Video wird geladen...

Video konnte nicht geladen werden

Zur Startseite

15,217 Aufrufe • vor 8 Monaten •via X (Twitter)

0 Kommentare

Keine Kommentare verfügbar

Kommentare vom Original-Post werden hier angezeigt

Ähnliche Videos

ABD’den Çin’e Karşı Kritik Hamle: 13 Temmuz’a Dikkat! ABD hükümetinin Ocak ayı başında Section 232 kapsamında yayınladığı yerli üreticiyi koruma genelgesinde 180 günlük kritik sürenin sonuna geliniyor. Makro strateji analizlerine göre, 13 Temmuz tarihi küresel emtia piyasalarında kartların yeniden dağıtılmasına yol açabilir. Piyasaya olası etkileri: Stratejik Elementlerde Çin İnisiyatifine Son Tedarik Güvenliği: ABD artık stratejik emtialarda (bakır, gümüş ve nadir toprak elementleri) "en ucuzu almak" yerine "en güvenli tedarik zincirini kurmak" stratejisine geçiyor. Rafinasyon Gücü: Dünyadaki stratejik elementlerin %70'ini Çin çıkarıp rafine ediyor. Yeni bir sanayi devriminin eşiğinde Çin'e olan bu bağımlılığı kırmak isteyen ABD, yerli madencilerini destekleme kararı aldı. 13 Temmuz ve "Fiyat Tabanı" Uygulaması Süre Doluyor: Ocak ayında başlayan 180 günlük yasal süre 13 Temmuz'da resmen tamamlanıyor. Beklenti: Bu tarihte ABD'nin, ülkeye girecek yabancı bakır, gümüş ve nadir toprak elementlerine karşı "fiyat tabanı uygulaması" getirmesi bekleniyor. Piyasa Etkisi: Eğer bu hamle devreye girerse, Çin'in ucuz maliyetli üretimine karşı rekabet edemeyen ABD'li madencilik hisselerinde sert yükselişler yaşanabilir. Aynı zamanda gümüş ve bakır fiyatlarının yükseliş trendini hızlandırması öngörülüyor. #Gümüş #Bakır #Emtia #ABD #Çin #MakroEkonomi #Borsa #YatırımStratejisi

jeoekonomi

27,419 Aufrufe • vor 1 Monat

“SÜLÜN” ÖZGÜR’E ABD’DE EV HEDİYESİ! EKREM’DEN ÖZGÜR’E, “KAÇIŞ PLANI” HEDİYESİ, NEW YORK’TA ŞAHANE EV! TAPUSU AVUKAT KIZI ÜZERİNE YAPILAN BU EVİ DE, İNKAR ETSENE “PİŞKİN”!.. YANCI ÖZGÜR, CONİ OLUYOR! Yağcılığın ve yancılığın tabi ki bir karşılığı olacak. Ekrem, Özgür’ün avukat kızı üzerine Amerika New York’ta şahane bir ev alıp, hediye ettiğini bugün resmen açıklıyorum size… Bu Özgür’ün kaçış planını ilk kez deşifre ediyorum ve bakalım medya yine uzun süre saklambaç oynayacak mı?.. Bu Özür denen, densiz, bu ülkenin Adalet bakanıyla ilgili masallar anlatırken, “Görelim bakalım gerçek tapuları” bile demezken, Özgür ve Ekrem’le ilgili oldu mu, “Yine Tamar’ın iddiası bu. Amerika’dan tapular elimize gelsin bakalım önce” diye top çevirirler. CNN ve son dönemdeki A Haber zaten görmez, TGRT ise görür ama Fuat Uğur dışındakiler yine sadece top çevirir. Sonrası mı?.. İşte bugün Özgür Özel, TGRT’nin sahibi Ören’leri diline doluyor. Ama onlar patronlarına bile saldırsa, önceliği yine Özgür Ösel’e verirler. Video’da örnekleriyle anlatıyorum. Benimse adımı veremeden, “haysiyesiz” diye hakaret ederek, yaptığım haberlere, yani “Manisa benzincisindeki milyonlar” ile Beşiktaş’taki çöktüğü eve kadar öyle komik cevaplar veriyor ki, sanırım ben bu Özgür’ün akıl sağlığını bozmuşum. Öyle konular var ki, bu video’da… Tamamını izledikten sonra yorumlarınızı merakla bekliyorum. TAMAR TANRIYAR

