Загрузка видео...

Не удалось загрузить видео

На главную

Refika'nın Mutfağı ekibi olarak hepimizin çok emek verdiği programımız Refika'yla Özlediğimiz Ramazanlar hafta içi her gün 17.45’te NOW TV’de yayında. Bizi desteklerseniz ve sevdiklerinizle paylaşırsanız çok mutlu oluruz. Hayırlı Ramazanlar!

36,516 просмотров • 6 месяцев назад •via X (Twitter)

Комментарии: 0

Нет доступных комментариев

Здесь появятся комментарии из оригинального поста

Похожие видео

Abilerim, Ablalarım, Kardeşlerim selamlar. Sizler ile çok heyecanlı bir haberi paylaşmak istiyorum. Biraz önce yayın evi Simon and Schuster dan hepimizin beklediği haber geldi ve Elhamdulillah, “In The Name Of Freedom” kitabımızın New York Times ın en çok okunan ve satanlar listesine girdiğinin müjdesini bizlere verdi. Bu ne mi demek? Allah’ın izniyle, kitabımız milyonlara ulaşacak ve başta Türkiye’deki masum kardeşlerimiz olmak üzere, dünya çapında yapılan tüm Hizmetler ve Hocaefendi hazretlerinin o kutsal mesajı tüm dünyaya bir kez ulaşacak. - Böylelikle, tüm Türkiye cumhuriyeti tarihinde, dünyanın en büyük gazetesi New York Times ın en çok okunan ve satanlar listesine giren 4. Türk olduk. - Gelmiş ve geçmiş 80 yıllık tüm NBA tarihinde ise New York Times listesine giren 13. NBA oyuncusu olduk. Ve yine biraz önce başka sevindirici bir haber daha aldık. - New York Times gazetesinden ayrı olarak, yine Amerikanın en önemli gazetelerinden USA TODAY yaptığı listede, “In The Name Of Freedom” kitabımızı Amerika’da ki en çok okunan ve en iyi kitaplar listesine koyuldu. - Son olarak da kitabımız Elektronik Kitap versiyonu ile yine New York Times ın en çok satanlar listesine girdi. Hepinizin ellerinden öpüp teşekkür etmek istiyorum. Son 2 ayda yaşadıklarımı bir Allah bilir, bir de ben. - Türkiye’de Medrese-i Yusufiye den daha yeni çıkmış arkadaşlarımız, “Abi, aramız da birşeyler biriktirdik, sana göndermek istiyoruz, bu da bizim bir katkımız olsun, bu para ile bizim içinde kitap al.” diyenleremi teşekkür edeyim, - Yoksa sohbetlerimize harçlıklarını biriktirip te kumbaraları ile gelen ve “Abi bir tane kitapta bizim için alabilir misin.” diyen minik kardeşlerime mi! - Kermes yapıp o para ile kitap alan fedakar ablalarıma mı teşekkür edeyim, - Yoksa benim ile beraber uykusuz kalıp her gün, her gece kitap takibi yapan abilerime mi! Allah hepinizden razı olsun, Enes Kanter sizler için ne yaparsa yapsın, hiçbir şekilde sizlerin hakkınızı ödeyemez. Çoğu arkadaşımızın merak ettiği bir konuyada açıklık getirmek istiyorum. Bu kitap gelirlerinin nereye gideceğini zaten burda konuşmamıza gerek yok. Tahmin ediyorsunuzdur diye ümit ediyorum. Bizler bu yola o masum kardeşlerimiz için çıktık, yine onlar için koşturmaya devam edeceğiz. Buradan da eğer beni izliyorlar ise, kendi anne, babama be kardeşlerime çok teşekkür ederim. Dualarınızı lütfen eksik etmeyin. Son olarak eklemek istediğim mesele şu, Bu kitap hepimizin kitabı, Bu hikaye hepimizin hikayesi, Bu başarı hepimizin başarısı, Bu mücadele hepimizin mücadelesi, Bu ses hepimizin sesi, Bu özgürlük hepimizin hakkı. Bu yolda benim ile tek bir yürek olup bana inandığınız ve güvendiğiniz için hepinize sonsuz teşekkür ediyorum. Rabbim bizi birbirimizden hem bu dünya da hem de diğer dünya da ayırmasın. Canımız, Hocamız ile Haşr eylesin. Hepinizi çok seviyorum. Durmak Yok, Hizmete Devam…❤️ Selamlar ve Hürmetler.

Enes Kanter FREEDOM

110,233 просмотров • 10 месяцев назад

⚡️Fenerbahçe-Galatasaray maçında gelen eleştiriler hakkında Nihan Cabbaroğlu : 🎙️Öncelikle şunu söylemek istiyorum. Artık maç anlatan her spikere çok ciddi bir şekilde sosyal medyadan tepki geliyor. Bunlar küfürlere hakaretlere varabiliyor maalesef ve neredeyse bütün meslektaşlarım bunu yaşıyor bugün ben yaşıyorum yarın başka bir meslektaşım yaşayacak dün yine başkası yaşayacak bu artık hani kişisel bir problemden çıkıp genel bir mesele haline geldi. Bizim yayınlanan videolarımızın altındaki yorumlara baktığımız zaman da artık her hafta başka bir grup başka bir grubu suçlayarak ya da bizi başka bir şekilde suçlayarak konuşmaya başladı. Eleştiri tabii ki olabilir ama bu artık hakaret ve kişisel saldırı boyutuna geçtiği zaman bu çok tehlikeli bir hal alıyor gerçekten ve bununla baş etmek artık çok zor ve bu her meslektaşımın başına geliyor maalesef bunu söylemek istiyorum. İkincisi, benim mesleğe bakışımla alakalı ben bu mesleği TRT Spor‘da Ankara’da başladım ve orada meslek büyüklerimizden belirli eğitimler aldık ve orada şunu söylüyordu meslek büyüklerimiz, biz bu işi sevgiyle yapacağız biz bu işi kapsayıcı bir şekilde yapacağız çünkü bizi herkesin insan izliyor 100.000’lere ulaşıyor yayınlar bizim videolarımız da aynı şekilde farklı şehirlerde farklı yaş gruplarında insanlara ulaşıyor, maçları ablalarını örnek alan çocuklar seyrediyor küçük ablaları gibi olmak isteyenler seyrediyor, evlatlarıyla gurur duyan yaşlılar izliyorlar ve bunları düşündüğümüz zaman şunu düşünüyorum ben bu ise vicdanımızla ve sevgiyle yapmanız gerekiyor ben de hep bu değerleri gözeterek yapıyorum sahada olumsuz şeyleri görerek değil olumlu iyiyi doğruyu görerek bunları anlatmaya çalışıyorum mücadelenin rekabetin güzelliğine anlatmaya çalışıyorum her seferinde ve bu işi yaptığım sürece de bu şekilde dürüst ve adil bir şekilde ve vicdanımla ve sevgiyle yapmaya devam edeceğim ve bu sporu eğlenmek için sevmek için mutlu olmak için izleyen de yüz binlerce insan var belki ve onların varlığını bilmek de bana hep güç veriyorlar ve bu süreçte de bana çok destek oldu bir çok kişi çok teşekkür ediyorum. Bir diğer nokta da şu söylemek istediğim, ben çocukken yaz tatillerinde olimpiyat oyunlarını izliyordum hafta sonları yeri geliyordu radyodan futbol maçlarını dinliyordum ben sporu çok severek duydum spor yaparak duydum hala da spor hayatımı çok büyük bir parçası ve ben büyürken spor izlerken hiçbir kadın sesi duymadım hiçbiri radyoda ne televizyonda bu spora bu güzelliğe eşlik eden bir kadın sesi olmadı ve ben 2015’te spor anlatımına başladığımda televizyonda 2015 Dünya Atletizim Şampiyonası ile başladım ve o dönemde televizyonda hiçbir spor kanalında yayın yapan kadın bir spiker yoktu. Bu yıl gerçekten çok zor şu anda belli şeyleri artık normal olarak kabul ediyoruz ben 13 yıllık kariyerimde hiç iki tane kadın yorumcuyla yayın yapmadım. Voleybol bunun için çok büyük bir alan oldu hem sporcuların kadın sporcuların kahramanların kendisi olabilmesi için hem kadın spikerlerin burada görev alması hem kadın yöneticilerin takımlarda görev alıyor olması bunlar çok değerli bu alan çok çok kıymetli ve burada bu kadar kadının olması gerçekten çok güzel ve bizim bu alana sahip çıkmamız gerekiyor bizim kadınlar olarak birimize destek olmamız gerekiyor kimsenin kimse bu spor alanında çalışan hiçbir kadının bulunduğu yere kolay geldiğini düşünmüyorum belki gelmekten çok orada kalmak da çok zor bir yandan da ve bu kadar şeyin içerisinde birbirimize destek olmamız gerektiğini düşünüyorum, burada tekrar sporda yer almak isteyen kız çocukları için genç kadınlara yol açmamız yol göstermemiz onların da burada iş yapabilmeleri için olmamız gerektiğini düşünüyorum.

Volleyland

232,106 просмотров • 1 год назад

Heyecan dolu, biraz telaşlı ama bir o kadar gururlu bir gün yaşadık. Dualar eden, yanımızda olan, gelemediği için güzel dileklerini destek hattımıza ve dm'lerden ileten herkese minnettarız. Biz bir aileyiz diye boşuna demediğimizi biliyorduk. "Sizi tanıyoruz zaten" diye kapıdan her giren kişi, günümüzü unutulmaz kıldı. Bize gerçekten ailemiz gibi bu kadar içten, anlayışlı, samimi gelen herkese tek tek teşekkürler. Bizim için tarifsiz bir onur sizlerle tanışmak 🤍 Haftalardır hem e-ticaretin temposunu idare edip, hem de fiziki dükkanda herşeyi mükemmel hale getirmek için gecenin geç saatlerine kadar emek veren ekibimize, bize her konuda destek olan ailelerimize, çiçekleriyle gelen tedarikçilerimize, dükkanı anahtar teslim mükemmel halde bitirmesine rağmen yanımızda olan ve hep yanımızda kalmasını umduğumuz, nice şubeler açmaya nasip olmasını dilediğimiz mimarlarımıza, 3 ayda bizi hemen kabullenen her türlü desteği sağlayan komşularımız ve çevre esnafına, artık her gün selamlaştığımız açılmamızı bizle bekleyen Göztepe halkına, sürpriz ziyaretimize gelen değerli Göztepe muhtarımıza, fenomenlerimize ve son olarak bugünlere gelmemize vesile olan Dayı'ya gönülden teşekkür ederiz. Eksiklerimizde vardı ama bol kahkaha, harika kokular, mükemmel yorumlarla çok güzel bir gün oldu. Kapattıktan sonra gelen gençlere Gökmen bey parfüm yaptı ve günün sonuna harika bir anı oldu. John Lucas Fragrances fiziki dükkan artık açık 🥳 Herkesi bekliyoruz. Gelebilenlere küçük bir hediye hazırlamıştık. Gelemeyenlerin de e-ticaret alışverişlerine hafta boyu ekleyeceğiz bilgilerinize sunarız 🤍

John Lucas Fragrances

12,241 просмотров • 10 месяцев назад

Tam 15 yıl önce, yine bir pazar günü, tam da bu saatlerde.. 💫 Metroda şarkı söyleyen bir grup üniversiteli genç, bir anda Türkiye'nin gündemine oturdu! 🤗 Boğaziçi Caz Korosu (henüz o zamanki adımızla, BÜMK Caz Korosu) ile Avusturya'daki Dünya Koro Şampiyonasına katılmaya hak kazanmışız, çok heyecanlıyız! Fakat ne paramız var ne de bir sponsorumuz.. Az önce baktım, altı ayda 30'dan fazla konser yapmışız.. Her konser çıkışı oturur, bu işin içinden nasıl çıkacağız diye konuşurduk. Bu konuşmaların birinde bir video fikri çıktı. Bir cumartesi, Kadıköy Evlendirme Dairesinden başlayarak gün boyu İstanbul'un her yerinde şarkı söyledik. Metro da bunlardan biriydi.. Ertesi gün yine bir konser çıkışı, bilgisayarımı açtığımda önüme çıkan şeye nasıl şaşırdığımı dün gibi hatırlıyorum.. Videoyu çeken Deniz ve arkadaşı Zeynep, bizden habersiz, bir performansı çoktan paylaşmışlar bile! 😲 Aynı gün içinde 20 bin, 50 bin, 100 bin derken, video bir anda milyonlara ulaştı. O dönemde sosyal medya böyle değil, viral videolar yeni yeni konuşuluyor. Birkaç dakikalık bir koro performansının bu kadar yayılacağını biz dahil kimse beklemiyordu. Ama videodaki samimiyet, heyecan, neşe, yani "sahicilik", bugün hala bu kadar çok paylaşılıyor olmasının da en büyük sebebi. ❤️ İki hafta boyunca, tüm ana haber bültenleri, ülkenin en çok izlenen TV şovları, canlı yayınlar, gazete, dergi röportajları.. Üniversite bünyesinden ayrılma ve bağımsız bir topluluk olarak devam etme süreci de tam o günlerde yaşanıyor. Bir yandan beklenmedik bir görünürlük ve ilgi, diğer yandan şampiyonaya bir ay kala prova yapacak yerimiz bile yok.. O sancılı sürecin sonunda sponsorumuzu bulduk ve bir ay boyunca Galata Derneğinde geceli gündüzlü çalıştıktan sonra Avusturya'ya gidebildik ve ülkemize iki dalda Dünya Şampiyonluğunu getirdik. Yaşadığımız gururu, hisleri tarif etmem imkansız.. ✨ Bu süreçte Türkiye'deki koro algısı da müthiş bir değişime uğradı. O yıllarda yalnızca belirli bir gruba hitap eden koro müziği, çok daha geniş kitlelere ulaşmaya başladı ve böylece Türkiye'de yepyeni bir sayfa açılmış oldu. Elbette bu dönüşüm bir grup insan ve tek bir videoyla olmadı. Gerek bizden önceki çok değerli hocalarımızın, gerekse sonraki yıllarda onlarca şef, binlerce korist ve sayısız kurumun emeğiyle sürdürüldü. Ama bu süreç ve sonrasındaki adanmışlık ve sıkı çalışma, şüphesiz bu dönüşümde en büyük paya sahip. 🙏🏻 Videonun ardından elbette çok şey söylendi, 15 yıl boyunca olacağı gibi.. 😊 Ama her türlü imkansızlığa, sistematik dışlama ve engellemeye rağmen, 3 kıta ve 13 ülkede ülkemizi en üst düzey platformlarda başarıyla temsil edip, bugün hala uluslararası alanda Türkiye'den kazanılan en üst düzey başarılara sahip olmanın, Türkiye'nin neredeyse tamamından ve onlarca farklı ülkeden, her yaştan beş bine yakın müziksevere, amatör koro şarkıcısına ev sahipliği yapmış olmanın, ilk günden itibaren, her türlü konuda öncülük (bazıları önce alay edilip ardından 'bire bir' taklit edilen) etmiş ve öncü projeler gerçekleştirebilmiş olmanın, sesini çıkarmaktan asla çekinmeden, halkın içinde, halkla birlikte olmayı seçip, gerçek anlamda milyonlarca kişinin sesi olabilmenin, özetle, bu ülkede koro müziği algısını değiştiren, halka koroyu tanıtan, sevdiren ve tüm bunları yaparken niteliğinden bir an bile ödün vermemiş bir topluluk olmanın, ve dahası, her türlü çabaya rağmen, Türkiye'de hala koro denince tartışmasız akla ilk gelen topluluk olabilmenin büyük gururunu yaşıyoruz. ✨ Yıllar boyu, bu korodan yetişenlerin kurduğu ya da bizden aldıkları ilhamla kurulan Türkiye'nin dört bir yanındaki, hatta yurt dışındaki koroları (Fransa'da bir koro dahil) gördükçe hissettiklerim ise çok daha farklı.. 💫 Özetle, üniversite yıllarından bugüne bu hikayenin bir parçası olmuş, emek vermiş herkese ve Yücel Kültür Vakfı başta olmak üzere bu yolculukta bizlere destek olan tüm kurumlara bir kez daha, teker teker ve sonsuz teşekkürlerimle, "iyi ki"... ❤️ Bu günler aslında koroyla ilgili bir büyük dönüm noktasının daha yıl dönümü, onu da başka zaman anlatırım artık. ☺️ Son olarak, hepimizin çok iyi bildiği o söz var ya, bu vesileyle bir kez de ben söylemiş olayım: "Güneş balçıkla sıvanmaz." ☀️ Sevgilerimle, Masis YouTube'da izlemek için: #metrodaminikonser #bogazicicazkorosu

Masis Aram Gözbek

44,448 просмотров • 2 месяцев назад

– Kayyım atamasına tepki gösteren DEM Parti Eş Genel Başkanlarının Açıklamalarına ilişkin: “ Tülay Hatimoğulları, atanan kayyıma tepki göstererek, kayyımı, “darbe” olarak nitelendirdi. Her gün devletin ve iktidarın şiddeti ile karşı karşıya geldiklerini belirten Tülay Hatimoğulları, “Bugün sabaha karşı Van Büyükşehir Belediyemiz’e kayyım atandı. Bugün günlerden 15 Şubat. 15 Şubat Sayın Öcalan’ın uluslararası bir komplo ile Türkiye’ye getirildiği gündür. Siz değerli basın emekçileri bizi her gördüğünüzde bize şu soruyu sordunuz; Sayın Öcalan’dan beklenen açıklama acaba böylesi sembolik bir günde yani 15 Şubatta mı gerçekleşecek diye. Bizde hazırlıklar yetişirse olabilir ama kuvvetle muhtemel hazırlıklar yetişmeyecek sonrasına bırakılacak demiştik. İşte böyle sembolik bir günde ve Van gibi başarılı ve halkın direnişinde sembolleşen bir ilimizin büyük şehir belediyesine böyle bir günde kayyım atandı” dedi. “Van’a kayyım atayarak diyalog süreci dinamitlemek mi hedefliyorsunuz?” Tülay Hatimoğulları, sözlerini şöyle sürdürdü: “Biz bugüne kadar AKP’nin sarayın nasıl çalıştığını çok iyi biliyoruz. Bu sembolik günlere kendisinin nasıl önem atfettiğini çok iyi biliyoruz. Buradan sizler aracılığıyla Saraya ve doğrudan Erdoğan’a soruyoruz; Siz bugün Van’a kayyım atayarak ne yapmaya çalışıyorsunuz? Siz bugün Van’a kayyım atayarak var olan diyalog sürecini dinamitlemeyi mi hedefliyorsunuz? Barış sürecinin konuşulduğu ve toplumun umutlandığı bir dönemde bu diyalog sürecini darbelemeyi mi hedefliyorsunuz?” “Samimiyete davet ediyoruz” Ardından söz alan Bakırhan, şunları ifade etti: “İçişleri Bakanı talimatıyla halkın iradesine kayyum atanıyor. Bunu kabul etmek, buna itiraz etmemek bizim defterimizde yazmaz. Bizim mücadele geleneğimiz, gaspa ve antidemokratik uygulamalara karşı mücadele eden bir gelenektir. Sandıkta yenişemeyeceksin, 14’te 14 yapacak Van halkı, sana kayyımcu politikalarına büyük bir ders verecek. Hiç olmamış bir suçu, yargı eliyle bir suçmuş gibi gösterip ceza vereceksin. Korsanvari bir şekilde, çetevari bir şekilde gecenin saat ikisinde gaz bombalarıyla, plastik mermilerle Van Belediyesini basacaksın. Gazetecileri, orada iradesine sahip çıkan halkı gözaltına alacaksın, ters kelepçe vuracaksın. Emin olun, bu kötülüğü, bu düşmanlığı kimse unutmaz. Bu kötülük, bu düşmanlık yargının verdiği kumpas bir kararla örtülemez. 14’te 14 yapan onurlu Van halkı kendi iradesine sahip çıkacaktır.

