Sensitive content

This media may contain sensitive content.

Загрузка видео...

Не удалось загрузить видео

На главную

sesinde ask var bi ben duyuyorum

30,917 просмотров • 1 год назад •via X (Twitter)

Комментарии: 6

Фото профиля 𝙚𝙡𝙛🗽
𝙚𝙡𝙛🗽1 год назад

#UzakŞehir #CihAl derste yaptım üst düzey manyaklık olabilir 🫡

Фото профиля Solar Heavy
Solar Heavy1 год назад

where space meets sound

Фото профиля Cheff Argent🔪
Cheff Argent🔪1 год назад

@Frezyaaa_ bak senin şarkınla cihal editi yapmışlar

Фото профиля Meltem
Meltem1 год назад

Ay çok güzell🥹

Фото профиля 𝙚𝙡𝙛🗽
𝙚𝙡𝙛🗽1 год назад

çok tesekkür ederimmm✨

Фото профиля Delineli
Delineli1 год назад

Harika olmuş

Похожие видео

Serap’ın Sesinde Ne Var? Kirpiklerini yere düşürmemek için bin yıldır hep ötelere bakan bir halkın alın çizgileri var. Akşamları kendisi, sabahları başkası, iki dilli eşikler var Serap’ın sesinde. Bir gökyüzü var, altındaki acılardan mağrur, bin yıldır kimsenin bir yere sığdıramadığı. Sesini başka sesler içinde yeni yeni duymaya başlayan o çekinik kadınların çocuk sevinçleri var. İki taşın arasında ezilmiş bir el var Serap’ın sesinde. Bir kuyudan beter adamlar; Süleyman’ın giderken götürdükleri, götüremedikleri; güneşin, her yerden daha ağır battığı Hasankeyf; hapishane camlarına çizilen resimler; Dicle var, dolanı dolanı varıp Fatma Dikmen’in kalbine akan. Hançepek’te bizimle İngilizce konuşmaya çalışan o çocuğun merakı, hevesi, saçlarındaki oyalı toka; bizim o çocuğa olan bağışlanmaz uzaklığımız var. Celal Güzelses’in Kürtçe söyleyemediği bütün türküler var Serap’ın sesinde. Serap’ın sesinde ay ışığı var, bulut var, puhu kuşları var. Ay ışığında iç geçiren bir orman; kimlik gösteren adamlar yirmi dört saat; dağlardan çok yataklara yağan kar…Külünden başka yükü olmayan uzun, eğri göçler var Serap’ın sesinde. Babalarından daha güvenli konuşan çocuklar; yoksulluğu hafifleten yaşama inadı; sansürlü sayfaları bir gazetenin; ölüm ilanları var kırmızı, yeşil…Kasaba minibüslerindeki yüzler var, torbalarını koltukların altına saklayan. Serap’ın sesinde yeni cümle kurmaya başlayan bir alfabe var. O sitem var, bize dilimizi gösteren. Sonu hep iyi biten masallar var, içinde bir tek silah olmayan. Tarihin acı yükü; bizim başımızı çevirmemiz; kendini öteki kadar sevme güzelliği; ete kemiğe bürünmüş onur; bize hayalsizliğimizi gösteren haklılık; birbirinde eriyen iki beden; yaşamayı hak etmenin hazzı; Mardin garajında gazoz kapaklarıyla düş kuran o adamın geleceği var Serap’ın sesinde… Hile yok. Uzaklık yok. Küçümseme yok. Kilit değil kimsenin kapısına. Bir yalnızlık çanı en fazla, herkese ötekini duyuran; bir pıtrak, buğday tarlalarında. Askerden yeni dönmüş çocukların sustukları var Serap’ın sesinde. Vadesiz ölüleri takıp koluna, Pülümür üzerinden Erzincan’a gitmek bir gün, bulutlardan başka gölgesi olmadan. Benim, İstanbul’a her gittiğimde içimden ışıdığım güler yüz var. Kemal’in annesine öğretmeye çalıştığı Türkçe; oğlumun döne döne Dergûş’u dinlemesi var. Serap’ın sesinde, üç aylık çocuğunu memesiyle boğan annenin saklanmasındaki dehşet var. Acı değil yine de tanrısı; korku, tapınağı değil. Doğanın uyanması Serap’ın sesi. Yağmurun güneşe gamzeler açması… Sur dibindeki çocukların okula gitmesi var Serap’ın sesinde. Terli terli içilen sular var. Ay ışığının çektiği perdeleri yalnızca seher yelinin açması; bize kendimizi sevmeyi öğretecek o tılsım var, ki elimiz iyilikle değsin başkasına… Anlamaktan ötesi var. Serap’ın sesinde ateşe tutulmuş barış var. Şükrü Erbaş

Bizlotik

11,610 просмотров • 1 год назад