просмотров • 13 дней назад

CHP Genel Başkanı Özgür Özel (Özgür Özel): "SARAY REJİMİNİN DEVASA YALANI VE KORKUSU" "Şimdi bugün çıkmış birileri acelemiz var Geciktirdiniz. Özellikle de utanmadan, sıkılmadan Ekrem Başkan'a hepimizin gözüne içine baka baka dünya hukuk tarihinin en büyük kendisinin aslında yargılamayı çoktan bitirdiğini itiraf etti. Bakın diyor; bazı avukatlar bir gün konuştu diyor. Bu ekranlarda neler neler izlettiler diyor. Bir sürü zaman kaybettirdiniz diyor. Onlar olmasaydı şimdi diyor siz savunmayı uzun yapardınız. Kardeşim bu adam bu yargılanan insanların Bir suç örgütü olduklarına, başının Ekrem İmamoğlu olduğuna ve yargılamada bile örgütsel bir faaliyetle karar verdiklerine çoktan inanmış. Biz derdimizi kime anlatacağız? Hakimler Savcılar Kurulu'nun şu kadarcık şu kadarcık adalete yönelik adil Yargılanmaya yönelik bir beklentisi olsa bugün görevden alır. Bugün bu bu davadan el çektirir bunu. Bu kararı vermiş." SARAY REJİMİNİN DEVASA YALANI VE KORKUSU "Çünkü 16 aydır o kadar çok yalan attılar ki. Başta TRT'si, yandaş kanallarının hepsi Merkez medyasına servis ettikleri bilgi notlarıyla. Hiçbirisi iddianamede yok. Ekrem İmamoğlu bununla yüzleşecek. Bunun yüzüne vuracak. Hani diyecek? Hani İBB lojmanlarında parkelerin altından çıkan milyon eurolar? Hani göster Var demiştiniz. Her gece TGRT'de bunu konuştuydunuz. A Haber'de bunu söylediniz. Hani videosu çıkar? Yok. 1200 cep telefonu dağıtmıştım. Hani? Göster. Yok. Kiptaş'tan bedava ev vermişiz. Bir evin adresini söyle. Yok. Ne iddianamede var ne iddia eden o iddiaları servis eden İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın iddia makamı bir bütündür diye oraya oturttuğu kişi de var. Bunların dışında iddianameye koyduklarının da kanıtı yok. Ekrem Başkan da aksine kanıtların hepsi tamam vuracak yüzlerine. Ama korkuyorlar bundan. Bir büyük yalan. Saray rejiminin devasa yalanı parça olacağı gün bugün ya o yüzden diyor ki 2 saatte hepsine birden cevap ver 🔴 DURUŞMA SALONUNDAKİ SKANDAL: "DOLMUŞ DEĞNEKÇİSİ SAVCI" "Ekrem Başkana, savcı talimatıyla suçüstü yakalandılar. Savcı diyor ki 203'ü uygula diye bağırıyor savcı orada. Yahu şöyle bir şey olur mu ya? Savcı değil. Savcı değil, orada yaptığı görev şekil itibariyle, dolmuş değnekçisi. Hani böyle diyor ya, gel, gel. Dur. Ne yapacağını söyler mi ya bir savcı hakimi? 🔴TARİHİN DOĞRU TARAFINDAYIZ: BİZ KAZANACAĞIZ! "Biz bu gece başımızı koyduğumuzda arkadaşlarımızın masumiyetinden emin tarihin doğru tarafında durduğumuzdan emin, tarihin en büyük alçak muhatap olduğumuzdan en büyük iftirasına muhatap olduğumuzdan emin bir şekilde başımızı koyunca uyuyacağız. Mandela da uyumuştu. Castro'da uyumuştu. Ama onları yargılayanlar o gece rahat uyuyamadılar. Eninde sonunda da bunların hesabını halk Önünde milletin vicdanında verdiler. Mandela kazandı. Castro kazandı. DİSK'in namuslu sendikacıları kazandı. Darbelerde zulüm görenler kazandı. Ekrem İmamoğlu kazanacak. Bu davada yargılanan herkes kazanacak. Bu saraylı Kaybedecek arkadaşlar. Bunun daha ötesi yoktur. Tüm zamanların en büyük kötülüğüyle karşı karşıyayız. Tüm zamanların en büyük kararlılığıyla, en büyük cesaretiyle, en büyük öz güveniyle buradayız. Alnımız açık. Işbirlikçiler ne diyorlarsa desin, yalakalar ne diyorsa desin. Tarihin yanlış tarafında duranlar ne diyorsa desin, cesareti olan gelsin, buradaki hukuk katliamı sonra da Ekrem Başkanı ve arkadaşlara bir kelime daha söylesin. Bizim sabrımız dağı delecek. Bu milletin sandık sabrı da bütün hesapları değiştirecek. Göreceksiniz. Bir gün hem de çok geçmeden bir gün, nasıl geçmişin bütün darbe rejimleri mahkum olduysa ya da darbeye kalkış yalanların buradaki yargılamalara mahkum olduysa burada yapılanlar da bir gün mahkum olacaklar. Biz arkadaşlarımıza güveniyoruz. Ailelerine sımsıkı sarılıyoruz. Hakikaten aldığımız güçle, suçsuzluktan aldığımız güçle ve haklı olmanın Verdiği cesaret ve enerjiyle dimdik ayaktayız. Bizi yıkamayacaklar, biz kazanacağız."

