Loading video...

Video Failed to Load

Go Home

Sırf disiplin cezâsı aldılar diye aktif şekilde terörle mücadele eden askerlerimiz, hayvan taşınır gibi taşınıyor! Bölgedeki teröristler birden araca saldırsa, bu askerlerin hesabını kim verecek? TSK

500,942 views • 2 years ago •via X (Twitter)

10 Comments

Turkistanische Legion SS's profile picture
Turkistanische Legion SS2 years ago

@TSKGnkur tsk zenci fotosu paylaşmakla meşgul olunca tabi

TanrıTürktür's profile picture
TanrıTürktür2 years ago

@TSKGnkur Jandarmanin ic islerinden alinmasi gerekiyor.

Ben VERO 🇹🇷's profile picture
Ben VERO 🇹🇷2 years ago

@TSKGnkur Elbet bir gün Yüce Türk milletine yapılanların bedeli tek tek ödetilecek🇹🇷𐱅𐰇𐰼𐰚🐺🤘

Orkun's profile picture
Orkun2 years ago

@TSKGnkur Bunlar Jandarma kardeşim. İçişleri Bakanlığına bağlılar.

Tony Leimar's profile picture
Tony Leimar2 years ago

@TSKGnkur devletin normları yok edildi

kemal sarıkaya--ÜMİT ÖZDAĞ's profile picture
kemal sarıkaya--ÜMİT ÖZDAĞ2 years ago

@TSKGnkur bu askerler derhal ordudan atılmalı, disiplinsiz davrandıkları yetmezmiş gibi birde video çekerek hedef göstermişler, bunlarlamı savaşa giriyoruz biz

pekinbey's profile picture
pekinbey2 years ago

@TSKGnkur Doğrusu saldırı değil en basit örnek araç kaza yapsa ne olacak..

MiliterFb's profile picture
MiliterFb2 years ago

@TSKGnkur Güvenliğimiz yok deyip canlı konum atması asıl facia.

mustafa kızılova's profile picture
mustafa kızılova2 years ago

@TSKGnkur Çok yanlış yapılmış bu arkadaşlara...ama bu çekimi yapan kimse onun yaptığı daha büyük yanlış... her şeyi mahvetmis...hakliyken haksiz duruma düşmüş..muhtelen atılır...yayın yapmaması gerekirdi..çekim yapip şikayet ci olmalari gerekirdi...

murat's profile picture
murat2 years ago

@TSKGnkur Asker adam disiplin cezası nasıl alır ya. Bu duruma kendini nasıl düşürür. Ben komutan olsam, bunları ordudan atardım. Disiplinsiz asker, asker değildir.

Related Videos

Nedim Bey. Eski içişleri bakanımız Sayın ALi YERLİKAYA sayın cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın verilen talimatı. Bir bir uygulamıştır. Nedim Şener 🇹🇷 Nedim Şener konuşuyor ama burada söylenenler gerçeği yansıtmıyor. Ali Yerlikaya döneminde FETÖ’ye karşı verilen mücadeleyi bu ülkede bilmeyen yoktur. Bu, gizli saklı bir şey değildir; milletin gözü önünde yapılmış bir mücadeledir. FETÖ ile en sert şekilde mücadele eden, sokak çetelerine nefes aldırmayan, mafyayı ezen, organize suç örgütlerinin üzerine kararlılıkla giden isim Ali Yerlikaya’dır. Bunu 90 milyon insan biliyor, görüyor, hatırlıyor. “Emniyet için yapılandırma” gibi laflar etmek hafife alınacak sözler değildir. Bu, açıkça ağır bir ithamdır, hatta iftiradır. Ne demek yani? Ali Yerlikaya vatansever polisi mi tasfiye etti? Asla. Tam tersine; kim suç işlemişse, kim devlete ihanet etmişse, kim yanlış yapmışsa onun karşısında dimdik durdu. Kimsenin unvanına, makamına, ismine bakmadı. Sokakları çetelerden temizletti, mafyanın köküne kibrit suyu döktü, FETÖ’nün devlet içindeki uzantılarının üstünden silindir gibi geçti. “Şunu şuraya gönderdi, bunu buraya aldı” diyerek algı yapılmaz. Devlet yönetimi dedikodu ile değil, icraatla değerlendirilir. İcraat ortadadır. Ali Yerlikaya; devletinin yanında duran, milletinin güvenliğini önceleyen, terörle ve ihanetle tavizsiz mücadele eden vatansever ve başarılı bir İçişleri Bakanıydı. Kim ne derse desin, gerçek budur. Ali Yerlikaya Saygılarımla, ABDURRAHİM AVCIOĞLU

Abdurrahim Avcıoğlu

33,720 views • 7 months ago

Dün sosyal medyada bir tüketici tarafından paylaşılan bu görüntüler Türkiye’nin en zengin işadamının sahibi olduğu Şok marketlere ait... Daha önce birçok farklı skandalı gözler önüne serdiğimiz bu marketlerde şu ana kadar dişe dokunur tek bir denetim bile yapılmadığı gibi, yıllardır Ticaret Bakanı’nın yakın dostu olan bu işadamının firmalarına tüm bu görüntülere rağmen tek kuruş bile ceza kesilmiyor. Hal böyle olunca da rahat rahat işlerini yürüten bu işadamlarının sahibi olduğu marketlerde her gün başka bir rezalet ortaya çıkıyor! Gelelim bu yeni skandala... Çocuğu için Şok marketlerin fırın bölümünden patatesli börek alan bir anne, çocuğunun böreği yemeye başlamasıyla – marketin adına yakışır şekilde tam bir şok yaşıyor! Öyle ki, böreğin içinden çıkan yeşil madde ilk bakışta ıspanak gibi anlaşılsa da, birkaç saniye içinde bunun küf olduğunu idrak ediyoruz! Anne tabi bu şokun ardından soluğu Şok markette alıyor ve işte bu görüntüleri çekiyor.... Şimdi yetkililere sormak gerekiyor. Sırf dostunuz diye, geçmişinizde ideolojik ve ticari bağlarınız var diye göz yumduğunuz bu işadamlarının marketlerinde yaşanan bu rezilliklere daha ne kadar sessiz kalacaksınız? Bu çocuğa bir şey olsaydı, bunun sorumluluğunu kim alacaktı? Bu marketlerde satılan ürünlerin yarın bir başka çocuğu zehirlemeyeceğinin garantisini kim verecek?

Gıda Dedektifi

91,574 views • 2 months ago

Yalova’da İŞİD’in 3 polisimizi şehit etmesi ve 9 polisimizi yaralaması üzerine bir paylaşım yapmış ve İŞİD’in Türkiye’de örgütlenmesinin AK Parti’nin yanlış Suriye politikasının sonucu olduğunu söylemiş ve eklemiştim: Türkiye bu süreçten ancak Zafer Partisi tarafından çıkarılır demiştim. Bunun üzerine iktidar yandaşlarının ağır saldırısına maruz kaldım. Bana saldıranlar ben 2012’den itibaren AK Parti’nin Suriye ve sığınmacılar politikasını eleştirirken, bu göç politikasını Ensar-muhacir edebiyatı ile savunup, bana ırkçı diye saldıranlar ile aynı kişilerdi. Sonunda PKK ile müzakerelere karşı çıktığım için 2025 yılında 5 ay tutuklu kaldım ve yatıştırmak için çalıştığım Kayseri olaylarını kışkırtma bahanesi ile 4 yıl 2 ay hapse mahkum edildim. 17 Haziran 2025’de tahliye edildim. 1 Ağustos 2025’de Milli İstihbarat Akademisi İran-İsrail savaşından alınması gereken dersler konusunda bir rapor yayınladı. Bu raporda İsrail’in İran’daki mültecileri nasıl devşirip kullandığı anlatıldıktan sonra Türkiye’nin de aynı tehdit ile karşı karşıya olduğu ifade ediliyor ve tehlikenin büyüklüğü şöyle ifade ediliyordu. “GELDİĞİMİZ NOKTADA GÜVENLİK ve İSTİHBARATIN YALNIZCA KAMU KURUMLARI TARAFINDAN SAĞLANMASI MÜMKÜN DEĞİLDİR. Bu doğrultuda halkın farkındalığını artıracak kampanyalar düzenlenmeli; konferanslar, reklamlar ve diziler gibi iletişim araçları aktif şekilde kullanılmalıdır.” ( s. 35) Zafer Partisi sığınmacı ve kaçakların oluşturduğu tehdit ile gelinen noktada baş edemeyeceğini resmi raporla itiraf eden devleti ve toplumu işin bu noktaya geleceğini ve hatta daha kötüye gideceğini görerek uyarıyordu ve uyarmaya devam edecek. Büyük Türk Milleti, Zafer Partisi diğer partilerin görmediğini yıllarca önceden görüyor ve uyarıyor. PKK ile “Demir Güvercin Projesi” ile mücadele edeceğiz. Modern Haçlı Seferi olan FETÖ ile Kılıçarslan Projesi” ile mücadele edeceğiz. İŞİD ve diğer selefi teröristler ile “Yesevi Zırhı Projesi” ile mücadele edeceğiz. Zafer Partisine inan ve güven. Zafer Partisi

