Video yükleniyor...

Video Yüklenemedi

Ana Sayfaya Dön

Samandıra'da, İstanbul Havalimanı'nda ve son olarak da Stuttgart Havalimanı'nda... Binlerce insanın gönlünde böylesine taht kuran, Alex de Souza'dan beri kimseyi hatırlamıyorum. Fenerbahçe halkın ve değerlerin kulübüdür. Bunu anlayın artık.

10,393 görüntüleme • 3 ay önce •via X (Twitter)

0 Yorum

Yorum bulunmuyor

Orijinal gönderinin yorumları burada görünecek

Benzer Videolar

🔴 Still Loving You vasat bir parçadır. Scorpions da CIA/BND aparatı bir soytarılar topluluğudur. Wind Of Change'nin Berlin Duvarı'nın yıkılışına adeta fon müziği olarak bestelenmiş CIA prodüksiyonu bir şarkı olduğuna dair yıllardır ısrarla yazıyorum. ABD'de bile ciddi gazeteciler yazıyor artık Ve o kıytırık şarkının sözlerini de Scorpions denen soytarılar yazdıysa, ben de hiçbir şey bilmiyorum 🔴 Müşerref Akay'ın bir general tarafından sözleri yazılan ve 12 Eylül sonrasında işkence olsun diye devrimcilere dinlettirilen ısmarlama Türkiyem şarkısından daha kötü, daha ucuz bir propaganda idi. En azından Akay'ın sesi, Meine'nin sesinden katbekat güzel 🔴 Mesela 1991'de Moskova'daki Tushino Havalimanı'nda düzenlenen ve bilhassa Metallica'nın yıkılan Sovyetler'in enkazı üzerinde milyondan fazla insanı tepindirdiği gümbür gümbür Monsters Of Rock konseri de böyledir ➡️ İzlerseniz ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız. Bir yanda seyircileri coplayan ya da olan biteni anlayamayan şaşkın Kızılordu askerleri, diğer yanda ise Harvester Of Sorrow çalarken kendini konsere kaptırıp üniformasını parçalayıp coşan Kızılordu askerleri, seyirciler arasında dalgalandırılan Amerikan bayrakları... Sembolik, ikonik bir konserdir. Ve 28 Eylül 1991'deki bu konserin 3 ay sonrasında 26 Aralık 1991'de SSCB resmen tarihe karıştı. Yani Gorbaçov'un ülkenin altını üstüne getirip çöküşe yaklaştırdığı bir dönemde konserin gerçekleşmesi düşünüldüğünde zamanlama da manidar.

Bay Woland

16,908 görüntüleme • 8 ay önce

Muhteşem bir zeka gerçekten... Profiline girip "Fenerbahçe kongre üyesi" yazısını görünce nasıl keyifleniyorum anlatamam. Önce şu "Fenerbahçe'den çalınmıştır" kısmıyla başlayalım. Slogan, Oyak Bank'ın 2005 yılında kullanmaya başladığı bir slogan. Fenerbahçe'yle alakası yok. Ha ama "Bakın bizim için reklam yapmışlar" diyorsanız, o dönem spora ve özellikle futbola yatırım yapan Oyak Bank'ın başka reklamlarını da aşağıdan görebilirsiniz. Ama bu sloganın Galatasaray'la nasıl özdeşleştiğini de anlatmak isterim. Oyak Bank, 2005 yılında bu sloganla birlikte Lig TV'ye ve lige sponsor oldu. Atılan gollerden sonra ekrana "İyiler mutlaka kazanır" yazısı gelmeye başladı. 2005-2006 sezonunu da gayet iyi hatırlarsınız, Fenerbahçe'nin elle kolla goller atıp maç kazandığı bir sezondu. Hatta diğer takımlar tarafından "el değmemiş temiz bir lig istiyoruz" pankartı da bu sezonda açılmıştı. Sezonun sonlarında Galatasaray önce Beşiktaş'ı son dakika golüyle yenip ardından da Fenerbahçe son maçta Denizlispor'a puan kaybedince "İyiler mutlaka kazanır" sloganı Galatasaray'la özdeşleşti. Denizli Faciası "ilahi adalet" olarak göründüğü için "sonunda iyiler kazandı!" olarak yorumlandı. Oyak Bank'ın Fenerbahçe için reklam hazırlamasının bir sebebi de bu oldu. Markanın sloganı, beklentilerin üstünde reaksiyon aldı ancak "Galatasaraylı" imajı oluşturdu. Bunu dengelemek için de birkaç yıl sonra her takıma özel reklamlar hazırlandı. Yine geçmişe dönüp bir şeyler eşeleyip bir şeylere tutunmak istiyorsunuz ama yine olmuyor. Olmayacak da. Çünkü #SonundaİyilerMutlakaKazanır 🧣

Atkılılar 🧣

48,332 görüntüleme • 1 yıl önce

BÖYLE BİR ALGI OPERASYONU ÇOK AZ GÖRÜLÜR. İLETİŞİM FAKÜLTELERİNDE DERS OLARAK OKUTUN. “Bakan Yardımcısı Ömer Fatih Sayan kişisel internet sitesindeki CV’sinden 4 lisans bilgilerini sildi.” iddiası doğru mu? Haberi ilk yapan T24 sitesi. 1. videoda haberin videosunu sizlerle paylaşıyoruz. Videoda 2 görsel var. 1. görsel kişisel web sitesinin son hali olarak veriliyor 2. görsel kişisel web sitesinin ilk hali, 2 görsel arasında 4 lisans bilgisinin silindiği gösteriliyor. Halbuki gerçek çok farklı. Ömer Fatih Sayan’ın ilk cv’si dedikleri görsel kendi kişisel web sitesine ait değil Ulaştırma-Altyapı Bakanlığı’na ait web sitesi. Ömer Fatih Sayan’ın cv’sinde hiçbir değişiklik yapılmamış videosunu aldım. 2. videoda bunu sizle paylaştım. Sitenin linkine girip sizde bakabilirsiniz: Değiştirildi diye servis ettikleri görsel kişisel web sitesinin görseli ve en son değişiklik 19 Mart 2025’te olmuş o günden beri o sayfada herhangi bir değişiklik yapılmamış, o günkü üniversite bilgileri ile bugünkü bilgiler aynı hatta 2024’teki düzenlemede de üniversite bilgileri aynı. Bunu da teknik olarak ispatlayan arşiv siteleri var onu da dördüncü dosyada video olarak gösterdim. Ömer Fatih Sayan’ın değiştirdiği sildiği hiçbir bilgi yok. Nasıl Ömer Fatih Sayan’ın lisans diplomaları şaibeli iddiası yalansa Anadolu Üniversitesi’ndeki 4 mezuniyetini kaldırdı sildi iddiaları da yalan. Ortada yine büyük bir algı operasyonu ve yalan var.

