Loading video...

Video Failed to Load

Go Home

🚨 Sercan Hamzaoğlu: Sofyan Amrabat, Fenerbahçe'den bonseevisini istedi. Tam 4.2 milyon € maaş alıyordu. Fesih olursa aldığı imza parasıyla maaşından feragat edeceğini söylediğini yayınlarda çok defa belirttim, tam olarak da böyle oldu. 📍

167,980 views • 13 days ago •via X (Twitter)

0 Comments

No comments available

Comments from the original post will appear here

Related Videos

🚨"Fenerbahçe'de giden isimler" 🗣️Yağız Sabuncuoğlu: "Musaba -Nowich, Cheriff transferini evet dediğin gibi dillendirmiştik, haberini yapmıştık. Tam programa girerken de açıklandı. Fenerbahçe'de 25 milyon euronun üzerinde bir gelir elde edecek Coventry'den. Artı Musaba Norwich transferinde çok büyük bir gelir elde etmeyecek Fenerbahçe. Kiralık olarak gidiyor. Kiralık olarak geri dönecek. Ha Norwich çok iyi bir performans sergiler başka. Ama oyuncu İngiltere'ye çok gitmek istedi. Yoksa Schalke de oyuncuya bir teklif yapmayı düşünüyordu. Başka isteyenleri de vardı. Süper Lig'den önemli takımlar takip etti. Amed gibi, Çorum gibi önemli tekliflerle kapısını çalacaklardı. Yani Fenerbahçe'de kazandığının daha üstünde maaş alabileceği senaryolar vardı. Ama oyuncunun tek arzusu İngiltere'ye geri dönmekti. Hatırlarsan ilk olarak kafa ekranlarında söylemiştik. Premier Lig ihtimali de vardı. yeni çıkan takımlar da eee ilgi gösterdi. O da çok ilgi gösterdi. Oraya gitmek de istiyordu ama günün sonunda bambaşka bir senaryo oldu ve Championship'e çünkü oradan da bazı takımlarla menajeri görüşme halindeydi. Benim haberi yaptığım gece zaten İstanbul'dan ayrılmıştı. Eşya vesaire topladı gitti. Ardından geri döndü. Vedalaştı, Norvch'e gitti. Kiralık olarak orada oynayacak. İnsanlar şeyi söylüyor hep. Mesela bu da enteresan ve bir türlü kavranamayan bir şey. Mesela ben Musaba haberini yaptım altına ya Cengiz gitsin falan, işte ne bileyim başka kanat oyuncuları gitsin, bunları falan konuşuyorlar ya. Fenerbahçe keyfinden göndermiyor bunları. Fenerbahçe'nin yabancı sıkıntısı var."

Fener Global

351,358 views • 23 days ago

🚨 SON DAKİKA | Daniele Longo: Fenerbahçe Leao yarışına çok güçlü bir şekilde girdi. Galatasaray’ın aksine Fenerbahçe aylardır oyuncuyu takip ediyor. Fenerbahçe daha yüksek bir harcama kapasitesine ve ekonomik imkanlara sahip. Bu da onu İstanbul derbisinde bir adım öne çıkarıyor. Yine de kesinleşmiş bir tercih yok, her şey gelişme aşamasında. Çünkü Leão’nun durumunda menajerler ve aracılar arasında tam bir cadı kazanı var. Fenerbahçe, Milan’ın operasyonda aracı olarak seçtiği Mendes ile görüşüyor. Oyuncu tarafında ise diğer İtalyan aracılar var. Gardi ise Galatasaray ile görüşüyor. Çok ama çok karmaşık bir durum. Fenerbahçe oyuncuya ne teklif etti? Rakamları yineleyelim: 8 milyon euro net maaş + kolay ulaşılabilir 2 milyon euro bonus. Her neyse, durum şu: Fenerbahçe, Leão’dan nihayi yeşil ışığı aldığı an —ki oyuncu Türkiye seçeneğine yavaş yavaş ikna olmaya başladı, henüz %100 ikna olmuş değil ama bir yumuşama var— süreç hızlanacak. Çünkü oyuncuya sunulan teklif oldukça tatmin edici. Peki ne olacak? Fenerbahçe’nin de Finansal Fair Play’in katı kurallarına uyması gerekiyor. Greenwood transferinde 40 milyon euro + bonuslar gibi çok maliyetli bir operasyon yaptılar. Bu durumda Fenerbahçe iki şey yapabilir: Ya harcamaları dengelemek için kadrodaki bazı değerli oyuncuları satacak ya da yaratıcı bir transfer formülü bulacak.

FF TV

111,521 views • 1 month ago

🚨"Mohammed Salah'ın Trabzonspor'a transfer süreci" 🗣️Hasan Arda Kaşıkçı: "Beşiktaş'ın elinden aldığı gibi bir durum yok. Olayı da söyleyeyim öğrendiğim kadarıyla. Muhammed Salah bundan bir ay önce eşi Arabistan'da yaşamak istemediği için bu A İttihadlar, maliddiyatlar buralarda yaşamak istemediği için.. Muhammed Salah Noel kutlayan Arap. Biraz bizim ülkedeki seküler Müslümanlar gibi. Aslında bizim gibi yaşıyor biraz. Gece takılıyor Mikanos'ta tatil yapıyor gece kulübüne de gidiyor. Ama eşi bir yandan kapalı ama bir yandan Noel de kutluyor falan filan. Böyle bir aragaz bir adam. Öyle olduğu için benim anladığım eşi Arabistan'a çok sıcak bakmadı. Bir de geçen sene galiba Bodrum'dan bir ev aldı. Sadece Bodrum'dan ev almamış Salah. Salah Türkiye'nin başka yerlerinde de tatil yapmış. Bu bitti ama galiba Trabzon'a da gitmiş eşi. Bu Araplar falan çok gidiyorlar ya Uzun Göle, Muzun Göle. Galiba Trabzon'a da gitmiş. Trabzon'u da beğenmiş. Ama dört büyük kulübe öneriliyor. Yani Muhammed Salah konusunda ne düşünürsünüz? Bu adam kulüp arıyor. İyi bir maaş istiyor ama işte Avrupa'dakinden fazla istiyor, Arabistan'dakinden az istiyor. Zaten tam oraların adresi oldu Türkiye artık. Yani Arabistan'a gitmek istemiyorum ama çok para istiyorumun adresi oldu. Dört büyük kulübe öneriliyor. Fenerbahçe o dönem Greenwood'u bitirdi bitirecek istemiyor. Galatasaray'da Sane var istemiyor. Beşiktaş ve Trabzonspor kalıyor. Trabzonspor zaten bu bütün Beşiktaş süreci içerisinde Trabzonspor'da var. Beşiktaş kadar iş sakız olmuyor. En başta bir ilgi alıyorlar. Ondan sonra kendi aralarında değerlendiriyorlar ve 10 gün içinde transferi bitiriyorlar. Son 10 günde giriyorlar. Ama Trabzonspor'a da öneriliyor zaten. Yani bir hijack operasyonu gibi değil de herkese önerildi. Trabzonspor'un teklifini cazip geldi ve Trabzonspor aldı gibi bir durum var. Çok büyük transfer dediğim gibi çok da büyük bir operasyon bu. Ertuğrul Doğan'ın yalanlamaları falan ya. Böyle yapılır. Böyle yapılır. Bu işler böyle olur."

