Загрузка видео...

Не удалось загрузить видео

На главную

Türk düşmanı bir kadın, Dumlupınar’a gitmiş ve Kurtuluş Savaşı verdiğimize inanmamış. Neymiş efendim, Yunan ordusu kendi isteğiyle gitmiş; Türk askerinin savaşmadığını ima ediyor. Bir de fesli Kadir Mısıroğlu'nun haklı olduğunu söylüyor. Yunan yada Ermeni biri konuşuyor sandım

34,155 просмотров • 6 месяцев назад •via X (Twitter)

Комментарии: 33

Фото профиля Halilication
Halilication6 месяцев назад

Üstad mısıroğlu dediği an nasıl bir beyinsizl olduğu anlaşılıyor böyleleri için kafayı yormayın

Фото профиля 𝕮𝖔𝕴𝖓 𝕸𝖆𝖘𝖐
𝕮𝖔𝕴𝖓 𝕸𝖆𝖘𝖐6 месяцев назад

Bir zaferi bu anlatıyla mı aşağılayacaksın ancak hayal görürsün şehitlerden utan kendinden utanmıyorsanız

Фото профиля 𝐑.𝐍𝐡𝐚𝐠𝐚
𝐑.𝐍𝐡𝐚𝐠𝐚6 месяцев назад

Araştıran kadınım dedigi yerde kahkaha attim. Arastiran değil de ezberim kuvvetli bana boyle ezberlettiler deseydin. Üstad dedigin yerde zaten Allah yardimcin olsun demekten baska bisey gelmedi aklima.. Allah yardimcin olsun akıl fikir versin

Фото профиля Nazmi 1903🇹🇷🦅🖤🤍🏁🇹🇷
Nazmi 1903🇹🇷🦅🖤🤍🏁🇹🇷6 месяцев назад

0,42.saniyede kendi kitlene gönderdiğim gizli mesaj orta parmak önce sana sonra da püsküllü kitlene girsin. nankör vatan haini.

Фото профиля Mustafa Kemal’in Askeri
Mustafa Kemal’in Askeri6 месяцев назад

1000 defa yazdım herhalde, ailesinden bir tane bile dedesi atası Çanakkale’de, Sakarya’da savaşmamış yavşaklara verilen mücadeleyi anlatamazsınız. Filistin cephesine giden atası olmayana Arap isyanını anlatamazsınız.

Фото профиля Furkan
Furkan6 месяцев назад

Şu ablanın beynini kuşa taksak bu kanatlar niye var diye sorgulayıcı bir kuş olur

Фото профиля 🇹🇷 Prof.Dr.Av.EMİR TİMUR
🇹🇷 Prof.Dr.Av.EMİR TİMUR6 месяцев назад

Bu konuşan kim diye merak eden olursa 👇👇👇👇👇

Фото профиля Zafer VATANSEVER
Zafer VATANSEVER6 месяцев назад

Şu elemanın hesabını bilen var mı kendisini etiketleyin. @NaimBaburoglu paşa, bu kadının zeka seviyesindekilerin bile anlayacağı şekilde anlatmış. Anlamak ister mi? İngiliz oyuncağı fesli deliye inanan biri anlamak istemez muhtemelen.

Фото профиля Basibozuk
Basibozuk6 месяцев назад

Kurt kapanı yaparken düşman ordusu çembere alınmaz kaçmaları için koridor bırakılır ki direnci kırılsın kaçsın. Kediyi bile köşeye sıkıştırırsan tırmalar. 2 bin yıllık Türk taktiğidir bu enayiliçe.

Фото профиля sheriff ✍️
sheriff ✍️6 месяцев назад

yunan kaçarken buların ırzına geçmiş. o yüzden zaferleri aşağılıyor yunan seviciler.

Фото профиля Kaan
Kaan6 месяцев назад

Kırmızı gözlük , leopar başörtüsü ile konuşan birini galeye almam . Yediği kamışlar ile boğaz köprüsü yapılır

Фото профиля Murat KAHRAMAN
Murat KAHRAMAN6 месяцев назад

Bu şahsın Dumlupınar Başkomutan Tarihî Millî Parkı'na, şehitliklere ve tüm müzelere girişi yasaklanmalı

Фото профиля 🇹🇷eFkAn🇹🇷
🇹🇷eFkAn🇹🇷6 месяцев назад

Böyle geri zekalı insanları bu ülkede barındıran bizlere yazık Bunlara bu ülkede bir dilim ekmek verip beslemek ülkeye ihanettir.

Фото профиля hiç
hiç6 месяцев назад

Birisi şu salağa askerliği anlatsın Düello sanıyor mal Savaş filmi bile seyretmemiş gerizekalı Post paylaşmış

Фото профиля m.ozturk
m.ozturk6 месяцев назад

Yunan bunun ebesinede dokunmuş, aklı orda kalmış belliki. Bozuk tohum.

Фото профиля ykp.akks
ykp.akks6 месяцев назад

+araştırıcılık yapıyor.

Фото профиля Yenal
Yenal6 месяцев назад

Hakkında bu kadar yüzeysel, çarpıtılmış ve tarihsel gerçeklerden kopuk bir anlatım yapmak gerçekten akıl alır gibi değil. Önce şunu netleştirelim: Bu savaş, askeri tarihin en net kuşatma ve imha harekâtlarından biridir. Türk ordusu Yunan kuvvetlerini ablukaya almış ve büyük ölçüde imha etmiştir. “Nasıl kaçtılar, nasıl İzmir’e gittiler” gibi sorular, savaşın dinamiklerini bilmemekten kaynaklanıyor. Bu bir masa oyunu değil; cepheler, geri çekilmeler, dağınık birlikler ve lojistik gerçekler var.Sonrası Yunan ordusu düzensiz şekilde geri çekilirken geçtiği yerlerde katliam ve tahribat yapmıştır—bu doğru. Ama bunu “Türk ordusu yoktu” gibi sunmak ya cehalettir ya da bilinçli çarpıtmadır. Türk ordusu takip harekâtı yürütüyordu ve 9 Eylül’de ’e girerek işgali bitirdi. “Önce Yunan geldi, yaktı, sonra biz geldik baktık” gibi bir anlatım, tarih değil; düpedüz manipülasyon. Ayrıca gibi ideolojik figürlerin sözlerini tarihsel gerçeklerin yerine koymak, meseleyi anlamaya değil, çarpıtmaya hizmet eder. Tarih sloganla değil, belgeyle, askeri kayıtlarla ve akademik çalışmalarla konuşur. Kısacası: Bilmeden konuşmak bir hata olabilir ama bu kadar kesin konuşup yanlış bilgi yaymak sorumsuzluktur.

