Sensitive content

This media may contain sensitive content.

Loading video...

Video Failed to Load

Go Home

Suriye'de kadınlar, yabancı, aşırılıkçı bir Çeçen grup tarafından tecavüze uğruyor. #Idlib’te HTŞ’ye bağlı Çeçen gruplar tarafından üç kız tecavüze uğradı kızlardan biri yaşamını yitirdi

224,298 views • 8 months ago •via X (Twitter)

0 Comments

No comments available

Comments from the original post will appear here

Related Videos

Şehit ailesinin dinmeyen acısı: Dördüncü erkek evlatlarını da toprağa verdiler. Şehit Pilot Yüzbaşı Gökhan Ertan'ın kardeşi Emrah Ertan'ın trafik kazasında yaşamını yitirmesi, yıllardır evlat acılarıyla sınanan Ertan ailesini bir kez daha yasa boğdu. Daha önce üç oğullarını kaybeden Ali ve Zennure Ertan çifti, bugün dördüncü erkek evlatlarını da gözyaşları arasında son yolculuğuna uğurladı. Geçirdiği motosiklet kazasının ardından kaldırıldığı hastanede yaşamını yitiren 27 yaşındaki Emrah Ertan, Malatya Şehir Mezarlığı'nda düzenlenen cenaze töreniyle son yolculuğuna uğurlandı. Cenaze töreninde acılı baba Ali Ertan ile anne Zennure Ertan güçlükle ayakta durabildi. Evlatlarının tabutuna sarılan aile fertleri gözyaşlarına hakim olamadı. Ertan ailesinin yaşadığı acının yıllara dayanan ağır bir geçmişi olduğu öğrenildi. Yaklaşık 32 yıl önce meydana gelen trafik kazasında ailenin çocukları Emrah ve Burak Ertan hayatını kaybetti. Acılı çift, 1999 yılında dünyaya gelen erkek çocuklarına, kazada kaybettikleri oğullarının anısını yaşatmak için Emrah ismini verdi. Ancak kader bu kez de benzer bir acıyı yaşattı. Emrah Ertan da ağabeyi gibi bir trafik kazasında yaşamını yitirdi. Ailenin bir diğer evladı olan Pilot Yüzbaşı Gökhan Ertan ise 22 Haziran 2012 tarihinde Doğu Akdeniz üzerinde görev uçuşu sırasında Suriye tarafından düşürülen Türk keşif uçağında şehit olmuştu. Böylece Ali ve Zennure Ertan çifti, hayatları boyunca dört erkek evlatlarını toprağa vermenin acısını yaşadı. Dört erkek ve bir kız çocuğu bulunan aileden geriye yalnızca kız çocukları kaldı. (Kaynak: Malatya Sanal Haber)