Fatoş Erdoğan

10,887 просмотров • 1 месяц назад

'Sen çekil ben olayım' diyebilir Aytunç Erkin'den bomba kulis bilgileri Cumartesi günü Ankara'da İmamoğlu'nun aday adaylığı tanıtım toplantısı var. Ankara'da bu toplantı aslında olmayacaktı, sonradan eklendi.. Bu ikinci toplantı Mansur beyi zor duruma düşürmek için yapılıyor deniyor.. Yavaş, bu toplantıya katılmayacak. Toplantı Mamak'ta, "ABB'de 9 büyük salon varken, Yavaş salon vermedi.." iddiaları var ama Erkin 'Çankaya'da da var' diyerek dikkat çekiyor.. Yavaş'ın 'Üçlü Zirve'de kurduğu önemli cümleler; "Eğer anketler böyle gelirse bir dönem daha iktidarı izleyemeyiz, aday olurum." "İki adayım var dediniz, geçen dönemde 6'lı Masa vardı, onlar karar alacakken ben bozsaydım, beni Muharrem İnce'ye çevirirlerdi, ama şimdi siz 'iki adayım var' dediniz." "Erdoğan da geriyor, İmamoğlu da geriyor ve bu gerginlik siyasetinden Tayyip Erdoğan kazanıyor, bu da yanlış." Mansur beyin yakın çevresi, 'anketler böyle gelmeye devam ederse Yavaş seyirci kalmaz' diyorlar.. Bu durumda, 'sen çekil ben aday olayım' der.. CHP'den vazgeçmeyeceğini her yerde söylüyor, 'ben oyun bozan değilim, ne Meral Akşener, ne Muharrem İnce olurum' bakış açısında.. Dem kartı bitti, gelinen noktada DEM Parti aday çıkarır ya da Cumhur İttifakı'nı destekler.. Yavaş diyor ki 'ben; milliyetçi, muhafazakâr, ulusalcı, cumhuriyetçi, Kemalist, herkesten oy alırım, AKP'den de oy alırım, MHP'den de oy alırım, o zaman ben şanslıyım' diyor.. CHP 🇹🇷 Özgür Özel Mansur Yavaş Mansur Yavaş 2025 Ekrem İmamoğlu Aytunç Erkin

Bülent Gürsoy

16,117 просмотров • 1 год назад

İmamoğlu'nun İstanbulluya ait parayı saçarak pavyon köşelerinde satın aldığı delege oylarıyla genel başkan olabilen Özgür Özel, iki turlu seçimde halkın kararıyla CHP'yi ezerek cumhurbaşkanı seçilen Erdoğan'a "o koltukta Trump sayesinde oturuyorsun" diyor. CHP'li il başkanları, Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat'ın meclisteki odasında delegelere dağıtmak üzere kendilerine para verdiğini, delegeler de para aldıklarını itiraf ediyor. Hepimiz Özgür Özel'in nasıl oy satın alarak genel başkan olduğunu, yine CHP'lilerin kaydettiği ve savcılığa teslim ettiği ses kayıtlarından dinledik. Şimdi Özgür Özel sahte bir Amerikan karşıtlığı üzerinden hükümete saldırıyor çünkü yolsuzluk davasında CHP'ye sadece Sosyalist Enternasyonel destek verdi. CHP'nin bütün umudu, dünyada kimsenin ciddiye almadığı, hiçbir gücü ve itibarı olmayan bu emekli solcular derneğinden gelecek destekte. Mesela CHP geçen seneye kadar Gazze direnişine terörist deyip soykırımı görmezden geliyordu çünkü o zaman daha ABD'nin ve Avrupalı hükümetlerin desteğinden umudunu kesmemişti. Bütün kapılar sırayla yüzüne kapanınca, CHP de birden solculuğu ve Deniz Gezmişlerin 60 sene önceki El Fetih kampı ziyaretini hatırladı. Sosyalist Enternasyonel partileri arasında Gazze'ye en son destek veren ve soykırıma karşı gösteri düzenleyen parti de CHP oldu. Düne kadar "Atamız Arap çölleri için kanınızı akıtmayın dedi, Arap'ın savaşı bizi ilgilendirmez" diyen CHP, bugün atayı matayı boşverip "Sumud filosunu TSK korusun" noktasına geldi. CHP kitlesi de aslında bu sert dönüşten hoşnut değil, aniden ortaya çıkan bu Gazze sevdasına anlam veremiyorlar. Kitle, henüz olan bitenin farkında değil, onlar hala İmamoğlu'nun hapisten çıkıp Batıcı sekülerlerin şanlı iktidar dönemini başlatacağı günün hayaliyle yaşıyor. Otel odalarında, balık restoranlarında kendilerine verilen meşruiyet ve iktidar sözlerinin artık geçersiz olduğundan henüz haberleri yok. CHP'nin dış politika söylemlerini artık bu küflenmiş sosyalist derneği belirliyor. Eskiden gizli gizli ABD, İngiltere, Almanya hükümetleriyle görüşürken yakalanıyorlardı artık onu da yapamıyorlar. Sömürge valiliğinden bile kovuldular. Batılı hükümetler, CHP'nin yolsuzluk davasından çıkacak sonucu az çok tahmin ediyor ve artık hiçbirisi batmak üzere olan CHP gemisine yatırım yapmıyor. Hepimiz biliyoruz ki CHP'nin haksızlığa uğradığına dair en ufak bir şüpheleri olsaydı Türkiye'ye yaptırımlar, ambargolar yağıyordu şu an. İşte Özgür Özel'in her gün bir önceki söylediklerini yalanlamasının ve artık bunu kendisinin de umursamamasının sebebi bu. Batı, CHP'nin ipini kesip kapıyı da suratına kapattı. Özgür Özel de son çare olarak müştemilattaki sosyalistlere sığınmaya çalışıyor. Şimdi onlara yaranabilmek adına düne kadar hükümeti birlikte yıkmaya çalıştığı ABD'ye sallıyor. CHP'liler de otobüsün üstünde bağırıp çağıran Özgür Özel'den aslında Amerikan karşıtı olduklarını öğreniyorlar. Ülkenin en zengin kesimi meğer Kapitalizmin kanlı bıçaklı düşmanıymış. ABD yanlısı AKP hükümetinin esir aldığı milyarder müteahhit liderleri İmamoğlu da, zincirlerini parçalayıp Türkiye'de sosyalistleri iktidara taşıyacakmış. Özgür Özel işte bu yüzden her gün başka bir şey saçmalıyor, böyle bir hikayenin saçmalamadan anlatılabilmesi mümkün değil çünkü.

