Загрузка видео...

Не удалось загрузить видео

На главную

Sevan Nişanyan'ın oğlu Arsen Nişanyan: Erdoğan ne yaparsa yapsın kötüdür, eleştirmeliyiz. Vatan, millet, için hayırlı bir iş yapsa bile eleştirmeliyiz ki başarı hanesine hiçbir şey yazılmasın. Bu bir noktadan sonra insanları memleket düşmanı yapar. 23 yıl boyunca nefretle yaşamak insanların ruhunu köreltir, çürütür.

36,279 просмотров • 1 год назад •via X (Twitter)

Комментарии: 0

Нет доступных комментариев

Здесь появятся комментарии из оригинального поста

Похожие видео

İki saat oturup ağladım” Xelîl, devrimci sanat yolculuğunda onlarca konser verdi, yüzlerce insanla tanıştı. Ama bazı karşılaşmalar vardır ki, insanın yüreğine bir hançer gibi saplanır ve hiç unutulmaz. O karşılaşmalardan birini boğazı düğümlenerek anlatıyor: “Frankfurt’ta büyük bir miting vardı. Altmışlarında bir erkek geldi, beni görünce gözleri doldu. Hiçbir şey demeden boynuma sarıldı, ağladı. Ne olduğunu anlamaya çalıştım. Sonra anlattı. Bitlisliydi. ‘Senin albümünü evimde buldular, o yüzden sekiz yıl hapis yattım’ dedi. Yüreğime bir şey saplandı sanki. Sekiz yıl, sadece bir albüm için, benim sesim için.” Yıllarca tutsak kalmış bir grup arkadaştan söz ediyor sonra. “Bütün stranlarımı ezberlemişlerdi. Hepsiyle adeta birleşmişlerdi. Bir parçanın sadece sözlerini değil, ruhunu taşıyorlardı.” Ancak onu en çok etkileyen olay, henüz birkaç hafta önce yaşanır. Anlatırken sesi titriyor: “Memo Gül arkadaşım aradı. Eniştesinden söz etti. Cezaevinde otuz yıl yatmış. Sonra ağır hastalık nedeniyle serbest bırakılmış. Ama artık kimseyi tanımıyormuş. Ne eşini ne de çocuklarını. Alzheimer olmuş. Ama ne zaman biri yanına yaklaşsa, ‘Bana Xelîl Xemgîn’in sesini getirin’ diyormuş…” Xelîl, bir süre susuyor ve devam ediyor: “İçim parçalandı. Kendime, ‘Ne yaptım ben bu insanlara? Onların yüreğine nasıl dokundum da bu kadar iz kaldı?’ diye sordum.” Memo Gül, eniştesini Xelîl’le telefonda görüştürmek için plan yapar. “Sadece bir sesini duysun, belki bir anlık bile olsa bir şey hatırlar” der. Stuttgart konserinden bir gün önce Memo tekrar arar: “Eniştem öldü, Sana ulaşacaktık. Sadece bir kez, sesini duysun istemiştik. Ama yetişemedik…” “Bunun için 2 saat oturup ağladım” diyor. PolitikART

Erdal Engin Karer

42,236 просмотров • 1 год назад

#Bilim #Fizik #KuantumFizik Bu kuantum fiziği deneyinden sonra tüm varlığınızı yeniden gözden geçireceksiniz... Kuantum fiziğinde iki parçacık aynı kaynaktan yaratılıp binlerce kilometre öteden bile zıt yönlere gönderilerek dolaştırıldığında, bir parçacığa ne yaparsanız yapın, mesafe ne olursa olsun anında diğerini etkileyecektir. Bilim insanları bunun nasıl olduğunu açıklayamıyor çünkü bunun gerçekleşmesi için ışık hızından daha hızlı iletişim kurmaları gerekiyor ki bunu hiçbir şey yapamaz. Bu olgu 2017 yılında bilim insanlarının Çin'de 1200 kilometre uzaklıktaki iki şehir arasında dolaşık fotonlar göndermesiyle de kanıtlandı. Bir fotonu değiştirdiler ve diğer foton anında tepki verdi. Dolayısıyla fizikçilere göre bunun gerçekleşmesi için uzay ve zamanın ötesinde var olan birleşik bir enerji alanının ve bu bilginin alan boyunca seyahat edebileceği bir ortamın, tüm maddeleri birbirine bağlayan bir alanın olması gerekiyor.Bir birleşik alan tarafından bağlanmamış olsalardı, bu parçacıklar bilginin seyahat etmesini beklemek zorunda kalacaklardı ama beklemiyorlar ve şimdi tüm evren tek bir noktadan geldi, bu da var olan her parçacığın hala kuantum düzeyinde bağlı olduğu anlamına gelmeli; her yıldız, her insan, en temel düzeyde her şey evrendeki her şey birbirine bağlı, hepimiz dolaşığız. Gabe Martininelli Çeviri & Altyazı:AylinER

AylinEr

16,004 просмотров • 1 год назад

50 - 23 =0 : Bir Mantık Hatasının Anatomisi AKP Genel Başkanı ve Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan diyor ki: "Yarım asırlık bir tezgâhı bozma çabalarımızın kan, gözyaşı ve çatışmadan beslenen hangi güçleri telaşlandırdığını çok iyi biliyoruz. Onlara diyorum ki, bu sefer muvaffak olamayacaksınız." Şimdi burada bir duralım. Derin bir nefes alalım. Sayın Cumhurbaşkanı "Yarım asırlık tezgah" diyor. Yani 50 yıl. Peki Sayın Erdoğan kaç yıldır iktidarda? 23 yıl. Yarım asırlık dediğiniz o "tezgah"ın neredeyse yarısında, yani tam 23 yılında, bu ülkenin direksiyonunda bizzat siz vardınız! Şimdi soruyorum: Eğer ortada 50 yıllık kanlı bir tezgah varsa, siz bu tezgahın neresindeydiniz? Bu tezgah tıkır tıkır işlerken, o "güçler" kandan ve gözyaşından beslenirken, siz 23 yıl boyunca ne yapıyordunuz? Bu bir mantık sorusudur. Ya bu tezgahın işlediğini görmediniz; ki bu muazzam bir hata, devleti yöneten biri için affedilemez bir körlüktür. (Gerçi yine kandırılmış olabilirsiniz.) Ya da gördünüz ama ses etmediniz, edemediniz(!) Ki bu çok daha kötüdür sanırım? Ama Sayın Erdoğan hala "Bu sefer başaramayacaklar" diyor. Kime diyor bunu? 23 yıldır ülkeyi yönetirken kendisine engel olmayanlara mı? Allah aşkına, 23 yıldır iktidardasınız. Yasama sizde, yürütme sizde, yargı sizde, medya sizde. Orduyu yeniden dizayn ettiniz, emniyeti baştan aşağı değiştirdiniz. Ve şimdi çıkıp diyorsunuz ki "Bizi engellemeye çalışıyorlar." Kim bu güçler? İsim verin! "Kan ve gözyaşından beslenenler" kim? Eğer bilmiyorsanız, ki bir Devlet Başkanı'nın bilmeme lüksü yoktur... Bir "Eniştenize" sorun. Belki o biliyordur. Malum, istihbarattan daha hızlı çalışıyor kendisi. Sayın Erdoğan, O bahsettiğiniz güçler, eğer varsa, bence çoktan "muvaffak" oldular. Neden mi? Çünkü 23 yıl boyunca sizinle kavga etmediler, sizin döneminizde büyüdüler, serpildiler. Ben o "karanlık güçlerin" yerinde olsam, şu an sizin dediğinizin aksine telaşlanmam. Aksine, "Yahu 23 yıl balı böreği yedik, şimdi mi kesecekler sanki?" der, bıyık altından gülerdim. Sizi ciddiye almazdım. Çünkü 23 yıllık pratik, 24. yılda ne olacağının teminatıdır. Basit bir soru sorayım; 24 ncü yılda size buna karar verdiren ne oldu? Neden 23 yıl muvaffak olamadınız da onlar oldular? Neydi sizi durduran? Siz diyorsunuz bunları... Ben değil! Sayın AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı'na bu soruları sormak benim görevim değil. Sadece aklıma geldi videoyu izlerken... (NOT: Arap kardeşlerimiz (!) ile girdiği tarih yazma çabasına girmiyorum bile. Yiyen yer, buna karışmam. Ama ben yemem. Tarih bilimdir, belgedir. Sayın Cumhurbaşkanı eğer belgelerle öğrenmek isterse; İngiliz Dışişleri Bakanlığı arşivlerindeki; Şerif Hüseyin’in İngilizlerle yaptığı McMahon-Hüseyin Yazışmaları orada. Kanal Cephesi’nde, Sina’da, Filistin’de Türk askeri aç biilaç savaşırken, İngiliz altınıyla cepleri doldurulan bazı Arap aşiretlerinin tren raylarını nasıl havaya uçurduğu, hastaneleri basıp yaralı Türk askerlerini nasıl katlettiği masal değil, acı birer gerçektir.)

