正在加载视频...

视频加载失败

Şimdi bitirdim muhteşem programdı, mutlaka izlenilmeli. Sayın Baran Aydın'ı tebrik ediyorum, Beyza Hanım'ı zaten çok severim, program üslubu enfes. Selamlarınız can baş üstüne.

14,806 次观看 • 2 年前 •via X (Twitter)

10 条评论

BARAN AYDIN 的头像
BARAN AYDIN2 年前

Eğer varsa bir kıvılcımımız, ateşi sizsiniz Kambabam. Ellerinizden öperim. 🔥

Zümrüt 的头像
Zümrüt2 年前

Güzel programdı, eminim izlemeyenler de izleyecektir Kambabam. Tekrar selam ederim ikinize can Kambabam

derinsoundwave 的头像
derinsoundwave2 年前

sizi de programda görmek isteriz.

Şehir Efsanesi ~Oğuzhan~ 的头像
Şehir Efsanesi ~Oğuzhan~2 年前

Gerçekten güzel programdı Kambabam Tekrar tekrar izlenilesi.Selamlar olsun.Size de Baran beye de kucak dolusu sevgiler.İyi ki varsınız🙌

Furkan Balcı 🇹🇷 的头像
Furkan Balcı 🇹🇷2 年前

Kambamamın sevdiğini bizde severiz.

𐱅𐰇𐰼𐰰 的头像
𐱅𐰇𐰼𐰰2 年前

Yayını izledim Beyza hanım bu programdan sonra bu tür konuları konuşanları nasıl çağıracak programına merak ediyorum bir çoğu boşa ve komik duruma düştü şu cümlesini çok beğendim Baran beyin Türk devletinden 50 yıl geriden geliyorsunuz 😁👍

crypto.muti 的头像
crypto.muti2 年前

, 🇹🇷🇹🇷❤️🇹🇷🇹🇷

bahar sel 的头像
bahar sel2 年前

Muhteşem bir programdı.Ben ulaşabildiğim herkesle paylaştım.Emeği geçen herkese sonsuz sevgiler.

oya saydam 的头像
oya saydam2 年前

Okt_AN, Bar-AN, Oz-AN ve niceleri zam-AN da ol-AN ins-AN'ı Kur-AN Ademler....

Emre Yaren 的头像
Emre Yaren2 年前

Çok güzel bir programdı üslubu eleştirenler bilgilerin hakikatine varacağına eleştiri yapmasalar keşke...

相关视频

CHP'lilerin her fırsatta selâm gönderdiği, "Siyasî tutsak" diyerek demogoji yaptığı ve “Cözüm, TBMM'de, İmralı'da değil” diyerek hedef saptırdığı ortamda, o çok sevdikleri Selo, cezaevinden açıklama yaptı: "Ben neysem Öcalan da o! DEM, Öcalan'ın partisidir." “1- Sayın Öcalan’ın inisiyatif aldığı, Sayın Cumhurbaşkanı ile Sayın Bahçeli’nin de büyük cesaretle sahiplendikleri, Sayın Özel başta olmak üzere muhalefetin de güçlü bir şekilde desteklediği barış girişimlerinin içindeyim, yanındayım, arkasındayım. Bu konuda Sayın Öcalan ile aramızda bir rekabetin, ayrılığın ya da çatışmanın sözü bile edilemez. Sayın Öcalan’ın rolü, misyonu ve tarihi sorumluluğu son derece önemlidir ve bunları ancak kendisi yerine getirebilir, ben dahil bir başkası değil. Benim demokratik siyasetteki rolüm ve misyonum da barış çabalarını destekleyecek ve tamamlayacak niteliktedir. Bunu da benim dışımda ve benim adıma kimsenin yerine getirme şansı yoktur. Bununla birlikte, İmralı ile Edirne koşullarında bu misyonu sağlıklı bir şekilde tamamlama imkanımız yoktur. Bu da bir gerçektir; dayatma, pazarlık veya koşul değildir. Umarım Meclis Komisyonu İmralı’ya gider ve ne demek istediğimi yerinde görür, gözlemler, ilk ağızdan tüm gerçekleri dinler. 2- Benim kimseye karşı kinim de nefretim de yoktur; öyle bir lüksüm de yoktur. Ola ki bir gün özgür koşullara kavuşursam ve kendileri de kabul ederlerse Sayın Cumhurbaşkanı başta olmak üzere Sayın Özgür Özel, Sayın Devlet Bahçeli, Sayın Ali Babacan, Sayın Ahmet Davutoğlu, Sayın Fatih Erbakan, Sayın Erkan Baş, Sayın Mahmut Arıkan, Sayın Müsavat Dervişoğlu dahil olmak üzere tüm siyasi aktörlerle yüz yüze görüşmeyi, varsa öneri ve eleştirilerini dinlemeyi, kendi görüşlerimi ve ülkenin geleceği yararına düşüncelerimi samimiyetle paylaşmak isterim. Bunu da hiçbir siyasi ikbal, koltuk, makam, mevki hesabına girmeden içtenlikle yaparım. Eğer Sayın Cumhurbaşkanı demokratik reformlarla yeni bir sayfa açmayı ve ülkeyi bambaşka sosyal ve ekonomik koşullara taşımayı hedefleyen bir politikayı hayata geçirmeyi ciddiyetle ortaya koyarsa tıpkı barış sürecini koşulsuz desteklediğim gibi bunu da tereddütsüz desteklerim. 3- Ben siyasete Demokratik Toplum Partisi DTP’de girdim ve siyasi geleneğimizin bugünkü temsilcisi DEM Parti benim tek partimdir. Bir gün siyasette olma zorunluluğum ortaya çıksa bile benim evim, yuvam DEM Parti’dir. Başka parti kuracağıma, başka partiye geçeceğime yönelik her yorum sadece spekülasyondur. 4- Siyasi mücadele sadece siyasi partilerin çatısı altında yürütülmez. Yaşamın her alanı politiktir ve mücadele zeminidir. Aktif siyasette olmasam bile aktif mücadelenin her zaman içinde olmaya devam ediyorum, edeceğim. Belirttiklerim dışında her şey yakıştırmadır, yorumdur, spekülasyondur. Önce barışı, sonra adaleti, eşitliği ve kardeşliği hep birlikte sabırla, adım adım inşa edeceğiz. Umutsuzluğa, karamsarlığa, yılgınlığa yer yok. Mutlaka başaracağız. Şimdi gözümüz kulağımız, Meclis Komisyonunun alacağı cesur ve tarihi kararda olacak.” Selahattin Demirtaş 20 Kasım 2025 Edirne Cezaevi

NE KADAR OLDU?

15,880 次观看 • 8 个月前

Galatasaray'dan puan Almak istiyoruz maçta primde var Rasim Ozan Kütahyalı:Rıza Perçin Fenerbahçe'lidir 🗣Antalyaspor Başkanı Rıza Perçin: Şimdi bir şeyler söylemeye çalışayım. Şimdi geçen hafta tabii ki daha rahat bir Galatasaray'la oynamak isterdik. Şimdi bu hafta Galatasaray sonuç olarak şampiyon olmak isteyecek. Varını yoğunu ortaya koyacak. Bizim için de çok çok önemli bir maç. Tabii enseyi karartmıyoruz. Elimizden ne geliyorsa yapacağız. Oraya sonuç olarak kimin şampiyon olduğu... Ya da kim hangi nerede bizi ilgilendirmiyor, bizi kendi durumumuzu ilgilendiriyor. Antalyaspor'umuzu ligde bırakmak için, bir sonraki sezonda tekrar yeni sezonda ligimizi görmek için bizim şu anda bütün konsantrasyonumuz bu maçtan puan alabilmek. Tabii ki çok çok zor ama futbolda hiçbir zaman her şey mümkün olabiliyor ne kadar zor da olsa. Bir futbol şansı bizimle birlikte olursa niye olmasın? Sonraki hafta en azından oradan çıkarılabilecek bir puanla birlikte son haftaya biraz daha aydınlık olarak ve özgüvenli olarak girebiliriz. O yüzden tabii ki çok zor ama elimizden geleni yapacağız. İnşallah Rabbim de yardım ederse bir puan için oraya geleceğiz. 🗣Ertem Şener: Prim var mı Sayın Başkanım? 🗣Rıza Perçin: Bu da son zamanlarda malum bu prim oluyor. Yani kendi bir prim sistemimiz var. O maçın üzerinde değil de sonuç olarak kendi Antalyaspor için iyi olması gerektiği için bir prim sistemi belirleyeceğiz. İlla ki bir prim koyacağız oraya. 🗣Ertem Şener: Peki Sayın Başkanım ne kadar inanıyorsunuz? Yani çok zor çünkü hani koyun can derdinde kasap et derdinde. Galatasaray şampiyon olmak istiyor. Antalya Spor kümede kalmak istiyor. Yani yarım sıfır olsun bizim olsun denilebilecek bir maç Antalya Spor için. Bu konudaki yorumunuzu merak ediyorum. Çok zor, müthiş bir baskı. İnanılmaz bir baskı. Galatasaray maç başlar başlamaz büyük bir baskı kuracaktır. Zor gibi görünüyor aslında. Siz ne düşünüyorsunuz? 🗣Rıza Perçin: Şimdi aslında Bugün futbolcu arkadaşlarla da aynı şeyi konuştuk. Bu primin ziyadesinde yani artık bu saatten sonra prim dışında da çok önemli şeyler var. Yani futbolcu kardeşler de orada artık vitrinin de vitrini oluyor bu maçlar. Özellikle tüm Türkiye, tüm dünya sonuç olarak burada bir şampiyonluk mücadelesi var. Kimse Antalyasporu tabii ne durumdadır, şudur budur bakmaz ama... Biz tabii ki kendi koyun can derdinde önce bir canımızı kurtarmaya bakıyoruz. Ama futbolculuk arkadaşlarımız için de burası bir sonuç olarak bundan sonraki BK'lar için kendileri için bir vitrin olacak. Onları empoze etmeye çalışıyoruz. Hatırlatmaya çalışıyoruz. Zaten onu düşünüyorlar. Bu şekilde bir psikolojiyle oraya gelmeye çalışacağız. Tabii ki çok çok zor ama futbolda kesin diye bir şey yok. Küçücük de olsa bir şansınız var. Biz de bu şansı kullanmaya çalışacağız. 🗣Ertem Şener: Rıza Başkanım, Rasim Ozan'ın bir sorusu var. 🗣Rasim Ozan Kütahyalı: Sayın Rıza Başkan, çok başarılı bir turizmcidir. Ben kendisi tanımıyorum ama yaptıklarını biliyorum. İş hayatında başarılıdır. Bir de benim bildiğim, şimdi bu yüksel yıllarımın konuşulduğu için, Rıza Bey benim bildiğim kadarıyla Fenerbahçe'li. Yanılıyor muyum Rıza Başkan? Rıza Perçin: Yanılıyorsunuz. Değil mi? Şimdi maddi içerik konulara çok girmezsek. Bizim konsantrasyonumuz tamamen sürdü. İlker Yıldırım ve Asar Ali diye konuşulunca ben de bir şey yapmam. Ama hep burada Antalya Sporu esas küme düşmüş. Fenerbahçe düşecek bir şey yok. Antalya Sporu iki haftaya girelim. Sonra bu sezon ligde kaldıktan sonra Yeni sezonun planlamasını yapalım üzerine. 🗣Ertem Şener: Başkanım, başkanım ben topu alıyorum şimdi. Rasim, klasik Rasim Ozan Kütahyalı. Yani manasız bir şey yani. Abi adam diyor ki koyun can derdine kasap et derdine. 🗣Rıza Perçin: Bir şey söyleyeceğim. Sen şu anda Antalya Sporu'nun başkanı olsan. Rasim ben şöyle bir şey diyeyim o zaman kapatalım. Yok kapatmayalım başkanım. Yani ikinci şu anda ikincilik mücadelesi takımlardan Fenerbahçe ve Trabzon'a... Dolu dizgin giderken ilk çelmeyi takan da Antalya Spor. Doğru o da doğru. 🗣Ertem Şener: Bravo Rıza Başkan. Tebrik Rıza Perkin'e alkışlıyorum. Rıza Başkan. Fenerbahçe'li de olsa Antalya Spor. Abi Fenerbahçe'li değil ya yapmayın. Ya bir şey söyleyeceğim. Fenerbahçe'li değil. Bakın şu düşünceden kurtulalım. Abi şu düşünceden kurtulalım. Şu düşünceden kurtulalım. Rıza Başkan Antalyaspor'u yani küme düştü.

Galatasarayultrataraftar

98,290 次观看 • 3 个月前

Maçtaki Hakem Detayı Mehmet Ayan: Şunu söylemezsek geçemeyiz. Arkadaşlar, Marsinyak 30 Kasım'dan 7 Mart'a kadar maç yönetmiyor. Ekrana gelecek şimdi tablo. Polonya Futbol Federasyonu'nun çok özel ve dünyanın en iyilerinden biri hakemi. Sonra... Bu maçı atanıyor. 7 Mart'taki görev almış olduğu Witsevlot-Lech-Poznan maçından sonra bu maçı atanıyor. Ve Allah'ın hikmeti ki bakın tekrarlıyorum maçı yazmam hakeme. Tekrar tekrar söylüyorum. Allah'ın hikmeti ki maçın başında sakatlanıyor. Ve gene o Yüce Rabbimin mübarek günü hikmeti ki 16 tane şeye... Aa nereye attım ben onu bir dakika ya. Özür dilerim. Ben yine sarı basın kartına atmışım. Özür diliyorum. Öbür programı atmışım. Gökhancığım gene Allah'ın o müthiş hikmeti ki 16 tane takımdan 6 tanesinin sadece bir tanesi neredeyse üst dura geçecekken 2. Liverpool'da oraya atalım mı duygusu da oluşabilir mi UEFA'da? Şimdi şöyle bir şey. UEFA'nın en değerli ürünüdür. markası değil, ürünüdür Şampiyonlar Lig. UEFA'nın en değerli üründür Şampiyonlar Lig. Bu ürünü korumak için çok önemli işler yaparlar. Şimdi bu ürünü korumak için 3 tane takım var. Nispeten son 16 ya da son 8 tehdidi içinde olan Sporting, Bodo, Galatasaray. Sporting de Bodo'yu birbiriyle eşleştirip zaten oradan bir tanesini Zayi yapacaklar. Geriye Galatasaray kalıyor. Galatasaray da İstanbul'daki maçta 1-0 kazandığı için aman abi gözünü seveyim herhangi bir şey olmasın, bir tehlike olmasın. UEFA Galatasaray'ı istemez. Polonya'daki maçları 30 Kasım'la 7 Mart arasında maçı yok. 7 Mart'ta Witsevloz Lesbos'dan maçını yönetip buraya geliyor. Allah'ın hikmeti sakatlanıyor. O yüce Rabbimin hikmeti bir kere daha sual olmuyor. 16'da 6'nın biri garanti Arsenal. O zaman senin dediklerine gidiyoruz. Ben şurasındayım. Ben fikri takip yapmayı severim. Bu maçın sakatlık sebebiyle bu maçın yönetimine dahil olamayan maçındaki Markin... Marsinyak. Merak ediyorum hafta sonu maç yönetecek mi? Eğer Marsinyak hafta sonu maç yönetecekse bence Galatasaray'ın bir ufak UEFA'ya maçla ilgili turla ilgili herhangi bir beklentisi olmaksızın Bu işin fikri takibini yaptığını mutlaka ve mutlaka UEFA'ya hissettirsin kardeşim. Çünkü bu adam bu kadar zamandır maç yönetmiyor. Sonra yedisinde maç alıyor. Ardından bu maça geliyor. Bu maçtan önce sakatlanıyor ve yerine bir tane dandik bir tane hakem geliyor. Maçın en kötü şeyi neydi? Sayısız kötü şey var. Lang'ın parmağının kopması. Osime'nin kolunun kırılması. Sayısız kötü şey. Galatasaray'ın futbolu. Yenilen gol. sayısı falan. Bütün bunların hepsi... Ama yani bir tane de sahanın en kötüsü var ki o da maşırın hakem. Çok kötü bir hakem. Bak çok kötü bir hakem. Ve bence niyeti de kötü. Şunu da verelim futbol arayadan. Bir de Gökhan. Galatasaray'ın bu arada Lank'la ilgili birazdan konuşacağız. Başvuru yapma.

