Загрузка видео...

Не удалось загрузить видео

На главную

tam şurası.

23,495 просмотров • 20 дней назад •via X (Twitter)

Комментарии: 5

Фото профиля theo
theo20 дней назад

CIGLIK

Фото профиля luna
luna20 дней назад

asamiyorummm sahneyiii

Фото профиля hırt
hırt20 дней назад

Ben bi marlena 18. bölümü okuyup geliyorum 🏃‍♀️

Фото профиля su🧜🏼‍♀️
su🧜🏼‍♀️20 дней назад

#teoden

Фото профиля Deniz Asad
Deniz Asad20 дней назад

❤️‍🔥❤️‍🔥❤️‍🔥

Похожие видео

Victor Osimhen Transferi mala anlatır gibi anlattı 🔥👑🦁💛❤️ Serdar Kelleci: Şimdi UltrAslan Musa, bunlar Osimen'i satar demiştim; Torik'i de satacaklar. Şimdi ben de bir şeyler okudum, Galatasaray kulübünde Avrupa futbolunun çok yakından takip edilip edilmediğiyle ilgili, endişelerim var benim, biliyor musunuz? Eğer okuduklarım doğruysa. Sağ... ha, şurası kalkmış, pardon. Bunu yaparken öyle oldu, pardon. Galatasaray kulübünde... şimdi bir şeyler okudum, işte Göy Kereş, Martinelli falan, takas. Empati kuruyorum yine. Bir empati kuralım ve diyelim ki karar vereceğim: Arsenal kulübü geliyor. Kardeş, senden bir şey isteyeceğim. Buyur gel otur. Çay? Yok. Kahve? Yok. Çorba? Onu da istemiyorum. Ne istiyorsun? "Osimeni istiyorum" diyor. İddialar. Ben de bu akşam okudum. Göy Kereş vereceklermiş, üstüne bir de Martinelli vereceklermiş. E? Tamam, ver. Ne yapacağım ben Martinelli'yi mesela? Yani Arsenal'a bir de bunu sormak... Mesela iki futbol aklı konuşacaksın ya orada, mesela. Çağıracaksın kendi futbol aklını. Diyeceksin ki: "Biz Martinelli'yi ne yaparız?" Abi, söyle bana. Benim futbol aklım... hadi. Başkanın yanında oturuyor. Abdullah Bey diyelim, orada oturuyor. İşte kimse. Bu Martinelli'yi ne yapacağız? Söyle bana. Martinelli ile ne yapılır? Bak, Göy Kereş vereceklermiş bir de. Tamam. Ne diyecek mesela? Ne dersin? Kemal Sunal'ın bir pazarlık ettiği bir film var, hatırlıyor musunuz? Hani karşısında bir adam oturuyor. "300" diyor, gülüyor. "500" diyor, gülüyor. "700" diyor, gülüyor. Tam öyle bir sahne olması lazım orada. Tam öyle bir sahne olması lazım. Hatırladınız değil mi sah- sahneyi? "Çay güzel değilmiş" deyip kalkarız. Abi, İngiliz çayı bize gelmez. Bizde Rize çayı var, namı diğer bay. Güzel. Ama İngiliz çayı güzeldir, severim yani. Dursun Papi bence transferde şov... Dursun Bey bence transferde... özür dilerim. Dursun Bey bence transferde şov yapacak ama biraz sabır. Arkadaşlar, istiraham edeceğim... "Hocam, Atakan Karazor, Mert Can Ayhan, Mert Kömür gibi gurbetçi oyuncuların da bir yandan gündemde olduğu doğru mu... Serkan Duman... Yani ben bunun, eee, bu ihtimalin... şu Göy Kereşler, Martinelli'ler falan ihtimalinin, hani "sakın gelmeyin" denmesi lazım, böyle bir şey söz konusuysa. Çünkü eee, çok dolaştı bu. Ben de gördüm bugün. Osimen takas makas muhabbeti. Ya Arsenal takımının şu an stoper havuzu, bek havuzu, orta saha havuzu... bunlar iyi. Adamların ihtiyacı çok açık. Sandfor... yani Kay Haversler'in falan, Trosard'ın kimi zaman Sandfor oynadığı ve berbat bir, Sandrafor aklı olan son dönemde bir Arsenal izliyoruz. Sen şunu dersen: "Ya o bu Göyökereş'i adamlar şöyle ver... " Adamlar demeyin abi. Bu adamlar insan. Ve hani Manchester United'ın da aklına bak bakalım, 20 senedir nasıl güzel bir akıl mıymış, kötü bir akıl mıymış. Bakın. İşte o yüzden diyorum, Premier Lig'i gerçekten iyi takip etmek lazım. Yazık. Yani eğer böyle bir şey olursa... Ya bana bakın, çok samimiyetle bir şey söyleyeyim. Osimen benim oyuncum. Bana geldi. Vereceğim fiyat çok net: 130'dan başlar. 130. Öyle takas makas geç.

Galatasarayultrataraftar

174,962 просмотров • 1 месяц назад

Penaltı Pozisyonu Yorumu İbrahim Seten: Soru: Trio'nun 3'te 3 penaltı dediğini görüyorum. Aynı zamanda Bünyamin Gezer de penaltı dedi. Penaltı değil diyenler de Fırat Aydunus, Ahmet Çakar, Erman Toroğlu, Mustafa Çurucu, Deniz Ateş, Bitnel. İbrahim Seten: Penaltı değil diyenlerle ilgili bir karakter analizi değil de yorumcu analizi yapmak istiyorum. Şimdi ABD abi reytingçi. Erman abi reytingçi. Mustafa Şulcu'nun bence şeyle bir Ferhat Gündoğdu, anti Ferhat Gündoğdu olduğu için o genelde negatif bakıyor konulara. Deniz Ateş bittiğini bilmiyorum. Şimdi böyle herkesin bir şeyi var. Ortak paydada bulutsalar bile motivasyonları farklı olarak görüyorum. Diğer diyenlere daha teknik bakıyorum. Yani ben trio'nun dediğine de bakarım. Zaten 2 senedir, 3 senedir program yapıyoruz. Bilinir böyle olduğu. Bünyamin Gezer'e zaten sorarım. Ben bir maç bittikten sonra Bünyamin Gezer'i aradım. Bana sorsam penaltı değildi. Tamam mı? Ben şeyin Agbadu'nun topa dokunduğunu gördüm ilk başta. Ya topa dokunursa olmaz dışarıda başlamış filan gibiydi. Sonra yavaş yavaş görüntüler gelmeye başlayınca Büyümin dedi ki valla ben de bir rahatsızım dedi. Sonra o beş açıdan izledi. Biz programa çıkana kadar. Kendi programa çıkana kadar dedi. Program önü konuştuğumuzda şey söyledi. Baba dedi şimdi topa dokunsa bile her halükarda topa sadece dokunuyor. Topa müdahale etmiyor. Topa dokunması yani müdahale etmiş sayılması için o şiddette topu kaleciye geri pas olarak vermesi lazımdı. Topun yönü değiştirmesi falan lazımdı. Ben de zoomlayıp baktım sadece topa değebiliyor o kadar. O topa değiyor. Topa değdikten sonra Nene de değiyor birincisi. Sonra ayrıca devamında Nene zaten topu önüne alacak ve Nene hareketine devam edecek. Nene'yi bozmuş oluyor mu? Nene'yi bozmuş oluyor mu da kesin. Ve sonra da senin dediğin gibi ters ayağıyla yani Hangi ayakta? Sağıyla giriyor. Ama alttan sol ayağıyla da zaten sürüyor. Ve hareketin devamlı açısından da çizgiyi geçtikten sonra da esas düşüren hamle oluyor. Tam çizgiyi geçtikten sonra oluyor. Dışarıda başlıyor ama içeride devam ediyor. Aynen. Triodo çok güzel anlattı aslında yani. Dolayısıyla benim için burada tartışacak nokta şurası. Tahir Kun bir tane fotoğraf koymuş istiyorsanız onu verin. O 50 metre uzaktan çalması. Şey gibi yani bu Galatasaray. Aynen o maçtaki gibi. Arif Erdem'in pozisyonu vardı bir tane. Vahap Beyaz çaldı 50 metrenin. Çok uzaktan körlemesine çaldı ve doğru çaldı. O yüzden bir güven vermiyor yani. Bence niye çaldı biliyor musun? Abi atlayışı gördü. Şimdi ben de canlı izliyorum. Agbado bir atladı ben kesin penaltı dedim. Daha bak hiçbir şey yok. Top, mop, iç. Bence arkadan şuna güvendi. Ben çalayım. En kötü darbe yoksa var beni çağırır darbe olmadığını gösterir dedi. Mesela var olmasa dünkü maçta yani varsız eski usul maç yönetliyorsa çalmayabilirdi o kadar geride kalıp. Zaten her pozisyonun çok yanı size kalıyor da. Hayır çalmaz. Zaten var söylersene varsa da. Bu arada Fırat Aydın Usta neden varın karışmaması gerektiğini çok güzel açıklamış bence.