BaybasinHsyn

10,333 просмотров • 1 год назад

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ve Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu ile Çiğli 2’nci Ana Jet Üs Komutanlığında düzenlenen Pilotaj Mezuniyet Töreni’ne katıldı. Törende bir konuşma yapan Bakan Yaşar Güler şunları söyledi: KRİTİK BİR SÜREÇTEN GEÇİYORUZ "Türk Hava Kuvvetlerimize pilotlar yetiştiren bu güzide eğitim merkezimizde, sizlerle birlikte bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyuyor; mezun olan pilotlarımızı yürekten kutluyorum. Mezuniyetlerinin kendilerine, ailelerine ve Türk Silahlı Kuvvetlerimize hayırlı, uğurlu olmasını temenni ediyorum. Sizlerin de takip ettiği üzere, bölgesel ve küresel ölçekte artan risk ve tehditler nedeniyle güvenlik ortamında belirsizliklerin yaşandığı oldukça kritik bir süreçten geçiyoruz. Savunma ve güvenlik konularının her zamankinden çok daha önemli hâle geldiği bu hassas dönemde Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; - Sahip olduğu yerli, millî ve modern silah sistemleri ve personelimizin emsalsiz kahramanlığı ile son bir asrın en kapsamlı faaliyetlerini gerçekleştirmekte, - Ülkemizin ve vatandaşlarımızın güvenliği için gerekli her türlü tedbiri almaktadır. Bu kapsamda yurt içinde ve sınır ötesinde terörle mücadelemizi başarıyla sürdürürken hudut güvenliğimizi de en üst seviyede sağlıyoruz. Eş zamanlı olarak Mavi ve Gök Vatanımızdaki hak ve menfaatlerimizi tavizsiz ve kararlılıkla koruyoruz. Aynı şekilde başta Kıbrıs olmak üzere Azerbaycan’da, Libya’da, Kosova’da, Bosna Hersek’te, Katar’da, Somali’de ve daha birçok coğrafyada kardeş, dost ve müttefik ülkelere destek veriyor; - Pek çok coğrafyada bölgesel ve küresel güvenlik ve barışa katkılar sağlıyoruz. ÜLKEMİZ GELECEĞE EMİN ADIMLARLA YÜRÜYOR Türkiye; köklü tarihi, stratejik konumu, büyük ve güçlü ordusu, her alanda sahip olduğu imkân ve yeteneklerle dünyada söz sahibi ülkelerden biridir. Son yıllarda, uluslararası arenada müzakere masalarının ve güvenlik mimarisinin vazgeçilmez bir üyesi hâline gelen ülkemiz, geleceğe daha büyük hedeflerle ve emin adımlarla yürümektedir. Dolayısıyla ülkemizin huzur ve güvenliği için kahraman ordumuzun da daima güçlü ve etkin olması bir tercih değil, zorunluluktur. Bunun için de ordumuzun yüksek teknolojiyi haiz silah sistemleri ile teçhiz edilmesi kadar lider personelinin donanımlı bir şekilde yetiştirilmesi de hayati önemdedir. Bu bilinçle Harp Okullarımızdan sınıf okullarına branş eğitimlerinden meslekî eğitimlere kadar her safhada personelimizin donanımlı olması ve niteliklerinin daha da geliştirilmesine büyük önem veriyoruz. Sizler de bu anlayışla yetiştirildiniz. Sizler gibi nitelikli personelimizin katkısıyla Hava Kuvvetlerimiz, çok daha güçlü olacaktır. Mazisi şan, şeref ve kahramanlıklarla dolu Silahlı Kuvvetlerimizin, sizlerden beklentileri büyüktür. Bölgesinin en etkin ve güçlü Hava Kuvvetlerine sahip olan ordumuzun semalardaki üstünlüğünün devamı ve daha üst seviyelere çıkartılması için hem sizlere hem bizlere görevler düşmektedir. Sizlerin sorumluluğu; - Bir yandan görevlerinizi en iyi şekilde icra ederken, - Aynı zamanda 'sürekli eğitim' anlayışıyla kendinizi çok yönlü geliştirmeniz, - Bilhassa uçuş ve havacılık disiplinine bütünüyle ve derinliğiyle hâkim olmanızdır. Bu kapsamda sizlerden beklentim; - Eğitimlerinizi genişleyen bir tecrübe kazanımı dâhilinde icra ederken, - Havacılık ve uzay teknolojilerindeki gelişmeleri de yakından takip etmeniz ve bu konuda Hava Kuvvetlerimize katkılar sunmanızdır. Havacılık eğitimi zor ve uzun, tecrübesi çok değerli olan bir meslektir. Ancak sizler, bu mesleği yaşam tarzı hâline getireceksiniz. Unutmayınız ki envanterimizdeki silah sistemlerimiz ne kadar gelişmiş olursa olsun, onları kullanan sizlersiniz. Bu açıdan sizlerin bireysel ve mesleki kabiliyetleri hava gücümüzün etkinliği açısından büyük önem taşımaktadır. Artık, kariyerinizde daha büyük başarı hikâyeleri yazmak için yeni bir sayfa açılmıştır. Şundan eminim ki Hava Kuvvetlerimize pilot olmak gibi şerefli bir ünvana sahip olduğunuz için hayatınız boyunca gurur duyacaksınız. Asla unutmayın ki Gök Vatanımız sizlere emanettir. Bu yüzden yapacağınız en iyi iş, bu emanete en güçlü şekilde sahip çıkmaktadır. DAHA ÇOK ÜRETMEYE DEVAM EDECEĞİZ Son yıllarda Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu stratejik vizyonla yerli ve millî savunma sanayimizde çok büyük aşamalar katettik. Birbirinden değerli ve kritik projeleri hayata geçiren Türk savunma sanayimiz; karada ve denizde olduğu gibi hava sistem ve platformlarında da büyük atılımlar gerçekleştiriyor. Üstelik içinde bulunduğumuz dönemde meydana gelen gelişmeler; Hava platformlarının, ülke güvenliğinin sağlanmasında öncelikle ele alınması ve çok boyutlu geliştirilmesi gereken sistemler olduğunu bir kez daha göstermiştir. Bu kapsamda şu ana kadar üretilen ve büyük bir başarıyla hizmet veren silahlı, silahsız insansız hava araçlarımız ve mühimmatlarımızın yanı sıra; - Temel eğitim ve hafif taarruz uçağımız ‘HÜRKUŞ’ jet eğitim uçağımız ‘HÜRJET’ genel maksat helikopterimiz ‘GÖKBEY’ ile - Savunma sanayimizin ulaştığı üstün seviyeyi ortaya koyan 5’inci nesil, ilk yerli-millî savaş uçağımız KAAN, ülkemizin hava platformlarındaki büyük atılımlarının en somut göstergeleridir. Tüm bunlarla birlikte Türkiye, artık kendi savaş uçağını, eğitim ve jet uçaklarını, helikopterlerini üretebilen dünyanın sayılı ülkelerinden biri olmuştur. Bizlere düşen de Hava Kuvvetlerimizi ve kahraman ordumuzu, en gelişmiş, en modern silah, araç ve gereçlerle donatmaya devam etmektir. Bu konuda sahip olduğumuz yüksek motivasyon, bilinç, azim ve kararlılıkla çalışmaya; daha çok üretmeye devam edeceğiz. Ülkemizin iftihar kaynağı olan Hava Kuvvetlerimizin sahip olduğu imkân ve kabiliyetler ile sizler gibi yetenekli personelinin ortaya koyacağı üstün gayretlerle bundan sonra da büyük başarılara imza atacağına yürekten inanıyorum. DOSTA GURUR, DÜŞMANA KORKU Değerli Evlatlarımızın Kıymetli Aileleri; ne mutlu sizlere ki desteğinizi hiçbir zaman esirgemediğiniz bu kahraman subaylar, bugün brövelerini takmış karşınızda birer pilot olarak durmakta, dosta gurur, düşmana korku vermektedir. Onlarla ne kadar övünseniz azdır. Sizlere, onları destekleyerek bugünlere getirdiğiniz için teşekkür ediyor; bundan sonraki süreçte de desteğinizin devam etmesini temenni ederek sizlere saygı ve şükranlarımı sunuyorum. Ayrıca, bugün brövelerini takan pilotlarımızın eğitilmesinde büyük bir emek sarf eden 2’nci Ana Jet Üs Komutanlığımızın değerli komutan, eğitici ve tüm seçkin personelini kutluyor; kendilerine teşekkürlerimi sunuyorum. Sonuç olarak Cumhuriyetimizin ikinci asrına başladığımız bu tarihi süreçte ve Türkiye Yüzyılı hedeflerimiz doğrultusunda; - Hak ve menfaatlerimizi tavizsiz ve kararlı bir şekilde korumaya, - Daha büyük, daha güçlü bir Türkiye ve Türk Hava Kuvvetleri için artan bir şevk ve gayretle çalışmaya devam edeceğiz. Bu vesileyle Mete Han’dan Sultan Alparslan’a Fatih Sultan Mehmet’ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve bugüne kadarki tüm devlet büyüklerimizi ve komutanlarımızı saygıyla anıyorum. - Aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyor, - Gazilerimize, şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımı sunuyorum. 2 gün sonra idrak edeceğimiz Hava Kuvvetlerimizin 113’üncü kuruluş yıl dönümünü de şimdiden tebrik ediyor nice yüzyıllara ulaşmasını diliyorum. Bu duygu ve düşüncelerle, mezun olan siz kıymetli pilotlarımızı başarılarından dolayı bir kez daha kutluyor; sizleri ve değerli misafirlerimizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Gök Vatanımızın Koruyucusu olacak Kahraman Pilot Arkadaşlarım, yolunuz ve bahtınız semalar kadar açık olsun. Gözlerinizden öpüyor, emniyetli uçuşlar ve başarılar diliyorum." #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

99,953 просмотров • 2 лет назад

Fikret Emek sol gözümden vuracak diye korkup 2008’de Bakü’ye yerleşmişti. Çelik’in abi dediği Hablemitoğlu 2002’de evinin önünde, Çelik’in üyesi olduğu Dost tarikatının lideri emekli istihbarat binbaşı İhsan Güven ise eşiyle birlikte 2004’te evinde öldürüldü. Her ikisi de sol gözünden vurulmuştu. İhsan Güven’in evinden, Hablemitoğlu tarafından yazıldığı iddia edilen ve ölümünden üç ay sonra piyasaya sürülen ‘Köstebek’ isimli kitabın taslak çalışmaları çıkmıştı. Çelik’in tarikata hediye ettiği araba da evin önünde duruyordu. Hablemitoğlu iddianamesinde tetiği çeken kişi olarak, Özel kuvvetler istihbarat kısım şefi Fikret Emek’in yardımcısı Tarkan Mumcuoğlu’nun ismi yazıyor. Bu ikili, sol gözünden vurulduğu gün de İhsan Güven’in evinde idi. Önce inkar ettiler fakat kullandıkları patates hatların HTS kayıtları önlerine konulunca mahkemede kabul etmek zorunda kaldılar. Zira Tarkan, patates hattan karısını da aramıştı. İBDA-C lideri Mirzabeyoğlu, kendisini elektromanyetik dalgalarla “Siborg”a (yarı insan Yarı Robot) dönüştürdüğü için İhsan Güven’i öldürttüğünü söyleyip cinayeti üstlendi. Beş İBDA-C üyesi 2012’de ağırlaştırılmış müebbet aldılar. Fakat, 2016’daki yeniden yargılama sonucunda hepsi beraat etti. Kısacası; Ergenekon’nun örgüt içi infazları arttırdığı bir dönemdi. Çelik’in de, Ergün Poyraz ve Şener Eruygur’la arası çok iyiydi, hatta Albay Hasan Atilla Uğur’un emir eri gibiydi. İşte böyle bir dönemde Bakü’ye yerleşti. Ancak, Türkiye’deki mal varlıkları el değiştikten sonra elini kolunu sallaya sallaya geri geldi. Bir bakıma, Ergenekon örgütüne canının diyetini ödeyip öyle döndü.

Mustafa Okumus

80,135 просмотров • 3 месяцев назад

YIL 1971: Fırat adlı gemiyle, Amerika’nın Philadelphia limanına 10 bin ton tütün götürmüştük. Şehri dolaşmış gemiye dönüyorduk. Yanımıza bir araba yaklaştı ve nereye gittiğimizi sordu. "Limana" deyince bizi götürebileceğini söyledi. 3 arkadaş bindik ve geminin bordasına kadar getirdi. Bu kibar Amerikalıyı ‘Türk kahvesi’ ikram etmek için gemiye davet ettim. Zabitan salonuna geçtik. Kaptanımız da oradaydı. Misafirimiz salonu inceledıkten sonra; “Bu geminin Türk gemisi olduğunu söylediniz. Ancak, salonda Atatürk resmi yok” dedi ve hemen ilave etti; “önce Atatürk’ün resmini koymalıydınız” deyip kahveyi içmeden gemiden ayrıldı. Hepimiz şaşırıp kalmıştık. Karşılaştığımız olaya bir anlam veremiyorduk. Bu olayı çok düşündüm. Sanırım bu kibar Amerikalı, varlık nedenimiz olan Atatürk’e kayıtsız kaldığımızı düşünmüş ve tavrımızı vefasızlık olarak değerlendirerek bizi protesto etmişti. Karşılaştığımız bu sıradışı olaya başka açıklama bulamamıştım. YIL 1985: İzmir’e yük getiren Yunan bandralı gemide baş mühendis mide kanaması geçirdiği için hastahaneye kaldırılmış. İşe davet ettikleri için görev aldım. Gemide baş mühendis olarak tek Türk bendim. Bir sohbet esnasında, gemi kaptanı (adı Kosta’ydı) gümrükte fotoğraf makinesinin mühürlü kamaraya kilitlendiğini ve bu duruma çok üzüldüğünü söyledi. "Makine yanında olsaydı ne yapacaktın?" diye sordum. Oğlu istediği için, Kordon’daki Atatürk Anıtı’nın resmini çekeceğini söyledi. Şaşırmıştım. “Atatürk size tarihinizin en büyük darbesini vuran komutandı, neden onun resmini çekmeyi düşünüyorsunuz” dedim. Şu cevabı verdi; “Biz, emperyalizmin emrinde haksız ve işgalci olarak Anadolu’ya geldik. Uçurumdan aşağı yuvarlanırken Atatürk sizi uçurumun kenarından alıp, özgür uluslar arasına modern bir ulus olarak kattı.Bunu yaparken, insanlık tarihine ezilen ulusların kurtuluşuna örnek olan, yeni bir deneyim kazandırdı. Onlara, özgürlükleri için mücadele ederlerse kazanacaklarını öğretti. Atatürk, bu nedenle bizim için de değerlidir”. Bu cevap nedeniyle, etkisini hayatım boyunca taşıdığım bir duygu yoğunlaşması yaşamıştım. YIL 1988: Ekvador’un Guayaquil şehri. Gemideki işim bitince, çevreyi tanımak için dolaşmaya çıktım. Bir okula rastladım. okulun girişindeki alanda 5 tane büst gördüm. Birinci büst Simon Bolivar’a aitti. İkincisi Che Guavera, üçüncüsü Fidel Castro, Dördüncüsü Emiliyano Zapata ve Beşinci büst Mustafa Kemal Atatürk’e aitti. Büstleri inceleyip İspanyolca açıklamaları anlamaya çalışırken, öğretmen olduğunu düzgün İngilizcesi ile söyleyen bir kişi geldi. Nereli olduğumu sordu. Türk olduğumu söyleyince, içtenlikli bir ilgi gösterdi. Atatürk hakkında konuşmaya başladık. Türk devrimi konusundaki bilgisi yüksekti. Atatürk’ü, saygı duyduğu diğer 4 devrimciden ayrı tuttuğunu söyledi. “O yalnızca ülkesini kurtarıp modern bir ulus yaratmakla kalmadı, ezilen uluslara evrensel bir örnek yarattı. İnsanlık tarihinde hiçbir lider bunu başaramamıştır” dedi. O an duyduğum övünç ve mutluluğu unutmam mümkün değildir. YIL 1999: Hindistan’ın Visakapatman limanındayız. Şehri dolaşırken büyük bir kitapçı dükkanına girdim. Çocuklar için kısaltılmış İngilizce dünya klasikleri dizisi olduğunu gördüm. İncelediğim listede ‘Atatürk’ün Hayatı ve Devrimleri’ isimli bir kitap bulunuyordu. Listede olmasına rağmen raflarda yoktu. Görevliyi buldum ve diğerleri ile bu kitabı istediğimi söyledim. Görevli, okulların yeni açıldığı, ilginin fazla olması nedeniyle kitabın kalmadığını, ısmarladıklarını ve bir hafta sonra uğramamı söyledi. Ertesi gün limandan hareket edeceğimiz için zamanım olmadığından bu kitabı alamadım. Bir yandan bütün kitabevi benim olmuş gibi mutlu oldum, diğer yandan, derin bir acı ve üzüntü duydum. Dünyanın öbür ucunda, çocuklara öğretilen Atatürk kendi ülkesinde üstü örtülmüş, Yetkili yerlere gelen kişiler Onu bu ülke gençliğine öğretmemek için her şeyi yapmışlardı. Üzüntümün nedeni buydu.