Фото профиля Elnur Bayram
Elnur Bayram6 месяцев назад

Akıl, mantık diyor bir de 🤦... Ne akıl var, ne mantık.

Фото профиля zinedarak61
zinedarak616 месяцев назад

Bu orospunun bilgisi anca bukadar ne yaparsan yap beyin olmayan yere bilgi yetiştirmeye gerek yok..

Фото профиля Çağrı Aktaş
Çağrı Aktaş6 месяцев назад

Vatan hainliği bu , buz gibi boru gibi

Фото профиля Çydnçra
Çydnçra6 месяцев назад

Ebu cehil den bile daha cehil.

Фото профиля Kağan38
Kağan386 месяцев назад

Ey Arap cariyesi o gösterdiğin taburlar arası mesafeyi dusman ordusuna uzaklığını dusmanin arkasina geçilince otomatikman kendi ateşinin arasında kalınabileceğini senin fesli deden de sende akil edemediğiniz için boş boş konuşuyorsun git Arap şeyhlerine cariyelik yap

Фото профиля eseker
eseker6 месяцев назад

Böyle herkes video çekince kendini bir şey sanıyor. Sadece toplumun Milli değerlerine saygısızlık yapıyor. Bunu buraya gönderen, bu videoyu çektiren, burada yayınlanmasını sağlayanlar, o büyük zaferi öyle iyi biliyorki kuduruyor kuduruyor. Ama bu devlet unutmaz ona göre

Фото профиля ozdemir saka
ozdemir saka6 месяцев назад

Evet yunanin tek bi mobil ordusu vardi bi orda bi burda geziniyordu, senin ben olmayan beynini…

Фото профиля MASON GREENWOOD 🇬🇧
MASON GREENWOOD 🇬🇧6 месяцев назад

Her şey oldunuz bir Türk olmayı beceremediniz. Türk düşmanlarının götünü sikeyim sabah sabah, hatta 7/24. Bu bayrak altında yaşamak istemeyen siktirsin gitsin.

Фото профиля yavuzerol01
yavuzerol016 месяцев назад

Bu fareleri görünce Türkiye’de ne kadar cahil ve hain varmış diyoruz.

Фото профиля 2Laf
2Laf6 месяцев назад

Hemen ileride şehitlik var, bu yaratığın inandığını sandığı dinde en yüce mertebe şehitlik, şu çocuk 8 yaşında.O şehitlikte baba ve oğul ilk defa cephede karşılaşıyor, her ikisi de orada şehit düşüyor. Yunan galip gelmedi diye babasını kaybetmenin üzüntüsünü yaşayan bu tipler🤮

Фото профиля Eflatun 2335
Eflatun 23356 месяцев назад

Dikkat edilmesi gereken cümle “ONLARIN ŞEYTANI Mİ GÜÇLÜYMÜŞ”

Фото профиля Sercankuzey
Sercankuzey6 месяцев назад

Sivrisinekler de uyanmaya başlamış gözlüğe bak aq bi de üstad diyo🤣🤣

Фото профиля Mademoiselle
Mademoiselle6 месяцев назад

Bu sorgulayıcı kadını bulun ve tarihimizi öküze anlatır gibi teker teker anlatın lütfen 💩

Фото профиля levent arte
levent arte6 месяцев назад

Ne satıyo lan bu ,Mahallesi'ndeki dedikoduyu anlatır gibi .

Фото профиля eskikafa
eskikafa6 месяцев назад

Örtüğü örtmüş akıl yağarken başına geçmemiş yine fikir var akıl yok.

Фото профиля Sailor
Sailor6 месяцев назад

Burnunun ucundaki gelişen olayları çözemeyen,anlayamayan,idrak edemeyen ya da bunları yapabilse de, üç kuruşluk çıkarı için talan edilen ülkenin durumuna sessiz kalıp destek veren bu kafanın, kendinden yıllar önce yaşanmışlıkları bilmesini, anlamasını tabi ki beklemiyoruz.

