Загрузка видео...

Не удалось загрузить видео

На главную

Tahran... Şimdi...

37,943 просмотров • 6 месяцев назад •via X (Twitter)

Комментарии: 0

Нет доступных комментариев

Здесь появятся комментарии из оригинального поста

Похожие видео

Son Dakika: Gladyo'nun Orta Doğu bölge istasyon şeflerin tapınakçılara geçtiği son rapor... İngiliz istihbaratı teşkilatı MI6 ulaştı... Rapor "İsrail / Amerika / BOP adına resmen Şok edici" İran İslam Cumhuriyeti Tahran Türk yönetim savaş kabinesi, ve Adını Türk mitolojisinde alan Ulu Hakan Mücteba Hameney: bilinçli bir şekilde savaşı yumuşatarak uzatıyor. İran'ın elinden bulunan küçük botlarladan oluşan. Her biri, bir nükleer savaş gemisini oyun dışı bıraka bilecik 4 adet Güdümlü füze taşıyan. Binlerce savaş botuna sahiptir deniliyor... İran Ordusu Devrim Muhafızları istedigi an itibariyle yaklaşık 30 savaş gemisinden oluşan Amerika deniz donanmasını 4 saat içinde Hürmüz boğazına gömeceği de ifadeler arasında yer alıyor. Amerika'nın yıllarca uyguladığı savaş doktrini: Amerika'ye karşı: İran muhteşem uyguluyor. İran'ın savaşı yumuşatıcı ve zamana yayma doktirini, savaşı sıradanlaştırıp Amerika'yı bezdirmek yıldırmaktır. Ayrıca Amerika'dan nükleer bomba yememe taktiği olduğu ifade ediliyor.... Beni Takip eden takipçilerim bilir. Savaşın İlk gününde bugüne. Ortadoğu da yeni patron İran İslam Cumhuriyeti Tahran Türk yönetim savaş kabinesi diyordum. Şimdi tezimi güncelliyorum. Dünya da Yeni patron "ne Korkak Çin. "Nede hantal Rusya dır. Dünya da yeni patron "Pers Türk kardeşliği. İran İslam Cumhuriyeti adına İran'ı yöneten Türk savaş kabinesidir "özetle kızıl kurtlar olarak bilinen "Türkler dir.

Göktürk Gızıltuğ

35,305 просмотров • 3 дней назад

📌Sözcü TV'deki Sözcü Masası programında, Güney Öztürk ve Ümit Özdağ, ABD ve İsrail'in yaptığı bombardımanlarla yoğun olarak nereleri vurduğu istatistiki verilerle ortaya serdi. Buna göre İran'a yapılan saldırılar (Tahran dışında) İran'ın Batı bölgelerine, özellikle İran Kürdistanına yapılıyor buralardaki askeri üsler ve istihbarat ve güvenlik noktaları defalarca vuruluyor ve böylece kuzeyden güneye, Türkiye ve Irak sınır hattı boyunca 600-700 km'lik bir koridor İran'da Kürtlerin ayaklanma çıkaracağı bir şekilde felç ediliyor... Şimdi bu saldırı planına göre, Irak üzerinden İran'a sokulacak Kürt gruplara (PKK-YPG-SDG ve Peşmerge) hiçbir dirençle karşılaşmadan hakimiyet alanı yaratacak alan açılmış oluyor. "Terörsüz Türkiye" safsatasıyla "PKK'nın silah bıraktığına" inananlar; Görüyor musunuz asıl planın boyutlarını? İsrail kontrolünde bir Kürdistan'ın önü açılıyor ve bu ön açmaya da Türkiye içinde Terörsüz Türkiye diye kılıf örtülüyor. Bugün İsrail Kürdistanı için İran'da alan açanlar, yarın Türkiye'nin güneydoğusunu bombalayıp Kürdistan'ın 4. parçası için alan açtığında mı göreceksiniz gerçekleri? Bunları Hala göremiyorsanız ya körsünüz, ya da arsız bir vatan haini... İlk günden beri dediğim gibi, TSK derhal Urmiye-Tebriz hattını güven altına almalı, hatta Tahran'a kadar güvenlik koridoru açmalı ve İran'a girecek Kürt grupların ayırt edilmeksizin vurulacağını açıklamalı. ABD-İsrail bombardımanı ile önü açılan Kürt grupların ilk saldıracağı unsurlar şüphesiz ki Güney Azerbaycan Türkleri olacaktır. TSK ve Türkiye soydaşlarımızı korumak zorundadır ve bunun için ivedilikle gerekli adımlar atılmalıdır. #savaş #saldırı #IranWar #iran #Tehran #Khamenei #TelAviv #Dubai #incirlik #Tebriz #Urmiye #IranIsraelWar #IranConflict #füze #coğrafya #Hurremsehr #irondome #BallisticMissile #EspanaTurquia

