Loading video...

Video Failed to Load

Go Home

Rahmetli Prof. Dr. Hasan Onat, bir televizyon programında Ortadoğu ile ilgili; İslam coğrafyasında şuanda yaşananlar kader değildir. Akıl düşmanlığı dinle meşrulaştırılıyorsa bu o toplumun intiharı demektir. Cehalet dinle meşrulaştırılıyor.

29,217 views • 5 months ago •via X (Twitter)

0 Comments

No comments available

Comments from the original post will appear here

Related Videos

Sayın Cumhurbaşkanımızın Başdanışmanı Sayın Oktay Saral’a...! Recep Tayyip Erdoğan Mehmet Uçum Oktay SARAL Hasan Doğan Ejder AÇIKKAPI🇹🇷 Cevdet Yılmaz Yusuf Tekin Mahinur Özdemir Göktaş Yılmaz TUNÇ Alparslan Bayraktar Mehmet Nuri Ersoy Hasan Turan 🇹🇷🇵🇸 Prof.Dr. Kürşad ZORLU Dr. Leyla Şahin Usta 🇹🇷 Doç. Dr. Resul Kurt Vedat Bilgin Mehmet Simsek Prof. Dr. Vedat Işıkhan Numan Kurtulmuş Fevzi Zırhlıoğlu Abdulhamit Gül Av. M.Emin AKBAŞOĞLU 🇹🇷 Nilgün ÖK 🇹🇷 Hüseyin ALTINSOY🇹🇷 Ertuğrul KOCACIK Ahmet KILIÇ Süleyman ŞAHAN T.C. Cumhurbaşkanlığı Erdoğan Dijital Medya T.C. İletişim Başkanlığı T.C. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı T.C. Millî Eğitim Bakanlığı TBMM AK Parti Grup Başkanlığı Bu vatanın toprağına alın teriyle tutunan, ekmeğini çocuk yaşta meslek ocağında yoğuran, bayrağının gölgesinde onuruyla çalışan bir neslin adalet arayışıdır bizimkisi… Staj ve çıraklık yıllarımızda hepimize “Bugün emek verin, yarın devletiniz sizin yanınızda olur” denmişti. Biz de öyle yaptık; vatanımıza, milletimize, bayrağımıza bağlı kalarak çalıştık, ürettik, yorulduk ama hiç şikâyet etmedik. Siz, katıldığınız o televizyon programında mağduriyetimizi Sayın Cumhurbaşkanımıza ileteceğinizi, bu meselede bizlere destek olacağınızı söylediğinizde; yıllardır içimizde biriken kırgınlıkların arasından yeniden umut yeşermişti. Sözünüz, bize devletimizin şefkatini hatırlatmış; “Yalnız değiliz” dedirtmişti. Bugün, aynı umutla bir kez daha kapınızı çalıyoruz. Etrafı sigortası adına, yalnızca derdimizi yüz yüze anlatabileceğimiz bir randevu talep ediyoruz. Bu talep; siyasi bir beklenti değil, bu ülkenin emek vererek büyümüş evlatlarının adalet arayışıdır. Çocuk yaşta iş yerlerinde çalışırken, üzerimizde sadece iş elbisesi yoktu; bu devletin geleceğini taşıyan birer evlattık. Şimdi de aynı vatan sevgisiyle, aynı bayrak inancıyla sadece hakkımız olanın duyulmasını istiyoruz. Devletine sadakatle bağlı binlerce mağdur adına, sizden ricamız; o gün verdiğiniz sözü hatırlamanız ve sesimizi Sayın Cumhurbaşkanımıza ulaştırabilmemiz için bize bir görüşme imkânı sağlamanızdır. Bir randevu, bir kapının açılması demektir… Bir kapının açılması ise yıllardır hak arayan yüreklerde yeniden dirilen umut demektir. Saygılarımızla...! Staj ve Çıraklık Sigortası Mağdurları Adına Sayın Oktay SARAL #ÇırakStajyerBeştepedenRandevuistiyor

STAJ VE ÇIRAKLIK SİGORTASI MAĞDURLARI FEDERASYONU

43,188 views • 9 months ago

RAKAMLAR YALAN SÖYLEMEZ, ÇELİŞKİLER KONUŞUR Recep Tayyip Erdoğan Prof. Dr. Vedat Işıkhan T.C. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Numan Kurtulmuş TBMM “EYT emeklilerinin yaş ortalaması 49–50” denildi. Oysa bakanın kendi ağzından, kameralar önünde gerçek açıklandı: 📌 Yaş ortalaması 48. Bu bir algı değil. Bu bir tahmin değil. Bu, resmî beyandır. Aynı şekilde denildi ki: “38–43 yaş aralığında emekli olanlar çok az.” Ancak aynı bakan, aynı açıklamada şunu da söyledi: 📌 38 yaşında 1.200 kişi emekli edildi. Şimdi soruyoruz: Eğer 38 yaşında 1.200 kişi emekli olduysa; 📌 39 yaşında kaç kişi emekli oldu? 📌 40 yaşında kaç kişi emekli oldu? 📌 41, 42, 43 yaşlarında kaç kişi emekli oldu? Bu rakamlar neden açıklanmıyor? 🟥 Bu nedenle çağrımız nettir: 🟥 38, 39, 40, 41, 42 ve 43 yaşlarında emekli edilen kişi sayıları, 🟥 yıl ve yaş bazlı olarak kamuoyuna açıklanmalıdır. 🟥 Şeffaflık bir tercih değil, kamu yönetiminin zorunluluğudur. Çünkü açıklanırsa görülecek tablo şudur: 👉 Bu yaş grupları söylendiği gibi “az” değildir. 👉 Bugün hâlâ 43 yaşını doldurmayı bekleyen on binlerce emekçi vardır ve bu insanlar emekli olacaktır. ASIL ÇELİŞKİ BURADADIR Bir yandan deniyor ki: “EYT ile kademeli emekliliği kıyaslamayın.” Peki EYT rakamlarını kim açıkladı? 📌 Resmî makamlar. EYT’de ne oldu? ✔ Maximum 5975 gün prim ödenmiş insanlar emekli edildi. ✔ Sistem çökmedi. ✔ SGK bütçesinin güçlü olduğu ve bunu kaldırabileceği açıklandı ✔ 38 yaşında bile emeklilik verildiği resmen kabul edildi. O halde soruyoruz: 📌 43’ten başlayan adil bir kademe neden bu kadar rahatsız ediyor? 📌 Aynı yaşta olan iki kişiden birine hak, diğerine haram mı? 📌 Akranlar arasında 17–20 yıl fark olur mu? 📌 Yaşı küçük olan daha az primle emekli olurken, yaşı büyük olan neden daha fazla primle cezalandırılıyor? Bu hangi akıl, hangi vicdan, hangi adalet anlayışıyla açıklanabilir? 8 EYLÜL 1999 KUTSAL BİR TARİH DEĞİLDİR 8–9 Eylül 1999 bir kader çizgisi değildir. Bir insanın hayatını ikiye bölecek, birine emeklilik, diğerine ömür boyu bekleme verecek kutsal bir tarih hiç değildir. Bizim itirazımız bir rakama değildir. Bizim itirazımız bir yaşa da değildir. Bizim itirazımız; 📌 aynı emeği verenlerin, 📌 aynı primi ödeyenlerin, 📌 tek bir yasa ile ikinci sınıf vatandaş haline getirilmesinedir. SON SÖZ NETTİR Bu bir ayrıcalık talebi değildir. Bu bir lütuf isteği değildir. Bu bir erken emeklilik dayatması hiç değildir. Bu kayıtlarla sabit, resmî beyanlarla doğrulanmış, vicdanla inkâr edilemeyecek bir adalet talebidir. Algı bitti. Masal bitti. Oyalama bitti. 📌 43’ten başlayan, adil ve kademeli emeklilik derhal hayata geçirilmelidir. Çünkü: Aynı yaşta olana hak olan, aynı yaşta olana haram olamaz. Emeklilikte Adalet Derneği AK Parti Recep Tayyip Erdoğan Prof. Dr. Vedat Işıkhan Av. M.Emin AKBAŞOĞLU 🇹🇷 Av. Özlem Zengin 🇹🇷 Yılmaz TUNÇ Ahmet AYDIN Av.Osman Zabun Vedat Bilgin Abdullah Güler Mustafa Elitaş Doç. Dr. Resul Kurt Hüseyin ALTINSOY🇹🇷 Orhan YEGİN EMEKLİLİKTE ADALET DERNEĞİ ⚖️ EMADDER RESMİ SOHBET SAYFASI #KademeKırkÜçtenBaşlar

