Загрузка видео...

Не удалось загрузить видео

На главную

📍 San Francisco ➡️ Washington D.C. ➡️ New York ABD programımızı yoğun ve verimli temasların ardından geride bıraktık. San Francisco’da dünyanın önde gelen biyoteknoloji ve araştırma merkezlerinde bilim insanlarımızla bir araya gelerek kanser ve hücresel tedaviler alanındaki çalışmaları değerlendirdik; robotik cerrahi teknolojilerini yerinde inceledik. Washington D.C.’de ABD Sağlık Bakanı...

11,925 просмотров • 4 дней назад •via X (Twitter)

Комментарии: 15

Фото профиля malesef ecz
malesef ecz4 дней назад

biz de sağlıkta alt yapıyı güçlendirmek için yıllarca emek verdik ama karşılığında iş bulamayan değer görmeyen diplomalı işsizler olduk eczacıları ve diş hekimlerini lütfen duyun #TDBveTEBgöreve

Фото профиля Merve
Merve4 дней назад

eczacilar atama bekliyor bakanım lütfen #TDBveTEBgöreve

Фото профиля E
E4 дней назад

Dis hekimleri atama bekliyor abd umrumuzda degil

Фото профиля Aysen
Aysen4 дней назад

Diş hekimlerimi ata ata tamam amerikadasınız 1 haftadır anladık atayın ataaaaa

Фото профиля Merve
Merve4 дней назад

ecza ve diş atama istiyor 2026 bitecek atamadan hala ses seda yok bakanim

Фото профиля hk ironi
hk ironi4 дней назад

Evet bu diş hastaneleri ne zaman düzelecek bir plan var mı ?

Фото профиля Zerrin İffet
Zerrin İffet3 дней назад

Genel Sağlık Sigortası Borçları Silinsin Lütfen

Фото профиля Zerrin İffet
Zerrin İffet3 дней назад

Titanyum Dioksit Yasaklansın

Фото профиля Murat Yarşı
Murat Yarşı4 дней назад

Yani diyor ki gittim gezdim tozdum yedim içtim eğlendim bütün masrafları da Türkiye Cumhuriyeti'nin gariban vatandaşlarına kitledim Siz de bunları paşa paşa ödeyeceksiniz Ben adam gibi bir sağlık bakanı olsam ilk önce Bursa şehir Hastanesi'ne ödenek Gönderirdim diyor enayiler

Фото профиля Umut Hür
Umut Hür4 дней назад

İşsizlere aylık Gss Prim borcu yazılması umurunuzda bile değil. Olan işsiz insanlara oluyor aylık gss borcu yazıyorsunuz. İşsize geliri var diyorsunuz emekli babasıyla aynı evde kalıyor diye. Mağdur oldu işsizler #GssMağdurları

Фото профиля Fatih Sultan Mehmet
Fatih Sultan Mehmet4 дней назад

İptal

Фото профиля Mehmet Mercimek
Mehmet Mercimek4 дней назад

Elhamdülillah çok şükür maşallah evel ALLÂH hamd olsun dünya Türkiye Cumhuriyet tarihinde ilk ve tek alternatifsiz dünya lideri Erdoğan bakanım 25 yıl önce 25 yıldır terörsüz şeytanlarsız Türkiye'yi gelişmişlikte teknolojide dünyada ilelebet nice 25 iyiki Erdoğan'ız bakanım

Фото профиля Adem Yavuz Dizman
Adem Yavuz Dizman4 дней назад

Ülkene dön bakan ülkene Ülkemde bir şey yap bakan oldukdan sonra bulunduğun hastenleri ziraat etmedin senin ne işin var olda

Фото профиля ProfDrKeyfiminKahyası
ProfDrKeyfiminKahyası4 дней назад

"Ooohhhh... misss gibi gezdik, yedik, içtik. Bir daha ne zaman elime geçer bu fırsat? Sayılı gün çabuk geçer... Allah reyizin tuutuğunu altın etsin. Hamdolsun."

Фото профиля kenan özçelik
kenan özçelik4 дней назад

❤️❤️

Похожие видео

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Endonezya Dışişleri Bakanı Sugiono ve Endonezya Savunma Bakanı Sjafrie Sjamsoeddin’in katılımlarıyla "Türkiye-Endonezya Dışişleri ve Savunma Bakanları Ortak Toplantısı" Ankara’da gerçekleştirildi. Toplantıda Bakanların yanı sıra Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ile Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün de yer aldı. Görüşmelerin ardından Türk ve Endonezyalı Bakanlar, basın mensuplarının karşısına geçerek ortak basın toplantısı düzenledi. Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler ile Dışişleri Bakanı Hakan Fidan basın toplantısında görüşmelere ilişkin ve Suriye’deki son gelişmelere ilişkin açıklamalarda bulundu. Bakan Yaşar Güler, basın mensuplarına şu açıklamalarda bulundu: TÜRKİYE-ENDONEZYA İLİŞKİLERİ GİDEREK DERİNLEŞMEKTEDİR “Bugün Endonezya Dışişleri Bakanı Sayın Sugiono ve Savunma Bakanı Sayın Sjafrie Sjamsoeddin ile 2+2 Toplantısı kapsamında yapıcı ve verimli bir görüşme gerçekleştirdik. Tarihî ve kültürel bağlara dayanan köklü geçmişinden güç alan Türkiye-Endonezya ilişkileri, stratejik ortaklık ve çok boyutlu iş birliği anlayışıyla giderek derinleşmektedir. Bugün gerçekleştirdiğimiz toplantıda stratejik güvenlik konuları ve öncelikleri, savunma ve güvenlik ile savunma sanayisi ve küresel güvenlik iş birliği başlıklarını kapsamlı biçimde ele aldık. Ayrıca dünyanın farklı bölgelerindeki güncel gelişmeler hakkında görüş alışverişinde bulunduk. Uluslararası güvenlik ortamının giderek karmaşık ve birbiriyle bağlantılı hâle geldiği, küresel barış ve istikrarın sağlanmasının daha yakın diyalog, iş birliği ve çok taraflı mekanizmaların güçlendirilmesiyle mümkün olabileceği konusunda hemfikir olduk. Küresel güvenlik iş birliği kapsamında barışı koruma operasyonları gibi mekanizmaların yetkinliğinin artırılabilmesi için uluslararası koordinasyonun güçlendirilmesi gerektiği konusunda da anlayış birliğine vardık. İŞ BİRLİĞİMİZİ DAHA DA İLERİ TAŞIMA KONUSUNDA MUTABIK KALDIK Savunma ve savunma sanayi alanında mevcut iş birliğimizin somut projeler ve uzun vadeli ortaklıklar yoluyla daha da ileri taşınması konusunda mutabık kaldık. Türkiye ve Endonezya arasında gün geçtikçe derinleşen ve zenginleşen iş birliği, savunma, askerî ve güvenlik konuları dâhil olmak üzere geniş bir yelpazede, iki ülkenin de ortak yarar ve beklentilerine hizmet edecek bir nitelik taşımaktadır. Ayrıca söz konusu yakın iş birliği aynı zamanda bölgesel ve küresel barış ve istikrara da katkı sağlayacaktır. Toplantı vesilesiyle değerli dostlarımız Savunma Bakanı Sayın Sjafrie Sjamsoeddin ve Dışişleri Bakanı Sayın Sugiono’yu Türkiye’de ağırlamaktan duyduğumuz memnuniyeti de ifade etmek istiyorum. Sizlerin aracılığıyla dost ve kardeş Endonezya halkına sağlık ve esenlikler diliyor, sizleri bir kez daha saygıyla selamlıyorum. SURİYE’NİN HALEP’TE BAŞLATTIĞI TERÖR OPERASYONUNU MEMNUNİYETLE KARŞILADIK Ayrıca Türkiye olarak Suriye’de yaşanan son gelişmeleri yakından takip ettiğimizi de vurgulamak istiyorum. Ülkedeki bütün etnik gruplara “eşitlik” ilkesi ile davranan Suriye hükûmeti, kamu düzeni ve vatandaşlarının can güvenliğini sağlamak amacıyla Halep’te teröristlerce yürütülen terör faaliyetlerine karşılık terörle mücadele operasyonu başlatmıştır. Tüm terör gruplarını hedef alan bu operasyon tarafımızca da memnuniyetle karşılanmıştır. Suriye’nin güvenliğini kendi güvenliğimiz olarak gördüğümüzü, “Tek Devlet, Tek Ordu” ilkesi doğrultusunda Suriye’nin birliği ve toprak bütünlüğü temelinde terör örgütleriyle mücadelesine destek verdiğimizi bir kez daha ifade etmek istiyorum. #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

46,892 просмотров • 8 месяцев назад

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ve Kuvvet Komutanları ile Endonezya Millî Günü dolayısıyla düzenlenen resepsiyona katıldı. Resepsiyonda bir konuşma yapan Bakan Yaşar Güler, Türkiye-Endonezya ilişkilerine yönelik şunları söyledi: ENDONEZYA HALKINA GEÇMİŞ OLSUN DİLEKLERİMİ İLETİYORUM Endonezya Millî Günü vesilesiyle düzenlenen bu anlamlı resepsiyonda sizlerle bir arada olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyor, sizleri sevgiyle saygıyla selamlıyorum. Dost ve kardeş ülke Endonezya’nın Millî Günü’nü de en içten dileklerimle kutluyor, sizlere Sayın Cumhurbaşkanımızın da selamlarını iletiyorum. Sözlerimin başında Cumartesi günü Endonezya’nın Flores bölgesinde meydana gelen deprem felaketi sebebiyle hayatını kaybeden Endonezyalı kardeşlerimize Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyor, dost Endonezya halkına geçmiş olsun dileklerimizi iletiyorum. Bu vesileyle Endonezya’nın bağımsızlığı uğrunda cesaret ve kahramanlıkla mücadele edenleri de saygıyla yâd ediyor, sizlerin şahsında Endonezya halkına sağlık, huzur ve refah diliyorum. ENDONEZYA, TÜRKİYE’NİN KIYMETLİ VE STRATEJİK BİR ORTAĞIDIR Endonezya, Türkiye için her zaman özel bir yere sahip olmuştur. Ülkelerimiz arasında coğrafi uzaklığa rağmen asırlardır devam eden güçlü tarihî ve kültürel bağlar, köklü bir dostluk ve kardeşlik bulunmaktadır. Geçmişten günümüze ulaşan bu bağlar bugün karşılıklı güvene, ortak çıkarlara ve geleceğe yönelik güçlü iş birliği iradesine dayanan çok boyutlu ilişkilerimize sağlam bir zemin oluşturmuştur. Güneydoğu Asya’nın en büyük ekonomilerinden biri olan Endonezya, dinamik nüfusu ve sahip olduğu yüksek potansiyel ile hem bölgesinin önemli ülkelerinden biri hem de Türkiye’nin kıymetli ve stratejik bir ortağıdır. Son yıllarda liderlerimiz arasında gerçekleşen karşılıklı ziyaretler ve artırılan üst düzey temaslar, ikili ilişkilerimizin ulaştığı müstesna seviyenin bir göstergesidir. Bu çerçevede ticaret ve yatırımlardan enerjiye, sağlıktan eğitim ve kültüre kadar pek çok alanda iş birliğimizi sürekli geliştiriyoruz. Halklarımız arasındaki bağların güçlendirilmesini de ilişkilerimizin geleceği açısından son derece kıymetli görüyoruz. Bu kapsamda turizm hareketliliğinin artması, eğitim alanındaki yakın temaslarımız ve Türkiye’de öğrenim gören binlerce Endonezyalı kardeşimizin, ülkelerimiz arasında birer gönül ve kültür elçisi hâline gelmeleri bu güçlü beşerî bağların pekiştirilmesine müstesna katkılar sunmaktadır. İLİŞKİLERİMİZİN ÇOK DAHA İLERİ SEVİYELERE ULAŞACAĞINA YÜREKTEN İNANIYORUM Dost ve kardeş ülke Endonezya ile çeşitli alanlarda olduğu gibi askerî ve savunma sanayi alanlarında da iş birliğimizi güçlendirmekteyiz. Silahlı kuvvetlerimiz arasındaki karşılıklı tecrübe paylaşımının, yakın temasların ve müşterek eğitim-tatbikat faaliyetlerinin artırılmasına büyük önem veriyoruz. Savunma sanayi alanında ise muhtelif projelerde iş birliği içerisindeyiz. Özellikle ülkemizin yerli ve millî olarak üretmekte olduğu, beşinci nesil millî muharip savaş uçağı KAAN’ın Endonezya’ya 48 adet satışına yönelik vardığımız mutabakat bu alandaki iş birliğimizi daha üst bir seviyeye taşımıştır. Bu alanda mevcut projelerimizi ilerletmenin yanı sıra diğer platformlarda da “kazan kazan” ilkesine dayalı iş birliklerimizi geliştirerek ülkelerimiz arasındaki karşılıklı güven ve dayanışmayı daha da artırmayı hedefliyoruz. İçinden geçtiğimiz çatışmaların ve belirsizliklerin arttığı bu kritik dönemde Endonezya gibi dost ve kardeş ülkelerle olan dayanışma ve iş birliğimizi daha da güçlendirmenin son derece önemli olduğuna inanıyorum. Nitekim Türkiye ve Endonezya’nın uluslararası platformlarda da birlikte çalışmasından büyük memnuniyet duyuyoruz. Birleşmiş Milletler, İslam İşbirliği Teşkilatı, G-20, D-8 gibi çok taraflı platformlarda yürüttüğümüz uyumlu çalışmalar, küresel barış ve istikrara yönelik ortak tutumumuzun önemli bir tezahürüdür. Endonezya ile bu konularda da birlikte çalışmaya devam edeceğiz. Karşılıklı güvenimiz ve ortak gelecek vizyonumuz sayesinde ilişkilerimizin çok daha ileri seviyelere ulaşacağına yürekten inanıyorum. Bu vesileyle ülkelerimiz arasındaki dostluk ve iş birliğinin geliştirilmesine yönelik kıymetli gayretleri dolayısıyla Sayın Büyükelçiye ve Endonezya Büyükelçiliğinin seçkin personeline canıgönülden teşekkür ediyorum. Endonezya Millî Günü’nü bir kez daha en içten dileklerimle kutluyor, tüm katılımcıları bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

