Loading video...

Video Failed to Load

Go Home

Şeyma Subaşı'dan sonra Merve Taşkın da dini içerikli paylaşımlar yapmaya başladı. Merve Taşkın: "Bir mümin için 'eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlüh' cümlesinden daha anlamlı bir cümle olabilir mi? Ateistlere acıyorum. Hiçbir zaman bu sözü kavrayamayacaklar. Rabbim bizi bu istikametten ayırmasın inşallah."

15,955 views • 5 months ago •via X (Twitter)

0 Comments

No comments available

Comments from the original post will appear here

Related Videos

35 yıldır ABD'de pilotluk yapan Captain Steve TSK'ya ait düşen C-130'u yorumlamış. "Bu videonun en başında, uçağın ya kuyruğunu ya da kokpit kısmını kendi başına alçaldığını gördünüz. Buna ne sebep olabilir? Hiçbir fikrim yok." "Bu bir Türk Hava Kuvvetleri C-130'udur ve C-130, bir İsviçre çakısı gibidir. Sonsuza kadar var oldular. C-130'un ilk uçuşu 1954'teydi. 1956'da ABD Hava Kuvvetleri'nde hizmete girdi. İşte bu kadar eski. Benden ve çoğunuzdan daha yaşlı. Bu uçak, özellikle bu uçak, ne kadar eski bilmiyoruz, muhtemelen 1950'ler modellerinden biri değil. Ancak, bir uçak ne kadar eski olursa olsun, havada bu şekilde parçalanmaz." "Buna benzer bir uçak olan P-3'ü uçurdum, aynı motorlara sahip, Allison T56 motorları. Çok, çok yönlü bir uçak. Hem P-3 hem de C-130 çok yönlü, ancak C-130 çok yönlülük konusunda zirveyi alıyor. Bu uçak her türlü görevi yerine getirmiştir." "Uçağın içinde bir tür iç patlama olsa, belki bu şekilde parçalanabilirdi. Video, kanattan başlıyor ve uçak zaten ayrılmış, alçalıyor ve büyük bir ateş topu veya buna bağlı herhangi bir şey yok gibi görünmüyor. Sadece parçalanmış gibi görünüyor." "Yani, bu bir hata olabilir mi? Bilmiyorum, ne olabilirdi? Bir füze mi, yoksa bilerek mi yapıldı? Ama yine, bu uçağın havada parçalanmasına neyin sebep olduğu hakkında pek kanıt yok. Eğer Uçuş Seviyesi 240'ta seyahat ediyorlarsa, bir uçağın bu şekilde parçalanmasına neden olacak olağanüstü bir şey yapmıyorlar. Ve yine, bir uçağın bu şekilde üç farklı parçaya ayrılması için en aşırı G kuvvetlerine maruz kalması gerekirdi." "Kanatların bu şekilde uçmaya devam ettiğini hiç görmedim ve açıkçası kanatların ucundan çıkan şeyin, kanatlarda kalan yakıt olduğunu düşünüyorum. C-130'un bir sürü farklı varyasyonu var. Başlıca bir nakliye kategorisi uçağıdır." "Türkiye Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün bu haberini vermek için yaptığı bir konuşmayı yarıda kesti ve konuşma yaparken uçaktaki 20 kişiye şehit olarak atıfta bulundu. Bu bana ilginç bir kelime seçimi gibi geldi. Bu ilginç bir ifade. Askeri ölüler için "şehit" demek kültürel bir şey olabilir, ama bu, bana, onlara bir şey olduğunu yarı yarıya gösteriyor gibi geliyor. Belki kontrolleri dışındaki bir şey ve bu da bizi füze teorisine yönlendirir. Ama tekrar ediyorum, bu uçağın düşmesine neyin sebep olduğu hakkında herhangi bir rapor olup olmadığını görmek için önümüzdeki günleri ve haftaları bekleyeceğiz." "Kesinlikle uçağın yorgunluğu olmazdı, öylece parçalanmazdı. Bundan önce bazı işaretler olurdu. Peki, içeride bir şey mi patladı ve uçağın parçalanmasına mı neden oldu? Bilmiyorum. Bu konuda daha fazla ayrıntı aldıkça sizi bilgilendireceğiz. Ama bunu görmenizi istedim çünkü tam da Gaziler Günü'nde gerçekleşti ve bu kesinlikle yıkıcıydı ve yine, kalplerimiz ve dualarımız uçaktaki 20 kişi ve bundan etkilenen aileler için." "Bu gerçek bir trajedi. Yine, ABD Hava Kuvvetleri için, Türk Hava Kuvvetleri için hizmet ediyorsanız, hepimiz bu konuda kardeşiz. Ve askeri hizmetteki erkeklerin ve kadınların ülkelerinin hizmetinde hayatlarını kaybettiklerini görmek gerçekten kalbimi kırıyor."