Siberhabertv

205,736 Aufrufe • vor 4 Monaten

Sıfırdan başlayacaksınız..." 🚨 Trump’ın İran’a verdiği süre doluyor… Köprüler, enerji santralleri, yollar, tüm kritik altyapı tehdit altında. Bir gecede her şeyi yok edebileceklerini söylüyor. Trump’ın İran’a yönelik sert 'yok etme' uyarısı, gözleri Pentagon’un en karanlık kozuna çevirdi. Radara yakalanmayan, tonlarca sığınak delici taşıyan ve "hayalet" lakabıyla anılan B-2 Spirit’ler gerçekten sahnede mi? Görünmezlik, bu kez mutlak yıkım anlamına mı geliyor? Sahne Gerçekten B-2 Spirit’lerin mi? Trump’ın bahsettiği "her şeyi yok etme" ve "altyapıyı sıfırlama" kapasitesi söz konusu olduğunda, B-2 Spirit listenin en başında yer alır. İşte nedenleri: Radarda Bir "Kuş" Kadar Küçük: B-2, devasa kanat açıklığına rağmen gelişmiş stealth (hayalet) teknolojisi sayesinde radarlarda küçük bir kuş ya da böcek kadar iz bırakır. Bu da İran’ın sahip olduğu S-300 veya yerli üretim Bavar-373 gibi hava savunma sistemlerini etkisiz kılar. Bunker Buster (Sığınak Delici) Kralı: İran’ın nükleer tesisleri (Fordow gibi) yerin onlarca metre altında, dağların içine gizlenmiştir. Dünyada bu sığınakları delebilecek en ağır mühimmat olan GBU-57 MOP (Massive Ordnance Penetrator) bombasını taşıyabilen tek uçak B-2 Spirit'tir. Yaklaşık 14 tonluk bu devasa bombalar, "yok etme" tehdidinin teknik karşılığıdır. B-2 Spirit B2 bomber flight B-2 stealth bomber Siz ne düşünüyorsunuz ? 🛡️💥 #Trump #Iran #B2Spirit #Military