Galatasarayultrataraftar

186,848 просмотров • 6 месяцев назад

Amerika'da garsonluk yapan genç, deneyimlerini anlattı: • Amerika'da bu hafta da garsonluk yaptım, çünkü işim bu. • Bir haftanın sonunda, sadece bahşişlerden ne kadar kazandığıma bakacağız. • Garsonlar, özellikle yurtdışında, paralarının tamamını bahşişlerden kazanırlar. • Bu yüzden bir restorana gittiğinizde bunu bilerek gidin. • Eğer aldığınız hizmeti beğenmezseniz, bahşiş vermek zorunda değilsiniz. • Veya hizmet kötü olduğu için, örneğin garsonu sevmediyseniz, içecekleriniz yenilenmediyse, masanıza peçete getirilmediyse veya çatal istedikten sonra yarım saat gelmediyse çok düşük bir bahşiş verebilirsiniz. • Ben Amerika'ya ilk geldiğimde, garson olarak gelmemiştim. • Bir restorana gittiğimde iki kişi yemek yedik ve 15-20 dolar bahşiş bıraktım. • O zamanlar, Türk kültüründen geldiğim için bu miktarı çok bulmuştum, çünkü bizim kültürümüzde bahşiş zorunlu bir şey değil. • Bahşiş kültürünü tam olarak bilmiyordum. • Bir restorana gittiğinizde iki şey için para ödersiniz: Birincisi yediğiniz yemek, ikincisi ise garsondan aldığınız hizmet. • Yediğiniz yemeği beğenmezseniz bile menajere gidip durumu anlatabilirsiniz. • "Bu yemeği beğenmedim, şurası böyle, menüdekiyle uyuşmuyor, bu yüzden parasını ödemek istemiyorum" dediğinizde, genellikle saygıyla karşılanır ve "Tamam, ödemeyin" derler. • Eğer aldığınız hizmetten memnunsanız, %25-%30 arası bir bahşiş bırakabilirsiniz. • Yani 100 dolarlık bir hesaba 30 dolar bahşiş verebilirsiniz. • Eğer hizmeti beğenmediyseniz, örneğin su istedikten 20 dakika sonra geldiyse, çatalınız yere düştüğünde yenisini istediğinizde garsonu bulamadıysanız ve hizmetten memnun kalmadıysanız %15 civarı bahşiş bırakırsınız. • Ancak Amerika'da bahşişin geneli %20'dir. • Bazen hiç anlaşamadığım masalar oldu, müşterinin kavga etmeye çalıştığı anlar yaşandı. • Ona rağmen her zaman bahşiş aldım. • Bazen müşteri bana kötü bir şey söylediğinde, ben de ona karşılık verdim ama yine de o masadan 5 dolar bile olsa mutlaka bahşiş bırakıldı, çünkü bu bir kültür. • Garson olduğum için bu kültüre alışmam çok zaman almadı, hemen anladım. • Bahşiş genelde yurtdışında, Avrupa'da durum nasıl bilmiyorum ama Amerika'da %20'dir. • Eğer yediğiniz yemeğin fişi, örneğin 200 dolarlık bir hesap geldiyse, tatlı yemişsinizdir, alkol içmişsinizdir. • Garson masanıza defalarca gelip gitmiştir. • Garsondan ekstra bir şey isterseniz, bence bahşişi artırmanız gerekir. • Örneğin, "Etim orta pişsin ama şurasında şu olsun, burasında bu olsun" diyerek şefe özel istekler ilettiyseniz, benden ekstra bir hizmet almışsınız demektir. • Biz de sizden istediğiniz hizmetin karşılığını bekleriz. • Bir müşteri geldi, daha önce hiç gelmemişti ve bileğinin rahatsız olduğunu, bu yüzden yemeğini paket yapıp yapamayacağımı sordu. • "Tabii ki" dedim. • Genellikle restoranlarda paketlemeyi biz yapmayız, boş kutu veririz ve müşteri kendisi paketler. • Ama ben ona yardım ettim, yemeğini paketledim ve o adam bana 40 dolar bahşiş bıraktı. • Bu duruma çok şaşırdım çünkü böyle bir şeye gerek yoktu. • Her şey para değil. • Aldığım en kötü bahşiş ise yedi kişilik bir masadan geldi. • Çok korkunç bir masaydı. • Yedi kişi benden o kadar imkânsız şeyler istediler ki, sanki mutfağa gidip yemeklerini benim yapmamı istiyorlardı. • Örneğin, tavuklu erişte çorbası. Çorbayı biz garsonlar koyarız. İçinde haşlanmış tavuk, erişte, havuç ve birkaç sebze bulunur. • "Erişte olmasın, havuç çok olsun, kereviz hiç olmasın" gibi isteklerde bulundular. • Bu durumda benim o çorbanın başına geçip tek tek sebzeleri ayıklamam gerekiyor. • Bunu yapmama rağmen benden aynı çorbadan defalarca istediler. • Ekstra ekmekler istediler, getirdim ve bunlardan ücret almadım. • Yedi kişilik masanın bu kadar isteğine rağmen bana bırakılması gereken bahşiş %20'den hesaplandığında en az 40 dolar olmalıydı. • Fakat bana 10 dolar bahşiş bıraktılar. • Yapacak bir şey yok, ama bu büyük bir saygısızlıktı.

Jurnal

119,460 просмотров • 1 месяц назад

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Tersanesi Komutanlığımızda gerçekleştirilen “Açık Deniz Karakol Gemisi Cam Roman'ın Romanya Deniz Kuvvetleri Komutanlığına Teslimi ve Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Platformlarının Hizmete Giriş ve Bayrak Çekimi Töreni”nde konuştu. Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan şunları söyledi: TÜRKİYE-ROMANYA DOSTLUĞUNUN YENİ BİR NİŞANESİ Türk Silahlı Kuvvetlerimizin kıymetli komutanları, savunma sanayi ve gemicilik sektörümüzün değerli temsilcileri, saygıdeğer misafirler; sizleri en kalbi duygularımla, saygıyla, muhabbetle selamlıyorum. Öncelikle kendilerini ağırlamaktan büyük memnuniyet duyduğum değerli dostum Nicuşor Dan’la Romanya heyetinin kıymetli üyelerine ülkemize hoş geldiniz, sefalar getirdiniz demek istiyorum. Bugün dünyanın göz bebeği İstanbul'da denizciliğimizin, mühendisliğimizin ve Türkiye-Romanya dostluğunun yeni bir nişanesine tanıklık etmek üzere bir araya gelmiş bulunuyoruz. Sayın Cumhurbaşkanının katılımıyla gerçekleştirdiğimiz törenimizde, tarihten süzülüp gelen Türkiye-Romanya dostluğunu bir adım daha öteye taşıyoruz. Cam Roman Korvetini, Romanya Deniz Kuvvetlerine teslim ederken Koçhisar Açık Deniz Karakol Gemimizi envantere katmanın gururunu taşıyoruz. Aynı tezgâhtan çıkan, aynı mühendislik aklının ürünü olan bu iki kardeş geminin donanmalarımıza hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Her iki platformun ülkelerimize, Karadeniz'in güvenliğine, NATO ittifakına ve bölgemizin huzuruna büyük katkılar yapacağına inanıyorum. SAHADA GÜÇLÜ OLMAYANIN MASADA YER BULAMADIĞI KAOTİK DÖNEMİN ORTASINDAYIZ Konuşmamın hemen başında bir hususun altını önemle çizmek istiyorum. Sizlerin de takip ettiği üzere, dünyamız soğuk savaştan bu yana en köklü değişimlerden birini yaşıyor. Alışıla gelmiş kalıplar yıkılırken bizim zor oyunu bozar dediğimiz yeni bir güvenlik paradigması boy veriyor. Karşılaştığımız her kriz, ulusal güvenliğin başkalarına havale edilemeyecek kadar hayati bir mesele olduğunu bizlere tekrar hatırlatıyor. Sahada güçlü olmayanın masada kendine yer bulamadığı, hatta kendini menüde bulabildiği son derece kaotik bir dönemin tam ortasındayız. Türkiye, bu yeni dönemin ruhunu çok erken fark eden ve en doğru biçimde okuyan ülkelerden biridir. Büyük ve güçlü Türkiye vizyonumuzun lokomotifini savunma sanayimiz oluşturuyordu. Savunma sanayinde tam bağımsız Türkiye hedefiyle çıktığımız yolda hamdolsun 23 yılda çok ciddi mesafe aldık. Engellerle, kısıtlamalarla, gizli-açık ambargolarla karşılaşmamıza rağmen hedefimize ulaşmak için sabırla yürüdük. Kendimize inandık, savunma sektörümüze güvendik. Neticede 23 yıl önce hayal dahi edilemeyecek seviyelere ulaştık. Savunma ihracatında dünyanın 11’inci büyük ülkesi konumundayız. Geçen ay 996 milyon dolar değerinde savunma ve havacılık ürünü ihraç ederek tarihi bir başarıya imza attık. 