正在加载视频...

视频加载失败

Salih Malkoçoğlu: "Kendimi orta sahada rahat hissediyorum, stoperde de rahat hissediyorum. Bugün biraz daha sağ bek yoğunluklu oynadım. Benim için aslında mevki çok önemli değil."

18,713 次观看 • 1 年前 •via X (Twitter)

0 条评论

暂无评论

原始帖子的评论将显示在这里

相关视频

Amedspor - Manisa FK Maç Sonu (Senden Bir Tane Daha Yok: Dia Saba) Amedspor, Mesut Bakkal döneminin bana göre en iyi oyununu oynadı. Golün geç gelmesi hikâyeyi biraz geciktirmiş olsa da ortaya konan oyun bu maçın kazanılmasını fazlasıyla hak etti. Amedspor’u en fazla eleştirdiğimiz konulardan biri topa sahip olduğu anlarda oyuncular arasındaki mesafelerin fazla olmasıydı. Bu maçta ise topa sahipken çok daha iyi konumlanan, birbirine yakın oynayan bir Amedspor gördük. Savunma hattının öne çıkmaktan çekinmemesi ve oyuna dahil olmasıyla birlikte birçok sekansın 10 oyuncunun aynı kadrajda olduğu bir yapı ortaya çıktı. Amedspor’un hücumdan sonra topu kaybettiği anlarda verdiği reaksiyon da oldukça değerliydi. Topu çok kısa sürede tekrar kazanabildiler. Bu konuda da sezon boyunca ciddi sıkıntılar yaşanıyordu. Takım boyunun kısalması baskı kalitesini doğrudan artırdı. İlk yarıda Erce’nin neredeyse yere yatmadığı, oyunun sürekli rakip sahada oynandığı bir bölüm izledik. Ancak çok fazla çizilmiş hücum seti olmadığı için hücumlar daha çok kenar ortalarına kaldı. Bu ortalarda Amedspor’un ceza sahasına en az üç oyuncuyla girmesi aslında gol ihtimalini artırıyordu fakat Manisa FK yan topları iyi savundu. Burada yanlış bir algı oluşmasın: Amedspor ceza sahasına tek oyuncuyla girip orta kesen bir takım değildi. Ceza sahasına 4-5 oyuncuyla girdiği birçok sekans vardı ve bu oldukça değerli bir detaydı. Kenar ortalarının bu kadar fazla olmasının nedenlerinden biri de Dimitrov’un oyuncu profili. Hoca Dimitrov’u zaman zaman iç koridora sokmak istese de oyuncu orada rahat olmadığı için çoğu zaman tekrar çizgiye yönelip birebir denemeyi ya da orta yapmayı tercih ediyor. Bu transfer yapıldığında da şunu söylemiştim: Dimitrov farklı duygular yaşatacak bir oyuncu. Bir maçta birebirleriyle ya da müthiş ortalarıyla sana maçı kazandırıp “vay be” dedirtebilir, başka bir maçta ise orta kesmek dışında başka bir meziyeti olup olmadığını sorgulatabilir. Merkezleşen kanat rolü olmadığı gibi kanat forvet rolüne de tam ikna olmuş bir oyuncu değil. Bu yüzden onu çizgi rolünün dışına çıkarmak kolay değil. Dimitrov’u değerlendirirken bu çerçevede değerlendirmek gerekiyor. İlk yarıda “az pozisyona girdik” hikâyesine biraz da şöyle bakmak lazım. Dakika 8’de Hasani vurmak yerine Dimitrov’a verse çok erken dakikada skoru alma ihtimali vardı. İkinci yarıda da ilk yarıya benzer bir oyun izledik. Ancak burada hocayı değişiklik konusunda biraz eleştirmek gerekir. Hamleler bana göre geç geldi. Eğer bu maç 0-0 bitseydi hikâyeyi oyun üzerinden değil, geç yapılan değişiklikler üzerinden konuşuyor olacaktık. Çünkü oyun zaten rakip sahada oynanıyordu. Bu ligde hayal ettirdiği şeylerin eşi benzeri olmayan Dia Saba’nın bu kadar geç oyuna girmesine açıkçası şaşırdım. Moreno hamlesini ise doğru buluyorum. Moreno savunma arkası koşu tehdidi yüksek bir oyuncu. Moreno ve Gyan santrforlaşabilen oyuncular ve bu profil çok değerli. Bu oyuncuların koşularına pası atacak bir oyuncuya ihtiyaç vardı ve sahneye çıkan Dia Saba attığı inanılmaz pasla galibiyeti getirdi. Rakibin 10 kişi kaldığı pozisyon da aslında önemli bir sekans. Top rakibe geçtiği anda hemen kazanma isteğinin ne kadar önemli olduğunu net şekilde gördük. Amedspor bekleri, stoperleri ve merkez oyuncuları top rakibe geçtiği anda rakibin ensesinde nefesini hissettirdi. Manisa FK ise rakibi karşılarken oldukça alan odaklı bir savunma yaptı. Amedspor gibi oyuncu kalitesi olan bir takıma bu kadar rahat oyun kurma imkânı verir ve temas etmezsen bunun bedelini ödeme ihtimalin oldukça yüksek. Bugün gol sadece geç geldi. Bu maç aslında dakika 8’de de 1-0 olabilecek, herhangi bir yan topta da 1-0’a gidebilecek, 70-75 arasında da 1-0’ı bulabilecek bir maçtı. Yani bu maçın hikâyesinde zaten 1-0’ın geleceği anlar da işaretler de vardı.