Galatasarayultrataraftar

67,744 次观看 • 4 个月前

Matviy Ponomarenko Transferi Yeni Haaland 🤔👑🦁💛❤️ 🗣Burhan Can Terzi: Şimdi gelelim meşhur "dünkü" yayınımızın başlığı olan Galatasaray'ın 2. santrafor kısmına. Dün, biliyorsunuz, yayında açıkladık: Galatasaray 1. santrafor için U23 Avrupa'nın en gözde U23 santraforlarından biriyle görüştü ve teklifini yaptı diye. Ben şöyle bir ekrana getireyim aslında; Safa ile bu konuda da tartıştık. Ya, ki bütün izleyicilerimiz ve Safa aslında haklı, ama ben büyük bir söz verdiğim için bunu söyleyemedim. Bu Perşembe gecesi Safa ile yazışmamız Yok, bu benimle olan değil, ha bu Bu Safa ile yazışmamız. Safa Kaan . Şunu da getireyim. Bir dakika, şu altyazıyı da kaldırmam lazım. "2. forvet" diye Ponomarenko'yu Safa ile paylaştım. Şurada altta yazıda bu 01:19 olması lazım. Yani Perşembe'yi Cumaya gece, Cumaya bağlayan gece, Safa'yı at 🗣Safa Kaan Öztürk: Vallahi arkadaşlar, ben de sizle aynı düşünüyordum ya bu konuda. Yani diyorsunuz ya, "işçi tarafı var" 🗣Burhan Can Terzi: Yayın sırasında çok soru geldi. Onlardan birinin de sesini, ismini kapatarak U23 forveti sordu. O kaynağı lütfen aramızda kalmıştır. Sonra sevgili kardeşim Kaan Dursun haberini girdi. Kaan Dursun'u tebrik ediyorum. Ben hani açıklamadım, o açıkladı. İlk de o girdi. O yüzden haber beklemez. Kaan Dursun doğrusunu yaptı. Belki de pek çok arkadaşımız da biliyordu. Biz dün o sufleyi verdikten sonra arkadaşlarımız da araştırıp bulmuştur. Evet arkadaşlar, dün kastettiğim santrafor oyuncusu Ponomarenko. Dinamo Kiev'de forma giyiyor. 2006 doğumlu bir futbolcu. Geçen sezon Arda Hoca'ya da Ukrayna liginde rakip olmuş bir futbolcu. Gerçekten de beğenilen bir isim. Ben şimdi teklif detaylarını ve Galatasaray'ın aldığı cevabı sizlere ileteyim. Ponomarenko konusunda Galatasaray kiralık olarak teklif yaptı arkadaşlar, Dinamo Kiev'e Ponomarenko için. Fakat Dinamo Kiev, kulübü 25 milyon euro cash istiyor. Galatasaray'ın teklifi kiralık olarak, kiralık artı opsiyon olarak. Dinamo Kiev de 25 milyon euro cash istiyor arkadaşlar. Ya, geçen sezon profesyonel kariyerine başlamış bir futbolcu. Bu tabii 25 milyon euro bence çok. Ben hani maksimum 15 milyon euro verilmesi gerektiği fikrindeyim. Ama gerçekten Avrupa piyasasında çok beğenilen, Ukrayna'da da çok beğenilen bir futbolcu. Ponomarenko, Osimhen'in arkasına 2. santrafor olarak düşünülüyor. Geçen sezonki performansı 24 maçta 16 gol arkadaşlar. Bu gerçekten, hakikaten çok dikkat çekici bir performans. 🗣Safa Kaan Öztürk: Gollerin çoğu zaten şeydi, Ukrayna liginde atmıştı sanırım. 12 ilk 11, 13 gol mü ne? Hatta enteresan bir gol oranı var. 🗣Burhan Can Terzi: hemen onu söyleyeyim. Boyda 1.90. 15 ilk 11, 13 gol. İnanılmaz yani. 66 dakikada 13 gol. İnanılmaz. 🗣Safa Kaan Öztürk: Ve ilk 11 çıktığı maçlarda abi, 12 ilk 11'i var. 12 ilk 11 çıktığı lig maçında sadece birinde gol atamamış, biliyor musun? Onda da kırmızı kart görmüş. Ya 94'te görmüş de. 🗣Burhan Can Terzi: Yani, şey gibi, Haland'ın çıkışına benziyor yani biraz. Öyle değil mi? 🗣Safa Kaan Öztürk: Evet. Zaten bir transfer yapar bu çocuk da bir yere. Bakalım yani. Nedir, ne değildir göreceğiz.

Galatasarayultrataraftar

37,105 次观看 • 26 天前

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bakırköy'deki Milli Savunma Üniversitesi (MSÜ) Hava Harp Okulu Diploma Alma ve Sancak Devir Teslim Töreni'nde mezun olan teğmenlerimize seslendi. 14'ü misafir ülkelerden olmak üzere 198 öğrencinin mezuniyet sevinci yaşadığı törendeki konuşmasına katılımcıları selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, bu ay başta Zafer Bayramı olmak üzere askerî başarıları kutlarken, diğer taraftan Harp Okullarının diploma ve sancak devir törenlerini gerçekleştirdiklerini söyledi. Zaferlerin coşkusuna teğmenlerin mezuniyet sevincini ekleyerek hep birlikte çok farklı bir atmosferi teneffüs ettiklerini belirten Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, "Tabii bir mutluluğum var, onu söylemek durumundayım. Gerek Kara Harp Okulu mezuniyet töreninde gerek Deniz Harp Okulu mezuniyet töreninde gerekse Hava Harp Okulu mezuniyet töreninde birincilikleri kızlarımız aldı. Bu tabii bizim için ayrı bir şeref nişanesi. Demek ki kızlarımız başarır, başarılı olmanın ötesinde özellikle de asker olarak başarır." dedi. Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, geçen hafta Ahlat'ta olduğunu hatırlatarak, "Anadolu'nun tapu senedi olan Ahlat'ta hem gençlerimizle kucaklaştık hem de çok kritik mesajlar içeren önemli bir birliktelik fotoğrafı verdik. Devlet-millet bir olduğumuzu, teröre ve bölücü emellere karşı tek yürek, tek bilek olduğumuzu Ahlat'ta çok net biçimde ortaya koyduk. Ertesi gün Malazgirt zaferimizin 953'üncü seneidevriyesini, her yaştan, her kökenden binlerce vatandaşımızın katılımıyla gururla idrak ettik. Sultan Alparslan'ın ve kahraman ordusunun bize emaneti olan toprakları ebedi vatanımız olarak koruyacağımızı orada bir kez daha ilan ettik." değerlendirmesinde bulundu. 30 Ağustos Zafer Bayramı'nı Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde kutladıklarına vurgu yapan Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, "Milletin evinde dualarla, marşlarla yine büyük bir coşkuyla kutladık. Dün Kara Harp Okulumuzun hem mezuniyet sevincini paylaştık hem de inşası tamamlanan yaklaşık 1500 kişi kapasiteli camimizi ibadete açtık. Bugün önce Deniz Harp Okulumuzda bahriyelilerimize diplomalarını takdim ettik, şimdi de sizlerin mezuniyet heyecanına ortak oluyoruz." diye konuştu. Diplomalarını alan teğmenleri tebrik eden ve "Hudutsuz göklerin pervasız kartallarına görev yerlerinde Rabbimden üstün başarılar diliyorum." ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, teğmenlerin yetişmesine vesile olan aileleri, komutanları ve hocaları kutladı. ORDUMUZU HER ALANDA DAHA DA GÜÇLENDİRDİK SUTASAK mezunları da dahil edildiğinde okulun toplam mezun sayısının 1462'ye ulaştığını kaydeden Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, "Sadece 8 yıl gibi kısa sürede geldiğimiz bu noktayı çok önemsiyoruz. Dün de ifade ettim, bugün tekrar vurgulamak istiyorum. Türk Silahlı Kuvvetleri, bir ordunun karşılaşacağı en ağır imtihanlardan birini, olabilecek en az hasarla atlatmayı başarmıştır. Yaklaşık 40 yıl boyunca habis bir ur gibi büyüyen FETÖ ihanet çetesini söküp atmakla kalmadık, ordumuzu her alanda daha da güçlendirdik." dedi. Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, gerçekleştirilen terörle mücadele faaliyetlerine işaret ederek, ''15 Temmuz başarısız darbe girişiminden yalnızca 40 gün sonra Fırat Kalkanı harekâtını yapmak suretiyle devletimizin tökezlemesini, zayıflamasını, sendelemesini bekleyenlere çok önemli mesajlar verdik. Ardından Zeytin Dalı, Barış Pınarı, Bahar Kalkanı harekâtlarıyla Suriye'nin kuzeyinde yuvalanan terör örgütlerine ölümcül darbeler indirdik. Gabar'da bu darbeyi vurduk, Tendürek'te bu darbeyi vurduk, Bestler Deresi'nde bu darbeyi vurduk ve terör örgütleri kaçacak delik arıyorlar ama bulamayacaklar." diye konuştu. Libya'da darbeciler karşısında meşru hükümete verilen destekle Libya halkının daha büyük acılar yaşamasının önüne geçtiklerini belirten Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, "Somali'den Katar'a kadar ihtiyaç duyulan her yerde dost ve kardeşlerimizle dayanışma hâlindeyiz. Son 2 yıldır da Pençe harekâtlarımızla Irak'ın kuzeyindeki terör bataklığını kurutmaya çalışıyoruz." ifadelerini kullandı. Azerbaycan Karabağ'da da Azeri kardeşleriyle düşman güçlerini tamamıyla yok ettiklerini anımsatan Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, "İnşallah çok yakında buradaki hedeflerimize de ulaşacağız. Kilidi kapatacak, bölücü alçakları milletimiz ve Iraklı kardeşlerimiz için bir tehdit kaynağı olmaktan mutlaka çıkaracağız. Şunu çok açık söylemek isterim. 15 Temmuz vari bir ihanetin ardından dünyadaki hiçbir devlet Türkiye'nin yaptığını yapamazdı. Türk Silahlı Kuvvetleri dışında dünyadaki hiçbir ordu, çok kısa sürede sınırları ötesinde böyle bir başarıya imza atamazdı." dedi. FETÖ ihanetinin Silahlı Kuvvetlerin bünyesinde açtığı yaraları sarmanın yanında, ordunun gücüne güç, itibarına da itibar kattıklarını kaydeden Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, "Elbette mücadelemiz henüz bitmiş değil. Gardımızı indirmememiz gerektiğinin bilincindeyiz. Rehavete kapılma gibi bir lüksümüz asla bulunmuyor. Çok daha iyi seviyelere geleceğimize yürekten inanıyoruz." dedi. Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, ''Ya zafer ya şehadet'' diyerek ölüme meydan okuyan aziz şehitleri rahmetle yâd edip kahraman gazilere şükranlarını sundu. Türkiye Yüzyılı'nın inşası için emek veren, ter döken herkese teşekkür eden Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, "Çelikten kanatlarıyla gurur kaynağımız olan havacılarımız, aynı zamanda Gök Vatan'ın savunmasında da çok kritik roller üstlenmektedir. Terörle mücadele başta olmak üzere ülkemizin güvenliğine dair tehditlerin bertaraf edilmesinde de Hava Kuvvetlerimiz büyük sorumluluklar alıyor. 'İstikbal göklerdedir.' düsturuyla Hava Kuvvetlerimizi her alanda güçlendirmenin çabasındayız. İnsansız hava araçlarında yakaladığımız ivme sadece dost ve kardeş halklar tarafından değil tüm dünyada gıptayla takip ediliyor. Biliyorsunuz bu alanda dünyanın ilk üç-dört ülkesinden biriyiz." diye konuştu. BÖLÜCÜ TERÖR ÖRGÜTÜ ELEBAŞLARINI KIRMIZI HALILARLA KARŞILAMAKTAN ÇEKİNMEDİLER Avrupa'dan Asya'ya, Afrika'dan Orta Doğu'ya 50'yi aşkın ülkede Türk şirketlerin ürettiği Türk SİHA'larının kullanıldığını hatırlatan Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Testleri devam eden Kızılelma ve ANKA-3'ün devreye girmesiyle birlikte bu alanda artık yeni bir ligin oyuncusu olacağız. Millî muharip uçağımız KAAN hepimizi heyecanlandıran projelerimizin en başında geliyor. Bir taraftan 5. nesil savaş uçağımızı geliştirirken, eş zamanlı olarak da F-16'larımızı modernize ediyoruz. ATAK helikopterlerimizi terörle mücadelede çok etkin şekilde kullanıyoruz. Çok amaçlı helikopterimiz GÖKBEY ve eğitim uçağımız HÜRJET'le de önemli bir ihtiyacımızı karşılayacağız. EFES-2024 Tatbikatı'nda HÜRJET ve GÖKBEY başta olmak üzere birçok sistemimiz ilk defa görev aldı. Sistemler sistemi olarak geliştireceğimiz 'Çelik Kubbe' projemizi inşallah tüm unsurlarıyla hayata geçireceğiz. Birilerinin Demir Kubbesi varsa bizim de Çelik Kubbemiz olacak. Çelik Kubbe, katmanlı hava savunma sistemlerimiz ile tüm algılayıcı ve silahlarımızın birbirleriyle entegre çalışmasını sağlayacak. Füzelerden hava savunma sistemlerine kadar, vatan savunmasında Hava Kuvvetlerimiz neye ihtiyaç duyuyorsa, hiç tereddüt etmeden onu üretmenin, geliştirmenin veya tedarik etmenin gayretindeyiz." Bölgede yaşanan gelişmelerin son 22 yıldır savunma sanayinde atılan adımların önemini tekrar hatırlattığını kaydeden Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, "Şu gerçeği akıl ve basiret sahibi herkes çok rahat görebiliyor. Türkiye kendi göbeğini kendi kesmek zorunda olan bir ülkedir. Üyesi olduğumuz ittifakların ihtiyaç durumunda nasıl davrandıklarını Suriye krizinde bizzat gördük. Bir-iki ülke dışında, patriot bataryası göndermekten bile imtina ettiler. PKK'nın Suriye uzantısına açıkça destek vermekten, bölücü terör örgütü elebaşlarını kırmızı halılarla karşılamaktan çekinmediler. Savunma sanayi alanında maruz bırakıldığımız gizli-açık ambargoları, ihracat kısıtlamalarını burada saymıyorum." diye konuştu. Kıbrıs Barış Harekâtı'ndan, son yıllarda terör örgütlerine yönelik sınır ötesi operasyonlara, hep aynı engellerle karşılaştıklarını söyleyen Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, "Hep ikircikli tutumlar... Allah korusun, yarın ülkemizin başına bir sıkıntı gelse, yine aynı durumla karşılaşmamız kuvvetle muhtemeldir. Dolayısıyla devlet olarak ne yapıyorsak, geçmişteki bu acı tecrübelerin ışığında yapıyoruz. Kendi bileğimiz, kendi yeteneklerimiz, kendi gücümüz dışında kimseye bel bağlamıyoruz. Zor günlerimizde daima yanımızda bulduğumuz kardeşlerimiz dışında, sadece milletimize güveniyoruz, kendi insan kaynağımıza güveniyoruz. Bundan sonra da aynı şekilde yolumuza devam edeceğiz. Bizimle yol yürümek isteyenlere elbette sırtımızı dönmeyeceğiz ama tüm yumurtalarımızı tek sepete koyma yanlışına da düşmeyeceğiz." dedi. Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, teğmenlerin, Hava Harp Okulunda son derece modern, kaliteli, çok yönlü bir eğitim aldıklarını, eğitim hayatlarında edindikleri niteliklerin ve değerlerin üstlenecekleri bütün görevlerde kendilerinin pusulası olacağını belirterek, orduyu çok daha ileri seviyelere taşıyacaklarına yürekten inandığını söyledi. Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, mezun öğrencilerin, kendilerinden önceki mezunların tecrübelerinden istifade ederek Türkiye'nin aydınlık yarınları için çalışacaklarından şüphesi olmadığını ifade etti. "Meslek hayatınızın farklı kademelerinde, vatanımızın farklı köşelerinde görev yaparken şu hususları lütfen unutmayınız." diyen Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, şöyle devam etti: "Sizler bu milletin, bu ülkenin göz bebeği olan bir kurumun mensuplarısınız. Üzerinizdeki emanetin ne derece şerefli olduğunu sizler zaten çok iyi biliyorsunuz. Kendinizi geliştirmeye lütfen devam edin. Milletimizin size duyduğu güveni lütfen boşa çıkarmayın. Hukuktan, demokrasiden, millî iradenin egemenliğinden asla sapmayın. Milletimizi ayakta tutan inanç ve medeniyet değerlerimize sıkı sıkıya sahip çıkın. Milletimizin cumhurbaşkanı, devletimizin başı ve Türk Silahlı Kuvvetleri'nin başkomutanı olarak siz genç teğmenlerimize sonuna kadar güveniyorum. Tüm ailenize inanıyorum ki layık olacaksınız. Zira aileleriniz sizleri bu harp okullarına gönderirken çok büyük bir inançla, idrakle gönderdiler. Sizlerin de ailelerinize aynı şekilde layık olacağınıza inanıyorum. Rabbim yar ve yardımcınız olsun diyorum." Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, törenin ardından açılışını yapacakları Hava Harp Okulu Camisi'nin hayırlara vesile olması temennisinde bulunarak, "Geçen sene Deniz Harp Okulu Camimizi açmıştık. Dün de Kara Harp Okulumuzda inşa edilen camiyi hizmete verdik. Milli Savunma Üniversitesindeki diğer okul yerleşkelerimizde ise 7 cami inşaatımız sürüyor. Bunları da Allah nasip ederse 2025 baharına bitirmeyi arzu ediyoruz. Heybeliada Bahriye Mektebi Camisi bizim için ayrıca önemli. Geride hiçbir iz kalmayan bu güzide eseri aslına uygun olarak yeniden yapıyoruz. Bugün hizmete girecek Hava Harp Okulu Camimizle bir eksiği gidermenin bahtiyarlığını yaşıyoruz. Emeği geçenleri, katkısı bulunanları canıgönülden tebrik ediyor, Rabbim gök kubbemizden Ezan-ı Muhammedi'leri eksik etmesin diyorum." ifadelerini kullandı. Mezun olan öğrencileri tebrik eden Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, misafir öğrencilere de ülkelerinde yapacakları görevlerde başarılar diledi. #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