Ümit Özdağ

178,843 views • 8 months ago

Bugün bu ülkede: 📌 Necla Teyze diye tanınan ama adı Ülker Güleryüz olan bir yaşlı kadın ŞÜPHELİ BİR ŞEKİLDE vefat etti ve barakası yandı! 📌 “Barakada elektrik yoktu” iddiasına rağmen 🔶Kapı girişinde açıktan muhtemelen kaçak olarak çekilmiş elektrik kabloları, uzatma priz ve yanan bir ampül görülmektedir. 📌 “Isınmak için hiçbir şey kullanmazdı” iddiasına rağmen, 🔶Bir elektrikli aletle ısındığını anlattığı video bulunmaktadır. 📌Yemeğini, çayını bile başkalarının temin ettiği iddiasına rağmen, 🔶Adına kayıtlı çipli köpekleri olduğu anlatılmaktadır. 📌 Yıllar önce kendisine ev verildiği ve çok mutlu olduğu görülürken tekrar sefalete düşen/düşürülen 📌Çevreden yapılan her başıboş köpek şikayetinde yetkililerin karşısına çıkarıldığı, bağırarak galeyana getirildiği, kışkırtıldığı hatta köpekleri tutamadı diye azarlandığı videoları görülen merhumenin bu ŞÜPHELİ ÖLÜMÜ ve YANGIN OLAYI, BUGÜN BU ÜLKEDE: ‼️Yurt dışı destekli hayvan sever kisveli bir güruh tarafından “köpeklere bakıyor diye yakılarak öldürüldü” İDDİASI ile hedef saptırılarak MANİPÜLE EDİLMEYE ÇALIŞILIYOR! ‼️Yaşlı bir kadının bu acı verici şüpheli ölümünü kullanarak ülkede mevzuata uygun olarak kurulmuş insan hakları ve hayvan refahının Devlet tarafından temin edilip korunması için mücadele eden tek STK olan Güvenli Sokaklar Derneği Derneği kurucuları, üyeleri ve gönüllüleri HEDEF GÖSTERİLİYOR! İFTİRA EDİLİYOR! SUTURULMAYA ÇALIŞILIYOR! ‼️Kendisi bakıma muhtaç, her haliyle düşkün olduğu belli olan ÜLKER GÜLERYÜZ adına kayıtlı hayvanlar olduğu doğru mu? Bu hayvanları bu kişiye kim, hangi sebeple ve nasıl sahiplendirdi? ‼️Merhumenin sahibi olduğu köpekleri başıboş bıraktığı, çevre halkının şikayetleri üzerine Altındağ Belediyesi ekiplerinim defalarca toplama yaptığı doğru mu? ‼️Toplanan bu köpekler neden geri verildi? ‼️Her toplama olayında merhumenin yanında olan, bas bas bağırarak merhumeyi telaşa sokan kadın kimdir? ‼️Bu kadın adına kayıtlı köpek var mıdır? ‼️Merhumeye ait olduğu iddia edilen ve başıboş gezen bu köpekler kim tarafından beslenmektedir? ‼️Merhumenin yaşadığı baraka ve yeri kime aittir? ‼️Barakasının giriş kapısı üzerinde görülen kablo ile elektrik nereden çekilmiştir? Kim çekmiştir? ‼️Baraka giriş kapısı hemen yanında görülen kablo, uzatma priz ve tepede asılı olan lamba tesisatı kim tarafından yapılmıştır? Elektrik saati var mıdır, kim adına kayıtlıdır? Borcunu kim ödüyordur? ‼️Yangının dışarıdan, kapıdan başlayarak çıktığı iddia edilmektedir! Kapı girişindeki kablolar incelenmiş midir? ‼️Barakada elektrik ve elektrikli aletler olmasına rağmen neden ısrarla elektrik yoktu, elektrikli alet yoktu beyanları tekrar edilmektedir? Hayvansever kisveli azgın güruh NEDEN TÜM BU İDDİALARLA SORUŞTURMAYI YÖNLENDİRMEYE ÇALIŞMAKTA VE ÖZELLİKLE ELEKTRİK İHTİMALİNİN ÜSTÜ KAPATILMAYA ÇALIŞILMAKTADIR? ‼️Köpekleri sokakta başıboş tutabilmek için yaşlı ve muhtemelen rahatsız olan merhumenin üzerine kaydettirerek, hem köpekleri hem de merhumeyi İSTİSMAR EDEN KİMDİR? KİMLERDİR? 🔺Kurduğu dört bacaklı platformu palazlandırmak, hedef saptırmak, Devletimizi güçsüz göstermek, mevki menfaat sağlamak uğruna Güvenli Sokaklar Derneği hakkında BU MESNETSİZ İDDİALARI yayıp, halkı kin ve düşmanlığa sevkederek, huzursuzluk ortamını harlayan akademisyenler gibi avukatlar, veteriner hekimler, işi gücü olmayan mesleksiz yemlemeciler, başıboş #KöpekTerörü yandaş, paydaş ve destekçileri! Suçlusunuz, sorumlusunuz. Ali Yerlikaya T.C. İçişleri Bakanlığı Yılmaz TUNÇ T.C. Adalet Bakanlığı Türk Polis Teşkilatı #NeclaTeyzeİçinAdalet

Devrim KOÇAK

43,913 views • 1 year ago

Adana’ da daha önce tehdit edilen, haraç istenen ve kurşunlanan bir tarım marketin önünde polis beklerken tekrar kurşunlanıyor. İstanbul’da çay ocağına bomba atıyorlar. Otoparka bomba atıyorlar. İşyeri sahiplerini arayıp haraç istiyorlar ödemeyenlerin işyerini kurşunlarken videosunu çekip yine işyeri sahiplerine gönderiyorlar. Dikkatle takip etmeye çalıştığım bu olayları artık ben karıştırmaya başladım. O kadar pervasız ve o kadar rutin hale gelmişler. Artık İstanbul’da Daltonlar, Adana, da Baygaralar çetelerini duymayan kalmadı. Bu çeteler harp silahı olan otomatik piyade tüfekleri ve el bombası gibi harp silahları kullanıyorlar. Tabanca bile demode kalmış. Terörün amacı tehdiştir. Terör örgütleri korku salıp yıldırarak siyasal amaçlarına ulaşmak için bir yol açmaya çalışırlar. Şimdi sokakları ağır harp silahları ile işgal etmiş çeteler terör yöntemleri kullanıyorlar. Ayrıca dikkat çeken önemli bir hususta bu çetelerin haraç istediği işyerleri büyük rantlar yaratabilen üretim tesisleri felan değil, gayet sıradan esnaf. Kullandıkları tetikçilerin çoğunluğunun yaşları küçük. Çoğunluğunun da MET kullandıklarını düşünüyorum. Bu harp silahları sokak çetelerinin eline nasıl geçti diye sormayacağım. Sınırın olmadığı bir yerde 10 milyonun üzerinde kaçak sığınmacının geçebildiği yerde bu silahlarda gayet rahat geçer. En ilkel devletin vazifesi can, mal ve ırz güvenliğini sağlamaktır. Bu çeteler nasıl böyle rahat palazlanabildiler. Namuslu vatandaş hayatına nasıl sağlıklı bir şekilde devam edebilir? Bunun hesabını kim verecek. Her şey gözümüzün önünde oldu. Yanlışa yanlış dediğimizde bu işler bizim işimiz değil ben işimde gücümdeyim diyen esnaf kardeşim bu ülke senin. Düşüneceksin, karşı çıkacaksın bak kapına geldiler.

