Video yükleniyor...

Video Yüklenemedi

Ana Sayfaya Dön

Rojava için büyüyen kenetlenme bugün dört parçayı aşmış durumda. Bu ortak iradeyle, Rojava halkının meşru ve haklı talepleri için mücadeleyi büyütüyoruz. Wan’da, Demokratik Kurumlar Platformu öncülüğünde; STK’lar, kurumlar ve halkımızla birlikte Rojava’ya yönelik saldırılara karşı bir araya geldik. Rojava direniş ve umuttur; yalnız değildir! #DefendRojava #RojavaKırmızıCizgimizdir #Wan

29,082 görüntüleme • 6 ay önce •via X (Twitter)

0 Yorum

Yorum bulunmuyor

Orijinal gönderinin yorumları burada görünecek

Benzer Videolar

📍Rojava Devrimi ve Enternasyonal Savaşçıların Mirası Rojava Devrimi, 19 Temmuz 2012’de Suriye’nin kuzeyinde, Kürt halkının öncülüğünde başlayan ve kısa sürede evrensel bir mücadele alanına dönüşen bir toplumsal dönüşüm hareketidir. Bu devrim, yalnızca Kürt halkının özgürlük arayışını değil, aynı zamanda emperyalizme, kapitalizme ve her türden baskıya karşı küresel bir direnişin sembolü haline gelmiştir. Rojava’nın bu eşsiz karakteri, dünyanın dört bir yanından enternasyonal savaşçıları kendine çekmiş, onları bu topraklarda savaşmaya, dayanışmaya ve hatta hayatlarını feda etmeye yöneltmiştir. Peki, bu enternasyonal savaşçılar neden Rojava’ya geldi, burada neler yaptı ve devrim için neden bu denli önemli bir değer yarattı? Neden Rojava’ya Geldiler? Rojava Devrimi, özünde demokratik konfederalizm ilkelerine dayanan, kadın özgürlüğünü merkeze alan ve çok kültürlü bir toplumsal yapıyı savunan bir projedir. Bu vizyon, kapitalist modernitenin alternatifi olarak görülen bir umut ışığıdır ve enternasyonalist devrimciler için adeta bir çağrı niteliği taşımaktadır. Dünyanın farklı köşelerinden gelen sosyalistler, anarşistler, komünistler ve özgürlükçü bireyler, Rojava’yı yalnızca Kürt halkının kurtuluş mücadelesi olarak değil, insanlığın ortak geleceği için bir laboratuvar olarak gördüler. Yazının devamı:

Gündem

20,500 görüntüleme • 1 yıl önce

Nusaybin’de Qamişlo sınırında Rojava’ya dönük saldırıları kınadık. Rojava’da Kürt halkına yönelik saldırıları en güçlü şekilde kınıyorum. Çok iyi biliyoruz ki bu saldırılar halkların ortak yaşam umudunu ve özgürlük mücadelesini hedef almaktadır. Rojava, tüm baskı ve kuşatmalara rağmen; halkların eşitliği, kadın özgürlüğü, demokratik özerklik ve birlikte yaşam temelinde inşa edilen tarihsel bir kazanımdır. Ortadoğu’nun karanlığına karşı yakılmış bir ışıktır. Kadınların öncülüğü, halkların ortak iradesi ve bedel ödeyerek yaratılan bu deneyim, sadece Kürt halkı için değil, tüm insanlık için büyük bir değerdir. Bugün Rojava’ya yönelen saldırılar, bu kazanımları yok etmeyi, halkların kendi kaderini tayin etme hakkını bastırmayı amaçlamaktadır. Aynı şekilde Rojhilat’ta Kürt halkına uygulanan baskı ve şiddet, inkâr ve imha politikalarının devamıdır. Sessizlik suça ortaklıktır. Rojava’nın kazanımlarını savunmak, Rojhilat’taki direnişle dayanışmak; özgürlükten, eşitlikten ve adaletten yana olan herkesin sorumluluğudur. Tüm dünyada demokrasiye, özgürlüğe, halkların eşitliğine ve barış içinde bir arada yaşama ilkesine inanan kamuoyunu; uluslararası kurumları, sivil toplum örgütlerini, insan hakları savunucularını ve vicdan sahibi herkesi Kürt halkıyla dayanışmaya çağırıyoruz. Rojava Vicdandır, Özgürlüktür, Direniştir; Teslim Alınamaz..