EMEKLİLİKTE ADALET DERNEĞİ ⚖️

15,510 views • 8 months ago

Gün ortasında. Cami hayat ilişkisini çok daha güçlü şekilde konuşmak ve pratiğe dönüştürmek zorundayız. Cami toplumsal meselelerde çok daha aktif hale getirilmelidir Cami toplum ilişkisinde,toplumun ve toplumun meselelerinden izole edilmiş bir cami anlayışı mümkün değildir ve de cami izole edilmiş bir mekan değildir tam zıttı hayatın bütünlüğü içindedir. O halde meseleyi sadece ilgili kuruma bırakarak değil topyekün bulunduğumuz her yerde cami çevresinden başlayarak bu anlamda camilerin hayatın içersinde çok da etkin olmasına sebep olacak din görevlisi modellemesini güncelleyerek ve yeni bir dernek modellemesi konuşmak zorundayız. Görevlileri sadece mihrap ve minber arasında üstlendikleri sorumlulukların yerine getirildiği bir ibadethane değildir CAMİ. Cami dernekleri de sadece cami çevresindeki büyüklerimizin buluşma mekanı değildir (elbette sorumluluklarını son derece yüksek düzeyde yerine getiren din görevlisi ve dernekleri de tenzih ederiz ve onlara teşekkür ederiz) Artık cami derneklerinde genç nesil, yeni zamanı, doğru okuyan doğru anlayan toplumsal meseleleri doğru okuyup doğru analiz edip doğru çözümlemeler yapabilen genç nesil cami derneklerini artık devralmalıdır Camiler üzerinde yapılmış ekonomik olarak büyük yatırımların ardından içinde hiç kimsenin olmadığı bir mekana dönüşme tehlikesi vardır Kimse bu tehlikeyi yabana atmamalıdır O halde; basit bir şey söylüyorum: Kardeşim, her hafta camide para toplanıyor mu? Toplanıyor, tamam. Veren veriyor. Ya arkadaşım, caminin dibinde bir adam, bakkal dükkanı batmış. Bu akşam evine ekmek götürecek parası yok. Kardeşim, şunu söyleyemez misiniz? “Bu hafta toplanılan yardımlarınızı, ismini vermeyeceğimiz bakkalımıza, battığı ve ekonomik durumu kötü olduğu için götürüyoruz. Üç kişilik bir heyetle şahitliği, kameraya çekimi ona teslim ediyoruz.” Diyoruz ki, adam camiye gelmesin, hatta dinle arası zayıf olsun. Ya şunu hissettiremez misiniz? İşte bak, cami, kubbe, hayat bunun içerisinde diyemez misiniz?

Metin KÜLÜNK

164,391 views • 1 year ago

Bugün İstanbul’dan arkadaşımız Veysel Çelik Veysel Çelik Akparti İstanbul Milletvekili ve Grup Başkan Vekili Sayın Özlem Zengin Hanım ile görüşmüşlerdir. Kendilerine EYT sonrası akran ve benzer prim gününe sahip olduklarından 17-20 yıl geç emeklilikle karşı karşıya kalan çalışanların yaşadığı mağduriyet yeniden anlatılmıştır. Öncelikle kendilerine konuyla ilgili duyarlı yaklaşımları, iyi niyetleri ve konunun “bir süre sonra mecbur kademeli şekilde olacak” biçimindeki beyanları sebebiyle teşekkürlerimizi sunuyoruz. Yalnız… Gözden kaçmaması gereken ve konunun çözümü noktasında karar verirken hayati öneme sahip bir hususu tekrar netleştirmek isteriz… Bu konunun büyük bir adaletsizlik olduğu ile ilgili hemen hemen toplumun tüm kesimleri mutabık noktadadır, bundan ayrı olarak konunun ekonomik boyutuyla ilgili yanlış olan bir algı söz konusu… Emeklilikte Adalet Derneği olarak SGK verilerine dayalı olarak yaptığımız çalışmada yıl bazında toplam SGK’lıların %2’si kadarı emekli edilerek bu adaletsizlik kolayca giderilebilmektedir. Sizlerden olası Kademeli Emeklilik yöntemlerini SGK uzmanları ile değerlendirip bu adaletsizliği bir an evvel çözüme kavuşturmanızı Orhan Gazi’nin veciz sözleriyle rica ederiz. “Adaletin en kötüsü geç tecelli edenidir. Sonunda hüküm isabetli olsa da geciken adalet zulümdür…” Av. Özlem Zengin 🇹🇷 Recep Tayyip Erdoğan Cevdet Yılmaz Numan Kurtulmuş Prof. Dr. Vedat Işıkhan Mehmet Simsek Hayati Yazıcı Vedat Demiröz Mustafa Elitaş Mustafa Şentop Nihat Zeybekci 🇹🇷 HAMZA DAĞ Abdullah Güler Doç. Dr. Resul Kurt Av. M.Emin AKBAŞOĞLU 🇹🇷 Bahadır Yenişehirlioğlu Abdulhamit Gül Yılmaz TUNÇ Dr.Betül Sayan Kaya 🇹🇷 Mahir Ünal 🇹🇷 T.C. İletişim Başkanlığı Ömer Çelik Erdoğan Dijital Medya Mahinur Özdemir Göktaş Jülide Sarıeroğlu 🇹🇷 Ayşe Keşir 🇹🇷🇹🇷🇹🇷 Eyyüp Kadir İnan Prof. Dr. Ömer Bolat Mehmet Fatih KACIR Erkan Kandemir Murat KURUM Ahmet AYDIN Efkan Âlâ MUSTAFA ŞEN Doç. Dr. Hulki Cevizoğlu Hasan Doğan Yusuf Ziya Yılmaz🇹🇷 Fahrettin Altun Dr. Leyla Şahin Usta 🇹🇷 Derya Yanık AK Parti #İstanbuLiçinKademe