Ayhan Erkara

260,898 views • 9 months ago

⚡️Fenerbahçe-Galatasaray maçında gelen eleştiriler hakkında Nihan Cabbaroğlu : 🎙️Öncelikle şunu söylemek istiyorum. Artık maç anlatan her spikere çok ciddi bir şekilde sosyal medyadan tepki geliyor. Bunlar küfürlere hakaretlere varabiliyor maalesef ve neredeyse bütün meslektaşlarım bunu yaşıyor bugün ben yaşıyorum yarın başka bir meslektaşım yaşayacak dün yine başkası yaşayacak bu artık hani kişisel bir problemden çıkıp genel bir mesele haline geldi. Bizim yayınlanan videolarımızın altındaki yorumlara baktığımız zaman da artık her hafta başka bir grup başka bir grubu suçlayarak ya da bizi başka bir şekilde suçlayarak konuşmaya başladı. Eleştiri tabii ki olabilir ama bu artık hakaret ve kişisel saldırı boyutuna geçtiği zaman bu çok tehlikeli bir hal alıyor gerçekten ve bununla baş etmek artık çok zor ve bu her meslektaşımın başına geliyor maalesef bunu söylemek istiyorum. İkincisi, benim mesleğe bakışımla alakalı ben bu mesleği TRT Spor‘da Ankara’da başladım ve orada meslek büyüklerimizden belirli eğitimler aldık ve orada şunu söylüyordu meslek büyüklerimiz, biz bu işi sevgiyle yapacağız biz bu işi kapsayıcı bir şekilde yapacağız çünkü bizi herkesin insan izliyor 100.000’lere ulaşıyor yayınlar bizim videolarımız da aynı şekilde farklı şehirlerde farklı yaş gruplarında insanlara ulaşıyor, maçları ablalarını örnek alan çocuklar seyrediyor küçük ablaları gibi olmak isteyenler seyrediyor, evlatlarıyla gurur duyan yaşlılar izliyorlar ve bunları düşündüğümüz zaman şunu düşünüyorum ben bu ise vicdanımızla ve sevgiyle yapmanız gerekiyor ben de hep bu değerleri gözeterek yapıyorum sahada olumsuz şeyleri görerek değil olumlu iyiyi doğruyu görerek bunları anlatmaya çalışıyorum mücadelenin rekabetin güzelliğine anlatmaya çalışıyorum her seferinde ve bu işi yaptığım sürece de bu şekilde dürüst ve adil bir şekilde ve vicdanımla ve sevgiyle yapmaya devam edeceğim ve bu sporu eğlenmek için sevmek için mutlu olmak için izleyen de yüz binlerce insan var belki ve onların varlığını bilmek de bana hep güç veriyorlar ve bu süreçte de bana çok destek oldu bir çok kişi çok teşekkür ediyorum. Bir diğer nokta da şu söylemek istediğim, ben çocukken yaz tatillerinde olimpiyat oyunlarını izliyordum hafta sonları yeri geliyordu radyodan futbol maçlarını dinliyordum ben sporu çok severek duydum spor yaparak duydum hala da spor hayatımı çok büyük bir parçası ve ben büyürken spor izlerken hiçbir kadın sesi duymadım hiçbiri radyoda ne televizyonda bu spora bu güzelliğe eşlik eden bir kadın sesi olmadı ve ben 2015’te spor anlatımına başladığımda televizyonda 2015 Dünya Atletizim Şampiyonası ile başladım ve o dönemde televizyonda hiçbir spor kanalında yayın yapan kadın bir spiker yoktu. Bu yıl gerçekten çok zor şu anda belli şeyleri artık normal olarak kabul ediyoruz ben 13 yıllık kariyerimde hiç iki tane kadın yorumcuyla yayın yapmadım. Voleybol bunun için çok büyük bir alan oldu hem sporcuların kadın sporcuların kahramanların kendisi olabilmesi için hem kadın spikerlerin burada görev alması hem kadın yöneticilerin takımlarda görev alıyor olması bunlar çok değerli bu alan çok çok kıymetli ve burada bu kadar kadının olması gerçekten çok güzel ve bizim bu alana sahip çıkmamız gerekiyor bizim kadınlar olarak birimize destek olmamız gerekiyor kimsenin kimse bu spor alanında çalışan hiçbir kadının bulunduğu yere kolay geldiğini düşünmüyorum belki gelmekten çok orada kalmak da çok zor bir yandan da ve bu kadar şeyin içerisinde birbirimize destek olmamız gerektiğini düşünüyorum, burada tekrar sporda yer almak isteyen kız çocukları için genç kadınlara yol açmamız yol göstermemiz onların da burada iş yapabilmeleri için olmamız gerektiğini düşünüyorum.