Devrim Demir

15,930 görüntüleme • 7 ay önce

Onurlu Van halkı; Başta Abdullah Öcalan’a yönelik uluslararası komplo, Rojava’ya dönük saldırılar ve Van Büyükşehir Belediyemize atanan kayyım uygulaması karşısında ortaya koyduğunuz kesintisiz ve kararlı duruş, halk iradesinin teslim alınamayacağını bir kez daha göstermiştir. Abdullah Öcalan’a dönük komplo, Rojava’ya yönelik saldırılar ve Kürdistan’da sistematik biçimde sürdürülen kayyım politikaları birbirinden bağımsız değildir. Her biri aynı inkârın, aynı tasfiye anlayışının ve halkın demokratik iradesini etkisizleştirmeye dönük müdahalelerin farklı alanlardaki yansımalarıdır. Bu nedenle ortaya koyduğunuz tepki parçalı değil; ortak bir bilincin ve bütünlüklü bir mücadelenin ifadesidir. 31 Mart 2024 yerel seçimlerinin ardından mazbatanın gasp edilmesine karşı günlerce sokakları terk etmeyen iradeniz, demokratik hakkın masa başı kararlarla ortadan kaldırılamayacağını açıkça ortaya koymuştur. O gün mazbatayı geri aldıran kararlılık, bugün kayyım uygulamalarına karşı sürdürülen nöbet ve direnişle aynı süreklilik içinde devam etmektedir. Türkiye’nin dört bir yanından yükselen dayanışma ise meselenin yalnızca yerel bir yönetim sorunu değil, daha geniş bir demokrasi meselesi olduğunu göstermiştir. Kayyım ataması basit bir idari işlem değildir; seçme ve seçilme hakkına yönelmiş açık bir müdahaledir. Belediyemizde kadın çalışmalarını, çok dilli hizmetleri, kültürel üretimi ve halkçı belediyecilik anlayışını hedef alan bu tasarruf, toplumsal kazanımları geriye götürmeyi amaçlamaktadır. Ancak halkın iradesi ne dün gasp edilebilmiştir ne de bugün teslim alınacaktır. Bugün yükselen direniş; yalnızca bir belediyeye sahip çıkmak değil, kimliğe, dile, kültüre ve ortak geleceğe sahip çıkmaktır. Dün mazbatayı geri aldıran toplumsal kararlılık neyse, bugün kayyıma karşı sürdürülen mücadele de aynı bilinç, aynı sahiplenme ve aynı onurlu duruşla büyümektedir. Van Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanları Abdullah Zeydan- Neslihan Şedal ve Büyükşehir Meclisi #KayyımGasptır #KayyımDarbedir #KayyımlarGidecekHalkGelecek Neslihan ŞEDAL DEM Parti Demokratik Yerel Yönetimler TJA WAN (Tevgera Jinên Azad) DEM PARTİ WAN DBP WAN

Abdullah Zeydan

23,948 görüntüleme • 5 ay önce

Rojava'ya yönelik gerçekleştirilen hava saldırılarında yaşamını yitiren sivillere yönelik Ağrı il örgütümüz ve yurttaşlarımız ile birlikte yapmak istediğimiz basın açıklamasına üzülerek ifade etmek isteriz ki, Ağrı Valiliği tarafından alınan yasak kararı gerekçe gösterilerek parti binamızın önüne bariyerler konulmak suretiyle engel olunmuştur. Bu tür müdahaleler demokratik temel hak ve özgürlüklerimize yapılmış bir saldırıdır ve kabul edilemez bir durumdur. Bugün burada yüreğimiz yaralı, vicdanımız sarsılmış bir şekilde bulunuyoruz. Rojava'da gerçekleştirilen hava saldırısı sonucunda onlarca masum sivil hayatını kaybetmiştir. Uluslararası sözleşmelere, hukuka ve insan haklarına aykırı olan bu saldırıları şiddetle kınıyoruz. Bizler, sivillerin can güvenliğini sağlama sorumluluğu taşıyan herkesi, bu saldırıları durdurmak için acil adımlar atmaya çağırıyoruz. Ayrıca, bu saldırıların Kürt halkına yönelik ikiyüzlü bir tutumu yansıttığını da belirtmek istiyoruz. Kürt halkı uzun zamandır barış ve huzur taleplerini dile getirirken, Rojava'da yaşanan saldırılar bu talepleri göz ardı eden bir tutumu yansıtmaktadır. Kürt halkının haklarını ve yaşama hakkını savunmak bizim temel değerlerimizdendir ve bu saldırılara bir an önce son verilmesini talep ediyoruz. Filistin halkının özgürlük mücadelesinin adil ve barışçıl bir çözüme kavuşmasını herkesten çok bizler savunuyoruz. Fakat söz konusu Kürt halkının özgürlük mücadelesi olduğunda, bizlere ölümü reva gören riyakarlığı da kabul etmiyoruz. Filistin'de mazlum, Kürdistan’da zalim olanların çarpık zihniyetini teşhir etmeye devam edeceğiz. Sonuç olarak, basın açıklamamızın engellenmesine karşı çıkıyor, hukuka, demokrasiye ve insan haklarına saygı duyulmasını talep ediyoruz. Rojava'daki saldırıların sona ermesi için uluslararası toplumu harekete geçmeye çağırıyoruz. Kürt halkının haklarına ve yaşama hakkına saygı duyan herkesi, bu zorlu süreçte dayanışma içinde olmaya ve sesimizi duyurmaya çağırıyoruz.