EMEKLİLİKTE ADALET DERNEĞİ ⚖️

64,387 views • 2 years ago

Sokaklarımıza, parklarımıza, okul önlerine şöyle bir bakın, akıl almaz bir cinnet hâli var "Yan baktın." "Omuz attın." "Niye mesaj attın?" gibi sudan, incir çekirdeğini doldurmayan bahaneler... Daha bıyığı terlememiş sabiler kendi akranlarını, o gencecik canlıları acımasızca hayattan koparıyor. Bu tablo "basit bir asayiş meselesi" denilecek bir konu değildir. Bu durum doğrudan doğruya Türk milletinin ruh köküne, ahlak nizamına ve geleceğine yönelmiş açık bir tehdittir. İşte tam bu noktada kanayan yaramıza merhem olacak o iradeyi ferasetiyle her daim milletimizin hislerine tercüman olan Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı liderimiz Sayın Devlet Bahçeli Beyefendi koymuştur, onun şu tespiti devlet aklına pusula, adalet terazisine ölçü olmak zorundadır: "Çocuktan katil olmayacağı gibi katil veya teröristin çocuk olarak tavzih ve tevili ise çetin bir yanlıştır. Suç işleyenlerin, bunu azmettirenlerin, ihmal ve kayıtsızlık gösterenlerin gözünün yaşına bakılmamalıdır. Milletimiz olan bitenden dolayı derinden kaygılı ve yaralıdır. Bir masumun canına kastetmek ne kadar kahredici ise o cinayeti işleyen çocuğun o karanlığa nasıl itildiğini görmezden gelmek de o derece büyük bir vebaldir. Evet, adalet yerini bulacak, toplumun vicdanı soğuyacak fakat biz bu işi sadece demir parmaklıkların, buz gibi soğuk duvarların arasına hapsederek çözemeyiz. Bir çocuğu eline silah alacak kadar ne hissizleştirdi? Bir cana kıyacak kadar nasıl sevgisiz kaldı bu çocuklar? Karanlık dehlizleri sorgulamak boynumuzun borcudur. Ailedeki kopuklukları, sokaktaki zehir çetelerini, dijital dünyadaki o bataklığı kurutmadan keseceğimiz hiçbir ceza yarınki acıları dindirmeyecektir. Türk devletinin adaleti kılıç kadar keskindir, doğru ama şefkati de bir o kadar kuşatıcıdır. Bizim, sokağın insafsız karanlığına, suç şebekelerine, koğuşların umutsuzluğuna feda edeceğimiz tek bir gencimiz dahi olmamalıdır. Devletin balyoz gibi yumruğu sadece suça itilen o sabilerin tepelerine değil, onları birer suç makinesine dönüştüren uyuşturucu tacirlerinin, sokak mafyalarının, neslimizi göz göre göre zehirleyenlerin tam tepesine inmelidir. Bizim işimiz çocukları hapishanede çürütmek değil, onları eğitimle, sevgiyle, millî bir şuurla o bataklıktan çekip almak." Prof. Dr. Filiz Kılıç Prof. Dr. Filiz KILIÇ MHP Grup Başkanvekili ve Nevşehir Milletvekilimiz

MHP TBMM Grubu #MHP

10,332 views • 1 month ago

HIZLI BAKIŞ | Radikalizmin Epistemolojisi: DEAŞ’ın Kaos Doktrini 🎙️ Prof. Dr. Mehmet Ali Büyükkara (Mehmet Ali Büyükkara), değerlendirdi. 🔗 Analizin tamamına YouTube kanalımızdan ulaşabilirsiniz: "Aslında çok önemli bir ayrılık noktası; "Kaos" veyahut "Tedhiş Stratejisi" denilen yöntemi DEAŞ'lıların takip etmesidir. Bu ne demektir? Bu hususta özel kitapları var. Ebubekir En-Naci isimli bir hocaları tarafından kaleme alınan "İdaretü't-Tevahhuş", yani "Vahşeti İdare Etmek". "Vahşeti ve kaosu nasıl yönetebiliriz? Bunun üzerinden nasıl bir strateji izleyebiliriz?" sorularını ana konu edinen bir rehber kitapları, hatta bu kitabın değişik şerhleri bile mevcuttur. Baktığımızda, DEAŞ tarihinde hep bu stratejinin örneklerini görürüz. Başta herkesi dehşete düşüren kafa kesme olayları ve insanları yakarak cezalandırma eylemleri buna örnektir. Hatırlarsanız Ürdünlü bir askeri uçak pilotunu kameralar önünde yaktılar ve bunu bütün dünya izledi. Büyük kalabalıklara bombalı saldırılar düzenlemek ve bu konuda herhangi bir merhamet göstermemek de bu kapsamdadır. Bunu bir de gösterişli şekilde yaparlar; işte bu, vahşetin ve kaosun stratejik tarafıdır. Bu gösteriş ne anlama geliyor? Eylemlerin çok iyi ekipmanlarla videoya alınıp internete yüklenmesidir. Dergilerinde bu eylemlerin net fotoğrafları yayınlanıyor; altlarına ise neden yapıldığına dair ayetler ve hadisler sıralanıyor. Bu eylemler sadece yapılmakla kalmıyor, bir de "gösterimi" söz konusu oluyor. Bu, diğer cihadi örgütlerde olmayan bir özelliktir. İslam tarihindeki o dehşet stratejisini uygulayan "Haricilik" mezhebini hatırlattığı için, onlara bugün "Harici" denilmesinin sebebi de esasen budur. Böylece Ehl-i Sünnet dışı bir mezhep olarak mahkum edilmiş oluyorlar. Terör yöntemlerini kullanma konusunda onlara en yakın örgüt olan El-Kaide ile bir mukayese yapacak olursak; El-Kaide, kendisi terör yöntemlerini kullanan bir örgüt olmasına rağmen bu "üst düzey vahşet stratejisini" doğru bir yöntem olarak kabul etmiyor. El-Kaide, "Biz bununla halktan uzaklaşırız, oysa halkı kazanmak lazım. Bu durum yerelle ilişkilerimizi bozar ve insanları korkutur. Korkuyla itaat doğru bir strateji değildir," görüşündedir. Oysa DEAŞ'a göre korku ve baskı ile itaat oluşturmak, bir toprak parçasını üzerindeki insanlarla beraber kontrol altına almak için doğru bir stratejidir."

