Video wird geladen...

Video konnte nicht geladen werden

Zur Startseite

Sıla Ertaş, linçlendiği Rojava paylaşımı hakkında açıklama yaptı. “Rojava'nın neresi olduğunu bilmiyorum. Sudan'ı da bilmiyorum. Filistin ve Doğutürkistan yazısı beni aldattı. Benim gibi birçok arkadaşımı da aldatmış. Ben olayın aslını astarını bilseydim yemin olsun paylaşmazdım.” “Ben bu güne kadar hiçbir şekilde "bana dokunmayan yılan bin yaşasın" kafasıyla oturup da...

372,695 Aufrufe • vor 7 Monaten •via X (Twitter)

0 Kommentare

Keine Kommentare verfügbar

Kommentare vom Original-Post werden hier angezeigt

Ähnliche Videos

Binlerce mektup aldım Erden Timur: Konuşayım diye düşündüm. Öyle bazı şeyler tabii önyargısız, öyle temiz bir gönülle bakmayınca tam anlaşılamıyor. Size çok kısa bir şeyler diyeceğim. İnşallah buradaki insanlar yüzümü gözümü gördüğü için anlarlar, böyle ekranlardan izleyecekler de bizim Anadolu'da çok güzel bir laf vardır: "Kafandaki kulağınla dinleme" derler. Gönlündeki kulakla, ona da can kulağı deriz ya, o can kulağıyla dinlemelerini rica ediyorum. Bizi burada aslında buluşturan şey, arkadaşlar, ne şampiyonluklar, ne başarılar, hiçbir şey değil; bir şeyi karşılıksız sevme, bir şeye adanma hikâyesi. Ben bizim aramızdaki bu bağın tamamen bundan geçtiğini düşünüyorum. Yoksa ben aslında iki sene yöneticilik... Duyuluyor değil mi sesim? Duyulmuyor. Mikrofon kesiliyor arada. Mikrofon? Hah, şu an duyuluyor. Evet. Yoksa ben aslında iki sene yöneticilik yaptım, baktım toplamda da 14-15 defa konuşmuşum. Yani beni duyduğunuz ancak o kadar. Peki nasıl böyle bir sevgi kurulur, hem sizden bana, benden size? Ben gönlümüzde hepsi Erden başka. Ben de onu söylemek istiyorum. İlk yöneticilik sürecime basketbolla başladığımda, eee, çok küçük bir bütçeyle, 2 milyon dolarla, çok başarılı işte, Allah öyle vermişti o zaman da. Tevafuk, basketbolda 13. devre almıştım, futbolda öyle oldu, hep birlikte o zamanki emek veren arkadaşlarımızla. Çok başarılı bir şey olunca ben şey demiştim: "Ben sene sonuna kadar hiç röportaj vermeyeceğim. Hiç röportaj vermeden de yöneticilik yapılabilir" diye düşündüğüm için... Helal olsun. Lütfen. Bir dakika ayarlayayım. Neyse, en sonunda bir şey söylemek zorunda kaldım, çok kısa. Bana dediler ki: "Bu başarının sırrı ne?" dediler, böyle. Ben de şey demiştim: "Sevgi, sevginin giremeyeceği kalp tanımıyorum." Bugün beni başından beri mutlu eden, bu zor dönemlerde de en çok sevindiren şey samimiyet anlaşılabiliyormuş arkadaşlar. Ben en çok buna mutlu oluyorum, hakikaten. Siz de bence öyle düşünüyorsunuz. Bazı şeyler kupalardan, şampiyonluklardan çok daha önemli ki onlar değerler. Ve bizim aramızdaki samimiyet çok farklıymış. Binlerce mektup aldım. Şimdi bakıyorum orada tabii sosyal medyaya bakma imkânım yoktu, sorun. Ne kadar büyük destek olmuş. Bana gelip avukatlar iletiyordu ama görmeyince insan o kadar büyük olduğunu anlamıyor bir de. İki gündür sadece 3 saat uyuyabildim. Evime ilk gittiğimde 400-500 kişi vardı, şimdi de öyle. Hiç, herkes geliyor. Benim için inanılmaz bir şey. Yani ben bu sevgiyi, sizden gelen bu şeyi iliklerime kadar hissediyorum. Ve insanların da şunu anlaması: Bizim kararlılığımızın, gücümüzün, bu kadar dik durmamızın sebebi de bu, başka hiçbir şey değil. Sizin varlığınız. Bu süreçte sizden şunu da gördüm: Hani bir söz var ya, "Derdime derman arardım, meğer derdim bana derman imiş" diye. Bizim aslında bu dert diye gördüğümüz şey bize dermanmış. Hep birlikte çok güzel şeyler öğreniyoruz. Ben onu da aynı zamanda çok anlamlı buluyorum. Çıkarken cezaevinden şey dedin, hani sonuçta bu 3-4 senelik bir iftira süreci, neticede her şey anlaşılacak, adalete de güvenim tam, kendime de güvenim tam. Her şey görünecek, hiçbir şey için aceleci olmaya gerek yok. Her şey anlaşılacak. Ama bunun bize çok güzel şeyler öğretti hep birlikte. Kendimce onu bambaşka şeyler öğrendim. Çok da güzel geçti.

Galatasarayultrataraftar

18,720 Aufrufe • vor 2 Monaten

Sosyal medyanın yarattığı illüzyonlara karşı kendi hayatından örnekler vererek başarı hikayesini anlatan kadın: • Ben Dilara, 30 yaşındayım. Profilime girdiğinizde muhtemelen şu anda kendi markası olan, ayaklarının üzerinde duran, düzenli giden bir ilişkisi olan, istediği zaman istediği yere giden o kadını görüyorsunuz. • Ama biraz da arka planını anlatacağım şimdi size. Ben 7 yaşındayken ve kardeşim yeni doğmuşken babam tarafından terk edildik. • ⁠Annem kendi ayaklarının üzerinde duran bir kadındı. Evlere gidip yardımcı ablalık yapardı ve ben de annemle beraber o evlere giderdim. • ⁠"Bir gün acaba böyle evlerimiz olur mu? Böyle bir evde oturabilir miyiz? Böyle arabam olur mu?" diye hep içimden geçirirdim. • 14 yaşında çalışmaya başladım. Bayramlarda marketlerde şeker satardım, bambaşka şeyler tanıttığım da oldu. • ⁠Amacım para kazanmak ve anneme kardeşimin bakımı için destek olmaktı. 14 yaşından 30 yaşına kadar hiçbir zaman durmadım. • ⁠Üniversitedeyken sabahları okula giderdim, akşamları garsonluk yapardım. Bazen okulum akşam olduğunda sabahları giderdim, hafta sonları çalışırdım. • ⁠O kadar yorulurdum ki akşamları eve gittiğimde tabanlarım dinlensin diye ayaklarımı tuzlu sulara sokardım. Canım çok yanardı ayakta durmaktan. • ⁠Hiçbir zaman dil eğitimi almak ya da bir hobi edinebilmek için bir fırsatım olmadı. • ⁠Hem maddi imkanım hem de zamanım olmadı. Yapamadım hiçbirini. Bir müzik aleti çalmayı, dilimi geliştirmeyi çok istedim. • ⁠Bunların hepsini çok istedim ama hiçbir zaman yapamadım. Sonra sosyal medyayla tanıştım ve içerik üretmeye başladım. • İlk başlarda yakınımdaki herkes benimle dalga geçti: "Ne yapıyorsun böyle? Fotoğraflar mı çekeceksin, videolar mı çekeceksin? Çok komiksin, ne olacak ki buradan?" diye diye durum alıyordum. • ⁠Ama hiçbir zaman vazgeçmedim. Kendime bir söz vermiştim. Bir şey olmalıydı, bir şey yapmalıydım, bir şey yapacaktım. • ⁠Ben inanıyordum; neye inandığımı da bilmiyordum ama bir şeye inanıyordum. Bir şey olacaktı ve ben hiç vazgeçmedim. • Şu an 30 yaşındayım ve kendi markamı kurdum. • ⁠Şimdi de yine kadınlarla beraberim. Kadınlarla beraber büyüyorum, markamı kadınlarla beraber büyütüyorum ve daha da büyütmek için çabalıyorum. • ⁠Her şeyi yapacağım. Yarın bunlar olmasa bile ben yine kendimi en baştan, küllerimden yaratacağım. • ⁠Çünkü hayatın her aşamasında, her adımda hiç durmadım, hiç pes etmedim. • ⁠Yani benim illüzyonumun arka planı da buydu. Eğer siz de bu insanları görüyorsanız ve şu an hayatınız benim bahsettiğim aşamalardan geçen bir durumdaysa, "Hiçbir zaman kendinize inanmaktan vazgeçmeyin" gibi salakça ve çok klişe bir şey söylemeyeceğim. • ⁠Ama en azından delicesine hayallerinize inanabilirsiniz belki de. Zaten kaybedeceğiniz hiçbir şey de yok...

