Loading video...
Video Failed to Load
Sultan Abdülhamid Han'ı vefatının sene-i devriyesinde rahmetle yâd ediyorum... Kendisi hakkında söylenmiş itiraf mahiyetindeki bazı önemli sözler:
185,958 views • 1 year ago •via X (Twitter)
25 Comments

Michel de Grèce: Yunan Kraliyet Ailesiden Michel De Grèce, "Son Sultan" kitabında şunu yazıyor: "Genç yaşta tahta çıktığı zaman öylesine mücadele eder, öylesine saldırılara göğüs gerer ve öylesine vuruşur ki sonunda Avrupa devletleri tahtta Sultan Abdülhamid bulunduğu müddetçe Osmanlı Devleti'ni yok edemeyeceklerini anlarlar. Bu yüzden Sultan Abdülhamid'i devirmek için ellerinden geleni yaptılar ve tahttan indirdiler. Sultan Abdülhamid düşürülür düşürülmez İngiltere, petrol kuyularının üzerine atıldı."

Sir Henry F. Woods: Yaklaşık kırık yıl Osmanlı Donanması'nda görev yapan İngiliz Amiral hatıralarında şöyle yazıyor: "...Abdülhamid rejimi hakkında doğru bir yargıya varabilmek için, olanlara akılcı bir açıdan bakmak gerekir. Bu açıdan bakıldığında, idaresinin ne kadar iyi olduğu görülecektir. Abdülhamid tahttan düşürülmemiş olsaydı, Avrupa Devletleri halen yaralarını sarmaya çalıştığı o büyük afet (Birinci Cihan Harbi) meydana gelmiş olmayacaktı. Aksini farz etsek bile Abdülhamid, büyük bir ihtimalle Osmanlı'nın tarafsız kalmasını sağlayarak memleketine bir zafer hediye etmiş olacaktı. Bunu iddia etmekle kâhin sayılmamalıyım."

Arminius Vambery: İngiliz casus olarak bilinen , Yahudi asıllı Türkolog Vambery, İngiliz Dışişlerine gönderdiği raporda: "Padişah, elindeki bütün imkanları seferber ederek, hayırseverliğini her fırsatta göstermekten kaçınmıyor. Eğitim ve sağlık hizmetleri için büyük miktarlar harcamakta, halkının selamet, refah ve mutluluğu için yorulmak bilmeden çalışmaktadır. Padişahtan korkabilir, hatta nefret edebilirsiniz ama çalışkanlığını ve adaletini asla inkar edemezsiniz."

S. S. Cox: ABD Büyükelçisi Cox, Osmanlı'nın kalkınması ve yıkılmaktan kurtulması için Sultan Abdülhamid'in tek şans olduğunu söyler: "Türklerin ilerlemesini gerçekleştirebilecek yegane şahıs Sultan Abdülhamid'dir. Bütün vaktini de buna hasretmiştir. Müsamahalı bir hükümdardır. Bazı kibirli Avrupa Devletleri onu örnek kabul etmelidirler."

Edward Grey: İngiltere Dışişleri Bakanı Edward Grey, siyasi hayatı boyunca rakibi olmasına rağmen Sultan II. Abdülhamid'in vefatını öğrendiği zaman: "Ne büyük kayıp! Hasmımdı ama onun ölümüyle diplomasi mesleği artık zevkini kaybetti! Tahttan indirilmeseydi, Balkan Savaşı'nı önler ve I. Dünya Savaşı'nı çıkarttırmazdı."

İngiliz Yazar Joan Haslip: "İttihatçılar, yaptıkları hataları halktan gizlemek için, Sultan Hamid rejimi aleyhinde şiddetli bir kampanya açmışlardı. Sultan Hamid kadar hiç kimse, bir harpten memleketinin ne kadar az kazanacağını veya ne kadar çok şey kaybedeceğini bilemezdi."

Hollandalı Tarihçi Erik Jan Zürcher: "Döneminde eğitim, idare, adalet ve iletişim gibi birçok alanda ıslahat yapıldı ya da yapılan ıslahatlar genişletildi. Eğitim ve iletişim alanlarındaki ıslahatlar özellikle kayda değerdir. Batılı tarzda okulların gerek sayısı, gerek verdikleri mezun sayısı arttı ve 1900'de Darülfünun açıldı. Alt tabakadan gelen öğrenciler artmış ve Batı etkisi ilk defa yönetici elitin dışındaki kitleye ulaşmıştır. Abdülhamid döneminde kitapların, dergilerin, gazetelerin tirajı çok büyük ölçüde artmıştır. Bu yayınlar, modern bilim ve teknoloji ile imparatorluk dışındaki dünya hakkında halkın aydınlatılmasını sağlamıştır."

Son Almanya İmparatoru ve Prusya Kralı II. Wilhelm: "Fransız Kralı ile görüştüm aşağı buldum. Japon İmparatoru ile görüştüm basit buldum. İngiliz Kralı ile görüştüm kendi ayarımda buldum. Ne zaman ki Osmanlı Sultanı Abdülhamid Han ile görüştüm; heybeti, zekası ve nezaketi karşısında hayranlığım oluştu."