MAH Ajansı

183,765 görüntüleme • 1 yıl önce

Genel Başkan vasfı sona eren Özgür Özel, hiçbir yetki, görev ve sorumluluğu kalmamış olmasına rağmen; İYİ Parti Genel Başkanını CHP Genel Merkezi’nde kabul edip, Cumhuriyet Halk Partisi’nin Genel Başkanı aleyhine konuşturuyor ve orada bulunan sözde CHP’lilere bunu alkışlatıyor. Üstelik aynı tabloyu sadece İYİ Parti için değil; TİP ve Zafer Partisi Genel Başkanlarıyla da yaşattı. Açık söylüyorum; Özgür Özel ve bu sürece destek verenlerin tamamı parti tüzüğüne göre suç işliyorlar. Bu fiillerin tüzükteki karşılığı ise “parti üyeliğinden kesin çıkarma cezasıdır.” Daha vahim olan şey ise : Yargı kararını yok sayıp, toplumu da verilen kararı tanımamaya ve kabul etmemeye çağırmalarıdır. Bu çağrı tam anlamıyla Anayasal düzeni hedef alan son derece tehlikeli bir sorumsuzluk örneğidir. Özgür özel bir şeylerin etkisi ile kendisini sürecin doğal lideri olarak hissediyor ama yanılıyor. Artık bu rüyadan uyanmalı ve parti ilke ve değerlerine bir kez de olsa uygun hareket etmelidir. Zira Cumhuriyet Halk Partisi Özgür Özel’in hırslarının, öfke nöbetlerinin ya da karmaşık ruh halinin oyuncağı olamaz. Özgür Özel ; CHP içinde hukuku, devlet ciddiyetini, parti disiplinini ve ahlaki değerleri yok sayarak kişisel ikbal mücadelesi veren bencil siyasetçi tavrından süratle vazgeçmez ise Türkiye siyasetinde var olamayacağını bilmesi gerekir. Kemal Kılıçdaroğlu CHP 🇹🇷 @CHPKadinKolu Hesap Özgür Özel Ekrem İmamoğlu İYİ Parti Müsavat Dervişoğlu

Emin Vahap Şimşek

42,762 görüntüleme • 3 ay önce

🇹🇷 Cihat Yaycı : ‼️ BU GÖRÜNTÜLER NORMAL DEĞİL, NORMALLEŞTİRİLEMEZ! Bu görüntüler başka bir ülkede değil, binlerce şehidimizin kanıyla sulanmış aziz Türk vatanında dün çekildi. Meydanlarda Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerince hüküm giymiş bir terör örgütü elebaşının posterleri taşınıyor; onun serbest bırakılması isteniyor. Bölücü semboller ve sözde “Kürdistan” paçavraları açılıyor, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne meydan okuyan sloganlar atılıyor. Şimdi hep birlikte şu soruları sormak zorundayız: Bu mudur hukuk devleti? Kesinleşmiş mahkûmiyet kararı bulunan bir terör örgütü elebaşının serbest bırakılmasını istemek nasıl sıradan bir siyasi talep olarak görülebilir? Dünyanın hangi hukuk devletinde buna göz yumulur? Amerika Birleşik Devletleri’nde, Fransa’da, Almanya’da veya başka bir hukuk devletinde; binlerce insanın ölümünden sorumlu bir terör örgütünün hüküm giymiş lideri için meydanlarda özgürlük gösterileri düzenlenmesine, posterlerinin taşınmasına ve propagandasının yapılmasına aynı müsamaha gösterilir miydi? Mesela ABD’de, Usame bin Ladin için bırakın bu büyüklükte bir yürüyüşü, en küçük bir destek gösterisini dahi hayal edemezsiniz. ABD, terör örgütlerine destek olarak değerlendirdiği faaliyetlere karşı yalnızca kendi ülkesinde değil, uluslararası alanda da son derece sert bir tutum sergilemektedir. Peki Türkiye Cumhuriyeti’nde, mahkemelerce hüküm giymiş bir terör örgütü elebaşının serbest bırakılmasını isteyen gösterilerin sıradan bir siyasi faaliyet gibi sunulması nasıl izah edilebilir? Bu, ifade özgürlüğü değildir. Bu, demokratik hak kullanımı değildir. Bu; kesinleşmiş mahkeme kararını tartışmaya açmak, terör örgütü elebaşını siyasi bir figür hâline getirmeye çalışmak ve hukuk devletinin temelini oluşturan yargı kararlarını fiilen tartışmalı hâle getirmektir. Özgürlük; hukuku yok sayma özgürlüğü değildir. Demokrasi; terörü meşrulaştırma zemini değildir. Hiç kimse, binlerce şehidimizin canı pahasına korunan bu vatanda, terörü ve terör suçundan hüküm giymiş bir kişiyi sıradanlaştırma, kahramanlaştırma veya siyasal meşruiyet kazandırma hakkına sahip değildir. En acı olan ise, bu görüntülerin zamanla kanıksatılmaya çalışılmasıdır. Millet olarak buna alışmamız, bunu sıradan görmemiz isteniyor. Asıl tehlike de budur. Çünkü bir millet, terörü normal görmeye başladığı gün; sadece güvenliğini değil, hafızasını, adalet duygusunu ve devletine olan güvenini de kaybetmeye başlar. Devletin görevi hukuku tavizsiz uygulamak, milletin görevi ise şehitlerinin hatırasına, devletine ve Cumhuriyetine sahip çıkmaktır. Türkiye Cumhuriyeti; binlerce şehidimizin emanetidir. Bu devlet; terörün, bölücülüğün ve terör örgütü elebaşlarını meşrulaştırma girişimlerinin değil, hukukun, adaletin ve milli iradenin devletidir. Sessiz kalmak, normalleştirmektir. Normalleştirmek ise yarın ödenecek bedeli büyütmektir.