Abese İrca

71,681 просмотров • 10 месяцев назад

Bir kez daha herkese iyi akşamlar... Ekrem Başkanımızın gözaltına alındığı 19 Mart sivil darbesinin üzerinden yaklaşık 10 gün geçti. Bu süreçte avukatlar adliyelere alınmadı, savunma makamı gözaltılarla susturulmaya çalışıldı; gençler emniyet/adliye/cezaevi kıskacına bırakıldı, gazeteciler tutuklandı, kanallar karartıldı ve elbette Türkiye Cumhuriyeti'nin 100 yıllık mirası olan demokrasimiz ilga edilmeye cüret edilip milyonlarca yurttaşımızın vergileriyle ayakta duran ekonomimiz 1 kişinin şahsi menfaatleri için çökertildi. Dostlarım sokaktaki insanların birçoğu CHP'li değil. Bir kısmı CHP'ye önyargılı. Fakat bu süreç hepimize pek çok şeyi kanıtladı. 1- Örgütlü olmak, bir eyleme kalkışırken arkanda binlerce insanın olduğunu bilmek önemlidir, değerlidir. Yeterince kalabalık değilsen kararlılık yetmez. 2- CHP'nin kendi içinde birtakım sorunları vardır ve bunlar vatandaşın teşviki ve rehberliğiyle ancak düzelebilir. Öncelikle şunu söyleyeyim: Genel Başkanımız Özgür Özel ve İstanbul İl Başkanımız Özgür Çelik -haddim olmayarak, bir vatandaş gözüyle- çok başarılı bir sınav vermiştir. Hatalar günden güne törpülenmiştir. Dostlarım eylemsellik araba sürmek gibidir. CHP 15 senedir sokağı unutmuştu. Bu eylem pratiklerini her vatandaş gibi CHP üyeleri de hatırlamaya çalıştı ve devamında sürece kanalize olundu. Alanlarda CHP vekillerini daha sık görmeye başladık, başladınız. Bu biraz da sizin sayenizde oldu. Zira sokak hareketleri böyledir. Kurumsal muhalefetin önünde gider, siyasi partileri ittirir, istikamet çizer. Bu tüm dünyada böyledir. Siz hepimize tam olarak bunu yaptınız. Önümüzdeki aylarda da umarım yol göstermeye devam edecek; motivasyonunuzu yitirmeden mücadeleye devam edeceksiniz. CHP Gençlik Kolları seçimlerinin üzerinden 4 ay geçti. O süreçte benim sloganım "İktidar Gençlerle Gelecek."; Genel Başkanımız Cem Aydın'ın sloganı ise "Umut Burada!" idi. CHP'yi sevmeyebilirsiniz, İmamoğlu'ndan haz etmeyebilirsiniz fakat demokratik kazanımların korunması adına CHP'nin bir çatı olduğunu kabul etmek mecburiyetindeyiz. Zira yukarıda da bahsettiğim gibi bu iktidar ancak erdemli bir dayanışmayla mağlup edilebilir. Tıpkı 100 sene önce olduğu gibi. Eylemler ve mücadelemiz aylar sürecek. Buna hazır olun. Cümlelere çok takılmayın, pratiklere odaklanın. İnsanlar yorgun, uykusuz fakat kararlı. Hata görürsem ben de sizler gibi eleştiriyorum zaten. Öfkemizi doğru yere kanalize edelim. Şimdi aşağıya 15 Mart tarihli bir video bırakıyorum. Bu cümleleri önemseyin. O tarihte "Gençler bu ülkede tarih yazacak, tarih!" cümlesi neden söylendi anlamaya çalışın. Bu bir gençlik hareketi. Geleceği, hayalleri, diploması, parası, umudu çalınan gençlerin hareketi. Asla umudunuzu kaybetmeyin. Biz bu savaşı kazanacağız. Kolay olmayacak ama kazanacağız. Her bir Mustafa Kemal'in yolu açık olsun. #KurtuluşYokTekBaşına