Volleyland

232,106 views • 1 year ago

Burun Estetiği Mağduru Sosyal Medya Fenomeninin Türkiye'de Yeni Umudu: "Kötü Deneyimin Ardından İstanbul'u Tercih Ettim": 🔹 Başarısız bir burun estetiği ameliyatı geçirdim ve bu beni Beverly Hills'te çaresiz bıraktı, bu yüzden düzeltmesi için Türkiye'ye gitmeye karar verdim. 🔹 10 yıl önceki ilk burun estetiğim için 17.000 dolar harcamıştım ama sonuç eğri, deforme olmuş, kısa ve kalkık, çöken ve nefes alma sorunları olan bir burun oldu. 🔹 Hiçbir sorumluluk alınmadı ve düzeltme teklif edilmedi. 🔹 İlk ameliyatımdan çok korktuğum için revizyon için kimin kesinlikle en iyisi olacağını araştırmaya başladım ve Türk doktorlar hakkında daha fazla şey okumaya başladım. 🔹 İstanbul'da özellikle çok fazla yetenekli doktor var, bunlar Amerika'dan çok daha az ücret alıyorlar ve genellikle uzmanlar, yani işlerinin ustaları. 🔹 İstanbul'da Doktor Selim Turan'ı seçmeye karar verdim. 🔹 Onu seçtim çünkü revizyon rinoplastilerinde çok fazla deneyimi vardı, bu ameliyatlar birincil ameliyatlardan çok daha farklı. 🔹 Ama onun birincil ameliyatları da kesinlikle harikaydı, burun stili çok güzel, çok konturlu ve yapılı. 🔹 Ayrıca o bir KBB uzmanı, bu yüzden nefes alma sorunumu çözeceğini biliyordum. 🔹 Ofisi, biz indiğimizde bizi havaalanından almamız için bir araba gönderdi ve sonra Asya yakasındaki Radisson Blu'ya giriş yaptık. 🔹 İstanbul gerçekten çok havalı ve iki kıta arasında bölünmüş durumda, yani bir Avrupa yakası bir de Asya yakası var. 🔹 Asya tarafında kalıyoruz çünkü hastane ve onun ofisi orada. 🔹 Ertesi gün içeri girdikten sonra ilk yaptığım şey Acıbadem Kozyatağı Hastanesi'ne gitmekti çünkü ameliyatım orada gerçekleştirilecekti. 🔹 Tüm evrak işlerimi doldurdum ve kan tahlillerimi yaptırdım, yanınızda İngilizce bir çevirmen olduğu için deneyimi gerçekten çok kolaylaştırıyor. 🔹 Sonra kafede biraz yemek yedik. 🔹 Doktor Selim'le yüz yüze görüşmem günün ilerleyen saatlerindeydi, bu yüzden tazelenmek için otele döndük. 🔹 O kadar geç girdik ki tesisi tam olarak göremedik ve burası çok çarpıcı, güzel bir spa ve spor salonu var ve hastaneye de çok yakın, bu yüzden bu her zaman iyi. 🔹 Sonra Doktor Turan ile yüz yüze görüşmem için Kadıköy'e gittik. 🔹 Onunla bizzat tanışacağım için çok heyecanlıydım, onunla o kadar çok görüntülü görüşme ve sohbet ettim ki onu zaten tanıyor gibi hissettim. 🔹 Sonra ofisteki hemşireyle oturdum ve bana ameliyat öncesi ve sonrası talimatlarımı, tüm ilaçlarımı verdi; her şeyi sizin için sağlıyorlar ve sonra tüm rıza formlarımı imzaladım. 🔹 Görüşmemden önce vaktimiz vardı, bu yüzden etrafı dolaşıp bölgeyi görmek istedik. 🔹 Bu matcha kahve dükkanına gittik ve çok lezzetliydi. 🔹 Bu bölge çok yürünebilir ve güzeldi, yani eğer daha yürünebilir bir bölgede olmak istiyorsanız muhtemelen burada kalmalısınız, ama ben hastaneye daha yakın olmakla daha çok ilgileniyordum. 🔹 Sonra suya doğru yürüdük, orada plaj erişimi olduğunu hiç bilmiyordum, gerçekten de çok fazla insan olmadığını ve kalabalık olmadığını takdir ettim. 🔹 Bazı yiyecekler almak için bu gerçekten çok güzel kafeye uğradık, çok iyiydi. 🔹 Sonra yüz yüze görüşmem için ofise geri döndük, bunun için çok heyecanlıydım. 🔹 Aslında doktorun görmesi için hedeflerimi, ne istediğimi, ne istemediğimi anlatan bir döküman bastım, bunu herhangi bir operasyon geçireceğiniz zaman çok ama çok detaylı olmanızı şiddetle tavsiye ediyorum. 🔹 Bu can sıkıcı değil, aşırıya kaçmak değil ve iyi bir cerrah bunu teşvik edecektir çünkü size istediğinizi vermek istiyor. 🔹 Sonra Doktor Turan burnumu muayene etti ve ameliyat öncesi fotoğraflarımı çekti. 🔹 Sonra bu fotoğrafları aldı ve anlattıklarıma dayanarak burnumun nasıl görünebileceğine dair bilgisayarında bir çizim yapmaya başladı. 🔹 Otele geri dönüyoruz çünkü yarın ameliyatım var. 🔹 Tabii ki çok gerginim ama nihayet bunun düzeltileceği için çok heyecanlıyım, bunu o kadar uzun zamandır istiyordum ki.

BUZZ medya

31,138 views • 19 days ago

Merve Taşkın, yarınki kritik duruşma öncesi yeni açıklamalarda bulundu 🔸 Hakkındaki davalardan birinin üçüncü duruşması öncesi konuşan Taşkın, uzun süredir devam eden hukuki süreçlerin kendisini yorduğunu söyledi. 🔸 Yurt dışına çıkışının “kaçış” olarak yorumlanmasına tepki göstererek, ülkeyi tamamen yasal yollarla terk ettiğini vurguladı. 🔸 “Yurt dışı yasağım da yoktu ben buraya gelirken. Gayet paşalar gibi havaalanına gittim, uçağa bindim, pasaportumla giriş yaptım” ifadelerini kullandı. 🔸 2019’dan bu yana sık sık mahkemelere çıktığını belirten Taşkın, yaşadıklarını “bitmeyen bir döngü” olarak tanımladı. 🔸 “Ben kaç defa dik duruşumla mahkemelere katıldım. Hatta mahkeme komünleri yaptım, haklıyım diye. Ve beraat da aldım” dedi. 🔸 Buna rağmen sürekli yeni dosyalarla karşı karşıya kaldığını savunan fenomen, “Ben yüz kere de beraat alsam yüz kere daha mahkeme dosyası açacaklar” sözleriyle yaşadığı baskıyı anlattı. 🔸 Türkiye’yi çok özlediğini, Urfa’dan Mardin’e birçok şehri sevdiğini dile getiren Taşkın, buna rağmen burada yaşamanın kendisi için mantıklı olmadığını söyledi. 🔸 “Her şey bitse ve gönül rahatlığıyla dönsem bile iki gün sonra biri beni yine şikayet edecek. Ben yine ifade vereceğim, yine mahkemeye çıkacağım” ifadelerini kullandı. 🔸 Taşkın, mevcut dosyada beraat beklediğini ancak yaşadığı sürecin artık psikolojik olarak yıpratıcı bir hâl aldığını vurguladı.