Kutay

13,503 次观看 • 5 个月前

KONYASPOR SON İKİ HAZIRLIK MAÇI ANALİZ Konyaspor’un Udinese ve Brinje maçlarını inceledim. Udinese maçında as kadroya daha yakın bir oyuncu grubu vardı sahada. Gerçi sahada kim olursa olsun oyun sisteminde farklılık meydana gelmiyor çok fazla. Öncelikle hücum konusundan bahsedeyim. Daha önceki analiz yazımda da söylemiştim. Konyaspor topa sahip olduğunda sabırla pas yapmaya çalışıyor. Kazandığı toplarda da dengesiz şekilde hücum etmek yerine garanti top yaparak sete çeviriyor oyunu. Set oyununda atak yönü değişikliklerini de sık sık deniyorlar. Gönderi altına son maçta bulduğu golde de göreceksiniz zaman zaman bu pas trafiğini seri şekilde yapıp hızlandırdıklarında rakip kalede daha rahat pozisyon bulabiliyorlar. Tabii bunu kaliteli topçularla yapabilirler. Son maçta ilk 11 çıkan kadro biraz daha zayıf hücum anlamında. Belli bir organizasyon yapmak istiyorlar ama yeterli seviyede değiller gibi. Bu yüzden hücumda tamamen etkisiz bir kadro gördüm. Ama ilk 11 de olmasını beklediğim oyuncularla daha net kaleye gidiyorlar. Mesela Guilherme’nin asist pas ve ortalarını net şekilde değerlendirecek Umut Nayir var. Yan oyuncu Ndao var. Umut daha çok değerlendirecek gibi bu asistleri ama bakalım. Aynı şekilde Pedrinho’nun pas akışı sağlaması alan yaratması çok hoşuma gitti. Tunahn Taşçı’ya parantez açmak istiyorum. Bu çocuk gerçekten topa da oyuna da hakim. Çok istekli, çok teknik ve ne yaptığını bilen futbolcu. Bana soracak olursanız Ndao ile başlayıp Tunahan’ı sonradan oyuna atarak da direkt Tunahan ile başlayarak da verim alırsınız. Saha dışına da dikkat ederse daha yukarılara atar kendini. İşin savunma kısmına gelirsek Konyaspor takımında; top rakipteyken sahadaki oyuncu kadrosuna bakmaksızın takım tam bir savunma yapıyor. Daha 3. Bölgede başlayan savunma hattı ve sahada savunma dizilişi muazzam. Sabırla takım halinde topun arkasında bekleyip doğru noktada press uygulayarak rakibi uzun topa zorluyorlar ya da kısa pas hatası yaptırıyorlar. Bunun zamanını iyi ayarlayarak da 90 dakikaya bu enerjiyi yayabiliyorlar. Ancak takım kendi sağ kanadından çok sık atak yiyor. Ceza sahası etrafında biraz fazla şut imkanı sağlıyor rakibe. Bu zaafiyeti de giderirse kalesinde dikkat çekici şekilde az gol görür. Bu noktada Slowik de beğendiğim oyunculardan biri oldu. Ben Konyaspor’u izlerken de analiz yaparken de keyif aldım. Sıkıcı bir futbol oynuyor gözüyle bakmak yerine futbolun doğrularını ne derece iyi oynuyora odaklanırsa taraftar onların da hoşuna gidecektir. Paylaşarak, takip ederek daha çok Konyaspor taraftarına ulaştırarak destek olabilir. Yorum yaparak da sohbete dahil olabilirsiniz. Teşekkürler. Sevgiler, saygılar.. #Konyaspor