Av. Şöhret Can Kolsuz

21,778 просмотров • 1 год назад

🔴 Türkiye'nin Kürt Meselesi 40 yıllık bir mesele. Şiddet, terör ve büyük bir travma yarattı,büyük bedeller ödendi ve ödenmeye devam ediyor; geçtiğimiz günlerde 5 sivil yurttaşımız yaşamını yitirdi bir terör saldırısında. 📌 Dolayısıyla böyle ağır mesele günlük, siyasetçilerin ağzına geldiği gibi konuşacağı, "Ben yaptım oldu" diyeceği bir mesele değil. 📌 Bu mesele anlık duygularla çözülebilecek bir mesele değil. Toplumun geniş kesimlerinin ikna edilmesi, sürece katılması lazım. En zor şeyleri söyleyerek bu işe karşı olanları rahatsız etmemek lazım. 📌 Devlet aklının da devrede olduğu ciddi bir çözümden bahsediyorsak; bir gün sürecin olmadığına dair açıklamalar görürken ertesi gün de çıtanın yükseğe konulduğu çağrılar yapıldığını görüyoruz. 📌 Dolayısıyla ne bekleyelim? Şimdi bir de 5 şehit var maalesef. Eğer birileri eylem için görevlendirilmişse, bu karar da önceden alınmışsa ve bu süreç de başlamışsa bu eylemi durduracak mekanizmaya da sahip olmanız gerekir; sahip değilseniz de o eylemi yapmayacaksınız. 📌 Dolayısıyla bu eylem başlatılan bir sürece ya da başlatıldığını sandığımız bir sürece büyük zarar vermiştir. Bunu çok net söylüyorum ve açıkça kınıyorum. 📌 Ortada bir söylem var ama bu söylemin asıl muhatabı olması gereken Sayın Erdoğan ve Ak Parti sürecin hiçbir yerinde durmuyor. Hiçbir şey söylemiyor. 📌 Siyaset yapıyoruz ve biliyoruz ki Sayın Erdoğan her söylemi ölçtürür, kamuoyu yoklamaları yaptırır ona göre bir siyaset tanzim eder. Eğer yarın öbür gün bu süreç başarıya doğru gitme eğilimi gösterirse "Benim bilgim vardı" diyecek, başarısız olursa "Benden habersiz yapınca başarısız oluyor" diyecek. 📌 Cumhuriyet Halk Partisi olarak, Genel Başkanımız da söylüyor, mesele siyasi partilerin siyasal gündemlerine göre rant elde edilecek bir mesele değil; çünkü bedeli çok ağır. O yüzden samimi olunması lazım, açık olunması lazım, şeffaf olunması lazım ve Parlamento çatısı altında olması lazım. 📌 Eğer bir devlet aklı varsa; Türkiye'nin Kürt Meselesini taşıyacak potansiyeli kalmadı; toplumsal barışı inşa etmemiz lazım. Türkiye'nin bu meselesi kendi dinamiklerinden çıktı, bölgesel hale geldi. Yani sadece Türkiye'nin Kürt meselesi değil bu. Bir bölge meselesi.