🎙️ Muhbir

104,909 Aufrufe • vor 13 Tagen

CUMHURBAŞKANINI SAVUNMAKLA TANINAN BEN CUMHURBAŞKANINA SUİKAST İDDİASIYLA CEZAEVİNE GİRDİM! BU İRONİK İMTİHANIN BİR SEBEBİ VAR! DEMEK Kİ BEN HADDİMİ AŞTIM Furkan Bölükbaşı: Kanundaki işte karşılığı Cumhurbaşkanı suikastı olarak geçiyor. Üzerime atılan suç savcılık tarafından. Tabii bu yani gerçek olmayan bir şey. Zira hani ben benim bütün tanınırlığım zaten Cumhurbaşkanı'nı savunmak üzerinden yaşandı bugüne kadar. Bu manada da ironik ve içeri girdiğimde aslında birçok şeye düşünmeme sebep olan da bir ironi bu. Mesela şunları değerlendiriyorsun. Bir kere bir 2 metre 3 metre bir hücrenin içine koydular beni girdiğim ilk anda. Çok küçük ve dar bir yer. Bir tane yatak var sadece. Orada tek başına kalıyorsun yani günler boyunca. Hiçbir şeyle uğraşacak herhangi bir materyal yok elinde yani. Oturup sadece duvarları seyrediyorsun. Ve düşünebilirsin. Başka hiçbir şey yapamazsın. Ben de girdiğim ilk anda şeyi fark ettim. Zaten hayatımda hep böyle şeyler yaşadığım da onu düşünürüm yani. Acaba bu imtihan başıma niye geldi? Çünkü bu içeri atan adamların çeşitli sebepleri var tamam da asıl Allah bana bu imtihanı niye verdi yani? İmtihan ediyorsa benim buradan bir şey anlamamı bekliyor. Dolayısıyla ben demek ki bir yerlerde yanlış yapmışım ki benim yolumu düzeltmeye çalışıyor bu imtihanla. Çünkü Allah genelde sevdiği insanlara veya işte önemsediği insanlara yoldan saptıkları zaman, yanlışa düştükleri zaman imtihanlar vererek onları doğru yola sokmaya çalışır. Bazı insan bunu anlar, bazısı anlamaz. Yanlışında ısrar eder. Daha büyük imtihanlar bu sefer ona verilir. Bu peygamberlerin de başına gelmiş, birçok velinin başına da gelmiş, sıradan insanların da başına gelmiş. Ben de şöyle düşündüğüm zaman hani hemen hemen ilk 1 saat içerisinde ha ben galiba bazı noktada oralarda biraz fazlasıyla haddimi açtım.

Hasan Basri Akdemir

88,048 Aufrufe • vor 24 Tagen

Doğru ne ise onu söylemeye devam edeceğim Serdar Kelleci: Antalya maçı ne olur? Arkadaşlar ve Okan hoca ile ilgili eleştiriler oluyor mu? Sosyal medyada da, medyada da olacak mı? Olacak. Ama arkadaşlar bakın, bu takımı buraya 4 senedir Okan hoca getirdi. Bu takımda yarın şampiyon olacaksa yine Okan hoca sayesinde olacaktır. Bugün evet kötü günde, bakın benim tarzım bu değil. O yüzden bazen sevilmeyen adamda oluyoruz, linçlenen adamda oluyoruz. Ama ben hep inandığımı söylerim. Neye inanıyorsam o doğrultuda da giderim. Okan Hoca ile ilgili de bugün şu an bahsettiği yapmak benim hoşuma gitmiyor. 4 senede şampiyon olmuş, 3 senedir özür dilerim, şampiyon olmuş bir hocanın bazen hata yapma lüksü vardır. Bugün de bir hata yaptığımı düşünüyorum. Antalya maçında hep söylediğim bir şey var. Biz ilkemle de bazen tartışırız. Bazen kızarım, ederim. Ama şimdi bir şeye başlayacaksak da o anda artık hepsine bir sünger çekip benim o moraliteyi yükseltmem gerekir. Bu yayının selayeti açısından. Çünkü ortak bir şey yapıyorsak, Galatasaray tarafları da ben de bu işin ortağıyım diyorsa, ben de bu işin bir parçasıyım diyorsa ki öyle, o zaman bugün Ben bir şey gördüm sosyal medyada. Okan Buruk istifa hashtag'i ile başlatılan kampanya 2. sırada. Ben yapmam. Ben bunu yapmam. Bakın sevmediğim adama da yapmam. Sevdiğim adama da yapmam. Bunu gerçekten şimdi öfkeyle tamam ama yani herkesin peşinden gitmek çok doğru bir şey değil. Herkes bu görüşte ben de bu hani bunu taraftar bazında söylüyorum. Bu bence Galatasaray'a zarar verir. Mesela bugün için tabii ki büyük ihtimalle YouTube kanallarında, televizyonlarda Okan Hoca ile ilgili çok büyük eleştiriler yapılmış olabilir ki doğaldır. Bunun yapılması gerekir. Ama taraftar bu şiddeti arttırdığı takdirde panikleşmeye bak, iş paniklemeye, panikleşmeye sürecine doğru gider ve hiç istenmeyen bir hikayenin sonunu yazabilir Galatasaray. Dolayısıyla burada aklıselimin devreye girmesi gereken anlar vardır. Bugün sosyal medyada birisi çok güzel bir şey yazmış. En çok hoşuma giden yorumlardan biri şuydu. Oğlum bak bu adam Galatasaray'ın şampiyon olacağı neredeyse olacağı günde kalkıp Galatasaray'la ilgili belki çok sükseli bir Samsun Spor galibiyeti bekliyorum. Bu işte kolay değil. Gerçekten bazen bunları demek çok kolay değil. Arkadaşlar bugünkü benim tarafıma olan linci görmüşsünüzdür. Maçtan önceki linç kültürünü görmüşsünüzdür. Bakın bunlar çok kolay şeyler değil. Ha ben bakmadım. Ama bakan her insan için bu mutlaka duygusal bir çöküntüye doğru gidebilir. Ben bugün ne yaptım? Ben buna inanıyordum. Galatasaray'ın burada işte bu hafta içinde yapılan idman taraftarı açık olan idman futbolcuların aleti ruhiyesi vesairesini gördükten sonra Samsun Sporu da izledikten sonra bunların hepsini totalinden bir şey çıkartıyorsun ve inandığımı söylemeye devam et yarın Antalya maçında yarın Kasımpaşa maçında yarın Fenerbahçe Konya Konya Fenerbahçe maçında da neyi görüyorsan onu söylemeye devam edeceğim rahatlamamdaki sebep şu arkadaşlar bakın futbolcular ve teknik direktörler zannettiğimizden çok daha fazla sosyal medyaya bakıyorlar. Bu tarafı unutursak, şimdi bu benim sorunum bu taraftar olarak. Elbette senin sorunun değil ama bilmiyorum ben de bir taraftardım küçükken ama takımımın kötü bir şey yaşamaması için elimden gelen her şeyi yapmaya çalışıyorum. Ben ufak böyle bir Herkes şu an çok sinirli anlayabiliyorum. Tepkiler çok fazla değil mi? Ben yorumları okuyamıyorum şu an. Bana da tepki vardır mutlaka. Hala okul hoca diye belki vardır. Tamam tahmin edebiliyorum. Ama bakın geçmişte mesela ben de bu tribünlerde futbol seyircisi olarak gönlümden geçen o gönlümdeki takım için ben de tribünlerde yer almıştım ve ben bir Galatasaray-Bursa spor maçında bu hikayeyi anlattım. Benim çok canım yanardı küçükken.

Galatasarayultrataraftar

158,982 Aufrufe • vor 3 Monaten

Levo, Jahrein hakkında açıklama yaptı. "Ahmet çıkıp ekranlarda "Levent, 'ailem bana emanet' deyip bir kere bile evimize uğramadı, "ailemi yalnız bıraktı" tarzında bir şey söylediğinden beri her yerden sabit olarak "karaktersiz, arkadaşını satan, arkadaşının ailesini yüz üstü bırakan insan" mesajları alıyorum. Benim karakterim de bu tarz söylemlerle baş edebilecek bir insan değilim." "Tamam dedim olabilir, adam çok zor bir süreç geçirdi, beni kafasında suçlu konuma koymuş olabilir. Canı sağ olsun bu kadar yıllık arkadaşlığımızın hatrına hala yayında konuşmayıp, özelden "Ahmet sen beni kafanda bir yerlere koyuyorsun ama problem nedir?" gibisinden yaklaşmaya çalıştım defalarca kez. Ahmet sağ olsun 1.5-2 saatini ayırdı ve Discord'da konuştuk. Konunun onun düşündüğü gibi olmadığını, bir sürü detayı olduğunu kendisi de dinledi hak verdi bana. Çıkıp yayında bunu anlatacağını, bu konunun düzelmesini sağlayacağını söyledi. Ben de zannettim açacak yayını diyecek ki: "Levent'e böyle bir imada bulundum, adama böyle şeyler söylüyorsunuz, böyle biri değil aslında Levent. Bir yanlış anlaşılma iletişimsizlik olmuş, gidip adama bunu yapmayın. Kendisinden de onu bu konumda bıraktığım için özür diliyorum." diyecek diye düşünmüştüm ama bu yaşanmadı. Üzerinden yine aylar geçti, ben yine çıtımı çıkarmadım. Geçtiğimiz gün patladım. Benim hatam yine, kendimi tutmam gerekiyordu. Bu tarz konularda mental olarak baş edebilen bir insan değilim. O tamamen bir rage. Onla ilgili özür diliyorum tekrardan." Ahmet kötü bir süreçle içeri girdi, bütün gün ailesinin yanındaydım. Etsu, , Yasir, PurpleBixi, hepsi şahit. Gece sosyal hizmetlerden evine gelinene kadar da oradaydım. Burhi'yle sabah akşam iletişimdeydim. Ahmet çıktığı zaman Tuğkan'a teşekkür etti ya, Elraenn'i saatlerce telefonda konuşup ikna eden kişi benim. PQueen ile ben konuştum. Haskoloğlu'yla tekzip mesajları, yapılan yalan haberlerle ilgili ne yapılabilir? Bunla ilgili ben konuştum. Swaggy'nin sağa sola saldırması ve bu konunun Ahmet'in gündemine zarar verebilmesiyle ilgili Cavs'la, Burhi'yle ben konuştum." "Ahmet çıktı dışarıya ve Ahmet hiçbir şekilde benimle konuşmadı. Beni kafasında suçlamış olabilir, 1 ay boyunca içeride kaldı. Kliplerin birinde ben de varım. Levent o espriyi yapmasa belki olmayacaktı diye beni suçlamış olabilir. Hiç sıkıntı yok. Özür dilerim. Kendisinden özelde de özür diledim böyle bir duruma sebep olduysam. Kötü bir süreç yaşandı, bunla ilgili telafi edeceğim bir şey varsa gelsin desin ki: "Levo sen de 1 ay içeriye gir" gireyim. Benim kanıma dokunan, aylardır uyku bile uyuyamama sebep olan bir şey var: Ben, Ahmet'e nerede ihanet ettiğimi, ailesini nerede yüz üstü bıraktığımı çözemiyorum. Bunu da Ahmet'e dile getirdim özelde defalarca kez. Haklısın da dedi özelde. Ama ben bu mesajları almaya devam ettikçe duramıyorum." "Burhi de bana özelden yazdı. Ona neden laf ettiğimi de ona özelden dile getirdim. Burada asla konuşamayacağım şeyler de var maalesef. Keşke konuşabilsem. Kırgın olduğumu söyleyeceğim Burhi'ye, Ahmet'le olan iletişim konusunda ciddi anlamda. Efe Aydal-Diamond Tema-Jahrein üçgenindeki problemlerden de bahsetmek istemiyorum. Kendileri isterlerse bunlardan bahsederler ama bireysel yaşadığım konularla alakalı bazı niyetler sezdim. Burada sıkıntı olduğunu da düşünüyorum ama bu konuyu uzatmayacağım." "Bunun yayına taşınmasının sebebi zaten asla ben değilim 100/100 Ahmet yine. "O da haklı bu da haklı "değil. Bu konu şuanda yayında konuşuluyorsa 100/100 Ahmet'in yüzünden. Ben bu konuyla ilgili Ahmet insanların önüne beni atana kadar hiç bir şey söylemedim. Attıktan sonra da bir şey söylemedim."