23 sene evvel yılda 248 milyon dolar ihracatımız varken bugün bu rakamı sadece bir hafta içinde gerçekleştiriyoruz. Askerî gemi inşa sanayimiz 103 yıllık Cumhuriyet tarihimizin en yoğun ve en verimli günlerini yaşıyor. Bugüne kadar farklı coğrafyalara 140'ı aşkın deniz platformu ihraç ettik. En küçük bottan SİHA gemimiz TCG Anadolu'ya, muhriplerden denizaltılara, millî uçak gemimiz MUGEM'e, bütün su üstü ve su altı platformlarımızı millî imkân ve kabiliyetlerimizle inşa edebiliyoruz. Aynı anda en fazla savaş gemisi yapabilen ülkelerden biriyiz. Hâlihazırda 15'ten fazlası dost ve müttefik ülkelere ihraç edilmek üzere 50'nin üzerinde savaş gemisini imal ediyoruz. Millî uçak gemisinden hava savunma muhribine, firkateynlerden açık deniz karakol gemilerine, çıkarma gemilerinden denizaltılara kadar farklı tür ve sınıflardaki platformları yüzde 80'in üzerinde yerlilik oranı ile üretiyoruz. Aynı zamanda farklı ihtiyaçlara cevap veren insansız deniz araçlarımızın araştırma, tasarım ve üretim faaliyetlerini sürdürüyoruz. Yürüttüğümüz projelerin toplam bedeli 25 milyar avro seviyesine ulaştı. DONANMAMIZ ARTIK KÜRESEL GÜÇ AKTARIM YETENEĞİNE KAVUŞTU Şurası da ülkemiz açısından gurur vericidir: TCG Anadolu'dan önce bölgesel güç aktarım kabiliyetine sahip olan donanmamız, artık küresel güç aktarım yeteneğine kavuşmuştur. Bu kabiliyeti şimdi daha perçinliyoruz. MUGEM projemizle kendi uçak gemisini tasarlayıp üretebilen dünyadaki yedinci ülke konumuna yükseliyoruz. Tüm bu platformların kritik alt sistemleri, radarları, sonarları, savaş yönetim sistemleri yazılımları Türk mühendisleri tarafından hayata geçiriliyor. Gemilerimiz muadillerinden daha üstün niteliklerde milli mühimmatlarımız ve silah sistemlerimizle donatılıyor. Hamdolsun, her alanda kendimizle yarışıyor, kendi belirlediğimiz eşikleri aşmaya çalışıyoruz. Kıymetli dostlar; dünyanın içinde bulunduğu sancılı güvenlik ortamı, dost ve müttefiklerin iş birliklerini artırmalarını elzem kılmaktadır. Bu anlayışla, savunma sanayinde sahip olduğumuz imkan ve kabiliyetleri dost ülkelerimizle paylaşmayı kendimiz için görebiliyoruz. Romanya'nın bizim için özel önemi olduğunu vurgulamak isterim. Türkiye ile Romanya'nın müttefiklik ruhuyla olgunlaştırdığı köklü ilişkiler tarihî zirvesini yaşamaktadır. Biliyorsunuz münasebetlerimizi 2011 yılında stratejik ortaklık seviyesine yükselttik. 2024 senesinde tesis ettiğimiz Yüksek Düzeyli Stratejik İş Birliği Konseyi ile ilişkilerimize kurumsal bir boyut kazandırdık. Bugün burada icra ettiğimiz tören işte bu stratejik ortaklığımızın denizlerde vücut bulmuş halidir. TÜRKİYE İLK KEZ BİR NATO VE AB ÜYESİ ÜLKEYE SAVAŞ GEMİSİ İHRAÇ ETTİ Cam Roman Korveti, iki müttefik ülkenin Karadeniz ve bölgemizin güvenliğini birlikte inşa etme iradesinin en somut göstergesidir. Karadeniz'in güvenliği, aynı zamanda Avrupa Atlantik güvenlik mimarisinin ayrılmaz bir parçasıdır. Türkiye, Romanya ve Bulgaristan arasında deniz mayınlarıyla mücadele başta olmak üzere pek çok alanda gelişen iş birliğini bu bakımdan kıymetli buluyoruz. Önümüzdeki dönemde bu iş birliğinin daha da artmasını temenni ediyoruz. Bir başka önemli husus şudur: Bugün teslim ettiğimiz ve envantere kattığımız gemilerimizde kullanılan savaş yönetim sistemi, arama ve atış kontrol radarları, sonar sistemleri, yakın savunma silahları tamamen yerli ve millî şirketlerimize aittir. ASELSAN, ROKETSAN, HAVELSAN, Makine Kimya ve TÜBİTAK öncülüğünde kurulan güçlü savunma altyapımız bu sistemlerin üretim ve teslimatlarının kısa sürede gerçekleşmesini sağlamıştır. Romanya ile imzaladığımız satış anlaşmasıyla, Türkiye tarihinde ilk kez bir NATO ve Avrupa Birliği üyesi ülkeye savaş gemisi ihraç etmiştir. Geminin test, eğitim ve harekât hazırlık süreçlerinde sergilediği başarı, Türk deniz platformlarının kalitesini bir kez daha bütün dünyaya kanıtlamıştır. BİZ KİMSEYLE ÇATIŞMA PEŞİNDE DEĞİLİZ Kahraman Deniz Kuvvetlerimizin gücüne güç katacak TCG Koçhisar'ı da bugün hizmete alıyoruz. Açık Deniz Karakol Gemisi projemiz kapsamında inşa ettiğimiz bu platform, istihbarat, gözetleme ve keşiften arama-kurtarmaya, deniz haydutluğuyla mücadeleden deniz denetim ve savaş dışı harekâtlara kadar pek çok görevi inşallah başarıyla yerine getirecektir. Türkiye'nin gayesi, bölgemizde gerilim üretmek değil, barışı, adaleti, huzuru ve istikrarı güçlendirmektir. Biz kimseyle kriz, kaos, kavga ve çatışma peşinde değiliz, aksine karşılıklı saygıya dayalı güçlü bir iş birliğinden yanayız. Bizim kimsenin toprağında, egemenliğinde gözümüz yoktur ve olmamıştır. Bizim kimsenin meşru hak ve çıkarlarında gözümüz yoktur ve olmamıştır. Bununla birlikte, hiç kimsenin de egemenliğimize kastetmesine, ülkemize tehdit oluşturmasına, menfaatlerine zarar vermesine müsaade etmeyiz. İlkemiz çok net, biz ne hak yeriz, ne de hakkımızı yediririz. Dost ve müttefiklerimizin güvenlik ihtiyaçlarına kendi millî kabiliyetlerimizle katkı sunmayı da bu anlayışın tabii bir gereği olarak görüyoruz. Bugün bu rıhtımda denize uğurladığımız her iki gemi de dile getirdiğim bu vizyonun, bu inancın, bu kararlılığın tecessüm etmiş hâlidir. Bu düşüncelerle, Millî Savunma Bakanlığımızı, Savunma Sanayi Başkanlığımızı, Deniz Kuvvetleri Komutanlığımızı, İstanbul Tersanesi Komutanlığımızı, ASFAT'ı ve projede görev alan tüm firmalarımızı, kıymetli mühendislerimizi, teknisyenlerimizi ve işçilerimizi gönülden tebrik ediyorum. Romanyalı dostlarımıza Cam Roman Korvetinin hayırlı olmasını diliyor, TCG Koçhisar'ımızın da Mavi Vatan'da şanlı bayrağımızı gururla dalgalandıracağına yürekten inanıyorum. Rabbim denizcilerimizin pruvasını neta, bahtını açık eylesin diyorum. Sağ olun, var olun, kalın sağlıcakla. #MillîSavunmaBakanlığı