Aykırı

163,478 views • 3 months ago

Asırlık hayatıyla dengbejlik geleneğinin en önemli isimlerinden Ermeni Dengbej Karapetê Xaço Karapetê Xaço'nun asıl adı Garapet Khaçaturyan'dır. Karapetê Xaço, bazı bilgilere göre 1900, bazı bilgilere göre de 1903 ya da 1908 yılı doğumludur. Xaço günümüzde Batman’ın Beşiri ilçesine bağlı Bileyder (Binatlı) köyünde Ermeni bir ailenin 4 çocuğundan biri olarak dünyaya gelir. 1915'te annesini ve babasını kaybeden Xaço, kardeşleri Abraham, Manuşak ve Xezal ile birlikte bir Kürt asker sayesinde hayatta kalır. Fransız Yabancı Lejyonu'nda 15 yıl paralı asker olarak görev yaptı.[4] 1936 yılında Suriye'de lejyonda çalışırken, Kamışlı şehrinden Aizizyan ailesinin kızı Yeva ile evlendi. Bu evlilikten dört kızı ve bir oğlu oldu. 2. Dünya Savaşı sona erdiğinde Sovyet Ermenistan'ı tüm dünya Ermenilerine ülkelerine gelme çağrısı yapar ve Xaço da 1946'da hayatı boyunca gitmek istediği Ermenistan'a, Yerevan’a taşınır. “Çocuktum, kör bir aşık vardı. Adı Şako'ydu. O kör aşıkın klam okunduğunu duymuştum, zaten o zamanlar kaset-maset olmadığı için herhangi bir şekilde klam dinleyemiyorduk. Kendi kendime klam söylemeyi öğrendim. O vakit Kürtlerin tarlalarını ekiyordum, buğday biçiyor, pala yapıyor ve sürülerini güdüyordum. Pazar günleri Ermeniler çalışmıyordu. Fakat patronum o günlerde bile beni sürüyü gütmem için gönderiyordu. Ama kiliseye gittiğim zamanlarda bile klam söylüyordum.” Garapet Kaçaturyan, 15 Ocak 2005 tarihinde arkasında büyük bir kültürel miras bırakarak yaşamını yitirdi. Xaço, dengbejlik geleneğinin sonraki kuşaklara aktarılmasında da büyük rol oynamış oldu. Asırlık çınar, Aram Tigran ile birlikte Kürtçe konuşan Ermenilerin müzikteki simge ismi oldu. Karapetê Xaço hakkında “Bir Çığlığın Yüzyılı: Karapetê Xaço” isimli kitap bulunmaktadır.

Nurhan Çetinkaya

32,557 views • 1 year ago

4 yaşındaki kızını istismara maruz bıraktığına dair rapor hazırlanan Kuran’a Hizmet Vakfı’nın sorumlusu Ayhan Şengüler’in dosyası kapatıldı. Anne H.Ş. itirazında boşanma aşamasında olduğunu belirterek, “Bana vakıfta tecavüz eden Şengüler ile zorla evlendirildim” dedi. Tarikat ve cemaatlerde gerçekleşen cinsel istismar skandalı iddialarına bir yenisi daha eklendi. Sessiz sedasız üzeri kapatılan bir istismar skandalı iddialarının son adresi selefi söylemlere sahip olduğu bilinen Kuran’a Hizmet Vakfı oldu. Vakfın sorumlusu ve de önemli isimlerinden biri olduğu ifade edilen 30 yaşındaki Ayhan Şengüler’in, 4 yaşındaki kızını istismara maruz bıraktığı iddia edildi. Kısa sürede kapanan dosyaya ilişkin olaylar şöyle gelişti: 27 yaşındaki Anne H.Ş., kızı D.Ş.’nin, babası Ayhan Şengüler tarafından istismara maruz bırakıldığı iddiası ile 20 Şubat 2023 tarihinde İstanbul Çekmeköy İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne giderek şikâyetçi oldu. ‘VAKIF’TA TECAVÜZ ETTİ’ Anne H.Ş., emniyette verdiği ifadede olayı şöyle anlattı: “Ayhan Şengüler ile 2017 yılında resmi olarak evlendik. Evliliğimizden D.Ş., isimli 4 yaşında bir kızımız var. Ancak şu an eşimle boşanma aşamasındayız ve mahkeme devam ediyor. Evlenmeden önce eşim, Kuran’a Hizmet Vakfı’nın Ümraniye Ihlamurkuyu’daki adresinde bana tecavüz etti ve sonrasında ailemin zoruyla evlenmek zorunda bırakıldım. - Evlendikten sonra sürekli olarak ben ve çocuğum psikolojik, fiziksel şiddete maruz bırakıldık. Sürekli ‘Sana yaptıklarımı birine anlatırsan aynısını kızına da yaparım’ diye tehdit ediyordu. Tüm bunları bir yıl önce savcılığa giderek anlattım ve bu olayların tümü şu an soruşturma aşamasında. - Kızım bir süre önce babasının vücuduna dokunduğunu söyledi. Ben ihtimal vermemiştim. Kızım küçük olduğundan söylediklerinin gerçek olmayacağını düşünmüştüm. Kızım Sosyal Hizmetler bünyesinde takip altındadır. Bu yüzden bugün gittiğim devlet hastanesinin sosyal hizmetler birimde kızımla görüşme yapan görevli uzman hekim, ‘kızımın istismar konusunu kendisine anlattığını’ söyledi. Kızımın, ‘babasının vücudunun özel bölgelerini ellediğini ve dövdüğünü’ söylediğini anlattı ve beni Çocuk Büro Amirliği’ne yönlendirdi. Kızıma cinsel istismarda bulunan Ayhan Şengüler’den davacı ve de şikâyetçiyim.” Kaynak: Birgün’den gazeteci İsmail Arı Haber yılı 2023… Ekleyeceğim haberle olayın gelişimine bakın… + Tecavüze uğramış zorla evlendirilmişti! Kuran'a Hizmet Vakfı yöneticisi eski eşi tarafından üç yaşındaki kızı istismar edilen D.Ş. adalet arıyor! "Yıllarca eve hapsedildim. Tecavüze uğradım ben suçlu oldum. Keşke o eylemi yaparken beni öldürseydi, öldüğün zaman ancak haklı oluyorsun. Yıllardır beni dışladılar bunu kabullendim ama çocuğuma yapılanı kabullenmeyeceğim. Küçük bir çocuk kimseyi ayartmış olamaz." (Cumhuriyet)
3:49