Fatih Eryılmaz

12,963 views • 1 year ago

– Kayyım atamasına tepki gösteren DEM Parti Eş Genel Başkanlarının Açıklamalarına ilişkin: “ Tülay Hatimoğulları, atanan kayyıma tepki göstererek, kayyımı, “darbe” olarak nitelendirdi. Her gün devletin ve iktidarın şiddeti ile karşı karşıya geldiklerini belirten Tülay Hatimoğulları, “Bugün sabaha karşı Van Büyükşehir Belediyemiz’e kayyım atandı. Bugün günlerden 15 Şubat. 15 Şubat Sayın Öcalan’ın uluslararası bir komplo ile Türkiye’ye getirildiği gündür. Siz değerli basın emekçileri bizi her gördüğünüzde bize şu soruyu sordunuz; Sayın Öcalan’dan beklenen açıklama acaba böylesi sembolik bir günde yani 15 Şubatta mı gerçekleşecek diye. Bizde hazırlıklar yetişirse olabilir ama kuvvetle muhtemel hazırlıklar yetişmeyecek sonrasına bırakılacak demiştik. İşte böyle sembolik bir günde ve Van gibi başarılı ve halkın direnişinde sembolleşen bir ilimizin büyük şehir belediyesine böyle bir günde kayyım atandı” dedi. “Van’a kayyım atayarak diyalog süreci dinamitlemek mi hedefliyorsunuz?” Tülay Hatimoğulları, sözlerini şöyle sürdürdü: “Biz bugüne kadar AKP’nin sarayın nasıl çalıştığını çok iyi biliyoruz. Bu sembolik günlere kendisinin nasıl önem atfettiğini çok iyi biliyoruz. Buradan sizler aracılığıyla Saraya ve doğrudan Erdoğan’a soruyoruz; Siz bugün Van’a kayyım atayarak ne yapmaya çalışıyorsunuz? Siz bugün Van’a kayyım atayarak var olan diyalog sürecini dinamitlemeyi mi hedefliyorsunuz? Barış sürecinin konuşulduğu ve toplumun umutlandığı bir dönemde bu diyalog sürecini darbelemeyi mi hedefliyorsunuz?” “Samimiyete davet ediyoruz” Ardından söz alan Bakırhan, şunları ifade etti: “İçişleri Bakanı talimatıyla halkın iradesine kayyum atanıyor. Bunu kabul etmek, buna itiraz etmemek bizim defterimizde yazmaz. Bizim mücadele geleneğimiz, gaspa ve antidemokratik uygulamalara karşı mücadele eden bir gelenektir. Sandıkta yenişemeyeceksin, 14’te 14 yapacak Van halkı, sana kayyımcu politikalarına büyük bir ders verecek. Hiç olmamış bir suçu, yargı eliyle bir suçmuş gibi gösterip ceza vereceksin. Korsanvari bir şekilde, çetevari bir şekilde gecenin saat ikisinde gaz bombalarıyla, plastik mermilerle Van Belediyesini basacaksın. Gazetecileri, orada iradesine sahip çıkan halkı gözaltına alacaksın, ters kelepçe vuracaksın. Emin olun, bu kötülüğü, bu düşmanlığı kimse unutmaz. Bu kötülük, bu düşmanlık yargının verdiği kumpas bir kararla örtülemez. 14’te 14 yapan onurlu Van halkı kendi iradesine sahip çıkacaktır.

BaybasinHsyn

10,333 views • 1 year ago

🟢 Sizleri "texel" isimli ve tamamen insanın açgözlülüğü, hadsizliği ve arsızlığı üzerine tasarlanmış, onların "koyun" dediği benim ise bakınca dana başlı domuz gördüğüm bu hayvan ile tanıştırayım. Moralinizi bozmak ya da komplo teorileri(!) yazmak için anlatmıyorum. Onların deyimiyle genetiklik harikası(!) bu cins, ülkemize de satılıyor ve ne yazık ki eti ve sütü bilinmeden ya da bilinerek tüketilmekte. Hollanda’nın Texel adasında, 3 farklı cins koyunun genlerinin birleşmesi sonucu üretilen bu hayvan, hızlı gelişip az yağlı yüksek randımanlı karkas elde edilmesi için sürekli bir gen seleksiyonuna tabi tutularak son görünüş olarak bu hali almıştır. Neden şaşırıyoruz ki? Bu işe tohum ve sebzelerden başlamışlardı zaten. Daha çabuk büyüsün, hemen çatlayıp patlamasın diye kabak geni ilave edilmiş karpuzlar, ya da daha dayanıklı olsun diye böcek geni ilave edilen domatesleri gördü gözlerimiz. Şimdi ise normal bir koyundan daha az yem tüketen ve buna rağmen %60 daha besili olan, senede 5 kuzu doğuran bu hayvan tam istedikleri gibi performans veriyor. Dünyaya geliş gayemiz daha çok yemek(!) değil mi zaten? Hazır yemek demişken sorayım; Böyle bir mahlukat besmele ile bile kesilse, Müslümana helal ve caiz olabilir mi Allah aşkına? Gen teknolojisini bu şekilde kullanmak Allah'ın hududlarını aşmak değil midir? Tohumdan bitkiye, bitkiden hayvana, hayvandan insana sıçrayan bu genetik mühendislik öyle işlemiş ki kanımıza son 3 günde binlerce insanımızın domuz, maymun ve hatta başka bir insanın genetik kodlarını kendi bedenlerine "şifa" adı altında enjekte ettirdiklerini gördük değil mi hep birlikte? Ne insan, ne hayvan ne de tohum üzerinde modifikasyon ve seleksiyon yapmak caiz değildir diye haykırsakta, artık duyuramıyoruz kimselere. Oysa Bakara Suresi-205. Ayet gayet açık ve net hidayet sahiplerine; -İş başına geçince, yeryüzünde bozgunculuk yapmaya, ekin ve nesli ifsad etmeye çabalayan insanlar vardır. Allah bozgunculuğu sevmez! SadakAllahulazim! Bu ifsad o kadar ileri bir safhada ki şuan, yazacaklarıma inanmakta zorluk çekeceksiniz. Yazıyorum ki; bilin! Kendinizi ve ehlinizi bu hadsizlere teslim etmeyin. Klonlanan koyun Dolly'i bilmeyen yoktur değil mi? Çok matah bir iş gibi ilkokul kitaplarımızda dahi yazıyordu hikayesi. İşte onu klonlayan o ünvanlı bilim adamları; Genetik klonlama yöntemiyle bu seferde "insan geni taşıyan iki kuzu" dünyaya getirdiler, had perdelerini yırtarak! Ve bunu bizim medyamız dahi "bu iki kuzu, önümüzdeki bahar insan sütü verecek!" diye yayınladılar. Bir hayvandan insan genetiği taşıyan süt alınacak buna inanabiliyor musunuz? Süt ile giren huy, can ile çıkar buyuran atalarımız süt anneyi dahi ahlakına göre seçerken, hayvandan insan sütü alımına şahit olsalardı hangi yana yıkılırlardı acaba! Bir insan ile, bir hayvanın genini birleştiren bilim, elbette ayette bildirildiği üzere "biz ancak ıslah edicileriz!" Diyor ve bu sütü hemofili hastalarını iyi etmek için ürettiklerini söylüyorlar. Nasılda insancıl ve şirinler değil mi? Yeter mi, yetmez.. Roslin Enstitüsü'ndeki araştırmayı finanse eden PPL Therapeutics adlı ilaç firması, insan proteini içeren, anne sütüyle aynı değerde hayvan sütü elde edip, bebek maması olarak da piyasaya sürmeyi amaçlıyor. Hayvanla insanı, insanla hayvanı birbirine kattılar. Biz ise "domuzlaşan ve maymunlaşan insanlar" ayetine nasıl itikad ediyorsak hala kafası domuza dönen insan bekliyoruz. Belki %90'ımızın kanında domuz geni akarken.. Çözümü nefsimize soralım artık. -Yemem bunu! -İçmem bunu! Diyebiliyor muyuz? Şüpheliden nefsimizi biz kaçıracağız. Şu videoyu gören bir Mümin bin bilimsel makale okusa da itibar edemez, etmemeli. Biz bilim karşıtı değiliz, Allah'ın hududlarının aşılmasına karşıyız. Rahman'ında kapısı açık, şeytanında. Her bilimsel ve teknolojik gelişme Rahmani değildir, bilimsel her çalışma da caiz değildir! Bunu bilmek çözüme ulaşmaktır zaten! (Yağmur İbiç)