TÜRK DEGS / TURK MAGS

198,850 görüntüleme • 1 ay önce

Bu güzel Ekim sabahında, Devlet Bahçeli’nin Türk siyasal hayatını sarsan tarihi çağrısıyla beraber köşe yazarlığına yeniden dönüyorum. Artık Türkiye’nin en popüler ve etkili medya platformlarından biri olan Ensonhaber’de düzenli yazı da kaleme alacağım. Haftaiçi Çarşamba ve Cuma günleri de Ensonhaber Youtube videolarımız da devam edecek. İstanbul bu sabaha sis içinde uyandı ama şimdi sis adım adım dağılıyor ve hava berraklaşıyor. Devlet Bahçeli’nin tarihi çağrısıyla başlayan süreç de Tusaş saldırısıyla sis içine boğulmak istense de başaramayacaklar, hava berraklaşacak ve bu sorun çözülecek. Terörsüz ve şiddetsiz bir Türkiye inşa edilecek bu sefer. Ben bunu sislerin ardında görüyorum. Hem Recep Tayyip Erdoğan hem de Devlet Bahçeli bu yoldan asla dönmüyor. Bilakis AK Parti ve MHP çevreleri içinden nifak çıkaracak olanların kulağı da sert şekilde çekiliyor Cübbeli örneğinde olduğu gibi. DEM’in Parti Meclisi’nin 21-22 Ekim’de toplanması sonucu hazırlanan sonuç bildirgesindeki çocuksu sözler ve Kürt meselesinin künhüne vakıf bir yazar olan Yıldıray Oğur’un tabiriyle ergen devrimci liseliler bildirisi tarzındaki gülünç ifadeler önemsenmemeli. Bu süreçte çok önemli ve kritik rol oynayacağına inandığım mevcut rejimin Falih Rıfkı Atay’ı pozisyonunda olan değerli dostum Abdülkadir Selvi de hadiseyi bence bu bağlamda ele almalı. Üstelik bu DEM PM toplandığında daha ortada Devlet Bahçeli’nin tarihi çağrısı da yoktu. Kıymetli entelektüel Ali Bayramoğlu’nun da yazdığı gibi her çatışma çözümü faydalar ve beklentiler üzerine kurulur. Sabırlı ve itinalı olmak gerekir. DEM içinden gelecek bu tür siyasetin s’sinden bile anlamayan Türk solunun mirası çocuksu tepkileri bitirmenin yolu da Devlet Bahçeli’nin gerçek anlamda devrimci çıkışını devam ettirmekten geçiyor. Abdullah Öcalan, İmralı’dan Ankara’ya bir özel güvenlikli ev hapishanesine gelir, DEM grubunda konuşma yapmak için TBMM’ye gitmesine bile gerek kalmaz. O evden DEM grubunu idare eder. Kandil ile o evdeki güvenli hattan istediği gibi konuşur, yönlendirir. Kamuoyuna yönelik konuşacaksa da yine o evden basın toplantısı yapar. Öcalan hem Kandil’i hem DEM’i yönetecek güce sahip olduğunu net şekilde iddia ediyor. Şimdi sıra Öcalan’ın bu iddiasını ispat etmesine fırsat tanınmasındadır. Devlet Bahçeli’nin açtığı ve Tayyip Erdoğan’ın da sonuna kadar desteklediği yol bu fırsat imkanını tanıyor. Zaten aynı PM bildirisinde DEM de parti olarak Abdullah Öcalan’ın tecridinin kaldırılarak başlarına geçmesini adeta talep ediyor. Doğrusu da budur. DEM Parti’nin yaklaşık yüzde 10 oy almasının baş sebebi Abdullah Öcalan’dır. Öcalan başka bir partiye destek olsa bu sefer yüzde 10 oyu o parti alır. DEM hiçbir oy alamaz. Bir insan eğer DEM milletvekili olarak seçiliyorsa zaten bu Abdullah Öcalan sayesindedir. DEM’in fiili genel başkanı zaten Abdullah Öcalan’dır. Biz Türkler için Abdullah Öcalan bir teröristbaşı. Fakat bu yüzde 10’luk kitle yani yaklaşık 8.5 milyon yurttaşımız Öcalan’ı Kürt halk önderi olarak görüyor. Bu 8.5 milyon insanımızdan müteşekkil sosyal tabanın Abdullah Öcalan’dan sonra en sevdiği siyasi aktör Selahattin Demirtaş da çok yapıcı ve güzel açıklamalarla Devlet Bahçeli’nin açtığı yola tam destek veriyor. Artık 2015’teki Demirtaş yok. Çok olgun ve yaşadıklarından ders almış bir yeni siyasetçi Selahattin Demirtaş var. Ben şahsen Selahattin Demirtaş’ın da Edirne döneminin kapanması ve Ankara’da bir özel güvenlikli ev hapishanesine Demirtaş’ın da gelmesi gerektiğini düşünüyorum. Yarın Cumhuriyetimizin 101. kuruluş yıldönümü. Ne yapacağız bu 8.5 milyon yurttaşımızı? Cumhuriyet çatısından dışlayacak mıyız? Cumhuriyet evinden onları kovacak mıyız? 101 senedir Cumhuriyet çatısı altından dindarları kov, Kürtleri kov, Alevileri kov, gayrimüslimleri kov. Herkesi bu çatıdan, bu evden kova kova Türkiye Cumhuriyeti ileri bir ülke olabildi mi?