Похожие видео

TÜRK ORDUSU SAVAŞTA GALİP GELDİ, MASADA MAĞLUP EDİLDİ! 🇹🇷 Cihat Yaycı: Şimdi işin en trajik, en acı tarafı burasıdır. Türk ordusu Yunan ordusunu yeniyor. Teselya’da ilerliyor. Epir cephesinde savaşıyor. Yunan ordusu ağır bir mağlubiyet alıyor. Savaş yaklaşık bir ay sürüyor. Türk askeri şehit oluyor, gazi oluyor, kan döküyor ve sahada kazanıyor. Sonra ne oluyor? Büyük devletler araya giriyor! İngiltere, Fransa, Rusya, Almanya, Avusturya-Macaristan ve İtalya… “Durun, masaya oturun.” diyorlar. Ve askerin savaş meydanında kazandığı zaferin siyasi sonuçları masada sınırlandırılıyor. 1897 İstanbul Antlaşması imzalanıyor. Yunanistan savaş tazminatı ödemek zorunda kalıyor. Osmanlı lehine bazı sınır düzenlemeleri yapılıyor. Ama Türk ordusunun savaş meydanındaki üstünlüğü ölçüsünde bir siyasi sonuç ortaya çıkmıyor. Osmanlı ordusu işgal ettiği Teselya topraklarının büyük bölümünden çekiliyor. Peki bu savaş niçin çıkmıştı? Girit meselesi yüzünden! Yunanistan Girit’e asker göndermişti. Osmanlı Devleti, Girit’in kendi toprağı olduğunu söylüyordu. Savaşı Türk ordusu kazanıyor. Ama Girit meselesinin sonunda ne oluyor? Girit Osmanlı Devleti’nin elinden fiilen çıkıyor! Büyük devletler daha savaş sırasında Girit’e müdahale etmişti. Hatta 21 Mart 1897’de İngiliz, Fransız, Rus, Alman, İtalyan ve Avusturya-Macaristan donanmaları Girit’i abluka altına almıştı. Sonra Girit’e uluslararası askeri güç yerleştiriliyor. Ve çok önemli bir şey oluyor: 1898’de Türk askeri Girit’ten tamamen çıkarılıyor! Büyük devletler, adadaki düzen ve güvenliğin artık kendi kuvvetleri tarafından sağlanacağını ileri sürüyorlar. Türk askerinin çekilmesinin ardından Girit’teki Osmanlı idaresi fiilen sona eriyor. Ardından özerk Girit Devleti kuruluyor. Başına kimi getiriyorlar? Yunanistan Kralı I. Georgios’un oğlu Prens Georgios’u! Düşünebiliyor musunuz? Ada hukuken henüz Yunanistan’ın değil. Ama özerk yönetimin başına Yunan Kralı’nın oğlunu getiriyorlar! İşte asıl ibret alınması gereken nokta budur. Önce diyorlar ki: “İki taraf arasında çatışma var. Uluslararası güç gelsin. Huzuru sağlasın. Güvenliği biz sağlayalım.” Sonra Türk askerinin varlığı sorgulanıyor. Ardından: “Artık Türk askerine ihtiyaç yok. Güvenliği biz sağlarız.” deniliyor. Ve Türk askeri Girit’ten çıkarılıyor. Sonra? 1908’de Girit’in Yunanistan’la birleşmesi tek taraflı ilan ediliyor. 1913’te ise Girit resmen Yunanistan’a bağlanıyor. İşte Girit’in bize bıraktığı çok ağır tarihi ders budur: ÖNCE ULUSLARARASI GÜÇ GELDİ. SONRA TÜRK ASKERİ ÇIKARILDI. SONRA ÖZERKLİK GELDİ. SONRA YUNANİSTAN’LA BİRLEŞME GELDİ. Türk ordusu 1897’de savaş meydanında yenilmedi. Yunan ordusunu mağlup etti. Fakat askeri zaferin siyasi karşılığı büyük devletlerin müdahalesiyle sınırlandırıldı ve savaşın çıkışındaki temel mesele olan Girit, birkaç yıl içinde Osmanlı Devleti’nin fiili hakimiyetinden çıktı. Bugün Girit tarihini bunun için anlatıyorum. Çünkü tarih yalnızca geçmişi öğrenmek için okunmaz. Aynı yöntemlerin tekrar edilip edilmediğini anlayabilmek için de okunur. Kıbrıs’taki Türk askerinin varlığı tartışılırken Girit’te yaşananları unutmamak gerekir. Girit’te önce “uluslararası güvence” denildi. Sonra Türk askeri çıkarıldı. Ve sonunda ada kaybedildi. GİRİT’TE YAŞANANLARI UNUTMAYACAĞIZ! Yayının tamamını aşağıdaki bağlantıdan izleyebilirsiniz 👇

TÜRK DEGS / TURK MAGS

11,830 просмотров • 7 дней назад

GİRİT, ÇOK HAZİN BİR TÜRK SOYKIRIMI HİKAYESİDİR! 🇹🇷 Cihat Yaycı: Girit, çok hazin bir Türk soykırımı hikayesidir. Girit’te yaşananların mutlaka filmi yapılmalıdır. Çünkü Türk milletinin hafızasından silinen çok büyük bir insanlık dramı vardır. Girit Türklerinin hatıralarında anlatılan acılar korkunçtur: “Daha düne kadar ekmeğimizi paylaştığımız komşularımız karınlarımızı deşmeye, boğazlarımızı kesmeye başladılar.” İnsanlar canlarını kurtarmak için sahillere kaçıyor. Kadınlar, çocuklar, bebekler sandallara bindiriliyor. Tek amaçları hayatta kalmak ve Anadolu’ya ulaşmak. Kimi ulaşabiliyor, kimi ulaşamıyor. Girit’in Türk nüfusu katliamlar, baskılar, göçler ve nüfus mübadelesi sonucunda adadan siliniyor. Bu yalnızca Girit’in hikayesi değildir. Son birkaç yüzyılda Balkanlardan Kafkaslara, Adalar Denizi’nden Kıbrıs’a kadar milyonlarca Türk ve Müslüman öldürüldü, yerinden edildi veya Anadolu’ya sığınmak zorunda bırakıldı. Girit bunun en hazin örneklerinden biridir. 1897’ye gelindiğinde Girit’teki isyan ve toplumlar arası şiddet büyük bir krize dönüşüyor. Şubat 1897’de Yunanistan Girit’e asker çıkarıyor. Yunanistan’ın adayı kendi topraklarına katma girişiminin ardından kriz Türk-Yunan savaşına doğru ilerliyor. Ve 17 Nisan 1897’de Türk-Yunan Savaşı başlıyor. Türk ordusu Teselya cephesinde Yunan ordusunu ağır yenilgiye uğratıyor ve hızla ilerliyor. Fakat Girit meselesi burada bitmiyor. Avrupa’nın büyük devletleri devreye giriyor. İngiltere, Fransa, Rusya, İtalya, Avusturya-Macaristan ve Almanya Girit krizine müdahil oluyor. Sonrasında yaşanan süreç daha da ibret vericidir: 1898’de Türk askeri Girit’ten çıkarılıyor. Ada Osmanlı hakimiyetinden fiilen koparılıyor. Girit özerk hale getiriliyor. 1908’de Yunanistan’la birleşme ilan ediliyor. 1913’te ise Girit resmen Yunanistan’a bırakılıyor. Yani Girit’in kaybı bir günde olmadı. Önce Türk nüfusu hedef oldu. Ardından Yunan askeri geldi. Avrupa devletleri müdahale etti. Türk askeri adadan çıkarıldı. Sonra ada fiilen koparıldı. En sonunda Yunanistan’a bağlandı. İşte Girit’i bugün yeniden okumamızın sebebi budur. Çünkü milletler yalnızca zaferlerini değil, başlarına gelen felaketleri de hatırlamak zorundadır. Girit’te yaşanan Türk dramını gençlerimize anlatmak, belgelerini ortaya çıkarmak, akademik çalışmalarını çoğaltmak ve bunu güçlü bir sinema eseriyle gelecek nesillere aktarmak gerekir. GİRİT’İ UNUTURSAK, GİRİT’TE NE OLDUĞUNU DA UNUTTURURLAR. Yayının tamamını aşağıdaki bağlantıdan izleyebilirsiniz 👇