Doğal Çareler

156,175 views • 3 years ago

Herkesin Bilgisine: Öncelikle, tamamen iftira ve yalanlarla dolu, hiç bir dayanağı asla olmayan çamur atmalara dayanarak şahsıma "hakaret, küfür ve tehditler" eden herkes, avukatım tarafından yargı önünde hesap verecek. 1-) Önce 1980 de "bebek sattığımızı" iftirasını atan "Menderes İsimli şahsın" erotik videosunu, sn Özgür Özel'e hakaretlerini, Sn Cumhurbaşkanına hitaben küfürleri sessize alınmış videolarını izleyin. 2-) Pandemide Sn Cumhurbaşkanına hitaben ambulans isteyip, sonra gelen ambulansı ve erzak getirenleri kovan kişinin akli dengesine bakın. 3-) Ben o yıllarda Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Numune Hastanesinde Hastane Müdür Yardımcısı olarak idari görevde çalıştım. Başka Adana'da hiç bir hastanede asla görev yapmadım. Keza eşim de hiç bir resmi hastanede asla çalışmadı uzmanlıktan sonra doğrudan muayenehane açtı. 4-) Bu bilgilerin hepsi resmi kayıtlıdır ve kesindir, 1000 lerce de şahidi vardır. 5-) O yıllarda, bu şahsın da içinde olduğu gençlerden oluşan bir gurup, Adana'daki doktor muayenehalerinden düzenli (haraç) alıyorlarmış. Benim eşim kesinlikle haraç vermeyince, diğer doktorlar da vermemeye başlamışlar. 5-) Bu adam da "haraç almalarına engel olundu" diye ölünceye takıntılı bir şekilde kadar kin bellemiş. (Bunu bu yayınlarından sonra öğrendik, kişiyi hatırlamıyoruz bile) 6-) Adana'da, bizimle hiç alakası olmayan ailesini arayan bir evlatlık şahsın durumu gündeme gelince, bu Menderes isimli kişi de hemen hiç bir dayanağı olmadan kafasında yalan yanlış iftiralarını (cezai ehliyeti de yokmuş) intikam için döküp saçmaya başlamış. Sayfasında "TC Bir Hukuk Devletidir" yazan, "hak hukuk adalet" yazan kişilerin bile, meczup olduğu belli bir kişinin, hiç bir dayanağı olmayan çamur ve iftiralarını doğru kabul edip hakaret tehdit etmesi, sosyal medya mahkemesi! kurup yargısız infaz yapması HUKUK DEVLETİNDE olmak mıdır? Tekrarlıyorum, Avukatım, tek tek tespit ediyor, kim ne hakaret tehdit yazmış ise, hakim karşısına çıkacak, yargı önünde hukuk temelinde hesabını verecek. Delili varsa tabii ki sunacak. İnsan onuru ile oynamak bu kadar kolay olmamalı. Nesrin Çıtırık.

nesrin çıtırık

341,721 views • 7 months ago

Xylazine ve diğer imidazolin derivatifleri nasıl tedavi edilir? Ülkemizde bunun gibi bir videoyu ikinci görüşüm. Amerika'da ne yazık ki bu uyuşturucuyu kullanan çok fazla kişi var ve ben her hafta yoğun bakımda bunun zehirlenmesini yaşayan en az 1 hasta tedavi ediyorum. Bu genelde xylazine denilen ve hayvan sakinleştiricisi olarak kullanılan ilaçların eroin,fentanil gibi opioidlerle karıştırılıp kullanılması nedeniyle görülüyor. Xylazine bir imidazolin derivatifi ve santral sistemde alfa-2 blokörü olarak çalışıyor (klonidin gibi) ama sadece hayvanlarda kullanılmak üzere geliştirilmiş ve insanlarda kullanım onayı yok. Zombi yapan uyulturucu olarak da biliniyor. Ülkemizde bunu görmek çok acı verici. Umarım çok yakın zamanda bu çok büyümeden bitirilir ama yetkililer bununla mücadele ederken Türkiye'deki meslektaşlarımın, özellikle acil ve yoğun bakım uzmanlarının bu durumu çok iyi tanıyıp tedavi etmesi gerekiyor. Bu yüzden bilgilendirici bir yazı yazmak istedim. Lütfen bu bilgileri olabildiğince çok meslektaşımıza ulaştırın(benim gönderimi paylaşmak zorunda değilsiniz, bilgileri paylaşsanız yeter) ve kendinizi bu konuda eğitin. İmidazolin Derivatifleri Tedavi Yaklaşımı Bunların sokakta kullanılan uyuşturucular arasında en yaygını xylazine olduğu için bunlara yazının devam eden kısımlarında xylazine diyeceğim. 1️⃣ Hızlı Müdahale: Xylazine zehirlenmesinde, hızlı bir şekilde destekleyici tedavi sağlanmalıdır ve opioid zehirlenmesi de göz önünde bulundurulmalıdır. 2️⃣ Hasta komada ve solunum depresyonu yaşıyorsa, nalokson (IV) denemesi yapılabilir. Çünkü bu hatalardan bazıları naloksona yanıt verebilir. Hastalar ilk geldiğinde solunum depresyonu ve miosis olduğu için ve bazı hastalar naloksona yanıt verdiği için yalnızca opioid toksisitesiyle karıştırılabilir ama her zaman xylazine toksisitesinin de beraber olabileceği düşünülmelidir. Eğer nalokson yanıt vermezse, entübasyon ve mekanik ventilasyon düşünülmelidir. 3️⃣ Nalokson Dozları: Opioid-naif hastalar: 0.1 mg/kg (maksimum 2 mg) her 1-2 dakikada bir, toplam 10 mg'a kadar. Opioid-toleran hastalar(uyulturucu nedenliyse bunu farz etmelisiniz): Apneik hastalar için 0.2-1 mg; spontan solunumu olan hastalar için 0.04 mg IV, toplam 10 mg'a kadar. 4️⃣ Bu hastalarda bradikardi olabilir ve genelde hafiftir ve tedavi gerektirmez, fakat ciddi durumlarda atropin kullanılabilir. Bu hastalar kısa süreli hipertansiyonu takiben hipotansiyon geliştirirler. Hipertansiyona ani reaksiyon verip tedavi ederseniz durumu kötüleştirebilirsiniz. Hipertansiyonu bu yüzden genelde tedavi etmemelisiniz. Ama çok ciddi hipertansiyon varsa ve hipertansif acil dülünüyorsanız nitoprussid gibi IV ve kısa etkili bir ilaç düşünmelisiniz. Beta blokörlerden kesinlikle kaçınılmalıdır. Hipotansiyon geliştikten sonra genellikle mental durumun düzelmesiyle geçer. Dirençli vakalarda IV sıvılar ve epinefrin kullanılabilir. 5️⃣ Bu hastalar hipotermi de geliştirebilir fakat bu genelde hafif seyreder ve dış ısıtma yöntemleriyle tedavi edilebilir. 6️⃣ Eğer hasta uyuşturucu maddeyi ağızdan aldıysa ve bilinç kaybı yoksa aktif kömür verilebilir. 7⃣Bütün bunların yanında opioid toksisitesi tedavisini ve bu tedavi devam ederken opioid çekilmesini değerlendirmeyi ve gerekirse tedavi etmeyi düşünmelisiniz. Dilek Dai Ozcengiz Prof. Dr. Cenk KIRAKLI 🩺