Sezgin Tanrıkulu

23,194 просмотров • 1 год назад

⚖️ Bilnet'te Hukuksuzluk ve Öğretmenlere Sürgün | Bilnet Okulları Yenimahalle Bilnet Okulları - Ankara Yenimahalle Kampüsü yerleşkesinde, Kurum yöneticileri bir öğretim kurumunda işlenebilecek en büyük suçlardan birini işledi. Düşük maaşlara karşı bir araya gelen ve bunu Sendikaya üye olarak yapan meslektaşlarımızın üzerinde baskı kurup onların Sendikadan istifa etmelerini ve bunu ekran görüntüleri ile yönetime kanıtlamalarını istediler. Bununla da yetinmeyen Kurum yöneticileri, Sendikadan ayrılmayacağını söyleyen bir başka meslektaşımızı üç ayrı yerleşkede birden görevlendirerek onu "sürgün" etti. Yaşanan bu akılalmaz suça karşılık MYK üyelerimiz, il temsilcilerimiz ve avukatlarımızla Kuruma gittik. 10.000 üyeyi aşkın üyeye sahip bir Sendika olarak özel sektör öğretmenlerini doğrudan temsil ediyoruz. Tüm demokratik ve diplomatik tavrımızla kurum yöneticilerinden görüşme istedik. Kurumda olmalarına karşın bizle görüşmeyi reddettiler! Çünkü ne yaptıklarını, nasıl bir suça bulaştıklarını çok iyi biliyorlar. Bu yüzden yaptıklarını on dakikalık bir görüşmede dahi savunabilecek cesarete sahip değiller. Bugün gün boyu sözünü ettik, bu işgüzar kurum yöneticilerinin tamamı ile işimiz yeni başlıyor. Bir Sendikalı öğretmenin sendikal hakkını gasp etmek, engellemek hiçbir kurum yöneticisi ya da patronunun haddi ve görevi değildir! TCK 118. madde yani "Sendikal hakların engellenmesi suçu" geçmişte epey işgüzar yöneticinin canını yaktı. Demek ki sıra şimdi özel öğretim kurumlarındaki yöneticilerde. Bunu biz istemiyoruz; bunu yapıp ettikleriyle, gösterdikleri zulümle bizzat onlar istiyor. Öyleyse işledikleri suçun cezasını da çekecekler. T. C. MEB Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğünden Ankara Valiliğine dek yetkili tüm organları bu büyük Anayasal suça karşı harekete geçmeye çağırıyoruz. Yaşasın dayanışmamız! Yaşasın Öğretmen Sendikamız! #SendikaAnayasalHaktır #SendikanaKatılDeğişsin Bilfen Okulları Fatih Öztürk 🇹🇷 Zehra Sağ Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü fethullah güner T.C. Ankara Valiliği Vasip Şahin Ankara İl Millî Eğitim Müdürlüğü Ankara Barosu T.C. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı TBMM AK Parti CHP 🇹🇷 MHP İYİ Parti DEM Parti TBMM Saadet Partisi Türkiye İşçi Partisi Gelecek Partisi DEVA Partisi @FOXhaber Atv Haber Halk TV ANKA Haber Ajansı sendika.org C Gazette Millî Gazete Yeni Şafak BirGün Gazetesi Evrensel Gazetesi Tele1 TV Show TV BBC News Türkçe DW Türkçe euronews Türkçe

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası

74,175 просмотров • 2 лет назад

BARIŞ, BÜROKRATİK DEĞİL, SİYASİ BİR İRADENİN ESERİ OLMALIDIR Yarım asırdır Türkiye’nin yüreğini yakan ve enerjisini tüketen büyük bir meselede belki de en kritik dönemece girmiş bulunuyoruz. Terörle mücadeledeki kararlılığımız ne kadar netse; Kürt meselesini şiddetten, terörden, silahtan tamamen arındırma irademiz de o kadar nettir. PKK’nın ilk eyleminden bugüne 14 başbakan, 6 cumhurbaşkanı ve 11 meclis değişti. Bu sıralardan binlerce milletvekili geçti. Bize çözümün adresi sorulduğunda, her zaman Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni işaret ettik. Meseleyi güvenlik ihtiyacımızın yanı sıra, demokrasimizin gelişmişlik seviyesiyle iç içe ele aldık. 12 Eylül sonrasında partimizin kapalı olduğu dönemde, aynı geleneğin devamı Sosyaldemokrat Halkçı Parti, Doğu ve Güneydoğu Raporu yayınladığında sene 1989’du. O gün şunu söylüyorduk: “Doğu ve Güneydoğu Anadolu sorunu da, Kürt sorunu da Türkiye’nin demokratikleşme ve demokratik haklar sorunu ile iç içedir. Nitekim sorunların yoğunlaşarak arttığı dönem, demokrasinin askıya alındığı dönemdir.” 1990’lı yıllarda çözüm için bazı girişimler oldu. Keşke o girişimler başarılı olabilseydi. Aradan geçen sürede mesele bölgesel bir hal aldı. İran, Irak ve Suriye’deki Kürt meselesi, Türkiye’nin güvenlik politikalarıyla iç içe geçti. Şimdi soru şu: Peki ya bugün de çözemezsek, yarın bu meseleye hangi yabancı güçler müdahil olacak? Dolayısıyla ciddiyetle ele almamız gereken çok değerli bir süreci konuşuyoruz. Bu barış, bürokratik bir iradenin değil, siyasi bir iradenin eseri olmalıdır. Bizler hepimiz bu ülkenin siyasetçileriyiz. Meclis’e şu sıralar bir çerçeve yasa gelecek. Ben Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun üyesiyim. Yasanın metnini bilmiyorum. Basına sızdığı kadarıyla biliyoruz. Milletin vekilinin görmediği bir metinle barışın toplumsallaşabilmesi zordur. Meclis’in kapanmasına şunun şurasında iki hafta kaldı. Elli yıllık bir meselenin yasal çerçevesini iki haftaya sıkıştırmak size normal geliyor mu? Şimdi diyebilirsiniz ki “Muhataplar aralarında anlaşmışlar, pişmiş aşa su katmayalım…” Zamanla yarıştığımızın farkındayım. Zaman değerlidir. Ama ortak akıl da değerlidir. Ne yaptığımızı bilelim. Böylesi bir meselede aramızdaki anlayış farklarını azaltmamız gerekiyor ki “Biz şimdi ne yapıyoruz?” diye sorduklarında anlattıklarımız körün fili tarifine benzemesin. Merhum Dışişleri Bakanımız Turan Güneş’in TBMM kürsüde dile getirdiği sözlerini anımsatmak istiyorum: “Bazı ülke sorunları vardır ki, o ülke sorunlarını insanlar veya partiler tek başlarına çözemezler; o konularda birbirleriyle yarışa giremezler; girerlerse, Türk demokrasisine çok büyük bir maliyet yüklemiş olurlar.” İşte bu mesele de öyle bir meseledir.