OnlyDrama

877,136 Aufrufe • vor 11 Monaten

Jahrein, Oguzkhand olayı hakkında açıklama yaptı. Konuştuklarını ve aralarında bir sıkıntı kalmadığını açıkladı. “Oğuz'la dün gece konuştuk. Bugün de tekrar konuştuk. Benim orada beklediğim tek bir şey var. Moderatörün olmaz, bir şeyin olmaz... Zaten 2 haftadır adamın chatine benim hater'larım toplandı, bana sövüyorlar. Bunların hepsi okey. Sövsünler, eleştirsinler; hiç sıkıntı yok. Ben küfür yemeye alışmışım ama meseleye ailem karışınca ve ailem karıştığında buna karşı bir tepki olmayınca... Hadi görmedi, moderasyon yok banlayamadı falan... 3 saatlik videoyu tekrar izledim, Oğuz bir kere çıkıp "Abartmayın. Adama sövdük de ailesini karıştırmayın" gibi bir açıklama yapsa benim için her şey bitecek. Israrla "moderatörüm yok" falan diyor. O bunun yanlış olduğunu anladı. Ben de söylediğim sözlerin abartı olduğunu söyledim. Onu da konuştuk. Bizim aramızda bir sıkıntı yok. "Adamı tehdit ettin" diyenlere de şunu demek istiyorum; bir gün hepiniz inşallah evleneceksiniz, sizin karınıza böyle şeyler söylendiğinde ve ortamın sahibi konuyla ilgili tepki göstermediğinde siz "tamam kardeşim" dersiniz. Ben yapamadım. Bu ülkede herkes mükemmel, benim mükemmel olamayışım ve "2 aylık bebeğini emziren loğusa kadın bunları görürse ne olur?" diye düşünmem çok yanlıştı. O konuda bana kızgın olanlardan özür dilemiyorum; alayınızın Allah belasını versin. Çok normal ve doğal bir davranış sergiledim. Dozu biraz fazla olmuş olabilir. Oğuzhan'ın da haklı olduğu konu çok, benim de haklı olduğum konu çok. Biz helalleştik.”

OnlyDrama

422,461 Aufrufe • vor 16 Tagen

Amerika’yla ilgili ilk izlenimlerini anlatan hanımefendi; Amerikalılar gerçekten pis insanlar. Şimdi no offense, gerçekten pisler. Bir kere tuvalet musluğu kullanmıyorlar. Neyse, yani biraz pis bir konu üstünde durmak istemiyorum. Bir de bunun yanında, tuvalet kağıdı, ıslak mendil, yüzey temizleme mendilini bile klozete atıp sifonu çekiyorlar. Çöp kovası kullanmıyorlar tuvalette. Ben bunu oda arkadaşımdan öğrenmiştim geldiğimde. Şimdi ben Türkiye’de ne yapıyorsam aynısını yapmaya devam ettim. Sonra kız bana geldi ikinci gün şey dedi: 'Neden bunu buraya koyuyorsun ki, klozetin içine niye atmıyorsun?' dedi böyle, sanki ben malmışım gibi. Birincisi, ben mal değilim, sen pissin. İkincisi, statü ayırmıyorlar. Herhangi birine saygı duymak için title’a ihtiyaç duymuyorlar. Yani bir işletmenin patronuna da aynı saygıyı gösteriyorlar, atıyorum temizlik görevlisine de aynı saygıyı gösteriyorlar. Bence bu müthiş bir şey, Türkiye’de de olması gereken bir şey. Çünkü insan olarak nitelendiriyorlar karşısındaki kişiyi. Yani title’ı gerçekten umurlarında değil, müthiş bir şey. Keşke Türkiye’de de bu olsa. Ben çok fazla denk geldim Türkiye’de ki patronları, herkes biliyor zaten Türkiye’deki patron onları. Bu benim bayağı hoşuma giden bir şey, dikkat ettiğim bir şey yani daha doğrusu. Bir diğeri, saygıyla alakalı. 10 yaşındaki küçücük kız, 50 yaşındaki kocaman adama ismiyle hitap ediyor. Şimdi tabii ki de burada abi, abla gibi hitaplar olmadığı için tabii kültürler farklı. Ben buna biraz zorlanmıştım yani, hani abla, abi diyesim geliyor içimden. O Türk tabii ki de atamıyorum ama daha sonra şunun farkına vardım; birinin saygıyı hak etmesi için yaşının bir önemi yok aslında, yaptıklarının bir önemi var. Böyle olunca da buna da bir noktada alıştım. Dördüncüsü, keyif pzvleri. Amerikalılar inanılmaz çilli insanlar. Eğlenmeyi biliyorlar. Adamlar o kadar keyiflerine düşkün ki, ya bu refah seviyesiyle çok doğru orantılı. Bunun da bilincindeyim. Keşke Türkiye’de de böyle olsa. Maalesef değil, bayağı kıskandığım bir şey. Adamlar eğlenmeyi biliyor, çilliyorlar, memnunlar, hayatlarından memnunlar yani, keyif almaya bakıyorlar. Her şeyden keyif alıyorlar. Hiçbir şeyi zorla, yapmak zorunda oldukları için yapmıyorlar. Çalıştıkları işi bile tabii ki de para kazanmak hepimiz zorundayız, onlar da zorunlu ama onlar işlerini gerçekten çok severek yapıyorlar. Hiç bir tane bile somurtan Amerikalı görmedim. Herkes herkese merhaba, selam diyor. Bak tanımıyorlar birbirlerini, yoldan geçiyorlar bildiğiniz ve bu arada verdiğiniz cevap önemli değil, umurlarında değil. Sadece istedikleri laf atmak. İnanılmaz pozitifler, eğlenmeyi çok iyi biliyorlar. Kaç kere bunu diyeceğim ama artık eğlenmeyi biliyorlar, bu da kıskandığım bir şey. Ve son dikkat ettiğim şey de şu ki, inanılmaz sığ görüşlü insanlar var. Yani Türkiye’de de böyle insanlar olduğu için alış yani kolay alıştım. Biliyorum insanlara bu konuda nasıl davranmam gerektiğini zaten. Ya böyle futbol takımı gibi şeylerden bahsetmiyorum, özellikle din ve siyaset konularında inanılmaz sığ görüşlüler. Hani onlardan bir tık daha farklı düşünün, sizi tamamen hayatlarından falan silecek seviyeye geliyorlar. Fikirlerini değiştirmeleri çok zor, yani Türkiye’de de aynı zaten yani Ak Partililer falan aynı da, neyse işte anladınız. Yani sadece Ak Parti özelinde demiyorum, bütün siyasi partiler için bunu diyorum şimdi. Açıklamamı da bir düzgün bir şekilde yapayım, bunu dipnot gibi geçeyim. Böyle, şu anda bunları fark ettim. Daha fark ettiğim, benim garibime giden başka bir şey varsa, aa, porsiyonlar çok büyük! Ha, bunu söylemiştim zaten. Porsiyonlar inanılmaz büyük. Amerikalılar bu yüzden obez bence. O kadar büyük ki bir şeyin en küçüğünü alıyorum bitiremiyorum. Bir videoda göstereceğim galiba. Kendime küçük boy, küçük boy cornflakes aldım ve gerçekten benim gövdem kadar. Ki ben öyle minyon çıtı pıtı minik bir kız değilim yani ben 1.65’im, benim gövdem kadar. Porsiyonlar çok büyük. Neyse, bu kadardı."