SERKAN YILDIZ

16,010 просмотров • 10 месяцев назад

Kral Kaybederse dizisindeki Rüya karakteriyle de anılan Filiz Miftari, eski nişanlısı hakkında şok sözleri; 🔹 Aslında bana "Dur" demesinin sebebi dolandırıldım. 🔹 Büyük kazıklandım. 🔹 Çocuğumun hakkına girildi. 🔹 Elimdeki bütün paralar alındı. 🔹 Dışarıdan insanlar farklı bir şey düşünüyor olabilir. 🔹 Ama insanların kendileri bileceği bir şey. 🔹 Bana alınan pırlanta yüzük sahte çıktı, 9 bin TL'lik bir şeymiş meğer laborator ürünüyormuş. 🔹 Benim aldığım yüzük daha pahalıydı lan. 🔹 Ondan sonracığıma ve bunları yaşamasaydım ben bu tempoyla devam edecektim. 🔹 Hızla devam edecektim hayatımda. 🔹 İşte şu iş, şu iş, şu iş, bu iş, geceye kadar çalış, uyku düzenim yok. 🔹 Sadece var olmak için veya para kazanmak için var olan bir karakterdim ben aslında. 🔹 Halibuki ben bu kadar para hiçbir zaman hayatımda harcamadım. 🔹 Kazandığım paraları verseydiniz eğer geçmişte ki ben onu harcamadım başkaları harcadı. 🔹 Ben hep kenara koyayım, yarın bir gün kızıma işte kızıma arazi alayım, kızıma bir arsa arazi arsa alayım, kızıma bir ev alayım, buna bile engel oldu bu geçmişteki insan. 🔹 Kaç kere dile getirdim, kenara koyduğum parayı artık bana iade eder misin? Kızıma ev almak istiyorum, hayırlı yatırım yapmak istiyorum. 🔹 Neden ne gerek var, neden niye acele ediyorsun beni strese sokuyorsun. 🔹 Zaten benim param. 🔹 Neyse, Allah'a havale ediyoruz. 🔹 Herkes hak ettiğini yaşayacak çok iyi biliyorum onu ve bu insanlar hiçbir şekilde huzurlu uyuyamıyor bunu da çok iyi biliyorum. 🔹 Demek istediğim şu ki; bazen hayatta her şey istediğimiz gibi ilerlemiyor, bazen düşüyoruz.

Netlog Medya

26,906 просмотров • 1 месяц назад

🎙️ Emre Bol : • "Sıdıkı Şerif transferinde hülle ile yapıldığını itiraf etti resmen ya! Ne dedi? Dedi ki "Kim alacak?" dedi "25 milyar ona, 25 milyon euroya?" Yani diyor: "Şu anda gittiği yerde bile oynayamıyor, biz olmasak onu o paralara kimse almazdı." diyor. Ne yaptınız, arkadan para mı verdiniz adamlara yani "Alın bunu." diye? Ha? E şimdi sen bir şeyi itiraf ediyorsun orada. Konuşurken de bazı şeyleri itiraf ediyorsun yani. Yani yarın bir gün UEFA soruşturma açsa veya Türkiye Futbol Federasyonu soruşturma açsa..." • "Kerem konusunda bir Türk kulübü yüzünden cezayı yedik dedi." "Hayır ya, şimdi bak görüyorsun yani. Sen kendin söylüyorsun "Sıdıkı Şerif'e o paraları kim alır?" diyorsun ya. E aldılar! O zaman başka bir şey yaptınız, arkadan iş çevirdiniz o zaman, değil mi? Bunlar, bunlar mahrem konulardır kardeşim, çevirdiysen de susacaksın, konuşmayacaksın yani. Ayıp bir şey. • Yani şey çıktı, dedi ya; "27 yılın hesabını bize soruyorlar." dedi, "8 aylık yönetime soruyorlar." Orada haklı adam yani, kusura bakma. 27 yılın bir enkazının hattını, şeyini, bütün her şeyini bunların üzerine veriyor. Barış Bey'in çok güzel bir lafı var, Barış Göktürk'ün: "İşte Sezar'ın hakkını Sezar'a verin de de sizin Sezar'ınız nerede?" dedi. "Sadettin Bey, niye gelmiyorsun? Niye gelmiyorsun, niye gelmiyorsun?" • Sonra da aklıma şey geldi: 8 yıl da Aziz Yıldırım gelmedi abi. 8 yıl kulübün içine girmedi. Ne maça geldi, ne Divan'a geldi, ne olağanüstü kongrelere, ne olağan kongrelere... Kulübün içine girmedi abi adam 8 yıl boyunca! Şeyini de verdi, locasını da verdi. Loca da almadı yani bu dönemde. Ne maddi, ne manevi hiçbir faydası olmadı 8 sene boyunca."