Populeria

507,196 views • 4 months ago

Vincenzo Montella: "Basın toplantısına başlamadan önce biraz düşüncelerimi paylaşmak istiyorum sizinle beraber. Bu iki buçuk senenin bilançosunu beraber konuşmak istiyorum sizinle. Biliyorsunuz ki benim için çok önemli olan ve kalbimden gelen bu sözleri söylerken önceliğim tabii ki de futbolcularımız. Çünkü bunu bugün yapmanın daha doğru olduğunu düşünüyorum. Yarın çünkü maçtan sonra belki çok heyecanlı ve yoğun bir şekilde duyguları yaşayacağımız için yorgun olabilirim. İlk düşüncem, dediğim gibi futbolcularımız için. Onlar her şeyden önce, gerçek adamlar tabiri caizse büyük futbolcu olmadan önce gerçek adamlar olarak her zaman, elinden gelen her şeyin en iyisini yaptılar bugüne kadar. Çok zor dönemde, belki de çok kritik bir dönemde teknik direktörlük koltuğuna geldim. O zaman da biliyorsunuz ki, çok önemli bir takıma karşı bir maçımız vardı ilk maçımız olarak. Ve belki de kendi tarihi boyunca hiçbir şekilde kendi evinde, topraklarında kaybetmemiş Hırvatistan'ı yendik. Ondan sonrasında biliyorsunuz ki, o günden itibaren bu oyuncular o başarıyla birlikte bana her zaman her şeylerini verdiler. Sahada ne olursa olsun, mücadeleyi bırakmadılar. Yani oynayan da oynamayan da hepsi hep birlikte savaşan bir grup oldular. Her zaman şunu hissettim, formalarının arkasında sadece kendi isimlerinin değil, aynı zamanda büyük Türk halkının, milyonlarca insanın ve çocukların isminin yazdığının bilinciyle hareket ettiler. Ve bu büyük milleti temsil ettiklerinin her zaman farkındalar. Ben de buraya geldiğim günden beri bu ülkenin bana kendilerinden biri gibi hissetmesini kalbimde taşıyorum. Ve bu sevgiye karşılık vermek için her zaman gururla, tutkuyla ve alçakgönüllülükle mücadele ettim. Bu güzel göreve seçildiğim ilk günden bugüne kadar, federasyon başkanımız İbrahim Hacıosmanoğlu'nun ve direktörün ve yönetim desteğini her zaman hissettim. Eğer resmi maçlarda tarihi boyunca en yüksek galibiyet ortalamasına sahip ilk teknik direktör olarak tarihe geçtiysem, bu tamamen hem oyuncuların hem de yönetimin bana verdiği bu destek sayesindedir. O yüzden bu başarı hepimize aittir. Bugün Avrupa'da ve dünyada hem oyun hem de sonuçlar açısından saygı duyulan bir milli takım haline geldik. Avrupa Şampiyonası'na lider olarak katılmamız, turnuvadaki performansımız, Uluslar Ligi A'ya yükselmemiz, FIFA sıralamasında 42'ncilikten 25'inciliğe yükselmemiz... Bu muhteşem yolculuk beni %110 Türk gibi hissettirdi. Bu yüzden bir kez daha herkese teşekkür etmek istiyorum. Oyunculara, çünkü özellikle onlara kendi evlatlarım gibi hissediyorum, kardeşlerim gibi hissediyorum. Ve bu büyük ailenin başında olan başkanımıza bir baba gibi her zaman yanımızda. Yarın ise bu oyuncularla birlikte hep birlikte tüm gücümüzle birbirimiz için savaşarak ve fedakarlık yaparak, uzun zamandır hepimizin bildiği ve beklediği bu hayali gerçekleştirmek için elimizden gelen her şeyi yapacağız inşallah."

Le Marca Sports

43,311 views • 5 months ago

Amerika ve İsrail'in bombaladığı Minab'daki ilkokulda iki çocuğunu kaybeden Mohaddeseh Falahat'ın Birleşmiş Millet İnsan Hakları Komisyonu'na yaptığı konuşma. "Ben bir anneyim. Hâlâ Mehdi ve Amin'in odasının önünden geçerken, kapıyı açıp onları her zamanki gibi yataklarında uyurken ya da orada oturup resim yaparken görme dürtüsü hisseden bir anne. Ama oda sessiz. Bir evin olması gerekenden çok daha sessiz. O sabah da diğerleri gibiydi. Kapının önünde ayakkabılarını düzeltmek, saçlarını taramak ve sırt çantalarını omuzlarına asmak benim için bir rutindi. Bunun son kez olacağına dair hiçbir işaret yoktu. Kapıdan çıkarken sadece 'Anne, okuldan sonra gel bizi al' dediler. O basit cümle şimdi zihnimde binlerce kez yankılanıyor ve her seferinde kalbim acıyla yanıyor. Hiçbir anne, çocuğunu gülümseyerek okula gönderip karşılığında sadece... sessizlikle karşılaşacağını düşünmez. Hiçbir anne, 'Çocuğun geri gelmeyecek' sözlerini duymaya hazır değildir. Bugünlerde ne zaman bir çocuk görsem, bir an için... belki... belki benim çocuklarım Mehdi ve Amin olsaydı, onlar da tıpkı böyle koşuyor, tıpkı böyle gülüyor, tıpkı böyle yaşıyor olurdu diye düşünüyorum. Nevruz için büyük bir neşeyle aldığım kıyafetler hâlâ orada; yarım kalmış defterleri ve hayalleri de... yazmaya devam etme fırsatı bulamadıkları hayalleri. Ben sadece yaslı bir anne değilim. Hayır. Ben, çocuklarını güvende olacaklarına inanarak okula gönderen tüm annelerin sesiyim. Okul; çovukların geleceklerinin bir anda söndürüldüğü bir yer değil öğrenme, kahkaha yeri olmalıydı. Bu trajedinin unutulmasına izin verilmemeli. Gerçekler aydınlatılmalı; İsrail ve bu acının müsebbibi olan Amerika hesap vermelidir. İntikam için değil, adalet için. Böylece dünya çocukların hayatının değersiz olmadığını bilsin ve hiçbir anne baba bir daha böyle bir bekleyişe katlanmak zorunda kalmasın."