Coach Metin Malova

16,935 次观看 • 2 年前

HÂLÂ MI ANLAMADINIZ? Yahu ben Ortadoğulu değilim..! Eğer sen beni zorla Ortadoğulu yapmaya çalışırsan ben direnirim.. Çünkü o benim kültürüm değil... Bana yabancı... Ben 5 değil, iyi eğitebileceğim kadar çocuk isterim... Varsın tek olsun, sağ olsun sağlıklı olsun... Kusura bakma ama ben yere tükürmem, çöp atmam, biraz yürür çöp kutusuna atarım... Kadın, ailenin kraliçesidir... Annem de öyle idi... Anneannem de, babaannem de... Bırakın kadın - erkek eşitliğini, kadın daha ağır basar benim kültürümde... Namazını kılan kılar, içkisini içen içer... Biri öbürüne Allah kabul etsin der, diğeri ''yarasın şerefine''... Demokrasi vardır evde, biat değil... Evet KÖPEK'te severiz, KEDİ'de, cinler, periler değildir onlar... Doğayı'da severiz hem de çok... Canımız yanar bir ağaç devrilse... Sanat severiz sanat... Her türlü sanatı... Sanatçıya saygı duyarız ama gerçek sanatçıya... Severiz okumayı... Kitap bile alırız inanırmısın? MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'ü en çok neden severiz biliyor musunuz? Çünkü o kurtarıcıdan da öte, bizim ''Kültürümüzün'' sembolüdür... 100 yıl sonra bile daha da çok hayran kaldığımız... Mücadelemiz de şu parti bu parti meselesi yoktu, kültürümüzün var olma savaşıdır... Atatürk'ün vizyonundaki kültürümüz... İşte bu kültür bizi birbirimize bağlayacak... Milyonlarca Cumhuriyet'çiyiz... Kendimizi devam ettirecek kolektif beyine de sahibiz, iradeye de, kalbe de... Aydınlık mı arıyorsunuz...! O zaman yol belli... Yolumdan gelin..

Arşiv Saka

342,987 次观看 • 2 年前

Merhaba dostlarım… Bana yazan, arayan, sağlığımı soran, dua eden, içtenlikle destek olan herkese yürekten teşekkür etmek istiyorum. Gerçekten… Her mesajı hissettim. Her kelime içimi ısıttı. Bu zor günlerde yalnız olmadığımı bilmek bana güç verdi. Dün öğleden sonra bir anda fenalaştım. Büyük bir halsizlik çöktü, gözlerim karardı, aniden burnum kanamaya başladı. Başım döndü, kalbime sanki iğne batıyormuş gibi ağrı girdi. Bütün vücudum ağrıyordu… sanki her hücrem acı çekiyordu. Özellikle o şişliğin olduğu yerde çok güçlü bir ağrı ve iltihap hissi vardı. Dün cevap veremediğim herkese bugün yazmaya çalışacağım. Lütfen yanlış anlamayın, kimseyi görmezden gelmiyorum. Sadece gerçekten ayakta durmakta zorlandım. Şu anda biz — Tatar siyasi muhacirler olarak — ben, eşim ve üç yaşındaki kızımız Süyümbike… çok ağır bir dönemden geçiyoruz. Bir yandan Türkiye’de oturum izni (ikamet izini) mücadelesi veriyoruz. Açık konuşayım: bu mücadeleyi sanki kaybediyoruz… Sanki eşit olmayan bir savaşın içindeyiz. Türklerin arasında, sevdiğimiz, büyük Türkiye Cumhuriyeti’nde onurlu bir şekilde yaşayabilmek için direniyoruz. Diğer yandan hastalık… Son birkaç ay benim için çok yıpratıcı geçti. Şiddetli bir zehirlenme yaşadım. O dönemde çok kan kaybettim, uzun süre yataktan kalkamadım. Evet, belki bu sadece bir şüphe, belki paranoya diye düşünenler olur… ama içimde bir his var: bilerek zehirlenmiş olabileceğimi düşünüyorum. Kesin bir şey söyleyemem, ama böyle hissediyorum. Şimdi ise büyük bir şişlik oluştu. İltihap mı, başka bir şey mi bilmiyorum. MR sonucunu bekliyorum. İnsanlar farklı şeyler söylüyor: “iyi huylu olabilir” diyen de var, “kanser olabilir” diyen de… Bu belirsizlik insanın zihnini parçalıyor. Çok korkuyorum. Stres yüzünden beynim en kötü senaryoları kuruyor. Geceleri zor uyuyorum. Kâbuslar görüyorum. İçimde sürekli bir endişe dolaşıyor. Büyük ihtimalle ciddi bir cerrahi müdahale, hatta ameliyat gerekecek. Açık söyleyeyim: korkuyorum. Memleketten, aileden, yakınlardan uzakta olmak… Bu mücadeleyi “yabancı” bir ülkede vermek… Gerçekten insanın ruhunu yoruyor. Bazen kendimi çok yorgun hissediyorum. Sanki yıllardır bitmeyen bir kavganın içindeyim. Ama şunu bilin: Biz pes etmeyeceğiz. Teslim olmayacağız. Ayakta kalacağız. Çünkü bizim mücadelemiz sadece kendimiz için değil. Kimliğimiz için. Dilimiz için. Çocuğumuzun geleceği için. Hâlâ hostelde kalıyorum. Bugün şanslıydım, odada yalnızdım ve sessizlik vardı. O sessizlik bana biraz toparlanma fırsatı verdi. Yanımda olan herkese teşekkür ederim. Dualarınızı eksik etmeyin. Biz mücadelemizi devam edeceğiz.