𝐒𝐄𝐑𝐇𝐀𝐓 𝟏𝟗𝟎𝟓

90,575 просмотров • 7 дней назад

Selahattin Demirtaş ve kardeşi Nurettin! Terörsüz Türkiye’nin bir dünemi. Değil de terörün yeni başlayacak bir dönem başlıyor adam açık ve net Türkçe söylüyor Ben bunlara hiçbir şekil güvenmiyorum inanmıyorum bunlar neyin peşinde aklın alamıyor artık aklı alan lütfen yorumdan belli etsin Siz bu milletin yüz karasısınız! Kandil’in taşeronları, emperyalistlerin maşaları, şeytanın bile tiksinerek baktığı yaratıklarsınız! Milletin iradesini kullanıp, sonra o millete kurşun sıkan bir alçaklıktasınız! Sözde siyasetçi, özde terör baronlarısınız! Siz, şehit analarının gözyaşında boğulacak kadar küçüktünüz, ama şimdi o gözyaşlarıyla sel olup üstünüze yürüyoruz! Biz sadece hesap sormayacağız… İhanetinizi yerle bir edeceğiz! İçinizden geçeceğiz! Beyninizde büyüttüğünüz o bölücülüğü, ayaklarımızın altına alıp ezeceğiz! Siz bu toprağın evladı olamadınız! Sizin soyunuz, Kandil’in pis mağaralarında zehirlenmiş, onurunuzu orada gömmüşsünüz! Kürt halkını temsil ettiğinizi sandınız… Ama Kürt’ün en büyük düşmanı sizsiniz! Kürt’ü terörist göstermek isteyen hain projelerin parçası oldunuz! Siz ne Kürt’sünüz, ne insan! Artık bu milletin sabrı kalmadı! Devlet tokadını kaldırdı, millet öfkesini bileyledi! Bir sabah öyle bir uyanacaksınız ki, ne Kandil kalacak, ne ihanetinizin izi! Bu vatan size mezar olacak! Sizi tarih bile lanetle anacak! Ve biz, şehitlerimizin intikamını alana dek susmayacağız! Alçaklara merhamet yok! İhanet eden, bedelini en ağır şekilde ödeyecek! Ben bir Kürt olarak diyorum ki Vatanı için nefes alan bir Kürt evladı. Eski HDP eş Genel başkan Selahattin Demirtaş’ın kardeşi Nurettin Demirtaş’ın açıklamasını iğrençti dinliyorum bunları anlattığına göre benim anladığım kadarıyla terör örgütünün feshi yeni dönemin başlatıyorlar Ve Kandil’deki o alçaklar: Karayılan, Duran Kalkan, Cemil Bayık! Siz şeytana bile ders verecek kadar iğrençsiniz! Kürt kızlarına tecavüz ettiniz, çocukları kurşunladınız, askerimizi, polisimizi pusularla şehit ettiniz! Siz sadece terörist değil, insanlık dışı varlıklarsınız! Bu millet size merhamet etmeyecek! Size ne af var, ne anlayış! Sizi affetmek, şehitlerin ruhuna ihanettir! Biz affetmeyeceğiz! Bu millet affetmeyecek! Sizin yeriniz cehennem çukurunun en dibidir! Darbenin en büyüğü yakındır! Öyle bir darbe ki, bir daha ayağa kalkamayacaksınız! Kalksanız bile yeniden ve yeniden, tokadın en sertiyle bayılacaksınız! Ben bir Kürt olarak bu ihaneti lanetliyorum! Ben Türk kardeşimin yanında, vatanımın dimdik arkasındayım! Kürt-Türk omuz omuza, bu vatanı temizleyecek! Şerefsizlere geçit yok! Bu topraklar hainlere mezar olacak! Saygılarımla,🇹🇷 Abdurrahim Avcıoğlu

Abdurrahim Avcıoğlu

18,459 просмотров • 1 год назад

ATATÜRK’ÜN İSMİNİ KULLANARAK YAPILACAK YENİ VURGUN 25 Ekim’de sinemalarda Mustafa isminde Atatürk’ün çocukluğunu anlatan bir animasyon film gösterime girecek. Ne var bunda diyenleri duyar gibiyim. Şimdi şöyle bir hafızanızı yoklayın. Atatürk’ün çocukluğu ile ilgili ne biliyorsunuz? Yani doğumundan itibaren 18-20 yaşlarına gelene kadarki hayatı hakkında ne biliyorsunuz? Evet, farkettiğiniz üzere neredeyse hiçbir şey. Resmi tarihin bize anlattıkları şöyle: 1981’de Selanik’te doğdu, Zübeyde hanım ile Ali Rıza Bey’in oğluydu. Büyüdü çocuk oldu. Mahalle mektebine birkaç gün gittikten sonra Şemsi Efendi mektebinde ilkokulu bitirdi (6 yıl). Bu esnada kısa bir çiftlik macerası için dayısının yanına taşındılar. Burada kargaları kovaladı. Bir de kardeşiyle yoğurt hadisesi yaşadı. Sonra Selanik’e döndü, Askeri Rüştiye’ye kaydolup burada matematik öğretmeninden Kemal adını aldı. Ardından Manastır’daki Harbiye okuluna katıldı. İşte koskoca 20 yıl için Resmi tarihin bize anlattıkları bu kadar. Koskocaman bir karanlık. Yavaş da okusanız hızlı da okusanız 2 dakikada bitiyor hepsi. Peki ortalama 120 dakika olan bir filmi bu 2 dakikalık bilgiyle nasıl çekecekler? Elbette geri kalan her şeyi uydurarak. Yani kafalarına göre, arzularına göre, kendi siyasi politik sosyolojik amaçlarına uygun bir Atatürk çocukluğu resmedecekler. Sonra ne olacak? Sonra bu filmin biletlerini okullara, belediyelere yüzbinlerce, 29 EKİM bahanesiyle belki milyonlarca adet satıp vurgunu vuracaklar. Yani devlete verdiğiniz vergiler, hakkında neredeyse hiçbir bilgimizin olmadığı Atatürk’ün çocukluğu ile ilgili tamamen senaristlerin kafasından uydurulan bir filmin yapımcılarına gidecek. Üstüne bir de çocukların beyni tamamen bu filmin yapımcılarının siyasi politik amaçlarına uygun olarak yıkanacak. Muhtemelen siz “ben çocuğumun bu filme gitmesini istemiyorum” bile diyemeyeceksiniz. Çünkü ağzınızı açtığınız anda size “Atatürk düşmanı vatan haini” diye saldırmaya hazır bir şekilde bekleyen yüzbinler olacak. Siz de paşa paşa çocuklarınızın beynini kim bilir hangi siyasi partinin amaçlarına hizmet eden bir senaryoya ustalıkla büründürülmüş bir animasyon film ile yıkattıracaksınız. Parasını da paşa paşa ödeyeceksiniz. İşte bu ülkede doktrinasyon ve beyin yıkama faaliyetlerinin özeti budur. Artık gerçekleri anlatmakla bile ilgilenmiyorlar. Hiçbir şey bilinmeyen bir dönemle ilgili tamamen kendi keyiflerine göre bir beyin yıkama filmi çekip, bunu da ülkedeki bütün çocuklara mahalle baskısıyla seyrettirecek ve sizin üzerinizden milyonlarca lira kazanacaklar. Ben buna razı değilim. Atatürkçülerin de muhafazakarların da artık Atatürk üzerinden rant sağlanmasına ve kişisel hesap görülmesine seyirci kalmaması gerektiğine inanıyorum. Bu yüzden aşağıda fragmanını paylaştığım bu filme gitmeden önce size bir rehber olması açısından, Atatürk’ün çocukluğuyla ilgili Kemalist Tarih kaynaklarında geçen ama sizlerden sır gibi saklanan bölümleri sizlere bir rehber olması için paylaşacağım. Lütfen floodun devamındaki tamamen legal Atatürkçü kaynaklardan topladığım Atatürk’ün çocukluğuna dair bilgileri bu filme gitmek zorunda kalan çocuklarınıza anlatın ve beyinlerinin politik amaçlar için yıkanmasına engel olun.