Mehmet Toprak

25,760 views • 5 months ago

Her zaman olduğu gibi Ramazan ayı boyunca Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Müdürümüz Remzi Sarıgöl ve kıymetli vakıf ekibiyle birlikte hanelerimizi ziyaret ettik. Elinde bir defter, koltuğunun altında dosyalar… Aslında taşıdığı şey evrak değil; insanların derdi, umudu, beklentisi… Biz “vakıf müdürü” diyoruz ama o, bu şehrin her hanesinde bir büyük ağabey, her kapıda bir gönül insanı gibi karşılanıyor. Kapısını çaldığımız bir annenin gözlerindeki ışıltı her şeyi anlatıyor: “Evladım, geldin mi yine…” Bu cümle, yapılan işin tanımıdır aslında. Çünkü mesele sadece gitmek değil; hatırlanmak, aranmak, değer verilmek… Remzi Bey ve ekibi, oturup dinliyor. Sözün bittiği yerde sessizce not alıyorlar. Bir çatının derdi, bir hastalığın telaşı, bir yalnızlığın sessizliği… Hepsini kendi meselesi gibi sahipleniyorlar. Ve sonra hiçbir gürültüye ihtiyaç duymadan, kimseyi incitmeden, kimseyi mahcup etmeden çözümün peşine düşüyorlar. Her gittiğimiz evde gördüğümüz şey şuydu: Devletin gücü samimiyettir ve en önemlisi insan ruhunun harcı olan sevgidir… Ama asıl gücü, insanına dokunduğu o ince yerde saklıdır. İşte Remzi Sarıgöl ve vakıf ekibi, bu ince yeri bilen, hisseden ve koruyan bir anlayışın temsileridir… Güneş batarken mahallerden ayrılıyoruz… Yorgunluk var belki ama daha çok bir huzur var yüzlerde. Çünkü bir gün daha, bir kalbe değmeden geçmemiş, geçmiyor… Kimseyi kırmadan, dökmeden, incitmeden… Sessizce kurulan o gönül köprüleri, aslında bir şehrin en sağlam yapılarıdır. Bu güzel ekip ruhu, bu ince ve naif ruh hali, bu insanı baş tacı eden anlayış için Remzi Sarıgöl’e ve Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’mızın her bir ferdine gönülden teşekkür ediyorum. İyilik, en çok birlikte güzel.

Hamza Aydoğdu

44,528 views • 5 months ago

Okan Alpay { Okan Alpay } ⭕️ 2026 Portföy Stratejisi 🗣️2026 için portföy dağılımına bakarken ben iç piyasa ile yurt dışını net şekilde ayırmak gerektiğini düşünüyorum. Yurt dışı tarafında özellikle Amerika kaynaklı bazı riskler var. Borçluluk ciddi bir sorun, resesyon ihtimali tamamen masadan kalkmış değil. Böyle bir ortamda zaman zaman sert satışlar ve likidasyonlar görebiliriz. O yüzden yurt dışı piyasalar için daha çok kısa vadeli, temkinli pozisyonların uygun olduğu bir sene olacağını düşünüyorum. 🗣️Türkiye tarafında ise tablo biraz daha farklı. Küresel piyasalarda bir sıkıntı olsa bile Türkiye’nin bundan görece daha az etkileneceğini, hatta ayrışabileceğini düşünüyorum. Bu nedenle 2026’da portföylerde Türkiye varlıklarının ağırlığının artırılması gerektiği kanaatindeyim. Hisse senedi tarafında da yine yatırımcının risk profiline bağlı olmakla birlikte Türkiye’de hisse oranlarını artırmak mantıklı görünüyor. 🗣️Faiz indirim sürecine girmiş olmamız bence önümüzdeki dönemin en önemli hikâyesi. Merkez Bankası faiz indirimlerine başladıktan sonra bunun ekonomiye yansıması genelde 6 ila 9 ay sonra görülüyor. Bu da 2026 yılı için büyüme tarafında daha güçlü bir tabloya işaret ediyor. Genel beklenti büyümenin yüzde 4’ün üzerinde olacağı yönünde. Bu ortam hisse senetleri açısından destekleyici. 🗣️Sektör bazında baktığımda bankacılık tarafı yine öne çıkıyor. Faiz indiriminden ilk etkilenen sektör bankalar oluyor ve yabancı yatırımcının da genelde ilk girdiği alan burası. Ancak sadece bankalarla sınırlı kalmamak gerektiğini düşünüyorum. Sanayi tarafı bu sene görece zayıf kaldı ama büyüme beklentileri, ihracat pazarlarındaki toparlanma ve enflasyon muhasebesinin etkisinin azalmasıyla birlikte bilançoların daha anlaşılır hale gelmesi sanayi şirketleri için önemli bir avantaj yaratabilir. Değerlemeler hâlâ düşük, bu da aşağı yönlü riskin sınırlı, yukarı yönlü potansiyelin ise yüksek olduğunu gösteriyor. 🗣️Kıymetli metaller tarafında ise altın tamamen göz ardı edilmese de ben biraz daha bakır ve benzeri endüstriyel metallere dikkat edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Küresel büyüme, altyapı yatırımları ve verimlilik artışı bu metaller için daha güçlü bir hikâye sunuyor. 🗣️Teknoloji ve yapay zekâ tarafında ise bir balon tartışması var ama bana göre bu süreç daha yeni başladı ve uzun yıllara yayılacak. Yapay zekâ çok ciddi bir verimlilik artışı sağlıyor. Ancak bu, hisse senetlerinin sürekli ve kesintisiz yükseleceği anlamına gelmiyor. Belli dönemlerde sert düzeltmeler olabilir. Burada asıl takip edilmesi gereken şey, yapılan yatırımların geri dönüş süresi ve sermaye harcamalarının sürdürülebilirliği. 🗣️Genel olarak baktığımda, bugüne kadar birçok olumsuzluğu zaten yaşadık ve büyük ölçüde fiyatladık. Kötü haberlerin piyasayı eskisi kadar etkilememesi de bunun bir göstergesi. Siyaset ve ekonomi tarafında da stresin bir miktar geride kaldığı bir döneme giriyoruz. Tüm bu başlıkları bir araya koyduğumda, bankasıyla, sanayisiyle, genel olarak Borsa İstanbul’da topyekûn bir yükseliş sürecinin arifesinde olduğumuzu düşünüyorum. Bloomberg HT Zeynep Özyol #borsa #bist100 #xbank Yayının Tamamı için: 📌 Paylaşımlar genel bilgilendirme amaçlıdır, yatırım tavsiyesi niteliği taşımaz.

