Загрузка видео...

Не удалось загрузить видео

На главную

Türk devleti bir “ulus devlettir” ABD de bir “ulus devlettir” ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da Münih Güvenlik Konferansı’nda “globalizmin” çöktüğünü söyledi, “ulus devletin” çöktüğünü söylemedi, tam aksine “ulus devlete” sahip çıktı. Kürt ve Kürdistan düşmanı Türkmen kökenli Ülkücü Öcalan’ın Kandil’deki elmanlarından biri olan ve kendisi de “Türk” olan...

21,358 просмотров • 4 месяцев назад •via X (Twitter)

Комментарии: 0

Нет доступных комментариев

Здесь появятся комментарии из оригинального поста

Похожие видео

Bahçeli-Öcalan ikilisinin temel ilkeleri bu kısa videoda ve aşağıdaki görüşme notlarındadır. Kürtler için: ..:: 1. Ayrı ulus devlet, federasyon, otonomi ve kültürel haklar talep etmeyin. ..:: 2. Kürtçenin ikinci resmi dil olmasını talep etmeyin. ..:: 3. Kürtçenin eğitim-öğretim dili olmasını talep etmeyin. Seçmeli bir Kürtçe dersi Kürtlere yeter. ..:: 4. Kürtlerin millet olarak varlığının Türkler gibi anayasada kayda geçirilmesini talep etmeyin. ..:: 5. Kürtlerin Irak, İran ve Suriye’de de kendi otonom ya da federal bölgeleri olmasın. Türkler için: ..:: 1. Sadece Türklerin tekçi, Türkçü, Kürtleri inkar eden ulus devleti olsun! ..:: 2. Sadece Türkçe resmi dil olsun. ..:: 3. Sadece Türkçe eğitim-öğretim dili olsun. ..:: 4. Türkiye’de sadece Türkler var, Kürt diye bilinen bazı insanlar varsa da millet olarak Türktürler. ..:: 5. Kürtlerin vatanı da yoktur. Ankara’nın doğusundaki Kürdistan bölgesi de Kürdistan değildir ve Türklerin vatanıdır. İstanbul’da yaşayan 5 milyon Kürt de Türk’tür. Bütün bunları söyleyen Bahçeli de bu dünyada “Türk” isminde bir kavim ve etnisite yoktur diyor ama yine de Kürtlerden ve başka milletlerden insanları ödünç alarak hayali bir “Türk milleti” kuralım diyor. Türkmen kökenli Ülkücü Öcalan da Bahçeli’nin bu saçma planına “demokratik milliyetçilik” diyor ve destek veriyor. Bahçeli-Öcalan ikilisinin işi zor! Kürtler bu hikayelere evet demiyorlar.