Volkan Giritli 🇹🇷🇦🇿

32,310 просмотров • 6 месяцев назад

İranlı yorumcunun Liderlerin ve komutanların direnişi ile ilgili bu yorumu çok hoşuma gitti. Sizinle de paylaşmak istedim. Çok güzel tespitler var "Şimdi bu memlekette bir yıldır savaş var. Kaç farklı düzeyde komutanlar ve yetkililer hedef alındı. Bir bakan, bir komutan, orta düzey bir ekonomi, siyaset, devlet yöneticisi... Hiçbiri geri adım atmadı. Bir kişi bile görevini bırakmadı. Birini vurdukları anda, hemen yerine yenisi atanıyor ve işine devam ediyor. İsrail, savaştan önce birçoğunu arayıp, 'Eğer ülkeyi terk etmezseniz, kaçmazsanız öldürüleceksiniz' dedi. Bir kişi bile kaçmadı. Hani kırk yıldır demiyorlar mıydı: 'Eğer bir kurşun sıkılırsa bu yetkililerden biri bile kalmaz, çoluk çocuklarını alıp Rusya'ya, Venezuela'ya, Kanada'ya kaçarlar, paraları zaten İsviçre'de' diye. Şimdi çoluk çocuklarıyla birlikte öldürülüyorlar. Rehber (Hamaney), kızıyla, torunuyla, damadıyla şehit oldu. Raşid ailesiyle şehit oldu, Laricani oğluyla şehit oldu. Çoluk çocuklarını savaş bitene kadar Avrupa'ya gönderemezler miydi? Bazı çocuklar, bazı 'Ağazadeler' babalarının yanında durdular. İsrail liste verip 'Bunları vuracağım' diyor ama Laricani'nin oğlu babasının yanında duruyor. Devrim Muhafızları Sözcüsü Sayın Naini, sözcü olduğunda, medyada göründüğünde mutlaka hedef alınacağını biliyordu. Tahran'da, babasının ofisinde durdu; oğlu son ana kadar yanındaydı. Sahur yapmaya gidiyor, geri döndüğünde babasının vurulduğunu görüyor. Şaka değil; tepelerinde İHA'lar geziyor, sığınak delici bombalarla vuruyorlar. Resmen bir dünya savaşı bu. Üç süper güçle; Amerika, İsrail, NATO ve bölgedeki müttefikleriyle savaşıyoruz. Bu tarihte eşi benzeri olmayan bir durumdur, sadece bir slogan değil. Eylül 1320'yi (Ağustos 1941) hatırlayın; müttefikler uçaklarla Tahran semalarında bildiri dağıtıp 'Sovyet ordusu Tahran'a geliyor' dediler. Sadece bu söylenti üzerine, savaş bakanı Tümgeneral Nahçivan, Rıza Şah'ın ordusunun komutanlarından Tümgeneral Riyazi kaçıp gittiler. 30 bin askere terhis verip orduyu resmen teslim ettiler. İngilizler Rıza Şah'a, 'Eğer saltanatı oğluna bırakmak istiyorsan, tüm hanedanı toplayıp İran'dan gitmelisin' dediler. Rıza Şah tüm hanedanıyla Bender Abbas'a gitti, gemiye binip Mauritius Adası'na sürgüne gittiler. Şimdiyle kıyaslayın: Rehber, çoluk çocuğuyla burada kalıyor. Bir yönetim eğer köklü ise böyle durabilir. Eğer rehberler, komutanlar, yetkililer kaçmış olsaydı, halkın sokaklarda duracağını mı sanıyorsunuz? 1320'de neden durmadılar? Çünkü Rıza Şah ilk kaçan kişiydi. Ama burada Rehber çoluk çocuğuyla, komutanlarımız aileleriyle dimdik duruyor. İşte bu yüzden İsrail'in nokta operasyonları ve suikastları ülkeyi sarsamıyor."