emrex1

523,245 views • 1 month ago

🚨"Trabzonspor'da Onuachu zam isteği" 🗣️Gökhan Erdem: "Ben sana bir soru sorayım. Onu açu net bilgi bu arada. Trabzonspor'dan şu anda maaş zammı istiyor. Muhammed Salah ve Darwin Nunez'i referans göstererek. Sence bu, dışarıdan bakan bir göz olarak normal mi?" 🎙️Uğur Karakullukçu: "Ben şeye karşıyım. Tabii ki etkilenirsin. Ya ben sonra gol kralı oldum, şey oldum falan. Bir de iki tarafı var. Bir bence etkilenmemesi lazım. Ama iki, bir yandan da ya futbolcu ömrü de kısa bir şey. Adam biliyor ki 2-3 seneye emekli olacak zaten. 35 yaşından sonra para kazanılmıyor bu işte." 🗣️Gökhan Erdem: "Hele bir de o boyda çok zor yani." 🎙️Uğur Karakullukçu: "Ya biraz elini yüksek oynamaya çalışıyor diye düşünüyorum ama bence hata yapıyor." 🗣️Gökhan Erdem: "Çok büyük hata yapıyor." 🎙️Uğur Karakullukçu: "Çünkü hani Trabzonspor Onuachu dışında kimseyi alamayacak durumda olsa şu an belki biraz daha mahkum kalabilir ama yani Nunez yarın öbür gün geleceği ortamda böyle yani huzursuz takılmak hiç iyi bir fikir değil bence bir. İkincisi de ya babacığım bu adam da Muhammed Salah. Bazı oyuncular istisnadır ya bu kadar basit. Cristiano Ronaldo Juventus'a geldiğinde 30 milyon euro maaş alıyordu. İkinci oyuncu 7 milyon euro alıyordu. Ama demiyordu ki Dybala kardeş ben burada.." 🗣️Gökhan Erdem: "Belki diyordur da biz bize yansımıyordur yani." 🎙️Uğur Karakullukçu: "Ama Dybala'ya iki katı zam yapmadılar. 15 milyon almadı Dybala yani. Ya sonuçta her yerin bir disiplini var. Ekstra bir oyuncuysa ona göre muamele görmeli. Galatasaray'da mesela Icardi zamanı bu vardı bu çizgi. Ama Galatasaray'da onu şeyde kapattı.. Kimse Salah'a kimse Osimen'e bu kadar para alıyor diye trip atamaz. Mesela Singo geldi 7 aldığı için, Davinson dedi ki baba hayırdır? Torreira dedi ki baba hayırdır?" 🗣️Gökhan Erdem: "O zaman berbat ediyorsun işte o zaman." 🎙️Uğur Karakullukçu: "Bak, Singo'yu anlarım ben. Mesela o tarz bir trip atsa ya da ne bileyim Trabzonspor sol bek aldı. 7 milyon euro maaş veriyor olsa. Onuachu derken 'hayırdır lan ben gol kralı oldum. Ben nasıl daha az alırım sol bekten?' diyebilirsin. Ama Salah'a da diyemezsin ya. Salah'a da deme bir zahmet."

emrex1

339,648 views • 25 days ago

🚨"Hull City'i satın alma hikayesi" 🗣️Acun Ilıcalı: "Futbol dünyasında da bu aileyi kurabileceğimi düşünüyorum. Yani düşünüyordum. Dedim ki yani kendi karar verip yanıma da inandığım grubu kurup böyle bir başarıyı elde edebilirim diye düşündüm. Kulüp aradık o zamanlarda işte 4-5 kulüp satılık vardı. Hepsi Premier Championship yani 2. ligde. Hull City'e baktığımız zaman da 20. falandı o zaman zaten 21.'ydi pardon ya. Düşme hattında, düştü düşecek. Dedim ki bir araştırın dedim. O zaman bir kere bu çok teknik ama hızlı anlatacağım. Bunu sen anlayacaksın ama seyircilerimizin de anlayacağını düşünüyorum. Biraz hızlı anlatmam lazım. Şimdi harcama limiti var. Harca limiti olduğu için kulübün eğer kadrosu doluysa para harcayamıyorsun. Para harcayamadığın zaman da olan futbolcuyla oynaman lazım. O zaman da mesela kadronun 24 milyonluk limiti, 24 milyon olarak kadro olarak doluysa sen oyuncu getiremezsin. O zaman da oyuncuların maaşını vereceksin. Oyuncular kötüyse de kötü oyuncuyu ne yapacaksın? E oyuncuyla beraber devam etmek zorundasın. Onu çıkarmak için para vermen lazım. E adam çıkacak yer açılacak açılmayacak. Ekstradan sana bir 15 milyon pound daha yazar bu. Toplamda yılda 25 milyon pound eksiyle devam edeceğin ne olduğu bilinmez olur. Şimdi bir yandan Hull City'nin durumu da şuydu. Lig 1'dan gelmişti. Yani bir sene önce düşmüş, yeni promote olmuş, Championship'e yeni gelen takım. Bütçe son derece düşük. 6-7 milyonluk maaş bütçesi var. Normal herkes 20 milyondayken 6-7 milyon var. Bunun avantajı ne? Ama sen oyuncu alabilirsin. Bu çok büyük bir avantaj. İşte sen kendi tercihini alabilirsin. Kendi tercihini koyabilirsin. Onun dışında ama tabii ki en önemlisi gidip şehre bakmam lazımdı. Şehre gittim. Ondan sonra ilk ölçtüm tabii havaalanıyla şehrin arasına kadar. Çünkü hani Türkiye'den gidip geleceğiz. 1,5 saatlik yol olursa yanarız yani. Allah'a şükür tam dibinde Hamberside havaalanı var. İndim yemyeşil bir yer düşün. Boğaz Köprüsü gibi köprü ondan geçiyorsun. Deniz kenarı böyle. Boğaz köprüsünden geçerken böyle bir İstanbul gibi hissettim. Sonra şehrin içine girdiğim zaman her yer yeşil. Sonra insanlarıyla tanıştım. Kuzey İngiltere insanları hep böyle daha ısınıyor. Hep öyle derim ben. Ne kadar yukarı çıkarsan insanlar böyle ısınıyor diye. Yani güleryüzü çok sempatik insanlar, sohbetler ettim. Sonra stada gittim. Stad 26.000 kişilik böyle güzel yeni jenerasyon bir stad. Sahibi sağ olsun Iab uyanık biriydi. Bana randevu stadtaki locasında verdi. Abi locaya bir girdim mükemmel bir loca. Mükemmel bir stad. Etrafa baktım. Şehirden zaten mutluyum. Iab'e baktım. Yanımda bir arkadaşım vardı beraber gittiğimiz. E döndüm. Ben burayı alacağım abi dedim. Ondan sonra ben çok iyi hissettim. Alacağım dedim. O da dedi ki dur ne yapıyorsun dedi. Sonra konuştuk Iab'le, makul bir para söyledi. O parayı da düşüneyim ben dedim. Ertesi gün uyanmam çok önemlidir benim hayatta. Çünkü ben çok şeyimdir. Hep iyimserimdir. Babam bu konuda beni eleştirirdi rahmetle. Hep oğlum ne görsen direkt dalıyorsun derdi. Yani yine dalıyorum belki ama yine hiç olmaz bu sefer istişareler ederek yani. Ertesi gün iyi hissettiğimi hissettim. Öyle güzel uyandım. Ve almaya karar verdim. O düşme hattındayken kulübü aldım açıkçası ve bir macera başlamış oldu."