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

26,108 просмотров • 3 месяцев назад

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Fuar Merkezi'nde düzenlenen SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı'nın kapanış töreninde konuştu. Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler de beraberinde TSK Komuta Kademesi ve Bakan Yardımcıları ile katıldığı törende Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan şunları söyledi: FUARIMIZI YENİ REKORLARLA TAÇLANDIRMANIN KIVANCI İÇİNDEYİZ Ülkemizin savunma, havacılık ve uzay sektörlerinin yıldızlarının bir araya geldiği SAHA 2026’nın bu anlamlı programında sizlerle beraber olmanın bahtiyarlığını yaşıyorum. SAHA 2026’ya dünyanın farklı yerlerinden iştirak eden değerli Bakanlara, Bakan Yardımcılarına, Genelkurmay Başkanlarına, Kuvvet Komutanlarına, heyet üyelerine ve tüm ziyaretlerimize hoş geldiniz diyorum. Himayelerimizde gerçekleştirilen ve alanında artık bir markaya dönüşen fuarımızın savunma sektörümüz ve bütün katılımcı firmalarımız için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Dünyanın 120 ülkesinden 1700’den fazla firmanın iştirak ettiği fuarın icrasında emeği geçen tüm kurumlarımızı, firmalarımızı, sponsorlarımızı ayrı ayrı tebrik ediyorum. Kara, deniz, havacılık, uzay ve güvenlik alanlarında geliştirdikleri ürünlerle fuarda boy gösteren tüm şirketlerimize en kalbi tebriklerimi iletiyorum. 1300'ü aşkın üye firması ve bünyesindeki 30 üniversitenin etkin katılımı ile Avrupa'nın en büyük savunma ve havacılık kümelenmesi olan SAHA İstanbul ailesini yürekten kutluyorum. Sektördeki 4500'ü aşkın firmamızın uyum ve koordinasyon içinde faaliyetlerini sürdürmesini sağlayan Savunma Sanayi Başkanlığımızı, kolektif çabaların hasılası olan bu başarı hikâyesinin altında imzası bulunan şirketlerimizi, üniversitelerimizi, kuruluşlarımızı içtenlikle tebrik ediyor, mühendisinden yazılımcısına, işçisinden teknisyenine savunma sanayimizin tüm emektarlarına aynı şekilde şükranlarımı sunuyorum. Rabbim sizlerin başarılarınızı daim eylesin. Bu gayretlerinizi hem ülkemiz hem dost ve kardeşlerimiz, hem de insanlık için hayırlara vesile kılsın. Bu sene beşincisi tertiplenen fuarımızı hamdolsun yeni rekorlarla, yeni anlaşmalarla, yeni iş birlikleriyle taçlandırmanın haklı kıvancı içindeyiz. 8 MİLYAR DOLARLIK İŞ HACMİNE ULAŞILDI SAHA 2026'ya 1500'ü yerli, 263'ü yabancı olmak üzere 1763 firma katıldı. Fuarda sahip oldukları yeni özelliklerle göz dolduran 203 ürün ilk kez görücüye çıktı. 192 resmî heyet ve 108 alım heyeti, sektörümüzle doğrudan temas kurma imkânı buldu. İmzalanan 182 anlaşmayla toplam 8 milyar dolarlık iş hacmine ulaşıldı. Bu rakamın 6 milyar dolarlık kısmını doğrudan ihracata dönük mutabakatlar oluşturdu. Resmin bütününe baktığımızda karşılaştığımız manzara tam olarak şudur: Türk savunma sanayi artık yalnızca bölgesinde değil, dünya ölçeğinde rağbet gören, güven veren, dikkatle izlenen ve tercih edilen bir ekosistem hâline gelmiştir. Türkiye, savunma, havacılık ve uzay alanında küresel düzeyde yıldızı ışıl ışıl parlayan ülkeler arasına adını gururla yazdırmıştır. Bu başarı tablosunun gerisinde şüphesiz on yılların emeği, gecesini gündüzüne katarak adanmış bir ruhla çalışan yüz bini aşkın vatan evladının gayreti, milletimizin desteği ve devletimizin iradesi vardır. İnşallah daha iyi yerlerde olacak, daha büyük başarı hikâyelerini birlikte yazacak, savunma sanayinde tam bağımsız Türkiye hedefine ulaşıncaya kadar durmadan, duraksamadan çalışacağız. GÜVENLİK HER YÖNÜYLE BÜTÜNCÜL BİR KONSEPTİR Dünyamız hızla değişirken, harp sanayimiz köklü bir dönüşüm sürecinden geçerken, bundan elbette güvenlik kavramı da nasibini alıyor. Bir defa şunu hepimiz görebiliyoruz: Bugün geldiğimiz noktada güvenlik artık yalnızca tek bir alana, tek bir sahaya, tek bir sanayi koluna hapsedilemez. Fabrikadan test sürecine, veri merkezinden akademiye, tedarik zincirinden geri bildirime güvenlik her yönüyle bütüncül bir konsepttir. Aynı şekilde bugün bir ülkenin caydırıcılığı sahip olduğu platformların sayısıyla ölçülecek eşiği de çoktan aşmıştır. Envanterinizdeki platformları hangi yazılımla yönettiğiniz, bunlarda hangi sensörleri kullandığınız, bu ürünler için hangi motorları geliştirdiğiniz ve hangi mühimmatı ne kadar sürede üretebildiğiniz önemlidir. Siber saldırılara, elektronik harp tehditlerine, insansız sistemlere ve hibrit savaş yöntemlerine karşı ne denli hazırlıklı olduğunuz belirleyicidir. Bölgemizde ve dünyada son dönemde meydana gelen savaş ve çatışma ortamlarında bu gerçeklere bir kere daha şahitlik ettik. Yapay zekâdan insansız araçlara, otonom sistemlerden karar destek mekanizmalarına uzanan geniş bir yelpazede muharebe sahasının nasıl dönüştüğüne hep birlikte tanık olduk, olmaya da devam ediyoruz. YENİ DÖNEMİN KURUCU AKTÖRLERİNDEN BİRİ TÜRKİYE’DİR Şunu bugün büyük bir gururla ifade etmek isterim: Konvansiyonel güç unsurlarının yerini çok katmanlı ve entegre sistemlerin aldığı bu yeni dönemin kurucu aktörlerinden biri hiç kuşkusuz Türkiye'dir. Bugün Türkiye yeni nesil millî muharip uçağını, insansız savaş uçağını, helikopterini, İHA’sını, SİHA’sını üreten, elektronik harp sistemlerini, uydu teknolojisini, harp savunma sistemini, radarını geliştiren, tankını, roketini, füzesini, zırhlı araçlarını, savaş gemisini, insansız deniz araçlarını imal ve inşa eden, velhasıl denizin derinliklerinden uzayın boşluğuna kadar her kademede kendi imzasını taşıyan yazılım, platform ve sistemleri kendi yapabilen bir ülkedir. Türkiye, istiklal ve istikbaline kastetme cüretini gösterecek her muhasım unsurun bileğini bükecek kudrete ve kuvvete ziyadesiyle sahip bir devlettir. HEDEFİMİZ İLK 10 ÜLKE ARASINA ADIMIZI YAZDIRMAK Gerek SAHA 2026'da sergilenen gurur verici ürünlerimiz, gerekse geçen hafta açıklanan ihracat rakamlarımız ne demek istediğimizi çok net anlatırken aynı zamanda ülkemizin ulaştığı seviyeyi de ortaya koyuyor. Burada tek tek isimlerini saymaya kalksak değil saatler, günler sürecek ürünleri, projeleri, tasarımları ve çalışmaları sizler zaten gördünüz. İnanç, irade, cesaret, gayret, adanmışlık ve vizyon bir araya geldiğinde nelerin başarılabileceğine bizzat tanıklık ettiniz. Aynı iftihar tablosuyla ihracat tarafında da karşılaşıyoruz. Bakınız, biz göreve geldiğimizde savunma ve havacılık ihracatımız yılda sadece 248 milyon dolardı, Türkiye savunma sanayinde yüzde 80 oranında dışa bağımlı bir ülkeydi. Dışa bağımlılığımızı yıllar içerisinde azaltarak biz bunu tersine çevirdik, 2025 yılında savunma ve havacılık ihracatında tarihimizde ilk defa 10 milyar doların üzerine çıktık, Nisan ayı ihracat rakamları geçen yılki ivmenin devam ettiğini gösteriyor. Savunma ve havacılık ihracatımız Nisan'da 962 milyon dolara yükseldi. 