Arif Zêrevan

259,363 просмотров • 4 месяцев назад

Bu adam etnik olarak Kürt değil. Başında bulunduğu “Demokratik Bölgeler Partisi” de hem siyasi bir parti değil hem de Kürdistan karşıtı bir “kontra teşkilatıdır”. İşte Öcalancılık tam da budur. Kürtlerin millet olarak hiçbir milli hak elde etmeden sadece Türkmen kökenli Ülkücü Öcalan etrafında Kürtlerin enerjisini “Türk devletine” hizmet ederek kullanmaktır. Keskin Bayındır aslen Ermenidir. Kürt ve Kürdistan düşmanı Öcalan’ın kölesidir çünkü ikisi de federal bile olsa Kürdistan devletine karşıdırlar. Dün çıkmış Diyarbakır’da Öcalan temalı bir yürüyüş yapıp sadece Öcalan, Öcalan diyerek ve bazen de Kürt ve Kürdistan kelimelerini de kullanarak Kürt meselesinin çözüm merkezi İmra’lıdır diyor. DEM Parti üyesinin de içinde bulunduğu meclis komisyonu heyeti İmralı’ya gitti ve Öcalan ile görüştü. Komisyonun tutanakları da aşağıda. Öcalan hem Türkmen kökenli hem de Ülkücü olduğunu, Kürtler için her türlü siyasi statüye de karşı olduğunu söyledi. Öcalan, DEM Parti ve Demokratik Bölgeler Partisi’nin Kürt milleti için siyasi bir “statü” istediği büyük bir yalandır. DBP’nin tüzüğü aşağıda. Kürtlerle zerre kadar alakası yoktur. Türkiye devleti sistemi içinde demokrasi, ekoloji ve kadın meseleleri dışında bir programları ve hedefleri de yoktur. Bir parti Kürtler için “siyasi statü” istiyorsa bağımsızlık olmadan en azından bu dört talebi programına koymalı ama bunların hiçbiri DBP’nin tüzüğünde yok. Kürtler için siyasi statü: ..:: 1. Kürt milleti varlığının anayasada kayda geçirilmesi ve kabulü. ..:: 2. Kürtlerin Ankara doğusundaki Kürdistan Bölgesi’nde otonom ya da federal bir bölgeye sahip olmaları. ..:: 3. Kürtçenin ikinci resmi dil ve eğitim-öğretim dili olması. ..:: 4. Türkiye Kürdistan Bölgesi’nde polis gücünün Kürtlerden oluşması ve Kürt Valilerine bağlı olması. Yukarıdaki Kürt milli haklarından hiçbiri Ermeni kökenli Keskin Bayındır’ın başında bulunduğu “Demokratik Bölgeler Partisi’nin” tüzüğünde yoktur. Zaten bilerek ve kasten partilerine de “Kürdistan Bölgesi Partisi” demiyorlar. “Demokratik Bölgeler Partisi” ise işte tam da budur. Buyurun okuyun. “Partinin Tanımı Madde 2 DBP, uluslararası insan hakları belgelerinin tanımladığı bireysel ve kolektif haklar ışığında, bir bütün olarak Halkların sosyal, siyasal, iktisadi geleceğinin, demokratik moderniteye dayalı Demokratik Cumhuriyet bilincinden hareketle; bireyler ve gruplar arasındaki etnik, dini, mezhepsel ve cinsiyete dayalı bütün imtiyazları reddeden; toplumun ahlaki -politik inşası temelinde örgütlenmiş, Demokratik, Ekolojik, Kadın Özgürlükçü Toplum Paradigmasına dayanan bir Partidir. DBP; farklılıkların özgürlük olduğu bilinciyle, bireylerin, grupların, topluluk ve halkların kendine has nitelik ve değerlerini eşitlikçi, adil sosyal ilişkiler ve ahlaki-politik düzen içerisinde var edip, bu değerlerin geliştirilmesinin savunucusudur.”

Arif Zêrevan

29,469 просмотров • 4 месяцев назад

Türk devleti kendi sağlam jokeri Öcalan’ı her yerde Kürtlere karşı kullanıyor. AK Parti sözcüsü Ömer Çelik’e göre Öcalan’ın çağrısı SDG’nin de dağıtılmasını, Kürtlerin Suriye’de de federasyon ve özerklik gibi taleplerde bulunmamasını emrediyor. İşin hakikatı ise Öcalan İran ve Irak’ta da Kürtlerin federal bölgelere sahip olmasına karşıdır. PKK’nin fesih kongresine gönderdiği raporda önce belediyecilik işini Türkiye’de kabul ettireceğiz, daha sonra bunu Irak, İran ve Suriye’de de uygulayacağız diyor. Yani Öcalan’a kalsa Kürdistan devleti, federal bölgeler, otonom bölgeler hiçbir yerde olmayacak. Türk devleti yetkilileri şimdi açıkça Suriye’den bahsetseler de ilerde Irak’taki Kürdistan federal bölgesine de karşı çıkacaklar. SDG adına bir heyetin Türk devleti yetkilileri ile gizlice görüştüğü haberi vardı, Ömer Çelik “resmi bir görüşme olmamıştır” diyerek istihbarat kanalları aracılığı ile bir görüşmenin yapılmış ihtimalini güçlendirdi. Anlaşılan gizli biri görüşme yapılmışsa da Türk tarafı SDG ve YPG’ye kendinizi feshedin ve bölgenizi de Şam yönetimine teslim edin demiş. Tabii ki Öcalan’ı da joker olarak kullanarak SDG’yi ve Mazlum Abdi’yi ikna etmeye çalışmışlar. ABD, Fransa ve Batılı ülkeler ise SDG’nin varlığından ve Kürtlerin de federal ya da otonom bir bölgeye sahip olmasından yanadırlar.