Furkan Bölükbaşı

1,447,517 просмотров • 1 год назад

Bu videoyu çektiğime inanamıyorum 👊 Bugün "AVM'de telefondan kod yazıyorum Twitim ile 383 Bin etkileşim alan gönderimin sebebiyle turnusol kağıdı gibi ikiye ayrıldık. Kimisi mazeretlerine sarıldı, Kimisi bana salladı, Amazoncu bu diyen bile oldu. 😂 kimisi "nasıl?" diye sordu. Halbuki tek demek istediğim telefondan bunu kullanabiliyoruz OHA! demekti. Neyse ben bu '' nasıl ''diye soranlara ulaşmak istemiştim. Şimdi onlar için video çektim. Şunu baştan netleştirelim: Ben size bir şey satmadım, satmıyorum. Bu videoda da bir satış, bir kurs, bir danışmanlık pazarlaması yok. Bu videodan sonra bile onlar ( Ya he he diyenler ) bahane üretmekten ya da bana taş atmaktan vazgeçmeyecek. Ortada bir gerçek var, bunu görmezden gelemeyiz. Yapay zeka uzaylı gibi bir şey ve kullananlar öne geçecek. Her neyse, ben laf yetiştirmeyi değil, iş üretmeyi seçenler için kamerayı açtım. 19 dakika boyunca, hiçbir filtre olmadan, sansürsüzce "Nasıl Yaptığımı" anlattım. Videodaki konu başlıkları: 1- Telefondan Claude Code nasıl kurulur ve kullanılır? 2- Bir proje hiç bilmediğin bir alanda nasıl sıfırdan hayata geçirilir? 3- Yapay zeka ile proje röntgeni nasıl çekilir? 4- Gemini CLI, Claude Code, Antigravity kullanım örnekleri 5- Sohbet muhabbet Hepsini tek tek gösterdim. Özellikle sorularını yanıtladığım kişiler: Pipis Pipisipis I. Saltuk ama sondan Bedir zarttirozortzort @evoka123535 harry du bois - e/acc 🤩 @azizaltuncoder cglyn Benim derdim, o gürültünün içinde kendine bir çıkış yolu arayan, "acaba?" diyen o genç arkadaşla. Bir kişiye bile "demek ki yapılabiliyormuş" dedirtebilirsem, bir kişiye bile dokunabilirsem ne mutlu bana. AVM'de iddia oynayan, iskender yiyenler de izlesin :D Sivri köşeleri olanlar, her şeye kulp takanlar zaten anlamayacak, videoyu da izlemesinler. Ama "benim bir fikrim var ve artık bahanem kalmadı" diyenler için... Kağıdı kalemi hazırlayın. Herhangi bi sorunuz olursa lütfen sorun yine video çekerim. Sevgiler.

Umutcan BOSTANCI

103,477 просмотров • 9 месяцев назад

Sosyal medyanın yarattığı illüzyonlara karşı kendi hayatından örnekler vererek başarı hikayesini anlatan kadın: • Ben Dilara, 30 yaşındayım. Profilime girdiğinizde muhtemelen şu anda kendi markası olan, ayaklarının üzerinde duran, düzenli giden bir ilişkisi olan, istediği zaman istediği yere giden o kadını görüyorsunuz. • Ama biraz da arka planını anlatacağım şimdi size. Ben 7 yaşındayken ve kardeşim yeni doğmuşken babam tarafından terk edildik. • ⁠Annem kendi ayaklarının üzerinde duran bir kadındı. Evlere gidip yardımcı ablalık yapardı ve ben de annemle beraber o evlere giderdim. • ⁠"Bir gün acaba böyle evlerimiz olur mu? Böyle bir evde oturabilir miyiz? Böyle arabam olur mu?" diye hep içimden geçirirdim. • 14 yaşında çalışmaya başladım. Bayramlarda marketlerde şeker satardım, bambaşka şeyler tanıttığım da oldu. • ⁠Amacım para kazanmak ve anneme kardeşimin bakımı için destek olmaktı. 14 yaşından 30 yaşına kadar hiçbir zaman durmadım. • ⁠Üniversitedeyken sabahları okula giderdim, akşamları garsonluk yapardım. Bazen okulum akşam olduğunda sabahları giderdim, hafta sonları çalışırdım. • ⁠O kadar yorulurdum ki akşamları eve gittiğimde tabanlarım dinlensin diye ayaklarımı tuzlu sulara sokardım. Canım çok yanardı ayakta durmaktan. • ⁠Hiçbir zaman dil eğitimi almak ya da bir hobi edinebilmek için bir fırsatım olmadı. • ⁠Hem maddi imkanım hem de zamanım olmadı. Yapamadım hiçbirini. Bir müzik aleti çalmayı, dilimi geliştirmeyi çok istedim. • ⁠Bunların hepsini çok istedim ama hiçbir zaman yapamadım. Sonra sosyal medyayla tanıştım ve içerik üretmeye başladım. • İlk başlarda yakınımdaki herkes benimle dalga geçti: "Ne yapıyorsun böyle? Fotoğraflar mı çekeceksin, videolar mı çekeceksin? Çok komiksin, ne olacak ki buradan?" diye diye durum alıyordum. • ⁠Ama hiçbir zaman vazgeçmedim. Kendime bir söz vermiştim. Bir şey olmalıydı, bir şey yapmalıydım, bir şey yapacaktım. • ⁠Ben inanıyordum; neye inandığımı da bilmiyordum ama bir şeye inanıyordum. Bir şey olacaktı ve ben hiç vazgeçmedim. • Şu an 30 yaşındayım ve kendi markamı kurdum. • ⁠Şimdi de yine kadınlarla beraberim. Kadınlarla beraber büyüyorum, markamı kadınlarla beraber büyütüyorum ve daha da büyütmek için çabalıyorum. • ⁠Her şeyi yapacağım. Yarın bunlar olmasa bile ben yine kendimi en baştan, küllerimden yaratacağım. • ⁠Çünkü hayatın her aşamasında, her adımda hiç durmadım, hiç pes etmedim. • ⁠Yani benim illüzyonumun arka planı da buydu. Eğer siz de bu insanları görüyorsanız ve şu an hayatınız benim bahsettiğim aşamalardan geçen bir durumdaysa, "Hiçbir zaman kendinize inanmaktan vazgeçmeyin" gibi salakça ve çok klişe bir şey söylemeyeceğim. • ⁠Ama en azından delicesine hayallerinize inanabilirsiniz belki de. Zaten kaybedeceğiniz hiçbir şey de yok...