Netlog Medya

78,694 Aufrufe • vor 1 Monat

Alemin Kıralı dizisindeki "Oben" rolüyle tanınan Birsu Demir, ilkokul, ortaokul, lise, üniversite ve bütün eğitim hayatım zarbalanmakla geçti dedi: 🔹 Birincisi kaşlarım, ikincisi çocuk oyuncu olduğum için "Aa, sen hangi dizi de oynadın?amalara giriyorsun" gibi gibi şeyler. 🔹 Ben nasıl havaya gireyim? 🔹 Zaten ben arkadaşlarımla oyun oynayamıyorum ki. 🔹 Ben setteyim ya, çalışıyorum. 🔹 Benim zaten oradan yana bir iç yaram... 🔹 Neyse ilkokul, ortaokul, lisede olur bunlar; çocuktuk, küçüktük, ergendik, eyvallah. 🔹 Üniversiteye başladım, sınıfta da benden yaşça büyük arkadaşlarım var. 🔹 Hala dalga geçiyorlar: "Senin de o zaman kaşların şöyledir, bu insanlar o zaman 26 yaşında falan." 🔹 Sen orada çok komiktin, ne kadar aptalaktın ya, ne kadar aptal aptaldım! 🔹 Sonra ben onlara şans verdim ve onlarla arkadaş oldum biliyor musunuz? 🔹 Şey deriz ya hani; "Her şey bir tecrübe, herkesten bir şey öğreniyoruz." 🔹 Ya ben keşke onlardan bir şey öğrenmeseydim! 🔹 Çünkü günün sonunda ben hayatımda çok büyük bir kayıp yaşadım. 🔹 Ve beni arayıp da bana "Bir şey lazım mı? 🔹 İyisin mi? 🔹 Geçmiş olsun, başın sağ olsun" hiçbiri demedi. 🔹 E sen zaten seni zorbalamış birinden niye iyi niyet bekliyorsun ki? 🔹 Eve geldim anneme dedim ki: "Kendi ben üniversiteyi bırakıyorum." 🔹 Dedi ki: "Kızım neden?" 🔹 Çünkü dedim: "Anne böyle böyle beni dalga geçiyorlar." 🔹 Ve çok uzun süre en arka sırada oturdum. 🔹 Öğretmenlere göre tembel bir öğrenciydim. 🔹 Ha günün sonunda yine mezuniyet oyununda başrol oynadım da... 🔹 Hiç olayı dramatize etmiyorum ama onlar da kesin şimdi konuşsak şey derler: "Ya biz sana şaka yapıyorduk. 🔹 Tamam o zaman bana şaka yapıyordun, peki neden sen beni zorbaladıktan ve ben sana şans verenden bir arkadaş olduktan sonra, üniversite bitince en kötü zamanında bana bir şeye ihtiyacın var mı, iyi misin diye sormadın?" 🔹 Kimse değişmez, kimseye güvenmeyin! 🔹 He bu arada, hayatınızda max bir ya da iki tane dostunuz olacak. 🔹 Lisede, üniversitede hepsi gelip geçecek.

Netlog Medya

218,622 Aufrufe • vor 15 Tagen

"Helal olsun Dürüst Adam" Serhat Akın: E sıkıntı yok zaten. Fenerbahçe'de başkan yüzdüğü için. Umurda değil onun. O yüzüyor. Onun hiç umurda değil. Büyük Fenerli ya kendisi. Sen tehdit et. Sıkıntı yok. Ben zaten tedavilerim var. Durumun belli değil. Bir gün bir yerde denk geliriz. Tamam mı? Ondan sonra dövüyor musun? Ne yapıyorsan yaparsın anladın mı? Boyun kadar kızım var. Ama insanları dövmekle tehdit ediyorsun. Senin demek ki ne alakın var. Ne kişiliğin var. Ne efendiliğin var. Yapacak bir şey yok. Ben seninle muhatap değilim. Sen şimdi diyorsun ya. Hiç teklif yapmadın bana. Sen televizyon kanalında spor müdürdün değil mi? Sen iki kere bana aracıyla haber yollayıp kanala istemediysen en adi şerefsiz benim. Tamam mı? Bak. İstemediysen o teklif yapmadın en adi şerefsiz benim. Eğer yok ben yapmadım diyorsan tamam ben kabul ediyorum ben şerefsizim. Ama eğer yaptıysan da yapmadım diyorsan en adi şerefsiz sensin. Ben ortaya sadece bunu söylüyorum. Bende kanıdı var. Teklifinin. Yazışması var. Yapmadım diyorsun. Oğlum siz nasıl insanlarsınız ya? Hani ortak yani ortak insanlara şahit olan insanlara mesaj atıyorsunuz. Serhat'la görüşmek istiyorum şey yapıyorum diye. Bunu kabul etmiyorsunuz. Ne var abi dersiniz ki ben Serhat'a teklif yaptım. O günün şartlarıyla uygun gördüm dersin. Hani bu kadar yalancılık, bu kadar yalan haber, bu kadar insanlara yanlış yönderme. Ama Allah'a şükür herkes kimin kalbinde ne var, kimin kalbinde kötülük var, kimin kalbinde iyi var çok iyi olur. Yalancı Serhat diyorsun ya. Zaten sana söyleyen eski futbolcuyla sen programa çıkıyorsun. O söylüyor. Kimin yalancı olduğu zaten ortada. Benim yalan söyleyecek bir şeyim yok. Ben zaten program yapıyorum. Ben senin gibi Burak Yılmaz'ı Ankara'dan işte Serhat'ın iddialamasını o yalan olur. Ben maçı görüyorum. Galatasaray'ı görüyorum. Fenerbahçe'yi beş taşıyorum diyorum. Benim yalan söyleyecek bir şeyim yok. Çünkü ben haberci değilim. O yüzden sen benim yalancı olup olmadığını bilemezsin. Ama sen Ali Koç'a nasıl yalakalık yaptığını zaten bütün Türkiye biliyor. Anladın mı? Benim Ali Koç'a borcum varmış. Ulan Ali Koç bunu konuşmuyor ama sen konuşuyorsun. Demek ki siz zaten bir sistemin içindesiniz. Bu sistemi tamam mı? Fenerbahçe camiası kulübü başkanı yıkmadığı sürece hiçbir şey olmaz diyorum ben de. Sizin gibi adamların kafasını ezmediği sürece hiçbir şey olmaz. Net söylüyorum. Ve halen size haber veren kim varsa ben yetkili olsam hepsini kovarım kulüpten. Sizi haber veren, size mama veren herkesi kovarım abi. Hak etmiyorsunuz çünkü. Çünkü siz Fenerbahçe'liğim diye geçinip Fenerbahçe'nin eski futbolcusuna sen dayakla tehdit edemezsin. Ne olursa olsun. Suçlu ben de olsam edemezsin abi. Anladın mı? Fenerbahçe'ye bu hale geldi. Niye? Çünkü başkan yüzüyor. Başkan dünyamdı değil. Başkan keyfini yapıyor. Sezon sonu zaten ayrılacak. İşte hayal satıyor. Kendi reklamını yapıyor. Ama sezonun başında söyledim. Bu adam da olmaz dedim. Yapacak bir şey yok. Ben konuyu kapatıyorum. Ben gerekeni söyledim. Ben bunları muhatap almayacağım. Bunlara daha fazla da prim vermeyeceğim. Bunlar gidip ne yapıyorsa yapsın. Size sadece söyleyeceğim bir şey var. Sadece takip edin. Ses olmadığı, kamera olmadığı tek başıma savaş verdim.

Galatasarayultrataraftar

81,457 Aufrufe • vor 5 Monaten

Erkeklerin kadınları etkileyeceğini sandığı ama kadınları o kadar da etkilemeyen şeyler. Üzgünüm, bu pek mantıklı bir şey ifade etmiyor ama ne demek istediğimi anlıyorsunuz. Küçük spor arabanız olduğunda, topuklu ayakkabılarım ile eğilip o küçük spor arabaya çömelmek istemiyorum ve muhtemelen sadece hava atıp deliler gibi sürmeye çalışacaksınız, ben de endişeleneceğim ve bunu söyleyemeyeceğim." 〽️: "Ve şey gibi, yani erkekler gerçekten güzel spor arabalar almak için bütün bu zahmete giriyor ve bir sürü para harcıyor gibi hissediyorum. Ve günün sonunda, eğer gerçekten bir kızla dışarı çıkmaya çalışıyorsanız, bu benim için gerçekten eğlenceli değil. Çok küçük, o şeylerin içi çok küçük. Bence bu daha çok sizin için eğlenceli bir tur gibi. Sanırım erkekler onları kızlar için alıyor. Ve eğer onları kendiniz için alıyorsanız, güç sizinle olsun, kendiniz için alıyorsunuz. Ama kızları buluşmalara çıkarmak söz konusu olduğunda, lanet olası küçük Lamborghini'nize ya da lanet olası her neyiniz varsa ona sıkışmaya çalışmak istemiyorum. Birçok kız adına konuştuğuma eminim, yüksek topuklu ayakkabılarım ve kısa elbisemle çok daha mutlu ve çok daha rahat olurdum, böylece yukarı kaymazdı ve Uber'den sipariş ettiğiniz siyah bir SUV gibi olurdu, ve eminim ki bu sizin için zaten çok daha ucuzdur. Üzgünüm, bunda kaba olmak istemiyorum. Ama lanet olası küçük spor arabanıza çömelmek istemiyorum Bölüm 2: Kadınları Mutlu Edecek Uygun Fiyatlı Şeyler 〽️: "Peki, konuyu değiştiriyorum, herhangi bir kızı mutlu edeceğini düşündüğüm çok uygun fiyatlı bir şey. Diyelim ki annesi ve babası milyoner, milyarder ya da banliyöden gelmiş olsun, fark etmez, bence çiçekler. O kadar ucuzlar ki, yanlış anlamayın, çok pahalı da olabilirler. Ama Trader Joe's'a gidiyorum, güzel çiçekler görüyorum, kendi buketlerinizi kendiniz yapabilirsiniz, kelimenin tam anlamıyla 10 dolara güzel bir buket yapabilirsiniz. Her şeyi göze alıp 100 dolarlık buketler de yapabilirsiniz. Ama dürüst olmak gerekirse, çiçekler öyle bir şey ki hangi kız çiçek alsa mutlu olur. Çiçekler bence çok iyi bir yatırım çünkü bilmiyorum, çiçeklerde insanı kur yapılıyormuş gibi hissettiren bir şeyler var. Çok tatlı hissettiriyor. Aslında tek bir kuruş bile mal olmayan ve bence çok tatlı olan ve büyük bir fark yaratan bir diğer şey de kapıyı açmak. Bu çok hoş çünkü bu kelimenin tam anlamıyla söylediğim gibi çok küçük bir şey, hiçbir para maliyeti yok. Ve yani bir erkek kapıyı açmazsa dünyanın sonu değil ama bir araba kapısını açmak, insana yeniden eski zamanlardak gibi hissettiren şeylerden biri. Şöyle ki, sanki hâlâ bir nezaket varmış gibi - o kelimeyi söyleyemiyorum, nezaket. Ne demek istediğimi biliyor musunuz? Hâlâ o duygu var, bana kendimi tekrar... ne bileyim, bir prenses gibi hissettiriyor. Ve hiçbir paraya mal olmuyor." Bölüm 3: Restoranda Sipariş Vermek ve Evde Yemek 〽️: "Peki, bunu beğendim. Şey, yanılıyor olabilirim, kızlar bunun hakkında ne düşündüğünüzü bana bildirin. Bir restoranda kız için sipariş vermek, ne sipariş edeceğimi lanet olası bir şekilde bilmiyorum. Dolayısıyla, eğer benim için siz sipariş verirseniz, bir erkek öylece sipariş verdiğinde bunu gerçekten takdir ediyorum, buna bayılıyorum, muhtemelen nefret etmeyeceğim yemeği bile benim için sipariş edin. Bence bunu yapmanın en iyi yolu muhtemelen farklı farklı şeyler alıp sonra bana ne sevdiğimi sormak, yani sadece sipariş vermek ama 'Ne istersen, benim için sen sipariş ver' demek gibi. Ne? Şey, bilmiyorum, sen sipariş ver." 〽️: "Peki, gerçek bir ilişki içinde olmadığınız sürece, eğer bu hâlâ flört aşamasındaysa, evde yemek yapmayı sevmiyorum çünkü beni dinleyin. Şey, hayattaki birçok kızın giyinip süslenmeyi sevdiğini hissediyorum, dolabımızda tonlarca elbisemiz ve ayakkabımız falan var ve Amazon'da alışveriş yaptığımız bir çağdayız, bunun gibi şeyler, beni bir yere götürün. Ve ayrıca, evde bana yemek pişirmek için alacağın tüm o malzemeler, biftek şu bu, muhtemelen sevimli bir restoranla neredeyse aynı paraya mal olacak