Arif Zêrevan

37,514 просмотров • 1 год назад

İran Kürdistan Bölgesi’nden olan akademisyen Bêhrûz Şucaî bu izahatta Türk devletinin Kürtler içindeki “Judenratı” olan Öcalan’ı anlatıyor. Öcalan’a göre Türkler devlet sahibi olabilir, Türkler egemenlik sahibi olabilir, Türkler yasa ve kanunlar çıkarabilir ama Kürtler “kültürel bir kalıntı” olarak “yasal hakları olmayan”, ama sadece Türk devleti içinde belediyelerde dilenci olarak kendilerine merhamet edilmesi gereken ama daha sonra da asimile olup yok olacak bir topluluktur. Öcalan, Türk devletinin Kürtler içindeki aparatı ve Kürtlere karşı kullanılan adamı olduğu için tam bir Judenrat’tır. Nazi Almanyası döneminde Nazilerle işbirliği yapan Yahudi komitelerine “Judenrat” deniliyordu. Öcalan ve PKK’si de Kürtler içinde Türk devletine çalışarak aynı vazifeyi görüyorlar. Öcalan bütün bu pisliklerini gizlemek için de tam tersi bir söylem içine girerek Kürt siyasi hareketlerine, saygın Kürt liderlerine de Kürt milli devletini kurmak istedikleri için küfrediyor ve bunlar Kürt milli devletini de kuramayacak kadar “çöplüktürler” diyor. Bizzat aynı Öcalan kesin bir söylemle Kürt milli devletine karşı çıkıyor ve Kürtlerin federal devletlere de ihtiyacı ve hakkı yoktur diyor. Yani Öcalan tam bir çarpıtmacı, yalancı, sahtekar ve azılı Kürt ve Kürdistan düşmanıdır. Öcalan tamamen MHP’li ve Kemalist bir Tükçüdür.

Arif Zêrevan

29,091 просмотров • 1 год назад

NATO üyesi Türk devletinin küçücük bir emir kulu olan “solcu” Ruşen Çakır ve şeyhi Öcalan’a kötü haber var! Kürtler Kürdistan’ın bütün parçalarında, İran’da, Irak’ta, Suriye’de ve hatta Türkiye’de aynen Türkiye gibi Batı cephesinde ve NATO ile ittifak içinde hem İran rejimine hem de Rusya ve Çin’e karşıdırlar! Ruşen Çakır gibi Türk solcuları sürekli Türkmen kökenli Ülkücü Öcalan üzerinden Kürtleri Batı, ABD ve NATO’ya karşı bir konumda göstermek istiyorlar ama hepsi uydurma. Hikayelerini bilerek ve kasten “İsrail” üzerinden anlatırlar ama İsrail’in de Türkiye ile bir sorunu yoktur. Günlük siyaset için iki devletin yöneticileri bazen birbirlerine sataşsalar da iki devlet arasında önemli bir mesele yoktur. Öcalancı Ruşen Çakır’ın yeni hikayesine göre ABD, Birleşik Krallık ve İsrail devletleri Irak ve İran Kürtlerinden 500 bin kişilik büyük bir ordu kuracaklar, önce İran ve Irak rejimini yıkıp sonra da Türkiye’ye saldırmaya başlayacaklar ve Öcalan da bunu engelleyecek! Bu kadar yalanı ancak Ruşen Çakır ve Öcalan gibi Kürt düşmanları uydurabilirler! Boşta kalmış, bir işe yaramayan Ülkücü Öcalan kendisini pazarlamak için sürekli ABD, Birleşik Krallık, NATO ve İsrail’e sataşır ama onun da emir eri olduğu Türk devleti bizzat bu devletlerin müttefikidir. Kimi kime satıyor! Bu hikayelerin müşterileri belki MHP, DEM Parti ve Türk solcularında vardır. Ruşen Çakır’ın Öcalan hikayesine göre Öcalan Suriye ve Rojava’da 100 bin askeri silahsızlandırdı halbuki Araplar hariç SDG’nin Kürt kısmı hala kendi silahlarına sahiptir, Kürtler bazı Arap bölgelerini kaybetmişseler de hala kendi bölgelerine sahiptirler. Qamişlo ve Kobanê de Gazze olmayacaktı. ABD sadece Kürtlerin Dêrezor ve Rakka gibi Arap bölgelerinden çekilmeleri için ısrarcı oldu. Öcalan bütün Kürtlere karşıdır. İran ve Irak Kürtlerinin federal bölgelere sahip olmalarına karşıdır. Hatta DEM Parti’ye bile karşıdır ve Bahçeli’nin kendisini DEM Parti’ye hatırlattığını söylüyor. Öcalan aynı zamanda Mazlum Abdi’ye de karşıdır. Demirtaş’a da karşıdır. Türkmen kökenli Ülkücü Öcalan’ın karşı olmadığı hiçbir Kürt yoktur. Bu hikaye fazla sırıtıyor ama olsun. Ruşen Çakır gibileri de bu saçmalıkları yazarak yaşıyorlar!