Sensitive content

4 yaşındaki kızını istismara maruz bıraktığına dair rapor hazırlanan Kuran’a Hizmet Vakfı’nın sorumlusu Ayhan Şengüler’in dosyası kapatıldı. Anne H.Ş. itirazında boşanma aşamasında olduğunu belirterek, “Bana vakıfta tecavüz eden Şengüler ile zorla evlendirildim” dedi. Tarikat ve cemaatlerde gerçekleşen cinsel istismar skandalı iddialarına bir yenisi daha eklendi. Sessiz sedasız üzeri kapatılan bir istismar skandalı iddialarının son adresi selefi söylemlere sahip olduğu bilinen Kuran’a Hizmet Vakfı oldu. Vakfın sorumlusu ve de önemli isimlerinden biri olduğu ifade edilen 30 yaşındaki Ayhan Şengüler’in, 4 yaşındaki kızını istismara maruz bıraktığı iddia edildi. Kısa sürede kapanan dosyaya ilişkin olaylar şöyle gelişti: 27 yaşındaki Anne H.Ş., kızı D.Ş.’nin, babası Ayhan Şengüler tarafından istismara maruz bırakıldığı iddiası ile 20 Şubat 2023 tarihinde İstanbul Çekmeköy İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne giderek şikâyetçi oldu. ‘VAKIF’TA TECAVÜZ ETTİ’ Anne H.Ş., emniyette verdiği ifadede olayı şöyle anlattı: “Ayhan Şengüler ile 2017 yılında resmi olarak evlendik. Evliliğimizden D.Ş., isimli 4 yaşında bir kızımız var. Ancak şu an eşimle boşanma aşamasındayız ve mahkeme devam ediyor. Evlenmeden önce eşim, Kuran’a Hizmet Vakfı’nın Ümraniye Ihlamurkuyu’daki adresinde bana tecavüz etti ve sonrasında ailemin zoruyla evlenmek zorunda bırakıldım. - Evlendikten sonra sürekli olarak ben ve çocuğum psikolojik, fiziksel şiddete maruz bırakıldık. Sürekli ‘Sana yaptıklarımı birine anlatırsan aynısını kızına da yaparım’ diye tehdit ediyordu. Tüm bunları bir yıl önce savcılığa giderek anlattım ve bu olayların tümü şu an soruşturma aşamasında. - Kızım bir süre önce babasının vücuduna dokunduğunu söyledi. Ben ihtimal vermemiştim. Kızım küçük olduğundan söylediklerinin gerçek olmayacağını düşünmüştüm. Kızım Sosyal Hizmetler bünyesinde takip altındadır. Bu yüzden bugün gittiğim devlet hastanesinin sosyal hizmetler birimde kızımla görüşme yapan görevli uzman hekim, ‘kızımın istismar konusunu kendisine anlattığını’ söyledi. Kızımın, ‘babasının vücudunun özel bölgelerini ellediğini ve dövdüğünü’ söylediğini anlattı ve beni Çocuk Büro Amirliği’ne yönlendirdi. Kızıma cinsel istismarda bulunan Ayhan Şengüler’den davacı ve de şikâyetçiyim.” Kaynak: Birgün’den gazeteci İsmail Arı Haber yılı 2023… Ekleyeceğim haberle olayın gelişimine bakın… + Tecavüze uğramış zorla evlendirilmişti! Kuran'a Hizmet Vakfı yöneticisi eski eşi tarafından üç yaşındaki kızı istismar edilen D.Ş. adalet arıyor! "Yıllarca eve hapsedildim. Tecavüze uğradım ben suçlu oldum. Keşke o eylemi yaparken beni öldürseydi, öldüğün zaman ancak haklı oluyorsun. Yıllardır beni dışladılar bunu kabullendim ama çocuğuma yapılanı kabullenmeyeceğim. Küçük bir çocuk kimseyi ayartmış olamaz." (Cumhuriyet)