Rasim Ozan Kütahyalı

526,528 görüntüleme • 1 yıl önce

Rahmi Koç, Afrikalı Kürtler ve Eziklik Psikolojisi İle Türkleri Dövme Gayreti... Bir dübür, bir mabad hikayesi... Aşağıdaki yazıyı tarafsızca ve sonuna kadar okuyun lütfen... - Kürt kadınlarının çoğunun bedenleri ölü, kokuşmuş. soğuk ve çok kabadır. - (Kürt Kadınları) Köylü kızın al, küçük-burjuva kızını veya erkeğini al, söyle söyle, hiçtir; bir papağan kadar bile sözcükleri tekrarlayamaz. - Fizikleri biraz böyledir, ruhları donuktur. - Fikir düzeyihiç yoktur. Bu ifadeler, Abdullah Öcalan'ın yayımladığı "Nasıl Yaşamalı" isimli kitabının (özellikle 2001 basımı) "Kadın Gerçeği" başlığı altındaki metinlerde yer almaktadır. Şimdi size bir soru... Siz hiç bu sözlerinden sebep terörist başı Abdullah Öcalan'a itiraz eden, sesini yükselten bir kürtçü gördünüz mü? Peki diğer soru... Bu sözler Rahmi Koç'un boşboğazlığından kaynaklanan sözlerinden (fıkra) daha mı masumdur? Yıllarca Balkan Türkleri, Karadenizliler, Bursalılar vd. Türk unsurları hedef alarak anlattığınız fıkralardan, imalarda daha mı kötüdür bu fıkra? Ne oldu da ucuz bir fıkra yüzünden Kürtatak geçirir oldunuz? Teröristbaşı dağda sayısını bilmediğimiz kadar Kürt kadınıyla beraber olmadı mı? Dağa çıkan binlerce Kürt kızına PKK tecavüz etmedi mi? Kötü yola düşen Kürt kızlarını Kürt mafyası pavyonlara satmadı mı? Her şeyi bir kenara bırakın, onbinlerce kürtün ölümüne PKK sebep olmadı mı? Uyuşturucu ticareti başta PKK, Kürtçü grupların elinde ve kontrolünde değil mi? On binlerce şehidin sebebi fikri temellerini daha düne kadar Kürt bağımsızlık hareketi üzerine oturtan PKK değil mi? Türk Milleti ve diğer kardeş etnik kimlikler bunu tüm Kürtlere isnat etmemişken ve her Kürt kötüdür gibi bir psikoloji ile hareket etmemişken, siz kimsiniz de Türkleri kategorize ediyorsunuz? Bu tavır, Türklere karşı samimiyetsizliğin daniskasıdır. Daha düne kadar ve halen de bunlara itiraz eden, Türkleri kardeş göre ve Türklerle birlikte yaşa duygusuyla gelecek hayalleri kuran Kürtleri dahi kurşuna dizip kaçıran bir terör örgütü ve liderini eleştirdiniz mi? Abdullah Öcalan'a kaç def lanet okudunuz? Gereksiz ve basit bir fıkra üzerinden Türkleri psilojik olarak dövmeye ve mevzi kazanmaya çalışanlara soruyorum... Dübürünüz yemedi, mabadınız atmadı mı o zaman? Rahmi Koç üzerinden Atatürk ve Cumhuriyete saldırmaya çalışan soytarıları da görmüyor değiliz. Kürt kadını Namus da (ki öyledir); Türk devleti Babamız, Türk vatanı Anamız, Türk Cumhuriyeti erkek ve Türk Bayrağı Kız kardeşimizse yüz yılı aşkın süredir bunlara saldıranlar, Türklüğün namusuna kastediyor demek olmuyor mu? Neredeydiniz şimdiye kadar? Neredesiniz? Neden bunlara saldırırken şerefsizler sesiniz çıkmaz?

TÜRKİSTAN HABER

27,659 görüntüleme • 2 ay önce

Gezi terörü ile Türkiye’yi dize getirmeye çalışıyorlardı. İstanbul sokakları utanç verici bir vandallığa teslim olmuştu. Alman, İngiliz istihbaratçılar, sokaklarda açık açık örgütleri yönetiyor, talimatlar veriyorlardı. ABD ve Avrupa, Türkiye’de bir mezhep savaşı çıkarmak için bütün unsurları harekete geçirmişti. Bir heyet oluşturdular. Başbakan’ın karşısına dikildiler. Madde madde isteklerini sıraladılar. Listeye yazılan maddelerin tamamını, terörü yönetin Avrupalı istihbarat örgütleri yazmıştı. Hiç birisi Türkiye’nin daha iyi olması için değildi. Her madde Türkiye’yi vurmaya, dize getirmeye, küçültmeye ayarlı planlanmıştı. Bunlardan biri de; “İstanbul Havaalanı yapılmasın” maddesiydi. Almanya rahatsız oluyordu, Avrupa rahatsız oluyordu. Küresel havayolları sektöründe yeni aktör istemiyorlardı. Bu ülkenin vandalları da bu maddeleri ültimatom gibi devlete sunuyorlardı. O havaalanı yapıldı. Dünyanın en önemli hava istasyonlarından bir oldu. Avrupalı havaalanlarını ve havayolları sektörünü solladı. İstanbul dünyanın en kritik hava kavşağı oldu. Daha yüzlerce şey yapıldı. Bize, içeriden ve dışarıdan “yapamazsınız” dedikleri, engellemeye çalıştıkları her şey yapıldı. Ambargo uyguladıkları her şeyin yerlisi yapıldı. İşte dün, İstanbul Havaalanı’ndan aynı anda üç uçağın kalkabileceği sitem başarı ile uygulandı. Türkiye yoluna devam edecek. İçerideki “Truva Atları”na rağmen, yapılacak. O havaalanını engellemek isteyen Avrupa şimdi bizden savunma desteği istiyor. Bu sadece zenginlik yarışı değil. Bir güç yarışı. Bir tarih hesaplaşması, bir coğrafya formatlaması. Türkiye’de “Türkiye düşmanı” bir kitle var. Ve bu kitle “Türkiye’yi küçültmek” isteyenlerle gönüllü ortak. Şuan CHP’nin yaptığı şey bunun son örneği. İçeriden vuruyor, terör örgütlerinin bıraktığı boşluğu dolduruyor, İsrail’le ortak çalışıyor. Artık siyasi bir mesele olmaktan çıktı. Ama Türkiye durdurulamaz. Bunu onlar da öğrenecek.