2026'nın ilk 4 ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 28 artış oldu, böylece ilk 4 ayda 2 milyar 871 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdik. Yani bundan 23 yıl önce senede 248 milyon dolar ihracat yapan Türkiye bugün bu rakamı aşağı yukarı bir haftada gerçekleştiriyor, Cenabıallah'a sonsuz şükürler olsun. Kısa vadede hedefimiz 11 milyar doları aşarak bu alanda dünyada ilk 10 ülke arasına adımızı yazdırmaktır. İnşallah genişleyen uluslararası iş birliklerimiz, derinleşen ekosistemimiz ve artan üretim kapasitemiz ile bu hedefimize de vasıl olacağız. NİCE ENGELLERLE KARŞILAŞTIK Tabi burada şu gerçeğin de altını önemle çizmek istiyorum: Milletimizin göğsünü kabartan, dost, kardeş ve müttefiklerimize güven veren bu başarı hikâyesini yazmamız elbette öyle kolay olmadı. Görünür, görünmez nice engelle karşılaştık, ambargolarla, kısıtlamalarla önümüz kesilmek istendi, parasını ödediğimiz sistemlerin verilmediği günler oldu. Sadece dışarıdan, sadece dost bildiklerimizden değil, içeriden de ihanete, kumpasa, umutlarımızı kırmaya dönük operasyonlara maruz kaldık. İçimize yerleşmiş ve yerleştirilmiş, kimi zaman da sureti haktan görünen Truva atlarının sabotajlarıyla mücadele ettik. Şurası son derece dikkat çekicidir: Türkiye, savunma sanayinde ne zaman kabuğunu kırsa, ne zaman büyük bir adım atsa birileri hemen devreye girdi, başımıza yeni icat çıkarmayın dediler, dışarıdan almak daha kolay dediler, ekonomik olarak fizibıl değil dediler savunma sanayi yatırımları verimsiz dediler. Kimi zaman ekonomik verileri eğip bükerek, kimi zaman millî şirketlerimizi hedef alarak, kimi zaman küçümseyerek, kimi zaman da balıklar ürküyor gibi komik argümanlarla savunma sanayi hamlelerimizi engellemeye çalıştılar, biz bunların hiçbirine kulak asmadık. Balıklar ürküyor diyenler gelip fuarımızı ziyaret ettiler, ama balıkların herhâlde ürkmediğini gördüler. Öğrenilmiş çaresizlik sendromuyla malul karakterlerin bizi de kendi ruhsuz, umutsuz, ufuksuz dünyalarına çekmelerine müsaade etmedik. Yapamazsınız diyenlere cevabımızı işte bugün SAHA 2026'da olduğu gibi yaptığımız, tamamladığımız, harp sahalarında başarıyla test edilmiş ürünlerle verdik. Nuri Killigil’lerin, Şakir Zümre’lerin, Vecihi Hürkuş’ların, Nuri Demirağ’ların canlarını koruyarak ortaya koydukları, sabırla yürüyerek savunma sanayinde hamdolsun bugünkü seviyelere ulaştık. Aralarında merhum Özdemir Bayraktar ağabeyimizin de olduğu Türk savunma sanayinin öncülerini bugün bir kez daha rahmetle yad ediyor, Cenabıallah hepsinden razı olsun diyorum. Vecihi Hürkuş’un havacılıkta yıllar önce yükselttiği bayrağı, rahmetli Özdemir Bayraktar insansız hava araçlarında doruklara çıkarmış, göklerde büyük bir gururla dalgalandırmıştı. İnanıyorum ki, onun izinden gidenler bu emanete hakkıyla sahip çıkacak, Türk savunma sanayinin şanını yüceltmeye devam edeceklerdir. MİLLÎ BÜNYE NE KADAR SAĞLAM OLURSA ÜLKENİN GÜVENLİĞİ DE O KADAR KUVVETLİ OLUR Savunma sanayi ve caydırıcılığın yanı sıra ulusal güvenliğin bir diğer kritik halkası, bizim iç cephe olarak tarif ettiğimiz milletin birlik ve beraberliğidir. Şurası bir hakikat ki, millî bünye ne kadar sağlam olursa bir ülkenin güvenliği de o derece kavi ve kuvvetli olur. Kader ve istikbal birliği yapmış, ortak değerler etrafında kenetlenmiş, aynı ideallere gönül vermiş bir halkı dışarıdan müdahalelerle teslim almak, böyle bir millete diz çöktürmek kolay değildir. Fakat içeride sızıntı varsa, iç cephede gedik açılmışsa, içerisi fokur fokur kaynıyor ve kanıyorsa, böyle bir durumda da millet ayakta kalamaz. Bunu istikbal ve İstiklal Harbimizin en hararetli günlerinde merhum Mehmet Akif, Nasrullah Camisinde yaptığı konuşmada şöyle dile getirmişti: Milletler topla, tüfekle, zırhlıyla, ordularla, tayyarelerle yıkılmaz. Milletler ancak aralarındaki rabıtalar çözülerek kendi başının derdine, kendi havasına, kendi menfaatine, kendi menfaatini temin etmek kaygısına düştüğünde yıkılır. Dün olduğu gibi bugün de, yarın da meselenin nirengi noktası işte budur. TERÖRSÜZ TÜRKİYE, BARIŞIN EGEMEN OLDUĞU BÜYÜK BİR VİZYONUN ADIDIR Bizim binlerce yıllık tarihimizin neredeyse her devri mücadele ile geçmiştir. Hem devlet hem de millet olarak verdiğimiz her mücadeleyi iç cephemizi tahkim ederek kazandık. Yeri geldi top seslerini yavrularımıza ninni yaptık. Yeri geldi aç kaldık, susuz kaldık, silahsız kaldık, mühimmatsız kaldık, ama hiçbir zaman inancımızı yitirmedik, yeise kapılmadık, birlik ve bütünlüğümüzden ödül vermedik, harimiismetimize uzanan kirli ellere teslim olmadık. Biz de iktidarlarımız boyunca maruz kaldığımız nice saldırıyı, nice darbe girişimini, bekamızı hedef alan nice kuşatmayı işte bu ruhla püskürttük. Burada şunu büyük bir kararlılıkla ifade etmek durumundayım: Bugün iç kalemizi tahkim etme yolunda attığımız en stratejik adım, 18. ayını dolduran Terörsüz Türkiye süreci ve terörsüz bölge hedefidir. Terörsüz Türkiye süreci, Türkiye'yi ve komşu ülkeleri iç cepheleriyle birlikte güçlendirerek huzurlu, güvenli, müreffeh ve barışın egemen olduğu bir geleceğin inşasını hedefleyen büyük bir vizyonun adıdır. Terörsüz Türkiye, bölgemizde yürütülen paylaşım kavgası karşısında milletimizin bilincinde ve kalbinde kurulan müstahkem bir mevzidir. Bu mevziinin fikrî ve siyasi müşterek karargâhı elbette Cumhur İttifakı'dır. Terörsüz Türkiye menziline giden yolun mihmandarı aynı şekilde Cumhur İttifakı'dır. Sürecin katalizörü ise Türk milletinin ulaşmayı çoktan hak ettiği hedeflerdir. Bu hedefe ezber kalıplarla değil, basiretli, cesaretli, büyük millet ve devlet olmanın sağladığı özgüvenli yaklaşım ile kararlı adımlarla varılabilir. Türkiye, devleti ve milletiyle yaklaşık yarım asırlık başarılı mücadelesinin ardından terörden kurtulma iradesini ortaya koymuş, terörsüz Türkiye için çok net bir duruş sergilemiştir. Bu iradenin temelinde, vatanı ve milleti için canlarını feda eden kahramanların aziz hatırası, kutlu emaneti vardır. BU İRADENİN TEMELİNDE ŞEHİT AİLELERİMİZ VAR Bu iradenin temelinde, vatan sağ olsun diyerek evlatlarını kara toprağın bağrına veren, acısını kalbine gömen anne ve babaların metaneti vardır. Bu iradenin temelinde, şehit eşleri, şehit çocukları, şehit yakınlarımız vardır, gazilerimizin fedakârlıkları vardır. Allah'ın izniyle bundan geriye dönüş yoktur ve olmayacaktır. Muhabbet iklimini çok sağlam bir şekilde tesis edip kardeşlik bilincini güçlendirerek, husumet duvarlarını tek tek yıkıp fitnelerin kökünü kurutarak, terörün kanlı ve karanlık gölgesini sebepleriyle birlikte bu toprakların üstünden tamamen kaldırarak, aziz şehit ve gazilerimizin fedakârlıklarının boşa gitmediğini tüm dünyaya inşallah hep birlikte göstereceğiz. İnanıyoruz, Allah'ın izniyle başaracağız. Kararlıyız, inşallah hedefimize ulaşacağız. Rabbim yolumuzu, bahtımızı açık etsin diyorum. Bu düşüncelerle SAHA 2026'nın bir kez daha hayırlara vesile olmasını diliyorum. Fuarın düzenlenmesinde emeği geçen tüm kurumlarımızı, katkı veren herkesi tekrar tebrik ediyor, katılımcı firmalarımıza teşekkür ediyorum. Sizleri bir kez daha saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. Sağ olun, var olun, kalın sağlıcakla. #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