93,654 次观看 • 1 年前

Tümer Metin: Ben aynı fikirde değilim Tugay hocamla. Puan farkı 7. Değişir tabii futbolda her şey. Kalan hafta 8. Ama Galatasaray'ın son 3 senedeki malibiyet sayısına bakacak olursak artık buradan bırakılacak gibi durmuyor. Neden de söylüyorum bunu? Futbolda motivasyon ve işte o suni rüzgar, yani o subjektif rüzgar. Moral motivasyonunu yukarı taşıyan takımların arkasına aldığı rüzgar. Hepimiz yaşadık onu. Var öyle bir şey. Bu dakikadan sonra Galatasaray'ın artıhanesinden okuyacağımız yerdir orası. 7 puan fark kalan 8 hafta için böyle bir takım hüviyetinde, son 3 seneyi geçirmiş takım hüviyetinde önemli bir puan avantajı. Buradan bırakacağını düşünmüyorum Galatasaray'ın. İkincilik için Fenerbahçe'nin, Trabzon'un, belki de Beşiktaş'ın Yarışı devam edecek kendi arasında kalan haftalarda. Bu akşam motivasyon, zirve. Rotasyonu da yapmış Okan Hoca. Oturmuş takıma rotasyonu yapınca işler kolay oluyor tabii ki. Ne oynadığını biliyorsan rotasyon kolay oluyor. Giren oyuncuyla yani rotasyonu yaptığın oyuncuyla onun yerine oynayan oyuncu arasında çok bilim barem değişmediği de işin kolay oluyor. Bugün oynayanlar, oynamayanlar, kulübeden destekleyenler hepsi coşkuya ortak olur vaziyette. Galatasaray'ın alamet farikalarından biri bu. Bunu da yaratmak, yani takım içinde yaratmak bir teknik direktör maharetidir. Belki sonuçlar yardımcı olur, belki oyuncu kendini bu şekilde, buralarda oynama alışkanlığı yardımcı olur. Ama bütünde kalabilmek, uzun süre bunu devam ettirebilmek bir istikrarın gerekçesi olsa gerek. O anlamda tebrik etmek lazım. Fenerbahçe'ye gelen fırsatlar Galatasaray hiç elinin tersiyle yetmiyor. Bugün puan farkını 7'ye çıkarayım. Dominant bir oyun. Kırmızı karttan sonra başka bir şey. Ama dominant bir oyun. Tereddüt etmiyorsun. Galatasaray puan kaybeder tereddütü yok yani. Kazanır bir şekilde havası var. Dominant bir oyun ve puan farkını 7'ye çıkarıyor. Hedefe doğru şekilde yürüyor. Daha kıymetli bir şey var. Şimdi bazen klişelere sığınıyoruz. Ya da kullanıyoruz klişeleri. Hatırlayalım 10 gün öncesini. Fenerbahçe'de puanları kaybetmemişken, lig yarışı tüm hızıyla devam ediyorken Galatasaray'ın fiksür zorluğundan bahsettim. Bir ay önce. Bir ay önce. 3-4 hafta önce. Şöyle söyleyelim. Beşiktaş Liverpool Başakşehir fiksürü ardı ardına 3 maç zor da yenilecek bir fiksür. Yıpratır, hırpalar. Zorlanabileceğin bir fikstür. Galatasaray gol yemeden çıktı Ersin buradan. Tabi. Uğurcan 3 maç, 16 kurtarış, 0 gol. Gol yemeden çıkıyorsun ve galibiyetle çıkıyorsun 3'ünü de. 3'ünü de kazanıyor. 3'ünü de kazanıyorsun. Şimdi bu çok kıymetli bir. İkincisi biz bu ligde zaten Galatasaray'ı Osümen üzerinden okuduğumuz haftalar var. Atan bir Osümen. Bugün de çok iştahlı. Her dakika oyunun içinde sürekli arayışta. E Uğurcan da üstüne düşeni doğru yaptığı dakika. E omurgası da sağlam Galatasaray'ın. Bu virajları dönmesi kadar doğal bir şey yok. Galatasaray'ın aslında en önemli farkı da bence bu dördüncü sezonu. Mutlaka öyle ya da böyle baş kahraman var. Yani hikayenin en başında...

Galatasarayultrataraftar

287,340 次观看 • 4 个月前

Başıboş #KöpekTerörü halk olarak top yekün mücadele etmemiz gereken, altında bir çok istismarcı bulunan can alan bir sorun. Farkedip mücadeleye başladığım 2022 yılı mart ayından itibaren bu sorunun Devlet eliyle ve kanun değiştirilerek çözülmesi gerektiğini söyledim. Konuyu mesleki olarak değil insan hakları ve hayvan refahının temini için insanlığa yakışan vicdani bir görev gibi görerek hareket ettim. Bir kaç mağdurun vekaletini almak yerine o sessiz yığınların dili olmaya çabaladım. Bana sorulan her soruya cevap vermeye çalışırken tüm takipçilerime yargı yolunu gösterdim. Benzer şekilde Sayın Av. Meltem Zorba da gece gündüz demeden çalıştı, hatta Meltem Hanım çok daha büyük özveri ile vekaletini aldığı bir çok mağdura vekil olarak da yardımcı oldu. 55 tanesi kendi adıma olmak üzere 200 den fazla şikayet dilekçesinin mağdurlarca Cumhuriyet Başsavcılıklarına verilmesi için gerekli yardımı yaptım. 2022 yılından bir örnek aşağıdadır. Söz uçar yazı kalır, şikayetlerinizi yapın! CİMER, Açıkkapı, savcılık, idare mahkemesi her yolu deneyeceğiz dediğimiz için dahi hakaretlere uğradık! “Yazdık da ne oldu” “Şikayet ettik de ne oldu” Sevgili Av. Meltem Zorba bu kez de yargı yolunda karşımıza çıkan engelleri aşmak ve Anayasa Mahkemesi na durumun ciddiyeti ve aciliyetini gösterebilmek için bireysel başvuru yolunu da denedi. Fakat hukuk derin bir deryadır, hatta okyanus! Olan olduktan sonra, azledersen paranı alırım, diyerek şikayetleri yapacak avukat çok bulunur! Mesele zarar oluşmadan kamu görevini yerine getirmeyen kamu görevlileri hakkında yaptığımız şikayetlerin yerini bulması, iddianameler düzenlenerek davalar açılmasını sağlamaktır! Sevgili Av. Meltem Zorba yı zoru seçtiği için tebrik ediyorum. Dezenformasyon diyerek araya giren şahsın huyudur Meltem Hanımı takip edip gölgesine sığınmak, bugün bin bir iftira ile karalanmaya çalışılan Güvenli Sokaklar Derneği Derneği’nin TBMM önündeki basın açıklamasına koşa koşa gelip Av. Meltem Zorba yanında görüntü verebilmek için Sayın Mehmet ALTUNTAŞ’ı Mehmet Altuntaş itişi de bugün yaptığının vücut bulmuş halidir. Herkes kendi işine baksın, bizler kanun değişmeli dedik, kanun değişti! Şimdi İl Hayvanları Koruma Kurullarından kanuna uygun kararlar çıkarak uygulamaya konuluyor! Köpekleri toplamayarak görev ihmali yapan yetkililerle ilgili ZARAR OLUŞMADAN cezalandırılmaları için yapılan suç duyurularında iddianameler düzenlemesi de uygulamada oturduğunda hiçbir açık kalmayacak. Güvenli Sokaklar Derneği misyonunu layıkıyla tamamlamıştır. Birbirinden değerli meslektaşlarım ve vatandaşlar parçalanmış çocuklara tazminat almak için değil çocuklar parçalanmadan kamu görevi ifa edilsin, etmeyen sorumlular cezalandırılsın diye yargı yoluna başvurabilir!

Devrim KOÇAK

11,771 次观看 • 1 年前

#EnverAysever "Ben de sormak istiyorum, eşek kadar olmuş Sayın #YılmazÖzdil'e: 'Yav acaba siz ne tür bir referans oldunuz?' Bu arada tekrar altını çiziyorum; eşek benim için kutsal bir hayvandır, bayılırım, sarılıp öperim. O yüzden size eşek dediğim için geri alıyorum çünkü Yılmaz Özdil'i sarılıp öpmek istemiyorum. Yılmaz Özdil Bey, ben bakışından korkuyorum şu tarafa geçeyim, sen oraya bak ben buraya bakayım Kendisini biz daha önceden 2500 liraya, o zamanın fiyatıyla, kitap satarak tanımıştık. Daha pahalı kitap sattığı dönemler de oldu ama asıl mesele şu: Bugün kıyamet koptu; 'Bir baba olarak yalvarıyorum çocukları bırakın' dedi Hukukun oluşması için insan yalvarmaz, avukatlarıyla birlikte ifade verir ve toplumdaki herkesin, başta devletin, hukuka uymasını bekler. Dolayısıyla hakimlere ve savcılara gidip de örneğin mahkeme karşısında: 'Allah aşkına benim oğlumu bırak, vallahi benim oğlum iyi çocuk, yemin ediyorum amcası bir daha yapmayacak yav, gençlikte herkes hıyarlık yaptı, ben de bir eşek herifim ki eşeği çok severim bu arada (Yılmaz Özdil'in eşek diye bir herif olarak yaptığı benzetmeyi kendisine övücü olarak algılıyorum), ben de öyle bir herifim ki ya ben de pislik itlik yaptım ya bırakın Allah aşkına siz hiç yapmadınız mı?' falan türü bir savunma olmaz. Mahkemeye cübbenizi giyip çıkıyorsunuz, ondan sonra mahkemede cübbenizle diyorsunuz ki: 'Efendim Hakim Bey he...', sanki meyhanedeymiş gibi, 'Baba ya bizim çocuk gelmiş eee Pikachu'yla birlikte koşuyor eee yav hak hukuk falan bir şey demiş.. Zaten bizim böyle hak hukuk bilmem ne aradığımız falan yok. Gözünü seveyim hakı, hukuku, adaleti geç şu gençlik hatasından bir bitirelim bu işi ya bunları bırak.' Aaa! Bir de çocukların yaptığı eylem hata yani yanlış, yani suç olarak kabul edilip bunun bu şekilde dillenmesi gerektiğini ortaya koymuş oluyorsunuz. Çıkıp hakim dese ki: 'Lan avukat! Sen Yılmaz Özdil'den iyi mi bileceksin? Bak herkes gençlikte bir dallamalık yapar, bir hıyarlık yapar. Bak bu seferlik kulağını çekiyorum bırakıyorum ama...' Kulağını çekmek ne? 'Bak bu seferlik nasihat ediyorum ama...' Ama kime nasihat ediyorsun? Yetişkin bu insanlar. Böyle bir şey olur mu? Böyle bir hukuk olur mu? Böyle bir anlayış olur mu? Böyle bir gazetecilik olur mu? Kendisi bu fikirlerini topluma bu şekilde söyleyerek aslında bir tür grev kırıcılık yapmış oluyor. Hata yapmayan genç olur mu? Vallahi hata yapmayan genci bırak Sayın Özdil, bu kadar (!) olmuşsunuz, sizin deyiminizle eşek kadar olmuşsunuz, hatanın en büyüğünü şimdi yaptınız. Ben de sormak istiyorum, eşek kadar olmuş Sayın Özdil'e: 'Yav acaba siz ne tür bir referans oldunuz?' Bu arada tekrar altını çiziyorum; eşek benim için kutsal bir hayvandır, bayılırım, sarılıp öperim. O yüzden size eşek dediğim için geri alıyorum çünkü Yılmaz Özdil'i sarılıp öpmek istemiyorum." #SözcüTV #Ekremİmamoğlu #ÖzgürÖzel

CZR HBR

51,026 次观看 • 4 个月前

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, Kuvvet Komutanları ve Bakan Yardımcıları ile “Birlikteyiz” programının ön gösterimi için düzenlenen törene katıldı. Millî Savunma Bakanlığının katkılarıyla TRT Genç kanalı tarafından hazırlanan programın lansmanına TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı da beraberindeki TRT yöneticileri ve programın sunucularıyla birlikte katıldı. TSK’nın faaliyetlerinin yakından anlatıldığı programın ilk bölümünde TCG Çanakkale denizaltımız ekrana getirildi. Törende Kara Harp Okulu Müzik Topluluğu tarafından Türk Halk Müziği dinletisi de yapıldı. Törende konuşan TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı, kıymetli bir projeyi kamuoyuyla paylaşmanın memnuniyetini yaşadıklarını belirtti. “Birlikteyiz” programının ordu-millet fikrini merkeze aldığını vurgulayan Mehmet Zahid Sobacı, bu programda TSK’nın seçkin birliklerinde verilen zorlu eğitimleri, görevleri, imkân ve kabiliyetleri ekranlara taşıyacaklarını vurguladı. Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler de yaptığı konuşmada şunları söyledi: TRT GENÇ KANALIMIZA BAŞARILAR DİLİYORUM Millî Savunma Bakanlığımızın desteğiyle hazırlanan ve TRT Genç ekranlarında izleyiciyle buluşacak olan “Birlikteyiz” programının ön gösteriminde sizlerle bir arada olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Öncelikle bu güzide projede emeği geçen başta Sayın Genel Müdürümüz olmak üzere tüm değerli TRT ailesine ve şanlı ordumuzun her bir kahraman personeline teşekkür ediyorum. Bu program vesilesiyle daha çok gençlerimize yönelik bir yayın politikasıyla 15 Ocak 2026’da faaliyetlerine başlayan TRT Genç kanalımıza da üstün başarılar diliyor, kanalımızın hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum. MEHMETÇİĞİMİZİN AZMİ, MİLLETİMİZ TARAFINDAN DA YAKINDAN ANLAŞILACAKTIR Günümüzde güvenlik, sahada verilen mücadelenin yanı sıra doğru anlatım ve güçlü iletişimle de şekillenmektedir. Bu nedenle böylesine özgün projeler, birer medya çalışması olduğu gibi aynı zamanda millet ile ordusu arasındaki güçlü bağı pekiştiren, güven duygusunu artıran stratejik iletişim adımlarıdır. Şanlı ordumuzun yürüttüğü faaliyetlerin milletimizle doğru ve şeffaf bir şekilde buluşturulmasını sağlayacak olan “Birlikteyiz” programı da bu kapsamda son derece kıymetli bir çalışmadır. Bu program aracılığıyla kahraman personelimizin zorlu eğitim süreçleri, yüksek disiplin anlayışı ve görevlerine olan sarsılmaz bağlılıkları kamuoyuna doğrudan yansıtılabilecektir. Böylece büyük bir özveriyle görev yapan Mehmetçiğimizin görünmeyen emeği, fedakârlığı ve azmi asil milletimiz tarafından daha da yakından anlaşılma imkânı bulacaktır. Bu program aynı zamanda genç nesillerimizin de Türk Silahlı Kuvvetlerimizi daha yakından tanıyarak bu kutsal göreve olan ilgisinin artmasına ve millî bilinçlerinin güçlenmesine de önemli katkılar sağlayacaktır. EMEĞİ GEÇEN HERKESİ TEBRİK EDİYORUM Türk Silahlı Kuvvetleri asil milletimizin güvenliğinin, huzurunun ve geleceğinin de teminatıdır. Bu gücün arkasında ise gece gündüz demeden görev yapan, zorlu şartlar altında büyük bir sorumluluk bilinciyle hareket eden fedakâr personelimiz bulunmaktadır. Mehmetçiğimizin cesaretini, yüksek özverisini, zorlu şartlar altındaki kararlılığını ve insani yönünü yansıtan bu programının çok geniş kitlelere ulaşarak önemli bir farkındalık oluşturacağına ve kalıcı bir etki bırakacağına yürekten inanıyorum. Ülkemizin güzide ve seçkin kurumu TRT, daha önce yaptığı çalışmalarla ve şimdi de “Birlikteyiz” adlı programla bu sorumluluğu layıkıyla yerine getirmektedir. Bu anlamlı çalışmanın ortaya konmasında emeği geçen herkesi bir kez daha tebrik ediyor, programın hayırlı ve başarılı olmasını temenni ediyorum. Bu vesileyle Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyor, gazilerimize, şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımı sunuyorum. Yaz kış, gece gündüz demeden zorlu şartlar altında görev yapan tüm silah arkadaşlarımın her birinin gözlerinden öpüyor; sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