Oğuz Kaan Salıcı

25,487 просмотров • 1 месяц назад

Ümit Özdağ: 🎙️Ekonomik kriz, çok ağır bir şekilde ve her geçen gün daha da ağırlaşarak devam ediyor. Zenginlik el değiştiriyor. Tarım çöküyor. Kırsal alan insansızlaşıyor. Şimdi toprak da el değiştirmeye başlamış durumda. Ağır bir yoksulluk yıllardan buyana sürerken, halkın geniş kesimleri açlıkla mücadele ediyorlar. Küçük bir yandaş azınlık grup ise kamu ihalelerinden beslenmeye devam ediyor, zenginleşmeye devam ediyor. Ortak olma adı altında insanların emekleriyle üretmiş oldukları zenginliklere el konuluyor. Hukukun üstünlüğünün olmadığı bir ülkede yatırımcı kendisini güven içerisinde görmüyor ve Türkiye'den dışarıya büyük bir servet kaçışını görüyoruz. Çıkan sadece nakit sermaye değil, beşeri sermayenin de Türkiye'yi terk ettiğini ne yazık ki görüyoruz. Türkiye'nin geleceğini inşa etmesi gereken beyinler bu ülkede Erdoğan yönetimi altında gelecek görmedikleri için vatanlarını terk ediyorlar. Başka diyarlarda, başka ülkelere, başka toplumlara bilgilerini sunuyorlar ve o toplumların kendilerini geleceğe hazırlamasına, zenginleşmesine katkıda bulunuyorlar. Biraz önce partimizin Hollanda temsilcisiyle görüştüm. Siber güvenlik uzmanıymış. Türkiye'nin çok önemli firmalarının birisinde siber güvenlik uzmanı olarak çalışırken, Hollanda'ya gitmiş, şimdi Hollanda'da çalışıyor. Kendisi gibi yüzlerce siber güvenlikçi gibi… Türkiye zengin bir ülke ancak Türk halkı fakir ve fakirleşmeye devam ediyor. Biz, Zafer Partisi olarak kurulduğumuz günden buyana bu soygunun durdurulması ve zenginliklerin küçük bir azınlık grubuna değil Türk Halkı’na verilmesinin mücadelesini veriyoruz. Ancak Zafer Partisi'nin özellikle 13 milyon sığınmacı ve kaçağın vatanlarına dönmesi konusundaki politikaları ve terörizmle mücadele konusundaki politikaları ön plana çıktı geride bıraktığımız dört yıl içerisinde. Ancak partimizin ekonomiyle ilgili politikalarını da gündeme taşımak ve geniş halk kitlelerine iletebilmek amacıyla 8 ay önce yeni bir çalışma süreci daha başlattık, Küreselleşme ve Zafer Ekonomisi başlıklı raporumuzu değerli basın aracıyla kamuoyu ile paylaştık. Ve daha sonra heyetlerle Türkiye'nin değişik Ticaret ve Sanayi Odaları’nı ziyaret ederek programımızı anlatma mücadelesine başladık. Ancak bildiğiniz gibi hukuksuz bir şekilde Öcalan için rehin alınmam ve 5 ay süreliyle Silivri'de tutulmamla bu çalışmamız bir ara vermek zorunda kaldık. Şimdi “Zafer Ekonomi Konseyi” olarak ikinci bir çalışma sürecini başlatıyoruz. Bu konsey, Zafer Partisi'nde görev alan ve ekonominin akademi, özel sektör ve devlet sektöründe üst düzey yöneticilik yapmış deneyimli Zafer Partilinin olduğu bir ekipten oluşuyor. Zafer Ekonomik Konseyi, partimizin ekonomik politikalarını şekillendirecek hem de topluma büyük bir tempoyla, etkili bir tempoyla bütün Anadolu'yu dolaşarak anlatacak. Değerli arkadaşlar AK Parti iktidarı tükenmiş ve sona gelmiştir. AK Parti gidiyor. Bu gidişi, yapmış olduğu çalışmaların hiçbirisinin durduramayacağı da görülüyor. Ancak gerisinde büyük bir enkaz bırakarak gidecek ve biz şimdiden bu enkazı nasıl kaldıracağımızı planlamak ve bu planı da Türk Halkı’na anlatmak zorundayız. Konseyimizin amacı ekonomideki yeniden inşa sürecinin sürdürülebilir planlı kalkınma anlayışıyla nasıl yürütüleceğini; tarımdaki, sanayideki ekonomik kalkınmanın hangi zeminde, hangi teorik çerçevede gerçekleşeceğini; hangi adımların atılacağını Türk Halkı’na anlatmak olacak. Bugün bu amaçla bir araya geldik ve çalışmalarımıza başlıyoruz. Hayırlı olsun. “İttifak” sorusu üzerine Genel Başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ: Bakın benim söylediğim şuydu: Bahçeli'yle Öcalan'ın el ele tutuştuğu ve Erdoğan'ın da onların elinden tuttuğu bir siyasi tablo görüyoruz. 12 Temmuz'da Erdoğan yapmış olduğu konuşmada, “Biz bu yola AK Parti olarak Milliyetçi Hareket Partisi ve DEM ile çıkıyoruz” dedi. Evet. Yani bir DAM ittifakı söz konusu. Böyle bir ittifakın oluştuğu ortamda muhalefetteki partiler ‘Biz bir araya gelmeyiz’ deme şansına, lüksüne sahip değildirler diye düşünüyorum. Açıkladığımız bu. Yoksa bir görüşme yapıldı, bu görüşmede bir anlaşma sağlandı noktasından daha uzaktayız. Bir ilkeyi açıkladık. Zafer Partisi olarak biz ittifaklara kapalı değiliz. Bakın o da söylemek için erken. Cumhurbaşkanlığı yarışında kimler aday çıkar? Bunları bilmiyoruz. İki aday mı olur? Üç aday mı olur? Dört aday mı olur? Bilmiyoruz. Onun için şimdi sadece Cumhur İttifakı'nın ve DEM iş birliğinin oluşturduğu DAM İttifakı’nı aşacak her türlü modelin çalışılması gerekir kanaatindeyiz.