BUZZ medya

34,101 Aufrufe • vor 1 Monat

Meramımı anlatmak için kesiti daha da kısalttım. 👇 Bahsettiğiniz programı size de haksızlık etmemek adına aradım. Yayında değil… Tabii ki de eleştirilerinizi de duymak istedim ama bulabildiğim tek kaynak; Çağlar Cilara’nın alelacele (ne amaçla olduğunu bilmiyorum, niyet okumayayım) X’e koyduğu kesit ve TYT Türk kanalı’nın yayının tamamını youtube’dan yayınlamayıp (yine hangi saiklerle olduğunu bilmiyorum) yayınlamış olduğu kısa kesitler (shortlar). Bu konuyu onlarla halledebilirsiniz. Siz linki bulursanız da dinlerim. Yeni bir kanaat yazarım. Ama sanırsam kısa kesit alma işi de tam olarak bu tarz bir iletişim metodu. Yani başı ve sonu belli, şüphe götürmez, kati beyanlarınız için de çok da makul bir yöntem. Ben mesela kesin kanaat getirdiğiniz için şu kısmı daha da kesme ihtiyacı duydum! Elimdeki verilerle ilgili sadece bu kısmı yorumlayacağım.👇 🗣️Kılıçdaroğlu, kongrelerle ilgili şeylerde haklı görünüyor… 🗣️Ç.C: Haklı mı? 🗣️Haklı (Kesin kanaat - kısa kesit yeterli) Sorguladığım kısım: 🗣️Bir Genel Başkanın, bir kongre kaybetmesi diye bir vaka Türkiye’de bu orada yaşandı. Genelde genel başkanlar partilerine, delegelerine hakimlerdir. ❓Sorularım: Gerçekten öyle midir? Hiç olmadı diye olmayacak mıdır? Doğru, bu bir ilktir ve Türkiye’de demokrasinin pekişmesi adına talebi olan her bir bireyin gurur duyması da gereken bir şey değil midir? Bunun için itiraz süreçleri yok mudur? ve daha önce böyle bir şey olmadı, şimdi niye oldu demek ve bunu bu denli haksızca dillendirmek “hiçbir şey olmasa bile kesinlikle bir şey oldu” demek değil midir ve evet doğru bir tarafı var… Onu da siz belirtiyorsunuz zaten. 🗣️Demek ki delegeler başka türlü bir motivasyonla ikna edildi. ❓Sorum şu: Elimde kısa kesitten başka bir şey olmadığı için, eğer buradan sonra - delegeler; seçim kaybetmenin, toplumsal tepkinin onlara yansıması, yaşadıkları ortamın, sokağın sesini dinleyerek ya da değişim tarzı bir motivasyon ile hareket etti dediyseniz, o zaman haklısınız diyeceğim de - siz cümlenin başında Kemal Kılıçdaroğlu “Haklı” dediniz. Burada da Kemal Kılıçdaroğlu’nun para ilişkileri olduğu iddiasını hepimiz bildiğimiz için - sizi pek de haklı göremiyorum. Hatta ötesi 30 sn’lik bir kesite satırlar dolusu kibar bir yorum yapma çabasında buluyorum kendimi ! Yani özetle o kurultayda kesin bir şeyler oldu. Demokratik bir şeyler kanaatimce. Yani özetle kanaatim şu; Türkiye’de hiçbir parti genel başkanını kurultayla değiştirmedi ve değiştiremez ise biz niye kurultay yapıyoruz ki - size göre değiştiremeyeceksek. Bu oldu, gayet de doğru oldu, biz partinin içinde bunu görenleriz. Nesil değişti, yapacak bir şey yok! Bu değişimin arkasında da bir art niyet aranıyor ama işte inandırmak zor, çünkü herkes değişime dahil oldu. Yıldıray Oğur Çağlar Cilara TYT Türk #kemalkılıçdaroğlu #chpözgürözel #özgürözel

Yigit Tas

11,372 Aufrufe • vor 1 Monat

Ünlü ya da zengin olmayayım diye beni takip etmeyenler varsa, saat gece üçte mesaim başlayacak, öğlen bir de işten çıkacağım diyen kadın: 🔹 Yani böyle amaçlarınız varsa, ben zaten çalışıyorum, zaten çalışmaya da devam etmeyi düşünüyorum. 🔹 Çünkü şey beni rahatsız ediyor; sürekli evde oturma hissi, inanın ki rahatsız ediyor. 🔹 Psikolojim bozuluyor, sürekli evde zaman geçirdiğim için. 🔹 Çalışmak bana en çok sosyallik açısından iyi geliyor, öyle söyleyebilirim. 🔹 Çünkü size sürekli sık sık bahsediyorum, benim çok az arkadaşım var. 🔹 Genelde bütün aktivitelerimi tek başıma yapıyorum. 🔹 Mesela tek başıma denize gidiyorum, tek başıma kahve içmeye çıkıyorum, tek başıma yüzüyorum, tek başıma yürüyüş yapmaya gidiyorum, tek başıma alışveriş yapmaya gidiyorum. 🔹 Mezun oldum, ona da tek gittim. 🔹 O kadar normal hayatımda yalnızım ki, çalışmak benim sosyal ihtiyacımı gideriyor. 🔹 İş arkadaşlarımı da seviyorum ben, iyi anlaşıyorum. 🔹 Şükürler olsun, onlar beni seviyor mu bilmiyorum ama ben seviyorum. 🔹 Çünkü çok çeşitli çalışan arkadaşlarım var; kimisi benim yaşımda, kimisi babam yaşında, kimisi dedem yaşında (o bir tane vardı, onu da çok seviyorum). 🔹 Arkadaşlar bu arada bunları bana acıyın, bana üzülün diye anlatmadım. 🔹 Ben yalnızlığımla barışık bir insanım, bundan da keyif alıyorum. 🔹 Kendine en iyi arkadaş olmak çok basit, çok özel ve çok nadir insanların erişebileceği bir düzey. 🔹 Ben çok ağır depresyona da girdim, tek başıma kalktım ya. 🔹 Bakın size anlatacağım şey birazcık garip gelecek ama bir gün ben o kadar mutsuzdum ve o kadar acı çekiyordum ki evden çıktım. 🔹 Kedim için markete gitmem gerekiyordu, onun mamasını almak için. 🔹 Yürürken sendeliyordum, o kadar canım yanıyordu ya, çok mutsuzdum o gün. 🔹 Ve bir şey hissettim; beni sendelerken omzumdan tutan, beni kaldıran, beni yürüten bir güç vardı. 🔹 Ve o güç bendim. 🔹 Resmen bir güç, bir kuvvet beni kollarımdan tuttu, kolumun altından girdi, beni yürütmeye başladı ya. 🔹 Çünkü kimseye söylemedim, kimseye, çok ağır bir depresyon geçirdim. 🔹 Atlattım, tek başıma. 🔹 Dedim ki, "Gerçekten de senin senden başka kimsen yok, sen teksin ya." 🔹 Bunu da kabullen, bunun tadını çıkar dedim. 🔹 Ama ne kadar şanslısın, sana sahip olduğun için dedim. 🔹 Nereden nereye geldik konu anlatımı olarak. 🔹 Dediğim gibi, çalışmak bana sosyal açıdan iyi geliyor arkadaşlar. 🔹 İşimi de seviyorum. 🔹 O kadardı, görüşürüz.