30,171 次观看 • 2 个月前

Öve öve bitiremedi Nihat Kahveci: Olduğu gibi 1-0 bitti niyatım. Valla öncelikle şu an ikinci maçı çarşamba günü düşünelim. Bugünün keyfini çıkaralım. Başkanından malzemecesine, teknik direktör Okan Buruk'tan bütün futbolculara Stattaki muhteşem ambiyansı yaratan taraftarlara ekranları başında heyecanla destekleyen aman iki gelsin diyen tüm Türk futbol severlere herkesi tebrik ediyorum. Gururlu bir akşam yine bize yaşattı Galatasaray futbol takımı. 180 dakika Şampiyonlar Ligi'ni 6 kere kazanmış Liverpool'a karşı bir gol yemeden. İki gol atıyorsun, iki maçı da 1-0 ile kazanıyorsun. E arada pozisyon var. Uğurcan var orada. Koçum Uğurcan'ım dedirten pozisyon var. Ön tarafta Osman'ın mücadelesi, Barış Alper'in mücadelesi. Lemina'nın kafaya tekme koyması. Torera'nın yine atom karınca gibi koşması. Sağının bana göre... En iyisi diyebileceğim. Jacobs performansı. Davison'un Abdülkerim'in görevini yapması. Davison'un son dakikalarda gördüğü sarı kartla cezalı duruma düşmesi. Falan filan. Bugünün keyfini çıkaralım. Helal olsun Galatasaray'a. İstanbul'u seven. İstanbul'da Şampiyonlar Ligi kupasını kazanmış Liverpool'a. İstanbul'a da cehennemi hem tribünde yaşattı hem de sahanın içinde yaşattı. Şimdi Liverpool'lu taraftarlar baba 500 milyon euro para harcadık ya bu sene. İki kere gittik Galatasaray'a, Rams Park'a muhteşem atmosfere. Bir tane gol atamadık diye eleştirin diyorum. Böyle bir maç oynadık ve maçın sonlarında ya Kostop'a vururken gol mü diye biz heyecanlanıyoruz Liverpool'da. da baskı yemiyoruz. Bundan daha iyisi olur mu? Üzüldüğümüz nokta ah bir 2-0 bitseydi o pozisyonlar oldu. Hatta ikinci gol atıldı hakem iptal etti. Bir gol yenildi hakem iptal etti ki doğruydu bence eline çarptı. Net izlediğimizde gördük. Allah dedik tamam. Tamam. Ne güzel gol değil dedik. Valla sonuçta Liverpool'ı bugün 1-0 yendin. Çatır çatır mücadele ettin. Son dakikaya kadar mücadele ettin. Son dakikada gittin korneri de attın. İkinci golü atmaya heyecanı da yaşattın. Bundan iyisi can sağlığı bugün üzerinden. 1-0 yeter mi yetmez mi sonra konuşuruz. Bugün 1-0 yeter bize. Ben mutluyum. Ben mutluyum. Bir İngiliz takımı. Dünyanın en iyiliği biziz. Dünyanın en büyük takımlarından biziz. Buralara da kaç tane takım soktuk ilk 16'ya? Çelsisi. Arsenal'ı, Newcastle'ı, Tottenham'ı, Liverpool'u. 5 tane takım. Daha ne olsun ama bir Türk takımı Galatasaray. Bugün yine tarihi bir skorla son 16 turunda bana göre tarih yazdı. Emeği geçen herkese teşekkür edelim. Arkadaşlar tebrik etmemiz gerektiğinde de tebrik etmeyi bilelim, gurur duyalım. Çünkü bir Türk takımı. Şeyinde tüzüğünde Türk olmayan takımlara karşı galip gelmek maddesini bugün sahanın içinde aynen bunların birkaç ay önce gösterdiği gibi bugün gösterdiler. Nasıl mutlu olmayalım? Allah emeği geçen herkesten bu mübarek Ramazan gününde razı olsun. Gerçekten ben razıyım bu mücadele İngiltere'nin köklü takımlarından birine Liverpool'a karşı gol yemiyorsun abi. Bak bu çok önemli. Sonuçta Frankfurt'tan 5-7'in dönemler var. Şampiyonlar Ligi'ne öyle başlıyorsun. İlk 24'e giriyorsun. Çekebileceğin zor kurallardan birini çekiyorsun. Ve ilk maçı 1-0 boylamadan kazanıyorsun. Daha ne olsun? Biraz sonra daha iyi ne olabilirler?

Galatasarayultrataraftar

201,097 次观看 • 4 个月前

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Millî Savunma Üniversitesinde gerçekleşen 14'üncü Dönem Müşterek Komuta ve Kurmay Eğitimi ile Kuvvet Harp Enstitüleri 7'nci Dönem Komuta ve Kurmay Eğitimi Mezuniyet Töreni'ne teşrif ederek bir konuşma yaptı. Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler’in de beraberinde TSK Komuta Kademesi ve Bakan Yardımcıları ile katıldığı törende konuşan Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, Kurmaylık Eğitimlerini başarıyla tamamlayan subayları tebrik etti. Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, bugün 80'i dost ve kardeş ülkelerden gelen askerî misafir personel olmak üzere toplam 241 subayın mezuniyet heyecanına şahitlik ettiklerini kaydederek 14'üncü Dönem Müşterek Komuta ve Kurmay Eğitimi ile 7'nci Dönem Kuvvet Harp Enstitüleri Komuta ve Kurmay Eğitimlerini alınlarının akıyla nihayete erdiren her bir subayı yürekten tebrik etti. Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, "Ordumuzun farklı kademelerinde kurmay unvanıyla üstlenecekleri yeni vazifelerinde kendilerine şimdiden başarılar diliyorum. Peygamber ocağı olarak gördüğümüz silahlı kuvvetlerimizin istisnasız her bir ferdi milletimizin göz bebeği, umudu, kıvanç kaynağı ve iftihar beratıdır. Rabb'im sizleri her türlü tehlikeden, beladan, musibetten korusun, yolunuzu da bahtınızı da açık eylesin diyorum." ifadelerini kullandı. HER İHTİYACINDA ÜNİVERSİTEMİZİN YANINDA OLDUK Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan; Azerbaycan, Bosna Hersek, Endonezya, Gambiya, Gürcistan, Kazakistan, Kırgızistan, Kuzey Kıbrıs, Kuzey Makedonya, Mali, Moğolistan, Pakistan, Somali, Suudi Arabistan ve Ürdün'den gelerek burada eğitim alan misafir subayları da yürekten tebrik ettiğini belirtti. Sahip oldukları mesleki donanımı, yüksek bir vazife şuuruyla perçinleyen subayları eğiten komutanlara ve hocalara da milleti adına teşekkür eden Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, emekleri ve gayretleri için takdirlerini iletti. Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, 2016'da kurdukları Millî Savunma Üniversitesinin kendi alanında dünyanın önde gelen eğitim kurumlarından biri olma özelliğini sürdürdüğünü belirterek "Silahlı Kuvvetlerimizin geleceğini şekillendirecek, savunma stratejimize yön verecek, kahraman ordumuzu daha ileri noktalara taşıyacak kurmay kadrolarımız bu ocakta yetişiyor. Üniversitemiz bilhassa güvenlik, strateji ve savunma gibi disiplinlerde yüksek düzeyli eğitim, yayın ve araştırma faaliyetleriyle askerî çalışmalar noktasında dünya çapında ses getiren işlere imza atıyor. Üstlendiği misyon ve sahip olduğu vizyonla sivil asker iş birliğine çok kıymetli katkılar yapan üniversitemiz, başarı çıtasını her geçen gün daha yükseğe taşıyor." değerlendirmesinde bulundu. Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bünyesindeki harp enstitüleri, harp okulları ve meslek yüksek okulları ile ordumuza bilgili, ahlaklı, vatanına, milletine, millî iradeye bağlı subay ve astsubaylar kazandıran üniversitemize Sayın Rektör ve yöneticilerimize, üniversitemizin sivil asker eğitimci kadrosuna teşekkür ediyorum. Kuruluşundan itibaren Millî Savunma Üniversitemize daima destek verdik. Her ihtiyacında üniversitemizin yanında olduk. İnşallah bundan sonra da tüm imkânlarımızla bu güzide kurumun yanında olmaya devam edeceğiz. Değerli arkadaşlarım şu hakikati burada evvel emirde ifade etmek durumundayım. İkinci Cihan Harbi'nden sonra tesis edilen uluslararası sistemin askerî, siyasi ve iktisadi kırılmalar yaşadığı zorlu bir dönemden geçiyoruz. Ticaret, teknoloji, enerji ve kültür savaşları, askerî ve siyasi rekabetin dozunu günden güne artırıyor." KÜRESEL PLANDA ADINDAN SÖZ ETTİREN ÜLKELER ARASINDAYIZ Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan; yapay zeka, insansız teknolojiler, yarı iletkenler ve nadir toprak elementleri gibi yeni değişkenlerin, konvansiyonel stratejilerin dönüşümünü de zaruri hâle getirdiğini söyledi. Geçmişin siper savaşlarının yerini bugün artık siber savaşlarını aldığını ifade eden Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, hem bölgede hem dünyada yeni denklemler kurulurken jeopolitik dinamiklerin de büyük oranda değişim ve dönüşüme uğradığını belirtti. Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, post liberal dönem olarak da adlandırılan bu yeni gerçeklikte, Türkiye'nin güçlü bir şekilde var olması ve yeni sistemde kutup başı olarak yerini alması için ellerinden gelen her türlü çabayı gösterdiklerini vurgulayarak şunları söyledi: "Bilhassa yerli ve millî yüksek teknoloji yatırımlarımızla, savunma sanayisindeki hamlelerimizle küresel planda adından söz ettiren ülkeler arasındayız. Millî Savunma Üniversitemiz burada da hayati sorumluluk üstlenmektedir. Bir yandan ülkemizin caydırıcı gücünü oluşturan kahraman askerlerimizi yetiştirirken diğer yandan stratejik imkân ve kabiliyetlerimizin tekâmülü noktasında önemli adımlar atıyoruz. Buradan yetişen vatan evlatları bölgemizde ve dünyanın farklı ülkelerinde üstlendiği misyonlarla, küresel barış ve güvenliğin tesisine çok mühim katkılar yapıyor. Bu vesileyle tüm komutanlarımıza, tüm hocalarımıza, milletimizin istiklal ve istikbali, devletimizin bekası için fedakârca görev yapan tüm askerlerimize ve elbette Türk Silahlı Kuvvetlerimizin komuta kademesine bir kez daha tebriklerimi iletiyorum." SAVAŞ HUKUKUNUN, SAVAŞ AHLAKININ TEMEL İLKELERİNE HER ŞARTTA RİAYET ETTİK Mezuniyet töreninin yanı sıra bugün Millî Savunma Üniversitesi ve bağlı birimlerinde yapımı tamamlanan 6 yeni caminin ibadete açıldığını anımsatan Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, rektörlük camisiyle birlikte açılışı yapılan diğer camilerin de üniversiteye hayırlı olması temennisinde bulundu. Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, geçmişi şanla, şerefle, sayısız zaferlerle dolu bir ordu millet olarak, tıpkı diğer alanlar gibi dünya askerî müktesebatına da çok önemli katkılarda bulunulduğuna dikkati çekerek şöyle devam etti: "Kurmaylık zekamızı yalnızca harp sahalarında değil, cephe gerisindeki çalışmalarımızda da dost, düşman herkese gösterdik. Tarih boyunca atalarımız, bir yandan yeryüzünde iyiliği, adaleti, huzur ve emniyeti hakim kılmak için çabalarken diğer yandan dünya tarihine geçen önemli başarılara imza attılar. Savaş hukukunun, savaş ahlakının temel ilkelerine her şartta riayet ettik. Bu noktadaki hassasiyetimizi her seferinde vurguladık. Akıncılarımızın 'Allah Allah' nidaları cenk meydanlarından hiç eksik olmadı. Sayıca bizden katbekat nice orduyla karşı karşıya geldik. Ancak tarihimizin hiçbir döneminde en kanlı muharebe koşullarında dahi kadınlara çocuklara, yaşlılara, masum ve sivillere dokunmadık." Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Farklı kıtalara nizam veren idari ve siyasi teşkilatlanma kabiliyetimizi askerî taktik ve stratejilerimizle besledik, zenginleştirdik. İlk düzenli ve disiplinli ordumuzu bundan tam 2 bin 234 yıl evvel milattan önce 209'da kurduk. Modern ordularla uygulanan 10'lu sistemi dünya askerî literatürüne 2 bin yıl önce biz hediye ettik. Alplerimizle, erenlerimizle, gazilerimizle, fetih ve gaza ruhunu gönül coğrafyamızın dört bir yanına yayarken istimalet anlayışımızla aynı zamanda kalpleri de fethettik. Bugün sert ve yumuşak gücün mükemmel terkibini ifade eden akil güç, ecdadımız tarafından istimalet politikası olarak yıllarca uygulandı. Sultan Fatih'in liderliğinde 1453'te topları etkin bir şekilde kullanarak yalnızca İstanbul'u fethetmekle kalmadık, aynı zamanda savaş konseptini de baştan aşağı değiştirdik. Lojistik yapılanmadan sefer planlamasına, haritacılıktan haber alma operasyonlarına harp sahasına yeni bir ufuk kazandırdık." BÜYÜK VE GÜÇLÜ TÜRKİYE’Yİ İNŞA ETMEK BİZİM EN TEMEL VAZİFEMİZDİR Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, muharip unsurların sevk ve idaresinde, taktik ve manevra kabiliyetinin geliştirilmesinde dünyada eşi benzeri olmayan yeniliklere imza atıldığını dile getirerek şöyle konuştu: "Bakınız şu örneği özellikle sizlerle paylaşmak istiyorum; Hadimü'l Harameyn-i Şerifeyn Yavuz Sultan Selim Han, Mısır seferi sırasında geçilmez denilen Sina Çölü'nü sadece 13 günde geçti. Kendisinden üç asır sonra Napolyon ordularının dahi geçemediği bu çölü üstün bir askerî zekayla, tasarladığı ikmal ve su tedarik sistemiyle neredeyse hiçbir zayiat vermeden aşmayı başarmıştır. Aynı şekilde Malazgirt Savaşı'nda Sultan Alparslan Türk askerî dehasının bir başka örneği olan hilal taktiğini son derece başarılı şekilde uygulayarak Anadolu'nun kapılarını ardına kadar açmıştır. Hayat ve haysiyetimiz için çarpıştığımız yedi düvele meydan okuduğumuz İstiklal Mücadelesi de hiç şüphesiz milletimizin iman ve cesaretinin yanı sıra subaylarımızın feraset ve dehasıyla zafere ulaşmıştır." Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, bu zaferlerden birinin de 26 Ağustos 1922'de Gazi Mustafa Kemal'in büyük taarruzla başlayan ve 30 Ağustos'ta Başkomutan Meydan Muharebesi'yle taçlanan harekâtı olduğunu vurgulayarak şunları kaydetti: "Subaylarımızı 'ordunun ruhu' olarak tanımlayan Gazi Mustafa Kemal, bu harekâta ilişkin şu değerlendirmeyi yapmıştır: 'Her safhasıyla düşünülmüş, hazırlanmış, idare edilmiş ve zaferle sonuçlandırılmış olan bu harekât; Türk ordusunun, Türk subay ve komuta heyetinin yüksek kudret ve kahramanlığını tarihe bir kere daha geçiren muazzam bir eserdir.' Her sayfasını zaferle, erdemle hakkaniyetle süslediğimiz köklü tarihimiz, askerî deha ve kabiliyet anlamında daha nice başarılarla doludur. Şehit ve gazilerimizden emanet aldığımız bu toprakları çok daha güçlü bir şekilde geleceğe taşımak büyük ve güçlü Türkiye'yi inşa etmek bizim en temel vazifemizdir. Çalışmalarımızı şanlı mazimizden aldığımız güç ve cesaretle milletimize duyduğumuz sarsılmaz güvenle işte bu istikamette sürdürüyoruz." BUGÜNÜN SAVAŞ KONSEPTİNİ DE YİNE BİZ BELİRLİYORUZ Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, "İHA'larımızla, SİHA'larımızla, son teknoloji ürünü kara, hava, deniz ve haberleşme araçlarımızla bugünün savaş konseptini de yine biz belirliyoruz. Diğer taraftan iç cephemizi de tahkim ediyor; birliğimizi, dirliğimizi, kavlimizi güçlendirmek için tarihî nitelikte adımlar atıyoruz. Bu adımlarla 'Terörsüz Türkiye' ve terörsüz bölge hedeflerimize doğru kararlı, ümitli ve dikkatli bir şekilde ilerliyoruz. Bu menzile vardığımızda inşallah çok daha güçlü, çok daha müessir, çok daha muteber bir Türkiye'yi hep birlikte hayata geçirmiş olacağız." ifadelerini kullandı. Mevlana Celaleddin-i Rumi'nin "Söz tirendazın çektiği oka benzer." sözünü anımsatan Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, "Tüm dünya bilsin ki bizim birlik ve kardeşliğimiz de gerilmiş bir yay gibidir. Bu yaydan çıkan her ok, milletimizin bekasına kasteden düşman her kimse ona yönelmiştir. Okun er ya da geç hedefi tam isabetle vuracağına, kirli kuşatmaları yarıp geçeceğine, Allah'ın izniyle emperyalist planları yırtıp atacağına biz tüm kalbimizle inanıyoruz. Bundan hiçbir şüphe duymuyoruz." diye konuştu. ZÜMRÜDÜANKA GİBİ HER SEFERİNDE KÜLLERİNDEN YENİDEN DOĞDUK Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan; tüm dost, kardeş ve soydaşlarına seslendiğini belirterek şöyle devam etti: "Gazze ve Suriye başta olmak üzere bölgemizdeki kardeşlerimizin yaşadığı ağır imtihanlar kimseyi endişeye sevk etmesin. Coğrafyamızı kana, katliama, vahşete ve gözyaşına boğmak isteyenlerin pervasızlıkları kimseyi karamsarlığa sürüklemesin. Bin yıldır yaşadığımız bu topraklarda biz nice imtihanlarla karşılaştık, nice badireler atlattık, nice musibetlere göğüs gerdik. İçeriden ve dışarıdan nice ihanete muhatap olduk. Hepsinin de üstesinden gelmeyi hamdolsun başardık. Zümrüdüanka gibi her seferinde küllerinden yeniden doğduk. Zalimler karşısında diz çökmedik, müstevliler karşısında boyun eğmedik, zorbalar karşısında teslim olmadık. Can verdik, canımızdan aziz bildiklerimizi kara toprağa verdik fakat istiklal ve istikbal sevdamızdan asla taviz vermedik." Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, Türk milletinin mücadele azmine işaret ederek "Bize ömür biçenler oldu. Bize kefen biçenler oldu. 'Hasta adam.' dediler, 'Bu sefer tamam.' dediler. 'Türkler yok olacak, esir olacak.' dediler. Her defasında Türk'ün sarsılmaz imanına ve çelikten iradesine çarptılar. Her defasında Türk milletinin mücadele azmi, sabrı, cesareti karşısında kaybettiler. Bize ömür biçenlerin çoğu tarih oldu, çoğu unutulup gitti, şimdi onları kimse hatırlamıyor ama Türk milleti olarak biz hamdolsun dimdik ayaktayız, tarih yazmaya devam ediyoruz. Değerli kardeşlerim, dün vardık, bugün varız. İnşallah kıyamete kadar da var olacağız." dedi. Her karışı şehit kanlarıyla mühürlenmiş kutsal vatan topraklarında özgürce yaşamaya, zalime kabus, mazlum ve mahzun gönüllere umut ışığı olmaya ebediyen devam edeceklerini kaydeden Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, "Unutulmasın ki karanlığın en koyu olduğu an, aydınlığın en yakın olduğu andır. Etrafımızdaki karanlık kimseyi ürkütmesin, kimsenin umutlarını kırmasın. Allah'ın izniyle bölgemizin üzerine barış güneşinin doğmasına kimse engel olamayacak. Coğrafyamızın her köşesinde, huzurun hâkim olmasına kimse set çekemeyecek." diye konuştu. Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, "Karanlıktan beslenenler, kandan ve kaostan beslenenler eninde sonunda kaybedecek. Kazanan kardeşlik olacak, insanlık olacak. Türk'üyle, Kürt'üyle, Arap'ıyla geniş coğrafyamızda merkezinde zulmün ve çatışmanın değil, inşallah istikrarın, adaletin, özgürlüğün ve işbirliğinin olduğu yepyeni bir sayfa açacağız. Bu coğrafyanın ebedi sakinleri olarak sırt sırta verecek, kenetlenecek, fitne tüccarlarına aldanmayacak, kurulan tuzaklara düşmeyecek, hep beraber bölgemize yönelik kirli senaryoları inşallah yırtıp atacağız." ifadelerini kullandı. Kurmaylık eğitimlerini tamamlayan 241 subayı tebrik eden Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, Türk Silahlı Kuvvetlerinin farklı kademelerinde üstlenecekleri vazifelerde her bir subaya üstün başarılar diledi. Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan; misafir subayların da ülkeleri, orduları ve milletleri için hayırlı görevler icra etmelerini, alacakları yeni vazifelerle aradaki gönül bağını daha da güçlendirmelerini temenni etti. Vatan, bayrak, milletin istiklal ve istikbali için toprağa düşen tüm şehitleri rahmetle yâd eden Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, gazilere de hayırlı ve bereketli ömür diledi. #MillîSavunmaBakanlığı