TÜRK DEGS / TURK MAGS

38,106 просмотров • 7 дней назад

Ne dediysem o ! 2021 yılında " 3.Dünya savaşı ve Türkiye üzerine senaryolar kitabını yazdım ve Destek Yayınlarından yayınlandı." 2022 yılında , Ulusal TV kanalları yasaklı olduğumuz için youtube kanallarında çıktım, açıkladım. Koskocaman devlet var ya , Dört buçuk milyon kamu personeli,siyasi partiler uyumaya devam etti. Dün, ABD savunma bakanlığına danışmanlık yapmış bir Albay ,ABD TV'LERİNDE sahaya sürüldü.Yarı resmi denebilecek bir açıklama yaptırıldı. Bütün medya neredeyse PKK/YPG terör ordusunun İsrail,ABD,Rusya ile Türkiye'ye saldırı başlatılacağını ve Türkiye hükümetinin savaş ilanına hazırlandığını, yakında açıklayacağını öğrenmiş oldu. Ermenistan ordusu üniforması giyinmiş ABD'Lİ ve Batı vatandaşı Ermeni askerler... PKK/ YPG terör forması giyinmiş ABD,İNGİLİZ ve batı vatandaşı Kürt lejyonerler. Yunan ordusu üniforması giyinmiş ABD'li Rum ve Yunan askerler... Muavenet gemimizi batıran Rum asıllı ABD askerini hatırlayın. 2023 / MI6 istihbarat raporunda açıkladığım zaman koro halinde küfredenler vardı. İade etmiyorum,dümdüz sövüyorum. Rastgelsin, sonuna kadar yaşanacaklar yaşanmadan anlaşılmayacak. Tıpkı 4.5 yıl Anadolu işgalinde yaşandığı gibi. Kalanlarla ne olacaksa o kadar ... KURTULUŞ İÇİN / KURT ULUS dedik. Kuvva-i Türk ile ATABEY 19 ATA TÜRK ocaklarında toplanalım dedik. #sondakikahaber #OndokuzBiziz #HüseyinHakkıKahveci #Atabey19HHK #sondakika