195,649 просмотров • 1 месяц назад

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu ve Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Metin Tokel ile Kamerun Millî Günü dolayısıyla düzenlenen resepsiyona katıldı. Resepsiyonda Türkiye-Kamerun ilişkilerine yönelik bir konuşma yapan Bakan Yaşar Güler şunları söyledi: GÜVENLİK, İSTİKRAR VE KALKINMA AYRILMAZ UNSURLAR HÂLİNE GELDİ Dost ülke Kamerun Cumhuriyeti’nin Millî Günü vesilesiyle düzenlenen bu anlamlı resepsiyonda sizlerle bir arada bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyduğumu özellikle belirtmek istiyorum. Bu vesileyle Kamerun halkının Millî Günü’nü en içten dileklerimle kutluyor, dost Kamerun’a barış, huzur ve refah dolu bir gelecek temenni ediyorum. Ayrıca sizlere Sayın Cumhurbaşkanımızın da selamlarını iletmek istiyorum. Bu yılın Millî Gün temasının “Ulusal Birlik: Güçlü Bir Savunma Sisteminin Omurgası ve Kamerun’un Kalkınmasının Temeli” olarak belirlenmesini son derece anlamlı bulduğumu ifade etmek isterim. Zira günümüzde güvenlik, istikrar ve kalkınma; birbirinden ayrılmaz unsurlar hâline gelmiştir. Güçlü kurumlara, güvenilir bir savunma yapısına ve toplumsal dayanışmaya sahip ülkeler; ekonomik gelişimlerini sağlam temeller üzerine inşa edebilmekte ve gelecek hedeflerine daha emin adımlarla ilerleyebilmektedir. Bu bakımdan Kamerun’un birlik ve beraberliğini güçlendirmeye, güvenliğini tahkim etmeye ve kalkınmasını hızlandırmaya yönelik ortaya koyduğu bu stratejik vizyonu takdirle karşılıyoruz. TÜRKİYE, AFRİKA’YI STRATEJİK ORTAK OLARAK GÖRÜYOR Türkiye ile Kamerun arasında karşılıklı saygı, dostluk ve güven temelinde şekillenen güçlü ilişkiler bulunmaktadır. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yürütülen Afrika politikamız çerçevesinde kıta ülkeleriyle ilişkilerimiz son yıllarda büyük bir ivme kazanmıştır. Türkiye Afrika’yı stratejik bir ortak olarak görmekte, ilişkilerini karşılıklı fayda ve ortak kalkınma anlayışı temelinde geliştirmektedir. Kamerun da bu vizyonumuzda özel bir yere sahip olan önemli dost ve ortaklarımızdan biridir. Ülkelerimiz arasında siyasi, askerî, ekonomik, ticari, kültürel ve teknik alanlarda gelişen ilişkilerden büyük memnuniyet duyuyoruz. Karşılıklı üst düzey temaslar ve kurumsal iş birlikleri, ilişkilerimizin her geçen gün daha da güçlenmesine katkı sağlamaktadır. Özellikle ekonomik ve ticari alanda mevcut potansiyelin çok daha ileri seviyelere taşınabileceğine inanıyoruz. Bu doğrultuda Karma Ekonomik Komisyon mekanizmaları başta olmak üzere çeşitli platformlar aracılığıyla iş birliğimizi geliştirmeye devam ediyoruz. Türk şirketleri; altyapı, ulaştırma, enerji ve müteahhitlik alanlarında Kamerun’un kalkınma hedeflerine katkı sunmakta, yeni yatırım ve projeler için çalışmalarını sürdürmektedir. Bizler de iş insanlarımızı ve firmalarımızı, Kamerun’da daha fazla yatırım yapmaya teşvik ediyor, bu iş birliğinin her iki ülkenin ortak refahına katkı sağlayacağına inanıyoruz. Ayrıca halklarımız arasında önemli bir köprü vazifesi gören Kamerunlu genç kardeşlerimizin ülkemizde çeşitli alanlarda eğitim almalarından da büyük mutluluk duyuyoruz. TÜRKİYE-KAMERUN İLİŞKİLERİNİN DAHA İLERİ SEVİYELERE ULAŞACAĞINA İNANIYORUM Askerî ve savunma alanındaki iş birliğimiz de ülkelerimiz arasındaki ilişkilerin gelişen ve güçlenen boyutlarından biridir. Son dönemde savunma ve güvenlik alanındaki temaslarımızın yoğunlaşmasından da memnuniyet duyuyoruz. Özellikle askerî eğitim faaliyetleri, personel değişimi ve kurumsal iş birliği çalışmaları, ikili askerî iş birliğimizi daha da güçlendirmektedir. Bu kapsamda bu ayın başında ülkemizi ziyaret eden Kamerun Savunma Bakanı Sayın Joseph Beti Assomo ile gerçekleştirdiğimiz görüşmeler, son derece verimli geçmiş, ülkelerimiz arasındaki iş birliğini daha ileri seviyelere taşıyacak kararlılık ve projeler ortaya konmuştur. Nitekim imzaladığımız Askerî Mali İş Birliği Anlaşması ile Nakdî Yardım Uygulama Protokolü’nün, savunma ilişkilerimizin gelişimine ve dostluğumuzun daha da güçlenmesine önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum. Ayrıca geçtiğimiz yıl Kamerun ziyaretimiz çerçevesinde Kamerunlu askerî personelin Türkçe öğrenimine imkân sağlayacak ikinci dershanenin açılışını yapmamız da iki dost ülke arasındaki bağların derinleştirilmesine yönelik değerli adımlardan biri olmuştur. Türkiye olarak savunma ve güvenlik alanındaki tecrübemizi Kamerun gibi dost ülkelerle paylaşmayı barışa, istikrara ve kapasite geliştirme çalışmalarına sunulacak katkı bakımından önemli görüyoruz. Bu anlayışla Türkiye-Kamerun ilişkilerinin; karşılıklı güven, ortak çıkarlar ve dostluk temelinde önümüzdeki dönemde çok daha ileri seviyelere ulaşacağına yürekten inanıyorum. Başta Sayın Büyükelçi olmak üzere Kamerun Büyükelçiliğinin etkin ve verimli çalışmalarıyla iş birliğimizin gelişmesi için yoğun gayretler sarf ettiğini memnuniyetle müşahede ediyor, değerli katkılarından dolayı kendilerine teşekkür ediyorum. Bu duygu ve düşüncelerle Kamerun Cumhuriyeti’nin Millî Günü’nü bir kez daha kutluyor, dost Kamerun halkına sağlık, huzur ve esenlik diliyorum. Sizleri bir kez daha sevgiyle saygıyla selamlıyorum. İyi akşamlar… #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

26,153 просмотров • 3 месяцев назад

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu ve Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Metin Tokel ile katıldığı Pakistan’ın Savunma ve Şehitler Günü resepsiyonunda konuştu. Bakan Yaşar Güler, şunları söyledi: PAKİSTAN’IN GÜÇLÜ İLERLEYİŞİNİ BÜYÜK BİR MEMNUNİYETLE TAKİP EDİYORUZ "Sayın Büyükelçim, Saygıdeğer Savunma Ataşesi, Çok Kıymetli Misafirler, Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Bu anlamlı gün vesilesiyle sizlerle bir arada bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyuyor, nazik davetiniz için şükranlarımı sunuyorum. Dost ve kardeş ülke Pakistan’ın Savunma ve Şehitler Günü’nü en içten dileklerimle kutluyor, Pakistan halkına selam ve saygılarımı iletiyorum. Sayın Cumhurbaşkanımızın da sizlere selamlarını ve muhabbetlerini getirdiğimi özellikle belirtmek istiyorum. Bu vesileyle Pakistan’ın bağımsızlık mücadelesinde canlarını feda eden aziz şehitleri ve büyük bir fedakârlıkla mücadele etmiş kahraman gazileri rahmet ve minnetle yâd ediyorum. Pakistan bölgesel ve küresel dengelerde söz sahibi olan barış, güvenlik ve istikrarın sağlanmasında etkin roller üstlenen önemli bir aktördür. Özellikle son yıllarda gerek ekonomik kalkınma hamleleri, gerekse savunma ve dış politika alanlarındaki vizyoner yaklaşımlarıyla uluslararası sistemdeki yerini her geçen gün daha da güçlendirmektedir. Türkiye olarak köklü tarihî dostluk ve kardeşlik bağlarımızın bulunduğu Pakistan’ın bu güçlü ilerleyişini büyük bir memnuniyetle takip ediyoruz. PAKİSTAN, BİZİM İÇİN DAYANIŞMA RUHUMUZUN BİR EŞİDİR Bizim için Pakistan; dost bir devletten öte sarsılmaz kardeşliğimizin, ortak kader anlayışımızın ve dayanışma ruhumuzun bir eşidir. Bu yönüyle Türk milletinin gönlünde, Pakistan’ın yeri her zaman ayrıdır ve kıymetlidir. Aramızdaki güçlü bağlar, bugün de somut iş birlikleri ve çok yönlü ortaklıklarla sürekli olarak güçlenmektedir. Dost Pakistan Silahlı Kuvvetleriyle birlikte gerçekleştirdiğimiz askerî eğitim ve tatbikatlardan, savunma sanayisi projelerine kadar savunma ve güvenlik alanındaki iş birliğimizi ve tecrübe paylaşımımızı en üst seviyelere çıkardık. Aynı şekilde ticaretten teknolojiye kadar uzanan geniş bir alanda yürüttüğümüz çalışmalar, yakın iş birliğimizin ne denli etkin olduğunu ve geleceğe birlikte yürüme irademizi de açıkça ortaya koymaktadır. DÜNYADA EN YAKIN SAVUNMA ORTAKLARINDAN BİRİ HÂLİNE GELMEKTEYİZ Türkiye ve Pakistan arasındaki stratejik ortaklık doğrultusunda özellikle savunma sanayisi alanında birçok projeyi başarıyla sürdürmekteyiz. Bilhassa MİLGEM projesi kapsamında inşa edilen gemiler hem birlikte çalışabilirliğimizi hem de omuz omuza verince neleri başarabileceğimizi açıkça ortaya koymuştur. Bu şekilde sonuç odaklı ortak projelerin yürütülmesinin yanı sıra ülkelerimiz arasındaki karşılıklı güven, esaslı yaklaşım, yeni ve kapsamlı iş birliklerine de zemin hazırlamaktadır. Türkiye ve Pakistan’ın her geçen gün daha da güçlenen emektaşlığı, sadece ülkelerimiz için değil aynı zamanda bölgesel barış ve istikrar açısından da kritik önem taşımaktadır. Uluslararası güvenliğin tesisine yönelik birçok tehdide karşı güçlü duruşumuz, dayanışmamızın en açık tezahürüdür. Şu bir gerçek ki daha fazla iş birliği sayesinde dünyada en yakın savunma ortaklarından biri hâline gelmekteyiz. TÜRKİYE VE PAKİSTAN ARASINDAKİ KARDEŞLİK, KALPTEN KALBE BAĞLARLA GÜÇLENMEKTEDİR Türkiye ve Pakistan arasındaki kardeşlik sadece diplomatik ilişkilerle değil, kalpten kalbe kurulan samimi bağlarla da güçlenmektedir. Zor zamanlarımızda birbirimize uzattığımız yardım eli acılarımızı paylaşıp sevinçlerimizi çoğaltmamız, bu kardeşliğin ruhunu yansıtmaktadır. Bu vesileyle Pakistan’da meydana gelen sel felaketi ve heyelanlarda yaşanan kayıplar nedeniyle bir kez daha en derin taziyelerimizi sunuyoruz. Dost ve kardeş Pakistan ile tarihten gelen köklü ilişkilerimizde temel amacımız, sağlam bir güvene dayalı dostluk ve iş birliğimizi her alanda daha da derinleştirerek geleceğe taşımaktır. Bu konuda Pakistan’ın Saygıdeğer Büyükelçisi Sayın Dr. Yusuf Cüneyd de gerçekleştirdiği başarılı çalışmalarıyla ülkelerimiz arasındaki münasebetlerin güçlenmesine müstesna katkılar sağlamaktadır. Üstün gayretleri nedeniyle kendilerine ve Pakistan Büyükelçiliğinin seçkin personeline özellikle teşekkür etmek istiyorum. Bendeniz de önümüzdeki hafta Pakistan’a bir ziyaret gerçekleştirerek iş birliğimizi artırmaya yönelik verimli görüşmeler gerçekleştirmeyi planlıyorum. Bu duygu ve düşüncelerle Pakistan’ın Savunma ve Şehitler Günü’nü bir kez daha kutluyor; dost ve kardeş Pakistan halkına sağlık, başarı ve esenlikler diliyor; sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. İyi akşamlar. Türkiye-Pakistan Bahaiçara Zindebâd (Yaşasın Türkiye-Pakistan kardeşliği)” #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

57,553 просмотров • 1 год назад

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, beraberinde Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu ve Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Rafet Dalkıran ile Malezya Millî Günü ve Malezya Silahlı Kuvvetler Günü dolayısıyla düzenlenen resepsiyona katıldı. Bakan Yaşar Güler’in resepsiyonda yaptığı konuşmada şunları söyledi: DOSTLUĞUMUZU DAHA DA İLERİYE TAŞIMAYA KARARLIYIZ Dost ve kardeş ülke Malezya’nın bu anlamlı gününde sizlerle bir arada olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyor, sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Malezya Millî Günü’nü ve Malezya Silahlı Kuvvetler Günü’nü en içten dileklerimle kutluyor, bu vesileyle Sayın Cumhurbaşkanımızın da selamlarını iletiyorum. Ayrıca sizlerin şahsında dost ve kardeş Malezya halkına da saygılarımı sunuyor, selamlarımı gönderiyorum. Sözlerimin başında Malezya’nın bağımsızlık mücadelesinde canlarını feda eden kahramanları rahmet ve minnetle yâd ediyorum. Türkiye ile Malezya arasındaki ilişkiler 1964 yılında tesis edilen diplomatik bağlarımızdan bu yana dostluk, karşılıklı güven ve ortak menfaatler temelinde sürekli gelişme göstermiştir. 2014 yılında imzalanan Stratejik Ortaklık Bildirisi ve 2022’de ilan edilen Kapsamlı Stratejik Ortaklık, ilişkilerimizin ulaştığı seviyeyi en açık şekilde ortaya koymaktadır. Kadim dostluğumuzdan güç alan bu ortaklığı, karşılıklı güveni esas alan kalıcı ve geleceğe dönük bir iş birliği anlayışıyla daha da ileriye taşımakta kararlıyız. İki ülke başta Birleşmiş Milletler, İslam İşbirliği Teşkilatı ve D-8 olmak üzere birçok uluslararası platformda yakın bir iş birliği içindedir. Bu dayanışma ikili ilişkilerimizin yanı sıra bölgesel ve küresel güvenlik, barış ve istikrara da değerli katkılar sunmaktadır. Ekonomik ilişkilerimiz de 2015 yılında imzaladığımız Serbest Ticaret Anlaşması ve sonrasında anlaşma kapsamının genişletilmesiyle oluşan yeni imkânlar sayesinde başta ticaret ve yatırımlar olmak üzere giderek daha güçlü bir ivme kazanmıştır. HEDEFİMİZ; İŞ BİRLİKLERİMİZİ ARTIRMAK İlişkilerimizde savunma sanayisi alanı da özel bir öneme sahiptir. Nitekim 2019 yılında iki ülkenin savunma sanayisi firmaları arasında imzalanan çok sayıda iş birliği belgesi, bu alandaki ortaklığımızı daha ileri bir seviyeye taşımıştır. Eğitim alanında da çok kıymetli bir iş birliğimiz bulunmaktadır. Türkiye’de öğrenim gören Malezyalı gençlerimiz ülkelerimiz arasında kalıcı bir dostluk köprüsü oluşturmaktadır. Bu beşerî bağların eğitimden kültüre, turizmden gençlerimiz arasındaki etkileşime kadar daha da güçlendirilmesini ilişkilerimizin geleceği bakımından son derece kıymetli görüyoruz. Yakın geçmişte gerçekleştirilen karşılıklı üst düzey ziyaretler, Malezya Kralı Sultan Abdullah’ın 2022 yılında ülkemize gerçekleştirdiği tarihî ziyareti aynı şekilde, üst düzey devlet adamlarımızın karşılıklı ziyaretleri ilişkilerimizin dostane, derinlikli ve geleceğe dönük karakterini en güçlü şekilde teyit etmiştir. En son geçtiğimiz yılın Şubat ayında Sayın Cumhurbaşkanımızın Malezya ziyareti vesilesiyle çeşitli konularda imzalanan anlaşma ve mutabakatlar da iş birliğimizin ne kadar geniş bir perspektifte ilerlediğini göstermektedir. Aynı ziyaret sırasında kurulması kararlaştırılan “Yüksek Düzeyli Stratejik İş Birliği Konseyi”nin Ocak 2026’da Ankara’da ilk toplantısının gerçekleştirilmesi ve buna dair irade beyanının imzalanması ortaklığımızın kurumsal yapısını daha da güçlendiren önemli bir adım olmuştur. Türkiye olarak Malezya ile ilişkilerimizi her alanda daha da ileri seviyelere ulaştırma kararlılığımızı yineliyoruz. Hedefimiz ortak tarih, kültür ve değerlerimizden aldığımız ilhamla bölgelerimizin barış, istikrar ve refahına katkıda bulunacak iş birliklerimizi artırmaktır. Bu konuda Malezya’nın saygıdeğer Büyükelçisinin de gerçekleştirdiği başarılı çalışmalarla ülkelerimiz arasındaki münasebetlerin güçlenmesine kıymetli katkılar sunduğunu, büyük bir memnuniyetle müşahede ediyoruz. Üstün gayretleri nedeniyle kendilerine ve Malezya Büyükelçiliğinin seçkin personeline özellikle teşekkür etmek istiyorum. Sözlerime son verirken Malezya Millî Günü’nü ve Malezya Silahlı Kuvvetler Günü’nü bir kez daha kutluyorum. Dost ve kardeş Malezya halkına sağlık, başarı ve esenlikler diliyorum. Yaşasın Türkiye-Malezya dostluğu. #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