BUZZ medya

90,971 Aufrufe • vor 25 Tagen

Gizem Karaca, annelik psikopatlık vloguna gelen yorumlara cevap verdi: 💧 Dün paylaştığım konuşmam var ya, böyle sizlerle ara sıra dertleşiyorum ya, uzun uzun vakit bulduğumda... 💧 Ya bazı yorumlar gördüm. 💧 Normalde hiç takılmam. 💧 Ama böyle bu yorumu yapan da bir anne, o yüzden bir garip geldi. 💧 Böyle sanki dünyadaki tek anne sensin, işte abart falan yazanlar olmuş. 💧 Ve evet abi, dünyadaki tek anne benim. 💧 Ama bana göre öyle. 💧 Senin için de öyle olmalı bence. 💧 Ve benim bunu abartmakta özgürlüğüm var. 💧 Kimse kimsenin özgürlüğüne karışamaz ya. 💧 Ayrıca bence abartmıyorum. 💧 Yani bence senin abartmaman hata. 💧 Çünkü annelik gerçekten abartılacak bir şey. 💧 Yani bugün ilk defa, bakın ilk ilk defa, düşünün, yaz şu an 12 aylık, bir yaş 3 haftalık falan olmuştur. 💧 İlk defa, Kemal'le birlikte, bensiz, tek başına bir yere gönderdim. 💧 Kemal için de ilk, benim için de ilk. 💧 Ve böyle son birkaç gündür artık üstüme üstüme geliyor günler. 💧 Çünkü artık iyice şey modundayız. 💧 Çünkü bacağı böyle falan modundayız ve o da fark etti. 💧 Tamam dedi ben alıyorum. 💧 Bu arada fazla bir şey değil, 1,5 saattir yoklar ve ben de biraz atölyeye girdim çünkü çamura dokunmak çok iyi geliyor. 💧 Neyse demem o ki, bence herkes abartmalı çünkü kimse kimsenin abartısına karışamaz abi. 💧 Annelik abartılacak bir şey o içsel savaş, o içsel dünya. 💧 Evet yani, ben abartırım, belki sana göre normal, senin nasıl baktığına göre, yani eğer sana aşırı kolay geliyorsa, süper, mükemmel. 💧 Bana kolay gelmiyor açıkçası, beni beni bir noktada artık yoruyor, daha doğrusu şu yoruyor. 💧 Bunu fark ettim. 💧 Ben doğduğumdan beri tek başıma hiçbir şey yapmadım, yani birkaç kere spora gittim, o da yine eşimle birlikte. 💧 Tek başıma bayağıdır bir şey yapmıyorum. 💧 Yani hani, bu evde tek başıma salonda oturmak bile olsun. 💧 Çünkü sonuçta ortamda bir bebek var ve bu sayılmıyor bence. 💧 Hani evin bir yerinde kaçtığında, eğer biri oynuyorsa ve bebişle ilgileniyorsa, yine bir yere kaçıp kahve içtiğinde de bu sayılmıyor. 💧 Bunu insanlar anlayamıyor, bunu özellikle kızlar beni anlayacaklar. 💧 Bunu özellikle babalar da anlamıyor. 💧 Mesela sen, onsuz olmak istemiyor değilsin, ama biri keşke, ya tamam hadi bizi aldık, çıktık. 💧 Ya onu gördüğünde, onu duyduğunda sen onun, yani dinlenemiyorsun. 💧 Zaten o hiçbir şekilde deşarj olamıyorsun. 💧 Ve bunu galiba birazcık babaların anlamaları gerekiyor. 💧 Sağ olsun, Kemal bugün anladı ve tamam dedi, ben onu biraz götürüyorum, sen me time'ını yap dedi. 💧 Oluyor arkadaşlar, normal. 💧 Yani insanım, insanız ve yorulmakta, söylenmekte, abartmakta özgürsünüz ve haklısınız. 💧 Ben şimdi anlıyorum. 💧 Yani, gerçekten şimdi anlıyorum. 💧 Muhtemelen şunu da diyenler olacak, hani gelecekteki bana sesleniyorum, muhtemelen şunu da diyeceğim, affizem bir yaş çok kolaymış falan. 💧 Sen şimdi bir de iki'yi gör. 💧 Hani bir de hep bu var ya. 💧 Sen bir de iki'yi gör, sen bir de üç'ü gör. 💧 Ya haklısınız evet. 💧 Ben de şu an yeni doğuran arkadaşlarıma... 💧 Ay ne güzel şimdi sessiz sessiz duruyor falan diyor. 💧 Ama herkesin bebişi aynı değil. 💧 Bizimki mesela sessiz sessiz durmuyordu, koyamıyordum ben bir yere, sürekli taşıyorduk yani. 💧 Ya da bir yerde oturuyorsak kucağımızda tutuyorduk. 💧 Öyleydi, doğduğundan itibaren öyleydi, yani benim yaptığım bir şey de değil. 💧 Neyse. 💧 Neyse, şimdi de çok iyi. 💧 Hiç full yerde koşarak takılmak istiyor, o da güzel bir şey. 💧 Bunda da sadece birazcık birkaç kişinin el atması gerekiyor enerji anlamında çünkü bir noktada tükenebiliyorsun. 💧 Neyse. 💧 Enerjisi bana çekmiş. 💧 Birkaç yıl sonra birlikte dans edeceğiz.

BUZZ medya

35,435 Aufrufe • vor 1 Monat

⚡️Fenerbahçe-Galatasaray maçında gelen eleştiriler hakkında Nihan Cabbaroğlu : 🎙️Öncelikle şunu söylemek istiyorum. Artık maç anlatan her spikere çok ciddi bir şekilde sosyal medyadan tepki geliyor. Bunlar küfürlere hakaretlere varabiliyor maalesef ve neredeyse bütün meslektaşlarım bunu yaşıyor bugün ben yaşıyorum yarın başka bir meslektaşım yaşayacak dün yine başkası yaşayacak bu artık hani kişisel bir problemden çıkıp genel bir mesele haline geldi. Bizim yayınlanan videolarımızın altındaki yorumlara baktığımız zaman da artık her hafta başka bir grup başka bir grubu suçlayarak ya da bizi başka bir şekilde suçlayarak konuşmaya başladı. Eleştiri tabii ki olabilir ama bu artık hakaret ve kişisel saldırı boyutuna geçtiği zaman bu çok tehlikeli bir hal alıyor gerçekten ve bununla baş etmek artık çok zor ve bu her meslektaşımın başına geliyor maalesef bunu söylemek istiyorum. İkincisi, benim mesleğe bakışımla alakalı ben bu mesleği TRT Spor‘da Ankara’da başladım ve orada meslek büyüklerimizden belirli eğitimler aldık ve orada şunu söylüyordu meslek büyüklerimiz, biz bu işi sevgiyle yapacağız biz bu işi kapsayıcı bir şekilde yapacağız çünkü bizi herkesin insan izliyor 100.000’lere ulaşıyor yayınlar bizim videolarımız da aynı şekilde farklı şehirlerde farklı yaş gruplarında insanlara ulaşıyor, maçları ablalarını örnek alan çocuklar seyrediyor küçük ablaları gibi olmak isteyenler seyrediyor, evlatlarıyla gurur duyan yaşlılar izliyorlar ve bunları düşündüğümüz zaman şunu düşünüyorum ben bu ise vicdanımızla ve sevgiyle yapmanız gerekiyor ben de hep bu değerleri gözeterek yapıyorum sahada olumsuz şeyleri görerek değil olumlu iyiyi doğruyu görerek bunları anlatmaya çalışıyorum mücadelenin rekabetin güzelliğine anlatmaya çalışıyorum her seferinde ve bu işi yaptığım sürece de bu şekilde dürüst ve adil bir şekilde ve vicdanımla ve sevgiyle yapmaya devam edeceğim ve bu sporu eğlenmek için sevmek için mutlu olmak için izleyen de yüz binlerce insan var belki ve onların varlığını bilmek de bana hep güç veriyorlar ve bu süreçte de bana çok destek oldu bir çok kişi çok teşekkür ediyorum. Bir diğer nokta da şu söylemek istediğim, ben çocukken yaz tatillerinde olimpiyat oyunlarını izliyordum hafta sonları yeri geliyordu radyodan futbol maçlarını dinliyordum ben sporu çok severek duydum spor yaparak duydum hala da spor hayatımı çok büyük bir parçası ve ben büyürken spor izlerken hiçbir kadın sesi duymadım hiçbiri radyoda ne televizyonda bu spora bu güzelliğe eşlik eden bir kadın sesi olmadı ve ben 2015’te spor anlatımına başladığımda televizyonda 2015 Dünya Atletizim Şampiyonası ile başladım ve o dönemde televizyonda hiçbir spor kanalında yayın yapan kadın bir spiker yoktu. Bu yıl gerçekten çok zor şu anda belli şeyleri artık normal olarak kabul ediyoruz ben 13 yıllık kariyerimde hiç iki tane kadın yorumcuyla yayın yapmadım. Voleybol bunun için çok büyük bir alan oldu hem sporcuların kadın sporcuların kahramanların kendisi olabilmesi için hem kadın spikerlerin burada görev alması hem kadın yöneticilerin takımlarda görev alıyor olması bunlar çok değerli bu alan çok çok kıymetli ve burada bu kadar kadının olması gerçekten çok güzel ve bizim bu alana sahip çıkmamız gerekiyor bizim kadınlar olarak birimize destek olmamız gerekiyor kimsenin kimse bu spor alanında çalışan hiçbir kadının bulunduğu yere kolay geldiğini düşünmüyorum belki gelmekten çok orada kalmak da çok zor bir yandan da ve bu kadar şeyin içerisinde birbirimize destek olmamız gerektiğini düşünüyorum, burada tekrar sporda yer almak isteyen kız çocukları için genç kadınlara yol açmamız yol göstermemiz onların da burada iş yapabilmeleri için olmamız gerektiğini düşünüyorum.