🎙️ Muhbir

105,308 просмотров • 1 месяц назад

13.8 milyar yıl önce başlayan bu hikayede inanılmaz derecede tuhaf bir zaman dilimine denk geldik. Şu an gökyüzüne baktığımızda milyarlarca galaksi görüyoruz, evrenin genişlediğini ölçebiliyoruz ve Büyük Patlamanın yankılarını dinleyebiliyoruz. Ama sarsıcı olan kısım şu, evren bu bilgileri sonsuza dek açık tutmayacak. James Webb verileri ve modern kozmolojik modeller bize evrenin genişleme hızının yerçekiminden çok daha güçlü bir şekilde arttığını kanıtlıyor. Her saniye, diğer galaksiler bizden hızla uzaklaşıyor. Ve o genişleme hızı milyarlarca yıl sonra o kadar kritik bir eşiği aşacak ki, galaksiler arası boşluk ışık hızından daha hızlı bir şekilde birbirinden kopmaya başlayacak. Şimdi şunu düşün, trilyonlarca yıl sonra Samanyolu ve Andromeda birleşmiş devasa tek bir galaksi haline gelmiş olacak. O dönemde yepyeni bir yıldız sisteminde zeki bir yaşam formu ortaya çıkıp gökyüzünü incelemeye başladığında, evrenin gerçek doğasına dair en ufak bir ipucu bile bulamayacak. Teleskoplarını ne kadar uzağa çevirirlerse çevirsinler sadece zifiri bir karanlık görecekler. Büyük Patlamaya dair hiçbir radyasyon kalıntısı olmayacak. Başka galaksilerin varlığına dair hiçbir kanıt bulamayacaklar çünkü o galaksilerden yola çıkan ışık, aradaki uzay ışıktan hızlı genişlediği için onlara asla ulaşamayacak. O geleceğin dahi bilim insanları, evrenin yaşının sonsuz olduğunu ve başlangıçsız tek bir galaksiden ibaret olduğunu kanıtlayan kesin fizik yasaları yazacaklar. Ve yazdıkları her şey tamamen yanlış olacak. Bizler, evrenin geçmişine dair ipuçlarının henüz silinmediği o incecik kozmik zaman aralığında yaşıyoruz. Doğanın en büyük paradoksu da burada başlıyor zaten. Evren şu an bize kendi sırlarını açığa vuruyor gibi görünüyor ama milyarlarca yıl sonraki nesillere tarihin en kusursuz yalanını söylemek için hazırlanıyor. Işık bir gün pes edecek ve o gün evrenin tüm hafızası sıfırlanacak.

Deepcosmoss

84,589 просмотров • 3 месяцев назад

CB Erdoğan ve bu iktidarın, dünyada Allah’tan başka hiçbir şeyden korkmadığını iyi biliyoruz (!) Mesela Amerika’dan korkmuyorlar, İngiltere’den, Fransa’dan, Almanya’dan korkmuyorlar. Gün geliyor künhüne birden eyyyy çekip hizaya getiriyorlar. Suriye’den, Birleşik Arap Emirliklerinden, Suudi Arabistan’dan, Mısır’dan, Irak’dan da korkmuyorlar ki üstelik eyvallahları bile yok. Zaten onlar kim ki , kıratları yetmez. (!) Ekonomik darboğaz‘dan, hayat pahalılığından, depremlerden, ülkedeki envai çeşit krizlerden falan da korkmuyorlar. Hatta teröristlerden, çetelerden, mafyalardan bile korkmuyorlar. Öyle korkusuz ve üstelik öyle de merhamet sahibi bir zümre ki bunlar, mesela 50 bine yakın insanımızın katili Abdullah Öcalan’dan korkmuyor üstelik bağırlarına da basabiliyorlar. Tüm bunlardan elbette korkmasınlar ama korkmayıp gereğini yapmamak da bir garip değil mi? CB Erdoğan ve AK Parti iktidarı gerçekten de hiçbir şeyden korkmuyor mu? Elbette hayır. Onların da korktuğu şeyler daha doğrusu tek bir şey var: Vicdan sahibi birkaç insanın kendileriyle beraber başkalarının da hakkını savunmasından ve cesaretlerinden çok korkuyorlar. Bütün helalleri kendi hanesine yazmış, herbir mazlumun mücadelesini şahsi tapusuna işlemiş bir zihniyetin, kendi tabanından gelen hakikatin gür sesinden çok korkuyorlar. On yılların mücadelesini kendi üstüne tapulayan birilerinin, hak sahiplerinin hakkını vermemek için ötekileştirmeyi yol yapmış bir anlayışın korkusu bu. Kendileriyle birlikte başkalarının haklarını dillendirenlere, arazime gecekondu yaptırtmam diyenlerin çırpınışları bu. Evet korkuyorlar, birkaç genç insan gerçekleri konuşup protesto edince bundan felaket bir şekilde korkuyorlar. İnsanların hakkını aramak için sokağa çıkmasından o kadar çok korkuyorlar ki, yine bu ülkenin çocuklarını, memurlarını onların karşısına dikiyorlar. Öyle bir korkuyorlar ki kanunsuz, hukuksuz bir şekilde derdest edip, sorgusuz sualsiz zindanlara atıyorlar. Bu insanların kendi tabanlarından olup olmamasını ise zerrece umursamıyorlar. Çünkü korkularının sebebi insanların cesaretidir. Cesaret bulaşıcıdır. Bu iktidar ise cesaretin bulaşması yerine korkunun bulaşmasını istemekte, körüklemektedir. Bu yüzdendir ki haksız, hukuksuz ve vicdansızca çocukları, gençleri ve nicelerini hapishanelere doldurmaktan zerre imtina etmiyorlar. İstiyorlar ki kimse hakkını aramasın, onların aleyhine konuşmasın, niye ? Çünkü onlar zaten herkes adına konuşup hak aramıyor mu? Ya tabi öyle yavrularım. (!) Ne diye gerçekleri açık ediyor kral çıplak diyorsunuz. Onları niçin bu kadar büyük laflar eden küçük insanlar konumuna sokuyorsunuz. Üstelik dünyanın da uzun bir süre daha O(nlar)a ihtiyacı varken. Hasılı; bu kadar korkmayın efendiler. ne yaparsanız yapın, kime biat ederseniz edin, korkunun ecele faydası yok ve olmadı da.., zamanı gelen geldi, zamanı dolan gitti. Merhum Karakoç bir dizesinde: “yedi başlı ejderhadan mı, zehirli yılanlarla dolu bir kuyudan mı korkarsın dediklerinde; utanmaz yalancılardan daha çok korkarım.” demişti.