81,467 просмотров • 6 дней назад

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ve Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu ile katıldığı Suudi Arabistan Millî Günü resepsiyonunda konuşma yaparak şunları söyledi: İKİ ÜLKE ORTAK DEĞERLERİ PAYLAŞIYOR "Sayın Büyükelçi, değerli misafirler; Suudi Arabistan Millî Günü vesilesiyle düzenlenen bu güzel resepsiyonda sizlerle bir arada olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyor; sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Dost ve kardeş ülke Suudi Arabistan’ın Millî Günü’nü en içten dileklerimle kutluyor ve Sayın Cumhurbaşkanımızın selamlarını iletiyorum. Ayrıca, sizlerin şahsında dost ve kardeş Suudi Arabistan halkına da saygılarımı sunuyor, selamlarımı gönderiyorum. Suudi Arabistan, Ortadoğu’nun kalbinde yer alan ve pek çok alanda büyük gelişim kaydeden önemli bir güçtür. Sadece coğrafi sınırlarıyla değil, aynı zamanda bölgesel ve uluslararası siyasetteki etkisiyle de kritik bir rol oynamaktadır. İslam dünyasının önde gelen ülkelerinden biri olarak kutsal topraklara ev sahipliği yapan Suudi Arabistan, Türkiye için de özel bir yere sahiptir. İki ülke, tarihten gelen köklü bağları sayesinde pek çok konuda ortak değerleri paylaşmaktadır. İlişkilerimiz, bu bağların bir tezahürü olarak güçlü iş birliği zemininde ve samimi bir iletişimle her geçen gün daha da ilerlemektedir. MUHTELİF ALANLARDA İŞ BİRLİĞİNİ SÜRDÜRÜYORUZ Sayın Cumhurbaşkanımız ile Sayın Suudi Arabistan Kralı ve Veliaht Prens arasındaki samimi diyalog da iki ülke ilişkilerinin gelişimine büyük bir ivme kazandırmaktadır. Keza, son dönemde farklı seviyelerde gerçekleştirilen karşılıklı ziyaret ve görüşmeler, yakalanan ivmenin devam ettirilmesi bakımından münasebetlerimize müstesna katkılar sunmaktadır. Bu kapsamda Suudi Arabistan ile muhtelif alanlarda iş birliğimizi sürdürüyoruz. Özellikle ekonomik ve ticaret hacmimiz gün geçtikçe yüksek seviyelere çıkmaktadır. Enerji, lojistik ve ulaştırma alanında yürüttüğümüz projeler de ülkelerimizin gücüne güç katmaktadır. Bakanlık olarak biz de savunma ve güvenlik alanında, Suudi Arabistanlı muhataplarımızla görüşerek verimli icraatlar gerçekleştiriyor, tecrübe paylaşımında bulunuyoruz. Bilhassa askerî eğitim faaliyetleri ile muhtelif tatbikatları bir arada gerçekleştirmemiz, bu alandaki dayanışmamızın en somut göstergesidir. Aynı şekilde savunma sanayisi ve savunma teknolojileri alanlarında geliştirilen ortak projeler ve imzalanan çeşitli antlaşmalar, ülkelerimizin refahına katkılar sağlarken ikili münasebetlerimizin geleceğine dair umutlarımızı da pekiştirmektedir. Tüm bu iş birliği faaliyetleri; her iki milletin refahını artırma hedefi doğrultusunda büyük bir potansiyele sahip olduğumuzu ortaya koymakta; bu yönüyle yeni ve daha büyük iş birliklerine de zemin hazırlamaktadır. Esasında ilişkilerimizi daha üst seviyelere taşımak, iki ülkenin çıkarlarına büyük katkı sağladığı gibi, günümüzdeki hassas gelişmeler dikkate alındığında; bölgesel güvenlik ve barış açısından da bir gereklilik hâline gelmiştir. TEMEL HEDEFİMİZ, İLİŞKİLERİMİZİ HER ALANDA DAHA GÜÇLÜ SEVİYEYE ULAŞTIRMAKTIR Malumunuz olduğu üzere bugün Ortadoğu, büyük bir zulme tanıklık ederken; bölgede barışa ve huzura olan ihtiyaç, her zamankinden daha acil bir hâl almıştır. Türkiye ve Suudi Arabistan olarak, ortak hedefler doğrultusunda dayanışmamızı ve birlikte çalışabilirliğimizi artırarak, bölgemizde daha etkili inisiyatifler üstlenebiliriz. Bu çerçevede temel hedefimiz; birbirimize duyduğumuz ve tarihî geçmişimizden aldığımız ilham ve motivasyonla, ilişkilerimizi her alanda çok daha güçlü bir seviyeye ulaştırmaktır. Suudi Arabistan’ın Sayın Büyükelçisi de vazifesine başladığı günden itibaren ülkelerimiz arasındaki dostluğun geliştirilmesi ve değerli projelerin hayata geçirilebilmesi için yüksek bir özveriyle çalışmaktadır. Bu vesileyle kendilerine özellikle teşekkür ediyorum. Sonuç olarak Suudi Arabistan ile ilişkilerimizin ilerletilmesine yönelik karşılıklı gayretlerimizi sürdürüyoruz. Bu duygu ve düşüncelerle, Suudi Arabistan’ın Millî Günü’nü bir kez daha kutluyor, dost ve kardeş Suudi Arabistan halkına sağlık ve esenlikler diliyor; sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. İyi akşamlar.” #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

66,129 просмотров • 2 лет назад

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Pakistan Savunma ve Şehitler Günü dolayısıyla Ankara’da düzenlenen resepsiyona beraberindeki TSK Komuta Kademesi ile katıldı. Törende bir konuşma yapan Bakan Yaşar Güler şunları söyledi: PAKİSTAN BİZİM İÇİN STRATEJİK BİR ORTAKTIR Bu anlamlı gün vesilesiyle sizlerle bir arada bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyuyor, nazik davetiniz için şükranlarımı sunuyorum. Öncelikle dost ve kardeş ülke Pakistan’ın Savunma ve Şehitler Günü’nü en içten dileklerimle kutluyor Pakistan halkına selam ve saygılarımı iletiyorum. Bu vesileyle Pakistan’ın bağımsızlığı egemenliği ve güvenliği uğruna canlarını feda eden aziz şehitleri rahmet ve minnetle yâd ediyor, kahraman gazilere şükranlarımı sunuyorum. Türkiye ile Pakistan arasındaki ilişkiler ortak tarihî hafızaya, köklü kardeşlik bağlarına ve sarsılmaz karşılıklı güvene dayanmaktadır. Milletlerimiz tarih boyunca sevinçte de hüzünde de birbirinin yanında durmuş, zor zamanlarda sergiledikleri dayanışmayla dostluğun ve kardeşliğin en güzel örneklerini ortaya koymuşlardır. Bizim için Pakistan dost bir ülke olmanın ötesinde gönül coğrafyamızın ayrılmaz bir parçası, aynı ideal ve değerleri paylaştığımız stratejik bir ortaktır. Bugün bu güçlü kardeşlik diplomasi, savunma-güvenlik, ekonomi, eğitim, teknoloji alanlarında her geçen gün daha da derinleşen çok boyutlu bir iş birliğine dönüşmüştür. Askerî alandaki yakın iş birliğimiz bu stratejik ortaklığın en güçlü alanlarından birini oluşturmaktadır. Silahlı kuvvetlerimiz arasındaki müşterek eğitim faaliyetleri ve tatbikatlar, personel değişim programları ve karşılıklı tecrübe paylaşımı sayesinde ulaştığımız yüksek seviyeden bu çerçevede gittikçe artan dayanışmamızdan büyük memnuniyet duyuyoruz. Bu vesileyle geçtiğimiz hafta 30 Ağustos Zafer Bayramımız münasebetiyle özel bir resepsiyon düzenleme nezaketi göstererek bu anlamlı günümüze ortak olan Pakistan Kara Kuvvetlerine en derin şükranlarımı sunuyor, bu husustaki katkılarından dolayı özellikle Sayın Mareşal Asım Münir’e teşekkür ediyorum. PAKİSTAN’IN DİPLOMATİK ÇABALARI, ULUSLARARASI TOPLUM TARAFINDAN TAKDİRLE KARŞILANDI Türkiye ve Pakistan yalnızca kendi güvenlikleri için değil, bölgemizde ve tüm dünyada barışın, istikrarın ve uluslararası güvenliğin tesis edilmesi ve güçlendirilmesi için de önemli sorumluluklar üstlenmektedir. Bu anlayışın güncel ve somut örneklerinden biri de Pakistan’ın bölgemizde barış ve istikrarın korunmasına yönelik kapsamlı diplomatik girişimleridir. Nitekim Pakistan’ın İran ile Amerika Birleşik Devletleri arasında yaşanan savaşın sona erdirilmesi, ateşkesin sağlanması ve kalıcı barışın tesis edilmesi amacıyla sergilediği yoğun gayretleri memnuniyetle müşahede ediyoruz. Pakistan’ın bu süreçte taraflar arasındaki görüşmelere ev sahipliği yapması, çatışmaların durdurulması için yoğun ve yapıcı tutumu ile ortaya koyduğu samimi diplomatik çabaları, uluslararası toplum tarafından da takdirle karşılanmıştır. Türkiye olarak böylesine kritik bir konuda öncü bir rol üstlenen stratejik ortağımız Pakistan ile yakın istişare ve koordinasyon içerisinde hareket ediyoruz. MEKKE’DE İMZALANAN ORTAK SAVUNMA ANLAŞMASI TARİHÎ BİR ADIMDIR Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye, hassas küresel güvenlik ortamında dost ve kardeş ülkelerle geliştirdiği stratejik iş birlikleriyle, uluslararası güvenlik ve istikrara katkılar sunmayı kararlılıkla sürdürmektedir. Bu anlayışla Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında Mekke’de imzalanan Ortak Savunma Anlaşması’nı da üç kardeş ülkenin köklü bağlarını ve karşılıklı güvenini, stratejik bir zeminde daha da güçlendiren tarihî bir adım olarak görüyoruz. Kolektif caydırıcılığı esas alan bu anlaşmanın ortak güvenliği tahkim etmesinin yanı sıra askerî konularda birlikte çalışabilirliği ve savunma sanayisi iş birliğini daha da ileriye taşıyacağına ve bölgemizin barış ve istikrarına önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum. Nitekim Mekke Savunma İttifakı kapsamında kurulan Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi'nin ilk toplantısı, ülkemizin ev sahipliğinde bu hafta başında üç ülkenin yetkili makamlarının katılımıyla icra edilmiş bu kapsamda ittifakın kurumsal yapısı ile yürüteceği stratejik iş birliği esasları görüşülmüştür. Birbirinden kritik, geniş imkân ve kabiliyetlere sahip olan üç kardeş ve dost ülkenin ortaya koyduğu bu güçlü iradenin ülkelerimiz ve bölgemiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Bu duygu ve düşüncelerle Pakistan’ın Savunma ve Şehitler Günü’nü bir kez daha en içten dileklerimle kutluyor dost ve kardeş Pakistan halkına sağlık, huzur ve refah diliyorum. Türkiye-Pakistan Bahaiçara Zindebâd! Yaşasın Türkiye-Pakistan kardeşliği! #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

116,258 просмотров • 27 дней назад

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Japonya Öz Savunma Kuvvetleri Günü dolayısıyla düzenlenen resepsiyonda konuştu. Bakan Yaşar Güler, beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Metin Tokel, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Rafet Dalkıran ile katıldığı resepsiyonda şunları söyledi: İLİŞKİLERİMİZİN GENİŞ BİR ALANDA İLERLEMESİNDEN BÜYÜK MEMNUNİYET DUYUYORUZ Sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Dost Japonya’nın bu anlamlı gününde Sayın Genelkurmay Başkanımız ve Kuvvet Komutanlarımızla birlikte sizlerle bir arada olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyor, Japonya Öz Savunma Kuvvetleri Günü’nü en içten dileklerimizle kutluyoruz. Türkiye ile Japonya arasındaki ilişkiler, coğrafi uzaklığın ötesine geçen köklü bir maziye, karşılıklı saygıya ve samimi bir dostluğa dayanmaktadır. 19’uncu yüzyılın sonlarında şekillenmeye başlayan bu dostluk, Ertuğrul Fırkateyni’nin Japonya seyahati ve ardından yaşanan elim hadise sonrasında Japon halkının gösterdiği büyük insani dayanışmayla halklarımızın ortak hafızasında müstesna bir yer edinmiştir. O günden bugüne geçen süre içerisinde ülkelerimiz arasındaki dostluk ve samimiyet, karşılıklı zor zamanlarda sergilenen dayanışmayla daha da pekişmiş, devletlerimiz arasındaki ilişkilerin sağlam zeminini oluşturmuştur. Bu sene diplomatik ilişkilerimizin 102’nci yılını idrak ederken geçmişten devraldığımız bu kıymetli mirası geleceğe yönelik güçlü bir iş birliği iradesine dönüştürüyoruz. 2013 yılında stratejik ortaklık seviyesine yükselttiğimiz ilişkilerimizin ticaretten yatırıma, teknolojiden ulaştırmaya, eğitimden savunma ve güvenliğe kadar geniş bir alanda ilerlemesinden büyük memnuniyet duyuyoruz. İKİLİ ASKERÎ İLİŞKİLERİN İLERLETİLMESİNİ KIYMETLİ BULUYORUZ Bugün küresel güvenlik ortamı giderek daha karmaşık ve öngörülmesi güç bir nitelik kazanmıştır. Her geçen gün çeşitlenerek artan tehditlerin yanı sıra yeni teknolojilerin şekillendirdiği riskler ve farklı güvenlik alanları ülkeler arasında daha güçlü bir diyaloğu ve yakın iş birliğini gerekli kılmaktadır. Bu çerçevede Türkiye olarak uluslararası barış ve istikrarın korunmasına yönelik sorumluluklarımızı kararlılıkla yerine getirirken dost ve müttefik ülkelerle askerî ilişkilerimizi geliştirmeye de büyük önem veriyoruz. Asya-Pasifik bölgesinin merkezî ve güçlü aktörlerinden biri olan Japonya’nın uluslararası güvenliğe katkı sağlayan barışçıl ve sorumlu yaklaşımını da çok değerli görüyoruz. Bu şekilde küresel barış ve istikrar için gayret gösteren Türkiye ve Japonya’nın ikili askerî ilişkilerinin ilerletilmesini de son derece kıymetli buluyoruz. Bu kapsamda gerçekleştirdiğimiz Askerî Diyalog Toplantıları, karşılıklı anlayışın geliştirilmesi, yeni iş birliği alanlarının belirlenmesi ve geleceğe yönelik müşterek çalışmaların planlanması bakımından önemli bir zemin oluşturmaktadır. Bunun yanı sıra kara, deniz ve hava kuvvetlerimiz arasındaki temasların artması, askerî makamlarımız arasındaki iletişimin ve tecrübe paylaşımının güçlenmesi ikili askerî ilişkilerimizin gelişmesine büyük katkılar sağlamaktadır. Ülkelerimizde düzenlenen büyük ölçekli tatbikatlara karşılıklı katılım sağlanmasını da kıymetli buluyor, Japon askerî personelini eğitim merkezlerimizde ağırlamaktan memnuniyet duyuyoruz. Personelimizin birbirlerinin bilgi, tecrübe ve çalışma kültürlerinden daha fazla yararlanması için eğitim iş birliğimizin daha ileriye taşınmasını ve müşterek faaliyetlerimizin sayısının artırılmasını önemli görüyoruz. SOMUT İŞ BİRLİĞİNİ ARTIRMAK İÇİN GAYRET GÖSTERİYORUZ İlişkilerimizin son dönemde en fazla gelişme potansiyeli taşıyan alanlarından birinin de savunma sanayisi olduğunu ifade etmek isterim. Japonya’nın ileri teknoloji, mühendislik ve yüksek kalite konusundaki birikimi ile Türkiye’nin savunma sanayisinde başta İHA ve SİHA’lar olmak üzere geliştirdiği geniş üretim kapasitesi, saha tecrübesi ve yenilikçi çözümleri birbirini tamamlayabilecek önemli imkânlar sunmaktadır. Bu doğrultuda başta insansız sistemler, hava savunma teknolojileri, deniz güvenliği ve elektronik harp olmak üzere askerî ve savunma sanayisi alanlarında önemli iş birliği fırsatları bulunduğunu değerlendiriyoruz. Nitekim bu yıl İstanbul’da düzenlenen SAHA-2026 kapsamında ilk defa Japonya-Türkiye Savunma Sanayisi İş Birliği Günü’nün gerçekleştirilmesini ve onu aşkın Japon şirketi ile yaklaşık 30 Türk savunma sanayisi firmasının ileri teknolojilerde iş birliği imkânlarını ele almasını memnuniyetle karşılıyoruz. Millî Savunma Bakanlığı olarak bizler de kıymetli mevkidaşımla gerçekleştirdiğimiz görüşmelerde askerî ve savunma sanayisi ilişkilerimizi daha ileri bir seviyeye taşıma konusundaki ortak irademizi teyit ediyor, somut iş birliği alanlarını artırmak için gayret gösteriyoruz. Bundan sonra da köklü dostluğumuz ve stratejik ortaklığımız temelinde Japonya ile ilişkilerimizi askerî ve savunma sanayisi başta olmak üzere her alanda daha da geliştirmeyi arzu ediyoruz. Bu duygu ve düşüncelerle sözlerime son verirken bu özel resepsiyonun düzenlenmesinde emeği geçen Japon dostlarımıza teşekkür ediyorum. Japonya Öz Savunma Kuvvetleri Günü’nü bir kez daha tebrik ediyor, sizlerin şahsında dost Japonya halkına selamlarımı, saygılarımı gönderiyorum. Sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Konbanwa, İyi akşamlar. #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