Abdullah Canlı

24,689 views • 8 months ago

🔴 “Artık Gerçekten Korkmuyoruz, Korku Aşamasını Geçtik Bu İş Bizi Aştı” Silar Altaş, “Bu olaya birçok kişi dahil edilmiş. Olay büyük; öyle kolayca üstü örtülecek bir şey değil. Bunun farkındayız. Artık gerçekten korkmuyoruz, korku aşamasını geçtik. Çünkü mesele bizi de aşmış durumda. Bundan sonra bize ne olacaksa olsun. Sonuçta kızın ailesi aylardır, yıllardır büyük acı çekiyor. Olay artık sadece onların değil, çok daha büyük bir hale geldi. Benim şu an aklıma gelen tek isim ‘Sükrü Bey’. Onu da sadece vali koruması olduğu için biliyorum. Umut’la konuştuğumda ona şunu sordum: ‘Bu işe kimler karışmış olabilir, nasıl olmuş olabilir?’ Koruması var mı? Vardır, olabilir. Ama kimdir, nedir, bilmiyoruz. ‘Bu kızı kim götürdü, kim gömdü, kim sakladı? Nasıl oldu da bu kız aylardır kayıp?’ diye sordum. Umut da ‘Bilmiyorum abi’ dedi. ‘Koruma olabilir mi?’ dedim, ‘Olabilir’ dedi. Koruma olarak Şükrü ismini duydum. Erdoğan ismini de duydum. Bu kişiler; Umut, Türkay ve koruma, sürekli birlikte takılıyorlarmış. Hatta bir evleri olduğunu da duydum ama nerede olduğunu bilmiyorum. Sadece bir ev olduğundan bahsedildi. Ev kimin adına diye sorulduğunda; İlker, Uğurcan ve Ercan Çelebi isimlerini duydum. Bunlar aynı arkadaş grubundaydı, birlikte vakit geçiriyorlardı. Daha sonra bir süre sonra yolları ayrılmış. Umut 19 yaşına geldiğinde, yani olaydan yaklaşık 1-2 yıl sonra araları açılmış. Mektup meselesini de şöyle anlattı: Mektubu Türkay götürüp bırakmış. Vali’nin oğlu olan Türkay’ın bunu yaptığı söyleniyor. Nereye bıraktığını tam bilmiyorum. Anladığım kadarıyla kızın ablasına bırakıldığı söyleniyor, en azından haberlerde bu şekilde geçiyor. Bu konuyu duyduğumda Umut’a çok sert tepki gösterdim. ‘Nasıl olur da telefonunu verirsin?’ dedim. O da ‘Ben değilim’ dedi. ‘Türkay konuşmuştur’ diye cevap verdi. ‘Neden telefonunu veriyorsun, ne konuşuldu bilmiyor musun?’ diye sordum. Zaten ne konuşulduğunu bilse ve anlatsa doğrudan hapse girecek bir durum olduğunu düşünüyorum. Umut, olayın detaylarını tam bilmediğini söylüyor. Sadece Türkay’ın arabada kendisine ‘Birini vurdum’ dediğini aktarıyor. ‘Bir kız hamile kaldı, aldırmak istemedi, ben de vurdum’ şeklinde konuştuğunu söylüyor. Silahı getirip getirmediğini ya da gösterip göstermediğini ise net bilmiyor. Biz aile olarak Umut’u sorguladık. ‘Bu adamın kimlerle takıldığını bilmiyor musun? Bu kız ne zamandır kayıp, bunları hiç mi düşünmedin? Telefonunu vermişsin, bir yere gitmişsin, bırakmışsın’ diye üzerine gittik. Mektup konusunda da şunu anlattı: Türkay, Umut’u bir yere bırakmış ve ‘Git, bunu bırak’ demiş. Umut mektubu bırakıp geri dönmüş. Daha sonra Türkay gelip onu tekrar almış. Bu durumun Umut’un üzerine suç atmak için mi yapıldığı, yoksa neden böyle bir yol izlendiği net değil. Umut da aynı şeyi söyledi; mektupta da benzer şekilde yazdığını ifade etti” dedi.