Dr. Ozan Ünlü

119,284 views • 2 years ago

#HASASİÇERİK Sayın Bayrakçı; Halkın nabzını tutmak, yöneticilerini tercihi noktasında en yakın tahminleri ortaya koyduğunu iddia eden bir araştırma şirketiniz var… 5199 sayılı Hayvan Koruma Yasasında yapılan değişiklikler nedeniyle meydana geldiğini iddia ettiğiniz “köpek katliamları” nedeniyle Ak partinin oy kaybına uğradığını ifade etmişsiniz… Birincisi ortada “köpek katliamı” diye bir şey yok… İkincisi güncellenen yasa böyle bir maddeyi de içermiyor… Üçüncüsü ve ön önemlisi hangi millet çocukları parçalayan köpeklerin toplanmasından rahatsız olur, hangi millet “olsun ama ya köpeklerin doğal alan, üç beş çocuk gidiyor ama işte, katlanacağız” der… Hangi millet çocuk yerine köpek yaşasın der… Siz hangi halktan bahsediyorsunuz… Ayrıca katliam algıları yaratarak “Ak parti yasa çıkardı, köpekler öldürülüyor” propagandası yapan bir muhalefet var… Hangi millet kendi sorunları ile ilgilenmesi yerine gece gündüz “köpek, köpek, köpek” diyen bir yönetim ister… Ben de soruyorum halka, ben de araştırıyorum, bir Allah’ın kulu yok etrafımda “amaaa” diye başlayan cümleye… Kendi duygularınız ve isteklerinizi bildirmişsiniz… Çocukları başıboş köpekten korumayan ne millet olur, ne devlet… Biz ne ile mücadele ediyormuşuz… Biz kimlerle mücadele ediyormuşuz her gün şaşırıyorum… Daha 2 gün oldu bir kadın parçalandı nerde hani kadınlara şiddete karşı mitingler, protestolar, söyleşiler yapanlar… Ne oldu dillerini mi yuttular… Yoksa başıboş köpeklerin parçaladığı kadını kadından mı saymıyorlar, tıpkı parçalanan çocukları çocuktan saymadıkları gibi… Ama onlar köpek, iradeleri yok, açtır, şiddet görmüştür vs vs diye başlıyor sıkıştırsanız di mi! Evet onlar köpek, etçil ve yırtıcı hayvan, sokakta olmayacak, çok sevenler ciğerleri yemiyorsa alıp bakacaklar, ister 10 ister 1.000 artık gönüllerinden ne koparsa… Malum hepsi pek zengin… Umarım iktidar mensupları sizlerin bu cümlelerini dikkate almıyordur… Başıboş köpek meselesi turnusol kağıdıdır… Kim ki çocukları korumak için konumunu belirler hah işte ondan vatana millete hayır gelir… Unutmayın parçalanan gariban halkın, milletin, yani sizin çocuklarınızın… Dokunamazsınız diyen ZENGİNLERİN değil… Hadi canım hadi… Çoçukları başıboş köpeklerin dişleri arasından almak için size “ben bilirim demek” gerekiyorsa diyeni canı gönülden destekler bu millet… Millet başıboş köpeklerin sokaklarda çocuklarını avlamasını sizler üstten üstten vurgulu vurgulu konuşuyorsunuz diye kabul etmez… Böyle bir millet yok, böyle bir millet olamaz… Oturup da kuzuları şapur şupur yiyenler yaşam hakkı konuşuyor… Başıboş köpek nedir ekteki videoda yurtdışından taze örneği var… PES… Recep Tayyip Erdoğan , Erdoğan Dijital Medya , AK Parti Hakan Bayrakçı #BizimÇocuklar #MilliTakım

Av.Arb.ASLIHAN ERGÜN ERCAN ⚖️

26,062 views • 1 year ago

🔴Cihat Yaycı : Ben bunu gerçekten, binlerce yıllık Türk devlet tarihinde ilk defa yaşanan bir olay olarak görüyorum. Devlete başkaldırmış, devlete isyan etmiş, 55.600 kişinin katledilmesi emrini vermiş birinden bahsediyoruz. Onun verdiği emirler ve kurduğu örgüt neticesinde 55.600 vatandaşımız şu veya bu şekilde hayatını kaybetti. Bunun yanı sıra, bu caninin kurduğu örgütle mücadele için trilyonlarca dolar harcandı. 📌Bu örgüt tamamen Siyonist bir örgüttür, bunu çok net bir şekilde ifade etmek gerekir. Bugün PKK, bu caninin ve terörist elebaşının kurduğu bir Siyonist örgüttür. Bunu yalnızca laf olsun diye söylemiyorum. Yurt dışında gerçekleştirdikleri tüm mitinglerde bu örgütün İsrail bayrağı bulunuyor. Daha dün İsrail Başbakanı Netanyahu, Güney Suriye’de bir Dürzi-Kürt otonom yönetimi kuracaklarını ve burayı kendi kontrollerine alacaklarını açıkladı. Suriye'nin güneyinin askerden arındırılarak kendilerine teslim edilmesi gerektiğini, bunun garantörünün de İsrail olacağını belirtti. 📌Bu açıklamalar gösteriyor ki, sözde "Büyük Kürdistan Projesi" aslında "Büyük İsrail Projesi"nin bir parçasıdır. Halkımızın bu gerçeği çok iyi bilmesi gerekiyor. Bu örgütün dinle, imanla hiçbir ilgisi yoktur. Marksist-Leninist ideolojiye sahip bir yapılanmadır. Ne Kur’an’la, ne Müslümanlıkla, ne de başka bir inançla alakası vardır. Tamamen Siyonizme hizmet eden, İslam düşmanı, Türk düşmanı, Türkiye Cumhuriyeti düşmanı ve Osmanlı Devleti’ne de geçmişte düşmanlık etmiş bir yapıdır. 📌Osmanlı’nın son 150 yılında, sözde "Kürt isyanları" adı altında bu tür kalkışmalar zaten vardı. Amaç, devleti bölmekti. 250 yıldır, adı Osmanlı olsun ya da Türkiye Cumhuriyeti olsun, bu toprakları parçalamak için aynı oyunlar oynanıyor. Önceki dönemlerde bu örgütlerin yerinde şeyhler, şıhlar, eşkiyalar ve çeşitli unsurlar vardı. Bunlar, İngiliz ve Siyonist oyunlarının bir parçasıydı. Osmanlı’nın parçalanmasını istediler ki İsrail devleti kurulabilsin, Türkiye Cumhuriyeti parçalanabilsin ki "Büyük İsrail" hayali gerçekleştirilebilsin. Olayın özü budur. 📌Türkiye Cumhuriyeti, bu süreçte binlerce can verdi, kan döktü, trilyonlarca para harcadı. Ancak tüm bunlara rağmen terörle mücadelede büyük bir başarı sağladı. ❗️Bugün “terörsüz bir Türkiye” zaten var. O zaman "Terörsüz Türkiye" sloganı ise yanlış bir ifadedir. İktidar, terörü bitirdiğini ifade ederken neden "Terörsüz Türkiye" diye bir slogan kullanılıyor? Eğer terör bitti deniliyorsa, bu söylem kendi kendini inkâr etmektir. 📌Daha dün Malatya’daydım. Ne terör var, ne başka bir şey. Elazığlıyım, Diyarbakır’a gitmek artık sorun değil. Türkiye’nin her yerinde devlet otoritesi tam anlamıyla sağlanmış durumda. Peki, bu durumda 26 yıldır hapiste tutulan, millet düşmanı, devlet düşmanı ve Siyonist örgüt lideri olan birine neden hala bir anlam atfediliyor? Onunla neden görüşmeler yapılıyor? 📌Bugün onun için Van ve Diyarbakır’da dev ekranlar kurulacağı, paylaşımlar yapılacağı söyleniyor. Bu çok üzücü bir durumdur. Gerçekten akıl tutulması yaşıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, terör örgütü liderine muhtaç olur mu? Ondan medet umulur mu? 📌Dem Parti gibi yapılar, Türkiye’de ayrıştırıcı bir dil kullanıyor. Mesela "Amed" gibi ifadelerle Diyarbakır’ın adını değiştirme çabasına giriyorlar. Osmanlı döneminde bile buranın adı Diyarbakır’dı, bugün de Diyarbakır’dır. "Amed" nereden çıktı? 📌Daha da vahimi, bu terörist elebaşına "Sayın" denilmesi, onun sözlerinin "Asrın Çağrısı" olarak lanse edilmesi. Türk milleti bunu nasıl kabul edebilir? Şehitlerimizin aileleri, gazilerimiz bunu nasıl kabul edebilir? Türk tarihi bunu nasıl kabul edebilir? 📌Bu, devletin tarihinde hiç olmadığı kadar küçük düşürüldüğü bir durumdur. Osmanlı Devleti bile bu kadar küçük düşürülmemiştir. Bir milletin bağımsızlığı, şehitlerinin kanıyla ve gazilerinin fedakarlıklarıyla korunur. Ancak bugün, bu kadar mücadele verilmiş bir konuda yapılanlar, milletimizin ve devletimizin onurunu zedelemektedir. 📌Yayının tamamının linki aşağıdadır; 👇👇👇

