Video wird geladen...

Video konnte nicht geladen werden

Zur Startseite

"Sekülerleşmeyle mücadele edilmediği durumda bugünün Schmitçiliğinin üreteceği kişi Mehmet Uçum'dur."

27,534 Aufrufe • vor 10 Tagen •via X (Twitter)

0 Kommentare

Keine Kommentare verfügbar

Kommentare vom Original-Post werden hier angezeigt

Ähnliche Videos

Mehmet Akif Ersoy iddianamesi yeniden mahkemede: O isimler yeni dosyadan silindi! Türkiye’nin gündemindeki Mehmet Akif Ersoy iddianamesi, mahkemeden döndükten sonra yeniden yazılarak ikinci kez mahkemeye gitti. Bazı isimlerin ikinci iddianamede olmadığı ortaya çıktı. ▪️ O İsimler Silindi: İlk dosyada yer alan eski Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, dönemin İletişim Başkanı Fahrettin Altun, danışmanı Çağatay Özdemir ve Bülent Arınç'ın yeğeni Erdoğan Özbudak yeni iddianameden silindi. Bu isimlerin geçtiği ifadeler suçlamalarla ilişkili olmadığı için, isimlerin çıkarılmasının dosyaya etkisi yok. Ersoy'un Mehmet Görmez'in eski danışmanı olduğu bilgisi bile silinmiş durumda. ▪️ Furkan Torlak Maddesi: İlk iddianamede adı 9 yerde geçen, iddialar sonrası istifa edip uyuşturucu testi negatif çıkan ve Adalet Bakanlığı basın müşavirliğine getirilen İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi eski Koordinatörü Furkan Torlak da ikinci iddianamede yer almadı. İfadelerde kendisini gördüklerini iddia edenler olsa da herhangi bir eylemin parçası olduğuna dair beyan bulunmuyor. ▪️ Ağır Suçlamalar: 11 Aralık'tan beri tutuklu olan eski Habertürk Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Akif Ersoy; suç örgütü kurma ve yönetme, 11 kez nitelikli cinsel saldırı, uyuşturucu ticareti ve uyuşturucu kullanımını kolaylaştırma suçlarından 11 yıl 3 aydan 286 yıl 2 aya kadar hapis istemiyle yargılanıyor.

Sözcü

68,421 Aufrufe • vor 1 Monat

🚨 Lube Ayar: Mehmet Ali Aydınlar’la görüştüm ve 3 Temmuz ile ilgili konuştuk. Hepimizin 15 yıl sonra Platini üzerinden federasyona UEFA’nın nasıl bir baskı yaptığını, Aydınlar’ı ve TFF’yi nelere mecbur bıraktığını öğrenmesi gerekiyor. 3 Temmuz’u konuşmak bence artık gereksiz. Mehmet Ali Aydınlar’ın 4-5 aylık Federasyon Başkanlığı sürecinde, velev ki diyelim baskıyla başa çıkma sürecinde bazı hataları olmuş ama o da kendince o dönem Fenerbahçe’ye en az zararı verecek şekilde çaba harcadığını söylüyor. O dönem UEFA, hiç haddi olmadan üç seçenek sunup “Fenerbahçe kendisi gelmezse bir yıl men ederiz, kendisi gelmek ister de TFF gönderirse üç yıl men ederiz, kendisi gelmek ister siz de gönderirseniz Türk futboluna yedi yıl ceza uygularız.” gibi hadsizce ve hukuksuzca bir yazı gönderiyor federasyona. Böyle bir durumda Aydınlar gibi, ta Ali Şen döneminden yöneticisi olan, yıllardır Fenerbahçe’ye maddi manevi destek olan bir kişi için tabii ki en hafif seçenek kulübün kendisinin gitmemesi olur. Yani hepimiz böyle karar verirdik herhalde. Siz Tahir Kıran’ın yıllarca Aziz Yıldırım’a düşmanlığından Fenerbahçe’ye nasıl zarar verdiğini bilseniz, şu an Aziz Bey’in yanında olmasının ne kadar tiksinç olduğunu anlardınız. Hakan Bilal Kutlualp ile imza toplayıp Fenerbahçe’yi seçime götüren bir Aziz Yıldırım varken, sabah akşam Tahir Kıran’la oturup kakara, kikiri sohbet eden bir Aziz Yıldırım varken, Mehmet Ali Aydınlar’ın 3 Temmuz’da ne yaptığını ben konuşmak istemiyorum. 3 Temmuz’u gömen, canına okuyan Aziz Bey’dir.