emrex1

172,095 views • 13 days ago

🚨"Lukaku'nun maliyeti ne kadar?" 🗣️İbrahim Seten: "İkincisi kaç paraya geldi bölümü de o da enteresan. Şimdi bugün bir tersi açıklandı mı bilmiyorum ama 6 milyon euroya aldık dedi bonservis olarak. Yani 5 bonus + 1 dedi. O 5 + 1'in içinde çok dikkat çekici bir şey var abi." 🎙️ Yağız Sabuncuoğlu: "Yok. 5 +1 sözleşmesi yani oyuncunun aldığı para, bonservis değil." 🗣️İbrahim Seten: "Ha öyle mi?" 🎙️ Yağız Sabuncuoğlu: "Tabii tabii." 🗣️İbrahim Seten: "Şeyi 5 mi diyorsun abi? " 🎙️ Yağız Sabuncuoğlu: "Hayır. Bonservis 6 + bonus." 🗣️İbrahim Seten: "6+ Yok ya öyle demedi." 🎙️ Yağız Sabuncuoğlu: "Hayır abi 5 + 1 maaşı dedi. Doğru mu? 6 milyon euro da bonservisi dedi." 🗣️İbrahim Seten: "Benim anladığım çok daha azını söylüyor. Ben sana daha yakınım bu arada. Ha orada yanlışlık var diyecektim. Ona bir bakın abi." 🎙️ Yağız Sabuncuoğlu: "Açıklamaya bakabilir miyiz?" 🗣️İbrahim Seten: "Ona bakın. Oğuz Çetin tam ne o açıkladıya bir bakın çocuklar. Bize haber verin. Şimdi zaten 10 milyondan aşağı verilmemesi lazım. Şurada baba Chelsea'ye Napoli'nin hala 12 milyon euro borcu varmış. Adamın aldığının bonservetin taksidi varmış. O 12'yi denkleştirmeye çalışıyormuş. 12'den kapıyı açmışlar Fenerbahçe. 6 + 2. Yani senin söylediğin daha mantıklı adamın. Yalnız bir de şöyle bir şey var. Şimdi bana anlatılan da adam bonservisi 3 yılda ödeyecekmiş Fenerbahçe. Şimdi bonservisi 3 yılda ödenmesi de çok mantıklı. Bana çok uyguna denk geliyor. Sadece aldığı parada aldığı para 10 milyon civarı bir paradan bahsediliyor." 🎙️ Yağız Sabuncuoğlu: "Maaş?" 🗣️İbrahim Seten: "Ben onu pek.." 🎙️ Yağız Sabuncuoğlu: "Ben dahil bütün İtalya basını, Napoli basını bütün dünya 9 ve 10 milyon euro üzerinde yaptı. Yanılmış olabiliriz. Kulüp çünkü 5+1 açıkladı. 6 açıkladı. Bu ne demek oluyor? Napoli de kazandığından daha düşük bir ücrete transfer etmişler oluyor. Napoli'de çünkü 8 bonus kazanıyordur net ücretle beraber." 🗣️İbrahim Seten: "Napoli vermez mi peki yarısını filan? Yani üstünü tamamlamaz mı?" 🎙️ Yağız Sabuncuoğlu: "Tamamlamaz." 🗣️İbrahim Seten: "Tamamlamazsa şimdi orada, bana da 8 dediler çünkü baba açıkçası." 🎙️ Yağız Sabuncuoğlu: "Biz takılmayalım ya biz Lakaku'nun keyfine varalım." 🗣️Mehmet Arslan: "Yani Lukaku'nun keyfine varmak varken hani 6 + 2, 5 + 2 verdi aldıdan ziyade.. Ben Fenerbahçe'nin doğru bir transfer yaptığını düşünüyorum."

Fener Global

98,124 views • 28 days ago

Pişman Oldum Yağız Sabuncuoğlu Valla çok konuşulacak bir şey yok. Yani ben bugün Fenerbahçe'li taraftarların şampiyonluğu kaybettik diye veyahut işte Galatasaray'ın yarın olası galibiyetinde fark yedi oldu diye üzüleceğini zannetmiyorum. Çünkü bazen bazı şeylere bir umut sonucunda umut kırılması olursa üzülürsün. Ama bugün Fenerbahçe takımı ligin son sırasındaki Karagümre'ye karşı hiç bir an bile Fenerbahçe camiasının taraftarını heyecanlandıracak veya teknikiyetini kenardaki arkadaşları heyecanlandıracak bir an yakalayamadı, yaşatmadı. O yüzden bence böyle tatsız bir şey böyle gelir hani ya bunun tadı niye bozuk dersin tatlı alırsın böyle şey gibi gelir. Şekerim yok bunun falan dersin ya. Fenerbahçe'deki bütün insanların ağzında, Fenerbahçe'lerin ağzında bırakan tat bugün o maçtan sonra o oldu. Bu saatten sonra artık konuşacak bir şey yok. Fenerbahçe bundan sonra bugün itibariyle tarihe bakalım. Kaçtı bugün abi tarih? 13 Mart. Artık ligde ikincilik için mücadele edecek. İşin kötü yanı şampiyonlukta çok büyük darbe alırken ikincilik konusunda da biz hafta içi, pazartesi, salıyı gördüğümüzde Fenerbahçe 3. sıradaki Trabzon Spor'la puan puanı olma ihtimali var. 57-57 olma ihtimali var ve Bence asıl sıkıntılı olan taraf bu çünkü Fenerbahçe biliyorsunuz işte transfer döneminde birçok harcama yaptı. Ve Şampiyonlar Ligi öneleme ihtimalinden de uzak kalması Fenerbahçe'ye ekonomik anlamda sadece şampiyonluk olarak değil, ekonomik anlamda da çok ciddi sarsar. Bu genel bir başlangıç. Birkaç cümlede sağ içiyle ilgili etmek isterim. Şimdi Fenerbahçe'nin aldığı her mağlubiyet veyahut Fenerbahçe'nin... Son anlarda kazandığı maçlar bir kenara. Berabere kaldığı maçlar bir kenara. Her şeyi Şikrinyar'a bağlamak kadar futbol mantığının dışında bir şey olamaz. Yani bugün Şikrinyar olsa da Fenerbahçe bu maçı kazanacak mıydı? Fenerbahçe ben geçen hafta da söyledim. Bir kağıt yırttım hatırlarsın. Hatta kızan Fenerbahçeli arkadaşlar oldu bana ama. Samsun maçının ardından. O maç şansa kazanıldı. Kasımpaşa maçı şansa beraber kalındı. Yani kazansa da şansa kazanılacaktı. İşte olmuyor yani çekirge misali. Zıplıyorsun zıplıyorsun. Trabzon spor maçından sonra tam anlamıyla aşağı yümelenen benim o söylemiştim. Mesela Tedesco ile ilgili övgü dolu tweetler atmıştık. Çünkü hak etmişti o gün itibariyle. Pişman etmişti. Bugün de onunla ilgili olumlu konuşan herkesi tırnak içinde söylüyorum rezil etti bence. Önce pişmanlık sonra bir rezalete adım attı Tedesco konusunda olumlu konuşanları. Genel olarak böyle giriş yapayım ama bugün konuşulacak çok şey var.