Arif Zêrevan

54,617 просмотров • 2 месяцев назад

Kürtler Türkiye’nin NATO üyeliğini ve NATO üyeleri gibi federal bir devlet olmasını savunmalıdır Bahçeli, Öcalan, DEM Parti ve “emperyalizme” karşı olduğunu iddia eden ne kadar solcu ve sağcı parti varsa hepsi de NATO’nun Türkiye’yi İran’a karşı korumasına destek vermeli. Ama aynı Bahçeli, Öcalan, DEM Parti ve bütün Türk siyasi partileri İran rejimine karşı İran Kürdistan’ındaki Kürt milletinin de ABD ile müttefik olmasına destek vermeli. Türkiye’de de Ankara’nın doğusundaki Kürdistan Bölgesi için “siyasi statü” isteyen her Kürt partisi aşağıdaki talepleri açıkça yazılı olarak kendi parti programına koymalı ve günlük siyasette de o talepleri savunmalı. Bu taleplerin hepsini mevcut Türkiye Cumhuriyeti devleti sınırları içinde savunmak yasak değil ve cezayi müeyyidesi de yoktur. Türkiye’nin NATO üyesi olması, Batı dünyasına ve Avrupa Birliği’ne yakın olması da bu talepleri savunmaya engel değildir çünkü ABD, Avrupa Birliği üyeleri ve NATO devletlerinin çoğu da federal devletlerden oluşmaktadırlar. Kürtlerin “milli hakları” ve “siyasi statüsünün” çerçevesi çok bellidir. Bağımsız devleti bir kenara koyarsanız hakiki “siyasi statü” budur: ..:: 1. Kürt milletinin anayasal varlığının kayda geçirilmesi ve kabulü. ..:: 2. Kürtçenin ulusal bir dil olarak kabul edilmesi ve resmi dil olması. ..:: 3. Kürtçe eğitim-öğretim hakkının kabul edilmesi ve resmi olarak uygulanması. ..:: 4. Ankara’nın doğusundaki Kürdistan Bölgesi’nin coğrafi olarak resmen kabul edilmesi ve Kürtlerin bu bölgede federal bir statüye sahip olması. DEM Parti ve Öcalan güdümündeki örgütler bu hakları savunmak yasak olduğu için değil, bilerek ve kasten karşı oldukları için savunmuyorlar. DEM Parti’nin tüzüğünde bu talepler yoktur. DEM Parti’nin tüzüğünde “kolektif haklar” diye bir cümlelik ifade olsa da DEM Parti sadece okullarda Kürtçe bir dersin olmasını savunuyor. Başka bir talebi yoktur. DEM Parti meclis komisyonuna sunduğu raporda da Kürtlere “Kürt” oldukları için bir hak vermeyin dedi. Etnisitelere göre hak vermeyin dedi. Sadece Kürtler de Çerkezler gibi Türkiye vatandaşları oldukları için okullarda Kürtçe bir dil dersi olsun yeter dedi. Sorun bizzat Türkçülük yapan Öcalan ve DEM Parti’dedir. Bilerek ve kasten bu taleplere karşı çıkmak için “Demokratik Toplum” safsatasını öne çıkarıyorlar. DEM Parti’nin ABD, NATO ve onların deyimi ile “emperyalizme” karşı söylemlerinin tamamı yalandır çünkü bizzat Türkiye hem NATO üyesidir hem de ABD gibi devletlerin müttefikidir. DEM Parti bir Türkiye partisi olarak buna karşı da değil ama iş Kürtlerin ABD ile ittifak yapmasına gelince hemen “anti-emperyalist” oldukları yalanını söylemeye başlıyorlar! DEM Parti Tuncer BAKIRHAN Tülay Hatimoğulları