Volleyland

232,106 Aufrufe • vor 1 Jahr

#güllü #Soruyorum Ben Rojda. Bugüne kadar sayısız bakım yaptım sayısız astrolojik analiz gerçekleştirdim. Hiçbir olay tam olarak açıklanmadan kamuoyu açıklama yapmadan veya deliller ortaya çıkmadan cesurca paylaştım. Çünkü ben gökyüzünün dilini çözerim. Rojin olayında da öyle yaptım. Olayın ilk günü in-ti-har olduğunu keskin bir dille yazdım. Ben gökyüzüne baktım ve hissettiklerime göre yorum yaptım. Ama söyledim ki; “Eğer gökyüzünün söylediklerinin dışında bir durum çıkarsa, sayfamı kapatıp bu işi bırakacağım.” Ve hala raporun tam olarak çıkmasını bekliyorum.Sözümün arkasındayım. Şimdi Ses sanatçısı “Güllü olayı için de aynı şeyi söylüyorum.” Gökyüzü bu olayın bir kaza olduğunu gösteriyor. O gün 26 Eylül 2025 saat 01:28 Yalova Çınarcık. Ay ve Mars açısı kayma ve dengesizlik enerjisini gösteriyor.Çok net. Hiçbir gezegen hiçbir açı in-ti-har ,ci-na-ye-ti veya şid-deti desteklemiyor. O evde yalnızca üç enerji vardı.Kızı,arkadaş ve Güllü. Şimdi siz yazmadan ben söyleyeyim.Binlerce kez videonun linkini mesaj olarak iletmişler.Sizler iletmeden önce izledim bu arada.Videoyu ama ben gökyüzüyle konuşuyorum, kamerayla değil.O yüzden Güllü’nün ev içi kamerası benim için bir işaret değil. Videoda söylenen sözler sesler ve görüntüler önemli değil; asıl kanıt gökyüzünün dilinde. Gökyüzü net: bu düşme in-ti-har ne dış müdahale vardı. Sayfaya beni hedef alarak mesaj atanlar oluyo. Kimi kendi karakterini yansıtıyor kimi acılı çocukların üzerinden yorum yapıyor. Ama aldırmıyorum. Çünkü herkesin sözleri aslında kendi ruhunun aynasıdır. Ve eninde sonunda gerçek ortaya çıkacak. Haksız iftira atanlar başkalarının acısını suiistimal edenler büyük bir veballe karşılaşacak. Benim içim rahat. Ben Rojda’yım. Gökyüzünü bugüne kadar defalarca okudum ve hiç yanılmadım. Bu olayda da yanılmayacağım. Ve bir kez daha söylüyorum: Eğer Güllü olayının kazadan farklı bir şey olduğu ortaya çıkarsa, sayfamı kapatıp bu işi bırakacağım. Her zaman cesurca paylaşıyorum. Her zaman gökyüzüne güveniyorum. Çünkü gökyüzü doğruyu fısıldar ben ise onu dinlerim. Rojda💫

astrolog_isabel

39,113 Aufrufe • vor 10 Monaten

Ailesi tarafından zorbalanan ve kısıtlanan kadın, “Beni neden kıskanmazsınız?” akımını yaptı: • Eşimi zaten engelledim. Çok fazla dramaya bağlamadan bitirmek istediğim bir video. • ⁠Öncelikle beni kıskanmazsınız, çünkü benim hiç arkadaşım yok. Yani hiçbir şekilde arkadaşım yok, arkadaş çevrem yok. • ⁠Lisedeyken oluyordu mesela arkadaşlarım. Ama ailem hiçbir şekilde dışarı çıkmama izin vermediği için bütün gençliğim evde geçti diyebilirim. • ⁠Dışarı çıkmama izin vermedikleri için arkadaşlarım da benimle görüşmek istemiyorlardı. • ⁠Çünkü çağırdıklarında gidemiyordum, sadece okulda görüşebiliyordum. • ⁠Okul bitince arkadaşlık da otomatikman bitmiş oluyordu. • "Beni neden kıskanmazsın?" • ⁠Kardeşlerim tarafından aşırı zorbalanıyorum. Üç kardeşim var, üçü hep beraber takılıyorlar; beni aralarına almıyorlar hiçbir şekilde. • ⁠Ben annemlere gittiğimde beni sürekli zorbalıyorlar. Çok zoruma gidiyor, sürekli bana "Sen bu evden değilsin artık" diyorlar. • ⁠Halbuki orası benim de evim. Evlendiğimden beri bunu sürekli yapıyorlar; "Sen bizimle beraber yaşamıyorsun, bizim aile işlerimize karışamazsın" vesaire diye beni zorbalıyorlar. • ⁠Kız kardeşimle oturup konuşmayı çok seviyorum ama onun bana ayıracak bir zamanı yok. • ⁠"Beni neden kıskanmazsın?" • ⁠İki çocuğum var. 23 yaşındayım ve bu bazılarının hayali olabilir belki; evet ama benim için bu çok zor bir şey. • ⁠Çünkü daha evliliğin ne olduğunu bile anlamadan çocuğum oldu. Birinci çocuğumu daha sahiplenemeden, annelik duygusunu tam olarak anlayamadan ikinci çocuğum oldu. • ⁠Şu an iki çocukla 23 yaşında bir anne olarak gerçekten çok zorlanıyorum. • ⁠Bir yere gitmek, misafirliğe gitmek, gezmeye gitmek benim için çok zor; ikisi de çok yaramaz çünkü ve çok zorlanıyorum. • ⁠%90 tek başımayım, çocuklar konusunda çok fazla bir desteğim yok. • "Beni neden kıskanmazsın?" • ⁠Ben psikoloji okuyordum ve okulu bırakıp evlendim. • ⁠Evlendikten sonra ve okulu bırakma sürecinde kendi ailem tarafından değil, geniş ailem tarafından çok zorbalandım. • ⁠Bu zorbalamalar hala devam ediyor. Onların gözünde ben çok yetersiz ve çok cahil bir insanım. • ⁠Her konuda beni zorbalıyorlar. Mesela annemlerin yazlığı var, oraya gittik. • ⁠Yengelerden biri "Ha, sen yüzmeyi biliyor musun? Nereden öğrendin?" dedi. • ⁠"Nereden öğrendim? Siz nerede öğrendiyseniz ben de orada öğrendim" dedim. • ⁠Hani bu kadar basit bir şeyde bile beni aşağılamaya çalışıyorlar. • ⁠Sürekli bunu yapıyorlar ve yaptıklarının gayet de farkındalar, yani bilerek yapıyorlar ve yapmaya da devam ediyorlar. • ⁠Sırf onlara inat olsun diye bir şeyleri başarmak için iki çocuğum olmasına rağmen elimden gelen her şeyi yapıyorum. Umarım başarırım.

🎙️ Muhbir

168,546 Aufrufe • vor 1 Tag

Cihat Yaycı : Ben mesela terörsüz bir Türkiye konusundaki tereddütlerimi, FETÖ ile mücadele konusundaki görüşlerimi dile getirdikçe, özellikle “FETÖ eşittir Mossad” dediğimde inanılmaz saldırılara maruz kalıyorum. Bu saldırılar namusuma, şerefime, diplomalarıma kadar varıyor. Oysa benim diplomalarım kapı gibi ortada duruyor. Harp Okulu diplomam var, Marmara Üniversitesi İngilizce İşletme diplomam var. Amerika Birleşik Devletleri’nden fizik yüksek mühendisliği diplomam var, elektronik yüksek mühendisliği diplomam var. Harp Akademileri’nden birincilikle mezun oldum, o diplomam var. Silahlı Kuvvetler Akademisi’nden üstün başarıyla mezun oldum, o diplomam da var. İstanbul Üniversitesi’nde uluslararası ilişkiler alanında yaptığım doktora diploması var. Türkiye’de ulusal ve uluslararası yayın yapan, kitap yazan, makale üreten isimler arasında en önde gelenlerden biriyim. Buna rağmen doktora tezime bile laf edecek kadar seviyesiz eleştirilerle karşılaşıyorum. Benim her şeyim özgündür. Bu memlekette Mavi Vatan doktrinini yazmış, Mavi Vatan haritasını çizmiş, FETÖMETRE’yi icat etmiş, Libya Anlaşması’nı hazırlamış, Montrö Sözleşmesi’nin uygulanmasında Türkiye’ye milyar dolar kazandıracak fikirler ortaya koymuş biriyim. İsmim yeter bana: Cihat Yaycı. Ve ben devlet, vatan, millet, bayrak çizgisinde duran bir insanım. Ben makam istemiyorum, mevki istemiyorum. Hayatta iki şeyi kafamdan tamamen sildim: “Ne olacağım?” Hiçbir şey olmak istemiyorum. “Ne alacağım?” Hiçbir şey almak istemiyorum. Tek arzum, milletime hizmet etmektir. İtibar suikastleriyle karşılaşıyorum, bundan sonra da karşılaşacağımı biliyorum. Ama halkımız uyanık olsun. Açık söylüyorum: Bugüne kadar Türk Silahlı Kuvvetleri’nde harp subayı, muharip subay olarak benden daha fazla diplomaya ve eğitime sahip bir başka subay yoktur. Bu konuda mütevazılık göstermeyeceğim. Zaten tek başına Mavi Vatan yeter. Yeter ki bu milletin hizmetinde olsun. Ben bu diplomaları, bu eğitimleri kendi çıkarım için değil, yalnızca millete ve devlete hizmet için aldım. Bundan bir mevki ya da para kazanmadım. Zaten istifa ettim. Benim için mesele sadece vatana hizmettir. Yayının tamamının linki;

TÜRK DEGS / TURK MAGS

31,298 Aufrufe • vor 11 Monaten

🚨 Efe Aydal, Jahrein'in, Evre Başak Clarke'ın vefatından önce "dolandırıcı" iddiasında bulunması hakkında Jahrein'e ağır tepki gösterdi. Jahrein'in bu olay yüzünden deplatform olması gerektiğini söyledi. 🗣️ Efe Aydal: "İnsanlar da "Lordum Lordum" diyor halen daha. Yemin ederim kafayı yemişsiniz. Bitmiş. Kendi götünüzü kurtarın. İster yurtdışına gidin, ister gitmeyin, bitmiş abi. Ve hiç bir şey de olmayacak. Normalde şu deplatform olması lazım. Ölen bir insana iftira atıyorsun, sonra iftiranın iftira olduğu ortaya çıkıyor patlıyorsun, onun da üstünü kapatabilmek için, patladığın ortaya çıkmasın diye bir iftira daha atıyorsun. Ve aslında çok salakça bir iftira olmasına rağmen 1000 tane adamını her yerden mobilize ettiğin için çok fazla konuşan haklı oluyor. O yüzden işte bu tür insanların deplatform olması gerekiyor. Topluluk kurallarına göre bunun kuralı bu. İftira davası vs. açılsa ne olur bilemiyorum. İkimizin arasında hukuki bir sıkıntı olduğunu düşünün. Mesela bana da böyle bir itamda bulunuldu, avukatlarımızın hala aynı olduğunu düşünün, ben de dedim ki avukatıma "bu bana böyle bir şey dedi, dava açacağız" ne olurdu sizce? Kimi tutardı? Açık açık söyleyin abi, kimi tutardı? Yayıncı camiasından tiksindim." "Bundan sonra bu tayfanın, 3-4 kişiler bunlar, bunların benle hiçbir alakası olmadığını lütfen bilin. Arkadaşım falan değil abi bunlar. Şimdiye kadar da koruduğum için herkesten özür dilerim. Benim realde bir arkadaşım bunu yapsa ne olurdu bilmiyorum. Kavga çıkabilirdi ciddi ciddi."