Emrullah Erdinc

103,987 views • 4 months ago

Dün akşam Avrupa Ligi finali sonrasında Freiburg teknik adamı Julian Schuster'e sorum ve Alman hocanın yanıtı. Freiburg, Bundesliga'nın en yaşlı takımı olmasına rağmen Avrupa Ligi'nde bu sezon hiçbir maçta 110 km altında koşmadı. Hatta bazı maçlarda koşu mesafesi 120 kmyi aştı. Bu arada bu sezon Bundesliga'da en çok duran top golü yiyen 2. takım Freiburg oldu. Alman hoca duran toplarda yaşanılan sıkıntıyı kabul ediyor. "Evet, bu bir gerçek; genel toplama baktığımızda bu yıl, geçtiğimiz yıllara kıyasla duran toplardan daha fazla gol yedik. Bunu detaylıca incelemek gerekiyor. Sadece çıplak sayıyı ele almak çok kolaycı bir yaklaşım olur, bu durumun detaylı bir analizini yapmalıyız. Duran top pozisyonlarında 'yememiz beklenen gol' oranlarına baktığımızda, durumumuz kesinlikle o ham sayıdan daha iyi görünüyor. Bu goller genellikle dönen ikinci veya üçüncü toplardan sonra kalemizde gördüğümüz goller oluyor. Biz geçmişte çok uzun yıllar boyunca bu alanda, duran top savunmasında güçlü kalarak buralara geldik; yıllar içinde bu yapıyı geliştirdik ve birçok oyuncumuz da bu sisteme tam uyum sağlıyordu. Tabii ki şu an bazı oyuncularda tekil bazda yapısal değişiklikler oldu ve bu durum belki artık sisteme yüzde yüz oturmuyor olabilir. Tam da bu tip detayların üzerine gideceğiz ve bize en büyük güvenliği neyin sağlayacağına bakacağız. Duran toplarda yaşanan güncel taktiksel gelişmelere ayak uydurmak için kendi sistemimizde ne gibi ayarlamalar ve adaptasyonlar yapmamız gerektiğini inceleyeceğiz. Elbette bu konuda, özellikle de teknik heyet olarak kendi içimizde son derece eleştirel bir yaklaşım sergiliyoruz. Bu noktada kesinlikle daha iyi olmamız gerektiğinin sorumluluğu bende. Daha önce de belirttiğim gibi, topun geliş anı, zamanlama, koşu yolları vb. her şey doğru oturduğunda bu durum bize hücum varyasyonlarında da yardımcı oluyor. Hücumdayken her zaman kullanabileceğiniz hafif bir avantaja sahip olursunuz ki biz bunu kendimiz de yeterince sık yapıyoruz. Yine de bu konuda daha iyi olma hedefimiz ve talebimiz var. Rakibinizden daha fazla koşmanın her zaman bir avantaj olması gerekmez; temel olarak daha fazla koşuyor olmanız, rakibin topu ayağında tutarak sizi koşturmasından da kaynaklanabilir. Ancak bizim durumumuzdaki birçok senaryoda bu, sahaya ne kadar büyük bir emek ve enerji yansıttığımızla doğrudan alakalı. Özellikle de ön alanda, hücum oyuncularımızın nasıl bir baskıoyunu oynadığıyla ilgili. Bizim oyunumuz çok yoğun bir koşu temposu gerektiriyor çünkü biz bu oyunu oynayabilecek fiziksel kapasiteye sahibiz. Bu kadar fazla maç oynadıktan sonra çocukların depolarında hâlâ yeterli enerjinin kalmış olması ve bunu bugün burada yeniden sahada gösterebilmiş olmaları gerçekten takdire şayan ve saygı duyulası bir durum. Bu bizim gerçek yüzümüz. Bu yeteneklerimiz ve fiziksel gücümüz sayesinde tam olarak bu tarz bir oyun oynayabiliyoruz, rakibe önde ağır baskı uygulayabiliyoruz. Maçın büyük bölümünde daha derinde yaptığımız savunma da gayet iyiydi. Bu da sezon boyunca üzerine koyarak geliştirdiğimiz bir süreçti. Gelecekte daha da iyi olmak adına bu doğrultuda çalışmaya kesinlikle devam edeceğiz"

Furkan Uzun

26,765 views • 3 months ago

SALDIRIDA İRAN'IN PARMAĞI VAR MI? Saldırının arkasında İran veya başka bir güç olup olmadığı sorusuna Trump "Sanmıyorum ama çok şey öğreneceğiz" cevabını veren Trump, saldırganın profilini şöyle anlattı: Kendisi deli, hasta bir insan. Anladığım kadarıyla bu bir 'yalnız kurt' saldırısı. Bu insanların müebbet cezası alması gerekiyor. Eğer 10-15 sene verirseniz, hapisten çıktıktan sonra yine insanları hedef alacaklardır. Yarın bu saate kalmadan birçok detay öğreneceksiniz. Güvenlik zafiyeti soruları üzerine ise Trump şu açıklamayı yaptı: Hayır, ne olursa olsun kapalı alanlarda etkinlik yapmaya devam edeceğiz. Oda oldukça güvenliydi. Saldırgan oldukça uzak bir noktadan koşmaya başladı, odaya çok uzaktı. Gerçekten çok hızlı koşuyordu. Ama kolluk kuvvetlerinin cevap süresi de çok hızlıydı. Oraya geldikleri an silahlarını çıkardılar ve ateş ettiler. Çok etkileyiciydi. Herhangi bir ön tehdit bildirimi olmamıştı. Odanın dört bir tarafında kaynaklar ve insanlar vardı. Kat etmesi gereken uzun bir yol vardı ve ilk hatta durduruldu. FBI bölgede. Tüm balistik unsurlar inceleniyor. Bu olayın arka planını araştıracağız; yalnız kurt mu yoksa arkasında başka bir durum mu var öğreneceğiz. Umarız önümüzdeki 30 gün içerisinde bu etkinliği yeniden gerçekleştireceğiz. Konuşmaya hazırdım. Ekibime 'bu hayatımda yapacağım en uygunsuz konuşma olacak' demiştim. Bir sonraki konuşmamda daha sıkıcı konuşabilirim Trump: Bir polis, bir görevli vuruldu ve oldukça iyi bir çelik yelek giydiği için durumu iyi. Çok yakından oldukça güçlü bir silahla vurulmuştu. Ve çelik yelek görevini yaptı. Kendisiyle konuştum, iyi bir durumda. Ve oldukça motivasyonu da yerinde kendisine onu sevdiğimizi saygı duyduğumuzu söyledim ve oldukça gururlu bir insan yaptığından gurur duyan bir gizli servis ajanı ve tüm durumlara göz attık bu gece gerçekleşen ve şunu söyleyebilirim: Çok da güvenli bir bina değilmiş. Bunu söylemek istemiyordum ama işte bu yüzden Beyaz Saray'da planladığımız değişikliklerin gerçekleşmesi gerekiyor Bu geçtiğimiz yıllarda Cumhuriyetimizin bir suikast tarafından ilk defa uğradığı saldırı değil. İki sene önce de Florida'da Palm Beach'te neler olduğunu hepiniz gördünüz. Çok yakındı. Ve yine kolluk kuvvetleri tarafından oldukça başarılı bir araştırma gerçekleştirilmişti. Farklılıklarımızı barışçıl bir şekilde çözmeliyiz, bunu söylemek istiyorum. Cumhuriyetçiler, bağımsızlar, demokratlar, muhafazakarlar, liberaller, ilericiler.. Bu kelimeler birbirinin yerine kullanılabilecek belki de kelimeler olmaya başladı. First Lady ve ben hızlı bir şekilde bizimle çok iyi bir şekilde ilgilenildi. Sahneden hızlıca alındık. Başkan Yardımcısı J.D. Vance de buradaydı. Marco da aynı şekilde bu arada. Pete de oradaydı. Pete'in yardıma ihtiyacı yoktu tabii. Kimsenin yardım etmesini istemedi ama onunla da ilgilenildi. Şimdi saldırgan yakalandı. Kaliforniya'da yaşadığını öğrendik. Oldukça hasta bir insan ve buna benzer şeylerin bir daha gerçekleşmesini istemiyoruz. Çok şaşırtıcı bir şey böyle bir şeyin gerçekleşmesi. Başıma daha önce de geldi, hissettikleriniz hiçbir zaman değişmiyor. Yan yana oturuyorduk, Melania yanımdaydı ve bir ses duydum. Bunun bir tepsi olduğunu düşündüm. Bir tepsinin yere düştüğünü sandım. Birçok kez duydum bu sesi ve oldukça da yüksek sesti. Çok da uzaktan geldi ses. Ve çok uzakta gerçekleşse de silah sesiymiş aslında. Melania da oldukça farkındaydı neler olduğunun. 'Kötü bir ses' dedi bana ve hızlı bir şekilde bölgeden uzaklaştırıldık. Saniyeler sürdü odadan çıkarılmamız. Devam etmek istedik çünkü bu hastaların hayatımızın akışını değiştirmesine izin vermek istemiyorum.