TÜRK DEGS / TURK MAGS

288,724 views • 1 year ago

Tayyip bugün bize bir yoklama daha çekti. Bizi gece yarısı gözaltına aldırarak emri altına aldığı mahkemelerinden ev hapsi cezası çıkarttırdı. Güya bizi korkutabilecek, sindirebilecek... Buna imkân var mı yahu... Bugün Çağlayan Adliyesi önünde yaptığımız açıklamada da söylediğimiz gibi biz, 8 yıl Alfa Kurt Mustafa Kemal’in ordusunda savaşmış olan Hasan Oğlu Mustafa Efe’nin torunuyuz. Devrimci Kavgaya adım attığımız 1967'den bu yana Halkımızın mutluluğu için canımız pahasına mücadele etmişiz. Ve hep söyleyegeldiğimiz gibi; biz ölüme meydan okumuşuz! Ölümle dans etmişiz hep! Bunlar kim ki bizi korkutacak ya?.. Ama başta Tayyip olmak üzere tüm AKP'giller avanesi korkudan tir tir titresinler. Vatan satıcılık da dahil olmak üzere işledikleri binbir suçtan dolayı bu mahkemelere gelip hesaba çekilecekler. Bundan kaçışları, kurtuluşları asla olmayacak! İşte bugün Adliye önünde yaptığımız konuşmanın tamamı... --- Saygıdeğer Arkadaşlarım; Defalarca söyledik; ABD Emperyalist Haydut Devleti tarafından devşirilerek iktidara getirilen ve 24 yıldan bu yana iktidarda tutulan ve o Haydut Devletin Türkiye’yi BOP çerçevesinde parçalamakla görevlendirdiği bu Tayyipgiller iktidarını eninde sonunda ama muhakkak bu adliyelere getireceğiz, Çelik Bilezikle tanıştırıp. Onlar, işledikleri binbir suçtan dolayı hesaba çekilecekler. Bundan kaçışları yok! Bağımsız ve tarafsız yargının önüne mutlaka çıkaracağız onları! Ne yaparlarsa yapsınlar, nereye giderlerse gitsinler kaçıp kurtulamayacaklar! Böyle Ege’de, Avrupa Birliği’ne, Amerika’ya yancılık yapmak için, onlara yanlamak için Lozan’da net bir şekilde bize bırakılmış olan 22 Ada ve 2 Kayalığımızı Yunanistan’a peşkeş çekecek, vatan satacak; ondan sonra da gelip bizi yargılamaya kalkacak. Buna imkân var mı ya?.. FETÖ’yle devleti “ne istediler de vermedik” diyerek, her tarafını parsel parsel paylaştırıp yandaşlık yapacak, ondan sonra da kalkacak yargı aparatını kullanarak bizi korkutmaya, sindirmeye kalkacak. Yahu, dört AKP kurucusundan biri, Ekonomi Doçenti Abdüllatif Şener ne dedi? Bir tıkla herkes bulabilir. “Tayyip Erdoğan ve yakın aile çevresinin kamudan aşırdığı mal miktarı 300 milyar doları aşkın”, dedi. Böyle bir adam nasıl devletin tepesinde olabilir? Zaten diploması yok! “Fake” diploması! Resmi evrakta sahtecilik yapmış, nitelikli dolandırıcılık yapmış, bir sahte diplomayla “yüksekokul bitirdim” diyerek kendisini seçimlere sokup yandaşı YSK’ye Başkan seçtirmiş. Neresinden baksanız iler tutar bir tarafı yok. O yüzden bizi hiçbir şekilde korkutamaz! Biz, 8 yıl Alfa Kurt Mustafa Kemal’in ordusunda savaşmış olan Hasan Oğlu Mustafa Efe’nin torunuyuz. Bu vatanı onlar bize miras bıraktı, gözümüz gibi koruyacağız. Halkımızın mutluluğu için, canımız pahasına mücadele edeceğiz. Ve 1967’den bu yana hep söyleyegeldiğimiz gibi; biz ölüme meydan okumuşuz! Ölümle dans etmişiz hep! Bunlar kim ki bizi korkutacak ya?.. İşte yeniden bir yoklama çekti. Ne kolluğu ifademizi almaya cesaret edebildi ne de bizim hakkımızda tutuklama kararı veren savcısı, bizim karşımıza çıkma cesareti gösterebildi. Bizi tutuklaması için sorgu hakiminin karşını çıkarıyorlar. Ama ne yaptık orada biz? Avukat Yoldaşlarımızın ve genç halk çocuklarından oluşan kolluk mensuplarının gözü önünde Tayyipgiller’i bir kez daha yargıladık. Mahkûm ettik bir kez daha. Bunun sonucunda da genç Hâkim yasaya hepten uymamazlık edemedi. O yüzden bize tutuklama kararı veremedi. Ama bunların zulümlerini, zalimliklerini bildiği için KYOK yani “Kovuşturmaya Gerek Yok” kararı da veremedi. Eğer öyle bir şey verseydi belki, sanıyorum gönlünden o geçiyordu, ama kendisinin burada oturamayacağını biliyordu. Belki mesleğinden edeceklerdi. Bir orta yol bularak bize ev hapsi verdi. Ne olacak! Hepsi hoş geldi, sefa geldi! Zindanda yatmak da bizim için çerez oldu, idamla yargılanmak da bizim için çerez oldu, üzerimize kurşunların yağması da bizim için çerez oldu. Vatan aşkını söylemekten ve o uğurda savaşmaktan korkar hale gelmektense, ölmek bin defa yeğdir! Ve halkımıza sözümüzdür: Tayyip ve avanesi eninde sonunda bu mahkemelerin, bu adalet kurumlarının önüne gelecek, bağımsız ve tarafsız yargının önünde, işlemiş olduğu bugüne kadarki binbir suçun hesabını verecek. Kaçarız kurtuluruz diye hiç boş hayallere kapılmasınlar! Halkız, Haklıyız, Yeneceğiz!