Galatasarayultrataraftar

170,085 views • 6 months ago

Fenerbahçe Cezası Daha fazla olacak Olayların perde arkası 🗣Sercan Hamzaoğlu: UEFA geldi, İngiliz iki tane müfettiş. Fenerbahçe'nin tüm sözleşmenini kontrol ettiler şikayetlerden sonra. Burada Kerem, biliyoruz Diago Carlos, Mourinho. Artı limit aşımı. Şimdi bu dosyaları burada derlediler, topladılar. Gittiler. 🗣İbrahim Seten : Çok özür dilerim. Diego Carlos ne var ki? 🗣Sercan Hamzaoğlu: Diago Carlos'un da bir şeyinde yanlış bir şey görmüş. Öyle çok böyle bariz bir şey değil ama bu böyle olması lazım. 🗣İbrahim Seten: Ben Ali Gürbüz'e Ali Gürbüz Beyefendi'ye sordum. Bu Fenerbahçe'nin hukuktan sorumlu yöneticisi değil mi? O 6 tane sözleşmeye bakıldı dedi. Yani bence belki de rastgele 6 tane seçip de bakmış olabilirler. 🗣Sercan Hamzaoğlu: O da olabilir ama 3 tane. 3 tane. Kerem, Diego Carlos, Mourinho. 3'ü müfettişler tarafından not alınıyor. Artı limit aşımı. Sonra aradan zaman geçiyor ve benim aldığım bilgi fena başı kesinlikle dedi limit aşımından bir cezası var. Bu onaylandı kesinleşti. Öbür tarafla alakalı da evet o da bir inceleniyor. Onunla alakalı da bir ceza çıkabileceğini ama net bir bilgiye o gün ulaşmadığım için ben özellikle elimde şunu söyledim. O konuyla alakalı kesin bir bilgiye sahip değilim. Evet şu an dosya UEFA'nın elinde. Eğer onu da içine katarak bir ceza da gönderebilirler. Göndermeye de bilirler. Çünkü ne dedi Sayın Hakan Safi? Dedi biz dedi UEFA'yla görüştük federasyon olarak canlı yayında. Biz bu konuyu aramızda kapattık dedi. Artık dedi bundan sonra dedi Kerem Akturkoğlu konusu olmayacaktır. Hatta Beyaz TV'ye bu açıklamaları yaptı. Bu konuyu konuşanlar da olursa art niyetlidir. Fenerbahçe'ni sorgulayın dediler. Şimdi Sayın Başkan Adayı'nın bu açıklamasından sonra ben üzerine daha yorum yapma gereği duymadım. Benim için kapanmıştır o zaman. 🗣İbrahim Seten: Biraz böyle seçime dönük zaten şey yapılıyormuş gibi de geliyor. Bir Hakan safi'yi bir itibarsızlaştırma çabası da görüyorum bunun içinde. İkincisi de şey Saadettin Saran yönetiminin hiç suçu yok. Bütün suç Ali Koç'un Ali Koç yönetiminin deme çabası da görüyorum açıkçası. Tam bir konuyu bütün boyutuyla ele alırsak bence orada bir şüphede bırakmayız. Doğrusu nedir tam bir konuşalım istiyorum sende. Bende de bazı bilgiler var çünkü. Onları karşılıklı istiyorsan konuşalım. 🗣Sercan Hamzaoğlu: Valla abi sendeki o bilgiler daha nettir ama iki tarafta bizle alakası yok diyor. Yani Ali Koç tarafından şimdi birine sordum, mesaj attım. Bunun bizimle alakası yok diyor ama aslında şurada şöyle bir alaka olabilir. %100 olabilecek alaka. Eğer oyuncu kontratları üzerinden de Fenerbahçe bir ceza alırsa bu %100 Ali Koç'u bağlıyor. Çünkü bu 3 isim de Ali Koç yönetiminde Fenerbahçe'ye geldi. Ama bu isimler dışında sadece limit aşımı olursa Bence gelecek mevcut yönetimi de şu anki yönetimi bağlıyor. O yüzden bu UEFA cezayı göndermeden %100 bunda bir şey dememiz mümkün değil. Ama şu da bir gerçek. Hani dediler ya kontrat biz düzelttik ettik. Şimdi benim elimden aldığım bir liste var içeriden. Ve şu an kere maktuk oldu. Mesela maaşı yıllık 222 bin TL. Yani vurduğun zaman aylık 22. Şimdi bu kontrat fesiye edilip yeni baştan yapıldı mı? Ali Gürbüz Bey'e sordum. Yok yapılmadı dedi. Peki federasyonla nasıl ilişkileri düzelttiniz dedim. Onlar bizim Türkiye Futbol Federasyonu biz UEFA konunun nasıl çözülmesi gerektiği anlattık diyor. Bu konuyu yazışmalarımız yaptık bitirdik diyorlar. Şimdi bu onların nezdinde ondan açıklamasına göre bitti bu konu. 🗣İbrahim Seten: Biraz daha açalım. Şimdi niye yapılmadığını söyleyeyim. Yeni mukavele yapabilmen için transfer döneminin başlaması lazım. Şu anda transfer dönemi değil. Transfer dönemi Ocak'taydı. Ocak'taydı ama. Ocaktaydı bu konu. Hayır sonradan geldi UEFA baktı ve değiştir dediği bölüm zaten hiç kimsenin bir hamle yapamayacağı bölümden bahsediyoruz. Şimdi transfer Ağustos'ta mı başlıyor? Diyelim ki liglerin transfer dönemi Temmuz'da başlıyor diyelim. Temmuz'da beraber 5 yıllık 4 artı 1 yıllık bir mukavelesi var bildiğim kadarıyla. O 4 artı 1 yıllık mukaveleyin ilk senesini pas geçecekler. İlk senesi böyle olmuş olacak. Bununla ilgili bana sorarsan Fenerbahçe'ye bir İnce bir yaptırım olabilir. Bununla ilgili bir para cezası da olabilir. Veya uyarı da olabilir. Ama sonrasında yeni 4 yıllık mukaveleyi şey yapacaklar. 222 bin liradan değil hayatın olağan akışına uygun daha evvel bu adamın Benfica'da aldığı maaşa toplam maaşına uygun şekilde artık çünkü bütün rakamlar da biliniyor. Onun bir bölümünü Fenerbahçe verecek. İmaj hakkı bölümü de ayrıca olacak. Ama bunların neredeyse birbirine eşit veya orantılı olması lazım. Parayı da benim bildiğim kadarıyla bunu soruyorlar. Karadaşım Fenerbahçe'nin bu işten zararlı çıkmaması için sen bunu kulübe sponsorluk olarak verecek misin diye soruyorlar. Evet diyor. Bağış veya sponsorluk olarak Hakan Safi bunu vermeyi kabul ediyor. Vergisi dahil hepsini bütün şeyleri kulübe bağışlayacak. Kulüp ödeyecek.