Türkiye Araştırmaları Vakfı

11,363 views • 8 months ago

Enver Paşa’ya atılan iftiralardan 90 bin kişinin kurşun dahi atmadan Sarıkamış’ta donarak şehit düşmesi hakkında: “Sarıkamış harekatına ilişkin konuşulan en önemli hususlardan biri de kaç şehit verildiğidir. Öncelikle belirtelim ki şehit sayısı 90 bin veya 90 binin aşağısında bir rakamda olsa Sarıkamış Harekatının önemi ve anlamı azalmayacaktır.” Sarıkamış’ta bir vatan müdafaası yaşandı. Şehit sayısı üzerinde reklam yapmak ya da siyaset yapmak şehitlerimizi incitmekten başka bir şey değildir. Hatta harekata katılan Mehmetçiğe “kurşun dahi atmadan” gelen bir ölümü reva görmek en basit ifade ile cehalettir. Bu cehalet olarak kabul edilmeyecekse net ifade ile şehide ihanettir. Sanki ordumuz hiçbir kahramanlık göstermemiş. Türk ordusu Sarıkamış’ı iki defa ele geçirmiş, siper savaşları, süngü savaşları yapılmış. Rus generali Maslowsky bir at arabası ile kaçmaya çalışıyor. Bu olaylar neden ifade edilmiyor. Rus Generali Maslowsky şehit sayısını 23 bin olarak ifade etmiştir. Maslowsky’e göre Türk ordusundan 5 bin esir alınmıştır. Düşman dediğimiz Rus Generali 90 bin sayısını ifade etmediği halde biz kendi tarihimize nasıl bir yalan rakamı katarak kendimizi düşman karşısında yenilgimizi yüksek bir rakamla göstermeye çalışıyoruz. Genelkurmay Başkanlığı Harp Encümeninin Harekat ile ilgili gerçek rakamları kayıt altındadır. Bu kayıtlara göre Sarıkamış’ta 23 bini cephede, 12 bini de savaş hatları gerisinde toplamda 35 bin şehit verilmiştir. ‘’Doç. Dr. Nurhan AYDIN” Kuşatma sırasında III. Ordu’nun ikinci Kurmay Başkanı olan Albay Felix Guse’nin Rus kaynaklarına dayanarak doğru kabul ettiği rakam, 11.000 şehit, 3500 esirdir. Guse’ye göre III. Ordu’nun esas kaybı firarilerden oluşuyordu. Nitekim Ocak ayı başlarında Erzurum dolaylarında 12.000 asker kaçağı toplanmıştı. Giyim, kuşam, beslenme ve sağlık personeli yönünden daha iyi durumda olan Rus ordusunun toplam kaybı ise 32.000 civarındaydı. “Prof. Dr. Mustafa ÇOLAK” Bilginin toplumsal değerini arttırmak için gerekli olan şey paylaşmaktır.

Türk Beklenendir

127,489 views • 1 year ago

Enver Paşa’ya atılan iftiralardan 90 bin kişinin kurşun dahi atmadan Sarıkamış’ta donarak şehit düşmesi hakkında: “Sarıkamış harekatına ilişkin konuşulan en önemli hususlardan biri de kaç şehit verildiğidir. Öncelikle belirtelim ki şehit sayısı 90 bin veya 90 binin aşağısında bir rakamda olsa Sarıkamış Harekatının önemi ve anlamı azalmayacaktır.” Sarıkamış’ta bir vatan müdafaası yaşandı. Şehit sayısı üzerinde reklam yapmak ya da siyaset yapmak şehitlerimizi incitmekten başka bir şey değildir. Hatta harekata katılan Mehmetçiğe “kurşun dahi atmadan” gelen bir ölümü reva görmek en basit ifade ile cehalettir. Bu cehalet olarak kabul edilmeyecekse net ifade ile şehide ihanettir. Sanki ordumuz hiçbir kahramanlık göstermemiş. Türk ordusu Sarıkamış’ı iki defa ele geçirmiş, siper savaşları, süngü savaşları yapılmış. Rus generali Maslowsky bir at arabası ile kaçmaya çalışıyor. Bu olaylar neden ifade edilmiyor. Rus Generali Maslowsky şehit sayısını 23 bin olarak ifade etmiştir. Maslowsky’e göre Türk ordusundan 5 bin esir alınmıştır. Düşman dediğimiz Rus Generali 90 bin sayısını ifade etmediği halde biz kendi tarihimize nasıl bir yalan rakamı katarak kendimizi düşman karşısında yenilgimizi yüksek bir rakamla göstermeye çalışıyoruz. Genelkurmay Başkanlığı Harp Encümeninin Harekat ile ilgili gerçek rakamları kayıt altındadır. Bu kayıtlara göre Sarıkamış’ta 23 bini cephede, 12 bini de savaş hatları gerisinde toplamda 35 bin şehit verilmiştir. ‘’Doç. Dr. Nurhan AYDIN” Kuşatma sırasında III. Ordu’nun ikinci Kurmay Başkanı olan Albay Felix Guse’nin Rus kaynaklarına dayanarak doğru kabul ettiği rakam, 11.000 şehit, 3500 esirdir. Guse’ye göre III. Ordu’nun esas kaybı firarilerden oluşuyordu. Nitekim Ocak ayı başlarında Erzurum dolaylarında 12.000 asker kaçağı toplanmıştı. Giyim, kuşam, beslenme ve sağlık personeli yönünden daha iyi durumda olan Rus ordusunun toplam kaybı ise 32.000 civarındaydı. “Prof. Dr. Mustafa ÇOLAK” Bilginin toplumsal değerini arttırmak için gerekli olan şey paylaşmaktır.