117,573 просмотров • 21 дней назад

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ile ABD Ticaret Odası tarafından düzenlenen Savunma Sanayii Çalışma Yemeğinde bir konuşma yaptı. TOBB’da düzenlenen yemekte konuşan Bakan Yaşar Güler şunları söyledi: İLİŞKİLERİMİZ HER GEÇEN GÜN ARTAN BİR İVMEYLE DEVAM EDİYOR Sözlerimin başında NATO Ankara Zirvesi vesilesiyle siz ABD’li dostlarımızı ülkemizde ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyduğumuzu özellikle ifade etmek istiyorum. Başta ekonomik ve ticari alanlar olmak üzere Türk-Amerikan ilişkilerinin gelişmesine yönelik katkılarınızdan dolayı sizlere teşekkür ediyorum. ABD Ticaret Odası ve Türk-ABD iş dünyasının değerli temsilcileriyle zaman zaman bir araya geliyoruz ve görüş alışverişinde bulunuyoruz. İkili düzeyde iş birliğimizin derinleşmesinin yanı sıra bölgesel ve küresel konularda da ABD ile birlikte çalışmaya önem veriyoruz. İlişkilerimiz savunmadan enerjiye kadar birçok alanda her geçen gün artan bir ivmeyle ilerliyor. Sayın Cumhurbaşkanımız ve Sayın ABD Başkanı arasında tesis edilen samimi diyalog da ikili ilişkilerimizin olumlu seyrinde belirleyici rol oynamaktadır. Nitekim NATO’nun Ankara’da düzenlenecek Liderler Zirvesi vesilesiyle Sayın Başkan Trump’ı ilk kez Türkiye’de misafir edeceğiz. Zirve’nin, İttifak’ın yanı sıra ABD ile ikili ilişkilerimiz için de önemli bir dönüm noktası olmasını temenni ediyoruz. GERÇEK POTANSİYELİMİZİ ORTAYA KOYACAK SOMUT ADIMLAR ATMALIYIZ Ülkelerimiz arasındaki ilişkilerde başat rol oynayan ekonomik ve ticari ilişkilerimiz mütemadiyen gelişmektedir. Bu çerçevede ikili ticaret hacmimiz 2025 yılında 35 milyar dolara yaklaşarak son 10 yılda istikrarlı bir yükseliş göstermiştir. Elbette ki bunu yeterli görmüyoruz. Liderlerimizin belirlediği 100 milyar dolar ticaret hedefimize bir an önce ulaşmak için gerçek potansiyelimizi ortaya koyacak somut adımlar atmalıyız. Ticaret engellerini kaldırmak kesinlikle ekonomik iş birliğimizi artırmaya yardımcı olacaktır. Ayrıca ticaret alanında olduğu gibi yatırımlar konusu da ekonomik ilişkilerimizin önemli bir boyutunu oluşturmaktadır. Bugün Türkiye’de yaklaşık 15 milyar dolarlık cari yatırımı bulunan 2000’den fazla Amerikan şirketi faaliyet göstermektedir. Türkiye kaynaklarını çeşitlendirmeyi planlayan ABD şirketleri için muazzam yatırım fırsatlarına sahiptir. Bu fırsatlardan yararlanacağınızı umuyoruz. BİRÇOK BAŞLIKTA ABD’Lİ FİRMALARLA İŞ BİRLİĞİNE HAZIRIZ Savunma sanayi de ikili iş birliğimizin daha da geliştirilebileceği önemli ve kritik bir alan olarak öne çıkmaktadır. Gerek ekonomik hedeflerimize ulaşma noktasında gerekse bölgesel ve uluslararası düzeyde ortak güvenlik çıkarlarımıza hizmet etmesi bakımından bu alandaki iş birliğimizin daha da artırılmasını son derece kıymetli görüyoruz. Türk-Amerikan iş dünyasının değerli temsilcilerine de her fırsatta belirttiğimiz üzere savunma sanayisinde ortak üretim Ar-Ge ve teknoloji transferi dâhil birçok başlıkta ABD’li firmalarla iş birliğine hazırız. Bu kapsamda Bakanlığımıza bağlı birimler ve şirketler tarafından hazırlanan tekliflerimiz ABD makamlarına iletilmiştir ve iletilmektedir. TÜRK SAVUNMA SANAYİSİ, TÜM DÜNYANIN DİKKATİNİ ÇEKTİ Şu bir gerçek ki Türk savunma sanayisinin son yıllarda gösterdiği büyük ilerleme tüm dünyanın dikkatini çekmiştir. Bugün itibarıyla Türk Silahlı Kuvvetleri envanterindeki ekipmanların yerlilik oranı yüzde 80’i aşmış durumdadır. Savunma sanayi ekosistemimiz; 3 bin 500’den fazla şirketi ve 100 binin üzerinde nitelikli personeli bünyesinde barındırmaktadır. Bu süreçte bir yandan kendi ihtiyaçlarımızı karşılarken diğer yandan dost ve müttefiklerimiz için güvenilir savunma tedarik alternatifleri sunuyoruz. Türkiye, 2025 yılında 185 farklı ülkeye 230 çeşit savunma ürünü ihraç ederek toplamda 10 milyar 54 milyon dolarlık bir ihracat hacmine ulaşmıştır. Bu rakamlar hem büyüyen kapasitemizi hem de küresel rekabet gücümüzü yansıtmaktadır. Artık Türkiye küresel bir tedarikçi olma yolundadır. Savunma sanayi şirketlerimiz 50’den fazla ülkede yerleşik temsilciliklere sahip olup yerel ortaklarıyla ortak girişimler kurmaktadır. Bu bağlamda Türk ve Amerikan şirketleri arasında daha güçlü ortaklıklar için önemli bir potansiyel olduğuna inanıyoruz. Nitekim Mayıs ayında İstanbul’da düzenlenen SAHA EXPO Fuarına 100’e yakın Amerikan firmasının katılmış olması ve Lockheed Martin ve GE Aerospace gibi Amerikan şirketleriyle milyarlarca dolarlık sözleşmeler imzalanması iş birliğimizin önemli göstergeleridir. Aramızdaki bu güçlü iş birliğini daha da derinleştirmek istiyoruz. Ülkemiz özellikle gemi inşasından uçak gemisi ve denizaltılara, insansız deniz araçlarından yüksek teknolojiye sahip savaş gemilerine kadar birçok alanda büyük ilerlemeler kaydetmiştir. Bu kapsamda tersanelerimizin ABD donanmasının da ihtiyaçlarına uygun gemileri inşa edilebilecek, bölgemizde görev yapan deniz platformlarının bakım ve onarımlarını gerçekleştirebilecek yeteneklere sahip olduğunu özellikle ifade etmek isterim. Sonuç olarak savunma sanayi iş birliğimizin bu muazzam potansiyelini ortaya çıkarmak için ülkemize yönelik uygulanan tüm engellerin kaldırılmasını bekliyoruz. YARIN GENİŞ KAPSAMLI SAVUNMA SANAYİ FORUMU DÜZENLEYECEĞİZ Sizlerin de yakından takip ettiği üzere küresel ve bölgesel düzeyde belirsizliğin öngörülemezliğin ve çok katmanlı tehditlerin hüküm sürdüğü bir dönemden geçiyoruz. Bu değişken ve öngörülemez ortamda tarihin en başarılı savunma örgütü olan NATO’nun ve müttefikler arası dayanışmanın kritik önemi her zamankinden daha fazla artmaktadır. Ev sahipliği yaptığımız NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi ülkemizin İttifak’ın ilke ve hedeflerine olan sarsılmaz bağlılığını ve diplomatik etki gücünü küresel ölçekte mühürleyecek tarihî bir fırsattır. Zirve kapsamında yarın geniş kapsamlı bir Savunma Sanayi Forumunu da düzenleyeceğiz. Burada özellikle vurgulamak isterim ki bu Forum, geçmiş dönemlerdeki gibi bir “side event” yani bir yan etkinlik veya sosyal bir buluşma platformu değildir. Aksine bu Forum, Ankara Zirvesi’nin ajandasında doğrudan yer alan bir “zirve faaliyeti” olarak ilk kez resmî etkinlik planlamasına dâhil edilmiştir. Bu çerçevede Forum, müttefik ülkelerin kamu kurumlarını, savunma sanayi şirketlerini ve küresel paydaşları bir araya getirerek yeni ortaklıkların geliştirilmesine zemin hazırlayacaktır. Ayrıca Forumda müttefiklerimizin teknolojik entegrasyonunu bir üst seviyeye taşıyacak, küresel savunma pazarında büyük yankı uyandıracak stratejik önemdeki projeler için resmî imza törenleri de düzenlenecektir. İkili temaslarımız Türkiye-ABD iş birliği ve bölgemizin istikrarı bakımından önemlidir. Bu anlayışla Türkiye-ABD ilişkilerinin; karşılıklı güven, ortak çıkarlar ve dostluk temelinde önümüzdeki dönemde çok daha ileri seviyelere ulaşacağına yürekten inanıyorum. Bu konuda başta Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğimizin ve Sayın Başkanın yoğun gayretler sarf ettiğini büyük bir memnuniyetle müşahede ediyor, değerli katkılarından ve nazik ev sahipliğinde dolayı kendilerine teşekkürlerimi sunuyorum. #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

44,446 просмотров • 2 месяцев назад

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, bir üst rütbeye terfi eden askerî personel için düzenlenen Rütbe Terfi Töreni’nde konuştu. TSK Komuta Kademesi ve Bakan Yardımcılarının da yer aldığı törende Bakan Yaşar Güler şunları söyledi: KAHRAMAN ORDUMUZ, DESTANSI ZAFERLERLE TARİHE DAMGA VURDU Bugün bir üst rütbeye terfi eden silah ve mesai arkadaşlarımızın rütbe takma töreni vesilesiyle bir araya gelmenin, aynı zamanda 30 Ağustos Zaferimizin 104’üncü yıl dönümü ile Türk Silahlı Kuvvetleri Günü’nü kutlamanın haklı gurur ve sevincini yaşıyoruz. Bu anlamlı günde tarihî zaferlerimizi büyük bir övünçle yâd ederken terfi eden arkadaşlarımızı en içten dileklerimle tebrik ediyor, yeni rütbelerinin kendilerine, ailelerine ve Türk Silahlı Kuvvetlerimize hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Geçmişten bugüne ulaşan toplumlar, hafızalarını koruyabildikleri, tarihlerine vâkıf olup ondan ilham alabildikleri ölçüde geleceğe güvenle ilerleyebilirler. Bu kapsamda özellikle “Zaferler Ayı” olarak tanımladığımız Ağustos ayının önemine vurgu yapmak isterim. Asil milletimizin bağrından çıkan kahraman ordumuz, bu ayda Malazgirt’ten Mercidabık’a, Mohaç’tan Başkomutanlık Meydan Muharebesi’ne kadar elde ettiği destansı zaferlerle tarihe damga vurmuştur. Bu zaferlerin son halkası Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde elde edilen ve Büyük Taarruz’un neticesinin alındığı 30 Ağustos zaferidir. Aziz Atatürk ve silah arkadaşları bu büyük ve fedakârca mücadeleleri ile Cumhuriyetimizin kuruluşuna giden yolu açarlarken, onlardan ilham alan Türk Silahlı Kuvvetlerimiz de Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında ülkemizin güvenliği ve milletimizin huzuru için büyük bir özveriyle görev yapmaktadır. Bu tarihî mirasın bugünkü temsilcilerinden olan siz kıymetli silah arkadaşlarımın aldığı yeni terfi ve rütbeler de ortaya koyduğunuz emeğin ve başarının birer gurur nişanesidir. Aynı zamanda sorumluluk bilincinin, fedakârlığın, ülkeye ve millete adanmışlığın bir sembolüdür. Sizlere tevdi edilen her yeni görev ise şahsi bir onur ve yükümlülük olmasının yanı sıra devletimizin ve asil milletimizin sizlere duyduğu güvenin bir göstergesidir. “TERÖRSÜZ TÜRKİYE” SÜRECİ, GÜVENLİK KAZANIMLARIMIZI KALICI HALE GETİRMEYİ AMAÇLIYOR Sizlerin de yakından takip ettiği üzere küresel ölçekte güvenlik ortamının giderek daha karmaşık ve öngörülemez olduğu, kritik bir dönemden geçiyoruz. Başta yakın coğrafyamız olmak üzere muhtelif bölgelerde yaşanan çatışma ve krizler, güvenlik ortamını her zamankinden daha karmaşık bir hâle getirmiştir. Böylesine hassas bir ortamda Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, sınırlarımızın güvenliğinin sağlanmasından terörle mücadeleye, Mavi ve Gök Vatanımızdaki hak ve menfaatlerimizin korunmasından, barış ve istikrara sunduğu katkılara kadar çok geniş bir alanda büyük bir başarıyla vazifelerini icra etmektedir. Bu çerçevede terörle mücadelede ulaştığımız başarılı seviye, yaklaşık kırk yıldır büyük fedakârlıklarla sürdürülen çok boyutlu faaliyetlerimizin ve özellikle son yıllarda sahada elde ettiğimiz tarihî başarıların bir sonucudur. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yürütülen Terörsüz Türkiye süreci de işte bu mücadeleyle elde edilen güvenlik kazanımlarımızı kalıcı hâle getirmeyi, terörü bir daha geri dönmemek üzere ülkemizin ve milletimizin gündeminden tamamıyla çıkarmayı amaçlamaktadır. Bu süreç aynı zamanda şehirlerimizin kalkınmasına, vatandaşlarımızın refahının artmasına ve kaynaklarımızın çok daha verimli kullanılmasına önemli katkılar sağlayacaktır. İçeride birlik ve beraberliğini tahkim ederek, huzur ve güven ortamını kalıcı hâle getiren bir Türkiye, uluslararası alandaki gücünü ve etkinliğini daha da ileriye taşıyacak barış ve istikrara çok daha güçlü katkılar sunacaktır. Bu doğrultuda Gazi Meclisimizin büyük bir çoğunlukla kabul ettiği Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun’la, Terörsüz Türkiye yolunda tarihî bir eşik daha aşılmıştır. Kanun kapsamında oluşturulan Millî Dayanışma ve Bütünleşme Koordinasyon Kurulu ilk toplantısını gerçekleştirerek çalışmalarına başlamış, sürece dâhil olan tüm kurumlarımızın tam bir koordinasyon ve eşgüdüm içerisinde yürüteceği faaliyetlere ilişkin esasları belirlemiştir. Bakanlık olarak biz de ilgili kurumlarımızla yakın koordinasyon içerisinde üzerimize düşen görevleri büyük bir hassasiyetle yerine getirmeye, sürecin her aşamasını titizlikle takip etmeye devam edeceğiz. Öte yandan Terörsüz Türkiye sürecimizin başarısı açısından Suriye’deki gelişmeleri de uzun vadeli bölgesel güvenlik mimarisi perspektifiyle ele almakta ve Suriye’nin birlik ve bütünlüğünü çok önemli görmekteyiz. Nitekim gelinen aşamada Suriye’de terör örgütü SDG-YPG, sözde özerk yönetimi ile buna bağlı askerî ve sivil yapılarını feshettiğini ve unsurlarının Suriye ordusuna entegrasyon sürecinin tamamlandığını açıklamıştır. Bu gelişmeyi Suriye’nin toprak bütünlüğünün, iç huzurunun ve siyasi birliğinin güçlendirilmesi terör örgütlerinin silahlı yapılar olarak varlıklarının sona erdirilmesi ve Terörsüz Türkiye hedefimizin bölgesel güvenlik boyutu açısından önemli bir aşama olarak değerlendiriyoruz. MEKKE ANLAŞMASI, TARİHÎ BİR ADIM NİTELİĞİNDE Küresel güvenlik mimarisinin temellerinin sarsıldığı, belirsizliklerin giderek arttığı bu ortamda benimsediğimiz çok yönlü politikalar ve üstlendiğimiz çözüm odaklı inisiyatifler sayesinde ülkemiz, uluslararası güvenlik mimarisinin vazgeçilmez aktörlerinden biri hâline gelmiştir. Son dönemde başta NATO Zirvesi olmak üzere pek çok uluslararası zirve ve diplomatik forum ile dünyanın önde gelen savunma sanayi organizasyonlarına ev sahipliği yapmamız, ülkemize duyulan güvenin ve artan uluslararası etkimizin açık göstergeleridir. Esasen bölgesel ve küresel sorunların çözümünde ortaya koyduğumuz etkin ve yapıcı diplomasi, çatışmaların sona erdirilmesi ve kalıcı barışın tesisi için üstlendiğimiz kolaylaştırıcı roller, Türkiye’nin süreçlere yön veren bir ülke olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. Bu güçlü konumumuzun en son ve somut örneklerinden biri de Mekke’de imzaladığımız Ortak Savunma Anlaşması olmuştur. Birbirinden kritik imkân ve kabiliyetlere sahip kolektif caydırıcılığı esas alan üç dost ülkenin ortaya koyduğu bu güçlü irade, köklü kardeşlik bağlarımızı ve karşılıklı güven anlayışımızı stratejik bir zeminde tahkim eden tarihî bir adım niteliğindedir. Bu anlaşmanın ortak güvenliğimizin güçlendirilmesinin yanı sıra savunma ve güvenlik iş birliğimizi daha da ileriye taşıyacağına bölgesel ve küresel barış ve istikrarın sürdürülmesine önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz. Tüm bu gelişmeler ülkemizin sahip olduğu stratejik ağırlığın, dost ve müttefikleri nezdindeki güvenilir konumunun ve uluslararası meselelerin çözümünde üstlendiği etkin rolün en somut yansımalarıdır. Ülkemizin ulaştığı bu gurur verici seviyede kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimizin sizler gibi seçkin, disiplinli, fedakâr personeli başlıca rol oynamaktadır. TÜRKİYE’Yİ HER ALANDA DAHA GÜÇLÜ YARINLARA TAŞIMAK İÇİN AZİM VE KARARLILIKLA ÇALIŞMAYA DEVAM EDECEĞİZ Bu mümtaz konumumuzun sürdürülebilmesi ve daha üst noktalara taşınabilmesi için ordumuzun her türlü tehdit ve riske karşı daima hazırlıklı olması, aynı zamanda insan kaynağımızın niteliğinin ve teknolojik kapasitemizin de sürekli geliştirilmesi gerekmektedir. Bunun için her kademedeki personelimizin ortaya koyacağı üstün gayretler ve kendisini sürekli geliştirme iradesi, ordumuzun etkin ve güçlü konumunun daha ileri seviyelere taşınması bakımından belirleyici bir öneme sahiptir. Şu bir gerçek ki günümüzün değişken güvenlik ortamı artık yalnızca mevcut tehditlere karşılık verebilmeyi değil, gelişmeleri doğru okuyabilmeyi geleceğin risklerini öngörebilmeyi ve bunlara karşı zamanında stratejik ve önleyici politikalar geliştirebilmeyi de zorunlu kılmaktadır. Bu nedenle değişen dinamikleri doğru analiz ederek, stratejik ve önleyici politikalar geliştirebilen, öngörülü ve çok yönlü bir anlayışla hareket etmek mecburiyetindeyiz. Başta Bakanlığımız olmak üzere Genelkurmay ve Kuvvet karargâhlarımızın her kademede yürüttüğü planlama, analiz ve karar destek faaliyetleri bu noktada hayati önem taşımaktadır. Dolayısıyla sizlerden beklentimiz, sahip olduğunuz bilgi ve tecrübeyi sürekli geliştirmeniz, hadiseleri bugünün ve geleceğin muhtemel risk ve fırsatlarını da hesaba katan geniş bir perspektifle değerlendirmeniz ve sorumluluk alanınızda ürettiğiniz her çalışmaya, stratejik bir bakış açısı kazandırmanızdır. Bugün bir kez daha zaferlerini büyük bir övünç ve gururla andığımız atalarımızdan aldığımız ilhamla ordumuzun etkinlik ve caydırıcılığını artırmak ve Türkiye’yi her alanda daha güçlü yarınlara taşımak için aynı azim ve kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz. Kahraman ordumuz dün olduğu gibi bugün ve yarın da ülkemizin güvenliğinin, milletimizin huzurunun ve bölgemizde tesis etmek istediğimiz barış ve istikrar ortamının en güçlü güvencelerinden biri olmaya devam edecektir. Bu duygu ve düşüncelerle sözlerime son verirken bizlere bu cennet vatanı emanet eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını, aziz şehitlerimizi, kahraman gazilerimiz ile tüm komutanlarımızı ve devlet büyüklerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyorum. Terfi eden tüm silah arkadaşlarımın yeni rütbelerinin bir kez daha hayırlı olmasını temenni ediyor, kendilerine görevlerinde üstün başarılar diliyorum. Mesleki başarılarında büyük katkıları olduğuna inandığım değerli ailelerine, kıymetli hanımefendilere ve sevgili evlatlarımıza da teşekkürlerimi sunuyorum. Ayrıca 30 Ağustos itibarıyla hizmet süresini tamamlayarak emekli olan silah arkadaşlarımıza başarılı hizmetleri için teşekkür ediyor, bundan sonraki hayatlarında aileleriyle birlikte sağlık, başarı ve esenlikler diliyorum. Zafer Bayramımızı ve Türk Silahlı Kuvvetleri Günü’nüzü de en içten dileklerimle kutluyor, sizleri sevgiyle saygıyla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla… #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