Arif Zêrevan

12,820 просмотров • 3 месяцев назад

Türkmen kökenli Ülkücü Öcalan güdümündeki DEM Parti vekili Cengiz Çandar Öcalan yardakçısı bir Kürdistan düşmanıdır. İran’daki rejim düşerse Kürtler orada federal bir Kürdistan Bölgesi kuramazlar çünkü Çandar’a göre oranın denize açılan kapısı yok ve hatta Irak Kürdistan Bölgesi’ndeki Barzaniler bile karşı çıkacaklar diyor. Yalanın bu kadarını en azılı Kürt düşmanlarında bile göremezsiniz. Bunu yapanlar ne hikmetse hepsi de Ülkücü Öcalan’ın yardakçılığını yapıyorlar. ..:: 1. İran Kürdistan Bölgesi’nin federal bir devlet olarak kurulması için denize açılması hiç gerekmiyor. ..:: 2. Federal bir bölge olan Irak Kürdistan Bölgesi de denize açılmıyor ve İran’daki Kürt kardeşlerine en iyi şekilde sahip çıkacaklar. Barzanilerin bunu istemeyeceği iddiası Çandar’ın yalanıdır. ..:: 3. Rojava’da her kesin gözü önünde cereyan eden bir hakikat var: Bahçeli-Öcalan ikilisi ve Türkiye devleti Mazlum Abdi ve Kürtlere karşı oldular. ..:: 4. Rojava’yı toplu imhadan kurtaran da Başkan Mesud Barzani, Irak Kürdistan Bölgesi ve Fransa oldu. Daha sonra ABD yaptığı hatadan geri döndü. Hiçbir Kürt kendi kurtuluşunu şu ya da bu devletin desteğinde bulmaz ama nasıl Türkiye bir NATO ülkesi ise Kürtler de Irak ve Suriye’de ABD ve Batılı devletlerin müttefikleridirler. ABD ve İsrail’in İran’daki rejimi zayıflatması da Kürtler için yeni fırsatlar doğuracak. Cengiz Çandar solcu biri olarak gençliğinde Lübnan’da İsrail’e karşı “savaşmış” olabilir ve İsrail’e özel bir “kindarlığı” olabilir. Şahsi meselesini getirip Kürtlere bulaştırmasın.

Arif Zêrevan

27,797 просмотров • 4 месяцев назад

Öcalancılara “Haseke Vilayeti” ve Valilik fazla geldi. Onlara Qamişlo belediyesi yeterliydi İlham Ahmed (Elham Ahmad) de bugün Öcalan’ın “halklar projesine” karşı Kürtlerin tepkisinin çok şiddetli olduğunu söyledi. Bugün Qamişlo’da bir toplantıda konuşan İlham Ahmed daha önce “halkların özgürlüğü ve halkların hakları gibi bir proje vardı ama şimdi buna karşı çok büyük bir hassasiyet ve tepki var” dedi. ABD ve Fransa’nın garantörü olduğu 30 Ocak anlaşmasına göre Kürtlerin Rojava Kürdistan’ında 4 tugay askeri güçleri, polis gücü, Vilayet düzeyinde kurumsal devlet hakimiyeti, anadilde eğitimi de olacak ama PYD’li Vali bu devlet makamına ve resmi Kürdistani temsile layık olmadığı için Vilayet binasının içine Suriye bayrağı yanına Kürdistan bayrağını koymadı. Kürtler Diyarbakır’da ya da İstanbul’da da sokakta Kürdistan bayrağını taşıyabilirler ama onun bir kurumsal meşruiyeti olmaz. Haseke’de Kürtler sokakta Kürdistan bayraklarını taşısalar da bir kıymeti yoktur. Valilik düzeyinde bile olsa Kürdistan bayrağını Suriye bayrağının yanına koymak resmi olarak Kürdistan’ın varlığını ve meşruiyetini Suriye devletine de dünyaya da kabul ettirmektir. Zaten Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara da hem çıkardığı 13 nolu kararname ile Suriye’de Kürt milletinin varlığını, Kürtçenin ulusal dil olduğunu kabul etti ve 30 Ocak anlaşması ile de Haseke Vilayeti’nin Suriye devleti içinde Kürtlerin Vilayeti olduğunu kabul etti. Yani Kürtler Rojava’da sadece bir belediyeye değil devletin önemli bir kurumu olan bir Vilayete ve bir bölgeye sahiptirler. Ama bu PYD’liler hala belediyecilik aklına sahip oldukları için ve “devlete ortak olmanın” ne demek olduğunu bilmedikleri için Vali olmanın, Vilayete sahip olmanın ve Kürdistan ismini taşıyacak bir bölgeye sahip olmanın kıymetini bilmiyorlar ya da bilerek Kürdistan bayrağına ve Kürdistan bölgesi fikrine karşı çıkıyorlar.