Emre

112,188 Aufrufe • vor 3 Monaten

❗❗Murat Çalık'ın cezaevinde tutulması yaşam hakkı ihlalidir, yaşamına kast edilmesidir! 🔴 İzmir’de Buca Kırıklar Cezaevi’ne geldim. Üç ayrı cezaevinde dostlarımızı ziyaret ettim: Murat Çalık'ı, Mehmet Ali Çalışkan’ı, Tunç Soyer’i, İzmir İl Başkanımız Şenol Aslanoğlu’nu ve Heval Savaş Kaya’yı ziyaret ettim. 📌 Murat Çalık'ın sağlık durumu iyi değil, bu haliyle cezaevinde tutulması gerçekten doğrudan yaşam hakkı ihlalidir. Buna “sağlık hakkı ihlali” demiyorum; kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı ya da adil yargılanma hakkı ihlali de değil. ❗Bu, doğrudan doğruya yaşam hakkının ihlalidir; yaşamına kast edilmiş durumda. Üstelik iddianamesi yazılmamış, neyle suçlandığı belli değil. Yaklaşık 6 aydır cezaevinde. 🔴 Bunun nedeni açık: Düşman ceza hukuku, kan davası ve yaşamına kast. 🔴 Diğer dostlarımızdan Mehmet Ali Çalışkan’ın ise İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile hiçbir ilgisi yok. Reform Enstitüsü'nin Başkanı ve “Kent Uzlaşısı" davası nedeniyle, tutuklandı. Aradan 6 ay geçti; ne iddianame var ne de başka bir gelişme. 🔴Esas mesele şu: “Kürt yurttaşlarımız İstanbul’da kimlikleriyle belediye meclisinde nasıl yer alır?” Çalışkan’ın bununla hiçbir alakası yok; bu fikrin sahibi değil, belediye başkanı değil, herhangi bir belediye görevi yok ama tam da bu dönemde bu gerekçeyle hapiste tutulmasını nasıl izah edeceğiz? 📌 Bir yandan “İnsanlar silah bıraksın, sosyal ve siyasal yaşama katılsın” diyoruz; diğer yandan İstanbul’da belediye başkanlarını ve yurttaşlarımızı bu nedenle hapiste tutuyoruz. Bu, samimiyetsizliğin de göstergesidir. 📌 İzmir Eski Büyükşehir Belediye Başkanımız, il başkanımız ve diğer arkadaşlarımız da hiçbir delil, hatta delil başlangıcı bile olmadan maalesef cezaevindeler. 📌 Biz ise ziyaret etmeye, dayanışmaya ve mücadele etmeye devam edeceğiz. #MuratÇalık #İzmir #Buca #KırıklarCezaevi