Başkan Öztürk Yılmaz

122,774 просмотров • 2 лет назад

İcardi Kalacak mı Gidecek mi 🤔🧐 Ersin Düzen Son Noktayı Koydu 🧐 🗣Veli Yiğit: Yağız bugün bir haber geçti gördün mü o Icardi ile ilgili? Maaşının yarısından biraz daha az teklif edildi diye kendisine. Yani bu 4 falan mı oluyor sence yıllık? 🗣Uğur Karakullukçu: Abi Icardi'nin bonuslarıyla birlikte biraz daha yüksekmiş. 🗣Veli Yiğit: Tamam 4 artı bonuslar falan mı acaba o zaman yani teklif edilen para? Yıllık ücreti olarak. 🗣Uğur Karakullukçu: Ya ben Icardi'ye iyi bir teklif olduğunu biliyorum. Brezilya'dan. Burada dengeyi bozan şey o bence. Ve Galatasaray'ın teklifinden de yüksek. Hem de ciddi yüksek yani. Yani Galatasaray'dan ayrılırsa ben Brezilya'ya gideceğim eminim. Öyle söyleyeyim. O kadar net bir teklif. 🗣Ersin Düzen: Sence ayrılacak mı peki? 🗣Uğur Karakullukçu: 60-40. Bence %60 ayrılacak. %40 kalacak. 🗣Ersin Düzen: Sence? 🗣Veli Yiğit: Ben İbre kalmaya daha yakına döndü gibi geliyor bana. Ben Galatasaray'ın teklifini kabul edeceğini tahmin ediyorum. 🗣Ersin Düzen: Valla benim dün aldığım bilgi demeyeyim de hissiyat İcardi sanki kalacak gibi. 🗣Veli Yiğit: Başkandan mı aldın abi hissiyatı? 🗣Ersin Düzen: Bilgi demiyorum. 🗣Veli Yiğit" Hissiyatı başkandan mı aldın? 🗣Uğur Karakullukçu: Yok bilgi yani öyle de zaten sorulmaz. 🗣Ersin Düzen: Yok sordum. 🗣Uğur Karakullukçu: Hani sana sormaz diyorsun. Sorsan da %100. Aldım abi sen yanıtı. Ben oradaydım. Ben şey yapmadım. 🗣Ersin Düzen: Ben çok sormayayım ha. Ben direkt sorarım. İcardi kalacak mı, gidecek mi diye. Sorarım yani. 🗣Uğur Karakullukçu: Bana sordular. Ben burada yaptım. Bana da Abdullah Bey sordu. Sen ne düşünüyorsun? Burada söylediğimi söyledim. 🗣Ersin Düzen: İcardi'nin kalıp kalmaması ile ilgili mi? 🗣Uğur Karakullukçu: Evet. 🗣Ersin Düzen: Ne dedin? Kalmaması mı lazım? 🗣Uğur Karakullukçu: Yok. Yayında söylediğimin aynısını dedim. Giderse gitmesinin doğru tarafları var derim ama kalırsa da Gülerim dedim ya sırıt bir şey olurum dedim. Hoşuma gider dedim. 🗣Ersin Düzen: Bilgi olarak değil, hissiyat olarak ben İcardi'nin kendisi ve çevresi tarafından gelen hissiyattan bahsediyorum ben. Yönetim zaten başkan onun kalmasını istiyor. Şöyle söyleyeyim, dün başkanla olan sohbetimizde başkan dedi ki İcardi'nin bizim şampiyonluklarımıza çok büyük bir katkısı var. Galatasaray'a çok büyük bir katkısı var ve bu zamana kadar da bizi hiç mutsuz etmedi dedi. Biz hiçbir zaman Icardi yüzünden mutsuz olmadık dedi ve onun kalması bizim için kıymetli olur bu bakımdan. Gelecek hafta yanılmıyorsam nenejeri buraya gelecek. Menejeri ile oturacaklar, konuşacaklar ve tekliflerini iletecekler. Ha o teklifle ilgili olarak da Icardi kabul eder veya etmez bilmiyorum. Fakat Icardi ve çevresi tarafından hissiyatımı da söyleyeyim ben. Icardi bence parayı maraya falan dert etmiyor. Yani ben o yüzden kalma ihtimalinin yüksek olduğunu düşünüyorum. Zaten öyle kalabilir. 🗣Uğur Karakullukçu: Çünkü çok iyi teklif var. Brezilya'dan 8 milyon euro yıllık teklif almış. 🗣Ersin Düzen: Alabilir. Çünkü orada yayın gelirleri çok astronomik rakamlara çıktı. Aşağı yukarı 125, 130, 150 bandına çıktı orada senelik kulüplerin gelirleri. Olabilir. Ama ben Galatasaray'da... Kalma ihtimalinin olduğunu düşünüyorum. 🗣Veli Yiğit: 2-3 milyon euro'luk bir fark gibi düşünüyorum ben şu an bunu. Mesela Galatasaray'a teklif edeceği ve Brezilya takımının verdiği teklifle ilgili olarak ben 2-3 milyon euro'luk farktan dolayı 🗣Uğur Karakullukçu: 2-3 milyon abi daha fazla. 4 diyorsan 2 kat abi. 4 net olsa. 🗣Ersin Düzen: Şimdi 10'dan 2'ye filan indiremezsin neticede. 10'dan indirebileceğin ne olur? 10'dan 4'e indirirsin, 5'e indirirsin. bonuslarla beraber onu yaparsın altı yaparsın. Aynen öyle. Bu da bence Icardi gibi bir oyuncu için makul bir maaş seviyesi olduğunu düşünüyorum ben. Ama ondan üçe ondan yani daha altına filan indirmem mümkün değil. Doğru mu? 🗣Veli Yiğit: Mevcut rahatını huzurunu da bozmak istemeyebilir. Mutlu olduğunu düşünüyorum İstanbul'da yani. Galatasaray'da mutlu olduğunu düşünüyorum.

Galatasarayultrataraftar

204,116 просмотров • 3 месяцев назад

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler başkanlığında; Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu, Bakan Yardımcıları Şuay Alpay, Alpaslan Kavaklıoğlu, Bilal Durdalı ile yurt içindeki ve sınır ötesindeki birlik komutanlarının katılımıyla video telekonferans toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda terörle mücadele operasyonlarındaki son duruma ilişkin bilgi alan Bakan Yaşar Güler yapılacak çalışmalara ilişkin talimatlar verdi. Bakan Yaşar Güler toplantıda özetle şunları söyledi: TERÖR KORİDORU KURULMASINA MÜSAADE ETMEYECEĞİZ Değerli silah ve mesai arkadaşlarım. Sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Sözlerimin başında sizlerin ve değerli silah arkadaşlarımın görevlerini fedakârca yerine getirdiğini müşahede etmekten büyük bir memnuniyet duyduğumu ifade etmek istiyorum. Terörle mücadelede hudut güvenliğinde yurt içi ve dışında icra edilen faaliyetlerde kazanılan istikrarlı başarı ve kalıcı etkinliğin çıtasını gün geçtikte daha üst noktalara taşımaktayız. Bununla birlikte terör örgütünün Suriye uzantılarının, Arap nüfusun yoğun olduğu bölgelerde sözde yerel seçim yapma gayretleri dikkat çekmektedir. Konu terör örgütünün DEAŞ ile mücadelesi olarak servis edilmekte ve uluslararası kamuoyu yanıltılmaktadır. Ancak mesele DEAŞ ile mücadele değil, doğrudan ülkemizi ve bölgemizi hedef alan sinsi bir planın adım adım uygulanmaya çalışılmasıdır. Tarih başta Suriye olmak üzere etki alanımızdaki coğrafyalarda kalıcı çözümlerin ancak Türkiye'nin bakış açısını dikkate alan yaklaşımlarla sağlanabileceğini tüm dünyaya göstermiştir. Bu kapsamda terör örgütü tarafından bölgesel gerçekliklerle bağdaşmayan yapay terör devleti kurulmasının bir aşaması olarak görülen bu sözde seçim çalışmalarını kesinlikle reddediyoruz. Türk Silahlı Kuvvetleri güney sınırlarının hemen ötesinde bölücü örgütün bir terör koridoru kurmasına asla müsaade etmeyecektir. Son dönemde elde ettiğimiz önemli tespitler, operasyonlarımız sayesinde terör örgütünü yurt içinde olduğu gibi Avrupa'dan da katılımların ciddi oranda azaldığı, yurt içinde gençler arasında örgütlenemediği, gelirlerinin ciddi oranda düştüğü ve sözde lider kadrolara itibar edilmediği, PKK/KCK'nın sözde yürütme konseyinin kararlarına ve konuşmalarına sıkça yansıyan hususlar olmuştur. Bu durum terör örgütünün Türk adaletine teslim olmaktan başka seçeneği olmadığını anlamaya başladığının da en önemli işaretidir. EFES-2024 TATBİKATI REKOR SAYIDA KATILIMLA İCRA EDİLDİ Operasyonel faaliyetlerimizle birlikte Türk Silahlı Kuvvetleri olarak gücümüzü her daim diri tutmak için eğitim-öğretim ve tatbikat faaliyetlerimizi de aralıksız sürdürüyoruz. Bu kapsamda en büyük birleşik-müşterek tatbikatımız olan EFES-2024 rekor sayıda kardeş, dost ve müttefik ülkelerin katılımıyla icra edilmiştir. Silahlı Kuvvetlerimizin üstün ve caydırıcı nitelikleriyle, müttefiklerimizle uyumlu hareket kabiliyeti üstün bir başarıyla sergilenmiştir. Sayın Cumhurbaşkanımızın teşrifleriyle onurlandırdığı tatbikat, klasik tatbikat anlayışının ötesinde çok boyutlu ve karmaşık hale gelen günümüz güvenlik ortamını tatbikat senaryolarına yansıtarak güncel olaylara, küresel ve bölgesel alanda meydana gelebilecek kriz senaryolarına cevap verebilecek profesyonel bir anlayışla gerçekleştirilmiştir. EFES-2024'e 45 ülke ve yaklaşık 11 bin personelin katılım sağlaması da dost ve müttefik ülkelerin bizimle askerî iş birliğini artırmaya verdiği önemin de bir işaretidir. Sayın Cumhurbaşkanımızın da ifade ettikleri gibi "şayet barış istiyorsan, hazır ol cenge" düsturuyla askeri imkân ve kabiliyetlerimizi güçlendirmeye devam edeceğiz. Bu vesileyle başta Genelkurmay Başkanımız olmak üzere tatbikatın müştereklik anlayışı içerisinde gerçekçi, etkili ve başarıyla etkisini sağlayan Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlarımız ile sıralı tüm komutanlarımıza ve çok değerli personelimize, tatbikatın fiilî safhasına katılan Jandarma Genel Komutanlığımıza, Sahil Güvenlik Komutanlığımıza, tatbikata katılan diğer sivil kamu kurumlarımız ile yerli savunma sanayii ürünlerimizi başarıyla sergileyen, tanıtan savunma sanayii firmalarımıza, gerek fiili olarak gerekse de gözlemci statüsüyle tatbikata iştirak eden dost ve kardeş ülkelerin tüm personeline bir kez daha teşekkürlerimi sunuyorum. Kıymetli silah arkadaşlarım, gerek muharebe alanlarında gerekse tatbikat alanlarında gösterilen başarı ve bu başarı sayesinde ulaşılan seviye dosta güven düşmana korku vermektedir. Sizleri takdir ediyor yürekten tebrik ediyorum. Bu vesileyle 16-19 Haziran tarihlerinde icra edeceğimiz Kurban Bayramınızı şimdiden kutluyor, sevdiklerinizle nice bayramlar geçirmenizi temenni ediyorum. Ayrıca yaz dönemi personel atamalarının ülkemiz, bakanlığımız, personel ve aileleri için hayırlı olmasını, yeni görev yerlerinin tüm arkadaşlarıma sağlık, huzur ve başarı getirmesini diliyor, tüm silah ve mesai arkadaşlarıma görevlerinde başarılar temenni ediyor, gözlerinizden öpüyorum. Yolunuz, bahtınız açık olsun. #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

71,345 просмотров • 2 лет назад

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Muş ziyareti sırasında şehitlerimizin kıymetli aileleri ve kahraman gazilerimiz ile iftarda bir araya geldi. Kahraman gazilerimizin değerli ailelerinin de yer aldığı iftarda Bakan Yaşar Güler bir konuşma yaptı. Bakan Yaşar Güler şunları söyledi: MUŞ, TARİHÎ ZAFERİN SICAKLIĞININ HİSSEDİLDİĞİ KADİM ŞEHİRLERİMİZDEN BİRİDİR Mübarek Ramazan ayının coşkusunu ve huzurunu paylaştığımız bu anlamlı iftar sofrasında güzide şehrimiz Muş’ta sizlerle bir arada bulunmaktan büyük bir mutluluk duyuyorum. Birlik ve dayanışma ruhuyla aynı sofrada buluştuğumuz bu bereketli iftar programında Sayın Cumhurbaşkanımızın da sizlere selamını iletmek istiyorum. Muş; Malazgirt’te ortaya çıkan kahramanlık ruhunun ve Anadolu’nun kapılarını milletimize açan tarihî zaferin sıcaklığının hâlâ hissedildiği kadim şehirlerimizden biridir. Murat Nehri’nin bereketiyle yoğrulan bu topraklar tarih boyunca vatanına bağlı, cesur ve fedakâr insanların yurdu olmuştur. Muş’un bu özelliğine ilişkin şairimizin; “Malazgirt’ten yankılanır bu toprakların sesi, Asırlardır bitmez Muş’un vatan nefesi, Murat kıyısında büyür Muş’un yiğidi, Vatan sevgisiyle çarpar onun yüreği” mısralarında ifade ettiği gibi Muş’un Koçyiğit evlatları, Malazgirt’ten Yemen’e, İstiklal Harbi’nden terörle mücadeleye söz konusu vatan olduğunda daima en öne atılmış, “ben de varım” demiştir. Bu köklü emanetin taşıyıcıları olan sizler ve sizlerin şahsında tüm Muşlu kardeşlerim devletinize ve milletinize olan bağlılığınızla, aynı şekilde dayanışma ruhunuz ve samimiyetinizle gönlümüzde ayrı bir yere sahipsiniz. Hiç şüphesiz siz kıymetli şehit ve gazi ailelerimiz ile kahraman gazilerimiz de bu mirasın en önemli temsilcilerisiniz. Bu nedenle bugün sizlerle aynı sofrayı paylaşmak bizler için son derece kıymetli ve anlamlıdır. ŞEHİTLERİMİZİN VE GAZİLERİMİZİN EMANETİNE SAHİP ÇIKMAK EN ÖNEMLİ GÖREV Kahraman ordumuz; sınırlarımızın korunmasından, terörle mücadeleye, Mavi ve Gök Vatanımızın güvenliğinin sağlanmasından uluslararası görevlerin icrasına kadar çok geniş bir alanda, büyük bir özveriyle görev yapmaktadır. Özellikle terörle mücadelede son yıllarda elde edilen tarihî başarılar, ülkemizin ve milletimizin güvenliğinin temin edilmesi bakımından son derece önemli sonuçlar ortaya çıkarmıştır. Bu kapsamda terör örgütlerinin hareket kabiliyeti büyük ölçüde sınırlandırılmış, hudutlarımızın emniyeti güçlü bir şekilde tesis edilmiştir. Şüphesiz bu başarıların arkasında başta aziz şehitlerimizin ve kahraman gazilerimizin fedakârlığı olmak üzere yiğit Mehmetçiğimizin cesareti ve milletimizin yani sizlerin duası vardır. Aziz şehitlerimiz en kıymetli varlıkları olan canlarını vatan ve bayrak uğruna feda ederek bizlere bağımsız bir ülke, onurlu bir gelecek bırakmışlardır. Onların geride bıraktığı emanet, hepimiz için hem aziz bir hatıra hem de büyük bir sorumluluktur. Şehitlerimize yoldaş kahraman gazilerimiz ise bu milletin gurur nişanesi olarak fedakârlığın ve yurt sevgisinin yaşayan timsalleridirler. Onların emeklerine sahip çıkmak ve fedakârlıklarını daima minnetle yâd etmek de bizim için en önemli görevdir. Elbette bu büyük fedakârlığın en ağır yükünü şehitlerimizin ve gazilerimizin siz kıymetli aileleri taşımaktadır. Sizlerin sabrı, metaneti ve vakur duruşu milletimizin ortak hafızasında çok özel bir yere sahiptir. Şunu özellikle ifade etmek isterim ki siz şehit ve gazi ailelerimiz, başımızın tacısınız. Bu yüzden her zaman yanınızda durmaya ve daima sizlere destek olmaya devam edeceğiz. EN UFAK BİR TACİZE KARŞI KOYMAKTA SON DERECE MUKTEDİRİZ Yakın coğrafyamız başta olmak üzere tüm dünyada kritik gelişmelerin yaşandığı, risk ve tehditlerin arttığı karmaşık bir dönemi yaşıyoruz. Buna bağlı olarak da savunma ve güvenlik konuları her geçen gün daha fazla önem kazanıyor. Nitekim en son 28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in komşumuz İran’a yönelik başlattığı kapsamlı saldırılar, buna mukabil İran’ın bölge ülkelerini hedef alan misillemeleri güney coğrafyamızı büyük bir tehlike sarmalına sürüklemiştir. Türkiye olarak çatışmaların sonlanması için diplomasi ve çözüm odaklı yaklaşımımızı sürdürürken aynı zamanda ülkemizin, hudutlarımızın ve vatandaşlarımızın güvenliği için gereken tüm tedbirleri büyük bir hassasiyetle alıyoruz. Bu çerçevede Türkiye’nin dostluğunun ve yapıcı çabalarının kıymetinin bilinmesi gerektiğini ifade ediyor, bekamıza yönelik en ufak bir tacize karşı koymakta son derece muktedir olduğumuzu da bir kez daha hatırlatıyoruz. Özellikle vurgulamalıyım ki nitelikli ve disiplinli personeli, modern silah ve teçhizatı, etkin, saygın ve caydırıcı özellikleriyle Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, bu coğrafyanın en güçlü ordularının başında gelmektedir. “TERÖRSÜZ TÜRKİYE” SÜRECİNİ BAŞARIYA ULAŞTIRMA KARARLILIĞIMIZ DEVAM EDİYOR Yakın bölgemizde yaşanan bu çatışma ortamında güvenlik açısından gerekli tüm önlemleri alırken iç cephemizi tahkim etmek amacıyla da “Terörsüz Türkiye” sürecini başarıya ulaştırma kararlılığımız devam etmektedir. Başta şehit ve gazilerimizin emsalsiz fedakârlıkları olmak üzere kahraman ordumuzun ve kahraman güvenlik güçlerimizin gayretleriyle terörle mücadelede elde edilen tarihî başarılar, ülkemizin geleceği açısından yeni bir dönemin kapısını da aralamıştır. Devletimizin Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyoner liderliğinde ortaya koyduğu Terörsüz Türkiye hedefi, güvenlik ve huzurun kalıcı hâle gelmesi kadar; - Malazgirt’ten beri bu aziz topraklarda devam eden kardeşliğimizin ebedî kılınması, - Çocuklarımızın, terörün gölgesinden uzak bir ülkede büyümesi, - Ülkemizin daha fazla gelişmesi ve kalkınması, - Ve tüm vatandaşlarımızın refah payının artması anlamına da gelmektedir. Bu konuda devletimizin duruşu açıktır ve herhangi bir tereddüt söz konusu değildir. Bu kapsamda sahadaki gelişmeleri dikkatle takip ediyor, çalışmalarımızı planlı biçimde sürdürerek gerekli tedbirlerimizi her zaman ki kararlılığımızla alıyoruz. Bu süreçte güzide şehrimiz Muş’un da bin yıldır ev sahipliği yaptığı birlik-beraberlik ve kardeşlik iklimini daha pekiştireceğine yürekten inanıyorum. ŞEHİTLERİMİZİN VE GAZİLERİMİZİN ONURUNA LEKE DÜŞÜRÜLMEYECEK Altını çizmek isterim ki bu süreçte atılan ve atılacak tüm adımlar, şehitlerimizin aziz hatırasına kesinlikle leke düşürmeyecek, gazilerimizin onuruna ve emeklerine asla zarar vermeyecek niteliktedir. Hedefimiz açık ve nettir; artık tek bir evladımızı kaybetmediğimiz, huzurun kalıcı, kardeşliğin ve iç cephenin güçlü olduğu bir Türkiye. Nitekim son yıllarda terör örgütlerinin eylem kapasitesinin sonlandırılmasıyla, tehdit ortamı yerini huzura bırakmıştır. Bu sayede bölge illerimiz de hak ettiği yatırımları daha fazla ve güvenli bir şekilde almaya başlamıştır. Çok iyi biliyoruz ki güçlü bir Türkiye, her açıdan gelişmiş, imar ve bayındır hâle gelmiş şehirlerle mümkündür. Bu yüzden şehirlerimizde kalkınmanın hızlanmasını, istihdamın artmasını ve gençlerimizin geleceğe daha umutla bakabilmelerini öncelikli görüyoruz. Muş’umuz da sahip olduğu tarihî mirası, bereketli toprakları ve çalışkan insanıyla bu kalkınma yürüyüşünün önemli merkezlerinden biridir. Devletimizin yürüttüğü çalışmalarla önümüzdeki dönemde Muş’un kalkınmasına yönelik yeni projeler, yatırımlar ve hizmetler artarak devam edecektir. Sizlerin de desteğiyle bir ve beraber olarak, geleceğe emin adımlarla yürüyecek ve ülkemizin gücüne güç katacağız. Bu duygu ve düşüncelerle sözlerime son verirken Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını, aziz şehitlerimizi, ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyorum. Şehitlerimizin ve gazilerimizin siz kıymetli ailelerine ve yiğit gazilerimize, sağlıklı ve huzurlu bir ömür temenni ediyorum. Katılımlarınız için her birinize canıgönülden şükranlarımı sunuyor, iftar programını organize eden başta Sayın Valimiz ve Sayın Vekilimiz olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Bu vesileyle bir kez daha hayırlı Ramazanlar ve hayırlı iftarlar diliyor; önümüzdeki hafta idrak edeceğimiz mübarek Ramazan Bayramı’nızı da şimdiden kutluyor ve sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla… #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