İbrahim Karagül

54,258 görüntüleme • 1 yıl önce

-- NOSTRADAMUS DÖRTLÜKLERİ --- Endonezya depremleri sonrası Yunanistan ve Türkiye'de karışıklık (yer sarsıntıları) olacak. Fransız şifre çözücü Jean-Charles De Fontbrune'ye göre, "Türkiye ilk olarak ikinci cildin 52'nci dörtlüğünde geçiyor: Atina ile savaş Geceler boyunca yeryüzü sallanacak, Sonraki baharda iki kez daha olacak Korent, Efes boğulacak denizde Yiğit şampiyonlar savaşa girecek…" der. Vakit vaktinde, aklınızda bulunsun. Yarından itibaren Dolunay sonrası demiştik. 2023 'ün son Dolunayı 27 Aralık 2023 gece 3.33 'te gerçekleşti 3 3+3 = 6 3+3+3= 9 Üçünün toplamın18 ! Elon Musk'ın paylaştığı sayılar tablosunda 18 var . Endonezya depremi sonrası ayrıca Japonya depremleri ile Türkiye sallanmaya başladı. #ReptilianPlanet Japonya Tokyo ve çevresi son 1 saat boyu artan sarsıntılar yaşamakta. Tokyo 7.5 değerinde raporlara işlenen parçalanma Türkiye hattı ile birleşen Kabil ve Tahran da gün içi fermuar görevindeki olan yırtık gerilme ile birlikte açılmaya devam edecektir. #ZodyakProjesi Dünyada dolunay çekim depremleri devam ediyor. 5.7 Pasifik Okyanusu 5.2 Filipinler 6.5 Kuril Adaları 5.7 Hint Okyanusu 5.2 Papua Yeni Gine 5.3 Güney Sandwich Adaları 6.3 Endonezya 5.3 Çin 7.5 Japonya Bugün saat 18:20 itibariyle dolunay 4.risk dalgası başlayacak. Canlı yayınlarda 19 ilin etkileneceği #DEPREM uyarımız geçerlidir. Bunu bizzat ben söyledim.... Prof.Dr.Naci Görür - 18 il olarak açıklamıştır. Bunun yanında TUNCELİ üzerinde SARI BULUTLAR görüldüğü zaman depremin olacağı ve bizim dediğimiz BİNGÖL VE CİVARINDA gerçekleşmesi muhtemel MEDENİYET Yıkıcı deprem tabiri kullanıldığını açıklamıştık. Ayrıca bahsi geçen BÜYÜK SAVAŞIN alameti yani başlangıcı olarak kayıtlarda yer almaktadır. EY İNSANOĞLU, AYAĞA KALKMAZSAN ,EVİNDEN ÇIKMAZSAN,KÖTÜLÜĞE KARŞI DURMAZSAN... Seni evsiz ,barksız bırakır evinden çıkartırım. Arkanda bakacağın hiç bir şeyi bırakmam... 6 Şubat 2023'te olmadı mı? Oldu... Ne yaptık ? Aynen devam... Seçilmiş olanı tanıyamadılar. "Tanrı krallara,güçlülere, soylulara ve dünyada kalanlara emretti:“Gözlerinizi açın ve boynuzlarınızı kaldırın, eğer Seçilmiş Olan’ı tanıyabilirseniz.” Idris Enok kitabı 61.Bölüm. De yazanlar ... ''Seçilmiş bir yalnızlık insanın sahip olabileceği en büyük lükstür.'' Charles Bukowski ! YEDİSU FAYI KIRILIYOR. --Türkiye hattı ile birleşen Kabil ve Tahran da gün içi fermuar görevindeki olan yırtık gerilme ile birlikte açılmaya devam edecektir.--- FELAKET GELMEDEN ÖNCE DEFAATLE AÇIKLAMAYA ÇALIŞTIK... #Atabey19HHK #HüseyinHakkıKahveci #OndokuzBiziz #SonDakika #Deprem

Atabey Hüseyin Hakkı Kahveci

47,761 görüntüleme • 2 yıl önce

Bazen bir şeyi yapmayı planlarsın ama bambaşka bir sonuç çıkar ortaya. Biz İtalyanlar, daha az formdaydık, daha az agresiftik onlara göre. Abartmak istemem ama kariyerimde çok az penaltı kaçırdım. Ve gol olmadıysa da ya kaleci kurtardı ya da direkten döndü, topu göğe diktiğim pek olmamıştır. Bunu şunu anlatmak için söylüyorum: Pasadena’da olanlar, basitçe açıklanamaz. Penaltı noktasına gittiğimde o anlarda olunabileceği kadar zihinsel olarak sakindim. Taffarel’in her zaman atladığını biliyordum, onu iyi tanıyordum; bu yüzden topu ortadan, yarım metre kadar yukarıdan, kalecinin ayaklarıyla ulaşamayacağı bir yükseklikte vurmayı seçtim. Akıllıca bir tercihti çünkü Taffarel gerçekten de soluna atladı ve benim düşündüğüm o merkezden giden şutu asla çıkaramazdı. Ama ne olduysa oldu, top üç metre havalandı ve üst direğin çok üzerinden dışarı gitti. Brezilyalılar, o topun yükselişini gökyüzünden Senna'nın yaptığını söylediler. Kim bilir... Teknik olarak açıklanamaz bir şeydi bu, belki sadece yorgunlukla açıklanabilir. Ben birinci penaltıcımızdım, atmamak için hiçbir neden yoktu. Hiçbir zaman sorumluluktan kaçmadım. Defalarca söylediğim gibi: Penaltıyı sadece cesaret edip atanlar kaçırır. O gün kaçırdım. Hepsi bu. O anın etkisini yıllarca hissettim, hâlâ rüyalarıma giriyor. O kâbustan kurtulmak çok zordu. Eğer hayatımdan bir görüntüyü silme şansım olsaydı, o anı silerdim. O penaltıyla ilgili çoğu kişinin unuttuğu bir şey var: Ben o penaltıyı gole çevirseydim bile, Brezilya’nın hâlâ son vuruş hakkı vardı. Benden önce Baresi ve Massaro da kaçırmıştı. Bu da oyunun bir parçası. Ben son penaltıyı kaçırdım ve takım arkadaşlarımın hatalarını ‘sildim’. O Dünya Kupası için bir görüntü gerekiyordu, benim hatamı seçtiler. Günah keçisi arandığında yine ben oldum. Ama kimse hatırlamak istemedi ki belki de o finale benim sayemde gelmiştik. Uzun süre öyle kaldım. Riva’nın sarılışını, Milli Takım ekibinin şefkatini hatırlıyorum. Ama kafam orada değildi artık, olanı kabul edemiyordum. Takım arkadaşlarım yemeğe giderken, ben kendimi odaya kapattım. Bir kez daha, sorunlarımla başa çıkmanın yolu olarak yalnızlığı seçtim... (Roberto Baggio - Una porta nel cielo)