Nejla Demir

78,262 görüntüleme • 2 yıl önce

📢 BASIN AÇIKLAMASI Kahire, Mısır 15 Haziran 2025 Değerli Kamuoyu, Kıymetli Basın Mensupları, Bugün burada, Kahire’deyiz. Aylardır tüm dünyaya çağrımızı yinelediğimiz bir amaç için buradayız: Gazze’deki insanlık dışı ablukanın kaldırılması ve sivillere yönelik katliamların durdurulması. Bu çağrı küresel vicdanların sesidir. 54 ülkeden binlerce aktivist olarak Mısır’da bir araya geldik. Gazze’de devam eden insani felakete karşı uluslararası kamuoyunun sessizliğini yarmak ve Refah Sınır Kapısı’na yürüyerek Gazze halkının yanında olduğumuzu göstermek istedik. Hedefimiz, hiçbir siyasi çıkar gözetmeden, sadece insani saiklerle hareket ederek, ablukayı görünür kılmak ve adaleti savunmaktı. Bu süreçte, yürüyüş öncesi birçok diplomatik ve yerel temas gerçekleştirdik. Geniş katılımlı, barışçıl ve organize bir yürüyüş için gerekli tüm adımları dikkatle attık. Ancak mevcut koşullar ve izin süreçleri nedeniyle yürüyüşün planlanan şekilde gerçekleştirilmesi mümkün olmamıştır. Bu noktada, sürecin gerginlikten uzak ve Gazze de yaşanan soykırımın ve ablukanın kırılması hedefinin merkezde kalacağı bir çizgide ilerlemesi için, Global March to Gaza Komitesi olarak yeni bir stratejik değerlendirme yapma ihtiyacı doğmuştur. Gazze’ye dair hakikatin karartılmasına ve dikkatlerin başka yönlere kaymasına izin vermemek adına: • Sosyal medya ve dijital platformlarda küresel kamuoyu baskısını artırma, • Uluslararası diplomatik girişimleri güçlendirme, • Sahadaki görüntüleri, tanıklıkları ve insani talepleri daha geniş kitlelere ulaştırma, • Ve en önemlisi, hedefimizden ve insani kararlılığımızdan asla vazgeçmeme yönünde ortak bir karar alınmıştır. Bu stratejik bir yeniden konumlanmadır. Gazze’ye yönelik zulüm sürerken bizlerde çabalarımızı dünyanın dört bir yanında ki vicdanlara hitap ederek sürdürüyoruz. Bugün itibariyle, resmi süreçlerin netleşmesi ve daha etkili yolların belirlenmesi amacıyla faaliyetlerimize daha güçlü ve koordineli bir şekilde çalışmaya devam edeceğiz bulunduğumuz her yerden sesimizi daha da yükselterek, Gazze’nin sesi olmaya, insanlığın vicdanı olmaya devam edeceğiz. Mısır halkının ve bölgedeki tüm halkların Gazze konusundaki duyarlılığına olan inancımız tamdır. Bizler, bu mücadeleyi dayanışma temelinde büyütmek, kutuplaşmalardan uzak bir çizgide insani duyarlılığı güçlendirmek istiyoruz. Gazze’deki ablukayı kırma kararlılığımız sürüyor. Bu kararlılık bir vicdan hareketinin ifadesidir. Çocuklar için, hastalar için, tüm bir halk için, umudu yaşatmaya devam edeceğiz. Gazze’ye Özgürlük, İnsanlığa Umut! Saygılarımızla, Global March to Gaza #GlobalMarchToGaza #MarchToGaza