Haberiniz

10,603 просмотров • 1 год назад

Değerli Astsubay Meslektaşlarımız ve Astsubayların hak arama mücadelesine destek veren Yüce Türk Milleti... Bizler vatanının her karış toprağında kanları olan, gece gündüz demeden-35 derece soğukta + 45 derece sıcakta havada karada çatakta batakta suriyede ırakta mavi vatanda , depremde yangında sel felaketlerinde vefakâr ve cefakarca canı uğruna görev icra eden onurlu şerefli Kahraman Türk Astsubaylarıyız. Onurumuz için şerefimiz için tazminat hakkımızı alana kadar susmayacağız #AstsubaylarİstanbuldaBuluşuyor Türk Silahlı Kuvvetlerindeki adaletsizliklere karşı sesimizi yükseltmek ve hakkımızı aramak için 16 Mart 2024 Cumartesi günü Saat 13:00 de İstanbul Maltepe'de düzenlenecek Büyük Astsubay Mitingi'ne davetlisiniz. Bu tarihi etkinlikte, astsubaylar olarak bizlere verilen sözlerin yerine getirilmesi ve adaletin sağlanması için bir araya geliyoruz. Ancak bu mücadelede sizin desteğinize ihtiyacımız var. Her türlü katkınız, bu önemli etkinliğin başarısı için hayati öneme sahiptir. Bu nedenle, Mitingimize destek olmak için bağışlarınızı bekliyoruz. Bağış yapmak için aşağıdaki banka hesabına gönderebilirsiniz: Hesap Adı: Çankırı 1985 Mezunları Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği IBAN: TR51 0001 5001 5800 7326 5199 92 Açıklama: BÜYÜK İSTANBUL ASTSUBAY MİTİNGİ Unutmayın, her bir katkı adalet için atılan bir adımdır. Desteklerinizle, sesimizi daha güçlü bir şekilde duyurabilir ve hakkımızı alabiliriz. Şimdiden katkılarınız için teşekkür ederiz. Saygılarımla, İstanbul Büyük Astsubay Mitingi Düzenleme Kurulu Başkanlığı #AstsubaylarİstanbuldaBuluşuyor Şimdi İstanbul’dan Adalet istiyoruz…. YER; ALTIN SIRMA GÖK; AY-YILDIZ Büyük Astsubay Mitingi 16 Mart 2024 Cumartesi Saat: 13:00-17:00 İstanbul Maltepe'de. Astsubay emeklilerimiz ve aileleri İstanbul'da buluşuyor. Astsubaylar hakkı olanı istiyor. İmtiyaz değil adalet istiyor. Şimdi Büyük Astsubay Mitingi için İstanbul Maltepe’ de buluşuyoruz. Recep Tayyip Erdoğan Mehmet Ali Çelebi Özgür Özel Dr. Fatih Erbakan Prof.Dr. Kürşad ZORLU Av. M.Emin AKBAŞOĞLU 🇹🇷 Meral Akşener Erkan Akçay Hulusi AKAR AK Parti Yeniden Refah Partisi T.C. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Prof. Dr. Vedat Işıkhan #AstsubaylarTekYürek #GüçlüTemadGüçlüAstsubay Yaşar Güler TSK T.C. Millî Savunma Bakanlığı Hamza DÜRGEN @CHPMuratBakan TEMAD Genel Başkanlığı Ayhan Aksoy MKCRN OKTAY YILDIRIM Fahrettin Bağrı Şener Marancı SBTD Yalçın TUNÇBİLEK Hüsamettin DUMAN Coşkun BAŞBUĞ Erhan AFYONCU İsmail Hakkı Pekin meteyarar Hakan Bayrakçı Gokhan Kayis Abdullah Ağar Gökhan Taşkın Ismail Kucukkaya Ekrem Açıkel Mesut Hakkı Caşın FATİH ÇAM Erdoğan KARAKUŞ Ahmet Öztaş Astsubaycalistayi Büyük Astsubay Platformu Yılmaz ÖZDİL TESUD Genel Merkez Kevser Ofluoğlu Ersan Şen Abdullah Güler Murat Demirkıran Levent Ulucan