78,821 просмотров • 1 месяц назад

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, beraberinde TSK Komuta Kademesi ve Bakan Yardımcıları ile katıldığı SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı’nın açılış töreninde konuştu. Bakan Yaşar Güler şunları söyledi: SAHA EXPO, MÜSTESNA BİR PLATFORM Sözlerimin başında dost ve müttefik ülkelerden gelerek uluslararası ölçekteki bu büyük fuarımıza iştirak eden misafirlerimize ve bütün katılımcılara hoş geldiniz diyorum. Bu önemli organizasyonunun açılış töreni vesilesiyle sizlerle birlikte bulunmaktan duyduğum memnuniyeti özellikle ifade ediyor bu güzide etkinliğin ülkemize ve tüm paydaşlara hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Cumhurbaşkanlığımızın himayeleri ile Millî Savunma Bakanlığımız, ilgili bakanlıklarımız ve kurumlarımızın katkılarıyla düzenlenen SAHA EXPO Türkiye’nin ve Avrupa’nın en büyük sanayi kümelenmelerinden biri olarak savunma sanayimizin ulaştığı mümtaz seviyeyi açıkça ortaya koymaktadır. Bu yönüyle SAHA EXPO; nitelikli görüşmeleri, uluslararası panelleri ve vizyoner ürün lansmanlarıyla savunma sanayisi ekosistemindeki stratejik iş birliğini pekiştiren son derece müstesna bir platformdur. Bu kapsamda fuarda kurulacak temasların, imzalanacak anlaşma ve mutabakatların sadece ticari birer adım değil, aynı zamanda yeni ve güçlü ortaklıklara zemin hazırlayacak tarihî birer milat olacağına inanıyorum. BÖLGEMİZDEKİ SAVAŞ, SORUMLULUKLARIMIZI ARTIRDI Küresel güvenlik ortamının belirsizleştiği çatışma ve savaşların pek çok coğrafyada aynı anda vuku bulduğu hassas bir dönemden geçiyoruz. Özellikle son dönemde tanıklık ettiğimiz ve bölgemizi doğrudan etkileyen Rusya-Ukrayna Savaşı ile ABD-İsrail ve İran arasında yaşanan savaş, bölgesel ve küresel güvenlik mimarisini derinden etkilemiştir. Yakın dönemde meydana gelen bu çatışma ve savaşlar güvenlik doktrininde bizlere çok kritik veriler sunarken sorumluluklarımızı da bir o kadar artırmıştır. Bu kaotik ortamda kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; - Tüm gelişmeleri yakından ve çok boyutlu bir şekilde takip etmekte, - Savunma ve güvenliğimizi sağlamak için hiçbir ihtimali göz ardı etmeden gerekli tüm önlemleri kararlılıkla almaktadır. Bu kritik dönemde şu gerçek artık net bir şekilde görülmüştür: Yalnızca güncel askerî hareketliliğe odaklanmak yeterli değildir. Karşı karşıya olduğumuz tablo, dünya güvenlik mimarisini caydırıcılık dengesini ve askerî doktrinleri yeniden şekillendirme potansiyeline sahiptir. Modern savaş doktrininin en gelişmiş harp teknolojileriyle harmanlandığı bu yeni nesil konsept; bizlere her zaman “hazır ve etkin” bir orduya sahip olmanın yanı sıra bu orduyu destekleyecek güçlü ve sürdürülebilir bir savunma sanayisi ekosisteminin varlığının da ne denli hayati olduğunu kanıtlamıştır. İHA, SİHA, TİHA TEKNOLOJİSİ İLE TÜRK MÜHENDİSLERİNİN NELER BAŞARABİLECEĞİNİ DÜNYAYA GÖSTERDİK Malumunuz olduğu üzere; 1980’li yıllara kadar savunma sanayisi alanında büyük ölçüde tedarikçi olan ülkemiz Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyoner liderliğinde ortaya konulan kararlı politikalar ve doğru yatırımlar sayesinde artık kendi sistemlerini tasarlayan, üreten ve ihraç eden bir ülke olmuştur. Bu gelişim vizyonuyla; - Kara platformlarımızda modern teknolojileriyle donatılmış araçlarımız sahada yüksek hareket kabiliyeti sergilerken, - Denizlerimizde ise millî gemilerimiz ve insansız deniz araçlarımızla hak ve menfaatlerimiz kararlılıkta korunmaktadır. - Tüm bunların yanında Türk savunma sanayinin asıl büyük devrimi, dünyada harp doktrinlerini yeniden yazdıran, gökyüzünün yeni hâkimleri olan insansız hava araçlarımızla gerçekleşmiştir. Bugün İHA, SİHA ve stratejik seviyedeki TİHA teknolojilerimiz; sahip oldukları yapay zekâ hassas vuruş gücü ve yüksek irtifa kabiliyetleriyle küresel ölçekte etkiler oluşturmuş özellikle de Türk mühendisliğinin neleri başarabileceğini tüm dünyaya en çarpıcı şekilde göstermiştir. İnsansız sistemlerde ulaştığımız bu mümtaz seviye hava savunma stratejilerimizde de bizi çok daha ileri bir safhaya taşıma yoluna sokmuştur. Gök Vatanımızı koruma irademizin en somut yansıması olan “Çelik Kubbe” bütünleşik hava savunma sistemimiz de bu stratejik aklı yansıtmaktadır. Hava savunma sistemlerimizin birbirleriyle tam bir uyum içinde çalışacağı bu yapı Türkiye’nin teknolojiye istikamet veren bir aktör hâline gelme yolunda emin adımlarla ilerlediğinin de ispatıdır. TÜRKİYE MÜTTEFİKLERİNE TEKNOLOJİ VE SÜRDÜRÜLEBİLİR GÜVENLİK EKONOMİSİ DE SUNUYOR Türk savunma sanayisi ürünleri, bugün sadece kataloglarda değil, dünyanın en zorlu çatışma bölgelerinde de kendini ispat etmiş sistemlerdir. NATO standartlarında geliştirdiğimiz millî hassas güdümlü mühimmatlarımız, yabancı muadillerine göre sunduğu düşük maliyet avantajıyla orduların askerî kabiliyetlerini doğrudan artırmaktadır. Ekonomik maliyetin asimetrik bir silah hâline geldiği bu çağda Türkiye; müttefiklerine silah sistemleriyle birlikte teknoloji ve sürdürülebilir bir güvenlik ekonomisi de sunmaktadır. Gururla söylemeliyim ki bu büyük dönüşüm Türkiye’nin yeni nesil harp anlayışlarını şekillendiren bir stratejik merkez hâline gelmesini sağlamıştır. Bir zamanlar sınırlı ölçüde takip edebildiğimiz teknolojilerde bugün fikrî mülkiyeti bize ait özgün ve yüksek katma değerli çözümler ortaya koymaktayız. SAHA EXPO gibi platformlar bu özgün çözümlerin uluslararası pazarda hak ettiği yeri bulması ve stratejik ortaklıkların kurulması için benzersiz bir zemin teşkil etmektedir. Tüm dünyanın gıpta ile baktığı bu seviyeye ulaşılması birbirinden değerli savunma sanayisi firmalarımızın çalışmalarıyla bir diğer deyişle yöneticisinden işçisine, mühendisinden teknisyenine kadar bir bütün hâlinde Türk savunma sanayisi ailesinin büyük gayretleriyle mümkün olmuştur. BU ÇAĞDA YERİNDE SAYMAK, GERİDE KALMAKTIR Özellikle belirtmeliyim ki ileri teknolojilerin kullanıldığı bu alandaki Ar-Ge faaliyetlerimiz yerli üretim ve nitelikli iş gücü yatırımlarımız bizleri daha yukarı seviyelere taşırken ekonomik kalkınmamızı da perçinlemektedir. Savunma alanında elde ettiğimiz yüksek teknoloji birikimi kahraman ordumuzu ve ülkemizin savunmasına olan eşsiz katkılarının yanı sıra ulaştırmadan enerjiye sağlıktan siber güvenliğe kadar pek çok alanda da millî kabiliyetlerimizi yukarı taşımaktadır. Ulaştığımız bu mümtaz seviye gurur verici olsa da elbette ki yeterli değildir. Zira rekabet çağındayız ve bu durum gelişen teknolojilere bağlı olarak sürekli artmakta ihtiyaçlar çeşitlenmektedir. Bu bilinçle kendimizi daima geliştirmeli ve daha ileriye ulaşma hedefiyle çalışmalarımıza artan bir tempoda devam etmeliyiz. Sürdürülebilir bir savunma gücü; sadece teknolojiye sahip olmak değil, o teknolojiyi ihtiyaç anında kitleler hâlinde sahaya sürebilmektir. Bu yüzden Türk savunma sanayisi; “seri üretim” kapasitesini hem dostlarına yetebilecek seviyede korumalı hem de “seferberlik” esnekliğiyle birleştirme çalışmalarına hız katmalıdır. Unutulmamalıdır ki bu çağda yerinde saymak, geride kalmaktır. Dolayısıyla asimetrik tehditlere karşı hazırlıklı olmak adına İHA ve SİHA teknolojileri, otonom deniz ve kara platformları ile uzay ve siber savaş elektronik harp alanlarındaki imkân ve kabiliyetlerimizi daha üst seviyelere en hızlı şekilde taşıma gayretlerimizi artırmalıyız. Gerçek şu ki bugünün ve geleceğin dünyasında güç merkezi teknolojiyi öncü bir şekilde üretip daha yeni buluşlara imza atanlarda olacaktır. Bu bilinçle bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da başta Savunma Sanayii Başkanlığımız olmak üzere tüm paydaşlarımızla uyum içerisinde, etkin, verimli ve koordinasyona dayalı çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Çok iyi biliyoruz ki Türkiye; ordusu ve savunma sanayisi ile ne kadar güçlü olursa yarınlarımız da bir o kadar güvenli olacaktır. Diplomasi ve güvenlik politikalarımızı askerî yeteneklerle entegre ederek uluslararası iş birliklerimizi de güçlendirmeye devam edeceğiz. Böylece Türkiye sadece kendi sınırlarında değil bölgesel ve küresel barışı da tahkim eden en önemli unsurlardan biri olmayı sürdürecektir. Tam bu noktada SAHA EXPO; ülkemizin bu artan etkinliğini ve savunma sanayindeki teknolojik gelişimini başta kardeş, dost ve müttefik ülkelere olmak üzere uluslararası ortaklarımızla aynı zeminde buluşturarak bu büyük vizyona önemli katkılar sunmaktadır. Bu duygu ve düşüncelerle sözlerime son verirken; - Savunma sanayisi firmalarımızın kıymetli yönetici ve çalışanlarına, - Ayrıca bu güzide organizasyonun düzenlenmesinde başta SAHA İstanbul Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Haluk BAYRAKTAR olmak üzere emeği geçen ve katkıda bulunan herkese şükranlarımı sunuyorum. Burada yapılacak görüşme ve anlaşmaların, hayırlı uğurlu olması dileğiyle sizleri bir kez daha saygıyla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla… #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