Galatasarayultrataraftar

58,906 views • 4 months ago

11 MİLYON DOLAR VE KANDIRILAN BARO BAŞKANI Bundan tam 11 yıl önce, 7-8 Ekim 2013 tarihinde, TBB Delegeleri olağanüstü bir toplantı organize ederek, "munzam emeklilik yönergesi" isimli bir hukuk garabetine imza attılar. Bu yönergeye göre; TBB bütçesinde biriken para, genç meslektaşlar veya meslek için kullanılmak yerine 69 yaş üstü avukatlara hiçbir kayıt ve şart olmaksızın emeklilik maaşı şeklinde ödenecekti. 1 kişi hariç, 500'e yakın delegenin tamamının oy birliği ile bu yönerge kabul edildi. Bu yönergenin kabul edildiği toplantıda baromuzu temsil eden 100 ü aşkın delegenin arasında hali hazırda başkan adayı olan Av. Ali Gürbüz Av. Filiz Saraç Avukat Hasan Kılıç Metin Uracin de vardı. Yine bir başka listeden delege adayı olan uğur yetimoğlu; hatta eski başkan Av. Mehmet Durakoğlu isimleri epey uzun yıllardır baro ile anılan Av.Ufuk ÖZKAP Turgay Demirci OZLEMAKSUNGAR da bu yönergeye kabul oyu verenler arasındaydı. Sıralı tam liste için: O gün 500 delege arasında sadece 1 kişi red oyu kullandı. O da şu an Avukat Hakları Grubumuzun başkan adayı M. Turgay BiLGE Ben ise bu yönergeyi öğrenir öğrenmez Danıştay’da YD talepli bir dava açtım. Önce YD talebim, 4 sene sonra da açtığım dava reddedildi. Red kararından 1 ay önce de Türkiye Barolar Birliği , “artık bu işi finanse edemediğini” söyleyerek emeklilik yönergesini belediyenin fakirlik yardımından beter hale getirdiler. (İlgili Yazı : ) 2 yıl sonra, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararı ile iptal kararını alabildim. Her şey bittiğinde 4133 olan sayı, 37’ye düştü. Bu süre zarfında 4096 tane 69 yaş üstü avukat, ihtiyaç sahibi olmamasına rağmen bu bedavadan emeklilik yardımından faydalandı. Avukat Hakları Grubu ⚖️ başkan adayı Sayın M. Turgay BiLGE ile de bu dava sürecinde tanıştım. Tam bir “how i met your President” hikayesi oldu:) 2014-2015-2016 ve 2017 yıllarında toplamda o günkü kurlardan hesapladığımda 11 Milyon Dolar boşa harcandı. İlk videoda Başkan adayımız M. Turgay BiLGE 50 milyon ₺ diyor ama az söylüyor. Bugünkü rakamlardan 350 milyon Türk Lirası zarar var. İkinci videoda da eski başkan Av. Mehmet Durakoğlu 2019 yılında sorduğum bir soru üzerine; "... Düşünün çok geniş büyük bir salon 400-500 kişi var salonda, 3 ayrı ekranda yansıtarak böyle falan havalı bir genel kurul yaparak bize aktüer hesabın doğruluğunu anlattı. Şimdi ben oturup ver bakalım şu aktüerya hesabını bir de ben yaptırayım falan diyecek halim yok" diyerek günah çıkarıyor. Bizim ise bunu diyecek halimiz var. 19-20 Ekim seçiminde bir yol ayrımındayız. Bir tarafta baro kaynaklarını incelemeden, umursamadan adeta peşkeş çeken adaylar ki hepsi de o gün oradaydı! O toplantıda buna "evet" dedi. Diğer tarafta bununla mücadele eden avukatların olduğu Avukat Hakları Grubu Avukat Hakları Grubu ⚖️ Seçim sizin. (Son olarak, anlatmasam olmaz: bu davayı o dönem Ankara’da avukatlık yapan ve belki de bir kaç yıl sonra bu emeklilik maaşından faydalanabilecek olan babama gönderip, ona açtırdım. AvukatHG’nin diğer yukarıda saydığım adaylardan farkı tam da budur. Biz babamıza bile kıyak yapmayız)

Erdost Balcı

218,557 views • 1 year ago

Lemina ve Torreira Transferi Kim Gidiyor 🤔 🗣Ali Naci Küçük: Lemina imza attığı günden bu yana zaman zaman içeride huzursuzluklar çıkarıyor. Problem çocuk haline geldi. Niye bunu söylüyorum? İlk Galatasaray'a geldikten sonraki süreçte bir kardeşinin de ortak olduğu menajerlik anlaşmasıyla ilgili bir alacağı var Lemina'nın kardeşinin. "İlla onu verin" diye tutturmuş. Böyle bir presleme, bir baskılama var orada. Al Shabab ilgisi yok Lemina'ya, onu söyleyebilirim. Ama Arap Yarımadası'ndan acaba Lemina'yı sıfır zararla çıkartır mıyız düşüncesi Galatasaray cephesinde var. Bir şey söyleyeceğim. Bu Al Shabab iddiaları çok yükselince takım antrenmanında, bu son Erzurum maçı öncesinde, arkadaşları da sormuş takım arkadaşları. Lemina demiş ki: "Yok, ben bir yere gitmiyorum, burada kalıyorum." Ama Galatasaray kulübü, orta sahaya o beton gibi deyim yerindeyse, takviye yapabilmek için Lemina ve Lucas'la yapacağı görüşmeleri bu hafta içine, yani Erzurum maçı sonrasına saklamıştı. Şu 1-2 gün çok sıcak geçecektir Galatasaray'da. Lemina'yla görüşecek, Lucas Torreira menajeri Pablo Bentancur görüşecek Galatasaray. Ama tabii ki ilk çıkmak istedikleri oyuncu Lemina. Niye? Ya şöyle, abi, Lemina da mesela Erzurum maçında iyi oynadı. Oynadığı maçta oynuyor aslında fakat sık sakatlanıyor. Sürekliliği yok. Kaç maç sana o performansı verecek, onu bilmiyorsun. Tabii, ben de aynı şeyi söylerim. Lemina mı, Torreira? %100. Bir kere yaşça daha genç. Her şeyden önce daha sürekliliği var, daha istikrarlığı var. bence. %100 katılıyorum. Şimdi Lucas Olayı da, Galatasaray'ın burada 3. kaptanı olan bir oyuncunun menajerine karşı da ket vurması gerekiyor. Yani sen şimdi kalkıp 5 senedir oynadığın kulübe, transferin son günlerinde menajerinin neredeyse 2-3 sezondur sürekli olarak bir taleple gelmesi, sürekli olarak bir dayatmayla karşısına çıkması hoş değil. Bence bunu Lucas'ın engellemesi de gerekiyor. Evet, Lucas zamı hak ediyor mu? Aslında Avrupa'da yaş ilerledikçe maaş düşer, bizde tam tersi. Yani Türkiye'de tam tersi oluyor ama. Lucas da Galatasaray'daki maaş dengesini göze aldığında, abi, hak ediyor. Zaten Galatasaray da şunu söylüyor: "Buna ben karar veririm. Transfer penceresi kapanır, otururuz kaptan, konuşuruz" diyor. Onu kabul etmez adam. Tamam mı? Ama şimdi menajerinin de kalkıp bu son virajda "Aa, Fiorentina'dan teklif var"... Galatasaray yönetimi de diyor ki: "Teklif varsa getir o zaman. Getir, görelim." 20 milyon euro minimum. "Teklif getir, görelim" diyor. Şimdi buralardaki görüşmelerin sonuçları bize artık geleceği anlatacak. 🗣Aydın Cingöz: Ama bence bu güçlü bir yöneticilik tarzı, onu da söyleyeyim. Blöfü yemiyor Galatasaray. 🗣Ali Naci Küçük: Abi, yememesi lazım zaten.