38,662 просмотров • 5 месяцев назад

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler; beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ve Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu ile Bayram Namazını Çanakkale’deki Amfibi Kolordu Komutanlığında kıldı. Bayramlaşmanın ardından Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan da Bakan Yaşar Güler’in telefonuyla Amfibi Kolordu Komutanlığında görevli personele seslenerek bayramlarını tebrik etti. Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan Bahriyelilerimize hitaben şunları söyledi: ORDUMUZUN HER BİR MENSUBUNUN BAYRAMINI YÜREKTEN KUTLUYORUM Türk Silahlı Kuvvetlerimizin kıymetli mensupları, kahraman Bahriyelilerimiz. Sizleri en kalbi duygularla, muhabbetle selamlıyorum. Amfibi Kolordu Komutanlığımı ve Deniz Kuvvetlerimizin güzide birliklerinde vazife icra eden tüm askerlerimizin, her bir personelimizin Ramazan Bayramı’nı tebrik ediyorum. Sizlerin şahsında yurt içinde, sınırlarımızda, bölgemizde ve dünyanın farklı ülkelerinde fedakarca görev yapan ordumuzun tüm mensuplarının ve ailelerinin bayramını yürekten kutluyorum. Bin yıldır vatanımızın bekası, milletimizin istikbal ve istiklali uğrunda canlarını feda eden tüm şehitlerimizi rahmetle yâd ediyorum. Bu ülke için gözlerini kırpmadan nice bedeller ödeyen tüm gazilerimize şahsın ve milletim adına şükranlarımı sunuyor, kendilerine ve ailelerine aynı şekilde hayırlı bayramlar diliyorum. AMFİBİ KOMANDOLARIMIZLA KIYILARIMIZ ARTIK ÇOK DAHA GÜVENLİ Amfibi Kolordu Komutanlığımızın kıymetli mensupları; sizler her karışında bir aslanın, bir yiğidin yattığı mukaddes bir vatan toprağında, Çanakkale’de görev yapıyorsunuz. Bugüne kadar çevre denizlerimizde üstlendiğiniz görevlerin yanı sıra Arnavutluk, Afganistan, Kosova, Lübnan ve Libya’da yakın zamanda başarıyla icra ettiğiniz insani yardım, uluslararası destek, tahliye ve afet yardım harekatlarında üstün gayretler sergilediniz. Hali hazırda Suriye ve Irak’ın kuzeyinde devam eden teröristle mücadele operasyonları ile birlikte Arnavutluk, Libya, Azerbaycan ve Katar’da barış ve güvenliğin tesisine önemli katkılar sunuyorsunuz. Önümüzdeki Temmuzdan itibaren bir yıl süreyle NATO Çıkarma Kuvveti Komutanlığı görevini de inşallah yine ordumuza yakışır şekilde başarıyla deruhte edeceksiniz. İnşallah Amfibi Komandolarımızla kıyılarımız artık çok daha güvenli, çok daha istikrarlı olacak. Mavi Vatan’ın muhafazası ve müdafaasındaki üstün gayretleriniz dolayısıyla her birinizi tebrik ediyor, Bahriyelilerimizin her birinin alnından öpüyorum. Denizleriniz sakin, yolunuz ve bahtınız açık olsun diyorum. Bu düşüncelerle sizlerin ve kahraman ordumuzun tüm mensuplarının Ramazan Bayramını bir kez daha can-ı gönülden tebrik ediyorum, şehitlerimizin tekrar rahmetle anıyor, şehit ailelerimize, gazilerimize ve aziz milletimize hayırlı bayramlar diliyorum. Sağ olun, var olun, Allah’a emanet olun. Kalın sağlıcakla… BAKAN YAŞAR GÜLER, BAHRİYELİLERE HİTAP ETTİ Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ardından Bakan Yaşar Güler de Bahriyelilerimize hitaben şunları söyledi: MİLLETİMİZ BAYRAMLARI HUZUR İÇERİSİNDE GEÇİRMESİ İÇİN FEDAKÂRLIKLA GÖREV YAPIYORSUNUZ Ramazan Bayramı vesilesiyle Amfibi Kolordu Komutanlığımızda Sayın Genelkurmay Başkanımız ve Kuvvet Komutanlarımızla birlikte sizlerle bir arada bulunmaktan büyük bir mutluluk duyduğumuzu özellikle ifade etmek istiyorum. Bu anlamlı günün maneviyatına uygun olarak sevdiklerinizle birlikte sağlık ve mutluluk dolu nice bayramlar geçirmenizi temenni ediyor, bu vesileyle Bayramınızı en içten dileklerimle kutluyorum. Bayramlar; milletimizi bir arada tutan, bizi biz yapan köklü değerlerin en güzel yansımalarıdır. Millî kimliğimizi ve karakterimizi oluşturan bu kıymetli mirası koruyarak gelecek nesillere aktarmak hepimize düşen önemli bir sorumluluktur. Aziz vatanımızın bekası ve güvenliğinin en güçlü teminatı olan sizler de asil milletimizin bayramları huzur içerisinde geçirmesi için sevdiklerinizden uzakta fedakârlıkla görev yapmaktasınız. Ortaya koyduğunuz görev ve sorumluluk bilinci ile üstün gayretleriniz, her türlü takdirin üzerindedir. Sizlerin şahsında şu anda yurt içinde ve sınır ötesinde özveriyle görev yapan tüm kahraman silah ve mesai arkadaşlarımı canı gönülden tebrik ediyor, her birinin gözlerinden öpüyorum. ÜLKEMİZİN BÖLGESİNDE VE DÜNYADAKİ ÖNEMİ ARTIYOR Yakın çevremiz başta olmak üzere dünya genelinde yaşanan gelişmeler, risk ve tehditleri de beraberinde getirirken ülkemizin bölgesinde ve dünyadaki önemini daha da artırmaktadır. Böylesine stratejik ve hassas bir coğrafyada var olabilmek, her alanda hak ve menfaatlerimizi koruyabilmek aynı zamanda dünya barış ve istikrarına katkı sunabilmek için güçlü bir orduya sahip olmak zorundayız. Bu güçlü ordu da elbette ki personeliyle, teknolojik imkân ve kabiliyetleriyle karada, denizde, havada, uzayda ve siber alanda her an harekâta hazır, etkin ve caydırıcı nitelikleri haiz olmalıdır. Ülkemizin uluslararası arenadaki etkinliğinin her geçen gün arttığı, küresel güvenlik mimarisinin ve müzakere masalarının vazgeçilmez bir aktörü haline geldiği bu hassas dönemde Bakanlık olarak gece gündüz demeden, büyük bir azim ve kararlılıkla görevlerimizi yerine getirmekteyiz. Belirlediğimiz çok yönlü savunma-güvenlik politikası çerçevesinde ve sizlerin kahramanlık ve fedakârlıklarıyla Cumhuriyet tarihimizin en yoğun ve en etkili faaliyetlerini icra eden şanlı ordumuz; - Hudutlarımızı en etkin tedbirlerle korumakta, - Terörle mücadelede büyük başarılar elde etmekte, - Mavi ve Gök Vatanımızda hak ve menfaatlerimizin muhafazasına yönelik faaliyetlerini de başarıyla sürdürmektedir. Bu faaliyetlerinin yanı sıra başta Kıbrıs olmak üzere Azerbaycan’da, Libya’da, Katar’da, Somali’de, Kosova’da, Bosna Hersek’te ve daha birçok coğrafyada kardeş, dost ve müttefik ülkelerin haklı davasına destek vermekte, küresel barış ve istikrara katkı sağlamaktadır. Ayrıca şanlı ordumuz bu faaliyetlerle eş zamanlı olarak bugüne kadarki en büyük ve en geniş katılımlı tatbikatları da gerçekleştirmektedir. Ordumuzun böylesine kritik görevleri başarıyla ifa edebilmesi, gücünü ve etkinliğini sürdürebilmesi için bizler de yerli, millî ve modern savunma sanayi ürünleriyle ordumuzun imkân ve kabiliyetlerini mütemadiyen geliştiriyoruz. KIBRIS’TA İKİ AYRI DEVLET, İKİ AYRI HALK OLDUĞU GERÇEĞİYLE HAREKET EDİLMESİ GEREKTİĞİNİ HATIRLATIYORUZ Ülkeler arasındaki kriz ve sorunların çözülmesi için uluslararası hukuku ve barışı esas aldığımızı her fırsatta dile getiriyoruz. Nitekim komşumuz Yunanistan ile aramızdaki sorunların çözümüne de bu esaslar çerçevesinde yaklaşıyor, ilişkilerimizin geliştirilmesi için önemli adımlar atıyoruz. Ancak, kimi zaman bazı Yunan yetkililerin ülkelerimiz arasındaki ilişkileri sabote edebilecek söz ve davranışlar sergilediğine şahit oluyor, bu provokatif yaklaşımları asla kabul etmeyeceğimizi ifade ediyoruz. Çözüm odaklı ve samimi bir tutumun, ülkelerimiz arasındaki sorunların giderilmesi için önemli bir adım olacağına inanıyoruz. Yine aynı şekilde bazı muhataplarımızın Kıbrıs konusunda da tarihî ve mevcut gerçeklere uygun olmayan, 50 yıl öncesinden kalma ve miadı dolmuş söylemleri bıkmadan usanmadan dile getirmelerine şahit oluyoruz. Muhataplarımızı artık konuya çözüm odaklı, makul ve mantıklı bir şekilde yaklaşmaya davet ediyoruz. Kendilerine, uluslararası kamuoyunda da açıkça dile getirilmeye başlandığı gibi tek ve kesin çözümün Ada’da iki ayrı devlet, iki ayrı halk olduğu gerçeğiyle hareket edilmesi gerektiğini bir kez daha hatırlatıyoruz. Unutulmamalıdır ki adalet üzerinde yükselen bir iş birliğinin kaybedeni olmaz. AMFİBİ KOLORDU KOMUTANLIĞIMIZI KURARAK HAREKÂT KABİLİYETİMİZİ VE OPERASYONEL ETKİNLİĞİMİZİ DAHA DA ARTIRDIK Üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizin enginlere ulaşması ve hakkını hukukunu koruması için güçlü bir donanmaya sahip olmamız gerektiğinin bilincindeyiz. Deniz Kuvvetlerimiz; yüksek eğitim seviyesi teknolojik donanımı ve caydırıcılığıyla sadece bölgemizin değil dünyanın da en saygın deniz güçlerinden biridir. Donanmamızın etkinliğinde, bahriyemizin seçkin unsurlarından biri ve stratejik bir kuvvet çarpanı olan amfibi birliklerimizin müstesna bir yeri bulunmaktadır. Nitekim amfibi birliklerimize verdiğimiz önem neticesinde Amfibi Görev Grubu Komutanlığımızın yanında Amfibi Kolordu Komutanlığımızı da kurarak harekât kabiliyetimizi ve operasyonel etkinliğimizi daha da artırdık. Amfibi Kolordu Komutanlığımızın da varlığıyla Ege ve Doğu Akdeniz’deki menfaatlerimizin korunması oldubittilere asla müsaade edilmemesi noktasında artık daha güçlü, etkin ve daha caydırıcı bir seviyede olduğumuzu gururla ifade etmeliyim. Ayrıca Amfibi birliklerimiz, denizlerdeki görevlerinin yanı sıra Suriye’de ve diğer terörle mücadele bölgelerinde de kritik vazifeler üstlenmektedirler. SİZLER VARKEN DENİZLERİMİZ EMİN ELLERDE Şanlı Türk Bahriyesinin Kahraman Mensupları; mevcudiyetiniz, milletimize huzur dosta güven, düşmana korku vermektedir. Hiç şüphemiz yoktur ki sizler varken denizlerimiz emin ellerdedir. Türk Amfibi Kuvvetleri olarak üstün muharebe tecrübeniz, yüksek eğitim seviyeniz ve disiplin anlayışınız ile dünyada mümtaz bir konumdasınız. Ordumuzun her alanda etkin olduğu bu dönemde, siz kahraman denizcilerimiz üstün niteliklerinizle birbirinden kritik görevler icra etmektesiniz. Sizler gibi cesur, fedakâr ve görevlerini büyük bir kabiliyet ve kararlılıkla yerine getiren personeliyle gücüne güç katan Deniz Kuvvetlerimiz; Cumhuriyetimizin ikinci asrına başladığımız bu tarihî süreçte “Türkiye Yüzyılı” hedeflerimiz doğrultusunda, - Denizlerimizdeki hak ve menfaatlerimizi korumaya, - Kendisine verilen her türlü görevi büyük bir başarıyla gerçekleştirmeye, - Şanlı sancağımızı dünya denizlerinde dalgalandırmaya ve asil milletimizin gururu olmaya devam edecektir. Türk Denizlerinin Yılmaz Koruyucuları, Kahraman Bahriyeliler; Sizler, Çaka Bey’den Barbaros Hayrettin Paşa’ya, Piri Reis’ten Kılıç Ali Paşa’ya kadar büyük denizcilerimizden aldığınız ilhamla bugüne kadar üstlendiğiniz tüm görevleri başarıyla yerine getirdiniz. Bundan sonra da ülkemizin ve asil milletimizin hak ve menfaatleri için görev ve sorumluluklarınızı hakkıyla icra edeceğinize yürekten inanıyor, görevlerinizde üstün başarılar diliyorum. Bu vesileyle; Mete Han’dan Sultan Alparslan’a, Fatih Sultan Mehmet’ten Barbaros Hayrettin Paşa’ya, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten bugüne kadarki tüm devlet büyüklerimizi ve komutanlarımızı saygıyla anıyor; cennet vatanımızda bu mutlu bayram günlerini, huzur ve güvenlik içerisinde geçirmemizde en büyük pay sahibi olan aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyorum. Hayatta olan fedakâr gazilerimiz ile şehit ve gazi ailelerimizin kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımı sunuyorum. Sizlerin ve aile bireylerinizin Ramazan Bayramı’nı bir kez daha kutluyor, sevdiklerinizle birlikte huzur dolu bir bayram geçirmenizi temenni ediyor, kıymetli ailelerinize selamlarımı gönderiyorum. Kahraman Bahriyeliler, Denizleriniz sakin, pruvanız neta; yolunuz ve bahtınız açık olsun. Kalın sağlıcakla… #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