17,307 просмотров • 4 месяцев назад

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Katar ziyareti sırasında Doha Büyükelçiliğimiz tarafından düzenlenen 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Resepsiyonu’na katılarak bir konuşma yaptı. Bakan Yaşar Güler, şunları söyledi: CUMHURİYETİN İLAN EDİLMESİ, ŞANLI TARİHİMİZİN DÖNÜM NOKTALARINDAN BİRİDİR “Böylesine güzide bir program vesilesiyle Doha Büyükelçiliğimizin siz kıymetli personeliyle bir arada olmaktan büyük bir memnuniyet duyduğumu ifade ediyor, sizlere Sayın Cumhurbaşkanımızın da selamlarını iletiyorum. Cumhuriyetimizin 101’inci yılını ve 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımızı en içten duygularımla kutluyorum. Sözlerimin başında, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını, aziz şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi rahmet ve şükranla yâd ediyorum. Asil milletimizin, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde istiklal ve istikbaline kastedenlere karşı verdiği destansı mücadelenin sonunda kurulan Cumhuriyetimizin 101’inci yılına ulaşmanın haklı gururunu ve heyecanını yaşıyoruz. Yurdumuzun dört bir taraftan işgal edildiği bir süreçte, 19 Mayıs 1919’da Samsun’da başlayan Millî Mücadelemiz, tarih boyunca esareti kabul etmeyen, hürriyetinden asla vazgeçmeyen aziz milletimizin büyük fedakârlığı ve muzaffer ordumuzun kahramanlığıyla eşsiz bir zafer ile sonuçlanmıştır. Bu tarihî zafer neticesinde 29 Ekim 1923’te Cumhuriyetimizin ilan edilmesi ise bağımsızlığımızın nişanesi olmasının yanı sıra Türk milletinin kayıtsız ve şartsız egemenliğini eline alması bakımından da şanlı tarihimizin dönüm noktalarından biridir. ÜLKEMİZ BÖLGESİNDE VE DÜNYADAKİ ETKİSİNİ HER GEÇEN GÜN DAHA DA PEKİŞTİRMEKTEDİR Cumhuriyet, sadece bir yönetim biçimi değişikliği değil, tam istiklal ülküsüyle verilen Millî Mücadele’nin her alanda taçlandırılmasını hedefleyen, Türkiye’nin çağdaşlaşma yolunda attığı en büyük adım olmuştur. Sarsılmaz temeller üzerinde bina edilen Cumhuriyetimiz, geçen yüzyılda birbirinden önemli kazanımlar elde etmiştir. Nitekim eğitimde, sağlıkta, sanatta, bilimde, teknolojide ve daha pek çok sahada hayata geçirilen yatırımlar ve kaydedilen büyük ilerlemeler, Türkiye’yi dünyada seçkin ve saygın bir konuma ulaştırmıştır. Ülkemiz, bir asır önce vatanımızı işgale girişen emperyalist güçler karşısında varlık yokluk mücadelesi verirken artık köklü tarihi, dinamik nüfusu, büyüyen ekonomisi, güçlü ordusu, her geçen gün gelişim kateden savunma sanayisi ile bölgesinde ve dünyada söz sahibi bir konumuna ulaşmıştır. Türkiye, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde sergilediği aktif diplomasi ve sahip olduğu güçlü ordusu ile bölgesinde ve dünyadaki etkisini her geçen gün daha da pekiştirmektedir. TSK, ULUSLARARASI GÜVENLİK, BARIŞ VE İSTİKRARA HAYATİ KATKILAR SUNUYOR Geçtiğimiz yıl Cumhuriyetimizin 100’üncü yaşını gururla geride bırakırken köklü mazimizden, kahraman ecdadımızdan ve onların ortaya koyduğu sarsılmaz iradeden aldığımız ilhamla ikinci yüzyılımıza da büyük bir şevk ve heyecan ile başladık. Millî Savunma Bakanlığı olarak bizler de ‘Türkiye Yüzyılı’ hedeflerimizi hayata geçirmek için var gücümüzle çalışıyor, ülkemizin bekası ve Cumhuriyetimizi ebedî kılmak için son bir asrın en etkili ve en yoğun faaliyetlerini gerçekleştiriyoruz. Bu kapsamda kahraman ordumuz; ▪️ Sınır ötesinden başlayarak hudutlarımızın güvenliğinin sağlanmasından terör örgütlerine karşı yüksek bir azim ve kararlılıkla mücadeleye, ▪️ Mavi ve Gök Vatanımızdaki hak ve menfaatlerimizin korunmasından yerli ve millî savunma sanayimizin geliştirilmesine kadar üstlendiği tüm vazifeleri büyük bir başarıyla icra etmektedir. Bölgesinin ve dünyanın saygın ordularından biri olan Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; tüm bu faaliyetlerinin yanı sıra birçok coğrafyada kardeş, dost ve müttefik ülkelerin haklı davasına destek vermekte, uluslararası güvenlik barış ve istikrara hayati katkılar sunmaktadır. Tarihî bağlarımızın bulunduğu dost ve kardeş Katar da şanlı ordumuzun etkin faaliyet gösterdiği ülkelerden biridir. 2017 yılından itibaren Türk-Katar Birleşik Müşterek Kuvvet Komutanlığımız; burada güvenlik, eğitim ve askerî danışmanlık faaliyetlerini başarıyla sürdürmektedir. Yakın zamanda teşkil ettiğimiz Deniz ve Hava Unsur Komutanlığımız ile de bölgedeki faaliyetlerimizi, daha kapsamlı bir şekilde sürdürmeyi, dost ülke Katar ile olan iş birliğimizi daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz. Bugün, Türkiye-Katar ilişkileri köklü bağlarımızın bir tezahürü olarak her alanda müstesna bir seviyede ilerlemektedir. Doha Büyükelçiliğimiz de sizlerin yoğun gayretleri ve verimli çalışmalarıyla, bu güçlü dostluk ve iş birliğinin gelişmesine önemli katkılar sağlamaktadır. Bu vesileyle göreve başladığı ilk günden itibaren, yaptığı verimli çalışmalarla bu sürece değerli katkılar sunan Sayın Büyükelçimize, aynı şekilde Büyükelçiliğimizin siz değerli personeline teşekkür ediyorum. TÜRKİYE ZORLUKLARI FIRSATLARA DÖNÜŞTÜREBİLMİŞ BİR ÜLKEDİR Cumhuriyetimizin ebediyen yaşamasını arzu eden bizler için tarihimizi çok iyi bilmek, günümüzdeki gelişmeleri iyi analiz ederek faaliyetlerimizi en etkin şekilde icra etmek ve geleceğe en uygun stratejiler ile hazırlanmak hayati önemdedir. Sizlerin de yakından takip ettiği üzere başta yakın coğrafyamız olmak üzere dünyada çok boyutlu ve kaotik gelişmeler yaşanmakta, risk ve tehditlerin artmasına bağlı olarak güvenlik ve istikrar ortamı hızla değişmektedir. Elbette ki bu kritik süreci ülkemizin sahip olduğu geniş imkân ve kabiliyetler, köklü devlet geleneğimiz ve emsalsiz bir özveriyle görev yapan donanımlı personelimizin üstün çabaları ile en güçlü şekilde atlatmak için çalışıyoruz. Unutulmamalıdır ki Türkiye, tarih boyunca karşılaştığı türlü sınamaları aşmanın ötesinde zorlukları fırsatlara dönüştürebilmiş bir ülkedir. Dolayısıyla bizlere düşen tüm bunların bilinciyle yüksek bir motivasyon ve yakın bir iş birliği içerisinde çalışmalarımızı sürdürmek, ay yıldızlı şanlı bayrağımızı bulunduğumuz her yerde en güzel şekilde temsil etmektedir. Doha Büyükelçiliğimizin siz mümtaz personelinin de burada üstlendiğiniz tarihî sorumluluğu bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da adanmışlık duygusu ile yerine getireceğinize yürekten inanıyor, görevlerinizde üstün başarılar diliyorum. Sözlerime son verirken Türkiye-Katar arasındaki ilişkiler ve yakın iş birliğinin, önümüzdeki dönemde çok daha ileri seviyelere ulaşmasını temenni ediyorum. Bu duygu ve düşüncelerle Cumhuriyetimizin 101’inci yılını ve 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımızı en içten duygularımla bir kez daha kutluyorum. Sizleri bir sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Hoşça kalın.’’ #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

33,659 просмотров • 1 год назад

Bayram namazını Hatay’ın tarihî Habib-i Neccar Camii’nde kılan Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, beraberindeki TSK Komuta Kademesi ile İskenderun’a geçerek Deniz Er Eğitim Alayındaki Bahriyelilerle bayramlaştı. Bayramlaşmada ayrıca 2’nci Amfibi Deniz Piyade Tugay Komutanlığı, İskenderun Deniz Üs Komutanlığı ve 39’uncu Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı personeli de yer aldı. CUMHURBAŞKANIMIZ SAYIN RECEP TAYYİP ERDOĞAN, MEHMETÇİKLERİN BAYRAMINI KUTLADI Bayramlaşmanın ardından konuşma yapmak üzere kürsüye gelen Bakan Yaşar Güler, ilk olarak Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı telefonla arayarak TSK Komuta Kademesi ve Mehmetçiklerimizle birlikte olduklarını belirterek Cumhurbaşkanımızın bayramını tebrik etti. Bakan Yaşar Güler daha sonra emirlerini almak üzere sözü Sayın Cumhurbaşkanımıza bıraktı. Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan da Mehmetçiklerimizin bayramını kutlayarak şunları söyledi: “Ben de şuanda görevleri başında bulunan gerek subay, gerek er, erbaş, tüm kahraman ordumuzun mensuplarını en kalbi duygularla selamlıyorum ve Ramazan Bayramı’nın ordumuza ayrı bir güç katmasını Rabbimden niyaz ediyorum. Ve bütün ordu mensuplarımızı gözlerinden öpüyorum. Rabbim yâr ve yardımcınız olsun diyorum. Sağ olun, var olun.” Cumhurbaşkanımızın konuşmalarını tamamlamasının ardından Bakan Yaşar Güler Mehmetçiklere hitap ederek şunları söyledi: MİLLETİMİZ GÜÇLÜ BİRLİK RUHUNA SAHİP Kahraman silah ve mesai arkadaşlarım, kahraman Bahriyeliler; Ramazan Bayramı vesilesiyle Deniz Er Eğitim Alay Komutanlığımızda Sayın Genelkurmay Başkanımız ve Kuvvet Komutanlarımızla birlikte, sizlerle bir arada bulunmakta büyük bir mutluluk duyduğumuzu özellikle ifade etmek istiyorum. Mübarek Ramazan Bayramınızı en içten dileklerimle kutluyor, bu güzel günlerin başta sizler ve kıymetli aileleriniz olmak üzere aziz milletimize sağlık, huzur ve bereket getirmesini temenni ediyorum. Bayramlar; köklü tarihimizden süzülüp gelen, millî ve manevi değerlerimizin yeniden hatırlandığı, kardeşliğimizin daha da kuvvetlendiği anlamlı zamanlardır. Millî kimliğimizi ve karakterimizi oluşturan bu kıymetli mirası koruyarak gelecek nesillere aktarmak her birimize düşen önemli bir sorumluluktur. İşte bu değerler sayesinde milletimiz en zor zamanlarda dahi bir arada durmayı başaran, güçlü bir birlik ruhuna sahiptir. Aziz vatanımızın bekası ve güvenliğinin en güçlü teminatı olan sizler de vatandaşlarımızın bayramları huzur içerisinde geçirmesi için sevdiklerinizden uzakta, fedakârlıkla görev yapmaktasınız. Yüksek görev bilinci ile ortaya koyduğunuz üstün gayretleriniz her türlü takdirin üzerindedir. Sizlerin şahsında şu anda yurt içinde ve sınır ötesinde özveriyle görev yapan tüm kahraman silah ve mesai arkadaşlarımı canıgönülden tebrik ediyor, her birinin gözlerinden öpüyorum. BÖLGEMİZİN ATEŞ ÇEMBERİNE DÖNDÜĞÜ BİR SÜREÇTEN GEÇİYORUZ Küresel güvenliği sarsan jeopolitik gelişmelerin yaşandığı, uluslararası düzenin zayıfladığı, güç ve nüfuz mücadelelerinin arttığı, bölgemizin ise adeta ateş çemberine döndüğü bir süreçten geçiyoruz. Ülkemiz, tüm bu gelişmeler karşısında; sorunların çözümünde yapıcı ve barıştan yana tutumuyla müzakere masalarının ve uluslararası güvenlik mimarisinin vazgeçilmez bir üyesi olarak ön plana çıkmakta, bir istikrar adası ve güven merkezi olma vasfını korumaktadır. Türkiye’nin böylesine etkin olduğu bir ortamda kahraman ordumuz da; hudutlarımızın güvenliğinin sağlanmasından terörle mücadeleye, Mavi ve Gök Vatanımızdaki hak ve menfaatlerimizin kararlılıkla korunmasından küresel barış ve istikrara katkılar sunmaya kadar İstiklal Harbi’mizden bu yana en yoğun ve en etkili faaliyetlerini icra etmektedir. Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ifa ettiği bu çok yönlü faaliyetler ve sahip olduğu yüksek hazırlık seviyesi, giderek sertleşen güvenlik ortamında ülkemizin en büyük teminatı olmaya devam etmektedir. TSK GEREKLİ TÜM ÖNLEMLERİ ALMAKTADIR Nitekim yakın çevremizdeki jeopolitik gerginlikler, özellikle 28 Şubat’tan itibaren İran ile ABD ve İsrail arasında yaşanan savaş, başta yakın coğrafyamız olmak üzere tüm dünyanın güvenliğini riske atacak niteliktedir. Bu hassas ortamda kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimiz ülkemizin güvenliğini teminat altına almak amacıyla hiçbir ihtimali göz ardı etmeden sınır hattımızda, karada, denizde ve havada müttefiklerimizle yakın bir koordinasyon içerisinde gerekli tüm önlemleri almaktadır. Şu bir gerçek ki şanlı ordumuz, sahip olduğu caydırıcı güç ve çok yönlü operasyonel kabiliyetiyle, ülkemizi ve asil milletimizi her koşulda korumaya muktedirdir. Şüphesiz tüm tehditlere karşı koyabilecek güçlü bir savunma kapasitesi kadar iç cephemizin sağlamlığı ve milletçe ortaya koyduğumuz birlik ve beraberlik de güvenliğimizin en temel dayanaklarından biridir. TÜRKİYE KURGULANAN SENARYOLARI ÖNGÖREREK GEREKLİ ADIMLARI ATTI Türkiye köklü devlet aklıyla, yakın coğrafyamızda kurgulanan senaryoları ve planlanan hain emelleri öngörmüş, kriz ve çatışma ortamı bugünkü seviyeye gelmeden gerekli iradeyi göstererek bu yönde kararlı adımlar atmıştır. Bu stratejik yaklaşımın sahaya yansıması özellikle güvenlik alanında elde edilen somut başarılarla açıkça ortaya çıkmıştır. Kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimizin, kahraman güvenlik güçlerimizin ve kahraman güvenlik korucularımızın eşgüdüm, cesaret ve fedakârlıkla yürüttüğü mücadeleler neticesinde terör örgütlerinin hareket alanı büyük ölçüde daraltılmıştır. Elde edilen bu kazanımlar, ülkemizin geleceğine dair hedeflerimizi daha güçlü ve kararlı bir şekilde ortaya koymamıza imkân sağlamıştır. Nihai hedefimiz terörün her tür ve tezahüründen tamamen arındırılmış, birliği ve huzuru daim kılınmış güçlü bir Türkiye’ye ulaşmaktır. Nitekim son dönemde bölgemizde yaşanan gelişmeler bu hedefin ne denli isabetli ve gerekli olduğunu açıkça teyit etmektedir. TÜRKİYE, KKTC’NİN GÜVENLİĞİNİ SAĞLAMA KONUSUNDA GEREKLİ İRADE VE GÜCE SAHİPTİR Ülkeler arasındaki kriz ve sorunların çözülmesi için uluslararası hukuku ve barışı esas aldığımızı her fırsatta dile getiriyoruz. Bu çerçevede Ege’de ve Doğu Akdeniz’de de barış, istikrar ve hakkaniyet temelinde bir düzenin tesis edilmesini amaçlıyoruz. Elbette ki Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin haklarının korunması da Türkiye için vazgeçilmez bir sorumluluktur. Ancak Yunanistan’ın bölgedeki hassas ortamdan faydalanarak Kıbrıs meselesinde yeni oldubittiler oluşturma ve Ege’deki adaları silahlandırma yönündeki girişimlerine de şahit olmaktayız. Bu tür adımların bölgesel barışa hizmet etmediği açıktır. Bu konuda muhataplarımızın yaptığı ve esasen hiçbir karşılığı bulunmayan provokatif açıklamaları da dikkate almadığımızı özellikle belirtmek isterim. Türkiye uluslararası hukuka dayalı meşru haklarını ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin güvenliğini koruma konusunda gerekli irade ve güce sahiptir. Son çatışmalardan kaynaklanan füze ve drone tehdidi sonrası hava sahasının güvenliğini desteklemeye ve muhtemel tehditler karşısında hızlı reaksiyon kabiliyetimizi güçlendirmeye yönelik Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne hava ve hava savunma unsurlarımız sevk edilmiştir. Herkes bilmelidir ki Türkiye hem Ege’de ve Doğu Akdeniz’de hem de Kıbrıs’ta uluslararası hukuktan kaynaklanan hak ve menfaatlerini korumaya kararlılıkla devam edecektir. BAŞARI BİR VARIŞ DEĞİL, SÜREKLİLİK İSTEYEN BİR YOLCULUKTUR Yaşanan son gelişmeler yerli ve millî savunma sanayimizin de ülkemizin bekası açısından hayati önemde olduğunu bir kez daha teyit etmiştir. Millî Savunma Bakanlığı olarak Sayın Cumhurbaşkanımızın direktifleri çerçevesinde imkân ve kabiliyetlerimizi sürekli geliştirip, caydırıcılığımızı artırmak maksadıyla çalışmalarımızı artan bir şevk ve gayretle sürdürüyoruz. Elbette ki gelişmiş savunma sanayi kapasitesi kadar bu imkânları etkin şekilde kullanacak donanımlı ve yüksek nitelikli personel gücüne sahip olmak da güvenliğimiz açısından hayati önemdedir. Sizlerin bugüne kadar üstlendiğiniz görevlerde ortaya koyduğunuz yüksek vazife şuuru, kutsal bir görevin ifası olmanın ötesinde nesilden nesile aktarılan Türk askerî geleneğinin her birinizde vücut bulan güçlü bir tezahürüdür. Unutmayınız ki başarı bir varış değil, süreklilik isteyen bir yolculuktur. Aynı zamanda başarı disiplinle yoğrulmuş bir iradenin, kararlılıkla sürdürülen bir mücadelenin ve görev bilinciyle şekillenen bir karakterin neticesidir. Sizler de şartlar ne olursa olsun verilen görevi yerine getirmek için sonuna kadar gayret gösteren ve asil milletimize güven veren şanlı Mehmetçiklersiniz. Bu anlayışla hareket ettiğiniz sürece üstlendiğiniz her görev, şanlı ordumuzun gücünü ve itibarını daha da ileriye taşıyacaktır. Bu inançla Millî Savunma Bakanlığımız ve Türk Silahlı Kuvvetlerimiz bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da ülkemizin bekası ve milletimizin güvenliği için her türlü görevi kararlılıkla yerine getirmeyi sürdürecektir. Bu vesileyle Mete Han’dan Sultan Alparslan’a, Fatih Sultan Mehmet’ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve bugüne kadarki tüm devlet büyüklerimizi ve komutanlarımızı saygıyla anıyor; cennet vatanımızda bu mutlu bayram günlerini huzur içinde geçirmemizde en büyük pay sahibi olan aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyorum. Hayatta olan fedakâr gazilerimiz ile şehit ve gazi ailelerimizin kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımı sunuyorum. Sizlerin ve kıymetli aile bireylerinizin Ramazan Bayramı’nı bir kez daha en içten dileklerimle kutluyor, kıymetli ailelerinize selamlarımı gönderiyorum. Kahraman Bahriyeliler; denizleriniz sakin, pruvanız neta; yolunuz ve bahtınız açık olsun. Kalın sağlıcakla… #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