K A R T A L

22,575 Aufrufe • vor 4 Monaten

“En derin kırgınlıklar, hâlâ sevginin bulunduğu yerde ortaya çıkar..” Oruç ona “Eleni” diye seslenirken geçmişlerini çağırıyordu; birlikte güldükleri anları, denizi, fotoğrafları, birbirlerine baktıkları o sessiz anları… Ama Eleni o kapıyı kapattmıştı. Çünkü o an kalbiyle değil, kırılmış tarafıyla konuşuyordu. “Eleni değil, Aleyna Koçari.” Bir isim düzeltmesi değil; aşklarına çekilmiş ince bir çizgiydi. O ana kadar Oruç’un sesinde yaşayan Eleni, onun sevdiği kadındı. Ama Aleyna Koçari, gerçekleri öğrenmiş, kırılmış ve artık aynı yerden bakamayan kadındı. Bu, Oruç’un karşısında duran kişinin artık onun tanıdığı Eleni olmadığını ilan etmesi gibiydi. İsim burada bir kimlik sembolüne dönüşüyor. Oruç’un sevdiği kadınla, gerçeğini öğrenen kadın artık aynı kişi değildi. Eleni, Oruç’un ona verdiği kimliği geri bırakıp kendi köklerine dönmüştü.. Oruç’un “Nasıl diyorsan öyle olsun, Aleyna…” demesi ise bir teslimiyet anıydı. İlk kez ilişkiyi kendi istediği şekilde yönlendirmeyi bırakıp onun seçimine saygı gösteriyordu. Çünkü bazen aşk, tutmak değil, karşındaki insanın kim olduğunu kabul etmektir. Ben seni çok dinledim sen susarken.” Bu cümle aslında bir vedanın içinde saklanan aşk mektubu gibiydi. Çünkü Eleni, Oruç’u sadece konuştuğunda değil, sustuğunda da sevdi. Onun yaralarını, korkularını, yüklerini anlamaya çalıştı. Bir insanın sessizliğini bu kadar uzun süre dinlemek, onu çok sevmekten başka bir şey değildi.. Ama aşkın trajedisi de burada başlıyordu. Eleni, Oruç’un sustuğu yerlerde ona yaklaşmaya çalışırken, Oruç onu korumak için uzaklaştırıyordu. İkisi de aşk için mücadele etti. Ama biri gerçeğe yaklaşarak, diğeri gerçeği saklayarak. Bu yüzden finalde karşı karşıya gelen şey iki insan değil; iki farklı sevme biçimiydi. Oruç’un “Sen konuş, ben dinlerim” demesi ise bana göre bir erkeğin kaybettiğini anladığı andı.Çünkü bazı kayıplar insan gidince yaşanmaz. Bazı kayıplar, sevdiğin kişinin gözlerinde artık eskisi gibi yer bulamadığını gördüğün an başlar. Oruç o an ilk kez Eleni’nin değil, kendi sessizliğinin karşısında duruyordu. Ve belki de sahnenin en acı tarafı şuydu; Eleni’nin gözleri doluyordu çünkü Oruç’u sevmeyi bırakamıyordu. Oruç susuyordu çünkü kendini savunacak hiçbir söz bulamıyordu. İkisi de aynı aşkın yasını tutuyordu ama ikisi de hâlâ o aşkın içindeydi.Bir zamanlar aynı kareye sığan iki insan vardı. Şimdi aynı acıya sığınıyorlar. Ve bazen bir aşkın öldüğü an, son kez “seni seviyorum” denilen an değildir. Bazen aşkın öldüğü an, birbirini hâlâ deliler gibi seven iki insanın ilk kez birbirine yabancı gibi bakmak zorunda kaldığı andır. Bazen bir aşkı bitiren şey ihanet değildir, zamanında söylenmeyen hakikattir. Ve Eleni’nin gözlerinin dolması.. Bazen bir insanı affetmek zor değildir. Asıl zor olan, onu hâlâ severken kırılmış olmaktır. O sahnede Eleni’nin yaşadığı tam olarak buydu. Oruç’u karşısında bir yabancı gibi değil, hâlâ sevdiği adam gibi görüyor. Bu yüzden sesi yükseliyor, gözleri doluyor ve sonunda konuşuyor. Çünkü en derin kırgınlıklar, hâlâ sevginin bulunduğu yerde ortaya çıkar. Ama bazen aşk, iki insanı bir arada tutmaya yetmez; yine de birbirlerinin kalbinde yaşamaya devam eder. Oruç’un sessizliği de, Eleni’nin gözlerindeki yaş da biraz bunu anlatıyordu. Sevgileri bittiği için değil, bitmediği hâlde yara aldığı için bu kadar ağırdı. Eleni’nin gözleri doluyorsa, bu nefret ettiği için değil. Oruç da susuyorsa, sevgisi bittiği için değil.İkisi de aynı aşkın içinde duruyorlar ama artık aynı yerden bakamıyorlar. Bu yüzden sahne bir ayrılık sahnesi gibi değil de, birbirini çok seven iki insanın ilk kez aynı acıyı farklı şekillerde yaşaması gibi hissettiriyor. Çünkü bazen aşk bittiği için ağlanmaz. Bazen aşk hâlâ orada olduğu hâlde, eskisi gibi yaşanamayacağını anladığın için ağlanır. Ve bazen bir aşkın öldüğü an, son kez “seni seviyorum” denilen an değildir. Bazen aşkın öldüğü an, birbirini hâlâ deliler gibi seven iki insanın ilk kez birbirine yabancı gibi bakmak zorunda kaldığı andır.. #orel