İlkay MKA

295,726 views • 7 months ago

2016’dan beri devam eden #EsraYücel davasında sanıklar beraat etti ❗ Hakkari Barosu açıklaması 👇🏾 Esra Yücel, 11 yaşında istismara uğradı, istismar anı failler tarafından kayda alındı ve isimlerinin verilmemesi konusunda tehdit edildi. Yetmedi failler tarafından uçurumdan atıldı. Köylüler bulup hastaneye kaldırdı. İstismarı anlattı ama korkudan faillerin ismini veremedi. Daha sonra bir an olsun adalete güvenip faillerin ismini de verdi. DNA testleri, HTS ve PTS kayıtlarına ve çocuğun beyanlarına rağmen, ‘somut delil yok’ gerekçesiyle failler hakkında tahliye kararı verildi. Tahliye kararının üzerine 12 yaşında yaşamına son verdi. 12 yaşında!Annesi köyde faillerle karşılaşıp sinir krizi geçirerek yaşamını yitirdi. Ailenin geri kalanları sürekli tehdit edildi, güvenlik endişesi ile duruşmaya katılamadı. Köy meclisi aileye davadan vazgeçmeleri için kesintisiz baskı kurdu. Bugün 10. Celsede; 12 yaşındaki kız çocuğu Esra Yücel’in tecavüz edildikten sonra intihara sürüklenmesine sebep olduğu suçlamasıyla yargılanan tecavüz failleri Zahir, Nihat ve Veysi Yılmaz, Yükseova’da görülen duruşmada beraat etti.Esra Yücelin abisi Ömer Yücel’in müşteki olarak, salonda duruşmaya katılım sağlayan kurumlara ve avukatlara teşekkür etmesi üzerine duruşma düzenini bozması ve suçtan zarar görmemesi gerekçeleriyle duruşma salonundan çıkarıldı. Bu duruma itiraz eden avukatların talepleri mahkeme heyetince kabul edilmemesi üzerine avukatlar duruşmayı devam ettirmeme kararı aldı. Mahkeme heyeti sanıklar hakkında beraat kararı verdi. Hakkari Barosu Kadın hakları merkezi olarak erkek adalet değil gerçek adalet için dosyanın takipçisi olmaya devam edeceğiz.