Atabey Hüseyin Hakkı Kahveci

28,405 просмотров • 2 лет назад

"İzmir'in dağlarında çiçekler açar" sıradan bir mısra değildir. Aylarca süren kanlı bir işgalin sona erişini haykıran müjdenin ifadesidir. 9 Eylül'de yaşanan kurtuluşu anlamak için işgalin ne kadar kanlı ve milletin haysiyetini ne kadar zedelediyici bir illet olduğunu çok iyi bilmek gerekir. 15 Mayıs günü Saat 08.00’e geldiğinde ilk gemi İzmir Limanı’na girdi. Karaya çıkan askerler, başlarında Hrisostomos'un bulunduğu kalabalık Papaz Heyeti tarafından dini törenle takdis edilmeye başlandı. Bu esnada gemiler düdüklerini öttürürken bando takımı Yunan milli marşlarını çalıyor ve tüm bu gürültüye kilisenin çan sesleri eşlik ediyordu. Hrisostomos, yaşlı gözlerle gördüğü her subaya “Zito!” diye haykırarak sarılıyor ve intikam telkininde bulunarak kanlı bir gerilim kapısını ardına kadar alıyordu. Saatler 10.00'da kıkarma işlemi tamamlandıktan sonra Yunan birlikleri Kremer-Splandit Palas Oteli’ne doğru yürüyüşe geçti. Otelin önünde âdeta şenlik başladı. Milli oyunlar oynanıyor, Rum ahali ile askerler büyük bir Yunan bayrağı açarak işgali kutluyordu. Başka bir birlik de bu esnada Yunan bayrağıyla kışlaya doğru yürüyüşe başladı. Tramvay hattının bulunduğu yola varıldığında üzerinde siyah elbise, kafasında şapka ve elinde silah bulunan bir Rum, Yunan askerlerin önüne geçti. Onları yüreklendirecek birkaç cümle söyleyip eliyle kenarda askeri geçidi izleyen Türklerin işaret etti ve ani bir hareketle Türklere doğru atıldı. Bir Yunan askeri de ona katılıp sokak kenarında bekleyen Türklerden birine dipçikle vurdu. Onu, süngüsünü Türklerin üzerine gelişigüzel savuran başka bir asker izledi. Bunun üzerine kalabalık bir anda iç içe girdi. Yaşanan boğuşma ve yükselen uğultular arasında bir el ateş sesi duyuldu. Kısa süreli sessizliğin ardından siyah elbiseli Rum yüzükoyun yere yuvarlandı. Yunan askerleri derhal silahlarına sarılıp Türklere doğru âdeta yaylım ateşine başladı. Kaçışan insanlar, ezilen çocuklar ve kanlar içinde yere yığılanlar... Ortalık bir anda kan gölüne dönmüş, kanlı bir katliam başlamıştı. O esnada Ragıp Paşa Oteli’ne bitişik küçük saat dükkânında bulunan Aziz Efendi, katliamın ilk çığlıklarını duyar duymaz silahını cebine koyup Kemeraltı Caddesi’ne doğru yürümeye başladı ve kurşunlarını ilk gördüğü Yunan askerlerine doğru korkusuzca saçtı. Çatışma haberleri kısa süre içinde şehrin tamamına yayıldı. Kışlaya ve Hükümet Konağı’na yönelen Yunan askerleri karşılarına çıkan Türklere acımadan ateş ediyor, fırsatını bulanlar ise süngülerini kullanmaktan çekinmiyordu. Bir Yunan birliği, beraberindeki makineli tüfeği çalıştırarak kışlayı taramaya başlayınca süreç kontrolden çıktı. Ali Nadir Paşa beyaz bir bayrak bularak tüm maiyetini kışlanın önüne dizdi ve ne olursa olsun karşılık verilmeyeceği yönünde emir vererek teslim olmak için beklemeye başladı. Nizamiyeden içeri giren bir Yunan teğmen, karşısında teslim olmak için hazır duran Ali Nadir Paşa’ya küfürler savurarak tokat attı. Onu gören diğer askerler, kışla girişinde dizilen askerlere saldırdı. Ağır bir dayağın ardından sıra sıra dizilen Türk askerleri, Yunan askerlerinin nezaretinde sahile doğru yürüyüşe geçirildi. Yunan askerleri yürüyüş esnasında şiddet uygulamaya devam ediyor, Türk askerlerinin “Zito!” diye bağırmasını istiyordu. Yürüyüşün başından beri buna direnen Albay Süleyman Fethi Bey, bir Yunan askerinin dikkatini çekerek durduruldu. Yunan askeri “Zito Venizelos!” diye bağırmasını emretmesine rağmen Süleyman Fethi Bey söylememekte ısrar etti. Ardından darp başladı. Fakat Süleyman Fethi direnmeye devam ediyordu. Bütün tehditler karşısında “Bir Türk askeri ancak milletinin büyükleri için ağzını açar!” diye haykırınca Yunan askerlerinden biri öne çıkarak süngüsünü Süleyman Fethi’nin göğsüne sapladı. Onu başka bir süngü darbesi izledi. Akabinde pek çok asker aynı anda süngüleriyle saldırdı. Üzerindeki üniformasıyla kanlar içinde yere yığılan Süleyman Fethi, ağır yaralı olarak hastaneye kaldırıldı ve bir süre sonra son nefesini verdi. Sağ kalanlar sahile doğru yürürken tokat, dipçik ve süngü saldırıları devam etti. Yüzbaşı Necati Bey, o saldırılardan biri esnasında yere yığılınca başka bir Yunan askeri tarafından süngülenerek şehit edildi. Türk askerlerinin maruz kaldığı vaziyeti cadde kenarlarından izleyen sivil Türkler de nasibini alıyordu. Bir Rum, sustalı çakısıyla bekleyenlere saldırıp eline geçen herkesi öldürüyor, sahilde sıkıştırılan başka Türkler de önce denize atılıyor, akabinde silahla vuruluyordu. Katliam dalgası kısa süre sonra Hükümet Konağı’na sıçradı. Gözleri dönen Yunan askerleri öfke içerisinde Hükümet Konağı karşısındaki oteli işgal edip Hükümet Konağı’na ateş açmaya başladı. Akabinde binadaki herkes darp edilerek elleri havada avluya indirildi. Onları avluda eli sopalı Rumlar bekliyordu. Nitekim memurların hepsi yağmur altında sopalarla dövüldü. Sonrasında yağmur eşliğinde sahile doğru yürüyüşe geçirildi. Vali Kambur İzzet, o esnada yanında bulunan oğluna çaresizce “Zito bağır, Zito bağır!” diye uyarılarda bulunuyordu. Rumlar gruplar halinde evden eve dolaşarak bulabildiği her şeyi alıp götürüyordu. Dükkanlar, iş yerleri, imalathaneler... Bulabildiklerini gasp etmekten çekinmiyor, karşı koyanları öldürmekte tereddüt etmiyorlardı. Benzer hadiseler İzmir Lisesi’nde de cereyan ediyordu. Bir yüzbaşı komutasındaki yirmi Yunan askeri tarafından basılan lise, silah arama bahanesiyle boşaltıldı. Bahçeye indirilen öğrencilerden çoğu esir alınarak sahile doğru yürüyüşe geçirildi. Yürütülen kafilelerin yolları çakıştığında sekiz yaşlarında bir çocuk, az ileride yerde yatan askerin babası Necati Bey olduğunu fark etti. Yunan askerlerinin arasından geçip koşmaya başlayan çocuk, kanı yağmur suyuna bulanmış şekilde yerde cansız yatan babasına sarılıp ağlamaya başladı. Birkaç saniye sonra aniden nefessiz kaldığını hissetti. Önce şiddetli bir acı bedenini sardı. Akabinde hareketsiz halde babasının üzerine düştü. Bir Yunan askeri, babasının cesedi üzerinde ağlayan çocuğu, sırtından süngüleyerek öldürmüştü. Katliam bitmiyordu. Sıra Gümrük İdaresi’ne gelmişti. Baş Müdür Agâh Bey, bina kapısının şiddetle vurulduğunu duyunca her şeyden habersizce aşağıya indi. Karşısında elinde Revolver’iyle öfkeli biçimde bakan Yunan askerini ve beraberindekileri görünce ellerini havaya kaldırdı. Askerler öfkeyle bağırarak üst kata çıktı ve Agâh Bey’in odasına girdi. Çekmeceler ve kasa didik didik edildi. Bulunan paraların tamamı gasp edildi. Yaklaşık yirmi beş memur Agâh Bey’le birlikte sağanak yağmur altında bahçede toplandı. Yunan askerleri önce memurların başlarındaki fesleri attı. Akabinde “Zito Venizelos!” diye bağırmalarını isteyerek dipçiklerle vurmaya başladı. Bir müddet bu şekilde yürütülen memurlar, bir Yunan askerinin emir vermesi üzerine koşmaya başladı. Bu şekilde rıhtıma kadar koşturulan memurların artık takati kalmamıştı. Kimisi istemeyerek de olsa duraklıyor ve nefeslenme ihtiyacı hissediyordu. Onlardan biri de Veznedar Nâzım’dı. Alsancak İskelesi’ne vardıklarında fazlaca kilolu olmasından dolayı nefesi kesilmiş ve yere çömelmişti. Vaziyeti gören bir Yunan askeri yanına yanaşıp kalkmasını söyledi. Fakat Veznedar Nâzım kalkacak durumda değildi. Yunan askeri ikinci bir uyarıda bulunma gereksinimi hissetmedi. Bunun yerine silahının dipçiğiyle Veznedar Nâzım’ın başına sert bir darbe indirdi. Aldığı darbenin etkisiyle sersemleyip yere yığılan Nâzım, başına toplanan Yunan askerleri tarafından tekmelerle dürtülmesine rağmen hareketsizce yerde yatıyordu. İçlerinden biri süngüsünü çekip sırtına sapladı. Veznedar Nâzım, oracıkta şehit oldu. Yunanlar tarafından sahile getirilen Türkler, kötü muamele eşliğinde iskeleye yanaşan vapura bindirildi. Önce güvertede bekleyen sopalı askerler tarafından dövüldüler, akabinde at dışkısıyla dolu ambar içine hapsedildiler. Türkçe konuşmayı bilen bir Yunan subayı, “Hepinizi köpek gibi boğazlayacağız, haydi mezarlarınıza!” diyerek ambarın kapısını sürgüledi. Gemilere sığmayan Türkler ise bir toplama merkezine götürüldü. Toplama merkezine varıldığı vakit herkes sıraya dizildi. Yunan askerleri, Türkleri aşağılamak için başta Allah, peygamber ve Kur’an-ı Kerim olmak üzere bütün kutsallara en ağır hakaretleri etmeye başladı. Bazı Yunan askerleri öfke nöbetine girerek savunmasız Türkleri katletmekten çekinmedi. Bir İngiliz kontrol subayı o anları “İzmir civarındaki kırsal kesimde yaşayan Rum halkı, ordunun silah depolarını yağmalayıp Türk köylerini talan ettiler ve Müslümanları av sürer gibi kovalayıp öldürdüler” yazarak not aldı. O sabah İzmir’de onlarca sivil, asker, kadın ve çocuk katledildi. Yüzlercesi yaralandı. Süvari polislerinden Halit, Manisalı Sağır Hasan, Ispartalı Ahmet, Sanayi Mektebi öğrencilerinden İhsan ve polis memurlarından Fahri ile Refik Hüseyin acımasızca katledildi. Urla Polis Komiseri Giritli Hüseyin’in, Giritli Ahmet’in, gazeteci Hasan Tahsin’in ve gazete dağıtan iki çocuğun bedenleri parçalanmış halde bulundu. İnzibat askerlerinden Refik’in cesedi neredeyse tanınmaz hale getirildi. Hükümet Konağı’na ateş açmak için Yunan askerleri tarafından işgal edilen otelde, aralarında çocukların ve kadınların bulunduğu sekiz ceset tespit edildi. Boğulmuş kırk beş ceset sahile vurdu. Tilkilik Maliye Tahsil Şubesi Memuru Nuri Bey’in ölü bedeninde elliye yakın süngü darbesi sayıldı. Tüm bunlar, yalnızca bir günde gerçekleşti. Fakat işgal tam 1214 gün sürecekti. İşte, biz 9 Eylül günü tüm bu haysiyetsizliklerden kurtulduk. Kıymetini bilelim. Sahip çıkalım.