Arif Zêrevan

66,041 просмотров • 5 месяцев назад

Kürt milleti ve Kürdistan anavatanının ezeli ve ebedi düşmanı olan İmralı’daki PKK lideri Öcalan kendi örgütünü feshetti. Resimdeki görseli de Türkçü Doğu Perinçek’e benzeyen Abdullah Öcalan yaptığı açıklamada PKK’nin bir “Kürt örgütü” olmadığını, “sosyalist bir örgüt” olduğu için zamanının geçtiğini söyledi. Öcalan ve kurduğu PKK’den Kürtlerin kurtulması 40 yıllık azaptan sonra pozitif bir gelişme olacak. Kürt milleti konusunda da Öcalan yaptığı açıklamada: ..:: 1. Kürtler Kürt devleti kurmasınlar. ..:: 2. Kürtler federasyon istemesinler. ..:: 3. Kürtler İdari özerklik istemesinler. ..:: 4. Kürtler kültürel haklar da istemesinler. Yani Kürtler Türk devleti ve Türk toplumu içinde zamanla asimile olup erisinler. Seçmeli ders bile Kürtler için gereksiz, Kürtçe govend yapmaları da gereksiz. Bu açıklamanın tek olumlu yanı isim vererek Suriye (Rojava), Irak Kürdistan Bölgesi ve İran Kürdistan Bölgesi’nin isimlerini vermemesidir. Türkiye’de bu kadar Kürtlüğe ve Kürdistan’a karşı olan Öcalan emin olun elinden gelse Rojava ve Başur’u da atom bombası ile yeryüzünden silecek ama kudreti yok. Irak Kürdistan Bölgesi’ndeki PDK ve YNK de Öcalan’ın bu projesine destek vermekle tarihi bir hata yaptılar ve büyük bir suç da işlediler. Açıklamayı Türkçe okuyan Pervin Buldan da Erdoğan, Bahçeli ve Öcalan’a teşekkür etti ama Barzani ve Talabanilere teşekkür bile etmedi.