Eşitlik İçin Kadın Platformu

93,276 views • 2 years ago

Siyasal Alevicilik kavramı, Türkiye'de etkisini sürekli hissettiğimiz ama ismini bir türlü koymadığımız bir problemin en net ve eksiksiz tanımı oldu. İsmini koymamıştık çünkü hep birilerinin incinmesinden çekinmiştik. Bizim bahsetmeye bile çekindiğimiz o kavramı, şimdi kendileri tanımladılar ve kendi isimlerini kendileri koydular. Suriye'de 13 senede 1 milyon Sünni öldürülürken bu ülkede kimse mezhepsel bir suçlama yapmamıştı, işin aslı hala da yapmıyor. Ancak bir grup, yakalanan katillerin tartaklanma videolarını paylaşıp "Suriye'de Alevi katliamı var" naraları atıyor. Dolaşımda olan yaklaşık 10-15 arası video var. Bunların çoğu Esed'in işkenceci katillerinin, halk tarafından cezalandırılmalarına ait. Bir kısmı ise yıllar öncesinde savaşın ortasındaki kaosta çekilmiş. 1 milyon sivilin katledildiği dönemdeki üç beş videoyu yeniymiş gibi paylaşıyorlar. Geri kalanlar da Sünnilere yapılan işkence videoları ama tersini söyleyerek yaymaya çalışıyorlar. Bütün bu Alevi katliamı var tantanası işte bu 15 video üzerinden dönüyor çünkü ortada bir Alevi katliamı yok. İnsanları bu yalana inandırıp bundan siyasi çıkar elde etme peşindeler. Paylaşımları yapanlara baktığınızda da PKK yandaşları, FETÖ'cüler ve aşırı solcu gruplar olduklarını görüyorsunuz. Katliam var diye bağırıyorlar çünkü Suriye'deki varlıklarını artık silahla devam ettiremeyeceklerini anladılar. Katliam sanıkları şimdi merhametimize sığınmanın peşinde. Hatırlarsınız, bir ara Türkiye'de bazı Alevilerin kapısına kırmızı boya ile çarpı işareti konmuş ardından da birileri "Kapıları işaretliyorlar Alevileri yakacaklar" diye ortalığı birbirine katmıştı. Sonra Alevilerin evlerini, o bağıranların işaretlediği ortaya çıkmıştı. Bugün yaşananlar da onun aynısı. Olmayan bir katliamı var gibi gösterip ortalığı karıştırmaya çalışıyor yine birileri. İşte bunun adına Siyasal Alevicilik diyoruz. Sahte bir Alevi mağduriyeti üzerinden Suriye'de tutunmaya çalışıyorlar. Neyseki hem Türkiye'de hem de Suriye'deki Alevilerin ezici çoğunluğu, bu oyunlara gelmiyor artık. Onlar da bıkmışlar Siyasal Alevicilerden. Siyasal Aleviciliğin en büyük silahı görünmez olmasıydı. Suriye devriminden sonra kendi kapılarına çarpı işareti koyarken suçüstü yakalandılar. 13 sene boyunca 1 milyon insan öldürülürken hiçbirini görememiştik ama şimdi hepsi birden bağırıyor ve Alevileri Suriye'deki suça ortak etmeye çalışıyor. İşin aslı bu ülkede kimse Alevi Sünni çatışması istemiyor. Türk toplumu olarak birlikte yaşayacak olgunluğa eriştiğimizi düşünüyorum. Tabi bu saatten sonra sahte mağduriyetlerle uğraşacak halimizde yok. Suriye meselesi PKK ve katil Esed taraftarları için kapanmıştır. Katiller birer birer yakalanacak, halka hesap verecek ve siz de bunu sükunet içinde izleyeceksiniz. Esed'in karısı bile artık bu gerçeği kabul etti, siz de kabul edeceksiniz.