Nimetullah Gündüz

43,459 просмотров • 5 месяцев назад

“Biz bu savaşı kaybettik. ABD, tarihinin en büyük yenilgisini alıyor. Bir daha asla Asya’ya geri dönemeyecek.” Alon Mizrahi, İsrailli bir gazeteci ve dünyanın en saygın Yahudi yazarlarından biri olarak şöyle diyor: “Tarihe tanıklık ediyoruz. İran, herkesi şaşırtacak şekilde Amerikan üslerini o kadar kapsamlı, o kadar büyük ölçekli ve o kadar kararlı bir biçimde yok ediyor ki dünya buna hazır değil. İran, dört gün içinde bölgedeki askerî üstünlük alanını genişletmeyi başardı. Dünyanın en değerli ve pahalı askerî üslerini, mülklerini ve teçhizatlarını imha etti. Bahreyn, Kuveyt, Katar ve Suudi Arabistan’daki Amerikan üsleri, dünyadaki en büyük askerî tesisler arasında yer alıyor. Bu tesislerin inşası onlarca yıl sürdü ve trilyonlarca dolara mal oldu. Otuz yılı aşkın süredir yapılan askerî harcamaların büyük bir kısmının boşa gittiğinden söz ediyoruz. Yüz milyonlarca dolar değerindeki radarların bir anda imha edildiğini görüyoruz. Tüm askerî üslerin terk edildiğini, yakıldığını, yağmalandığını ve yok edildiğini görüyoruz. Ve size şunu söyleyebilirim: Bildiğim kadarıyla ABD, Pearl Harbor hariç, tarihinde böyle bir yıkım yaşamadı; ancak o sadece bir saldırıydı. Geleneksel bir savaşta hiçbir düşman, İran’ın şu anda Amerikan askerî güçlerine yaptığı ölçekte bir şey yapmadı. İnanması güç. Askerî durum o kadar ciddi ki sansür, bu savaşla ilgili neredeyse tüm yeni bilgileri engelliyor. Fark ettiyseniz, her geçen gün daha az bilgi ediniyoruz. Otuz beş yıl önce, Birinci Körfez Savaşı sırasında Irak’tan sayısız görüntü izliyorduk. O zamanlar akıllı bombalar ve kameralar yeniydi, ama her gece görüntüler yayınlanıyordu. Şimdi ise neredeyse hiç video göremiyoruz. Şunu anlayın: Güya dünyanın en büyük askerî gücü ve en büyük hava kuvvetine sahip ülkesi olan ABD’nin, İran’a karşı savaşın dördüncü gününde bile hava üstünlüğüne dair hiçbir işaret görmüyoruz. Tahran ya da İran’ın herhangi bir bölgesi üzerinde uçan Amerikan uçaklarının görüntüleri nerede? Amerikan askerleri İran topraklarına ayak basmayı hayal bile edemiyor. Bu savaşın ne kadar umutsuz olduğunu anlamak için, daha dördüncü günde Trump yönetiminden gelen akıl almaz öneri ve fikirleri dinlemek yeterli. Basra Körfezi’nden ayrılan petrol tankerlerine askerî refakat öneriyorlar. Bu ne demek? Binlerce İran füzesinin menzilindeki bir bölgeye Amerikan gemileri mi gönderilecek? Şu anda Hürmüz Boğazı’ndan kimse geçemiyor. İranlılar buna onlarca yıldır hazırlanıyor. Kürt milislerini silahlandırarak İran’ı işgal etme fikrini ortaya atıyorlar. İran haritasını hiç gördünüz mü? Görünüşe göre Trump yönetimi görmemiş. İran’ın ne kadar büyük olduğunu biliyor musunuz? İran’ı işgal etmek ne demek? 10.000 kişilik bir milis gücünün İran’ı işgal edebileceğini mi düşünüyorsunuz? Ya 50.000? Ya 100.000? İran onları yutar. ABD ve İsrail bu savaşı çoktan kaybetti. Evet, milyonlarca sivili evlerinde öldürebilirler; güçlü bombaları var ve binaları yok edebilirler. Ancak bu savaşı kazanamayacaklar. İran’ın askerî altyapısı ve silahları ülkenin dört bir yanında, yerin derinliklerinde bulunuyor. Ne Amerikalıların ne de özellikle İsraillilerin bunlara ulaşma şansı var. Çok kötü bir durumdalar. Başlattıkları işi bitirme ihtimalleri yok. Bütün bunlar sona erdiğinde ABD bir daha Batı Asya’ya geri dönemeyecek. Orta Doğu’da Amerikan varlığı kalmayacak. Bunu şimdiden kesin olarak söylüyorum.” Not: İran’ın son yayınladığı füzeler ise alttaki videoda…