Galatasarayultrataraftar

16,126 views • 18 days ago

OKUYUN HA! KONU ÇOK MÜHİM! AK Parti Tanıtım ve Medya Başkanlığı 25. yıl etkinliğine sosyal medyadan bazılarına da davet yollamış. Seçim döneminden önce paylaşımlarım ayda ortalama 75 milyon etkileşim alıyordu. Yüzlerce genç DM'den yazarak, "Abi, senin paylaşımların bize ışık oldu. Biz ülkenin geçmişini bilmiyorduk. Çok güzel, samimi anlatıyorsun. Sana güvenerek ben de AK Parti'ye oy vereceğim." diye yazıyordu. Belki binlerce genç böyle mesaj gönderdi. Ayda 75 milyon etkileşim demek, belki genel yüzdeye yüzde 1'lik bir etki yaratmış olabilirim diye düşündüm hep. Biraz sitem ediyorum ama asla Reis'e değil, yine teşkilatlara. Teşkilattan bir daveti ben de hak ediyordum diye düşünüyorum. Ben Recep Tayyip Erdoğan aşkına 25 senedir uykularımı verdim. 25 sene çalışıp kazandığım tazminatın tamamını, sırf onu savunuyorum diye hakkımda açılan abuk subuk davalara tazminat olarak verdim. Yetmedi, iki defa da cezaevine girdim. Sağır sultan duydu. Cezaevine girerken paylaştığım tweet 60 bin beğeni aldı, 5 bin kişi retweet yaptı, 20 milyon görüntüleme aldı. Görenler gördü de bir tek AK Parti teşkilatları görmedi. Fransa'da yaşayan bir gazeteci takipçi kardeşim, iki avukata para ödemiş. "Gidin Mustafa abimi savunun." demiş. Adamın takip ettiği üç kişi var, onu takip eden yok, ismi yok, resmi yok. Londra'da yaşayan bir takipçi ağabeyim DM'den yazmış. Cezaevinden çıktıktan sonra okudum bu mesajları: "Kardeşim, ben hukuk profesörüyüm. İsmim şu..." İsmini şimdi burada yazmıyorum. Fakat araştırdım, Google'da dünyaca ünlü bir hukukçu kendisi. "Türkiye'nin en ünlü avukatlarını tut. Bana birkaç isim de önermiş. Sana FETÖ'cüler kumpas kuruyor. O avukatlara ödeyeceğin miktar ne olursa olsun, bir milyona kadar ödemeye hazırım. Ama ismimi gizli tut." diye yazmış. Dünyanın birçok yerinde yaşayan dostlarım böyle destek mesajları yazmıştı. Yurt içinde yaşayan bir ablam şöyle yazmıştı: Ben cezaevine girmeden birkaç gün önce hissettim ve şöyle bir paylaşım yapmıştım: "Arkadaşlar, ben galiba cezaevine gireceğim. Oğlum Pamukkale Üniversitesi Edebiyat Öğretmenliği Bölümünü kazandı. KYK'ya müracaat ettik. Büyük ihtimalle çıkar. Çıkmaz ise eğer oğlumu Denizli'de yaşayan takipçilerime emanet ediyorum." İşte o ablam şöyle yazmış: "Kumandan kardeşim, benim bir otelim var. Otelimde bir odayı ona tahsis ederim. Her gün onu okula bizzat şoförüm bırakır, geri alır. Harçlığı da, her şeyi de bana ait. Sen oğlunu dert etme." Böyle yüzlerce mesaj yazanlar oldu. Alayından Allah razı olsun. AK Parti Tanıtım ve Medya Başkanlığına işte bundan dolayı sitem ediyorum. Onların da canı sağ olsun. Teşkilatlarımız yalaka kaynıyor, bir tek ona yanıyorum. Ama onların içinde de ölümüne Reis'i savunanlar yok mu? Büyük çoğunluğu öyle. Hele hanım kardeşlerim yok mu... Vallahi bu adamı ayakta tutan bayan kardeşlerim, ablalarım. Bunu da söylemem lazım. Son sözüm: Kıymetli Başkanım, sen çakmalarla değil, videoda anlattığın Abdülmecitlere sahip çıkmaya devam et. Çünkü Abdülmecitler çakmalara kurban edildi. Cümleten hayırlı geceler