Nail Nabiullin

19,218 次观看 • 6 个月前

Peru'ya geleli birkaç gün oldu. İnsan bir ülkeye giderken aslında sadece bavulunu değil, beklentilerini, korkularını ve alışkanlıklarını da yanında götürüyor. İlk izlenimim, burasının beklediğimden çok daha turistik olduğu yönünde. Ben biraz daha yerel hayatın içinde olmayı seven biriyim. Gittiğim yerde biraz uzun süre geçirip entegre olmaya çalışırım... Deli dana gibi bir oraya bir buraya gidip fotoğraf çekip karbon kopya turistik deneyim peşinde koşmayı sevmiyorum. Sokakta insanlarla sohbet etmeyi, şehirlerin turistlere gösterdiği yüzünden çok gerçek yüzünü görmeyi seviyorum. Tabi burada dışarı açılmak zor zira güvenlik problemi oluşuyor.. Türkiye'de yaşarken en çok hissettiğim şeylerden biri, belli bir yaştan sonra yeni insanlarla tanışmanın giderek zorlaşmasıydı. Zaten normalde de insanlar birbirinden hep şikayetçi.. Sosyal medyada sıklıkla görüyorum... Bende şöyle bir izlenim oluştu: Herkesin çok fazla tanıdığı var ama dostu, arkadaşı pek yok.. Çok şükür benim 1-2 tane gerçek dostum var ama insan yine de içten ve samimi sosyal ilişkileri arzular... Üstelik işiniz insanlarla sürekli iç içe değilse, sosyal çevreniz zamanla daralabiliyor, buna yaşınızla beraber filtrelerinizin artması, çok daha dikkatli insan seçmeniz de katkıda bulunuyor. Birisi çok iyi insandır ama kültürel seviyeniz uymaz, birisi çok kültürlüdür ama dünya görüşünüz uymaz vs... Sanırım beni yeniden yollara çıkaran şey de biraz buydu. Elbette ki ülke değiştirmek, bütün problemleri bir anda çözmüyor. Sadece problemlerinle farklı bir manzarada yüzleşiyorsun. Belki Türkiye'de alışkanlıkların seni yoruyor, burada ise yabancılık hissi. Hayat her yerde farklı bir sınav çıkarıyor. Azılı bir overthinker olarak daha gitmeden haftalarca kafamda onlarca senaryo kuruyorum. Buraya geldikten sonra ise o senaryoların büyük kısmı önemini kaybediyor. Yerini gerçek deneyimler alıyor. Şu an burayı çok seviyorum ya da hiç sevmedim diyemem. Bunun için erken. Ama şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Konfor alanından çıkmak hiçbir yaşta kolay değil. Hele kırklı yaşlardan sonra insan, tanıdığı düzeni bırakırken eskisine göre çok daha fazla sorguluyor. Belki bu seyahatin sonunda ne olacak hiç bir fikrim yok... Belki kalırım, dönerim vs.. Henüz bilmiyorum. Ama bir şeyi bırakmak lazım: Her şeyin cevabını daha yaşamadan bulmaya çalışmak... Bazen gerçekten tek yapman gereken şey, yola çıkmak... Okyanusa bakmak elbette çok güzel..

Cihan0x.ETH

17,123 次观看 • 1 个月前

Ben düzgün yapılan, yapıcı eleştiriyi gerçekten çok severim. Ama maalesef bizde böyle bir kültür pek yok. Mesela Japonlar bir proje yapar, çok başarılı olur. Ama onların ilk toplantısı “nasıl koyduk ama” toplantısı değildir. “Bu seviyeyi nasıl koruruz, nasıl daha iyiye götürürüz?” diye eleştiri toplantısıdır. Aranızda Japonlarla çalışan varsa çok iyi bilir. Beni en çok geliştiren şey, kendi kendimi eleştirmemdir. Kendi yaptıklarımı, başkalarının yaptıklarını sürekli sorgularım. Keşke siz de sorgulasanız da, münazara etsek di mi? Ama altı boş değil, dolu olmalı. Çoğu kişinin derdi ise birkaç şey öğrenip hemen ego yapma, kompleks geliştirme derdine düşmek. Hatalar önemsiz, bu meslek zaten bir olasılık oyunu. Önemli olan sizin kendinizi tanıyıp, risk profilinizi belirlemeniz. Benim zaten hatalarım, doğrulardan fazla olmamış olsa 20küsür yıldır, bugün olduğum halimde olamazdım. Herşeyi doğru yaparak gelişilmez. Burada analiz yapan birçok “her gün kazanan trader”, hâlâ maaşlı işlerde günde 12 saatini başkasına satıyor. Yan gelir gibi yapıyorlar bunu. Tutturabilen çok az ama tutturduğunda da çoğu bir süre sonra ortadan kayboluyor. 3 yıl önce, herkese açık şekilde videolar çektik dolu kanalda. 2021’de “her şeyi kaçırdık” diyenlere karşı o zamanlar dalga geçiliyordu bile. Ama işte, video dediğin ne güzel araç değil mi? Kayıt var, iz var, kim ne demiş belli. Nereden alman, nereden satman gerektiği aslında ortada. Füzyon parçalamıyoruz sonuçta. Ama süreçler uzun. İnsanlar kolay zenginlik hayallerine, scam coinlere, fenomenlere, “ben demiştim”cilere, egolara, komplekslere kapılıyor. Bu yüzden fırsatları kaçırıyorlar. Çünkü çoğunun derdi para kazanmak değil, ünlenmek. Benim öyle bir derdim yok. Neden olmadığını da beni tanıyan herkes gayet iyi bilir.