52,628 просмотров • 6 месяцев назад

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, beraberinde TSK komuta Kademesi ile gittiği Samsun’da 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla Tütün İskelesi'nde düzenlenen törene katıldı. TCG ANADOLU gemisi ile Samsun’a çıkan gençlerin karşılandığı törene, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak da katıldı. Törende konuşan Bakan Yaşar Güler gençlere hitaben şunları söyledi: 19 MAYIS, BİR KEZ DAHA ŞAHA KALKIŞIN BAŞLANGICIDIR 19 Mayıs gibi tarihî bir günde donanmamızın gözbebeği TCG ANADOLU ile kutlu bir yolculuk yapan siz kıymetli gençlerimizle Millî Mücadele’mizin ilk adımının atıldığı Samsun’da birlikte bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyduğumu özellikle ifade etmek istiyorum. Sözlerimin başında asil milletimizin bağımsızlık aşkıyla verdiği mücadelenin sembolü olan 19 Mayıs’ın 106’ncı yıl dönümünde Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nızı en içten dileklerimle kutluyorum. 19 Mayıs, asil milletimizin yüksek onur ve asaleti ile Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde tarih sahnesinde bir kez daha şaha kalkışının başlangıcıdır. Öyle ki bütün umutların tükenmeye başladığı bir dönemde Mustafa Kemal Atatürk “Türk milleti için esaretle yaşamaktansa ölmek daha iyidir.” diyerek ülkemizin bu güzide şehri Samsun’a çıkmış, bağımsızlık ve özgürlük mücadelemizin meşalesini de burada yakmıştır. Bu kutlu meşalenin ışığında kısa sürede ülkemizin dört bir yanında milletimizin topyekûn direnişi ortaya çıkmış, cesaret ve fedakârlıkla yürütülen Millî Mücadele’miz, Cumhuriyetimizin ilanıyla taçlanmıştır. ÇOK ANLAMLI VE MÜSTESNA BİR FAALİYET Böylesine eşsiz bir fedakârlığı ortaya koyan atalarımızın torunları olan siz gençlerimizin 19 Mayıs gibi kutlu bir günün yıl dönümünde İstanbul’dan Samsun’a gelmeniz de çok anlamlı ve müstesna bir faaliyettir. Zira 19 Mayıs “Bütün ümidim gençliktedir.” diyen Atatürk’ün aydınlık geleceğimiz ile Türkiye Cumhuriyeti’nin teminatı olan genç nesillere duyduğu güven ve inancın da simgesidir. Bugün bizler Samsun’da ortaya konan azim ve kararlılıktan ilham alıyor, yarınlarımızın güvencesi olan siz gençlerimizle birlikte “Türkiye Yüzyılı” hedeflerimize ulaşmak için sarsılmaz bir iradeyle yolumuza devam ediyoruz. Küresel sorunların ve devletlerarası gerginliklerin had safhaya çıktığı günümüzde, her alanda büyük değişim ve dönüşümler yaşanmaktadır. Risk ve tehditlerin öngörülemez olduğu bu kaotik süreçte, özellikle savunma ve güvenlik teknolojilerinin yerli ve millî imkânlarla elde edilmesi ve geliştirilmesi, bekamız açısından bir zorunluluk hâlini almıştır. Bu stratejik yaklaşım ile ülkemiz Sayın Cumhurbaşkanı’mızın kararlı tutumu ve liderliğinde savunma sanayinde yaptığı yatırımlarla büyük bir sıçrama yakalamış, sahip olduğu imkân ve kabiliyetleriyle dünya çapında övgü ve gıptayla takip edilen bir seviyeye ulaşmıştır. SİLAH SİSTEMLERİMİZ PEK ÇOK ÜLKE TARAFINDAN TAKDİR GÖRÜYOR Nitekim bugün sizler; 19 Mayıs’ın izinde yerli ve millî savunma sanayimizin en güçlü sembollerinden biri ve millî gururumuz olan TCG ANADOLU gemisiyle bir seyahat gerçekleştirdiniz. TCG ANADOLU gibi kendi klasmanının lideri bu gemimizin yanı sıra karada, denizde ve havada ihtiyacımız olan silah sistemlerimiz operasyonel başarılarıyla pek çok ülke tarafından takdir görmekte ve satın alınmaktadır. Bu sistemlerimiz, terörle mücadele başta olmak üzere çok boyutlu tehditler karşısında ülkemizin güvenliğinin korunmasında ve ordumuzun caydırıcı gücünde çarpan etkisi sağlamaktadır. EN BÜYÜK PAY ŞEHİTLERİMİZİN VE GAZİLERİMİZİNDİR Terörle mücadelede elde ettiğimiz başarılarda ve “Terörsüz Türkiye” hedefimize doğru ilerlememizde şüphesiz en büyük pay vatan, millet ve bayrak uğruna canları pahasına mücadele eden aziz şehitlerimiz ve kahraman gazilerimiz ile onların fedakâr ve cefakâr ailelerine aittir. Bu vesileyle kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimizin tüm seçkin personeline kahraman jandarma ve polis teşkilatımıza, gözü pek güvenlik korucularımıza, ülkemizin birliği ve dirliği için gösterdikleri gayretlerden dolayı teşekkür ediyorum. Aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyor, gazilerimize sağlık ve esenlikler diliyor kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımızı sunuyorum. Elbette ki gençlerimize de önemli görev ve sorumluluklar düşmektedir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, gençliğe hitaben söylediği “Ey Türk Gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.” sözünden ilham alan siz gençlerimiz bilmelisiniz ki; birliğimizin özgürlüğümüzün ve geleceğimizin teminatı sizlerin bu ülkeye olan inancı ve gayretiyle mümkündür. Şurası muhakkaktır ki ülke olarak sahip olduğumuz eşsiz mirası ayrım gözetmeden, hep birlikte yaşatmak zorundayız. Sevgi, saygı, hoşgörü ve uzlaşma ortamı içinde üstesinden gelemeyeceğimiz hiçbir sorunumuz yoktur. Dolayısıyla artık birlik ruhuna, kardeşliğe ve aydınlık dolu ortak bir geleceğe doğru güçlü bir adım atıyoruz. Bu yolculukta siz değerli gençlerimizi ve ülkemizin her köşesinde yaşayan vatandaşlarımızı, bizi biz yapan değerler etrafında daha sıkı kenetlenmeye ve ülkemizi daha güçlü yarınlarına hep birlikte taşımaya davet ediyorum. TÜRK SAVUNMA SANAYİSİNİ DAİMA ÖNDE TUTMAYI HEDEFLİYORUZ Ülkemizin başta savunma güvenlik olmak üzere her alanda elde ettiği birbirinden kıymetli başarıların daha da geliştirilmesi ve geleceğin ihtiyaçlarına göre bu alandaki üretim imkânlarımızın en üst seviyelere çıkarılmasına yönelik çalışmalarımızı büyük bir gayretle sürdürüyoruz. Bugün ve gelecek için; uzay tabanlı teknolojilerden yapay zekâ sistemlerine sürü algoritmalarından otonom platformlara kadar pek çok alanda kapasitemizi geliştirerek ve derinleştirerek Türk savunma sanayisini daima bir adım önde tutmayı hedefliyoruz. Biliyoruz ki tüm bu çalışmaların merkezinde artık sizler varsınız ve sizler olacaksınız. Bunun için de kabiliyetlerinizi, ilgi alanlarınızı ve potansiyelinizi keşfedin. Başarıya ulaşmanızın ilk ve en önemli adımı bu olacaktır. Eğitim, sizi istediğiniz hedeflere ulaştıracak en önemli unsurdur. Çalışmak ise başarmanın yarısıdır. Çünkü başarı; her gün uygulanan birkaç basit disiplinden başka bir şey değildir. Sabırlı olun ve uzun vadeli başarı için sürekli çaba gösterin. Unutmayınız ki taşı delen suyun kuvveti değil, damlaların sürekliliğidir. Size şunu da hatırlatmak isterim ki; Türkiye’nin hayalleri, sizin hayallerinizle örtüştüğü zaman ülkemiz daha da güçlü olacaktır. BİRLİKTE YÜRÜDÜĞÜNÜZDE GÜÇLÜSÜNÜZ Her birinizin farklı bir disiplinden geliyor olması, işte bu yüzden çok kıymetli. Çünkü teknoloji dediğimiz şey artık tek bir alana ait değil. Yani siz sadece alanınızda değil, birbirinizle birlikte yürüdüğünüzde güçlüsünüz. Bu yüzden farklı bakış açılarını büyük bir merakla takip edin. Şu bir gerçek ki bilim ve teknoloji ile ilgilenen ve yeni proje ve buluşlara imza atan siz gençlerimiz, her şeyin baş döndürücü bir hızla değiştiği bu teknoloji çağında, ülkemizin geleceğinin de teminatısınız. Elde edeceğiniz bilgi birikimi, enginlere ulaşacağına inandığım ufkunuz ve yeteneklerinizi birleştirdiğinizde ortaya çıkacak proje ve ürünlerin, ülkemize ve ordumuza müstesna katkılar sağlayacağından asla şüphem yok. CUMHURİYETİMİZİ DAHA DA YÜKSELTECEKSİNİZ Geçmişle gelecek arasında kurduğumuz bir hatıra mahiyetindeki bu yolculuk sırasında “ben yokum, biz varız” diyen kahraman atalarımızın fedakârlığını ve 19 Mayıs ruhunu bir kez daha anladığınıza inanıyorum. Bakın, bugün sizler ülkemizin 81 şehrinden geldiniz, ama şu anda aynı gemidesiniz ve ortak bir ülküyle hareket ediyorsunuz. Yakın bir gelecekte de ülkemizin yönetiminde söz sahibi olacak ve Cumhuriyetimizi daha da yükselteceksiniz. Asla unutmayın ki binlerce şehit ve gazi vererek türlü sıkıntı ve yokluklar içinde büyük özveriyle kurulan Türkiye Cumhuriyeti sizlere emanettir. Bu değerli emaneti yaşatarak sonsuza kadar korumak ve gelecek nesillere en iyi şekilde aktarmak en önemli görev ve sorumluluğumuzdur. Dolayısıyla bu yolculuktan sadece anılarla değil ifade etmiş olduğum esaslar çerçevesinde büyük bir sorumluluk duygusuyla döneceğinize yürekten inanıyorum. Bu vesileyle başta Millî Mücadele’mizin önderi Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere şanlı ecdadımızı, aziz şehitlerimizi ve gazilerimizi bir kez daha rahmet, minnet ve şükranla yâd ediyorum. Bu güzide projenin hayata geçirilmesi ve farklı branşlardan siz gençlerimizin bir araya getirilmesinde emeği geçen başta Sayın Gençlik ve Spor Bakanımız olmak üzere katkıda bulunan herkese teşekkür ediyor; siz kıymetli gençlerimize de sağlık, başarı ve esenlikler diliyorum. TCG ANADOLU’nun kahraman personeline de diyorum ki “Denizleriniz sakin, pruvanız neta, yolunuz ve bahtınız açık olsun.” Kalın sağlıcakla. #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

