Loading video...

Video Failed to Load

Go Home

51,803 views • 1 year ago •via X (Twitter)

0 Comments

No comments available

Comments from the original post will appear here

Related Videos

Tanju özcanın yasak aşkı ❗❗ Gazeteci Fuat uğurun haberi .. Bolu’da Tanju Özcan bir de yasak aşk skandalının kahramanı ve bu aşk nedeniyle şantaj kurbanı oldu. Dosyanın diğer ayağında belediye çalışanı Öznur Çağalı’nın beyanları doğrultusunda Tanju Özcan hakkında, “Bu ses kaydını Eren duyarsa ne olur, ben seni koruyacağım, senden hoşlanıyorum, benimle görüşeceksin” şeklindeki sözlerle Çağalı üzerinde baskı kurduğu ve şantajda bulunduğu iddiasına yer verildi. İddianamede Öznur Çağalı’nın telefonunda bulunan mesajlara da yer verildi. Buna göre, Çağalı ile Tanju Özcan’ın kullandığı belirtilen hat arasında WhatsApp üzerinden toplam 117 görüşme ve mesajlaşma olduğu öğrenildi. İddianamede bu yazışmaların bazı bölümleri de yer aldı. Dosyada yer verilen mesajlardan bazıları şöyle aktarıldı: Tanju Özcan: “Yaa, çok hoşsun.” Öznur Çağalı: “İnan sadece senin hoşun olmak isterim.” Tanju Özcan: “Göğüsleri de mi büyüttün.” Bir başka mesajlaşmada ise savcılığa göre şu ifadeler geçti: Tanju Özcan: “Özledin mi” Öznur Çağalı: “Özledim tabi, sen özledin mi” Tanju Özcan: “Çok” Öznur Çağalı: “Aaaaaa başkanım benden başka kimle olabilirsiniz” Tanju Özcan: “Hepiniz gelin.. Ben yeterim.” Tanju Özcan: “Sadettin Saran benim abim” Diğer yandan iddianamede, Mehmet Eren Akgüney’in eski kız arkadaşı olduğu belirtilen Öznur Çağalı ile Tanju Özcan arasındaki ilişkiyi öğrendiği, bu kişilere ait mesajlaşmaları ele geçirdiği ve bunları Tanju Özcan aleyhine şantaj aracı olarak kullandığı öne sürüldü.

Sabri Amca

55,530 views • 6 months ago

🚨 Şanlıurfa Mehmet Akif İnan Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görevli meslektaşımız Acil Tıp Uzmanı hekimlerimiz İ.H ve E.Ç.’ye yönelik gerçekleştirilen alçakça saldırıyı en sert şekilde kınıyoruz. ✋ Şifa dağıtan ellere kalkan el; sadece bir hekimin beden bütünlüğüne değil, o an orada şifa bekleyen masum hastaların hakkına ve geleceğine yönelmiştir. ❗ Duruşumuz nettir ve tartışmaya kapalıdır. Şiddetin hiçbir mazereti, hiçbir “ama”sı, “fakat”ı ya da “lakin”i olamaz. ⚖️ Bir hekimin canına ve onuruna kasteden hiçbir eylem; sistem aksaklığı, kişisel mağduriyet ya da duygusal gerekçelerle açıklanamaz. 🩸 Şifa dağıtan ellerin kırılmasına üretilen her gerekçe, toplumsal vicdanda açılmış derin bir yaradır. 🩺 Hekimlik makamı, hastanın talep ettiği her ilacı veya tedaviyi uygulamakla yükümlü bir onay mercii değildir. 📚 Hekim; bilimin ve etik kuralların ışığında, hastanın istediğine değil, sağlığı için neye ihtiyacı olduğuna karar verir. 🧱 Bu mesleki özerkliğe yönelik her baskı ve şiddet, toplumun sağlık temelini sarsmaktadır. 📌 Bu konuda tavrımız nettir: ⚠️ Şiddet bir hak arama yöntemi değildir. Sağlık hizmetinde yaşanabilecek memnuniyetsizlikler hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde yasal mekanizmalarla çözülmelidir; kaba kuvvet ağır bir suçtur. 👨‍⚕️ Hekim hedef değil, şifa aracıdır. Yoğun tempo ve kısıtlı zaman altında hayat kurtaran hekimleri hedef göstermek, sağlık sisteminin geleceğine vurulmuş bir darbedir. 📜 Şiddeti meşrulaştıran, suçu ve suçluyu öven her söylem Türk Ceza Kanunu nezdinde karşılıksız kalmamalıdır. Caydırıcılık yalnızca fail için değil, şiddeti körükleyen anlayış için de geçerli olmalıdır. 🤍 Hekime sahip çıkmak, geleceğe sahip çıkmaktır. Hastaneler şiddetin değil, şifanın merkezidir. ⛓️ Bir hekime kalkan el, toplumsal vicdana vurulmuş bir prangadır. Şiddeti savunan, alkışlayan ya da sessiz kalan herkes bu vebalin ortağıdır. 🤝 Meslektaşımızın yanındayız. Bu çirkin saldırının hukuki sürecini sonuna kadar takip edeceğiz. ✨ Şiddetle değil, nezaket ve hukukla iyileşeceğiz. *HEKİMSEN*