calciolog

21,131 görüntüleme • 1 yıl önce

Bir dizide yer alan bir oyuncunun eşi ya da eşinin bu kadar müdahil olduğunu daha önce hiç yaşamadım. Ama bu durum artık kontrolden çıkmış durumda ve kim ne derse desin diziye zarar veriyor. Evet Ozan Bey, Cihal hayranları kurguyla gerçeği ayırt etmeyi biliyor ama biz 10 yaşında olup da olup biteni göremeyen çocuklar değiliz. Şu an neler yaşandığını sizin de gördüğünüzü düşünüyorum. Öncelikle insanlar ortada bir şey görmeseydi kimse kimseyi “ship”lemezdi. Kimyanın 1. sezondan bu yana ciddi şekilde değiştiğini herkes görüyor. Ayrıca ekipten birçok kişinin Türkçe, Arapça, İspanyolca ve İngilizce konuşan hayranların açtığı oda’ları dinlediğini düşünüyorum. O’nun yaptığı ilk şey, Kasım ayında bütün yazı kapsayan bir günlük paylaşmak oldu. Neden? Çünkü oda’larda insanlar artı ve eksileri bağdaştırmaya başlamıştı. Sonra Go Türkiye geldi ve bir sürü kamera arkası fotoğraf ve videosu gördük. Hatta Hilal bile ne kadar mutlu olduğunu paylaştı. Ozan ve Sinem, yeni bir projeyi birlikte kabul ettiğinizde fandomun ne kadar büyüdüğünü siz de gördünüz ve herkes (fazlasıyla) mutluydu. Ardından TV8’den klipler gelmeye başladı; Ozan’ın Sinem’e nasıl baktığından, herkesin böyle bir erkek isteyeceğinden bahsettiler. Tamam, bunu da geçelim. İnsanlar arkadaşlarını desteklemek için Ozan’ın film galasına katılabilmek adına izin alıyordu. Galadan 10 dakika önce S’nin galaya gelmeyeceği haberi geldi ve bunu da story’sinde paylaştı… Öncesindeki her detay onun geleceğini gösterirken (1sen bile geleceğini yazmışken) insanların tepki vermesi çok normaldi. Bunu da geçelim. Hem O hem B onun story’sini repostladı ve başka hiçbir şey yapmadı. Sonra tüm bunların arasında S, sezon boyunca hiç yapmadığı halde asansörde B ile fotoğraf paylaşmaya karar verdi. Neden? Go Türkiye aynı hafta yayınlanacağı için mi? İnsanlar bu hafta ikinci projeyi alıyoruz diye mutlu olmaya başladığı için mi? Bunu da geçelim. Sonra Sinem, GQ ödüllerine katıldı ve “Yılın Kadını” ödülünü aldı. Ama ne Uzak Şehir sayfası onu tebrik etti ne de Ozan “Yılın Erkeği” ödülünü kazandığında tebrik edildi. Oysa bu ödülleri önceki dizilerinden değil, Uzak Şehir sayesinde kazandılar. Bundan sonra iki taraftan da garip röportajlar gelmeye başladı. Özel hayatlarını hayranların gözüne sokmaya çalışmaları hiç hoş değil. Bugün geldikleri noktadaysalar bunda hayranların payı büyük. Ozan’a oğlu ve ailesi sorulduğunda eşinden “oğlumun annesi” diye bahsetmesi de ayrıca tuhaftı. Özel hayatını koruyan biri olduğunu biliyoruz ama eğer biri senin eşinse, çocuk olsun ya da olmasın, o senin eşindir; sadece “çocuğumun annesi” değildir. Ayrıca film röportajlarında kendi filmi yerine sürekli dizisi ve partneri hakkında konuşulması, o filmdeki partnerine karşı da büyük bir saygısızlıktır. GQ’daki röportajlar ise tam anlamıyla cringe’di; izleyip sevinelim mi yoksa bu sirki izlemeye devam mı edelim, anlayamadık. Tüm bunlardan sonra Uzak’ta ilk yakın sahneleri içeren bir bölüm yayınlandı. Türkiye’deki sıkı kurallar nedeniyle tam versiyonu göremeyeceğimizi herkes biliyor, buna tamamız. Ama geniş sahnelerin çekildiğini ve özel bir bölüm (ÖZEL) yapılacağını bildiğimiz halde bunun bir anda yayınlanmaması yine garip bir durum. Ardından S, Instagram’da partneriyle bir paylaşım yaptı. Sorun yok ama ne zaman daha romantik bir bölüm yayınlansa, özellikle onunla birlikte olduğunu göze sokar gibi paylaşımlar yapıyor. Neredeyse bir hafta boyunca sevgilisi postun altına yorum bile yapmadı, ama bir anda O yaptı. S de repostu retweetlemek zorunda kaldı ki B yorum yapsın? Komik mi? Evet. O zamana kadar da ona cevap vermemişti, ama neyse. Tüm bunlar olurken, Uzak’ın yayınlanacağı gün 1sen, O’nun eşinin ameliyat olduğu yönünde bir haber paylaştı. Ne zamandan beri yapmadığı bir ameliyat hakkında bilgi paylaşıyorlar? Türkiye’de nazara inanıldığını hepimiz biliyoruz. (+)