Abese İrca

143,707 views • 1 year ago

🔴Cihat Yaycı : Suriye'de SDG/PKK'nın sözde entegrasyonu için “kadın tümeni”nden de söz edilmektedir. Yani tüm kadın muharip birliklerin ayrı bir tümen hâlinde yapılandırılması öngörülmektedir. 📌Bu ne demektir? Güya Şara İslamcı olarak tanıtılmaktadır. Peki o zaman şu soru ortaya çıkmaktadır: Madem böyle bir iddia var, kadınların silahlı olarak yapılandırılmasına neden ses çıkarılmamaktadır? Kadınların asker olmasına itiraz edilmiyor; 📌Ona da bir çözüm bulalım, bari kadınla erkek bir arada olmasın gibi bir gerekçeyle ayrı bir tümen kurulması tercih ediliyor. Bu durum, Şara’nın kendi tabanına ve kamuoyuna izah edilmesi zor bir tabloyu “kurnazca” dengelemeye yönelik bir hamle olarak karşımıza çıkmaktadır. 📌Sonuçta ne değişmektedir? Terörist kadınlar yine silahlı kalmakta, kadın teröristler terörist olmaya devam etmektedir; sadece ayrı bir tümen hâlinde örgütlenmektedirler. 📌Ancak asıl trajikomik, hatta inanılmaz boyuttaki paradoks üçüncü bir tümenle ortaya çıkmaktadır. Üçüncü tümen “terörle mücadele tümeni” olarak tanımlanmaktadır. Yani teröristlerden oluşan bir yapı, terörle mücadele görevi üstlenecektir. Bu akıl almaz bir çelişkidir. Terörle mücadele tümeni denilen bu yapı, iç güvenlikten sorumlu olacak ve “radikal gruplara” yönelik operasyonlarda, güya Şam hükümetiyle koordinasyon içinde çalışacaktır. yani emrinde değil, fiilî yetkiyle sahada kendi inisiyatifi ile görev yapacaktır. 📌Bu noktada şu soru kaçınılmazdır: “Radikal grup” tanımı kim tarafından ve nasıl yapılacaktır? IŞİD gibi örgütler mi kastedilmektedir, yoksa başka yapılar mı? Peki Türkmenler ne olacaktır? Eğer bir gün Türkmenler “radikal grup” olarak etiketlenirse, bu terörist tümen onlara karşı operasyon yaptığında kim dur diyecektir? Kim engel olacaktır? Ortada sağlıklı bir emir-komuta zinciri yoktur. Böyle bir mekanizma bulunmamaktadır. Şam hükümetinin bu yapılar üzerinde gerçek bir denetimi de söz konusu değildir. Fiilen ortada, kendi ordusu, kendi güvenliği ve kendi iç düzeni olan bir yapı vardır. Bu, açıkça devletleşme sürecidir. 📌Üstelik bununla da yetinilmemektedir. Suriye medyasında yer alan ve birebir tercüme edilen anlaşma maddelerine bakıldığında, durum daha net biçimde ortaya çıkmaktadır. Anlaşmanın en dikkat çekici maddelerinden biri şudur: Şam hükümetine bağlı ordu ya da güvenlik servislerine ait hiçbir birliğin Suriye’nin kuzeydoğusuna girmesine izin verilmeyecektir. Burada özellikle vurgulanan nokta şudur: Şam hükümetine bağlı ordu ve güvenlik servisleri ayrı bir kategori olarak tanımlanmakta, bu yapılar SDG’nin kontrolündeki alanlardan tamamen dışlanmaktadır. Ne jandarma, ne polis, ne istihbarat, ne de silahlı kuvvetler bu bölgeye girebilecektir. İç güvenlikten sorumlu hiçbir Şam biriminin Suriye’nin kuzeydoğusunda bulunmasına izin verilmemektedir. 📌Bu tablo, artık özerklik tartışmasının da ötesindedir. Özerklik meselesi fiilen aşılmış, ortada ayrı bir devlet yapısı ortaya çıkmıştır. Suriye’nin kuzeydoğusunda, Şam’dan bağımsız bir güvenlik mimarisi, silahlı güç ve yönetim alanı tesis edilmiştir. Dahası, bu düzenlemenin yalnızca Suriye’nin kuzeydoğusuyla sınırlı kalmayacağı da anlaşılmaktadır. 📌Bu durum Türkiye açısından son derece kritik bir örnektir. Burada SDG/PKK ve Amerika’nın Suriye’de nasıl bir proje yürüttüğü açık biçimde görülmektedir. 📌Daha da çarpıcı olan ise, bu Suriye projesinin Türkiye’de yürütülmek istenen projelere büyük ölçüde benzemesidir. Önümüzde somut bir örnek durmaktadır. Bu örnek görüldükten sonra herkesin, özellikle de Türk milletinin uyanması gerekmektedir. 📌Bu tablo, yalnızca Suriye’nin değil, bölgenin ve doğrudan Türkiye’nin geleceğini ilgilendiren son derece tehlikeli bir sürecin işaretidir. 📌YAYININ TAMAMININ LİNKİ;