84,586 просмотров • 1 год назад

📹EMEKLİ EMNİYET MÜDÜRÜ HAYDAR ÖZDEMİR'İN BİLGİSİ DAHİLİNDE SAVCILIĞA VERİLEN VİDEOMUZ; Bizi “aile avukatlarının adamı” olarak lanse edenler iyi izlesin! Bu iddia, gerçeklerden uzak bir karalama kampanyasından ibarettir! Biz Çağla'nın Avukatlarıyız dedik; Başkalarının Vekâletine Soyunmadık! Çağla’nın dosyasında hakikati ortaya çıkarmak için her ayrıntıyı titizlikle araştırmak ve her türlü mücadeleyi kararlılıkla sürdürmek, vicdan sahibi herkesin ortak vazifesidir. Bu, sadece bir görev değil, adalete ve insanlığa olan borcumuzdur. Gerçek, ancak bu azimle gün yüzüne çıkar! Çağla kardeşimizin adalet arayışında, hakikatlerin tüm yönleriyle ortaya çıkarılması ve adil bir yargılama süreci için her bir ayrıntının titizlikle incelenmesi gerektiğine olan inancımız tamdır. Bu doğrultuda yalnızca Çağla’nın adaletine hizmet etmek olup, hiçbir kişi veya grubu kayırmadan, yalnızca gerçeğin peşinde olduğumuzu vurgulamak isteriz. Bu süreçte Çağla için fedakârca emek veren, zaman ayıran kardeşlerimiz, mücadelelerinin sonunda ağır hakaret ve iftiralara maruz kalmıştır. Oysa yeni bir bulgu üzerinde konuşmak, dosya için hayati önem taşıyor olabilir. Herkesin çok sevdiği Reyhan Teyze'nin beyanları, bizim sunduğumuz teoriyi de doğruluyordu. İlgili gündüz-gece videosu hakkında gazetecilerle iletişime geçildi ve videonun Çağla'nın cenaze çıkışından önce çekildiği konusunda ciddi şüpheler ortaya atıldı. Bu gece ve gündüz görüntülerinin nihai kararını ve kanıtını savcılık ortaya koyacaktır. Savcılığın bunu kamuoyuyla paylaştığı gün, sözde beyan olarak nitelendirdiğiniz durum, sözle değil, yetkili makamlarca kanıtlanmış olacaktır. Sözle veya söylemle bir şeyin doğruluğunu iddia etmek yetersizdir. "Sadece benim dediğim olacak" anlayışıyla hareket edenlerin amacı, katili bulmaktan çok kişisel ego ve kibirle kendilerini ön plana çıkarmak olmuştur. Gerçek adalet, hakikati arayanların birliğiyle sağlanır, bireysel çıkarlarla değil. Çağla dosyasıyla ilgili kamuoyunda çeşitli tartışmalar yaşanmakta ve bazı yayıncılar tarafından yapılan açıklamalar, sürece dair soru işaretlerini artırmaktadır. Bu bağlamda, Pınar BK adlı yayıncının, dilekçemizi itibarsızlaştırmaya çalışması kabul edilemez. Pınar BK’nın iftiraları ve avukat yalanlarıyla karalamaya çalıştığı bir ortamda, edebiyat süslü laf sokmalarını peygamber edasıyla savurması tam bir kibir şöleni! Bu sözde “zekâ” gösterisi, yıllardır aynı sığ suda çırpınan bir aklın ürünü; ne yeni bir bilgi eklemiş, ne de vicdan muhasebesi yapmış. İftiranın bataklığında boğulurken, bu kapak sana değil, o şişirilmiş egona çarpıp patlasın! Oysa söz konusu dilekçede, Reyhan Teyze’nin beyanlarını destekleyen bir teori sunulmuş ve bu hususun savcılık tarafından araştırılması talep edilmiştir. İlgili iddiaların doğruluğu veya geçerliliği, ancak savcılığın yapacağı detaylı inceleme sonucunda ortaya çıkacaktır. Bu nedenle, savcılığın konuyu tüm yönleriyle ele alacağına olan güvenimiz tamdır. Serap Hanım'ın resmi ifadesinin dosya içerisinde yer almadığını önemle vurgulamak isteriz. Çağla dosyasında, hiçbir ayrıntının göz ardı edilmemesi ve her bir iddianın hukuki zeminde titizlikle değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Tek amacımız, Çağla kardeşimizin adaletine ulaşılmasıdır. Bu nedenle, dosya ile ilgili tüm kişi ve iddiaların, hukukun üstünlüğü çerçevesinde ve yetkili makamlarca incelenmesini talep ettik. Süreç boyunca fedakârca katkı sunan, kendi çocuklarından vakit ayıran, dilekçe verildiği gün çocuklar gibi hüngür hüngür ağlayan bu insanların emeğini karalamak, kişisel ego ve kibrin patlamasıyla öfkeye dönüşmüş, çığ gibi büyümüştür. Herkes bireysel çalışmalarını savcılığa sunmalı, ihbarını yapmalıdır. "Sadece benim dediğim olacak" demek, Çağla’ya ihanettir! Gerçek adalet, hakikati arayanların ortak çabasıyla sağlanır, bireysel çıkarlarla değil. Bu süreçte baştan sona sadece Çağla için hareket eden ve tüm detayları araştıran insanlara teşekkür ediyorum. Biz şüphelendik ve bunu savcıya ilettik. Araştırılacak, bakılacak; olabilir ya da olmayabilir. Bu kadar basit. Ama biz susmadık. Çağla için susmayacağız! Yayında, sözde aile avukatlarının diliyle konuştuğumuzu ve onların kaleminden çıkmış bir dilekçe sunduğumuzu iddia eden bu şahıs, utanma nedir bilir mi, orası meçhul. Ama sürü psikolojisini fırsat bilip, yalan yanlış bilgilerle yıllarca insanları manipüle ettiğini bizzat gördüm, yaşadım. Bu, ne vicdanla ne de ahlakla bağdaşır! Çağla’nın gencecik yaşta katledilmesi hepimizi derinden sarsan, asla kabul edilemeyecek bir trajedi. Onun için mücadele etmek, sadece bir kişinin değil, tüm vicdan sahibi insanların ortak sorumluluğu. Bu mücadelede etkili olmak için, yönlendirmelerle değil, gerçeklerle hareket etmek zorundayız. İnsanları dinlemek, konuşmak ve hakikati ortaya çıkarmak, Çağla’nın anısına yapılabilecek en anlamlı saygıdır. Kimsenin bir başkasını silmesine, ötekileştirmesine ya da manipülasyonla susturmasına izin vermemeliyiz. Sosyal medyada, özellikle YouTube ve X gibi platformlarda, birilerinin yönlendirmesiyle linç kültürü oluşabiliyor. Bu, gerçeği gölgeliyor ve adalet arayışını baltalıyor. Eğer birileri Çağla’nın davasını sulandırmaya çalışıyor ya da başka insanları hedef göstererek dikkat dağıtıyorsa, buna karşı durmalıyız. Ama bunu yaparken, kimseyi haksız yere suçlamadan, sadece doğruların peşinde koşmalıyız. Bizleri troll ilan etmeden, mantık çerçevesinde dinleyip destek olan Emekli Emniyet Müdürü Haydar Özdemir’e (HAYDAR ÖZDEMİR ) ve süreçte emeği bulunan herkese yürekten teşekkür ediyorum! Aşağıda ismi geçen arkadaşlarımız, troll olmaktan çok uzak, cesurca ve kararlılıkla kimsenin yüksek sesle dile getiremediği şüpheleri ortaya koyan, onurlu ve saygın bireylerdir. Onlar, Çağla’nın adalet arayışında sarsılmaz bir duruş sergileyerek, bir dilekçeyle sonuçlanan anlamlı bir mücadele vermişlerdir. Çağla’ya verdikleri sözü tutmak için sonuna kadar mücadele etme azmiyle hareket eden bu insanlara laf etme cüreti nereden geliyor? Bu isimler, Haydar Müdür ile doğrudan iletişim kurarak fikirlerini paylaşmış ve önerilerin uygunluğu ya da uygun olmaması konusunda görüşlerini sunmuştur. SoWhat OTACI_HATUN⚕️🌙 I shen @gokcetulinb @AyaAycaaydin Ardından; Sayın Savcı ile bizzat görüşülerek, dilekçe ve video kaydı, Müdürümüz Haydar Bey tarafından resmi olarak teslim edilmiştir. Karar vermeden önce araştırma yapılmasını istiyoruz; doğru olan da budur. Kimse burada hesap sorma yetkisine sahip değildir ve benden başkası başvuru yapamaz gibi ego sergileyenlerin amacı zaten ortadadır. Kişilerin söylediklerini kesin ve net aktarmaya bağlı kalmak sizi dar bir çerçeveye hapseder. Özgürce, tüm bulguları bağsız değerlendirmek ise gerçek sonuçlara ulaştırır. Saygılarımızla. ''ÇAĞLA HUZURLA UYU'' #caglaninavukatlariyiz

Osman P.

47,478 просмотров • 1 год назад

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Millî Savunma Üniversitesinde gerçekleşen 16’ncı Dönem Müşterek Komuta ve Kurmay Eğitimi ile 8’inci Dönem Kuvvet Harp Enstitüleri Komuta ve Kurmay Eğitimi Mezuniyet Töreni'ne teşrif ederek bir konuşma yaptı. Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Azerbaycan Savunma Bakanı Orgeneral Zakir Hasanov, TSK Komuta Kademesi ve Bakan Yardımcılarının katıldığı törende konuşan Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, Kurmaylık Eğitimlerini başarıyla tamamlayan subayları tebrik etti. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, konuşmasında şunları söyledi: Millî Savunma Üniversitemizin kıymetli Rektörü, şanlı ordumuzun kahraman subayları, kıymetli hocalarımız, saygıdeğer misafirler; sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum. Kurmaylık eğitimini başarıyla tamamlayan subaylarımızın mezuniyet merasimlerinde sizlerle beraber olmaktan büyük bir bahtiyarlık duyuyorum. Bugün 125'i dost ve kardeş ülkelerden gelen misafir askeri personel olmak üzere toplam 301 subayımızın gurur gününe iştirak ediyor, mezuniyet sevinçlerini paylaşıyoruz. Dereceye girenlerle birlikte 16’ncı Dönem Müşterek Komuta ve Kurmay Eğitimi ile 8’inci Dönem Kuvvet Harp Enstitüleri Komuta ve Kurmay eğitimlerini neticelendiren tüm subaylarımızı ayrı ayrı tebrik ediyorum. Biraz önce diplomalarını alan subaylarımız kurmay ünvanıyla farklı kademelerde Türk Silahlı Kuvvetlerimize, devletimize ve milletimize yüksek bir vazife şuuruyla inşallah hizmet edecekler. Türk ordusunun tarih boyunca dünya ölçeğinde temayüz etmiş en güçlü vasıflarından biri olan kurmay akla; bilgi ve kabiliyetleriyle öyle inanıyorum ki en güçlü katkıları yapacaklar. Kurmay subaylarımıza yeni vazifelerinde şimdiden üstün muvaffakiyetler temenni ediyor, Cenabıallah ayağınıza taş değdirmesin, sizleri her türlü tehdit ve tehlikeden emin ve muhafaza eylesin diyorum. 26 farklı ülkeden gelerek burada modern, kapsamlı ve nitelikli eğitimler alan misafir askerlerimizi de aynı şekilde canıgönülden kutluyor, üstlenecekleri görevlerle ülkelerimiz arasındaki dostluk, dayanışma ve iş birliklerini daha da geliştireceklerine yürekten inanıyorum. Son olarak subaylarımızı hem kuramsal çerçevede hem de uygulama zemininde titizlikle eğiten, bilgi ve deneyimleriyle genç kurmaylarımızı teçhiz eden komutan ve hocalarımıza da takdir ve tebriklerimi iletiyorum. Bu vesileyle devletimizin bekası, ülkemizin güvenliği, milletimizin huzur ve selameti için can veren şehitlerimizin tamamını rahmetle yâd ediyorum. Merhum Nurettin Topçu'nun ifadesiyle “Şehit bir fertte barınan milletin ruhu bir millet iradesidir ki, bir vücudun gömüldüğü yerden bize ebedi hayat gönderir, bize ebediyeti kazandırır.” Türk milletine ebediyeti kazandıran milletimizin hürriyet abideleri, devletimizin ebet müddet nişaneleri olan aziz şehitlerimiz destanlaşan mücadeleleri ve hatıralarıyla yolumuzu aydınlatmaya devam edecektir. Ay yıldızlı al bayrağımızda temerküz eden millî ve mukaddes değerlerimiz uğruna canlarını ortaya koyan gazilerimize şükranlarımı sunuyor, hepsine hayırlı ve bereketli ömürler diliyorum. Bugün mezun ettiğimiz kurmay subaylarımızın ülkemizde bölgemizde ve sınırlarımızın ötesinde ifa edecekleri görevlerle şehit ve gazilerimizin emanetini layıkıyla taşıyacaklarından hiçbir şüphe duymuyorum. MİLLÎ SAVUNMA ÜNİVERSİTEMİZ KÜRESEL ÖLÇEKTE YILDIZI PARLAYAN EN SEÇKİN EĞİTİM KURUMLARIMIZDAN BİRİ HÂLİNE GELDİ Değerli arkadaşlar; 31 Temmuz'da, yani 20 gün sonra Millî Savunma Üniversitemizin 10. kuruluş yıl dönümünü idrak edeceğiz. Şunu en başında ve özellikle ifade etmek isterim: 10 yıl gibi kısa sürede Millî Savunma Üniversitemiz küresel ölçekte yıldızı parlayan en seçkin eğitim kurumlarımızdan biri hâline gelmiştir. Vatanına, milletine, devletine aşkla bağlı, donanımlı, vicdanlı, özgüven ve sorumluluk sahibi subay ve astsubayların yetiştiği bu ocak milletimizin iftihar kaynağıdır. Savunma, güvenlik ve strateji gibi alanlarda yürüttüğü araştırmalarla, ulusal ve uluslararası yayın, rapor ve danışmanlık faaliyetleriyle askerî harekât ortamı ve askerî kültürün gelişimine yönelik doktriner çözümleriyle üniversitemiz hayati bir misyonu yerine getirmektedir. Millî Savunma Üniversitemiz bünyesindeki 7 enstitü, 3 harp okulu, 4 astsubay meslek yüksekokulu ve yabancı diller yüksekokulu ile bir yandan millî iradeyi hareket noktası olarak belirleyen vatan ve millet sevdalısı genç yürekleri ülkemize kazandırırken, diğer yandan askerî bilimler müktesebatımızın daha da derinleşmesinde başrolü üstleniyor. Bunun için değerli rektörümüzün ve yöneticilerimizin şahsında Millî Savunma Üniversitemizin sivil, asker, eğitimci kadrosunu, bu ailenin tüm mensuplarını tebrik ediyor, başarılarının daim olmasını diliyorum. Hükûmet olarak kurulduğu günden beri üniversitemizin yanında olduk. Subay ve astsubaylarımızın daha yüksek standartlarda, daha iyi şartlarda eğitim alabilmeleri için fiziki ve teknik altyapı başta olmak üzere ihtiyaçları karşılama noktasında ayrı bir hassasiyet taşıdık. Bundan sonra da Millî Savunma Üniversitemizin daha da güçlenmesi için ne gerekiyorsa yapacağız. Rabbim yâr ve yardımcımız olsun diyor, üniversitemizin 10. kuruluş yıl dönümünün Türk Silahlı Kuvvetlerimiz ve aziz milletimiz için şimdiden hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. SAVUNMA SANAYİNDE YÜZDE 82 YERLİLİK ORANINA ULAŞTIK Kıymetli misafirler; keskin değişimlerin istisna olmaktan çıkıp sıradanlaştığı bir dönemi yaşıyoruz. Yapay zekâ ve yeni teknolojiler eğitimden sağlık ve finansa ulaştırmadan kamu hizmetlerine hayatın her alanını hem de çok derinden etkiliyor. Savunma ve güvenlikte ise bu dönüşümün tezahürlerini çok daha net bir şekilde gözlemliyoruz. Şu gerçeği en iyi sizler biliyorsunuz: Klasik harp ortamlarında belirleyici faktörler kuvvet yoğunluğu ve platform sayısıydı. Günümüzde bunlara teknolojinin, enformasyonun, insansız sistemlerin, hızlı karar destek mekanizmalarının da eklendiğini görüyoruz. Savaşlar artık sadece cephelerde verilmiyor, siber saldırılar ve dezenformasyon kampanyalarıyla birlikte yürütülüyor. Kamikaze dronelarla kritik altyapılar, enerji nakil hatları, ticaret güzergâhları hedef alınıyor. İnsansız hava ve deniz araçlarının sonuca doğrudan etki ettiği yapay zekâ merkezli yazılımların harekâtın seyrini değiştirdiği yeni bir denklemle karşı karşıyayız. Keşif ve gerçek zamanlı haber almanın vazgeçilmez birer kuvvet çarpanı olduğu bu yeni ortam planlamayla birlikte sevk ve idareyi de her zamankinden daha kritik hale getirmiştir. Şunu bugün büyük bir gururla ifade etmek isterim: Millî Savunma Üniversitemizde yetişen subaylarımız hem planlama hem de sevk ve idare noktasında eşsiz bir performans ortaya koyuyorlar. Gazi Mustafa Kemal tuttuğu notlardan birinde “Komutanlık çare aramaktan ibarettir, bunu da harp tarihi öğretir.” diyordu. Farklı misyonlarda görüyoruz ki komutanlarımız eşsiz zaferlerle dolu olan tarihimizden aldıkları ilhamla, harp tarihinden edindikleri bilgilerle hamdolsun yeni destanlar yazmaya devam ediyorlar. Biz de devlet olarak uluslararası güvenlik paradigmasının radikal bir dönüşüme uğradığı bu dönemde, yeni sistemin kutup başlarından biri olma yolunda emin adımlarla ilerliyoruz. Savunma sanayinde yüzde 82 yerlilik oranına ulaştık. Geliştirdiğimiz ürünleri doğrudan sahada test ediyor, geri bildirimler ışığında sürekli yeniliyor, güncelliyoruz. Mühendislerimiz, yazılımcılarımız, teknisyenlerimiz, sektörde faaliyet gösteren 4 bine yakın firmamız başarılarına her gün yenilerini etkiliyor. Bu eklemeyle birlikte güvenlik birimlerimizi yerli ve millî ekipmanlarımızla son teknolojiye sahip teçhizatlarımızla donatıyoruz. Bilhassa ihracatta çıtayı her geçen gün daha da yükseltiyoruz. Son 12 ayda 11 milyar doların üzerinde savunma ve havacılık ürünü ihraç ederek yeni bir rekora İmza attık. Ocak-Haziran dönemi ihracatımız geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 30’a yakın artışla 4 milyar 665 milyon dolara ulaştı. Sadece geçtiğimiz ay 803 milyon dolar değerinde ürün ihraç ettik. Tabii şurası da mühimdir: Risk ve tehditleri doğru okuyabilen, bu sistem ve teknolojileri etkin kullanabilen, farklı platformlardan gelen verileri uygulamaya döken subaylarımız ve askerlerimiz de savunma sanayinde yakaladığımız bu ivmeyi sahada millî kazanımlara dönüştürmektedir. Kurmay aklın üretim merkezi olan Millî Savunma Üniversitemiz ise yetiştirdiği vatan evlatlarıyla bu kazanımları sürdürülebilir kılmaktadır. KÖKLÜ VE ZENGİN BİR ASKERÎ BİRİKİME SAHİBİZ Değerli arkadaşlar; Türk milleti olarak dünyada başka hiçbir milletle mukayese edilemeyecek ölçüde köklü ve zengin bir askerî birikime sahibiz. Kara Kuvvetlerimiz iki hafta önce 2235’inci yaşını kutladı. Dünyanın en eski askerî müzesi olan Harbiye Askerî Müzesi'ni 1453'te kurmuş bir milletiz. Şunun altını özellikle çizmek durumundayım: Bakın biz yalnızca bugünkü orduların temelini teşkil eden onlu sistemi kuran değil, aynı zamanda hilal taktiğine asıl derinliğini veren yontma keser taktiğini ve örtme harekâtını da dünya savaş literatürüne kazandıran bir milletiz. Evcilleştirdiğimiz atları cenk meydanlarında fırtına gibi kullanarak piyade ağırlıklı savaşın konseptini biliyorsunuz biz değiştirdik. Süvariye 360 derecelik manevra imkânı sunan üzengiyi ordu millet olarak biz icat ettik. İstanbul'un fethiyle bir çağı kapatıp diğerini açarken Sultan Fatih'in döktürdüğü Şahi toplarıyla, karadan yürüttüğümüz gemilerle, askerî dehamızın ışıltısıyla yeni bir destan kaleme aldık. Mehteri savaş alanında birlikleri yönlendiren bir orkestra olarak yine biz kullandık. Daha burada saymayacağımız birçok yeniliği harp sahasına ve sanatına biz kazandırdık. Tüm bunları yaparken toprakla birlikte gönüller de fethettik. Gücümüzü iyilik ve adaletle, zekâmızı erdem ve merhametle taçlandırdık. NATO LİDERLER ZİRVESİ’NE ANKARA'DA BAŞARIYLA EV SAHİPLİĞİ YAPTIK Değerli arkadaşlarım; bugün de aynı çizgide ilerliyor, ecdadın mirasına en güzel şekilde sahip çıkıyoruz. Gönül coğrafyamızda kanayan yaraları biz sarıyor, diyalog kanallarının açık tutulmasında öncü roller üstleniyoruz. Balkanlardan Kafkasya'ya, Ortadoğu'dan Afrika'ya barışın ve huzurun kalıcı hale gelebilmesi için her türlü kapıyı zorluyoruz. Aynı şekilde mensubu olduğumuz uluslararası ittifaklarda çok güçlü varlık gösteriyoruz. Biliyorsunuz iki gün önce NATO Liderler Zirvesi’ne Ankara'da başarıyla ev sahipliği yaptık. Değişen güvenlik koşulları ekseninde ittifakın geleceğini Türkiye'de ele aldık. NATO'nun Güneydoğu kanadının emanet edildiği bir ülke olarak mevcut gündeme dair değerlendirmelerimizi müttefiklerimizle paylaştık. Ankara Zirvesi’nin bölgemizde ve dünyada barış ve istikrarın tesisine katkı sağlamasını temenni ediyorum. Son olarak burada şu hususun da altına çizmek istiyorum: Hangi teşkilata üye olursak olalım, içinde bulunduğumuz zorlu coğrafyada alnımız ak, başımız dik, bu şekilde yaşamak için güçlü olmak zorundayız. Türkiye'nin güvenliğini kimseye emanet edemez, millî güvenliğimizden asla taviz veremeyiz. Dolayısıyla hem millî güvenliğimizi eksiksiz biçimde tahkim etmek, hem de bunu hukuk, meşruiyet ve demokrasi içinde yapmak mecburiyetindeyiz. Bunun için her fırsatta söylediğim gibi iç kalemizi sağlam tutacağız. Türkiye yüzyılı hedeflerimize doğru yol alırken 86 milyon olarak kardeş ve kaderdaş olduğumuzu hiçbir zaman unutmayacağız. Özellikle ülkemizi yaklaşık yarım asırlık bir sorundan kurtarmak amacıyla yürüttüğümüz terörsüz Türkiye sürecimizin başarıya ulaşmasıyla inşallah içeride ve dışarıda yeni bir hikâye yazmaya başlayacağız. Rabbim yâr ve yardımcımız olsun diyorum. Bu düşüncelerle eğitimlerini başarıyla tamamlayan subaylarımızı tekrar tekrar tebrik ediyor, üstlenecekleri görevlerinde her birine başarılar diliyorum. Aynı samimi duygularla misafir subaylarımızı da kutluyor, ülkelerindeki dostlarımıza bizlerden selam götürmelerini bilhassa rica ediyorum. Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Mezuniyetiniz hayırlı olsun, kalın sağlıcakla. #MillîSavunmaBakanlığı