Lejla

278,874 görüntüleme • 8 ay önce

La Haine filminin ünlü giriş sahnesi bu. 50. kattan düşen ve her katın yanından geçerken "buraya kadar her şey yolunda" diyen bir adamın hikayesi. CHP'nin hikayesi de işte o adamın hikayesine benziyor. 50. kattan düştüler, polis baskını yapıldı, 49. kattayken hala iktidar olacağız diye bağırıyorlardı. 48. katta CHP'liler ve İBB çalışanları itiraflara başlamışken, CHP hala imza toplamaya çalışıyordu. 47. katta oyumuz %40 oldu diye anket paylaştılar. Düşene gülünmez ama ben en çok buna gülüyorum. Yolsuzluk davasının dosyalarından biri, çalınan paralarla sahte anket yaptırmalarının üzerine. Yani adamın çaldığı parayla sahte anket yaptırdığını ispatlıyorsun cevap olarak yine sahte anket yaptırıyor. CHP henüz düştüğünü kabullenemiyor, o elli kat ile zemindeki beton arasında geçen süreyi yaşıyorlar şu an. Hızla yaklaşan betona bakmayınca gerçeklerden kaçabileceklerini sanıyorlar. Ne kadar zavallıca... Türkiye'de enflasyon var ve evet bazı ekonomik zorluklar da yaşanıyor. 23. senenin sonunda soğan falan biraz pahalandı, geçen 10 senedeki kadar rahat değiliz ama hayat büyük ölçüde normal seyrinde akmaya devam ediyor. Muhalefet, eskiden ekonomiyi eleştirirken ABD ve Avrupa ile kıyas yapardı, artık yapamıyorlar farkında mısınız? Çünkü bize "ideal rejim" diye sundukları Batı demokrasileri çöküşe geçti. CHP'nin tutunmaya çalıştığı Batılı erkler de 49. katta arkasından geliyor. Evet Türkiye, AK Parti iktidarının 23. senesinde bir takım ekonomik sıkıntılar çekti ve hala da çekiyor ama yüz yıllık 3 önemli sorununu da bu süreçte çözdü. Enerji, altyapı ve milli silah sanayii. Türkiye'nin bu 23 yılda kurduğu ordunun ne demek olduğunu önümüzdeki yüzyıl boyunca herkes öğrenecek. Türkiye artık hiçbir ülke tarafından askeri olarak işgal edilemez bir güç olduğunu herkese kabul ettirmiş durumda. 20 sene önce bu bir teoriydi, şimdi herkes tarafından kabul edilen gerçeğin ta kendisi. Dahası hiçbir terör örgütü tarafından silahla tehdit edilemez olduğunu da ilan etti. ABD, şu dakikalarda Suriye'deki terör gruplarına destek amacıyla getirdiği güçlerini ülke dışına taşıyor. Çok yakın bir süre sonra Türkiye'nin hiçbir sınırında kendisini tehdit eden tek bir silah bile kalmayacak. Türkiye şu an Suriye'de askeri üsler ve hava savunma sistemleri kuruyor. Bunun anlamı, o bölgedeki İsrail tahakkümünün sona ermesi. İsrail o yüzden arada bir hava saldırısı düzenleyip buna engel olmaya çalışıyor ama onun da yapabileceği hiçbir şey yok artık. Türkiye hızla genişliyor. Bu hızda bir genişlemeyi Batı, bir kaç yüzyıl önce yaşamıştı. Ama onlar genişlerken arkalarında katliamlar, soykırımlar, cinayetler bıraktılar. Şimdi sesleri çıkmasa da Batı medeniyeti çöktükten sonra onlardan çok acımasız intikamlar alacak mazlumlar sırada bekliyor. Biz görmesek de emin olun çocuklarımız bunu görecek ve belki de "bu kadar yeter" diye Batılıları korumak zorunda bile kalacak. Bugün bizim biraz enflasyon, biraz pahalı soğan ve patates ile başlattığımız genişleme sürecini, onlar milyonlarca insanı katlederek, sömürerek, işkence ederek, onurunu, gururunu yok ederek başlatmıştı. Afrika'daki Fransız kobalt madenlerinde 11 yaşındayken ciğerlerini kusup ölen çocuğun intikamını birileri onlardan mutlaka alacaktır, bundan emin olabilirsiniz. CHP aslında bu ülkeden yüz yıldır çalıyordu. AK Parti öncesinde bk kokan, pislik içinde yüzen hastaneler, bu soygunun sonucuydu mesela. Olmayan yollar, açılmayan okullar, İsrail'den alınan Heronlar, aslında CHP'nin bizden çaldıklarıydı. Referansları Batı olduğu için CHP çalmak üzerine kurulmuş bir örgüttür. Batılı çalar. Başka milletlerden de kendi milletinden de çalar. Açlıktan ölen Afrikalıdan da çalar, tarihin kıyısında uyuya kalmış Türk'ten de çalar. Batı medeniyetinin mantığı, güçlünün güçsüzden çalmasıdır. İşte CHP de, bu ülkedeki Batıcılardan oluştuğu için kurulduğundan beri bizden çalıyordu. Ne zaman uyanıp hırsızı yakalasak ortaya bir cunta çıkıp kafamıza vuruyor ve bizi tekrar uyutuyordu. Şimdi CHP 46. kattan geçerken "cunta" diye bağırıyor, muhtemelen şu an hayatları film şeridi gibi gözlerinin önünden geçiyor ve cuntayı da işte orada görüyorlar. Ama artık onları kurtaracak bir cuntaları da yok, cunta çok daha önce oradan düşüp parçalandı. Cesaretlerini toplayıp aşağıya bakabilseler, cuntanın parçalanmış cesedinin de orada olduğunu görebilecekler.

Abese İrca

98,032 görüntüleme • 1 yıl önce

🚀 30X+ Mümkün Tenet Protocol Herkese açık ön satış fırsatını inceliyoruz. 1⃣ Önce #TENET başındaki isme bakalım: Greg Gopman ➻ Akash Network'ün Kurucu Ortağı ➻ Ankr CMO'su ➻ Kadena'da Büyüme Başkanı Önceki projeleri Binance, Coinbase dahil onlarca borsada listelenmiş ve milyarlarca dolar hacme ulaşmış. Diğer takım üyeleri de benzer başarılara ve prestijlere sahip. Bu yüzden bu proje çok ses getirebilir. 2⃣ Çok düşük M'cap sayesinde çok yüksek kazanç $TENET sadece 240K$ ile başlayacak. Az önce saydığım diğer projelerin hacmine ulaşırsa bu binlerce X demek fakat bu yatırımlarla zaman alacak bir şey. En iyisi kısa vadeli hedeflere bakalım. Son zamanlarda çıkan ve benim de ön satışından yatırım yaptığım #ChainGPT şuan 15M$ market değerine sahip! 15M $ / Tenet başlangıç değeri (240K$) = 62 X demek. Tabi TENET borsalarda da listeleneceği için ek likitide de eklenecektir. Bunu da hesapladığımızda kabaca listelemede doğrudan 30- 40X ile başlangıç yapabilir. Ön satışından 100$ yatırım yapanlar için bu 3000$ - 4000$ kazanç demek! 3⃣ Şunu diyebilirsiniz. Vesting var. Listelemede %10 TGE daha sonra 3 aylık bekleme süresi ardından aylık %4.5 düzenli dağıtım. Benzer eleştiriler $SUI'de de gelmişti ama bu tarz LAYER-1 projeler ekosistemleri yatırım ve kullanıcı çektikçe büyüyen sistemler. Uzun vadede alabileceği yatırımlar sayesinde sağladığı vesting getirileri artabilir. Üstelik ilk taksitte anapara + kazanç alacağımız için uzun vadede bir riskimiz olmadan da beklemiş olacağız. 4⃣ Uzun vadede Binance listelemesi gelebilir #TENET Layer - 1 üzerine konuşlandırılmış #AI destekli bir #DEFI projesi. Kendi çalışan uygulaması var ve lansmandan önce on binlerce kullanıcıya da ulaştı. CZ bir sunumunda, Binance artık ortaya bir ürün koymuş, bir hizmeti veya uygulaması olan yeni fikirleri listelemek ve desteklemek istediğini söylemişti. Greg Gopman ve CZ'nin bağlantıda olduğunu düşünürsek ilerleyen dönemlerde Binance listelemesi beni şaşırtmaz. Tabi şuan bu aşamada kestirmek çok güç. 📍Toparlamak gerekirse son düşüncelerim: TIER-1 listelemeler ve partnerlikler ön satış bittikten sonra gelecektir. Aynı $SUI'de olduğu gibi. O yüzden 100$ gibi bir bütçe ile böyle bir projede yer alma şansını kovalamak bence çok mantıklı duruyor. DAO Maker herkese açık turunda 250.000$'lık bir havuz ayrılmış. Kişi başı 100$ alım hakkı sunulacağı için sadece 2500 kişi herkese açık turdan alabilecek. Bu da listelemede satış baskısının çok az olacağı ve yukarıda hesapladığım X'leri görebileceğimiz anlamına geliyor. ✅Nasıl alabiliriz? TG kanalımda adım adım anlattım. Sizleri oraya bekliyorum⤵️ $TENET'e DAO sayesinde kendim de yatırım yapacağım. Bu incelemeyi ön satış fırsatını vurgulamak adına sizler için yaptım. Eğer faydalı olduysa beğenmeniz moral verecektir. Ayrıca EVA Wallet uygulamasındaki kodlarınızı tweet altında paylaşarak birbirinizi destekleyebilirsiniz. Seviliyorsunuz❤️