Türk Beklenendir

107,891 views • 2 years ago

⚡️ EMADDER’DEN SAYIN MAHİNUR ÖZDEMİR GÖKTAŞ’A ÇAĞRIDIR Hayati Yazıcı T.C. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Prof. Dr. Vedat Işıkhan Adnan Ertem Mahinur Özdemir Göktaş Sayın Bakanım, Aileyi güçlendirmeye yönelik atılan her adımı kıymetli buluyoruz. Çünkü güçlü aile, güçlü toplumun temelidir; bunun en önemli şartlarından biri ise sosyal güvenlikte adaletin sağlanmasıdır. Ancak bugün, yalnızca bir günlük sigorta başlangıç tarihi farkı nedeniyle milyonlarca vatandaş 17-20 yıl daha fazla çalışmak zorunda kalmaktadır. Bu adaletsizlik; ailelerin ekonomik planlarını, gençlerin istihdamını ve kuşaklar arası dayanışmayı olumsuz etkilemektedir. EMADDER olarak şu soruyu saygıyla kamuoyunun ve zatıalinizin takdirine sunuyoruz: Aileyi ve kadını desteklemekten söz ederken, 7438 sayılı Kanun ile bir kadını 38 yaşında emekli edip, aynı şartlarda çalışmış başka bir kadına 58 yaşına kadar beklemesini söylemek ne kadar adildir? Ailenin temel direği kadınlardır. Aynı koşullarda çalışan kadınlar arasında oluşan 20 yıla varan emeklilik farkı; sosyal devlet ilkesi, eşitlik anlayışı ve vicdan açısından kabul edilebilir değildir. Bu durum, sosyal güvenlik sistemine olan güveni de zedelemektedir. Bizler ayrıcalık değil; eşitlik, hakkaniyet ve adalet istiyoruz. Kademeli emeklilik düzenlemesinin, aileyi merkeze alan sosyal politikaların en güçlü tamamlayıcılarından biri olacağına inanıyoruz. Saygılarımızla, Emeklilikte Adalet Derneği EMEKLİLİKTE ADALET DERNEĞİ ⚖️ #KademeKanunuÇıksın #TürkiyeYüzyılı Faruk Kılıç Cevdet Yılmaz Numan Kurtulmuş Mehmet Simsek Vedat Demiröz Mustafa Elitaş Nihat Zeybekci 🇹🇷 HAMZA DAĞ Abdullah Güler Doç. Dr. Resul Kurt Av. M.Emin AKBAŞOĞLU 🇹🇷 T.C. İletişim Başkanlığı Eyyüp Kadir İnan Prof. Dr. Ömer Bolat Mehmet Fatih KACIR Erkan Kandemir Ahmet AYDIN Av. Özlem Zengin 🇹🇷 Mehmet Ali Çelebi Hasan Doğan Dr. Leyla Şahin Usta 🇹🇷 Hayati Yazıcı

EMEKLİLİKTE ADALET DERNEĞİ ⚖️

28,133 views • 1 month ago

Prof. Dr. Celal Şengör, 20 Şubat 2019'da Çanakkale Ayvacık'ta meydana gelen 5.0 büyüklüğündeki depremde, Yavuz Oğhan'ın programına katılıp İstanbul'da beklenen deprem hakkında konuştu: Yavuz Oğhan: “7 üstü deprem sizi korkutur diyorsunuz ya, İstanbul'da durup dururken bina çöktü. 5 büyüklüğündeki deprem İstanbul'da olsa ne olur diye endişem var doğrusu.” Celal Şengör: “Biz onlara ne diyoruz biliyor musunuz? Bunlara biz sıfır büyüklük hasar diyoruz. Bu, insanın kendi aptallığının bir neticesidir. Siz binanızı adam gibi yapmazsanız, adam gibi yaptığınız binanın kirişlerini keserseniz, başınıza gelir ve bu başınıza geldiği zaman da müstahaksınız demektir. Cehalet, en büyük sıkıntıdır. Eğer cahilseniz, tabiat gelir sizi ezer. Ezmemesini istiyorsanız adam gibi doğa bilimlerini öğreneceksiniz. Tedbir alacaksınız, ona göre yaşayacaksınız. İmam mektebi yapmakla olmuyor bu iş. Adam gibi doğa bilimleri ve doğa bilimlerine dayanan temel mühendislik bilimlerini, adam gibi yapacaksınız ve halkına bunu anlatacaksınız. 1999'da iki tane deprem oldu, 30 bin küsür vatandaşımız öldü. Daha önce olan depremler var. Erzincan 1938'de kaç kişi öldü? 45 bin kişi öldü. Şimdi bütün bunları siz biliyorsunuz veya bilmiyorsunuz, bilmediğiniz için sürekli başımız derde giriyor. Kardeşim öğrenmiyorsan kabahat sendedir, müstehaksın demektir. Adam gibi mektebe ihtiyaç var. Türkiye'de eğitim öldü. İki saat din dersi koyuyorsun, ne faydası var onun? Etrafınıza bakın, mektepler ne durumda, neler okutuluyor?” Yavuz Oğhan: “Siz bağlanmadan önce bununla ilgili bir bilgi verdim bizi dinleyenlere; 2019 bütçesinde 9 Fen Lisesi, 151 Anadolu Lisesi, 162 İmam Hatip Lisesi yapılması için bir planlama var.” Celal Şengör: “Bunu yapan bir millet, deprem tarafından ezilmeye müstahaktır. Hayali kişiliklerle, akıl dışı ümitlerle yaşarsanız, gerçek gelir basar tokatı. Gerçeği öğrenmenin yolu da doğa bilimleri, onlara dayalı temel mühendislik eğitimidir ve bu eğitim ilkokulda başlar.”