Selçuk ÖZDAĞ

16,749 просмотров • 1 год назад

🔴Cihat Yaycı : Ben bunu gerçekten, binlerce yıllık Türk devlet tarihinde ilk defa yaşanan bir olay olarak görüyorum. Devlete başkaldırmış, devlete isyan etmiş, 55.600 kişinin katledilmesi emrini vermiş birinden bahsediyoruz. Onun verdiği emirler ve kurduğu örgüt neticesinde 55.600 vatandaşımız şu veya bu şekilde hayatını kaybetti. Bunun yanı sıra, bu caninin kurduğu örgütle mücadele için trilyonlarca dolar harcandı. 📌Bu örgüt tamamen Siyonist bir örgüttür, bunu çok net bir şekilde ifade etmek gerekir. Bugün PKK, bu caninin ve terörist elebaşının kurduğu bir Siyonist örgüttür. Bunu yalnızca laf olsun diye söylemiyorum. Yurt dışında gerçekleştirdikleri tüm mitinglerde bu örgütün İsrail bayrağı bulunuyor. Daha dün İsrail Başbakanı Netanyahu, Güney Suriye’de bir Dürzi-Kürt otonom yönetimi kuracaklarını ve burayı kendi kontrollerine alacaklarını açıkladı. Suriye'nin güneyinin askerden arındırılarak kendilerine teslim edilmesi gerektiğini, bunun garantörünün de İsrail olacağını belirtti. 📌Bu açıklamalar gösteriyor ki, sözde "Büyük Kürdistan Projesi" aslında "Büyük İsrail Projesi"nin bir parçasıdır. Halkımızın bu gerçeği çok iyi bilmesi gerekiyor. Bu örgütün dinle, imanla hiçbir ilgisi yoktur. Marksist-Leninist ideolojiye sahip bir yapılanmadır. Ne Kur’an’la, ne Müslümanlıkla, ne de başka bir inançla alakası vardır. Tamamen Siyonizme hizmet eden, İslam düşmanı, Türk düşmanı, Türkiye Cumhuriyeti düşmanı ve Osmanlı Devleti’ne de geçmişte düşmanlık etmiş bir yapıdır. 📌Osmanlı’nın son 150 yılında, sözde "Kürt isyanları" adı altında bu tür kalkışmalar zaten vardı. Amaç, devleti bölmekti. 250 yıldır, adı Osmanlı olsun ya da Türkiye Cumhuriyeti olsun, bu toprakları parçalamak için aynı oyunlar oynanıyor. Önceki dönemlerde bu örgütlerin yerinde şeyhler, şıhlar, eşkiyalar ve çeşitli unsurlar vardı. Bunlar, İngiliz ve Siyonist oyunlarının bir parçasıydı. Osmanlı’nın parçalanmasını istediler ki İsrail devleti kurulabilsin, Türkiye Cumhuriyeti parçalanabilsin ki "Büyük İsrail" hayali gerçekleştirilebilsin. Olayın özü budur. 📌Türkiye Cumhuriyeti, bu süreçte binlerce can verdi, kan döktü, trilyonlarca para harcadı. Ancak tüm bunlara rağmen terörle mücadelede büyük bir başarı sağladı. ❗️Bugün “terörsüz bir Türkiye” zaten var. O zaman "Terörsüz Türkiye" sloganı ise yanlış bir ifadedir. İktidar, terörü bitirdiğini ifade ederken neden "Terörsüz Türkiye" diye bir slogan kullanılıyor? Eğer terör bitti deniliyorsa, bu söylem kendi kendini inkâr etmektir. 📌Daha dün Malatya’daydım. Ne terör var, ne başka bir şey. Elazığlıyım, Diyarbakır’a gitmek artık sorun değil. Türkiye’nin her yerinde devlet otoritesi tam anlamıyla sağlanmış durumda. Peki, bu durumda 26 yıldır hapiste tutulan, millet düşmanı, devlet düşmanı ve Siyonist örgüt lideri olan birine neden hala bir anlam atfediliyor? Onunla neden görüşmeler yapılıyor? 📌Bugün onun için Van ve Diyarbakır’da dev ekranlar kurulacağı, paylaşımlar yapılacağı söyleniyor. Bu çok üzücü bir durumdur. Gerçekten akıl tutulması yaşıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, terör örgütü liderine muhtaç olur mu? Ondan medet umulur mu? 📌Dem Parti gibi yapılar, Türkiye’de ayrıştırıcı bir dil kullanıyor. Mesela "Amed" gibi ifadelerle Diyarbakır’ın adını değiştirme çabasına giriyorlar. Osmanlı döneminde bile buranın adı Diyarbakır’dı, bugün de Diyarbakır’dır. "Amed" nereden çıktı? 📌Daha da vahimi, bu terörist elebaşına "Sayın" denilmesi, onun sözlerinin "Asrın Çağrısı" olarak lanse edilmesi. Türk milleti bunu nasıl kabul edebilir? Şehitlerimizin aileleri, gazilerimiz bunu nasıl kabul edebilir? Türk tarihi bunu nasıl kabul edebilir? 📌Bu, devletin tarihinde hiç olmadığı kadar küçük düşürüldüğü bir durumdur. Osmanlı Devleti bile bu kadar küçük düşürülmemiştir. Bir milletin bağımsızlığı, şehitlerinin kanıyla ve gazilerinin fedakarlıklarıyla korunur. Ancak bugün, bu kadar mücadele verilmiş bir konuda yapılanlar, milletimizin ve devletimizin onurunu zedelemektedir. 📌Yayının tamamının linki aşağıdadır; 👇👇👇

TÜRK DEGS / TURK MAGS

288,747 просмотров • 1 год назад

Cihat Yaycı : Ben mesela terörsüz bir Türkiye konusundaki tereddütlerimi, FETÖ ile mücadele konusundaki görüşlerimi dile getirdikçe, özellikle “FETÖ eşittir Mossad” dediğimde inanılmaz saldırılara maruz kalıyorum. Bu saldırılar namusuma, şerefime, diplomalarıma kadar varıyor. Oysa benim diplomalarım kapı gibi ortada duruyor. Harp Okulu diplomam var, Marmara Üniversitesi İngilizce İşletme diplomam var. Amerika Birleşik Devletleri’nden fizik yüksek mühendisliği diplomam var, elektronik yüksek mühendisliği diplomam var. Harp Akademileri’nden birincilikle mezun oldum, o diplomam var. Silahlı Kuvvetler Akademisi’nden üstün başarıyla mezun oldum, o diplomam da var. İstanbul Üniversitesi’nde uluslararası ilişkiler alanında yaptığım doktora diploması var. Türkiye’de ulusal ve uluslararası yayın yapan, kitap yazan, makale üreten isimler arasında en önde gelenlerden biriyim. Buna rağmen doktora tezime bile laf edecek kadar seviyesiz eleştirilerle karşılaşıyorum. Benim her şeyim özgündür. Bu memlekette Mavi Vatan doktrinini yazmış, Mavi Vatan haritasını çizmiş, FETÖMETRE’yi icat etmiş, Libya Anlaşması’nı hazırlamış, Montrö Sözleşmesi’nin uygulanmasında Türkiye’ye milyar dolar kazandıracak fikirler ortaya koymuş biriyim. İsmim yeter bana: Cihat Yaycı. Ve ben devlet, vatan, millet, bayrak çizgisinde duran bir insanım. Ben makam istemiyorum, mevki istemiyorum. Hayatta iki şeyi kafamdan tamamen sildim: “Ne olacağım?” Hiçbir şey olmak istemiyorum. “Ne alacağım?” Hiçbir şey almak istemiyorum. Tek arzum, milletime hizmet etmektir. İtibar suikastleriyle karşılaşıyorum, bundan sonra da karşılaşacağımı biliyorum. Ama halkımız uyanık olsun. Açık söylüyorum: Bugüne kadar Türk Silahlı Kuvvetleri’nde harp subayı, muharip subay olarak benden daha fazla diplomaya ve eğitime sahip bir başka subay yoktur. Bu konuda mütevazılık göstermeyeceğim. Zaten tek başına Mavi Vatan yeter. Yeter ki bu milletin hizmetinde olsun. Ben bu diplomaları, bu eğitimleri kendi çıkarım için değil, yalnızca millete ve devlete hizmet için aldım. Bundan bir mevki ya da para kazanmadım. Zaten istifa ettim. Benim için mesele sadece vatana hizmettir. Yayının tamamının linki;