44,797 просмотров • 1 год назад

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, NATO Savunma Bakanları Toplantısı için gittiği Brüksel’de, Türk basın mensupları ile de bir araya geldi. NATO Savunma Bakanları Toplantısı ve gündemdeki konulara ilişkin açıklamalarda bulunan Bakan Yaşar Güler, şunları söyledi: NATO SAVUNMA BAKANLARI TOPLANTISI Ülkemizin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek NATO Liderler Zirvesi öncesinde Brüksel’deki NATO Karargâhında düzenlenen Ukrayna Savunma Temas Grubu ve NATO Savunma Bakanları toplantılarına bugün katıldık. Genel olarak NATO'nun caydırıcılık ve savunma duruşu, Ukrayna'ya sağlanabilecek destek ve diğer güvenlik konularının ele alındığı toplantılar yaptık. ▪️ NATO’ya kuvvet katkısı sağlayan ülkeler arasında daima ilk 5’te yer alan bir ülke olarak İttifak’ın savunma ve caydırıcılığına sağladığımız katkıları, ▪️ %5 savunma taahhüdü hedefine ulaşılması konusunda kaydettiğimiz kararlı ilerlemeleri -ki %5 hedefine süratle ilerliyoruz, ▪️ Ukrayna’ya ikili düzeyde ve NATO kapsamında destek ve katkılarımız ile barışa yönelik diplomatik çabalara desteğimizi, ▪️ Ankara Zirvesi kapsamındaki hazırlıklarımız ve beklentilerimizi ifade ettik, ▪️ Bölgesel barış ve istikrarın sağlanması kapsamında İran-ABD Savaşı’nı sona erdirmek amacıyla varılan mutabakatı memnuniyetle karşıladığımızı da ilettik, teşekkür ettik ve gerektiğinde Hürmüz Boğazı’nda mayın temizliğine destek vermeye hazır olduğumuzu vurguladık. Toplantılar vesilesiyle muhataplarımızla savunma ve güvenlik ajandasındaki gündemi, ikili ve çok taraflı ilişkiler ile iş birliğini geliştirme imkânlarını ele aldık. 70 yılı aşkın süredir NATO Müttefiki bir ülke olarak katılım sağladığımız bu toplantılarda; hem İttifak gündemindeki konularda hem de bölgesel konulardan Avrupa Güvenliğine uzanan geniş bir yelpazede millî tutum ve değerlendirmelerimizi muhataplarımıza ilettik. Ayrıca Müttefik Savunma Bakanlarını Ankara Zirvesi’nde ağırlamaktan memnuniyet duyacağımızı da kendilerine ilettik. NATO LİDERLER ZİRVESİNİN ÖNEMİ Bugün NATO, tarihinin en karmaşık güvenlik ortamlarından biriyle karşı karşıyadır. Konvansiyonel tehditlerin yanı sıra hibrit tehditler, siber saldırılar, terörizm, enerji güvenliği riskleri ve bölgesel istikrarsızlıklar güvenlik anlayışını yeniden şekillendirmektedir. Nisan ayında düzenlenen “NATO'nun Ankara Zamanı: Dayanıklı Bir İttifak İçin Stratejik Konumlanma” konferansında da ifade ettiğim gibi, Türkiye NATO'nun yalnızca coğrafi merkezlerinden biri değil, aynı zamanda stratejik aklının ve operasyonel kapasitesinin de ayrılmaz bir parçasıdır. Ankara'da gerçekleştireceğimiz NATO Zirvesi'ni yalnızca bir liderler toplantısı olarak görmüyoruz. Bu zirve, NATO'nun değişen güvenlik ortamına uyum sağlama kararlılığını ortaya koyacağı ve geleceğe yönelik stratejik yöneliminin şekilleneceği önemli bir dönüm noktası olacağını değerlendiriyoruz. Türkiye'nin zirveye ev sahipliği yapması, İttifaka sunduğumuz askerî katkıların, operasyonel tecrübemizin ve güvenlik üretme kapasitemizin doğal bir yansıması olarak görüyoruz. Bununla birlikte, Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu etkili, güvenilir ve sonuç odaklı lider diplomasisi de Ankara Zirvesi'nin en önemli unsurlarından birisi olacağını değerlendiriyoruz. Türkiye, krizlerin çözümüne katkı sunan, diyalog kanallarını açık tutan ve bölgesel istikrarı destekleyen yaklaşımıyla İttifak içerisinde müstesna bir konuma sahiptir. Hedefimiz; NATO'nun birlik ve dayanışmasını güçlendirmek, Avrupa-Atlantik bölgesinin güvenliğine yönelik ortak kararlılığı vurgulamak ve İttifakı geleceğin tehditlerine karşı daha hazırlıklı hâle getirecek stratejik vizyonun geliştirilmesine katkı sağlamaktır. Ankara Zirvesi'nin, NATO'nun birlik ve beraberliğini pekiştiren, ortak aklı güçlendiren ve İttifakın geleceğine yön veren tarihî bir buluşma olacağına inanıyoruz. ABD-NATO-AVRUPA GÜVENLİĞİ ABD Avrupa’dan tam manasıyla çekilmiyor, Avrupa’daki asker sayısını azaltıyor. Avrupa ülkeleri de oluşabilecek boşluğu doldurma gayretindeler. Savunma sanayi yatırımlarını artırmaktalar ve zorunlu askerlik uygulamasına dönmekteler. Avrupa’nın güvenliğinin Avrupalılar tarafından sağlanması gerektiğinin farkındalar. YERLİ VE MİLLÎ SAVUNMA SANAYİ VE NATO Türkiye'nin savunma sanayinde elde ettiği başarılar yalnızca ulusal güvenliğimize değil NATO'nun kolektif savunmasına da katkı sunmaktadır. Yerli ve millî sistemlerimiz, müttefiklerin birlikte çalışabilirlik kapasitesini desteklemekte ve İttifakın genel caydırıcılığına katkı sağlamaktadır. Güçlü savunma sanayi, güçlü caydırıcılık ve güçlü NATO demektir. Ankara’da düzenlenecek NATO Zirvesi kapsamında gerçekleştirilecek “Savunma Sanayi Forumu”nun, müttefikler arasında savunma sanayi alanındaki iş birliğinin geliştirilmesine önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz. Toplantılar esnasında NATO üyesi üç ülkenin savunma bakanı, Türk savunma sanayinin gelişmişliği ve Türkiye ile iş birliğinin artırılmasının önemli ve gerekli olduğunu özellikle vurguladılar. TÜRKİYE’NİN NATO VİZYONU Türkiye'nin vizyonu; güçlü, dayanıklı, birlikte hareket etme iradesini koruyan, müttefiklerinin güvenlik kaygılarına eşit hassasiyet gösteren ve değişen tehdit ortamına hızla uyum sağlayabilen bir NATO'dur. Ankara Zirvesi'nden beklentimiz; öncelikle NATO'nun temelini oluşturan kolektif savunma anlayışının ve 5'inci maddeye olan bağlılığın güçlü şekilde teyit edilmesidir. Bunun yanında müttefiklerin savunma harcamaları ve yetenek hedeflerine ilişkin kararlılıklarını somut adımlarla ortaya koymaları, savunma üretim kapasitesini güçlendirecek ve caydırıcılığı artıracak ortak iradeyi göstermeleri büyük önem taşımaktadır. ÜLKEMİZİN NATO’YA KATKILARI Türkiye’nin NATO’ya katkıları konusunda ise Türkiye; NATO'nun güçlü ve saygın bir üyesi, aynı zamanda İttifakın en büyük ikinci ordusuna sahip müttefikidir. Askerî eğitimden tatbikatlara, harekâtlardan komuta-kontrol faaliyetlerine kadar NATO'nun tüm temel görev ve sorumluluklarına etkin katkı sunmaya da devam ediyoruz. Bildiğiniz gibi Steadfast Dart-26 Tatbikatı’na katıldık. Binlerce personelimiz ve Anadolu Deniz Görev Grubumuzla NATO'nun caydırıcılık ve savunma duruşuna güçlü destek verdik. Uzak coğrafyalara süratle kuvvet intikal ettirebilme kabiliyetimiz, yüksek hazırlık seviyemiz ve operasyonel etkinliğimiz burada bir kez daha teyit edilmiş oldu. Kahraman ordumuz, terörle mücadeleden sınır ötesi harekâtlara kadar geniş bir alanda edindiği tecrübeyle NATO'nun en etkin ve en hazırlıklı kuvvetleri arasında yer almaktadır. Bu kapsamda komando birliklerimizin kapasitesini artırmaya ve değişen tehdit ortamına uygun yeni kabiliyetler geliştirmeye de devam ediyoruz. Önümüzdeki dönemde NATO'nun en kritik kuvvet yapılarından biri olan Müttefik Reaksiyon Kuvveti'nin komutasını üstlenecek olmamız da Türkiye'nin İttifak içerisindeki güvenilirliğinin ve stratejik öneminin somut bir göstergesidir. Aynı şekilde KFOR Komutanlığı, NATO Hava Polisliği görevleri ve deniz harekâtlarına sunduğumuz katkılar, Türkiye'nin Balkanlar'dan Karadeniz'e, Akdeniz'den Avrupa'nın güvenliğine kadar geniş bir coğrafyada üstlendiği sorumluluğu açıkça ortaya koymaktadır. Türkiye bugün yalnızca NATO'nun güvenliğine katkı sağlayan bir müttefik değil; askerî kapasitesi, operasyonel tecrübesi ve liderlik sorumluluğuyla İttifakın caydırıcılığına, dayanıklılığına ve geleceğine yön veren başlıca ülkelerden biridir. RUSYA-UKRAYNA SAVAŞI VE KARADENİZ’İN GÜVENLİĞİ Rusya-Ukrayna Savaşı, iki ülke arasındaki savaş olmanın ötesinde Avrupa güvenlik mimarisini, enerji güvenliğini, küresel ticaret yollarını ve NATO’nun güvenlik gündemini doğrudan etkilemektedir. Türkiye, savaşın başlangıcından itibaren dengeli, ilkeli ve yapıcı bir politika izlemiş; hem Ukrayna'nın toprak bütünlüğünü desteklemiş hem de diplomasi kanallarının açık tutulmasına katkı sağlayarak çatışmanın yayılmasının önlenmesi ve adil, kalıcı bir barışın tesis edilmesine de gayret göstermiştir. Karadeniz'in istikrarı Avrupa-Atlantik güvenliğinin ayrılmaz parçasıdır. Türkiye, Montrö Sözleşmesi'ni kararlılıkla uygulayarak bölgesel istikrara katkı sağlamaya devam etmektedir. Bu nedenle bölgesel sahiplenme anlayışını destekliyor, Karadeniz'e kıyıdaş ülkeler arasındaki iş birliğini de önemsiyoruz. Türkiye hem Rusya hem Ukrayna ile konuşabilen az sayıdaki ülkeden birisidir. Bu durum ülkemize önemli sorumluluklar da yüklemektedir. Tahıl Koridoru Girişimi, esir değişimleri ve taraflar arasındaki temaslarda üstlendiğimiz rol bunun en somut göstergesidir. Türkiye bundan sonra da diplomasi ve diyalog çabalarına katkı sunmaya devam edecek; krizlerin tarafı değil, çözümün parçası olmayı da sürdürecektir. NATO’NUN GÜNEY KANADININ ÖNEMİ Terörizm, düzensiz göç, enerji güvenliği riskleri, bölgesel çatışmalar ve hibrit tehditler NATO’nun güney kanadını doğrudan etkilemektedir. Türkiye, NATO’nun güney kanadında yer alması nedeniyle bölgesel tehditlerle doğrudan mücadele eden bununla birlikte son yıllarda gelişen gücüne bağlı olarak İttifakın merkezinde önemli katkılar sunan müttefiklerin başında gelmektedir. Bu nedenle Türkiye’nin güvenliğine yönelik tehditler aynı zamanda NATO’nun güvenliğine yönelik tehditler olarak da değerlendirilmektedir. Günümüz güvenlik ortamı, güney kanadının yalnızca çevresel değil, merkezî bir güvenlik meselesi olduğunu da göstermektedir. ORTA DOĞU’DAKİ GELİŞMELER Orta Doğu'da yaşanan gelişmeler yalnızca bölgesel değil küresel güvenliği de doğrudan etkilemektedir. Orta Doğu'daki istikrar NATO'nun güvenliğiyle de doğrudan bağlantılıdır. NATO müttefiklerimiz de Orta Doğu’daki gelişmelere oldukça ilgililer ve çalışıyorlar. Türkiye bölgesel barış, istikrar ve güvenliği destekleyen yapıcı bir yaklaşım izlemekte, çatışmaların büyümesini değil, diyalog ve diplomasi yoluyla çözülmesini savunmaktadır. Öte yandan, millî güvenliğimize yönelik risklerin oluşmaması için gerekli tedbirler alınmakta, ilgili kurumlarla koordinasyon içerisinde çalışmalar devam etmektedir. Türk Silahlı Kuvvetleri ülkemizin güvenliğini sağlamak için her türlü hazırlığa da sahiptir. HÜRMÜZ BOĞAZI Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Daha önce de vurgulamıştık. Enerji arz güvenliği, deniz ticaretinin kesintisiz sürdürülmesi ve seyrüsefer emniyetinin korunması yalnızca bölgesel değil, küresel istikrar açısından da önem taşımaktadır. Türkiye, gerilimin tırmanmaması ve sorunların diplomasi temelinde çözülmesi yönündeki yaklaşımını da sürdürmektedir. Bölgesel ve küresel güvenliğe katkı sunan bir ülke olarak, uluslararası hukuk çerçevesinde deniz güvenliği ve seyrüsefer emniyetini destekleyecek girişimlere gerekli katkıyı sağlamaya da hazırız. DOĞU AKDENİZ’İN GÜVENLİĞİ İran ile ABD ve İsrail arasındaki savaş ve buna bağlı olarak ortaya çıkan füze ve insansız hava aracı tehditleri, Doğu Akdeniz'in güvenliğinin bir kez daha ne kadar hassas bir konu olduğunu da göstermiştir. Bu süreçte Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin güvenliği için aldığımız ilave tedbirler yalnızca Kıbrıs Türklerinin güvenliğine değil, Ada'nın tamamında istikrar ve güvenliğin korunmasına hizmet etmektedir. Türkiye'nin yaklaşımı her zaman olduğu gibi gerilimi artırmak değil, riskleri önlemek ve bölgesel istikrarı desteklemektir. NATO Savunma Bakanları Toplantısı'nda da vurguladığımız üzere, Avrupa-Atlantik güvenliği parçalı değil bütüncül bir anlayışla ele alınmalıdır. Güvenlik üretmesi gereken aktörlerin, bölgesel gerilimleri derinleştirecek adımlardan kaçınması; diyalog, iş birliği ve ortak güvenlik anlayışını öncelemesi büyük önem taşımaktadır. Bu çerçevede Doğu Akdeniz'de son dönemde şekillenen bazı askerî iş birliği girişimlerini ve bölgesel güvenlik denklemini etkileyebilecek gelişmeleri de yakından takip ediyoruz. Son olarak garantörlük sıfatı olmayan Fransa ile GKRY arasında imzalanan anlaşma; aslında meşruiyeti olmayan, hassas dengeleri bozan ve uluslararası hukuka aykırı olan bir girişimdir. Türkiye'nin askerî kapasitesi, caydırıcılığı ve bölgesel konumu dikkate alındığında, ülkemizi ve KKTC’nin hak ve menfaatlerini hedef alan herhangi bir girişimin veya ittifakın başarı şansı bulunmamaktadır. Burada asıl üzerinde durulması gereken husus, bölgesel güvenliği artırmak yerine belirli aktörleri çatışma ve krizlerin parçası hâline getirebilecek yaklaşımların uzun vadede bölge halklarının güvenliğine zarar verme riskidir. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, Kıbrıs Türklerinin güvenliğini hedef alan oldubittilere ve hasmane girişimlere karşı gerekli karşılığı verecek güce ve kabiliyete ve sarsılmaz bir iradeye sahiptir. Kıbrıs Adası'nın güvenliği ve statüsüne ilişkin düzenlemeler uluslararası anlaşmalarla belirlenmiştir. Türkiye, garantörlük hak ve sorumluluklarını uluslararası hukuktan kaynaklanan meşru zeminde sürdürmektedir. Kıbrıs Türklerinin güvenliği, huzuru ve refahı bizim için hayati öneme sahiptir. Bu vesileyle bir kez daha ifade etmek isterim ki; Türkiye, Doğu Akdeniz'de barışın, istikrarın ve yapıcı diyaloğun tarafıdır. Ancak, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin güvenliğini tehdit edecek gelişmeler karşısında da garantörlük sorumluluklarımızın gereğini yerine getirme irademiz tamdır. Sonuç olarak, bugün karşı karşıya bulunduğumuz güvenlik ortamı, ülkelerin millî kabiliyetlerini güçlü tutmalarını zorunlu kılarken; müttefikler arasındaki iş birliği ve dayanışmanın da kritik rolünü bir kez daha ortaya koymaktadır. Bu çerçevede dayanışma, caydırıcılık, birlikte çalışabilirlik ve stratejik öngörü, ortak güvenliğin temel unsurları olarak öne çıkmaktadır. Türkiye; güçlü ordusu, gelişmiş savunma sanayi, etkin diplomasisi ve sahip olduğu stratejik vizyonla NATO'nun, Avrupa-Atlantik güvenliğinin ve bölgesel istikrarın temel aktörlerinden biri olmayı sürdürmektedir. Karadeniz'den Akdeniz'e, Balkanlar'dan Afrika'ya kadar uzanan geniş coğrafyada ortaya koyduğumuz yaklaşımın özü nettir: Gerilim değil istikrar, çatışma değil iş birliği, belirsizlik değil güvenlik üretmektir. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında da millî güvenliğimizi kararlılıkla korurken, bölgemizin ve müttefiklerimizin güvenliğine katkı sunmaya devam edeceğiz. Çünkü bugün artık çok açık bir gerçek vardır: Türkiye, güvenlik mimarisinin kenarında değil, merkezinde yer alan bir ülkedir. NATO'nun geleceği şekillenirken Türkiye; gelişmeleri uzaktan izleyen değil, kararların alınmasına katkı sunan, sorumluluk üstlenen ve güvenlik üreten başlıca müttefiklerden birisidir. Güçlü ordusu, stratejik vizyonu ve üstlendiği görevlerle İttifak'ın geleceğine yön veren Türkiye'nin imzası, NATO'nun yarınlarında güçlü ve belirleyici şekilde yer almaya devam edecektir. #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

17,461 просмотров • 3 месяцев назад