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

54,033 次观看 • 1 年前

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın Kabine Toplantısı Sonrası Millete Sesleniş konuşmalarından... ▪ Dün itibarıyla artık Suriye’de karanlık bir dönem kapanmış, aydınlık bir dönem başlamıştır. Türkiye, binlerce yıllık tecrübe sonucunda billurlaşan devlet aklıyla hadiseleri okumakta; Suriye’deki duruma çok geniş bir perspektiften bakmaktadır. ▪ Bugün bazı parametreleri bir kez daha ifade etmek durumundayım: Türkiye’nin başka bir ülkenin toprağında ve egemenliğinde gözü yoktur. Sınır ötesi harekatlarımızın yegane amacı vatanımızı ve vatandaşlarımızı terör saldırılarından korumaktır. Ne PKK ve Suriye’deki uzantıları, ne DEAŞ; ülkemizin muhatabı değildir, bilakis muarızıdır. ▪ Suriye’nin toprak bütünlüğünün mutlaka ama mutlaka korunması gerekiyor. Suriye; tüm etnik, dini, mezhebi kimlikleriyle Suriyelilerindir. Suriye’nin bugününe de, geleceğine de karar verecek olan Suriye halkıdır. ▪ Komşuları ve kardeşleri olarak bize düşen; Suriye halkının ülkelerini yeniden toparlama, yeniden ayağa kaldırma, yeniden mamur etme çabalarına güçlü bir şekilde destek olmaktır. ▪ Tekrar söylüyorum: Arap, Türkmen, Kürt, Sünni, Alevi, Nusayri, Hristiyan fark etmeksizin Suriyelilerin tamamının sulh içinde yaşadığı bir Suriye, Türkiye’nin en büyük özlemi, hayali ve hedefidir. ▪ Şurası da kesinlikle unutulmamalıdır: İstikrara kavuşmuş bir Suriye, hem kendi vatandaşları hem de bölgedeki diğer ülkeler için güven kaynağı olacaktır. Komşu ülkelerin güvenliği yine Suriye’nin güven içinde, istikrar içinde olmasından geçiyor. ▪ Öte yandan bölücü örgütün Suriye uzantısının, kargaşayı fırsata çevirmeye dönük aşırı heveskar tutumunu da dikkatle takip ediyoruz. Kendi akıllarınca farklı hesap yapanlara şunu hatırlatmak istiyorum: Çakal ne kadar hile bilirse, kurt da o kadar yol bilir. Türkiye, sınırlarının ötesinde yeni terör çıban başlarının ortaya çıkmasına göz yummayacaktır. 13 yıldır her türlü zulme maruz kalan Suriyeli kardeşlerimize yeni acılar, yeni sıkıntılar, yeni dramlar yaşatmaya kimsenin hakkı yoktur. ▪ Buradan, kardeş Suriye halkına da seslenmek istiyorum: Aziz Suriyeli kardeşlerim… Türkiye ve Türk milleti, dün olduğu gibi bugün de yarın da yanınızdadır. Siz, tüm imkansızlıklara rağmen kanınızla, canınızla, dişiniz, tırnağınızla destan yazdınız. Zulme ve zalime asla boyun eğmediniz. En zor zamanlarda dahi yeise kapılmadınız. İlk günden itibaren hep “Allah büyüktür” dediniz; “O rahman ve rahim olandır” dediniz; “O alemlerin Rabbi’dir” dediniz; yalnız O’na güvendiniz, yalnız O’ndan yardım dilediniz. ▪ Düştünüz yerden çok daha güçlü bir şekilde tekrar ayağa kalktınız. Böylece nesilden nesile gururla aktarılacak muhteşem bir kahramanlık hikayesine imza attınız. Kardeşlerim unutmayın, Men sabera, zafera! “Yenilgi yenilgi büyüyen” bu şanlı zaferin asıl sahibi sizlersiniz. Sizleri, ülkem ve milletim adına saygıyla selamlıyorum. Zaferiniz hayırlı, mübarek olsun diyorum. ▪ Hürriyet ve adalet mücadelenizde sizi nasıl yalnız bırakmadıysak, inşallah kalkınma mücadelenizde de tüm imkanlarımızla sizi destekleyeceğiz. Gönül gönüle verecek, zorlukların, sıkıntıların üstesinden birlikte geleceğiz. Suriye’nin kalıcı barışa, istikrara ve güvenliğe kavuşması için elimizden gelen her şeyi yapmaya hazır olduğumuzu bilmenizi isterim. ▪ Hama katliamından beri Suriye’nin özgürlüğü yolunda can veren şehitleri bugün bir kez daha rahmetle yad ediyorum. Suriye’nin esaretten kurtulan şehirlerinde sevinç gözyaşları döken, dua eden, şükür secdesine kapanan; yıllar sonra evlerine, yuvalarına, ailelerine, sevdiklerine kavuşmanın mutluluğunu yaşayan tüm kardeşlerime selam ediyorum.

Fahrettin Altun

103,270 次观看 • 1 年前

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın, 31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimlerine ilişkin açıklamalarından… ▪ 31 Mart Mahalli İdareler Seçimlerini, demokrasimize yakışır bir olgunlukla hamdolsun, tamamladık. ▪ Milletin kararının, hiçbir baskıyla, dayatmayla, yönlendirmeyle karşılaşmadan sandıkta tebarüz etmesi, demokrasimiz için başlı başına büyük bir kazançtır. ▪ 31 Mart Mahalli İdareler Seçimlerinde de Türk Milleti, yine sandığı vesile kılarak mesajlarını siyasetçilere ulaştırmıştır. Sonuçlardan bağımsız olarak bu seçimin galibi öncelikle demokrasimizdir, milli iradedir, hangi siyasi görüşe mensup olursa olsun 85 milyonun tamamıdır. ▪ Seçim maratonunda kazanan; adaylardan önce Türkiye olmuş, milletimiz olmuş, uğruna ağır bedeller ödediğimiz demokrasimiz olmuştur. Bugün, AK Partiye ve Cumhur İttifakına oy verenlerle birlikte, demokratik haklarını kullanarak sandığın gücüne güç katan herkes kazanmıştır. ▪ Buradan, siyasi parti fark etmeksizin iradesini serbestçe sandığa yansıtan tüm vatandaşlarıma içtenlikle teşekkür ediyorum. ▪ 31 Mart seçimleri, son 22 yılda girdiğimiz 18’inci sandık imtihanımız oldu. Hep başardık, başararak geldik. Evelallah bundan sonra da başararak yola revan olacağız. Ben sizlere inanıyorum ve bu yolda sizlerle inşallah bizler kazanarak yine devam edeceğiz. ▪ 14-28 Mayıs seçimlerindeki zaferimizden 9 ay sonra maalesef yerel seçim imtihanından istediğimiz, umduğumuz neticeyi alamadık. ▪ AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak, daha öncekiler gibi, bu seçim sınavına da yoğun bir şekilde hazırlandık. Seçim takvimi işlemeye başladığı günden itibaren AK Parti kadroları gece gündüz demeden sahadaydı. Teşkilat mensuplarımız, İttifak ortaklarımız uyum içerisinde olağanüstü bir özveriyle çalıştı, koşturdu, emek verdi. ▪ Buradan bizi muhabbetle bağrına basan tüm illerimize teşekkür ediyorum. Genel merkezimizden il başkanlıklarına; ilçe başkanlıklarından belde, mahalle, köy temsilciliklerine; son dakikaya kadar nöbet yerlerini terk etmeyen sandık görevlilerimizin her birini ayrı ayrı tebrik ediyorum. ▪ Cumhur İttifakında beraber hareket ettiğimiz Milliyetçi Hareket Partisi’nin Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’ye, tüm Milliyetçi Hareket Partili kardeşlerime aynı şekilde şükranlarımı sunuyorum. ▪ Biz, siyasi hayatımız boyunca milletle yol yürümüş, milletin çizdiği istikametten ayrılmamış bir kadroyuz. Bugüne kadar hep sağduyunun, sabrın ve vakarın yanında olduk. Her zaman demokrasinin, milli iradenin, sandığın tarafında yer aldık. ▪ Bugün de aynı sorumluluk duygusuyla hareket ediyoruz. Milletin muazzez iradesinin üstünde hiçbir güç tanımıyoruz. Şimdiye kadar milletimizin takdirini baş tacı etmekten, tebrik etmekten, kabul etmekten, milletin iradesine boyun eğmekten geri durmadık. ▪ Bugün de milletimiz tarafından seçilen büyükşehir belediye başkanlarını, il, ilçe, belde belediye başkanlarını, belediye meclis üyelerini, il genel meclisi üyelerini, muhtarları ve azaları ayrı ayrı kutluyorum. ▪ Elbette her siyasi parti kendi bünyesinde seçim sonuçlarını analiz edecektir. Biz de partimizin organlarında 31 Mart seçimlerinin neticelerini açık yüreklilikle değerlendireceğiz, özeleştirimizi cesaretle yapacağız. ▪ Henüz kesinleşmemiş olmakla birlikte sandık sonuçları bize ülkemiz genelinde mahalli idarelerde irtifa kaybı yaşadığımızı gösteriyor. Elbette yerel bazda yaşanan bu gerilemenin sebeplerini ayrıca masaya yatıracağız. Kaybettiğimiz, geriye düştüğümüz her yerde, sebepleri çok iyi tespit edecek ve gerekli müdahalelerde bulunacağız. ▪ Milletimizin teveccühüne mazhar olduğumuz yerlerde ise bu güveni boşa çıkarmamak için her zamankinden daha fazla çalışacağız. Ama hiçbir surette milletimizin kararına hürmetsizlik etmeyeceğiz. Milletle inatlaşmaktan, milli iradeye rağmen hareket etmekten, milletin takdirini sorgulamaktan bugüne kadar olduğu gibi yine uzak duracağız. ▪ Milletin sandıkta verdiği mesajları en isabetli, en objektif bir şekilde akıl ve vicdan terazimizde tartarak, gerekli adımları mutlaka atacağız. Bunun için önümüzde yaklaşık 4-5 yıllık bir süre var. Bu süre zarfında yanlışımızı düzelteceğiz. Eksiklerimizi muhakkak tamamlayacağız. Doğrularımızın sayısını artıracağız. ▪ Bir sonraki seçimlere kadar olan dönemi, her açıdan kendimizi yenilediğimiz, hatalarımızı telafi ettiğimiz kapsamlı bir muhasebe zeminine oturtacağız. ▪ Geçen sene bu zamanlar başlayan genel ve yerel seçim maratonu bugün artık tamamlanmıştır. Son bir yıldır ülkemizi, milletimizi ve ekonomimizi yoran seçim defterinin bugün itibarıyla kapanması bile büyük bir kazançtır. ▪ Türkiye’nin önünde hazine değerinde 4 yıldan fazla bir süre vardır. Bu zamanı hep birlikte çok iyi değerlendirmemiz önemlidir. Milletin ve ülkenin vaktini çalacak tartışmalarla bu dönemi heba edemeyiz. ▪ İktidardaki 21’inci yılını tamamlamış bir siyasi parti olarak, hem hükümette, hem de yerel yönetimlerde mesuliyetlerimizin farkındayız. ▪ Deprem bölgesinin yeniden ihyası ve ekonomideki sıkıntılarımızın giderilmesi başta olmak üzere ülkemizin acil meselelerine daha fazla eğileceğiz. ▪ Ekonomide yol haritamız olan Orta Vadeli Program ve 12’inci Kalkınma Planımızı bugüne kadar kararlılıkla uyguladık. Enflasyon başta olmak üzere uyguladığımız ekonomi programımızın olumlu sonuçlarını yılın ikinci yarısında görmeye başlayacağız. ▪ İş dünyamızdan bürokrasiye, esnafımızdan çiftçimize, tüccarımıza, işçimize, öğrencilerimize kadar herkes kendi asıl gündemine odaklanabilecekler. Başarılı operasyonlarımız sayesinde iyice köşeye sıkıştırdığımız bölücü terör örgütüne, ölümcül darbeyi mutlaka indireceğiz. ▪ Bir kez daha altını çizerek söylüyorum. Güney sınırlarımızın ötesinde bir “teröristan” kurulmasına izin vermeyeceğiz. ▪ 15 Temmuz darbe girişiminin faili FETÖ ihanet şebekesinin son kalıntılarını da temizlemekte kararlıyız. ▪ Seçim sürecinin geri plana ittiği konuları süratle gündemimize alarak, gerekli adımları hızlı bir şekilde atacağız. ▪ Türkiye’nin uluslararası rolünü; sözünün ağırlığını, küresel barışın tesisindeki anahtar konumunu güçlendirecek hamleleri devam ettireceğiz. ▪ Buradan bir kez daha milletimize ve tüm Türkiye’ye söz veriyoruz. 85 milyonun her bir ferdinin refahını, huzurunu, güvenliğini ve umutlarını artırmak için durmadan, dinlenmeden koşturacağız. Mazlumlara sahip çıkacak, ihtiyaç sahiplerinin imdadına koşacak, nerede bir zulüm varsa zalimlerin karşısında dimdik duracağız. ▪ Bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da eser ve hizmet siyasetimizle farkımızı ortaya koyacağız. Milletimizin yetki verdiği yerlerde “gerçek belediyecilik” vizyonumuzu inşallah başarıyla hayata geçireceğiz. Milletimizin farklı tasarrufta bulunduğu yerlerde de çok daha güçlü bir şekilde gönülleri fethetmenin yollarını arayacağız. ▪ Son 21 yıldır nasıl reformlarımızla, icraatlarımızla, yatırımlarımızla, projelerimizle konuştuysak inşallah önümüzdeki 5 sene boyunca da bu çizgimizden sapmayacağız.