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

42,197 просмотров • 1 месяц назад

Millî Savunma Bakanlığının faaliyetlerine ilişkin Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı gerçekleştirildi. Basın ve Halka İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk tarafından gerçekleştirilen toplantıda şu bilgiler paylaşıldı: SON 1 HAFTADA 25 TERÖRİST ETKİSİZ HÂLE GETİRİLDİ Millî Savunma Bakanlığının tüm birlik ve kurumları ülkemizin savunma ve güvenliği için var gücüyle çalışmaya, daha büyük daha güçlü bir Türkiye için kendisine tevdi edilen tüm görevleri azim ve kararlılıkla yerine getirmeye devam etmektedir. Artan bir etki ve yoğun bir baskıyla devam eden, tehditleri sınırlarımızın ötesinden başlamak üzere bertaraf etmeyi öngören terörle mücadelemiz, terörizmin tüm biçim ve tezahürlerine karşı kesintisiz sürmektedir. Bu kapsamda başarıyla icra edilen operasyonlarla Irak ve Suriye’nin kuzeyi dâhil; - Son bir haftada 25 terörist etkisiz hâle getirilmiştir. - Böylece, 1 Ocak 2024’ten bugüne kadar 193’ü Irak’ın, 290’ı Suriye’nin kuzeyinde olmak üzere etkisiz hâle getirilen terörist sayısı 483 olmuştur. Hâlihazırda üs bölgelerinde ve hudutlarımızda zorlu iklim/arazi şartlarında kahramanlık ve fedakârlıkla görev yapan Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, terörle mücadelesine tek bir terörist kalmayıncaya kadar devam edecektir. Diğer yandan Bakanlığımız, FETÖ ile mücadelesini de yeni bilgi, belge ve veriler ışığında kararlılıkla sürdürmektedir, sürdürecektir. Suriye’de istikrarın bir an önce tesis edilmesi, Suriyelilerin emniyetli bir ortama geri dönüşleri ve normalleşmenin sağlanmasına yönelik çalışmalara devam edilmektedir. Hudutlarımızın güvenliğini sağlayan, yeni bir göçü önleyerek büyük bir insanlık dramının yaşanmasını engelleyen Bahar Kalkanı Harekâtı’nın 4’üncü yıl dönümünde aziz şehitlerimize bir kez daha Allah’tan rahmet; kahraman gazilerimize sağlıklı ve mutlu ömürler diliyoruz. HUDUTLARDA MÜCADELE SÜRÜYOR Cumhuriyet tarihimizin en yoğun tedbirleri ve tesis edilen çok katmanlı emniyet sistemi ile korunan hudutlarımızda; - Son bir haftada yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 101 şahıs yakalanmıştır. Yakalanan şahıslardan 4’ü terör örgütü mensubudur. 2 bin 384 şahıs ise hududu geçemeden engellenmiştir. - Böylelikle, 1 Ocak’tan bugüne kadar hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 1.448’e yükselmiştir. Hududu geçemeden engellenen kişi sayısı da 30 bin 15 olmuştur. GAZZE’DE KOŞULSUZ VE KALICI ATEŞKES İLAN EDİLMESİ KAÇINILMAZDIR Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, terörle mücadele ve hudut güvenliği ile mavi ve gök vatanımızdaki hak ve menfaatlerimizi korumanın yanı sıra; - Millî meselemiz olan Kıbrıs, - “İki devlet, tek millet” anlayışı ile bir ve beraber olduğumuz Azerbaycan, - Tarihî ve kültürel bağlarımız olan Balkanlar, - Dostluk ve kardeşlik ilişkilerimiz bulunan Libya ve Somali başta olmak üzere birçok coğrafyada kardeş, dost ve müttefik ülkelerin haklı davalarına destek olmayı sürdürmektedir. Bu vesileyle 32 yıl önce Hocalı’da acımasızca katledilen soydaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyor, insanlık tarihine kara bir leke çalanları lanetliyor, kederde ve kıvançta Azerbaycan’ın yanında olduğumuzu bir kez daha vurguluyoruz. İsrail’in, Gazze’de uluslararası hukuku ihlal etmesi, 7 Ekim'den bu yana Gazze'yi benzeri görülmemiş şekilde bombalıyor olması, yoğun sivil ölümlerine yol açması, Filistin halkını en temel haklarından mahrum bırakmayı amaçlayan kuşatma ve toplu cezalandırma yolunu tercih etmesi çok ciddi bir endişe kaynağıdır. İsrail saldırılarını sürdürdüğü müddetçe, bölgesel ve küresel barışa yönelik tehditler de artmaktadır. Hem bölgesel hem de uluslararası istikrar için Gazze’de koşulsuz ve kalıcı ateşkes ilan edilmesi kaçınılmazdır. Diğer taraftan Sayın Bakanımız; - 23 Şubat 2024’te Polonya’nın, 26 Şubat 2024’te de Suudi Arabistan’ın Ankara Büyükelçilerini kabul etmiş, - 27 Şubat 2024’te Birleşik Krallık, 28-29 Şubat 2024’te ise Bosna Hersek’e resmî ziyaretler gerçekleştirmiştir. Söz konusu ziyaretlerde mevkidaşları ile ikili ve bölgesel savunma ve güvenlik konularında görüşen Sayın Bakanımız çeşitli temas ve ziyaretlerde de bulunmuştur. TSK EĞİTİM VE TATBİKATLARA DEVAM EDİYOR Türk Silahlı Kuvvetlerimizin harbe hazırlığının en üst seviyede tutulması maksadıyla ulusal ve uluslararası eğitim ve tatbikat faaliyetlerine de aralıksız devam edilmektedir. NATO Kosova Gücü (KFOR) ihtiyat birliği rotasyon planlanması kapsamında, bir komando taburumuz 28 Şubat’ta Kosova’ya intikal etmiştir. İtalya’dan görevi devralacak birliğimiz 1 Mart-1 Haziran 2024 tarihleri arasında görev yapacaktır. - Steadfast Defender 2024 kapsamındaki Brillant Jump, Dragon ve Cobra 2024 ile - İtalya ev sahipliğinde Orta Akdeniz’de icra edilen DYNAMIC MANTA-2024 (Denizaltı Savunma Harekâtı), Yunanistan ev sahipliğinde Ege Denizi’nde gerçekleştirilen ARIADNE-2024 (Karşı Mayın Harekâtı) tatbikatlarına katılım sağlanmaktadır. Katar Özel Kuvvetleri ile Komando Birliklerimizin imkân ve kabiliyetlerinin geliştirilmesi maksadıyla Katar’da Al Hares Al Mane 2024 (Yenilmez Muhafız) Tatbikatı gerçekleştirilmektedir. Ayrıca TCG BURGAZADA korvetimizin sancak gemisi olduğu NATO Deniz Muhafızı Operasyonu Görev Grubu, Doğu Akdeniz'de üç hafta süren deniz güvenliği devriyesini 27 Şubat’ta başarıyla tamamlamıştır. TCG GELİBOLU ve TCG GÖKSU fırkateynlerimiz ise ABD Deniz Kuvvetlerine ait BATAAN Amfibi Görev Grubu ve Birleşik Krallık Deniz Kuvvetlerine ait ARFUS lojistik gemisi ile 26 Şubat 2024’te Doğu Akdeniz’de geçiş eğitimleri icra etmiştir. Diğer yandan; - TCG GEDİZ fırkateynimiz, NATO Daimî Deniz Görev Grubu-2 görevi kapsamında 24 Şubat 2024’te Katanya/İtalya’ya liman ziyaretinde bulunmuştur. - Arnavutluk Deniz Kuvvetlerine ait LISSUS gemisi tarafından 24 Şubat-1 Mart 2024 tarihleri arasında İzmir’e liman ziyareti yapılmakta; Fransa Deniz Kuvvetlerine ait PROVENCE gemisinin ise 2-5 Mart 2024 tarihleri arasında Aksaz’a liman ziyareti gerçekleştirmesi planlanmaktadır. NATO Güvence Tedbirleri çerçevesinde ise; - Hava Kuvvetlerimizin tanker uçağı tarafından NATO’ya ait AWACS uçağına 21 Şubat 2024’te Romanya üzerinde yakıt ikmali yapılmış, - 23 ve 26 Şubat 2024’te Havadan İhbar Kontrol uçağımız tarafından hava sahamız ve Romanya hava sahasında uçuş görevleri icra edilmiştir. Yine 23 Şubat 2024’te Romanya hava sahasında Romanya’ya ait 4 adet F-16 uçağı ile tanker uçağımız tarafından havada yakıt ikmali eğitimi yapılmıştır. NATO Geliştirilmiş Hava Polisliği görevi kapsamında da Romanya'da konuşlu F-16 uçaklarımız, 27-28 Şubat’ta Fransız Hava Kuvvetlerine ait tanker uçağı ile ilk defa havada yakıt ikmali görevi gerçekleştirmiştir. Harita Genel Müdürlüğümüz tarafından, TÜBİTAK ile "Türkiye Diri Faylarının Paleosismolojik Özelliklerinin Belirlenmesi" konulu İş Birliği Protokolü imzalanmıştır. TASLAK TEKLİF VE KABUL MEKTUPLARI BAKANLIĞIMIZA ULAŞTI Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliği ve teşvikiyle tam bağımsız savunma sanayi hedefi doğrultusunda geliştirilen yerli ve millî savunma sanayi ürünlerimizle Silahlı Kuvvetlerimiz her geçen gün daha da güçlenmekte ve caydırıcılığını artırmaktadır. Bu kapsamda; Hava Kuvvetleri Komutanlığımızın ihtiyaçları doğrultusunda; 40 adet yeni F-16 Blok-70’in tedariki, mevcut 79 adet F-16’nın ise modernize edilmesi ile bunlara ait mühimmat, malzeme ve teçhizatı içeren talebimize ilişkin ABD tarafından gönderilen “Taslak Teklif ve Kabul Mektupları” Bakanlığımıza ulaşmıştır. İlgili birimlerimiz gerekli inceleme ve değerlendirmelere başlamıştır. Ayrıca TÜBİTAK kaynaklı başlatılan ve Koç Bilgi ve Savunma Teknolojileri AŞ ana yükleniciliğinde devam eden MALAMAN mayınının tam ölçekli patlatma provası geçtiğimiz hafta içerisinde başarıyla gerçekleştirilmiştir. “MALAMAN Deniz Mayını”nın Deniz Kuvvetlerimizin envanterine girmesiyle bu konudaki dışa bağımlılık da sona erecektir. Yine Bakanlığımıza bağlı ASFAT ana yükleniciliğinde yürütülen Açık Deniz Karakol Gemileri Projesi’nin ilk gemisi "TCG AKHİSAR"ın denize inişi sonrası önemli bir aşama olan havuzlama süreci 23 Şubat 2024’te tamamlanmıştır. Diğer taraftan Strong Bosses tarafından düzenlenen “İnovasyon ve Başarı Ödülleri” yarışmasında başarılı ve inovatif yaklaşımlı projeleri ile ödüle layık görülen İstanbul Tersanesi Komutanlığımızı ve personelimizi bir kez daha kutluyoruz. Sonuç olarak başta Türk Silahlı Kuvvetlerimiz olmak üzere Bakanlığımızın tüm birlik ve kurumları; - Cumhuriyetimizin ikinci asrında, - Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ve “Türkiye Yüzyılı” hedefleri doğrultusunda, - Terörle mücadeleden sınır güvenliğine, uluslararası misyonlardan insani yardım faaliyetlerine kadar çok geniş bir alanda, kendisine verilen tüm görevleri bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da başarıyla yerine getirmeye devam edecektir. #MillîSavunmaBakanlığı