Nurullah Efe Ankut

53,529 views • 6 months ago

Hani derler ya, neresini düzelteceksiniz. Bir kez tatile yüzmeye çıkmışlar, yüzerken, kadın erkek karışık yerde mi yüzmüşler, Müslümana has kıyafet giymişlerse de kıyafetin vücuda yapışmaması lazım buna dikkat etmişler mi? Tesettür mayo denilen tuhaf kıyafetler de vücuda yapışıyor çünkü. Yani altını çizerek söyleyelim: TESETTÜR DEĞİLLLL!!!! 3 tane kadın o mesafeye (90 kilometreyi geçiyorsa) mahremleriyle mi gitmişler. Zira mahremleri olmadan Müslüman bir kadın o kadar mesafeye gidemez. Ayrıca üzerlerindeki de tesettür değil. Çünkü tesettürün 3 şartından bir tanesi, kıyafetın, vücut hatlarını belli etmeyecek olmasıdır. Bunların tesettür diye giydiği şey bu şarta uymuyor. Yine bu bağlamda rengarenk, ışıl ışıl kıyafetler de bu tercihi tesettürden çıkartıyor. Ayrıca Müslüman bir kadın video çekip kendini bu şekilde kamuoyuna yaymaz. Öte yandan İskilipli Atıf Hocanın şapka yüzünden idam edilmesine rağmen bunlardan bir tanesi rahatlıkla şapka giyebiliyor. Hoş şapka takıp tesettür görünümlü tuhaf giyimli kişilikler o kadar çok arttı ki İskilipli Atıf Hocanın ne için mücadele ettiğini düşünen kim? Son olarak Hukuk fakültesinde, Tıp fakültesindelermiş. Aman ne büyük ayrıcalık. Sanki Hukuk fakültesinde, Tıp fakültesinde okuyan tek talebe bunlarmış gibi. Sizlerden binlercesi var. İlahiyat fakültesinde okumamış olmayı bir ayrıcalık sayarcasına çok güzel cevap vermiş olduklarını düşünüyorlar ve sevindirik oluyorlar İilayet Fakültesi de olabilirdi diyorlar ancak ilahiyat fakültesinde okumadıklarını göğüsleri gere gere söylemiş oluyorlar. Hoş, bu tiplerden ilahiyat fakültelerinde de bir sürü var da. Şimdi İslami hassasiyet temelli birkaç şey söyledim. Bunlar ya da bunun gibiler muhtemelen ayıplayacaklar ya da güleceklerdir. Hoş umurumda da değil tabii ki haddi zatında bunlar da umurumda değil. Benim derdim; bu tür tiplerin yaygınlaşıp alenileşmesi, son derece azalmış olan düzgün tesettüre dikkat eden kızlarımızın bu TİP ŞEKİLLERDEN etkilenecek olması. Ben buna çok üzülüyorum. Hani Necip Fazıl diyordu ya; "Ustada kalırsa bu öksüz yapı Onu sürdürmeyen çırak utansın" İskilipli Atıf Hoca başta olmak üzere bir sürü ulema mücadele etmiş, cezaevlerine atılmış, işkencelerden geçirilmiş, başını vermiş, şehit olmuş ama gelen nesil böyle. Şu tiplerin haline bakın. Çok yazık!

Ebubekir SOFUOĞLU

1,273,680 views • 1 month ago

*EYY TÜRK..!* Erdoğan tarafından, Hindistan, Pakistan, K.Kore gibi fakir halk, elit zengin küçük bir azınlık oluşturup halka karşı ise "silah sanayii ile güçlü devlet" algısı pohpohlanıyor. Muhalefetin dizayn edilip, ordunun, yargının, mülkiyenin ve stk'ların da aynı plana dahil edilmesi, Erdoğan'ı da aşan bir çalışmadır. Avrupa sığınmacı tehdidine karşı sınırlarını çelik bariyerlerle donatırken, önce Irak, sonra Suriye, daha sonra Ermenistan ve bugün de İran sınırlarımızdan mayınları kaldırdık. Halka karşı bir tarafta terörle mücadele eden görüntü çizilirken, sığınmacılara sınırların açılması ve gelen o sığınmacıları barındırma ısrarı, demografik yapıyı parçalama amacı taşıdığı aşikârdır. Tüm bunlar din kardeşliği üzerinden toplum tepkisi pasifize edilerek yapılmakta. Bu politikaya en küçük karşı çıkışlar, kafirlik ve hainlik suçlaması ile karşılık buluyor. Planlı bir şekilde tüm bunlara inanan bir toplum yaratıldı. Koordineli ve kademeli bir şekilde toplumun düşünme ve akletme seviyesi düşürüldü. Goebbels taktiği 3-5 kelimeyi geçmeyen cümlelerle sürekli halka metinler okundu, propagandalar sloganik kısa cümlelerle yürütüldü. Ekonomik olarak 6 sıfırın atılmasıyla da halkın erişemeyeceği milyon ve milyar kavramları zihinlerden silindi. 2002'de toplum ortalama zeka yaşı 18,9 iken, bugün kademeli olarak 11,2'ye düşürüldü. *Mustafa Kemal*'in Necip dediği bu millet, din kardeşliği zokasıyla ferasetten uzaklaştırıldı. 100 Yıl önce ikmal ve lojistik zorluğuyla tam işgal edilemeyen Anadolu, yapılan hazine garantili yollar, hava alanları sayesinde, bir yandan ülkenin geleceği satılırken, diğer taraftan borçlar idaresi ile Sevr'in yapı taşları adım adım oluşturuldu ve işgale hazır hale getirildi. Yine aynı plan dahilinde asker sayısı hızla 860 binden, 220 bine düşürüldü. İç kargaşa çıkaracak gerilla eğitimli Afgan, Peştun, Acem, Suri, Berberi gibi cihatçı farklı etnisitedeki unsurlar Sadat ve alt taşeronları vasıtasıyla eğitilip, donatıldı. Kargaşa durumunda anayasanın 92.nci maddesi gereği, 15 Temmuz öncesi hazırlığını yaptığı ve 1 Haziran 2016 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ve Nato'nun ilgili maddesi, ülkemizi Irak, Libya, Kosova, Afganistan gibi Nato tarafından işgal edilmesini legal hale getirmiştir. Hükümet, bölünmeyi tetikleyecek Yerel Yönetimler Özerklik Şartının zemini ise 4867-4868 sayılı ikiz yasalarla 2003 yılında zaten hazırlamıştı. Kısacası *Başbuğ Mustafa Kemal Atatürk* 'ün gençliğe hitabesindeki olası tüm tehditler bugün gerçekleşmiş bulunmaktadır. *"İşte bu ahval ve şerait içinde vazifen"* diye başlayan son paragraf hariç..! O'nu da sen başlatacaksın..! Yüce *Atatürk*'ün de dediği gibi *"Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur."* *Türkçü Birlik Platformu* *Yücel Yıldız* Yücel Yıldız

Sakalar İskitler(Gizlenen Eski Anadolu Halkı)

18,385 views • 3 years ago

Gerçekten çok yanlış adama çattın İhsan Hoca. Bakın ben sade bir vatandaş olarak İhsan hocanın Ahmet Şimşirgil Hocaya verdiği cevap videosu içindeki ifade de zaten kendisi hakkındaki notunuzu değişmeyecek şekilde anladık. Tahmin ettiğim öfkesiyle açığa çıktı. Devletin mevcut yönetimine isyan eden, isyana teşvik eden Seyyid Kutup'u savunurken "Onun biz İslam adına mücadelesini okuyun diyoruz, ondan dolayı sokağa, çarşıya, eşyaya onunla İslamın mührünü vuralım diyoruz." diyor. O zaman size göre Devlete İsyan meşru mu? Fetöcülerin sözde İslam adı altında kalkıştıkları Darbe girişimi hak mıydı? İslam adına değildi derseniz, milletin aklını Allah, Paygamber diyerek istismar edip aldılar. Hala Cezaevlerinde kendilerini HAŞA Peygamber efendimiz, Sababeler erkek terör örgüt mensuplarına, kadın örgüt mensuplarına ise Hazreti Ayşe, Hazreti Fatma annelerimiz ziyaret edip "Cennetteki dereceniz artıyor. Sabredin!" şeklinde yalanlarla gazlıyorlar. Ahmet Şimşirgil Hocanın 👇🏼videosunun 37. Dakikasından sonraki kısmını özellikle dinlemeniz tavsiyesi ederim. Aşağıdaki videoda ise Cübbeli Ahmet Hocanın Ehli Sünnet Cemaatler ile yaptığı konuşmada, Dünya üzerindeki Ehli Sünnet Müslümanlar arasında, Vahhabilere Cevap olması için Gemilerle hazırladığı kitapları gönderen Hüseyin Hilmi Işık Hoca Hazretleri değil miymiş? Ayrıca Mahmut Efendi Hazretlerinin "itidal, biz Nakilciyiz, iyiliği anlatırız, kötülüğü neyh ederiz." sözleri ile mücadele ettiği güruh "Türkiye Darul Harb, Cumaya gidilmez, Silah alıp milleti tarayalım" tarzında konuşan Komünist İslamcı, Reformist, Selefi-Tekfici adamların akıl hocaları kim? İbn Teymiyye, Seyyid Kutup, Ali Şeriati, Mevdudi, Abduh, Hamidullah vs değil mi? Deaş, El Kaide gibi Radikal Terör Örgütleri bu adamlardan beslenmiyor mu? Velhasıl kelam büyüklerin buyurduğu ölçü ile bitireyim; "İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki: İyi biliniz ki, bid’at ehli ile konuşmak, kâfirle arkadaşlık etmekten, kat kat daha fenadır. Bid’at ehlinden yılandan, canavardan kaçar gibi kaçmak gerekir. (1/260)"