Otto Von Bismarck "Sultan Abdülhamid Avrupa’da bir hasta olarak ele alınmaktadır. Fakat bana göre o, Haliç kıyılarında bulunanların hepsinden daha yüksek bir diplomattır. Ona karşı adilane hüküm verilmediği kanaatindeyim."

İsmail Hami Danışmend: "Eğer Fatih, Yavuz ve Kanuni on beşinci ve on altıncı asırlarda gelmeyip de Sultan Hamid'in zamanında gelmiş olsalardı ne yapabilirlerdi? Bu büyük padişahın şahsiyetini tespit etmek isteyenler için böyle bir sualin cevabını çok iyi düşünmek gerekir. Herhande tarih, can çekişme devrinde gelmiş olan, Osmanlı İmparatorluğu'nu otuz üç sene yaşatmış olan Sultan İkinci Hamid'i daime hürmet ve rahmetle yâd edecektir."

Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma: "O, kendi tabiriyle bir dervişti. Bir Şazeli şeyhine intap etmiş, bir Sultan-Mürid'di. Fakat pısırık bir derviş değilé Oturduğu Yıldız Sarayı'ndan, Afrika içlerine, Hind'lere, Çin'lere kadar elini uzatıyor, siyasetini oralara götürüp, Batı emperyalizmine savaş açıyordu. Onun dervişliği inzivada değil, aksiyondaydı. Hiç mi hatası yoktu? Vardı elbette! Ama hiç olmazsa ve tarih ilminden haya ederek diyelim ki, o 'Kızıl Sultan' değildi.

Fethi Okyar Paşa: "Çok haysiyetli, vakur, azametli idi. Bu vasıfları yapmacık değildi. Mağrurdu diyemeyeceğim, hatta aşırı terbiyesi içinde samimi, şefkatli olduğu kanaatindeyim. Hiç şüphesiz şahsen merhametliydi."

Reşad Ekrem Koçu: "Bugün aydın bir hakikattir ki, II. Abdülhamid tahttan indirildikten sonra, 1908-1913 yılları arasında kaleme sarılanların tasvir ettikleri adam değildir. O devrin ciddi ve mizahi gazetelerinde cehil bütün gılleti ile sırıtır. Tam inkar ile Abdülhamid'i Yıldız Sarayı'na kapanmış, taht ve can kaygısından başka bir şey düşünmeyen bir padişah olarak gösterirler. Bu bedbaht yazarlar, Abdülhamid'in çok mazbut ve afif olan hususi hayatına bile tecavüzden en küçük bir vicdan ürpermesi duymamışlardır.

Son Vakanüvis Abdurrahman Şeref Efendi: "Saltanatı günlerinde, 'Ne kendi eyledi rahat ne halka verdi huzur' mısraını okuyanların birçoğunun cenaze namazında Bakî'nin 'Kadrini seng-i musallada bilüp ey Bakî / Durup el bağlayalar karşında yaran saf saf' beyitini dile getirmeleri, Abdülhamid'in hayatının hayırla kapandığını gösteren garaib-i mukadderattandır. İbret alın ey akıl sahipleri!"

İbnülemin Mahmud Kemal İnal "Pek nazik, pek mütevazı idi. Mültefitane sözlerle muhatabını teshir ederdi. Ecnebi küberasına ziyafet verildikte dilfiribane bir tarzda ve suhuletle uzun sözler söyler, hatırlarını tatyib ederdi. Kuvve-i hafızası son derece metin idi. Çok sigara, kahve ve çay içerdi. Iyş ü işrete ve fahş ü rezilete rağbet etmezdi. Az yer, az uyurdu."

Samiha Ayverdi: "II. Sultan Abdülhamid devri tarihine temas edenlerin büyük ekseriyeti, dünya Siyonist ve Masonlarının işbirliği ile hazırlayıp fikir kampanyasına sürdükleri menfi havanın baskısı altında kalmışlardır. Onun için de muhitinin tesirlerini tartıp ölçecek ve doğru bulmazsa reddedip püskürtecek bir fikrî olgunluk beklenemeyecek umumi efkâr, daima bu ortalığı saran menfi tesirlerin altında kalmıştır. Şayet kütle, kendi haline bırakılmış olsa idi, hükümdarın takdire layık siyasi portresini göreceğine şüphe yoktu. Halbuki aleyhte işleyen propaganda, lafazanlık ve müptezel iftiralarla bir hücum kampanyası açarak onu halkın gözünde düşürmek yoluna gitmiştir."