Filtre Yok

26,779 просмотров • 4 месяцев назад

🎯Tarihte birleşemeyen milletlerin yok oluşunu izledik, ibret almadık Çerkesler birleşemedi. Şimdi şarkılarını, dillerini unuttu. Kızılderililer birleşemedi. Bugün çoğu alkol ve madde bağımlısı.. 💢Kuzey Amerika’da birçok yerli halk vardı. Cherokee, Choctaw, Creek, Seminole, Apache, Comanche, Sioux… Her biri kendi toprağında güçlüydü ama birbirini hep rakip gördü. Bir halk felakete sürüklendiğinde diğerleri uzaktan baktı. “Bu bizim savaşımız değil” dediler hatta bazen düşen bir milletin kendilerine yaptığı zulmü anlatarak bunun kendi başlarına gelmeyeceğini düşündüler. Oysa her halk, diğerinin önünde duran bir set gibiydi, biri düştüğünde, arkasındaki duvar da savunmasız kalıyordu. Önce güneydoğunun büyük kabileleri zayıflatıldı sonra Cherokee halkı Trail of Tears ile topraklarından sürüldü. Ardından batının savaşçı halkları Apache, Comanche ve Sioux...hepsi tek başlarına direnmek zorunda kaldı. Ama artık çok geçti. Her biri yalnız kaldı ve her biri tek tek yenildi. Çünkü rakip gördükleri halkların her biri aslında aynı tehdide karşı duran bir savunma hattının parçalarıydı. Bir millet düştüğünde mesele sadece onun yenilgisi değildir. Çoğu zaman o millet, arkadakileri koruyan son settir. Setler birer birer yıkıldığında ise geriye savunacak hiçbir duvar kalmaz. Hemşehrim Enformasyon da diyor ben de yineleyeyim. Bu savaş, kolay bitecek bir savaş değil, Son ayakta kalanın kazanacağı ama geride kalanların köle olacağı bir savaştır. İran'a ne olursa olsun destek vermek farkında olmasanız da hepimizin hür geleceği için bir zorunluluk. Direniş Ekseni, hepimizin son sığınağı. Tahran düşerse, Zagroslar düşer. Zagroslar düşerse, Anadolu'nun kapısı sonuna kadar açılır. Bu sadece bir sınır meselesi değil. Varoluş meselesidir. Kalemi olan kalemiyle, parası olan parasıyla, bedeninden başka bir şeyi olmayan da bedeniyle bu mücadeleye katılmalıdır. Türklerin de örgütlü bir kuvva ile Zagroslarda eşkıya avına çıkmalıdır. Kaybedersek, bir daha içerisinde birbirimizle kavga edeceğimiz bir vatanımız daha yok! Kaybedersek, tarihte vaktinde birleşmeden düşmüş tüm milletler gibi olacağız. Çerkesler gibi dağsız, dilsiz lisansız, Kızılderililer gibi topraksız, Aborijinler gibi yürüyen birer gölgeye dönüşeceğiz. Bu savaşta safımız nettir. İsrail'e kim vuruyorsa, askerlerimizin başına çuval geçirenlerin üslerini kim ateşe veriyorsa, onu destekleriz. Bizim safımız, mazlumun, direnenin safıdır, boyun eğmeyenin safıdır. Tarih, kaybedenleri değil, kaybetmeyi reddedenleri yazar. Biz, üç bin yıldır kaybetmeyi reddeden bir milletin nesliyiz. Mısır'ın piramitleri varken de vardık, onlar yıkılırken de varız. Roma'nın askerlerini dize getiren, Roma kapılarına Attila ile dayanan, kılıcı kılıca vurarak vatan kurmuş insanlarız. Ve bizden, bizim parçamız olan insanlara gökyüzünde ateş yağdırılırken tarafsız kalamayız. Gidip savaşmak zorunda değilsin Ama namerdin sevindiği cenaha alkış tutacak da değilsin. Bugün Direniş Ekseni tek başına savaşıyor ve kazanacak. Kaybetmemeliler. Çünkü onların kaybetmesi, hepimizin yok oluşudur. Biz gideriz, başkaları kalır. susarız, başkaları konuşur. düşeriz, başkaları kalkar. Ama direniş sürer. Çünkü sürecek. Bu bir bayrak yarışı değil, o bayrağı dimdik taşıyacak özgür son bedenin, iradeli son kolun kavgasıdır. Arkadaşlar, 🟠Özgürlük bir miras değildir. O, her nesilde yeniden kazanılır. Babadan oğula geçen bir mal mülk değildir o. Deden ne kadar kahraman olursa olsun, sen teslim olursan, sen köle olursun. Özgürlük, her kuşağın kendi bedeliyle ödediği bir borçtur. Ve bu borç, ödenmediğinde, çocuklarınıza kalır. Ama o çocuklar, özgürlük nedir bilmeden büyür. Günlerdir köpek gibi leş veriyorlar ve artık körfez savaşındaki gibi canlı yayın savaş pornosu veremiyorlar. Şimdiden binden çok kayıp verdiler ve bu telaş daha da hata yaptırıyor, sansür üstüne sansür koyuyorlar Son kalanın ayakta kalacağı, ama geride kalanların köle olacağı uzun bir savaştır bu ve birçok cepheli bu son savaşta safımız DİRENİŞ EKSENİDİR!