Fahrettin Altun

784,855 次观看 • 2 年前

Nihat Kahveci: Sonuna kadar mücadele ettik. Bu maçta biz bitti demeden bitmez dedik. Maç 2-2 aman bitsin demedik, son dakikada muhteşem bir gol attık. Oyuna giren 84'te bir Can Uzun izledik, bence az izledik, öz izledik. Aldığı bütün topları iyi kullandı, asisti de yaptı Kaan'a, Kaan'ın golünde de katkıda bulundu. Golleri tek tek anlatacağım. Bugün iyi konuşulacak şeyler var, kötü de konuşulacak şeyler var bu maçta bile. Tabii ki var. Oraları da unutmayalım. Genel anlamda elendik, kazanarak elendik, böyle veda mı olur ya? Vallahi acıyor. Böyle veda olmamalı. Grubun favorisi, liderine 3 gol attık. Doğru zamanda, doğru ataklar, doğru hareketlilikler, doğru paslar, doğru bitiricikler, doğru şutlarla yaptık. İlk yarı 3 pozisyon, 2'si gol. Muhteşem bir gol. Eren'in asisti, Orkun'un golü, Barış'ın asisti, Arda'nın golü. Son dakikada Can'ın asisti, Kaan'ın golü. Orta saha, Kaan 6 pasta. Orta saha, Orkun 6 pasta. Yani işin bu tarafları çok güzel. Arda, ikinci maç sonrası, Paraguay maçı sonrası sorumluluk almayan Arda. Sorumluluk al dedik, bugün Arda bir ona bacak arası, bir ona bacak arası attığı gol her yerinde. Defansa koştu, iyi oynadı mı? İyi oynadı. Bir Oğuz izledik, makine gibi. 5'li gibi oynuyoruz, Makedonya maçındaki gibi geldi, defansı 5'ledi. Çok iyi mücadele etti, kritik ortalar kesti. Ozan, maçın iyilerinden biriydi, iyi oynadı. Salih, benim beklediğimin iki katı koşu, mücadele, aralarda kalan toplara ısırma. Hani genel anlamda takımın ofansıyla ilgili söyleyecek bir şey yok. Defansif anlamda da maç başlangıcı, ikinci yarının başlangıcı yediğimiz goller bu kadar olmamalı dedirtti. Ama şöyle bir genel olarak baktığımda galip gelmek güzel bir şey. Dünya Kupası'nda en son galibiyeti, dünya üçüncülüğü maçında Güney Kore'ye karşı almıştık. Bugün de yine Dünya Kupası'na maalesef galip gelerek veda ediyoruz. 2002'de de galip gelerek veda ettik üçüncü olarak. Bu sefer ama grup sonuncusu olarak veda ettik. Kazanmak güzel, evet. He buradan şimdi maç sonunda Montella'nın aman giderleri mideri olur mu? Bakın 3'te gördünüz, biz demedik mi falan? Girer mi girmez mi bilmiyorum, niyet okumayayım. Kazandığımız için ben mutluyum. Ben de mutluyum. Amerika'ya karşı kazandığımız için mutluyum. İkinci yarıda plus işleri attı, destleri attı, Zendeyas'ı attı, Freeman'ı attı, Tilman'ı attı. Kazanmak istedi Amerika'da. Aa ikinci yarıya da iyi başladılar, erken golle bir hakimiyet kurdular. Aman Allah'ım, plus iş girdi bu adama dikkat edin. Neler kaçırdı bu arada? İki tane net, bir tane direkten döndü, Uğurcan'ın dokundu hatta sakatlandı. Ama sonuçta son dakikaya kadar pes etmedik, kazandık. Olay bu. Bugünkü 90 dakika üzerinden dediğim gibi eleştirecek bölüm var ama bugünkü mücadeleye, ısırmaya, hırsa atılan 3 golü de tebrik ediyorum gerçekten. Ama bir tarafımız bayağı bir buruk. Bunu biz oynayabilirdik ilk maçtan itibaren, üzüntüm de bu. İşte hemen yok etmemek lazım, çöp dememek lazım, balon dememek lazım. Tabii ki kötü oyunu eleştirmek lazım. Ben de iki maçta eleştirdim ama bugün de iyi oynayanlara iyi oynadı diyelim.

Galatasarayultrataraftar

19,840 次观看 • 1 个月前

İstanbul Tersanesi Komutanlığımızda gerçekleştirilen Teknofest Mavi Vatan için Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın teşrifleriyle açılış töreni düzenlendi. Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler’in de beraberinde TSK Komuta Kademesi ile katıldığı törende konuşan Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan şunları söyledi: ZAFER HAFTAMIZI HAKKINI VEREREK EN GÜZEL ŞEKİLDE İDRAK EDİYORUZ Sizlerle birlikte Türkiye’nin kutlu yürüyüşüne gönül veren, ülkemizin güçlü yarınlarına öncülük eden tüm gençlerimize, tüm evlatlarımıza buradan selamlarımı gönderiyorum. Umudun, sevginin, aydınlığın timsali olan siz gençlerimizle İstanbul Tersanesi Komutanlığının mensuplarını bir arada görmenin bahtiyarlığını yaşıyorum. TEKNOFEST Mavi Vatana hepiniz hoş geldiniz, sefalar getirdiniz. Birliğiniz, beraberliğiniz, kardeşliğiniz daim olsun. Cenabı Allah bahtınızı açık etsin, gözlerinizdeki ışık hiç eksik olmasın. Sevgili gençler; biliyorsunuz milletimizin tarihinde ve millî hafızamızda özel bir yere sahip olan Ağustos ayındayız. Malazgirt’te, Çaldıran’da, Mohaç’ta ve Büyük Taarruz’da destanlar yazdığımız zaferler ayındayız. İki gün önce Malazgirt Zaferimizin 954’üncü yıl dönümünü büyük bir gururla kutladık. Ahlat ve Malazgirt’teki iftihar tablosu gerçekten muhteşemdi. Milletçe bir ve beraber olduğumuzu tüm dünyaya bir kez daha ilan ettik. Malazgirt Ovası’nda ebedî ve ezeli kardeşliğimiz yeniden tescillendi. Dün ise ASELSAN’ın Gölbaşı yerleşesindeydik, şirketimizin 50’nci yılında savunma sanayimiz adına üç gurur verici adımı aynı anda attık. Çelik Kubbe bileşeni sistemlerimizi envantere aldık, ASELSAN’a ait 14 tesisin açılışını gerçekleştirdik, ayrıca Oğulbey Teknoloji Üssü’nün temelini attık. İşte bugün de İstanbul Tersane Komutanlığımızdayız. İki gün sonra 30 Ağustos Zaferinin 103’üncü yıl dönümünü kutlayacağız, yani zafer haftamızın hakkını vererek en güzel şekilde idrak ediyoruz. Muhalefet gibi nümayiş yapmıyor, kuru gürültüyle, içi boş sloganlarla bu önemli günleri geçiştirmiyoruz, tam tersine her açıdan dolu dolu geçirmeye gayret gediyoruz. ŞEHİTLERİMİZİN HAKKINI ÖDEYEMEYİZ Sevgili kardeşlerim, öncelikle sizin ve tüm gençlerimizin zafer haftasını tebrik ediyorum. Bu topraklar için kanlarını dökerek canlarını feda ederek Anadolu’yu bizlere yurt yapan şehit ve gazilerimizi rahmetle yâd ediyorum. Şurası bir gerçek ki, ne yaparsak yapalım onların haklarını asla layıkıyla ödemeyiz. Her şeyden önce bu ülke bize aziz şehitlerimizin kutsal emanetidir. Ay-yıldızlı bayrağımız onların fedakârlıkları sayesinde dalgalanıyor. Vatan toprakları üzerinde onların yüzü suyu hürmetine hayatımızı özgürce idame ettirebiliyoruz. Millet olarak tarih sahnesindeki varlığımızı yüzlerce yıldır yine onların sayesinde sürdürüyoruz. Rabbim hepsinden razı olsun, ruhlarını şad, mekânlarını cennet eylesin. Ne diyor merhum Mehmet Akif: “Sen, şehit oğlusun, incitme yazıktır atanı, verme dünyaları alsan da bu cennet vatanı.” Evet, sizler hepiniz şehit oğlusunuz, şehit torunlarısınız. KARŞIMDA ŞEHİTLERİN EMANETİNE SIKI SIKIYA SARILAN GENÇLİK GÖRÜYORUM Burada şunu da tüm samimiyetimle söylemek durumundayım: Şu an karşımda şehit ve gazilerin emanetlerine sıkı sıkıya sarılan şuurlu bir gençlik görüyorum. Şu an büyük ve güçlü Türkiye’nin temellerini atan, geleceğine sahip çıkan özverili bir gençlik görüyorum. Her yönüyle muhteşem, her açıdan muazzam, bilgisiyle, vizyonuyla, isteğiyle, tutkusuyla, hayranlık uyandıran bir gençliği karşımda görüyorum. İnanın sizlere bakınca Çaka Beyi, Umur Beyi, Kaptanıderya Barbaros Hayrettin Paşa’yı hatırlıyorum. Sizlere bakınca Oruç Reis’i, Piri Reis’i, Turgut Reis’i hatırlıyorum. Sevgili gençler, sizlere baktıkça gemileri karadan yürüten Sultan Fatih’in o keskin dehasını, cihana yön veren Sultan Selim’in o büyük zekâsını, Sina Çölü’nü 13 günde geçen Sultan Yavuz’un o kararlılığını görüyorum. Karşımdaki şu güzel topluluğa baktığımda emin olun Türkiye’nin parlak geleceğini görüyorum. Coşkunuz için, heyecanınız için teşekkür ediyorum. Milletimize verdiğiniz güven için her birinizi tek tek tebrik ediyorum. Sizin gibi köklerini bilen, misyonunu bilen, hedefe kilitlenmiş bir gençlikle yol yürüdüğüm için Rabbime sonsuz hamd ediyorum. TEKNOFEST Mavi Vatan’da gönüllerimizi buluşturan Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımıza, T3 Vakfımıza, programda emeği geçen tüm kardeşlerime şükranlarımı iletiyorum. Maşallah çok güzel bir program hazırlamışlar, gençlerimiz vizyon kazandıracak pek çok etkinlik organize etmişler. Sualtı ve deniz aracı yarışmalarında interaktif gemi dizayn atölyelerine, forum ve konferanslardan eğitici ve eğlenceli sahne gösterilerine, velhasıl 4 gün boyunca devam edecek TEKNOFEST Mavi Vatan programının ülkemiz, milletimiz, bilhassa da siz gençlerimiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Ürünleriyle, projeleriyle, eserleriyle TEKNOFEST Teknoloji Yarışmalarında maharetlerini sergileyecek tüm gençlerimizin gözlerinden öpüyor, hepsine ayrı-ayrı başarılar diliyorum. SAVUNMA SANAYİMİZ HER ALANDA DESTAN YAZIYOR Değerli misafirler, sevgili genç kardeşlerim; engellere rağmen inancın ve azmin neleri başardığını görmek isteyenler bugün açık söylüyorum, Türk savunma sanayine bakıyor. Ülkemizin iftihar vesilesi olan savunma sanayimiz, kelimenin tam anlamıyla her alanda destan yazıyor. Dostlarımız başarılarımızdan övgüyle bahsederken, hasımlarımız endişe ve telaş içinde bizi yakalamaya çalışıyor. Varsın uğraşsınlar, onlar koşacak, ama onlar bizi yakalayamayacak. Burada şunu iddiayla ifade etmek isterim: Bundan 100 yıl önce istiklal harbimiz nasıl ezilenlere umut aşılamışsa, savunma sanayi hamlelerimiz de bugün mazlumlara cesaret veriyor. Filistin’den Suriye’ye, Yemen’den Somali’ye, Sudan’dan Libya’ya nerede sıkıntı çeken bir kardeşimiz varsa Türkiye’nin başarılarıyla gurur duyuyor. Elbette bugünlere kolay gelmedik. Sevgili gençler; ne mi yaptık, olmaz diyenlere aldırmadık. Yapamazsınız diyenlere kulak asmadık. Hayal görüyorsunuz diyenlere prim vermedik. Hayalperest olmadık, ama hayal kurmaktan da asla vazgeçmedik. İnsanımıza güvendik, mühendislerimize, şirketlerimize, siz gençlerimize sonuna kadar güvendik. Sonuçta çok kısa sürede dünyanın gıptayla takip ettiği bir seviyeye geldik. Pazar günü inanıyorum ki sizler de Boğaz’daki geçit merasimini izlediniz. Avara komutuyla zafer yolculuğuna başlayan ve 24 Ağustos’ta dünyanın incisi İstanbul Boğazı’ndan geçen gemilerimiz hepimizin göğsünü kabarttı. Çok maksatlı amfibi gemimiz TCG Anadolu, Barbaros sınıfı firkateynimiz TCG Oruç Reis, ilk millî firkateynimiz TCG İstanbul, ilk millî savaş gemimiz TCG Heybeliada, amfibi çıkarma gemimiz TCG Sancaktar, hayalet denizaltı gemimizin ikinci platformu TCG Hızır Reis, kılıç sınıfı hücum botumuz TCG Kalkan, mayın avlama gemimiz TCG Alanya gibi her biri donanmamızın caydırıcı gücü olan son teknolojiye sahip platformlarımızı oraya götürdük. Bu gemilerimizle birlikte Gazi Mustafa Kemal’in emaneti TCG Savarona da geçit törenimizde ilk kez yerini aldı. SAVARONA YILLARCA KADERİNE TERK EDİLMİŞTİ Sevgili gençler; bakınız Savarona yıllarca kaderine terk edilmişti. Genç cumhuriyetimizin bir dönemine tanıklık eden bu yat, maalesef bir ara kumarhane olarak da kullanılmıştı. Biz bunu aldık, aslına sadık kalarak baştan aşağı yeniledik ve mavi sularla tekrar buluşturduk. Gazi Mustafa Kemal’in “bir çocuğun oyuncağını beklemesi gibi bekledim” dediği yatını burada yakından görebileceksiniz. Yarışmalarda dereceye giren evlatlarımız ile şehit yakınları ve gazilerimiz ise Savarona gemisini ziyaret edebilecekler. Donanmamızın amiral gemisi ve dünyanın ilk SİHA gemisi olan TCG Anadolu’nun kapıları da ziyaretçilere açık olacak. Şimdi bunun bir büyüğünü yapıyoruz inşallah. Bununla kalmayacağız. Bize yakışan neyse onu da yapacağız. TCG Anadolu’da Bayraktar TB-2, TB-3 ve Kızılelma gibi insansız hava araçlarımızın yanı sıra ZAHA, Vuran, Kobra gibi zırhlı araçlarımız da yer alacak. TEKNOFEST ziyaretçileri Türk denizciliğinin nereden nereye geldiğini, bugün hangi yeteneklere sahip olduğunu böylece görme fırsatı bulacak. 8 YILDA 11 MİLYONA YAKIN ZİYARETÇİ AĞIRLADIK Sevgili gençler, değerli arkadaşlarım; biz savunma sanayimizi güçlendirirken, aynı zamanda genç kuşakların teknolojiye, dijitale, inovasyona, ilgisinde özellikle bunu artırmaya çalışıyoruz. TEKNOFEST’ler bu gayretlerimizin adeta sembolü haline geldi. İlkini 2018 yılında gerçekleştirdiğimiz TEKNOFEST’in bu sene yurt içinde 10’uncusunu, toplamda 12’incisini düzenliyoruz. 8 yılda yaklaşık 11 milyona yakın ziyaretçi ağırladık. 2025 senesinde birincisi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde. İkincisi İstanbul’da olmak üzere iki TEKNOFEST tertip ettik. Toplam 63 yarışmaya 1,2 milyona yakın yarışmacı başvuru yaptı. TEKNOFEST’in her yıl gençlerimizin ilgisine daha fazla mazhar olmasını çok kıymetli görüyorum. Bütün bu rakamları aslında bizlere şunu söylüyor: TEKNOFEST gençliği özellikle bentleri tek tek yıkarak maşallah doludizgin geliyor. Bu ülkenin gençleri teknolojiye, araştırmaya, yeni şeyler keşfetmeye daha fazla merak sarıyor. Bu milletin pırıl pırıl evlatları Türkiye için hayal kurmaktan ve hayallerinin peşinden gitmekten asla vazgeçmiyor. Onca algı çalışmasına, dozu sürekli artırılan onca provokasyona, propagandaya rağmen gençlerimiz kendilerine güveniyor, inanıyor, yarınlarına umutla bakıyor. Şair Arif Nihat Asya’nın; Elde sensin, dilde sen. Gönüldesin, baştasın. Fatih’in İstanbul’u Fetih ettiği yaştasın. Dediği siz gençlerimizle kıvanç duyduğumu bilmenizi isterim. İstanbul merhum Mehmet Akif’in, üstat Necip Fazıl’ın, rahmetli Nurettin Topçu’nun ve daha nice fikir erbabımızın özlemini çektiği TEKNOFEST gençliğini bizlere yoldaş eden Rabbime şükürler olsun. Bu kutlu yürüyüşün, yani sancaktarı kim mi? Sizlersiniz. Sizler yükselen bir çağın öncüleri, Türkiye Yüzyılının mimarlarısınız. BÜYÜK DÜŞÜNÜN, BÜYÜK HEDEFLER BELİRLEYİN Şunu her bir genç arkadaşımın bilmesini istiyorum: Gelecek sizin, Türkiye sizin, hatta tüm dünya sizin. Sığ sularda bile yüzmekten acizlerin size hudut çizmesine asla izin vermeyin. Büyük düşünün, büyük hedefler belirleyin ve o hedeflere ulaşmak için yılmadan, yorulmadan, yıkılmadan yürümeye devam edin. Özgürlük istiyorsanız özünüze dönün. Adalet istiyorsanız medeniyetinize sarılın. Gelecek istiyorsanız mazinizle barışın. Şunu da lütfen hiçbir zaman unutmayın sevgili gençler: Sizler Sultan Alparslan’ın, Selahaddin Eyyubi’nin, Fatih’in torunlarısınız. Ne sömürgecilik, ne soykırım, ne zulüm şanlı tarihinde hiçbir leke olmayan çok büyük bir milletin çocuklarısınız. Başınızı her zaman dik tutmanızı sizlerden özellikle rica ediyorum. Her birinizden işte bu özgüvenle hareket etmenizi istirham ediyorum. Sizin özgüveniniz, sizin azminiz bu ülkenin en büyük teminatıdır. Göreceksiniz bugün attığınız küçük adımlar gelecekte büyük başarıların kapısını açacaktır. Bugün yaptığınız fedakârlıkların meyvelerini yarın hiç tahmin etmediğiniz alanlarda toplayacaksınız. Biz öncekilerden devraldığımız emaneti şanlı, şerefle taşıdık. Gençler olarak siz de bizden teslim alacağınız sancağı inşallah çok daha yükseklere çıkaracaksınız ben buna inanıyorum, size güveniyorum. İnşallah son nefesime kadar da güvenmeye devam edeceğim. Biliyorum ki siz varsanız her zaman umut var, gelecek var. Hani şair diyor ya; Yarın elbet bizim, Elbet bizimdir. Gün doğmuş, Gün batmış, Ebet bizimdir. Evet, yarınlar bizimdir, milletimizindir, Türkiye Cumhuriyetinindir. İçinde bulunduğumuz asrı Türkiye Yüzyılı yapana kadar durmayacak, inşallah sabırla, azimle, samimiyetle çalışacağız. En büyük eserimiz olarak terörsüz Türkiye’yi inşallah sizin için hayata geçireceğiz. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum. Bu düşüncelerle hepinizi; bir kez daha saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. Kahraman donanmamızın, kahraman mensuplarına Cenabı Allah’tan başarılar niyaz ediyorum. Savunma sanayinde adeta desten yazan firmalarımızı tekrar kutluyorum. TEKNOFEST Mavi Vatan’a katılan ve katkı sunan Savunma Bakanlığımıza, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımıza, Savunma Sanayi Başkanlığımıza, Türkiye Teknoloji Takımı Vakfımıza ve diğer kurumlarımıza bir kez daha yürekten teşekkür ediyorum. Sağ olun, var olun. Kalın sağlıcakla. TR Teknoloji Takımı #TEKNOFEST #MAVİVATANTEKNOFEST #MillîSavunmaBakanlığı