Heisenberg

18,463 次观看 • 1 年前

1461 Trabzonspor – Bursaspor Maç Sonu (Tahsin hocam canını sıkma, haftaya Mersin maçı var; 5 atarsın, moralin yerine gelir.) Bursaspor bugün kötü oyundan dolayı mı kaybetti yoksa teknik adam plansızlığından mı kaybetti? Bugün yenilgiye rağmen yapılan transferlerin çok doğru olduğunun altını çiziyorum. Bursaspor bugün yeni transferlerle oyun hızının fazlasıyla arttığını, temponun, baskının ve kalite seviyesinin yükseldiğini gösterdi. Bursaspor’da geldiği günden beri söylüyoruz; çok net şekilde teknik direktör sorunu var. Bursaspor oyun kurarken de hücum ederken de fazlasıyla doğaçlama oynuyor. Bugün rakip 3-4-1-2 ile, çift santraforla ön alan baskısı yapıp seni uzun vurmaya zorluyor ve istediğini alıyor. Senin, çift santrfora karşı bu baskıyı kıracak bir planın yok. Rakip santrafor Enes bağlantıya geliyor, ona uzun vuruyorlar, Enes tüm topları indiriyor ama Bursaspor stoperlerinden biri oyuncunun yanında değil. Bursaspor’da iki stoperden birini rakiple birebir eşleştirecek, büyük takım oyunu oynayacak cesareti göstermek lazım; korkmanın, çekinmenin anlamı yok. Bugün Bursaspor, Batuhan’ın yokluğunu derinden hissettiği bir maç oynadı. Enes Karakuş, Bursaspor stoperlerine çok ciddi bir üstünlük sağladı. Bursaspor 1. bölgeden 2. bölgeye geçişte Eyüp Akcan’ı kullanmak istiyor ama rakip Sami ile birebir eşleşiyor. Eyüp sürekli hareketli olmasına rağmen rakip markajı bırakmıyor. Bursaspor, Rahmetullah üzerinden oyun kurmak yerine ısrarla Barış Gök tarafını kullanmaya çalışıyor. Oysa Rahmetullah topu aldığında kat edeceği mesafe seni zaten 2. bölgeye taşıyacak. Aldığın oyuncunun neleri iyi yaptığını bilmek lazım. Hücum ederken oyuncuların rolleri zaten belli değil. Kenar oyuncuları tamamen kendi isteklerine göre pozisyon alıyor. Soner’e maç öncesi ne görev verildiği belli değil. Buna rağmen Bursaspor bugün maçı kazanacak pozisyonlara girdi, oyunu rakip sahada oynadığı anlar oldu. Ama iki stoperinin vasat oyunu, Barış Gök’ün arkasının adeta otoban olması ve genç kaleci Kerem’in yediği iki hatalı gol maçı kaybettirdi. Oyuncuların kötü günleri olur; o yüzden fazla yüklenmenin anlamı yok. Bugün Bursaspor’un kazanmak için net bir planı olsaydı, bu maçı zaten kazanmıştı. Kenarda Olcay Şahan’a bakıyorum, gözleri dört dönüyor. Maçın içinde. Tahsin hoca ise eli cebinde, adeta ısınmaya çalışıyor. Bursaspor’un hocasının kenardaki duruşu bile tedirgin edici, kimse kusura bakmasın. Haftaya ful tribünler önünde Mersin takımına 5 gol atınca bir şey değişmiyor. Maşallah Tahsin hoca, biraz cesur oynayan her takıma puan bırakıyor. Muşspor geldi, kendi oyununu oynadı, puanı aldı gitti. Gebze maçında Pektemek – Batuhan vura vura kazandı. O gün de söyledim: Pektemek – Batuhan ısrarı devam ederse puan kayıpları gelir. Bursa maçı kimseyi yanıltmasın. “Bursa hocası biraz cesur olsa farklı olurdu” diye yazdım; o günden sonra Gebzespor’un aldığı sonuçlar ortada. 1461 Trabzonspor bugün iki bekini senin yarı sahana gönderip, çift forvet + Sami ve Naim’le 6 kişiyle karşılama yapacak cesareti gösteriyor. Menemen takımı o gün biraz daha kaliteli ya da tecrübeli olsa yine senden puan alacaktı. Biraz cesur oynayan, baskı yapan herkes sana zorluk çıkarıyorsa hocanın özeleştiri yapması lazım. Son olarak Baran’ın sakatlanması da maçı olumsuz etkiledi. İnanılmaz preslerle maça başlamıştı. Bugün sakatlanmasaydı maçın hikâyesi çok farklı olabilirdi. En kısa zamanda sağlığına kavuşmasını diliyorum. 1461 Trabzonspor tarafında, Olcay Şahan’ı cesaretinden dolayı tebrik ederek başlamak lazım. Bugün stoperlerin oyunun içine katılmasıyla alınan bir galibiyet olduğunu düşünüyorum. Samet Yılmaz’ın oyun kurulumunda pas opsiyonu olmak için aldığı pozisyonlar, Mustafa Akbaş’ın top rakipteyken birebir eşleşmeleri çok değerliydi. İki bekin adeta 3’lünün kanat beki gibi kullanılıp rakip sahada konumlanması önemliydi. Sami’nin bahis cezası sonrası bugün fiziksel olarak geriye gittiğini gördüm. Daha erken kenara alınıp Veysel hamlesi daha erken gelebilirdi. +