Hüseyin Nihal Atsız: "Toplumun en büyük haksızlığına uğramış tarihî şahsiyetlerden biri, II. Abdülhamid'dir. Kendisinden önceki devirlerin ağır yükünü omuzlarında taşıyan, en güvenebileceği adamların ihanetine uğrayan ve dağılmak üzere olan, içi-dışı düşman dolu bir imparatorluğu 33 yıl sırf zekâ ve hamiyeti ile ayakta tutan bu büyük padişah; kâtil, kanlı, müstebid, kızıl sultan, cahil ve korkak olarak tanıtılmış, daima aleyhinde işleyen bu propagandanın tesiriyle de böyle tanınmış talihsiz bir insandır." "...Bu düşmanlığı aşılayanlar ilkönce İttihatçılar, yâni hürriyet kahramanları (!) yâni Sultan Abdülhamid'in 33 yıl ayakta tuttuğu imparatorluğu 10 yılda dağıttıktan sonra memleketten kaçan kişilerdi. İttihatçılardan sonra da Ermeniler, Rumlar, Yahudilerdi..." "Onun kâtil olduğu yalan, kızıl sultan olduğu iftiradır. Avrupalıların ve Ermenilerin yakıştırdığı kızıl sultanlığı benimsemek, onların emellerine hizmet etmek olmaz mı? Sultan Hamid, kızıl değil, Gök Sultandır. Herkeste bulunması mümkün ufak tefek kusurlarını şişirip erdemlerini inkâr etmekle ne Türk tarihi, ne de Türk milleti bir şey kazanır."

Nizameddin Nazif Tepedelenlioğlu: "Abdülhamid durumu dehşetle gördükten sonra şu iki şıktan birini seçmeğe mecbur oldu: Kanun-u Esasi’yi (Anayasa) mi korumalı, devleti mi? Ortada devlet denilebilecek bir varlık kalmamıştı ki, rejim şeklinden bahsedilsin! Bunun için daha berbat tecrübeler geçirilmesine meydan vermeksizin dizginleri eline aldı. Kanun-u Esasi’yi yok etmedi. Hayır! Sadece yürürlükten kaldırdı. Bundaki incelik meydandadır. Ve lisan-ı hal ile şöyle dedi: “Asıl olan devlettir. Önce onu kuralım. Bunu da ancak ben yapabilirim.” Asrımızda bu kararı veren az politikacı mı görüldü? Ve hiç şüphe edilmesin, iki dünya harbi arasındaki kızıl, kara, boz her renkten diktatörlerle mukayese edilince Abdülhamid’in idaresi solda sıfır kalır."

Necip Fazıl Kısakürek: "Abdülhamid aleyhinde yalan tarih uydurulmuş sahte ilim imal edilmiş ve Galata kulesinin bostan kuyusu diye gösterilmesi tarzında tam zıddıyla teşhir edilmiş ve bütün bunlar onun Müslüman-Türk şahsiyeti ve şahsiyetçiliği yüzünden, bu iki oluşa düşman hiziplerce yapılmış dasitani bir kurbandır. "

Raif Ogan: "İttihatçılar ekseninde cereyan eden tariz ve kışkırtmalar; dönemin münevverleri, ricali ve teb'ayı da bir furya hâlinde Abdülhamid'e düşman etmiş, devrinin "istibdad" olarak zikredilmesinin bir numaralı âmili olmuştur. Fakat muarızları onun basiret ve şevketini, ancak İttihadçılar başa geçtikten sonra anlayabilmiş ve o zaman nedamet getirebilmişlerdir."

Prof. Dr. Osman Turan "Sultan Hamid ve devri, Türk tarihinin çok mühim ve karışık bir safhasını teşkil eder. Bu devirde emperyalizm doymaz ihtiraslarla Osmanlı İmparatorluğu’na karşı şahlanmış veya kışkırtılmıştır. Bu duruma rağmen imparatorluk, Adriyatik denizinden Basra Körfezi’ne kadar muhafaza edilmiştir ki bunda başlıca amil, saltanatı otuz üç yıl süren, bu padişahın siyasi kudreti olmuştur. Abdülhamid Han’ın nasıl buhranlı bir devirde teslim aldığı ve kendisinden sonra devletin dokuz yılda ne derece dağıldığı ve hatta anavatan Anadolu’nun bile istila edildiği göz önüne getirilirse, tarih ilminin bu padişah hakkında vereceği şaşmaz hüküm onun lehinde olacak ve tenkitler teferruata inhisar edecektir."

Süleyman Nazif "Padişahım gelmemişken yâda biz, İşte geldik senden istimdâda biz, Öldürürler başlasak feryâda biz, Hasret olduk eski istibdâda biz."

Rıza Tevfik Bölükbaşı: "...Tarihler ismini andığı zaman, Sana hak verecek hey koca Sultan; Bizdik utanmadan iftira atan, Asrın en siyasi padişahına! Padişah hem zalim hem deli dedik, İhtilale kıyam etmeli dedik; Şeytan ne dediyse, biz beli dedik; Çalıştık fitnenin intihabına! Divane sen değil, meğer bizmişiz; Bir çürük ipliğe hülya dizmişiz; Sade deli değil, edepsizmişiz; Tükürdük atalar kıblegahına!"

Ahmed Râsim "Sen değil naaşın hükümdar olsa elyaktır bizlere Dönsün etsin taht-ı Osmaniye tabutun cülus"

🇵🇰 Pakistan’s Ghwandai Top reveals multi-layered history from Vedic to Islamic era Archaeologists highlight its profound historical and cultural significance, noting its role as a microcosm of Swat Valley’s dynamic history