⚜️Jxlhš (Dr.Yuksel Hoš)🇹🇷

68,223 просмотров • 6 месяцев назад

Perde Arası Bitti: Uzun süredir beklenen Orta Doğu'daki büyük savaş nihayet başladı. Bu savaşı isteyen tek taraf İsrail'di ve başlatmayı başardı. Şu anda Trump, savaşın başlamasındaki inisiyatifi kendine mal etmeye çalışıyor ve her şeyin iki hafta içinde planlandığını söylüyor. Bu doğru değil, tamamen yalan. Önceki operasyonun koordineli ve planlı başlangıcıyla, bu kez yaşanan kaotik başlangıcı karşılaştırmak yeterli. Ciddi bir savaş böyle başlatılmaz. Savaşı ABD değil, İsrail başlattı ve bunu ABD'den izinsiz yaptı. Bu savaş Trump için son derece dezavantajlı ve başkanlığını ciddi biçimde riske atıyor. Özellikle ABD iç siyaseti açısından sonuçlardan nasıl sıyrılabileceği belirsiz. Hürmüz Boğazı'nın İran tarafından kapatılması, olayların ölçeğini değiştirdi. Hürmüz Boğazı, Dünya petrol arzının önemli bir bölümünü taşıyor (küresel ihracatın yaklaşık %20'si bu dar geçitten geçmekte). Özellikle enerji ithalatına bağımlı ülkeler bundan doğrudan etkileniyorlar. AB ekonomileri, Asya ülkeleri ve büyük sanayi merkezleri artan maliyetler ve bozulan lojistik zincirleri riskiyle karşı karşıya. Boğazın kapatılması, çatışmayı bölgesel çerçeveden çıkarıp sistemik bir boyuta taşıyacak. Tehdit altında olan yalnızca enerji dengesi değil, küresel ticaretin istikrarı. Petrol fiyatlarındaki artış, taşımacılık, hammadde ve gıda maliyetlerini yukarı çekecek ve bu da yatırımcılar ve hükümetler için belirsizliği derinleştirecek. Waşington tarafında ciddi bir ikilem oluştu bile. Abluka sürerse, sembolik saldırılarla yetinmek zorlaşır ve İran üzerindeki baskı daha kapsamlı adımlar gerektirir. Çünkü aksi halde siyasi maliyet yükselir. Bu durumda askeri operasyon stratejik bir niteliğe bürünür ve eski statükoya dönüş ihtimali biter. Tahran ise maksimum tırmanma kartını oynuyor. Boğazın kapatılması, deniz iletişim hatlarının kontrolü mücadelesine dönüşecek. Bu senaryo, ek aktörlerin de sürece dahil olduğu uzun süreli bir kampanyaya yol