TÜRK DEGS / TURK MAGS

25,931 views • 9 months ago

📍CHP’Lİ YARKADAŞ VE İBB MECLİS ÜYELERİ UYARMIŞTI❗️ 📍Geçtiğimiz günlerde Özgür Özel’in açılışını gerçekleştirdiği Kabataş Transfer merkezine bağlı ,Kabataş M7 metro inşaatında -6. kattaki iskele çöktü: 1 işçi hayatını kaybetti, 2 işçi yaralandı. 📍Çökmenin ardından bulundukları alanda mahsur kalan işçilerden bazıları kendi imkanlarıyla çıkarken, diğer işçiler itfaiye eşliğinde kurtarıldı. Hastaneye götürülen yaralı işçilerden biri yaşamını yitirdi. 📍İşçilerin yaşamlarını yitirmesinin tek sebebi alınmayan önlemler ve denetimsizlik. 📍İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Kadir Topbaş'ın döneminde başlayan Kabataş'a deniz doldurularak dev bir transfer merkezi olacak ‘Martı’ projesine o dönem CHP’li İBB Meclis Üyeleri yoğun bir şekilde itiraz etmişti. 📍2016 yılında CHP İstanbul Milletvekili Barış Yarkadaş ve arkadaşları tarafından TBMM Başkanlığı’na sunulan araştırma önergesiyle, “İstanbul ilini yakından ilgilendiren ve kamuoyuna “Martı Projesi” olarak yansıyan projenin, İstanbul ve ülkemiz üzerinde yaratacağı demografik-ekolojik etkilerinin araştırılması, çevre felaketi iddiaları ve hükümete yakın firmalara büyük rantlar sağlanacağı iddialarının araştırılması amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca Meclis Araştırması” istendi. 📍Yarkadaş: Kabataş deprem bölgesi sınırları içindedir. Bu proje sıvılaşma riski taşıyan zemin üzerine inşa edilecektir. Olası bir depremde deniz dolgusu oturacak ve çökecektir. Kıyı ve Deniz Yapılarında Deprem Teknik Yönetmeliği’nde deprem riski yüksek olan bölgelerde, dolgu tipi rıhtım ve ağırlık tipi deniz yapılarının yapılmaması belirtilmektedir. 📍Dönemin Mimarlar Odası Başkan Yardımcısı Mücella Yapıcı ve Yönetim Kurulu Üyesi Maltepe Belediye Başkanı Esin Köymen projeye yoğun bir şekilde itiraz etmişti. 📍2018 yılında İBB Meclisinde CHP’li Meclis üyeleri ise bölgede trafiğin felç olacağına dikkat çekti.CHP’li meclis Üyesi Yunus Can, “Aldığımız bilgilere göre projenin zemin altı ve otopark kısmında eksiklikler var. Sadece zemin üstü yapılırsa burada trafik kaosu olur” dedi. Barış Yarkadaş Özgür Özel Esin Köymen