Kutay

34,803 次观看 • 6 个月前

Fatih Altaylı, ‘Lağım nasıl patladı?’ diyerek anlattı: “Rasim Ozan Kütahyalı ile başlayıp, Cem Küçük ile devam eden, Tahir Sarıkaya’nın tutuklanmasıyla genişleyen ve daha başka yerlere de gideceği artık aşikar hale gelen soruşturma ile ilgili meseleye hakim birkaç kişi ile görüştüm; • Bunlar birkaç yıl öncesine kadar bir ekip olarak hareket ediyorlarmış ve iktidara yakın medyadaki bazı isimlerin ve yöneticilerin kontrolü altındaymışlar. • Ancak önce Rasim Ozan Kütahyalı bu ekipten dışlanmış. Nedeni kimine göre açgözlülük, kimine göre paylaşmada adaletsiz davranması, kimine göre fazla geveze olması, kimine göre para için başka işlere de bulaşması, kimine göre de medyadaki muhalif isimlerle ve CHP’lilerle de fazla görüşmeye başlaması olmuş. • Bu dışlanmadan sonra Kütahyalı’nın serseri mayına dönüştüğü, çok farklı kesimler tarafından kullanılmaya başlandığı ve onu kullananların da uyarılması üzerine tam olarak sahipsiz kaldığı söyleniyor. • Bu arada bugün ortaya çıkan pek çok meseleyi, Kütahyalı bir süredir yakın çevresi ve hatta iktidara pek de yakın olmayan isimlerle de paylaşıyor, Tahir Sarıkaya, Cem Küçük ve bir yayın yönetmeni hakkında çok açık suçlamalar yöneltiyormuş. • Cem Küçük ise iktidar çevrelerinde zaten sevilmeyen ve güvenilmeyen bir isimmiş. Kendisine derin devlet süsü vermesi rahatsızlık yarattığı gibi, tehdit ve şantaj iddiaları AK Parti’nin siyaset ve bürokrasideki önemli isimlerinin de kulağına gitmekle kalmamış, bunlarla ilgili şikayetler de olmuş. • Çalıştığı kanala da bu yönde çokça uyarı yapılmış. Kanal yöneticileri de uzun süredir gelen bu uyarıların artık bir soruşturmaya döneceğini kesin olarak anlayınca işine son verilmiş. • Adını daha önce pek duymadığım Tahir Sarıkaya ise aslında bir tür PR ajansı gibi çalışırmış. Sadece iktidar yanlısı gazetecilerle değil, ortada duran hatta muhalif isimlerle de yakın diyaloğu varmış. • Gazeteciler ile belediyeler arasında ilişkileri düzenler, ısmarlama röportajlar ve haberler yaptırır, bunların bazıları için ödemeleri organize edermiş. Gazetecilik kisvesi, onun bu işleri yürütebilmek için kullandığı bir kılıftan ibaretmiş. • Bana bunları söyleyen biri, “Sarıkaya’nın telefon kayıtlarına bakılırsa hiç ummadığınız insanlarla bile diyalog içinde olduğu ortaya çıkar. Bu elbette o insanların Sarıkaya ile akçeli işler yaptığı anlamına gelmez ama kendini korumak için muhaliflerle bile çok sıkı fıkıydı” dedi. Peki bu lağım nasıl patladı? • Yine anlatılanlara göre ortada bir “itirafçı” var. Savcıların elindeki itirafçı metnini görenlere göre bu itirafçı kuvvetle muhtemel Rasim Ozan Kütahyalı. Pek çok bilgi vermiş ve “Bu yüzden yakında tahliye edilebilir” diyorlar. • Maddi menfaatler başlangıçta ayakkabı, takım elbise gibi ufak tefek şeyler gibi görünüyordu. Ben de şaşkınlıkla izliyordum. • Ancak konu tam da böyle değil gibi görünüyor. “Çok daha büyük paralar söz konusu. Aslında bir buzdağı var. Miktarlar çok çok büyük. Milyonlar aktarılmış. Bazı isimlere düzenli ödeme yapılmış. • Deştikçe çıkıyor. Savcılık çok detaylı bir çalışma yapıyor. Birisi çomak sokmaz ise iş çok büyüyebilir” diyorlar. • Cem Küçük son halka olsun diyenler yanıldı. Zincir uzayacak gibi görünüyor. Meseleyi bilen biri “Sadece para, tehdit, şantaj, güç simsarlığı, ilişki simsarlığı değil. Çok boyutlu bir inceleme var. Bunların İsrail bağlantıları, Adnan Oktar ilişkileri de inceleniyor. Parasal taraf daha kolay çözülüyor ama diğer tarafa da bakılıyor” dedi. • Peki, bu işin içinde kimler var ve zincir daha ne kadar uzar? Aldığım yanıt şöyle; “Tahir Sarıkaya üzerinden çok geniş bir gazeteci kesimine bakılıyor. Ancak burada çeteleşen, birlikte hareket eden kadro şimdilik daha kısıtlı. Bir genel yayın yönetmeni, birçok ünlü spor yorumcusu ve iki gazeteci var. Bu ekibe alan açanlara da ayrıca bakılıyor.”