açacak. Bölge askeri üsler, ittifaklar ve vekil aktörlerle dolu. Küçük bir hesap hatası zincirleme reaksiyon başlatabilir. Uluslararası toplumda ortak bir tutumun olmaması ise küresel bölünmeyi derinleştirir. Bazı devletler ABD ve İsrail'in güç kullanımını desteklerken, diğerleri bunu güç dengelerini tehlikeli biçimde değiştiren bir emsal olarak görmekte. Sonuç olarak Hürmüz Boğazı'nın ablukaya alınması, Batı ekonomilerine ciddi darbe vurabilecek ve küresel güvenlik mimarisinin dönüşümünü hızlandırabilecek stratejik bir eşik anlamına gelmekte. ABD ve İsrail'in İran'da süren operasyonuna gelirsek, operasyon stratejik açıdan başarısız oldu. Taktiksel açıdan İran bombalanıyor ve altyapısı zarar gördü, ama ABD-İsrail'in amacı bu değildi. Amaç: 1) İran'ın komuta kademesini öldür. 2) Lojistiği ve üretimi kesmek için ülkeyi bombala. 3) Vekil güçleri sahaya sür ve iç karışıklık yarat. 4) Darbeyle iktidarı ele al. 1'ci adım yaşanamadığı için (İsrail yüzünden) bu plan elde patladı. Şimdi Amerikalılar başı kesilmiş horoz gibi etrafa saldırıyorlar. Şimdj vekil güçleri sahaya süremezler. Niye mi? Çünkü Vekil güçleri, hava desteği olmadan bölgede tutunamazlar. Bu bölge, Ukrayna gibi 10 yıldır bir cephe harbine hazırlanmıyor. Alan tutma savaşı yaşanacak ve buraya yapılacak bir hava saldırısı, sahadaki kendi vekillerini de etkiler. İran'ın komuta kademesi ölseydi, İran genelindeki gruplar İran ordusu toparlanana kadar alan tutacaktılar. Fakat bu olmadı. Darbe yaptıramazlar. Niye mi? Çünkü İran Ordusu ve İRGC'nin tüm kadrosu sağ. Kiminle darbe yapacaklar? Protesto dalgası başlatamazlar. Niye mi? Çünkü o zaman hava saldırılarını durdurmak gerekir. Protestocular da vurulur çünkü. O zaman da İRGC, her zaman olduğu gibi isyanı rahatca bastırır. Sözün özü, bu operasyonun stratejik açıdan hiçbir getirisi olmadı. ABD, sürpriz faktörünü kaybetti. Havadan bombalayarak da İran'a bir şey yapamazlar. Boğazın kapatılmasının üzerine, Körfez'deki müttefiklere yapılan saldırılar da, ABD'ye ek baskı oluşturmakta.