34,155 просмотров • 4 месяцев назад

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, HAVELSAN Sancar Silahlı İnsansız Deniz Aracı Hizmete Alma, Tesisler Temel Atma ve Açılış Töreni’nde konuştu. Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler’in beraberinde TSK Komuta Kademesi ile katıldığı törende Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan şunları söyledi: RABBİM AYAĞINIZA TAŞ DEĞDİRMESİN Türk Silahlı Kuvvetlerimizin değerli mensupları, HAVELSAN'ınımızın değerli yöneticileri ve çalışanları, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin değerli temsilcileri, kıymetli misafirler; sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. Öncelikle her birinizin Ramazan-ı Şerifini ayrı ayrı tebrik ediyorum. Bu mübarek günlerin ülkemiz, milletimiz ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Sizlerin şahsında HAVELSAN’ımızın, savunma sanayi sektörümüzün ve Türk Silahlı Kuvvetlerimizin tüm mensuplarına buradan selamlarımı, sevgilerimi gönderiyorum. Ay yıldızlı al bayrağımızın gökte gururla dalgalanması için, devletimizin bekası, milletimizin yarınları, vatanımızın bağımsızlığı için canlarını feda eden tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Aynı şekilde bin yıldır kendimize yurt kıldığımız, etrafımıza barış ve güven yaydığımız bu topraklar için bedel ödeyen tüm gazilerimize şahsım ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum. Son olarak savunma sanayiinde gecesini gündüzüne katarak bugünlere gelmemizi sağlayan tüm mühendislerimize, teknisyenlerimize, yazılımcılarımıza, akademisyenlerimiz ve tabii ki sahada kahramanca görev yapan Türk Silahlı Kuvvetlerimizin mensuplarını gönülden tebrik ediyorum. Bu çalışmaları etkin bir koordinasyon içinde yürüten Savunma Sanayii Başkanlığımızı ve sektördeki 3 bin 500’ü aşkın firmamızı başarılarından ötürü yürekten kutluyorum. Rabbim ayağınıza taş değdirmesin. Sizlerin bu emeğini, bu gayretini daha güçlü bir geleceğin, daha müreffeh yarınların teminatı eylesin diyorum. DENİZLERDEKİ İNSANSIZ KABİLİYETLERİMİZİ GÜÇLENDİRİYORUZ Bugün Türkiye’nin mühendislik aklına, savunma alanındaki imkân ve kabiliyetlerine, yerli ve milli teknolojiyle şekillenen istikbal yürüyüşüne bir kez daha şahitlik edeceğiz. Birazdan inşallah Sancar Silahlı İnsansız Deniz Aracımızı hizmete alacak, Simülatör Üretim ve Entegrasyon tesisinin temellerini atacak, Kaan Teknoloji Tesisi ile Deniz Savaş Yönetim Sistem Merkezinin de açılışını yapacağız. Envanterimize katacağımız Sancar SİDA ile denizlerdeki insansız kabiliyetlerimizi güçlendiriyor, güvenliğimizi, etkinliğimizi ve gözetim kapasitemizi arttırıyoruz. Simülatör üretim ve entegrasyon tesisiyle eğitim, hazırlık ve sürdürülebilir operasyon altyapımızı büyütüyor, insan kaynağımızı daha nitelikli hâle getiriyoruz. Bu kompleks tamamlandığında simülasyon teknolojilerinde Avrupa’nın en büyük üretim ve entegrasyon tesisi olacak. Kaan Teknoloji Tesisi ve Deniz Savaş Yönetim Sistem Merkezi ile hava ve deniz platformlarımızın kritik teknoloji omurgasını inşallah daha da sağlamlaştırıyoruz. Bu gurur verici sistem, tesis ve platformları bizlere kazandıran HAVELSAN’ımızı yürekten tebrik ediyor, kendilerine şahsım ve milletim adına şükranlarımı iletiyorum. Türkiye’nin hem Gök Vatan'da hem de Mavi Vatan'daki savunma gücünü, kapasitesini, caydırıcılığını bir üst seviyeye taşıyacak bu eserlerin ülkemiz ve milletimiz için hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. TÜM DÜNYAYA PARMAK ISIRTAN SEVİYEYE ULAŞTIK Şunu evvelemirde açık açık ifade etmek isterim: Caydırıcılık yalnızca sahip olduğumuz sistem ve platformların sayısıyla ölçülemez. Günümüzde caydırıcılığın belirleyici faktörleri, platformlara akıl veren yazılım, güvenli veri akışı, kesintisiz haberleşme ve siber dayanıklılıktır. Bunun için Türkiye olarak savunma alanında dijital egemenliği millî güvenliğimizin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Bugün hizmete alacağımız, açılışını gerçekleştireceğimiz ve temellerini atacağımız bu yatırımlar, savunma ekosistemimizin bütüncül kapasitesini ve tesirini artıracak stratejik hamlelerin devamıdır. Bu tesis ve platformlarla birlikte mühendislik süreçlerimiz daha da hızlanacak. Test ve doğrulama disiplinimiz güçlenecek. Eğitim ve simülasyon kabiliyetlerimiz genişleyecek. Deniz ve hava unsurlarımızın yazılım temelli yetenekleri inşallah daha da yukarılara taşınacak. Şu hakikati en iyi sizler biliyorsunuz: Güvenlik ve savunma asla tek boyutlu değildir. Güçlü bir savunma mimarisi denizin derinliklerinden uzaya, karadan siber güvenliğe kadar her alanı kapsamak mecburiyetindedir. Biz hamdolsun özellikle insansız teknolojilerde son 23 yılda yaptığımız atılımla bugün artık tüm dünyaya parmak ısırtan bir seviyeye eriştik. Bu seviyeye dost ve müttefik bildiklerimizin önümüze çıkardığı engellere rağmen sabırla ulaştık, azimle ulaştık. Her hamlemizi en ince ayrıntısına kadar titizlikle planlayarak ulaştık. Bir zamanlar yüzde 80 düzeyinde olan dışa bağımlılık seviyesini yüzde 20'ye indirdik. Mühendislerimiz, teknisyenlerimiz, firmalarımız, tersanelerimiz havada, karada ve denizde tarihi bir başarı hikâyesi yazdı. Cenab-ı Allah'a hamdolsun ki artık kendi teknolojisini tasarlayan, kendi yazılımını üreten ve ürettiklerini tüm dünyaya ihraç eden bir Türkiye var. Artık yalnızca kendi ordusunun değil, talep edilmesi hâlinde dost, kardeş ve müttefiklerinin de güvenlik ihtiyaçlarını karşılayan bir Türkiye var. Artık 3T modelini, yani tespit, teşhis ve taarruz süreçlerini yerli ve millî teknolojisiyle tatbik eden, dünyada yıldızı giderek yükselen bir Türkiye var. Büyük bir gururla ifade etmek isterim ki, bugün Türkiye dünyada kendi savaş gemisini geliştirip denize indiren 10 ülkeden biridir. HER GEÇEN YIL YENİ REKORLAR KIRIYORUZ Savunma ve havacılık ihracatında her geçen yıl yeni rekorlar kırıyoruz. Bakınız sadece geçtiğimiz sene savunma ihracatımız bir önceki yıla kıyasla yüzde 48 oranında artarak 10 milyar doları geride bıraktı. Bu rakam -dikkatinizi çekerim- 2002'de yalnızca 248 milyon dolardı. Hâlihazırda savunma ihracatında dünyanın en büyük 11. ülkesiyiz. 2028'de 11 milyar dolarlık ihracat hedefimize ulaşarak savunma ve havacılık ihracatında inşallah dünyada ilk 10 ülke arasına gireceğiz. 2025 sonu itibariyle savunma sanayindeki proje hacmimiz 100 milyar doların, proje sayımız ise 1.400'ün üzerine çıktı. Değerli kardeşlerim; peki, biz bu başarıları nasıl elde ettik? Her şeyden önce kendimize inandık. Aziz milletimize güvendik. Bu ülkenin gençlerine yatırım yaptık ve onların önünü açtık. Diğerleri yapabiliyorsa biz neden yapamayalım diyerek bu yola çıktık. Tam bağımsız Türkiye idealini savunma alanında kararlı bir devlet politikası olarak benimsedik ve uyguladık. Kritik teknolojiler başta olmak üzere sistemlerimizi, platformlarımızı, altyapımızı, sürekli gelişen, sürekli yenilenen bir teknoloji ekosistemine dönüştürdük. Bundan 22 sene önce HAVELSAN’a geldiğimde yabancı hava platformlarının simülatörlerini tecrübe ettiğimiz, dışa bağımlılığın sınırlarını her alanda hissettiğimiz o eski günleri çok iyi hatırlıyorum. Bugün ise yerli ve millî platformlarımızı kendimiz simüle edebiliyor, kritik süreçleri kendi yazılımımızla, kendi mühendisliğimizle yönetebiliyoruz. Bu büyük dönüşümde diğer kurumlarımız gibi HAVELSAN’ımızın da çok büyük bir payı ve emeği vardır. Şunu büyük bir kıvançla ve memnuniyetle ifade etmek isterim: Yürüttüğü projeler, gerçekleştirdiği çalışmalarla HAVELSAN, komuta kontrol, simülasyon, eğitim, siber güvenlik ve otonom kabiliyetler gibi alanlarda savunma gücümüzün dijital omurgasını teşkil eden yüz akı kurumlarımızın biridir HAVELSAN. Türkiye'nin savunma gücünü yazılımla büyüten, akılla derinleştiren, entegrasyonla hızlandıran stratejik bir kuvvet Çarpanıdır HAVELSAN. Bakın HAVELSAN’ımız şu anda çok önemli projeler yürütüyor. Türkiye'nin geleceği adına hayati bir misyonu icra ediyor. Bulut bilişim sistemi projesi bunlardan biridir. Bu proje nihayete erdiğinde Türk Silahlı Kuvvetlerimizin karargâhlarındaki operasyonlar, insanlı ve insansız sistemler HAVELSAN’ımızın komuta kontrol yazılımlarıyla gerçek zamanlı olarak yönetilecek. Yine HAVELSAN’ımızın geliştireceği yerli siber kalkanla korunacak bu sistemle stratejik, operatif ve taktiksel kabiliyetlerimizi tahkim edeceğiz. Şurası da mühimdir: Eğer bir ülkenin yazılımları millî değilse o ülkede güvenli bir gelecekten söz edilemez. Dolayısıyla tam bağımsızlık teknolojik bağımsızlıktan ayrı düşünülemez. İşte bu anlayışla Türkiye’nin verileri Türkiye’de kalmalı diyerek millî teknoloji hamlemizi yazılım sektöründe de devreye aldık. Türkiye’nin en kritik verileri HAVELSAN gibi millî ve güvenilir kurumlarımızın yazılımlarıyla kodladık. Kurumlarımızın altyapılarını HAVELSAN’ın millî mühendislik ürünü Kovan yeni nesil iş yönetim sistemiyle koruyor ve güçlendiriyoruz. Savunma ve bilişim sistemlerimize yaptıkları bu önemli katkılardan ötürü HAVELSAN ailesinin tüm mensuplarına bir kez daha şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum. HAYALLERİ GERÇEĞE DÖNÜŞTÜRMEK İÇİN CANIMIZI DİŞİMİZE TAKTIK Şunu da ayrıca sizlere ve milletimizin dikkatine getirmek arzusundayım: Uzun olduğu kadar dikenli de olan bu yolda önümüzü kesmek, ümidimizi yıkmak, cesaretimizi kırmak isteyenler oldu. Biz neden kendimiz üretelim, neden bunca sıkıntıya girelim? Hazır yapılmış var, onları alalım diyen vizyonsuzlar oldu. Biz her alanda tam bağımsız Türkiye ülküsüyle ilerlerken, bunlar bizim başımıza iş açacak, bu yoldan dönün diyen kifayetsizler oldu. Bunların hiçbirini aldırmadık, öğrenilmiş çaresizliklerin girdabına kapılmadık. Bizi kendi seviyelerine çekmek isteyenlere kulak asmadık. Vecihi Hürkuş'ların, Piri Reis’lerin, Barbaros Hayrettin Paşa’ların hayallerini gerçeğe dönüştürmek için canımızı dişimize taktık. 1940'lı yılların ilk yarısında kendi tasarlayıp geliştirdiği altı kişilik çift motorlu Nut-38 yolcu uçağını İstanbul'dan Ankara'ya 90 dakikada uçuran Nuri Demirağ'ın yarım kalan hikâyesini tamamlamak için uğraştık. Merhum Özdemir Bayraktar ağabeyimizin davasını, mefkûresini kuvveden fiile çıkarmak, onun gibi nice akıncının, nice kahramanın ektiği tohumları yeşertmek için durmaksızın çalıştık. Yüzyıldan beri bir toplu iğne yapmaktan bile aciz bu milleti, radyosunu, otomobilini, traktörünü, dikiş makinesini yapmaya zorlayacak bir nizam, istersen bunları tenekeden yap fakat kendin yap diyecek bir nizam. İşte üstat Necip Fazıl'ın bu sözlerle resmettiği o muhteşem nizamı Allah'a hamdolsun savunma sanayinde kurmayı başardık. İnşallah bundan sonra da aynı azimle, aynı iştiyakla, aynı şevk ve kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz. Kıymetli misafirler; şu nokta da dünyada çoğu zaman göz ardı ediliyor: Bir şeyi nasıl yapacağını bilmek elbette önemlidir. Fakat bundan da önemlisi, o şeyi ne için yaptığını bilmektir. Biz tüm bu teknolojileri bir amacımız, bir hedefimiz, bir davamız olduğu için, millet olarak asra mührümüzü vuracağımız Türkiye yüzyılını inşa etmek için geliştiriyoruz. Farklı vesilelerle dile getirdiğim bir hususu bugün tekrar sizlerle paylaşmak isterim. Bizim kimsenin bir avuç toprağında gözümüz yoktur. Tahakküme dayalı bir güç ve nüfus peşinde asla değiliz. Tek derdimiz, bölgemizle birlikte küresel barış ve güvenliğe, huzur ve istikrara en yüksek düzeyde katkı sunan bir Türkiye inşa etmektir. Dost-düşman herkesin ilkeli duruşundan emin olduğu, sözünü, tavrını ve eylemlerini tüm dünyanın pür dikkat takip ettiği bir Türkiye inşa etmektir. Elimizi ve gerektiğinde gövdemizi taşın altına işte bunun için koyuyoruz. Tarihimize ve değerlerimize yakışır şekilde büyük millet olmanın hakkını vererek yolumuza inşallah bu şekilde devam edeceğiz. İşte sizler de gördünüz, NATO'nun Almanya'da düzenlenen tatbikatında ordumuz Bayraktar TB3 ve TCG Anadolu gemimizle birlikte adeta destan yazdık. Bu önemli tatbikatta Bayraktar TB3, Baltık Denizi'nin zorlu hava koşullarında atışlı görev icra edip, TCG Anadolu'ya emniyetli iniş yaparak NATO'nun en dikkat çekici performanslarından birine imza attı. Eurofighter savaş uçaklarıyla koordineli bir şekilde 8 saat havada kalan Bayraktar TB3 toplamda 1700 kilometrelik mesafe kat ederek üstün yeteneklerini tek tek sergiledi. Donanma havacılığı konseptine yeni bir soluk getiren bu başarılarda emeği geçen her bir kardeşimi yürekten tebrik ediyorum. Rabbim daha nice başarıları, nice eserleri bu aziz millete kazandırmayı sizlere, bizlere, hepinize inşallah nasip eylesin diyorum. Bu düşüncelerle bugün hizmete alacağımız, açılışını yapacağımız ve temellerini atacağımız sistem, tesis ve platformlarımızın bir kez daha hayırlara vesile olmasını diliyorum. Millî Savunma Bakanlığımıza, Savunma Sanayii Başkanlığımıza, Türk Silahlı Kuvvetlerimize, HAVELSAN ailesine ve sektöre emek veren tüm paydaşlarımıza canıgönülden şükranlarımı iletiyorum. Bu sistemleri tasarlayıp geliştiren mühendislerimize, teknisyenlerimize, katkı sunan herkese yürekten teşekkür ediyorum. Sizleri bir kez daha saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. Sağ olun, var olun, Allah'a emanet olun. #MillîSavunmaBakanlığı