Arif Zêrevan

83,200 просмотров • 1 год назад

Leyla Zana gidip Öcalan’dan aşağıdaki mesajı imzalı olarak getirsin Türkmen kökenli Ülkücü Öcalan için “Başkan Apo” diyen Leyla Zana’yı 2015’ten önceki süreçte, bizzat Öcalan Irak Kürdistan Bölgesi ve Barzanilere karşı “Truva atı” olarak kullanmak istedi ama başarılı olamadı. “İmralı Notları’nda” bunu uzun izahatı var. Bin tane Leyla Zana bir araya gelirse Türk meclisi komisyonu adına İmralı’da Öcalan ile görüşen heyetin aşağıdaki resmi tutanaklarını ortadan kaldıramaz. Bahçeli ile işbirliği yaparak Rojava’yı ve Mazlum Abdi’yi her gün tehdit eden de Bahçeli-Öcalan ikilisidir. “Neteweya demokratîk” de Kürtlerin kendi ulusal devletinin olmaması ve federal bir bölgeye de sahip olmamaları demektir. Leyla Zana’ya “kadın” olduğu için saygı sınırlarını aşmak istemeyiz ama bir “kadın” bile olsa Öcalan’ın “yalancısı” olan her kes Öcalan kadar günahkardır. Leyla Zana 2015’te Öcalan’ı “anlamadığını” söylüyor. Öcalan’ın anlaşılmayacak hiçbir söylemi yoktur. Pervin Buldan’ın okuduğu Öcalan mesajı açıkça Kürtler ulus devlet, federasyon, özerklik ve hatta kültürel haklar bile istemesinler diyor. Kürtleri “takatten düşüren” de bizzat Öcalan ve ona bağlı örgütler olmuştur. Leyla Zana söylediği sözün sahibi ise Öcalan hala sağdır. Leyla Zana hemen İmralı’ya gitsin ve Öcalan’dan yazılı bir açıklama getirsin ama içeriği aynen bu metni ve imzasını taşısın: Abdullah Öcalan: “..:: 1. Ben PKK’yi kurdum ama kendi köyüm Ömerli’yi bile Türk devletinden kurtaramadım. ..:: 2. Kürtlerin tek bir milli hakkını Türk devletine kabul ettiremedim. Kürtlerin varlığı hala anayasaya göre inkar ediliyor. Kürtçe ikinci resmi dil değildir. Kürtçe öğretim bile kabul edilmedi. ..:: 3. Kürtler için federasyon ve otonomi bile sağlayamadım. ..:: 4. PKK’yi feshettim. Kendimi de feshediyorum. ..:: 5. Bana atfedilen bütün paradigmalar ve önüne “demokratik” sözcüğü konulan bütün kavramlar Kürtleri “Kürt milli davasından” uzaklaştırmak için icat ettiğim kavramlardır. Kürtler bütün bu kavramları çöpe atsınlar. ..:: 6. Beni referans alarak kurulan DEM Parti, PYD, PJAK, YPG, YPJ, TJA, DBP, KCK, KCD ve diğer teşkilatlar kendilerini feshetsinler ve bir daha siyaset yapmasınlar. ..:: 7. Şimdiye kadar Kürtlere hiç iyilik yapmadım bundan sonra da yapamam. ..:: 8. Kürtlerin bağımsız ya da federal devlet kurma hakları var. Ben engel olmayacağım. Kendileri kursunlar. Bu benim işim değildir çünkü kökenim de Türkmen’dir ve ben MHP’liyim. İmza: Tarih: Abdullah Öcalan İmralı Adası” *** Leyla Zana’nın şimdiki vazifesi budur. Bunu yapamıyorsa ve bu içerikteki imzalı açıklamayı Öcalan’dan alamıyorsa bir daha Öcalan’ı kurtarmaya çalışmasın!

Arif Zêrevan

19,078 просмотров • 4 месяцев назад

Ankara’nın doğusundaki Kürdistan Bölgesi’ne “federasyon”! Ankara’nın batısındaki Türkiye Bölgesi’ne “demokrasi”! Öcalan’ın bir numaralı adamı ve “İmralı Heyeti’nin” üyesi Mithat Sancar (Mithat Sancar) da açıkça mecliste kurulan komisyonun amacının Kürtlerin milli hakları meselesini çözmek olmadığını, amacın Türkiye’yi “demokratikleştirmek” olduğunu söyledi. DEVA Parti’li Mehmet Emin Ekmen (Mehmet Emin Ekmen) ise mevcut Türkiye devleti sınırları içinde tek bir Kürt yaşamasa da Türk devletinin “demokratik” olmadığını ve Türkler için bile olsa bu devletin “demokratikleşmesi” lazımdır dedi. Türkmen kökenli Ülkücü Öcalan’ın güdümündeki DEM Parti’nin Ülkücü başkanı Bakırhan ise Kürtler “bizim için kar küreme makinalarıdır” diyor ve Kürtleri kullanarak Türk devletini “demokratikleştireceğini” iddia ediyor. Mehmet Emin Ekmen Bey haklı. Mevcut Türkiye devleti sınırları içinde tek bir Kürt olmasa da bu devlet “demokratik” bir devlet değildir. Türkler de kendi içlerinde anlaşamıyorlar ve bu devleti 100 yıl içinde demokratikleştiremediler. O zaman çözüm bellidir: ..:: 1. Türkiye’yi “demokratikleştirmek” Kürtlerin işi değildir ve mümkün de değildir. Kürtler kendi bölgelerinde “federal bir devlet” olarak Türkiye’nin ortağı olsunlar. ..:: 2. Türkler de Ankara’nın batısındaki Türkiye için “demokrasi mücadelesi” yürütsünler ya da saltanat için anlaşsınlar.

Arif Zêrevan

16,304 просмотров • 4 месяцев назад