Ateist TV

13,653 views • 1 year ago

Sayın Abdullah Güler ; Abdullah Güler CNN Türk te yapmış olduğunuz konuşmaya istinaden; Öncelikle bu konuşmayı EYT yasasını onaylamadan önce söyleseydiniz bir değer bulabilirdi, ancak bu aşamada bu cümleleri kurmanız gerçekten inanılamaz… Çünkü konuşma için çok geç.. Ülkemizde 1999 ve 20008 yıllarında çıkartılan iki kanununla, SGK sisteminin sürdürülebilirliği açısından uygulanan 20 yıllık sıkı politika; sizin iktidarınız döneminde ve bir genel seçim öncesi 3/3/2024 tarihinde çıkartılan 7438 sayılı yasası ile bozulmuştur. Sürdürülebilirlik talebinize aykırı olarak, bu yasanın çıkması hangi gerçekle örtüşmektedir. O tarihten bugüne kadar bu verilerde ve Avrupa örneklerinde bir değişme olmadı. Aynı veriler üzerine, sizin çıkarttığınız yasasıyla, yaş şartsız EYT yasasından yararlanan çalışanlar ilave edildi. Ancak siz bu sayısının kaç kişi olduğunu zaten Çalışma Bakanı Vedat Bilgin Vedat Bilgin ve Maliye Bakanı Nurettin Nebati Dr.Nureddin NEBATİ🇹🇷 Bey’e ekipler halinde çalışmalar yaptırarak hazırlatmıştınız ve tüm veriler ortadaydı. Sonuçta bu emeklilik hakkından yararlanan kişiler sonradan ortaya çıkmadı. 45/50 li yaşlarda emeklilik olmamalı diyorsunuz ancak, Türkiye’de 7438 sayılı yasa ile sizin iktidarınızda 38/43 yaş emeklilik hakkı verildiğini unutmayın lütfen. Bozduğunuz sosyal adalet, çalışma barışı, anayasal eşitliğe aykırı sosyal güvenlik sistemini başka iktidardan devralmış gibi konuşmanız sadece haklı kademe talebi gündemini değiştirmekten ibaret bir algıdır. Gelişmiş dünya ülkelerinin emeklilik yaşı örneğini verirken, lütfen bir de; ✔️O ülkelerde akranlar arasında 17/20 sene fark olmadığını, ✔️Küçüklerin büyüklerden, primi az olanların çok olandan önce emekli hakkı elde etmediğini, ✔️Herkese eşit haklar veren bir SGK sistemleri olduğu gerçeğini görmezden gelmeyin. ✔️Ayrıca o ülkelerdeki çalışma şartları, işsizlik güvencesi, sosyal haklar ve maaş detaylarının da ülkemizdeki koşullarla eş düzeyde olmadığı gerçeğini de unutmayın Toplumun her kesiminin adil, dengeli ve sürdürülebilir bir sistem üzerinde destek vermesini talep etmektesiniz. Biz 8/9/99 sonrası SGK lı olarak işe başlayan, işçi kesiminin sözcüsü olarak defaatle anlatmak ve anlaşılmak üzere Çalışma Bakanlığı’ ndan ve Sayın Vedat Işıkhan’ dan Prof. Dr. Vedat Işıkhan randevu talep etmemize rağmen buna karşılık bulamadık. Ayrıca; bir konuda size katıldığımızı da ifade etmek isteriz. SGK sistemi adil, dengeli ve hakkaniyetli olması konusu en önemli başlıktır. Kademeli sistem gelişmiş dünya ülkelerinde bu adaleti hakkaniyeti ve dengeyi sağlayan sistemdir. SGK bütçesinin sürdürülebilir olması adına daha fazla prim ödeyeni 17/20 sene daha çalışmaya mahkum eden adil olmayan bir sistem yerine; giderleri ve kayıtdışı çalışmayı denetleyen, yeni istihdamı arttıracak politikalar üretmek daha etkili bir yöntem olacaktır. Saygılarımızla, Recep Tayyip Erdoğan Doç. Dr. Resul Kurt Prof. Dr. Vedat Işıkhan Cevdet Yılmaz Fahrettin Altun AK Parti Hasan Basri Yalçın #27EkimKartalMitingi

EMEKLİLİKTE ADALET DERNEĞİ ⚖️

34,746 views • 1 year ago

Müjde Doç. Dr. Emine Sonnur Özcan'ın "Türk-İskit Aynılığı" adlı doktora çalışması güncellenip yeni baskıyla çıktı. ÇOK ÖNEMLİ YENİ BİLGİLER: Bizans diye bildiğimiz devletle, Göktürk diye bildiğimiz devletin mektuplaşmalarında, Göktürk devletinin dili İskitçe'dir, devletin adı da Göktürk değil Türk Kağanlığı'dır. Elçilerin gidiş gelişlerinde Bizans elçilerine İstanbul'da yaşayan İskitler eşlik ediyorlardı. Böylece yıllar önce İskitler hakkında Atatürk'ün, Ve yine; Göktürkler ve Anadolu'daki ön Türkler konusunda Prof Dr Kazım Mirşan Hocamızın söyledikleri doğrulandı. Gerçekten Göktürk diye bir devlet adı yok, devletin adı Ökük Türük, ya da 'Türk Kağanlığı'dır. Bilelim birlikte kullanalım bellensin. Peki "anlı şanlı ünlü" bir çok tarih profesörünün yazdığı Göktürkler kitaplari niye bunları anlatmıyor? Niye, Devletin adını, dilini, inancını bile bile yanlış anlatıyorlar.?! Çünkü, Türk-İslam Sentezci hocalar, Çin kaynaklarından edindiği bilgileri Türk-İslam sentezine uygun olarak işleyip pazarladılar, pek çok, önemli bilgiyi, kasıtlı olarak gizleyip Türklerin çok kolayca Müslümanlığa geçtiğini işlediler. Bunun için İslam'da Tek tanrı-Allah inancı var ama bizde daha önceden Göktanrı vardı deyip, Göktürklerin tek tanrıcı; Gök tanrıcı olduğunu işleyip, Kuteybe katliamlarını da gizleme yoluna, hatta inkar yoluna gittiler! Tabi 6 yıl önce ben bu konuyu yazana kadar...(bakınız Türkler Nasıl Müslüman Oldu bilgiselime ve kaynaklarına). Türklerin kılıç zoruyla nasıl Müslüman olduğu bu yüzden önemliydi. Yine, Hırıstiyan Türkler konusu bir tabu olarak bırakıldı, Oysa MS. 1. ve 4. Yy larda Karadeniz'in kuzeyinde, karşı kıyısındaki İskit bakiyesi Gökoğuzlar/Gagauzlar Hırıstiyanlığa geçmişlerdi ve bunların büyük bir kısmı da 5. Yy dan itibaren Anadolu'ya gelmişti. 14 yy dan itibaren bunlara Karamanlılar denildi ki, bunlar, Hırıstiyan Gagauz, Peçenek, Kuman, Kıpçak, Balkan Oğuzları(Uzlar) ile 1071 de gelenlerden bir bölümünü oluşturan Hırıstiyan Türkmen-Oğuzlardı. Bunların mübadeleyle Yunanistan'a verilmesi ise Fener Rum Ortadoks kilisesinin İstiklal Harbi yıllarında Bizans'ı canlandırma hayaline kapılıp, Türk Hıristiyanları İstiklal Harbine karşı haince kışkırtıp Yunanı destekler mahiyette pozisyon almalarındandır. Ancak, İstiklal Harbini savunup, Fener Rum Ortadoks kilisesine karşı çıkan Papa Eftim ve bir grup Hırıstiyan Türk, Sivas Kongresine katılıp Atatürk'ün yanında pozisyon aldığı için Atatürk bunların kalmasını ve bağımsız Türk Ortadoks Kilisesini kurmalarını desteklemiştir. "Din Seçim Türklük Kader"... SONUÇ: Göktürklerin yani Ökük Türük adlı bu İSKİT/Türk Kağanlığı hakkında yıllarca anlatılan dil ve inanç gerçek değildi. İskitçe konuşan Türk Kağanlığı'nın Kuzeyi 25 bin yıldır kesintisiz Tengrici Şamandır. Semerkant, Buhara, Taşkent diye bildiğimiz Güney Göktürkleri-İskitleri ise MS. 5. ve 6. Yüzyıllardan itibaren Hırıstiyanlaşmıştır (Sasani imparatorluğunun Roma İmp. ile rekabeti sebebiyle, Filistin ve Suriye bölgesinden bölgeye sürgün edilen Süryani-Aramiler tarafından Türkler 5. Yy dan itibaren Hırıstiyan yapılmıştır. İslam aydınlanması da bu bölgede başlamıştır ki, çoğu Türk bilgin de Müslüman değildir). Yine, bize yıllarca Müslüman Türkmen Oğuzlar diye tanıtıldılar ama, 1071 de Anadolu'ya gelen Türkmen-Oğuzların tamamı Müslüman değildir, çünkü önemli bir kısmı da Hırıstiyandır. 14. Yy dan sonra Karamaniler diye bildiğimiz, Yozgatlı Türk Papa Eftim ve sülalesi bu Hırıstiyan Türkmen-Oğuzlardandır. Her üç konuyu da araştırmak isteyen arkadaşlara, [Türk İskit Aynılığı] 'na ilave olarak iki kaynak daha öneriyorum: Biri, Prof Dr İbrahim Çeşmeli hocanın, [İskitlerde, Hunlarda, Göktürklerde Din ve Sanat] kitabı ile, (müstear) B. D. Mundo'nun Dorlion yayınlarından çıkan, [Hanif İsevilik ve Kur'an] kitaplarını birlikte okumaları tavsiye ediyorum. Akademik, Dr. Emine Sonnur Özcan ile bu kıymetli söyleşiyi, Turgay Tüfekçioğlu you tube kanalından izleyebilirsiniz. (Linki alt maddeye ekli)