Con Sinov

298,219 просмотров • 1 год назад

Yıllar önce 1997'de Turgut Özakman; Necip Fazıl Kısakürek, Kadir Mısıroğlu benzerlerinin yalanlarını belgelerle ifşa etmişti. 3 yıl kadar öncede Cengiz Özakıncı; Cevat Rıfat Atilhan, Necip Fazıl Kısakürek ve Kadir Mısıroğlu'nun yalanlarını belgeler göstererek ifşa ediyor. Namuslu, Ahlâklı, vede Vatanperver bir Türk vatandaşı olan Haim Nahum nasıl, niçin hangi güçler tarafından kötü gösterildi ? Dünyadaki Siyonist Museviler Siyonist olmayan hatta Siyonizme karşı olan Haim Nahum'a niçin saldırmakta? Toz konduramadıkları Vahdettin tarafından Haim Nahum Türkiye lehine Türk devletinin çıkarlarını savunmak ve barışı sağlamak için mi İsviçreye Amerikaya gidiyor? Oralarda yaşayan Siyonist Yahudiler akranlarını bunun için mi sık sık uyarıyor? Ona yaklaşmayın diyor? Sürekli basında yapılan Haim Nahum karşıtı haberlerle Dünya Yahudileri ne için uyarılmakta? Siyonistler Haim Nahum'a Türkiyenin ve Osmanlının ajanı damgasını vurdu mu ? 1920 yılında İstanbulda yaşayan Museviler arasında yapılan secimde Siyonist Yahudiler çoğunluğu sağlayınca Haim Nahum Hahamlıktan atıldı mı? yabancı ulusların haberlerinde Manisalı Haim Nahum için Grek düşmanı, Yunan işgali karşısında Musevileri örgütleyip, savaştırdı mı ? Siyonist olmayan Yahudilerle Yunanların arasını açtı mı ? Yabancı Basınlar bu haberleri yaptı mı? (Dikkat Türk basınıda değil ki bir bahane uydurulabilsinler) Yunanlıların yaptıkları yangınları, tahribatları ve bütün katliamları Musevi bir Türk vatandaşı olarak Dünyaya duyurdu mu ? Özakıncı Kamuoyunu aydınlatma görevi gereğince 3 yıl önce canlı yayında bunların belgelerini de göstererek anlatıyor. Siz O duygu dolu yıllarda yaşayıp yaşayan bir insan evladı olsaydınız çok fazla vatan hainininde olduğu bir dönemde din ve ırk ayrımı yapmaksızın bu kadar vatanperver olan ve uğurda çalışıp çabalamış bir insanı dini ve ırkı farklı olduğu için dışlar miydiniz ? Fransız ekolünden olup çok iyi Fransızca bilen birini ki 40 küsür Türk heyeti içinde meziyetleri göz önüne alınarak ona yer vermez miydiniz söz konusu vatansa başka duyguları vatan duygularının önüne geçirir miydiniz ?

Kemalist Adam 🇹🇷

11,870 просмотров • 6 месяцев назад

Prof. Dr. İlber Ortaylı : ✅ Lozan Antlaşması kesin bir diplomatik zaferdir. Bu antlaşma sayesinde Türkiye Türklerin olmuştur. ✅ 12 Adalar’ın Lozan’la verildiği yalandır, 1912 Uşi Antlaşması ile İtalya’ya terk edilmiştir... ✅ Batı’ya verilen tüm taviz ve kapitülasyonların Lozan ile kaldırılması sayesinde tam bağımsızlık kazanılmıştır. ✅ Lozan sayesinde Atatürk, Cumhuriyet kurulduktan sonra yabancıların elindeki demiryolu, gaz, posta vs. tüm kamu hizmetlerini devletleştirmiş, imtiyazlı yabancı şirketlerin imtiyazları iptal edilmiş ve ekonomik bağımsızlık kazanılmıştır. ✅ II. Abdülhamid döneminde kurulan Düyûn-u Umûmiye ve Düyûn-u Umûmiye’nin reji idaresi vardı ki binlerce köylüyü katletmiştir, feshedilmiştir. Reji idaresi kaldırılmış ve Türk köylüsü köle olmaktan kurtulmuştur. ✅ Kendi mahkemeleri ve hukukları olan azınlıklara verilen tüm tavizler kaldırılmıştır, eğitim imtiyazları iptal edilmiştir eğitim birliği sağlanmıştır. ✅Lozan öncesi Yunanistan ile imzalanan mübadele anlaşması Lozan antlaşması ile teyit edilmiş , anlaşmanın eki olmuş ve Anadolu'daki 3 bin yıllık Yunan varlığı son bulmuştur. Türkiye Türklerin olmuştur. ✅ Ekümenik sıfatı ile devlet içinde devlet olan Fener Rum Patrikhanesi, Fatih Kaymakamlığı’na bağlı bir kilise olmuş, tüm siyasi ve idari yetkileri kaldırılmıştır. Bu sayede Megali İdea’ya bir darbe de vurulmuştur. (İlk darbe Kurtuluş Savaşı) ✅ Yunanistan Anadolu’da Türk katliamları yaptığını kabul etmiş, savaş tazminatı olarak Karaağaç Türkiye’ye verilmiştir. Osmanlı’nın 1. Dünya Savaşı sebebiyle ödeyeceği savaş tazminatı da silinmiştir. ✅ Osmanlı borçları, Osmanlı’dan ayrılan diğer milletlerle paylaşılmıştır... Atatürk Lozan Antlaşması için; "Bu antlaşma, Türk milleti aleyhine asırlardan beri hazırlanmış ve Sevr Antlaşması’yla tamamlandığı zannedilmiş büyük bir suikastın yıkılışını ifade eden bir vesikadır. Osmanlı tarihinde emsali görülmemiş bir siyasi zafer eseridir.” Demiştir. Lozan Anlaşması Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin tapusudur. Sevr hayali kuran BOPçu Türk düşmanları yıllardır Lozan'a saldırmaktadır...