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

45,504 просмотров • 7 месяцев назад

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ve Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu ile gittiği Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde 28’inci Mekanize Piyade Tümen Komutanlığını ziyaret ederek inceleme ve denetlemelerde bulundu. Tümen’de görevli Mehmetçiklerle akşam yemeğinde bir araya gelen Bakan Yaşar Güler, onlara hitaben şunları söyledi: SON BİR ASRIN EN YOĞUN VE EN ETKİN FAALİYETLERİNİ GERÇEKLEŞTİRİYORUZ “Kardeş Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde bulunmaktan ve bu vesileyle adanın güvenliğine yönelik önemli bir fonksiyon üstlenen 28’inci Mekanize Piyade Tümen Komutanlığımızda, sizlerle bir arada olmaktan büyük bir mutluluk duyduğumu özellikle ifade etmek istiyorum. Bölgemizde ve dünyada çok boyutlu gelişmelerin yaşandığı; artan risk ve tehditler nedeniyle güvenlik paradigmalarının sürekli değiştiği kritik bir süreçten geçiyoruz. Bu süreçte jeopolitik ehemmiyeti yüksek bir coğrafyada bulunan ülkemizin de tüm bu tehdit ve tehlikelere karşı, daima güçlü ve uyanık bulunması bir zorunluluk haline geliyor. Dolayısıyla Millî Savunma Bakanlığı olarak bizler de ülkemizin bekası, asil milletimizin güvenlik ve huzuru için son bir asrın en yoğun ve en etkin faaliyetlerini gerçekleştiriyoruz. Bu kapsamda şanlı ordumuz, yurt içinde ve sınır ötesinde icra edilen operasyonlar ile terörle mücadelede büyük başarılar elde ediyor. Kahraman Mehmetçiklerimiz, son teröristi de etkisiz hâle getirme kararlılığıyla mücadelesini büyük bir gayretle sürdürüyor. Operasyonlarımızla eş zamanlı olarak hudutlarımızın emniyetini de en yoğun ve etkili tedbirlerle sağlarken; Mavi ve Gök Vatanımızda hak ve menfaatlerimizi de tereddütsüz ve tavizsiz koruyoruz. Millî meselemiz olan Kıbrıs’ta da Garanti ve İttifak Antlaşmaları kapsamında bulunurken, güvenlik ve barışın korunmasına yönelik faaliyetlerimizi de siz kahraman silah arkadaşlarımın büyük fedakârlıklarıyla başarıyla yerine getiriyoruz. 50 YIL ÖNCE ADADAKİ SOYDAŞLARIMIZIN VARLIĞI GARANTİ ALTINA ALINDI Türkiye, Kıbrıs sorununun ortaya çıktığı ilk andan itibaren, konuya uluslararası hukuk temelinde hakkaniyet esasıyla yaklaşmış; diplomasiyi önceleyerek ve ilgili taraflarla görüşerek sürece çözüm bulmak için yoğun gayret sarf etmiştir. Ancak tüm bu çabalarımıza rağmen Kıbrıs’taki soydaşlarımıza karşı artan baskı ve hatta katliama dönüşen eylemler, garantör devlet olarak barışın tesisi ve soydaşlarımızın korunmasına yönelik adım atmamızı gerekli kılmıştır. Bu çerçevede kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, 1974’te büyük bir başarıyla icra ettiği Kıbrıs Barış Harekâtı’yla Ada’ya barış ve huzur getirmiştir. Şurası muhakkaktır ki, o süreçte asil milletimizin tüm fertlerinin yüreği, buradaki soydaşlarımızın haklı mücadelesi için atmıştır. Kıbrıs Barış Harekâtı’na verilen güçlü destek de Türk milletinin sarsılmaz birlik ve dayanışma ruhuna yeni bir örnek teşkil etmiştir. Bu sene 50’nci yıl dönümünü idrak ettiğimiz bu önemli harekât sayesinde soydaşlarımızın Ada’daki varlığı güvence altına alınmış ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kuruluşuna giden yol da açılmıştır. O tarihten itibaren Türk Silahlı Kuvvetlerimizin adadaki varlığı, barış ve güvenliğin teminatı olup huzur ortamının devamı için en büyük güvencedir. Bugün burada görev yapan siz kahraman silah ve mesai arkadaşlarımın varlığı da, barışın ve istikrarın korunması bakımından son derece kıymetlidir, hayatidir. Unutmayınız ki Kıbrıs’ın sahip olduğu stratejik konum; sadece Ada’nın değil bölgedeki genel güvenlik ve istikrarın devamı bakımından da kritik önemdedir. Dolayısıyla böylesine tarihî bir görevi Kıbrıs Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığının değerli personeli ile büyük bir özveri içerisinde icra ettiğiniz için her birinizi tebrik ediyor; sizleri gözlerinizden öpüyorum. Bu vesileyle ifade etmek isterim ki, nasıl 50 yıl önce soydaşlarımızın yaşadığı zulüm ve acılara sessiz kalmadıysak, bugün de aynı anlayışla Kıbrıs Türk’ünün haklarını koruma azim ve kararlılığına sahibiz. KARDEŞLERİMİZİN EGEMEN EŞİTLİKLERİ BİZİM İÇİN OLMAZSA OLMAZDIR Şu anda, Ada’da tamamen uluslararası meşruiyeti haiz olarak bulunan Türkiye’nin varlığını sorgulayan zihniyete, ülkemizin garantör devlet olma vasfını ve bölgeyle olan tarihî bağlarını bir kez daha hatırlatmak isteriz. Ayrıca Kıbrıslı kardeşlerimizin kazanılmış hakları olan egemen eşitlikleri ve eşit uluslararası statülerinin teyidi, bizim için olmazsa olmazdır. Muhataplarımızı artık; miadı dolmuş, statükocu ve provokatif söylemleri bir kenara bırakmaya; bunun yerine tarihî ve mevcut gerçeklere uygun, makul ve mantıklı bir şekilde çözüme yönelmeye davet ediyoruz. Hem Kıbrıslı Türkler hem de Rum komşularımızın müreffeh geleceği ve Ada’da kalıcı huzur ve barış iklimi için, en doğru yolun bu şekilde olacağı muhakkaktır. Sonuç olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da garantör devlet olarak güvenlik, barış ve istikrar için Ada’da bulunmaya ve kardeş Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin meşru çıkarlarını her koşulda desteklemeye devam edeceğiz. ÜLKEMİZ KRİZLERİN ÇÖZÜMÜNE YÖNELİK ÇOK KAPSAMLI GİRİŞİMLERDE BULUNUYOR Ülkemiz, Sayın Cumhurbaşkanı’mızın stratejik öngörüsü ile son yıllarda savunma ve güvenlik alanında önemli adımlar atmış, diğer ülkelerle kurduğu çok boyutlu ilişkilerle bölgesinde ve dünyada etkin bir konuma ulaşmıştır. Çatışma ve ihtilafların çevrelediği bölgenin tam kalbinde yer alan ülkemiz, gerginliklerin yayılmasını engellemeye, krizlerin ve sorunların çözümüne yönelik, çok kapsamlı girişimlerde bulunmaktadır. Bu kapsamda; - Güney coğrafyamızdaki çatışmaların sonlandırılması ve krizlerin çözümünden Kafkaslar’da kalıcı barışın sağlanmasına, - Karadeniz’deki güvenlik ortamının sürdürülmesinden, Balkanlar’daki huzur ortamının korunmasına, - Kuzey Afrika ve Akdeniz’de güvenliğe sağladığımız katkılardan Somali ve çevresinde istikrarın tesisine yönelik üstlendiğimiz inisiyatiflere kadar faaliyetlerimizi çok yönlü bir şekilde yürütüyoruz. Tüm bu girişimler, Türkiye’nin küresel bir aktör haline dönüştüğünü; uluslararası güvenlik mimarisinin ve müzakere masalarının mimarı ve vazgeçilmez bir üyesi haline geldiğini en açık şekilde ortaya koymaktadır. KKTC’NİN YANINDA OLMAYI SÜRDÜRECEĞİZ Başta terörle mücadele olmak üzere, elde ettiğimiz tüm başarıların devam etmesi ve ülkemizin uluslararası alandaki güçlü konumunu sürdürebilmesinin en önemli şartlarından biri de yerli ve millî savunma sanayimizdir. Yerli, millî ve modern savunma sanayimizin son yıllarda ulaştığı üstün seviye ile her platformda ihtiyaçlarımızı karşılıyor; bunun yanı sıra ürünlerimizi pek çok ülkeye ihraç ederek ülke ekonomimizi güçlendiriyoruz. Bu bağlamda Millî Savunma Bakanlığı olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ve ‘Türkiye Yüzyılı’ hedeflerimiz doğrultusunda, - Ülkemizin ve asil milletimizin güvenlik ve huzuru için var gücümüzle çalışmaya, - Daha büyük ve daha güçlü bir Türkiye için gayret göstermeye devam edeceğiz. Aynı şekilde “İki devlet ve tek yürek” olduğumuz Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin yanında olmayı sürdüreceğiz. Bu vesileyle; - Mete Han’dan Sultan Alparslan’a, Fatih Sultan Mehmet’ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve bugüne kadarki tüm devlet büyüklerimizi ve komutanlarımızı saygıyla anıyorum. - Ayrıca Kıbrıs Türk halkının varoluş mücadelesinin lideri Dr. Fazıl Küçük’ü, kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ı, aziz şehitlerimizi, Kıbrıslı mücahitleri ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyor, - Gazilerimize, şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımı sunuyorum. Sizleri bir kez daha sevgi ve saygıyla selamlıyor; görevlerinizde üstün başarılar diliyorum. Kalın sağlıcakla…” #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