Kumandan

19,241 views • 28 days ago

İHH’dan Ayrıldım… Mayıs 2016 tarihinde İHH İnsani Yardım Vakfı Genel Merkez Medya ve Sosyal Medya Birimi’nde muhabir olarak başlayan ve içerik üreticisi olarak devam eden profesyonel çalışma hayatım, bugün itibariyle son buldu. Elbette, karşılıklı anlayış çerçevesinde. Ve tabi gönül bağı devam Allah’ın izniyle. Aradan geçen 7,5 yıl şüphesiz bana çok büyük tecrübeler kazandırdı. Bir insan için en değerli yıllardır belki de 20 ila 30 yaş arası. Ve ben ömrümün en kıymetli yıllarının böylesi güzide bir kurumda geçmiş olmasından onur duyuyorum. Umarım hakkını verebilmişizdir bunca nimetin ve hizmet fırsatının… Onlarca coğrafyayı ziyaret etmek, oralarda yaşananları Türkiye ve dünya kamuoyu ile buluşturmak nasip oldu. Kah Srebrenitsa’da yumruklarımızı sıktık, kah Patani’deki yetimlerimizle hayatımızın belki de en mutlu günlerini geçirdik. Gittiğimiz her memleket, derin izler bıraktı yüreğimizde. Mesleki olarak kazandırdığı tecrübeleri saymak mümkün bile değil. Vakfa başlarken, benim için büyük müjde olan bu haberi takipçilerimle paylaşırken “Ümmete hizmet yolunda vites büyütüyoruz” iddiasında bulunmuştum. Öyle olmuş mudur gerçekten bunu tarih takdir edecek. Ama yazdığım her habere; basına servis ettiğim her bültene, fotoğrafını çektiğim her kareye, imza attığım her belgesele, klibe; inandım. İnandım da yaptım. Vicdan terazimde tarttım, maşeri vicdana sorgulattım ve öyle paylaştım kendi mecrasında. Bu nedenle ki bugün sonuna kadar huzurluyum ve hiçbir keşkem yok. Bir keşkem var aslında: İşi yapabilmenin heyecanı, sonuca bir an evvel ulaşabilmenin gayretiyle biraz yorduğum ve hatta belki de istemeden de olsa kırdığım abiler, arkadaşlar oldu; biliyorum. Ama eğer onlar da bu satırları okuyorlarsa şunu yürekten yazıyorum ki hiçbiri bir art niyetle değildi. Belki toyluk, belki biraz Karadenizlilik ve belki de biraz uzun yılların kurs ortamlarında geçmiş olmasından kaynaklıydı bu bilinçsiz yormalar. Onlar özellikle haklarını helal etsinler ve bana bunu aşabilmem için dua etsinler, ricamdır. Eksiğimin farkındayım, er ya da geç düzelteceğim inşallah. Son haftalarda yıllık izinlerimi kullanıyordum ve bu sürede vakıfta mesaimin geçtiği tüm abilerle - kardeşlerle helalleşmeye gayret ettim. Henüz görüşemediklerimiz var, onlarla da en kısa zamanda yapacağız inşallah. Tüm bunların her birine ve özellikle yakın çalışma arkadaşlarıma, abilerime sonsuz teşekkürlerimi burada sunmak istiyorum. Bir vakte kadar hiçbir akrabamın dahi olmadığı şu İstanbul’da bana aile oldular, baba oldular, öz abiden öte abilik yaptılar. Allah her birinden razı olsun, güzel işlerinde muvaffak eylesin. *** “Medya” meselesini belki de gereğinden fazla kafasına takmış birisiyim. Bu, yola çıktığımda da böyleydi aslında. Lakin kaçırdığım bir yer varmış. Bunu zamanla öğrendim: Ekonomik bağımsızlık olmadan medyada var olabilmek ve söz söyleyebilmek mümkün değilmiş. Aslında neredeyse tüm meslek dallarında dünya gidişatında böyle bir ivme var. Özel şirketler, devletlerden fazla söz sahibi olabiliyorlar yeni düzende artık. Bugün Selçuk Bayraktar’ı güçlü kılan en önemli şeyin de tam olarak bu olduğu kanaatindeyim. Kendileri de defaatle bunun altını çiziyorlar zaten. Eğer bu çaba, devletin kanatları altında ilerletilseydi bugünlere gelemeyecekti muhtemelen. Bürokratik engeller, değişen siyasi atmosfer vs. Dün, bakan olduğu için en önemli atılımlara imza atabilen adamlar bugün neredeler, hangi işle meşguller acep bir bakın. Ama Bayraktar Ailesi, kendi çizgilerini muhafaza ettikleri müddetçe bir ömür bu başarıyı sürdürebilecekler. Sürdürsünler de zaten, duamız o yönde… Demem o ki bu kurtlar sofrasında var olabilmek için önce mesleki birikim elde edilecek. Ardından da ekonomik bağımsızlık. Aslında bu yeni bir şey de değil. Bir arkadaşım bu meseleleri konuştuğumuz esnasında Ahi Teşkilatından bahsetti ve “Bu eskiden de böyleydi. Girerdin bir ustanın yanına çırak olur, işi öğrenir sonra müsadeni ister yoluna bakardın.” Kendisi farkında değildi belki de hatırlattığı bu hakikatin. Ama tam da duymam gereken zamanda gelmişti bana bu hatırlatma. Evet, meslekte 10 yılı devirdim ve artık sıra bu işin ekonomik tarafını halletmeye geldi. Ardından da sıra bu işin destanını yazmaya gelecek evelallah. Tabi, sizlerin bugüne kadar yanıbaşımda hissettiğim o eşsiz dualarıyla. Çünkü, Müslümanlar hala olması gereken düzeyde temsil edilemiyor henüz medyatik düzeyde. Çünkü, hala zalimler mazlum; mağdurlar yok sayılıyor bu kirli düzende… Bir de şu var: İstanbul’da yaşamak her geçen gün zorlaşıyor. Tıpkı diğer büyük devletlerin başkentlerinde olduğu gibi burada da hayata tutunmak, ekonomik olarak ayakta kalmak kolay olmayacak. Devlet, “Ben sana Anadolu’da da yol, hastane yaptım, İstanbul’da yaşamak zorsa oraya gidebilirsin” diyecek alttan alttan. Bunun için yöneticileri de suçlu bulamıyorum doğrusu. Aksini yapsalar akıntıya karşı kürek zorlamış olacaklar ki bugüne kadar deneyenlerin başaramadığı gibi onlar da başaramayacaklar. Öyle ise yeni hale karşı vaziyetimizi almak icap ediyor. Hem zaten rızkın onda 9’u ticarette değil miydi? Ya Allah… “Hak, haklının en mukaddes malıdır, vermezlerse alacaksın tamam mı?” diyen şaire verilmiş bir sözüm var. Yitik hazinemizi bulamazsam da yolunu gösterecek, ardımızdan gelen nesle medyanın, sinemanın neden önemsenmesi gerektiğini hatırlatacağım. Sancağımızı bizden çalanlar da böyle başlamışlardı işe bundan 150 yıl evvel. Gazetecilik faaliyetleri gömmüştü bu asil milleti diri diri toprağa. Bugün de bu cephede pek bir şey değişmedi. Adı gazete değil artık ama yol yöntem yine aynı. Adına medya demiş olalım bu düzenin. Hala bizden koparmaya devam ettikleri evlatlarımızı, memleketlerimizi, şehirlerimizi ve geleneklerimizi neyle kopartıyorlar, bir hatırlayalım isterseniz: Dizi, film, medya propagandası ve her ne halt yerse yesin asla dokunulmaması gereken gazeteciler… Hafızlığın ardından imamlık, müezzinlik, vaizlik, müftülük yolunu bırakıp bu alana yönelme saikim de buydu tam olarak zaten. Şimdi yeni bir heyecanla Besmelesini çekiyorum tüm bu niyetin. *** “Ne yapacaksın?” sorusuna cevaba gelelim şimdi: Vakfa girdiğimde yapabildiğim tek profesyonel şey haber yazabilmekti. Zamanla, medya ilişkilerinin nasıl kurulacağından tutun da fotoğraf - video çekmeye; bunların hangi bakış açısıyla elden geçmesi gerektiğine ve tüm bunları aynı anda kompleks bir şekilde nasıl yönetilebileceğine kadar birçok noktada kendimi geliştirme fırsatım oldu. Bugün geldiğim noktada sadece vakıftan değil, kamusal hayat denen mesaili hayattan da ayrılıyorum. Tabi büyük konuşmak da istemem lakin en azından bir müddet böyle deneyeceğim. Evet, şahıs şirketimi kurdum ve artık evden devam edeceğim rızkımı aramaya. Elbette bu bir risk. Maaşlı düzenden, düzensiz bir gelire geçmek çok kolay olmasa gerek. Ama kim dedi ki zaten risksiz başarı var? Bugüne kadar neyi başarmak nasip olduysa o korkularımın üzerine giderek oldu. Hatta en güçlü yanlarım da burası oldu hep: Acı acı, tırnaklarımla neyi kazandıysam o yaptı beni ben… Halihazırda dışarıdan destek olarak üstlendiğim işler var. Gün geliyor bu kurumların ya da kişilerin, fotoğraflarını çekiyorum. Gün geliyor, haberlerini yazıyorum, sosyal medyalarını yönetiyorum. Gün de geliyor belgesellerini, kliplerini, sosyal medya videolarını her şeyiyle birlikte yönetip bunun pazarlamasına gayret ediyorum. Eğer sizin de böyle bir ihtiyacınız varsa, bir vakfınız, bir Kuran Kursu’nuz, bir ticari işletmeniz ya da kendiniz için böyle bir ihtiyaç duyuyorsanız ve asgari müştereklerde buluşabiliyorsak size de bu noktada hizmet verebileceğimi buradan ilan etmek istiyorum. Bu işlerin de her birinin yine benim davama hizmet eden iş kalemleri olmasına gayret ediyorum. Bu benim bakmakla yükümlü olduğum eşimin ve Selimhan’ımın iaşesini temin için. Bunun dışında ekran yüzü olarak ama bir mecrada ama kendi oluşturmayı planladığım ortamda sözümü söylemem gerekiyor. Bu bir sac ayağıysa sadece tekniğini bilmek ya da sadece parasını kazanmak yetmiyor. Onun da arayışı içerisindeyim. Ama zorlamayacağım. Çünkü artık içimdeki deli kanı yenebilecek kadar büyüdüm. Biliyorum, nasipte varsa su akacak ve yolunu bulacak… Hem de hevesini ettiğimin de ötesinde! Adı lazım değil bir medya patronu, bugün değil çalışanlarına, eğitime gelen öğrencilerine bile hatırı sayılır bir maaş verebiliyor. Ne sebeple? Batıl davasına asker yetişsin için. Var mı Müslümanlar arasında böyle bir yapı, hem bunun heveskarlığını oluşturabilen ve hem de ödemesi gereken miktarı titremeden verebilen? Şimdi benim derdim de bu. Önce kendi iaşemi rayına oturtacağım. Ardından da ne tecrübem varsa ya da piyasada ne tecrübesi olan makul gazeteciler varsa her birinin bu aktarımı yapabilmesi için şu yeni şartlara göre bir sistem kurmaya gayret edeceğim. Gelen adamlar burada hem işi öğrenecekler hem iaşelerini temin edecekler. Oldum diyen de rahatlıkla piyasada kendi düzenini kurabilecek, ama Müslümanca! Allah’ım nasip et… Söz tükendi. Dualarınıza talibim. Rabb’im araç diye gördüklerimizi amaçlaştırmasın inşallah. Hepsinden öte bir kul olarak eksiklerimiz de çok. Her biri için ayrı ayrı dualarınıza tekraren talibim. Vesselam. | Temmuz, 2023