Hekimsen

10,982 views • 7 months ago

Görüyorsun ama konuşmak istemiyorsun Biliyorsun ama bir kelime bile artık israf geliyor sana… Oradan ayrıldıktan sonra bir daha dönmek istemiyorsun… Eski ülke, eski şehir, eski yollar… Eski korkular, eski savaşlar, eski sancılar… Eski sen, eski çevren, eski insanlar… 3B’den kalma son kuruntuların… “Acaba bu yolculukta yanımda olur mu?” diye tutundukların… En sevdiğim dediğin, can dostların, umutların… Hepsi orada kaldı… Şimdi o dostlarınla bile karşılaştığında garip bir sessizliktesin. Sen onların frekansında değilsin. Onlar da senin… Öyle değişti ki aradaki uzaklık artık kilometreler ile değil ışık yılı ile ölçülebilir oldu… Aranızda, sokaklar, caddeler, şehirler, ülkeler vardı. Şimdi yıldızlar, gök adalar, galaksiler doldu… Konuştukları her konu artık sana süflî geliyor. Hâl hareket, tavır, trip… Gündem, ekonomi, ucuz film, klip… Eğlence, moda, magazin, boş bakışlar.. Sahte yüzler, sahtelikler, mış gibi hayatlar… Sen çıkalı çok oldu oradan… Bu yüzden ora’lı değilsin artık. Oralı olan kendine, eski versiyonlarına bile yabancısın… Senin oradan ayrılmanı istemiyor, bu yüzden tüm kapıları tutuyorlardı. Ama sen bir şekilde çıkmayı başardın. Sistemi hackledin bir şekilde ve ayrıldın. Şimdi geriye dönüp baktığında diyorsun ki: “Ben gerçekten orada mıydım?” “Orada yaşamış mıydım” Düş mü gerçek mi tam bilemediğin. Kısmen kanıtları da olan bir hayattı… Geçmiş yaşamlara gerek yoktu. Aynı ömrün içinde yüzlerce geçmiş yaşamın vardı… Ve evet şimdi bir kelime bir ağır geliyor sana o tarafa ait… “İnan sana değil kastım Cahille sohbeti kestim” demek istiyorsun eski versiyonda kalmaya devam edenlere… Biliyorsun yine seni mezbeleliğe, 3B çukurlarına simülasyonun içine çekmeye çalışacaklar… O bilindik hileler ile gelecekler… Diyalektik ile, cerbeze ile, kelime oyunları ile… Senin çoktan vazgeçtiğin heveslerin, tutkuların, hazların ile… Korkular ile, kaygılar, ile, baskı ve şiddetle… Parayla, siyasetle, şehvetle, aşk iksirleri, uyuşturucular veya şöhretle… Fark ettin mi? Alışkanlık eseri arada o tarafa meyletsen bile ruhun artık kanmıyor. Bir zamanlar kendinden, özünden kaçarcasına gittiğin şeyler… gittiğin yerler… gittiğin kişiler de senden kaçıyor… “Çok sevdiğin, ulaşmak için çırpındığın eski mesleğin bile belli bir frekansta iken keyif veriyormuş…” Şimdi için kaldırmıyor. Tutundukça elini yakıyor… Ve soğuyorsun günden güne… Evet Güzellik Yine senin hikayendeyiz. Bana yazmasan da anlatıyorsun. Söylemesen de yazılıyor düşüncelerin bir yerlerde. Akaşayı ne sanıyordun? Düşünceler bile orada kayıt altında demiştik hatırla! Ve astral oyunlarda gidiyorduk bir yerlere… Biz kahraman oluyorduk… Ya da rüyalarda çıkıp geliyordu kahramanlarımız… O çocuk çağımızda bile çağırıyorduk Akaşayı…. İçimiz hala çocuk olsa da… Çocuk değiliz artık büyüdük… O yüzden şimdi söyleyeceklerimi iyi dinle… Çünkü duyman gerekenler var… Bu yolun bir sahibi, yolculuğun bir gayesi var… Yolun öğretileri ve yolun kudsî rehberleri var… Yolunu kesmek isteyen şakîler yolundan etmek isteyen NPC”ler var… Bu fırtınalı zeminde, bu dağdağalı dünyada yolunu ve yolculuğunu hatırla ve O’na teslim ol… Çünkü: “Hepinizin dönüşü Allah'adır; ( Hud Suresi 4) diyen bir Rabbin var. O, tüm yolculara bizzat rehberlik ediyor… Zihnini burak kalbini dinle, bak ne diyor… “Beni yaratan ve bana hak yolu gösteren, O (Allah)’tır.” ( Şura 78) Zannetme ki başı boş bırakıldın. Seni an be an gören işiten yol gösteren ne diyor… “İnsan, kendisinin başı boş bırakılacağını mı sanıyor? ( Kıyame 36) Ne diyordun bana? Sana bir düş getirdim, perdesi açılmamış Lahuti pencereli rüyalar ülkesinden... Sana bir aşk getirdim, dünyaya bulaşmamış Hurilerin gezdiği cennet köşelerinden... ( Bitmeyen Şiir2 ) Biz sadece mekânı değil zamanı da aşmaya, gelenekleri, anlayışları da aşmaya geldik.. Dünyalık değildi aşktan muradımız… Bitmeyen bir aşkı tatmaya geldik… Gerekirse her şeyden geçmeye… Sadece aşkta kalmaya geldik… Sevgilerimle ~Akaşa~

Akasha Oku/yorum

33,900 views • 2 years ago