TÜRK DEGS / TURK MAGS

31,371 просмотров • 1 год назад

KUTUPLAŞIYORUM ULAN... ✅Benim ezanımı protesto eden, dinimi hedef alan Kafirlerle ne işim olur?.. ✅Benim atam Fatih Sultan Mehmed Han'ın İstanbul’u fethettiği tarihi işaret ederek duvarlara “Zulüm 1453’te başladı” diyen Bizans’ın p.i.ç.leriyle aynı yerde ve ortamda ne işim olur?.. ✅Benim ahlakımı, dinimi, imanımı hedef alan LGBT’liler, i.neleler, q*tverenler, ateistler, satanistler ve vesairelerle aynı yerde nefes almam bile haram iken, onlarla aynı safta ve ittifakta ne işim olur?.. Bizlerin bu zihniyetlerle bırakın aynı yerde olmayı, bırakın kutuplaşmayı; alayını ölümüne yok etmek için, bunların köklerini kazımak için mücadele içerisinde olduğumuz apaçık iken, bu memleket adına onlardan hayır bekleyenlerin kafasına s!çayım... Ulan siz üniversite okusanız ne, prof olsanız ne, diploma koleksiyonunuz olsa ne; alayının içi boş... Çünkü edep yok, haya yok, ahlak yok, din yok, iman yok... Dini, imanı, ahlakı olmayanın da vicdanı ve merhameti olmaz... Siyasi kindarlığın verdiği körlükle bu zihniyetlerin oy attıkları yere ve onları destekleyen partilere oy verenlerin, bu memleket adına hayır beklemeleri; akıllarının bulandığını da gözler önüne sermektedir... Hiçbir siyasi isim vermeme rağmen kastedilenler mükemmel bir şekilde anlaşılıyor ise, aklı olanların memleketimizi daha iyi seviyelere taşıma mücadeleleri olanlarla aynı safta ve bu memleketin önüne takoz olanların karşısında duranlarla olmalarını; kendim için değil, memleketimizin hayrına temenni ederim. Aklı olanların dedik... ✅Aklıyla değil de qötüyle düşünenlere demedik... ✅Gırtlak sevdası vatan sevdasının önüne geçenlere demedik... ✅Bedeninin rahatı için ruhunu satanlara demedik... ✅Samandan başka bir şey düşünemeyen Merzifon eşeklerine demedik... ✅Cinselliğe tapan apış arası müptezellere demedik... 👉Azıcık aklı ve vicdanı olanlara hitap ettik... Bizler için her şey ekonomi değildir... Sağlıktır, sağlam akıl ve iradedir... Çünkü sağlık ve sağlam irade olduğu müddetçe çözülemeyecek hiçbir şey yoktur ki, en çok afkuranların maddi durumlarını gidin TC kimlik numaralarından ve kredi kartı alışverişlerinden araştırın; durumlarının iyi olduğunu kesinlikle göreceksiniz... #TeşekkürlerErdoğan Türkiye Yüzyılı Devlet Bahçeli #2026yılı

Kumandan

19,045 просмотров • 9 месяцев назад

Komşusuyla bir yıldır problem yaşayan kadın, ağlayarak sorunlarını anlattı: • Artık gerçekten korkuyorum, sinir krizi geçireceğim. • ⁠Öyle bir anımla denk gelecek, benim ya da eşimin, Allah korusun... • ⁠Ama bakın, bir sene boyunca düzenli bir şekilde tahrik edilmek... Ya bu tahriktir! • ⁠Biz komşumuz tarafından bir senedir düzenli şekilde rahatsız ediliyoruz. Artık sınırını aştı, bu bilinçli yapılan bir şey. • ⁠Yemin ederim ki bilinçli yapılıyor. Zaten mesajlarda, konuşmalarda belli ya. Yemin ederim artık dayanabilecek gücüm kalmadı. • ⁠Şu şekilde sosyal medyaya video çekecek son insanımdır. Ama yani artık ne psikolojim kaldı, ne çıkar yolum kaldı, hiçbir şeyim kalmadı. • ⁠Evimizde yaşam hakkımız elimizden alınıyor. Sabahın köründe, gecenin geç saatlerinde yapılan sesler; temizlik sesleri, süpürge sesleri, takırtı sesleri, eşya sesleri, konuşma sesleri, koşturma sesleri... • ⁠Yani hepsinin videosu var, hepsinin kaydı var. • Ya taraflarınca tehdit edildim, buna rağmen komşuluk ilişkisi kurmaya çalıştım yönetim aracılığıyla. • ⁠Yani bu insanlarla her yolu denedim ama asla bir çıkar yol yok. Nasıl yetiştirildiklerine inanın artık aklım hayalim ermiyor. • ⁠Yani ben bu şekilde bir yüzsüzlük başka hiçbir yerde görmedim. • ⁠O kadar insanla problem yaşayabiliyoruz ki hayatta; konuşuyoruz, çözüme kavuşturuyoruz bir şekilde. • Ya bir yıldır yönetim bunlara başka daireye geçmek için maddi olarak bile imkan sunuyor. • ⁠"Böyle yapalım" diyor, durmuyorlar ve sesleri de kabul etmiyorlar: "Biz yapmadık, biz yapmıyoruz." Videoları var bu seslerin, yani kanıtlı. • ⁠Ben artık bu insanların yürüyüşünü bile ezberledim. Yürüyüşleri bile normal değil; güm güm güm güm diye yürür mü bir insan? • ⁠Gecenin bir yarısı öyle yürüyor ama onu şikayet etmiyorum ben. • ⁠Yürüyüşüne gelene kadar, sabah 08:00'de başlıyor süpürmeye, bazen 07:00'de başlıyor. • ⁠Ben kendi evimde defalarca ağlamaktan, defalarca bunlardan çıkar yol bulmak için uğraşmaktan mahvoldum. • ⁠Noterden ihtar gönderdim olmadı, mahkemelere gittim olmadı, yönetim uğraştı olmadı, iletişim kurmaya çalıştık olmadı. • Bana yine gelmiş: "Tatlım, eee işte bunlar normal sesler tatlım. Cumartesi sabah 8'de, 9'da normal tatlım." Ya tahrik ediyor yani, tahrik etmeye devam ediyor! • ⁠Sonra da mesaj atmış: "Biz evde yokuz, kardeşim de yeni uyanmış. Biz yapmıyoruz sesleri." • ⁠Yani bir de böyle size şizofren muamelesi yapıyorlar. Bir de bana ulaşıp sosyal medyadaki daha önce çektiğim videoyu kaldırmamı, yoksa abisi eşimi arayacakmış! • ⁠"Erkeklerin iletişime geçmesi iyi olmazmış. Videoyu lütfen kaldır. Bir kadın olarak senden rica ediyorum" diyor. • ⁠Videoda asla onların hiçbir bilgisinden bahsedilmiyor. Daha önce üzerime yürüyüp tehdit ettikleri günden bahsediyorum. Neyden rahatsız olmuştu ailesi? • ⁠Yani artık ne yapabilirim? Yani evime gelip gitmek istemiyorum ya! Akşam eve gelmek istemiyorum. • ⁠Sabah uyanınca nasıl uyanacağım? Böyle bu tedirginlikle uyup uyanmak korkunç bir şey yani.
2:57