Sezgin Tanrıkulu

18,880 Aufrufe • vor 11 Monaten

Hayat insana farkında olmadığı seçenekler sunar. Pas geçersen ,tek geçmezsin. Biz söylediklerimiz ve yazdıklarımızı İSPATLA insan varlığının önüne koysakta onlar bunun ne olduğunu anlamamakta direniyorlar. Bu durumda ispatların olması çok ilgilendirmiyor. Lut Kavmi ,80 bin kişiydi. Bir gecede 30 kişi kaldı. Daha 6 Şubat Kahramanmaraş depremini anlayamamış yığınlarla dolu ülke. Oğuz Kağan, Kül Tigin, Kaşgarlı Mahmut,Hoca Ahmet Yesevi, Bilge Kağan, Kılıçarslan, Ataman Gazi, Mustafa Kemal Atatürk, Hz.Peygamber Muhammed , Ergün Arıkdal, Hz.Ali, Bedri Ruhselman,Mehmet Akif ve daha yüzlercesi TARİHE KAYIT DÜŞMÜŞ ,anlatımda bulunmuş. Bu durumda hepsi yalan söylemiş. Bu adamların hiçbirisi KUŞ TÜYÜ YATAK görmemiş. Şimdi, bizim anlatımlarımıza karşı çıkacak dünya üzerinde bir tane Profesör,Astreolog, Kahin, Din adamı ,Devlet adamı falan filan yok. Anlattıklarımız doğru olmasa 13 Kitap ( Basılı yayında ) ,İki takvim kronoloji, Üç adet baskısı yenilenmemiş kitap, 43 ilde teşkilatlı ATABEY 19 TÜRK OCAKLARI , Yurtdışında iki ülkede teşkilatlı Avrupa Federasyonu, 350 bin ORGANİK / Bot olmayan takipçi ile TÜM BASINDA AMBARGOLU olduğumuz halde, maddi imkanlarımız neredeyse sıfır ( Büyük paralar, yardımlar,ihaleler yok.) Kendi imkanlarımızla bu duruma sadece İLAHİ BİR YARDIMLA gelebiliriz. DÜNYA ve Türkiye'de 102 kütüphanede KİTAPLARIM ( Buna o ülkelerin en büyük üniversite ve devlet ( Kongre,Meclis,Saray) kütüphaneleri dahil,kitaplarım TÜRKÇE olarak duruyor. Yalan söylesek, yazsak kitaplarımızı kim ne yapsın? Bu adamlar SALAK ,bizim yazdıklarımız ve anlattıklarımızı dikkate alıyor. Bilge Kağan Ata'nın dediği gibi " Babamın ordusu 70 kişi, düşman 70 bin kişi. Babamın ordusu Kurt gibi, düşmanın ordusu Koyun gibiydi. Babam o orduyu yendi.) Misali, söylediklerimizde çelişki olsa bizi tefe koyup izmarit ederlerdi. Neden karşı duramadılar? Madem seçilmişlik yok, neden BAHÇELİ ,Kongrede böyle konuştu. Akıl olmayınca ne anlatacaksın ? Geldik ,Bilge Kağan'ın KURT VE KOYUN meselesine. Her şeyi anlayıp, sonunda böyle dedi. ZART, zurt... Aynı bakışı Mustafa Kemal Anadolu'ya çıktığı zaman dönemin medyası,halk yapmıştı. Merhametliymiş! Bu tiplerin kökü kazınmadı. Kazınmış olsaydı bugün bu akıllar olmazdı. #Atabey19HHK #HüseyinHakkıKahveci #OndokuzBiziz #SonDakika