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

48,961 次观看 • 11 个月前

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, TFF Kadınlar 1'inci Lig Şampiyonu olan ve Turkcell Kadın Futbol Süper Ligi'ne çıkan Yüksekova Kadın Futbol Takımı için düzenlenen kutlama törenine katıldı. Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak ile Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın da yer aldığı törende Bakan Yaşar Güler’in beraberinde; Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ve Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu törene katıldı. Bakan Yaşar Güler törende yaptığı konuşmada şunları söyledi: TARİHE GEÇTİNİZ Öncelikle hepinizi bu büyük başarınız için tebrik ediyor, şampiyonluğunuzu yürekten kutluyorum. Sizler, geçen sene 2’nci ligden 1’inci lige, şampiyon olarak yükselme başarısı gösterdiniz. Bu sene de hem lig aşaması hem de Play-Off Grubu’nda oynadığınız maçlarda üstün bir gayret ortaya koyarak bir kez daha şampiyon ünvanıyla Süper Lig’e yükseldiniz. Üst üste iki farklı ligde şampiyonluk elde ederek Kadın Futbolu’nda ve Hakkâri’de tarihe geçtiniz. Ben de Lig ve Play-Off maçlarınızı çok yakından ilgiyle ve heyecanla takip ettim. En son zaferi getiren pazar günkü maçta da üstün bir performans sergilediniz. Sizlerle bir kez daha gurur duydum. Başarılarınız daim olsun. Elbette ki bu başarının arkasında kulüp yöneticilerinin, teknik ekibin ve kıymetli ailelerinizin de önemli bir payı var. Bu vesileyle takımınızın başarısı için büyük emek sarf eden başkanımıza, antrenörlerimize ve değerli ailelerinize özellikle teşekkür ediyorum. KIZLARIMIZA ÖRNEK OLUYORSUNUZ Sizlerin başarısı yalnızca bir kupa kazanmak değildir. Bu, Yüksekova’dan yükselen umut dolu bir başarı hikâyesinin ve kadınların sahada olduğu kadar hayatta da ne kadar güçlü olabileceğinin ispatıdır. Sizler sadece birer sporcu değil, aynı zamanda rol modelsiniz. Çocuklara, genç kızlarımıza hatta yetişkinlere, “Ben de yapabilirim.” dedirten bir ilham kaynağısınız. Öyle ki elde ettiğiniz sportif başarılarla kızlarımızın ve kadınlarımızın spora katılımını teşvik ediyor, onlara örnek oluyorsunuz. Bu çerçevede Hakkâri’mizin değişen ve gelişen yüzünü temsil ediyorsunuz. Öte yandan bölgemizin terör belasından arındırılmasıyla birlikte, sizler gibi azimli ve yetenekli gençlerimiz, sahip oldukları yüksek potansiyeli özgürce ortaya koyma fırsatına kavuşmuştur. Artık yalnızca hayal etmekle kalmıyorsunuz. Hayallerinizi sahada, parkede, pistte ve minderde gerçeğe dönüştürüyorsunuz. Bugün Hakkâri’nin dört bir yanından çıkan sporcular, farklı branşlarda ulusal ve uluslararası arenalarda elde ettikleri şampiyonluklar ve derecelerle, bizlere tarifsiz bir gurur yaşatmaktadırlar. Nitekim kayak da Hakkâri’mizin yükselen turizm ve marka değerini temsil eden önemli bir spor dalıdır. Öyle ki Türkiye Kayak Millî Takımı’nın % 30’unu da Hakkârili sporcular oluşturuyorlar. Özellikle Merga Bütan Kayak Merkezi’nin hizmete alınması da kayak sporunun Hakkâri’deki gelişimine büyük bir katkı sağlamış, bu bağlamda şehrimiz pek çok yarışmaya ev sahipliği yapmıştır. Netice itibarıyla hangi branştan olursa olsun tüm sporcularımız, hem ilimizin hem de ülkemizin iftihar kaynağıdırlar. Sayenizde geleceğe dair umutlarımız daha da büyüyor, yarınlara olan inancımız güçleniyor. HAKKÂRİ’DE LİSANSLI SPORCU SAYISI ARTIYOR Bugün geldiğimiz noktada hem Hakkâri’miz hem Yüksekova’mız; her alanda yeni yatırımlarla kalkınmaya ve gelişmeye devam ediyor. Hakkâri’de futbol ve kayak dışında diğer spor branşlarına da ilgi çok büyük. Artık Hakkâri; spor organizasyonlarıyla, özellikle kış sporları ve turizm potansiyeliyle bir cazibe merkezi olmaya başladı. Nitekim bu güzel şehrimizde yaylacılıktan doğa turizmine, ulusal ölçekli turnuvalardan kayak ve dağcılık sporlarına kadar her geçen gün organizasyon çeşitliliğinin arttığını memnuniyetle müşahede ediyoruz. Öte yandan Hakkâri, Türkiye’nin en genç nüfusuyla her geçen gün lisanslı sporcu sayısını artırıyor. Hakkârili gençlerimiz, birçok spor dalında hem ulusal hem de uluslararası müsabakalarda, şehrimizi ve ülkemizi başarıyla temsil ediyorlar. Nitekim millî sporcumuz Rojda Kanat kızımız, judo/kuraş branşında, 2024’te elde ettiği başarılara ilaveten en son 2025 Gençler Türkiye Şampiyonası’nda birincilik elde etti. Yine millî sporcumuz Semanur Öztunç evladımız, judo/kuraşta hem 2024 Ümitler Avrupa Şampiyonu hem 2024 Gençler Türkiye Şampiyonu oldu. Kayakta ise Şennur Kartal kızımız, 2024 Büyük Kadınlar Kayaklı Koşu Türkiye Şampiyonası’nda altın madalya kazandı. Güreşte de başarılar devam etti. 2024 Okul Sporları Kadınlar Güreş Türkiye Şampiyonası’nda Nurgül Abi, Zehra Özdemir ve Şeyda Salim, birincilik elde ettiler. Wushu Kung-fu da ise 2025 Türkiye Şampiyonası’nda Muhammed Hasan Çal şampiyon oldu. Daha ismini zikredemediğim ve derece yaparak Hakkâri’nin gururu olan nice sporcumuz bulunmaktadır. Bu vesileyle Hakkârili gençlerimizi ve tüm sporcularımızı yürekten kutluyorum. Kendilerini yetiştiren hocalarına, ailelerine, desteklerini esirgemeyen okul yönetimlerine ve mülki idareye teşekkür ediyorum. Ayrıca, Gençlik ve Spor Bakanlığımız da spor tesislerinden gençlik merkezlerine, sosyal aktivite alanlarından yürüttüğü çeşitli projelere kadar birbirinden kıymetli icraatları hayata geçirerek Hakkâri’nin bu alandaki yükselişine büyük katkılar sunmaktadır. Bu kapsamda; Sayın Gençlik ve Spor Bakanımıza, katkıları nedeniyle saygılarımı sunuyorum. Tüm bu çabalarımız, bölgenin gerçek potansiyelini ortaya çıkarmak ve Hakkârili kardeşlerimizin huzur ve istikrar ikliminde refahlarını artırmak içindir. HAKKÂRİMİZ, SPORDA TÜRKİYE’NİN MARKA ŞEHRİ OLMA YOLUNDA EMİN ADIMLARLA İLERLİYOR Başarı, kolay elde edilen bir olgu değildir. Sizler, uzun saatler süren yoğun antrenmanlar, fedakârlık, istikrarlı çalışma ve takım ruhunun sahaya yansımasıyla bu sonuca ulaştınız. Unutmayın ki başarı; bir varış noktası değil, bir yolculuktur. Artık Türkiye Kadınlar Süper Ligi’nde Hakkâri’yi iki takımız temsil edecek. Kadın futbolundaki en yüksek mücadele alanı olan Süper Lig’deki 14 seçkin takımdan ikisinin Hakkâri ekibi olması bizler için ayrı bir mutluluk vesilesidir. İnanıyorum ki hem Yüksekova Spor hem de Hakkârigücü’nün mücadelesiyle güzel Hakkâri’miz, sporda ve kadın futbolunda Türkiye’nin marka şehri olma yolunda emin adımlarla ilerleyecektir. Sizlerden yeni sezonda da büyük başarılar bekliyoruz. Bu vesileyle bundan sonraki hayatınızda ve sportif faaliyetlerinizde başarılarınızın artarak devamını diliyor, sizleri bir kez daha yürekten kutluyorum. Bu gece idrak edeceğimiz mübarek Kadir Gecesi’nin hayırlara vesile olmasını temenni ediyor, Ramazan Bayramı’nızı da şimdiden tebrik ediyorum. Şimdi, Bakanlığımızca hazırlanan ve kızlarımızın muhteşem başarısını anlatan bir videoyu birlikte izleyeceğiz. #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

38,113 次观看 • 1 年前

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, beraberinde TSK Komuta Kademesi ile gittiği Kütahya’da Hava Er Eğitim Tugay Komutanlığında görev yapan Mehmetçiklere hitap etti. Onların bayramını tebrik eden Bakan Yaşar Güler şunları söyledi: MİLLÎ VE MANEVİ DEĞERLERİMİZDEN ALDIĞIMIZ GÜÇLE ÇALIŞIYORUZ Kurban Bayramı’nın bu ilk gününde Kütahya Hava Er Tugay Komutanlığımızda Sayın Genelkurmay Başkanımız ve Kuvvet Komutanlarımızla birlikte sizlerle bir arada bulunmaktan büyük bir mutluluk duyduğumuzu özellikle ifade etmek istiyorum. Bu vesileyle Kurban Bayramı’nızı en içten dileklerimle kutluyor, sevdiklerinizle birlikte sağlık, huzur ve mutluluk dolu nice bayramlar geçirmenizi temenni ediyorum. Bayramlar dayanışma, hoşgörü, sevgi ve saygı duygularımızın daha da pekiştiği manevi değerlerimizin en üst seviyede yaşandığı özel anlardır. Tarih boyunca asil milletimiz millî ve manevi değerlerimizden aldığı güçle kederde ve kıvançta iyi günde ve kötü günde birbirine kenetlenmiş, ayrılmaz bir bütün olmuştur Bu değerlerimiz bugün de ülkemizin her köşesinde yaşayan her bir ferdimizin ortak paydasıdır. Millî Savunma Bakanlığı olarak bizler de millî ve manevi değerlerimizden ve milletimizden aldığımız güçle, kutsal vatanımızın huzurunu ve güvenliğini sağlamak için büyük bir sorumlulukla çalışmaktayız. FESİH KARARI VAKİT KAYBETMEDEN HAYATA GEÇİRİLMELİ Yakın zamandaki en önemli gündem konularımızdan biri olan Terörsüz Türkiye’ye ulaşma hedefimiz de bu çerçevede kritik bir eşiktir. Şanlı tarihimiz boyunca nasıl ki her koşulda yüksek bir dayanışma içerisinde olup olumsuz durumları bertaraf ettiysek bugün de bölgemizde planları olanların hesaplarını bir ve beraber olarak bozmaktayız. Özellikle ifade etmek isterim ki Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde engin devlet tecrübemizle atılan tarihî adımlar ve yürüttüğümüz sürecin başarıyla tamamlanması, ülkemizin güvenliğini ve milletimizin ebedî kardeşliğini de perçinleyecek, ortak geleceğimize güçlü adımlarla ilerleyişimiz hızlanacaktır. Bu yüzden alınan fesih kararının vakit kaybetmeden hayata geçirilmesi gerektiğini her fırsatta dile getiriyoruz. Bu noktada ilgili kurumlarımızla birlikte koordineli, temkinli ve akılcı bir yaklaşımla süreci yönetmek için çalışmalarımızı hassas bir şekilde sürdürmekteyiz. Şüphesiz terörle mücadelede elde edilen başarıda ve ülkemizin terörsüz bir geleceğe yürümesinde en büyük pay aziz şehitlerimiz ve kahraman gazilerimiz ile onların baş tacı ailelerinindir. Şehit ve gazilerimizin canları pahasına verdikleri mücadele ile ülkemizin bölünmez bütünlüğü muhafaza edilmiş, silah ve şiddetle bir yere varılamayacağı herkese gösterilmiştir. Bu vesileyle kahraman şehitlerimizi ve gazilerimizi bir kez daha şükran ve minnetle anıyor, hayatta olan gazilerimize sağlık ve esenlikler diliyor, kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımızı sunuyoruz. HEDEFİMİZ, HAVA KUVVETLERİMİZİ DÜNYANIN EN KUVVETLİ HAVA VE UZAY GÜÇLERİNDEN BİRİ HÂLİNE GETİRMEK Kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; - Hudutlarımızı en etkin tedbirlerle korumakta, - Terörle mücadelede büyük başarılar elde etmekte, - Mavi ve Gök Vatanımızda hak ve menfaatlerimizin muhafazasına yönelik faaliyetlerini de başarıyla sürdürmektedir. Bu faaliyetlerinin yanı sıra başta Kıbrıs olmak üzere pek çok coğrafyada kardeş, dost ve müttefik ülkelerin güvenlik, barış ve istikrarına müstesna katkılar sunmakta, uluslararası güvenlik mimarisini güçlendirmektedir. Kahraman ordumuz bu faaliyetlerle eş zamanlı olarak bugüne kadarki en büyük ve en geniş katılımlı tatbikatları da gerçekleştirmektedir. Köklü mazisi, yetenekli personeli ve üstün donanımı ile Hava Kuvvetlerimiz de üstlendiği tüm görevleri başarıyla yerine getirerek milletimizin gururu olmaktadır. Hedefimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “İstikbal göklerdedir!” sözünden ilham alan Hava Kuvvetlerimizi her alandaki imkân ve kabiliyetlerini artırarak dünyanın en kuvvetli hava ve uzay güçlerinden biri hâline getirmektir. Bu yöndeki çalışmalarımız, bundan sonra da artan bir ivmeyle sürdürülecektir. HER ALANDA GÜÇLÜ OLMAK ZORUNDAYIZ Yakın coğrafyamızdan başta olmak üzere dünya genelinde küresel aktörler arasında yaşanan gerginlikler, nüfuz mücadeleleri ve hatta çatışmalar artarak devam etmektedir. Bu kritik dönemde ülkemizin bulunduğu stratejik coğrafya dikkate alındığında başta savunma ve güvenlik olmak üzere her alanda güçlü olmak zorundayız. Bunun bilinciyle Bakanlık olarak kahraman ordumuzu hem personel niteliği hem de teknolojik donanım açısından en üst düzeyde güçlendirmeye gayret ediyoruz. Şu bir gerçektir ki askerlik, tarih boyunca asil milletimizin ruhunda ve gönlünde müstesna bir yere sahip olmuş, Türk milleti - ordu millet olarak adlandırılmıştır. Geçmişten bugüne, nesilden nesile intikal eden ve vatanımızın güvenliğinin sağlanmasında hayati bir role sahip olan bu kutsal vatan görevinde sıra şimdi siz evlatlarımıza gelmiştir. Siz kıymetli Mehmetçiklerimiz bu şanlı ocakta alacağınız eğitimleri müteakip vatani görevinizi yapmak için birliklerinize gönderileceksiniz. Aynı şekilde burada eğitim alan Sözleşmeli Erlerimiz ve Uzman Çavuşlarımız da kıtalarında görevlerine başladıklarında ordumuzun gücüne güç katacaklardır. Her birinizin şanlı atalarımıza yaraşır şekilde ve yüksek bir görev şuuruyla sorumluluklarınızı en iyi şekilde yerine getireceğinize eminim. Bu çerçevede; - Sizleri büyük bir özveri ile yetiştiren ve bugünlere gelmenizde en büyük pay sahibi olan kıymetli ailelerinize şükranlarımı sunuyorum. - Aynı şekilde buradaki eğitimleriniz sırasında üzerinizde emeği olan başta Hava Er Eğitim Tugay Komutanımız olmak üzere birliğimizin siz kıymetli personelini yürekten teşekkür ediyorum. Sizlerin şahsında bayram günlerinde bile sevdiklerinden uzakta karada, denizde ve havada, yurt içinde ve sınır ötesinde gece gündüz demeden kahramanca ve fedakârca görev yapan tüm silah ve mesai arkadaşlarımı canı gönülden tebrik ediyor, her birini gözlerinden öpüyorum. Gücünü, bağrından çıktığı asil Türk milletinin sevgisi ve güveninden alan kahraman ordumuz; - Cumhuriyetimizin ikinci asrına ulaştığımız bu kutlu süreçte daha büyük ve daha güçlü bir Türkiye için azim ve kararlılıkla çalışmaya devam edecek; - Türkiye Yüzyılı hedeflerimizin gerçekleştirilmesinde üzerine düşen vazifeleri yerine getirmek için çalışmalarını artan bir şevk ve gayretle sürdürecektir. Bu kapsamda sizlere de hem askerlik görevleriniz hem de sonraki hayatınızda önemli sorumluluklar düştüğünü özellikle vurgulamak istiyor, her birinize üstün başarılar diliyorum. Bu vesileyle Mete Han’dan Sultan Alparslan’a, Fatih Sultan Mehmet’ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve bugüne kadar ki tüm devlet büyüklerimizi ve komutanlarımızı saygıyla anıyor, aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi bir kez daha rahmet ve minnetle yâd ediyorum. Sizlerin ve ailelerinizin Kurban Bayramı’nızı bir kez daha en içten dileklerimle kutluyor, kıymetli ailelerinize selamlarımı gönderiyor, saygılarımı sunuyorum. Kahraman Havacılar, yolunuz ve bahtınızın semalar kadar açık olsun. Kalın sağlıcakla. #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