Sakalar İskitler(Gizlenen Eski Anadolu Halkı)

451,580 views • 2 years ago

🔴 MİT Başkanımız Prof. Dr. İbrahim Kalın Bey İslâm, Aydınlanma ve Gelecek adlı yeni eserinde Risale-i Nur'a ve Üstad Bediüzzaman'a geniş yer verdi. Kitapta Üstad Bediüzzaman'ın din ile bilim uyumunun vurgulanması noktasında İslâm dünyasındaki en önde gelen örnek olduğuna dikkat çekildi. Risale-i Nur'dan ilgili bölümlere yer verildi. MİT Başkanımızı tebrik ediyor; muvaffakiyeti için dua ediyoruz. Kitaptan ilgili bir bölüm: Modern dönemin bir özelliği olarak, farklı dinlere ve mezheplere mensup pek çok inanan, dini inançlarının teyit edilmesi için bilime başvurarak hem kutsal kitabın doğruluk değerini artıracak hem de pozitivistlerin hegemonik saldırısını savuşturacak onaylar aramaktadır. Bu yaklaşımın İslam dünyasındaki en önde gelen örneğini Said Nursi'de (1878-1960) buluyoruz. Said Nursi'nin din ile bilim ilişkisine dair görüşleri 1800'lerin sonundaki kaba ve saldırgan pozitivizmin, yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin resmî ideolojisi haline getirildiği bir dönemde formüle edildi. Çağdaşlarının çoğunun aksine Nursi, zamanının bilimsel bulguları hakkında önemli ölçüde bilgi sahibiydi. Nursi'nin, Batı bilimine karşı koyma yöntemi basit fakat oldukça etkiliydi: Batı bilimine karşı tavır almak yerine, onun bulgularını teistik bakış açısıyla birleştirdi ve böylelikle bilim ile din arasındaki ciddi bir çatışmanın önüne geçti. Nursi, çağdaşlarının çoğu gibi, modern tabiat bilimlerinin gücünün fazlasıyla farkında olduğu için ve Risale-i Nur'da gördüğümüz üzere, tabiat bilimlerinin keşiflerinin evrensel nesnelliğine kesin olarak inanmıştı. Dipnot: Nursi, meşhur aforizmalarından birinde insanlığın geleceği için kalp ve akıl birliğinin önemini vurgular. Fakat Nursi, aklı "çağdaş medeniyet bilimleri" (fünün-ı medeniyye) olarak nitelendirir: "Vicdanın ziyası, ulüm-u diniyedir. Aklın nuru, fünûn-u medeniyedir. İkisinin imtizacıyla hakikat tecelli eder. İftirak ettikleri vakit birincisinde taassup, ikincisinde hile, şüphe tevellüd eder." Said Nursi, Münazarat Ona göre, Kur'an ayetlerini modern fizik bilimlerinin gözüyle okumak yalnızca 19. yüzyıl pozitivizminin ve ampirizminin etkisi altına giren gençliğin imanını korumak için araçsal bir değere sahip değildi. Bu, aynı zamanda İslam inancını modern fizik bilimlerinin kesinliklerine dayanarak doğrulamak ve Kur'an'ın kozmik ayetlerini bilimsel keşifler matrisi içinde okumak için yeni bir yöntemin de başlangıcıydı. İslâm, Aydınlanma ve Gelecek / İbrahim Kalın (Sayfa: 126, 127 / İnsan Yayınları) Üstad Bediüzzaman'ın Risale-i Nur'da dediği gibi: Tarih denilen mazi derelerinden sizin yüksek istikbalinize uzanan telsiz telgrafla sizin ile konuşuyorum. Ne yapayım, acele ettim, kışta geldim; sizler cennet-âsâ bir baharda geleceksiniz. Şimdi ekilen nur tohumları, zemininizde çiçek açacaktır. Tarihçe-i Hayat - 85.sayfa / Bediüzzaman Said Nursi