Siyasi Hat

28,044 views • 10 months ago

ULUSLARARASI FESTİVALLERDEN ÜÇ ÖDÜL ALAN EXODUS FİLMİ TÜM DİJİTAL PLATFORMLARDA YAYINLANDI Londra, Montreal ve ABD’deki bağımsız film festivallerinde “en iyi drama” ve “onur” ödüllerine layık görülen Serkan Nihat’ın yönettiği 2024 yapımı EXODUS'i, Amazon Prime, Google TV, Apple TV, YouTube Premium ve Vimeo on Demand’da yayınlandı. Türkiye’den göçe zorlananlar başta olmak üzere, dünyadaki mültecilik sorununa odaklanan filmde Denis Ostier, Ümit Ülgen, Selen Cabel, Dilan Derya Zeynilli, Murat Zeynilli, Doğa Çelik, Günce Ateş, Gamze Şeber ve Azra Çiftçi rol alıyor. YEDİ FESTİVALDEN ÜÇ ÖDÜL ALDI Çekimleri Londra’da, Kıbrıs ve İstanbul’da gerçekleştirilen ve uluslararası 7 festivalde gösterilen film, 2024’te Londra Bağımsız Filmler Festivali’nde ‘En İyi Drama Ödülü’ne, ABD Touchstone Bağımsız Film Festivali’nde “En İyi Yabancı Drama Ödülüne”, Montreal Bağımsız Film Festivali’nde ise onur ödülüne layık görüldü. Film aynı yıl Barcelona Bağımsız Film Festivali, Santa Monica Film Festivali, İspanya İnsan Hakları Festivali’nde resmi seçkide gösterildi. Yapımcılığını Murat Kesgin ve Ender Zirekoğlu’nun, uygulayıcı yapımcılığını ise İlhan Gökalp ve Sidal Ergüder’in yaptığı filmin ilk gösterimi ise 74. Berlin Film Festivali kapsamındaki European Film Market kapsamında Berlin’deki Gropius Bau Cinema’da 21 Şubat 2024’te gerçekleştirilmişti. BİR KAÇIŞ HİKAYESİ Hz. Musa’nın firavundan kaçışını Kuran’da Hicret, İncil’de ve Tevrat’ın İngilizcesinde Exodus adıyla anlatan bölümün adından esinlenen film, dünden bugüne insanlık tarihinin en önemli sorunlarından biri olan sürgün edilme konusunu anlatıyor. IŞİD militanları tarafından tecavüze uğrayan ve hamile kaldığı için canını kurtarmak amacıyla Türkiye üzerinden Avrupa’ya gitmeye çalışan Ezidi kadın Havin (Azra Çiftçi) ve Afrikalı Kembo’nun (Saudiq Baoku) yolu, Meriç nehri kıyısında Kürt kızı Zelal (Selen Cabel), İstanbul Üniversitesi’nden ihraç edilen sol görüşlü akademisyen Hakan Arıkan (Denis Ostier), Emniyet’teki komiserlik görevinden KHK ile atılan Mehmet Özdemir (Ümit Ülgen) ve ev hanımı Nermin (Günce Ateş) ve onun oğlu Eren (Barbaros Öğüt) ile kesişir. Hepsinin amacı Yunanistan’a, oradan da Avrupa’ya ya da Amerika’ya giderek kendilerine daha özgür ve yeni bir hayat kurtarmaktır. Ancak yolculuğun zorlu şartları nedeniyle yolcularından bazılarının hikayesi yarım kalır. Senaryosunu Erkan Çıplak ve Refik Güley’in yazdığı film, sırf ihraç edilen bir polisin eşi olduğu için kızıyla birlikte gözaltına alınan Esra Özdemir’in nezarethanede yaşadıklarına, bir generalin avukat kızının hukuksuzluklara karşı verdiği mücadeleye, kadın olarak karşılaştığı tacizlere ve insan kaçakçılığına da değiniyor. Filmin ülkeler göre yayın platformaları:

Sevinç Özarslan

24,102 views • 1 year ago