41,321 次观看 • 1 年前

Sayın ÖZDİL'in Konuşması... Türkiye’yi, adında adalet olan bir parti yönetiyor 23 yıldır; ama Türkiye’de hukuk adına tirajı komik örnekler yaşanmaya devam ediyor. Bakın bununa ilgili çarpıcı bir örnek var. Emekli Astsubaylarım… Emekli Astsubaylarım… Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği, bugün hem kuruluş yıl dönümleri hem de Astsubaylar Günü vesilesiyle—evet, bugün Astsubaylar Günü—saat 11’de Anıtkabir’de buluşacaklar. İki yıldır mitinglerle, çalıştaylarla ve basın duyurularıyla haykırdıkları şikâyetlerini, taleplerini bu defa Atatürk’ün huzurunda bir kez daha dile getirecekler Emekli Astsubaylar. Ne istiyor Emekli Astsubaylar ? Aslına bakarsanız maaşlarına zam istemiyorlar; maaşlarında adalet istiyorlar. Bakın, zam farklı bir şeydir; adalet ve hakkaniyet farklıdır. Çünkü gerçekten çok ağır haksızlığa uğruyorlar. Mesela Emekli Albaylar, en alt düzeydeki muvazzaf Subay olan Teğmenlerin maaşından daha fazla emekli maaşı alıyor. Doğrusu da bu zaten. Ama Emekli Kıdemli Başçavuşlar, şu an görev yapan en alt düzey Astsubay Çavuşun ancak yarısı kadar maaş alıyor. Hatta tezkere bırakan Uzman Çavuşların maaşı bile Emekli Astsubayların maaşını geçmiş durumda. Bakın, yanlış anlaşılmasın; özellikle altını çiziyorlar, dertlerini anlatmaya çalışıyorlar. Emekli Astsubaylar “Emekli Subaylar niye bu kadar maaş alıyor?” demiyorlar. “Uzman Çavuşlar niye bu kadar maaş alıyor?” da demiyorlar; böyle bir itirazları yok. Tam tersine, “Daha fazlasını hak ediyorlar; daha fazlasını alsınlar” diyorlar. Hiyerarşik yapının bozulmasını istemiyorlar; “Subaylarla aynı statüde olalım” falan demiyorlar—kesinlikle böyle bir talepleri yok. Ama duygusal isyanları şu: “Emekli Astsubaylara niye haksızlık yapılıyor kardeşim?” Bunu soruyorlar; devlete ve topluma bunu duyurmaya çalışıyorlar. Mitingleri bu yüzden yapıyorlar; çalıştayları bu yüzden yapıyorlar; basın duyurularını bu yüzden yapıyorlar. İşte bugün Anıtkabir’e de bunun için gidiyorlar. Emekli Albayların maaşı kabaca görevdeki Teğmen maaşı kadar; hatta Üsteğmen maaşına yakın. Emekli Kıdemli Başçavuşlar da aynı oransal talepte bulunuyor: “Görevdeki Astsubay Çavuş kadar maaş almak istiyorlar; hepsi bu.” Subaylarımız, Teğmenlikten Albaylığa kadar çeşitli vesilelerle altı defa görev ve makam tazminatı alabiliyorlar. Çok güzel; helal-i hoş olsun, kimsenin itirazı yok. O tazminatlar kazanılmış hak olduğu için emekli olduklarında maaşlarına da yansıyor. Ama Astsubaylara görevdeyken bile tazminat verilmiyor ya dolayısı ile emekli maaşlarına yansıtılmıyor. Bu adalet mi? Bakınız, altını özellikle çiziyorlar: “Subaylar almasın” demiyorlar; tam tersine “Daha fazlasını alsınlar.” Ama “Astsubaylara niye haksızlık yapılıyor?” diye soruyorlar. Hazin bir kıyaslama: Farz edelim, bir şehrin Valisi güvenlik konusunda toplantı yapıyor; İlçe Jandarma Komutanlarının tamamı toplantıya katılıyor. Subay olan İlçe Jandarma Komutanları bu toplantıya katıldığı için tazminat alıyor; Astsubay olan komutanlar alamıyor. Halbuki makam, yetki, sorumluluk aynı. Makam da yetki de sorumluluk da aynıyken Subaylara tazminat verilip Astsubaylara verilmemesi nedir? Eğitim statüsü açısından bir başka trajikomik kıyaslama: Türkiye’nin hâli… NATO standartlarının çok üzerinde eğitim alan—Türk Hava Kuvvetleri’nde 30 yıl görev yapmış—F-16 savaş uçaklarının bakım teknisyeni Astsubaylar düşünün. NATO standartlarının çok üzerinde eğitimleri var ama sahip oldukları belgeler sivil havacılık kurumlarında geçerli kabul edilmiyor. Buna mukabil, herhangi bir üniversitede dört yıllık fakülte okuyan herkes sivil havacılıkta uçak bakım teknisyeni olabiliyor. Böyle saçmalık olur mu? diyorsunuz değil mi duyar gibiyim. Astsubaylar, işte böyle saçmalıkların daniskasını yaşıyor. “30 yıl F-16 bakım teknisyeni olmaz” diyorlar; “dört yıl okuyorsun, senden şahane olur” diyorlar. Nedir ya? Astsubaylar olmasa savaş uçakları uçamaz, tanklar yürümez, donanma yüzemez; radarda anca “babayı” görürsün; mühimmatı hazır vaziyette tutamazsın. Türk ordusunun omurgasıdır Astsubaylar. Ama sivil hayatta kaportacı muamelesi bile göremiyorlar; olur mu böyle şey? Yıllardır bu özlük haklarının teslim edileceğine dair sözler veriliyor; artık bu sözlerin tutulmasını istiyorlar. Şu an Millî Savunma Bakanı olan Yaşar Güler, Genelkurmay İkinci Başkanı iken bu meseleyle ilgili röportaj vermiş ve “Emekli Astsubayların tazminat taleplerini haklı buluyoruz ama bunun muhatabı biz değiliz” demişti; yani hükümeti adres göstermişti. Haklıydı; bu işin muhatabı hükümet. Bu açıklamayı yaptığı sırada Hulusi Akar Genelkurmay Başkanıydı. E şimdi, Yaşar Güler adres gösterdiği hükümette Millî Savunma Bakanı değil mi kardeşim? Bu işin muhatabı kendisi değil mi? Bu işin kendisinden önceki muhatabı Hulusi Akar değil miydi? Niye hiç seslerini çıkarmıyorlar? “Bu işin muhatabı hükümet” diyordun; işte hükümetsin. Bakın, şu an Dışişleri Bakanı olan Hakan Fidan… Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı’na atandığı dönemde—Sözcü Gazetesi’ndeydim o zaman da—bir yazı yazdım. Hakan Fidan’ın özgeçmişinden bahsederken “Başçavuş” dedim. “Abi, vay sen misin bunu diyen!” Yandaş medya ve iktidar trolleri tarafından anında linç kampanyası başladı. Öyle böyle değil; fotokopi gibi aynı merkezden çıktığı bariz olan hakaret cümlelerini servis ettiler. “Astsubay düşmanı” olduğumu söylediler. Hakan Fidan’a “Başçavuş” diyerek Astsubaylara hakaret ettiğimi iddia ettiler. Yandaş televizyonlarda saatlerce benim aleyhimde program yaptılar; ekranda hedef tahtasına montajlanmış fotoğraflarımı yayınladılar. “Astsubaylara küfür etti” dediler; “vatan haini” olduğumu söylediler; vatandaşlıktan atılmam gerektiğini bile söylediler. Ev adresimi, evimin giriş-çıkış görüntülerini, drone görüntülerini; otomobilimi ve plakasını yayınladılar. Beni, alışkın oldukları “dengesi bozuk” tiplere benzetip korkacağımı sanarak mermi fotoğrafları yolladılar. Benim bu konularda doğuştan biraz “arıza” olduğumu bilmiyorlar tabii; “tırsarım belki” diye e-posta adresime tabanca fotoğrafları gönderdiler. Bu çirkin kampanyayla Astsubay derneklerini maalesef harekete geçirdiler; bazı şehit ailelerini de aleyhimde konuşturdular. Çünkü gidip diyorlar ki: “Yılmaz Özdil, Astsubaylara küfür etti; ne diyorsunuz?” “Oğlum, bu büyük terbiyesizlik” dersin… Adamın çocuğu mesela Astsubay; şehit olmuş. Ona mikrofon uzatıyorlar: “Yılmaz Özdil, Astsubaylara küfür etti; vatan haini dedi.” Şehit ailesi de “Bu Yılmaz Özdil şerefsiz herhalde” diyor. Bu kadar korkunç işler yaptılar. Emekli Astsubaylar kışkırtıldı; hakkımda Türkiye’nin dört bir yanında savcılıklara suç duyurularında bulunuldu. İstanbul’dan Adana’ya, Erzurum’dan Trabzon’a, Bursa’dan Malatya’ya; hatta benim İzmir’imden ve askerliğimi yaptığım Isparta’dan… Sağanak gibi suç duyuruları yaptılar; hapis cezaları istediler. Türkiye’yi sevmek gerçekten zordur; meslek hayatım boyunca memleketi sevmenin bedelini ödemek zorunda kaldım. Bu da öyle bir şey. “Hamama giren terler” misali; alışığız. Bütün bu suç duyuruları İstanbul’da tek merkezde toplandı. Neticede savcılıktan çağırdılar; “hay hay” deyip derhal gittim. Savcı beyin karşısına oturdum, çay ikram etti; sağ olsun. Önündeki kalın dosyaya baktı: “MİT Müsteşarına ‘Başçavuş’ demişsiniz.” “Evet efendim.” “Niye ‘Başçavuş’ dediniz?” diye sordu. “Efendim, kendisi Emekli Başçavuş” dedim. “Amiral mi diyim?” Savcı bey gülmekten çayını üstüne döktü. Neredeyse Cumhuriyet Savcısını çayla boğarak öldürmekten suç alacaktım. Elbette takipsizlik kararı verildi. Şimdi bakıyoruz: Emekli Astsubay Hakan Fidan—tıpkı Yaşar Güler gibi—hükûmette yer almasına, “sarayın bakanı” olmasına rağmen, Emekli Astsubayların haklı talepleri konusunda niye ağzını açıp tek kelime etmedi? İktidar güdümündeki Astsubay kampanyasını yürüten; hakkımdaki karalama kampanyasını yürüten; yalanlarla, iftiralarla köpürtmeye çalışan “tetikçi medya”ya bakıyoruz: Emekli Astsubayların uğradığı bu ağır maddi haksızlık hakkında tek satır yazmıyorlar, tek kelime etmiyorlar. Emekli Astsubaylar miting yapıyor, çalıştay yapıyor; işte bugün olduğu gibi Anıtkabir’e topluca ziyarette bulunuyorlar. Sorunlarını dile getirip farkındalık yaratmaya, seslerini duyurmaya çalışıyorlar; “sayın haysiyetsiz medyamız” ise duymazdan, görmezden geliyor. Şüphesiz emeklilerimizin hepsi darda; her meslekten Emeklinin maaşı bugün insan onurunun altında. Ama Emekli Astsubaylar eşitler arasında birinciliği hak ediyor. Çünkü Emekli Astsubay dediğimiz insanlar, bizler güvende olalım diye Türk Silahlı Kuvvetlerine ömürlerini veriyorlar. Bizim kahramanlarımız onlar. Özellikle terör bölgelerinde kelle koltukta görev yaptılar; devleti ve milleti koruyabilmek için hayatlarını ortaya koydular; Şehit olmayı, Gazi olmayı göze aldılar. Yurt içinde veya yurt dışında; eksi 40 derecede karda tipide, 50 derecede güneşte; şarapnel gibi yağan sağanak altında; kuş uçmaz, kervan geçmez dağlarda; haritada yerini bile bilmediğimiz ücralarda vuruştular, çarpıştılar. Hem kendi hayatlarını hem ailelerini hiçe saydılar; yüksek riskli görevlerin bedelini aileleriyle birlikte ödediler. Çoğu kirada; kendilerine reva görülen bu emekli maaşıyla geçinmeleri mümkün değil. Terörle mücadelenin bir türevi gibi bugün ekonomik terörle mücadele ediyorlar; hayat pahalılığı içinde yaşam mücadelesi veriyorlar; yoksulluk sınırının altında yaşıyorlar. Mecburen ek işlerde çalışıyorlar; madalyalı kahramanlarımız Astsubaylar, AVM’lerde ve otellerde güvenlik görevlisi olarak çalışıyor. Bakın, bu konuyu burada anlatabilmem için derneğin duyurularından beni düzenli haberdar eden—varlığıyla onur duyduğum—bir arkadaşım var: Mehmet Görmüş. Emekli Kıdemli Başçavuş. Ağrı’da, Tunceli’de, Van’da, Hakkâri’de, Kıbrıs’ta görev yaptı; özel harekât operasyonlarında defalarca çatışmaya girdi. Neticede 25 yıllık görev süresinin sonunda emekli oldu; çocukları için ek işlerde çalışmaya devam ediyor. Emekli olduktan sonra çocuklarının birbirinden şahane üniversitelerden mezun olmalarını sağladı; hâlâ çalışıyor. Çalışmak elbette ayıp değildir; namusuyla ekmek parası kazanılan her iş kutsaldır. Ama yahu, bu insanlar bizim kahramanlarımız; bu vatanın yurtsever evlatları. Bütün ömürleri tehlike içinde, namlunun ucunda geçti; emekli olduktan sonra bile gün yüzü göremiyorlar. Ve bugün saat 11’de Anıtkabir’e gidiyorlar. İmkânı olan herkesi oraya davet ediyorlar. Bizzat gelemeyenler bile manen, ruhen; Türk halkının Aslanlı Yol’da onlarla birlikte yürümesini rica ediyorum. Anıtkabir’e birlikte gitmek istiyorlar; kalabalığın içinde yalnız olmadıklarını hissetmek istiyorlar. Eğer gerçekten milletsek, kuru kalabalık olmadığımızı göstermemiz gerek. Kuru kalabalık olmadığımızı göstermemiz gerek. Yahu, terörist başına bile “umut hakkı” tanınan bu ülkede; geleceğe dair umutla bakabilmeleri için—aileleri, çocukları için—bir ömür boyu fedakârlıklarına karşılık bir nebze olsun teşekkür edebilmek adına Emekli Astsubaylarımızın yanında olmamız gerek. Bugün saat 11, Anıtkabir’deyiz. Bizzat oraya giderek veya ruhen, manen, sosyal medyada destekleyerek Emekli Astsubaylarımızın yanında olmalıyız. Abonelerim arasında çekiliş yapacağım. Mail adresimi not edin lütfen: [email protected]. Emekli Astsubaylarımızın bugünkü Anıtkabir’deki buluşmasına katılan ve katıldığına dair bana fotoğraf gönderen dört talihli izleyicime, sevgili arkadaşım Korcan Karar’ın 27 Ekim’de İzmir’de açacağı Anıtkabir konulu fotoğraf sergisinden birer olağanüstü fotoğraf hediye edeceğim. Korcan fotoğrafları sizin için imzalayacak; ben de çerçeveletip göndereceğim. Korcan’ın 27 Ekim’de İzmir’de açacağı bu sergi hakikaten muazzam—yani muazzam. Onu günü geldiğinde hem görsel olarak hem de bilgilerle detaylı anlatacağım. Korcan, Anıtkabir’de olağanüstü bir iş yaptı; onun sergisi… Dört talihli izleyicime işte Korcan’ın Anıtkabir sergisinden birer fotoğraf hediye edeceğim; Korcan imzalı. Cümleten sağlıklı, huzurlu; namuslu ve yurtsever insanların daima dayanışma hâlinde olacağı bir hafta sonu dilerim. #17EkimDünyaAstsubaylarGünü Nevzat Yüksel Yalçın TUNÇBİLEK Büyük Astsubay Platformu @karahoroz2 @_ozgedemir_ ZaFeR KıRaBaL EsraEsigil💙 Assubay İnisiyatif EfeTürk NECMİ TENĞİLİMOĞLU Özkan Güçlüer 🫡(ZARGANA (CW5)) Fatih Kozan Cafer DEMİR Kadıköy Bekir Aksu Sabahattin ÜNAL Osman KÖSA TEMAD Genel Başkanlığı Asb78 #gramaltın

Askeri Personel .Com

14,320 次观看 • 9 个月前