Sensitive content

Komşusuyla bir yıldır problem yaşayan kadın, ağlayarak sorunlarını anlattı: • Artık gerçekten korkuyorum, sinir krizi geçireceğim. • ⁠Öyle bir anımla denk gelecek, benim ya da eşimin, Allah korusun... • ⁠Ama bakın, bir sene boyunca düzenli bir şekilde tahrik edilmek... Ya bu tahriktir! • ⁠Biz komşumuz tarafından bir senedir düzenli şekilde rahatsız ediliyoruz. Artık sınırını aştı, bu bilinçli yapılan bir şey. • ⁠Yemin ederim ki bilinçli yapılıyor. Zaten mesajlarda, konuşmalarda belli ya. Yemin ederim artık dayanabilecek gücüm kalmadı. • ⁠Şu şekilde sosyal medyaya video çekecek son insanımdır. Ama yani artık ne psikolojim kaldı, ne çıkar yolum kaldı, hiçbir şeyim kalmadı. • ⁠Evimizde yaşam hakkımız elimizden alınıyor. Sabahın köründe, gecenin geç saatlerinde yapılan sesler; temizlik sesleri, süpürge sesleri, takırtı sesleri, eşya sesleri, konuşma sesleri, koşturma sesleri... • ⁠Yani hepsinin videosu var, hepsinin kaydı var. • Ya taraflarınca tehdit edildim, buna rağmen komşuluk ilişkisi kurmaya çalıştım yönetim aracılığıyla. • ⁠Yani bu insanlarla her yolu denedim ama asla bir çıkar yol yok. Nasıl yetiştirildiklerine inanın artık aklım hayalim ermiyor. • ⁠Yani ben bu şekilde bir yüzsüzlük başka hiçbir yerde görmedim. • ⁠O kadar insanla problem yaşayabiliyoruz ki hayatta; konuşuyoruz, çözüme kavuşturuyoruz bir şekilde. • Ya bir yıldır yönetim bunlara başka daireye geçmek için maddi olarak bile imkan sunuyor. • ⁠"Böyle yapalım" diyor, durmuyorlar ve sesleri de kabul etmiyorlar: "Biz yapmadık, biz yapmıyoruz." Videoları var bu seslerin, yani kanıtlı. • ⁠Ben artık bu insanların yürüyüşünü bile ezberledim. Yürüyüşleri bile normal değil; güm güm güm güm diye yürür mü bir insan? • ⁠Gecenin bir yarısı öyle yürüyor ama onu şikayet etmiyorum ben. • ⁠Yürüyüşüne gelene kadar, sabah 08:00'de başlıyor süpürmeye, bazen 07:00'de başlıyor. • ⁠Ben kendi evimde defalarca ağlamaktan, defalarca bunlardan çıkar yol bulmak için uğraşmaktan mahvoldum. • ⁠Noterden ihtar gönderdim olmadı, mahkemelere gittim olmadı, yönetim uğraştı olmadı, iletişim kurmaya çalıştık olmadı. • Bana yine gelmiş: "Tatlım, eee işte bunlar normal sesler tatlım. Cumartesi sabah 8'de, 9'da normal tatlım." Ya tahrik ediyor yani, tahrik etmeye devam ediyor! • ⁠Sonra da mesaj atmış: "Biz evde yokuz, kardeşim de yeni uyanmış. Biz yapmıyoruz sesleri." • ⁠Yani bir de böyle size şizofren muamelesi yapıyorlar. Bir de bana ulaşıp sosyal medyadaki daha önce çektiğim videoyu kaldırmamı, yoksa abisi eşimi arayacakmış! • ⁠"Erkeklerin iletişime geçmesi iyi olmazmış. Videoyu lütfen kaldır. Bir kadın olarak senden rica ediyorum" diyor. • ⁠Videoda asla onların hiçbir bilgisinden bahsedilmiyor. Daha önce üzerime yürüyüp tehdit ettikleri günden bahsediyorum. Neyden rahatsız olmuştu ailesi? • ⁠Yani artık ne yapabilirim? Yani evime gelip gitmek istemiyorum ya! Akşam eve gelmek istemiyorum. • ⁠Sabah uyanınca nasıl uyanacağım? Böyle bu tedirginlikle uyup uyanmak korkunç bir şey yani.

🎙️ Muhbir

233,787 просмотров • 9 дней назад

Zafer Partisi lideri Ümit Özdağ, Türkiye gündemi ve dış politika ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Ümit Özdağ: "2025 yılını geride bıraktık. 2026 yılının Türk Milletine hukuk, demokrasi ve refah getirmesini diliyorum. Ancak iyi dileklerin mevcut durumu bir cerrahın dikkati ve itinası ile tespit etmemizi engellememesi gerekiyor. 2025 yılı Türk Milletinin çok geniş kesimleri için çok zor bir yıl oldu. Emekli, dul ve yetimler, asgari ücretle geçinenler, sabit ücretliler, esnaflar ve dürüst iş insanları için milli gelirden aldığı pay 2025 içinde de küçüldü. Böylece bu kesimler için hak ettiğini alamadığı 8 yılı geride bıraktılar. Ne yazık ki, Cumhur İttifakının amacı terörist başı Öcalan’ı hapishaneden çıkarmaktan başka hiçbir derdi olmayan yeni ortağı DEM ile birlikte Türk milletini yaşanan ekonomik buhrandan çıkarabilecek hiçbir projesi yok. Bu şartlar altında 2026 yılının Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en zor yılı olma ihtimali çok yüksek. Dünya yapay zeka eksenli yeni bir sanayi devrimi gerçekleştirirken ülkemiz ne yazık ki Cumhur İttifakının bilim düşmanı zihniyetinden ötürü bu sanayi devrimini de kaçırıyor. 2002’de dünyanın en büyük 16. Ekonomisi olan Türk ekonomisi 2025 yılında dünyanın en büyük 23. ekonomisi konumuna gerilemiş durumda. Ekonomik gelişmenin ön şartı adalet ve kaliteli eğitimdir. Ülkemizde adalet tükenmiş, eğitim niteliksizleşmiştir. 13 milyon sığınmacı ve kaçağın ülkemiz üzerinde oluşturduğu ekonomik, psikolojik, sosyolojik yük devam etmektedir. Bu göçlerinde güçlendirdiği organize suç örgütleri, uyuşturucu ve sanal kumar devleti ve toplumu adeta hücrelerine kadar çürütmektedir."

Haberiniz

15,026 просмотров • 9 месяцев назад