OnlyDrama

1,605,402 Aufrufe • vor 11 Monaten

Yeliz Yeşilmen, Londra'daki Türkler Mutsuz mu? Ünlü İsimden Çarpıcı Açıklamalar: 🔹 Hakkını verdik mi? 🔹 Hakkını kesinlikle verdik yani. 🔹 Süperdi yani. 🔹 Peki Deniz Hanım, Londra ile ilgili sevmediğiniz şu ana kadar? 🔹 İngiltere'deki insanlar, ben tüm dünyayı gezdim, genel olarak insanlarda bir nezaket kibarlık var hatta biz yüksek sesle konuşunca bize uzaylı gibi bakıyorlar. 🔹 Ya hiç mi hoşunuza gitmeyen bir şey çıkmadı şu ana kadar? 🔹 Yok, buradaki Türk arkadaşlarım böyle aramaya sekizinci kere dönüp bazen 3 gün sonra dönen Türkler. 🔹 Mesajın 3 gün sonra gelmesi. 🔹 Şiddetli ve buradaki Türklerde bir sıkıntı, bir telaş var. 🔹 Buradaki Türklerde ya bir stres var böyle a çok yoğunum, a çok şöyleyim. 🔹 Ben en meşgul insan da benim, küçük çocuk saksı var biliyorum, anneyim, üreticiyim, influencer'ım, şarkıcıyım, sunucuyum, televizyon yıldızıyım, canlı yayındayken açamam ama onun dışındayım ya da mesaj yazarım, şu an meşgulüm arayacağım. 🔹 Evet, ararım, ekstra bir telaş var, bir mücadele var. 🔹 Bence burada yaşayan Türkler mutlu değil. 🔹 Değil değil mi? 🔹 Değiller, çok der değil ama. 🔹 Biz paraya çok odaklıyız galiba. 🔹 Ben anlamıyorum, bir mutlu değiller, bir hırs, bir mücadele, bir şey, yani tabii ki de bu Türkiye'de de zor bu arada, dünyanın hiçbir yerinde kolay değil para kazanmak. 🔹 Ülkemizde de sadece ben kraliçeyim gibi, polisi tanıyorum, doktoru tanıyorum, başhekimi tanıyorum. 🔹 Burada olsam, burada standart bir insanım, bu beni birazcık şey yapabilir, arabadan eve 50 metre poşet taşımazken, burada 300 metre en ağır market poşetiyle yürürken hem mutluydum hem bir tık birazcık söyleniyordum. 🔹 Yemeklerini beğendiniz mi? 🔹 Yemekleri beğenmedim, Fish and Chips'en başka, bu ülkenin pub'ından başka bir adamdan başka bayıldım Cider'a, ben ne yapacağım orada bilmiyorum, bir adam nefret ederim. 🔹 Yani pub'larına bayıldım. 🔹 Ya şöyle, bir Çin restoranına gidiyorsun, güzel. 🔹 İşte seksi bir şeye gidiyorsun, güzel ama ülkenin kendine özgü bir yemeği şeyden, Fish and Chips'ten başka, başka bir şey yok. 🔹 Yemek fiyatları? 🔹 Ben çok lüks bir restorana gidiyorum, ama orada menüden seçtiğim şeye bağlı, Türkiye'deki gibi 10 tane şey söylersen binlerce pound öder çıkarsın. 🔹 En pahalı yere dün de gittim. 🔹 Bu en pahalı değil ya da seksi fish, tabii ki yani, mesela seksi fish'te 3 kişi 170 pound ödedik ki sushi, 3-4 kokteyli, ondan sonra ortada. 🔹 Yani diyelim ki çok pahalı bir restoran gittin, bir kahve iç, demiyorlar ki sana bütün menüyü ye, zorunluluk yok. 🔹 Siz de çok kere gittiniz ya şu ana kadar, Londra size o üzerinden puan da verirsiniz. 🔹 Ama ben New York, Amerika diyordum ama sanki Londra New York'la yarışır. 🔹 Şu anda gördüğüm en güzel ülkelerde ben Bali'ye aşık oldum, Londra'yı ikinci sıraya koyabilirim. 🔹 Bali birinci sırada, Londra ikinci sırada yani Bali, Phuket tarzı işte. 🔹 New York, New York üçe düştü, New York çünkü daha keşmekeş, kalabalık ve personel çok kaba, İngilizleri kaba, kötü davranıyorlar. 🔹 Ben videolarımda hep Londra'dan bahsettiğim için abartıyorsunuz diyorlar. 🔹 Yok abartıyorsunuz, gerçekten kraliçe etkisi, saray etkisi olan bir yer bence, ezik bir yer.

BUZZ medya

19,122 Aufrufe • vor 6 Tagen

35 yıldır ABD'de pilotluk yapan Captain Steve TSK'ya ait düşen C-130'u yorumlamış. "Bu videonun en başında, uçağın ya kuyruğunu ya da kokpit kısmını kendi başına alçaldığını gördünüz. Buna ne sebep olabilir? Hiçbir fikrim yok." "Bu bir Türk Hava Kuvvetleri C-130'udur ve C-130, bir İsviçre çakısı gibidir. Sonsuza kadar var oldular. C-130'un ilk uçuşu 1954'teydi. 1956'da ABD Hava Kuvvetleri'nde hizmete girdi. İşte bu kadar eski. Benden ve çoğunuzdan daha yaşlı. Bu uçak, özellikle bu uçak, ne kadar eski bilmiyoruz, muhtemelen 1950'ler modellerinden biri değil. Ancak, bir uçak ne kadar eski olursa olsun, havada bu şekilde parçalanmaz." "Buna benzer bir uçak olan P-3'ü uçurdum, aynı motorlara sahip, Allison T56 motorları. Çok, çok yönlü bir uçak. Hem P-3 hem de C-130 çok yönlü, ancak C-130 çok yönlülük konusunda zirveyi alıyor. Bu uçak her türlü görevi yerine getirmiştir." "Uçağın içinde bir tür iç patlama olsa, belki bu şekilde parçalanabilirdi. Video, kanattan başlıyor ve uçak zaten ayrılmış, alçalıyor ve büyük bir ateş topu veya buna bağlı herhangi bir şey yok gibi görünmüyor. Sadece parçalanmış gibi görünüyor." "Yani, bu bir hata olabilir mi? Bilmiyorum, ne olabilirdi? Bir füze mi, yoksa bilerek mi yapıldı? Ama yine, bu uçağın havada parçalanmasına neyin sebep olduğu hakkında pek kanıt yok. Eğer Uçuş Seviyesi 240'ta seyahat ediyorlarsa, bir uçağın bu şekilde parçalanmasına neden olacak olağanüstü bir şey yapmıyorlar. Ve yine, bir uçağın bu şekilde üç farklı parçaya ayrılması için en aşırı G kuvvetlerine maruz kalması gerekirdi." "Kanatların bu şekilde uçmaya devam ettiğini hiç görmedim ve açıkçası kanatların ucundan çıkan şeyin, kanatlarda kalan yakıt olduğunu düşünüyorum. C-130'un bir sürü farklı varyasyonu var. Başlıca bir nakliye kategorisi uçağıdır." "Türkiye Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün bu haberini vermek için yaptığı bir konuşmayı yarıda kesti ve konuşma yaparken uçaktaki 20 kişiye şehit olarak atıfta bulundu. Bu bana ilginç bir kelime seçimi gibi geldi. Bu ilginç bir ifade. Askeri ölüler için "şehit" demek kültürel bir şey olabilir, ama bu, bana, onlara bir şey olduğunu yarı yarıya gösteriyor gibi geliyor. Belki kontrolleri dışındaki bir şey ve bu da bizi füze teorisine yönlendirir. Ama tekrar ediyorum, bu uçağın düşmesine neyin sebep olduğu hakkında herhangi bir rapor olup olmadığını görmek için önümüzdeki günleri ve haftaları bekleyeceğiz." "Kesinlikle uçağın yorgunluğu olmazdı, öylece parçalanmazdı. Bundan önce bazı işaretler olurdu. Peki, içeride bir şey mi patladı ve uçağın parçalanmasına mı neden oldu? Bilmiyorum. Bu konuda daha fazla ayrıntı aldıkça sizi bilgilendireceğiz. Ama bunu görmenizi istedim çünkü tam da Gaziler Günü'nde gerçekleşti ve bu kesinlikle yıkıcıydı ve yine, kalplerimiz ve dualarımız uçaktaki 20 kişi ve bundan etkilenen aileler için." "Bu gerçek bir trajedi. Yine, ABD Hava Kuvvetleri için, Türk Hava Kuvvetleri için hizmet ediyorsanız, hepimiz bu konuda kardeşiz. Ve askeri hizmetteki erkeklerin ve kadınların ülkelerinin hizmetinde hayatlarını kaybettiklerini görmek gerçekten kalbimi kırıyor."

Ayhan Erkara

260,898 Aufrufe • vor 9 Monaten