Faruk Risale فاروق 🇹🇷🇵🇸

33,017 views • 1 year ago

Son Dakika Sayın Ahmet Türk, iyi dinle Bir Kürt olarak Kürt kardeşlerimizin Türk Kardeşlerimizin canı sağ olsun istiyoruz. Demem o ki Ayrımcılık yapmak isteyene net cevabımız”dır canı cehenneme. Yapmış olduğunuz açıklamalara istinaden ben de bir Kürt olarak düşüncelerimi ifade etmek istiyorum. Benim istediğim şey çok nettir: Türkiye Cumhuriyeti’nde huzur, refah, kardeşlik ve terörsüz bir gelecek istiyorum. Terörsüz Türkiye, terörsüz bölge ve terörün gölgesinin olmadığı bir yaşam istiyorum. Sayın Ahmet Türk, Terör örgütü PKK’nın olmadığı her yerde huzur vardır, güven vardır, kardeşlik vardır, kalkınma vardır. İnsanlar korkmadan yaşar, çocuklar umutla büyür, esnaf huzur içinde çalışır, millet geleceğe güvenle bakar. Bunu en iyi bilenlerden biri de sizsiniz. Ben bir Kürt olarak çok şükür kimliğimden de, devletimden de gurur duyuyorum. Bizim devletimiz Türkiye Cumhuriyeti Devleti’dir. Biz bu devletin eşit ve onurlu vatandaşları olarak yaşamaktayız. Mardin, Şırnak, Hakkâri, Diyarbakır, Van ve diğer illerimizin tamamı Türkiye Cumhuriyeti’nin ayrılmaz parçalarıdır. Bu toprakların her karışı aziz vatan toprağıdır. Bu coğrafyada “Kürdistan” adıyla bir devlet veya bölge yoktur. Biz Kürtler ile Türkler yüzyıllardır aynı bayrak altında yaşamış, aynı ezanı dinlemiş, aynı kıbleye yönelmiş, aynı vatan uğruna omuz omuza mücadele etmiş kardeş bir milletiz. Bizim gücümüz birliktedir. Bizim gücümüz kardeşliktedir. Bizim gücümüz ay yıldızlı al bayraktadır. Kürt ile Türk’ün arasına fitne sokmak isteyenler bugüne kadar başarılı olamadılar, bundan sonra da olamayacaklardır. Rabbim devletimizi, milletimizi, güvenlik güçlerimizi ve aziz vatanımızı korusun. Ne mutlu Kürt doğdum. Ne mutlu Müslüman oldum. Ne mutlu Türküm diyene. Recep Tayyip Erdoğan Devlet Bahçeli Mustafa ÇİFTÇİ Akın Gürlek Hakan Fidan Dr. M. Hidayet VAHAPOĞLU 🇹🇷 MHP T.C. Jandarma Gn. K TSK T.C. Sahil Güvenlik Komutanlığı Numan Kurtulmuş Bülent TURAN Prof. Dr. Kemal Memişoğlu Ali Yerlikaya Ali Fidan CZR HBR Habertürk TRT HABER Mustafa Destici ABBAS GÜNDÜZ 🇹🇷 Saygılarımla, ABDURRAHİM AVCIOĞLU 🇹🇷

Abdurrahim Avcıoğlu

12,725 views • 2 months ago

Sayın Cem Küçük Cem Küçük Sayın Murat İde Murat ide Sayın Fatih Atik Fatih Atik Dün akşam yayınlanan #MedyaKritik programında Sayın Bilal Erdoğan’nın ‘’EYT inanılmaz yüklere sebep oldu.’’ Sözlerine istinaden görüşlerinizi dikkatle izledik. ‘’1999 ve 2008 yıllarında yapılan Sgk reformları ile gelinen 20 senelik sıkı politika 3/3/2023 tarih 7438 sayılı yasa ile bir anda bozulmuştur’’ dediniz. Bununla beraber adalet, iş barışı ve sosyal devlet anlayışı da bozulmuştur. Özellikle bu durum göz ardı edilemeyecek büyük bir felakettir.‼️‼️ Ancak söz konusu düzenlemeler tüm çalışanları kapsayacak şekilde yapılmışken, 7438 sayılı yasa bir tarihi(8/9/99) baz alarak yaş şartsız düzenlenince aynı zamanda akranlar arasında 17/20 senelik uçurum oluşmasına da sebebiyet vermiştir.‼️ 7438 sayılı kanunun, 23/5/2002 tarihindeki anayasa mahkemesi kararında belirtilen adil, makul, ölçülü kademe gerekçesini dikkate almadan hazırlanması neticesinde anayasanın 2,5,10 ve 60. maddelerine aykırılık teşkil etmiştir.‼️ EYT yasasının sorumlusu ne muhalefet, ne de bu haktan yararlanan çalışanlar olamaz.‼️‼️‼️‼️ Seçim öncesinde tüm çalışanları kapsayan çalışma yapılıyor sözleri üzerine, kimseyi mağdur etmeyecek bir çalışma yapılıp, hem o güne kadar 50 yaşına kadar çalışan EYT çalışanların hakları korunup, hem de 99/2008 arasına adil makul ölçülü bir kademe konulabilirdi.‼️ Ne bütçe bu kadar zorlanırdı, ne çalışanlar arasında adaletsizlik olurdu, ne de 8/9/99 sonrası çalışanlar ikinci sınıf vatandaş konumunda hissederek hükümete güveni sarsılmazdı‼️ Belli oldu ki hükümet çalışıyoruz dediği EYT yasası için, hiç çalışmamış ve çalışan emeğini oy potansiyeli olarak hesaplayarak yasa yapmıştır.‼️ Asıl akademik çalışma konusu, çalışma hayatı olan bir bakanın bu kadar önü arkası düşünülmeden bir yasa yapmış olması bu gerçeği öne çıkartmaktadır. ‼️ EYT sorunu çözüldü reklamları, kamu spotları paylaşım yapılırken bu yasanın daha büyük mağduriyetler doğuracağı bilinmiyor olması mümkün değildir.‼️ Bu nedenle her mevkide ve her vatandaşta bir pişmanlık sözleridir aldı başını gidiyor‼️ Gelinen durumun tam bir felaket olduğu doğrudur‼️ Yaşı küçük olan emekli Yaşı büyük olan cezalı Primi az olan emekli Primi fazla olan ve cezalı Herkesin konuştuğu EYT yasasının en büyük mağduriyetini maalesef 2000-2008 arası çalışanlar yaşıyor şu anda‼️ Dünyadan çalışma hayatı yaş örnekleri verirken; Dünyanın hiç bir ülkesinde 43 yaşında emekli olmadığını değil de, Dünyanın hiç bir yerinde akranlar arası 17/20 yıl fark olmadığından da bahsedin lütfen‼️ Adalet sadece kendimiz haksızlığa uğradığımızda aklımıza gelecek bir kurtarıcı değildir. Adalet kişinin ve kişilerden oluşan toplumun ahlakının ilk şartıdır.‼️ Adaleti, adaletsizlik sadece kendi başımıza geldiği zaman ararsak, gün gelir, o adaleti hiçbir yerde bulamayız...‼️‼️‼️ #AdaletKademeİleMümkün #MedyaKritik TGRT HABER Cem Küçük Murat ide Fatih Atik AK Parti Recep Tayyip Erdoğan Cevdet Yılmaz Hasan Basri Yalçın Abdullah Güler

Mihriban UĞURLU ⚖️

32,840 views • 2 years ago