KABAC 𐱅𐰇𐰼𐰰 🇹🇷

156,930 просмотров • 2 месяцев назад

Deniz Zeyrek: “2023 yılında 11,1 milyon Türk yurt dışına çıkmış. Bu sayı 2024’te 11,39 milyon olmuş. 2025’in rakamı ise 12 milyonu bulmuş. Türkler, 2025 yılında yurt dışında yaklaşık 10 milyar dolar harcamış. 2025’te sadece Yunan adalarına giden Türklerin sayısı 1,5 milyonu aşmış. Üstelik bu 1,5 milyon kişinin Yunan adalarına giriş sayısı 2,6 milyonu bulmuş (Bazı insanlar birden çok gitmiş). Yunanistan 2025 yılında 1,1 milyon Türk’e kapıda vize vermiş. Türklerin sadece Yunan adalarında 2025 yılında harcadığı para ise 500 milyon euroyu bulmuş. Feribot seferlerindeki rezervasyon artışlarına göre bu rakamların 2026 sonunda %25-30 civarında artması bekleniyormuş. Belli ki Türkiye’ye yakın Yunan adaları, Türk tatilciler için çekim noktası olmuş. Yunanistan’a olan ilgi Türklerle de sınırlı değil. İngilizler, Almanlar, kuzey Avrupa ülkelerinin vatandaşları Yunan adalarına akın ediyor. Bugün itibariyle turizm Yunanistan milli gelirinin yaklaşık %25’ine dolaylı ya da doğrudan katkı sağlıyor. Yüzbinlerce insana istihdam yarattığı gibi ülkenin en büyük döviz kaynağına dönüşmüş. Yunanistan’da bunlar olurken coğrafi olarak “turizm cenneti” olan ülkemizde son beş yılda gıda enflasyonu aldı başını gitti. Kira artışları kontrol edilemiyor. Enerji maliyetleri, personel giderleri de eklendiğinde otellerde restoranlarda maliyetler yükseldi ve turizmciler de bu maliyeti fiyatlarına yansıtmak zorunda kaldı. Bir diğer faktör; euro ve dolar kuru baskılandığı için Türkiye’deki döviz bazlı fiyatlar yurt dışındaki fiyatların üzerinde kaldı. Basit bir örnek: Bodrum’da en ucuz 300 liraya (5,5 euro) içilen bir fincan kahve herhangi bir Yunan adasında 3 euro. Arada yaklaşık 140 lira fark var. Gıda enflasyonu nedeniyle yemek ücretlerinde bu fark daha da açılıyor. Alkollü ürünlerde ise fiyatlar zaten iktidarımızın sistematik olumsuz politikaları nedeniyle Türkiye’de kıyaslanamayacak kadar yüksek. Geçen hafta sonu arkadaşlarımla Sisam Adası’na gittim ve hepsini bizzat yerinde gözlemledim. Muhteşem bir koyda kapısından çıkıp üç metre ötedeki denize girilen bir butik otelde iki kişilik bir odaya üç gece için 17 bin lira ödedik. İki kişi dört gün boyunca 10 öğün yemek için 16 bin lira ödedik (Fiyatlar üzerinden yaptığım küçük bir araştırmayla aynı yemeklerin Ankara’da dahi 25 bin liraya mal olacağını gördüm). Yurt dışı çıkış harcı ve feribot dahil maliyetimiz 43 bin lira oldu. Oysa aynı tarihlerde (Şubat ayında indirimli erken rezervasyon yaptırılmış) Marmaris’teki her şey dahil bir otelde kalan arkadaşım üç gece için 70 bin lira ödemişti. Ankara-Marmaris ulaşımını da katarsak rakam 80 bin lirayı aşıyor. Aradaki farktan da anlayacağınız gibi en önemli faktör fiyat. Pahalı ve kalitesiz değil, ucuz ve kaliteli bir tatili tercih ediyor insan. Bir de güne operasyon haberleriyle uyanılan, tutuklamaların, kavga gürültünün gırla gittiği bir ülkede herkesin üzerine sinen, yüzlerine yansıyan o negatif enerji ve yüksek gerilimin olumsuz etkisi var. Ne yalan söyleyeyim İnsan, birbirine karşı saygılı, nezaketli, gülümseyen, eğlenen, şarkı söyleyen, dans eden mutlu ve neşeli insanların yaşadığı bir yerde tatili daha çok hissediyor.”