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

55,723 просмотров • 2 лет назад

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’da düzenlenen 17’nci Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı’nın (IDEF 2025) açılış törenine teşrif etti. Açılış törenine Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler de beraberindeki Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak, Kuvvet Komutanları ve Bakan Yardımcıları ile katıldı. Törende bir konuşma yapan Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan konuşmasında şunları söyledi: BİR MİLLETİN BAĞIMSIZLIK YÜRÜYÜŞÜNE ŞAHİTLİK EDİYORUZ Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı IDEF 2025’in açılış merasiminde sizlerle beraber olmaktan büyük bir memnuniyet ve heyecan duyuyorum. Türkiye’nin yanı sıra dünyanın farklı ülkelerinden fuarımızı teşrif eden her bir misafirimize kültür, medeniyet ve teknolojinin buluştuğu şehir olan İstanbul’umuza hoş geldiniz diyorum. Fuar kapsamında yapacağınız görüşmelerin, varacağınız anlaşmaların, kuracağınız ortaklıkların şimdiden ülkelerimiz, firmalarımız, sektörlerimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Küresel bir marka haline gelen bu organizasyonu başarıyla organize eden Millî Savuma Bakanlığımızı, Savunma Sanayii Başkanlığımızı ve Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfımızı yürekten tebrik ediyorum. Aynı şekilde ileri teknolojiye sahip savunma ürünleriyle fuarda boy gösteren firmalarımıza teşekkür ediyorum. Kendi alanında dünyanın en büyük ve en etkili ilk 3 fuarından biri olan Uluslararası Savunma Sanayii Fuarının bu yıl 17’ncisini düzenliyoruz. Bugün burada sadece Türk savunma sanayisinin gelişimine değil, aynı zamanda bir milletin bağımsızlık yürüyüşüne de şahitlik ediyor, kendi gök kubbesinde kendi kanatlarıyla yükselen bir ülkenin hikâyesini görüyoruz. 120 BİN ZİYARETÇİNİN FUARA KATILIMI BEKLENİYOR Fuarımıza olan ilginin her geçen yıl artmasından büyük bir kıvanç ve onur duyduğumuzu burada öncelikle vurgulamak istiyorum. Bu yılki organizasyonda 99 ülke ve uluslararası kuruluştan 219 heyeti temsilen 937 heyet üyesini misafir etmenin bahtiyarlığını yaşıyoruz. Bine yakın yerli ve 400’ün üzerinde yabancı firma kara, hava, deniz, uzay ve siber güvenlik alanlarında geliştirdikleri ürünleri 6 gün boyunca burada sergileme imkânı bulacak. Pazar gününe kadar 120 bini aşkın profesyonel ziyaretçinin fuara katılımı bekleniyor. Bu değerli buluşmayı salt ticari bir faaliyet, savunma sanayi alanındaki ürünlerin tanıtım ve satışının yapıldığı uluslararası çapta bir pazar olarak görmediğimizi özellikle bilmenizi rica ediyorum. Hep söylediğim gibi mesele alışveriş yapmak değildir, asıl mesele kazan-kazan temelinde uzun vadeli ortaklıklar tesis edebilmektir. Mesele, ticaretle birlikte kalıcı iş birlikleri geliştirebilmektir. Türkiye olarak biz buna hazırız ve çok yönlü iş birliklerine açığız. IDEF 2025’te ürün ve ekipmanlarıyla yer alan firmalarımızın tamamına başarılar diliyor, misafir heyetlerimizin her birine şükranlarımı iletiyorum. Savunma alanı başta olmak üzere IDEF 2025’in sektör ve firmalarımız arasındaki ilişkilere önemli katkılar yapmasını, yeni iş birliklerine kapı aralamasını, dostluk ve kardeşliğimizi güçlendirmesini temenni ediyorum. GAZZE’DE AÇLIKTAN BİR DERİ BİR KEMİK KALMIŞ ÇOCUKLARIN DERDİ, BİZİM DERDİMİZDİR Değerli misafirler, evvela şu hususu altını çizerek ifade etmek istiyorum: Güç dengelerinin yeniden belirlendiği, küresel ağırlık merkezlerinin yer değiştirdiği, uluslararası rekabetin giderek kızıştığı bir süreçten geçiyoruz. Sizlerin de takip ettiği üzere her gün yeni bir krize uyanıyoruz, yarın ne olacağını kimse bilmiyor, kimse tahmin edemiyor. İkinci Cihan Harbi sonrası kurulan kural temelli uluslararası sistemin yerini kimin gücü kime yeterse diyeceğimiz yeni bir düzen alıyor. Haklının güçlü olduğu değil, güçlünün haklı olduğu bir anlayış tarzı hızla kanıksanıyor. Haklının hakkını arayacağı uluslararası mekanizmalar ise kendilerinden beklenen görevi icra edemiyor. Türkiye, gerek coğrafi konumu, gerekse tarihi, beşeri, kültürel bağları itibarıyla bu yeni statükonun etkilerini en çok hisseden ülkelerden biridir. Gazze’de 22 aydır katmerlenerek devam eden soykırımın İsrail’in coğrafyamızı istikrarsızlaştırmaya dönük saldırılarının, Rusya ile Ukrayna arasında 3,5 yılı geride bırakan savaşın, Güney Asya’dan Kuzey Afrika’ya, Balkanlar’dan Günel Kafkasya’ya kadar geniş bir bölgede nükseden sıcak gerilimlerin tamamını bir şekilde bizi ilgilendirmekte, tedbir almamızı, müdahil olmamızı gerektirmektedir. Etrafımız ateş çemberiyle kuşatılmış derken, bunu hamaset olsun diye söylemiyoruz, aksine her gün yaşadığımız bir gerçeği ifade ediyoruz. Şunu bir defa açık ve net söylemek isterim: Gazze’de insani yardım malzemesi girişine izin verilmediği için açlıktan bir deri bir kemik kalmış çocukların derdi bizim derdimizdir. 13,5 yıllık zulmün ardından 8 Aralık devrimiyle umutların yeniden yeşerdiği Suriye’ye yönelik saldırılar bizim sorunumuzdur. Karadeniz’in güvenliğini tehlikeye atan sıcak çatışmalar aynı şekilde bizim için büyük bir endişe kaynağıdır. Libya’dan Sudan’a, Pakistan’dan Afganistan’a nerede bir sıkıntı, çatışma, istikrarsızlık varsa tamamı ülkemiz için dikkatle takip edilmesi gereken hassas konulardır. TÜM KALBİMİZLE BÖLGEMİZDE HUZUR, BARIŞ VE DAYANIŞMA İSTİYORUZ Türk dış politikası barış, adalet, uluslararası hukuk, egemenliğe saygı, hakkaniyet ve dayanışma ilkeleri üzerine kuruludur. Nüfuz peşinde değiliz, tahakküm peşinde değiliz, hiç kimsenin içişlerine karışmak niyetinde asla ve asla değiliz. Tüm kalbimizle bölgemizde huzur, barış, dayanışma istiyoruz, elbette bunu isterken gereklerini de yerine getirmekten çekinmiyoruz. Nerede bir haksızlık, adaletsizlik ve zulüm görsek sesimizi de, tepkimizi de belli bir üslup içinde açıkça ortaya koyuyoruz. Bu anlayışla İsrail’in Gazze halkına yönelik Nazileri fersah fersah aşan soykırımını tüm insanlığın gündeminde tutmaya devam ediyoruz. İnsani yardımlarımızla birlikte Gazze’deki vahşeti sona erdirmeye dönük diplomatik temaslarımızı da artırmış durumdayız. Gayemiz, bir an önce ateşkesin tesis edilmesidir. Gazze’ye insani yardımların girişine izin verilmesi bir başka önceliğimizdir. Maalesef Kızılhaç’ın bile girişine izin verilmediği gerçekten korkunç bir durum söz konusudur. Daha önce de söyledim, Netanyahu ve katliam şebekesi barbarlıkta Hitler’i çoktan geride bıraktı. Avrupa’daki Holokost sürecinde dahi Gazze’deki kadar insanlık dışı görüntüler ortaya çıkmadı. Her gün onlarca masumun bir lokma ekmek, bir yudum su bulamadığı için can verdiği bir acımasızlığı, zerre kadar insanlık onuru taşıyan hiç kimse kabul edemez, buna sessiz kalamaz, bu cinnet haline rıza gösteremez. Her kim Gazze’deki soykırıma sessiz kalıyorsa, İsrail’in işlediği insanlık suçlarına ortak oluyor demektir. Gazze’de insanlık ölürken, bebekler, çocuklar ölürken, insanlar bir çuval un alabilmek için ölürken, hiçbirimiz buna sessiz kalamayız ve kalmayacağız. O masum bebeklerin kopmuş kafalarını, o çocukların kopmuş ellerini, bacaklarını, affedersiniz köpeklerin açlıktan yemeye başladığı gömülmemiş cesetleri, o açlığı, o feryadı, annelerin yüreklerimizi yakan o çığlıklarını hiçbirimiz unutamayız, hiçbirimiz unutmayacağız. ULUSLARARASI TOPLUMU İNSANLIK CEPHESİNDE BİRLEŞMEYE DAVET EDİYORUM Açlıktan kitlesel ölümlerin başladığı bu kara günlerde tüm uluslararası toplumu insanlık cephesinde birleşmeye davet ediyorum. Gelin bu caniliğe hep birlikte tepki verelim. Gelin bu zulme, bu vahşete artık yeter diyelim. Gelin gözünü iktidar hırsı bürümüş bir avuç insanlık düşmanının insanlığın adını daha fazla lekelemesine müsaade etmeyelim. Diğer türlü bu kan lekesi sadece Netanyahu’nun ve cinayet şebekesinin eline değil, Gazze’deki soykırıma susan, tepkisiz kalan herkesin eline, anlına, şayet kaldıysa vicdanına bulaşacaktır. Türkiye olarak en başından beri adil ve sürdürülebilir bir dünya nizamı için dostlarımızla birlikte her platformda gayret sarf ediyoruz. Küresel barış ve güvenlini tesisi için her türlü adımı atarken, daha fazla trajedinin yaşanmaması için tüm imkânlarımızı seferber ediyoruz. Bu süreçte şu ilkeyi kendimize rehber edindik: Bin akçalık sulh, bin akçalık nizadan iyidir. Evet, barış diplomasisi adına ne yapıyorsak, bu hikmetli sözün ışığında yapıyoruz. Yine bu süreçte, hiçbir zaman unutmadığımız bir başka prensibimiz şudur: "Hazır ol cenge, eğer istersen sulh-u salah." Yani, eğer barış, huzur, güvenlik, dirlik ve refah istiyorsan, caydırıcılığını en üst düzeyde tutmak zorundasın. Eğer kendi vatanında onurunla, şerefinle, başın dik, alnın ak yaşamak istiyorsan, savunma yeteneklerini güçlendirmek mecburiyetindesin. Şüphesiz, bunun yolu da yerli ve millî savunma sanayiden geçiyor. Türkiye, yakın tarihinde savunma alanında ciddi sınamalarla karşılaşmış bir ülkedir. Dışa bağımlı olmanın sonuçlarını pek çok kez tecrübe ettik. 1960'lı yıllarda Kıbrıs hadiselerinde ve 1990'lı yıllarda terörle mücadelede, maalesef dost ve müttefik bu ülkelerden yeterli desteği alamadık. Kıbrıs Türkü’nün hak ve hukukunu korumak amacıyla gerçekleştirdiğimiz 1974 Barış Harekâtı sonrasında ambargolar adeta zirveye çıktı. Bakım için gönderdiğimiz uçaklar alıkonuldu. Hatta bunun için ülkemize hangarda saklama borcu çıkartıldı. Telsiz gibi en temel iletişim araçları dahi bir süre ülkemize verilmedi. Esad rejimiyle yaşadığımız gerilimde yine aynı ahde vefasızlığı gördük. Hava savunma kapasitemizi güçlendirme arayışlarımızda, karşımızda hep kapı duvar bulduk. Öyle ki, hava sahamızın sürekli ihlal edildiği günlerde, yangından mal kaçırırcasına hava savunma sistemleri ülkemizden sökülüp götürüldü. Libya’dan Karabağ’daki işgalin sonlandırılmasına kadar pek çok yerde benzer uygulamalar devam ettirildi. TÜRKİYE BUGÜN SAVUNMA SANAYİ ÜRÜNLERİYLE DÜNYA PİYASALARINA MÜHRÜNÜ VURAN BİR KONUMA ULAŞTI Atalarımızın bir sözü var, kötü komşu adamı mal sahibi yaparmış. Bizi de dost ve müttefiklerimiz savunma sanayinde mal sahibi yaptı. Her ambargo, her baskı, her haksızlık bize yeni bir kapı araladı. Biz de tüm gücümüzü kullanarak bu kapılardan içeri girmeyi başardık. Dün ambargolara, çifte standartlara ve diplomatik baskılara maruz kalan Türkiye, bugün savunma sanayi ürünleriyle dünya piyasalarına mührünü vuran bir konuma ulaştı. Kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz dedik ve öz kaynaklarımızı harekete geçirerek bu alanda kısa sürede ciddi mesafe kat ettik. Bu arka plan temelinde bir yandan insani ve proaktif bir dış politika izlerken, diğer yandan savunma ve güvenlik yatırımlarımıza hız verdik. Tasarımdan seri üretime, ar-ge çalışmalarından ve inovasyon sürecine Türk savunma sanayine çağ atlattık. Bir dönem temel sıkıntımız olan dışa bağımlılığımızı ciddi ölçüde atlattık. Göreve geldiğimizde yüzde 20 seviyesinde olan savunma sanayimizin yerlilik oranı bugün yüzde 80’lerin üzerine çıktı. Sektördeki 3 bin 500’ü aşkın firmamız, 100 bin kişilik nitelikli personel kadrosuyla çalışmalarını başarılı bir şekilde sürdürüyor. Türk savunma sanayi bugün 1.380’in üzerinde proje sayısıyla, 20 milyar doları aşan cirosuyla, geniş ürün yelpazesiyle adeta destan yazıyor. Güvenlik birimlerimizin neredeyse tüm ihtiyaçlarını kendi kaynaklarımızla en etkin şekilde karşılıyoruz. Yerli ürünlerimiz güvenlik güçlerimizin terörle mücadele operasyonlarında, yurt içi ve yurt dışındaki harekâtlarımızda etkin rol oynuyor. İHA ve SİHA teknolojisinde dünyanın önde gelen 3 ülkesinden biriyiz. Geçen sene dünyada satılan her 100 İHA’dan 65’ini Türk firmaları tedarik etti. Özellikle SİHA’larımızın oyun değiştiren konsepti küresel ölçekte büyük yankı uyandırıyor. Geleneksel taktik ve stratejileri dönüştürüyor. Aynı şekilde dünyada kendi savaş gemisini tasarlayan, geliştiren, üreten 10 ülkeden biri şu anda Türkiye’dir. Ana yüklenicilerimiz, alt yüklenicilerimiz, KOBİ’lerimiz, araştırma kuruluşlarımız ve üniversitelerimiz, geliştirdikleri özgün ürünlerle ihracat hanemizi yeni yıldızlarla süslüyor. Şunu büyük bir gururla ifade etmek isterim: Türkiye, bugün dünyadaki en büyük 11’inci savunma ihracatçısı durumuna gelmiştir. İnsansız hava araçlarımız, millî gemi projelerimiz, elektronik sistemlerimiz, kara araçlarımız, silah ve mühimmatlarımız gıptayla takip ve talep ediliyor. Savunma sanayi şirketlerimiz geçtiğimiz sene tam 180 farklı ülkeye ürün ihraç ederek ciddi bir başarıya imza attı. Şu rakam da dikkat çekicidir: 2024 yılında savunma ve havacılık alanındaki ihracatımız, NATO ve hizmet ihracatları da dâhil olmak üzere yüzde 29’luk artışla 7 milyar 154 milyon dolara ulaşarak yeni bir rekor kırmıştır. Böylece 2024 hedefimiz olan 6,5 milyar doların yüzde 11 üzerine çıktık. 2025 Haziran ayı ihracatımız bir önceki yıla oranla yüzde 10,4 artarak 623 milyon dolara ulaştı. Son 12 aydaki ihracatımız ise geçtiğimiz yıla göre yüzde 23,1 düzeyinde artışla 7,5 milyar dolar seviyesini gördü. Lazer ve elektromanyetik silah sistemleri, otonom sistemler, siber güvenlik, kuantum teknolojisi ve yapay zekâ gibi alanlarda izleyeceğimiz doğru stratejilerle yakın gelecekte rekabet gücümüzü inşallah daha da arttıracağız. EN ÖNEMLİ AVANTAJLARIMIZDAN BİRİ DE NİTELİKLİ VE DİNAMİK İNSAN GÜCÜMÜZ Şunu da belirtmekte fayda görüyorum: Ülke olarak en önemli avantajlarımızdan biri de nitelikli ve dinamik insan gücümüzdür. Savunma sanayi başta olmak üzere her alanda teknolojik atılımımızı çok daha ilerilere taşıyacak yetişmiş insan gücüne sahibiz. Özellikle bunu daha da geliştirmekte kararlıyız. Bu vesileyle Savunma Sanayii Başkanlığımız başta olmak üzere bütün bu başarılarda pay sahibi olan tüm kurum ve kuruluşlarımızı, firmalarımızı, emek veren her bir kardeşimi bir kez daha canı gönülden tebrik ediyorum. Türk savunma sektörüyle gurur duyuyoruz. İnşallah gelecekte çok daha iyi seviyelerde olacağımıza yürekten inanıyoruz. Küresel güç Türkiye vizyonu ile savunma sanayinde tam bağımsız Türkiye yolunda kararlı adımlarla ilerliyoruz. Savunma sanayinde millî yetkinlik hamlesi adını verdiğimiz büyük bir dönüşüm başlattık. Onay ve talimatını bizzat verdiğim millî yetkinlik hamlesi ile savunma sanayi ekosistemi içerisinde sistematik bir yapı oluşturmayı hedefliyoruz. Bu alandaki çalışmalarımızla, savunma ve güvenlik yatırımlarımızla dosta güven, düşmana korku veren çok daha büyük ve güçlü bir Türkiye’yi inşa etmek için mücadele edeceğiz. Birlikte çalışacağız, birlikte üreteceğiz, geleceğe birlikte yürüyeceğiz. Rabbim hepimizin yar ve yardımcısı olsun diyorum. Bu düşüncelerle 17'nci Uluslararası Savunma Sanayii Fuarımızın ülkelerimiz, sektörlerimiz, firmalarımız için hayırlar getirmesini diliyorum. Fuara teşrif eden tüm dostlarımıza, tüm kardeşlerimize tekrar teşekkür ediyorum. Fuar kapsamında atılacak imzaların, yeni anlaşma ve iş birliklerinin aramızdaki ilişkilere somut katkılar yapmasını temenni ediyorum. Millî Savunma Bakanlığımıza, Savunma Sanayii Başkanlığımıza, Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfımıza ve fuara katkı veren her bir kardeşime, her bir şirketimize tekrar teşekkür ediyorum. #MillîSavunmaBakanlığı

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

39,340 просмотров • 1 год назад

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, iftarda Özel Kuvvetler Komutanlığımızda görevli bordo berelilerimizle bir araya geldi. Beraberinde Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile Ankara Gölbaşı’ndaki Özel Kuvvetler Komutanlığımıza gelen Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan’ı, Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler askerî törenle karşıladı. Bakan Yaşar Güler’in beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Metin Tokel, Bakan Yardımcıları Bilal Durdalı, Musa Heybet ve Salih Ayhan ile Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Levent Ergün de yer aldı. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, iftarın ardından 15 Temmuz FETÖ darbe girişiminde hainlere geçit vermeyen kahraman şehidimiz Astsubay Kıdemli Başçavuş Ömer Halisdemir’in heykelinin ve mübarek kanının bulunduğu anıtta şehitlerimiz için dua etti. Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, Özel Kuvvetler Komutanlığındaki kahramanlarımıza hitaben yaptığı konuşmada ise şunları söyledi: RABBİM ORDUMUZU DAİMA MUZAFFER EYLESİN Artık ortasına geldiğimiz 11 ayın sultanı Ramazan-ı Şerif’inizi tebrik ediyor, Yüce Mevla’dan hepimizi sağlık ve afiyet içinde sevdiklerimiz ve ailelerimizle birlikte bayrama da ulaştırmasını niyaz ediyorum. Rahmet kapılarının ardına kadar açıldığı bu mübarek ayda, kahramanlar ocağının siz kahraman mensuplarıyla, Özel Kuvvetler Komutanlığımızın siz seçkin neferleriyle beraber olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. İftiranız mübarek olsun. Rabbim tuttuğunuz oruçları kabul eylesin. Bu güzel buluşmaya vesile olan Millî Savunma Bakanımıza ve Genelkurmay Başkanımıza teşekkür ediyorum. Bugün bir kez daha devletimizin bekasını ve milletimizin güvenliğini temin amacıyla canları pahasına vatanımızın dört bir köşesinde görev yapan askerlerimizin her birine Mevla’dan üstün başarılar diliyorum. Rabbim, askeri, polisi, jandarması, güvenlik korucusu ve istihbaratçısıyla tüm güvenlik güçlerimizin yardımcısı olsun, onları her türlü kazan, beladan, saldırıdan, ihanetten korusun, ordumuzu daima muzaffer eylesin. ŞEHİTLERİMİZİ RAHMETLE YÂD EDİYORUM Elbette bu mübarek akşamda vatanı için, milleti için, bayrağı için toprağa düşmüş tüm şehitlerimizi rahmetle yâd ediyor, ruhları şad, menzilleri mübarek, mekânları inşallah cennet olsun diyorum. Özellikle aziz hatıralarını her zaman şükranla yaşatacağımız Binbaşı Bülent Albayrak’a, Binbaşı Murat Kemal Yetişen’e, Yüzbaşı Ertuğ Güler’e, Yüzbaşı Burak Coşkun’a, Üsteğmen Enes Demir’e, 15 Temmuz kahramanı Astsubay Kıdemli Başçavuş Ömer Halisdemir’e, Astsubay Kıdemli Başçavuş Harun Turhan'a, Uzman Çavuş Nurettin Tokyürek’e, Uzman Çavuş Murat Yıldırım'a, Uzman Çavuş Selçuk Paker'e ve isimlerini 86 milyon olarak kalbimize nakşettiğimiz, tabuta sığmayan tüm kahramanlara Cenaballah'tan rahmetler niyaz ediyorum. Aynı kutlu mücadelede yer alarak gazilik mertebesine erişmiş, bugün artık aramızda olmayan tüm gazilerimizi de minnetle anıyor, hayatta olan gazilerimize Rabbim'den uzun ve hayırlı ömürler temenni ediyorum. Biz, şehitlerin ölmediğini, aksine onların yaşadıklarını müjdeleyen bir dinin mensuplarıyız. Şehitlerimizin aziz ruhları inşallah bize yol gösterecek, bize rehberlik edecek, milletimizin kutlu yürüyüşünde yolumuzu aydınlatacaktır. BORDO BERELİLERİMİZ DESTAN YAZDI Burada şunu da büyük bir gururla ifade etmek isterim: Türk Silahlı Kuvvetleri'nin göz bebeği olan bordo berelilerimiz, başta terörle mücadele olmak üzere yurt içinde ve sınır ötesinde destan yazmışlardır. Bilinen, bilinmeyen nice kritik operasyonda fevkalade hayati roller işlenen bordo berelilerimizle milletçe iftihar ediyoruz. Bugün sizlere baktıkça merhum Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu'nun şu mısralarına ilham veren cesareti, yiğitliği ve adanmışlığı görüyorum: “Şu yeryüzü er meydanı, Gönül sevmez her meydanı, Yüreksize yorgan döşek, Koç yiğide ver meydanı. Ey içi boş, dışı süslü, Eli kirli, yüzü paslı, Yetişsin Asım'ın nesli, Etsin sana dar meydanı.” Evet, sizleri ve sizlerin şahsında namertlere meydanları dar eden tüm koç yiğitleri, bu seçkin camianın tüm mensuplarını yürekten tebrik ediyorum. İSTİKLALİMİZ TEHLİKEYE GİRDİĞİNDE NASIL BİR MİLLET OLDUĞUMUZU GÖSTERDİK Değerli kardeşlerim; Türk milleti için en sık kullanılan ifadelerden biri asker-millet tanımıdır. Vatanımız, bayrağımız, bağımsızlığımız ve mukaddes değerlerimiz tehdit edildiğinde, istiklalimiz ve istikbalimiz tehlikeye girdiğinde nasıl bir millet olduğumuzu bu topraklardaki bin yıllık tarihimizde defalarca gösterdik. Tarih boyunca bize ömür biçenler, bize hasta adam yaftası vuranlar, bizi bu topraklardan söküp atabileceklerini zannedenler oldu. Ezan-ı Muhammedilerimizi susturmaya, rengini şehitlerimizin kanından alan şanlı bayrağımızı indirmeye yeltenenler, müstevliler oldu, hepsinin heveslerini kursaklarında bıraktık. Önce Çanakkale'de, en son İstiklal Harbimizde, harimiismetimize uzanan kirli ve kalleş elleri tüm imkânsızlıklara rağmen tek tek kırmayı başardık. Bu mücadele ruhuna sahip olmasaydık, dünyanın en çok çalkantılı bölgesinde bin yılı aşkın zamandır alnı açık, başı dik bir şekilde yaşayamazdık. Bugün de etrafımızda yanan ateş çemberinin ortasında bir istikrar adası olarak temayüz ediyorsak bunu ilk önce esareti asla kabul etmeyen millî seciyemize, ardından da kahraman ordumuzun caydırıcılığına borçluyuz. Türkiye Cumhuriyeti'nin küresel ölçekte takdir toplayan siyasi, diplomatik ve ekonomik gücünün gerisinde, eğitimi, donanımı, disiplini, cesareti ve vizyonuyla tüm dünyada göz dolduran Türk Silahlı Kuvvetleri vardır. Türk ordusu, milletimizle birlikte gönül coğrafyamızda yaşayan milyonlarca dost ve kardeşimizin de güven kaynağı hâline gelmiştir. TSK, ALMANYA’DAKİ NATO TATBİKATINDA MÜTTEFİKLERDEN BÜYÜK TAKDİR TOPLADI Değerli arkadaşlar; ecdadımızın asırlarca ey şanlı ordu, ey şanlı asker nidalarıyla yüreklendirdiği kahraman ordumuzu her türlü desteği vererek daha da güçlendirmeye devam ediyoruz. İşte en son geçtiğimiz hafta HAVELSAN’da çok önemli bir açılış töreni gerçekleştirdik. Tamamlandığında Avrupa'nın en büyüğü olacak simülatör üretim ve entegrasyon tesisinin temelini attık. Öncesinde deniz kuvvetlerimizin gücüne güç katacak çeşitli platformların hizmete giriş, bayrak çekme ve saç kesme törenini icra ettik. Savunma ve havacılık ihracatında 2025 yılını 10 milyar doları aştığımız rekor bir rakamla tamamladık. Almanya'da yapılan NATO tatbikatında Silahlı Kuvvetlerimiz yetenekleriyle hem bizi gururlandırdı, hem de müttefiklerimizden büyük takdir topladı. Şayet füze testi yapmayın, balıklar ürküyor diyenlere kulak kabartsaydık elbette bunların hiçbirini başaramazdık. CAYDIRICILIĞIMIZI SÜREKLİ ARTIRMAK ZORUNDAYIZ Hep söylüyorum, ama bugün bir kez daha altını çizerek söylüyorum; millet olarak ebedî yurdumuz olan bu topraklarda huzur ve barış içinde yaşamak istiyorsak caydırıcılığımızı sürekli artırmak zorundayız. Bölgemizin içinden geçtiği bu sıkıntılı günlerde hudutlarımızın ve hava sahamızın güvenliği noktasında işi asla şansa bırakmıyoruz. Bu sabahki olayda olduğu gibi NATO müttefiklerimizle yakın istişare içinde her türlü önlemi alıyoruz ve anında gerekli müdahalede bulunuyoruz. Bir daha benzer hadiselerin yaşanmaması için de uyarılarımızı en net biçimde yapıyoruz. Allah'a hamdolsun, ülkemizin ve milletimizin güvenliğini temin hususunda irademiz de, kapasitemiz de en üst düzeydedir. Son 23 yılda her türlü engele, ambargoya, sabotaja ve ihanete rağmen yılmadan, yorulmadan çalıştık, kendimize inandık, milletimize güvendik ve neticede bugün hayal dahi edilemeyen seviyelere geldik, inşallah çok daha iyi yerlerde olacağız. Türkiye yüzyılını mutlaka inşa edeceğiz. Bütün oyunları bozacak, bütün engelleri aşacak, bizi çekmek istedikleri tuzaklara düşmeden bu ülkeyi çocuklarımıza gurur duyacakları bir emanet olarak bırakmayı inşallah başaracağız. Rabbim yâr ve yardımcımız olsun. Bu duygularla Rabbim hepinizi esirgesin diyor, siz kahraman bordo berelilerimizi muhabbetle selamlıyor, Cenabıallah'a emanet ediyorum. Kalın sağlıcakla. #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