Palestine Convoy

28,003 görüntüleme • 1 yıl önce

📌Şam çeteleri ile girilen savaşta kimliği henüz netleştirilememiş en az 200 Arap savaşçı şehit düştü ve yüzlercesi şuan Rojava savunma güçleri içinde yer alarak mücadeleye devam ediyor 📌AZİZ ARAP’TAN NET MESAJ: “ARAP GENÇLİĞİ QSD SAFLARINDA YERİNİ ALMALI” 📌Kuzey ve Doğu Suriye’de kritik bir süreç yaşanırken, Rojava savunma güçleri üyesi Aziz Arab’dan dikkat çeken ve güçlü bir birlik çağrısı geldi. Şaitat Aşireti’ne ve Arap halkına seslenen Aziz Arab, bölgede devreye sokulmak istenen girişimlere karşı açık bir tutum alınması gerektiğini vurguladı. Arap toplumunun tarihsel hafızasına seslenerek, yaşananları unutmama çağrısında bulundu. 📌DAİŞ’in bölgede yarattığı vahşeti hatırlatan Aziz Arab, o karanlık dönemde halkları kimin savunduğunun açık olduğunu belirtti. Suriye Demokratik Güçleri (QSD) ve Kadın Koruma Birlikleri’nin (YPJ) ağır bedeller ödeyerek halkları kurtardığını ifade eden Aziz Arab, bu fedakârlıkların görmezden gelinmesine izin verilemeyeceğini dile getirdi. Ona göre bugün yaşanan tartışmaların merkezinde, o mücadeleyi değersizleştirme çabası yatıyor. 📌Aziz Arab, özellikle Arap gençlerine seslenerek provokasyonlara kapılmamaları gerektiğini söyledi. Suriye genelinde ve özellikle Kuzey ve Doğu Suriye’de yürütülen planların bölge halklarının iradesini kırmayı hedeflediğini belirterek gençlerin bu oyunu bozacak güçte olduğunu vurguladı. Açık bir çağrıda bulunan Rojava Savunma güçleri üyesi Aziz Arab, Arap gençliğinin QSD saflarında yer alarak hem kendi bölgelerini hem de halkların ortak geleceğini savunması gerektiğini ifade etti. 📌Şam yönetimini sert sözlerle eleştiren Aziz Arab, mevcut iktidarın baskıcı politikalarına karşı mücadelenin meşru olduğunu savundu. Kendilerini “kurtarıcı” olarak sunan bu çetelerin gerçekte Suriye halklarına acıdan başka bir şey getirmediğini belirterek, Liwa el-Tevhid (Tevhid Tugayı), el-Amşat ve el-Hamzat gibi çete yapılanmalarının geçmişte sivillere yönelik ağır ihlaller gerçekleştirdiğini hatırlattı. Bu yapıların bugün de demokratik ulus fikrine düşmanlık ettiğini söyledi. 📌Aziz Arab’a göre asıl hedef, Arap ve Kürt halkları arasına nifak sokmak. Ancak sahadaki gerçeklik bunun tam tersini gösteriyor. Son savaşta DAİŞ-HTŞ olarak anılan yapılara karşı verilen mücadelede en az 200 Arap savaşçının hayatını kaybettiğini belirten Aziz Arab, bu kayıpların halkların ortak direnişinin en somut göstergesi olduğunu ifade etti. Kimlikleri henüz tam olarak netleşmemiş olsa da, bu savaşçıların halkların birliği için can verdiğini söyledi. 📌Bugün de çok sayıda Arap gencin Kürt savaşçılarla birlikte cephelerde omuz omuza mücadele ettiğini vurgulayan Aziz Arab, bunun bölgedeki gerçek kardeşliğin en güçlü kanıtı olduğunu dile getirdi. “Demokratik ulus” anlayışının halkların eşitliği ve ortak yaşamı temel aldığını belirterek, bu fikrin korunmasının yalnızca bir siyasi tercih değil, tarihsel bir sorumluluk olduğunu savundu. 📌Açıklamasını “Yaşasın Suriye Demokratik Güçleri, yaşasın demokratik ulus, yaşasın halkların kardeşliği” sözleriyle tamamlayan Aziz Arab, Kuzey ve Doğu Suriye’de ortak direniş ruhunun güçlenerek devam edeceği mesajını verdi.