Atabey Hüseyin Hakkı Kahveci

21,238 Aufrufe • vor 2 Jahren

Barış Süreci Cezaevlerine Ne Zaman Uğrayacak 335 Ağır Mahpus Cezaevinde Özel Haber: Metin Yoksu İnsan Hakları Derneği (İHD) 2025 verilerine göre Türkiye’de cezaevlerinde en az bin 412 hasta mahpus bulunuyor. 335’i ağır hasta olan mahpuslardan 230’u tek başına yaşamını sürdüremiyor, 105’i ise başkasının desteğine muhtaç durumda. Öte yandan yüzlerce mahpusun durumu, veri eksikliği nedeniyle net olarak değerlendirilemiyor. Çünkü cezaevlerine ilişkin Adalet Bakanlığı tarafından açıklanan resmi bir veri bulunmuyor. Bu nedenle gerçek sayının daha yüksek olabileceği belirtiliyor. Dün, en az 19 kez anjiyo olan Mehmet Edip Taşar hayatını kaybetti. Cenazesi Batman’da Tilmerç Mezarlığı’na defnedildi. Bu ölüm, “hasta mahpuslar için neden geç kalınıyor?” sorusunu yeniden gündeme taşıdı. İHD Batman Şubesi ise yarın (26 Mart), durumu kritik seviyede olan bir diğer hasta mahpus Mehmet Emin Çam’ın sağlık durumuna dikkat çekmek amacıyla basın açıklaması düzenleyecek. Hak savunucuları, Çam’ın da cezaevi koşullarından kaynaklı olarak tahliye edilmesini talep ediyor. Siyasi cephede ise barış görüşmeleri, kesintilere ve duraksamalara rağmen devam ediyor. Abdullah Öcalan tarafından yapılan çağrılarda da yasal süreçlere ve iktidarın atacağı adımlara işaret ediliyor. Geçtiğimiz haftalarda Numan Kurtulmuş, sürecin bayram sonrası hızlanabileceğini açıklamıştı. Bayrama denk gelen Newroz kutlamalarında da, başta Diyarbakır olmak üzere kürsülerde yapılan açıklamalarda DEM Parti ve DBP eş başkanları, sürecin aciliyetle yasallaşması gerektiğini vurguladı. Newroz’un ardından Recep Tayyip Erdoğan, sürecin devam ettirileceğini beyan ederken, diğer yandan Amed ve İstanbul Newrozlarını hedef alarak “milletimizin sinir uçlarıyla oynayan alçaklarla ilgili de gerekeni yapıyoruz” dedi. Bu süreçte en az 200 kişi gözaltına alındı, 27 kişi tutuklandı. İktidar ittifakı içinde yer alan MHP’nin lideri Devlet Bahçeli ise Salı günü Meclis grup toplantısında sürece ilişkin, “Süreci boğmanın, aceleye getirmenin, tartışmaları alevlendirmenin alemi yoktur. Yola çıktık, inşallah varacağız” dedi. Tüm bu gelişmeler yaşanırken cezaevlerinden bir ölüm haberi daha geldi. Mehmet Emin Çam’ın ve yüzlerce mahpusun durumu kritik seviyede. Aileler soruyor: Hasta mahpuslar için ne zaman adım atılacak? 25 Mart 2026 Metin Yoksu