Terlan Aliyarbeyov 🎖🎖🎖🎖🎖

21,061 просмотров • 6 месяцев назад

İRAN'A Siyonist Saldırı ve BATI'NIN KUKLA KÜRDİSTAN HAYALİ! Suriye ve Irak'ı kan gölüne çeviren küresel çetenin 'böl ve yut' şablonu şimdi İran için devrede! Asıl tehlike şu: Nihai hedef, Türkiye'nin güneydoğusunu da yutacak 4 parçalı bir 'kukla Kürdistan devleti' kurmaktır. Unutmayalım; Avrasya'nın kapısı İran düşerse Türkiye üşür, sıradaki felaket bizim olur! Youtube kanalımızdan izleyin : “Türkiye’ye Kar Yağsa Biz Burada Üşürüz” Öncelikle, şu Epstein çetesinin İran’ı bombardımanı sürerken molla rejimini demokrasi terazisine oturtanların manasızlığının altını çizmek istiyorum. Bu konuşmalar Amerikan/İsrail Siyonist saldırısını meşrulaştırmaktan başka bir işe yaramaz. Ortadoğu yangın yerine dönmüşken önceliğimiz, dört parçalı Kürdistan projesine odaklanmaktır. Bu çerçevede 22 Şubat’ta açıklanan ittifakı bir kez daha dikkatinize sunmak istiyorum. Türkiye’yi doğrudan ilgilendiren durum budur. İran’a saldırıdan 6 gün önce 22 Şubat günü bir haber yer aldı. Haber başlığı şöyleydi: “Irak'ta faaliyet gösteren İranlı Kürt örgütler, Tahran yönetimine karşı ittifak kurdu.” Bu ittifakın adı : "İran Kürdistan’ı siyasi güçler koalisyonu" PKK’nın İran kolu PJAK önderliğinde 4 Kürtçü parti daha bu koalisyonda yer almış ve bir ortak açıklama yayınlamışlar ana hedefleri ise: "İran İslam Cumhuriyeti’ni devirmek ve Kürtlerin kendi kaderini tayin etmesini sağlamak." Malum benzer cümleler Irak’ta Suriye’de de aynen bu şekliyle söylenmiş ve hayata geçirilmiştir. Şimdi küresel çete İran’ı hedefe koyarken aynı anda özerk bir İran Kürdistan’ı yaratmak için de adımlarını hızlandırmış görünüyor. İran’a hava saldırısından birkaç gün önce ırak’ta kurulan bu Amerikan yapımı İran Kürtçü koalisyonu saldırı paketinin önemli bir parçası. Çünkü bu haberin hemen akabinde Amerikan basınında Trump’ın İran içindeki rejim karşıtı silahlı grupları kara gücü olarak kullanacağı bu yönde adımlar atıldığına ilişkin haberler yer almaya başladı. Aynı anda İranlı Kürt grupların askeri operasyonda destek almak amacıyla Washington ile görüşme yaptıkları haberleri basına düştü. Aslında şablon bayat bir şablon! Biz bunları yakın zamanda birçok ülkede yaşadık. Önce hedef ülkeye Amerikan, İngiliz ve İsrail istihbaratı sızıyor. Medya mensubu kılığında ajanlar istihbarat topluyor. Uluslararası Kriz Grubu gibi şer odaklarının sözüm ona uzmanları içerdeki Kürtçü grupları bir araya getiriyor. Wladimir van Wilderburg bunlardan biri. Bu çağdaş Lawrence 15 -20 yıldır Suriye, Irak, İran içinde PKK türevi partilerle çalışma sürdürüyor. Ve bu onlarca isimden sadece biri… Kriz Grubunun muhbiri van Wilgenburg geçen yıl “Suriye’deki Kürt milli konseyi İran’daki baskıcı rejimi kınıyor, haberini yapmış ve – buraya dikkat- Uluslararası Toplum’a İran’a müdahale için çağrıda bulunduklarını yazmıştı. Bunlara bir ülkede ayaklanmanın ‘iklim yaratıcıları ‘ ‘kolaylaştırıcılar’ da deniyor. Suriye’deki Kürtçülerle İran ve Irak’takileri entegre etme görevini de yürütüyorlar. Çeşitli provokasyonları hazırlayanlar var. Terör gruplarıyla temasta olan onların Pentagon ve Black Waters gibi terör şirketleriyle temasını sağlayanlar var. Siyasi kadroyla ilişkileri yürütenler var. Suriye iyi bir örnek... Suriye’de 2004 itibariyle Amerikan büyükelçisi eliyle Sünni, Alevi, Şii, Kürt, Dürzî, Hıristiyan ayrılıkçılığı körüklenmişti. Bunun için Irak’ta da uygulandığı gibi farklı gruplardan insanlar katledildi. Suç, diğer grupların üzerine atıldı. Kaos yayıldı. Önce Humus’ta selefi örgütler hazırlandı. Amerikan özel kuvvetleri, Suriye’den, Irak’tan, Lübnan ve Ürdün’den ‘iş’e alınan adamlarla ölüm mangaları oluşturdu. Bir tarafta IŞİD bir tarafta ÖSO bir tarafta YPG’ye para dağıtıldı. Hepsi aynı kasaya bağlıydı. Ordudan medyaya, işadamlarından politikacılara kadar her alanda önemli isimler satın alındı. Bir gecede Esad’ın ordusu ellerinde dolar dolu bavullarla ortadan kayboldu. Özetle, Irak ve Suriye örneği çok önemli örneklerdir. İşte bunların bir benzeri İran için hazırlanıyor. Amerika ve İsrail, İran’ı parçalama ve kara savaşına öncülük edecek güç olarak Kürt koalisyonunu görevlendirmiş görünüyor. İran’daki PJAK, Suriye’de SDG ve Irak’taki PKK birlikte hareket edecek. Son hedef ise ortada kalan Türkiye’nin güneydoğusu olacak. Bu dört parçanın birleşimi kukla bir Kürdistan devleti oluşturacak ve enerji kaynakları ve yollarının ortasında yerini alacak. Hayalleri bu! Biz bu hayal doğrultusunda yayınlanmış birçok kaynağı yıllardır açıklıyoruz. Amerikan istihbaratının yayınladığı çok sayıda belge, kitap, raporu deşifre ediyoruz. Freedman’ın Fuller’in kitap ve raporlarında adımlar açık seçik ortaya konulmuştu: Milli meclislere Kürt ayrılıkçı partilerin sokulması, açılım ve çözüm süreçleriyle halkın bölünmeye hazırlanması, komisyonlar kurularak bölücülere meşruiyet kazandırılması CIA’nin önerileri arasındadır. (Graham Fuller, Hanri Barkey kitabı Türkiye’nin Kürt Meselesi) Her ülke için yol haritaları var ama Avrasya’nın kapısı İran kolay lokma değil. Bölgedeki en güçlü imparatorluk geleneği olan 3 devletten biri İran. Diğerleri Rusya ve Türkiye… Bu devletler ve genetik hafızaları oldukça derin tarihsel tecrübeleri taşır. İran Avrasya’nın kapısı, Rusya ve Çin’in müttefiki bu ülkedeki bir çöküş Türkiye başta olmak üzere tüm Avrasya’yı felakete sürükler. O nedenle Asgar Fardi’nin sözünü tekrarlayarak bitirelim: “Türkiye’ye kar yağsa biz burada üşürüz” demişti. Bunun tersi de geçerli… Bu coğrafyada Epstein çetesinin çöktüğü her ülkenin felaketi bizim de felaketimiz olur. İran’da bizim kendimizi yakın hissetmediğimiz bir sistem olabilir. Atatürk Irak, İran ve Afganistan’la ittifaka girerken bu ülkelerin krallıkla mı şahlıkla mı yönetildiklerine bakmamıştı. Bölgesel çıkarları öne almıştı. Banu AVAR, 4 Mart 2026

Banu AVAR

198,693 просмотров • 6 месяцев назад