Nevzat Çiçek

34,120 views • 4 months ago

Abilerim, Ablalarım, Kardeşlerim selamlar. Sizler ile çok heyecanlı bir haberi paylaşmak istiyorum. Biraz önce yayın evi Simon and Schuster dan hepimizin beklediği haber geldi ve Elhamdulillah, “In The Name Of Freedom” kitabımızın New York Times ın en çok okunan ve satanlar listesine girdiğinin müjdesini bizlere verdi. Bu ne mi demek? Allah’ın izniyle, kitabımız milyonlara ulaşacak ve başta Türkiye’deki masum kardeşlerimiz olmak üzere, dünya çapında yapılan tüm Hizmetler ve Hocaefendi hazretlerinin o kutsal mesajı tüm dünyaya bir kez ulaşacak. - Böylelikle, tüm Türkiye cumhuriyeti tarihinde, dünyanın en büyük gazetesi New York Times ın en çok okunan ve satanlar listesine giren 4. Türk olduk. - Gelmiş ve geçmiş 80 yıllık tüm NBA tarihinde ise New York Times listesine giren 13. NBA oyuncusu olduk. Ve yine biraz önce başka sevindirici bir haber daha aldık. - New York Times gazetesinden ayrı olarak, yine Amerikanın en önemli gazetelerinden USA TODAY yaptığı listede, “In The Name Of Freedom” kitabımızı Amerika’da ki en çok okunan ve en iyi kitaplar listesine koyuldu. - Son olarak da kitabımız Elektronik Kitap versiyonu ile yine New York Times ın en çok satanlar listesine girdi. Hepinizin ellerinden öpüp teşekkür etmek istiyorum. Son 2 ayda yaşadıklarımı bir Allah bilir, bir de ben. - Türkiye’de Medrese-i Yusufiye den daha yeni çıkmış arkadaşlarımız, “Abi, aramız da birşeyler biriktirdik, sana göndermek istiyoruz, bu da bizim bir katkımız olsun, bu para ile bizim içinde kitap al.” diyenleremi teşekkür edeyim, - Yoksa sohbetlerimize harçlıklarını biriktirip te kumbaraları ile gelen ve “Abi bir tane kitapta bizim için alabilir misin.” diyen minik kardeşlerime mi! - Kermes yapıp o para ile kitap alan fedakar ablalarıma mı teşekkür edeyim, - Yoksa benim ile beraber uykusuz kalıp her gün, her gece kitap takibi yapan abilerime mi! Allah hepinizden razı olsun, Enes Kanter sizler için ne yaparsa yapsın, hiçbir şekilde sizlerin hakkınızı ödeyemez. Çoğu arkadaşımızın merak ettiği bir konuyada açıklık getirmek istiyorum. Bu kitap gelirlerinin nereye gideceğini zaten burda konuşmamıza gerek yok. Tahmin ediyorsunuzdur diye ümit ediyorum. Bizler bu yola o masum kardeşlerimiz için çıktık, yine onlar için koşturmaya devam edeceğiz. Buradan da eğer beni izliyorlar ise, kendi anne, babama be kardeşlerime çok teşekkür ederim. Dualarınızı lütfen eksik etmeyin. Son olarak eklemek istediğim mesele şu, Bu kitap hepimizin kitabı, Bu hikaye hepimizin hikayesi, Bu başarı hepimizin başarısı, Bu mücadele hepimizin mücadelesi, Bu ses hepimizin sesi, Bu özgürlük hepimizin hakkı. Bu yolda benim ile tek bir yürek olup bana inandığınız ve güvendiğiniz için hepinize sonsuz teşekkür ediyorum. Rabbim bizi birbirimizden hem bu dünya da hem de diğer dünya da ayırmasın. Canımız, Hocamız ile Haşr eylesin. Hepinizi çok seviyorum. Durmak Yok, Hizmete Devam…❤️ Selamlar ve Hürmetler.

Enes Kanter FREEDOM

110,323 views • 10 months ago