Coin Hunter

555,924 görüntüleme • 3 yıl önce

$AOE DEĞERLENMEYE MAHKUM. Bundan birkaç ay önce Oxbull Telegram gruplarında Agentic Open Economy'den bahsedildiğini gördüm ama açıkçası pek dikkatimi veremedim. Birkaç hafta önce start verilmiş bir proje olmasına rağmen, hatırı sayılır bir topluluğa ulaşmışlar ve o günden beri tahtayı tüm bu kaosa rağmen yukarı taşımışlar. Peki nasıl? #AOE aslına bakarsanız bir AI ajanı ve deneyimlediğim kadarıyla Telegram'da istediğiniz birine Base ağı üzerinden çok hızlı bir şekilde USDC ile "tip" (bahşiş) göndermenizi sağlıyor. Bunun ne anlama geldiğini anlayabiliyor musunuz? Telegram kanalımda artık tek tıkla istediğim takipçime USDC gönderebilirim! Siz de AOE Bot'unu kullanmak isterseniz tek tıkla bir depozito adresi oluşturabilir ve Base ağında içine bir miktar USCD gönderebilirsiniz. Yada birinin size tip göndermesi bekleyebilirsiniz. Ayrıca, bu tip gönderme işlemlerinde hiçbir ETH masrafı da yok. Sorduğumda ise bunun "x402 teknoloji sihri" olduğunu söylüyorlar. Doğal olarak şunu sorabilirsiniz: Eğer USDC gönderiyor ve işlem masrafları için de ETH tutmamız gerekmiyorsa $AOE'ye neden ihtiyaç var!? Aslında teknik açıdan gerek yok gibi; fakat her tip gönderiminden küçük (kimseyi rahatsız etmeyecek kadar) bir ücret (fee) kesiliyor ve bu ücretler ile marketten $AOE alınıp yakılıyor. Böylece token deflasyonist bir hâl alıyor. Takım dâhil kimseye ücretsiz token verilmemiş; yani AOE istiyorsanız marketten almak zorundasınız. Bu yüzden fiyat, bu kaos ortamına rağmen tırmanmaya devam ediyor. Sadece 24 saatte %54'ten fazla yükseliş var. Ben bir miktar aldım ama size alın diyemem. İnceleyin, botu test edin ve alıp almayacağınıza kendiniz karar verin. Bot şu anda test grubu içinde kullanılıyor ama yakında herkese açılacak.

Veli Mutlu

19,728 görüntüleme • 9 ay önce

Sayın Yağız Sabuncuoğlu, Bizler FenerSol olarak amatör bir ekibiz. Hepimizin farklı işi gücü var. Hiçbirimiz futbolla ilgili bir işten geçinmiyoruz. Ticaret, grafikerlik, öğretmenlik, işçilik, emekli, hemşire vs. işlerle uğraşıyoruz. Elimizden geldiği kadar takımımızın uğradığı haksızlıkları dile getirmek için bir araya gelmiş bir kollektifiz. Bizi engellemişsiniz. E haliyle biz de sizi engelledik. Ama arkadaşlarımız Sinan Deyup Sinan Deyup ¹⁹⁰⁷ , Ant Ercan Ant Ercan ve Cenk Köstem’e CENK KÖSTEM özelden DM’den yazıyorsunuz. Siz bilirsiniz. Bizim kimse ile kişisel bir derdimiz olamaz. Şu veya bu konuya girmeden söylüyoruz. “Ben gazeteciyim, haber veririm” diyorsanız onu yapın. Ama bunu yapmadığınızı görüyoruz. Takıma sallarken, yönetimine sallarken, geçen yıl İsmail Kartal hocamıza sallarken “Ben gazeteciyim haber veririm” demiyorsunuz! Yok “ben Fenerbahçeliyim, bunlar beni de ilgilendirir” diyorsanız sizi Fenerbahçe’yi savunurken pistte hiç görmedik. Sizi bu konuda da piste davet ediyoruz! Bağlı bulunduğunuz menajerlik şirketinin kriterlerini bilemiyoruz. Ama bizim kriterimiz Fenerbahçe! Son günlerde ayyuka çıkan 56 milyon euro yolsuzluğu iddiaları ile ilgili de sizden tek kelime duymadık. İşinize geldiği zaman Fenerbahçe, işinize geldiği zaman gazeteci “ceketi” giymeyin. Bu taraftar çok “ceketsiz” gördü. Artık yemiyoruz. FENERSOL

FenerSol

275,905 görüntüleme • 2 yıl önce