metinyoksu

21,560 Aufrufe • vor 4 Monaten

ÇOK ACİL! LÜTFEN DUYARLILIK! Diyarbakır-Bağlar’da yaşayan Müzeyyen ve Mehmet Kavak çiftinin evliliklerinden beş kız çocuğu dünyaya geldi. Bu çocuklardan Eylem (21) ve Zozan (19), omurilik kanseri nedeniyle hayatlarını kaybetti. Geriye kalan üç kız kardeş ise hâlâ aynı hastalıkla mücadele ediyor. En büyük kızları Rezzan (30) ve Hasret (28) tedavi sürecindeler. Ancak en küçük çocukları Nurhat (14) çok ağır durumda ve hayati tehlikesi bulunuyor. Kavak ailesi, yıllardır Diyarbakır’daki hastanelerde kızlarının tedavisi için mücadele veriyor ancak hâlâ bir çözüm bulunabilmiş değiller... Aile asla maddi yardım istemiyor. “Gerekirse evimizi, arabamızı, arsamızı satarız; yeter ki çocuklarımız tedavi edilsin” diyorlar. Kavak ailesi yalnızca devletten, duyarlı kurumlardan, büyük hastanelerden ve bilim insanlarından tıbbi yardım ve çözüm bekliyor. En küçük kızları Nurhat çok ağır bir tedavi süreci yaşıyor. Aile, Diyarbakır dışında daha donanımlı hastanelerde tedavi için acil tıbbi destek talep ediyor. Nurhat’ın yaşaması için çığlık atıyorlar! Kavak ailesi, şimdiye dek tüm başvurularına rağmen basının kendilerine ilgi göstermediğini ve bu acıya karşı duyarsız kalındığını ifade ediyor. Bu nedenle tüm duyarlı kişi ve kurumlara acil çağrıda bulunuyorum: Kavak ailesi iki kızını kanserden kaybetti. Şimdi geriye kalan çocuklarının yaşaması için çare bekliyorlar. Maddi yardım değil; bilimsel destek, tıbbi çözüm, araştırma ve tedavi istiyorlar. Omurilik kanserine neden olan etkenler araştırılsın, aynı ailede beş kardeşin neden bu hastalığa yakalandığı incelensin. Çözüm yolları bulunsun. Küçük kızları Nurhat kanserin pençesinde yaşam mücadelesi veriyor. Ailenin çağrısı çok net: “Sesimizi duyun!” diyorlar. Lütfen bu çağrıya kulak verin, paylaşın, ses olun. Kavak ailesinin çocukları Rezzan, Hasret ve Nurhat’ın yaşaması için bilim dünyası, sağlık otoriteleri ve kamuoyu harekete geçsin! Aşağıya ailenin Nurhat için yaptığı son paylaşımı ve aileyle yaptığım görüşmenin videosunu bırakıyorum.

Ferit Demir

15,540 Aufrufe • vor 1 Jahr

İsrail zindanlarında 11'den 70'e kadar her yaş ve cinsiyet grubundan on binlerce Filistinli tutuklu bulunuyor; Yaşanan esir takasıyla Gazze'de yürek yakan buluşmalar yaşanıyor. Kimileri hapisten çıktığına bile sevinemiyor; geride bıraktıkları Gazze'den ve doğup büyüdüğü evlerinden eser yok. Kimileri ailelerinin bütün fertlerini kaybetmiş durumda, dayanılması güç acılar yaşanıyor. Çıktıkları küçük zindandan girdikleri büyük zindan arasında fark erimiş durumda. Kimileri yürüme, görme, bakma ve konuşma istidâdını kaybetmiş. Ağır işkencelere maruz kalmışlar. Bu koşullar altında Gazze'de varılan Ateşkes'in ne kadar kıymetli olduğunu ve dünyanın bu en asil insanlarının nasıl büyük, onurlu ve şerefli bir direniş sergilediğini bir daha düşünmek gerekiyor. Son 300 yıldır dünyayı yöneten küresel Siyonizm'in gerçek yüzü Gazze'deki vahşetten ibarettir. Şüphesiz 300 yıl önce kaybettiğimiz yeryüzü iktidarı, küresel güç merkezi, liderlik ve temsil makamı ile Devlet-i Âliye'nin kaç yüz bin bahara bedel olduğunu buradan bakıp anlamakta yarar varar. Tuğrul bey'den Yavuz Sultan Selim Han'a, Fatih Sultan Mehmet Han'dan Sultan II. Abdülhamid Han'a kadar bin yıldır verilen mücadele tüm insanlığı ahlak ve adaletle buluşturma esasına dayalı bir Nizâm-ı Âlem'i, bir merhamet medeniyetini kurmak içindi. Tanzimat'tan beri Batı'nın kapısında muassır olmak kaygısıyla en çağdaş putlarıyla kalbimizi emenler, bizlere taklide dayalı bir terakkî nöbeti tutturanlar bizleri küresel siyonizmin kontrol yörüngesinde tutmanın kavgasını verdiler. Artık cephe Gazze'den ibaret değildir; 40 milyon km²lik geleneksel İslam coğrafyası olmak üzere tüm yeryüzüdür. #Peace2025

Mustafa Doğan

10,717 Aufrufe • vor 9 Monaten