Loading video...

Video Failed to Load

Go Home

226,725 views • 4 months ago •via X (Twitter)

0 Comments

No comments available

Comments from the original post will appear here

Related Videos

Birkaç kelam etmeden duramayacağım. Öncelikle şunu söyleyeyim: Ozan Güven’e bayılan, fanı olan biri değilim. Mesele de bu değil zaten. Mesele, insanların kendilerini mahkeme yerine koyup kamuoyu önünde hüküm dağıtmaya başlaması. Arkadaş, sen hâkim misin, savcı mısın, yargıç mısın? Mahkeme mi kurdun? Adam hakkında yıllardır konuşulan, yargıya taşınmış bir olay var. Sen ise kendini kürsüde sanıp hüküm vermeye devam ediyorsun. Bu artık bir duruş sergilemek değil; düpedüz şov. İşin en ironik tarafı ne biliyor musunuz? Yapılan şeyin sonucu, amaçlanan şeyin tam tersi oldu. Ozan Güven’i hiç sevmeyen insanlar bile ortaya çıkan görüntülere tepki gösteriyor. Adamın yıllardır toparlayamadığı imajı, birilerinin yaptığı aşırı ve ölçüsüz çıkışlar sayesinde mağduriyet algısıyla toparlanmaya başladı. Bazen insanlar öyle büyük bir performans sergiliyor ki, karşı tarafın en iyi halkla ilişkiler danışmanının bile başaramayacağı işi tek başına başarıyorlar. Gerçekten etkileyici. Çünkü burada görünen şey, “şiddet görmüş bir kadına destek olmak” değil. O destek başka bir şeydir. Bu ise daha çok insanların gözü önünde ahlaki üstünlük yarışına girmek, alkış toplamak ve kendi doğruluğunu sergilemek gibi duruyor. Aradaki farkı kaçırmamak lazım. Bir çift söz de mekâna… Bir işletmenin, müşterilerinden birinin bu şekilde hedef gösterilmesine, taciz edilmesine ya da fiilen kovalanmasına sessiz kalması da ayrı bir rezalet. İster sev, ister sevme; bir müşterinin güvenliğini ve huzurunu sağlamak o işletmenin sorumluluğudur. Bu arada mekânın adı neydi? Söyleyin de not alalım. Çünkü müşterisine böyle davranılmasına göz yuman bir yere gidip para bırakmak için hiçbir sebep göremiyorum. #ozangüven

Alev Gürsoy

121,870 views • 1 month ago

CHP’li gazeteci Murat Ağırel, Sayın Bakanımız Mustafa Çiftçi’yi eleştirirken uzun bir liste sıralıyor. “Geçmişi geleceğin aynasıdır.” diyerek başlıyor ve tek tek sayıyor: - Hafızlık kurslarına gitmiş. - Hafız olan çocukların alnından öpmüş. - TÜGVA ve İlim Yayma Cemiyeti paylaşımları yapmış. - Kandilleri kutlamış. - İskilipli Atıf’ı anmış. - Abdülhamid Han’ı anmış. - Malazgirt Zaferi’ni anmış. Anmış da anmış… Sonra büyük bir “eksik” yakaladığını düşünüyor: “Cumhuriyet’i ve Atatürk’ü anmamış.” Asıl mesele de burada düğümleniyor. Bir insanın inancına, tarihine, kültürel referanslarına dair paylaşımlar yapması suç gibi sunuluyor. Dindar bir geçmiş, millî tarih vurgusu ya da muhafazakâr çevrelerle temas, adeta kriminal bir dosya gibi önümüze konuluyor. Üstelik geçmişte Millî Türk Talebe Birliği’nin başında bulunmuş ve eski TBMM Başkanı İsmail Kahraman’ın özel kalemliğini yapmış olması da “şüpheli geçmiş” imasıyla servis ediliyor. Ortaya çıkan tablo şu: Muhafazakâr bir geçmişe sahipsen, bazı çevreler için otomatik olarak sorgulanması gereken bir figürsün. Eleştiri yapılır, siyasi pozisyonlar tartışılır. Ama inanç, tarih ve kültürel aidiyet üzerinden ima üretmek; asıl zihniyet tartışmasını başlatır. Soru: Ortağınız DEM Parti ve milletvekilleri, belediye başkanları vs. hangisi Atatürk’ü anmış, Anıtkabir’e gitmiş ve resmî bayramları kutlamış? Önce bunu sorgulayın, sonra yeni Bakan Hafız Mustafa Çiftçi’yi araştırın. #SeniSeviyoruzReis

Kumandan

47,305 views • 4 months ago