Kupür Haber

18,910 просмотров • 1 месяц назад

Doktor yâda psikolog değilim ama hanımefendinin ve yanındaki zerzevatın Histerik patolojik bir vaka olduklarını anlamak için doktor/psikolog olmaya gerek olduğunu sanmıyorum. Nerede Türk düşmanı varsa övgülerine mazhar olan Halk Tv ve gazeteci kılıklı tetikçileri kaç gündür Ülkü Ocaklarımıza salyalarını akıtıp duruyorlar. Neymiş efendim Ülkü Ocakları MEB ile nasıl protokol imzalarmış? Tabi bu Türk ve Türkiye düşmanlarına göre Rotary kulüpleri, terör örgütü PKK sempatizanlarına Burs verildiği herkesçe malum olan Çağdaş Yaşam Derneği, yada LGBT ve türevlerinden biri MEB ile masaya otursa (ki bu saydıklarımın hiçbir dengimiz ve muhatabız değildir.) tabiki kendilerince bir problem olmayacağını gayet iyi biliyoruz..! Bir diğer bildiğimiz bu kendinden başka her fikre düşman olan bu güruhun sürekli sahte adalet, ilke, doğruluk, halkçılık duyarı kastığıdır. Bunların adaleti, ilkeleri, doğruları, halkçılığı sadece kendilerinden menkuldür.(!) Bir vatandaşı ele alalım eğer Cumhur ittifakına destek veriyorsa onlar için mümkünse yaşam hakkı bile elinden alınması “Neden olmasın” cevabı kadar basit bir konudur.(!) CHP eliyle bu canice düşüncelerin yıllardır toplumu nasıl kutuplaştırdığını hepimiz hayretle esefle izliyor görüyor itiraz ediyoruz. Ülkü Ocaklarımızın yapmış olduğu bilim, Sanat, kültür, edebiyat, teknoloji, tarım, sosyoloji, spor ve daha nice alanlardaki çalışmalarını görmeyenler Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz’ın katilleriyle aynı sapkın ideolojiye sahip olanlardır.! Ülkü Ocaklarımıza kem gözle bakmak ABD ile aynı mevziye girmek demektir. Ülkü Ocaklarımıza itibar suikasti yapmak maksadıyla sürekli kamuoyu oluşturma çabası Türklüğe husumettir. Ülkü Ocaklarımızı ve onda nefes bulan Türk Gençliğini hakir görmek “alçaklık” olduğu kadar beyhude bir çabadır. Siz ve sizin gibilere rağmen Türk gençliği Ülkü Ocaklarında zamanın ruhunu yakalayarak çağın gerçekliği ve gerekliliğine göre öğrenecek ve milli şuurla yetişmeye devam edecek… Bizde 50 yıldan fazla yapmış olduğumuz gibi içlerinden nice Aziz Sancarlar çıkaracak zemin ve mekanı kendilerine sağlamaya devam edeceğiz…

Fatih Aydın

13,983 просмотров • 1 год назад

25-📌Erdoğan, MÖ 8. Yy dan beri Türkler, Sakalar İskitler olarak Anadolu'da olduğumuzu biliyoruz dedi, arkasından bir ay geçmeden uyduruk bir DNA testi yayınlayıp Osmanlı Hanedanı'nı Sibirya İskitlerine bağladılar😃 üstelik bu zübükler yıllarca İskitlere Hint/İrani dediler! Birileri düğmeye bastı, uyandırıldılar... bu zübüklerin kim olduklarını çok iyi biliyorsunuz. Diyorlar ki; efendim, Osmanlı Hanedanı Türk olsun, ne olur? İyi de, 500 yılda yaptıkları ortada, bu yaptıkları resmen Türk düşmanlığı ve kıyım, böyle bir hanedanı ABD'nin Ankara büyükelçisi Tommy Barrak savunabilir, Yunan, Ermeni savunabilir çünkü onlar son ana kadar mutlu idi, devletin kaymağını yiyorlardı, Türkmen Oğuz dedelerimizde onlar boğazın iki yakasındaki ve Marmara denizinin kenarındaki Yalılarda Köşklerde Sefa sürsün diye can veriyorduk! Peki biz şimdi hangi gerekçe ile Osmanlı düzenini savunalım?.. kişiler ile bir kavga gütmüyoruz ama düzen düzen değildi!! Yeni Osmanlıcılık, Atatürk'ün Cumhuriyeti'ni yok etmek, uyduruk hilafet düzenine geri dönmek, devletimizi Türklerin elinden almak için kurgulanmış Siyonist plan olduğunu hala anlamadıysan sen mankurt ya da kriptoludur zaten!! Sonuçta, Osmanlı Hanedanı'nı Sibirya İskitlerine bağlamak nafile çabadır. Tanju Özcan'ın dediği gibi Kandıramazsınız. ...

Sakalar İskitler(Gizlenen Eski Anadolu Halkı)

14,176 просмотров • 1 год назад

Tatlı Hayat dizisinin 1975 ABD yapımı The Jeffersons dizisinin uyarlaması olduğunu biliyor muydunuz? Bu konuda bir Ekşi Sözlük kullanıcısı (kelly bundey) derleme yapmış, ben size özet geçeyim: Tatlı Hayat'ta da The Jeffersons'ta da yoksul mahallesinden zengin mahalleye (siteye) göç etme ile başlar hikaye. İki hikayede de kahramanımız kuru temizlemeci ve 7 dükkanı var. Tatlı Hayat'ta komşular Yorgo ve Feraye'dir. Buradaki çatışma Türk-Yunan çatışması olarak belirlenmiş. Asıl dizi The Jeffersons'ta ise çatışma zenci-beyaz üzerinedir. Zira komşulardan biri beyazdır ve İhsan Yıldırım'ın Yorgo'nun Yunan olmasına takılması gibi burada beyaz komşuya takılırlar. Zebra ailesi derler bu aileye. Hizmetçi Menekşe de asıl dizide vardır. Hatta bir dönem o kadar çok sevilmiş ki ona ayrı bir dizi yapılmış ama pek tutmayınca gri dönmüş diziye. İrfan da tıpatıp bir kararkter olarak vardır orijinal dizide. Kapı çarpma sahneleri de bolca vardır ve The Jeffersons 'taki karakter de bizim İrfan gibi kalbi güzel, kendi güzel, saf, temiz ve yardımsever biridir. Birleşmiş Milletler'de tercümandır o da. İhsan'ın egoist, menfaatçi, işkolik ve sonradan görme tavırları , Sevinç'in saf ve bir o kadar sempatik halleri, Yorgo ve Feraye'nin kendilerini komşularına kabullendirme çabaları, Menekşe'nin laf sokmaları, Muharrem'in bahşiş koparma çalışmaları, İrfan'in kafayı sıyırmış tavırları, Başar ve Pelin'in evlilikleri ve hatta çocuklarının kız olmaları vs vs. Neredeyse tıpatıp uyarlanmış bu dizi memleketimizdeki en güzel sitcom dizisidir bana göre. Sanırım, seslendirme sanatçılarının en çok konuk olduğu dizi de buydu. Bir ara ona dair bir seri hazırlamıştım ama kısa sürdü. Bir ara hepsini paylaşalım. İyi seyirler. #kimseslendirdi #tatlıhayat #TheJeffersons #halukbiliner #türkanşoray

Sedat Tulumdaş

21,752 просмотров • 1 год назад