Nevzat Yüksel

13,715 просмотров • 2 лет назад

"Ve Erdoğan buradan bir kere daha duysun: Biz söz verdik, saraylarda yaşayan Yezid olmaktansa Kerbela çöllerinde Hüseyin oluruz!" #YENİParti İstanbul İl Başkanlığı çağrısıyla binlerce kişi, Tuzla'da "Millet İradesine Saygı" pankartıyla yürüdü. #Tuzla Belediye Başkanı Eren Ali Bingöl'ün parti değiştirerek AKP'ye geçmesini protesto etti. YENİ Parti Milletvekili Cemal Enginyurt (Cemal Enginyurt): "Genel başkanımız dahil olmak üzere susturmak istiyorlar, korkutmak istiyorlar, tutuklamak istiyorlar. Ama bilmiyorlar ki biz korkuyu Kerbela’da bıraktık! Bugün Tuzla’dayız. İl başkanımızla birlikte, ilçe başkanlarımızla, Ali Gökçek kardeşimle birlikte Tuzla’dayız. Çünkü bugün Tuzla’da millet iradesi gasp edildi, satın alındı! Eren Ali Bingöl bu milletin, Tuzla’nın helal oylarıyla seçildi. Ve bugün AKP ilçe binasında diyor ki: "Ben aranıza yeni katıldım, bana sahip çıkın." Sen, sana sahip çıkanları sattın ki onları da satarsın! Korkmuş, ürkmüş, ağlamış... "Çocuğum ne olur?" diye endişe etmiş! Eren Ali Bingöl; genç yaşında devrimci oldun, CHP İlçe Başkanı oldun, "Sustukça sıra sana gelecek" diye bağırdın, "Direne direne kazanacağız" dedin; direnişin, sarayın karşısında boyun eğmek oldu! Buradan soruyoruz, bu kervanı terk edenlere soruyoruz: Nasıl bir pisliğe bulaştınız da bu kadar satılık oldunuz? Özgür Özel’le birlikte, İstanbul İl Başkanımız Özgür Çelik’in İstanbul’daki liderliğinde, YENİ Parti ile iktidara yürüyoruz. Yoldaşını bırakıp yolda bulduklarına terk edenlerle yol yürümeyeceğiz. Mutfaktakilere, şutlayanlara, sultanlara, sarayın darbesine hep birlikte karşı koyacağız! Birileri şimdi diyor ki: "Cumhuriyet Halk Partisi’nden seçildiniz, neden YENİ Parti’ye geçtiniz?" Neden YENİ Parti’ye geçtik biliyor musunuz? Cumhuriyet Halk Partisi’nde bizi seçen millet YENİ Parti’yi kurdu, biz de onların yanında olduk! Erdoğan’a sesleniyorum, Erdoğan’a çağrıda bulunuyorum: Tek tek korkutabilirsin, satın alabilirsin, korkakları yanına alabilirsin. Ama şunu unutma ki; bir kere satmaya alışan bir kere daha satar, seni de satacaklar! "Vatan mevzubahisse gerisi teferruattır" dedik, yola çıktık. Vatana vefa zamanı diyoruz ve bu meydanda Tuzla’ya vefa gösteren sizlere yürekten teşekkür ediyorum. İnşallah kazanan biz olacağız! Eren Ali Bingöl’ler kaybedecek, AKP kaybedecek, halk kazanacak! "Korkmuyor musunuz?" diyorlar. Genel başkanımızı tutuklamaya kalkıyorlar, o yürekli insan diyor ki: "Demirden korksaydık trene binmezdik." Erdoğan’a çağrıda bulunuyorum: Değil birimizi, milyonları hapsetsen de vallahi de seninle sandıkta hesaplaşacağız, billahi de sandıkta hesaplaşacağız! Son olarak şunu söylüyorum: Biz korkmuyoruz, korkmadığımızı her daim ifade ediyoruz. Ve Erdoğan buradan bir kere daha duysun: Biz söz verdik, saraylarda yaşayan Yezid olmaktansa Kerbela çöllerinde Hüseyin oluruz!"

Fatoş Erdoğan

16,966 просмотров • 25 дней назад