Engelli1

35,154 görüntüleme • 6 ay önce

Canlı yayında, uluslararası sularda, Gazze’deki hukuksuz ve insanlık dışı ablukayı kırmak amacıyla yola çıkan sivil ve barışçıl filomuza İsrail askerleri müdahale etmiştir. Bu hukuka aykırı saldırı, İsrail’in Gazze’de yıllardır sürdürdüğü savaş suçlarını ve insan hakları ihlallerini bir kez daha tüm dünyanın gözleri önüne sermektedir. Hiçbir uluslararası hukuk kuralı, sivillere, insani yardım taşıyan gemilere ve barışçıl aktivistlere yönelik bu tür saldırıları meşru kılamaz. Gazze halkının temel insani ihtiyaçlarına ulaşmasını engellemek, yalnızca bir abluka değil; toplu cezalandırma, yani uluslararası hukukta açıkça tanımlanmış bir savaş suçudur. Bugün yaşanan müdahale, İsrail’in işlediği suçların yeni bir halkasıdır. Dünyanın dört bir yanından vicdan sahibi insanların bir araya gelerek oluşturduğu bu filo, şiddete başvurmadan, yalnızca insan onurunu ve adaleti savunmak için yola çıkmıştır. Ancak İsrail, bir kez daha barışı, vicdanı ve hukuku hedef almıştır. Bizler, uluslararası toplumu acilen harekete geçmeye çağırıyoruz: Tüm aktivistlerimizin derhâl serbest bırakılması, El konulan gemilerimizin iade edilmesi, İsrail’in bu hukuksuz ve saldırgan tutumuna karşı yaptırım uygulanması, artık ertelenemez bir sorumluluktur. Bugün burada olan, yalnızca Gazze için değil; insanlığın onuru için verilen bir sınavdır. #GSFUpdate #GSFAlert #BreakTheSiege #FreePalestine #SailToGaza #GlobalMovementToGaza #GlobalSumudFlotilla