Kupür Haber

71,685 次观看 • 6 天前

Halfetide bir gül var, rengi siyaha çalıyor. Dünyada başka hiçbir yerde o rengi tutturamıyorsun. Aynı tohumu al İzmire dik kırmızı açıyor, Antalyaya dik kırmızı açıyor, Halfetiye dik siyah açıyor. Sebep şu: Fıratın o bölgedeki pH değeri, topraktaki demir oranı ve gecelerin ani soğuması gülün antosiyanin pigmentini aşırı üretmeye zorluyor. Yani gül aslında karanlığı seçmiyor, zorlu koşulda hayatta kalmak için kendini koyulaştırıyor. Rengi stresin kimyasal imzası. Şimdi burada işler tuhaflaşıyor çünkü insanlar aynı mekanizmayla çalışıyor. Bir insanın neden derin göründüğünü merak ettin mi hiç. Rahat büyümüş biriyle zorlu büyümüş birini yan yana koy, ikincisi her zaman daha koyu konuşur, daha az gülümser, odaya girince fark edilir. Bunu karizma sanıyoruz ama karizma değil, pigment. Psikolojik antosiyanin. Ve burada kimsenin itiraf etmediği şey şu: o koyuluğa hayran olan insanlar aslında o koşullarda yaşamayı asla kabul etmez. Halfeti gülünü herkes ister, Halfetinin yazında 48 derecede toprakla uğraşmayı kimse istemez. Koyu insana hayran olanlar da onun geçtiği yerden geçmeyi kabul etmez, sadece çıktısını koklamak ister. Yani en karanlık görünen en özeldir cümlesi yarım. Tamamı şu: o karanlık bedava değil, birinin orada kalıp ödediği bir fatura. Gülün kendisi bile bilmiyor neden siyah açtığını, sadece toprak ne verdiyse onu renge çevirmiş. Belki de özel olmak seçim değil, kalamadığın yerden kaçamamanın rengi.