102,260 просмотров • 2 лет назад

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, "Roketsan Üretim Tesisleri Açılışı, Seri Üretim Teslimatları ve Temel Atma Töreni"nde konuştu. Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler’in de beraberinde TSK Komuta Kademesi ile katıldığı törende konuşan Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan şunları söyledi: TERÖRÜN HER TÜRLÜSÜYLE MÜCADELEMİZ SÜRECEK Öncelikle bugün öğle saatlerinde İstanbul Beşiktaş'ta meydana gelen ve kahraman güvenlik güçlerimizin başarılı müdahalesiyle boşa çıkartılan kalleş saldırıyı lanetlediğimizin bilinmesini istiyorum. Menfur terör eyleminde biri ölü, ikisi yaralı olmak üzere üç terörist etkisiz hâle getirilmiş; müdahale sırasında iki kahraman polisimiz hafif yaralanmıştır. Saldırıyla ilgili hem İstanbul Başsavcılığımız hem de emniyet ve istihbarat birimlerimiz, gerekli tahkikatlarını süratle başlatmıştır. Yaralı polislerimize Cenabıallah'tan acil şifalar diliyor, İstanbul Emniyetine ve İstanbul halkına geçmiş olsun diyorum. Terörün her türlüsüyle mücadelemizi kararlılıkla sürdürecek, bugünkü gibi alçak ve zaman ayarlı provokasyonlarla Türkiye'nin güven iklimine zarar verilmesine müsaade etmeyeceğiz. Aziz kardeşlerim, bu anlamlı tören vesilesiyle sizlerle beraber olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Sizlerin şahsında; karada, denizde, havada destan yazan Türk Silahlı Kuvvetlerimizin geliştirdiği proje, ürün, sistemlerle başarılarına her gün bir yenisini ekleyen ROKETSAN ailemizin ve savunma sanayinde faaliyet gösteren 4 bin 500'ü aşkın firmamızın her bir mensubuna buradan selamlarımı, sevgilerimi gönderiyorum. BİZ ŞEHİTLERİYLE YAŞAYAN, ŞEHİTLERİNİN DE YAŞADIĞINA İNANAN BİR MİLLETİZ Evvelemirde şu hakikati tüm kalbimle ifade etmek arzusundayım: Biz, şehitleriyle yaşayan ve şehitlerinin de yaşadığına inanan bir milletiz. Tam bin yıldır ezan-ı Muhammediler semalarda inlesin; ocaklar, haneler, ümitler sönmesin; bayrağımız gönderde şanla, şerefle, gururla dalgalansın diye, vatanımız baki, devletimiz ebedî, milletimiz özgür olsun diye canlarını feda eden tüm şehitlerimizi kemali hürmetle yâd ediyorum. Ülkemizin ve milletimizin istikbali için kahramanca mücadele eden tüm gazilerimize şahsım ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum. Savunma sanayinde canını dişine takarak çalışan, yalnızca elini değil gerektiğinde gövdesini de taşın altına koyarak sektörü bugünlere taşıyan tüm mühendislerimize, yazılımcılarımıza, teknisyenlerimize, işçi, yönetici ve akademisyenlerimize canıgönülden teşekkür ediyorum. Bütüncül yönetim kapasitesiyle bu çalışmaların uyum içinde yürümesini sağlayan Savunma Sanayii Başkanlığımızı da tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum; Cenabıallah sizlerden razı olsun. Türkiye'nin güçlü, müessir, muteber ve aydınlık yarınları için ortaya koyduğunuz şu emeği, harcadığınız şu çabayı inşallah hepimiz için hayırlara vesile olsun diyorum. ORDUMUZUN CAYDIRICILIĞINI ÇOK DAHA ÜST SEVİYELERE ÇIKARACAĞIZ Değerli arkadaşlar, bugün savunmada tam bağımsız Türkiye yolunda çok önemli bir eşiği daha geride bırakıyoruz. Birazdan inşallah Kırıkkale Yakıt Üretim Tesislerimizin, Lalahan Harp Başlığı Tesisimizin, İleri Teknolojiler AR-GE ve Mühendislik Merkezimizin açılışını yapacağız. Ayrıca; TAYFUN, SİPER, ATMACA, HİSAR-A, HİSAR SIFIR ve SUNGUR sistemlerimiz ile ÇAKIR, SOM, SİHA’larımızın keskin pençesi MAM-T ve MAM-L gibi birçok silah grubunu kahraman ordumuza teslim edeceğiz. Lalahan füze entegrasyon tesislerimizin de temellerini atacağız. Savunma sanayimizi daha güçlü bir kalkınma ekseni hâline getirecek ve nitelikli istihdam oranını yükseltecek bu yatırımlarla katmanlı hava savunma sistemimizi güçlendirecek, stratejik gücümüzü artıracak, seyir ve balistik füze kabiliyetlerimizi perçinleyecek, akıllı mühimmat ailemize, seri üretim hızımıza ve AR-GE kapasitemize çok önemli katkılar yapacağız. ÇELİK KUBBE'nin vurucu gücünü oluşturan bu sistemlerin daha yüksek üretim temposuna ulaşmasıyla hava savunma mimarimizi daha da tahkim etmiş olacağız. Kritik hava savunma sistemlerimiz, stratejik füze projelerimiz ve akıllı mühimmat kabiliyetlerimiz için kurulan bu yeni altyapı ile kahraman ordumuzun caydırıcılığını çok daha üst seviyelere çıkaracağız. ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEM HEDEF, DAHA HIZLI ÜRETİM Şunun altını özellikle çizmek istiyorum: Savunma sanayisinde önümüzdeki dönemin ana hedefi, yüksek teknolojili ürünleri daha hızlı, daha efektif ve daha yüksek adetlerde üretmektir. Bugün devreye aldığımız yatırımlar, belirlediğimiz hedefe giden yolda çok kritik bir merhaleyi teşkil etmektedir. Tamamlanan yatırım bedeli 1 milyar dolar, toplam yatırım ölçeği ise 3 milyar dolara ulaşan bu tesis ve sistemlerle menzile daha çabuk varacak, attığımız kararlı adımları daha da hızlandırmış olacağız. Bir kez daha hayırlı uğurlu olsun diyorum. Sektöre yeni bir ufuk çizen bu eserlerin tasarım aşamasından seri üretim sürecine emeği geçen, her türlü bu noktada adımı atan kardeşimi yürekten tebrik ediyor, ROKETSAN ailemize bir kez daha teşekkürlerimi iletiyorum. BİZ BU YENİ NİZAMIN KURUCU AKTÖRLERİNDEN BİRİYİZ Kıymetli misafirler, değerli kardeşlerim; dijitalleşme ve yapay zekâ temelli algoritmaların savunma konseptini sil baştan şekillendirdiği bir dönemi yaşıyoruz. Teknoloji ilerledikçe sahada ihtiyaç duyulan ürün ve yazılımların niteliği de günden güne değişiyor. Özellikle son dönemde yakın çevremizde patlak veren savaş, çatışma ve kriz ortamlarında buna hem de çok yakından şahitlik ediyoruz. Artık teşhis, tespit, karar alma, müdahale ve imha süreçlerinde milisaniyelerin dahi büyük bir fark oluşturduğunu en iyi sizler biliyorsunuz. Hava, kara ve deniz hâkimiyetinin iç içe geçtiği insansız teknolojilerin ve siber uzaydaki konumlanmanın tüm dengeleri değiştirdiği bir çağdayız. Bu noktada şunu büyük bir gururla ifade etmek isterim: Biz, kuralların ve süreçlerin yeniden şekillendiği bu yeni nizamın kurucu aktörlerinden biriyiz. Siper savaşlarının yerini siber savaşların aldığı bu yeni sisteme ayak uydurma kaygısı taşımıyoruz, çünkü hem sahada, hem teknolojide yön ve gidişatı artık ülke olarak biz de tayin ediyoruz. Son 23 yılda geliştirdiğimiz ürün, sistem, yazılım ve platformlarla, güçlü insan kaynağımız ve kurumsal kapasitemizle bu alanda norm koyan ülkelerden biri hâline geldik. Hamdolsun bugün Türkiye; kendi semalarını koruyan, kendi platformlarını donatan, kendi mühimmatını geliştiren bir ülkedir. Dahası, tüm bunları kendi aklımız, mühendisliğimiz ve insan kaynağımızla yapabiliyoruz. Talep etmeleri durumunda dost ve müttefiklerimizin yardımına koşuyor, küresel barış ve güvenliğe en yüksek düzeyde katkı sunuyoruz. KENDİ BİLEĞİMİZİN GÜCÜNE GÜVENİYORUZ Bakınız, burada bir gerçeği sizlere ve ekranları başında bizleri izleyen vatandaşlarıma hatırlatmak durumundayım. Evet, bugün savunma sanayisi alanında dünyada parmakla gösterilen bir seviyede yer almanın haklı gururunu yaşıyoruz. Bugün etrafımızda füzeler ve dronelar uçuşurken biz kendimizi güvende hissediyor, gece yastığa başımızı gönül huzuruyla koyabiliyoruz. Bugün Allah korusun, başımıza bir şey gelse başkasına değil, her şeyden önce kendi bileğimizin gücüne güveniyoruz. Bunları sadece biz değil, rakiplerimiz ve hasımlarımız da gayet iyi biliyor. Ama şurası da bir gerçek ki savunma sanayisinde önemi bugünlerde daha iyi anlaşılan gurur verici seviyelere asla kolay gelmedik. Sınandık, oyalandık, yarı yolda bırakıldık, engellendik, tehdit edildik, hiç hak etmediğimiz kısıtlamalara maruz kaldık. Ama biz bunların hiçbirine boyun eğmedik. Aziz milletimizin duası ve desteğiyle, savunma sanayinde akıl ve alın teri döken siz kardeşlerimizin emeğiyle, kurumlarımızın eş güdümü ve devletimizin güçlü iradesiyle çok şükür bugünlere ulaştık. Tabii, bunları yaparken trajikomik manzaralara da şahitlik ettik. Hatırlayın, biz Sinop'ta füze testleri yaparken ana muhalefet partisinin Genel Başkanı, “Balıklar füze seslerinden ürküyor, yuvalarını terk ediyor.” diyordu. Biz savunma araçlarımızı çeşitlendirmeye çalışırken bu zatın timsah gözyaşlarıyla uğurladığı selefi ise "Bölgemizin yangın yerine döndüğü bir dönemde bunlara ne gerek var, bize kim saldıracak." diyordu. İktidara gelince savunma sanayisine dokunacağız, diyeninden Tank Palet Fabrikası üzerinden istismar yapanına kadar akla, vicdana, ahlaka sığmayan nice sabotaj girişimiyle karşılaştık. Değerli kardeşlerim; eğer biz bunlara kulak verseydik, savunma sanayisinde bugün geldiğimiz noktanın Allah muhafaza yakınından bile geçemezdik. Ama biz, “Bütün emelim Türk gençliğinin kanatlanmasını görmektir, bu uğurda bütün şahsi servetimi feda etmiş bulunuyorum, icap ederse sırtımdaki gömleğimi bile bu maksat uğruna satmaya hazırım.” diyen rahmetli Nuri Demirağ’ın yolundan gittik. "Biz, önüne çıkan sayısız engele rağmen biz durumdan vazife çıkardık." diyerek ömrünü büyük ve güçlü Türkiye'ye vakfeden merhum Özdemir Bayraktar ağabeyimizin mirasına sahip çıktık. Biz döktürdüğü Şahi topları dönemin savaş konseptini değiştiren, çağ açıp çağ kapatan Sultan Fatih'in emanetini omuzladık. Ve neticede Vecihi Hürkuş'un, Barbaros Hayrettin Paşa'nın, Piri Reis'in çektiği sıkıntıları, zorlukları, cefaları bugünün başarılarıyla taçlandırmayı, bunları gurur tablosuna dönüştürmeyi başardık. SAVUNMA İHRACATINDA İNŞALLAH DÜNYADA İLK 10’A GİRECEĞİZ Şu rakamlara sizlerin ve aziz milletimin dikkatini çekmek istiyorum: Savunmada dışa bağımlılık oranımızı yüzde 80’den yüzde 20’ye indirdik. Sektörel ciromuz 20 milyar doları geçti, AR-GE harcamalarımız 3,5 milyar dolar düzeyine ulaştı. Aktif proje sayımız 1.400’ü geride bırakırken proje portföyümüz 100 milyarı aştı. 2002'de sadece 248 milyon dolar olan savunma ihracatımızı geçtiğimiz sene 10 milyar doların üzerine çıkardık. 2026’nın ilk çeyreğinde savunma ve havacılık ihracatımız geçen senenin aynı dönemine göre yüzde 12,1 artışla 1 milyar 910 milyon dolara ulaştı. 2028 hedefimiz olarak belirlediğimiz 11 milyar dolarlık ihracat hacmini yakalayacak, inşallah savunma ihracatında dünyada ilk 10’a gireceğiz. Yakın çevremizdeki savaşlar sona erdikten sonra milletçe başta savunma sanayisi olmak üzere her alanda büyük bir şahlanışa imza atacağız. Türkiye'nin önünü şimdiden kesmeye dönük çabalara rağmen inşallah bu büyük atılımı hep birlikte gerçekleştireceğiz. ROKETSAN, SAVUNMA SANAYİMİZİN YÜKSEK TEKNOLOJİ KARAKTERİNİ GÜÇLENDİRMEYE ÇALIŞIYOR Türkiye'nin mühendislik iddiasını, stratejik aklını, yüksek teknoloji vizyonunu temsil eden kurumlarımızdan biri olan ROKETSAN’ımız bu kutlu yürüyüşe çok önemli bir misyonu yerine getiriyor. Geliştirdiği ürünleri bugün 50’nin üzerinde ülkeye ihraç eden ROKETSAN, ülkemizin teknoloji eksenli kalkınmasına çok önemli katkılar yapıyor. ROKETSAN ailemiz 7 bini aşkın çalışanı, yürüttüğü yüzlerce proje ve derin mühendislik birikimiyle 3 binin üzerinde personelle çalışan 4 AR-GE merkezi, millî patent performansı ve yetişmiş insan kaynağı ile savunma sanayimizin yüksek teknoloji karakterini güçlendirmeye devam ediyor. Şunu da bilhassa ifade etmekte fayda görüyorum: Türkiye olarak uzaya bağımsız erişim hedefimiz doğrultusunda çalışmalarımıza kararlılıkla devam ediyoruz. Roket teknolojilerinden uydu fırlatma kabiliyetlerine varan geniş bir alanda güçlü adımlarla ilerliyoruz. Savunma ile uzayı aynı ufukta buluşturan bu vizyonun hayata geçirilmesinde ROKETSAN’ın çalışmaları inşallah gücümüzü arttıracaktır. Sektöre yaptıkları bu kritik katkılardan ötürü ROKETSAN ailemizin tüm mensuplarına şahsım ve milletim adına ayrı ayrı teşekkür ediyorum. KOBİ’lerimizden alt yüklenicilerimize, mühendislerimizden emekçilerimize, bu büyük ekosistemin tüm bileşenlerine şükranlarımı sunuyorum. Rabb'im yâr ve yardımcımız olsun diyorum. Bu düşüncelerle açılışını gerçekleştirdiğimiz tesislerin, teslimatı yapılan sistemlerin ve temellerini attığımız yeni yatırımların ülkemiz, milletimiz ve güvenlik güçlerimiz için bir kez daha hayırlara vesile olmasını diliyorum. Millî Savunma Bakanlığımızı, Savunma Sanayii Başkanlığımızı, ROKETSAN’ımızı, bu projelerde emeği geçen tüm kurumlarımızı ve özel sektör paydaşlarımızı canıgönülden tebrik ediyorum. Sizleri bir kez daha saygıyla, sevgiyle selamlıyor, hepinizi Allah'a emanet ediyorum. Sağ olun, var olun, kalın sağlıcakla. #MillîSavunmaBakanlığı

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

21,687 просмотров • 6 месяцев назад