326,718 просмотров • 5 месяцев назад

İstanbul Tersanesi Komutanlığımızda gerçekleştirilen Teknofest Mavi Vatan için Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın teşrifleriyle açılış töreni düzenlendi. Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler’in de beraberinde TSK Komuta Kademesi ile katıldığı törende konuşan Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan şunları söyledi: ZAFER HAFTAMIZI HAKKINI VEREREK EN GÜZEL ŞEKİLDE İDRAK EDİYORUZ Sizlerle birlikte Türkiye’nin kutlu yürüyüşüne gönül veren, ülkemizin güçlü yarınlarına öncülük eden tüm gençlerimize, tüm evlatlarımıza buradan selamlarımı gönderiyorum. Umudun, sevginin, aydınlığın timsali olan siz gençlerimizle İstanbul Tersanesi Komutanlığının mensuplarını bir arada görmenin bahtiyarlığını yaşıyorum. TEKNOFEST Mavi Vatana hepiniz hoş geldiniz, sefalar getirdiniz. Birliğiniz, beraberliğiniz, kardeşliğiniz daim olsun. Cenabı Allah bahtınızı açık etsin, gözlerinizdeki ışık hiç eksik olmasın. Sevgili gençler; biliyorsunuz milletimizin tarihinde ve millî hafızamızda özel bir yere sahip olan Ağustos ayındayız. Malazgirt’te, Çaldıran’da, Mohaç’ta ve Büyük Taarruz’da destanlar yazdığımız zaferler ayındayız. İki gün önce Malazgirt Zaferimizin 954’üncü yıl dönümünü büyük bir gururla kutladık. Ahlat ve Malazgirt’teki iftihar tablosu gerçekten muhteşemdi. Milletçe bir ve beraber olduğumuzu tüm dünyaya bir kez daha ilan ettik. Malazgirt Ovası’nda ebedî ve ezeli kardeşliğimiz yeniden tescillendi. Dün ise ASELSAN’ın Gölbaşı yerleşesindeydik, şirketimizin 50’nci yılında savunma sanayimiz adına üç gurur verici adımı aynı anda attık. Çelik Kubbe bileşeni sistemlerimizi envantere aldık, ASELSAN’a ait 14 tesisin açılışını gerçekleştirdik, ayrıca Oğulbey Teknoloji Üssü’nün temelini attık. İşte bugün de İstanbul Tersane Komutanlığımızdayız. İki gün sonra 30 Ağustos Zaferinin 103’üncü yıl dönümünü kutlayacağız, yani zafer haftamızın hakkını vererek en güzel şekilde idrak ediyoruz. Muhalefet gibi nümayiş yapmıyor, kuru gürültüyle, içi boş sloganlarla bu önemli günleri geçiştirmiyoruz, tam tersine her açıdan dolu dolu geçirmeye gayret gediyoruz. ŞEHİTLERİMİZİN HAKKINI ÖDEYEMEYİZ Sevgili kardeşlerim, öncelikle sizin ve tüm gençlerimizin zafer haftasını tebrik ediyorum. Bu topraklar için kanlarını dökerek canlarını feda ederek Anadolu’yu bizlere yurt yapan şehit ve gazilerimizi rahmetle yâd ediyorum. Şurası bir gerçek ki, ne yaparsak yapalım onların haklarını asla layıkıyla ödemeyiz. Her şeyden önce bu ülke bize aziz şehitlerimizin kutsal emanetidir. Ay-yıldızlı bayrağımız onların fedakârlıkları sayesinde dalgalanıyor. Vatan toprakları üzerinde onların yüzü suyu hürmetine hayatımızı özgürce idame ettirebiliyoruz. Millet olarak tarih sahnesindeki varlığımızı yüzlerce yıldır yine onların sayesinde sürdürüyoruz. Rabbim hepsinden razı olsun, ruhlarını şad, mekânlarını cennet eylesin. Ne diyor merhum Mehmet Akif: “Sen, şehit oğlusun, incitme yazıktır atanı, verme dünyaları alsan da bu cennet vatanı.” Evet, sizler hepiniz şehit oğlusunuz, şehit torunlarısınız. KARŞIMDA ŞEHİTLERİN EMANETİNE SIKI SIKIYA SARILAN GENÇLİK GÖRÜYORUM Burada şunu da tüm samimiyetimle söylemek durumundayım: Şu an karşımda şehit ve gazilerin emanetlerine sıkı sıkıya sarılan şuurlu bir gençlik görüyorum. Şu an büyük ve güçlü Türkiye’nin temellerini atan, geleceğine sahip çıkan özverili bir gençlik görüyorum. Her yönüyle muhteşem, her açıdan muazzam, bilgisiyle, vizyonuyla, isteğiyle, tutkusuyla, hayranlık uyandıran bir gençliği karşımda görüyorum. İnanın sizlere bakınca Çaka Beyi, Umur Beyi, Kaptanıderya Barbaros Hayrettin Paşa’yı hatırlıyorum. Sizlere bakınca Oruç Reis’i, Piri Reis’i, Turgut Reis’i hatırlıyorum. Sevgili gençler, sizlere baktıkça gemileri karadan yürüten Sultan Fatih’in o keskin dehasını, cihana yön veren Sultan Selim’in o büyük zekâsını, Sina Çölü’nü 13 günde geçen Sultan Yavuz’un o kararlılığını görüyorum. Karşımdaki şu güzel topluluğa baktığımda emin olun Türkiye’nin parlak geleceğini görüyorum. Coşkunuz için, heyecanınız için teşekkür ediyorum. Milletimize verdiğiniz güven için her birinizi tek tek tebrik ediyorum. Sizin gibi köklerini bilen, misyonunu bilen, hedefe kilitlenmiş bir gençlikle yol yürüdüğüm için Rabbime sonsuz hamd ediyorum. TEKNOFEST Mavi Vatan’da gönüllerimizi buluşturan Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımıza, T3 Vakfımıza, programda emeği geçen tüm kardeşlerime şükranlarımı iletiyorum. Maşallah çok güzel bir program hazırlamışlar, gençlerimiz vizyon kazandıracak pek çok etkinlik organize etmişler. Sualtı ve deniz aracı yarışmalarında interaktif gemi dizayn atölyelerine, forum ve konferanslardan eğitici ve eğlenceli sahne gösterilerine, velhasıl 4 gün boyunca devam edecek TEKNOFEST Mavi Vatan programının ülkemiz, milletimiz, bilhassa da siz gençlerimiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Ürünleriyle, projeleriyle, eserleriyle TEKNOFEST Teknoloji Yarışmalarında maharetlerini sergileyecek tüm gençlerimizin gözlerinden öpüyor, hepsine ayrı-ayrı başarılar diliyorum. SAVUNMA SANAYİMİZ HER ALANDA DESTAN YAZIYOR Değerli misafirler, sevgili genç kardeşlerim; engellere rağmen inancın ve azmin neleri başardığını görmek isteyenler bugün açık söylüyorum, Türk savunma sanayine bakıyor. Ülkemizin iftihar vesilesi olan savunma sanayimiz, kelimenin tam anlamıyla her alanda destan yazıyor. Dostlarımız başarılarımızdan övgüyle bahsederken, hasımlarımız endişe ve telaş içinde bizi yakalamaya çalışıyor. Varsın uğraşsınlar, onlar koşacak, ama onlar bizi yakalayamayacak. Burada şunu iddiayla ifade etmek isterim: Bundan 100 yıl önce istiklal harbimiz nasıl ezilenlere umut aşılamışsa, savunma sanayi hamlelerimiz de bugün mazlumlara cesaret veriyor. Filistin’den Suriye’ye, Yemen’den Somali’ye, Sudan’dan Libya’ya nerede sıkıntı çeken bir kardeşimiz varsa Türkiye’nin başarılarıyla gurur duyuyor. Elbette bugünlere kolay gelmedik. Sevgili gençler; ne mi yaptık, olmaz diyenlere aldırmadık. Yapamazsınız diyenlere kulak asmadık. Hayal görüyorsunuz diyenlere prim vermedik. Hayalperest olmadık, ama hayal kurmaktan da asla vazgeçmedik. İnsanımıza güvendik, mühendislerimize, şirketlerimize, siz gençlerimize sonuna kadar güvendik. Sonuçta çok kısa sürede dünyanın gıptayla takip ettiği bir seviyeye geldik. Pazar günü inanıyorum ki sizler de Boğaz’daki geçit merasimini izlediniz. Avara komutuyla zafer yolculuğuna başlayan ve 24 Ağustos’ta dünyanın incisi İstanbul Boğazı’ndan geçen gemilerimiz hepimizin göğsünü kabarttı. Çok maksatlı amfibi gemimiz TCG Anadolu, Barbaros sınıfı firkateynimiz TCG Oruç Reis, ilk millî firkateynimiz TCG İstanbul, ilk millî savaş gemimiz TCG Heybeliada, amfibi çıkarma gemimiz TCG Sancaktar, hayalet denizaltı gemimizin ikinci platformu TCG Hızır Reis, kılıç sınıfı hücum botumuz TCG Kalkan, mayın avlama gemimiz TCG Alanya gibi her biri donanmamızın caydırıcı gücü olan son teknolojiye sahip platformlarımızı oraya götürdük. Bu gemilerimizle birlikte Gazi Mustafa Kemal’in emaneti TCG Savarona da geçit törenimizde ilk kez yerini aldı. SAVARONA YILLARCA KADERİNE TERK EDİLMİŞTİ Sevgili gençler; bakınız Savarona yıllarca kaderine terk edilmişti. Genç cumhuriyetimizin bir dönemine tanıklık eden bu yat, maalesef bir ara kumarhane olarak da kullanılmıştı. Biz bunu aldık, aslına sadık kalarak baştan aşağı yeniledik ve mavi sularla tekrar buluşturduk. Gazi Mustafa Kemal’in “bir çocuğun oyuncağını beklemesi gibi bekledim” dediği yatını burada yakından görebileceksiniz. Yarışmalarda dereceye giren evlatlarımız ile şehit yakınları ve gazilerimiz ise Savarona gemisini ziyaret edebilecekler. Donanmamızın amiral gemisi ve dünyanın ilk SİHA gemisi olan TCG Anadolu’nun kapıları da ziyaretçilere açık olacak. Şimdi bunun bir büyüğünü yapıyoruz inşallah. Bununla kalmayacağız. Bize yakışan neyse onu da yapacağız. TCG Anadolu’da Bayraktar TB-2, TB-3 ve Kızılelma gibi insansız hava araçlarımızın yanı sıra ZAHA, Vuran, Kobra gibi zırhlı araçlarımız da yer alacak. TEKNOFEST ziyaretçileri Türk denizciliğinin nereden nereye geldiğini, bugün hangi yeteneklere sahip olduğunu böylece görme fırsatı bulacak. 8 YILDA 11 MİLYONA YAKIN ZİYARETÇİ AĞIRLADIK Sevgili gençler, değerli arkadaşlarım; biz savunma sanayimizi güçlendirirken, aynı zamanda genç kuşakların teknolojiye, dijitale, inovasyona, ilgisinde özellikle bunu artırmaya çalışıyoruz. TEKNOFEST’ler bu gayretlerimizin adeta sembolü haline geldi. İlkini 2018 yılında gerçekleştirdiğimiz TEKNOFEST’in bu sene yurt içinde 10’uncusunu, toplamda 12’incisini düzenliyoruz. 8 yılda yaklaşık 11 milyona yakın ziyaretçi ağırladık. 2025 senesinde birincisi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde. İkincisi İstanbul’da olmak üzere iki TEKNOFEST tertip ettik. Toplam 63 yarışmaya 1,2 milyona yakın yarışmacı başvuru yaptı. TEKNOFEST’in her yıl gençlerimizin ilgisine daha fazla mazhar olmasını çok kıymetli görüyorum. Bütün bu rakamları aslında bizlere şunu söylüyor: TEKNOFEST gençliği özellikle bentleri tek tek yıkarak maşallah doludizgin geliyor. Bu ülkenin gençleri teknolojiye, araştırmaya, yeni şeyler keşfetmeye daha fazla merak sarıyor. Bu milletin pırıl pırıl evlatları Türkiye için hayal kurmaktan ve hayallerinin peşinden gitmekten asla vazgeçmiyor. Onca algı çalışmasına, dozu sürekli artırılan onca provokasyona, propagandaya rağmen gençlerimiz kendilerine güveniyor, inanıyor, yarınlarına umutla bakıyor. Şair Arif Nihat Asya’nın; Elde sensin, dilde sen. Gönüldesin, baştasın. Fatih’in İstanbul’u Fetih ettiği yaştasın. Dediği siz gençlerimizle kıvanç duyduğumu bilmenizi isterim. İstanbul merhum Mehmet Akif’in, üstat Necip Fazıl’ın, rahmetli Nurettin Topçu’nun ve daha nice fikir erbabımızın özlemini çektiği TEKNOFEST gençliğini bizlere yoldaş eden Rabbime şükürler olsun. Bu kutlu yürüyüşün, yani sancaktarı kim mi? Sizlersiniz. Sizler yükselen bir çağın öncüleri, Türkiye Yüzyılının mimarlarısınız. BÜYÜK DÜŞÜNÜN, BÜYÜK HEDEFLER BELİRLEYİN Şunu her bir genç arkadaşımın bilmesini istiyorum: Gelecek sizin, Türkiye sizin, hatta tüm dünya sizin. Sığ sularda bile yüzmekten acizlerin size hudut çizmesine asla izin vermeyin. Büyük düşünün, büyük hedefler belirleyin ve o hedeflere ulaşmak için yılmadan, yorulmadan, yıkılmadan yürümeye devam edin. Özgürlük istiyorsanız özünüze dönün. Adalet istiyorsanız medeniyetinize sarılın. Gelecek istiyorsanız mazinizle barışın. Şunu da lütfen hiçbir zaman unutmayın sevgili gençler: Sizler Sultan Alparslan’ın, Selahaddin Eyyubi’nin, Fatih’in torunlarısınız. Ne sömürgecilik, ne soykırım, ne zulüm şanlı tarihinde hiçbir leke olmayan çok büyük bir milletin çocuklarısınız. Başınızı her zaman dik tutmanızı sizlerden özellikle rica ediyorum. Her birinizden işte bu özgüvenle hareket etmenizi istirham ediyorum. Sizin özgüveniniz, sizin azminiz bu ülkenin en büyük teminatıdır. Göreceksiniz bugün attığınız küçük adımlar gelecekte büyük başarıların kapısını açacaktır. Bugün yaptığınız fedakârlıkların meyvelerini yarın hiç tahmin etmediğiniz alanlarda toplayacaksınız. Biz öncekilerden devraldığımız emaneti şanlı, şerefle taşıdık. Gençler olarak siz de bizden teslim alacağınız sancağı inşallah çok daha yükseklere çıkaracaksınız ben buna inanıyorum, size güveniyorum. İnşallah son nefesime kadar da güvenmeye devam edeceğim. Biliyorum ki siz varsanız her zaman umut var, gelecek var. Hani şair diyor ya; Yarın elbet bizim, Elbet bizimdir. Gün doğmuş, Gün batmış, Ebet bizimdir. Evet, yarınlar bizimdir, milletimizindir, Türkiye Cumhuriyetinindir. İçinde bulunduğumuz asrı Türkiye Yüzyılı yapana kadar durmayacak, inşallah sabırla, azimle, samimiyetle çalışacağız. En büyük eserimiz olarak terörsüz Türkiye’yi inşallah sizin için hayata geçireceğiz. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum. Bu düşüncelerle hepinizi; bir kez daha saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. Kahraman donanmamızın, kahraman mensuplarına Cenabı Allah’tan başarılar niyaz ediyorum. Savunma sanayinde adeta desten yazan firmalarımızı tekrar kutluyorum. TEKNOFEST Mavi Vatan’a katılan ve katkı sunan Savunma Bakanlığımıza, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımıza, Savunma Sanayi Başkanlığımıza, Türkiye Teknoloji Takımı Vakfımıza ve diğer kurumlarımıza bir kez daha yürekten teşekkür ediyorum. Sağ olun, var olun. Kalın sağlıcakla. TR Teknoloji Takımı #TEKNOFEST #MAVİVATANTEKNOFEST #MillîSavunmaBakanlığı

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

48,961 просмотров • 11 месяцев назад