Deepcosmoss

172,157 次观看 • 3 个月前

Türkmen Ajans Muhabiri İbrahim Bozan: "Türkiye ilk kez Suriye sahasında büyük bir tehlike ile karşı karşıya. Biraz daha açık yazayım. Dikkatle okumanızı tavsiye ederim. Amerika, Suriye meselesinde Türkiye'nin Rusya ile anlaşmasını istemiyor. Eskiden Amerika ile bağları olan gruplar var. Onlarda bu anlaşmanın yapılmasını istemeyen taraflardan biridir. Amerikanlar ilk önce ortalığı karıştırırlar. Amaçlarına ulaşamazlarsa, yumuşamaya ve teklif sunmaya başlarlar. Rusya ve Esed, aslında tüm sinsilik bunların başının altından çıkıyor. Hem PKK'lı teröristleri koruyorlar. Hem silah ve Mühimmat desteği sağlıyorlar ve hem de Sinsice bir plan kurmaktalar. Suriye Muhaberatı hafife alınmamalıdır bence. Rusya ve Esed rejimi, Halkın Esad'ı kesinlikle kabullenmeyeceğinin farkındalar. Türkiye'nin, Esad Rejimiyle Barış vs söylemlerini farklı dillerde Medyada büyüttüler. Ama gerçekte halen bir adım atılmış değil. Rusya'nın amacı, sahada olaylar çıksın ve sahadaki halkla Türkiye'nin arası açılsın istiyor. Sahada olaylar artarsa, Türkiye'de şu söylem yayılır " çekelim askerimizi ne halleri varsa görsünler" şu bu söylem yayılıyor. Hükümeti Türk askerini Suriye'den çekmeye zorlayarak, o bölgelere PKK/YPG ve Esed rejiminin girmesini hedefliyorlar. Türkiye çekilirse ne olur? Afrin PKK'ya verilir. Hatay sınırı da (İdilb) İran destekli terör örgütlerine. FKH ve BPH bölgeleri de YPG/PKK'lı teröristlere verilir. Sizce böyle durumda kim zararlı çıkar? Suriye sahası öyle dışarıdan görüldüğü gibi bir yer değil. Ortada provakasyona açık büyük bir kitle var. Dün Kayseri'deki olaylar rastgele yaşanmadı. Mesela, dün gündüz saatlerinde, bugün için Suriye'de protesto çağrıları yapılıyordu. Akşamına Kayseri'de olaylar yaşandı. Arabalar yakıldı vs. Bugün gündüz ilk başta Suriye'nin Bab şehrinde aynısı yaşandı. İran'ın ne kadar tehlikeli olduğunun farkında bile değil çoğu insanlar. Türkiye içinde bu tür olayların yaşanmasında İran'ın büyük payı var. Bir gün anlarsınız inşallah iş işten geçmiş olmaz. Türkiye sadece Suriye sahasında değil. Irak, Libya, Somali, Nijer ve bir çok ülkede Türk devletinin çıkarları söz konusu. Ve Türkiye olduğu her yerde Yerel halkla işbirliği çok güçlü. Bu işbirliğine zarar gelmemesi lazım. Olayları daha fazla büyütmeye çalışacaklar. Bir şeyi paylaşırken, yazarken, konuşurken iki kere düşünmekte fayda var."

NE KADAR OLDU?

1,323,235 次观看 • 2 年前

İran için bugün önemli bir gün İran’da şuan devam eden olaylar üzerinden rejim değişiyor demek erkenci bir tavır özellikle bugünü görmek gerekiyor İran rejimi açısından Protestolar şiddete dönüşme meselesi nedir. Bunu görmek gerekiyor. Bugün yönetimi destekleyenler sahaya çıkarılacak. Burada ne olacak ona bakmak lazım İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei: "Bu sefer farklı... Bu kez hiçbir mazeret kalmadı. Bu defa durum, 2019 veya 2022 yılındaki bazı olaylardan farklıdır.Düşman resmen desteğini ilan etmiş durumda. Halka ve ailelere şunları söylüyorum: Bu kez kimseye müsamaha gösterilmeyecek.” Rejim hala müdahale etmedi. Neyi bekliyor sorusu önemlidir İran rejimini tanıyanlar geçmiş dönemlerde olduğu gibi güvenlik güçleri ve istihbaratın protestocular içindeki “kilit”unsurları tespit etmek ve tutuklamak için şimdilik izlemeyle yetindiğini ifade ediyorlar Ordu yada güvenlik bürokrasisi saf değiştirmiş değil, bizzat sistemin içinde gidişattan rahatsız kişi ve kliklerin farklı bir tutun takındığıyla ilgili bilgi sahibi değiliz İran’daki gösterilerde bir Yeşil Hareket ya da Mahsa Emini protestosu kadar ciddi kalabalıkların toplandığını söylemek şuan güç. Protestoların olduğu yer sayısı fazla ama daha çok gençlerden oluşan gruplar sahada Devam eden göstericilerde ağırlıklı olarak 18-30 yaş arası gençleri görüyoruz. Bunlar İran İslam Devrimi’ni de Şah dönemini yaşamaya gençler. O nedenle gençlerin taleplerini ideolojik tartışmaların farklı bir yerinde değerlendirmek gerekiyor. Onlara göre “İran'daki olayların müsebbibi ne ABD ne de İsrail'dir. Bizzat devlet eliyle tesis edilmiş oligarşik düzendir. Bu rantçı düzen devlet eliyle yönetiliyor. “ Bu düzenin değişmesini istiyorlar Gösterilerde bir diğer sorun karizmatik bir liderin ortaya çıkamamasıdır. Trump bile Şah’ın oğlunun beklentiyi karşılamadığını çok net ifade ediyor. Gösterilerde lider sorunu aşılmış değil. Evet İran’da protestolar var, buradan düştü düşüyor değerlendirmesi yapmak için çok erken. Geçmiş dönemde bunlardan daha kitlesel eylemler yapıldı ama belli zaman sonra kontrol altında tutuldu Bu sefer durum diğerlerinden farklı doğrudur biz sahadaki protestocuları görüyoruz. Rejimi ve onu destekleyen grupları ve İran Derin devletini hala sahada görmüş değiliz O nedenle bugün Cuma İmamlarının vereceği mesaj ve destekleyicilerini nasıl yönlendireceklerini görmemiz gerekiyor

Nevzat Çiçek

56,867 次观看 • 7 个月前