Palestine Convoy

203,810 görüntüleme • 10 ay önce

🚨 200’ü aşkın imzayla Kürt birliği için yeni girişim Güney Kürdistan’da farklı kesimlerden 200’den fazla ismin katılımıyla başlatılan ulusal mutabakat projesi, ortak çatı ve ortak hak mücadelesi hedefini öne çıkarıyor. Yayımlanan bildiri şöyle: “‘Tek millet, tek kader’ ulusal projesi, ulusal uzlaşma için başlatılmış bir çalışmadır ve dünyanın dört bir yanındaki karar merkezlerini etkilemeyi hedeflemektedir. Ortadoğu’nun hızlı değişimlerle karşı karşıya olduğu bir dönemde, Başûr Kürdistan’da Kürtlerin tüm parçalanmış güçlerini bir araya getirmek için öncü bir ulusal proje başlatılmıştır. Proje, bölgede mevcut durum ve Kürdistan’ı işgal eden devletlerin yarattığı istikrarsızlık karşısında Kürtlerin tarihi bir sorumlulukla karşı karşıya olduğunu belirtmektedir. Ayrıca Rojava’daki savunma deneyiminin, ancak ulusal birlik sayesinde büyük komploların bozulabileceğini ve Kürt meselesinin iç bir sorun olmaktan çıkıp uluslararası diplomasi merkezlerine taşınabileceğini kanıtladığını vurgulamaktadır. Kürtlerin son dönemdeki eylem ve hareketleri, hem içeride hem dışarıda, özellikle Rojhilat Kürdistan’daki yeni umut, tüm siyasi partilere açık bir mesaj vermektedir. Bu mesaj, Kürt toplumunun canlı olduğu ve dünya görüşünün dar çıkarların ötesinde olduğudur. Ulusal çalışmanın sloganı ‘‘Yek e yek e yek e, gelê Kurd yek e’dir. Projenin yol haritası 6 ana maddeden oluşuyor 📍Ulusal ve ortak bir söylem oluşturulmalı; bu söylem halkların haklarına ve ortak yaşama saygı göstermelidir. 📍Siyasi çekişmelerden ve dar ideolojik yaklaşımlardan uzaklaşılmalıdır. 📍Ulusal çıkarlar siyasi çalışmaların merkezine konulmalıdır. 📍Ortadoğu’daki gelişmeleri analiz edecek ortak bir ulusal merkez kurulmalıdır. 📍Diplomasi, siyasi çalışma ve uluslararası ilişkiler için ortak bir ulusal komite oluşturulmalıdır. 📍Siyasi, ekonomik ve güvenlik krizlerine karşı ortak planlama yapılmalıdır. Güney Kürdistan’da başlatılan bu proje, Kürdistan’daki tüm siyasi güçlere ve kültürel çevrelere, zaman kaybedilmeden beklenmeyen değişimler karşısında ortak bir strateji geliştirme çağrısıdır. Bu ulusal proje sadece siyasi bir çağrı değil, aynı zamanda artık tarihin parçalanmışlıkla tekrarlanmasını istemeyen canlı bir ulusal vicdanın haykırışıdır. Bölge yeni bir harita ile karşı karşıyayken Kürtlerin önünde iki seçenek vardır: ya birlik olup haklarını elde etmek ya da tarihi fırsatları kaybetmek." Projenin açık mesajı şudur: Artık tüm yüksek çıkarlar ideolojilerin önüne geçmelidir. Çünkü ‘Bir, bir, bir; Kürt halkı birdir’ ve yalnızca bu birlik hızlı değişimlere karşı durabilir. Tüm Kürtlere açık mesaj Bilindiği üzere Ortadoğu büyük değişimlerin eşiğindedir. Kürdistan’ın parçalandığı tüm devletler siyasi, ekonomik ve toplumsal açıdan karmaşık bir süreçten geçmektedir. Yılın başından itibaren Rojava’daki gelişmeler, hepimizi tarihi, ahlaki ve ulusal bir sorumlulukla karşı karşıya bırakmıştır. Bu sorumluluğun farkına varılması, Kürdistan içinde ve dışında eşi görülmemiş bir ulusal birlik yaratmıştır. Bu birlik, tarihte nadir görülmüştür. Bu birliktelik, özellikle Rojava’da tüm Kürtlere yönelik komploların önüne geçilmesinde büyük rol oynamıştır. Aynı zamanda Kürt meselesinin uluslararası siyasi ve diplomatik çevrelere taşınması için önemli bir fırsat oluşturmuştur. Rojava’ya yönelik saldırılar sırasında Kürdistan’da ve ülke dışında yükselen ‘‘Yeke yeke yeke, gelê Kurd yeke’ sloganı temelinde aynı çağrıyı yineliyoruz. Tüm parti ve ideolojik meseleleri bir kenara bırakarak ortak bir ulusal masa etrafında toplanmayı istiyoruz. Bu masa dar çıkarları aşmalı ve Kürtler için ortak bir ulusal strateji belirlemelidir. Özellikle Rojhilat Kürdistan’daki değişim umutlarının arttığı bu süreçte ulusal birlik, dağınık enerjiyi birleştirmenin yanı sıra Kürt halkının sesinin dünya çapında daha güçlü duyulmasını sağlayacaktır. Bu, büyük bir ulusal ve ahlaki sorumluluk olarak görülmelidir. Değerli Kürdistanlılar, Bugün Kürtler bir millet, Kürdistan ise bir ülke olarak çeşitli gelişmeler ve koşullarla karşı karşıyadır. Tehditler bulunsa da umut ve aydınlık ihtimalleri de mevcuttur. Ancak stratejik ve ahlaki bir yaklaşım, riskleri azaltabilir ve halkımızın meşru haklarını elde etme umudunu güçlendirebilir. Güçlerin birleştirilmesi ve siyasi ile toplumsal aktörler arasında birlik sağlanması yönündeki çabalar; siyasi, toplumsal ve psikolojik alanlarda Kürtler için önemli bir umut kaynağı olabilir. Son aylarda Kürtlerin hem Kürdistan içinde hem de dışında gerçekleştirdiği eylemler, tüm Kürt toplumu ve siyasi partiler için yeni bir deneyim olarak değerlendirilmelidir. Bu deneyim, toplumun ve kamusal alanın dar siyasi çıkarların ötesine geçerek ulusal meseleyi çalışmalarının merkezine alabileceğini göstermektedir. Nitekim son aylarda toplumumuz, hem siyasi güçlere hem de uluslararası karar alıcılara açık bir mesaj vermiştir: Kürtler dinamik bir toplumdur; birlikte hareket ederek dar yaklaşımları aşabilir ve yine birlikte tehditlere karşı durabilir.

B.

13,064 görüntüleme • 4 ay önce