Bilal Gündoğdu

152,574 views • 3 years ago

Son dönem özellikle TÜRKİYEDEKİ medyada yeni motto şu: Trump'ın kabineye atadığı kişilerin ilkokul geçmişlerine kadar inip ''Bakın bu adam okuldayken Türkiye'yi hiç sevmezdi'' şeklinde haberler yapıp, Daha Trump koltuğa oturmadan işi bozmaya çalışıp, Sayın cumhurbaşkanımız ''Dostum Trump'ın ADİL BİR DÜNYA İÇİN ÇALIŞACAĞINA İNANIYORUM'' demesine rağmen Türkiye ile ilişkilerini bozmaya yönelik bir operasyonu izliyoruz. Özellikle de Elon Musk'ın da belirttiği üzere Türkiye'de bu işi CNN üstlenmiş vaziyette. En güzel cevabı bu akşam Sayın Ömer Çelik tam bir Devlet adamı olarak konuşup vermiş oldu. ''Kişilerin geçmiş biyografilerine bakarak bugün ne yapacağını yorumlanmaz.'' Hele bu konuda fikir öne sürerek ''KESİN BU OLACAK'' şeklinde konuşmak daha da yanlıştır. Bu el altından SOYKIRIMCI KAMALA HARRİSİ ve BİDENİ destekleyin demekle eş değerdir. POLİTİKA, şöyle bir alan değildir ''Adam bana 20 sene önce ileri geri konuştu bugün yönetime geldiğinde biz bittik'' diyemezsiniz... Kaldı ki dünyadaki tüm politikacıların bir gün önce dediğiyle bir gün sonra dediği birbirini tutmaz çünkü siyaset böyle bir yerdir. Kararı başkan ve onun yardımcısı verir. Sayın Ömer Çelik bu durumu harika bir şekilde özetleyerek aslında her akşam bunu dayatmaya çalışan CNN ve ekibine cevap vermiş oldu... Bir adım sonra aynı yayın politikasına devam ederseler, Aldığımız duyuma göre meclis kürsüsünden sayın Devlet Bahçeli isim vererek bu kanalları dile getirecek. Bir adım sonra Türkiye'de 5, Amerikada da yayın yapan 4 tane Youtube kanalımız ile toplam 9 büyük kanal ile birlikte CNN'in maskesini biz düşüreceğiz. Eğer Devletimizin politikalarına karşı TÜRK milletini ters algıyla başka yere doğru sürüklemeye çalışanlar olursa herkes üzerine düşen görevi yapacaktır ve artık CNN bu işe bir son vermek zorundadır. Dipnot; ABD'deki siyasi kaynaklarımızdan gelen bilgiye göre Elon Musk'ın kırmızı listesinin başındaki ilk kanalında CNN olduğunu belirtelim. Muhabirleriyle birlikte çok büyük bir liste hazırladığını da biliyoruz. Görev aldığı anda ilk odaklanacağı iş medya olacaktır. Dünya artık eski Dünya değil. ABD halkıda uyandı ve ona göre yöneticileri başına getirdi. Buradan bunuda belirtmiş olalım.... Biz buradan Devletimizin yetkililerine de sesleniyoruz özellikle CNN-TÜRK kanalına dikkat edilmesi gerektiğini, Hatta TÜRK dış politikasına etki edecek hamlelerde bulunduğunu da buradan belirtelim.... T.C. İletişim Başkanlığı Hakan Fidan Ömer Çelik Devlet Bahçeli Cemil Barlas Öznur Küçüker Sirene

GERÇEKLER TV

56,108 views • 1 year ago

Gürsel Erol yıllardır diğer mevkidaşlarına oranla daha sıkı ve dikkatli takip ettiğim bir siyasetçi ve geçmişte eleştiri getirdiğim de oldu kendisine beğeni ifade ettiğim hatta övdüğüm de Diyap Ağanın torunu yine yaptı yapması gerekeni ve asaletini meydana koydu diye. Bu açıklaması da Sayın Görsel Erol'un bence son derece dengeli ve tespitleri de doğru aslında. Kim olursa olsun hangi partide olursa olsun Genel Başkan olan çevresinin her şartta alkışa da keyfine göre gütmeye de Genel Başkanı hazır menfaatinin peşinde yardakçılarca sarılmadığından emin olmalı. Emin olunmalı zaten parti de gerçekten parti içi demokrasinin tam anlamıyla tesis ve temin edilip partinin halkın iradesini ve halkı yansıtan bir vitrin ve duruş görüntü oluşturduğuna. Üyeyi adam yerine koydukça üye işe yarar olur ve kendini aydınlanmaya mecbur olup siyasi yön ve kabiliyetlerini keşfeder. Yani üyesi adam yerine çok ve sık koyan üyesinin fikrini iki de bir sorup duran partinin üyesi olgunlaşır tekamül eder. CHP üyesini yeterince eğitmiş olsaydı Uşak bu Özkan belasına hiç bulaşmadı veya en azından daha çabuk daha kolay dolayısıyla daha ucuz kurtulurdu. Ama maalesef bunca kepazelik yaşandı bizler yazdık söyledik CHP'liler başlarına tabi olup görmezden gelmeye bile kalktı çoğunu çoğu yüzleşmek istemediği gibi kendi de iyi geçinmek istedi her şeye rağmen vitrin anlamında söylüyorum ciddi bir itiraz nerede ise hiç yoktu. Hala partiyi yönettiğini iddia eden Yalım il ilçesi arkadaşlar her yaptığına alkış tutuyor dahice buluyordu fırıldaklığını. Bir şekilde işin içinden çıkması ve her şartta güçlü gözükmesi hoşuna gitmişti kiminin. Aslında Akparti'ye zengin partisi olmayı kaptırdığı endişesi ile zenginler parti de olsun isteyerek şahsı adına değil de parti adına Zengin'in paraya yeşillenenler olmasa salt menfaati için partiye gelip gidenler yetmezdi bunca zulmü yok saymaya. Neyse ki dürüstler çoktu tabanda ve vitrine kendine gel demişti resmen CHP tabanı ama vitrin yüzsüz çıktı hala parti de de belediyede de vitrinde aynı o hiç sevilmeyen makyavelist tipler var. Partilinin daha önce kimini hiç görmediği partiye pek belki de hiç gelmemiş hiç bir eylem etkinliğe katkısı olmamış tipler partiyi ve belediyeyi yönetiyor bunun adı da CHP'li belediyecilik olarak kayda geçiyor öyle mi? Yazık o CHP'ye keşke bildiğimiz inandığımız CHP'liler yönetse belediye ve partilerini keşke ama çoğu zaten ithâl gibi geldikleri yer de de pek sevilmemiş menfaatine bakmış tipler maalesef. Demokrasiye kalsan yani CHP'liye sorsan bu böyle mi olur? Elbette ki böyle olması asla mümkün değil. Tabanın da ne aydın ne dürüst ne kültürlü insanlar var CHP'ye sadecee oy verip hiç partiye uğramayıp siyaseti kendi yakın çevresi ile sınırlı yapan ne insanlar var halkın içinde Yunus Emre'nin meydanlar içinde merdaneler var dediği gibi çok şükür halk içinde çok vitrinlik güzel ve güvenilir adam. Vitrinde de tabi az da olsa vardır ama azdan da azlar benden söylemesi. Gürsel Erol ön seçim ve daha çok demokrasi daha çok saygı ve nezaket ve de doğru diyalog tavsiye etmiş. Düşman ordusu ilan etmeye ne gerek var karşı tarafı veya bu kadar kutuplaşmaya ağır söz etmeye ne gerek var parti içi mücadele de sonuçta bir makam için. Değer mi Allah aşkına yıllarca selam verdiğin çok iyiliğini gördüğün insana meydanlar da hain demeye siyasi makamlar? Fazla değil mi bu harislik bu kibir nedir ki nihayetinde ölümlü dünya geçici makam ve koltuk? Nedir ki bu kadar önemseten vefayı unutturan bu koltuktaki büyü. Gürsel bey aklı selime davet etmiş arifçe ve latifçe olgunca.

Nurullah Çavuşoğlu

31,504 views • 3 months ago