Fatih S. 🏹🇹🇷

58,372 views • 2 years ago

🔴Şu çocuğun konuşmasını ve yutkunmasını hiç unutmadım. Muharip sınıf bile değildi, terörle mücadele eğitimi yoktu, sivil tabirle insan kaynakları yöneticisi. Sevdiğine yazdığı o mektubun "her şeyimsin" diye bitişini, "sana belki boşuna bekleme, dönüşünün garantisi yok diyenler olmuştur" derken hala içinde sakladığı umudu... 🔴Sonra ben 1989 kışında Beyazpınar patikasında, tam Irak sınırında, vücudunda sigara söndürülerek, uçları sivri ve yanık ağaç dalları sokularak işkence edilirken çığlıkları telsizden dinletilen ve o gece şehit edilen ve adını hiç öğrenemediğim Mehmetçiğin sesini hiç unutmadım. Sonra ben Nusaybin'in bir köyünde okulun bahçesindeki bayrak direğine asılan öğretmenleri unutmadım. Sonra ben o gece bir çaydanlık veremediğim Sabri abinin şehit yüzündeki o gülümsemeyi unutmadım. Sonra ben komd. onbaşı Murat Solak'ın aziz naaşını teslim ederken babasının yüzünü hiç unutmadım. Sonra ben canım devre arkadaşım Mustafa Güvenç'i, Harun üsteğmeni, Erdal üsteğmeni, Cevdet teğmeni, Yaşar astsubayı, öğretmenim Suat Karadağ albayımı, Menderes asteğmeni, Cem Nuri üsteğmeni, devrem Fuat'ı, Bahtiyar'ı, Selman'ı, Yusuf'u, helikopterde Selman'ın kalbini 3 kez çalıştırdıktan sonra şehadetine engel olamayan Bülent'in kanlı ellerini bana göstererek isyan edişini ve daha birçok şeyi hiç unutmadım. Unutmadıklarımın hepsini yazamam buraya... 🔴Daha 3 gün önce naaşı vatan toprağına geldi Nurettin Tokyürek'in, ama... Ütğm. Melih Bozkurt ve Uz.Çvş. Mustafa Bazna hala düşman topraklarında yatıyor, onları da unutmadım. 🔴Ve ben hiçbir vatan düşmanına, hiçbir şeyh Sait taslağına, hiçbir Seyit Rıza tohumuna rahmet okumak zorunda değilim. 🔴Sırf "insani değerler" denilerek bu vatana ihanet eden, Türkiye Cumhuriyeti'ne ve Atatürk'e düşmanlık eden hiç kimsenin sağlığına dua etmek zorunda değilim. Canları cehenneme. 🔴Çünkü vatanı olmayanın insanlığı da olmaz, insani değeri de olmaz. İşte etrafınızdalar, vatanları için gerektiği gibi mücadele etmeyip vatansız kalarak başka topraklarda mülteci olanlara bakın, neredeyse bütün insani değerlerini hayatta kalabilmek uğruna terk ettiklerini göreceksiniz. Bu yüzden vatana düşmanlık edenin insani bir değerle karşılanmaya hakkı da yoktur. 🔴Vatanımızı son nefesimize kadar savunacağız. Vatanımızı savunurken canından vazgeçen kardeşlerimizi asla unutmayacağız. Vatanımıza düşmanlık edenleri ve "insani sebepleri" öne sürerek vatan ve insanlık düşmanlarına yağcılık edenleri de asla unutmayacağız. #sirrisureyyaonder #sirrisureyya #suerecibaltalayacağız

OKTAY YILDIRIM

112,127 views • 1 year ago

Bu coğrafyanın halkı, börtü böceği için haber yapıyorum; sizler için değil. Bir Newroz’u takip ettik, yaşananlara bakın! Önceki günlerde DEM Parti de aynı yerde Newroz kutlaması yaptı. Kendilerini arayıp “Keşke haber verseydiniz” dedim. Çünkü özellikle arayıp haber verilmesini istiyorum. Neyse, konuya gelelim! Beni bu açıklamayı yapmak zorunda bırakan tüm mahalle sakinlerine sesleniyorum. İsterseniz yazıyı okumak yerine, bu çocukların güzel halayını bozup sırf kendini göstermek isteyen kişiye tepki gösterdiğim ana kadar olan videoyu da izleyebilirsiniz. Bugün Malabadi Köprüsü’nde Newroz etkinliği vardı. Haber yapmak için gittim, görüntü çektim. Tıpkı önceki gün Bismil Newrozu’nu kendi imkânlarımla takip ettiğim gibi, Rojava protestolarını izlediğim gibi… Neyse, fazla uzatmayacağım. Sizlerin ideolojik saplantılarını ve “Kürtlük” adı altında birbirinize ettiğiniz hakaretleri anlamakta zorlanıyorum. Bir ülkenin adının dahi anılmadığı dönemlerde insanlar bu topraklar için yurtseverlik yaptı. Bir Newroz’u takip ettiğim için gazeteciliğimi övenler, bugün “ayıp” diyerek hakaret ediyor; hakaret etmeden eleştirenler ise aslında ne kadar değerli bir tutum sergilediklerini gösteriyor. Dün küfür edenlerin bir kısmı bugün özür diliyor ya da övmeye çalışıyor. Kimsenin övgüsüne ihtiyacım yok hele de sizin gibilerin! Eleştiriler başım gözüm üstüne. Unutulmasın ki ben gazetecilik yapıyorum. Ve herkes şunu bilsin: Ben tarafsız değilim, bir tarafım var. Bu tarafı da 2021 yılında ÇGD’den aldığım gazetecilik ödül töreninde açıkça ifade ettim. Benim tarafım Kürt halkıdır. Küfür ve hakaretle var olmaya çalışanların ne kişiliği ne de ideolojisi bir değer taşır. Herkes kendine yakışanı yapar. “Şu cümleyi neden yazmadın, bu coğrafyanın adını neden anmadın?” diye boş tartışmalar açanları ciddiye almıyorum. Hamaseti bırakın. Davalara, soruşturmalara sizin adınız girmiyor. Benim arkamda medya kuruluşları yok, güçlü destekçiler yok, aşiretler ya da lobiler yok. Benim tek dayanağım ailem ve sizlerin aboneliklerle verdiği destektir. Haftalardır her yazımın altına küfür ve hakaret yazanlara tek bir sözüm var: Kim olduğunuzu biliyorum. Karakter ve kişilikten yoksun bu tutumunuz sizi anlatıyor. Türk milliyetçilerinin saldırıları ve hedef göstermeleri anlaşılır; sonuçta ben Kürt bir gazeteciyim. Ama kendine Kürt diyenlere sormak gerekiyor: Size ne oluyor? Son olarak, kimsenin övgüsüne ihtiyacım yok. Bu halkın eleştirisine ihtiyacım var. Amacım iyi gazetecilik yapmak. Bir gün kalemimi satar, bu halka ihanet edersem, çıkın yüzüme tükürün. Ben bu halka hizmet ediyorum; sizin anlamsız tartışmalarınıza değil. Direnen, mücadele eden, bedel ödeyen; yoksulluk çeken, doğası yok edilen bu halk için ve bu coğrafyanın balığı, suyu, ağacı, börtüsü ve böceği için haber yaptım, yapıyorum ve yapmaya devam edeceğim. Vakit ayırıp okuyan herkese teşekkür ederim.

metinyoksu

22,704 views • 6 months ago