PSİKOLOGROZA

10,958 Aufrufe • vor 2 Monaten

Anahtar Parti'nin İzmir programı çok konuşuldu. Kurucular Kurulu ve MYK üyesi olarak birkaç şey yazmak istiyorum. Benim partiyle, Yavuz Ağıralioğlu ile tanışmam parti kuruluşundan hemen öncesine dayanıyor. Birkaç kişi hariç partinin tüm mensuplarını 2 yıldır tanıyorum. Bizim ülkece aşina olduğumuz bir yaklaşım var. Birisi iyi bir işe girse kesin torpili vardır, birisi bir şirket kurup büyütse “kesin arkasında destekçisi vardır”, birisi çok para kazansa “kesin çalmıştır” demek gibi bir bakış açımız var. Ama bu bakış açısı bizimle değil de daha çok söyleyenle ilgil. “Bu kadar organizasyon, bu kadar teşkilatlanma bir yerlerden paralar gelmese olmaz” diyenler aslında “biz yapamadık, yapamazdık, Anahtar Parti nasıl yapıyor” diyor. Madem soruyorlar, anlatalım. Partide ilk kez siyasete girmiş, kendi alanında çok başarılı, işinde gücünde, hatta hayat konforu gayet yerinde çok fazla insan var. Mesela çok fazla iş insanı, girişimci, yönetici var partide. Kimilerinin aklının gideceği makam arabalarına kendi parasıyla binmiş insanlar. Siyasete girmeye ihtiyaç duymayan ama siyasetin ihtiyaç duyduğu profiller. Bir partiden kopup, küsüp gelmemiş, siyasete hiçbir kızgınlıkla, öfkeyle girmemiş insanlarız. Motivasyonumuz ülkenin gidişatına olumlu bir katkı sağlamak, yol üstünden bir taş kaldırmak. Bunlar olunca kimseyle de bir derdi yok partinin. En yetkili kurullarında görev yapan biri olarak söylüyorum, bizim toplantılarda hiçbir partinin kolay kolay adı geçmez, o parti şunu yapmış, bu parti bunu söylemiş denmez. Herkese Allah yol kolaylığı, iç ferahlığı, yastık rahatlığı versin der geçeriz. Herkes siyaseti çok başarılı yapsın. Her parti başarılı olsun. Dediğim gibi bir avuç insan dışında hepsi 2 yıldır tanıdığım insanlar. Yavuz bey dahil hiçbiri babamın oğlu değil. Yanlış görsem durmamı gerektirecek hiçbir şey yok. Ama partiden tanıdığım insanların %99’unu rahatlıkla evimde misafir eder, ailemle tanıştırırım. O %1’i de hata payı diye bıraktım. 2 yıl geçti ama halen bir parçası olmaktan çok mutluyum. İlk zamanlar eşimi dostumu partiye kazandırma motivasyonum yoktu, “ya yanılıyorsam, mahcup olursam” diye bir süre gözlemlemeyi seçtim. Şu anda en yakın dostlarımı, işinde gücünde aklı başında tanıdıklarımı partide en uygun yerlerde görev alması için davet ediyorum. İzmir’de salonda ve meydanda her görüşten insan vardı. Anahtar Parti ve Yavuz Ağıralioğlu Türkiye kamuoyunu “Sizin mezhebinizdeniz, sizin etnik kökeninizdeniz, size benziyoruz” diyerek toplamıyor etrafına. “Mezhebinizden, kökeninizden, inancınızdan bize ne, bu memlekete sevdalıysanız bizdensiniz” dediği için de herkes geliyor. Böyle olunca da salonlar, meydanlar doluyor. İzmir’de insanlar düğüne, bayrama gider gibi geldi. İzmir’in uzak yerlerinden, ilçelerden ya da komşu illerden insanlar arabalarıyla, arabası olmayanlar birleşip minibüsler, otobüsler tuttu ceplerinden paralarla. Düzenleyen İzmir İl Teşkilatı cebinden, imece usulü düzenledi o koca organizasyonu. Bir de bu diyeceğimi herkes anlamayabilir. Ruhu olmayan işler çok pahalıya gelir. Ekip ruhu varsa, inanç varsa 1 milyona mal edeceğiniz işi elinizdeki tek şey paraysa 10 milyona bile mal edemezsiniz. Kısacası “biz yapamıyoruz, bunlar nasıl yapıyor?” sorusu soranların bulamadığı cevap bu. Eklemeliyim, şu anda Türkiye sathında öyle bir heyecan dalgası var ki, parti için bir şey yaptırılacağı zaman gidilen esnaf da çorbada tuzum olsun diyor, yapabildiği kadar indirimli yapıyor. “Bu da benim katkım olsun” diyen o kadar çok ki. Çok paramız yok ama olan paramız çok bereketli. O parayla da çok iş çıkıyor. Şaşıranları anlıyoruz. Bizim genel merkez herkese açık, merak edenlere, aklında oturtamadığı şeyleri olanlara açık çağrım. Buyrun gelin. Kapıyı çalın, çekinmeyin. DM kutum açık. Katılmak, görev almak, yerinde görmek, hoşuna giderse de katılmak isteyenler yazsın, en doğru yerlerle ben bizzat tanıştırayım. İyi insanlar siyasete girsin, hangi partiden olursa olsun.

Ömer Ekinci

18,149 Aufrufe • vor 1 Monat